Çin’in “Döviz Rezervleri” 3 Trilyon 200 Milyar Doların Üzerinde

Çin Merkez Bankası (PBoC) tarafından açıklanan verilere göre ülkenin temmuz ayında döviz rezervleri, 11,3 milyar dolar artışla 3 trilyon 204 milyar dolara yükseldi. Çin, dünyanın en yüksek rezervine sahip ülkesi konumunda bulunuyor.

Çin’in para birimi yuan ise temmuz ayında dolara karşı yüzde 1,5 oranında değer kazanırken, dolar önemli para birimlerine karşı geçen ay ortalama yüzde 1 oranında değer kaybetti.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Çin’in döviz rezervleri, temmuz ayında 3,2 trilyon doların üzerine çıktı. Pekin’in altın rezervinin parasal değeri ise 135,4 milyar dolara yükseldi.

ABD doları pazartesi günü önemli para birimlerine karşı değer kaybederken Çin Merkez Bankası (PBoC) tarafından açıklanan verilere göre ülkenin temmuz ayında döviz rezervleri, 11,3 milyar dolar artışla 3 trilyon 204 milyar dolara yükseldi.

Piyasa beklentisi, önceki ay 3 trilyon 193 milyar dolar olan rezervlerin, 3,2 trilyon dolara çıkacağı yönündeydi.

Çin’in para birimi yuan temmuz ayında dolara karşı yüzde 1,5 oranında değer kazanırken, dolar önemli para birimlerine karşı geçen ay ortalama yüzde 1 oranında değer kaybetti.

Çin, dünyanın en yüksek rezerve sahip ülkesi

Aynı ayda Çin’in altın rezervinde de artış yaşandı. Bir önceki ay 67,95 milyon ons seviyesinde olan rezerv miktarı, geçen ay 68,69 milyon onsa çıktı.

Altın rezervinin parasal değeri, 129,9 milyar dolardan 135,4 milyar dolara yükseldi. Çin, dünyanın en yüksek rezervine sahip ülkesi konumunda bulunuyor.

Çin’in para birimi yuan temmuz ayında dolara karşı yüzde 1,5 oranında değer kazanırken, dolar önemli para birimlerine karşı geçen ay ortalama yüzde 1 oranında değer kaybetti.

Paylaşın

Çin’den Türkiye’ye Stratejik İş Birliği Çağrısı

Çin Halk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Wang Yi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve mevkidaşı Hakan Fidan ile bir araya geldi. Erdoğan ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleşen görüşme basına kapalı olarak yapıldı.

Çin Dışişleri’nden Bakan Wang Yi’nin Bakan Hakan Fidan ile görüşmesi sonrasında yapılan yazılı açıklamada, ikili ilişkiler açısından önemli mesajlar verildi.

Çin’in resmi haber ajansı Şinhua’da yayımlanan açıklamada, Çin’in ikili ilişkilerin geliştirilmesine taze bir ivme kazandırmak üzere çeşitli alanlarda iş birliğini derinleştirmek ve stratejik güveni artırmak için Türk hükümetiyle çalışmaya hazır olduğu belirtildi.

Açıklamada, “Gelişmekte olan pazarlar ve kalkınmakta olan önemli ülkeler olarak Çin ve Türkiye geniş alanlarda ortak çıkarlar ve muazzam bir iş birliği potansiyelini paylaşmaktadır. Çin, Türkiye’nin kendi milli koşullarına uygun bir kalkınma rotası bulmasını, milli bağımsızlığını, egemenliğini, meşru hak ve çıkarlarını güvence altına almasını desteklemektedir” ifadelerine yer verildi.

Bakan Wang’ın Türk mevkidaşı Hakan Fidan’a ayrıca, Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası alanda giderek daha önemli bir rol oynamasını desteklediklerini ve Türkiye’nin iç işlerine yönelik müdahalelere karşı olduklarını belirttiği de kaydedildi.

Türkiye ile stratejik koordinasyonu güçlendirmek istediklerini belirten Wang, temel çıkarlar, ulusal güvenlik ve istikrarın güvence altına alınmasında iki ülkenin birbirine destek olması için birlikte çalışma mesajı verdi.

Wang, Çin-Türkiye Hükümetlerarası İşbirliği Komitesi, Kuşak ve Yol girişimi ile Türkiye’nin Orta Koridor girişimi arasında sinerjinin artırılması, enerji, eğitim, kültür ve diğer alanlarda ikili iş birliği mekanizmalarının geliştirilmesi çağrısı yaptı.

