Erdoğan’dan Muhalefete “Mandacılık” Suçlaması

Kabine toplantısının ardından konuşan Erdoğan, “Muhalefet yolsuzluk soruşturmalarının üstünü örtmek için Batı’ya ve Batılı medya kuruluşlarına yalvarırken biz Türkiye’nin itibarını küresel ölçekte artırmaya çalışıyoruz” dedi ve ekledi:

“Mandacılık hastalığından kurtulamayan ana muhalefetin bizim bu duruşumuzu, Türkiye’yi nereden nereye getirdiğimizi anlaması zaten mümkün değil. Onlar bırakın dünyayı okumayı burunların dibini bile görmekten acizler. Ülkemizde nasıl bir değişim yaşandığı kavrayışa sahip değiller. Batı karşısında mahçup ve mağlup kendi devletine karşı mağrur ve müfsid bir karakterle adeta zihnen mefluç olmuş durumdalar.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine toplantısı sona erdi. Yaklaşık 3,5 saat süren toplantının ardından Erdoğan, gündeme dair konuştu.

Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: “Kabine olarak içeride ve dışarıda yoğun bir gündemle ülkemize hizmet mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Eğilmeden, bükülmeden, zorbalıklar karşısında asla geri adım atmadan milletimizin hakkını ve hukukunu en güçlü bir şekilde savunuyoruz. 11-13 Nisan tarihlerinde düzenlenen 4. Antalya Diplomasi Forumu, Türk dış politikasının gücünü görmemiz açısından yeni bir fırsat teşkil etti. Foruma 21’i devlet ve hükümet başkanı olmak üzere toplam 155 ülkeden 6 bini aşkın katılımcı iştirak etti. Forum süresince gerçekleştirilen 50 oturumda eğitim, iklim krizi, çok kutupluluğa pekçok konu yetkin isimler tarafından ele alındı.

Ülkemizin zulüm karşısında vicdanlı duruşunun sergilenmesi konusu fevkalade önemliydi. Türkiye’nin Suriye ve Gazze başta olmak üzere bölgesel meselelere dair net tavrını ortaya koyduk. Filistin halkının yanında olduğumuzu tüm dünyaya ilan ettik. Suriye’deki çıkarlarımızı koruma noktasında tereddüt göstermeyeceğimizi tekrar teyit ettik. Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın bir an önce son bulması için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğimizi vurguladık. Dünyanın 155 ülkesinden 6 binin üzerinde katılımcının iştirak ettiği bir uluslararası etkinliği daha hamdolsun başarıyla icra ettik.

Aylar süren titiz hazırlık ve emek neticesinde bizlere bu gururu yaşatan Dışişleri Bakanlığımızı ve foruma destek veren tüm kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. Türkiye olarak adaleti, barışı, diplomasiyi öncelemeye devam edeceğiz. 10 Nisan tarihinde Endonezya Cumhurbaşkanı ve heyetini ülkemizde misafir ettik. 4 asrı aşan kardeşlik bağlarımızın olduğu Endonezya ile ilişkilerimizin geniş bir yelpazede yakaladığı ivmeden gurur duyuyoruz. Savunma sanayi, müteahhitlik, sağlık, gıda sektörüne kadar kuracağımız yeni ortaklıklarla inşallah bu hedefe ulaşacağız.

Ortadoğu’daki her gelişme, kriz, sorun doğrudan doğruya bizi, ülkemizi, milletimizi, ekonomimizi, güvenliğimizi ilgilendirmektedir. Girişimci, proaktif ve cesur anlayışla hadiseleri okumak, politikalarımızı güncellemek mecburiyetindeyiz. Bu mücadelede güçlü kurumlara sahibiz. Hariciye teşkilatımız bugün 260’ı aşkın temsilciliğiyle dünyanın en geniş 5 diplomatik ağı arasında yer alıyor.

TİKA, AFAD, Kızılay, THY, Yurtdışı Türkler Başkanlığı, Türkiye Maarif Vakfımız birbirinden önemli projelere imza atıyor. Askeri mevcudiyetimiz genişlerken savunma sanayi ürünlerimiz birçok ülke tarafından kullanılır hale geldi. Türkiye’nin sert güç ve yumuşak güç unsurları daha önce hiç olmadığı kadar dış politikamızda etkin rol oynuyor. Cumhurbaşkanlığı sisteminin avantajları kullanarak bölgedeki değişimin olumlu yönde seyretmesi için yoğun gayret gösteriyoruz.

Muhalefet yolsuzluk soruşturmalarının üstünü örtmek için Batı’ya ve Batılı medya kuruluşlarına yalvarırken biz Türkiye’nin itibarını küresel ölçekte artırmaya çalışıyoruz. Mandacılık hastalığından kurtulamayan ana muhalefetin bizim bu duruşumuzu, Türkiye’yi nereden nereye getirdiğimizi anlaması zaten mümkün değil. Onlar bırakın dünyayı okumayı burunların dibini bile görmekten acizler. Ülkemizde nasıl bir değişim yaşandığı kavrayışa sahip değiller. Batı karşısında mahçup ve mağlup kendi devletine karşı mağrur ve müfsid bir karakterle adeta zihnen mefluç olmuş durumdalar.

Türkiye çok kutuplu dünyada bir kutup başı olarak ağırlığını daha fazla hissettirmektedir. Yeniden şekillenen küresel sistemde Türkiye inşallah hak ettiği yeri bu sefer mutlaka alacaktır. Türkiye her halükârda sulhu sükunun tarafındadır. Her komşusunun, her dostunun, her kardeşinin kendisinden emin olduğu bir ülkedir. Aynı zamanda Türkiye sınırları zorlanacak, dostluğu ya da düşmanlığı test edilecek bir ülke de değildir. İstiklal ve istikbalimiz uğrunda gerekirse baş veririz ama asla zalime baş eğmeyiz.

