Süper Lig’de 16. Haftanın Hakemleri Açıklandı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig’de 16. Hafta karşılaşmalarını yönetecek hakemleri açıkladı. Buna göre, ligin zirvesini ilgilendiren Antalyaspor : Trabzonspor Küçük maçında Zorbay düdük çalacak.

Haber Merkezi / Yine ligde üst sıraları ilgilendiren Beşiktaş : Kayserispor karşılaşmasını Ali Şansalan, Sivasspor : Galatasaray maçını Ümit Öztürk, Gaziantep FK : Fenerbahçe karşılaşmasını ise Atilla Karaoğlan yönetecek.

İşte Süper Lig’de 16. haftanın maçlarını yönetecek hakemler:

10 Aralık Cuma

20 : 00 Altay – Hatayspor: Mete Kalkavan

11 Aralık Cumartesi

13 : 30 Fatih Karagümrük – Konyaspor: Yaşar Kemal Uğurlu

16 : 00 Başakşehir – Kasımpaşa: Fırat Aydınus

16 : 00 Rizespor – Göztepe: Erkan Özdamar

19 : 00 Antalyaspor – Trabzonspor: Zorbay Küçük

12 Aralık Pazar

13 : 30 Adana Demirspor – Giresunspor: Alper Ulusoy

16 : 00 Yeni Malatyaspor – Alanyaspor: Yasin Kol

19 : 00 Beşiktaş – Kayserispor: Ali Şansalan

13 Aralık Pazartesi

18 : 00 Sivasspor – Galatasaray: Ümit Öztürk

20 : 30 Gaziantep FK – Fenerbahçe: Atilla Karaoğlan

Paylaşın

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 3. Toplantısından Da Uzlaşma Çıkmadı

Milyonlarca çalışanı doğrudan ilgilendiren Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 3. toplantısı Türkiye İşveren Sendikaları (TİSK) ev sahipliğinde sona erdi. Taraflar baz alınacak enflasyon rakamlarında anlaşamadı.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre; Toplantı sonrasında konuşan Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Nurcan Önder, “TİSK asgari geçim tutarını 3100, Türk-İş 3900 lira olarak öngörüyor” dedi.

Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat, “İşveren kesimiyle uzlaşmazlıkları maalesef gideremedik” dedi.

Irgat, “Son 1,5 ayda anormal şekilde artan enflasyon dar gelirlileri daha zora soktu. Biz yaşanan enflasyon, çarşı-pazar enflasyonunu esas alan, büyümeden de refah payı alan bir asgari ücret bekliyoruz” diye konuştu.

Irgat, “İşverenlerin büyük itirazı üzerine TÜİK rakamları açıklayamadı” dedi.

Üçüncü toplantıya ev sahipliği yapan TİSK Genel Sekreteri Akansel Koç ise TÜİK’in enflasyon rakamlarını dikkate alacaklarını belirterek “Enflasyona karşı çalışanlarımızı koruyacağız” dedi.

SGK işçi primlerinin ödenmesinde 5 puanlık işveren desteğinin işçilere de sağlanması ve vergi diliminin yıllık brüt asgari ücret dilimine çekilmesi konularında tarafların anlaşmaya vardığı belirtildi.

TİSK Genel Sekreteri Koç, “3161 TL gibi resmi bir teklifimiz söz konusu değil” ifadesini kullandı. Komisyonun 4. toplantısı için tarihin daha sonra açıklanacağı belirtildi.

Paylaşın

Meteoroloji’den Sağanak Ve Kar Yağışı Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında Edirne, İzmir, Aydın, Muğla, Bartın ve Sinop’unda bulunduğu bir çok il için sağanak Sivas, Malatya, Elazığ ve Iğdır’ında bulunduğu bir çok il içinde yağmur ve karla karışık yağmur uyarısında bulundu. MGM, sağanak ve kar yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM tarafından yapılan son değerlendirmelere göre; Orta ve Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Bartın, Sinop ve Sivas çevreleri, Kastamonu’nun kuzey ve doğu kesimleri, Hatay’ın batı ilçeleri ile gece saatlerinden sonra Edirne çevreleri, İzmir’in güney ve batı ilçeleri, Aydın’ın kıyı kesimleri ve Muğla çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Yağışların, yağmur ve sağanak, Doğu Karadeniz’in iç ve yüksek kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğusunda karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görüleceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde iç ve batı kesimlerde pus, yer yer sis bekleniyor.

