M. Güner Demiray Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Ocak 1940 yılında Sivas’ın Gemerek İlçesi’nde dünyaya gelen M. Güner Demiray, 1952’de Sivas Dumlupınar İlkokulu’nu, 1955’de Sivas Ortaokulu’nu, 1958’de Sivas Öğretmen Okulu’nu, 1965’de Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü’nü bitirdi.

Haber Merkezi / Köy öğretmeni olarak Gercüş, Sivas ve Kırıkkale Bedesten köylerinde (1958-1962), Milli Eğitim Bakanlığı ve Ankara Radyosu’nda (1963-1965) çalıştı. Tokat/Zile, Sivas ve İstanbul’daki ortaokul ve liselerde Türkçe ve edebiyat öğretmenliği yaptı. 1984 yılında emekli oldu. Çalışmalarını ve hayatını İstanbul’da sürdürmektedir.

Halk kültürü ile ilgili araştırmalar ve derlemeler yaptı. PEN Yazarlar ve Edebiyatçılar Derneği üyesidir.

Demiray’ın ilk şiiri 1951’de Sivas Yurt gazetesinde yayınlandı. Şiir ve yazıları Varlık, Türk Dili, İmece, Köy ve Eğitim, Kemalizm, Türk Folklor Araştırmalar, Folklor, Sivas Folkloru, Türk Folkloru, Milli Eğitim, Su, Kıyı, Yaba-Öykü, İlkyaz, Öğretmen Dünyası, Yazko, Kemalist Ülkü, Birlik, Dil, Bir Yeni Biçem dergileri ile Öncü ve Vatan gazetelerinde yayınlandı.

Demiray, şiirlerinde kafiye ve ölçü bakımından serbest vezin kullanmış, şiirlerini matematiksel bir kurguyu temel olarak yazmıştır. Kullandığı sözcüklerde ses uyumuna özen gösteren Demiray, hemen hemen her konuda ve özellikle evren, doğa, doğal yaşam konularındaki şiirleriyle tanınmıştır. Anadolu’dan Masallar (1996) kitabında; Anadoludan derlediği masalları sade ve akıcı bir dille okuyucularına anlatmaktadır.

“Atatürk”

Yapraklar dökülür kasımlarda,
Yeller uğuldar vadilerde, ne çıkar,
Bir özgürlüksün çağlara en güzelinden,
Sen bayrak bayrak fikirsin,
Ölüşün diriliştir yeniden.
Başak saçlarında Anadolu’m,
Gözlerinde yurdumun denizleri,
Sen yarınlara uzanmış ışık,
Savaşta kartal, barışta defne çelengi,
Sen sonu yenmiş zamansın.
Sende çarpar, sende düşünür Türkiye’m,
Sende büyür kucaklar,
Ulusun beyni, toprağın yüreği,
Kemal Paşam, Atatürk’üm !
Sen mayıslarda doğan güneş,
Evrenimin sabahı, damarımın kanı,
Sen mavilerde yeşeren yapraksın,
Bir yolsun sevgi, sevgi
Sen her mevsimde açan baharsın!

Paylaşın

M. Fikret Ünlüer Kimdir? Hayatı, Eserleri

1949 yılında Karaman’ın Yeşildere Köyü’nde dünyaya gelen M. Fikret Ünlüer, 28 Şubat 2011 yılında hayatını kaybetmiştir. Babası Köy Enstitülü öğretmen olan Ünlüer, çoğunlukla fabrikalarda çalıştı.

Haber Merkezi / M. Fikret Ünlüer, Hemi Gardaş (1972), Baynur (1973), Fatili Karının Tezekleri (1991) adlarında yapıtlar verdi.

Daha sonra, Yaylıyaka Köyünden Bir Abdullah Öyküsü 1999 Samim Kocagöz Ödülü’nde mansiyon alırken, Benli Ana adlı “Çocuk Öyküleri” dosyası da Mevlüt Kaplan Yazma Yarışması’nda mansiyonla değerlendi. Ayrıca, Güvercinlik adındaki öyküsü de DİSK Genel İş’in Öykü Yarışması’nda yayımlanmaya değer görüldü.

Öykü ve şiirlerinin yayımlandığı dergiler birbiri ardına sırasıyla bütünleşir: Yeni Ortam, Halk Ozanlarının Sesi, Balkanlar’da Türk Kültürü, Beşparmak, Tay, Ana, Yeni Şafak (Yunanistan), Düşlük, Aykırısanat, Çumra Sesi, İznik Sesi, Sarızeybek, Ankara Sesi, Özlem, Abece, Akçaba, Berfin Bahar, Güncel Sanat…

Vefat ettiğinde öykü kitabının hazırlığı içinde olan Ünlüer, öykülerinde köy ve emekçilerin yaşamını konu edinmiştir. Ünlüer, yerel dili, Karaman şivesini öykülerinde ustaca kullanıyordu.