Kışkırtmalar karşısındaki serinkanlı tavrımız asla zaafiyet olarak algılanmamalıdır. Suriye konusunda Türkiye’nin sabrını sınamak yerine örgüt gibi değil devlet gibi hareket etmelidir. Suriye’nin kalıcı huzura ve istikrara kavuşmasına kim engel olursa açık söylüyorum karşısında Suriye hükümeti ile birlikte bizi de bulacaktır. Terör koridoru ile Suriye’nin parçalanmasına nasıl müsaade etmediysek bu ülkenin bölünmesine asla izin vermeyiz. Suriye’de 8 Aralık öncesine geri dönüş gibi bir ihtimal ortadan kalkmıştır. 8 Aralık devrimiyle bu ülkede artık yeni dönem başlamıştır. Suriye huzura ve istikrara kavuştukça bunun kazananı bölgedeki tüm halklar olacaktır. Türkiye bu sürecin başarıya ulaşması için elinden geleni yapacaktır. Gazze’deki kardeşlerimizin kendi yurtlarında özgürce yaşamaları için her desteği vereceğiz.

“İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalıyoruz”

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine giderek daha fazla maruz kalıyoruz. ‘Son ağaç kesildiğinde, son nehir kirlendiğinde, son balık öldüğünde o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız’. Evet insanlık olarak bizden öncekilerden devraldığımız, çocuklarımızın bize emaneti olan tabiat, hava, su, toprağı hoyratça kullanmanın faturasına daha çok muhatap olduğumuz dönemin içindeyiz. Bazen kuraklık bazen sel, dolu ve zirai don gibi meteorolojik olaylarla iklim değişikliği kendini belli ediyor.

Tarımsal üretim iklim değişikliğinden en çok etkilenen alanların başında geliyor. Hava sıcaklığındaki ani düşüşler sebebiyle ülkemizin belli bölgelerinde don, kar yağışı, dolu olaylarıyla karşı karşıya kaldık Kimi yerlerde termometreler eksi 17 dereceyi gösterdi. Bu vesile ile bir kez daha tüm üreticilerimize, çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum Tarım ve Orman Bakanlığımız ilk günden beri süreci yakından takip etti. Her felaketi fırsata dönüştürmek isteyen habis zihniyet burada da boş durmadı. Hasar tespit çalışmaları tamamlanmadan millete korku salmada her türlü manipülasyona başvurdular. Yurt dışına bağlı olacağımıza kadar her türlü tezviratı ortalığa boca ettiler. Tarım Bakanlığımız karşı karşıya olduğumuz ilk tabloyu ortaya koydu. Başta hububat, baklagiller, yağlı tohumlar olmak üzere stratejik öneme sahip tarım ürünlerinde yurt içinde gıda arzını olumsuz bir risk yok elhamdülillah yok.

Sıcaklıklardan dolayı bazı meyve çeşitlerinde sıkıntı sözkonusu. Kayısı, üzüm, elma, şeftali, nektarin gibi meyve gruplarında farklı derecelerde hasar meydana geldiğine işaret ediyor. Hasar tespit çalışmalarından sonra durum daha net ortaya çıkacaktır. Tarım ve Orman Bakanlığımız gerekli adımları atmaktadır. Bu olay bizlere Tarsim’in önemini tekrar hatırlatmıştır. Don, sel, kuraklıktan etkilenmemek için prim bedelinin yüzde 70’i kadarının devletimizce ödendiği yaptırılması, çiftçi kayıt sistemine kayıt olması büyük önem taşıyor.

2006’dan bugüne üreticilerimize 33,5 milyar lira hasar tazminatı ödedik. Bugünkü kabine toplantımızda üreticilerimizin zararını tazmin konusunda neler yapabiliriz, bunu enine boyuna değerlendirdik. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı ve zirai don sigortası olmayan üreticilerimizin yaptıkları harcamaların hasar oranında karşılanması için Tarım Bakanlığımız çalışmalar başladı. Hükümetimizin tüm imkanlarıyla tüm kapasitesiyle bu zor günlerinde çiftçilerimizin, üreticilerimizin yanında olduğunun bilinmesini istiyorum. Bu konuyu yakından takip edeceğiz.

Tek bir canımızı daha trafik kazasında kaybetmeyelim diye 28 Mart-6 Nisan tarihleri arasında trafik güvenliğimizi en üst seviyede tuttuk. Trafik kazaları ve can kayıplarının önüne geçmek için bayramlarını görev başında geçiren kardeşlerimin her birine teşekkür ediyoruz. Denetim sayımızı artırdık. Bu yıl ölümlü ve yaralanmalı kazalarda yüzde 4,6 oranında düşüş oldu. Yine de 74 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine maalesef engel olamadık. Vefat eden kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılarımıza acil şifalar niyaz ediyorum. Hepimizi acıya boğan bu kazaların en büyük nedeni aşırı hızdır. 6 bin 268 kazanın yüzde 41’i hız ihlalinden kaynaklandı. 74 canımızın 44’ünü aşırı hızdan kaybettik. Bayram boyunca otoyol ve köprülerimizden toplam 25 milyon 715 bin araç geçiş yaptı. 731 bin otobüs seferi gerçekleştirildi, 9 milyon 110 bin yolcu taşındı.

