Merkez Bankası Politika Faizini Bu Ayda Sabit Tuttu

Merkez Bankası (TCMB), piyasaların beklediği gibi politika faizini bu ayda sabit tuttu. Banka, mart ayında politika faizini, 500 baz puan artışla yüzde 45’ten yüzde 50’ye yükseltmişti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), karar sonrası yaptığı açıklamada, enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergelerin yakından takip edileceği, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda tüm araçların kararlılıkla kullanacağını ifade etti.

Merkez Bankası (TCMB), Haziran’da 650, Temmuz’da 250, Ağustos’ta 750, Eylül’de 500, Ekim ve Kasım aylarında da 500’er, Aralık ve Ocak aylarında 250’şer olmak üzere son 8 toplantıda toplam 3 bin 650 baz puan faiz artırmıştı.

Şubat ayındaki yılın ikinci faiz kararında faizin sabit tutulması ile toplam 3 bin 650 baz puan faiz artış serisi devam etti. Mart ayında faiz 500 baz puan arttırılarak politika faizi yüzde 50’ye çıkarıldı. Nisan ve Mayıs ayında ise politika faizi sabit tutuldu. Merkez Bankası, son bir yılda 4 bin 150 baz puanlık faiz artışı yaptı.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Fatih Karahan başkanlığında toplandı. Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutma kararı aldı.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından karara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50’de sabit tutulmasına karar vermiştir.

Nisan ayında aylık enflasyonun ana eğilimi sınırlı bir zayıflama kaydetmiştir. Yakın döneme ilişkin göstergeler yurt içi talepte ilk çeyreğe kıyasla yavaşlamaya işaret etmiştir. Bununla birlikte, tüketim malı ithalatı nisan ayında artarak cari işlemler dengesindeki iyileşmeyi sınırlamıştır. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.

Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir.

Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon yılın ikinci yarısında tesis edilecektir.

Makroihtiyati çerçevede sadeleşme ve piyasa mekanizmasının işlevselliğini artırma amacı kapsamında, menkul kıymet tesisi uygulaması sonlandırılmıştır. Son dönem kredi büyümesi ve mevduat gelişmeleri göz önünde bulundurularak, makro finansal istikrarı koruyacak ve parasal aktarım mekanizmasını destekleyecek ek adımlar atılacaktır. Yurt içi ve yurt dışı yerleşiklerin Türk lirası finansal varlıklara talebiyle oluşan likidite fazlası ilave tedbirlerle sterilize edilecektir.

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.”

Paylaşın

ABD Merkez Bankası Politika Faizini Değiştirmedi

ABD Merkez Bankası (Fed), beklentilere paralel bir şekilde politika faizini yüzde 5.25 – 5.50 aralığında sabit tuttu. Fed, Mart 2022 – Temmuz 2023 arasında toplamda 525 baz puanlık faiz artırım kararı almıştı.

Haber Merkezi / Faiz kararı ABD Merkez Bankası’nın (FED) Eylül ayından önce faiz oranlarını düşürmeyeceği beklentilerini güçlendirdi.

ABD Merkez Bankası (Fed) Açık Piyasa Komitesi (FOMC), faiz kararını açıkladı. FOMC, beklentilere paralel bir şekilde politika faizini yüzde 5,25 – 5,50 aralığında sabit tutma kararı aldı.

Karara ilişkin yapılan açıklamada, son göstergelerin ekonomik aktivitenin sağlam bir hızla genişlemeye devam ettiğine işaret ettiği kaydedildi.

İstihdam kazanımlarının güçlü ve işsizlik oranının düşük kalmaya devam ettiği aktarılan açıklamada, enflasyonun ise geçen yıl boyunca düştüğü ancak yüksek kalmayı sürdürdüğü anlatıldı.

FED Başkanı Jerome Powell, düzenlediği basın toplantısında “Enflasyon hala çok yüksek. Enflasyonu düşürme konusunda daha fazla ilerleme kaydedilmesi garanti değil ve ileriye dönük yol belirsiz” şeklinde konuştu.

Powell, “Daha fazla güven kazanmanın daha önce beklenenden daha uzun sürmesi muhtemeldir” dedi.

ABD Ticaret Bakanlığı Ekonomik Analiz Bürosu, gayrisafi yurtiçi hasıla 2024 yılının ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 1,6 oranında arttığını açıklamıştı. Büyüme büyük ölçüde tüketici harcamaları tarafından desteklenmişti.