Çin’in kaliteli Türk mallarının ithalatını artırmak istediğini belirten Wang, ayrıca Çinli şirketleri Türkiye’de yatırım ve iş yapmaya teşvik edeceklerini belirterek, iki ülkeden şirketlerin kendi para birimleri üzerinden ticaret yapmasını desteklediklerini söyledi.

Çin Dışişleri Bakanı, ayrıca Türkiye ile Birleşmiş Milletler (BM), G20 ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi çok uluslu yapılar içinde koordinasyon ve iş birliğini de güçlendirmeye hazır olduklarını belirtti. Wang, üstü kapalı bir şekilde Batılı ülkeleri eleştirerek Türkiye’yi gelişmekte olan pazarlar ve kalkınmakta olan ülkelerin sesini birlikte duyurmaya çağırdı.

Wang Yi, Türkiye’ye, “uluslararası alanda gerçek anlamda çok sesliliğin savunulması, tek taraflılığa karşı çıkılması, küresel tedarik zincirlerinin istikrarının güvence altına alınması, dönüşen ve karmaşa içinde bulunan dünyada istikrarın güçlendirilmesi” için iş birliği çağrısı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığı açıklamasına göre Hakan Fidan da, Türkiye’nin Çin ile ilişkileri geliştirmeye büyük önem verdiğini belirterek, “Çin’in ekonomik ve teknolojik gelişiminin tehdit olduğu iddiasını reddettiklerini, Çin’in kalkınmasını engelleme girişimleri ve itibarsızlaştırma çabalarına karşı olduklarını” belirtti. Fidan’ın ayrıca, “Türkiye’de Çin’in toprak bütünlüğünü zayıflatmaya yönelik faaliyetlere izin vermeyeceğini” belirttiği de kaydedildi.

“Diyalog ve istişare mekanizmalarının daha etkin kullanılması”

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, görüşmede Türkiye-Çin ilişkilerinin tüm boyutlarıyla ele alındığı, “Hükümetlerarası İşbirliği Komitesi, Dışişleri Bakanları İstişare Mekanizması, Konsolosluk İstişareleri, Karma Ekonomik Komisyonu” gibi iki ülke arasındaki diyalog ve istişare mekanizmalarının daha etkin kullanılması konuları üzerinde durulduğu kaydedildi.

Erdoğan’ın, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi ile Türkiye’nin Orta Koridor Girişimi’ni uyumlaştırma çalışmalarına hız verilmesi konusunu dile getirdiği ve bu amaçla oluşturulan Üst Düzeyli Çalışma Grubu’nun ilk toplantısını gerçekleştirmek istediklerini belirttiği ifade edildi.

Açıklamada, “Türkiye-Çin ikili ticaretini daha dengeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmaya dönük neler yapılabileceği hususu ile yatırımların karşılıklı olarak artırılması konularının da gündeme geldiği görüşmede, Cumhurbaşkanımız Erdoğan, küresel ve bölgesel meselelerde önemli roller üstlenen iki ülkenin daha yoğun iş birliğine sahip olması yönündeki temennisini dile getirdi” denildi.

Ukrayna, küresel mali sistem ve nükleer enerji

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile mevkidaşı Wang Yi arasındaki görüşme sonrasında bir açıklama yapılmazken, Reuters haber ajansı “bir Türk Dışişleri kaynağına” dayandırdığı haberinde iki bakanın ele aldığı konular arasında Ukrayna’daki son gelişmeler ve küresel mali sistemin bulunduğunu belirtti.

Kaynak, görüşmede ikili ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi, Kuşak ve Yol ile Orta Koridor girişimlerinin uyumlu hale getirilmesi, nükleer enerji, tarım ve sivil havacılık konularında da istişarelerde bulunulduğunu kaydetti. Görüşmede ayrıca, Sincan bölgesinde yaşayan Uygur azınlığın durumunun da gündeme geldiği belirtildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Milletler Ligi’nde Şampiyon A Milli Kadın Voleybol Takımı

A Milli Kadın Voleybol Takımı, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Teksas eyaletindeki Arlington kentinde oynanan 2023 FIVB Milletler Ligi’nin finalinde Çin’i 3-1 yenerek tarihinde ilk kez şampiyon oldu.

Haber Merkezi / A Milli Kadın Voleybol Takımı, Cumhuriyetin 100. yılında bu tarihi zaferle dünya sıralamasında da ilk basamağa çıktı.

Millilerden Melissa Vargas, Milletler Ligi finallerinin en iyi oyuncusu (MVP) seçildi. Organizasyonun rüya takımına da Millilerden üç isim girdi. Zehra Güneş, En İyi Blok Yapan Orta Oyuncu, Gizem Örge, En İyi Libero ve Melissa Vargas ise En İyi Pasör Çaprazı olarak rüya takıma seçildi.