Hava sıcaklığının Marmara, Ege ve Akdeniz’de 2-4 derece artacağı, Orta ve Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun doğusunda 2 ila 4 derece azalacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin edilirken, rüzgarın is genellikle güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, gece saatlerinden sonra Marmara ve Kuzey Ege’de güneybatı yönlerden kuvvetli (40-60 km /saat) olarak esmesi bekleniyor.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, gece saatlerinden sonra Edirne çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde yer yer pus ve sis hadisesi beklenirken, Ege Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu,gece saatlerinden sonra İzmir’in güney ve batı ilçeleri, Aydın’ın batı kesimleri ve Muğla çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi

Akdeniz Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Hatay’ın batı ilçelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.. Bu gece saatlerinde Batı Akdeniz’in iç kesimlerinde pus, yer yer sis beklenirken, İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, Sivas çevrelerinin yağmur ve karla karışık yağmur ve yükseklerinin yer yer kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu gece saatlerinde pus, yer yer sis bekleniyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz’in parçalı ve çok bulutlu, Bartın, Sinop çevreleri ile Kastamonu’un kuzey ve doğu ilçelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, genellikle yağmur ve sağanak, bölgenin iç ve yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışı şeklinde görülmesi beklenirken, Orta ve Doğu Karadeniz’in parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, genellikle yağmur ve sağanak, bölgenin iç ve yüksek kesimlerinde karla karışık yağmur ve yer yer kar yağışı şeklinde görülmesi bekleniyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Malatya, Elazığ ve Iğdır çevrelerinde yağmur, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve yer yer kar şeklinde görüleceği tahmin edilirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Paylaşın

Erdoğan’ın Bütçeyi Sunmamasına Kılıçdaroğlu’ndan Tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bütçeyi sunmamasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Tek kişilik hükümetse o tek kişi gelecek parlamentoda bütçeyi sunacak. O tek kişi bütçesinin arkasında durmalıdır. Bizim sorularımıza da açık ve net cevaplar vermelidir. Meclis’e gelmeyerek kaçarak bu iş olmaz” dedi.

Meclis’te bütçe görüşmelerindeki konuşması sırasında yaptığı el hareketine ilişkin olarak açıklamada bulunan Kılıçdaroğlu, “Öyle bir kastım yoktu. Ellerime değil sözlerime baksınlar” ifadelerini kullandı.

Yeniçağ yazarı Orhan Uğuroğlu’nun sorularını yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı ortağı İyi Parti’nin lideri Meral Akşener’le Cumhurbaşkanı adaylığı üzerine konuşup konuşmadığına ilişkin soruya, şöyle yanıt verdi:

“İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile evet sık sık buluşuyoruz. Hatta aracısız sık sık telefon ile uyum içinde görüş alışverişi yapıyoruz. Hayır, Meral Hanım’la da kimseyle de görüşmedim. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’la da bu konuyu konuşmadım.”

128 milyar dolar tepkisi

Helalleşme açıklaması tartışma yaratan CHP lideri Kılıçdaroğlu, 128 milyar doların hesabını sorup sormayacağına ilişkin sorulara da şöyle yanıt verdi:

“128 milyar doları kaçtan sattılar? 6 liradan sattılar. Şimdi dolar oldu 14 lira. Yaklaşık 70 milyar dolar rant var. Bu para kimin cebinden çıkacak? Vatandaşın cebinden çıkacak. Vatandaş ödeyecek, Erdoğan cebinden ödemeyecek… Dolar ile ihale yapıyorsun, aslında bu doğru değil. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir ihale yapıyorsa kendi parası ile yapar. Yetmiyor dolar ile kâr etme güvencesi veriyorsun. Yani alım güvencesi veriyorsun. Yeteri kadar kazanmıyorsa aradaki farkı ben ödeyeceğim diyorsun. Benim torunlarımı da borçlandırıyorsun

Bütün bunların üstüne ben vergimi de veriyorum. O da yetmiyor Dolar ile ihale verdiysen ABD’deki enflasyonu 83 milyonun üzerine yıkıyorsun. Eğer EURO ile güvence vermişsen AB’deki enflasyonu bu milletin sırtına yıkıyorsun. Bu isyan edilecek bir şey.”

‘Tek kişilik hükümetse o tek kişi gelecek parlamentoda bütçeyi sunacak’

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bütçeyi sunmamasına da şöyle tepki gösterdi:

“Tek kişilik hükümetse o tek kişi gelecek parlamentoda bütçeyi sunacak. O tek kişi bütçesinin arkasında durmalıdır. Bizim sorularımıza da açık ve net cevaplar vermelidir. Meclis’e gelmeyerek kaçarak bu iş olmaz. Bu tavır Meclis’in saygınlığına gölge düşürmektedir. Meclis’in itibarı kalmadı. 27’nci dönem bitmeden 27 bin soruya bakanlar cevap vermedi. Bir kişi karar verir, Türkiye’de her şey olur, anlayışı ülkemizde hâkim olmuş durumda. Bu Meclis sadece benim değil, 600 milletvekilinin Meclisi’dir. TBMM vesayet altındadır.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Olcay Özmen Kimdir? Hayatı, Eserleri

1982 yılında Bursa’da dünyaya gelen Olcay Özmen, babasının memuriyeti nedeniyle Bingöl, Kütahya ve Manisa’da bulundu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türkoloji Bölümü mezunudur.

Haber Merkezi / Şiirleri Varlık, Yasakmeyve başta olmak üzere edebiyat dergilerinde çıkmaktadır. Eskişehir’de çıkan Yazılıkaya şiir yaprağına katkıda bulunur. 2006 yılında, 30 yaşın altında şair ve yazarlara verilen Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü’nü Sensiz Üç Yağmur adlı dosyasıyla kazandı ve bu dosya Varlık Yayınları tarafından aynı yıl kitaplaştırıldı.

Eserleri;

Sensiz Üç Yağmur

Ödülleri;

2006 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü
2007 Ali Rıza Ertan Şiir Şiir Ödülü Jüri Özel Ödülü
2007 Gündoğdu Sanımer Şiir Ödülü

“Kimselere deme”

“Avluya çıkanın, avluya ilk çıktığı andaki
şaşkınlığını görebilmektir şiir,”

demişti hayli zaman…

“Çocukken oynadığı misketleri bulup
bir hâtıraya dönmenin acemi antolojisini yazmaktır şiir,”

demişti onca zaman…

“Müsveddelerini yırtarken eski merhametlerin
kal diyen bir kadının grameriydi aradığım,”

demişti epeyi zaman…

“Sokakta çıngırak sesi, masada defneyaprakları
pergeller, coğrafya atlası ve dedemin fötrü olmadan çalışamam,”

demişti bunca zaman…

“Hep kurşun kalemleri ve yağmuru yontarak
başladım sabaha, arta kalan yoksunlukmuş şiir,”

demişti evvel zaman…

“İnsan sevdiğinin gözlerinden öpmezmiş,
öperse hasret olurmuş; diyen bir türkünün yanaklarından,”

demişti ahir zaman…

“Kır edilen, şırıl şenlik bir şeyler yazmak isterdim
dalgın bir yarayı kaşıyan ve kabuğunu ilkyaza koyan,”

demişti ya, daha o zaman,

Sen suskunluğunu evlat edin, evine dön, onlar desin
şahmeranı kimselere deme

“Yere düşen gül sesi”

senin ora’da akşamları küskünler sarılıyor
yanağına hep kuşlar konuyor onların
derd’oluyor, kendine katlanıyor sokaklar
aksak bir hüzünle anılıyor geçmiş

senin ora’da kent uslanıyor
arkadaşlar kıraathanede toplanıyor
iskambil bile çekiniyor öfkemizden
su veren de sızı veren de unutulmuyor

senin ora’da hüseyin ferhad okunuyor
hazer’in avcundan su içiyor azer
bazı rindler mürekkep kanıyor
hayal de keşfediliyor ülkede

senin ora’da ılık gece doluyor ciğerlere
yorgunluk nedir bilinmiyor
müezzinden önce uyanıyor şair
yere düşenleri topluyor, mıntıkamda gül var diyor

senin ora’da eylül diye bir mevsim olmuyor
içerden çıkıyor çocuklar
ceplerinde o uzun yağmuru taşıyorlar
hayır kimse ağlamıyor ağlamıyor ağlamıyor

senin ora’da mizgin de ölmüyor uğur kaymaz da
hayat parkların sesinde büyüyor
gelmeye az gitmeye çok bir ses de olsa
bir adı oluyor salıncakların

senin ora’da aşk ve devrim
yenilmiyor ayrılığa ve devlete

“Bir ağaç bir kabuk”

Birinci Kozalak:

Dalında üşüyenleri ve yetişenleri
dert eden
bir ses,

Kendini dışarılara vermiş

İkinci Kozalak:

Huş seslerinin kederini toplayan
bir merak bulmuş
arkadaşım
avluda

Üçüncü Kozalak:

Sanki göğü yoran elmalarla
bakıyormuş kırmızıya

Onu hiç üzmemiş

Yazınca geçer, demiş, yazmasını ve kâküllerini düzeltmiş
İpince soluğunu ikimize bırakarak gitmiş,

Gitmiş mi

Paylaşın

Oktay Taftalı Kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Ekim 1958 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Oktay Taftalı Haydarpaşa Lisesi (1973-1978), İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü(1978-1982) bitirdi. Aynı okulda Yüksek Lisans (1983-1985) öğrenimi gördü.

Haber Merkezi / Doktorasını Viyana Üniversitesi’nde (2005-2009) gerçekleştiren yazar, 1989-2010 yılları arasında Viyana Eğitim Müdürlüğü bünyesinde “Göçmen Öğrenci Servisi Rehber Öğretmeni” olarak görev aldı. 2010 yılında yurda dönen yazar, 2010-2012 yılları arasında Kırklareli Üniversitesi’nde Felsefe Bölümü’nde görev aldı. 2012-hâlen İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü bünyesinde Prof. Dr. olarak mesleğine devam etmektedir.

İlk şiiri Somut Dergisi’nde 1980 Temmuz ayında yayımlanmıştır. Kitap olarak basılan ilk eseri ise Pembe Aralık (1986) şiir kitabıdır. Suların Durulduğu Yerde Yalnız Askerler (1993), Kan Geleneği (1997), Sivil Aşk Yoktur (toplu şiirler, 1999), Kayıp ve Marifet (2013) adlı şiir kitapları da mevcuttur. Şiirlerinde içerik olarak: varlık-yokluk sıkıntısı, kimsesizlik, göç, yolculuk, gurbet, sıla, aramak ve bulamamak gibi insanlığın ezeli ve ebedi dertlerine değinmeye çalışır.