Artık yollarda milyonlarla ifade edilen araç sayılarından 100 milyonlara yaklaşan yolcu rakamlarından bahsediyoruz. Yolcu sayılarındaki bu artışlar doğu, batı, kuzey, güney demeden ülkemizi baştan başa yüksek standartlı yol ağıyla donatmamızla doğrudan bağlantılıdır. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla birbirine bağlı iken bu sayı 77’ye yükseldi. Bölünmüş yollarımız ülkemizin yol ağının yüzde 43’ünü oluştururken trafiğin yüzde 83’üne hizmet veriyor. Bu yollarla trafik güvenliği, seyahat hızı ve konforunu artırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında düşüş sağladık. Taşıt hareketliliği yüzde 195 oranında artarken trafik kazalarında kaza yerinde can kaybı geriledi. Kafa kafaya çarpışmalardan kaynaklı trafik kazaları ve ölümlerin büyük oranda önüne geçtik.

“Trafik kazalarını daha aşağı çekmek için…”

Son 10 yılda yol ağımızda toplam 6 bin 100 km. banket sarsma bandı uygulaması gerçekleştirdik. Yoldan çıkma türü kazalar yüzde 40 oranında azaldı. 2024 yılı sonu itibariyle devlet ve il yolları genelinde toplam 33 bin km. otokorkuluk bulunuyor. Farklı tedbir ve yatırımlarla yol güvenliğimizi artırıyoruz. Trafik kazalarını daha aşağı çekmek için sürücü ihlallerin mutlaka önüne geçmemiz gerekiyor. Kanunsuz çakar kullanımı cezaların artması, illegal çakar kullanım oranı yüzde 80 oranında düştü. Bunu sıfırlayana kadar denetimlerimizi sürdüreceğiz. İçişleri Bakanlığımız bir çalışma yürütüyor. Milletimizden gelen şikayetlere kulak verilerek bu çalışmayı ilgili tüm taraflarla istişare ettikten sonra kamuoyumuzun ve Meclisimizin takdirine sunacağız. Trafik magandaları başta olmak üzere halkımızın güvenliğini tehdit edenlere caydırıcılıkları uygulayacağız.

Trafik kazalarından kaynaklanan can kayıplarını daha da azaltmaya kararlıyız. 12 Nisan Cumartesi günü Antalya Havalimanı binalarının açılışını yaptık. Antalyamızı yıllık 82 milyon yolcu kapasitesine sahip yeni tesislere kavuşturmuş olduk. Bizim işimiz hizmet ve eser üretmek. Biz milletimize efendi olmaya değil hizmetkâr olmaya geldik. İllerimizi ve insanlarımızı oy tercihine göre ayıranlardan olmadık. Biz şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Ufkumuzda büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmek var. 23 yıldır muhalefetin engelleme girişimlerine rağmen daima bunun için ter döktük, emek verdik. İnşallah bundan sonra da 85 milyon için aşkla çalışmaya devam edeceğiz.

10 bini Milli Eğitim Akademesine olmak üzere toplam 25 bin yeni öğretmen ataması sürecini başlattığımızın müjdesini bugün gençlerimizle paylaşmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığımız kapsamlı bilgilendirmeyi önümüzdeki dönemlerde yapacak.”

Paylaşın

Yüzlerce İsrailli Yazardan Benyamin Netanyahu’ya “Savaşı Bitir” Çağrısı

David Grossman, Joshua Sobol ve Zeruya Shalev gibi yazarlarında aralarında olduğu yaklaşık 350 İsrailli yazar, Gazze’de devam eden savaşın derhal sona erdirilmesini talep eden açık bir mektup yayınladı.

Haber Merkezi / İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sert bir dille eleştirildiği mektupta, Netanyahu’nun kişisel siyasi çıkarlar uğruna savaşı uzattığı belirtildi.

Mektupta, imzacıların büyük çoğunluğunun geçmişte İsrail ordusunda görev yaptığı ve İsrail devleti ve kültürünün inşasına katkı sağladığı da vurgulanıyor.

İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, Hamas öncülüğündeki güçlerin 7 Ekim 2023’te İsrail’in güneyine düzenlediği ve yaklaşık 1.200 kişinin ölümüne, 250’den fazla kişinin rehin alınmasına yol açan operasyonun ardından başlamıştı.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 51 bine yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 116 bin 343’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), ateşkesin bozulduğu 18 Mart’tan bu yana Gazze Şeridi’nde yaklaşık 400 bin kişinin yerinden edildiğini bildirdi.

UNRWA, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı bir paylaşımda, ateşkesin derhal yenilenmesi ve insani yardım ile ticari malzemelerin kesintisiz akışının sağlanması çağrısında bulundu.

Paylaşın

Her Yudumda Böbreklere Zarar Veren Beş İçecek

Böbrekler vücudun sessiz işçileridir. Bu organlar, atıkları filtreler, sıvıları dengeler ve temel mineralleri kontrol altında tutar. Çoğu zaman, farkında olmadan bu organların sağlıkları tehlikeye atılır.

Haber Merkezi / Örneğin bazı içecekler zararsız hatta ferahlatıcı gibi görünürler, ancak bu içecekler faydadan çok zarar verirler. İşte her yudumda böbreklere zarar veren içecekler:

Koyu renkli gazlı içecekler: Bu içecekler, onlara o keskin tadı veren fosforik asitle doludur. Araştırmalar, yüksek fosforik asit alımını böbrek hasarı ve böbrek taşı riskinin artmasıyla ilişkilendirmiştir.

Hazır meyve içecekleri: Hazır satın alınan meyve içecekleri çok az gerçek meyve içerir.Hazır meyve içecekleri şekerler, koruyucu maddeler ve yapay tatlandırıcılarla doludur. Bu yüksek şeker içeriği insülin artışlarına, yüksek tansiyona ve sonunda kronik böbrek sorunlarına katkıda bulunur.

Alkol: Ara sıra az miktarda alkol almak zarar vermese de, düzenli alkol alımı böbreklerin daha fazla çalışmasını sağlar. Düzenli alkol alımı böbrek yetmezliğinin önde gelen nedenlerinden biridir.

