Konkordato Başvuruları Yüzde 108 Arttı

2025 yılının ilk altı ayında konkordato talebi kabul edilen firma sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 artarak 1.259’a çıktı. Aynı dönemde mahkemelerce kesin mühlet verilen şirket sayısı yüzde 236’lık sıçramayla 822’ye ulaştı.

Konkordato talebi reddedilen firma sayısı ise 333 oldu; bu rakam, önceki yıla göre yüzde 95’lik bir artışa işaret ediyor.

Türkiye’de ekonomideki daralma, finansman koşullarının zorlaşması ve iç talepteki zayıflama, şirketleri konkordato ve iflas başvurusuna yöneltti. Yılın ilk yarısında konkordato talepleri ve iflas kararlarında dikkat çeken artışlar yaşandı.

Konkordato Takip platformunun verilerine göre, 2025’in ilk altı ayında geçici mühlet kararı verilen firma sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 108 artarak 1.259’a çıktı. Aynı dönemde mahkemelerce kesin mühlet verilen şirket sayısı yüzde 236’lık sıçramayla 822’ye ulaştı. Konkordato talepleri reddedilen firma sayısı ise 333 oldu; bu rakam, önceki yıla göre yüzde 95’lik bir artışa işaret ediyor.

Nefes’in haberine göre, iflas kararlarında da ciddi bir artış gözlendi. 2024’ün ilk yarısında 275 olan iflas kararı sayısı, bu yılın aynı döneminde yüzde 101 artarak 553’e çıktı. Yalnızca Haziran ayında 292 şirkete geçici mühlet, 132 şirkete kesin mühlet verilirken, 19 şirketin iflasına karar verildi.

Ekonomik sıkıntılar sadece şirketleri değil, bireyleri de etkiliyor. Adalet Bakanlığı Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) verilerine göre, 1 Temmuz 2025 itibarıyla mahkemelerdeki icra ve iflas dosyası sayısı 23 milyon 854 bine ulaştı. Yıl başından bu yana yaklaşık 5 milyon yeni dosya açılırken, sadece 1 Temmuz günü dosya sayısına 30 bin yeni başvuru eklendi.

Finansal darboğaza giren şirketler arasında Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşları da yer alıyor. “İSO 500” listesinde 304. sırada bulunan ve 7,2 milyar TL ciroya sahip Sıddık Kardeşler Haddecilik, 3,6 milyar TL’yi bulan borç yükü nedeniyle İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne konkordato başvurusunda bulundu. Mahkeme, şirket ve ortakları için üç aylık geçici mühlet kararı verdi.

Bursa merkezli ihracatçı yatak üreticisi Astin Yatak, ülke genelinde şubeleri bulunan döner zinciri Ekrem Coşkun ve 38 yıllık deri firması Aspells de konkordato başvurusu yapan şirketler arasında yer aldı. Ekonomistler, şirketlerin ayakta kalabilmesi için mali disiplinin yanı sıra sürdürülebilir finansmana erişimin önemine dikkat çekerken, mevcut başvuru sayılarının yılın ikinci yarısında daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.

Paylaşın

5 Ayda 60 Bine Yakın Şirket Ve Esnaf Kepenk İndirdi

2024’ün ilk 5 ayında kapanan şirket ve esnaf işyeri sayısı 60 bine yaklaştı. Ekonomist İris Cibre, kapanmaların temelinde uzun süredir yüksek seyreden finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan zorlukların bulunduğuna dikkat çekti.

İris Cibre, “2024’ün ilk 5 ayında konkordato, iflas ve mühlet kararlarının toplamı, geçen yılın tamamını şimdiden geride bıraktı. Bu, reel sektörde likidite krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor” dedi.

Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikalarının etkisiyle piyasadaki daralma, reel sektörde ciddi bir tasfiye sürecini tetikledi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre, 2024’ün ilk 5 ayında kapanan şirket ve esnaf işyeri sayısı 60 bine yaklaştı. Aynı dönemde kurulan yeni şirket sayısı ise son 5 yılın en düşük seviyesine geriledi.

TOBB verileri, Ocak-Mayıs 2024 döneminde 44 bin 896 yeni şirket kurulduğunu, buna karşın kapanan şirket sayısının yüzde 12 artarak 11 bin 108’e ulaştığını ortaya koydu. Bu rakamlar, kapanan şirket sayısında son 10 yılın en yüksek seviyesine işaret ediyor. 2016-2025 dönemine ilişkin ilk 5 aylık ortalamalara bakıldığında, kurulan şirket sayısı yüzde 44 artarken, kapanan şirketlerdeki artış oranı yüzde 145’e ulaştı.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre; Ekonomist İris Cibre, kapanmaların temelinde uzun süredir yüksek seyreden finansman maliyetleri ve krediye erişimde yaşanan zorlukların bulunduğuna dikkat çekerek, sistemin zorlanan firmaları hızla tasfiye ettiğini vurguladı. Cibre, “2024’ün ilk 5 ayında konkordato, iflas ve mühlet kararlarının toplamı, geçen yılın tamamını şimdiden geride bıraktı. Bu, reel sektörde likidite krizinin boyutlarını gözler önüne seriyor” dedi.

Zombi şirketlerin yıllarca yapay şekilde ayakta tutulduğunu ifade eden Cibre, “Bu şirketler şimdi sistemin dışına itiliyor ancak toplu batışlar sağlıklı firmaları da sarsabilir. Bu nedenle kredi tahsisinde çok daha seçici olunmalı” uyarısında bulundu.

TESK’in yayımladığı verilere göre ise Ocak-Mayıs 2024 döneminde 134 bin 234 esnaf işyeri açıldı. Aynı süreçte kapanan esnaf işyeri sayısı 49 bin 97’ye ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 1 arttı. Böylece her üç yeni esnaf işyerine karşılık birinin kapandığı dikkat çekti.

Ekonomi yönetiminin Temmuz 2023’te başlattığı dezenflasyon sürecinden bu yana 225 bini aşkın yeni şirket kurulurken, aynı dönemde yaklaşık 59 bin şirket faaliyetini sonlandırdı. Bu tablo, her dört yeni girişime karşılık bir işletmenin piyasadan çekildiğini gösteriyor.

Reel sektör temsilcileri, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından duyurulan 500 milyar TL tutarındaki KGF paketinin de beklentileri karşılamaktan uzak kaldığı görüşünde. Finansman sorunlarının devam etmesi durumunda yılın ikinci yarısında daha fazla işletmenin kapanma riskiyle karşı karşıya kalabileceği uyarısı yapılıyor.

Paylaşın

Türkiye’de İflaslar Yüzde 23 Arttı

Türkiye’de şirket iflasları, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 23 oranında yükseldi. Uzmanlar, şirket iflaslarında artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de sürebileceği uyarısında bulunuyor.

Türkiye’de CRIF Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Dun & Bradstreet,  “2024 Küresel İflas Raporu”nu yayınladı. Karar’ın aktardığına göre; Rapor, pandemi sonrası dönemde sona eren devlet destekleri, yüksek faiz oranları ve küresel ekonomik yavaşlamanın şirketler üzerinde baskı yarattığını gösterdi. 2024 yılı boyunca tedarik zincirindeki aksaklıklar, jeopolitik belirsizlikler ve borçlanma maliyetlerinin artması da küresel ölçekte iflasların tırmanmasında etkili oldu.

Rapora göre, savaşın gölgesindeki Ukrayna, şirket iflaslarında yüzde 126’lık oranla başı çekerken, Singapur yüzde 40, Belarus ise yüzde 39 ile takip etti. Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinde de ciddi artışlar kaydedildi; Almanya’da yüzde 22, İtalya’da yüzde 20, İspanya’da yüzde 26 oranında artış yaşandı. ABD’de 2023’te yüzde 79 olan iflas artışı, 2024’te yüzde 6’ya gerilese de ivmenin sürdüğü görüldü.

Türkiye’de ise Ticaret Sicil Gazetesi ve resmi sicil verileri üzerinden CRIF İzleme Servisi tarafından yapılan analizde, 2024 yılı boyunca iflas eden şirket sayısının 465 olduğu belirtildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 23’lük bir artışa işaret ediyor.

Dun & Bradstreet’in değerlendirmesine göre, incelenen 47 ülkeden sadece 12’sinde şirket iflaslarında azalma yaşandı. Küresel çapta ticari faaliyetin baskılandığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde bu ülkelerin çoğunda da düşüş oranları oldukça sınırlı kaldı.

Uzmanlar, küresel ölçekte sıkı para politikalarının devam etmesi ve makroekonomik kırılganlıkların sürmesi halinde, şirket iflaslarında artış eğiliminin önümüzdeki dönemde de sürebileceği uyarısında bulunuyor. Raporda, özellikle KOBİ’lerin ekonomik dalgalanmalara karşı daha kırılgan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın

Yatırımlar Durma Noktasında!

CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, yüksek faiz oranları, kur istikrarsızlığı, yargı bağımsızlığına yönelik müdahaleler ve enflasyon nedeniyle sanayi yatırımlarının ciddi şekilde gerilediğini belirtti.

Hükümetin, üretim yerine rant odaklı politikaları benimsediğini öne süren Karabat, bu tercihin krizi daha da derinleştirdiğini kaydetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Türkiye’nin ekonomik yapısının üretimden uzaklaştırılarak rant ve tüketime dayalı bir modele dönüştürüldüğünü belirterek Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e yönelik sert eleştirilerde bulundu. Karabat, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Türkiye’nin sıcak paraya bağımlı hale geldiğini ve sanayisizleşme sürecine girdiğini ifade etti.

Karabat, imalat sanayisinin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki payının yüzde 16’ya kadar gerilediğini, hizmet sektörünün payının ise yüzde 55’e çıktığını belirtti. Bu değişimin tesadüfi olmadığını dile getiren Karabat, yatırımcıların hukuki güvenceden yoksun ortam nedeniyle üretimlerini yurt dışına taşıdığını söyledi. “Sanayi üretimi yerine hizmet ve inşaat sektörünün teşvik edilmesi, ülkeyi yapısal kırılganlıklara açık hale getiriyor” dedi.

Gelişmekte olan ülkelerde hizmet sektörünün bu denli hızlı büyümesinin istikrarı tehdit ettiğini vurgulayan Karabat, Mehmet Şimşek’in bu tabloyu başarı gibi sunmasının gerçekleri yansıtmadığını savundu. Ekonomide inşaat ve tüketime dayalı politikaların ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Karabat, yüksek faiz oranları, kur istikrarsızlığı, yargı bağımsızlığına yönelik müdahaleler ve enflasyon nedeniyle sanayi yatırımlarının ciddi şekilde gerilediğini belirtti. Hükümetin, üretim yerine rant odaklı politikaları benimsediğini öne süren Karabat, bu tercihin krizi daha da derinleştirdiğini kaydetti.

Otomotiv sektöründeki son duruma da değinen Karabat, mayıs ayı itibarıyla ithal araçların pazar payının yüzde 71’i aştığını aktardı. Hükümetin bu tabloya ÖTV zammı ile yanıt verdiğini belirten Karabat, bu artışların ithalatı kısmaktan çok vergi gelirlerini artırmaya yönelik olduğunu iddia etti.

Karabat, yerli üretimin yeterince desteklenmediğini ve ekonomi yönetiminin ithalat lobilerinin çıkarlarını gözettiğini öne sürdü. ÖTV zamlarının halka yeni bir mali yük getirdiğini vurguladı.

