Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Yeni Vaka Sayısı 20 Binin Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 21 bin 477 yeni vaka tespit edilirken, 181 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşıların belirtilen sürelere göre yapılmasının daha iyi sonuç verdiği unutulmamalı. Alması tümüyle size bağlı tedbirleri almalısınız.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 358 bin 117 test yapılırken, 21 bin 477 yeni vaka tespit edildi. 181 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 042 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan aşı çağrısı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; “Kış şartlarında hastalığın bulaşması kolaylaşacak. Havalandırması sınırlı, kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün ölçüde uzak durulmalıdır. Aşıların belirtilen sürelere göre yapılmasının daha iyi sonuç verdiği unutulmamalı. Alması tümüyle size bağlı tedbirleri almalısınız”

Aşılamada son durum

18 yaş ve üzeri nüfusun aşılanması verilerinde 1’inci doz Türkiye ortalaması yüzde 91,14, 2’nci doz ortalaması yüzde 82,17 olarak ölçüldü. Ayrıca, 1’inci dozda 56 milyon 569 bin 332, 2’nci dozda 51 milyon 3 bin 175 ve 3’üncü dozda 12 milyon 733 bin 491 olmak üzere toplam 121 milyon 935 bin 289 aşı uygulandı.

En az 2 doz aşı olan kişi sayısının en yüksek olduğu iller; Ordu, Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın olurken, 2 doz aşı yapılan kişi sayısının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Bayburt oldu.

Paylaşın

AİHM, Nazlı Ilıcak’ın İfade Hürriyetinin İhlal Edildiğine Hükmetti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Gazeteci Nazlı Ilıcak’ın ifade hürriyetinin ihlal edildiğine hükmederek Türkiye’yi haksız buldu. Bire karşı 5 oyla alınan kararda Türkiye 16 bin euro para cezasına çarptırıldı.

Haber Merkezi / Gazeteci Ilıcak’ın 2017 yılında yaptığı başvuruyu bugün karara bağlayan AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin güvenlik ve özgürlük hakkıyla ilgili 5. maddesinin 1 fıkrası ile ifade ve düşünce özgürlüğüyle ilgili 10. maddenin Türkiye tarafından ihlal edildiğine hükmetti.

Gerekçeli kararda, “Ilıcak’ın terör örgütüne üye olma veya hükümeti devirmeye teşebbüs etme suçlarını işlemesinden şüphelenmek için hiç bir makul neden bulunmadığı” yorumu yapıldı.

Ilıcak’a yönelik suçlamalara eleştiri getirilen gerekçeli kararda, bu suçlamaların gazetecinin kaleme aldığı kamu yararına ve bilinen gerçekler ve olaylarla ilgili olduğu belirtilerek, gazetecinin hiç bir şekilde şiddeti övmediği ve desteklemediği ifade edildi.

Kararda uzun duruşma öncesi tutukluluk süresiyle gazetecinin yazma hakkı elinden alınarak, ifade ve düşünce özgürlüğünün de ihlal edildiği kaydedildi.

Nazlı Ilcak davasının geçmişi

Nazlı Ilıcak darbe girişiminin hemen ertesinde, 26 Temmuz 2016 tarihinde, “hükümeti devirmek, terör örgütü üyesi olmak ve terör örgütü propagandası” şüphesi temelinde Bodrum’da gözaltına alınmıştı. İstanbul’da çıkarıldığı mahkeme tarafından 22 Eylül 2016 tarihinde hakkında tutukluluk kararı verilen Ilıcak’ın bu kararlara mahkemeler önünde yaptığı itirazlar reddedilmişti.

Ilıcak, İstanbul Savcılığının 11 Nisan 2017 tarihli iddianamesinde, “FETÖ/PDY medya yapılanması”nın kolu olarak gösterilen Can Erzincan TV kanalında program yönetmek ve Twitter hesabından bu örgütlerin darbe girişimiyle ilgisi olmadığı mesajları yaymakla” suçlanmıştı.

Bu iddianame temelinde 16 Şubat 2018 tarihinde müebbet hapis cezasına mahkum edilen Ilıcak hakkındaki karar 5 Temmuz 2019 tarihinde Yargıtay tarafından bozulmuş, dava İstanbul 26’ıncı Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti. Ilıcak bu mahkeme tarafından, “örgüte üye olmamakla birlikte bilerek yardım” suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasına mahkum edildi.