Enerji içecekleri: Enerji içecekleri uyanıklık ve dayanıklılık vaat ediyor, ancak bu kutuların içindekiler farklı bir hikaye anlatıyor. Enerji içeceklerindeki yüksek miktarda kafein, eklenmiş şekerler ve sentetik vitaminler böbrekleri aşırı uyarır.

Spor içecekleri: Spor içecekleri, sodyum, şeker ve yapay renklerle doludurlar; bunların hepsi düzenli olarak tüketildiğinde böbreklere zarar verebilir.

Böbrek dostu içecekleri seçmek neden önemlidir?

Böbrekler çok fazla şey istemez, sadece temiz hidrasyon, dengeli bir yaşam tarzı ve toksinlere düşük maruziyet. Sağlıklı içecekler iltihaplanma riskini azaltır, atıkların atılmasına yardımcı olur ve elektrolit dengesini korur.

Doğru içecekler ne zaman tüketilmeli?

Sabahın erken saatleri, yemeklerden önce, limonlu su veya bitkisel infüzyonlar gibi detoks içeceklerini tüketmek için en iyi zamanlardır.

Gün boyu, yudum yudum su içmek böbrekleri zorlamadan vücudun susuz kalmamasını sağlar.

Paylaşın

Bebeklerde Uyku Düzeni: Hangisi Normal Hangisi Değil?

Bebeklerin uyku düzeni ebeveynler için kafa karıştırıcı olabilir. Bebekler ilk aylarının çoğunu uyku halinde geçirirler, ancak uyku döngüleri yetişkinlerden çok farklıdır.

Haber Merkezi / Yeni doğan bebekler günde 14 ila 17 saat uyurlar, gece ve gündüz kavramları yoktur ve uyku düzenlerini sık sık değiştirirler.

Bebekler, 4 – 6 aylıkken, geceleri daha uzun süre (yaklaşık 6 – 8 saat) uyumaya başlarlar ve gündüzleri birkaç kez kestirirler. 1 yaşındayken, çoğu bebeğin her gün 12 ila 14 saat uykuya ihtiyacı vardır.

Yeni doğan bebeklerin uyku döngüsü yaklaşık 50 – 60 dakika sürer, bu nedenle daha sık uyanırlar ve uyku sürelerinin yaklaşık yarısını beyin gelişimi için gerekli olan REM (hızlı göz hareketi) uykusunda geçirirler.

Uyku gerilemeleri çeşitli aşamalarda yaygındır (genellikle 4. ayda, 8. ayda ve 12. ayda). Bu gerilemeler, genellikle gelişimsel dönüm noktaları veya diş çıkarma nedeniyle oluşan geçici uyku kesintilerini içerir.

Ebeveyn olarak aşırı uyuşukluk, nefes almada veya beslenmede zorluk gibi anormal belirtiler fark ederseniz, bir çocuk doktoruna danışmanız önerilir.

Sağlıklı bir uyku düzeni oluşturmak için ipuçları:

Uyku vakti rutini oluşturun: Bebeğinizin gevşemesine yardımcı olmak için sakinleştirici ve öngörülebilir bir uyku vakti rutini geliştirin.

Uykuya elverişli bir ortam yaratın: Odanın karanlık, sessiz ve rahat bir sıcaklıkta olduğundan emin olun.

Uykululuk işaretlerini izleyin: Bebeğinizin esnemesi veya gözlerini ovuşturması gibi uykululuk işaretlerine dikkat edin.

Aşırı uyarılmadan kaçının: Yatmadan önce yüksek sesle müzik çalmak veya bebeğinizi parlak ışıklara maruz bırakmak gibi aşırı uyarılmalardan kaçının.

Paylaşın

“SkinnyTok” Nedir? Tehlikeli TikTok Trendi

“SkinnyTok” adı verilen yeni bir trend ortaya çıktı: “Skinny” ve “TikTok” kelimelerinin birleşiminden oluşan bu terim, genellikle kadınlara kilo verme ipuçları sunan videoları ifade ediyor.

Haber Merkezi / Bu sözde “ipuçları”, yalnızca sürdürülemez değil, aynı zamanda düzensiz beslenmeye tehlikeli derecede yakın olan davranışları da teşvik ediyor.

SkinnyTok’taki en çok paylaşılan sloganlardan bazıları şunlar: “Karnın guruldadığında, seni alkışladığını hayal et.” “Küçük olmak istiyorsan, küçük ye. Büyük olmak istiyorsan, büyük ye.” “Ödül almaya ihtiyacın yok. Sen bir köpek değilsin.”

Uzmanlar ne diyor?

SkinnyTok, uzmanlar tarafından ciddi şekilde eleştirilmektedir. Bu trendin özellikle gençler üzerinde uzun vadeli zararlar oluşturabileceğini vurgulayan uzmanlar, konuya ilişkin uyarılarını beş madde altında sıralıyorlar:

Yeme bozuklukları Riski: Aşırı zayıflığı teşvik eden içerikler, anoreksi, bulimia gibi yeme bozukluklarını tetikleyebilir.

Beden algısı bozukluğu: Gençlerde gerçekçi olmayan beden idealleri oluşturur, özsaygıyı ve özgüveni olumsuz etkileyebilir.

Sağlıksız beslenme alışkanlıkları: Düşük kalorili veya dengesiz diyet önerileri, besin eksikliklerine ve metabolik sorunlara yol açabilir.

Psikolojik etkiler: Sürekli zayıflık baskısı, kaygı, depresyon ve sosyal izolasyonu artırabilir.

Fiziksel sağlık sorunları: Aşırı kilo verme, kalp sorunları, hormonal dengesizlikler ve bağışıklık sistemi zayıflığı gibi riskler doğurabilir.