Salon: College Park Center
Hakemler:  Noemi Karina Rene (ARG)Sumie Myoi (JPN)
Çin: Diao, Yingying Li, Wang, Gong, X.Gong, Y.Wang, Yuan, Wang (L) (Du, Ni (L), Zheng, Zhong, Xu, Gao, Yang)
Türkiye: Elif, Ebrar, Zehra, Vargas, Derya, Eda, Gizem (L) (Cansu, Simge (L), Ayça, Saliha, İlkin)
Setler: 22-25, 25-22, 19-25, 16-25
Süre: 105 dakika

2018 yılında ligi ikincilikle tamamlayan Filenin Sultanları, 2021’de üçüncü; 2019 ve 2022 yıllarında ise 4’üncü olmuştu.

Öte yandan Polonya ile ABD, Milletler Ligi’nde bronz madalya müsabakasında karşılaştı. Rakibini, 25-15, 16-25, 25-19, 18-25 ve 17-15’lik setlerle 3-2 yenen Polonya, bronz madalyanın sahibi oldu. Polonya, organizasyon tarihinde ilk kez madalya kazanma başarısı gösterdi.

Paylaşın

Öğrencilerini Zehirleyen Anaokul Öğretmeni İdam Edildi

Çin’de 25 öğrencisini zehirleyen anaokul öğretmeni Wang Yun idam edildi. Wang’ın amacının öldürmek olup olmadığı tespit edilememişti. İlk etapta 9 ay hapis cezasına çarptırılan Wang’ın hükmü daha sonra idama çevrilmişti.

Çin’de kesin rakamlar devlet sırrı olduğu gerekçesiyle açıklanmasa da dünyada en fazla idamın gerçekleştirildiği ülke olduğuna inanılıyor. İdam cezaların çoğu kafanın arkasına sıkılan bir kurşunla yapılırken bazı durumlarda taşınabilir modüllerle zehirli iğne ile de infaz gerçekleştirilebiliyor.

Çin’de 2019 yılında 25 öğrenciyi zehirleyip birinin ölümüne yol açan anaokulu öğretmeni idam edildi. Mahkeme, suçlu bulunan anaokulu öğretmeninin cezasının infazının perşembe günü gerçekleştirildiğini duyurdu.

40 yaşındaki Wang Yun isimli bir öğretmen bir meslektaşı ile girdiği tartışma sonrası anaokulu öğrencilerinin yemeğine toksik sodyum nitrit karıştırmaktan suçlu bulunmuştu. Öğrencilerin 24’ü kısa sürede iyileşirken birisi 10 ay süren tedavisinin ardından çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetmişti.

Wang’ın daha önce de internetten aldığı aynı maddeyle kocasını zehirlediği ortaya çıkmıştı. Kocası da hafif hastalıklarla zehirlenmeyi atlatmıştı.

Wang’ın motivasyonu intikam olarak sunulsa da amacının öldürmek olup olmadığı tespit edilememişti. İlk etapta 9 ay hapis cezasına çarptırılan Wang’ın hükmü daha sonra idama çevrilmişti. Wang’ın itirazları da üst mahkemelerce reddedildi.

Çin’de kesin rakamlar devlet sırrı olduğu gerekçesiyle açıklanmasa da dünyada en fazla idamın gerçekleştirildiği ülke olduğuna inanılıyor. İdam cezaların çoğu kafanın arkasına sıkılan bir kurşunla yapılırken bazı durumlarda taşınabilir modüllerle zehirli iğne ile de infaz gerçekleştirilebiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Çin’den ABD’ye: İş Birliği Ya Da Çatışma Arasında Tercih Yapın

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı olan Blinken, Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ülkenin en kıdemli diplomatı olan Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi ile de bir araya geldi.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, Blinken ve Vang’ın Diaoyutai Devlet Konuk Evi’nde beraberindeki heyetlerle birlikte gerçekleştirdiği görüşmenin yaklaşık üç saat sürdüğünü söyledi.

Çin’in devlet televizyonu CCTV, Komünist Parti’deki konumu Çin Dışişleri Bakanı’ndan yukarıda olan Vang’ın görüşmede Blinken’a “Diyalog veya karşı karşıya gelme ve iş birliği ya da çatışma arasında bir tercih yapmak gerekiyor” dediğini aktardı.