ABD ekonomisi, 2023’ün dördüncü çeyreğinde yüzde 3,4 oranında büyümüştü. İlk çeyrek büyüme hızı, ABD Merkez Bankası yetkililerinin enflasyonist olmayan büyüme oranı olarak kabul ettiği yüzde 1,8’in altında kalmıştı.

Gıda ve enerji hariç kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksinin dördüncü çeyrekteki yüzde 2’lik artışının ardından yüzde 3,7 oranında artmasıyla enflasyon yükselmişti.

Tüketici harcamaları dördüncü çeyrekte kaydedilen yüzde 3,3’lük büyüme hızına kıyasla yavaşlayarak yüzde 2,5 gibi hala sağlam sayılabilecek bir oranda büyümüştü.

İş yeri envanterleri dördüncü çeyrekteki 54,9 milyar dolarlık artışın ardından 2024’ün ilk çeyreğinde 35,4 milyar dolar artmıştı. Envanterler, GSYİH büyümesinden yüzde 0,35 puan eksiltmişti.

Ticaret açığı, GSYİH büyümesini 0,86 puan azaltmıştı. Envanterler, kamu harcamaları ve ticaret hariç tutulduğunda ekonomi dördüncü çeyrekteki yüzde 3,3’lük büyümenin ardından 2024’ün ilk çeyreğinde yüzde 3,1 oranında büyüme kaydetmişti.

Paylaşın

Merkez Bankası Politika Faizini Sabit Tuttu

Merkez Bankası (TCMB), piyasaların beklediği gibi politika faizini sabit tuttu. Banka, geçen ay politika faizini, 500 baz puan artışla yüzde 45’ten yüzde 50’ye yükseltmişti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB) karara ilişkin yaptığı açıklamada, “Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası’nın (TCMB), Nisan ayı piyasa katılımcıları anketinde cari ay ve 3 ay sonrası için faiz beklentisi yüzde 45’ten yüzde 50’ye çıktı. 12 ay sonrası için politika faizi beklentisi de yüzde 36,96’dan yüzde 38,18’e yükseldi.

Türkiye’de enflasyon Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre Mart ayında yıllık olarak yüzde 68,50 oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Fatih Karahan başkanlığında toplandı. Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutma kararı aldı.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından karara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde sabit tutulmasına karar vermiştir.

Mart ayında aylık enflasyonun ana eğilimi, devam eden zayıflamaya rağmen öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Tüketim malı ve altın ithalatındaki seyir cari dengedeki iyileşmeye katkı verirken, yakın döneme ilişkin diğer göstergeler yurt içi talepte direncin sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu yakından takip etmektedir.

Mart ayında atılan adımların etkisiyle finansal koşullar önemli ölçüde sıkılaşmıştır. Parasal sıkılaştırmanın krediler ve iç talep üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Kurul, parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de göz önünde bulundurarak politika faizinin sabit tutulmasına karar vermekle birlikte, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu yinelemiştir.

Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.

Kurul; makroihtiyati politikaları, piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir.

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir.

Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.”

Paylaşın

Türkiye, AK Parti Döneminde Faize 563 Milyar Dolar Ödedi

Türkiye’nin faiz giderleri giderek artarken, 2003-2023 arasında faize 563 milyar dolar ödedi. 2023’teki 28,4 milyar dolar faiz ödemesi 2011 yılından bu yana yıllık en yüksek değer oldu.

2023’te iktidarın topladığı 100 lira verginin 15 lirası faize giderken, 2024 yılında toplanacak vergilerin de en az 17 lirası faize gidecek.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 50’ye çıkarırken tüketici ve ticaret kredileri faiz oranları da rekor üstüne rekor kırıyor. İhtiyaç, taşıt ve konut kredisi ağırlıklı ortalamasını yansıtan tüketici kredisi faiz oranı 31 Mart yerel seçimleri öncesinde yüzde 77’ye kadar çıktı. AK Parti’nin iktidara geldiği Kasım 2002’de bu oran yüzde 50 idi. Böylece tüketici kredisi faiz oranı AK Parti iktidarında en yüksek seviyeye ulaştı. Aynı durum ticari krediler faiz oranları için de geçerli.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Haziran 2018 seçimleri öncesinde “24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz.” vaadinde bulunduğunda tüketici kredisi faiz oranı yüzde 19 idi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) açıkladığı bu oran; ihtiyaç, taşıt ve konut kredisi ağırlıklı ortalamasını gösteriyor.

