DEM Parti’den “Mutlak Butlan” Tepkisi: Bu Karar Tüm Türkiye’yi İlgilendiriyor

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP’ye ilişkin mutlak butlan kararının hukuka aykırı olduğunu savunarak, kararın demokratik siyasete yönelik bir müdahale niteliği taşıdığını söyledi. Doğan, “Yargı eliyle siyaset dizayn edilemez” dedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında CHP’ye ilişkin “mutlak butlan” kararına sert tepki gösterdi. Kararın yalnızca CHP’yi değil, Türkiye’deki demokratik siyasetin geleceğini ilgilendirdiğini belirten Doğan, “Bu karar, siyaseti yargı eliyle dizayn etme anlayışının bir parçasıdır” dedi.

Doğan, DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu’nun karar sonrası olağanüstü toplandığını belirterek, mutlak butlan kararının hukuka aykırı olduğunu savundu. Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu’nda seçimlere ve siyasi partilere ilişkin açık düzenlemeler bulunduğunu ifade eden Doğan, söz konusu kararın “yetki aşımı” niteliği taşıdığını söyledi.

Kararın yalnızca CHP yönetimini ya da seçmenlerini değil, tüm Türkiye’yi ilgilendirdiğini vurgulayan Doğan, “Bugün ana muhalefetin yönetimine yargı eliyle müdahale ediliyorsa, yarın başka siyasi partilere ve belediyelere de aynı yöntem uygulanabilir. Halk iradesi doğrudan müdahaleye açık hale getiriliyor” diye konuştu.

Açıklamasında “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne de değinen Doğan, 19 Mart operasyonlarını hatırlatarak, mutlak butlan kararının da bu süreci gölgelemeye yönelik bir adım olarak değerlendirildiğini söyledi. “Barış ve demokrasi birbirinden ayrılamaz” diyen Doğan, hukuk dışı uygulamaların toplumsal kutuplaşmayı artıracağını ifade etti.

Yargının siyaseti şekillendirme aracı olmaması gerektiğini kaydeden Doğan, “Siyasetin seyri mahkeme salonlarında değil, halkın iradesiyle belirlenmelidir” dedi. Türkiye’nin artık “siyasetin emrinde olan yargı görüntüsünden” kurtulması gerektiğini dile getiren Doğan, demokratik siyasetin güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

CHP’ye de destek mesajı veren Doğan, partinin köklü bir siyasi geleneği temsil ettiğini belirterek, “CHP’nin bu zor günleri bütünlüklü duruşunu koruyarak aşacağına inanıyoruz. Güçlü muhalefet, güçlü demokrasilerin temelidir” ifadelerini kullandı.

DEM Parti olarak demokrasi, hukuk ve adaletten yana tutumlarını sürdüreceklerini vurgulayan Doğan, “Tarafımız net; demokrasi, demokrasi, demokrasi” dedi.

Basın toplantısında İmralı görüşmelerine ilişkin de konuşan Doğan, bir aksilik yaşanmaması halinde DEM Parti İmralı Heyeti’nin pazar günü Abdullah Öcalan ile görüşmeyi planladığını açıkladı. Doğan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik dayanışma ziyaretine ilişkin bir soruya ise “Programlarımızın uygunluğuna göre değerlendiriyoruz” yanıtını verdi.

Paylaşın

Bakırhan: Barış Ve Demokratik Çözüm Ertelenemez

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, TBMM’de düzenlenen grup toplantısında yaptığı konuşmada hem “barış süreci” hem de demokratik siyaset ihtiyacına dikkat çekti.

Tuncer Bakırhan, ülkede yaşanan toplumsal sorunların çözümü için diyalog ve ortak aklın zorunlu olduğunu vurguladı.

Konuşmasında çocukların güvenliği, eğitim sistemi ve toplumsal şiddet başlıklarına geniş yer ayıran Bakırhan, Türkiye’nin derin bir sosyal ve yapısal kriz içinde olduğunu savundu. Bu tablonun ancak kapsayıcı bir siyaset ve barış odaklı yaklaşım ile aşılabileceğini söyledi.

Bakırhan, toplumdaki güvensizlik, şiddet ve kutuplaşma ortamının kalıcı hale geldiğini belirterek, “Bu ülkenin çocuklarının, gençlerinin ve tüm yurttaşlarının güven içinde yaşayabilmesi için barış süreci ve demokratik çözüm artık ertelenemez bir zorunluluktur” dedi.