Vang, Çin’in Tayvan konusunda ise “uzlaşacak ya da ödün verecek yeri kalmadığını” belirtti. Vang, “ABD daha önce üç ayrı ABD-Çin ortak bildirisinde de teyit edilen Tek Çin ilkesine gerçek anlamda bağlı kalmalı, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeli ve ‘Tayvan’ın bağımsızlığına’ açıkça karşı çıkmalıdır” dedi.

Dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip olan ABD ile Çin arasındaki ilişkiler son yıllarda ticaretten teknolojiye, Tayvan’dan insan haklarına kadar birçok konuda yaşanan sorunlar nedeniyle ciddi anlamda gerildi.

Blinken’ın yeni haftanın ilk gününde Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le de görüşmesi bekleniyor. ABD Başkanı Joe Biden da Cumartesi günü gelecek aylarda Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le görüşmeyi umduğunu kaydetmişti.

Blinken Çin ziyaretinin hemen öncesinde “Çin’le olan rekabetimizin çatışmaya dönüşmemesi iletişimle başlar” ifadelerini kullanmıştı.

İki ülke ilişkileri son dönemde oldukça gerilmiş durumda. Güney Çin Denizi bölgesinde bir Çin savaş uçağının Amerikan istihbarat uçağının yanında tehlikeli bir manevra yapması, ardından Tayvan Körfezi’nde Çin savaş gemisinin Amerikan savaş gemisinin çok yakınından geçmesi gerilimi daha da artırmıştı.

Savunma Bakanı Llyod Austin’in Singapur’daki bir etkinlikte Çin Savunma Bakanı ile görüşme isteği Pekin tarafından reddedilmişti.

Şubat ayında balon düşürülmüştü

İki ülkenin de nihai hedefi ikili ilişkilerin normalleşmesi. Antony Blinken’ın beş ay önce yapılması planlanan ziyareti casus balonu krizi nedeniyle ertelenmişti.

ABD, Şubat ayında ülkedeki önemli askeri sahalar üzerinde casusluk yaptığını söylediği Çin’e ait dev balonu bir savaş uçağının attığı füzeyle vurmuştu.

Amerikan toprakları üzerinde uçan balonun fark edilmesinin ardından bir diplomatik kriz yaşanmıştı. Çin, balonun, “bilimsel ve meteorolojik” amaçla uçurulan bir araç olduğunu ve Amerikan hava sahasına girmiş olmasının “üzüntü yarattığını” açıklamıştı.

İki ülke arasındaki bir diğer gerilim hattı da Tayvan

Çin, ülke toprağı olarak gördüğü Tavyan yakınında kısa süre önce bir askeri tatbikat yaptı. ABD ise Tayvan hükümeti ile yakın bir ilişki sürdürme kararlılığını sürekli vurguluyor.

İki ülke arasında diğer tartışmalı konular arasında, ileri teknoloji ürünleri ticaretİ hakkında anlaşmazlıklar, fentanil isimli uyuşturucu nitelikli ilacın Çin’deki üretimi de yer alıyor.

ABD heyetinin Çin’deki insan hakları konularını da masaya getireceği aktarılmıştı. Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, dünkü görüşmede Blinken’e Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söylemişti.

Çin devlet medyası Çin Gang’ın, bu görüşmede Blinken’e “Tayvan’ın sorununun, Çin’in çıkarlarının ağır bastığı en temel mesele, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu ve en önemli tehlike olduğunu” aktarmıştı.

Blinken, mevkidaşıyla görüşmede iki ülke arasında gerilimi düşürmek için iletişim hatlarını açık tutmanın önemini vurgulamıştı.

Paylaşın

ABD’den Çin’e Uyarı: Müsade Etmeyeceğiz

Çin’in ülkesinin müttefiklerini korkutmasına müsade etmeyeceğini söyleyen ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, her ülkenin uluslararası hukukun izin verdiği yerlerde uçmasını, deniz yolculuğu yapabilmesini istediklerini belirtti.

“Her ülke, küçük ya da büyük hukuki deniz aktivitelerini yerine getirmeli” diyen Austin,  Amerika’nın bölgedeki ülkelerle savunma planlarını, koordinasyonunu ve eğitimi arttırdığını kaydetti.

Lloyd Austin, “Çatışma ya da karşı karşıya gelmek istemiyoruz ama zorbalık ya da zorlamalardan da korkmayacağız” ifadesini kullandı.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Amerika’nın Çin’in ülkesinin müttefikleri ve ortaklarını korkutmasına müsade etmeyeceği mesajını verdi.

Austin bununla birlikte ABD’nin çatışma yerine diyaloğu tercih ettiğini ve Tayvan’la ilgili statünün korunmasından yana olduğunu belirtti.

