Enflasyon Mutfağı Vurdu; Sağlıklı Beslenmek Lüks Oldu

Sağlıklı beslenme maliyetinin sadece üç ayda yüzde 14 ila 20 arttı; gıda fiyatlarındaki yükselişin artık doğrudan hanelerin sağlıklı yaşama erişimini zorlaştırdığı vurgulanıyor.

Türkiye’de yüksek ve yapışkan enflasyonun hanehalkı bütçeleri üzerindeki baskısı sürerken, Toplum Çalışmaları Enstitüsü (TÇE) gıda enflasyonunun “sağlıklı yaşam” üzerindeki etkisini ölçmek amacıyla yeni bir çalışma yayımladı. “İdeal Beslenme Endeksi (TÇE-İDE)” adı verilen rapor, sağlıklı beslenmenin maliyetindeki artışı gözler önüne serdi.

14 Nisan 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan çalışmada, fiili tüketim alışkanlıkları yerine Sağlık Bakanlığı’nın “Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) 2022” verilerinde yer alan örnek menüler esas alındı. Bu menülerin maliyeti ise WEB-TÜFE fiyatları üzerinden hesaplanarak, sağlıklı beslenmenin güncel ekonomik karşılığı ortaya konuldu.

Raporda Türkiye’deki gelir dağılımı eşitsizliğine de dikkat çekildi. TÜİK 2024 verilerine atıf yapılan çalışmada, en yoksul yüzde 20’lik kesimin toplam harcamalarının yüzde 30,4’ünü gıda ve alkolsüz içeceklere ayırmak zorunda kaldığı belirtildi. Buna karşılık en zengin yüzde 20’lik grupta bu oranın yüzde 12,8 seviyesinde kaldığı vurgulandı.

TÇE, bu farkın gıda fiyatlarındaki artışın alt gelir gruplarında yarattığı refah kaybını daha görünür hale getirdiğini ifade etti.

Üç farklı aile üzerinden maliyet hesabı

Çalışmada sağlıklı beslenme maliyeti üç farklı hane tipi üzerinden hesaplandı. 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin veriler, tüm aile gruplarında dikkat çekici artışlara işaret etti.

Aile 1 (30 ve 36 yaş ebeveyn, 4 yaş çocuk ve 3 aylık bebek): 1 Ocak 2026’da 1.171,45 TL olan günlük ideal beslenme maliyeti, 31 Mart itibarıyla 1.345,71 TL’ye yükseldi. Bu dönemde üç aylık kümülatif artış yüzde 14,0 olarak hesaplandı.

Aile 2 (42 yaşlarında ebeveyn, 10 ve 16 yaşlarında iki çocuk): Büyüme çağındaki çocukların bulunduğu bu hanede günlük maliyet 1.411,94 TL’den 1.706,99 TL’ye çıktı. Üç aylık artış yüzde 20,2 olarak kaydedildi.

Aile 3 (Genç ebeveynler, iki çocuk ve 68 yaşında bir yetişkin): Beş kişilik geniş ailede günlük beslenme maliyeti 1.522,85 TL’den 1.809,38 TL’ye yükseldi. Bu grupta üç aylık artış oranı yüzde 18,0 oldu.

TÇE raporunda önemli bir metodolojik uyarıya da yer verildi. Endeksin yalnızca referans menülerdeki “çiğ gıda” ürünlerinin piyasa fiyatlarını kapsadığı, buna yemek hazırlama sürecindeki elektrik, doğalgaz, su ve emek maliyetlerinin dahil edilmediği belirtildi.

Ayrıca restoran, paket servis ve dışarıda yeme-içme harcamalarının da hesaplamalara dahil edilmediği vurgulandı. Bu nedenle, Türkiye’deki gerçek “mutfak enflasyonu” ve sağlıklı beslenme maliyetinin açıklanan rakamların da üzerinde olabileceği ifade edildi.

Aylık düzenli takip yapılacak

TÇE, “İdeal Beslenme Endeksi”ni bundan sonra her ayın ilk yarısında düzenli olarak yayımlayacağını duyurdu. Çalışmanın, özellikle gıda enflasyonunun toplumsal refah ve sağlık üzerindeki etkilerini daha görünür kılmayı amaçladığı belirtildi.

Paylaşın

ENAG Ve TÜİK Arasındaki Fark Martta Da Sürdü: Enflasyonda İki Ayrı Tablo

Mart 2026’da ENAG ve TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verileri arasındaki belirgin fark, vatandaşın hissettiği hayat pahalılığı ile resmi rakamlar arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne sererken, ekonomik güven tartışmalarını da derinleştirdi.

Haber Merkezi / Türkiye’de enflasyon tartışmaları, Mart 2026 verilerinin açıklanmasıyla birlikte yeniden gündemin merkezine yerleşti. Bağımsız akademisyenlerden oluşan ENAG ile Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı oranlar arasındaki fark dikkat çekici boyutlara ulaştı.

ENAG’ın yayımladığı verilere göre, Mart 2026’da tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 4,10 artarken, yıllık enflasyon yüzde 54,62 olarak hesaplandı. TÜİK’in açıkladığı resmi verilere göre ise Mart ayında enflasyon aylık yüzde 1,94, yıllık bazda ise yaklaşık yüzde 30,87 seviyesinde gerçekleşti. (Resmi açıklamalar)

İki kurum arasındaki yaklaşık 20 puanı aşan yıllık enflasyon farkı, kamuoyunda “enflasyon makası” tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Özellikle sabit gelirli kesimler, açıklanan resmi veriler ile günlük hayatta hissedilen fiyat artışları arasındaki uyumsuzluğa dikkat çekiyor.

Ekonomistler, bu farkın temel nedenleri arasında veri toplama yöntemleri, ürün sepeti farklılıkları ve hesaplama tekniklerinin yer aldığını belirtiyor. ENAG’ın piyasa fiyatlarını daha geniş bir yelpazede ve daha sık aralıklarla ölçtüğünü savunan uzmanlar, TÜİK’in ise uluslararası standartlara dayalı ancak daha sınırlı bir metodoloji izlediğini ifade ediyor.

Öte yandan gıda, kira ve enerji kalemlerindeki fiyat artışları, vatandaşın en çok hissettiği enflasyon baskısını oluşturmaya devam ediyor. Bu durum, resmi enflasyon verilerinin ücret artışları ve kira zamları gibi kritik ekonomik kararlar üzerindeki etkisini daha da tartışmalı hale getiriyor.

Mart 2026 verileri, Türkiye ekonomisinde yalnızca sayısal bir farklılığı değil; aynı zamanda “hissedilen enflasyon” ile “açıklanan enflasyon” arasındaki derin uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi.

Paylaşın

İTO Duyurdu: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 37,68

Verilere göre, İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi martta aylık bazda yüzde 2,97 yükseldi. Yıllık bazda bakıldığında ise fiyat artışının yüzde 37,68 olduğu görüldü.

Haber Merkezi / İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2026 Mart Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıkladı.

Verilere göre, İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi martta aylık bazda yüzde 2,97 yükseldi. Yıllık bazda bakıldığında ise fiyat artışının yüzde 37,68 olduğu görüldü. Böylece İstanbul’da enflasyonun yüksek seyrini koruduğu dikkat çekti.

Verilere göre, 2026 yılının başından itibaren fiyatlardaki toplam artış yüzde 11,81 olarak hesaplandı. On iki aylık ortalamalara göre artış ise yüzde 40,44 seviyesinde gerçekleşti.

Mart ayında en yüksek fiyat artışı yüzde 5,14 ile ulaştırma grubunda yaşandı. Ulaştırmayı;

Sağlık (Yüzde 4,72)
Alkollü içecekler ve tütün (Yüzde 4,59)
Ev eşyası (Yüzde 2,94)
Haberleşme (Yüzde 2,92)
Gıda ve alkolsüz içecekler ile eğlence-kültür (Yüzde 2,89)

izledi.

Diğer harcama gruplarında ise artışlar daha sınırlı kaldı. Konut harcamaları yüzde 2,16, lokanta ve oteller yüzde 1,42, giyim ve ayakkabı yüzde 1,26 ve eğitim yüzde 0,70 oranında yükseldi.

Fiyatlardaki yükselişte özellikle ulaştırma grubunda akaryakıt fiyatlarındaki artış etkili oldu. Gıda fiyatlarında mevsimsel koşullar, sağlıkta kamu kaynaklı düzenlemeler ve diğer kalemlerde piyasa dinamikleri belirleyici rol oynadı.

Yıllık bazda en yüksek fiyat artışı yüzde 67,30 ile eğitim grubunda kaydedildi.

Konut: Yüzde 60,38
Sağlık: Yüzde 39,53
Gıda ve alkolsüz içecekler: Yüzde 37,86

oranında artış gösterdi.

Paylaşın

Merkez Bankası, Gıda Fiyatlarındaki Yükselişe Dikkat Çekti

Merkez Bankası (TCMB) şubat ayı fiyat gelişmeleri raporunda, gıda fiyatlarındaki artışa dikkat çekti: Şubat ayında, işlenmemiş gıda fiyatlarında büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi belirgin olmuştur.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’nu yayınladı. Rapordan öne çıkan bölümler özetle şöyle:

“Tüketici fiyatları şubat ayında yüzde 2,96 oranında artmış, yıllık enflasyon 0,88 puan yükselişle yüzde 31,53 seviyesinde gerçekleşmiştir. Yıllık enflasyon gıda ile alkol-tütün-altın gruplarında belirgin oranda yükselirken, diğer ana gruplarda gerilemiştir. Bu dönemde aylık tüketici fiyat artışında gıda grubunun etkisi öne çıkmış, nitekim gıda dışı tüketici fiyatlarının artışı yüzde 1,66 oranı ile sınırlı kalmıştır. Şubat ayında, işlenmemiş gıda fiyatlarında büyük ölçüde sebze ile beyaz et fiyatları öne çıkarken, işlenmiş gıda grubunda özellikle süt ve süt ürünlerinin etkisi belirgin olmuştur.

Bu dönemde, gıda fiyatları üzerinde hava koşullarının yanı sıra Ramazan ayına özgü unsurların da etkisi hissedilmiştir. Mevsimsel etkilerden arındırıldığında hizmet enflasyonu haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki hızlanmanın da katkısıyla bir önceki aya kıyasla yükselmiştir. Temel mal enflasyonundaki düşük seyrin sürdüğü ve alt gruplar geneline yayıldığı takip edilmiştir. Diğer taraftan, üretici fiyatları şubat ayında yüzde 2,43 artışla yüksek seyretmeye devam etmiş ve yıllık üretici enflasyonu 0,39 puanlık artışla yüzde 27,56 olmuştur. Bu görünüm altında, şubat ayında enflasyonun ana eğilimi yataya yakın seyretmiştir.”

Paylaşın

Enflasyon, Avrupa’da Yüzde 2.2, Türkiye’de Yüzde 32.1

Eylül sonu itibarıyla enflasyon, yıllık Euro Bölgesi’nde yüzde 2,2, Avrupa Birliği (AB) genelinde ortalama yüzde 2,6, Türkiye’de ise yüzde 32,1 kayıtlara geçti.

Avrupa Birliği istatistik kurumu Eurostat’ın Eylül 2025 verilerine göre, Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon oranı yüzde 2,2’ye yükseldi. Avrupa Birliği genelinde ortalama oran yüzde 2,6 olarak kaydedilirken, Türkiye yüzde 32,1’lik oranla en yüksek enflasyonu yaşayan ülke oldu.

Para politikalarında sıkı duruşunu sürdüren Avrupa Merkez Bankası’nın etkisiyle fiyat artışları Euro Bölgesi’nde yeniden hedef aralığına yaklaştı. Eurostat verilerine göre, hizmetler grubu yüzde 1,49 puanla enflasyona en yüksek katkıyı sağladı. Gıda, alkol ve tütün ürünleri yüzde 0,58 puanla ikinci sırada yer alırken, enerji kalemi -yüzde 0,03 puanla düşüş yönlü etki yaptı.

Eurostat’ın uyumlaştırılmış tüketici fiyat endeksi (HICP) kapsamında değerlendirilen Türkiye, Eylül 2025 itibarıyla yüzde 32,1’lik yıllık enflasyonla Avrupa ortalamasının 15 kat üzerine çıktı. Türkiye’yi yüzde 8,6 ile Romanya ve yüzde 5,3 ile Estonya izledi. Uzmanlara göre Türkiye’de fiyat artışları, yüksek kur seviyesi, ücret baskısı ve gıda kalemlerindeki artıştan besleniyor.

Enflasyonun en düşük olduğu ülkeler Kıbrıs (yüzde 0), Fransa (yüzde 1,1), İtalya ve Yunanistan (yüzde 1,8) oldu. Almanya’da oran yüzde 2,4, İspanya’da ise yüzde 3,0 olarak ölçüldü. Veriler, Avrupa genelinde fiyat artışlarının büyük ölçüde kontrol altına alındığını ortaya koydu.

Enerji fiyatları son bir yılda yüzde 0,4 düşerek enflasyon üzerindeki baskıyı hafifletti. Buna karşın işlenmemiş gıda fiyatlarında yüzde 4,7’lik artış sürdü. Çekirdek enflasyon (enerji ve gıda hariç) yüzde 2,4 seviyesinde sabit kaldı.

Paylaşın

Türkiye’de Enflasyon Avrupa Birliği Ortalamasının 15 Katı

Türkiye’de ortalama yıllık enflasyon yüzde 33.29 iken, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ortalaması ise yüzde 2.2. Başka bir ifadeyle, Türkiye’de yıllık enflasyon, AB ortalamasının 15 katı seviyesinde.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), TÜİK verilerini temel alarak yayımladığı Eylül 2025 enflasyon bülteninde, Türkiye ekonomisinin küresel sıralamadaki konumuna dair çarpıcı bir tablo ortaya koydu.

Rapora göre, Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında hem ortalama hem de gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke konumunda bulunuyor:

Ortalama Yıllık Enflasyon: Türkiye’de yüzde 33.29 iken, AB ülkeleri ortalamasında bu oran sadece yüzde 2.2’dir. Türkiye’deki yıllık enflasyon, AB ortalamasının 15 katı seviyesindedir.

Gıda Enflasyonu: Türkiye’de yüzde 36.06 olan gıda enflasyonu, AB ülkeleri ortalaması olan yüzde 3’ün 12 katına denk geliyor.

Harcama grupları incelendiğinde, yıllık artışın en yüksek olduğu grup, yüzde 66.10 ile eğitim oldu. Aylık en yüksek artış ise yüzde 8.60 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yaşandı.

DİSK-AR, TÜİK verilerinin güvenilirliği konusunda da sert eleştiriler yöneltti. Kuruluş, TÜİK’in Haziran 2022’den bu yana enflasyon hesabına esas oluşturan madde fiyat listesini açıklamaktan vazgeçmesini kınadı.

Bültende, TÜİK’in madde fiyat listesini açıklama zorunluluğu getiren kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukuka direndiği vurgulandı:

“TÜİK yönetimi Anayasaya ve Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine meydan okudu ve okumaya devam ediyor… TÜİK kesinleşmiş yargı kararına rağmen hukukun arkasından dolanarak madde fiyat listesini açıklamadı.”

Ayrıca, raporda TÜİK’e göre görülen yıllık enflasyondaki yavaşlama hızının büyük ölçüde, geçen yılın yüksek aylık enflasyonunun yerini cari yılın daha düşük aylık enflasyonunun almasından kaynaklanan baz etkisi olduğu belirtildi. DİSK-AR, fiyatlarda gerçek bir düşüşün söz konusu olmadığını savundu.

Paylaşın

OECD’den Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 33,5

Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini yukarı yönlü revize ederek yüzde 33,5’e yükseltti.

OECD, 2025 yılı için Türkiye ekonomisinin büyüme tahminini ise yüzde 2,9’dan yüzde 3,2’ye çekti.

Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), “Türkiye İnceleme Raporu” başlıklı raporu yayımlandı. OECD raporunda, Türkiye’nin 2025 yılı ekonomik büyüme ve enflasyon tahminlerini revize etti.

OECD, Türkiye’nin 2025 yılındaki büyüme tahminini yüzde 2,9’dan yüzde 3,2’ye yükseltirken, enflasyon beklentisini de yüzde 31,4’ten yüzde 33,5’e çıkardı.

Kurum, Türkiye için 2026 yılında büyüme beklentisini yüzde 3,3’ten yüzde 3,2’ye indirdi. Enflasyon tahminini ise yüzde 18,5’ten yüzde 19,2’ye yükseltti.

Paylaşın

Türkiye’de Kiralar Bir Yılda Yüzde 66 Arttı

2024 yılının üçüncü çeyreğinde 954,5 olan Türkiye kira endeksi, 2025’in üçüncü çeyreğinde 1.588 puana yükseldi. Bu, 12 aylık sürede Türkiye’de kira fiyatlarının yüzde 66,4 oranında arttığını gösteriyor.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), 2025 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin kira fiyat endeksini yayımladı. 2015 yılını 100 baz puan kabul eden sisteme göre hazırlanan veriler, Türkiye’de kira fiyatlarının son bir yılda keskin bir artış gösterdiğini ortaya koydu.

2024 yılının aynı döneminde 954,5 olan Türkiye kira endeksi, 2025’in üçüncü çeyreğinde 1.588 puana yükseldi. Bu veriler, yalnızca 12 aylık sürede Türkiye’de kira fiyatlarının yüzde 66,4 oranında arttığını gösteriyor.

Aynı dönemde OECD genelinde kira artışı çok daha sınırlı kaldı. 2024’ün üçüncü çeyreğinde 141 olan OECD ortalaması, 2025’in aynı döneminde 149,8’e çıktı. Bu da OECD ülkeleri genelinde kira fiyatlarının yüzde 6,2 oranında arttığını ortaya koyuyor.

OECD’ye üye ülkeler arasında Türkiye, kira fiyatlarının en fazla arttığı ülke oldu. 2025’in üçüncü çeyreğinde Türkiye’yi izleyen ülkeler arasında Macaristan (204,6), Litvanya (184,1) ve İzlanda (177,7) yer aldı. Ancak bu ülkelerin endeks değerleri bile 200 puanın altında kalırken, Türkiye’nin değeri 1.500 seviyesini aşarak istatistiksel olarak uç bir noktaya ulaştı.

Kira endeksindeki bu seviye, Türkiye’de kiraların 2015 yılına göre yüzde 1.488 oranında arttığını ortaya koyuyor. OECD ortalamasında aynı dönem için artış sadece yüzde 49,8 düzeyinde gerçekleşti.

Türkiye’de son yıllarda konut maliyetlerindeki genel artışa paralel şekilde seyreden kira artışları, özellikle büyükşehirlerde barınma sorununu daha da derinleştiriyor. Geliri sınırlı kesimlerin kent merkezlerinden dışlanması, üniversite öğrencilerinin barınacak yer bulmakta zorlanması ve tek maaşla geçinen ailelerin taşınabilir ev bulamaması gibi sorunlar, giderek daha görünür hale geliyor.

2024-2025 arasında yaşanan kira artış hızının, OECD ortalamasının yaklaşık 11 katı olması, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal açıdan da ciddi bir ayrışmaya işaret ediyor.

(Kaynak: Karar)

Paylaşın

Tarımsal Girdi Fiyatları Yüzde 30,12 Arttı

Tarımsal girdi fiyatları, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,54 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Nisan 2025 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarımsal girdi fiyatları, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 2,03, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 12,56, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,12 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 34,54 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 2,13, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,45 arttı. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 29,65, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 32,98 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 56,94 artış ile veteriner harcamaları, aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 3,61 artış ile hayvan yemi oldu.

Paylaşın

Türkiye, En Yüksek Enflasyona Sahip 6. Ülke

TÜİK’in açıkladığı nisan ayı enflasyon verilerini değerlendiren Prof. Dr. Hakan Kara, IMF verilerine dayanan bir grafik paylaşarak Türkiye’nin dünyadaki en yüksek 6. enflasyona sahip ülke olduğunu hatırlattı.

Haber Merkezi / Ekonomist İris Cibre ise, Merkez Bankası’nın yıl sonu yüzde 29’luk üst bant beklentisini tutturabilmesi için “Mayıs ayından itibaren aylık enflasyonun 1,63 seviyesine inmesi gerektiğini” vurgulayan Cibre, “Artık sert iniş senaryosunu konuştuğumuzdan, acı bir şekilde mümkün hale geldi” ifadesini kullandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 37,86, aylık yüzde 3,00 arttı. TÜFE’deki değişim 2025 yılı Nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 3,00 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 13,36 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 37,86 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 48,73 artış olarak gerçekleşti.

En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 36,09 artış, ulaştırmada yüzde 22,76 artış ve konutta yüzde 74,07 artış oldu. İlgili ana grupların yıllık değişime olan etkileri ise gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 9,21, ulaştırmada yüzde 3,84 ve konutta yüzde 9,98 oldu.

Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) açıkladığı Nisan ayı verilerine göre ise, tüketici fiyat endeksi aylık yüzde 4,46, yıllık yüzde 73,88 olarak gerçekleşti. ENAG hesaplamasına göre alt gruplarda en yüksek enflasyon yüzde 9,67 ile haberleşme grubunda gerçekleşti. Bu grubu, yüzde 9,51 ile çeşitli mal ve hizmetler grubu izledi. Lokanta ve oteller grubunda ise enflasyon oranı yüzde 7,68 olarak gerçekleşti.

TÜİK’in açıkladığı verileri değerlendiren Prof. Dr. Hakan Kara, IMF verilerine dayanan bir grafik paylaşarak Türkiye’nin dünyadaki en yüksek 6. enflasyona sahip ülke olduğunu hatırlattı. Kara, “Düşüşe rağmen sıralamamız 90’lı yıllardaki gibi. Gidilecek daha çok yol var” dedi.

Ekonomist İris Cibre, enflasyonun beklentilerin hafif altında gelmesine dikkat çekerek “Muhtemelen kur geçişkenliği etkisi gerçekten düşmüş. Don ve maliyet artışları Mayısa kalmış görünüyor” değerlendirmesinde bulundu. Merkez Bankası’nın yıl sonu yüzde 29’luk üst bant beklentisini tutturabilmesi için “Mayıs ayından itibaren aylık enflasyonun 1,63 seviyesine inmesi gerektiğini” vurgulayan Cibre, “Artık sert iniş senaryosunu konuştuğumuzdan, acı bir şekilde mümkün hale geldi” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Fatih Özatay da benzer bir uyarıda bulundu. “Programın başlamasından bu yana geçen 23 ayda hala aylık enflasyon %3 (Nisan)” diyen Özatay, yüzde 24’lük yıl sonu hedefi için geri kalan aylarda enflasyonun her ay en fazla yüzde 1,1 olması gerektiğini, yüzde 29’luk üst sınır için bile bu rakamın yüzde 1,6’yı geçmemesi gerektiğini belirtti.

Bir diğer dikkat çekici değerlendirme ise Prof. Dr. Şenol Babuşcu’dan geldi. Babuşcu, 2025’in ilk dört ayında TÜİK ve ENAG verileri arasındaki farkın yüzde 8,07’ye çıktığını ortaya koydu. TÜİK’e göre dört aylık kümülatif enflasyon yüzde 13,36 iken, İstanbul Ticaret Odası (İTO) verisi yüzde 16,24, ENAG verisi ise yüzde 21,43 olarak ölçüldü. Yıllık bazda ise TÜİK yüzde 37,86, İTO yüzde 47,21, ENAG ise yüzde 73,88 oranında enflasyon açıkladı. Babuşcu, “ENAG ile TÜİK arasındaki fark yıllıkta neredeyse iki kata yakın” dedi.

Paylaşın