Ancak Yargıtay 14 Nisan 2019’da bu kararı da bozdu. Ilıcak’ın sürekli uzatılan geçici tutukluluğuna, tutukluluk süresi göz önünde bulundurularak adli kontrol şartıyla 4 Kasım 2019 tarihinde son verildi. Hakkındaki yargı süreci ise hâlen devam ediyor.

Ilıcak bu süreçte “emniyet ve ifade özgürlüklerinin ihlali” temelinde 14 Kasım 2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda da bulunmuş, ancak başvurusu  AYM tarafından geri çevrilmişti.

Paylaşın

‘Tarımda Üretici Enflasyonu’nda 34 Ayın Zirvesi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Kasım 2021 Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi raporunu yayınladı. TÜİK verilerine göre Tarım-ÜFE aylık bazda yüzde 4,57, yıllık bazda yüzde 24,35 arttı. Böylece tarım ÜFE Mart 2019’dan sonraki en yüksek seviyeye geldi.

Endeks, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 21,22 artış gösterirken, on iki aylık ortalamalara göre ise yüzde 22,36 yükseldi. Böylece Mart 2019’dan sonraki en yüksek seviyeye geldi.

Sektörlerde bir önceki aya göre tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 4,29, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 5,73, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 12,09 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 2,37 artış, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 8,34 artış, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,81 azalış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 4,67 ile çeltik ve yüzde 5,07 ile üzüm oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 105,21 ile lifli bitkiler, yüzde 43,03 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar ve  yüzde 36,63 ile canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre en fazla azalış gösteren alt grup ise yüzde 14,19 ile turunçgiller oldu.

Bir önceki aya göre azalış gösteren alt gruplar sırasıyla, yüzde 18,99 ile tropikal ve subtropikal meyveler ve yüzde 0,57 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 25,32 ile lifli bitkiler, yüzde 8,58 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve yüzde 7,40 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Kasım 2021’de, endekste kapsanan 90 maddeden, 25 maddenin ortalama fiyatında azalış olurken 6 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 59 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

Paylaşın

Akşener: Ekonomide Dini Tariften, Çinli Tarife Geçtik

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin açıklamalarını hatırlatan İYİ Parti Lideri Akşener, ” Ekonomide dini tariften, Çinli tarife geçtik. Ekonomi başına getirilen bu arkadaşımızın ortaya koyduğu ‘inşallah, maşallah’ üzerinden bir tarif var, ekonomi böyle yönetilemez. Ekonominin başına patronu olmak üzere getirilen kişi temenni ederek ekonomiyi yönetemez.” dedi.

Akşener, döviz kurundaki dalgalanma hakkında, “Hükümeti acilen ciddiyete davet ediyorum. Türkiye devlet krizi yaşıyor” dedi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Uygur İnsan Hakları toplantısının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin Habertürk yazarı Sevilay Yılman’a yaptığı açıklamaları değerlendiren Akşener, “Sayın Nebati’nin açıklamalarını okudum. Çin modeli denildiğinde Sayın Erdoğan’ın bunu nasıl tanımlayacağı problem olur. Bu konuda lideriyle konuşmasında fayda var. Sayın Erdoğan faizle ilgili Nas dedi, bu dini bir tarif. Dini tariften Çinli tarife geçtik. Asıl vahim olan ekonominin başına getirilen bu arkadaşın inşallah, maşallah üzerinde yorum var. Ekonomi temennilerle yönetilemez. Temenni ederek ekonomiyi canlandıramaz. Ben bu konuşmaları büyük bir ciddiyetsizlik olarak görüyorum. Hükümeti acilen ciddiyete davet ediyorum. Türkiye devlet krizi yaşıyor” ifadelerini kullandı.

“Herkesi ciddiyete davet ediyorum”

Ekonomik nedenlerden dolayı olağanüstü hal (OHAL) ilan edilebileceği yönündeki haberlere de değinen İYİ Parti lideri, “Bugün itibariyle dış güçleri kenara koymuşlar. İki görüş geldi. Birincisi Japon bankasının raporu, ikincisi İzzet Özgenç hocanın yorumu. OHAL ilan edilebilir diye bir kavram var. Dış güçleri bırakıp, iç güçlere gelmişiz. Sermaye kontrolünden başlayarak vatandaşın dolar hesaplarına kadar bazı adımların atılabileceği endişesini yaratır ki bu Türkiye’nin iflas etmesine neden olur. Herkesi ciddiyete davet ediyorum” dedi.

Paylaşın

Yabancılara Konut Satışında Rekor!