Singapur’da savunma bakanlarını bir araya getiren etkinlikte konuşan Austin, her ülkenin uluslararası hukukun izin verdiği yerlerde uçmasını, deniz yolculuğu yapabilmesini istediklerini belirtti ve “Her ülke, küçük ya da büyük hukuki deniz aktivitelerini yerine getirmeli” dedi.

Amerika’nın bölgedeki ülkelerle savunma planlarını, koordinasyonunu ve eğitimi arttırdığını kaydeden Austin, “Çatışma ya da karşı karşıya gelmek istemiyoruz ama zorbalık ya da zorlamalardan da korkmayacağız” ifadesini kullandı.

Austin bu sözleri dile getirirken, bir Amerikan savaş gemisiyle Kanada savaş gemisi Tayvan Körfezi’nden geçti.

Bir Çin savaş gemisi ise Amerikan ve Kanada gemilerinin yakınındaydı.

Austin’in Singapur’da katıldığı etkinlikte konuşan bir diğer isim de Çin Savunma Bakanı Li Shangfu’ydu. Çin Savunma Bakanı bu tür faaliyetlerin Çin’i provoke ettiğini söyledi.

Mart ayında göreve başlamasından bu yana ilk defa uluslararası bir etkinlikte konuşan Çin Savunma Bakanı Li Shangfu, Çin’in Tayvan Körfezi’nden masum geçişlerle bir problemi olmadığını ama hakimiyet kurma amaçlı bu tür geçişlerin önlenmesi gerektiğini söyledi.

Li, Amerika ve müttefiklerinin tehlike yarattığını iddia etti ve “Kendi toprak, hava ve denizleriyle ilgilensinler” ifadesini kullandı.

Çin, Tayvan’ın ana karanın parçası olduğunu belirtiyor ve Tayvan Körfezi’yle Güney Çin Denizi’nde hak iddia ediyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Çin, Tüm Dünyadan Daha Fazla Çelik Üretiyor

Gelişmişliğin bir göstergesi olan, ekonomik ve endüstriyel açıdan önemli kabul edilen çelik, dünya genelinde, köprü, bina ve diğer altyapı inşasında kullanılan önemli bir bileşendir.

Haber Merkezi / Çelik, aynı zamanda araç imalatı, gemi yapımı, makine imalatı, gübre imalatı gibi çeşitli sektörlerde de kullanılmaktadır.

Dünyanın en büyük çelik üreticisinin hangi ülke olduğunu biliyor musunuz? 

İlginç bir şekilde, dünyanın en büyük çelik üreticisi olan ülke, tek başına o kadar çok çelik üretiyor ki, tüm dünya bu kadarını üretemiyor.

World of Statistics, sosyal medya platformu Twitter’da maksimum çelik üretilen ülkelerin bir listesini yayınladı.

Bu liste Çin, Hindistan, Japonya, Amerika, Rusya, Güney Kore, Almanya, Türkiye, Brezilya ve İran gibi ülkeleri içeriyor.

Yayınlanan listeye göre Çin, çelik üretiminde ilk sırada yer alıyor. Çin, dünyadaki toplam çelik üretiminin yüzde 53,9’unu oluşturuyor.

Hindistan, listede ikinci sırada yer alıyor. Hindistan, çelik üretiminin yüzde 6,6’sı oluşturuyor.

ABD dördüncü sırada

Japonya yüzde 4,8 çelik üretimiyle üçüncü sırada yer alırken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yüzde 4.3 çelik üretimiyle listede dördüncü sırada kendisine yer buluyor.

Rusya, dünyanın toplam çelik üretiminin yüzde 3,8’inin yapıldığı beşinci sırada yer alıyor.

Çelik nedir ve özellikleri?

Çeliğin en önemli özellikleri; şekillendirilebilirlik ve dayanıklılık, iyi bir akma ve çekme dayanımına sahip olması ve iyi bir ısıl iletkenliğinin olmasıdır.

Bu önemli özellikler kadar, paslanmaz çeliğin yüksek korozyon dayanımı, en önemli karakteristik özelliğidir.

Çelik Nasıl Yapılır?

En basit haliyle çelik, karbon ve demirin çok yüksek sıcaklıklarda (2600 ° F’nin üzerinde) karıştırılmasıyla yapılır. Birincil çelik üretimi , “pik demir” adı verilen bir üründen çelik oluşturur.

Pik demir, çelik için doğru olandan daha fazla karbon içeren cevherden elde edilen eritilmiş demirdir.

Çelik nasıl bir metaldir?