Sorunların yalnızca güvenlik politikalarıyla çözülemeyeceğini ifade eden Bakırhan, toplumsal barışın yeniden inşası için Meclis merkezli bir diyalog sürecine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

“Seçim tartışmaları değil, çözüm üretme zamanı”

Dolaylı şekilde seçim tartışmalarına da değinen Bakırhan, siyasetin gündeminin dar siyasi hesaplara sıkışmaması gerektiğini belirtti. Ülkenin önceliğinin seçim tartışmaları değil, toplumsal sorunların çözümü olduğunu ifade ederek, “Bugün konuşmamız gereken şey iktidar hesapları değil, barışın ve adaletin nasıl inşa edileceğidir” değerlendirmesinde bulundu.

Bakırhan, Meclis’e de çağrıda bulunarak tüm siyasi partilerin bir araya geleceği bir “ortak vicdan ve çözüm masası” kurulmasını önerdi. Çocukların güvenliği, eğitimde yaşanan kriz ve toplumsal şiddet olaylarının ancak bu tür kapsayıcı bir zeminde çözülebileceğini savundu.

Konuşmasının sonunda Bakırhan, Türkiye’nin geleceği açısından barış ve demokratikleşmenin siyasi rekabetin üzerinde bir mesele olduğunu vurguladı. “Barış, seçim tartışmalarından çok daha büyük bir toplumsal sorumluluktur” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, çözümün ancak toplumsal mutabakat ve ortak irade ile mümkün olabileceğini belirterek konuşmasını tamamladı.

Paylaşın

DEM Parti: Barış Sürecinde İlerleme Yok

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında hem iç politikadaki güvenlik ve sosyal politikaları hem de “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne ilişkin son durumu değerlendirdi.

Koçyiğit, Türkiye’de artan şiddet olayları ve toplumsal güvenlik sorunlarında devletin sorumluluğunun yeterince tartışılmadığını savunarak, özellikle son dönemde yaşanan saldırıların ciddi bir toplumsal travmaya dönüştüğünü söyledi.

Mereş ve Sêwereg’de okullara yönelik saldırılara değinen Koçyiğit, yeni eğitim döneminin kaygı ve tedirginlik içinde başladığını ifade etti.

“Ders zilleri çaldı ancak veliler çocuklarını büyük bir endişeyle okula gönderiyor. Öğrenciler de güvensizlik hissiyle eğitim hayatına başlıyor” diyen Koçyiğit, okulların güvenli alanlar olması gerektiğini vurguladı.

Çocukların eğitim ortamlarının giderek şiddet ve silah tehdidiyle anılır hale gelmesinin kabul edilemez olduğunu belirten Koçyiğit, “Çocukları koruma sorumluluğu siyasetçiden ebeveyne kadar hepimizin omzundadır ancak bu sorumluluk yeterince yerine getirilmiyor” ifadelerini kullandı.

“Sosyal devlet geri çekiliyor”

Meclis gündemindeki sosyal hizmetler düzenlemelerine de değinen Koçyiğit, iktidarın sunduğu yasa teklifinin “sosyal devlet anlayışından uzak” olduğunu öne sürdü.

Sağlık, sosyal hizmetler, çalışma hayatı ve dijital alanı kapsayan düzenlemelerin bütüncül bir hak perspektifinden uzak olduğunu savunan Koçyiğit, şunları söyledi:

“Bu düzenlemeler kamusal sorumluluğu azaltan, sorunları parçalayan ve sosyal hizmetleri piyasaya ya da yardıma indirgeyen bir yaklaşım içeriyor. Sosyal devletin tasfiye edildiğini görüyoruz.”

Koçyiğit, 2020’de Dersim’de kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasını da gündeme getirdi. Yıllardır Meclis’e çok sayıda soru önergesi ve araştırma komisyonu talebi sunduklarını ancak iktidar tarafından reddedildiğini hatırlattı.

“Gülistan Doku nerede?” sorusunu yıllardır hem sokakta hem Meclis’te dile getirdiklerini belirten Koçyiğit, dosyada etkin bir ilerleme sağlanmadığını söyledi.

Hatay’da polis olan babasının beylik tabancasından çıkan kurşunla hayatını kaybettiği belirtilen üniversite öğrencisi İlayda Zorlu’nun ölümüne de değinen Koçyiğit, olayın tüm yönleriyle araştırılması gerektiğini ifade etti.

Benzer dosyalarda yaşanan gecikmelerin kabul edilemez olduğunu söyleyen Koçyiğit, “Yeni acıların yaşanmaması için bu dosyanın da tüm yönleriyle aydınlatılması gerekir” dedi.

“Barış sürecinde ilerleme yok”

“Barış ve Demokratik Toplum Süreci”ne ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Koçyiğit, daha önce iktidar kanadından yasal düzenlemelere dair bazı beklentiler oluştuğunu ancak somut bir adım atılmadığını söyledi.

Sürecin ilerlemesi için yasal düzenlemelerin zorunlu olduğunu belirten Koçyiğit, gecikmenin sürece katkı sunmadığını ifade etti.

“Şu anda bize ulaşan ya da paylaşılan yeni bir gelişme yok” diyen Koçyiğit, sorumluluğun esas olarak hükümet ve devlette olduğunu vurguladı.

Koçyiğit, barış sürecinin yalnızca siyasi aktörlerin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğu olduğunu da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Hatimoğulları: Demokrasi Ve Seçim Güvencesi En Temel Talep

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem Türkiye’deki siyasi gündemi hem de bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.

Tülay Hatimoğulları’nın konuşmasında özellikle demokrasi, seçim güvenliği ve seçilmişlerin durumu öne çıktı.

Hatimoğulları, Türkiye’de yurttaşların en temel taleplerinden birinin demokratik hakların korunması ve seçimle göreve gelenlerin görevlerini sürdürebilmesi olduğunu vurguladı. Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınmasına tepki gösteren Hatimoğulları, “Yurttaş seçme ve seçilme hakkının korunmasını istiyor. Seçilmiş belediye başkanlarının görevlerine iade edilmesini talep ediyor” dedi.

Toplumun geniş kesimlerinde demokrasiye yönelik güçlü bir talep olduğunu ifade eden Hatimoğulları, “Ülkenin tamamına yakını Türkiye’de demokrasinin kırıntısının kalmadığını söylüyor ve demokrasi istiyor. Yargının bağımsız olmadığına, kararların siyasi saiklerle verildiğine dair güçlü bir kanaat var” diye konuştu.

Seçilmiş siyasetçilere yönelik tutuklamalara da değinen Hatimoğulları, Ekrem İmamoğlu, Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve Can Atalay gibi isimlerin durumuna dikkat çekerek bu isimlerin serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Hatimoğulları, iktidarın meşruiyetinin yalnızca güvenlik aygıtlarıyla değil, halkın rızası ve demokratik katılımıyla sağlanabileceğini belirterek, “Bir iktidarı meşru kılan şey polis ve yargı gücü değildir, halkın sesine kulak vermesidir” ifadelerini kullandı.

DEM Parti’nin demokratikleşme hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğünü vurgulayan Hatimoğulları, “Demokrasi herkes içindir diyerek yola çıktık. Bu odaktan asla ayrılmayacağız” dedi.

Bölgesel gelişmeler ve 1 Mayıs mesajı

Konuşmasında Orta Doğu’daki çatışmalara da değinen Hatimoğulları, savaşların sivil halklar üzerinde ağır yıkımlara yol açtığını belirterek “Savaşa hayır demeyi sürdüreceğiz” mesajını yineledi.

Yaklaşan 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’ne ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, işçi sınıfının güvencesiz çalışma koşullarına dikkat çekti. “1 Mayıs, emekçilerin adalet ve eşitlik çağrısıdır” diyen Hatimoğulları, DEM Parti olarak tüm kadrolarıyla alanlarda olacaklarını söyledi.

Hatimoğulları ayrıca iktidara çağrıda bulunarak Taksim’in 1 Mayıs kutlamalarına açılması gerektiğini ifade etti.

Paylaşın

DEM Parti’den Çağrı: Çözüm İçin Barış Yasası Şart

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), 11-12 Nisan tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirdiği Parti Meclisi (PM) toplantısının ardından sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaştı.

Türkiye’nin siyasi ve ekonomik krizlerine dikkat çekilen bildirgede, Kürt sorununun çözümünden ekonomik adalete kadar pek çok kritik başlıkta “Barış Yasası” vurgusu yapıldı.

Bildirgede, ABD ve İsrail’in Orta Doğu’daki hamlelerinin sadece bölgesel bir saldırganlık değil, küresel kapitalist sistemin siyasi çöküşünün bir göstergesi olduğu belirtildi.

Petrol ve enerji kaynaklarını kontrol etme arzusuyla yürütülen bu “hegemonya savaşlarının” bedelini halkların ödediği vurgulanırken; İran’a yönelik askeri hareketliliğin Türkiye ekonomisini ve siyasetini de doğrudan etkilediği ifade edildi.

Kürt Sorunu ve “Barış Yasası” Talebi

DEM Parti PM, Türkiye’nin en köklü meselesi olan Kürt sorununun demokratik çözümünü bir “tarihsel zorunluluk” olarak tanımladı. Bildirgede öne çıkan çözüm önerileri şunlar oldu:

Yasal Güvence: Çözüm sürecinin kalıcılaşması için tüm toplumsal kesimlerin katılımıyla bütünlüklü bir Barış Yasası çıkarılmalıdır.

Kayyım Uygulamalarına Son: Yerel iradeye saygı duyulmalı, kayyım atanan belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir.

Politik Tutsaklara Özgürlük: Cezaevindeki siyasetçiler serbest bırakılmalı ve demokratik hukuk normlarına uygun düzenlemeler yapılmalıdır.

Muhataplık ve Diyalog: Barışın kurumsallaşması adına Sayın Abdullah Öcalan’ın fikirlerini toplumla paylaşabileceği özgür ve hukuki bir zeminin oluşturulması gerektiği yinelendi.

Ekonomik krizin bir “kader” değil, yanlış politik tercihlerin sonucu olduğu savunulan metinde; barışın tesisi ile ekonomik refah arasındaki bağa dikkat çekildi: “Demokratikleşme sağlanmadan ekonomik adalet, hukuk olmadan hakça paylaşım, barış olmadan refah mümkün değildir.”

Yükselen militarizmin ve erkek egemen sistemin doğrudan kadın kazanımlarını hedef aldığı belirtildi. Türkiye’de her gün işlenen kadın cinayetlerinin ve cezasızlık politikalarının, siyasetin eril dilinden beslendiği ifade edilerek, onurlu bir barışın ancak kadın özgürlüğü ile mümkün olacağı vurgulandı.

Bildirge, yaklaşan 1 Mayıs İşçi Bayramı için güçlü bir katılım çağrısıyla son buldu. DEM Parti; yoksulluğa, baskılara ve savaşa karşı tüm halkları, gençleri ve kadınları “Ekmek, Barış, Adalet” şiarıyla meydanlarda buluşmaya davet etti.

Paylaşın

DEM Partili Buldan: Öcalan, CHP’ye Yönelik Baskılardan Rahatsız

TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, gazeteci Cansu Çamlıbel’e yaptığı açıklamalarda, iktidarın Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) üzerindeki siyasi baskıları ile yürütülen görüşme süreçleri arasındaki çelişkilere dikkat çekti.

Buldan, İmralı’da yürütülen görüşmelerin yalnızca Kürt meselesiyle sınırlı olmadığını, Türkiye’nin genel demokratikleşme sürecini de kapsadığını belirterek, “Bu mesele sadece Kürtlerin geleceğini garanti altına alacak bir süreç değil; Türkiye toplumunun tamamını ilgilendiriyor. Sayın Öcalan, CHP’ye yapılanlardan oldukça rahatsız olduğunu zaman zaman ifade ediyor” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in sürece verdiği desteği “çok kıymetli” olarak değerlendiren Buldan, buna rağmen Öcalan’ın CHP’den daha fazla inisiyatif beklediğini ifade ederek, “CHP’nin biraz daha cesur adımlar atması gerektiği yönünde bir beklenti var” sözlerini kullandı.

“CHP üzerindeki iç baskı” vurgusu

CHP’nin süreçte karşılaştığı zorluklara da değinen Buldan, parti içi dinamiklere işaret etti. CHP tabanının ve karar organlarının, iktidar baskısı sürerken demokratikleşme sürecine destek verilmesi konusunda eleştirel bir tutum sergilediğini belirterek, bu durumu “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” ifadesiyle özetledi.

Devlet yetkilileri ve Cumhurbaşkanı ile yapılan temaslara da değinen Buldan, görüşmelerin genel çerçevesine ilişkin olarak, “Genel olarak biz konuşuyoruz, devlet yetkilileri de konuşuyor. Sayın Cumhurbaşkanı daha çok dinleyen bir pozisyonda duruyor ve temennilerini ifade ediyor” dedi.

CHP üzerindeki baskıların kaldırılması yönündeki taleplerini de ilettiklerini söyleyen Buldan, “Bu tür konuların konuşulmadığını özellikle ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

DEM Partili Doğan’dan İktidara “Güven” Eleştirisi

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Kürt meselesinde gelinen yeni aşamaya dair AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarına sert yanıt verdi: Örgüt kendini feshetti, Ömer Bey’in haberi yok galiba!

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, İlke TV’de katıldığı canlı yayında Türkiye siyasetinin sıcak başlıklarını değerlendirdi. Parti içi kulislerden “yol haritası” tartışmalarına kadar pek çok konuya açıklık getiren Doğan, özellikle çözüm süreci tartışmaları ve tutuklu siyasetçilerin durumu üzerinden hükümete kritik mesajlar gönderdi.

Son günlerde kamuoyunda yer alan “DEM Parti yeniden isim değişikliğine gidiyor” iddialarını kesin bir dille yalanlayan Doğan, partinin kurumsal kimliğine odaklandıklarını belirtti. Kongre sürecinin rutin işleyişinde devam ettiğini hatırlatan Doğan, “Milletvekili grubumuzdan Kadın Meclisimize kadar tüm kurullarımızla toplantı halindeyiz ancak masamızda isim değişikliği gibi bir başlık kesinlikle bulunmuyor” dedi.

Ömer Çelik’e “Fesih” Yanıtı: “Aynı Dilde Israr Güven Sarsıyor”

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in, “Silah bırakma ve örgütün tasfiyesi gerçekleşmeden adımların atılamayacağı” yönündeki açıklamaları, Doğan’ın hedefindeydi. Sürecin yeni bir evreye girdiğini savunan Doğan, Çelik’in söylemlerini “gerçeklikten kopuk” olarak niteledi:

“Örgüt zaten kendini feshetti, galiba Ömer Bey’in bundan haberi yok. Türkiye yeni bir döneme girmişken, AK Parti cephesinde hala eski ve dışlayıcı dilde ısrar edildiğini görüyoruz. Hiçbir şey değişmemiş gibi davranmak, toplumsal barış umudunu zedeliyor ve siyasi güveni sarsıyor.”

“Sürgündeki ve Cezaevindeki Siyasetçiler Dönmeli”

Kürt meselesinin demokratik çözümü için somut bir takvim oluşturulması gerektiğini vurgulayan Ayşegül Doğan, yasal düzenlemelerin hızlandırılması çağrısında bulundu. Doğan, sadece cezaevindekilerin değil, düşünceleri nedeniyle yurt dışında yaşamak zorunda kalan siyasetçilerin de ülkeye dönebilmesi için “ivedi bir yol haritası” gerektiğini ifade etti.

Sürecin sadece söylemle değil, kurumsal adımlarla yürümesi gerektiğini belirten Doğan, sorumluluk paylaşımı konusunda şu vurguları yaptı:

Siyaset Kurumu: Yapıcı ve kucaklayıcı bir dil inşa etmeli.
Meclis Başkanlığı ve Komisyonlar: Çözüm için yasal zemini hazırlamalı.
Güvenlik Bürokrasisi: Demokratikleşme adımlarının önünü açmalı.

Doğan konuşmasını, “Herkesin rolü ve misyonu bellidir. Eğer gerçek bir barış ve çözüm isteniyorsa, siyaset kurumu üzerine düşeni yapmalı ve bu tarihi sorumluluktan kaçmamalıdır,” sözleriyle noktaladı.

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: Hukuk Herkese Eşit İşlemeli

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel yönetimlerdeki hukuksuzluklara, kayyum uygulamalarına ve siyasi etik eksikliğine tepki gösterdi, herkes için eşit hukuk ve Siyasi Etik Yasası çağrısı yaptı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yerel yönetimlerdeki operasyonlar, Orta Doğu’daki güç mücadeleleri ve demokratik çözüm süreci tartışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakırhan, iktidara güçlü bir “Siyasi Etik Yasası” çağrısı yaptı.

Bakırhan, İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı verileri örnek göstererek yargı uygulamalarındaki çifte standarda dikkat çekti. 31 Mart 2024’ten bu yana açılan 1048 soruşturmanın 472’sinin AK Partili, 217’sinin CHP’li, 78’inin MHP’li ve yalnızca 16’sının DEM Partili belediyeleri kapsadığını belirten Bakırhan, “Partisine göre hukuk uygulanıyor; muhalefet nefes alamıyor, iktidar usulsüzlükten muaf” ifadelerini kullandı.

Yerel seçimlerin ardından yaklaşık 90 belediyede yönetim değiştiğini ve 9 milyon vatandaşın iradesine müdahale edildiğini vurgulayan Bakırhan, bu durumun istikrar değil, güvensizlik ürettiğini söyledi.

Bakırhan, dünyadaki çatışmaları enerji kaynakları, ticaret yolları ve geçitler üzerinden yürütülen bir “dolaşım krizi” olarak tanımladı. Orta Doğu ve İran’daki gelişmelere değinen DEM Parti lideri, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “üç çizgi” analizini hatırlatarak, İsrail çizgisi, İngiltere çizgisi ve demokrasi-ortak yaşam çizgisinin önemine dikkat çekti.

Türkiye’de iç barışın sağlanması gerektiğini belirten Bakırhan, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını, kayyumların kaldırılmasını ve seçilmiş iradenin görev başına gelmesini talep etti.

Ayrıca, siyaset ve bürokraside yolsuzluk ve ayrıcalıklara karşı Siyasi Etik Yasası çağrısı yapan Bakırhan, “Hodri meydan! Kim halkın vergisinden aşırıyorsa peşini bırakmayalım” dedi.

Bakırhan, tüm siyasi partilere de çağrıda bulunarak, “Sandığı, makamı, rantı ve polemiği değil, 86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimi normalleştirelim. DEM Parti olarak elimizden geleni yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Hatimoğulları’ndan İktidara “Süreç” Uyarısı: Adım Atın, Destek Azalıyor

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 2026 Newroz’unun milyonlarca kişi tarafından sahiplenildiğini vurguladı. Ancak iktidarın somut adımlar atmaması toplumsal desteği azaltıyor, barış süreci kritik bir eşikte bulunuyor.

Haber Merkezi / Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda 2026 Newroz’u ve barış sürecine dair değerlendirmelerde bulundu.

Hatimoğulları, konuşmasına 30 Mart tarihli önemli anmaları hatırlatarak başladı: “30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan ve yoldaşlarını; 30 Mart 1995’te Hatay Samandağ’da, DEP eski ilçe başkanı Mehmet Latifeci’yi babası Yahya Latifeci ile birlikte kaybetmiş olmayı saygıyla anıyorum.”

Hatimoğulları, 2026 Newroz’unun tarihsel önemine dikkat çekerek, “Bu Newroz, 27 Şubat Asrın Çağrısı’nın milyonlar tarafından sahiplenildiği tarihi ana tanıklığın Newroz’u oldu. Milyonlar demokratik, adil ve eşit bir düzenin kurucu gücü olduklarını gösterdiler” ifadelerini kullandı. Newroz alanlarında, çocuklardan kadınlara, farklı inanç ve etnik kimliklerden milyonlarca insanın barışa ve demokratik birliğe destek verdiğini vurguladı. Ayrıca, sayın Abdullah Öcalan’ın adının anıldığı her anın, özgürlük mesajı niteliğinde olduğunu belirtti.

Hatimoğulları, sözlerine şöyle devam etti: “Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde artık sözün değil, somut adımların zamanı gelmiştir. Sürecin ikinci aşaması, niyet beyanlarının yerini bağlayıcı ve dönüştürücü adımların aldığı aşamadır. Demokratik çözüm ufkunu açan sayın Öcalan’ın çağrısı, toplumsal barışın ve eşit yurttaşlığın tesisine dönük stratejik bir yönelimdir. Ancak iktidarın ve devletin somut adımlar atmaması, toplumsal desteği azaltıyor.”

Hatimoğulları, iktidara yönelik çağrısında, barış sürecinin ikinci aşamasının öngörülebilir, net ve şeffaf bir takvimle kamuoyuna açıklanmasının önemine işaret ederek şunları kaydetti: “Yasal adım gerektirmeyen konularda iktidar direnç göstermekten vazgeçmelidir. Hasta mahpuslar bir an önce serbest bırakılmalı, kayyumlar tarihe gömülmeli, seçilmişler görevlerini özgürce yerine getirebilmelidir. Siyasal alanın genişletilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması sürecin vazgeçilmez parçasıdır.”

Toplantının ardından soruları yanıtlayan Hatimoğulları, İmralı’daki yeni konutla ilgili gelişmelere de değinerek, “Sayın Öcalan, Türkiye’deki bütün aydın, yazar, siyasetçi ve bilim insanlarıyla görüşmek istiyor. Bu görüşmelerin sağlanabilmesi için statünün netleştirilmesi önemli bir aşamadır” dedi.

Hatimoğulları, sözlerini “Süreçte toplumsal destek yüzde 90’ları gördü. Ancak iktidarın somut adımlar atmaması, güven ve desteğin makas farkını açıyor. Demokratik ve müreffeh bir gelecek için sorumluluk iktidardadır” diyerek tamamladı.

Paylaşın

Bakırhan’’dan Kürtler Arasında Birlik Çağrısı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt partilerine ve kurumlarına birlik çağrısında bulunarak, “Kaderimizin belirlendiği bu süreçte hiçbir Kürt partisi birlikten kaçmamalıdır. Bu yol mutlaka başarıya ulaşacaktır” ifadelerini kullandı.

İstanbul’dan Urfa’ya, İzmir’den Batman’a kadar 25 farklı noktada eş zamanlı olarak kutlanan Newroz, Van’da sağanak yağmur ve soğuk havaya rağmen büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Newroz ateşinin yakılmasının ardından halka hitap eden Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Van halkının baskılara ve kayyım politikalarına karşı duruşunu selamlayarak konuşmasına başladı.

Bakırhan, 2026 Newrozu’nun sembolik önemine dikkat çekerek, bu yılki kutlamaların sadece bir anma değil, geleceği kurma iradesi olduğunu belirtti. Alanı dolduran kitleye seslenen Bakırhan, şu ifadeleri kullandı: “2026 Newrozu başka bir Newroz’dur. Bu Newroz, kurucu bir Newroz’dur; yeni bir dönemin Newrozudur. Biz çatışmaların ve şiddetin olmadığı, Kürt meselesinin demokratik yollarla çözüldüğü bir yaşamı inşa etmeye çalışıyoruz. İnşallah Ankara’da esen barış rüzgarları Van’a da uğrar.”

“Ne Emperyalizm Ne Molla Rejimi”

Ortadoğu’daki sıcak gelişmelere ve İran’daki duruma da değinen Bakırhan, demokratik değerleri benimsemeyen ülkelerin dış müdahalelere açık hale geldiğini savundu. İran’daki “Jîn Jiyan Azadî” direnişine destek veren Bakırhan, çözümün halkların kimlik haklarının tanınmasından geçtiğini söyledi. Sayın Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının önemine vurgu yaparak, bu çağrının tüm bölge ülkeleri için bir “aydınlık ışığı” olduğunu ifade etti.

Konuşmasında Kürt halkının taleplerini net bir şekilde sıralayan Bakırhan, çözümün anahtarının inkar değil tanınma olduğunu belirtti:

Kimliklerin anayasal güvence altına alınması,
Anadilinde eğitim hakkı,
Kayyım siyasetine son verilerek yerel demokrasinin tesisi,
Siyasi tutsakların özgürlüğü ve Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesi.

Demokrasi mücadelesinin sadece Kürtleri değil, tüm Türkiye’yi kapsadığını hatırlatan Bakırhan, batıdaki yurttaşlara da seslendi. Bu sürecin Türkiye’yi bölen değil, aksine birleştiren ve kardeşleştiren bir süreç olduğunu ifade ederek Karadeniz’den Trakya’ya kadar herkesi barışa katkı sunmaya davet etti.

Ulusal Birlik Çağrısı

Konuşmasının sonunda Kürt partilerine ve kurumlarına “Ulusal Birlik” çağrısı yapan Bakırhan, Ortadoğu’da kartların yeniden karıldığı bu dönemde Kürtlerin ortak bir stratejiyle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. “Kaderimizin belirlendiği bu süreçte hiçbir Kürt partisi birlikten kaçmamalıdır,” diyen Bakırhan, Van halkının kararlı duruşunun başarıya ulaşacağını belirterek sözlerini noktaladı.

Paylaşın