Rant ekonomisi halkı zorluyor

Plansız büyüyen hizmet sektörünün özellikle kira ve lokasyon rantlarını artırdığını belirten Karabat, AVM’ler, turizm bölgeleri ve kent merkezlerindeki fiyat artışlarının geniş halk kesimlerini olumsuz etkilediğini söyledi. “Bir avuç kesim zenginleşirken, halkın büyük bölümü geçim sıkıntısı yaşıyor” ifadelerini kullandı.

Karabat, Bakan Şimşek’in uyguladığı ekonomik politikaların sıcak para girişiyle servet transferini öncelediğini ileri sürdü. Kapanan fabrikalar, yurt dışına taşınan işletmeler ve iflas eden firmaların dikkate alınmadığını belirtti. Şimşek’in sık kullandığı “En kötüsü geride kaldı” ifadesine de atıfta bulunan Karabat, “Asıl en kötüsü, siz ve mevcut yönetim anlayışınız iktidardan gittiğinde geride kalacak” diyerek açıklamasını tamamladı.

Paylaşın

Türkiye’de Her 100 Kişiden 29’u Yardıma Muhtaç

DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, TÜİK’in açıkladığı 2024 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne değinerek, Türkiye’de her 100 kişiden 29’unun yardıma muhtaç olduğunu, 86 kişinin ise insanca yaşam standartlarından uzak koşullarda yaşadığını belirtti.

Cengiz Çiçek ayrıca, 3,6 milyon hanenin aşırı yoksulluk sınırında bulunduğunu, bu nedenle sosyal yardım harcamalarının 2024 yılında 491,7 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Çiçek, nüfusun yaklaşık yüzde 13,7’sinin, yani 12 milyon kişinin, sürekli yoksulluk içinde yaşadığını da sözlerine ekledi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, asgari ücrete ara zam yapılması için Meclis’e çağrıda bulundu. Çiçek, asgari ücretin mevcut haliyle geçim sağlamadığını belirterek, “Zaman kaybedilmeden asgari ücrete ara zam yapılarak insan onuruna yaraşır bir seviyeye çıkarılması elzemdir” dedi.

İktidarın uzun süredir sürdürdüğü ekonomik politikaların ciddi krizlere yol açtığını ifade eden Çiçek, yaşanan bu durumun özellikle asgari ücretle geçinen vatandaşlar üzerinde yıkıcı etkiler yarattığını söyledi. Cengiz Çiçek, derinleşen ekonomik krizle birlikte yoksulluk, işsizlik, yüksek enflasyon ve TL’nin değer kaybı gibi sorunların olağanüstü boyutlara ulaştığını vurguladı.

TÜİK’in açıkladığı 2024 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne değinen Çiçek, Türkiye’de her 100 kişiden 29’unun yardıma muhtaç olduğunu, 86 kişinin ise insanca yaşam standartlarından uzak koşullarda yaşadığını belirtti. Cengiz Çiçek ayrıca, 3,6 milyon hanenin aşırı yoksulluk sınırında bulunduğunu, bu nedenle sosyal yardım harcamalarının 2024 yılında 491,7 milyar liraya ulaştığını ifade etti. Çiçek, nüfusun yaklaşık yüzde 13,7’sinin, yani 12 milyon kişinin, sürekli yoksulluk içinde yaşadığını da sözlerine ekledi.

Asgari ücretin artık temel ücret değil, yaygın ücret haline geldiğini belirten Çiçek, bu durumun büyük bir yoksulluk girdabını beraberinde getirdiğini dile getirdi. Çalışanların yaklaşık yüzde 50’sinin asgari ücretle geçinmeye çalıştığını hatırlatan Çiçek, 2025 yılı için yapılan yüzde 30’luk zammın yetersiz kaldığını vurguladı. Asgari ücretin 22 bin 104 TL’ye yükseltilmesine rağmen bu artışın günlük karşılığının sadece 170 TL olduğunu söyledi.

DİSK/Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin verilerine atıf yapan Çiçek, dört kişilik bir aile için açlık sınırının 23 bin 615 TL, yoksulluk sınırının ise 81 bin 686 TL olduğunu belirtti. Bu rakamlarla karşılaştırıldığında asgari ücretin açlık sınırının bile altında kaldığını ifade etti.

Cengiz Çiçek’ten bakana sorular

Cengiz Çiçek, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları Meclis’e sundu:

İşçilerin insan onuruna yaraşır ücret almalarını sağlayacak bir ara zam yapmayı düşünüyor musunuz? Düşünüyorsanız ne zaman yapmayı planlıyorsunuz?
Asgari ücretle çalışan emekçilere yönelik bir ara zam için emek örgütleri ve sendikalarla ortak çalışma yürütmeyi düşünüyor musunuz?
Türkiye’de asgari ücretle çalışan yurttaşların sayısı kaçtır?
Asgari ücret ve altında maaş alan vatandaşların yaşam kalitesini artırmaya yönelik yürüttüğünüz herhangi bir çalışma var mı?
Asgari ücretin temel ücret olmaktan çıkarılması yönünde bir planınız bulunuyor mu?

Paylaşın

Vatandaş En Temel ihtiyaçlarını Bile Krediyle Karşılıyor

Giderek ağırlaşan ekonomik tabloya dikkat çeken CHP Milletvekili Gülcan Kış, “Vatandaş en temel ihtiyaçlarını bile krediyle karşılıyor. Emekli geçinemiyor, gençler borçla ayakta kalıyor, çalışan ise icralık oluyor” dedi.

Ekonomik krizle birlikte borç ve icra sarmalı da derinleşiyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Gülcan Kış, “Halk borca, ülke çöküşe mahkûm edildi” ifadeleriyle iktidarın ekonomi politiklarını eleştirdi.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; Gülcan Kış, Türkiye’de giderek ağırlaşan ekonomik tabloya dikkat çekti. “Vatandaş en temel ihtiyaçlarını bile krediyle karşılıyor. Emekli geçinemiyor, gençler borçla ayakta kalıyor, çalışan ise icralık oluyor” diyen Kış, iktidarın bu duruma sessiz kaldığını savundu.

Ekonomideki mevcut tabloyu “borç ve faiz düzeni” olarak nitelendiren Kış, “AKP’nin faizi yüksek, adaleti yok. Saray’daki yöneticilerin halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılarla ilgilendiği yok” ifadelerini kullandı.

Bankalara ve finans kuruluşlarına olan toplam bireysel kredi ve kredi kartı borcu 4 trilyon 726 milyar liraya yükseldi. TOKİ ve varlık yönetim şirketlerine olan borçlarla birlikte toplam borç 4 trilyon 885 milyar liraya ulaştı. 2024 yılı başından bu yana borçlardaki artış 788 milyar lirayı buldu.

Gülcan Kış, “Ekonomiyi güya rasyonelleştireceğiz diye halkı borç girdabına soktular. Rasyonellik adı altında halk yoksulluğa, Saray ise lükse teslim edildi” dedi.

Bankaların icraya verdiği bireysel kredi ve kart borcu 177,3 milyar liraya çıktı. Yıl başından bu yana batık kredi oranı yüzde 58,7 arttı. 2025’in ilk altı ayında icra dairelerine 4 milyon 711 bin yeni dosya geldi. Toplam icra dosyası sayısı ise 23 milyon 817 bine ulaştı.

Gülcan Kış, “Her gün binlerce kişi icralık oluyor. Mersin sokaklarında halkın cebindeki borç kâğıdı Saray’daki şatafata akıyor” sözleriyle iktidarı sert şekilde eleştirdi.

“Vatandaş faize çalışıyor”

İhtiyaç kredisi faiz oranları yüzde 70,89’a, ticari kredi faizleri ise yüzde 63,95’e yükseldi. Hazine’nin iç borçlara ödediği faiz yükü 7 trilyon 166 milyar lirayı aştı.

CHP’li Kış, “Bu düzende vatandaş faize çalışıyor, üretici icrada, ülke borç kıskacında. Saray saltanatı sürsün diye herkes borçlandırılıyor” dedi.

Yüksek faiz oranları, konut sektöründe ciddi bir durgunluk yarattı. Alım talepleri ertelenirken, müteahhitler yeni yatırım yapmaktan çekiniyor. Yabancı yatırımcılar ise konut alımını büyük ölçüde durdurdu.

Gülcan Kış, “Mehmet Şimşek’in politikaları barınma hakkını lüks haline getirdi. Halkın ev sahibi olma ihtimali ortadan kalktı, faiz lobisi kazandı, Saray izlemekle yetiniyor” dedi.

Kış, faiz politikası üzerinden yaşanan tartışmaların, ekonomi yönetimi içinde klik çatışmasına dönüştüğünü belirtti. Mehmet Şimşek’in ekonomi modeli, Saray içindeki güç mücadelesinin merkezine oturdu.

“AKP merkezinde çarklar dönüyor, Mehmet Şimşek’in rasyonel sözleri inandırıcı değil. Halk borç yükü altında ezilirken, Saray’da iç hesaplaşmalar sürüyor” diyen Kış, ekonomi politikalarının halkı değil rantı öncelediğini söyledi.

CHP’li Kış, “Halkın sırtındaki borç kamburu büyürken, Saray’daki hesap savaşları ülkeyi iflasa sürüklüyor. Kriz, halkın yaşadıklarına değil, rantın kimde olacağına odaklanmış bir anlayışla çözülemez” diyerek hükümeti sert biçimde eleştirdi.

Paylaşın

Zafer Havalimanı’nın Yapım Maliyeti 50 Milyon Euro Garantisi 208 Milyon Euro

Yap – İşlet – Devret modeliyle inşa edilen ve 2012 yılında hizmete giren Zafer Havalimanı’nın yapım maliyetinin 50 milyon euro olduğu, havalimanını yapan şirkette 208 milyon euro garanti ödeneceği açıklandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın kamuoyuna sunduğu veriler, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını ve yolcu garantili projelerin maliyetini bir kez daha gündeme taşıdı.

Yap – İşlet – Devret modeliyle inşa edilen ve 2012 yılında hizmete giren havalimanı için, 2025 yılının ilk 5 ayı da dahil olmak üzere bugüne kadar şirkete toplam 76 milyon euro garanti ödemesi yapıldı. Oysa bu sürede gerçekleşen yolcu sayısı garanti edilen rakamların çok altında kaldı.

Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) verilerine göre, 2025’in ilk 5 ayında Zafer Havalimanı’nda iç ve dış hatlar toplam yolcu trafiği 31 bin 161 kişi oldu. Geliş-gidiş toplamı üzerinden ortalama giden yolcu sayısı yaklaşık 15 bin 580 kişi olarak hesaplandı. Ancak bu dönemde garanti edilen yolcu sayısı 549.055 idi. Bu da yaklaşık yüzde 97’lik bir sapmaya işaret ediyor.

Bu düşük gerçekleşme oranına rağmen Hazine, işletmeci firmaya sadece 2025’in ilk 5 ayı için 2.811.163 euro (yaklaşık 126 milyon TL) garanti ödemesi yapacak. Sözleşmeye göre garanti ödemeleri sadece “giden yolcu” sayısı üzerinden hesaplanıyor.

Deniz Yavuzyılmaz’ın açıkladığı verilere göre, havalimanı 2044 yılında kamuya devredilecek. O tarihe kadar şirkete yapılacak toplam garanti ödemesinin 208 milyon euro’yu bulması bekleniyor. Bu tutar, havalimanının yapım maliyetinin dört katından fazla.

Paylaşın

İcradaki Dosya Sayısı Son Bir Yılda 1,5 Milyon Arttı

Ekonomik kriz vatandaşın belini bükmeye devam ediyor. Vatandaşın borcu 4.8 trilyona yaklaşırken, İcra dairelerinde işlem gören dosya sayısı son bir yılda 1.5 milyon arttı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) TBMM Grubu’nun hazırladığı güncel ekonomi raporuna göre, KOBİ’lerin bankalara olan toplam borcu nisan ayı itibarıyla 5 trilyon lirayı aşarken, tarım sektörünün borçları da ilk kez 1 trilyon lira sınırını geçti. Bireysel borçlar da 4.8 trilyon liraya yaklaşmış durumda. Artan borçların yargıya yansıması ise icra dosyalarındaki patlamayla kendini gösteriyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, küçük ve orta ölçekli işletmelerin bankacılık sektörüne olan kredi borçları, nisan ayında bir önceki aya göre 201 milyar lira artışla 5 trilyon 33 milyar liraya yükseldi. Bu borçların 115.9 milyar liralık kısmı zamanında ödenemediği için takibe alınmış durumda. Yılın ilk dört ayında KOBİ borçlarındaki toplam artış 660 milyar lirayı buldu.

Tarım sektörünün bankalara olan kredi borcu da nisan ayında 38.4 milyar lira artışla 1 trilyon 9 milyar liraya çıkarak tarihî bir eşiği geçti. Sektörde yılbaşından bu yana toplamda 140 milyar liralık borç artışı yaşandı. Takibe düşen tarım kredilerindeki artış ise yüzde 75’e yaklaşarak 6.3 milyar liraya ulaştı.

Tüketici kredileri ve kredi kartı harcamaları da hızla artıyor. Vatandaşların bankalara ve finans kuruluşlarına olan bireysel borcu, yalnızca 23-30 Mayıs haftasında 114.8 milyar lira artarak 4 trilyon 684 milyar liraya yükseldi.

Ekonomik tablo yargı sistemine de yansıdı. 1 Ocak – 6 Haziran tarihleri arasında icra dairelerine UYAP sistemi üzerinden gelen yeni dosya sayısı 4 milyon 336 bine ulaştı. Bu sayı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5.9’luk bir artışa karşılık geliyor. Aynı dönemde işlem gören toplam dosya sayısı 23 milyon 630 bine yükselirken, son bir yılda net dosya artışı 1 milyon 519 bin olarak kaydedildi.

Paylaşın

Türkiye, İşçiler İçin En Kötü 10 Ülke Arasında

Türkiye, işçiler için en kötü 10 ülke arasında yer aldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus da işçi haklarının en çok ihlal edildiği ülkeler arasında sıralandı.

Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC), 2025 yılına ilişkin Küresel Haklar Endeksi raporunu yayımladı. Rapora göre Türkiye, işçiler için en kötü 10 ülke arasında yer aldı. Türkiye’nin yanı sıra Bangladeş, Belarus, Ekvador, Mısır, Esvatini, Myanmar, Nijerya, Filipinler ve Tunus da işçi haklarının en çok ihlal edildiği ülkeler arasında sıralandı.

Konfederasyon Genel Sekreteri Luc Triangle, 151 ülkenin incelendiği raporun Mart 2025’e kadar olan süreci kapsadığını belirterek, “Ancak o tarihten sonra da olumsuz eğilimler derinleşmeye devam etti” dedi. Triangle, demokratik değerleri zayıflatan liderlerin ilk hedefinin işçi hakları olduğunu, çünkü sendikaların bu değerlerin en güçlü savunucusu ve en büyük toplumsal muhalefet olduğunu vurguladı.

Rapora göre ülkelerin yüzde 87’si grev hakkını, yüzde 80’i ise toplu pazarlık hakkını ihlal etti. Adalete erişim hakkının kısıtlandığı ülkelerin oranı yüzde 72 ile rekor seviyeye ulaştı. 2015’te işçi haklarında en iyi puanı alan ülke sayısı 18 iken, bu yıl sadece yedi ülke en üst düzeyde not alabildi.