Çelik, demir elementi ile genellikle yüzde 0,02 ila yüzde 2,1 oranlarında değişen karbon miktarının bileşiminden meydana gelen bir alaşımdır. Çelik alaşımındaki karbon miktarları çeliğin sınıflandırılmasında etkin rol oynar.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler, 2023 Yılı Ortasında Hindistan’ın Nüfusu Çin’i Geçecek

Dünya nüfusunun yaklaşık beşte birini barındıran Hindistan’ın Haziran ayı sonunda Çin’i geride bırakarak dünyanın en kalabalık ülkesi olması bekleniyor. Hindistan’ın nüfusu Avrupa, Afrika ya da Amerika kıtası ülkelerinin toplam nüfusundan daha fazla.

Nüfusunun yarısı 30 yaşın altında olan Hindistan, önümüzdeki yıllarda dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olmaya aday. Hindistan’da tarımla uğraşanların sayısı giderek azalıyor.

İşgücüne katılan milyonlarca insana istihdam yaratma ihtiyacı, hükümetin en önemli sorunlardan biri.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) “8 Milyar Yaşam, Sonsuz Olasılıklar: Haklar ve Tercihler Meselesi” başlıklı “2023 Dünya Nüfusu Durum Raporu” bugün yayımlandı.

UNFPA, Hindistan’ın bu yıl ortasında nüfusunun 1 milyar 428 milyon 600 bin, Çin’in nüfusunun ise 1 milyar 425 milyon 700 bin civarında olacağı tahmininde bulundu.

Dünyanın üçüncü kalabalık ülkesi ABD’nin nüfusunun ise şubat ayı verilerine göre 340 milyona ulaştığı bildirildi.

Çin’in nüfusu 2050’de 1 milyar 317 milyona gerilemesi bekleniyor. Çin Ulusal İstatistik Bürosu, ülke nüfusunun 62 yıl sonra ilk kez 2022’de 850 bin azaldığını açıklamıştı.

Çin’de 2022’de 1000 kişi başına düşen doğum sayısı 6,77’de kalarak, 1961’den bu yana en düşük düzeye geriledi. Bu sayı önceki yıl 7,52’ydi.

UNFPA tarafından 2023 raporu için yaptırılan bir kamuoyu araştırması, Hindistan’ın yanı sıra Brezilya, Mısır ve Nijerya gibi ülkelerde nüfusun “çok büyük ve doğurganlık oranlarının çok yüksek” olduğu yönünde yaygın bir görüşün olduğunu ortaya koydu.

Bu arada bugün yayımlanan UNFPA raporunda, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Mısır, Etiyopya, Hindistan, Nijerya, Pakistan, Filipinler ve Tanzanya olmak üzere toplam 8 ülkenin 2050’ye kadar öngörülen küresel nüfus artışının yarısını oluşturacağı aktarıldı.

Paylaşın

Çin’den Rusya’ya “Silah Desteği Sağlamayacağız” Güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock’un Çin ziyaretinde Ukrayna savaşının sona erdirilmesi için atılabilecek adımlar öne çıktı. Baerbock, Çinli mevkidaşı Çin Gang ile iki saate yakın süren görüşmesinde, Pekin yönetiminden savaşın sona ermesi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin üzerindeki nüfuzunu daha fazla kullanmasını istedi.

Baerbock, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in geçen ay Moskova’ya yaptığı ziyaretin, Rusya üzerinde hiçbir ülkenin Çin kadar etkili olmadığını ortaya koyduğunu belirterek “Çin’in bu nüfuzu nasıl kullanacağına yönelik kararı, Avrupa’nın temel çıkarlarını doğrudan ilgilendirmektedir” dedi.

Çin’in İran ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesinde gösterdiği başarıya işaret eden Almanya Dışişleri Bakanı, aynı çabayı, Ukrayna’daki saldırganlığı sona erdirmesi ve barışçıl çözüm sürecine dahil olması için Rusya nezdinde de göstermesini istedi.

Çin’in Ukrayna savaşıyla ilgili olarak şimdiye kadar gerek resmi açıklamalarda gerekse Şubat ayında açıkladığı tutum belgesinde Rusya’ya doğrudan savaşı durdurma çağrısı yapmamasını anlayamadığını söyleyen Baerbock, “Bir o kadar önemli bir konu, Rusya’ya silah sevkiyatına izin verilmemesi ve çifte kullanımlı malzemelerin savaşta kullanılmasının önlenmesidir” diye konuştu.