Önleme:

Uzmanlar, “SkinnyTok” gibi zararlı trendlerin etkisini önlemek için ise şu adımların atılabileceğini söylüyorlar:

Medya okuryazarlığı eğitimi: Gençlere sosyal medya içeriklerini eleştirel bir şekilde değerlendirmesi öğretilebilir.

Sağlıklı beden algısı teşviki: Sağlıklı yaşam tarzı ve pozitif beden algısı üzerine eğitimler düzenlenebilir.

Ebeveyn ve eğitimci farkındalığı: Ebeveynler ve öğretmenler, zararlı içeriklere karşı rehber olabilir.

Platform düzenlemeleri: TikTok gibi platformlar, yeme bozukluklarını teşvik eden içerikleri kaldırabilir; sağlıklı içeriklere öncelik verebilir.

Profesyonel destek: Yeme bozukluğu belirtileri gösteren bireyler psikolog veya diyetisyen desteği alabilir.

Sağlıklı rol modeller: Zayıflığı değil, sağlıklı yaşamı yücelten içeriklerin öne çıkarılması teşvik edilebilir.

Paylaşın

Kan Grubuna Göre Hangi Yiyeceklerden Uzak Durulmalı?

Muhtemelen hepiniz kendinize şu soruyu sormuşsunuzdur: “Herkes aynı şekilde mi beslenmeli?” veya “Bir gıdanın sağlıklı olarak tanımlanması, herkesin onu tüketmesi gerektiği anlamına mı gelir?” Peki ya kan grubu?

Haber Merkezi / Kan grubuna göre beslenme, Dr. Peter D’Adamo’nun 1996’da yayımladığı ve kan gruplarının evrimsel kökenlerine dayanarak beslenme önerileri sunduğu “Eat Right 4 Your Type” kitabıyla popülerleşen bir beslenme yaklaşımıdır.

Bu beslenme yaklaşımındaki temel fikir, her kan grubunun (A, B, AB, 0) genetik özelliklere bağlı olarak belirli yiyeceklere daha iyi tepki verdiği ve bazı yiyeceklerin ise sindirim, bağışıklık veya metabolik sorunlara yol açabileceği yönündedir.

İşte kan gruplarına göre beslenme önerileri:

0 Grubu: D’Adamo’ya göre 0 grubu, insanlığın en eski kan grubu olup avcı – toplayıcı atalara dayanır. Bu nedenle yüksek proteinli bir beslenme bu grup için uygundur.

Önerilenler:

Protein: Kırmızı et (sığır, kuzu), balık (somon, morina), kümes hayvanları.
Sebze: Brokoli, ıspanak, kara lahana gibi yeşil yapraklılar.
Yağlar: Zeytinyağı, keten tohumu yağı.
Meyve: Erik, incir, kiraz gibi alkali meyveler.

Uzak durulması gerekenler:

Tahıllar: Buğday, mısır, yulaf (gluten hassasiyeti iddia edilir).
Baklagiller: Mercimek, fasulye (sindirimde zorluk yaratabilir).
Süt ürünleri: Süt, peynir (çoğu 0 grubu bireyin laktozu sindiremediği öne sürülür).
Diğer: Kahve, alkol, işlenmiş gıdalar.

A Grubu: A grubu, tarım toplumlarının ortaya çıkmasıyla ilişkilendirilir. Vejetaryen bir yaşam tarzına daha uygun olduğu düşünülür.

Önerilenler:

Sebze: Brokoli, havuç, ıspanak, kabak.
Meyve: Yaban mersini, limon, greyfurt, ananas.
Tahıllar: Karabuğday, kinoa, yulaf.
Baklagiller: Mercimek, soya fasulyesi, siyah fasulye.
Protein: Soya ürünleri, az miktarda balık (somon, sardalya).

Uzak durulması gerekenler:

Et: Kırmızı et, tavuk (sindirimde ağır geldiği iddia edilir).
Süt ürünleri: Yoğurt, peynir (bağışıklık sistemini zayıflatabilir).
Sebzeler: Patates, domates, biber (lektin içeriği nedeniyle sakıncalı bulunur).
Diğer: İşlenmiş karbonhidratlar, şeker.

B Grubu: B grubu, göçebe topluluklarla bağdaştırılır ve hem bitkisel hem hayvansal gıdalara uyum sağladığı düşünülür.

Önerilenler:

Protein: Kuzu, tavşan, balık (morina, alabalık), yumurta.
Süt ürünleri: Yoğurt, kefir, az yağlı peynir (B grubu laktozu iyi sindirir).
Sebze: Brokoli, pancar, havuç.
Tahıllar: Yulaf, kinoa, pirinç.

Uzak durulması gerekenler:

Et: Tavuk, domuz eti (lektinlerin bağışıklık sistemini etkilediği öne sürülür).
Tahıllar: Mısır, buğday, çavdar.
Baklagiller: Mercimek, nohut.
Diğer: Yer fıstığı, susam, ayçiçeği tohumu.

AB Grubu: En yeni kan grubu olarak kabul edilir ve A ile B’nin özelliklerini birleştirir.

Önerilenler:

Protein: Deniz ürünleri (somon, sardalya), hindi, tofu.
Süt ürünleri: Yoğurt, kefir, az yağlı peynir.
Sebze: Brokoli, ıspanak, kereviz.
Meyve: Üzüm, kiraz, kivi.
Tahıllar: Pirinç, kinoa, yulaf.

Uzak durulması gerekenler:

Et: Kırmızı et, tavuk (sindirimde zorluk yaratabilir).
Baklagiller: Siyah fasulye, barbunya.
Diğer: Mısır, kafein, alkol.

Kan grubuna göre beslenme, ilginç bir görüş olsa da bilimsel olarak kesin bir doğruluğu yok. Yine de bazı kişiler için yapılandırılmış bir beslenme rehberi sunduğu için motive edici olabilir.