Yabancılara yapılan konut satışları, kasım ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 48,4 artarak 7 bin 363’e yükseldi. Toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı ise yüzde 4,1 oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2021 yılı kasım ayı konut satış istatistiklerini açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 59,0 artarak 178 bin 814 oldu. Konut satışlarında İstanbul 31 bin 706 konut satışı ve yüzde 17,7 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 17 bin 117 konut satışı ve yüzde 9,6 pay ile Ankara, 11 bin 116 konut satışı ve yüzde 6,2 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 36 konut ile Hakkari, 65 konut ile Ardahan ve 98 konut ile Bayburt oldu.

Konut satışları Ocak-Kasım döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 9,2 azalışla 1 milyon 265 bin 353 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 61,0 artış göstererek 39 bin 366 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 22,0 olarak gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 55,4 azalışla 249 bin 270 oldu.

139 bin 448 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde diğer konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 58,4 artarak 139 bin 448 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 78,0 olarak gerçekleşti. Ocak-Kasım döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artışla 1 milyon 16 bin 83 oldu.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 52,0 artarak 55 bin 706 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 31,2 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,1 azalışla 384 bin 776 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,4 artış göstererek 123 bin 108 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 68,8 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Kasım döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,3 azalışla 880 bin 577 olarak gerçekleşti.

Yabancılara konut satışı: En çok satış İran vatandaşlarına

Yabancılara yapılan konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 48,4 artarak 7 bin 363 oldu. Toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,1 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 2 bin 922 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla bin 917 konut satışı ile Antalya, 428 konut satışı ile Ankara izledi.

Kasım ayında İran vatandaşları Türkiye’den bin 406 konut satın aldı. İran vatandaşlarını sırasıyla bin 75 konut ile Irak, 836 konut ile Rusya Federasyonu vatandaşları izledi.

Paylaşın

Asgari Ücret Toplantısı Erdoğan-Kavcıoğlu Görüşmesine Takıldı

Türk Lirası’nda dün yaşanan tarihi değer kaybının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu ve kamu bankaları genel müdürleriyle yaptığı toplantı asgari ücret görüşmelerine yansıdı.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre ‘bu hafta başında’ yapılacağı konuşulan asgari ücret görüşmeleri için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı taraflara henüz davet götürmedi.

Çakır haberinde konuyla ilgili “…Tarafların bir araya gelecekleri ardından da Saray’a gidecekleri, kararın burada açıklanacağı beklentisi de vardı. Dolardaki hızlı yükseliş toplantı planlarını da bozdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ve Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu’nun katılımıyla kamu bankalarının genel müdürleriyle İstanbul’da toplanması nedeniyle Asgari Ücret Tespit Komisyonu da beklemeye geçti” diye yazdı.

Asgari ücret şu an ne kadar ve nasıl belirleniyor?

Asgari ücreti, yasa gereği 5’er işçi, işveren ve hükümet temsilcisi olmak üzere 15 kişiden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu belirliyor. Komisyon, yeni asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında dört kez toplanıyor.

Bakanlığın belirlediği üyelerden birinin başkanlık ettiği komisyon, en az 10 üyenin katılımıyla toplanıp, oy çokluğuyla karar veriyor. Oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu tarafın çoğunluğu sağladığı kabul ediliyor.

Şu an için brüt asgari ücret 3 bin 577 TL. Ancak işçinin bekar ve çocuksuz bir işçinin eline net 2 bin 825 TL geçiyor.

Yıllar bazında net asgari ücret rakamları ise şöyle:

  • 2019: 2020 TL
  • 2018: 1603 TL
  • 2017: 1404 TL
  • 2016: 1300 TL
  • 2015: 1 Ocak-949TL, 1 Temmuz: 1000 TL
  • 2014: 1 Ocak-846 TL, 1 Temmuz: 891 TL
  • 2013: 1 Ocak-773 TL, 1 Temmuz: 803 TL