Paylaşın

Nurullah Can Kimdir? Hayatı, Eserleri

21 Haziran 1947 yılında Karabük’te dünyaya gelen Nurullah Can, Heybeliada İlkokulu’ndan sonra, 1965 yılında Heybeliada Hüseyin Rahmi Gürpınar Lisesi’ni, 1970 yılında da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü’nü bitirdi.

Haber Merkezi / Hisarönü, Başverencuma, Amasra, Yalova, Kemerburgaz, Heybeliada, Burgazada, Çorlu, Wisbech, Londra ve Kadıköy’de yaşayan Nurullah Can, özel kuruluşlarda çalıştı, 1992’de emekli oldu. Türkiye Yazarlar Sendikası üyesidir. 1975’ten itibaren şiirlerini çeşitli dergilerde yayımladı. 1993 Yunus Nadi Şiir ödülünü kazandı.

1975 yılında Hız gazetesinde ilk şiiri “Çağrı” yayımlandı. Daha sonra Sek, Ozanca, Somut, Varlık, Oluşum vb. dergilerde şiirleri yayımlandı.

Eserleri;

İnsanlara Doğru
Memleket Çocukları
Kadınlar Geceleri Severler Geceleri Güzel bakarlar

Ödülleri; Yunus Nadi Şiir Ödülü (1993)

“Hüzün şiirleri 5”

Erken ölmeliydim ben
Üç şiir yazsam yeterdi
Cenazem rüzgârlı bir günde kalkmalı
Mezarım çıplak bir tepede olmalıydı

Erken ölmeliydim ben
Bir korsanın ömrü kadar
Fırtınalı gecede hayalet şatosunda
Korkunç bir çığlığın yankısı kadar

Erken ölmeliydim ben
Bu yüzden kıskanırdım işte
Gece kelebeklerini ateşböceklerini
Onlar gibi yansaydım ateşler içinde

Çok erken öldüm ben
Çocuktum ilk kez sinemaya gitmiştim
James Dean Yılmaz Güney genç askerler
Film bitmiş herkes çıkmış ölmüşüm ben

“Kehanet şiirleri”

Şiiri bıraktım.Ağaçlar dağları bırakır
Evimi bıraktım.Kediler yavrularını bırakır
Şarkılarımı unuttum.Rüzgâr bulutları unutur
Unuttum yaşamayı.Yıldızlar ışığını unutur
Bütün hayallerimi kaybettim.Bütün aşklarımı
Ay vakti kendi kendimle konuşurdum. o da bitti

Yatağıma uzanırım.Son yorganı çekerim
Bildiğim duaları okurum.Yavaşlar yüreğim
Sessiz yolculuk.Bana yakışan bir ölümdür
Uzakta bir serap görünür.Düşsel sesler
Rüyamda bir kervan.Bir çölün sonsuzluğu
Bir arap atının yelesi gibi gelir yüzüme sürünür

Paylaşın

Nurten Çelebioğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

1930 yılında Ordu’da dünyaya gelen Nurten Çelebioğlu, ilköğrenimini Ünye ve Ankara’da yaptı. Bir süre Bursa Kız Öğretmen Okulu’nda okudu. Ankara, Kırıkkale ve İstanbul’daki azınlık okullarında Türkçe öğretmenliği yaptı. Emekli olduktan sonra Ankara’ya yerleşti.

Haber Merkezi / Yazdığı şiirler çeşitli dergilerde yayımlandı. 1963-1972 yılları arasında Varlık daha sonra Kıyı ve Damar dergilerinde yayımlanan şiirleriyle ilgi çekti. 1963 yılında yazmış olduğu şiirle Ajans Türk dergisinin düzenlediği amatör şiirler yarışmasında birincilik kazandı. 1970 yılında ise ilk şiir kitabı Islak Gün ile TRT Sanat Ödülleri yarışmasında birincilik kazandı.

Nurten Çelebioğlu şiirlerinde kadın duyarlılığının ağır basmasıyla anılmaktadır. Hisar ve Varlık (1963-72) dergilerinde yayımlanan şiirleriyle tanınmıştır. “Gün Doğar” isimli şiiri ile 1971 TRT Sanat Ödülleri Yarışması Başarı Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır. Çelebioğlu’nun edebiyat dünyasına bakışını yazar Hüseyin Atabaş “Nurten Çelebioğlu adını 1960’lı yıllarda özellikle Varlık dergisinde yayımlanan şiirlerinden biliyoruz. O günden bu güne çok az yayımlamış olsa da şiirden hiç kopmadı. Bu vurdumduymaz ve aldı kaçtı topluma küs gibiydi. İçinde kanat çırpan şiir kuşunu sokaklara salıvermekten çekinmişti. Tüm olumsuzluklara karşı umudunu yitirmedi. Şiirini geçmişin birikimi ile donattı. Onun hemen her şiirine bir insan yüzü kazınmış gibidir.” cümleleriyle değerlendirmiştir.

Şairin Islak Gün (1964) ve Gün Doğar (1994) olmak üzere iki şiir kitabı bulunmaktadır. Şükran Kurdakul’un 1999’da yazmış olduğu Şairler ve Yazarlar Sözlüğü’nde de kendisine kısaca yer verilmiştir.

“Bilinmeyen Gerçek”

Kaderimde sen tütersin yine burcu burcu
Özlemim nasıl yoğunlaşmış bilir misin

Düğüm-düğümse hıçkırık yüreciğimde
Bilmelisin senin için bu tutku
Senin içindir yaşamım
Ezilircesine

Bir gerçeksin duyulan özlem süresince
Sırça köşkte yaşadığını bilirim
Katı yürekler seni bulmaya görsün
Parça parça edilirsen o şekilsiz ellerde

Bil ki dayanılmaz acılar içinde yiter yaşama gücüm
Bir gerçeksin ancak seni yaşayanlar içinde.

Paylaşın

Nuri Demirci Kimdir? Hayatı, Eserleri

17 Ağustos 1950 yılında Kars’ın Sarıkamış İlçesi’nde dünyaya gelen Nuri Demirci, Ayşegül İzmirli adını kullanarak şiirler ve düşünce yazıları kaleme aldı. İlk ve orta öğrenimini Pendik’te tamamladı. 1967’de Pendik Lisesini bitirdi. 1973’te İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği bölümünden mezun oldu ve 1973’te Ardahan, Giresun gibi şehirlerde yaptığı diş hekimliği görevini, 1977’den itibaren Bursa sürdürdü.

Haber Merkezi / Şiirle uğraşmadan önce resim ve Türk Sanat Müziği ile uğraşmıştır. Türk Sanat Müziği ile ilgili çalışmalarda yer almaya devam etmektedir. Bursa’da yayımlanan Biçem dergisinin kurucusu olarak 1997-1999 arasında çalışmıştır (Ay, 2005: 331). Biçem ve onun devamı olan Bir Yeni Biçem dergilerinde 41. sayıya kadar editörlük görevini sürdüren yazar, Akatalpa dergisinde Ramis Dara ile birlikte kurucu heyette yer almıştır. Dergide Ayşegül İzmirli ve Nuri Demirci imzalarıyla şiirler, Türk şiiri üzerine değerlendirmelerini yayımlamıştır. 2001’de Dr. Z. adlı öyküsü filme çekilmiştir.

“Bursa Taşı” adlı şiiriyle 2002 Ahmet Hamdi Tanpınar Şiir Ödülü’nü kazanan sanatçı, Eliz Edebiyat ve Akatalpa dergilerinde çalışmalarını yayımlamaya devam etmektedir. Bursa’da yaşamını sürdüren Demirci; edebiyat, kültür ve sanat ile ilgili etkinliklerde yer almaktadır. Edebiyatçılar Derneği üyesi olan şair, evli ve iki çocuk babasıdır.

1967’de ilk şiiri Genç Şairler Antolojisi’nde yayımlanır. Şiirlerini ve diğer yazılarını Biçem, Bir Yeni Biçem, Düşlem, Bahçe, Dize, Akatalpa, Kitap-lık gibi dergilerde yayımlanmıştır. Biçem, Yeni Biçem, Düşlem, Akatalpa dergilerinin sanat anlayışı çizgisinde şiirlerini ortaya koydu.İmgesel ve çok anlamlı bir üslup kullanan şair, şiirlerinde ironi ve hüzüne sıkça başvurur. “İlk başlarda Attilâ İlhan’ın şiirinden kurtulabilmek için çok çaba harcadığını” belirterek kendi çizgisini bulmaya çalışır.

Nuri Demirci yalnız şiir alanında değil, düzyazı, eleştiri ve inceleme yazılarında da varlık gösterir. Aksay, “Şiirine bakımı iyi yapan bir dişhekimi” olarak gördüğü Nuri Demirci’nin “her şiir kitabından kendine özgü bir koku yayıldığını belirtir. İkinci yeni çizgisinde sanatını icra eden Demirci’nin şiirleri, yaşamdan kopuk olmayan ancak kolay anlaşılmayan bir gizem ile örülüdür. Bazı şiirlerinde alışılagelmiş betimlemelerden çok uzak sözcüklerle tasvir yeteneğini konuşturur, bazılarında ise günlük konuşma dilinin yalınlığıyla duygularını yansıtır. “Maviyağlıboyatüpü” adlı şiirinde kullandığı ölüminyum, dudağımda üstübeç beyazı, moscow night saçaklar” şeklindeki kullanımlar Nuri Demirci şiirinde sıradışı imge kullanımına örnektir. Şiirlerinde büyük şehirlerin insan hayatına etkilerini, çarpık ilişkilerin ortaya çıkardığı huzursuzluğu işler.

Sadekar adlı eserinde nehir şiir tekniğiyle Bursa’nın güzelliklerini dile getirir. “Şehrengiz”in, şehirleri, şehre gelenleri anlatan bir tür olduğunu belirten Demirci, Sadekar adlı şiir kitabını bir şehrengiz olarak niteler. Demirci, genellikle 17. yüzyılda yazılan şehrengiz türünde bir eseri 21. yüzyılda yazma nedenini Bursa’yla ilgili hiçbir şiir yazmadığını fark etmesine bağlar. Şair, “bir köylü ve bir prensesin karşılaşmasından çoğalan hayal ürünü bir eser olan Sadekâr’ın Bursa’nın eski zamanlarını anlattığına” değinir. Bursa’yı dişi bir şehir, köylü ve prensesin kızları olarak kurgulayan Demirci bu eserini on yılda tamamlayarak Bursa için ilk defa bir şiir kitabı yazıldığını ifade eder.

Eserleri;

Hüznün Yarıçapı, Ankara: Promete Yayınları, 1994;
İçerden Kilitli Odalar, Bursa: Uludağ Üniversitesi Yayınları, 1996
Fiske Seansları, Bursa: Düşlem Yayınları, 1998.
Soldan Dördüncü Aralık, YKY (2003)
Kör Hattat, Kül Sanat Yayınları (2005)

Ödülleri; Ahmet Hamdi Tanpınar Şiir Ödülü (2002)

Paylaşın

Nuri Can Kimdir? Hayatı, Eserleri

1950 yılında Erzincan’da dünyaya gelen Nuri Can, 1960’ta İstanbul’a, 1967’de Hollanda’ya yerleşti. Hollanda’da yaşadığı süre içerisinde müzik, şiir, tiyatro, öykü ve resimle uğraştı. Afiş, resim, öykü ve şiir çalışmalarıyla birçok ödül aldı.

Haber Merkezi / Hollanda başta olmak üzere; Fransa, Belçika, Almanya, Yunanistan ve Türkiye’de birçok karma ve kişisel sergiye katıldı. Türkiye ve Avrupa’da yayımlanan bir çok edebiyat, kültür-sanat dergilerine öykü, şiir ve sanat üzerine yazılar yazdı.

Değişik ülkelerde 150’ye yakın resim çalışması, kitap kapağı ve kartpostal yaptı. Üç yıl Uluslararası Sanatçılar Birliği başkanlığı görevinde bulundu. Uluslararası Af Örgütü ve UNICEF gibi kurumlarda çalıştı. Hollanda ve Türkiye’de özel ve resmi kurumlarda sanat danışmanlığı ve resim öğretmenliği yaptı.

Eserleri;

Sevginin Rengi
Zeytin Gözlü Çocuk
İki Gözüm
Çark
Yaşamanın Yankısı
Kiraz Ana
Umudun Rüyası
Sevgi Perisi 1
Sevgi Perisi 2

“Ah çocuk”

Ah? çocuk
vakitsiz açan
bir çicçek tarlası gibi
yüreğin

beyaz kardelenler
sarı papatyalar
bükmüş boyunlarını
ip ? ince boynundan
güneşe bakıyorlar

her iç çekişte
dünyanın bütün çiçekleri
kanamada
bütün kuşları havalanmada

umudun evi yok
sevincin adresi
ah? neylersin çocuk

ah?. çocuk
vereceksen
rüzgarlara ver sesini
tomurcuklara ver
baharı muştulasın yarınlara

benim yıldızım yitik
yıllarım yorgun
ne yaşadıysam dünyada
ince sızı yoksulluklar örter
ince sızı dostluklar

mümkünü yok artık
gittiğim her yere
soluk yüzünü taşıyacağım
ve seni her düşündüğümde
çağımın utancını yaşayacağım

“Destina”

Aşklara vurur bülbülüm / yuvalanır gönlümün gülüstanına
Gülüşün can sıcaklığımdır üşüdüğümde / soluğun ateş
Yak savur küllerimi çölüme döneyim

Orman fısıltıları kulağımda/ rüzgar ıslıkları
Yağmur tutuşmaları / sevgi buluşmaları
Aşkın düştüğü yer? yangın
Yalnızca nefesin dindirebilir volkanımı
Ve rüzgarın merhem olur yarama süründüğüm

Bilki derin kuyularında hasretimin suyu sensin
Ve nasılsan öylece gel salınışın rüzgarıyla
Irmakların sesiyle ay serenatları dökülsün kulağıma
Dudağıma işlesin meltem meltem seher yağmurları
Gözlerinin içinde sönmüş bir tutam yıldız gibi kalayım

Uçurumlara tutsak bir rüzgarım, yağmurlarla yaralı sesim
Fırtınalarda çırpınan suyum, hıçkıran ışık
Karlı dağlarda uzak bir ses gibi
Solgun bir anıyım şimdi bu uzak kentte
Kuşların göçüp gittiği mevsimlere benziyor yüzüm
Ömrümün bütün dallarını silkeledi hayat
Bütün bahçelerinden kovuldum umudun
Bir acıyı aşmak için, bin acıyı sırtıma vurdum

Uzak düştüm saçlarıma karanfil eken yıldızlardan
Sahipsiz mezarlıklar ülkesinde çıplak dolaşıyorum şimdi
İçinden kırılmış bir gölge
Başka hangi duvara yaslanabilirki aşktan öte
Ve nasıl dayanabilirki
Sevinçler yoksa terkisinde çekilen acıların

Ah Destina yaralı kızım, utangaç yıldızım
Yaslı gelinim, anadolum, sarı sızım, sorma beni
Baktığım her pencerede doğulu ezikliğim
Yurdundan kovulmuş bir coğrafyasızım
Çıktığım her yolculukta türküler tutuşur içimde

Şimdi uzak bir sızıda nar ile közlenip
Çoğalan yalnızlıklarla yeryüzüne dağılıyor kalbim.
Kalbimki, zemherinin ortasında kanatları üşümüş yavru bir kuş
Nereye uçsun, umutlar yoksa kanadında esen yellerin

Bırak bende başlasın bu ateş sende bitsin
Aşktan öte ne varsa kalbimde savur gitsin
Gecelerin uzun kirpiklerine yalnızlığımı iliştirip ağlayayım

Ey göğsümde nar sıcağı, çığlığıma sinen duman
İçime soğurmuş küllerini bırak kızıl bir sabahın
Bırak ki dağılsın ıstırap yüklü bulutlar
Ateş oflayan ormanında bu ahın

Gün ışığıyla işlenmiş bir çiçeği
Koparıp göğsümün üstüne bastırıyorum her akşam
Dindirsin diye yüreğimdeki sızıyı
Tam da usumun ortasına düşerken gülbaharülkem

Ah Destina?m, kara kızım, uzun saçlı hasretim
Kül rengi kirpiklerinde nehirler yürüyenim
Gelirsen sevdiğim çiçekleri getir
Gönlünün güneşli bahçelerinden / nilüferlerin zülüflerinden
Ve derin kuyularından hasretin, su getir

Koca İstanbulu getir bana gelirken
Mis sokağını, karanfil konağı, kitapçı dükkanlarını
Üç beş dergi, diline dolanan bir şarkıyı, bir çınar altını
Mor salkımlı düşlerini getir
İstiklal caddesinde el ele dolaşan yeniyetme sevdalıları

Düşsüzüm düşlerine al beni / soluksuz sevişmelerine sakla
Dudaklarınla kapat dudaklarımı / soluduğumda
Uyuduğumda / alnımdan öperek uyandır beni
Ki, denizlerin sevgiyle köpürdüğü saatlerde
Şiirin yedirenk çakılları vursun kıyılarıma
Aşk bir yanımı alıp götürsün / özlem bir yanımı
Bir ömür sevgi yağmurunla ıslanayım

Şimdi ayışığıyla süslenmiş penceremde
Sen gecegözlü güvercinimsin, özlem yüklü şiir?im
Bırak güllere vursun gülüşün / harelensin denizlerin yüreğine
Yanaklarında aşkın solmayan rengi
Saklayıp gecelere gizini / yıldızlara uzansın mavi düşlerin

Bense çevire çevire dört duvarımı / bir ömür aşkınla böyle yanar kalayım

Paylaşın

Nurduran Duman Kimdir? Hayatı, Eserleri

23 Kasım 1974 yılında Çanakkale’nin Çan İlçesi’nde dünyaya gelen Nurduran Duman, İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesinden Gemi İnşaatı ve Deniz Mühendisi olarak mezun oldu, 2004 yılına kadar mühendislik mesleğini sürdürdü. Bu tarihten sonra şiir ve çeviri üzerine yoğunlaştı.

Haber Merkezi / Tiyatro Yönetmenliği öğrenimi de gören Duman, 1992-2006 yılları arasında İTÜ Güzel Sanatlar Bölümü Tiyatro Topluluğunda sahne arkası ve önünde pek çok görev aldı. Radyo için “Yazın Küresi” adlı kültür-sanat; Bilge Çocuk TV için “Kitap Hazinesi” adlı çocuk edebiyatı programını hazırlayıp sundu. Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN üyesi olan Duman, İngilizce, Almanca ve İtalyanca bilmektedir.

Duman’ın ilk şiiri 2000 yılında Papirüs Dergisi’nde yayımlanır. Yenilgi Oyunu ve Mi Bemol isimli iki şiir kitabı bulunan Duman’ın şiirleri İngilizce, Fransızca, Almanca, Fince, Sıpça, Bulgarca, Slovakça, Rumence, Oksitanca gibi dillere çevrilir. Andrew Wessels’ın çevirdiği seçme şiirleri ABD’de Goodmorning Menagerie Yayınevi tarafından Semi Circle adıyla 2016 yılında kitap olarak basılır.

Şiirleri, çevirileri ve yazıları Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Milliyet Kitap, Akşam Kitap gibi gazete eklerinde; Papirüs, Budala, Varlık, Yasakmeyve, Eşik Cini, Edebiyat ve Eleştiri, Öteki-siz, İz Dergisi, Sabir Fikir, Tiyatro Dergisi, İyi Kitap Çocuk ve Gençlik Dergisi, Şiiri Özlüyorum vb. gibi dergilerde yayımlanır. Pek çok şair ve yazarın eserlerinden çeviriler yapar, kitap eleştirileri yazar ve röportajlar gerçekleştirir (TCF). Ulusal ve uluslararası çok sayıda etkinliğe katılır.

Sanat anlayışında İkinci Yeni şairlerinden etkilendiğini dile getiren Duman’ın hayatının yörüngesinde deniz bulunmaktadır ve denizin bulunmadığı şiirlerinde bile denizle yoğrulmuş bir dilin egemenliği görülür. Şair için deniz bir tutkudur ve poetikasında su ve denize ait unsurlar ön plandadır.

“Bir Kentin Adımları” şiirinde, “bir boğazdan vazgeçip öyle, geldim kendime bilerek, boğazına takılı kaldığım bu kente” diyen şair, Çanakkale’den İstanbul’a uzanan serüvenini bu dizelerle özetler. Duman’ın içindeki deniz edebiyatı da “Deniz Dili ve Edebiyatı” başlığını taşıyan üç farklı şiirinde ortaya çıkar.

Paylaşın

Nuran Hariri Kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Aralık 1931 yılında İzmir’de dünyaya gelen Nuran Hariri, Dumlupınar İlkokulu ve İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Kürsüsü’nde asistan oldu.

Haber Merkezi / Almanya’da Heidelberg Üniversitesi’nde uzmanlık eğitimi aldı. Yurda dönüşte Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde uzman asistan oldu. 1964’te doçent, 1971’de profesör oldu. Amerika, Yugoslavya, İtalya, İspanya, Macaristan, Almanya, Hollanda, Yunanistan, Fransa, Japonya, Kanada, İsrail gibi birçok ülkede bilimsel araştırma-inceleme yaptı.

Türkiye Beyin Araştırmaları ve Sinir Bilimleri Derneği Kurucu üyesi ve başkanı. 1978’den sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı’ndan emekliye ayrıldı. İlk şiiri Türk Dili Dergisi’nde 1977’de yayımlandı. Yoğun iş yaşamı boyunca şiirden uzak kalmadı.

Eserleri;

Damla ve Yalaz (1978)
Bin Can İle (1983)
Öte Sular (1992)

“Aşk her yanım”

Üç basamaktan toprak avluya
Açılır bir yanım, çiçeğe durur
Süs biberlerine çelebisarıları.

Bir yanım yemeğe kalır
Yirmi beş mumluk aydınlıkta
Domates salatasına bulgur pilavına

Gün batımında
Yıldız yelinde bayrak vakti
Denize uzanır bir yanım upuzun, bekler…

Bir bir gelir yıldızlar
Sonra yüz bin yıldız gelir konar
Gök kubbeye, dallara.

Türkülere karışır gider bir yanım, zeybeklere
“Burası da asfalt değil Halilim, Bitez Yalısı
Yüreğimde hançer değil aman kurşun yarası”

Sağ yanım serenler sol yanım zeytin dalları
Evren barış
Aşk her yanlarım, her yanlarım aşk.

“Delidizgin”

Ben esrik
Adını yinelemelerde
Yüzbinlerde kayar tespih ellerimden
Alacakaranlıkla yazıp içime
Gözlerini
Delidizgin düşerim yola.

Tükenmezdir sokaklar, geceden geçer
Sayıya sığmaz yıldızı
Pencerenden geçer
Tıklım tıklım ışık, odalarından.
Bir ordu martı vurur kıyılarıma.
Aşk düşüne kuş değil, aç diye martılar.

Bir yoksul çocuğun çıplak ayağını
Basar da canacıma
Yürürüm tükenmez sokaklarımı
Yıkarım içimi ahşap evlerin
Sokağa dökülen sabunlu sularında
Arınmaz can ağularım bir türlü

Ellerindir sevdiğim
Esinlenmelere
Ozansı eller
Can damarlarımdadır öldüresiye
Ellerin
Dokunulmaz.

“Küçük hikaye”

Günahların bağbozumuydu şiir
Denizin ırmak olup aktığını görmüştü gözlerim.
Günah kemale ererdi yatağında bunu bilirdim
İhanetim yasak sevim cinnetim.

Saçlarında ilk rüzgar kokusu
Sulara karışır su olurdu, susuzlukta tuz, denizin
bedenini tatmış bedenin
Gözlerin alıcı kuş bakışlı.
İlk rüzgar, koku, deniz, güneş, tuz…
Gel
Seninle yüreğim okyanusa uyanıyor.

Paylaşın

Nur Saka Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Ağustos 1956 yılında İstanbul’da dünyaaya gelen Nur Saka, lise öğrenimini Gebze Lisesi’nde tamamladı. Kocaeli Üniversitesi Sevk İdare Yüksek Okulu’ndan mezun olan Nur Saka, özel bir şirkette muhasebe uzmanı olarak çalıştı.

Haber Merkezi / Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) ve Edebiyatçılar Derneği üyesi olan Nur Saka, halen İstanbul’da yaşıyor ve evli, iki çocuk annesidir.

Nur Saka’nın ilk şiirleri 1978 yılında yayımlandı. Sonraki yıllarda şiirleri ve yazıları Şiir Defteri, Varlık, Şiirlik, Edebiyat ve Eleştiri, Pencere, Şiir Ülkesi, Yasak Meyve dergilerinde yayımlandı. ”Zararı Yok” adlı şiiri H. Cihat Örter tarafından bestelendi. İkinci şiir kitabı yayıma hazırdır.

Eserleri;

Şiir: Yıl 1900 Sevgili, İst. Varlık/ Cep, 1998

“Tanrı yok oğullarım yok aşk yok”

senden sonra mı
ağardı işte
bir gecede saçlarım
bir dostumdan öğrenir gibi
telefonda ölüm haberini
senin mi
annemin mi
oğullarımdan birinin miydi yoksa
şimdi unuttum…

senden
sonra mı
bir ceza evindeymişim de
aşksızlık tipi
seviştikten sonra kovulan sözcükler misali
yetmiyormuş gibi uğradığım
bunca hakaret
yeni doğmuş kedi yavrularına yalattılar
rahmimin duvarlarını
yeryüzünün herhangi bir yerinde
herhangi bir kadın olarak
bir iç savaş sonrası…

sol elimde enfes bir uyuşma
sağ kolum tutmuyor zaten
bacaklarım yok
Tanrı yok
oğullarım yok
bahçenin girişindeki o çam ağaçları yok
o basket potası yok
uzanıp ayakuçlarımda
topladığım o çamaşırlar o ipler o incirler yok
o tango yaparcasına…

Muhammet yok İsa yok
yok bütün peygamberler annem yok

deli bir devlet deli bir halk deli bir ordu
kokusu havada
düşmüyor arzunun çıplak ayaklarına gece
Tanrı yok oğullarım yok aşk yok…

senden
sonra mı
nereye uğrarsa uğrasın
üç şeyi kazandırdığını öğrendim
insanlığa faşizmin
bir; zamanında kalkmasını trenlerin
iki; savaşmayı sineklerle
ve nasıl tecavüz edileceğini
zarif bir şekilde
o güzel kız çocuklarına
buluğa yeni ermiş…

varsın düşmesin artık arzunun
çıplak ayaklarına gece
varsın sabahlamasın ağzımda ağzın
ağzında memelerim
ve nerelerim kaldıysa sana en mahrem
en masum en şirret
işte oralarım
varsın karışsın şimdi birbirine sözcükler
sayılar karışsın
ağrısın durmadan başım, durmadan ağrısın
şaşırsın istediği kadar akıl
sokaklar şaşırsın…

yüzümü bile bulamıyorum inan ki
yüzümü bile bulamıyorum
bir alzimer hastası gibi
değil
hatırlamak
seni…

“Sözcük mesafesi sıfır”

kalbim
acının altında
eksi iki derece

yoğun kar yağışı gibi
bir şeyiz
ikimiz de

durmadan devam eden
tipi şeklinde
aralıksız

kalbim acının altında
eksi iki derece
şehrin göğsüne kadar ulaştı
kar kalınlığı
sözcük mesafesi sıfır !

kapanan
köy yolları gibiyiz
sonunda işte

kim bilir kaç çocuğu öldürdük
biz
bu soğuktan,
kaç karanfili
kaç serçeyi
kaç evsizi…

bu beyaz
bu saf afet yüzünden
kardan!

kalbim acının altında eksi iki
derece
karda sevişmek gibi bir şeyiz
ikimiz de
soluklarımızın bile çatlayarak
soğuktan
incecik kanadığı

bu aşk burada donar diyorum
donar buzlanma nedeniyle
anıların

ben kayıp düşerim teninden
düşerim yalnızlıklar içinden
bir yalnızlığa daha
senın
bütün öpüşlerine kardeş…

Paylaşın

Nur İçözü Kimdir? Hayatı, Eserleri

12 Şubat 1948 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Nur İçözü, ilk, orta ve lise eğitiminin ardından Hayat Yayınları yazı işlerinde çalışmaya başladı. 1971 yılında Doğan Kardeş dergisini yönetmeye başladı.

Haber Merkezi / Nur İçözü, daha sonra Tay Yayınları’nda Walt Disney Yayın Grubu yayın yönetmenliği, Tercüman Çocuk dergisi ve Milliyet Kardeş dergisi yazı işleri müdürlüğü yaptı. Bulvar gazetesine kadın ve sağlık konulu sayfalar hazırladı. Milliyet ve Radikal gazetelerinde sanat yazıları yazdı, Fenomen ve Burç 2000 dergilerinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Çeşitli dergilerde sanat sayfaları hazırladı, yayın danışmanlığı yaptı. Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde çocuk ve gençlik kitapları eleştirileri yaptı.

Nur İçözü, 1997 yılında iki kitaptan oluşan Kar Masalları ile gençlik ve çocuk yazın dünyasına kendi kitaplarıyla katılmış oldu. Çocuk Edebiyatı Mizah Öyküleri 2000 yarışmasında Bu Gün Ne Cadılık Yaptım isimli kitabı ile ikincilik ödülünü aldı.

Eserleri;

Roman;

Yüreğimin Kıyısında (2006)
Reyhan (1997), Dönemeç (2003)

Çocuk;

Yıldız Yağmuru (1996), Kar Tanesindeki Çocuk (1997), Kibritçi Dede (1997), Canı Sıkılan Deniz Feneri (1997), Siz Olsaydınız Ne Yapardınız? (1999), Dişlek ile Çıtır Hanım (1999), Küçük Taş Parçası (1999), Tatile Gidiyoruz (2000), Dönemeç (2000), Şarkıcı Kurbağalar (2000), Bugün Ne Cadılık Yaptım? (2001), Sevginin Mırnavcası (2001), Tosbik Kaplumbağa (2002), En Güzel Çiçek Yarışması (2002), Cadılık Parayla Mı?, Laylaylom, Güneşe Tırmanan Çocuk, Şiirli Hayvan Öyküleri (6 Kitap), Altın Doğa Öyküleri (2 Kitap), En Güzel Kimin İşi? (2 Kitap), Artık Okuyorum Dizisi 10 Kitap Takım (2003), Amigo Papağan (2003), Cemo’Nun Köpeği (2003), En Güzel Çiçek Yarışması (2003), Kırmızı Balonla Mavi Top (2003), Kuyruğunu Arayan Tavşan (2003), Masal Kutusu (2003), Meraklı Martı (2003), Yaygaracı Kurbağalar (2003), Badem Çocuk Diş Doktorunda (2003), Bizim Aile 1 (2003), Bizim Aile 2 (2003), Zamanda Yolculuk Mağara Devleri (2003), Zamanda Yolculuk Gölün Dibindeki Canavar (2003), Kitap Bahçesi Korku Tüneli (2003), Kitap Bahçesi Ahşap Evin Çocukları (2003), Yalancı Yıldız (3. bas., 2004), Sihirli Düşler Kesesi (2005), Hoşgeldin Badem Bebek (3. Bas., 2005), Badem Çocuk Hastanede (2005), Badem Çocuk Okulda (2005), Badem Çocuk Kaza Geliyorum Demez (2005), Sihirli Yosunlar 2. ve 3. Sınıf (2005), Bahar Perisi’nin Gezisi 2. ve 3. Sınıf (2005), Badem Çocuk Dengeli Besleniyor, Zamanda Yolculuk Korsanların Peşinde, Zamanda Yolculuk Periler Ülkesinde, Zamanda Yolculuk Altın Post Avcıları, Zamanda Yolculuk Alev Dili Canavar, Zamanda Yolculuk Gözünü Güneşe Diken Devler, Zamanda Yolculuk Kaçın, Amazonlar Geliyor!, Zamanda Yolculuk Uzayda Buluşalım, Zamanda Yolculuk Şeytan Bunun Neresinde?, Kitap Bahçesi Gökten İnen Üç Yıldız. (Kaynak: biyografya.com)

Paylaşın