Örneğin, 0 grubu için düşük karbonhidratlı diyet veya A grubu için bitkisel ağırlıklı beslenme, genel sağlık trendleriyle uyumludur ve fayda sağlayabilir. Ancak bu diyeti körü körüne takip etmek yerine, kendi ihtiyaçlarınızı ve sağlık hedeflerinizi göz önünde bulundurmanız önemlidir.

Paylaşın

İdeal Siyasal Yönetim Nedir? Platon, Aristoteles Ve Demokritos

İdeal siyasal yönetim nedir? Günümüz dünyasında, ideal siyasal yönetim liberal demokrasilerin güçlü kurumlar, bağımsız yargı ve aktif sivil toplumla desteklendiği model olarak görülür.

Kurtuluş Aladağ / Liberal demokrasi modeline göre; Bireyler ve gruplar arasında ayrım yapmadan herkesin hakları korunur, hukukun üstünlüğü sağlanır ve tüm vatandaşlar eşit muamele görür.

Halkın yönetim süreçlerine katılımı teşvik edilir, demokratik mekanizmalar (seçimler, referandumlar, sivil toplum) aracılığıyla bireylerin görüşleri dikkate alınır.

Yönetim, karar alma süreçlerinde açık ve şeffaf davranır ve yetkililer yaptıklarından sorumlu tutulur. Kaynaklar akılcı bir şekilde kullanılır, altyapı ve hizmetler toplumun refahını artıracak şekilde düzenlenir.

Düşünce, ifade, din ve toplanma gibi temel özgürlükler güvence altına alınır, farklı görüş ve gruplar arasında denge kurularak toplumsal barış ve istikrar sağlanır. Çoğunluğun iradesi, azınlık haklarını göz ardı etmeden uygulanır.

“Halkın bilgisizce karar alması kaosa yol açar”

İlk çağ düşünürleri de bu konuda farklı yaklaşımlar sunmuşlardır. Platon, ideal siyasal yönetimi filozof kralların bilgeliğiyle ilişkilendirdi. Platon, bu görüşünü özellikle Devlet (Republic) adlı eserinde ayrıntılı bir şekilde ele aldı.

Platon, toplumun ancak bilgeliğe ve erdeme dayalı bir yönetimle adil ve uyumlu olabileceğini savundu. Filozof krallar, hakikati arayan, akıl ve bilgiyle donanmış kişilerdir. Bunlar, çıkar çatışmalarından uzak, yalnızca toplumun ortak iyiliğini düşünür.

Platon, toplumu üç sınıfa ayırır:

Yöneticiler (Filozof Krallar): Akıl odaklı, bilgiye ulaşmış, yönetimde yetkin.
Koruyucular (Askerler): Cesaret ve disiplinle toplumu koruyanlar.
Üreticiler (Esnaf, çiftçi vb.): Arzularına yönelen, üretim ve geçim sağlayanlar.

Platon’a göre, her sınıf, kendi doğasına uygun rolü oynar ve toplumsal uyum sağlanır.

Filozof kralların seçilmesi için sıkı bir eğitim süreci öngören ve sadece en yetkin ve erdemli olanlar yönetici olacağını vurgulayan Platon, yöneticilerin kişisel çıkar, zenginlik veya güç peşinde koşmalarını reddeder.

Adaletin, her sınıfın kendi görevini yapması ve kimsenin başkalarının alanına müdahale etmemesiyle sağlanacağını belirten Platon, demokrasiyi ideal bir siyasal yönetim olarak görmedi; ona göre halkın bilgisizce karar alması kaosa yol açar.

Platon’un öne sürdüğü model, elitist ve hiyerarşik bulunarak eleştirilse de, Platon’un amacı, akıl ve erdemle yönetilen bir toplumun kaos ve adaletsizlikten kurtulmasıydı.

Platon’un öğrencisi Aristoteles ise ideal siyasal yönetim konusunda hocasından farklı bir yaklaşım benimsedi. Aristoteles, Politika (Politics) ve Nikomakhos’a Etik gibi eserlerinde bu görüşlerini ayrıntılı bir şekilde ele aldı.

Aristoteles’e göre ideal siyasal yönetim, vatandaşların erdemli bir yaşam sürmesini sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. Ancak Platon’un filozof krallar fikrinden farklı olarak, Aristoteles daha geniş bir katılımı savunmuş ve erdemi toplumun geneline yaymayı hedefledi.

Aristoteles, en iyi yönetim biçiminin anayasal yönetim (politeia) olduğunu düşündü. Politeia’da, ne tek bir kişinin (monarşi) ne de sadece zenginlerin (oligarşi) ya da çoğunluğun (demokrasi) mutlak hakimiyeti vardır. Orta sınıfın ağırlıkta olduğu bir sistem, aşırılıkları önler ve istikrar sağlar.

Aristoteles, yönetim biçimlerini üçe ayırdı ve her birinin yozlaşmış haline dikkat çekti:

Monarşi (tek kişinin erdeme dayalı yönetimi): Yozlaşmış hali “Tiranlık”
Aristokrasi (az sayıda erdemli kişinin yönetimi): Yozlaşmış hali “Oligarşi”
Politeia (orta sınıfın anayasal yönetimi): Yozlaşmış hali “Demokrasi”

Aristoteles, her toplumun yapısına göre bu biçimlerden birinin uygun olabileceğini, ancak Politeia’nın genellikle en pratik ve dengeli olduğunu savundu.

“Yasaların üstünlüğü keyfi yönetimi engeller”

Hocası Platon’un bilge yöneticilere verdiği ağırlığa karşılık, Aristoteles yasaların üstünlüğünü vurgu yaptı. Aristoteles’e göre, iyi düzenlenmiş yasalar, bireylerin öznel kararlarından daha güvenilirdir ve keyfi yönetimi engeller.