Türkiye’nin asgari ücret gerçekleri

  • 2018’den bu yana devam eden ekonomik kriz, Covid-19’un yaratmış olduğu iş ve gelir kayıpları, son aylarda giderek tırmanan fiyat artışları geniş emekçi kesimlerin alım gücünü düşürdü ve pahalılığı en önemli toplumsal sorunlardan biri haline getirdi.
  • Türkiye OECD ülkeleri içerisinde en fazla haftalık çalışma saatine sahip ülkelerden bir tanesi. Ancak buna rağmen işçiler ekonomik büyümeden ve artan üretimden payını alamıyor.
  • Asgari ücret düzeyi şu an açlık sınırının altında. 10 bin TL’yi aşan yoksulluk sınırı ile asgari ücret arasında ise büyük bir uçurum var.
  • TL’nin hızla değer kaybetmesi nedeniyle asgari ücret dolar cinsinden son 15 yılın en düşük düzeyine geriledi.
  • Asgari ücret Türkiye’de ücretlerin alt sınırı olmaktan çıktı ve son yıllarda giderek ortalama ücret haline geldi.
  • Avrupa ülkeleri içinde asgari ücret civarında ücretle çalışanların oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye.
  • Geniş kesimleri kapsayan asgari ücret üzerinde oldukça ağır bir vergi ve kesinti yükü söz konusu. 2021’de brüt asgari ücretten 750 TL’den fazla vergi ve kesinti yapıldı. Emekçiler tarafından ödenen dolaylı vergilerle asgari ücretin net harcanabilir kısmı daha da azalıyor.
Paylaşın

Nihat Ateş Kimdir? Hayatı, Eserleri

28 Nisan 1969 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Nihat Ateş, Şaziye Hanım ile işci Fehmi Ateş’in oğludur. İlk ve ortaöğretimini İstanbul’da tamamladı. Şehremini Lisesini bitirdikten sonra girdiği İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinden mezun oldu.

Haber Merkezi / 2001’de Gelenek Yayınevinde editörlüğe başladı. Redaktörlük, düzeltmenlik yaptı. Çeşitli yayın organlarında yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak görev üstlendi. 1985-1987 yılları arasında General Electrics Basketbol Takımı’nda oynadı. Şair, evli ve İstanbul’da yaşıyor. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir.

İlk şiiri “Dinlenen Cadı”, 1992’de İnsancıl dergisinde yayımlandı. Şiir, yazı ve eleştirilerini Kum, Yaba, Varlık, E, Sol, Agora, Dize, Cumhuriyet Kitap, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde yayımlandı. İnternet ortamında ise gercekedebiyat.com, İleri Haber Portalı, sol sitelerinde yazdı ve üç yıldır insanbu.com adlı sitenin editörleri arasındadır.

Nihat Ateş, 2007 yılında Hollanda’ da basılan Kent ve İnsan adlı, beş Hollandalı öykücü ile beş Türk öykücünün kent konulu öykülerinin bir araya geldiği kitabın editörlüğünü yaptı. Ayrıca, Hollandalı bir eleştirmen ile birlikte Hollandalı yazarların öykülerini değerlendirdiği bir inceleme yazısı yayımladı. Şairin eserlerinde gerçekçilik çizgiyi takip ettiği ve toplumsal duyarlılığı öne çıkardığı görülür.

Eserleri;

Dinlenen Cadı (1992)
Günışığı Şiirleri (1996)
Od kuyusunda bir Ayna (1999)

Paylaşın

Nigar Okyay Kimdir? Hayatı, Eserleri

Ocak 1975 yılında Muğla’nın Milas İlçesi’nde dünyaya gelen Nigar Okyay, Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümünü bitirdikten sonra hukuk eğitimini tamamladı.

Haber Merkezi / Nigar Okyay’ın ilk şiiri 2001 yılında Wesvese dergisinde yayımlandı. Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü 2005 “Jüri Özel Ödülü”ne değer görülen şiirlerin yer aldığı “Sus Dağı” isimli ilk şiir kitabı 2006 yılında Mayıs Yayınevi tarafından yayınlandı.

Eserleri;

Şiir;

Sus Dağı

Ödülleri;

2005 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü / Jüri Özel Ödülü

“Her şey birbirinin içinden geçiyor”

akşam olmuş
taşların renginden belli
suyun esnemesinden
çocukların geri çekilmesinden

göğe kuşlar üşüşüyor
bazı kuşlar
bazı ağaçları göğe ekiyor
akşam kanatlı tohumluk
gece kuşların gür ormanı

batarken sökülen
ağzını dikiyor
güneş

açlarını sürüklüyor peşinde
pazar yeri

bir taş fener yanıp sönüyor
sokağa
kulaksız

kül yerleri ağrıyor
yangının

karışıyor kadınların
çorapları ve aşkları

her şey birbirinin içinden geçiyor…

“Sümbül faslı”

sesini biriktiriyor kemanın
dut ağacına asılmış
yorgun klarnet
diğeri geceden kalma
dudakları morarmış
sümbülü dinliyor hâlâ
testi arıyor öteki
annesinin mezarı için
koridorları çın çın
eski hastanenin