“Silah desteği sağlamayacağız” güvencesi

Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ise ülkesinin savaşın taraflarına silah desteği sağlamadığı ve gelecekte de sağlamayacağı güvencesi verdi. Bakan, Çin’in hem askeri hem sivil amaçlı kullanılabilen “çifte kullanımlı” malzemelerin ihracatı konusunda da Çin yasaları uyarınca gerekli kontrolleri yaptığını vurguladı. Çin Gang, ülkesinin Ukrayna konusundaki rolünün, barışı teşvik ve müzakerelerin önünün açılması için çaba göstermek olduğunu kaydetti.

Baerbock’un Çinli mevkidaşı Çin ile görüşmesinde Tayvan konusunda yaşanan gerginlik de gündeme geldi. Tayvan’da askeri bir çatışmayı tüm dünya için bir “felaket senaryosu” olarak nitelendiren Baerbock, Almanya’nın “Tek Çin” politikasına bağlı olduğunun altını çizdi.

Tek Çin politikası, Tayvan’ın Çin’in parçası olarak kabul edilmesi ve Tayvan ile diplomatik ilişkiler kurulmaması anlamına geliyor. Anlaşmazlıkların sadece barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğine vurgu yapan Baerbock, statükonun şiddet yoluyla değiştirilmesinin kabul edilemeyeceğini kaydetti.

“Hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyiz”

Alman Bakan, küresel ticaretin yüzde 50’sinin Tayvan Boğazı üzerinden yapıldığına işaret ederek bölgede istikrarsızlığın son derece ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. Baerbock, bu tür bir şok dalgasının yol açacağı ekonomik krizden Çin’in de etkileneceği uyarısında bulundu.

Çin Gang ise Tayvan’ın Çin’in bir parçası olduğunu vurgulayarak ülkesinin Tayvan konusunda hiçbir dış müdahaleye müsamaha göstermeyeceğini kaydetti. Çin, “Diğer devletler ‘Tek Çin’ ilkesine gerçekten saygı duyuyorsa Tayvan’daki ayrılıkçı faaliyetleri reddetmeleri gerekir. Sorunların temelinde bağımsızlık çabaları yatmaktadır. Çin, topraklarının tek karışından vazgeçmeyecektir” ifadelerini kullandı.

Uluslararası hukuk açısından Çin’in parçası olarak kabul edilen 23 milyon nüfuslu Tayvan, 70 yıldır demokratik yollarla seçilen bağımsız hükümetler tarafından yönetiliyor. Çin son dönemde, dış müdahale durumunda askeri güç kullanımına başvurma tehdidinde bulunurken ABD, Çin’in askeri müdahalesi durumunda Tayvan’a savunma desteği vereceğini açıklamıştı.

Paylaşın

“Dünyanın En Kalabalık Ülkesi” Ne Zaman Hindistan Olacak?

Anketler ve doğum ve ölüm raporları gibi verilerden elde edilen matematiksel hesaplamalar, Hindistan’ın bu ayın ortasında Çin’i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olacağını öngörüyor.

Ancak demografi uzmanları, verilerin belirsiz olduğu ve güncellenebileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler nüfus tahminleri sorumlusu Patrick Gerland, “Bu kaba bir tahmin” diyor.

Demografi uzmanları, Hindistan’ın dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i ne zaman geçeceğini tam olarak bilmiyor. Bunun nedeni, uzmanların bu değerlendirmeyi yapmak için tahminlerden dayanak alması. Ancak Hindistan’ın çok yakında artık dünyanın en kalabalık ülkesi olacağına kesin gözüyle bakıyor ya da hatta belki de çoktan bu unvanı ele geçirdiğini düşünüyor.

Çin, Birleşmiş Milletler nüfus verilerinin tutulmaya başlandığı yıl olan 1950’den bu yana dünyanın en kalabalık ülkesi olarak biliniyor. Hem Çin hem de Hindistan, 1 milyar 400 milyondan fazla nüfusa sahip. Bu iki ülkenin toplam nüfusu, dünyadaki 8 milyar kişinin üçte birinden fazlasını oluşturuyor.

Belçika’daki Louvain Katolik Üniversitesi’nden demografi uzmanı Bruno Schoumaker, “Hindistan’ın dünyanın en kalabalık ülkesi olarak Çin’i ne zaman geçeceğini tam olarak bilmemiz imkansız. Sadece Hindistan’ın değil, Çin’in nüfusuyla ilgili belirsizlik var” dedi.

Anketler ve doğum ve ölüm raporları gibi verilerden elde edilen matematiksel hesaplamalar,, Hindistan’ın bu ayın ortasında Çin’i geçerek dünyanın en kalabalık ülkesi olacağını öngörüyor. Ancak demografi uzmanları, verilerin belirsiz olduğu ve güncellenebileceği uyarısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler nüfus tahminleri sorumlusu Patrick Gerland, “Bu kaba bir tahmin” diyor.