Aristoteles, devletin amacının yalnızca düzeni sağlamak değil, vatandaşların “iyi yaşam” (eudaimonia) sürmesini mümkün kılmak olduğunu belirtir.

Platon’un idealize edilmiş devlet modeline karşı, daha gerçekçi bir yaklaşım benimseyen Aristoteles, toplumların tarihsel, kültürel ve ekonomik koşullarına göre farklı yönetim biçimlerinin uygun olabileceğini kabul eder.

Demokrasiyi tamamen reddetmeyen, ancak saf demokraside çoğunluğun bilgisizce veya bencilce karar alabileceğini düşünen Aristoteles, orta sınıfın egemen olduğu bir Politeia’nın, zengin ve yoksul arasındaki çatışmaları dengeleyerek adaleti sağlayacağını belirtir.

Aristoteles’in bu yaklaşımı, hocası Platon’un elitist ve soyut modeline göre daha pratik ve esnektir.

“Devletin refahı, herkesin refahıdır”

Demokritos ise, Platon veya Aristoteles gibi sistematik bir devlet teorisi sunmaz; daha çok etik, toplumsal uyum ve bireyin rolü üzerine odaklanır.

Antik Yunan’daki Atina demokrasisine olumlu bir yaklaşım sergileyen Demokritos’a göre, demokrasi, bireylerin topluma katkıda bulunabileceği ve ortak iyiliği destekleyebileceği bir sistemdir.

Demokritos, bireylerin özgürce yaşayabildiği bir toplumun daha uyumlu olduğunu düşünür. “Özgürlük, yoksulluk içinde olsa bile, zenginlikteki kölelikten iyidir” gibi ifadeleri, Demokritos’un eşitlikçi bir yönetim anlayışına eğilimini gösterir.

Vatandaşların siyasal sürece katılması gerektiğini savunan Demokritos’a göre, bu katılımın bilinçli ve erdemli olması önemlidir; aksi takdirde, bilgisiz kitlelerin kararları topluma zarar verebilir.

İdeal siyasal yönetimin toplumsal uyumu sağlaması gerektiğini belirten Demokritos, bireylerin kendi çıkarlarını değil, topluluğun ortak iyiliğini gözetmesi gerektiğini vurgular: “Devletin refahı, herkesin refahıdır.”

Yasaların toplumun temel taşı olduğunu savunan Demokritos, iyi yasaların, bireylerin hem özgür hem de disiplinli olmasını sağladığını belirtir. Demokritos, yasaların etkili olabilmesi için bireylerin eğitilmesi gerektiğini düşünür.

Demokritos, ideal siyasal yönetimin yalnızca iyi yasalarla değil, erdemli vatandaşlarla mümkün olduğuna inanır ve bireylerin disiplin, akıl ve ahlaki doğruluk geliştirmesi gerektiğini savunur.

Demokrasinin de kusursuz olmadığını kabul eden Demokritos, yine de demokrasiyi oligarşiye veya tiranlığa tercih eder: “Birçoğunun yönetimi, azınlığın yönetiminden daha iyidir, çünkü hatalar daha az zarar verici olur.”

Paylaşın

Dört Günlük Kayısı Diyeti Harikalar Yaratıyor

Kayısı, B3 ve B5 vitaminleri, folik asit, C vitamini, E vitamini (alfa tokoferol) ve K vitamini açısından harika bir kaynaktır ve sadece üç kayısıda bulunan karoten, günlük A vitamini ihtiyacının yarısını karşılar.

Haber Merkezi / Kayısı ayrıca, yüksek miktarda potasyum, demir, bakır ve magnezyum mineralleri içerir. Kayısı, potasyum içeriği sayesinde kalp – damar sistemini destekleyen değerli bir besindir. Kayısı, içerdiği demir sayesinde kansızlığa iyi gelir. Kayısı ayrıca, damarları güçlendirir ve göz sağlığına da yardımcı olur.

Eğer bu büyülü meyveyi bugüne kadar ihmal ettiyseniz, onu menünüze eklemenin zamanı geldi. Kayısı diyeti, kayısı tüketimine odaklanan, genellikle kısa süreli bir detoks veya kilo verme diyeti olarak kullanılan bir beslenme planıdır.

Kayısı diyeti, çoğunlukla 3-7 gün gibi kısa sürelerde uygulanır ve hızlı kilo kaybını hedefler.

Diyet sırasında günlük belirli miktarda taze veya kuru kayısı tüketilir ve günlük kalori alımı genellikle 1000 kalorinin altında tutulur.

Kayısının lif içeriği sayesinde sindirimi düzenlediği ve toksin atımına yardımcı olduğu düşünülür.

Örnek menü (4 günlük versiyon):

Kahvaltı: 3-4 taze kayısı, şekersiz bitki çayı veya su.
Ara öğün: 1-2 kayısı veya bir avuç kuru kayısı.
Öğle: Yarım kilo taze kayısı, az yağlı yoğurt veya salata.
Akşam: Kayısı, haşlanmış sebzeler veya bir parça ızgara tavuk.

Diyet sırasında bol su ve bitki çayı tüketimi önerilirken, şekerli gıdalar, işlenmiş karbonhidratlar ve yağlı yiyecekler kesinlikle yasaktır.

Kayısı diyetinin avantajları:

Kayısı, A vitamini, C vitamini, potasyum ve lif açısından zengindir; sindirimi destekler ve tokluk hissi sağlar.
Kısa sürede su kaybı ve şişkinlik azalmasıyla hızlı kilo kaybı görülebilir.
Basit ve uygulaması kolaydır.