Milyarderlerin etkisi arttı

Triangle, milyarder destekli siyasi aktörlerin, servetlerini artırırken demokratik yapıları zayıflattığını belirtti. “Dünyanın en zengin beş kişisi servetlerini iki katına çıkardı, buna karşılık dünya nüfusunun yüzde 60’ı daha da yoksullaştı” diyerek gelir adaletsizliğine dikkat çekti.

ITUC, aşırı sağcı politikalar ve milyarder destekli otoriter liderlere karşı küresel çapta bir demokrasi kampanyası yürüttüklerini de duyurdu. Triangle, “İşçilerin ihtiyaç duyduğu ücret, hak ve sosyal güvenceyi sağlamak bir kaynak değil, siyasi tercih meselesidir” dedi.

Paylaşın

4.5 Yılda 866 Bin İş Yeri Kapandı

2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı.

2021’deki “faiz inerse enflasyon da iner” şeklindeki ekonomi formülünün ardından 2 yıldır Mehmet Şimşek’in “düşük kur-yüksek faiz” diye açıklanan kemer sıkma politikaları ticari hayatı da zora soktu. Ocak 2021’den bu yana; kapanan, feshedilen veya re’sen kapanan şirketler, gerçek kişi ticari işletmeler ve küçük esnafların sayısı toplamda 866 bini aştı.

Nefes’ten Ali Öztütk, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) kayıtlarına dayandırdığı haberde, Ocak 2021 ile Nisan 2025 arasında, 205 bin 725 şirket kapandı. Bu rakama, tasfiye edilen ve re’sen kapanışı yapılan 152 bin 177 şirket eklenince TOBB’a bağlı odalara üye, anonim şirketler ve limited şirketler dahil toplam 357 bin şirket kilit vurdu.

Küçük esnaf da bitik durumda. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) kayıtlarına göre, 2021’in başından Nisan 2025’e kadar tam 508 bin 132 küçük esnaf iş yerinin kapısına kilit vurdu. Böylece 4 yıl 4 ayda, kapanan iş yeri sayısı toplam 866 bin gibi, korkunç bir rakama ulaştı. 4.5 yılda kapanan toplam iş yeri sayısı, halen SGK’da kaydı bulunan 3 milyon 655 milyon aktif Bağ-Kur sigortalısının yüzde 24’üne denk geliyor.

Diğer yandan, TOBB ve TESK kayıtlarına göre, söz konusu dönemde, yani son 4 yıl 4 ayda kurulan şirket ve küçük esnaf iş yeri sayısı toplamda 2 milyon 62 bin 299 oldu. Buna rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumu’nda (SGK), adına Bağ-Kur primi ödenen kişi sayısı sadece 513 bin arttı.

Kapanan veya tasfiye edilen iş yerlerinin sayısından yaklaşık 1.2 milyon daha fazla yeni şirket kurulmasına rağmen, Bağ-Kura kayıtlı olarak SGK primi ödeyenlerin sayısının çok daha düşük kalması, “Kurulan şirketler kağıt üzerinde şirketler mi? Aynı kişiler tarafından kurulan çok sayıda tabela şirket mi var” sorusunu akla getirdi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), re’sen kapanan şirketleri, yani faaliyeti tespit edilemediği için Ticaret Sicil Müdürlükleri tarafından kaydı silinenleri ayrı başlık altında açıklıyor. Fakat son 2 yıldır re’sen kapanışlarla ilgili sağlıklı bir rakam açıklanmadı.

TOBB’a göre son 4 yıl 4 ayda 109 bin 611 şirket tasfiye oldu. Ocak 2021-Kasım 2023 döneminde 42 bin 566 şirket de re’sen kapandı. Bu iki kalemin toplamı, 4 yıl 4 ayda 152 bin 177 iş yeri kapanışına işaret ediyor. Bunlarla birlikte yaklaşık 4.5 yılda kapanan şirket sayısı 866 bin 34’ü buluyor.

Paylaşın