Hindistan’ın bu on yılın sonlarına kadar dünyanın en kalabalık ülkesi olacağı tahmin edilmiyordu. Ancak Çin’in doğurganlık oranındaki düşüş, Hindistan’ın dünyanın en kalabalık ülkesi olma yolundaki zamanlamayı hızlandırdı.

Hesaplamalar nasıl yapılıyor?

BM Nüfus Bölümü’nden demografi uzmanları, en güncel olduğuna inandıkları nüfus sayılarını elde etmek için, geniş kapsamlı veri kaynaklarına dayanan tahminler yürütüyor. Bu hesaplamalar için kullanılan verilerin son güncellemesi hem Hindistan hem de Çin için 2022 yılı Temmuz ayına ait.

Abu Dabi’deki Halife Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Profesör Stuart Gietel-Basten, nüfus uzmanlarının daha sonra Hindistan nüfusunun Çin nüfusunu ne zaman geçtiği sonucuna varmak için Stuart Gietel-Basten, “Elbette gerçek olan, bunların sadece birer tahmin olmasıdır. Ama en azından görece somut ve tutarlı metodolojiye dayanıyor” dedi.

Hem Hindistan hem de Çin’in nüfus verilerinin temelinde, her on yılda bir yapılan nüfus sayımları yatıyor. Çin’de son nüfus sayımı 2020 yılında yapıldı. Nüfus uzmanları, 2020’den bu yana Çin nüfusundaki artışı hesaplamak için doğum ve ölüm raporlarıyla diğer idari verileri kullandı.

Hindistan’daysa son nüfus sayımı 2011’de yapıldı. Ülkede 2021’de yapılması öngörülen son sayım, COVID-19 pandemisi nedeniyle ertelenmişti. Merkezi Yeni Delhi’de bulunan Hindistan Nüfus Vakfı’ndan Alok Vajpeyi, kapıdan kapıya sayımın on yıldan uzun süredir yapılmamış olduğunu, bunun yerine anketlerin boşluğu doldurması için devreye girdiğini söyledi.

Bu anketlerin en önemlisi, Hindistan’da doğum, ölüm, doğurganlık ve diğer verileri içeren geniş kapsamlı nüfus anketi olan Örnek Kayıt Sistemi.

BM Nüfus Fonu’nun Hindistan temsilcisi Andrea Wojnar, anketteki sayıların doğruluğundan emin olduklarını “çünkü anketin çok sağlam bir metodoloji kullandığını” kaydetti.

Hindistan neden öne geçiyor?

Çin hükümetinin yedi yıl önce tek çocuk politikasından geri adım atmasına rağmen ülke nüfusu yaşlanıyor ve nüfus büyümesinde durgunluk yaşanıyor. Hükümet, iki yıl önce de çiftlerin üç çocuk sahibi olabileceğini açıklamıştı.

Hindistan ise son 30 yıldır daha genç nüfusa ve daha yüksek doğurganlık oranına sahip. Ülkedeki bebek ölümleri oranıysa geriliyor.

Hindistan’da her yıl doğan bebek sayısı tüm ülkelerden daha fazla. Texas A&M Üniversitesi’nden sosyoloji profesörü Dudley Poston, Jr., Çin’deki demografik eğilimin ise her yıl ölenlerin sayısının doğanların sayısından fazla olduğu Avrupa ülkeleriyle benzerlik gösterdiğini söylüyor.

Dünyanın en kalabalık ülkesi olmak, bazı sosyal ve ekonomik sonuçları da beraberinde getiriyor. Hindistan için bu, ekonomik faaliyetleri körükleyen büyüyen bir işgücü anlamına geliyor. Çin içinse bu, yaşlanan nüfusu destekleyecek çalışma yaşındaki yetişkin sayısının azalması demek.

Washington’daki Nüfus Referans Bürosu’ndan Toshiko Kaneda’ya göre bir ülkede düşük doğum oranı kaydedildiğinde hükümetin daha fazla doğumu teşvik edici uygulamalara gitmesine rağmen nüfus büyümesini yeniden sağlamak genellikle zor oluyor.

Halife Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Profesör Stuart Gietel-Basten, “Psikolojik olarak Hindistan’la diğer alanlardaki rekabet de göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi olmak, Çin için zor olacak. Dünyanın en kalabalık ülkesi unvanının Hindistan’a geçmesi, insanlık tarihi açısından önemli bir dönüm noktası” dedi.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın