Özcan Oğuz Yalım Kimdir? Hayatı, Eserleri

19 Eylül 1931 yılında Giresun’da dünyaya gelen Özcan Oğuz Yalım, 22 Aralık 2011 hayatını kaybetti. Özcan Oğuz Yalım, babasının görevi sebebiyle sık sık yer değiştiren şair yedi ilkokul, üç ortaokul ve üç lise değiştirdi. Kastamonu Lisesi’ni 1952’de bitiren Özcan Yalım daha sonra bir rastlantı sonucu girdiği Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne başladı ve buradan iki yıl gecikme ile 1958’te mezun oldu.

Haber Merkezi / 1960 yılında Muğla’da maiyet memurluğu yapmaya başladı. Bir yıl bu işte çalıştıktan sonra istifa etti. Kısa süreli olarak kaymakam yardımcılığı ve kaymakamlıkta bulunan Yalım, daha sonra İstanbul’da Elif Kitabevinde ve Ankara’da Bilgi Kitabevi’nde çevirmen olarak çalıştı ve yabancılara Türkçe öğretmenliği yaparak geçimini sağlamaya çalıştı. 1979-1980 yılları arasında Ali Püsküllüoğlu ile birlikte çıkardığı Yusufçuk dergisinin yirmi dört sayısını yönetti. Üç çocuk babası olan sanatçı eşi ile ayrıldı. 1994’te ölümcül bir trafik kazası geçiren şair bu kazadan sonra çalışmakta zorlandığı için 1995’te emekli oldu ve Ankara’dan ayrılarak İzmir, Çiğli’ye yerleşti. Hayatının son dönemlerini huzurevinde geçirdi.

Kastomonu Lisesinde son sınıf öğrencisi iken yitirdiği öğretmeni Rauf Mutluay’ın yönlendirmesi ile Özcan Yalım şiire ilgi duymaya başladı. Üniversite yıllarında aralarında Cemal Süreya, Sezai Karakoç, Tevfik Akdağ, Ece Ayhan, Ergin Günçe ve Erdoğan Alkan gibi şairler ile arkadaşlık kuran şair, Kumluca’da kaymakam vekili iken edebiyata yönelmek amacıyla işinden istifa etti. İlk şiiri ”Baş Dönmesi” 1953 yılında Kaynak dergisinde yayımlanmıştır. Arayış, Dize, Kaynak, Oluşum, Pencere, Rüzgâr, Türk Dili, Varlık ve Yusufçuk gibi dergilerde şiirlerini yayımlayan şairin ilk şiir kitabı Aramıza Gül Girdi 1982’de yayımlandı.

Bu eserinden on yıl sonra Yaşadık mı? adlı şiir kitabı ve aynı yıl bir mizah eseri olarak Brezinta Öyküleri adlı kitabı yayımlandı. 1988 yılını oldukça verimli geçiren yazar, Türkçe’de Yakın ve Karşıt Anlamlılar Sözlüğü adlı eserini de bu yıl içerisinde yayımladı. Yalım, bu eserinde yaklaşık elli bin yakın ve karşıt anlamlı sözcük ve deyimi inceledi. Şair, 2003’te Sonra Tufan isimli şiir kitabını yayımladı. Aynı yıl Şiir De Çocuktu Bir Zamanlar ve Gülmece Güldürmece adlı iki çocuk kitabı da yayımladı. 2008 yılında, elli beşinci yıl armağanı olarak Mülkiyeliler Birliği Yayınları, şairin 1952-2007 yıllarında yazdığı şiirlerinden bir seçme yaptı ve Issızlıkta adlı şiir kitabı çıkarıldı.

Şiirlerinde aşk, yalnızlık, deniz ve çocuk sevgisi gibi konuları işleyen şair, edebiyatın farklı alanlarında eserler verdi. Çevirmen kimliğiyle de bilinen Yalım, Horace Mccoy ve Giovanni Guareschi’den çeviriler yapmıştır. Şaire göre şiirin anahtarları vardır ama maymuncuğu yoktur. Yalım’a göre sözcükler ve imgeler şiirin takılarıdır. Resimsel öğelere ağırlık veren şair, sezgiden ziyade duyumsanmayı amaçlar. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Özcan Ünlü Kimdir? Hayatı, Eserleri

10 Eylül 1968 yılında Ordu’nun Gökömer Köyü’nde dünyaya gelen Özcan Ünlü, ilk ve ortaokulu Ordu’da tamamlar, lise eğitimini ise İstanbul’da Anadolu Denizcilik Meslek Lisesinden tamamlar. Daha sonra müzik ve işletme eğitimi alır.

