CHP, Seçim Hazırlıklarını Masaya Yatırıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında düzenlenen “Büyük Örgüt Buluşması”yla seçim hazırlıklarını masaya yatırıyor. Antalya’nın Belek ilçesindeki bir otelde bugün başlayan ve yarın da Kılıçdaroğlu’nun konuşması ile devam edecek buluşmaya Parti Meclisi üyeleri, il ve ilçe başkanları ile il kadın ve gençlik kolları başkanları katılıyor.

DW Türkçe’den Eray Görgülü’nün haberine göre; CHP yetkilileri, yaklaşık bin 300 parti üyesinin katılım gösterdiği buluşmanın CHP tarihinde ilk olduğuna dikkat çekiyor. Parti yetkilileri, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) Seçim Yasası teklifiyle ittifakların durumu tartışmaya açılırken, örgüt buluşmasının daha önemli hale geldiğini ve seçim hazırlığına yön vereceğini vurguluyor.

Kılıçdaroğlu, uyarılarda bulunacak

Antalya Büyükşehir Belediyesi Muhittin Böcek’in ev sahipliğini yapacağı iki günlük etkinlikte Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun tüm örgüte, “Seçime hazır olun ve vatandaşla sık sık bir araya gelerek dertlerini dinleyin, CHP’nin çözüm önerilerini anlatın” talimatı vermesi bekleniyor. Kılıçdaroğlu ayrıca seçim yasası değişiklik teklifinin ardından diğer partilerle yapılacak iş birliklerinin daha önemli olduğunu belirterek, parti üyelerinden yerel siyasette daha dikkatli olmalarını isteyecek.

Genel başkan yardımcıları sunum yapacak

Toplantılarda ayrıca genel başkan yardımcılarının da örgüte sunum yapması bekleniyor. Bu kapsamda Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı’nın, seçim hazırlıklarının yanı sıra ittifak üyesi partilerin teşkilatlarıyla yapılacak iş birliklerinin kapsamına dair sunum yapacağı belirtiliyor. Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel de, sunumunda seçim güvenliğine yönelik yapılan hazırlıklara ve örgütün dikkat etmesi gereken noktalara değinecek.

Sosyal medya kullanımı masaya yatırılacak

Adıgüzel, yapacağı sunumda örgüt üyelerinin sosyal medya kullanımı ve parti politikalarının sosyal medya üzerinden aktarımına ilişkin bilgiler de verecek. Bunun yanı sıra, sunumda sandık görevlisi, mahalle sorumlusu, okul sorumlusu gibi atamalarda örgüt üyelerinin dikkat etmeleri gereken noktalar üzerinde de durulacak. Parti üyelerine Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e ilişkin de bilgi verilecek. Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek’in yapacağı sunumda 6 partinin hazırlamış olduğu ortak metinle ilgili detaylar anlatılırken, parti üyelerinin merak ettiği sorular da yanıtlanacak. Ayrıca hazırlanan kitapçık parti üyelerine dağıtılacak.

Sürpriz konuk Hacer Foggo

Antalya’daki buluşmanın bir de sürpriz katılımcısı olacak. Yoksulluk üzerine önemli araştırmalar yürüten Derin Yoksulluk Ağı’nın Kurucusu Hacer Foggo, Antalya’daki toplantılarda örgüte kapsamlı bir sunum yapacak. Sunumda, yoksul mahallelerdeki seçim çalışmalarının önemine ve yoksul vatandaşların oy verme eğilimlerine değinilecek.

Paylaşın

Diyabetik Annelerin Bebeklerine Yönelik Riskler

Diyabetli (şeker hastalığı) bir kadının içinde büyüyen bir fetüs, diyabet iyi kontrol edilmezse hamilelik sırasında yüksek seviyelerde kan şekerine maruz kalabilir. Hamilelik sırasında bebeği riske atabilecek iki tür diyabet vardır, bunlar gestasyonel diyabet ve gebelik öncesi diyabettir.

Haber Merkezi / Gestasyonel diyabet, daha önce diyabeti olmayan kadınlarda gebelik sırasında gelişen bir durumdur. Pregestasyonel diyabet, bir kadının hamile kalmadan önce sahip olduğu tip 1 veya tip 2 diyabeti ifade eder ve tedavi etmek için kan şekerini düşürücü ilaçlar veya insülin gerektirir.

Hamilelik sırasında diyabetin iyi kontrol edilmesini sağlamak önemlidir, aksi takdirde bebek hamilelik sırasında, doğum sırasında ve doğumdan sonra kendisini etkileyebilecek aşırı kan şekeri seviyelerine maruz kalacaktır.

Diyabet uygun şekilde kontrol edilmediğinde, aşırı kan şekeri hamilelik sırasında fetüse aktarılır ve bu da bebeğin aşırı miktarda insülin üretmesine neden olur.

Bebek daha sonra hipoglisemi, aşırı doğum ağırlığı, erken doğum, solunum sıkıntısı sendromu ve doğum yaralanması gibi çeşitli komplikasyon riski altındadır.

Bir kadının insüline bağımlı diyabeti varsa, kalp, omurilik, beyin gastrointestinal sistemi ve idrar yolunun oluşumunu etkileyen doğum kusurları riski de artar.

İnsüline bağımlı diyabetin aksine, gestasyonel diyabette kan şekeri seviyeleri, bebeğin organlarının oluştuğu, gebeliğin kritik ilk üç ayı boyunca genellikle normaldir.

Bebek için riskler

Hamilelik sırasında dikkatli bir şekilde yönetilmezse diyabetin yol açabileceği bazı komplikasyonlar aşağıda daha ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Aşırı doğum ağırlığı

Anne kanında fazla glikoz varsa, plasentayı geçer ve bebeğin pankreası yüksek glikoz seviyesini algılar. Bu, glikozun kullanılmasına yardımcı olmak için bebeğin aşırı insülin üretmesine neden olur. Bu, bebeğin büyük yağ birikintileri geliştirmesine ve aşırı derecede büyümesine neden olabilir. Buna makrozomi denir.

9 kilo veya daha fazla olan çok büyük bir ağırlığa ulaşan bebeklerin doğum kanalında sıkışma olasılığı daha yüksektir, bu da doğum yaralanması riskini ve sezaryen ihtiyacını artırır.

Hipoglisemi

Diyabetli annelerden doğan bebekler, zaten aşırı insülin ürettikleri için doğumdan kısa bir süre sonra ve yaşamın ilk birkaç gününde düşük kan şekeri veya hipoglisemi geliştirme riski altındadır.

Doğumdan sonra bebekte aşırı insülin olmaya devam eder, ancak artık annenin aşırı glikoz düzeyine maruz kalmaz, bu da çok fazla glikozun tüketilmesine ve dolayısıyla kan şekeri seviyesinin çok düşmesine neden olabilir. Hipoglisemi şiddetliyse, bebek artan nöbet riski altındadır.

Bebeğin kan şekeri doğumdan sonra kontrol edilir ve çok düşükse damardan glukoz solüsyonu verilerek kan şekerinin normale dönmesi sağlanır.

Erken doğum

Yüksek kan şekeri düzeyine sahip olmak, annenin erken doğum yapma ve bebeğini doğum tarihinden önce doğurma riskini artırabilir. Doktor ayrıca bebek çok büyüdüğü için erken doğum önerebilir.

Solunum güçlüğü sendromu

Erken doğan bebekler, solunum zorluğu olan solunum sıkıntısı riski altındadır. Bebeğin vücudundaki aşırı insülin, akciğer olgunlaşması için gerekli olan yüzey aktif maddenin üretimini geciktirebilir. Bu bebeklerin akciğerleri olgunlaşıp güçlenene kadar nefes alabilmeleri için yardıma ihtiyaçları vardır.

Kötü kontrol edilen diyabetli annelerden doğan bebekler de erken doğmasalar bile solunum sıkıntısı riski altındadır.

Hayatın ilerleyen dönemlerinde tip 2 diyabet

Hamilelik sırasında diyabeti kontrol altına alınamayan annelerden doğan bebeklerin de ileri yaşlarda obez olma ve tip 2 diyabet geliştirme riski daha yüksektir .

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Demirtaş’tan Cumhurbaşkanı Adayı İçin Yeni ‘Kriter’

Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Gazete Duvar’da yayımlanan ‘Aşkı bilmeyene oy yok’ başlıklı yazısında cumhurbaşkanı adayı olacak kişilerle ilgili yeni bir ‘kriter’ belirledi. 

“En ciddi siyasi analizlerimden birini yazıyorum, yazının başlığı hafif gelmesin sakın. Başlık, okunduğu kadar hafif değil; aşk hiç değil” diyen Demirtaş, şunları kaydetti:

“(…)  ‘Nasıl bir cumhurbaşkanı adayı’ sorusu bu sıralar çok revaçta. Bana da soruyorlar, çaktırmadan kendimi tarif ediyorum. Herkes öyle yapmıyor mu? Dürüst, bilgili, cesur, deneyimli, hırstan ve kibirden azade, demokratik değerleri içselleştirmiş, gelmişi geçmişi temiz vs. Tamam, bu türden genel geçer kriterlere eyvallah diyelim.

“Aşk’ı biliyor mu? Hiç aşık olmuş mu?”

Ama bir kriter var ki hepsinden önemli, hepsinden kıymetlidir: Aşk’ı biliyor mu? Hiç aşık olmuş mu? Bu sorunun kıymetini ancak aşıklar bilir ve ancak aşkın ne demek olduğunu çözebilmiş ölümlüler cevabın ne kadar önemli olduğunu idrak edebilir. (…)”

Ardından Ömer Faruk’un ‘Aşk ve ereksiyon aşkı’ kitabından alıntı yapan Demirtaş, yorumlarını şöyle sürdürdü:

“(…) Aşk bir yaşam biçimi, hayata bakış açısıdır. Ölüm korkusunu yenmenin, ötekini sevmenin, doğanın bir parçası olduğumuzu anlamanın mucizevi sırrıdır aşk. Aşkı bilmeyenden, kıymet vermeyenden korkun bence. Ayrıca aşık olmak, aşkı çözmek için işin felsefesini bilmeye gerek yok. Siz aşkı çözemeden aşk sizi çözer, merak etmeyin. Kasıntı, kuruntu, abartı tiplerden kurtulmak istiyorsanız seçim kriterlerinize ‘aşk’ı da ekleyin derim. En azından bu tür uyduruk, göstermelik ‘seçme’ zorunluluğunun ortadan kalkacağı özgür zamanlara kadar böyle davranın.

“Aşık olmayana, aşkı bilmeyene oy yok!”

Yani ez cümle, ‘parlamenter sistem’, ‘başkanlık sistemi’, ‘altılı veya üstülü masa’ falan tamam da hiç aşık oldun mu be kardeşim? Dünyaya, evrene, insana, topluma, doğaya, diğer canlılara, ötekine hiç başka bir gözle bakmayı başardın mı? Yoksa dinlerin, ideolojilerin ve devletin kafana tıkıştırdıklarıyla mı yetindin bugüne kadar?

Ben olsam her yerde yüksek sesle bağırırdım; Aşık olmayana, aşkı bilmeyene oy yok!”

Demirtaş’ın yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

DNA Diyeti Nedir, Nasıl Uygulanır?

DNA veya deoksiribonükleik asit, genetik yapıyı veya planı oluşturmak için birbirinin etrafına sarılan iki zincirden oluşan bir moleküldür. DNA, insanlar, bitkiler ve bazı virüsler de dahil olmak üzere canlı organizmaların yapısını ve işlevini oluşturmak için gereken bilgileri sağlamaktan sorumludur.

Haber Merkezi / Her birey ve vücut tipi farklı olduğu ve her birey benzersiz olduğu için tek bir diyetin herkese uygun olduğu fikri doğru değildir. DNA diyeti, yalnızca bireyin DNA’sına dayalı bir diyet sağladığından, diyet söz konusu olduğunda insanların karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmeye çalışır.

DNA diyeti neden oluşturuldu?

DNA dizilimi, çoklu sağlık ve hastalık durumları ile ilişkili çeşitli genetik özelliklerin incelenmesine olanak sağlamıştır. Nutrigenomik, beslenme ile insan genomu arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bazı araştırmacılar ve diyet geliştiricileri, kişinin DNA’sını incelemenin, kişinin sağlığı için hangi diyetin en uygun olacağını belirlemeye yardımcı olabileceğine inanıyordu.

DNA diyeti nasıl çalışır?

DNA diyetleri, bir kişinin DNA dizisinin 100’e kadar yönünün sağlıklarını ve hastalığa yatkınlıklarını nasıl etkilediğine dair yorumlarına dayalı olarak şirketler tarafından oluşturulur. Bir popülasyon için bir diyet önermek yerine, DNA diyetleri, DNA bileşimi hakkında bilinenler göz önüne alındığında neyin optimal olacağına dayalı önerilerde bulunduğunu iddia eder.

DNA diyeti türleri

DNA testi için bir numune sağlandıktan sonra, bir diyet önerilmeden önce DNA’nın belirli alanları incelenir. Yaygın olarak önerilen diyet örnekleri arasında dengeli bir diyet, düşük karbonhidrat diyeti, düşük yağlı diyet, akdeniz diyeti, laktoz içermeyen diyet veya glütensiz diyet yer alır.

Düşük karbonhidratlı bir diyet, yüksek miktarda protein alımına ve tüketilen karbonhidrat sayısını sınırlamaya odaklanır. Diyet ayrıca nişastalı olmayan sebzelerin ve sağlıklı yağların artmasını, şeker ve yağların önemli ölçüde azaltılmasını önerecektir.

DNA diyetlerinden birine başka bir örnek, ‘dengeli bir diyet’tir, bu diyet birçok farklı besin grubundan çeşitli yiyecekler yemeyi önerir. Bu diyet, tipik olarak, yüksek kolesterol gibi herhangi bir karmaşık sağlık sorunu olmayan, genel olarak sağlıklı bireylerle ilişkilendirilir.

DNA diyetleri önerenler tarafından kullanılan hususlar nelerdir?

Bir DNA diyeti oluşturulduğunda olası alerjiler ve intoleranslar dikkate alınır. Ayrıca kilo vermek için en iyi besin grubu hangisidir?

Birinin DNA’sını test etmek, şirketlerin onları obeziteye, alkol alımıyla ilgili sorunlara veya gıda alerjileri veya intoleranslarına karşı daha duyarlı hale getiren belirli genetik varyantlara sahip olup olmadıklarını belirlemesine olanak tanır.

Önerenler genellikle elde ettikleri genetik bilgileri, yeme alışkanlıkları veya ilişkili duygular hakkındaki anketlerin sonuçlarıyla ve ayrıca kan şekerini ölçmek için yapılan kan testleriyle destekler.

DNA diyetinin dezavantajları

Diyetisyenler, tek bir diyetin herkes için uygun olmadığı konusunda hemfikir olsalar da, bu diyet planlarının önerilip önerilmeyeceğine karar vermek zor. DNA diyeti, obezite ve anoreksiya gibi riskleri hesaba katmaz ve kişinin diyet ihtiyaçlarının, mevcut sağlık koşullarının ve ilaçların tam bir klinik tablosuna dayanmaz.

Bir grup yiyeceği kişinin diyetinden çıkarmak tehlikeli olabilir ve bazı diyetlerin bazı kişiler için bu önerileri yaptığına dair raporlar vardır. Bu nedenle sağlıklı ve dengeli beslenmek ve diyetlerinden bir besin grubunu çıkarmamak sağlıklı kalmak için çok önemlidir.

Daha da önemlisi, genler, tip-2 diyabet ve obezite gibi hastalıkların sadece %5 ila %10’unu açıklamadan sorumludur. Sonuç olarak, DNA testine dayalı diyetlerin benimsedikleri kişiselleştirmeyi sunması pek olası değildir. Sağlık ve hastalık duyarlılığında çok daha önemli olan, değiştirilebilir davranışlardır.

Diyet yapmadan önce dikkat edilmesi gerekenler

Özellikle altta yatan bir durumunuz varsa, bir diyet planını değiştirmeyi düşünürken her zaman bir diyetisyene veya doktor tavsiyesine danışın.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Motorine Bu Gece Bir Zam Daha Geliyor!

Petrol fiyatlarının ve dolar kurunun artması, akaryakıtta zam olarak yurttaşa yansımaya devam ediyor. Dün, benzine 1 lira 68 kuruş, motorine 1 lira 59 kuruş zam gelmişti. Motorine bu gece bir zam daha geliyor.

Akaryakıt zamlarının ardı arkası kesilmezken, fahiş zamların ardından gelen indirim haberleri ise kısa sıra sürdü. KRT’den Olcay Aydilek’in haberine göre; bu gece motorine gelecek zammın 1 TL 37 kuruş olacağı öğrenildi.

“EPGİS zam yapmaz”

Geçtiğimiz günlerde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz’ın suçlamalarına yanıt veren Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası (EPGİS), zamları kendilerinin yapmadığını belirterek şu ifadeleri kullanmıştı;

“EPGİS bir işveren sendikasıdır. TC Sınırları içerisinde faaliyet gösteren her sendika gibi, faaliyet alanları belli ve sınırlıdır. EPGİS Zam yapmaz, EPGİS Zam iptal etmez, EPGİS formülü diye bir şey söz konusu bile değildir”

Akaryakıt fiyatları

24.03.2022 tarihli akaryakıt fiyatları şu şekilde;

Kurşunsuz 95 (Excellium95) TL/lt: 19,80 TL
Gazyağı TL/lt: 20,90TL
Motorin TL/lt: 22,24 TL

Motorin (Excellium) TL/lt: 22,29 TL
Kalorifer Yakıtı TL/Kg: 17,56 TL
Fuel Oil TL/Kg: 14,83 TL

Paylaşın

DİB: Yarının Türkiye’si Halkçı Seçeneği Yaratarak Kurulabilir

Demokrasi İçin Birlik (DİB), CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi’nin Meclis’te yaptığı görüşmelerin ardından üzerinde uzlaştığı “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metni”ni ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

DİB söz konuş metni “Tek adam rejiminin ekonomik, toplumsal, kurumsal, ekolojik yıkımı karşısında medyayı ve her türlü devlet gücünü elinde tutan iktidarın provokasyonlarına rağmen partilerin bir araya gelmesi, bu mutabakat metnini oluşturulabilmesi, tek adam rejimine karşı mücadelede önemli bir adım” sözleriyle değerlendirdi.

Metnin bir seçim ittifakı kurmak, seçimi kazanarak iktidarı değiştirmek bakımından da önemli olduğunu vurgulayan DİB, “Ancak yeni bir Türkiye’nin inşası için başka bir yaklaşım gerekli. Demokrasinin asgari koşullarını yaşama geçiren bir rejim, bir kolektif halk iradesinin ortaya çıkmasına olanak sağlayabilir” dedi.

DİB, önsözünde “Yarının Türkiye’si”ni inşa etmek iddiasını taşıyan metnin şu sorulara verilecek yanıtlarla değerlendirilmesi gerektiğini savundu:

  • Ortaya konulduğu tarihsel-toplumsal konjonktürde, ülkenin birikmiş ve yakıcı sorunlarını nasıl bir bakış açısıyla, hangi önceliklerle ele alacak?
  • Önerdiği politikaların toplumun geniş/emekçi kesimlerinin ivedi ve temel ihtiyaçlarını ne denli karşılayabilecek?
  • Bu sorunlara adil, etkili ve kalıcı çözümler üretebilecek mi?

“Toplumsal muhalefet masanın dışında”

DİB’in açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

“Altılı masa, siyasi liderler mutabakatına dayanıyor, yani arayış içinde, kendini bütün baskı koşullarına rağmen ifade eden toplumsal muhalefetle herhangi bir organik bağ kurma amaçlanmıyor. Gıda kuyruklarında bekleyenlerin, taksitle ayçiçeği yağı almaya uğraşanların, elektrik faturasını ödeyemeyenlerin, kışı soğukta geçirenlerin, yarınlarına endişeyle bakanların, eşitlik isteyenlerin derdine masada deva yok.

“Ülkenin ekonomik durumunun altılı masanın iddia ettiği gibi parlamenter sisteme dönüş, yolsuzlukların önlenmesi, beşli çeteye ağzının payının verilmesiyle iyileşmeyeceğini, tam tersine sermayenin dizginlenmesini, gelir ve bölüşüm adaletini, demokratik planlı bir ekonomiyi, kamulaştırmayı önceleyen bir sistemsel değişikliğin zorunlu olduğunu toplumun büyük çoğunluğu derinden hissediyor. Ancak bu dönüşüm talebini temsil edecek bir siyasi özne henüz ortada yok.

“Ezilen ve ayrımcılığa uğrayan kesimler dışarıda”

Demokrasi İçin Birlik, Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları sıralayarak ortaya konulan toplumsal mutabakat önerisinin, toplumun ezilen ve ayrımcılığa uğrayan kesimlerini dışarıda bıraktığını birkaç örnekle aktardı:

  • Kadınlara ve LGBTİ+ bireylere yönelik şiddetin önlenmesinde hayati önem taşıyan İstanbul Sözleşmesi’nin metinde adı geçmiyor.
  • İktidarın din ve inançlar arasında eşitsizlik, ayrımcılık ve dini istismar aygıtı olarak Diyanet İşleri Başkanlığı, siyasetteki merkezi yeri, bütçesi, yalnızca Sünni kesime hizmet etmesiyle bütün ülke için temel bir sorunken, bu konuya değinilmemiş. Yalnızca din ve inanç özgürlüğünün garantisi olarak metinde geçiştirilen laiklik ise, temel hak ve özgürlüklerin, çoğulcu demokrasinin ve eşit yurttaşlığın da güvencesi.
  • Kürt sorununda adil ve barışçı çözümü sağlayacak eşit yurttaşlık, anadilinde yaşam, yerel demokrasi gibi evrensel haklar metinde yer almıyor.
  • AİHM tarafından da eleştirilen zorunlu din dersi konusuna değinilmiyor.
  • Sosyal hakların hak temelli bir yükümlülük olarak güçlendirileceği gibi yuvarlak, hiçbir taahhüt içermeyen söylemlere yer verilmiş.
  • Emekçilerin sorunlarına, sendikalaşma, toplu sözleşme, grev haklarına hiç değinilmiyor.
  • Emperyalist güçlerin oyuncağı olmayan, onurlu, bağımsız bir dış politika belgede yer almıyor.

“Bilinen parlamenter sisteme dönüş reformları”

Metinde altı çizilmesi gereken önemli noktalar ise şöyle sıralandı:

  • Normal işleyen bir parlamenter sisteme dönüş
  • Erkler ayrılığının temsili demokrasi koşullarına uygun bir biçimde yeniden inşa edilmesi
  • Aslında tümüyle kaldırılması gereken seçim barajının yüzde 3’e indirilmesi
  • Siyasetin finansmanına saydamlık getirilmesi
  • Torba kanun uygulanmasına son verilmesi
  • Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığına ilişkin reformlar
  • Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyum atanmasının önlenmesi
  • YÖK’ün kaldırılması
  • HSK’nın yargıçlar ve savcılar için iki ayrı kuruldan oluşması
  • Adalet Bakanı ve müsteşarının Yargıçlar Kurulu’na üye olmaması
  • AYM’nin ve AİHM’in kararlarının uygulanması
  • Siyasal Partiler Yasası’nı ve Meclis İç Tüzüğü’nü demokratikleştiren, bütçe hakkını Meclis’e iade eden, yüksek mahkemelerin rolünü yeniden güçlendiren maddeler
  • Basın, ifade ve örgütlenme özgürlüklerine ilişkin taahhütler

Açıklama şöyle devam etti:

“Ancak Terörle Mücadele Yasası başta olmak üzere Ceza Yasası yeniden düzenlenmeden, güvenlik güçlerine cezasızlık politikaları ortadan kaldırılmadan adil ve bağımsız yargıdan söz edilebilir mi?

“Zaten anayasa güvencesi altındaki uluslararası sözleşmelere uyumun altı çiziliyor. Öte yandan Türkiye’nin çekince koyduğu Birleşmiş Milletler Sözleşmeleri ve Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı gibi uluslararası sözleşmelere ilişkin bir taahhütte bulunulmuyor.

“Batılı anayasalarda özel meclis komisyonlarının denetimindeki ticari sır ve devlet sırrı konusunun gündeme getirilmesi önemli. Ancak halka karşı suç işleyen, devlet içinde yuvalanmış, devlet tarafında korunan, mafyayla işbirliği halindeki çeteler dağıtılıp, devletin kendisi saydam ve denetlenebilir hale gelmedikçe, ‘Narko devlet’ unvanını almaya ramak kalan devlet mekanizmasıyla demokrasi sözcüğü yan yana konulabilir mi?

“Halkın katılımı ve denetimi belgede yer almıyor”

“Mutabakat metni, ittifakı, bir liderler anlaşmasına döndürdüğü gibi halkın katılımını da seçimlerle sınırlıyor.

“Merkezin yerel üzerindeki baskı ve kontrolünün olağanüstü boyutlarda olduğu, aşırı merkeziyetçi kamu yönetim modeli geçerliyken, yerel demokrasinin koşulu olan mali ve idari özerklik ise, mali ve idari yetkilerin artırılmasıyla geçiştirilmiş ki, bu da katılımcılık açısından büyük bir sorun teşkil ediyor.

“Yeni ambalaj içinde eski model”

“Sorulması gereken soru şu: Bir dönemin sona erdiği yeni bir dönemin başlayacağı, yeninin inşa edilme fırsatının doğduğu bir sırada, halka tek sunulacak seçenek yeni bir ambalaj içindeki eski model mi olmalı? Gerçek bir demokrasinin, yeni bir sistemin, yeni bir toplumun inşasını öngören başka seçenekler hayal edemez miyiz?

“Halka sunulacak yeni bir seçenek, toplumun içinden doğan, ezilenleri örgütleyecek eşitlikçi ve özgürlükçü yeni bir hareket olmalı. Bu yatay örgütlenme, halkla birlikte kendi demokrasi modelini hazırlamalı.

“Altı siyasal partinin hazırladığı ortak metin, bir seçim ittifakı kurmak, seçimi kazanarak iktidarı değiştirmek bakımından önemli. Ama yeni bir Türkiye’nin inşası için başka bir yaklaşım gerekli. Demokrasinin asgari koşullarını yaşama geçiren bir rejim, bir kolektif halk iradesinin ortaya çıkmasına olanak sağlayabilir.”

“Çözüm halkçı seçenek”

DİB açıklamasının son kısmında “Demokrasinin korunması ve faşizmin engellenmesi, güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşle kendiliğinden olmuyor. Demokrasinin var olabilmesi için halka adil ve onurlu bir yaşamı, güvenceli bir geleceği, etkin ve örgütlü kişiler olarak toplumsal yaşama katılma imkân ve kapasitesini kazandırılabilmesi gerekiyor. Bu da ancak halkın katılımına dayalı bir halkçı seçeneğin, ayçiçeği yağı kuyruğundakilere, otobüse bile zor binenlere umut ve güven verecek bir seçeneğin yaratılmasıyla mümkün” dedi ve halkın iradesinin damga vuracağı bir hareketin şu hedeflerle mümkün olduğunu söyledi:

  • İktidarın işlediği suçlardan adil yargılamayla hesap sorulması
  • OHAL/KHK’larının tüm sonuçlarıyla iptal edilmesi
  • İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönülmesi
  • Zeytinlik ve SİT alanlarındaki maden ruhsatlarının iptal edilmesi
  • Nükleer enerjiden vazgeçilmesi
  • Hasta tutsaklar başta olmak üzere adaletsiz yargılamalar sonucu içerde tutulan binlerce siyasi tutuklunun derhal serbest bırakılması
  • Kürt sorununda adil ve demokratik çözümü, emek haklarını, mülteci ve göçmenlerin insani ihtiyaçlarına çözüm üretilmesi
  • Laik, anadilinde nitelikli parasız eğitim
  • Engelsiz bir yaşam
  • İnsanların piyasanın eline terk edilmediği insani bir sağlık sisteminin hedeflenmesi
  • Temel ihtiyaçları üreten stratejik sektörlerin acilen kamulaştırılması
  • Kurumlar vergisi düzenlemeleriyle ve rant vergisiyle vergi ve gelir adaletinin sağlanması.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Seçim Kanunu Teklifi TBMM Anayasa Komisyonu’nda Kabul Edildi

Seçim barajının yüzde 10’dan 7’ye indirilmesini de içeren “Milletvekili Seçimi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, TBMM Anayasa Komisyonu’nda 17 saat süren mesainin ardından kabul edildi. 

AK Parti ve MHP’li üyelerin oyları ile kabul edilen teklifle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne paralel olarak Seçim Kanunu’ndaki “Başbakan” ibareleri kanundan çıkartılıyor. Teklif ayrıca cumhurbaşkanının seçim yasaklarından “muaf tutulması” ve ittifak içindeki partilerin milletvekili dağılımı hesaplanmasındaki değişiklikler gibi düzenlemeleri de içeriyor.

Komisyon’daki kabul kararının ardından TBMM Genel Kurulu’na gönderilecek olan teklifte yer alan değişiklik ve düzenlemeler şöyle:

Baraj, ittifak, seçime katılma

  • Seçimlerde yüzde 10 olarak uygulanan ülke seçim barajı yüzde 7’ye indirilecek.
  • İttifakın aldığı oy toplamı ülke barajını geçtiği takdirde, seçim çevrelerinde milletvekili hesabı ve dağılımı, ittifak içinde yer alan her bir partinin o seçim çevresinde almış olduğu oy sayısı dikkate alınarak yapılacak.
  • İttifakı oluşturan siyasi partilerin her birinin çıkaracağı milletvekili sayısı, her seçim bölgesinde ittifak içinde elde ettiği oy sayısı esas alınarak genel D’Hondt uygulamasıyla belirlenecek.
  • Seçime katılma yeterliliği elde eden parti, Siyasi Partiler Kanunu’nda öngörülen ve parti tüzüğünde belirtilen süreler içerisinde ilçe, il ve büyük kongrelerini üst üste iki defa ihmal etmemiş olma koşuluyla seçime katılma hakkını muhafaza edecek. Salt TBMM’de grup kurmuş olmak, seçime katılabilmenin yeter şartından biri olamayacak.

Seçim kurulunun belirlenmesi

  • İl seçim kurulu, bir başkan, iki asıl üye ile iki yedek üyeden oluşacak.
  • İl seçim kurulu başkanı ve asıl üyeleri ile yedek üyeleri, iki yılda bir ocak ayının son haftasında, il merkezinde görev yapan, kınama veya daha ağır disiplin cezası almamış, en az birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiş hakimler arasından, adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca ad çekme suretiyle tespit edilecek.
  • Ad çekmede ilk çıkan hakim başkan, sonraki iki hakim asıl ve son çıkan iki hakim yedek üye olarak belirlenecek. Ad çekmeye katılacak hakim sayısının beşten az olması durumunda, bu hakimler arasında ad çekme işlemi yapıldıktan sonra eksik kalan asıl ve yedek üyeler, en kıdemli hakimden başlayarak belirlenecek.
  • Ad çekmeye katılacak hakimin bulunmaması durumunda ise başkan ve asıl üyeler ile yedek üyeler en kıdemli hakimden başlayarak belirlenecek. Bu suretle kurulan il seçim kurulu iki yıl süre ile görev yapacak.
  • Kıdemin belirlenmesinde kınama veya daha ağır disiplin cezası almış olanlar diğerlerinden daha az kıdemli sayılacak.
  • İl seçim kurulu başkanlığının boşalması halinde asıl ve yedek üyelerden en kıdemli hakim il seçim kuruluna başkanlık edecek.
  • İlçelerde, ilçede görev yapan kınama veya daha ağır disiplin cezası almamış en az birinci sınıfa ayrılmış ve birinci sınıfa ayrılma niteliklerini kaybetmemiş hakimler arasından, merkez ilçelerde ise aynı nitelikleri taşıyan hakimler arasından adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunca ad çekme suretiyle belirlenen hakim, kurulun başkanı olacak.
  • Ad çekmeye katılacak hakimin bulunmaması durumunda ise en kıdemli hakim kurulun başkanı olacak.

Seçmenler ve sandık görevlileri

  • Sandık kuruluna üye bildirme hakkı olan bir parti; oluru olmadan başka bir parti üyesini sandık kurulu üyesi olarak gösteremeyecek.
  • Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun uyarınca yapılacak mahalli idareler genel seçimlerinde, yerleşim yeri adresine göre oluşturulan seçimin başlangıç tarihinden 3 ay önceki seçmen kütüğü üzerinden güncelleme yapılacak. Teklifin ilk halinde 1 yıl olarak öngörülen süre, önergeyle 3 aya indirildi.
  • Kütük düzenlemesi nedeniyle seçmen hiçbir şekilde oy kullanma hakkından yoksun bırakılmayacak. Adresi kapanmış olması sebebiyle adres kayıt sisteminde görünmeyenlerin, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün adres kayıt sisteminde bulunan en son geçerli adres bilgileri esas alınacak.
  • Muhtarlık bölgesi askı listelerinin askı süresi içinde bir seçim çevresinden diğerine yapılan seçmen nakil istemleri hakkında, ilçe seçim kurulu başkanı tarafından itiraz üzerine veya nakil isteminin şüpheli bir girişim olduğu kanaatine varılması üzerine, resen yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde, nakil isteminin kabul edilmemesi halinde, seçmen kaydı dondurulamayacak ve bir önce kayıtlı olduğu adreste seçmen kaydı devam edecek.

Diğer düzenlemeler

  • Seçim sonucuna göre, ilk sırada yer alan muhtar adayı, seçilme yeterliliğine sahip olduğunu en geç 10 gün içinde belgelendirmesi halinde kendisine seçim kazandığına dair ilçe seçim kurulunca mazbata verilecek. Aksi halde ikinciye, daha sonra üçüncüye ve nihayet seçilme ehliyetine sahip aday bulunana kadar bu işlem yapılacak. İlçe seçim kurulunun bu hususta vermiş olduğu kararlara karşı iki gün içerisinde il seçim kuruluna itiraz edilebilecek. İl seçim kurulunun vermiş olduğu kararlar kesin olacak.
  • İl seçim kurulu başkan ve üyeleri ile ilçe seçim kurulu başkanları, teklifin kanunlaşarak yürürlüğe girmesinden itibaren 3 ay içinde, yapılan değişikliklere göre yeniden belirlenecek. Bu şekilde belirlenen başkan ve üyeler, önceki başkan ve üyelerin görev süresini tamamlayacak.
  • Teklifle, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine paralel olarak Seçim Kanunu’ndaki “Başbakan” ibareleri kanundan çıkartılacak.
Paylaşın

Diyabet Ve Cilt Sorunları

Diabet (şeker hastalığı), glukoz homeostazında bozulma ile karakterize metabolik bir hastalıktır. En iyi bilinen tezahürü, kan şekeri seviyesinin normalden daha yüksek kalmasıdır. Durum Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak kategorize edilir. 

Haber Merkezi / Diyabet birçok sistemik etkiye neden olabilirken, bazı dermatolojik komplikasyonlara da neden olabilir.

Diyabetik dermopati

Bu, herhangi bir diyabetikte ortaya çıkabilir, ancak özellikle travma veya yaralanmayı takiben. Bu, diyabetli bireylerin % 30’unda görülen yaygın bir diyabetik komplikasyondur.

Ortaya çıkan lezyonlar, hafif girintili, pullu cildin kırmızı-kahverengi, kabaca yuvarlak alanlarıdır. Çoğu zaman kaval kemiğinde görülürler, bu nedenle ‘kabarcık lekeleri’ adını alırlar. Bulundukları diğer durumlar, daha az yaygın olmakla birlikte, uylukların, kolların, ayakların, kafa derisinin ve göğsün belirli bölgelerini içerir. Bu zararsız durum, kan şekeri seviyeleri uygun şekilde kontrol edildiğinden genellikle zamanla kaybolur.

Bunun kesin nedeni belirsizliğini koruyor, ancak diyabetik komplikasyonlarla, hem nöropatik hem de vasküler, bir ilişki olduğunu gösteren kanıtlar var. Bunu desteklemek için, aynı zamanda retinopati, nöropati ve nefropatiden muzdarip olan şeker hastalarında durumun yüksek bir insidansı gözlenmiştir.

Ayrıca, durum en çok daha yaşlı veya uzun süredir diyabet hastası olan hastalarda (10 yıl veya daha uzun süredir) yaygındır. Ayrıca, uzun süreli uygun olmayan kan şekeri kontrolünün göstergesi olan yüksek glikosile edilmiş hemoglobin ile yakın bir ilişki var gibi görünmektedir.

Bu tip dermopati erken diyabetin potansiyel bir göstergesi olabilir. En az dört lezyon varsa, hastanın diyabet gelişimini ekarte etmek için araştırma yapması önerilir.

Diyabetik kabarcıklar

Bu iltihaplanmayan, kabarma durumu, ekstremitelerde (eller ve ayaklar) kendiliğinden lezyon oluşumu ile karakterize edilir. Bu, diyabetin nadir fakat oldukça kesin bir göstergesidir. Erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür ve 17-84 yaş arası geniş bir yaş grubunda görülür. 

Ek olarak, uzun yıllardır diyabeti olan veya diyabetle ilişkili çok sayıda komplikasyondan muzdarip olan hastalarda görülme olasılığı daha yüksektir. Neyse ki, çoğu durumda bu büller tedavi gerektirmeden iyileşir. Bununla birlikte, ikincil enfeksiyondan kaçınmak için patlamalarını önlemek için özen gösterilmelidir.

Çeşitli bül türleri ayırt edilebilir:

  • İntraepidermal büller: Bu kabarcıklar, berrak ve steril olan viskoz bir sıvı içerir. Genellikle tedavi olmaksızın 5 haftadan daha kısa sürede iyileşirler. Neyse ki, yara izi veya atrofi sonucu yok.
  • Subepidermal büller; Bunlar diğer büllosis diyabetikorum tipinden daha az sıklıkla bulunur. Bunlar epidermal kabarcıklara benzemekle birlikte, kan içerebilmeleri veya başka bir deyişle bazen kanamaya maruz kalmaları bakımından farklılık gösterirler. Kanamayı takiben, iyileşen ciltte yara izi veya atrofi ile iyileşebilirler.  

Diyabetik kalın deri

Bu, en çok, uzun yıllar süren tip 1 diyabetli hastalarda yaygındır. Bu durumda, bazı eklemlerin derisi kalınlaşma, sararma değişimine uğrar ve ayrıca mumsu hale gelir ve sertleşir. Sararma genellikle avuç içi ve ayak tabanlarında görülür. Olası bir nedenin, glikozun dermal proteinlerle, yüksek seviyede glikasyon ürünleriyle reaksiyona girmesinden şüphelenilmektedir. Dermal kolajen gibi bazı cilt proteinleri glikozilasyona uğrar ve sararır.

El üzerindeki derinin kalınlaşması da yaygındır. Bu, parmak eklemlerinin parmaklar üzerinde kalınlaşmış deriye çakılması ve diyabetik el sendromu olarak adlandırılan sınırlı interfalangeal eklem hareketliliği olarak ortaya çıkabilir.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Mağara Adamı Veya Paleolitik Diyet Nedir, Nasıl Uygulanır?

Paleolitik veya mağara adamı diyeti, taş devri diyeti ve avcı-toplayıcı diyeti olarak da adlandırılır. Bu diyetin temel dayanağı, tarım yapılmadan önce insanlar için mevcut olduğu varsayılan gıdaların dahil edilmesi ve tüketilmesidir.

Haber Merkezi / Paleolitik dönem yaklaşık 2,5 milyon yıl önce vardı. Bu, insanların taş aletleri kullanmaya başladığı çağdı. Dönem, yaklaşık 10.000 yıl önce tarımın ortaya çıkmasıyla sona erdi.

Bu dönemde mevcut olduğu düşünülen gıdalar arasında vahşi hayvan kaynaklı gıdalar ve ekilmemiş bitki kaynaklı gıdalar yer aldı. Bunlar dahil:

  • Yağsız et
  • Balık
  • Yumurtalar
  • Sebzeler
  • Meyveler
  • Kökler
  • Kuruyemişler

Aşağıdakiler gibi tarım ürünlerinin kullanımı yoktu:

  • Tohumlar
  • Bakliyat
  • Süt, tereyağı, peynir vb. süt ürünleri
  • Tuz
  • Şeker
  • İşlenmiş yağlar

Bunlar, insanlar ekinleri yetiştirmeye ve yetiştirmeye başladıktan ve hayvanları evcilleştirmeye başladıktan sonra gıdalara dahil edildi.

Evrim ve gıda değişiklikleri

Araştırmalar, insanlar evrimleştikçe, daha büyük vücut boyutları için metabolik oranların önceki maymunlara kıyasla aynı kaldığını göstermiştir. Vücut büyüklüğündeki bu değişikliği telafi etmek için, beyin büyüdükçe insanlarda bağırsak küçüldü.

Büyük maymunlar tarafından tüketilen bitkisel gıdaların aksine, mağara adamları tarafından tüketilen enerji yoğun etli gıdalar artık uzun bağırsaklara ihtiyaç duymuyordu. Böylece evrimle birlikte insan bağırsağı kısaldı. Daha büyük beyinler, daha fazla avlanma ve yiyecek arama anlamına geliyordu.

Paleolitik beslenme ve obezite

Mağara adamı diyeti, obezite ve metabolik sendromu önlemedeki etkinliği açısından incelenmiştir . İnsanların mevcut uygar diyete değil, Paleolitik bir diyete adapte olduğuna inanan bu diyetin birkaç savunucusu var.

Bu diyetin, diyet ve yaşam tarzında batı etkisi ile ilişkilendirilen tip 2 diyabet, obezite ve kalp hastalığı gibi kronik hastalıkları önlediğine inanılmaktadır.

Bu diyetin savunucuları, bu diyetin sadece bir kilo verme diyeti olmadığına, aynı zamanda sağlığı iyileştirebileceğine inanmaktadır. Çalışmalar, aşağıdakilere sahip hastalara fayda sağlayabileceğini göstermiştir:

  • Diyabet tip 2
  • İrritabl bağırsak sendromu (IBS)
  • Alerji ve astım
  • Akne
  • Artrit ve eklem ağrıları
  • Sistemik lupus eritematozus (SLE)
  • Duygudurum bozuklukları

Yemek planı

Protein;

  • Somon, ringa balığı ve uskumru gibi yağlı derin deniz balıkları. Yengeç, karides, tarak, istiridye, istiridye ve ıstakoz gibi kabuklu deniz ürünleri diyetin bir parçası olmalıdır.
  • Yağsız, otla beslenmiş sığır eti. Diğer hayvan etleri arasında tavşan, keçi, av eti (sülün, bıldırcın, yabani hindi vb. dahil) bulunur.
  • Kümes hayvanlarından derisi alınmış beyaz et.
  • Yumurta beyazı

Karbonhidratlar ve lifler

  • Kuruyemiş ve tohumlar
  • Elma, kayısı, muz, çilek, kavun, kiraz, greyfurt, üzüm, misket limonu, portakal ve limon gibi turunçgiller, mango, nektarin, papaya, çarkıfelek meyvesi, nar, mandalina, ananas, erik, karpuz ve domates dahil olmak üzere taze meyveler.
  • Patates, tatlı patates veya tatlı patates gibi kök sebzeler hariç taze sebzeler. Tercih edilen sebzeler dolmalık biber, brokoli, havuç, karnabahar, lahana, kereviz, yeşil soğan, marul, mantar, soğan, maydanoz, balkabağı, turp, ıspanak, şalgam, patlıcan vb.

Yağlar

  • Avokado yağı
  • Keten tohumu yağı
  • Zeytin yağı
  • Fındık yağı

Mağara adamı diyeti ve kalsiyum

Bununla birlikte bu diyet, kemik mineral kaybını önlemek için takviye edilmesi gereken kalsiyumdan yoksundur.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın

Diyabetik Ayak Problemleri

Diyabet (şeker hastalığı), bir hastada yüksek kan şekeri (glikoz) ile sonuçlanan bir durumdur. Çünkü vücut, hücrelere giren şekeri parçalamaya ve işlevleri için yakıt oluşturmaya yardımcı olan insülin hormonunu yeterince üretemez.

Haber Merkezi / Dünya genelinde, 18 yaşın üzerindeki nüfusun yaklaşık % 9’u diyabetlidir. En çok düşük ve orta gelir düzeyindeki insanları etkiler. Şeker hastalarının ayaklarındaki kesikler ve sıyrıklar tehlikeli olabilir. Kan şekeri yüksekse, vücuttaki dolaşımı etkileyebilir.

Vücutta bunun ilk etkilediği yer ayaklardır. Diyabet hastaları, ayakların ısınması, kızarması ve şişmesi gibi zayıf dolaşımın uyarı işaretlerine dikkat etmelidir. Şeker hastalarında, ayaktaki küçük bir kesik veya su toplaması bile enfeksiyona veya ayak ülserine dönüşebilir.

Hasta, yüksek kan şekerine bağlı nöropati nedeniyle ayaklarında his kaybı olduğu için kesiği hissetmemiş veya su toplamasını hissetmemiş olabilir. Böyle bir kesimin bir tıp uzmanı tarafından tedavi edilmesi gerekecektir. Hastanın antibiyotik alması, yarayı pansumanla kapatması ve dinlenmesi gerekebilir.

Bir diyabetik, mümkün olan en kısa sürede müdahale edilmezse ayağını deforme eden veya aşırı durumlarda ampütasyona yol açan yaralanma riski altındadır.

Yüksek kan şekeri dolaşımı nasıl etkiler?

Kandaki yüksek glikoz seviyeleri, vücutta nöropati olarak bilinen sinir hasarına ve zayıf dolaşıma yol açabilir. Dolaşım etkilendiğinde, kan vücutta olması gerektiği gibi hareket etmez. Kesikler ve sıyrıklar kolay iyileşmez ve hasta bacaklarda kramp ve ağrı hissedebilir.

Kan damarlarının kalınlaşmasına neden olan inflamatuar bir hastalık olan aterosklerozun gelişmesi muhtemeldir. Nöropati çeşitli şekillerde ifade edilebilir.

Duyusal nöropati

Duyusal nöropati, en yaygın sinir hasarı türüdür ve vücutta kemiklerden, deriden ve kaslardan beyne bilgi taşıyan sinirleri etkiler. Aynı zamanda sıcaklık ve acıyı nasıl hissettiğimizi de etkiler. Bir diyabetik ayaklarında bir kesik veya sıyrık hissetmediğinde, muhtemelen duyusal nöropati yaşıyordur.

Motor nöropati

Bu, hareket hakkında bilgi gönderen sinirlere zarar verir. Şekillerini değiştirerek, kavis değiştirerek ve ayak parmaklarının pençelenmesine neden olarak ayakları etkileyebilir. Kemiklerde kırılma riski de vardır.

Otonom nöropati

Bu, vücuttaki terleme gibi otomatik olarak gerçekleşen işlevleri etkiler ve nemin azalmasından dolayı cildin kurumasına neden olabilir. Sonuç olarak, şeker hastaları, durumlarının bir sonucu olarak ayaklarında veya vücudunun herhangi bir bölümünde hissedebilecekleri herhangi bir değişiklik veya hissizlik konusunda çok dikkatli olmalıdırlar.

Diyabet hastaları ayaklarına nasıl bakabilir?

Şeker hastalarının ayaklarına iyi bakmaları önemlidir, böylece ayaklarını kesme veya su toplama riskini en aza indirirler. Ayakkabılarının tam oturmasına ve ayaklarını ovmamasına özellikle dikkat etmeleri gerekir.

Şeker hastalarının ayakları konusunda dikkatli olmaları ve bir ayak hastalıkları uzmanına başvurmaları gerekir.

Şeker hastaları, ayaklarında iyi bir nem seviyesi sağlamaya çalışmalıdır.

Şeker hastaları ayrıca dolaşımı kötüleştirebileceği ve yaraların iyileşmesini daha uzun sürebileceği için sigara içmekten kaçınmalıdır.

Bazen diyabet hastaları, onları yaralanmalardan korumaya yardımcı olan özel olarak tasarlanmış ayakkabılar kullanır. Kesik veya morluk riskinin artması nedeniyle şeker hastalarında çıplak ayakla yürümek önerilmez.

Dikkat: Sayfa içeriği sadece bilgilendirme amaçlıdır.

Paylaşın