Kayısı diyetinin dezavantajları:

Tek tip beslenmeye dayalı olduğu için besin eksikliklerine yol açabilir (özellikle protein ve sağlıklı yağlar eksik kalabilir).
Hızlı kilo kaybı genellikle su ve kas kaybından kaynaklanır, yağ kaybı sınırlıdır.
Uzun süre uygulanması metabolizmayı yavaşlatabilir ve sağlık sorunlarına neden olabilir.
Kuru kayısı fazla tüketilirse şeker içeriği nedeniyle kalori alımı artabilir.
Şeker hastaları veya sindirim sorunları olanlar için uygun olmayabilir.

Uyarı: Kayısı diyeti, sürdürülebilir bir beslenme planı değildir ve uzun süre uygulanmamalıdır. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa (özellikle diyabet veya böbrek sorunları), diyete başlamadan önce doktora veya diyetisyene danışın.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu’nun Tutukluluğuna İtiraz Reddedildi

Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna yapılan itiraz mahkeme tarafından reddedildi. İmamoğlu’nun tutukluluğuna itiraz dilekçesinde ”Soruşturma, baştan sona hukuken yasak usullerle yürütüldü” ifadeleri kullanılmıştı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturma kapsamında mali suçlamalarla tutuklanan ve görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ile İBB Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun’un tutukluluğa ilişkin yapılan itirazlar reddedildi.

BirGün’de yer alan habere göre; Ekrem İmamoğlu’nun avukatlarının yaptığı bu itirazın ardından dava Asliye Ceza Mahkemesi’ne götürülecek. Üst mahkemenin kararına göre İmamoğlu ve Ongun hakkında tahliye ya da tutukluluk hallerinin devamı kararı verilecek.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatları Fikret İlkiz, Hasan Fehmi Demir, Tora Pekin ve Mehmet Pehlivan, tutukluğa itiraz dilekçesini 7 Nisan’da İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği’ne sunmuştu. Dilekçede, ”İmamoğlu’nun tutukluluğunun kaldırılması ile tahliyesine, hukuksuz tutuklamanın devamında ısrar edilmesi halinde dosyanın itirazen incelenmek üzere yetkili ve görevli Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi” istenmişti.

İtiraz dilekçesinde, ceza soruşturmasının en temel zorunluluklardan birinin, yer, tarih ve zaman dilimi ile belirlenmiş, fiille suç oluşturan sonuç arasındaki nedenselliğin ve bu sonuca sebebiyet veren failin somut olgulara dayalı, apaçık bir şekilde ortaya konulması gerekliliği olduğu vurgulanmıştı.

Dilekçede, bu zorunluluktan hareketle mevcut soruşturmada örneğin, ”rüşvet isnadına ilişkin olarak, kimin hangi tarihte, ne amaçla, kime, kaç lira vermiş olduğuna, ihaleye fesat karıştırmak isnadına ilişkin olarak, ihalenin tarihi, konusu, hangi eylemle nasıl fesat yaratıldığı, kişisel verilerin ele geçirilmesinin nasıl, hangi tarihte, ne amaçla, kim tarafından gerçekleştirildiğine ilişkin somut olgulara dayalı tespitlere yer verilmediği” aktarılmıştı.

Paylaşın

Greyfurt Uyurken Kilo Vermenizi Sağlar

Greyfurtun uyurken bile yağ yakan bir meyve olduğunu ve her zaman, her yerde tüketilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, karmaşık beslenme planları yerine beslenmede tek bir malzemeye, yani greyfurta odaklanmayı öneriyor.

Haber Merkezi / 1970’lerde popülerleşen ve halen popülerliğini koruyan greyfurt diyeti, kısa süreli bir zayıflama diyetidir. Diyet, düşük kalorili bir beslenme planını greyfurtun metabolizmayı hızlandırıcı ve yağ yakıcı özelliğiyle birleştirir.

Greyfurt diyeti, genellikle 10 – 12 gün sürer ve diyet sırasında günlük kalori alımı 800 – 1000 kalori civarında tutulur.

Diyet döneminin her öğününde greyfurt veya greyfurt suyu tüketilir (genellikle yarım greyfurt veya bir bardak şekersiz greyfurt suyu).

Karbonhidrat (ekmek, makarna, şeker gibi) alımının oldukça sınırlı olduğun greyfurt diyetinde, yumurta, et, balık gibi protein kaynakları ön plandadır.

Diyette, kahvaltı, öğle ve akşam yemekleri düşük kalorili olacak şekilde planlanır.

Örnek menü:

Kahvaltı: Yarım greyfurt, 2 haşlanmış yumurta, şekersiz kahve veya çay.
Öğle: Yarım greyfurt, ızgara tavuk veya balık, yeşil salata (az yağlı sosla).
Akşam: Yarım greyfurt, kırmızı et veya balık, buharda pişmiş sebzeler.

Greyfurt diyetinin avantajları:

Hızlı kilo verme sağlayabilir (çoğunlukla su kaybı ve düşük kalori alımı nedeniyle).
Greyfurt, C vitamini ve lif açısından zengindir, tokluk hissi verebilir.

Greyfurt diyetinin dezavantajları:

Çok düşük kalorili olduğu için sürdürülebilir değildir ve kas kaybına yol açabilir.
Bilimsel olarak greyfurtun yağ yakıcı etkisi kanıtlanmamıştır; kilo verme daha çok kalori açığından kaynaklanır.
Uzun süre uygulanması besin eksikliklerine neden olabilir.
Bazı ilaçlarla (ör. kolesterol ilaçları) greyfurt etkileşime girebilir, bu yüzden doktor onayı gereklidir.

Uyarı: Greyfurt diyeti, kısa süreli bir çözüm olabilir ancak sağlıklı ve dengeli bir beslenme planı değildir. Uzun süreli kilo kontrolü için diyetisyenle çalışmak daha etkilidir. Herhangi bir sağlık sorununuz varsa, diyete başlamadan önce doktorunuza danışın.

Paylaşın