Haber Merkezi / 1986’da Dergâh Yayınlarında editör olarak çalışmaya başlar; aynı yayınevi bünyesindeki İstanbul Postası gazetesinde sayfa sekreterliği ve editörlük yapar. Kardelen, Ay Vakti, Kültür Dünyası, Beyaz Sanat, Dergâh vb. dergilerin kurucu ekibinde yer alır. İlk şiirleri ve hikâyeleri 1985 yılında Mavera dergisinde yayımlanır. 1993’te Türkiye gazetesinde yazmaya başlar, bu gazetede kültür sanat muhabirliği, editörlük ve köşe yazarlığı yapar. TGRT’de ‘Yansımalar’ programını hazırlar.

Hayat Yayınları, Ders Kitapları, Parıltı, Beyaz Balina, Güçlü vb. yayınevlerinde danışmanlık ve editörlük yapar. 2008- 2010 yılları arasında Tercüman- Bugün Gazetesi’nde Yazı İşleri Müdürlüğü, 2010-2013 yılları arasında da Yeni Şafak gazetesinde Yazı İşleri Müdürlüğü, Yayın Koordinatörlüğü ve köşe yazarlığı yapar. Bu süre içinde TV Net televizyonunda ‘Halkın Seçimi’ ve ‘Tutanak’ programlarını hazırlayıp sunar. 2013’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde metin yazarları koordinatörü olarak göreve başlar. Aynı yıl TRT Türk kanalının yayın yönetmeni olur. TRT Türk’te 165 bölüm yayınlanan “11 Kahvesi” isimli haftalık programın yapımcı ve sunuculuğunu üstlenir.

TRT Belgesel’de 13 bölüm olarak yayınlanan “Herkes Okur” programının sunuculuğunu ve danışmanlığını yapar. 2015’ten bu yana Türk şiirinin yaşayan ustalarını ağırladığı “Şiirin Atlıları” programı Türkiye’nin birçok ilinde izleyici karşısına çıkar. Ahmet Kabaklı, Necip Fazıl Kısakürek, Cemil Meriç gibi fikir zirvelerinin kurmuş olduğu Türk Edebiyatı Vakfı’nın Yönetim Kurulu üyesi ve vakıf müdürlüğünü yapmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ‘Yazarlar Okullarda Projesi’ kapsamında Türkiye’nin birçok ilinde öğrencilerle buluşur; onlarla şiir, edebiyat ve hayat üzerine söyleşiler yapar.

Özcan Ünlü’nün yazı ve şiirleri Mavera, Türk Edebiyatı, Yedi İklim, Hece, Bir Nokta, Bizim Külliye, Kültür Dünyası, Ay Vakti, Kardelen, Yitik Düşler, Kum Yazıları, Kalem ve Onur, Eğitim ve Bilim, Lamure, Kişisel Gelişim, Yesevi, Sarmaşık, Cemre, Endülüs, Dil ve Edebiyat, Karabatak vb. dergilerde yayınlanmıştır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Özcan Öztürk Kimdir? Hayatı, Eserleri

1970 yılında Sivas’ın Divriği İlçesi, Güneyevler Köyü (Erşün)’nde dünyaya gelen Özcan Öztürk, uzun yıllardır Ankara’da yaşamaktadır. 2004 / 2006 yılları arasında merkezi Zürich olan, ‘Uluslararası Kültür Köprüsü’ nün Türkiye Temsilciliği görevini yürüttü.

Haber Merkezi / Özcan Öztürk, Türkiye Edebiyatçılar Derneği üyesi ve iki dönem Denetleme Kurulu üyeliği görevinde bulundu. PSAKD Batıkent Şubesi Üyesi.

1998 yılından itibaren şiir, söyleşi ve düzyazıları; Güzel Yazılar, Papirüs, Bahçe, Pencere, Damar, İnsancıl, Akköy, Yeni Patika, Nikbinlik, Sanat Cephesi, Berfin Bahar, Kum, Deliler Teknesi, Dünya Kitap, Cumhuriyet Kitap, yasakmeyve, eşik cini, Ünlem, Milliyet Sanat, (Genç Şairler Antolojisi), Yenidüzen Gazetesi ( K. K. T. C. ), SES Aylık Türkçe Kültür, Aktualite ve Haber Dergisi ( İsviçre ) yayımlandı. Şairin ilk kitabı Çocuk Su 2003 yılında yayımlandı. Minimal – nano öykü ve tiyatro oyunu yazmaktadır.

Eserleri;

Çocuk su – 2003
Hüzünlü Kadınlar Sokağı – 2010

Ödülleri;

1998 Mülkiyeliler Birliği Vakfı Şinasi Özdenoğlu Şiir Ödülü (ikincilik)
1999 Kocaeli Üniversitesi Şiir Okulu Gençlik Ödülü (ikincilik)
1999 Bartın Belediyesi Hasan Bayrı Şiir Yarışması (Mansiyon)
2000 Hatay ( Cemal Süreya ) Şiir Ödülü / Lâlezar şiir dosyasıyla
2002 Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Şiir Ödülü (Özendirme) / Çocuk Su şiir dosyasıyla
2004 K.Y.Ö.D. Ruşen Hakkı Ulusal Şiir Yarışması (üçüncülük) / Çocuk Su şiir kitabıyla
2004 Karşıyaka CUMOK 7. Uğur Mumcu Şiir Yarışması (Dil Derneği Özel Ödülü) / Hüzünlü Kadınlar Sokağı – yayımlanmamış şiirle
2004 Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Adnan Yücel Şiir Yarışması (üçüncülük) / Yayımlanmamış beş şiirle
2008 3. Uluslararası İstanbul Beyoğlu Şiir Festivali Sevda Ergin Şiir Ödülü / Hüzünlü Kadınlar Sokağı şiir dosyasıyla

“Beyaz sandal”

beyaz yalnızlık sandalım;avucumda sessiz,
sürüklenirken yalnız bedevi verdi akkor.
kül dağılır bir solukta ömrüme aşksız,
uzun bekleyişim o şizof/rengi,bana sor.
uçurumun eşiğinde kabaran hüznümdür,
yüzümde fesleğen kokusu sır kapısında.
böylece dudaklarım sevişmenin gülüdür,
iki yüzü yosun tutan aynanın sırrında.
beyaz yalanı gör yüreğim;kırık taş plak,
döner durur karanfilin şüpheli bakışı.
ey.aşk günbatımı ömrüm dolunay çok parlak;
tekrar dinledim yaşlı şarkıyı ve alkışı.

ah…çürüyen yaralı bilincim ayna kırık,
bize kalan yitik eflatun;sözler çok kırık.

“Buzlu cam”

lalezar gülücüklü buzlu camdan süzülen,
tarifsiz acı.yüreğimi kazı ezbere.
yüzümdeki ayaz ne zaman diner;görünen
o ki.hevesle çoğaldım çoğalan yerime.
sen ömrümü azaltan yüzlerce gurbet sordum;
sancım var,hevesle yol ettim,uzak acıyı.
boşaltılmış köylerde aşkın delisi oldum;
inmedi dağdan yaralı bilincim in tayı.
mumyanın lanetiyle gömülen.buz tutan dil;
kanser.ustura,kestim çok uluslu uzvumu.
tuzladım yaramı kem gözlü ejderhadan bil;
ah…kalbim bir kaçakçının tetik boşluğu mu?

ömrüm içimde çürümeyen patika yol bul.
kangren ütopyanın diyeti bu İstanbul…

Paylaşın

Fitch Ratings, Küresel Büyüme Tahminini Aşağı Çekti

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, 2021 yılı büyüme tahminini yüzde 6’dan yüzde 5,7’ye çektiği Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonominin 2022 yılı büyüme beklentisini de yüzde 4,4’ten yüzde 4,2’ye düşürdü.

Yüksek enflasyonun dünya çapında hissedilmesi ve uzun sürmesi küresel büyümedeki tahminleri değiştirdi. Bu durum küresel para politikalarının normalleşmesinin başlangıcı konusunda tahmin yapanları ve merkez bankalarını yanılttı ve söz konusu normalleşme tahminlerinin daha ileri bir tarihe atılmasına neden oldu.

Raporda, sanayi üretiminde son dönemde yaşanan tedarik zinciri aksamaları nedeniyle ABD, Almanya ve Japonya gibi ekonomilerin bu yıla ilişkin büyüme tahminlerinin düşürüldüğü kaydedildi.

Raporda, aşağı yönlü revizyona rağmen küresel ekonominin 2021 yılı büyüme beklentisinin 1973’ten bu yana en hızlı büyüme oranına işaret ettiği belirtilerek, küresel ekonomisinin “stagflasyondan” çok uzakta olduğu ifade edildi.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, 2021 yılı büyüme tahminini yüzde 6’dan yüzde 5,7’ye çektiği Küresel Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonominin 2022 yılı büyüme beklentisini de yüzde 4,4’ten yüzde 4,2’ye düşürdü.

Raporda ayrıca, para politikalarındaki tepkinin beklenenden daha yavaş olduğu ve önümüzdeki aylarda daha fazla gevşeme duyuruları beklerken, şimdi Çin’in büyümesinin 2022’de %5’in altına düşeceği tahmini paylaşıldı.

Raporda ABD Merkez Bankası’nın (FED) Eylül 2022’de ve İngiltere Merkez Bankası’nın (BOE) Aralık 2021’de faiz oranlarını arttırması beklentisi de yer aldı ve her ikisinin de beklentilerden çok daha erken olduğu bilgisi paylaşıldı.

Yüksek enflasyonun politika gerilimlerini arttırdığına işaret edilen raporda, yeni COVID-19’un varyantlarının, büyüme için aşağı yönlü risk oluşturduğu, arzı olumsuz yönde etkileyerek daha fazla fiyat artışına neden olabileceğive merkez bankalarının normalleşmeyi geciktirmesi durumunda risk anlamına gelebileceği vurgulandı.

ABD dolarının daha da güçlenmesinin beklendiğine dikkat çekilen raporda, daha güçlü bir dolar ve Çin’in büyümesinindeki zayıflamanın 2022’de emtia fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceği, gelişen piyasa ekonomileri üzerindeki baskıyı artırabileceği ifade edildi.

Paylaşın

Kamu Ve Üniversite Hastaneleri İçin Borç Uyarısı

Kamu ve üniversite hastanelerinin, tıbbi cihaz sektörüne borcu 9 milyar liraya ulaştı. Acil ödeme yapılmaması durumunda kapanmaların başlayacağı uyarısı yapılırken, Sağlık Bakanlığı ise henüz konu ile ilgili bir açıklamada bulunmadı.

Tıbbi cihaz sektörünün, kamu ve üniversite hastanelerindeki vadesi geçmiş alacaklarının yaklaşık 9 milyar liraya ulaştığı uyarısı yapıldı. Açıklama Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) Başkanı Metin Demir’den geldi. Reuters’a konuşan Demir, acil ödeme yapılmaması durumunda kapanmaların başlayacağını söyledi.

İthalata bağımlı olan sektör, geç ödemeler nedeniyle kur farkı mağduriyeti yaşadıklarından uzun süredir şikayet ediyordu. Demir, kurun sert yükselişi nedeniyle, ithalat ağırlıklı sektördeki birçok firmada sermaye erimesi yaşandığını da kaydetti.

Ürün fiyatlarında yüzde 50’ye varan artış yaşandığını söyleyen Demir, Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada, “Biriken, geçmişten kalan bir alacak var. Bir de güncel olarak sürekli malzeme verildiği için eklenen var. Sektörün alacağı şu anda net olmamakla birlikte yaklaşık 9 milyar lira civarında.” dedi.

Metin Demir, alacakların kurun 6 lira olduğu 2020 Ocak ayına kadar gittiğini söyledi. Tıbbi cihaz sektörü, Eylül’de vadesi geçmiş alacaklar için protesto eylemi düzenlemişti. Reuters haberle ilgili temasa geçilen Sağlık Bakanlığı’nın henüz konu ile ilgili açıklama yapmadığını da bildirdi.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Bütçe’ Yorumu: Faiz Bütçesi

Partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendiren DEVA Lideri Babacan, “Merkez Bankası dün bankalara ortalama yüzde 16 faizle borç para verdi. Aynı gün, aynı ülkenin hazinesi bankalara 3 milyar 300 milyonluk borçlanma ihalesi yaptı ve ihaleye katılan bankalara borçlanırken yüzde 22,70 faiz ödedi. Bu mu yönetmek? Bu bütçenin adı faiz bütçesidir.” dedi.

Haber Merkezi / Ekonomide Çin modeli tartışmalarına ilişkinde konuşan Babacan, “Hükûmet, son günlerde ekonomide ‘Çin modeli’ diye bir şey uydurdu. Ortada planlanmış, üzerinde çalışılmış bir model falan yok. Bugünkü iktidar bindi bir alamete, gidiyor kıyamete. Yalnız kendini sürüklese neyse de 84 milyonluk ülkenin her bir ferdini, hatta doğmamış çocuklarımızı dahi peşinden sürüklüyor. Ortada, adını ‘model’ olarak koydukları, sadece bir başarısızlık hikayesi var” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda ise dikkat çeken cümleler kullanan Babacan, “Lafa gelince ‘ezilenlerin gür sesi, suskun dünyanın hür sesi’ Sayın Erdoğan’dan, Uygur Türklerine yapılan zulme dair son yıllarda bir cümle duydunuz mu? Dünyadaki en ağır insan hakları ihlallerinden birine karşı Erdoğan görmüyor, duymuyor, konuşmuyor” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında gündemi değerlendirdi. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“Cumhurbaşkanı uçakta gazetecilere ‘kur manipülasyonu’ demiş. ‘DDK, bu işin arkasında kimlerin olduğu konusunda araştırma yapıyor. Buralardan kimler çıkacak, görme fırsatımız olacak’ demiş. Ben şimdiden söyleyeyim: Bu işin arkasından siz çıkacaksınız. DDK istediği kadar baksın. Araştıracaklar, bakacaklar; cumhurbaşkanı konuştukça kur yükseliyor.

“Bu bütçenin adı ‘faiz bütçesi’dir”

Yıllarca 50 milyar TL mertebesinde giden faiz ödemeleri bu yılki bütçede 180 milyar; 2022 bütçesinde 240 milyar olarak yazılmış durumda. Bundan da fazla olacak. Sözde düşük faiz politikası izleyen kötü yönetim, hazine borçlanma faizlerini daha geçtiğimiz eylül ayına göre tam 5 puandan fazla artırdı. Merkez Bankası dün bankalara ortalama yüzde 16 faizle borç para verdi. Aynı gün, aynı ülkenin hazinesi bankalara 3 milyar 300 milyonluk borçlanma ihalesi yaptı ve ihaleye katılan bankalara borçlanırken yüzde 22,70 faiz ödedi. Bu mu yönetmek? Bu bütçenin adı faiz bütçesidir.

Kamu özel iş birliğinin bütçedeki ödeneğine bakıyoruz, 42,5 milyar ama kurdaki artış sebebiyle 60 küsurlara çıkacak. Bütün tarım destekleri, yap-işlet-devretlere ödenecek rakamın yarısı dahi değil. Sanayinin geliştirilmesi için destek teşvik bütçesi 20 milyar. Deprem hazırlığı, afet yönetimi hepsi 4 milyar. Kadının güçlendirilmesi 943 milyon. Gençlik programı 876 milyon. İnsan hakları bütçesi 83 milyon. Bütçede ekonomik modeli görüyorsunuz. Çiftçi yok, sanayici yok, kültür yok, afet yönetimi yok, kadın yok, gençlik yok, hiçbir şey yok.

“Çatışmayla koltuğunuza sarılmayı artık bırakın”

Sayın Erdoğan, stokçu dedikleriniz, sizin hatalı politikalarınız, kötü yönetiminiz yüzünde fiyat istikrarının kalmadığı bir ülkede, neyi kaçtan satacağını bilemeyen gariban esnaf. Sizin stokçu dedikleriniz bugün sattığı malı yarın sattığından da pahalıya alan ve her gün zarar eden bakkal, manav, kırtasiyeci, çamaşırcı, çorapçı… Yeter artık, vatandaşları birbirine düşürmeyin.  Çatışmayla, ayrıştırmayla, kutuplaştırmayla koltuğunuza sarılmayı da artık bırakın.

Hükûmet, son günlerde ekonomide ‘Çin modeli’ diye bir şey uydurdu. Ortada planlanmış, üzerinde çalışılmış bir model falan yok. Bugünkü iktidar bindi bir alamete, gidiyor kıyamete.Yalnız kendini sürüklese neyse de 84 milyonluk ülkenin her bir ferdini, hatta doğmamış çocuklarımızı dahi peşinden sürüklüyor. Ortada, adını ‘model’ olarak koydukları, sadece bir başarısızlık hikayesi var.

Ekonomide senelerce dünyada ‘Türkiye modeli’ konuşuldu. Herkesin öykünerek baktığı, ‘Bize ders verin’ dediği modeli biz yazmıştık. Bize ‘ilham kaynağı, model ülke’ diyorlardı. Her bir vatandaşımızın refah seviyesini arttırdığımız, demokratik standartları yükselttiğimiz, Avrupa Birliği hedefinde ilerlediğimiz ve bununla beraber büyüttüğümüz ekonomi modelini yazmıştık.

“Türkiye’ye Çin malı ekonomi giydiremezsiniz”

Türkiye’yi bu başarılı yoldan saptırmaları ibretlik konudur. Rotayı ben çiziyorum diyen Perinçek’in hayallerinin iktidarı oldular. Model dediğiniz buysa batsın o model. Sayın Erdoğan; Türkiye’ye Çin malı ekonomi giydiremezsiniz. Bu ülke sizin dar kalıplarınızın esiri olmayacak kadar köklü bir demokrasi bilincine sahip.

Onca sene hak, adalet diye vatandaşın karşısına çıkan Sayın Erdoğan, siyasi kariyerinin finalinde, 28 Şubatçı Perinçek’in dergisine konuşmalarıyla baş yazı olarak konuk oldu. Erdoğan nerede, kimin arkasında görün. İbretlik. Derginin editörleri girişte ‘Vatan Partisi önderliğinde bilmem ne sürecine girdik’ diyor. Bu önderlikten AK Parti’ye oy vermiş vatandaşlarımızın haberi var mı? Yönetimin, girdiği seçimde sadece 98 bin vatandaşımızdan oy alan Perinçek’e teslim edilmesine geri kalan 84 milyonun onayı var mı?

Eğer bir modelden bahsedeceksek, bu sadece ekonomi politikalarından ibaret değildir. Bu bir rejim tercihidir. Böyle bir büyüme modelinde, hiçbir hak hukuk tanımadan çalıştırılan işçilerin acısı vardır. Lafa gelince ‘ezilenlerin gür sesi, suskun dünyanın hür sesi’ Sayın Erdoğan’dan, Uygur Türklerine yapılan zulme dair son yıllarda bir cümle duydunuz mu? Dünyadaki en ağır insan hakları ihlallerinden birine karşı Erdoğan görmüyor, duymuyor, konuşmuyor.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 20 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 20 bin 874 yeni vaka tespit edilirken, 192 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Yoğun bakımlarda yatan Covid-19 hastalarının önemli bölümü hiç aşı yaptırmamış veya aşısı tam olmayan kişiler. Aşı, alınması gereken bir karar. Pişman olmayı beklemeyin.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 356 bin 254 test yapılırken, 20 bin 874 yeni vaka tespit edildi. 192 kişi hayatını kaybederken, 29 bin 883 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; “İnsanlarımızı aşıdan önyargılarla korkutmaya çalışanlar NE KAZANDI? Hatalı kararlarınsa sonucunu biliyoruz. Yoğun bakımlarda yatan Covid-19 hastalarının önemli bölümü hiç aşı yaptırmamış veya aşısı tam olmayan kişiler. Aşı, alınması gereken bir karar. Pişman olmayı beklemeyin.”

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale,  Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

TİHV’den Dikkat Çeken Rapor: Özgürlükler Sistematik Saldırı Altında

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Akademi, “Kuşatma Altındaki Yurttaşlık Alanı” başlıklı 73 sayfalık bir rapor yayınladı. Raporda, temel özgürlükleri hedef alan baskıların 2015-2019 yılları arasındaki beş yıllık dönemde nasıl bir seyir izlediği mercek altına alındı.

Raporun TİHV Dokümantasyon Merkezi’nin verileriyle hazırlandığına işaret edilen TİHV yazılı açıklamasında, “Rapor, demokratik yurttaşlık alanının siyasi iktidar tarafından nasıl ve hangi mekanizmalarla kuşatılıp daraltıldığını somut veriler ışığında görünür kılmayı amaçlıyor” denildi.

“Kuvvetler ayrılığı ortadan kaldırıldı”

Raporda, Türkiye’nin 2010 Anayasa referandumundan itibaren tedricen anayasızlaştırıldığı, 2017 Anayasa değişikliği ile kuvvetler ayrılığı ve parlamenter rejimin fiilen ortadan kaldırıldığı ifade edildi.

Söz konusu dönemde hukuk devleti, yargı bağımsızlığı ve yargısal denetimin yok denecek düzeye geriletildiği kaydedilen raporda, siyasal çoğulculuk ve seçim güvenliğinin de ağır biçimde zedelendiği uyarısı yapıldı.

Rapora göre anayasasızlaştırma ve her sorunun “beka meselesi” olarak sunulduğu güvenlikleştirme bir döngü halinde birbirini beslerken, polis şiddeti ve yargısal tacizlerle yurttaşlık alanı hızla daraltıldı.

TİHV raporunda, ifade, medya, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüklerine ilişkin saldırılar verilerle ayrıntılı bir şekilde ortaya kondu:

İfade özgürlügü ihlalleri (2015-2019)

  • 6.479 kişi gözaltına alındı,
  • 2.801 kişi tutuklandı,
  • 1.372 dava açıldı,
  • 727 kişiye 27.448 ay hapis cezası verildi,
  • 184 yayın kuruluşu kapatıldı,
  • 137 kişi yaralandı,
  • 5 gazeteci öldürüldü.

Toplantı ve gösteri özgürlügü ihlalleri (2015-2019)

  • 20.071 kişi gözaltına alındı,
  • 662 kişi tutuklandı,
  • 4.907 kişiye ceza davası açıldı,
  • 999 kişiye toplam 13.370 ay hapis cezası verildi,
  • 4.450 kişi kolluk güçlerinin fiziksel şiddetine maruz kaldı,
  • 1.022 kişi bombalı sivil şiddet saldırılarında yaralandı,
  • 19 kişi kolluk güçlerinin müdahalesi sonucu öldü,
  • 141 kişi bombalı sivil şiddet saldırıları sonucu öldü.

Toplantı ve örgütlenme özgürlüğü ihlalleri (2015-2019)

  • 15.070 kişi gözaltına alındı,
  • 2.709 kişi tutuklandı,
  • 551 kişiye toplam 32.523 ay hapis cezası verildi,
  • 1.788 örgüt kapatıldı,
  • 127 belediye başkanının yerine kayyım atandı,
  • 120 belediye başkanı tutuklandı,
  • 11 milletvekilinin vekilliği düşürüldü,
  • 17 milletvekili tutuklandı,

351’i kolluk güçlerinin fiziksel şiddet kullanımına, 255’i sivil grupların şiddet saldırılarına, 11’i ise kendisini “polis” veya “devlet görevlisi” olarak tanıtan kişilerce kaçırılıp zorla alıkondukları süre boyunca maruz kaldıkları işkence ve kötü muameleye bağlı olarak toplam 617 kişi yaralandı.

Paylaşın

İYİ Parti Ve CHP Arasında ‘Cumhurbaşkanı Adaylığı’ Tartışması

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun olası adaylığına ilişkin değerlendirme yapan İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın’ın açıklaması Millet İttifakı’nı oluşturan CHP ve İYİ Parti arasında tartışma konusu oldu.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, “Kazanma riski görünen, anket ilmiyle belirlenen bir adayı, İYİ Parti olarak kabul etmiyoruz. Millet İttifakı’nın varlığı seçimi ilk turda kazanabilecek genişlikte, o bakımdan en uygun adayın istişarelerle belirlenerek ortaya konulması Türkiye’ye yapılabilecek en iyi iyilik. Kazanamama ihtimali olan birinin uygun olmayacağını söyleyeceğiz, sonuç odaklı düşüneceğiz.” demişti.

Partinin bir diğer genel başkan yardımcısı Cihan Paçacı ise Aydın’ın sözlerini değerlendirdi ve bu açıklamaların Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıktıkları anlamına gelmediğini savundu.

Habertürk’e konuşan Paçacı, “Kemal Bey cumhurbaşkanı olması halinde doğru bir isimdir. Ancak tespiti sırasında birinci turda seçilmeyi sağlayacak bunu riske sokmayacak adayın tercihi doğru olur” dedi.

İttifak ortağı CHP’den ise parti sözcüsü Faik Öztrak, İYİ Partili Aydın’ın cumhurbaşkanı adayı açıklamasına ilişkin, ”Genel başkanımızın Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı hakkındaki görüşleri artık kamuoyuna mal olmuştur. Bunların üzerine yorum yapmak gereksizdir. Genel başkanımızın açıklamaları nettir” dedi.

Paylaşın

Türkiye, Dünyada En Fazla Mülteciye Ev Sahipliği Yapan Ülke

Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM), 2020 Dünya Göç Raporu’na göre, Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke. Uluslararası Göç Örgütü’ne göre Türkiye’de çoğu Suriyeli 3,6 milyon mülteci yaşıyor. Türkiye’nin en fazla göç verdiği ülkeler ise sırayla Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve ABD.

Rapora göre; geçtiğimiz yıl 26 milyon insan şiddet ve çatışma nedeniyle uluslararası göç, 55 milyon insan ise yaşadığı ülkenin içinde pandemi, afetler, çatışmalar ve şiddet nedeniyle yer değiştirdi/göç etmek zorunda kaldı. Yine Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı ( OECD) iki ay önce yayımladığı “Uluslararası Göç Görünüm Raporu”nda OECD ülkelerindeki yeni göçmen sayısı 2020 yılında 3,7 milyon kişiye gerilediğini belirtmişti.

Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM), 2020 Dünya Göç Raporu’nu yayınladı. Raporda öne çıkan bölümler şöyle,

  • 2020 yılında uluslararası göçmenlerin sayısı seyahat kısıtlamaları nedeniyle 2 milyon indi.
  • Doğduğu ülke dışında yaşayan kişi sayısı 281 milyona ulaştı. Bu sayı 2019’da 272 milyon, 1990’da ise 128 milyondu.
  • Doğu Afrika ülkeleri Somali, Etiyopya ve Güney Sudan, “yerinden edilen insan sayısını”  en fazla olduğu ülkeler oldu.  Etiyopya’da 1,7 milyon kişi evini terk etmek zorunda kaldı.
  • Güney Sudan geçtiğimiz yıl ülkeden kaçmak zorunda kalan 2 milyon kişiyle, Afrika’da en fazla mülteci veren ülke oldu.
  • 2020’de en fazla göç alan kıtalar, tüm göçmenlerin yüzde 61’ini barındıran Avrupa (87 milyon) ve Asya (86 milyon) oldu.
  • Türkiye ise; dünyada en fazla göç alan 20 ülke arasında 12’inci sırada. Uluslararası Göç Örgütü’ne göre Türkiye’de 6 milyon 5 bin göçmen var ve bu sayı nüfusun yüzde 7.2’sini oluşturuyor.
  • Dünyanın en büyük ikinci göç koridoru ise Suriye’den savaş ve çatışma nedeniyle yerlerinden edilip Türkiye’ye gelen insanların oluşturduğu rota. IOM, bu koridorun 2020’de yaklaşık 4 milyon Suriyeli tarafından kullanıldığını belirtiyor.
  • Suriye dünyada en fazla göç veren ülkeler arasında 5’inci sırada.
  • Türkiye, dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke. Uluslararası Göç Örgütü’ne göre Türkiye’de çoğu Suriyeli 3,6 milyon mülteci yaşıyor.
  • Türkiye’nin en fazla göç verdiği ülkeler ise sırayla Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya ve ABD.
  • Avrupa’da 2020’de en fazla yabancı göçmene ev sahipliği yapan ülke 16 milyon kişi ile Almanya oldu. Almanya’ya en fazla göç veren ülkelerden biri ise; Türkiye.

OECD: Sayı geriledi

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı ( OECD) iki ay önce yayımladığı “Uluslararası Göç Görünüm Raporu”nda OECD ülkelerindeki yeni göçmen sayısı 2020 yılında 3,7 milyon kişiye gerilediğini belirtmişti.

OECD’nin raporuna göre; 2020’de en fazla göç alan ülke 576 bin göçmenle ABD oldu.

Tüm göç kategorilerinde düşüş yaşandı en büyük düşüş “aile göçü” kategorisinde yaşandı. Aile göçü geçtiğimiz yıl yüzde 35 geriledi.

Raporun Türkiye başlığında da yaklaşık 3,5 milyon Suriyeliye “geçici koruma” sağladığı belirtildi. Bu 2014’ten bu yana tüm Avrupa Birliği ülkelerinde ağırlanan toplam mülteci sayısının iki katından fazla.

Türkiye’ye 2020’de ilk “sığınma başvurusunda” bulunanların sayısı ise yüzde 44,5 azaldı. Başvurularda büyük çoğunluğu Afganlar oluşturdu. Raporda sığınmacı/göçmen/ mültecilerin toplamda ülkelere 2,5 trilyon dolarlık katkı sağladığı tespit edildi. Devletlerin yaptığı harcamaların toplamı ise 2 trilyon dolar oldu.

(Kaynak: bianet)

Paylaşın