Kalemi ele alış sebebinin Aristotales’in deyimiyle “ereği kendi içinde” bir etkinlik olduğunu söyler. Yani “yazmak” -sebebin içerdiği bir son- olduğunu niteler. Şiir ve denemeleri 1980 yılından itibaren Somut, Oluşum, Yazko Edebiyat, Varlık gibi birçok dergide yayımlandı. Üç Çiçek, Poetika gibi dergi çevrelerinde bulundu. Diğer kitapları: Şiir, Ahlâk ve Estetik (1993), Medya Çağında Düşünce (1995), Emperyalizm Ahlâk ve Siyaset Üzerine (2005), Batı Aydınlanmasının Sonu ve Yerli Düşünce (2005), Acının Eşiğinde Yaşama Felsefesi (2010), Edebi Söylem ve Varoluş (2015), Ben Merkezci İnsan ve Kaybolan Gerçeklik (2017).

Eserleri;

Pembe Aralık (1986)
Suların Durulduğu Yerde Yalnız Askerler (1994)
Kan Geleneği (1997)
Sivil Aşk Yoktur (ilk üç kitap,1999)
Ahlak, Estetik Ve Şiir (1900)
Medya Çağında Düşünce
Emperyalizm
Ahlak ve Siyaset Üzerine Bir Uzun mektup
Batı Aydınlanmasının Sonu
Yerli Düşünce

“Bir yanımız öfke ve deniz”

belki kimseye bildiremedik
ulaşmadı haberimiz yerine
oysa bu denizlerden karşı kıyılara ne çok yineledik
‘utanmak biraz insan olmaktır aslında’
biz getirmedik bilim ve tanrı egemenliğini
sömürgeleri biz keşfetmedik
günaha ilişkin değil kimliğimiz, günah belki bu çağdadır
ve avuç içimizdeki yara ondan intikam almaya yetmez
ansızın havaya düşer yorgunluğumuz
dağ geyikleri üzerine bir söylence olur

kimse görmek istemez bizi akşamları
çünkü inanca göre biz
akşamı bacak aramıza gerer, alkolle inceltiriz
ve inanırız daima
utanmak biraz insan olmaktır aslında
ihtilallerin riyasını düşünürüz
ve isyanı kutsarız çokuluslu ölümlere soyunarak
küçük yaşlardan beri biliriz
bir yanımız öfke ve deniz bir yanımız palandöken doruğu
ateş, toprak ve su gibi
aziz olmayı denemeliyiz
uygun zaman: gençlik olabilir
mekân: kuşkusuz ortadoğu
ve insan görünmeyen bir kuytuda ansızın
utanmak biraz insan olmaktır aslında

sonra ceketimiz bir uzun rüzgar yüklenir
ve ayaz kokar ellerimiz
yıllarca haber alınamaz bizden
postamız gecikir
gecikir postamız diye
cinnet getiririz güvercin katillerine
oysa zaman bize eşlik etmek zorundadır
geçmek zorundadır o
uçmalıdır haberimiz, bildirilmelidir yerine
‘günah belki bu çağdadır ve biz utanırız
çünkü utanmak, biraz insan olmaktır aslında’

“Emanetim tehdit ediyor yılları”

                              Tamer Saatçioğlu anısına

beni vurduğunuzu kimseye söylemeyin
nasılsa her canlı
sonunda toprağa düşer
doğa yineler kendini bir kısrağın karnında
emanetin ve tehdidin gizil ilişkisinden ötürü
yavrusunu emziren bir anne ateştir
ateş gibidir düşmanına

ben onunla barışığım

işte bu yüzden uysal ve sabırlı
bir ad bulmalıyım kendime
zalimler ve kahramanlar arasında ortak bilinen bir suçtan
almalıyım cesaretimi

ateş gibi anasının yanına iyi bir oğul
uysal ve sabırlı bir ad kendime
ve her canlı gibi düştüğüm bu toprağa
sonsuz anlamlar verebilirim

ben hâlâ
ayakkabısını bağlarken ilk derse geç kalan bir çocuk gibi
infazıma geç kalabilirim

beni vurduğunuzu kimseye söylemeyin
yaşarken değil belki
öldükten sonra ben
yalnız rüyalarınıza emanetim

“Hile ve hayal”

erdem bir ruh halidir, kömür hayatın gizi
akrebi henüz bilmiyorum, hayalse ben’im

belki benim nedenim bir pusu haberi
belki ben ateşe karşı bir sancıyım
şaşıyorum bana rağmen derin uykulara
bütün gece ateşe bakıyorum
gelgit oluyor aklım

ben kutsal azınlıktan biri, akşam ülkesine yabancıyım
ben flagellum dei, yağmura ve ekmeğe inanıyorum
biliyorum zehir bir kadın eli
kimseye söylemiyorum
yani sözünü etmiyorum birçok sırrın
ve simyayı ölümüme saklıyorum

yani göç eden maddedir, rüzgârımız gümüş
hileyi henüz bilmiyorum, hayalse ben’im
belki benim nedenim bir pusu haberi
belki ben erken ölümlere akan bir geceyim
gölgem dayanmıyor sevdiklerimin yokluğuna
benden önce gitmesin diye onlar
hileyi keşfedeceğim

ve rüzgârla birlikte ben
kan revan içinde bir hayal olarak
önce davranıp hemen
ateşi âleme
âlemi ateşe vereceğim

Paylaşın

Oktay Rifat Horozcu Kimdir? Hayatı, Eserleri

10 Haziran 1914 yılında Trabzon’da dünyaya gelen Oktay Rifat Horozcu, Ankara Erkek Lisesi’ni ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Devlet sınavını kazanarak Maliye Bakanlığı hesabına Paris’e gönderildi. II. Dünya Savaşı nedeniyle, orada yaptığı doktora çalışmasını tamamlayamadan Türkiye’ye döndü.

Haber Merkezi / Bir süre Maliye Bakanlığı’nda, daha sonra Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nde çalıştı. Serbest avukatlık yaptı. İstanbul’a yerleşerek avukatlığını orada sürdürdü. Devllet Demir Yolları’na girdi ve emekli olana dek bu kurumda çalıştı. 18 Nisan 1988’de İstanbul’da öldü.

Cumhuriyet dönemi şiirimizin köşe taşlarındandır. Ankara Erkek Lisesi’ndeki öğrencilik yıllarında şiir yazmaya başladı. İlk şiiri 1936’da Varlık dergisinde yayınlandı. Bu dönem şiirlerinde hece veznini kullandı, daha sonra serbest vezne geçti. Orhan Veli ve Melih Cevdet Anday ile birlikte Türk şiirine damgası vuran Garip akımının öncülerindendir. Garip dönemi şiirlerinde kentte yaşayan sıradan insanların günlük yaşamlarına lirik ögeyi devre dışı bırakacak bir biçimde yaklaştı, gücünü şaşırtıcı buluşlardan, alay ve yergiden alan, yalın bir dille kısa şiirler yazdı. Aile, Yaprak, Yeditepe, Yeni Dergi gibi dergilerde yayınlanan şiirleriyle etkili oldu.

Sonraları bir yandan Garip çizgisini sürdürürken bir yandan geleneksel biçimleri denedi. Yarım ve tam uyaklar kullandığı bu dönem şiirlerinde halk şiirinin söyleyiş özelliklerine uzanan, klasik beğeniyle dengelenmiş, lirik, ve toplumsal temaları işleyen, halk deyişlerinden yararlanarak alaya, yergiye dayalı şiirler yazdı. Perçemli Sokak adlı kitabıyla “İkinci Yeni” anlayışına, anlamla anlamsız arasında gel-gitlerin anlamsıza yakınlaştığı imgeci bir şiire yöneldi. Türkçe’nin ses zenginliğini, geniş bir sözcük dağarcığıyla ustalıkla kullanan, insan-doğa-söylen ekseninde yer yer gerçeküstücü görüntüleri de katıştırarak unutulmaz şiirler yazdı.

Eserleri;

Garip (Orhan Veli ve Melih Cevdet ile, 1941)
Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne Şiirler (1945)
Güzelleme (1945)
Aşağı Yukarı (1952)
Karga ile Tilki (1954)
Perçemli Sokak (1956)
Âşık Merdiveni (1958)
İkilik (Aşağı Yukarı ve Karga ile Tilki’nin ikinci baskısı,1963)
Elleri Var Özgürlüğün (1966)
Şiirler (1969)
Yeni Şiirler (1973)
Çobanıl Şiirler (1976)
Bir Cıgara İçimi (1979)
Elifli (1980)
Denize Doğru Konuşma (1982)
Dilsiz ve Çıplak (1984)
Koca Bir Yaz (1987)
Bütün Şiirleri (1991)

Ödülleri;

1954 Yeditepe Şiir Armağanı / Karga ile Tilki ile
1970 Türk Dil Kurumu Şiir Armağanı – Şiirler ile
1970 Ankara Sanatseverler Derneği Yılın Oyunu Ödülü / Yağmur Sıkıntısı ile
1970 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü / Yağmur Sıkıntısı ile
1980 Sedat Simavi Vakfı Ödülü – Bir Cigara İçimi ile
1984 Necatigil Şiir Ödülü- Dilsiz ve Çıplak ile
1980 Madaralı Roman Ödülü – Danaburnu ile

“Ağzımın tadı”

Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,
Boğazımda düğümleniyorsa lokma,
Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa
Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,
Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,
Denize bile iştahsız bakıyorsam,
Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,
Bu darağacı suratlı toplum!

“Suda güneş”

Suda güneş ışımaya başladı mı,
Suyun yüreği çarpmaya başladı mı,
Bir aşk mektubu gibi gelir, kırlangıç,
Uzaktaki sevgiliden,
Bir elinde çiçeklenmiş badem dalı,
Bir elinde çayır çimen.

“Eski zaman”

Eski zamanda
Büyükler henüz küçük
Ölüler ölmemişti daha
Altmış para şekerin okkası
Portakalın sandığı bir mecidiye
Meyva sebil
Kiler dolu

Hamam ustası Nazife
Yüzüne bakılır taze
Kâğıtçı Ali Efendi burma bıyıklı
O vakit de sevişmek vardı

Ağaca çıksak
Yerde kalmazdı papucumuz
Hey gidi günler

“Aşık merdiveni”

Dişli rüzgârlara karşı büyüttüm
Düşman gecenin içinde seni
Bir damlacık aydınlığım
Kalemime kâğıdıma şavkı vuran
Avucumda koruduğum bugüne

Paylaşın

Oğuzhan Akay Kimdir? Hayatı, Eserleri

4 Şubat 1955 yılında Afyon’da dünyaya gelen Oğuzhan Akay, aslen Kayseri Bünyan’lıdır. Annesi ev hanımı, babası astsubay emeklisidir. İlkokulu Çorlu’da Şücaettin İlkokulu’nda, Ortaokulu Tatvan’da , liseyi ise Çankaya Lisesi’nde okudu.

Haber Merkezi / Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-TV Bölümü’nden 1978’de mezun oldu. Aynı yıl, TRT Türkiye’nin Sesi Radyosu’nun açtığı sınavı kazanarak radyo yapımcısı olarak göreve başladı. Ardından Ankara Radyosu’na geçti.

Gecenin İçinden programları’yla Cengiz Polatkan en iyi radyo ödülünü iki kez kazandı. 12 Eylül 1980 askerî darbesi sonrasında Erzurum’a gönderildi.  Askerliğinin bitiminde istifa etti ve İstanbul’a gelerek reklamcılık yaptı. İlk şiiri Türkiye Yazıları’nda Ahmet Say tarafından yayımlandıktan sonra şiirleri 1980’lerden itibaren Adam Sanat, Varlık, Milliyet Sanat gibi dergilerde çıktı. İlk kitabı CinAyetler ise 1989’da okuyucu ile buluştu.

Ürk Şiirleri, eserinde, milliyetsiz, evrensel, insana dair şiirler kaleme almış, bu özelliği ona yazın dünyasında “ürk şair” tanımını kazandırmıştır. İlk kitabından beri sözcüklerin çırağı olduğunu düşünen yazar, kendine özgü sanat anlayışı içerisinde, çevresinde gördüğü, okuduğu her şeyle kalemini beslemiştir.

Özgün ve yeni olma çabası içinde olan sanatçı bu yüzden herhangi bir ekolün içinde yer almamaya gayret etmiştir. Şiir dışında deneme ve öyküler de yazan Akay, Gürkal Aylan’ın yayınlamaya hazırlandığı ancak vefatı nedeniyle yayımlayamadığı reklamcılığa sözcükleriyle hayat veren reklamcı şairleri içeren Sözcüklerle Dans Edenler adlı antolojiyi Sina Akyol’la birlikte derlemiştir.

Eserleri;

Cin Ayetler
O Uzak Ay ve Compact Risk
Digital Poems

“Bir Ayrılık Klasiği”

Gidiyorum işte birazdan, gölgemi getir
Bana gölde unutulan bir gemi getir
İçinden uykusuzluk gecen bir gemi getir
Ayrılıklar kalbe sevmeyi öğretir

Gidiyorum işte birazdan, gövdemi getir
İkimizi resimleyen bir demi getir
Sade neskafeyle senin getir
Geceler zamana rolünü öğretir

Doluyorum artık bir bardaktan bir başkasına
Serseri bir bulut kadar efendi kılığında
Dudaktan kalbe dökülen gözyaşı kıvamında
Vedalar düşlere dalmayı öğretir

Gidişimi getir, ağır aksak, yel yepelek Gidişimi
“Gi”yi sana bırakıyorum, ..diyorum işte birazdan
Sana dönüyorum, senin için dönüyorum, dünya benim
Her Ayrılık kavuşmaktır aslında
Ayrılığa

“Meçhul Sevgili Anıtı”

Sana acıktım Seramio
Bu aşkın yamyamı benim
Birazdan esmerleşir sular, birazdan esner
Kalbimi bağışlayan ve esirgeyen aşkın adıyla

Aşk en büyük maceradır çünkü
Birinci bölümde, dilim tutulur avuçlarında
İkincisi, her harfte gizli fantazya
Kalbine usulca bıraktığım kalbimi unutma

Nasıl sönecek şimdi kalbim Seramio
Yanan bir topa dönüşmüşken ben
Tutuşur etekleri, aşkın ayva tüyleri
Ben seni unutulmak için sevdim

Seramio
Mioouv

“Olsa”

Eylül’de Bilbao çok güzel
Her ay Bilbao çok uzak
Lunaparkında atlı karıncalar
Hava kararınca tam kararıncalar
Laternacı kadının palyaço kocası
Tahta bacaklarını dinlendiren cambaz
Dönme dolapta travesti çığlıkları
Ah Bilbao, Bilbaolar

Kimliğini yitirmiş adam çok güzel
Her gün bir başkası olmak çok zor
Su birikintilerinden zıplatır
Yağmurda sırılsıklam ıslatır
Sokağından geçirtir, sigara içirtir
Yves Montand’ı daha çok dinletir
Fellini’nin filminde oynatır
Ah aşk, aşklar

Bütün kadınları sevmek çok güzel
Bir kadını sevmek çok zor

Paylaşın

Oğuz Tümbaş Kimdir? Hayatı, Eserleri

1946 yılında Gaziantep’in Oğuzeli İlçesi’nde dünyaya gelen Oğuz Tümbaş, ilkokulu aynı ilçede, ortaokulu Ceyhan’da, liseyi Şanlıurfa’da bitirdi. Ankara Üniversitesi Gazetecilik Yüksek Okulu mezunu.

Haber Merkezi / Kısa bir süre Devlet İstatistik Enstitüsünde çalıştı (1966). Millî Eğitim Bakanlığında memur ve şube müdür yardımcısı olarak görev yaptı. 1974 yılında TRT Haber Merkezinde çalışmaya başladı. Aynı kurumun   Ankara ve Diyarbakır iş yerlerinde çalıştı. 1977 yılından itibaren çalışmalarını TRT İzmir Haber Müdürlüğünde sürdürdü. TRT 1 Sabah Haberleri’nde “Kitap Köşesi”ni hazırladı, TRT 2’deki “Sanat Gündemi” programına İzmir’den yaptığı haberlerle katıldı.

İlk şiirleri 1965 yılında Sanat Dünyası, Filiz, Su, Defne, Çele dergilerinde, yazıları Ilgaz, Güney ve Evrim dergilerinde yayımlandı. Ankara’da Meltem dergisini (15 sayı) çıkardı. Sonraki yıllarda şiir ve yazılarıyla Akköy, Allaben, Agora, Aykırı Sanat, Anadili, Bahçe, İzmir-İzmir, Simge, Kavram Karmaşa vd. dergilerde göründü. Ünlem dergisi kuruculuğu ve yayın kurulu üyeliği yaptı. Sürekli basın kartı sahibi. İzmir Gazeteciler Cemiyeti, TSYD ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir.

Eserleri;

Yürek Söylencesi (1998), Bellek Pazarı (2002), İnce Oda (2007), Küşüm Çınlaması (2011), Yazının Gönlüyle (2016), Dingin Sözler Avlusu (2017).

“Sevgi saklambaçları”

ne güzel konuşuyoruz seninle
ince ince bir sesle
beyaz bir deftere çiziyoruz
kaldığımız yerden hayatın resmini

ne güzel bakışıyoruz seninle
sımsıcak gözlerle
kıran kırana bir umuttan geçerek
ıhlamur ağaçlarının gölgesi düşüyor
ellerimize
anlamın giysilerini üstümüzde deneyerek

ne güzel yoruluyoruz seninle
bir sevdalı yoldan geçiyoruz
gelinciklerin
menekşelerin
papatyaların içinden

buz güneşi bir iklimden
el sallıyor eski bir Eskimo
sıcak gülüyor yüreğimize
inci dişli Afrikalı
evrence bir dostluğu kutuyoruz
unutulan resimleri topluyoruz sokaklardan

ne güzel buluşuyoruz seninle
özleyerek ayrıldığımız yerden
dilimizin üstünde sözcükler
sevgi saklambaçları oynuyoruz

“Eski bir ağustos ışığı”

Teri sırılsıklam bir uzaklık
saklı bir ağustos’la taşınır içime
kırılgan söz
yalnızlık dönencemde evrilir
kırsal saklambaçlardan kalan söğüt ıslığı
kışkırtır dudaklarımın özlem kıvılcımlarını
kırgın bir arpacı kumrusu
düşünürken yamacımda.
sarmaşığın gölgesin
güneşi yorgun zamanın
şarkısı hüzün kadar eski!

İçli bir duygunun
eteğinden tutup çekiştiren elim
kırçıl sakalıma da dokunur.
hüzün…
yakasına karanfil takmış
bir yürüyüşçü gibi dimdik;
yorumlar sessizliğin kimliğini.
oysa içimdeki suskun çocuk
devinir
belleğimin gürültülü avlusunda.

ne kadar ertelesem umudu
yüreğim yeni aydınlıklar üretir
aşklar ve şarkılarla.
geceye yazılan karanlık,
çeker aymaz harflerini dilimden;
gök benden yana
kendi yıldızlarımı alkışlar.

eskiten bendim eskiden fırtınaları;
hırçın dalgaları yıpratan,
yatağını değiştiren uzun nehirlerin…
doğuran ve biçimleyen sonsuz yaratış
sürgün verir
yaşamın iyicil çınarları içimde.
söze direnemem,
açarım kapısını yüreğimin
bütün dirimli sevgilere.
ama en çok
erkenci şairlerine üzülürüm yurdumun
eksik kalan sözleri çınlarken kulağımın
tözünde.

ey kırımlar ve kıyımlar çağı
yer altı sürdürümcüleri Ares’in
kan ve ölüm yivlerinden geçen atmaca;
hayata
zamana
ve insana acı devşiren
uzun namlu,
patlarken yoksul ve çileli yokuşlarda,
kınarım aynaların arkasında duran
giz’i!
..dizi..
bir eşkıya coşkusuyla yere vuran aymazı.
ürperen çayırlara dost olurum,
kırmızı gelinciklerle,
kaşlarımın arasında oynarken
çingene sevinci.

her ağustos,
yeni bir doğuşu biriktirir gözlerime!

Paylaşın

Oğuz Tansel Kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Şubat 1915 yılında Konya’nın Bozkır İlçesi’ne bağlı Meyre Köyü’nde dünyaya gelen Oğuz Tansel, 30 Ekim 1994’te Ankara’da hayatını kaybetti. Tansel’in mezarı Karşıyaka Mezarlığı’ndadır. Oğuz Tansel, Edebiyatçılar Derneği Onur Üyesi, Türkiye Yazarlar Sendikası üyesiydi. 

Haber Merkezi / İstanbul’da Davutpaşa Ortaokulu ve Pertevniyal Lisesi’ni bitirdi (1934). Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü tamamladı. Fakülteyi bitirmeden yeterlik sınavını vererek öğretmen oldu (1938). Akşehir, Eskişehir, Amasya, Konya gibi Türkiye’nin pek çok yöresinde yöneticilik ve öğretmenlik yaptı. 1969’da emekli oldu.

Şair, halk kültürü araştırmacısı ve aynı zamanda öğretmen olan Oğuz Tansel; Varlık, Yelken, Aydınlık, Yeditepe, Kaynak, Dost, Güney, Türk Sanatı, Kıyı, Türk Dili dergilerinde yayımladığı şiir ve yazılarıyla tanındı. Masallar derledi. Typen Türkischer Volksmarchen’a (Türk Masal Tipleri Kataloğu) en çok katkıyı yapan araştırmacıdır. İlk şiirleri 1937’de Servetifünun ve Varlık dergisinde, ilk yazıları ise Halk Bilgisi Haberleri’nde yayımlandı. Eserleri pek çok dile çevrildi. Türk Dil Kurumu’nun “Çocuk Yazını Ödülü” ilk kez 1977’de Oğuz Tansel’e verildi. Şiirleri, ABD’li besteci Profesör Bruce Reiprich tarafından bestelendi. Ölümünün birinci yıldönümünde (1995) dostları onun anısına Üç Kanatlı Masal Kuşu: Oğuz Tansel adlı bir kitap yayımladı. Yazarın adına, 2016’da Ankara Üniversitesi’nde sempozyum düzenlendi. Oğuz Tansel ve eserleri üzerine pek çok akademik çalışma yapılmıştır.

Oğuz Tansel’in eserleri, şiirleri ve masalları olmak üzere iki temel başlıkta incelenebilir. Türkçeyi kullanımdaki ustalığı, şiirsel üslubu, masallarında şiirsel bir anlatımın hâkim oluşu, yazarın öne çıkan anlatım özelliklerindendir. Talat S. Halman, Tansel’in “şiirlerinde, masallarında, çocuk yazınında ve mizahında Türk dilinin öz değerleriyle, halk kültürünün kendine özgü yönleriyle söylence dünyasıyla içli dışlı olmasının bir diğer deyişle dili ustalıkla kullanmasının çevirmenlerin elini kolunu bağladığını, yani çeviriyi güçleştirdiğini ifade etmekte; aynı özelliklerin, aynı tadların başka dillerde bulunmasının kolay olmadığını, hatta belki de olanaksız olduğunu” dile getirerek Tansel’in ifade gücünün yüksekliğine dikkat çekmektedir.

Eserleri;

Savrulmayı Bekleyen Harman (şiirler, 1953)
Gözünü Sevdiğim (şiirler, 1962)
Sarıkız Yolu (şiirler, 1986)
Dağı Öpmeler (şiirler, 1999)
Bektaşi Dedikleri (şiirleştirilmiş Bektaşi fıkraları, Metin Eloğlu ile birlikte, 1970 – 2004,Evrensel)
Altı Kardeşler (masallar, 1959 – 2003,MEB)
Yedi Devler (masallar, 1962 – 2003,MEB )
Üç Kızlar (masallar, 1963 – 2003,MEB)
Mavi Gelin (masallar, 1966 – 2003,MEB)
Al’lı ile Fırfırı (masallar, iki cilt, 1976)
Konuşan Balıkla Yalnız Kız (masallar, 1985)
Çobanla Bey Kızı (masallar, 1985).

Ödülleri; 1977 – Türk Dil Kurumu Çocuk Yazını Ödülü / Al’lı ile Fırfırı ile

Paylaşın