dipdiri bir kayayı
getirip koyuyorlar avluya
daha dünkü çocuk
olacakmış bize musalla

söz yüzüğünü saklıyor genç kız
bez ayakkabısına

kalenin güvercinlerini kokluyor
toy rüzgâr
çanları çalıp kaçmak istiyorum
çatılar beni saklar

kulak verip sümbüle
yokluyor hatırayı yaşlı kadın
deliniyor dudağı perdelerin

bir çatı boşalıyor aşağılara
ellerime yazılanı unutuyorum
unutuyorum ekmeği ve kanı
göğün kıymığı batıyor dilime
bulutları sayıklıyorum

tulumbaya koşuyor yerli kadınlar
merak onların telaşlı akşamı ya
topallayarak düşüyorum telaşlarına

içlikleri görünüyor bademlerin
gün sıçrayarak giriyor
gecenin kampına
yokbenimhiçbeyazım.

“Cumartesi”

günün kapıları kırık
dalgalar birikiyor kalbimin ortası birden karadeniz
kimbilir siz neredesiniz bu gün hangi cumartesi
biraz kalabalıksınız sanki biraz kapalı çarşı
ellerim boş yağmurun içinden geçiriyorum susmaları

kendime huy mu edindim nedir
yalnızken suya kapatıyorum sesimi
gözlerimi kırpıştırıyorum
gökyüzü bakır rengi

anne ezberim bu benim
dölün uykulu hali

daha dündü oysa
sevecen kediler gibi
kokumu kitaplara yaslamıştım

üşümüş yaz dolsun diye odalara
şamdanları kuşlara bıraktım

eski bir acıdan olmasa gerek

Paylaşın

Nigar Hanım Kimdir? Hayatı, Eserleri

1862  yılında İstanbul‘da dünyaya gelen Nigar Hanım, 1 Nisan 1918 yılında vefat etmiştir. Babası Macar asıllı Adolf Farkaş’tır. İhtidâ ettikten sonra Osman Nihalî adını alan Adolf Farkaş, “Macar Osman Bey” veya “Macar Osman Paşa” olarak tanınmıştır.

Haber Merkezi / Annesi Emine Rif’ati Hanım, Sadrazam Keçecizâde Fuat Paşa’nın mühürdarı, mutasarraflık görevinde de bulunan, İzmirli Nuri Bey’in kızıdır. Yedi yaşında Madam Garos’un yatılı okuluna gitmiş; burada Fransızca, piyano, resim ve dikişin yanı sıra Rumca, İtalyanca ve Ermenice öğrenmiş; on bir yaşında okuldan alınarak eğitimine evde devam etmiştir.

On üç yaşında İhsan Bey’le evlendi; bu evlilikten üç oğlu dünyaya geldi. Eşiyle yaşadığı sorunlar nedeniyle bu evlilik boşanmayla sonuçlandı. Serez, Viyana, Peşte, Mısır, İtalya, Romanya ve Paris’e seyahatlerde bulundu. Balkan Harbinden sonra milli duyguları öne çıkaran konferanslar verdi, hamasî şiirleriyle milli bilincin oluşmasında rol oynadı. Birinci Dünya Savaşı sırasında tifüse yakalandı ve kaldırıldığı hastanede 1 Nisan 1918 yılında vefat etti.

Hikâye, tiyatro, çeviri, mektup, makale, anı, sohbet, deneme gibi türlerde de eser veren Nigar Hanım; Hanımlara Mahsus Gazete, Mürüvvet, Ma‘lûmât, Servet-i Fünûn, Edebiyyât-ı Umûmiyye Mecmuası, Utârid, Şehbal, Pul gibi çeşitli dergi ve gazetelerde yazılarını yayımladı; Hanımlara Mahsus Gazete’nin de bir süre başyazarlığını yaptı. Özel hayatı, toplumsal ve edebî hayattaki değişimi eserlerine samimi bir şekilde yansıtması onu döneminin diğer kadın şairlerinden ayıran özelliğidir.

Eserlerinde Fransız romantiklerinin, Divan edebiyatının ve çağdaşlarından Recâizâde Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hâmid’in etkisi görülür. Bu nedenle “ara nesil” sanatçısı olarak değerlendirilir. İki cilt hâlinde yayınlanan Efsûs (1887, 1900) adlı eserindeki şiirlerde hem Divan edebiyatı geleneğine hem de iç dünyasına yaslandığı dikkati çeker. Nîrân (1896) adlı eserinde ahlaki öğütler içeren, darb-ı mesel niteliğinde mısralar yer alır. Aks-ı Sedâ (1899) biçim olarak Edebiyat-ı Cedide etkisine sahip, manzum ve mensur iki bölüm halinde düzenlenmiştir.