2020 yılının nisan ayında tüketici kredisi faiz oran yüzde 8’e kadar geriledi. Ancak sonra işler tüketiciler açısından hiç de yolunda gitmedi. Faiz oranı kademeli olarak yükselmeye başladı. Ancak yine de bu seneye gelinceye kadar yüzde 34’ü aşmadı. Temmuz 2022’de yüzde 34 oranı görüldü. 2023 yılı mart ayı başında yüzde 25’e kadar yeniden düştü.

14-28 Mayıs 2023 seçimlerinden sonra ise tüketici kredisi faiz oranı hızla yükselmeye başladı. Mart 2024 sonunda yüzde 77’ye kadar çıktı.

TCMB verilerine göre AK Parti iktidara geldiğinde tüketici kredisi faiz oranı yüzde 50 idi. Nisan 2023’te faiz oranı yüzde 55’ye kadar çıkmıştı. Eylül 2023’e kadar yüzde 55’in üstü görülmemişti. Eylül 2023’ün ikinci haftasında yüzde 58’i aşarak AK Parti döneminin en yüksek oranı görüldü. Bu tarihten sonra kademeli yükseliş sürerken 22 Mart 2024 haftasında yüzde tüketici kredisi faiz oranı yüzde 77’ye ulaştı.

Kasım 2002’de ticari kredi faiz oranı yüzde 40 idi. Nisan 2023’te yüzde 48 ile rekor kırarken bu tarihten sonra kademeli düşüş başladı. Faizler 2020 yılında yüzde 9’a kadar geriledi. Mart 2023’te yüzde 15 olan ticari krediler faiz oranı Ekim 2023’te yüzde 49’la AK Parti iktidarının en yüksek seviyesine ulaştı. Mart 2024’te faiz oranı yüzde 63’e ulaştı.

Öte yandan Türkiye’nin faiz giderleri giderek artıyor. Türkiye 2003-2023 arasında faize 563 milyar dolar ödedi. 2023’teki 28,4 milyar dolar faiz ödemesi 2011 yılından bu yana yıllık en yüksek değer oldu. 2023’te iktidarın topladığı 100 lira verginin 15 lirası faize gitti. 2024 yılında toplanacak vergilerin de en az 17 lirası faize gidecek.

Merkez Bankası politika faizini yüzde 50’ye çıkardı

TCMB’nin açıkladığı politika faizi 24 Haziran 2018 seçimlerinden hemen önce yüzde 17,75 idi. 2010 yılından bu yana politika faizinde rekor 2019 yılında yüzde 24 ile kırılmıştı. 14-28 Mayıs seçimlerinin ardından Ağustos 2023’te politika faizi ile 25 ile rekor kırdı. Ancak artan enflasyon ve döviz kurunun hızla yükselmesiyle Merkez Bankası faizi sürekli arttırdı ve son olarak yüzde 50’ye kadar çıkardı.

İhtiyaç kredisi, konut kredisi gibi tüketici kredilerinin yükselmesi halkı derinden etkiliyor. Kredi kartı faiz oranları TCMB’nin kararından sonra yükseliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Ticari Kredi Faizleri Yüzde 75’e Dayandı: Krediler Üst Yönetime Soruluyor

Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre bazı bankalarda yüzde 52 seviyesinde olan ticari kredi faizi yeni haftaya yüzde 59 seviyesinden başladı. Bu 7 puanlık artış neredeyse bir haftada ticari kredi faizinin yüzde 13,5 artışa uğradığını gösteriyor.

Bazı bankaların internet sitelerinde yer alan bilgilere göre ise ticari kredi faizinde yüzde 75’e kadar çıkan oranlar göze çarpıyor. Bankacılık sektörü kaynakları ortalamada ise yüzde 59-65 arasında ticari kredi faizleri ağırlıklı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) sürpriz faiz kararının piyasalara yansımaları sürüyor. Karar sonrası ihtiyaç ve ticari faizlerinde sert yükselişler yaşandı.

Ekonomi Gazetesi’nde yer alan habere göre, bankacılık sektörü yeni haftaya tüm kredi kanallarında faiz artışıyla başladı. Merkez Bankası’nın geçen haftaki 500 baz puanlık faiz artırımı kredi faiz oranlarına hemen yansıdı.

Bankalar ihtiyaç kredi faizlerini 40-200 baz puan arasında yükseltirken, ticari kredi faizlerinde de 700 baz puanlık artırımlar gerçekleşti. İhtiyaç kredisinde aylık yüzde 6 seviyeleri, ticari kredi faizinde ise yıllık yüzde 59-75 seviyeleri artık normalleşti.

Ticari kredi faizi 75’e çıkıyor

Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre bazı bankalarda yüzde 52 seviyesinde olan ticari kredi faizi yeni haftaya yüzde 59 seviyesinden başladı. Bu 7 puanlık artış neredeyse bir haftada ticari kredi faizinin yüzde 13,5 artışa uğradığını gösteriyor.

Bazı bankaların internet sitelerinde yer alan bilgilere göre ise ticari kredi faizinde yüzde 75’e kadar çıkan oranlar göze çarpıyor. Bankacılık sektörü kaynakları ortalamada ise yüzde 59-65 arasında ticari kredi faizleri ağırlıklı.

Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre bankalarda üst yönetimlerinin uyguladığı kısıtlar da bulunuyor. Bazı bankalarda 500 bin-1 milyon arası ticari kredi talepleri banka üst yönetimine sorulmadan onaylanamazken, en fazla 200-300 milyon lira seviyesinde kredilere şubeler karar verebiliyor.

Paylaşın

Faizin Faturasını Vatandaş Ödüyor

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) para­sal sıkılaştırmanın dozunu giderek artırırken, faturası ise düşen alım gücü karşısında borçlanarak ge­çinmeye çalışan vatandaşa çıkıyor.

TCMB’den daha yüksek maliyetle borçlanan bankalar ihtiyaç kredisi faizinde geçen hafta 13 puanlık artışa imza attı. TCMB verilerine göre ortalama İhtiyaç kredisi faizi geçen hafta yüzde 76’ya yükselerek son 22 yılın zirvesine ulaştı. İhtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 7’ye dayanırken; örneğin 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16.832 li­raya, yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187.58’e kadar çıkıyor.

Sözcü’den Mehtap Özcan Ertürk’ün haberine göre, iktidarın tutarsız faiz politikası 2019’dan bu ya­na sık sık Merkez Bankası başkanlarının görevden alınmasına neden olurken, Türkiye’yi de derin bir kri­ze sürükledi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “faize rıza” gösterdiği için ya da “nas ne diyorsa o” sözleriyle değişen faiz politikası her seferinde Merkez Bankası Başkanı’nın da gö­revden alınmasına neden oldu.

Son 8 yılda 6 Merkez Bankası Başkanı göreve gelirken, 5 başkan da görevden alındı. Her başkan; ya düşük faiz ısrarının bir sonucu olan yüksek enflasyonun sorumlusu gös­terilerek ya da enflasyonu kontrol altına almak için devreye alınan yüksek faiz politikasının ardından faiz lobileri işaret edilerek görevden alındı.

Yasal olarak görevi enflasyon hedeflemesi yapmak olan Merkez Bankası başkanlarını görevden alan Erdoğan bu süreçte ne söylediyse tersi yaşandı. “Ben ekonomistim” diyen Erdoğan’ın ‘faiz sebep, enf­lasyon neticedir’ iddiası Türkiye’yi Cumhuriyet tarihinin en derin krizi ile baş başa bıraktı. Son olarak Ma­yıs 2023’teki seçimlerinin ardından keskin bir ‘U dönüşü’ ile şimdilik faiz tartışması sona erdi. Yaşanan süre­cin bedelini ise vatandaşlar ödüyor. Türkiye yüzde 50 faiz oranı ile dün­yada 4’üncü, yüzde 67.07 enflasyon oranı ile dünyada 5’inci ülke oldu.

İktidarın U dönüşünden önceki Mart 2021-Haziran 2023 tarihleri aralı­ğında TCMB’nin kaptan koltuğunda oturan Şahap Kavcıoğlu, enflasyon yüzde 16 iken görevi devraldı, yüzde 85.51’i görerek yüzde 39.59’a gerile­diğinde ise görevi devretti. Kavcıoğ­lu’nun görevde kaldığı 26 ayda faiz yüzde 19’dan yüzde 8.5’e indi ama döviz kurları kontrol edilemez hale geldi, enflasyon 22 yıllık AKP iktidar­larının zirvesine ulaştı.

Merkez Bankası (TCMB) para­sal sıkılaştırmanın dozunu giderek artırırken, faturası ise düşen alım gücü karşısında borçlanarak ge­çinmeye çalışan vatandaşa çıkıyor. TCMB’den daha yüksek maliyetle borçlanan bankalar ihtiyaç kredisi faizinde geçen hafta 13 puanlık artışa imza attı. TCMB verilerine göre ortalama İhtiyaç kredisi faizi geçen hafta yüzde 76’ya yükselerek son 22 yılın zirvesine ulaştı. İhtiyaç kredi faizleri aylık yüzde 7’ye dayanırken; örneğin 10 bin liralık 12 ay vadeli bir ihtiyaç kredisinin geri ödemesi 16.832 li­raya, yıllık bileşik maliyeti de yüzde 187.58’e kadar çıkıyor.

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, 21 Nisan 2023’te İstanbul’da Gaziosmanpaşa Meydanı’ndaki mitingde “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece, faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir. Amerika’da faiz yükselebilir, Avrupa’da yükselebilir ama Türkiye’de faiz düşecek. Ve göreceksiniz enflasyon da faizle beraber düşecek. Ni­tekim, milletim 21 yıldır bize güvendi, inandı, hep arkamız­da durdu” demişti. Erdoğan, bu konuşmayı yaptığı sırada enflasyon yüzde 43.68, TCM­B’nin politika faizi ise yüzde 8.5’ti. Bugün enflasyon yüzde 67.07, faiz ise yüzde 50 düzeyinde bulunuyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Faiz Kararı: Amaç Enflasyon Mu, Döviz Mi?

Fatih Karahan başkanlığında toplanan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini yüzde 50 düzeyinde yükseltme kararı aldı.

Peki faiz artırım kararının amacı enflasyonu düşürmek mi, dövize olan yönelişi engellemek mi?

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, Merkez Bankası’nın bu artışın gerekçesini enflasyonla mücadele olarak açıklamasının gerçeği yansıtmadığını, dövize yönelişi engellemek için böyle bir yol seçildiğini belirtti. Aktaş’ın “Olurdu olmazdı derken oldu, faiz 5 puan artırıldı” başlıklı yazısının ilgili bölümü şöyle:

“Fitili yabancı bankalar ateşledi; faizin artırılması gerektiği yönünde raporlar peş peşe gelmeye başladı. Faiz artışı için önce nisana işaret edildi, sonra mart ayına…

Yurt içinden de bu raporları destekleyen yönde açıklamalar gelince dövize yoğun bir yönelme yaşandı. Döviz talebi adeta çığa dönüşmüştü ve önünde durmanın yolu faizi artırmaktan geçiyordu. Yapılan da zaten bu.

Ama şunu görmüş olduk; ocak ayındaki açıklamasıyla bir anlamda kendini bağlayan ve aradan bir ay geçtikten sonra bu kez kendini yalanlarcasına yeni bir faiz artışına gidemeyen Merkez Bankası, bir aylık aranın maliyetini milyarlarca dolar döviz satarak ödemek durumunda kaldı.

Döviz mi, enflasyon mu?

Merkez Bankası faiz artışına ilişkin gerekçeyi tabii ki enflasyonla mücadele olarak açıklamak durumunda. Ama ilk etapta amacın dövize olan yönelişi önlemek olduğu açık. Gerçi dövizdeki artış da artık sanılanın çok ötesinde bir hızla ve oranla enflasyona yol açıyor. Dolayısıyla dövizi tutmak, sonuçta enflasyonu tutmak demek.

Eğer dövize böylesine bir yönelme olmasaydı Merkez Bankası ne ocak ayındaki yüzde 6.70’ten, ne şubattaki yüzde 4.53’ten rahatsızlık duyup faiz artırımına gitmeyi düşünürdü. Zaten mayısta yıllık oranın yüzde 74-75’e ulaşacağı kabul edilmişti. Yıllık enflasyonda da özellikle temmuz ve ağustosta baz etkisiyle çok hızlı bir düşüş olacaktı.

Dolayısıyla Merkez Bankası’nı harekete geçiren ilk iki ay görece yüksek gelen, belki martta da gelecek olan enflasyon değildi. Amaç, artık karşılanamaz hale gelen döviz talebini frenlemekti ve dünkü 5 puanlık faiz artışının en temel nedeni buydu.

Merkez Bankası’nın sayfasına girip geçmişteki faizlere bir bakalım dedik; nostalji oldu doğrusu… Hani Naci Ağbal’ın görevden alındığı dönemdeki faiz kararı vardı ya, hatırlıyorsunuz değil mi, Ağbal faizi Mart 2021’de yüzde 19’a çıkarmıştı. Ağbal herhalde faizi çok yükseltti diye görevden alındı!

Biraz daha önceye gidelim; Murat Çetinkaya ‘Laf dinlemiyordu’, biliyoruz ki o yüzden görevden alındı. Çetinkaya rahip krizi sırasında faizi yüzde 24’e çıkarmış ve uzun süre o düzeyde tutmuştu. Oysa Erdoğan faizin inmesini istiyordu ve ‘Laf dinlemeyen’ Çetinkaya da bu yüzden Başkanlıktan oldu.

Haftalık repo faizinde ilk oran 2010 yılındaki yüzde 7. Evet yalnızca yüzde 7. Üstelik 2013’te yüzde 4.5’e kadar da inilmiş. Gerçi çok geriye gitmeye de gerek yok, daha bir yıl önce bugünlerde politika faizi yüzde 8.5 düzeyindeydi. 8.5’ten 50’ye ve daha da yolumuz var. 0’dan 100’e gibi! Hani tam ‘Nereden nereye’ denir ya, işte o durum…”

Paylaşın

Ekonomistlerden Faiz Yorumu: Enflasyonun Dikiş Tutmadığının İtirafı

İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 50’ye yükseltmesine ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Enflasyonun dikiş tutmadığı itiraf edildi” dedi.

Haber Merkezi / Bankanın faiz kararına ilişkin ekonomist İris Cibre ise, “Faiz koridorundaki artış, mevduat faizlerini yukarı itecektir. Bu da Dolara karşı alternatif, daha çekici bir yatırım anlamı taşıyacaktır” ifadelerini kullandı.

Ekonomi yazarı Uğur Gürses, faiz kararına ilişkin, “İtibar kazandırıcı; hem TL’ye hem de Bankaya…Hem %50’ye hem de gecelik borçlanma faizini 53’e çekmiş oldu… ‘Seçimden önce yapamaz’ algısını kırdı…” dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 50’ye yükseltti.

Merkez Bankası’nın faizi yüzde 50’ye yükseltmesiyle birlikte ekonomistler açıklamalarda bulundu. Karara ilişkin ekonomistlerin analizleri şöyle:

İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu: Politika faizi %50’ye çıkarıldı! Bant uygulamasıyla Nisan PPK’sına kadar 300 puan daha artırma yetkisi alındı. Enflasyonun dikiş tutmadığı itiraf edildi. Ek sıkılaştırmadan söz edildi. Çünkü rezervler dibe vurdu. Bu politika durgunluğun daha erken ve keskin yaşanmasını getirir!

Ekonomist İris Cibre: Faiz koridorundaki artış, mevduat faizlerini yukarı itecektir. Bu da Dolara karşı alternatif, daha çekici bir yatırım anlamı taşıyacaktır. Çok doğru bir karar. Ayrıca, metin, gerektiği gibi Şahin. Sıkı duruşun sürdürüleceği güvenini veriyor. Gerektiğinde aksiyon alınacağına garanti veriyor. Yapılması gereken geç de olsa yapıldı.

Ekonomist Tunç Şatıroğlu: Öncelikle tebrik ederim. Geçen ay yapsaydınız belki rezerviniz bu kadar erimezdi. Neyse, geç olsun ama olsun. Umarım yeterli olur. Rezervdeki erimeyi durdurur. Epey geç kalındı çünkü. Bu faiz Ocak ayında 50 olmalıydı.

TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay: Aklıselim hakim oldu. Merkez Bankası politika faizini 5 puan artırdı: %50. Keşke daha önce yapsaydı… Umarım uygulanmakta olan programın eksikliklerini giderici adımlar da atılır. “TCMB, BBDK ve TÜİK” bağımsızlığı, kamunun düşünce kurumu niteliğinde DPT, adil ve hızlı çalışan bir hukuk sistemi…

Eski Merkez Bankası (TCMB) Başekonomisti Hakan Kara: Merkez Bankası yapılması gerekeni yapmıştır. Kararı alanları tebrik ediyorum.

İktisatçı Mahfi Eğilmez: Merkez Bankası’nın yükselmeye devam eden enflasyonu durdurabilmek için faizi arttırması doğru bir yaklaşımdır. Ne var ki maliye politikası gevşek kaldığı ve yapısal reformlara girişilmediği sürece faiz arttırımının etkisi sınırlı kalacaktır.

Merkez Bankası’nın (TCMB) bugünkü faiz artışı kararı yabancı basında da kendisine yer buldu. İşte yabancı basın kuruluşlarının faiz artışına ilişkin analizleri:

Reuters: İngiliz haber ajansı Reuters, “Türkiye sürpriz bir hamleyle faiz oranını 500 puan artırarak yüzde 50’ye çıkardı” başlıklı haberde, “TCMB kötüleşen enflasyon görünümünü gerekçe göstererek ve trendde önemli ve kalıcı bir düşüş oluşana kadar sıkı duruşu sürdürme sözü vererek beklenmedik bir şekilde faiz oranını 500 baz puan artırdı” ifadelerine yer verdi.

Haber seçim sonrasıan dair şu yorumlara yer verildi: “Faiz kararı, AKP’nin İstanbul gibi kilit şehirleri geri kazanmaya çalıştığı ülke çapındaki yerel seçimlerden bir hafta önce alındı. Seçimden sonra daha sıkı bir maliye politikası uygulanması ve yıllardır süren hayat pahalılığı krizinin ardından ekonomik Türk halkının acılarının daha da artması bekleniyor”

Bloomberg: ABD’li finans ajansı Bloomberg’ göre TCMB, seçimlerin hemen öncesinde alınan sürpriz kararla faiz oranlarını artırarak, lirayı desteklemenin aciliyetini gösterdi.

Beril Akman imzalı, “Türkiye, seçimden önce lirayı sabit tutmak için sürpriz bir şekilde faiz artırdı” başlıklı haberde, “Seçimden bu yana benimsenen ana akım yaklaşım, art arda sekiz faiz artırımıyla küresel yatırımcıların ilgisini çekmeye yetti.. Ancak geçen ay tüketici fiyatlarında yaşanan sürpriz artış dikkatleri yüzde 70’i aşma yolunda olan enflasyona çevirmişti” ifadelerine yer verildi.

Haberde, “Liranın daha hızlı değer kaybetmesi ve enflasyon görünümündeki bozulma, politika yapıcıların sıkılaştırma döngüsünün sona erdiğini açıklamasından sadece iki ay sonra Merkez Bankası’nın elini zorlamış olabilir” ifadeleri yer aldı.

CNBC: ABD’li haber kuruluşu CNBC, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele ihtiyacının devam ettiğini öne sürerek politika faizini 45’ten yüzde 50’ye yükselttiğini belirtti.

Natasha Turak imzasıyla yer alan “Merkez Bankası, faiz artırımı döngüsünün sona ereceğine dair daha önceki ipuçlarına rağmen faiz oranını yüzde 50’ye yükseltti” başlıklı haberde, Türkiye’de yıllık tüketici fiyat enflasyonunun şubat ayında yüzde 67’ye yükseldiği hatırlatıldı.

Haberde, “Yüksek enflasyon bir ay önce sekiz aylık sancılı faiz artırım döngüsünün sona erdiğini belirten Merkez Bankası’nın sıkılaştırmaya dönmek zorunda kalabileceği endişelerini artırdı” ifadeleri yer aldı.

Paylaşın

Merkez Bankası, Politika Faizini Yüzde 50’ye Yükseltti

Fatih Karahan başkanlığında toplanan Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini yüzde 50 düzeyine yükseltti. Banka, şubat ayında politika faizini yüzde 45’te sabit tutmuştu.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın (TCMB) uzun süre faizlerin yüksek tutulacağına dair mesajlarına rağmen piyasada yıl sonuna doğru faiz indirimlerine başlanacağı beklentisi var. Politika faizinin yıl sonunda yüzde 37,5 seviyesinde olması bekleniyor. Merkez Bankası’nın (TCMB) düzenlediği ankete katılan ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36,25 oldu.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Fatih Karahan başkanlığında toplandı. Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 50 düzeyinde yükseltme kararı aldı.

Merkez Bankası (TCMB) tarafından karara ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 45’ten yüzde 50 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, operasyonel çerçevede değişikliğe giderek, Merkez Bankası gecelik vadede borçlanma ve borç verme oranlarının bir hafta vadeli repo ihale faiz oranına kıyasla -/+ 300 baz puanlık bir marj ile belirlenmesine karar vermiştir.

Şubat ayında aylık enflasyonun ana eğilimi, hizmet enflasyonu öncülüğünde, öngörülenden yüksek gerçekleşmiştir. Tüketim malı ve altın ithalatı yavaşlayarak cari dengedeki iyileşmeye katkı verirken, yakın döneme ilişkin diğer göstergeler yurt içi talepte dirençli seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Hizmet enflasyonundaki katılık, enflasyon beklentileri, jeopolitik riskler ve gıda fiyatları enflasyon baskılarını canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunu ve ücret artışlarının enflasyon üzerindeki etkilerini yakından takip etmektedir.

Kurul, enflasyon görünümündeki bozulmayı dikkate alarak politika faizinin artırılmasına karar vermiştir. Aylık enflasyonun ana eğiliminde belirgin ve kalıcı bir düşüş sağlanana ve enflasyon beklentileri öngörülen tahmin aralığına yakınsayana kadar sıkı para politikası duruşu sürdürülecektir. Enflasyonda belirgin ve kalıcı bir bozulma öngörülmesi durumunda ise para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Para politikasındaki kararlı duruş; yurt içi talepte dengelenme, Türk lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinde düzelme vasıtası ile aylık enflasyonun ana eğilimini düşürecek ve dezenflasyon 2024 yılının ikinci yarısında tesis edilecektir.

Kurul, makroihtiyati politikaları piyasa mekanizmasının işlevselliğini ve makro finansal istikrarı koruyacak nitelikte uygulamayı sürdürmektedir. Bu çerçevede, ay içinde yapılan düzenlemelerle finansal koşullar sıkılaştırılmış, para politikası aktarımı desteklenmiştir. Kredi büyümesi ve mevduat faizinde öngörülenin dışında gelişmeler olması durumunda parasal aktarım mekanizması desteklenmeye devam edilecektir. Likidite gelişmeleri yakından takip edilerek, gerektiğinde sterilizasyon araçlarının etkin şekilde kullanılması sürdürülecektir.

Kurul, politika kararlarını parasal sıkılaştırmanın gecikmeli etkilerini de dikkate alarak, enflasyonun ana eğilimini geriletecek ve enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve Kurul, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanacaktır.”

Paylaşın

Fed’den Faizi 23 Yılın Zirvesinde Sabit Tutma Kararı

ABD Merkez Bankası (Fed), beklentilere paralel bir şekilde politika faizini yüzde 5.25 – 5.50 aralığında sabit tuttu. Fed, Mart 2022 – Temmuz 2023 arasında toplamda 525 baz puanlık faiz artırım kararı almıştı.

Haber Merkezi / ABD Merkez Bankası (Fed) Açık Piyasa Komitesi (FOMC), faiz kararını açıkladı. FOMC, beklentilere paralel bir şekilde politika faizini yüzde 5,25 – 5,50 aralığında sabit tutma kararı aldı.

Karara ilişkin yapılan açıklamada, faiz indirimi için enflasyon konusunda daha fazla güvene ihtiyaç olduğu belirtildi.

Fed’in projeksiyonlarında büyüme tahminleri yukarı yönlü revize edildi. 2024 yılı büyüme tahmini yüzde 1,4’ten yüzde 2,1’e, 2025 tahmini yüzde 1,8’den yüzde 2’ye yükseltildi. Çekirdek enflasyon beklentisi de 2024 yılı için yüzde 2,4’ten yüzde 2,6’ya yükseltildi. 2024 için işsizlik oranı beklentisi yüzde 4,1’den yüzde 4’e düşürüldü.

Fed’in son 4 toplantıda olduğu gibi faizi sabit bırakması bekleniyordu. 30 gün vadeli Fed fon oranlarına göre Fed faiz kararı ihtimallerini veren CME FedWatch Tool’da Fed’in bugün faiz oranını sabit bırakmasına yüzde 99 ihtimal veriliyordu. Diğer bir deyişle piyasa Fed’in faizi sabit bırakmasına neredeyse kesin gözüyle bakıyordu.

ABD’de şubat ayında yıllık enflasyon yüzde 3.2 ile yüzde 3.1’lik beklentiyi aşmıştı. Beklentinin üzerinde gelen bu veri sonrası piyasalarda Fed’in vereceği reaksiyon merak edilmeye başlanmıştı.

Fed, bugünün ardından 1 Mayıs ve 12 Haziran tarihlerinde faiz kararını açıklayacak. Şu anda piyasalar ağırlıklı olarak Haziran ayında ilk faiz indiriminin gelmesini fiyatlıyor. Bu fiyatlamada bir değişim yaşanıp yaşanmayacağını Powell’ın açıklamaları ve nokta grafikte yer alan tahminler belirleyecek.

Paylaşın