Sevda Zeynep Karadağ kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Haziran 1971 yılında dünyaya gelen Sevda Zeynep Karadağ, ilk, orta ve lise öğrenimini Anadolu’nun farklı kentlerinde, yüksek öğrenimini Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde tamamladı. Halen bir sağlık kuruluşunun biyokimya bölümünde görev yapmaktadır. 

Haber Merkezi / Kastamonu’da yaşayan Sevda Zeynep Karadağ’ın ilk şiiri 2006 yılında Bireylikler dergisinde yayınlandı. Şiirleri, yazıları ve söyleşileri Ada, Alaz, Ayraç, Berfin Bahar, Bireylikler, Cumhuriyet Kitap, Çağdaş Günce, Deliler Teknesi, Denizsuyukasesi, Ihlamur, Kar Sanat, Kıyı, Koridor, Papirüs, Radikal Kitap, Şiiri Özlüyorum, Taflan, Temrin, Yazılıkaya, Zalifre Yazıları vb. gibi dergi ve gazete eklerinde yayımlandı.

Eserleri;  Şiir: Aynalı Düşler Çarşısı, Susrevan, Beni Yanlış Anlayın

Ödülleri; 2008 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülleri kapsamında seçici kurul tarafından  adının anılmasına karar verildi. “Aynalı Düşler Çarşısı” adlı kitabıyla Çağdaş Şair ve Yazarlar Derneğinin düzenlediği 2. Ergin Günçe Şiir Ödülleri’nde birincilik ödülünü aldı.

“Can Yanığı”

bir yara en derin günündeyken
en ücra odalardayken ışık
solmuşken eski bir yaz sonrası
adım hercai
çıkarıp kendimi sizden
boşluğa asmaktayım

zaman dalında kurtlanan kiraz
ince bir sızıya saklanır gibi gizliden
binlerce ses
binlerce suret
yaslanır gibiyken omzuma
unuttuğum bir şey var
-ne zamandır aklımda-
küçük bir ukde belki
belki yarım kalan bir hesap
hiç biri değil belki de –olsun-
almaya geldim

okurken uyukladığınız hayat –benim-
kurşun bir ayraçla bölüp tam ortasından
bir türlü bitiremediğiniz
vedalar
ayrılıklar
kendine hayrı olmayan hoşçakallar
-bunlar da benim-

ben ki zincire son halkayım
dünyadan ağır
bir kıvılcım kadarım can yanığı
sürme çekmekteyim kör noktalarınıza
koynunuza zehrini tomurcuğun
ve sizden aldıklarımla şimdi
kendimi bir şey sanmaktayım

“Kar Davası”

sivas’ın yollarına aynanın anlattığıdır

çıkıp gelmişiz pusudan hepimiz ağacız o vakit
çam çınar söğüdüz salkımsız
yürüdük azalan orman değil
bir parça zaman avuçlarımızda bir parçacık ar

gelmeler gitmeler usulca eksilen kelimeler
tarifsiz içimi burkan sona yanmalar
hem herkesin dilinde bir telaş
yüzümüz foyası dökülen duvar

canhıraş boşlukta çırayız her şey oyuna dahil
kusursuz ve asırlardır oynanan
eski bir temmuz ayazı isli bir şehirden dönüyor
kandan adam yapan çocuklar
yeni bir sevda kazımalı şimdi her sokak başına
beyaz

külün bildiğidir yüzün kızardığı

hayat dediğin ikircikli tavırmış ne tuhaf
ölümden öte köymüş mühür bozulsun
belki bir şiir daha üşür dağılıp tutuşmuş mevsiminden
eskikitaplar arasında tütsüdür belki rengini böyle düşürür gül
başlar yaz ortasında korkak bir kardavası
elinde çakmak piyondur tekbir dizeler yarıya çekilir

katil evin kedisidir hepimizin bildiği
şimdi bütün gemileri tek tek…

Paylaşın

Süreyya Aylin Antmen kimdir? Hayatı, Eserleri

22 Haziran 1981 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Süreyya Aylin Antmen, İstanbul’da ve kısa süreli olarak Datça’da yaşadı. İlk ve orta öğreniminden sonra, Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesi Sosyoloji ve Felsefe Bölümlerinde okudu.

Haber Merkezi / Şiir yazmaya 13 yaşında başlayan, şiirlerinde serbest ölçü kullanan, aşk, insan, doğa sevgisi ve hasret gibi tema ve konuları işledi. İlk şiiri 2004 yılında Patika dergisinde görüldü. Şiirleri ve yazıları Şiir Ülkesi, Patika, Öteki-siz, Damar, NO Edebiyat, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Özgür Edebiyat, Cin Ayşe ve Yeni E gibi pek çok dergide yayımlandı.

Şiirleri ayrıca İngilizce, Zazaca, Urduca, Kürtçe ve Fransızcaya çevrildi. Neil Patrick Doherty tarafından İngilizceye yapılan çeviriler, Ingiltere’de Turkish Poetry Today 2017’de yer aldı. Bir şiiri Can Evren çevirisiyle Amerika’da çıkan Mantis dergisinde yayımlandı (Mayıs 2019). 2006 yılında, Aykut Osman Antmen’in şiirlerini, Kozmik Çekirdek adıyla onun anısına kitaplaştırdı. 2008 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’nde, Sonsuzluğa Kiracı adlı şiir dosyası ile dikkate değer görüldü.

“Dilek Oturması”

ekose gülüşleri var tanrınızın
en olmasız, tiz bir ses / belleklere
uykularda bölük pörçük sırıtan
güz çeşmesinde bir dilek oturması
akan suya ters duâlar, ondandır

bilinç ortasına dikili anıt bırakan
bir git-gel / yengeçli motiflerinize ait
takma dişlerinizle kemirdiğiniz
yüzyıllık bir sızıyım / hatırşinas
tanrınızın yanında suskum / avaz
suyu akmayan çeşmeye
naat (d)okumak, ondandır

“Ölüye Dair”

Kaç yeryüzü tavaf eder adımlar?
Yalnızca tane olup dağ tepesinde
Güneşin kar/tenini eritmesi için

Balta yiyen bir ağaç gövdesi -kadar-
Aldanır güneşe
Islanırlar serinlik içinde
Aktığı yerde su kollarının; denize
içgüdüsüyle kuru bir yaprak olmanın

Kimi şeytani kuşlar
Elektrik teline yuva kurup
Kene avlar! Otlayan öküzlerin derilerinde
En çok da kemirmek için kuru dalları
-Kağnıları öksüz bırakanlar-

Sık ve gür ormanlardır düşünceler
Dallanıp birbirine giren, kara humma havalarda

Zordur ağ ile balık avlamak -zehir gerekir suyuna-
Atları yaklaştırmadan, uzaklaştırmadan yalaklara
Yalnızca kurak bilinene ölüm sunmak

Bir ölüyü kaç kez deşer dudaklar, kandan haz aldıkça?
Buldukça yaşam belirtisi / Suya yazılır mı ki kan!

Kuş yuvasına asılmalıyım…
Doğa verdiğini bir gün alırken;
Yenilmeli insan eşsiz hükme
Hissiyle…

Paylaşın

Ş. Avni Ölez kimdir? Hayatı, Eserleri

1932 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Şecaeddin Avni Ölez, 18 Aralık 2010’da İzmir’de hayatını kaybetmiştir. Ş. Avni Ölez, Nişantaşı 52. İlkokulu, Nişantaşı Ortaokulu ve Taksim Lisesi’nde okumuştur. Ortaokul ve lise yıllarında Salah Birsel, Zahir Güvemli, Reşat Nuri Güntekin ve Esat Mahmut Karakurt’tan dersler almıştır. İlk şiiri 1955’te Onüç dergisinde yayımlanmıştır.

Haber Merkezi / Şiire yönelmesinde Tevfik Fikret’in süt anneliğini yapmış ninesinin büyük rolü olmuştur. 1957-1958 yıllarında yaptığı askerliğinin ikinci yılını Kore’de geçirmiştir. 1958 -1965 yılları arasında İstanbul’da bir sanayi firmasında yönetici olarak çalışmıştır.

1965’te Almanya’ya giden şair, 34 yıl burada çeşitli işlerde işçi olarak çalışmış, bu sürede yazı çalışmalarını da sürdürmüştür. 1999’da yurda dönen şairin şiirleri Onüç, Çağrı, Pazar Postası, Yelken, Beşgen, Denge, Varlık, Beşkaza, Kıyı, Su, Karşı, Çağdaş, Çatı, İnsancıl, İmece, Ataç, Yeni İnsan, Yaprak, Edebiyat Gazetesi, Kök, Düzlem, Aydınlık, Otağ, Çığ, Ayça, Oturum, Gençlik, Beşparmak, Şiir Ok’u, Evrensel Kültür, Çağdaş Türk Dili, Papirüs, Ardıçkuşu, Berfin Bahar, Söylem, Pencere, Yaba Edebiyat, Türk Dili, Bahçe, Islık, Dize, Haliç gibi dergilerde şiirleri ve kısa hikâyeleri yayımlanmıştır.

Ş. Avni Ölez, bütün şiirlerini Gülün Kara Yazıtı ve Yaprakdökümü adlı kitaplarda toplamıştır. İçerik olarak toplumcu, biçimce yenilikçi bir şiir anlayışına  ve kendine özgü bir dile sahip sahip olan Ölez, kendi kulvarında yalnız koşan bir şair görünümündedir. Şiirlerine dikkat çekici, farklı adlar veren şairin kendine has bir şiir dili, anlatım tekniği ve dize yorumu vardır.

Yoksulların yaşantısından izler taşıyan şiirlerinde umut, umutsuzluk, özgürlük gibi izlekleri, uzun dizelerden oluşturduğu uzun şiirlerde soyut söyleyişlerle ve kendine özgü sözcüklerle vermiştir. Şiirlerinde imge ile şiir dilinin sıkı bir ilişki içinde olduğu görülür. Şiirde harf, sözcük ve dize sayısına özen gösteren, şiirde matematiği ve biçimi önemseyen bir şair olan Ölez, şiirlerini oluştururken uzun dizelerin yanı sıra, kırık mısralara ve kesik cümle yapılarına da başvurarak yer yer Nazım Hikmet’in ve Ercüment Behzat Lav’ın şiirlerini hatırlatan bir şiir tekniği kullanmıştır. Şair, gündelik Türkçede kullanılmayan farklı sözcük ve sözcük gruplarına şiirlerinde yer vererek kendine özgü bir dil kurmuştur.  (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Şaban Akbaba kimdir? Hayatı, Eserleri

10 Ocak 1954 yılında Kars’ın Arpaçay İlçesine bağlı Bardaklı Köyü’nde dünyaya gelen Şaban Akbaba, Şahin Akyurt, Ş. Akyurt, Şaban Akyurt gibi takma isimler kullandı. İlk öğrenimini köyünde, orta öğrenimini Arpaçay’da, yüksek öğrenimini Kars’ta ve Ankara’da tamamladı. 1976 yılında Kars Dede Korkut Eğitim Enstitüsünden ilkokul öğretmeni olarak mezun oldu.

Haber Merkezi / Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinin Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması bölümünde lisans eğitimini (1983) tamamladı. Türkiye’nin çeşitli yörelerindeki köylerde ilkokul öğretmeni olarak görev yaptı. Milli Eğitim Bakanlığının yurtdışı öğretmenlik sınavını kazandı. MEB öğretmeni olarak Almanya’nın Hamburg kentine atandı. Hamburg’da Türkçe ve Kültür Dersleri öğretmeni olarak beş yıl (1994-1999) görev yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra Bursa’ya yerleşti. Üstün/özel yetenekli çocukların eğitim aldığı Bursa Bilim ve Sanat Merkezinde dokuz yıl öğretmen, beş yıl müdür başyardımcısı olarak çalıştı.

Birkaç arkadaşıyla birlikte, kısa adı BUYAZ olan Bursa Yazın ve Sanat Derneğini kurdu. Bu oluşumu Bursa yazın tarihinde önemli bir gelişme olarak değerlendirmektedir. Yıldırım’dan Yanılsamalar dergisi yayın kurulu üyeliği (2002-2003) yaptı, Bursa Kültür bültenini yayına hazırladı. Çinikitap yayın kurulu üyesi, Pen Türkiye Merkezi üyesi, Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi ve Bursa temsilcisi, Bursa Yazın ve Sanat Derneği (BUYAZ) kurucu başkanı ve yönetim kurulu üyesidir. Bursa Çocuk Yazını Atölyesini Fehmi Enginalp ile birlikte yönetti. Kestel Çocuk Yazını Atöyle çalışması devam etmektedir. Alp yayınlarında editör olarak çalışmaktadır. Bursa’da yaşamaktadır.

İlk şiiri Biz Öğretmeniz, Eğitim Mücadelesi dergisinde (Haziran 1980) yayımlandı. Daha sonra şiir, öykü ve düzyazıları Edebiyat’81, Dönem, Yamaç, Yeni Olgu, Öğretmen Dünyası, Cumhuriyet Dergi, Sanat Rehberi, Abece, Yazıt, İmece, Yeni Şiir, Kıyı, Şiir Okulu, Yaba/Öykü, Amatör Sanat, İnsancıl, Milli Kültür, Mut Haber Bülteni, Eğitim-Sen, Eğitim-Sen Kültür ve Yaşam, Yeni Biçem, Agora, Düşün, Damar, Aykırısanat, İmgelem, Berfin Bahar gibi dergilerde; Zonguldak Yenice, Yeni Adana, Adana Hürsöz, Gemlik Körfeze Bakış, Kars Mücadele, Cumhuriyet, Cumhuriyet Avrupa gibi gazetelerde yayımlandı. Körfeze Bakış gazetesinin (Gemlik, 1991-93) sanat sayfasını düzenledi.

Eskişehir Uluslararası Yunus Emre’nin Felsefesi konulu şiir yarışmasında (1989) birinci ve yine aynı yarışmada Bir Giz Biliyorum adlı şiiriyle üçüncü (1993) oldu. 1990 Kırıkkale Petrol İş Sendikası 2. Geleneksel Şiir Yarışmasında seçici kurul özel ödülü, 1990 İstanbul Cumhuriyet gazetesi Yunus Nadi yayınlanmamış röportaj üçüncülük ödülü, 1986 Oluşum dergisinin Atatürkçü Düşünce ve Gençliğin Eğitimi konulu yarışmasıda başarı ödülü aldı. 1995 yılında Damar dergisi ve Çankaya Belediyesinin ortaklaşa düzenlediği şiir yarışmasında çocuk şiirleri dalında üçüncü oldu. Birçok yazısında, birçok kitabında Bursa’yı; köylerini, kasabalarını, kentini, doğasını, insanını konu etti. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Şavkar Altınel kimdir? Hayatı, Eserleri

12 Eylül 1953 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Şavkar Altınel, 1959’da Nilüfer Hatun İlkokulu’nda başlayan öğrenim hayatına 1959-1964 yılları arasında İngiliz Erkek Ortaokulu’nda, lise öğrenimini ise Robert Kolej’de tamamlamıştır (1972). Aynı yıl kazandığı bursla Amerika’ya gitmiş ve Chicago Üniversitesi’nde dört yıl İngiliz Edebiyatı öğrenimi görmüştür.

Haber Merkezi / 1976 yılında kazandığı doktora bursuyla Glasgow’a giden Altınel, 1979’da doktorasını tamamladıktan sonra evlenmiş ve on yıl burada yaşamıştır. 1980-1994 arasında serbest editör olarak çalışmış, 1994’ten sonra da serbest tercümanlık yapmıştır. Türkiye’ye çok sık gelmeyen Şavkar Altınel Londra’da yaşamını sürdürmektedir. 2009’da yayımlanan Tepedeki Yabancı kitabıyla deneme alanında Memet Fuat Ödülü’nü; 2011 yılında ise “Edebiyat değerlerine sürekli bağlılığı ve farklı edebiyatlar arasında köprü oluşu” gerekçesiyle Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nü aldı.

İlk yazısı 1971’de Yeni Dergi’de yayımlanan “Taymis ya da Thames” başlıklı bir eleştiri olan Altınel’in şiirleri, yazıları ve çevirileri Tan, Varlık, Gösteri, Adam Sanat, kitap-lık, Sözcükler ve Öküz gibi dergilerde yayımlanır. İsmi 1980 Kuşağı şairleri arasında gösterilmesine rağmen kuşakta hâkim olan imge şiirine yönelmeyen Altınel, 19. Yüzyıl İngiliz romantik şairlerinden etkilenir ve anlatımcı (narrative) şiiri benimser. Bunun yanında şiirinin beslendiği önemli bir kaynak da deneyimi şiirin odağına yerleştirebilmiş olan Yahya Kemal’dir.

Altınel’in şiirlerinde öne çıkan temalar hemen her kitabında genişletilerek işlenen “yolculuk”, “yabancılık”, “anılar” ve “geçmişin hüznü”dür. Şiirlerinde sade bir anlatımı seçtiği ve sözcükleri çoğunlukla ilk anlamları ile kullanarak kendi benliğindeki düşünceleri lirizmden uzak bir çizgi üzerinden okura yansıtmak istediği görülür. Hayat dair tecrübelerini gerçeğe en yakın şekilde yaşatmak isteyen şair, bunun için betimleme ve sinematografiyi şiirlerinde kullanır. Özellikle şimdi ile geçmiş arasındaki geçişlerde bu yönteme başvuran şair, yer yer keskin zamansal sıçrayışlara da başvurur.

Altınel’in ilk eserinde kafiyeye başvurması ve nazım birimi olarak da dörtlüğü kullanması yolundaki ahenk unsurları, sonraki eserlerde ortadan kalkar ve serbest şiir yönelme görülür. Altınel, şiirde olduğu gibi gezi yazılarında da bir arayış insanı olduğunu gösterir. Yolculuk izleğinin arka planını bizzat deneyimlediği gezilerin önemli bir payı vardır. Şair, gezi kitaplarında özellikle hayat karşısında yabancılaşmış ve bu yabancılaşmayı da hayatı dışarıdan bir gözle ve kuşbakışı, tüm varlığı içine alacak düzeyde seyredebilmiş bir karakter sergiler. Şavkar Altınel, Türk şiirinde 1980 Kuşağı olarak adlandırılan şairler arasında anlatımcı şiirin önemli bir ismi olarak konumlandırılır. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Şemsettin Ünlü kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Eylül 1928 yılında Elazığ’ın Harput İlçesi’nde dünyaya gelen Şemsettin Ünlü, ilk ve orta öğrenimini Elazığ’da tamamladı. 1946’da Kuleli Askeri Lisesi’nden mezun oldu.1948 yılında subay olan yazar, 1950’de İzmir Gaziemir Ulaştırma Okulu’nda ulaştırma temel eğitimi gördü ve mezun oldu.

Haber Merkezi / 1965’te ODTÜ İdari Bilimler Fakültesi Ekonomi-İstatistik Bölümü’nden mezun oldu. 1970’te albay iken emekli olan Ünlü, Tübitak Yöneylem Araştırması Ünitesi’nde araştırmacı (1970-1972), GİMA’da genel müdür yardımcısı (1972-1974), OYAK’ta genel müdür yardımcısı (1974-1983), Türk Otomotiv Endüstrileri A.Ş.’de genel müdür olarak görev yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan Ünlü, Bursa’da yaşamaktadır.

Sanat hayatına şiirle başlayan Ünlü, 1950’den itibaren dergilerde şiirler, denemeler ve incelemeler yayımlar. İlk şiiri, 1952 yılında Varlık Dergisi’nde yayımlanan yazar, asıl ününü romanlarıyla yakalar. 1986 yılında yayımladığı ilk romanı Yukarışehir Orhan Kemal Roman Armağanı’nı alır. 1988’de yayımlanan Toprak Kurşun Geçirmez adlı ikinci romanı ile Madaralı Roman Ödülü’ne layık görülür. Yukarışehir, Toprak Kurşun Geçirmez ve Yüz Uzun Yıl “ırmak romanlar” niteliğindedir.

Yazar, bu romanlarda Harput kültürünü, tarihini, coğrafyasını, Harput’a ait efsaneleri, türküleri romanın konusu ile kaynaştırarak sunar. Ünlü’nün ırmak romanlarında dikkati çeken özellik, “Türk tarihinin ‘romanlaştırdığı’ bu dönemlerini, eski bir kültür, sanat merkezi olmakla beraber İstanbul’un çok uzağına düşen, kaleli taşra şehri Harput’tan vermesidir.”. Bu üç eser, 1860-1908 dönemi siyasi ve sosyal hayatını, kenarda kalmış bir şehir üzerinden vermesi bakımından ayrı bir önem arz etmektedir.

Yazar, eserlerinde kendine has bir dil oluşturmaya çalışmıştır. Romanlarındaki cümleler titizlikle kurulmuştur. Şiirselliği yakalamak adına devrik cümleleri tercih etmiştir. Romanlarında tasvirli anlatıma sıkça başvuran yazar, halk dilinde kullanılan kelimeleri, atasözlerini, deyimleri, eski Türkçe sözcükleri anlatımın birer unsuru olarak kullanmıştır. Ayrıca yazarın, her üç romanında da “ve” bağlacını hiç kullanmaması oldukça dikkat çekicidir: “’Ve’yi kullanmamak, vaktiyle Nurullah Ataç’ın önerisi ve uygulaması idi.”

Şiirlerinde aşk, sevgi, dostluk, ölüm, yaşama sevinci, barış, özgürlük, tabiat gibi temaları işler. Ünlü’ye göre şiir: “Duygu ve düşünce yoğunluğu ile ortaya çıkan bir üründür. Şiir, salt duygularla oluşturulmaz. Düşüncelerden, sezgilerden, arayışlardan, yapma yaratma unsurlarından faydalanılarak oluşturur.” Edebiyatın çeşitli türlerinde eserler veren Ünlü, topluma ait unsurları yalın ve anlaşılır bir dil ile aktarır.

Paylaşın

Şemsi Belli kimdir? Hayatı, Eserleri

13 Mart 1929 yılında Malatya’nın Arapgir İlçesinin Kızıluşağı (Yenisu) Köyü’nde dünyaya gelen (Yenisu Köyü, daha sonra ilçe olan Arguvan’a bağlanmıştır) Şemsi Belli, 11 Ekim 1995 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Asıl adı Orhan Şemsi Belli’dir. Deliçay ve Meftun Deliçay isimlerini de kullandı. İlk ve ortaokulu Malatya’da bitirdi. Liseyi İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nde okudu (1948).

Haber Merkezi / Ankara Hukuk Fakültesi’ni bitirdi (1956). İstanbul Kız Lisesi, Çapa Öğretmen Okulu, Vefa Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. Gazetecilik de yapan Belli, 1969’da milletvekili adayı olduğu Birlik Partisi’nde genel sekreterlik görevinde bulundu (1969). Serbest avukatlık yaptı. Atatürk’ün kız kardeşi Makbule Atadan’la yaptığı söyleşi ve Fikriye Hanım üzerine araştırması büyük ilgi gördü.

Gazeteciliğe 1946’da Vakit gazetesinde başladı. Kervan, Ülke, Son Haber, Demokrat Ankara, Hürses, Medeniyet, Arapgir Postası, Malatya Postası, Yeni Haber, Ankara Ekspres, Memleket, Ulus, Zafer, Milliyet, Cumhuriyet, Dünya, Ankara, Son Posta ve Türkiye Ajansı’nda muhabir, yazı işleri müdürü, başyazar, genel yayın müdürü gibi görevlerde bulundu.

1948 yılında Malatya’da Kervan ve Çadır dergilerini, 1970’te Ankara’da Memleket gazetesini, 1975’te İstanbul’da Son Posta gazetesini yayımladı. Her iki gazete de yayın yaşamını 10 yıl sürdürdü. 1989-1994 yılları arasında Şiir Defteri dergisini çıkardı. “Bir Yangının Külü”, “Gönül Penceresinden Ansızın Bakıp Geçtin”, “Yok Artık Tahammülü Ateşe Bu Gönlümün”, “Gözümde Özleyiş Gönlümde Acı” ve “Emmoğlu” gibi şiirleri Türk sanat müziği formunda bestelendi. Yaşamının büyük çoğunluğunu İstanbul’da geçiren Şemsi Belli, İstanbul’da öldü.

Cumhuriyet devri şairlerinden Şemsi Belli, şiire saz şairleri geleneğine bağlı koşmalarla başlar. İlk şiiri, 1943’te Orhan Seyfi Orhon’un çıkardığı Çınaraltı dergisinde yayımlanır. İlk şiirlerinde hece ölçüsü ve halk şiir tarzını kullanan şair, Garipçiler’in havasında serbest nazma yönelir. Döneminin sevilen şairleri arasında yer alan Belli’nin bu şiirleri Orhan Veli etkisindeki nükte ve yergi şiirleridir. Siyasal taşlama özellikli şiirlerinde toplumcu gerçekçi şiir anlayışına yakın görünür ancak yerel ağız kullanması yönüyle onlardan ayrılır. Doğu Anadolu insanının sorunlarını gerçekçi bir şekilde yansıttığı “Anayasso” (1968) adlı şiiri bunlardan biridir. Kendisine şöhreti getiren bu şiir, Şemsi Belli şiirinin hangi yönde ilerleyeceğini gösterir. “Anayasso” adlı şiiri, Türkçe dışında İngilizce, Fransızca ve Arapça gibi dillere de çevrilmiştir. “Anayasso” şiirinde, Hakkâri’nin Zap Suyu kenarındaki bir köyün ulaşım problemi yerel ağızla mizahi bir tonda anlatılır. Bu şiir, şair tarafından sonradan aynı isimle beş bölümlük oyun hâline getirilmiştir (1970).

Şemsi Belli, Anadolu’nun sorunlarını işlediği şiirlerinde yöresel söyleyişi ustaca kullanır. “Anayasso” ve “Zeyno” şiirleri bu söyleyişin en ilginç örnekleridir. Kendisine has bir lirizmin temsilcisi olan Belli, mizah ve halk söyleyişinin ön planda yer aldığı şiirlerinde aşk, hasret ve gençlik temaları üzerinde yoğunlaşır. Şiirde hemen hemen her türü ve şekli dener, her temada şiir yazar. Şair, daha çok romantik aşk şiirleriyle tanınır. “Unuttum”, “Üç Rengin Hikâyesi” bu şiirlerine örnektir. Dağın, kırın da meselelerinin yer aldığı bu şiirler, ona kendi şartları içerisinde küçümsenmeyecek bir şöhret kazandırır. Belli, ilk şiir kitabı olan Köy Akşamları’nı 1945’te Malatya’da, ikinci şiir kitabı Bahar Şarkısı’nı ise Sivas’ta yayımlar. Şairin yirmiye yakın şiir kitabı bulunmaktadır.

Mizah yazıları değişik takma adlarla Yusuf Ziya Ortaç’ın çıkardığı Akbaba dergisinde yayımlanan şairin; öykü, araştırma-inceleme, oyun ve anı türlerinde de çalışmaları vardır. Ayrıca mensur şiir tarzını da denemiştir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Şeref Akbaba kimdir? Hayatı, Eserleri

1959 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Şeref Akbaba, ilköğretimini Ömertepe Köyünde, Ortaöğretimini Erzurum İmam Hatip Lisesi’nde tamamladı. 1984 yılında Atatürk Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Adana’da(Hürriyet Orta Okulu) öğretmenliğe başladı.

Haber Merkezi / İstanbul, Kadıköy General Ali Rıza Ersin Lisesi ve Kadıköy İmam Hatip Lisesinde öğretmenlik yaptı. Çeşitli dergi ve gazetelerde çalışmaları yayınlandı. 1983 yılında Erzurum’da bir grup arkadaşıyla Genç Kuşak dergisini yayınladı. 1990’da Adana’da yayınlanan Yeni Sıla dergisi ekibinde yer aldı.

1997’de İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Anabilim dalında II. Meşrutiyet Dönemi Türk Basın Hayatında Beyan’ül-Hak Gazetesi teziyle doktorasını tamamladı. 2002-2007 yılları arasında, kuruluşu itibariyle içinde yer aldığı Özel Birikim Eğitim kurumlarının yönetim kurulu başkanlığını yaptı.

Şeref Akbaba, 2000 yılı Ekim ayı itibariyle Ay Vakti Dergisini yayınlamaya başladı. 2014 yılında Eskader tarafından yılın dergisi seçilen ve bugün 20. yılına giren Ay Vakti Dergisi’nin halen yayın yönetmenidir. Kırklareli Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görevini sürdürmektedir.

Eserleri; Ay Olun İnsanlar, Kar Mumu, Söz Hali, Ay Vakti’nde Konuşmalar

“Dolunay Zamanı”

Nöbetini devralıp ortancaların
Misk ü anber tutacağım eteğinden
Hicret elifini küheylan kılıp
Bir lokma bir hırka
Gül yakısı vurup sürgünlerime
Patika yollarda gün doğana dek
Adalet diye hep haykıracağım

“Mekselina”

Uyku sultanını çağırmalıyım
Güvercin ve de saf tutan örümcek
Yedi emininde tüm zamanların
Beni tutun diye bağırmalıyım

Mekselina buzul, mekselina har
Yıllar göz açıpta kapamak olsa
İçimde saklasam feveranları
Hüzün mahzenimden fışkırsa bahar

“Ceren”

Nöbetim akşama dek sürecek
Sanma yılgınlığım, tükenmişliğim var
Kaç adım, hangi tepe, kırlangıç yuvaları
Yürüyorum inciçiçeği
Gün batmadan seni kaybetmek yok
Seni tüketmek yok yer mühürlenmeden

Islak mendiline yaz aşklarımı
Gecenin mavisine anlat
Sustur ateşböceklerini susturabilirsen
İndir kepenklerini samanyolunun
Çoban yıldızına türküler söyle
Narı beyzayım
Bülbülü şeydayım de

Bir çocuğun ellerindesin bazen
Harabe duvarında albatrosun
Mavi şablonundasın ay düşlerimin
Kekik otu, yer elması, reyhan dalı
Rüya sedirimin gönül aynası

Nöbetim akşama dek sürecek
Akşam gün dönmeyecek

 

Paylaşın

Şeref Bilsel kimdir? Hayatı, Eserleri

25 Şubat 1972 yılında Rize’de doğan Şeref Bilsel’in asıl adı Şerafettin Bilsel’dir. Yusuf Erten adını da kullanan sanatçının annesi Hamdiye Hanım, babası işçi emeklisi Ahmet Bilsel’dir. Orta öğrenimini Rize Lisesinde tamamladıktan sonra, bir süre Rize Meslek Yüksekokulunda Botanik ve Toprak Bilgisi okudu.

Haber Merkezi / Ardından Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1999 yılında mezun oldu. Özel bir televizyon kanalında program yapımcılığı ile kültür sanat danışmanlığı yaptı. 1999’dan beri liselerde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmaktadır. Karayel ve Şiir Ülkesi dergilerini çıkaran şair, Kadir Aydemir ile 2002 Şiir Yıllığı’nı e-kitap, 2005’ten beri Cenk Gündoğdu ile Şiir Defteri adlı yıllığı hazırlamaktadır.

2010 yılında Doğan Hızlan, Cevat Çapan, Orhan Koçak, Ahmet İnam ile birlikte Altın Portakal Şiir Ödülü seçiciler kurulunda yer aldı. 2014 yılında 18. Altın Portakal Şiir Ödülü’nü, 2016 yılında Yalnız Şiir adlı kitabıyla Melih Cevdet Anday Deneme Ödülü’nü aldı. Diğer taraftan Sonra Edebiyat dergisinin de editörlüğünü yapan Bilsel, Edebiyat Derneği üyesidir. Sosyal yaşamında ise İstanbul’da yaşayan sanatçı, evli ve bir çocuk babasıdır.

İlk şiiri olan “Acının Rengine Dair Duyuşlar” 1992 yılında Kıyı dergisinde yayınlandı. Ancak, Sürgündeki Rüzgar adlı şiir kitabının girişinde ilk şiirinin 1990 yılında yayınlandığını bildirmektedir. Kıyı, Fayton, Kaşgar, Yasakmeyve, Varlık, Edebiyat ve Eleştiri, Cumhuriyet Kitap, Radikal Kitap, Patika, Başka, Mortaka, Akatalpa, Şiir Oku, Özgür Edebiyat, Mesele gibi dergilerde şiir, deneme ve eleştirileri yayınlandı.

2000’ler şiirinin öncülerinden olan Şeref Bilsel, ilk şiir kitabı olan Dar Zaman Rivayetleri’nde özgün bir üsluba ulaştığı görülür. Halk şiirinin ses özelliklerinden faydalanır ve lirik şiirin örneklerini verir. Yalın bir dili olan Şeref Bilsel’in imgelerinin kaynağı insan ve hayat gerçekliğidir. İnsan, hayat ve tabiatı şiirine kaynak olarak alır ve insan her açıdan şiirlerinde anlatılır. Yoksul Anadolu insanı, çocuk ve kadının trajedisini, toprak, dağlar ve denizler şiirlerinin ana izleği olarak metinlerde yer alır.

Diğer taraftan “gece” unsuru şiirinde kullandığı temel zaman unsurudur. Magmada Kış Mevsimi kitabında temel izlek “su/yağmur”dur. Mecnun Dalı kitabı hayatın içerisindeki, yaşanmışlıklar, anılar, tayinler gibi unsurları gerçeklik içerisinde okuyucuya sunar. Sürgündeki Rüzgâr’ın dikkat çekici yönü ise “özgün buluşlarıdır. Şairin son kitabı olan Dünyanın Külü, hayata sıkı bir şekilde bağlı insanı ele alır. “Ev” ve “sevgili” kelimeleri hayatın canlılığını ifade eden temel göstergelerdir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Şerif Erginbay kimdir? Hayatı, Eserleri

1957 yılında Antalya’da dünyaya gelen Şerif Erginbay’ın asıl adı Mehmet Bozkurt’tur. Şerif Erginbay, ilkokulu köyünde, ortaokulu Karaman’da parasız yatılı, liseyi Manavgat’ta okudu. Gençlik yıllarında kuşağının birçok insanı gibi tutuklandı, cezaevlerine girdi-çıktı.

Haber Merkezi / 1980 – 83 arası Samsun 19 Mayıs Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okudu. 1983 yılında yeniden tutuklandı, okulla ilişiği kesildi. 1987 yılında keşfettiği (Murtiçi – Ahmetler Kanyonu) eski bir su değirmenine yerleşti. Kamp yeri ve balık lokantasına dönüştürdüğü değirmende 13 yıl kaldı.

Şimdi bir yanı Toroslar’da, bir yanı Akdeniz’de. Metin yazarlığı, edebiyat dergiciliği, grafik-tasarım ve masaüstü yayıncılıkla uğraşıyor. Uzun yıllardır “acı serüven” düşe kalka sürdürdüğü şiir çalışmalarını, 1988 yılından başlayarak Son Yeni Biçem, Kıyı, Yaşasın Edebiyat, Bahçe, İnsan Şiir Defteri, Morca, S’imge dergilerinde yayımladı. Şairin ilk kitabı Dar Köprü 2000 yılında Hera Şiir Kitaplığı’ndan çıktı.

“Ağır Gecede Büyüyen Adın”

Ağır gece;
ay büyür, gölge büyür
silinirsin akşamdan
söz büyür.

Düşünürüm hep aynı uzaklıkta seni.
Yorgunum; tek başınalık uzak yengi.
Düşten kaçırılmış uyku öğütür dünü;
ince unu yarınların.
Öpülen yerlerin oluyor
ağır gecede büyüyen adın.

Dağılır ay çevreni,
değişir bulut
ve yineler kendini.
Düş kanar durur geçmişin eksik tarihini.

İki ağır taş
ömrümü çözüp çözüp bağladığım.
Öpülen yerlerin oluyor
ağır gecede büyüyen adın.

“Boyun Eğdirilmiş Düş”

Bizi devindiren sarkacı
gece koparır alır
gündüzün uysal elinden.

Düşün bozguna uğrayışı
başlangıcı olur artık
şafağı geciktiren acının.

Açılır gidebilmenin kolay çağı.
İsteğin tozlu yolu
yaldızlı dilek taşına dek uzar.

Kösnül bir güz başlar,
upuzun ve unutulmalara açık.
O göksel imge: özgürlük
usul usul içimizi oyar.

Paylaşın