Hanımlara Mahsus Gazete’de tefrika edilen Safahat-ı Kalb adlı mektuplar biçimindeki romanı ise 1901‘de yayımlanır. Elhân-ı Vatan (1916) vatan duygusunun işlendiği hamasi şiirlerinin toplandığı son eseridir. Gırîve adlı sahnelenmiş ancak yayımlanmamış bir tiyatro eseri ve Tesir-i Aşk adında bir başka tiyatro eseri bulunmaktadır. Günlüklerinden oluşan on üç defter Aşiyan Müzesinde bulunmaktadır.

Paylaşın

Neyzen Tevfik Kimdir? Hayatı, Eserleri

24 Mart 1879 yılında Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde dünyaya gelen Neyzen Tevfik, 28 Ocak 1953’te İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Neyzen Tevfik’in gerçek adı Tevfik Kolaylı’dır. Kökeni, Bafra’nın Kolay beldesindendir.

Haber Merkezi / Çocukluğu Bodrum’da geçti. İlköğrenimini Bodrum’da tamamladı. İzmir Lisesi’ni bitirmeden ayrıldı ve İzmir Mevlevihanesi’nde kendini yetiştirmeye başladı. İzmir’de Tokadizade Şekip, Tevfik Nevzat, Ruhi Baba, ve Şair Eşref gibi ünlülerle tanıştı. Onlardan Türkçe, Arapça ve Farsça dersleri aldı. Şair Eşref’ten hicvi öğrendi. İlk şiiri bu günlerde, 13 Mart 1898’de Muktebes dergisinde yayımlanır.

İstanbul’da Galata ve Kasımpaşa Mevlevihanelerine gitti. Fatih Medresesi’nde dört yıl okudu. Bektaşi tarikatına girerek Sütlüce Tekkesi şeyhi Münir Baba’ya bağlandı. Dostları arasında Tevfik Fikret, Mehmet Akif, Uşakizade Halit Ziya, Ahmet Rasim, Tanburi Cemil, hacı Arif Bey, Yunus Nadi de vardır. Bir süre Mısır’da yaşadı. Eşref’ın çıkardığı Deccal dergisindeki II. Abdülhamit’i yeren bir şiiri nedeniyle gıyabında idama mahkum edildi. İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla İstanbul’a döndü.

Yürümeyen bir evlilik yaşadı ve bu evlilikten bir kıı oldu. Daha sonra eşinden ayrıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda, Askeri Müze’nin kurucusu Muhtar Paşa’nın emrinde ve Mehterbaşı olarak askerlik yaptı. Ney çalmadaki ve şiir okumada ustalığı ile sözünü esirgemezliği haklı ve yaygın bir ün kazandırdı. Toplumsal kural ve baskıları takmayarak ilginç yaşantısını her dönemde sürdürdü. 1919 yılında, ilk kitabı Hiç’i yayınlandı. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı ve Mustafa Kemal’i yücelten şiirler yazdı. Şiirlerini, Azâb-ı Mukaddes adı altında forma forma yayımlamaya kalkıştı ancak iki forma yayımlayabildi. Neyzen Tevfik’in eserleri İhsan Ada’nın gayretiyle Azâb-ı Mukaddes adıyla kitaplaştı.

Sürekli içki içmesi ve sa’ra nöbetleri nedeniyle sık sık Toptaşı Tımarhanesi ve Zeynep Kâmil Hastanesi’nde alkol tedavisi görmeye başladı. 1952 yılında, arkadaşlarının ısrarı ile Şehir Komedi Tiyatrosu’nda jübilesi yapıldı.

Nef’i ve Eşref’ten sonra Türk Edebiyatında taşlama türünün üçüncü önemli temsilcisi kabul edilir. Baskıyı, yobazlığı, din-mezhep ayrımcılığını, insanlar arasında eşitsizliği, çıkarcı politikacıları, çağdaşlaşma adına girişilen yararsız özentili davranışları kınamış; inanç özgürlüğünü, kadın haklarını savunmuştur. Yaşamın acılarını, toplumdaki bozuklukları, haksızlıkları konu edindiği hicviyeleri dillerde ve gönüllerde yer etmiştir.

Eserleri;

Hiç (1919)
Azâb-ı Mukaddes (1949)

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın