CHP’li Tezcan: Seçimi Kaybettik, Hiçbir Şey Olmamış Gibi Devam Edemeyiz

CHP’li Bülent Tezcan, partisinde yaşanan “değişim” tartışmalarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Önce şunu kabul edeceğiz. Bu seçimi kaybettik. Kaybettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi, her şey normalmiş gibi devam etmek mümkün değil” dedi ve ekledi:

“Yani başımızı kuma gömüp yürüyemeyiz. Bu sadece durumu kurtarmak, görüntüyü kurtarmak için değil ya da parti tabanının gazını, ateşini nasıl söndürürüz diye değil, gerçek anlamda bir muhasebeyi nasıl yaparız, bundan sonraki seçimi nasıl kazanırız? Artık bu mesele sadece 2024’teki yerel seçim meselesi değil, öncelikli o, ama onun daha ötesinde.”

Tezcan, açıklamasının devamında, “Ondan sonraki seçimlerde eğer Türkiye’nin kaderini değiştireceksek, Türkiye’yi bu otoriter, popülist rejimin cenderesinden çıkaracaksak CHP’nin tutumunu, iş yapma biçimini, siyaset yapma biçimini değiştirmek zorundayız. Partiyi yeni baştan, kodlarına, ideolojisine, kimliğine, 21. yüzyılın gereklerine uygun bir şekilde yorumlamak zorundayız. Bu kararlı, radikal bir dönüşümü gerektiriyor” ifadelerini kullandı:

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde istenilen başarının yakalanamadığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) değişim tartışmaları devam ediyor. CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’da bu tartışmalara katıldı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’ya konuşan Tezcan’ın açıklamalarından öne çıkan kısımlar şöyle:

Seçimden sonra CHP’de her geçen gün daha da dozu artan bir “değişim” tartışması başladı. Sizce de değişim zorunlu mu artık?

Önce şunu kabul edeceğiz. Bu seçimi kaybettik. Kaybettikten sonra hiçbir şey olmamış gibi, her şey normalmiş gibi devam etmek mümkün değil. Yani başımızı kuma gömüp yürüyemeyiz. Bu sadece durumu kurtarmak, görüntüyü kurtarmak için değil ya da parti tabanının gazını, ateşini nasıl söndürürüz diye değil, gerçek anlamda bir muhasebeyi nasıl yaparız, bundan sonraki seçimi nasıl kazanırız?

Artık bu mesele sadece 2024’teki yerel seçim meselesi değil, öncelikli o, ama onun daha ötesinde. Ondan sonraki seçimlerde eğer Türkiye’nin kaderini değiştireceksek, Türkiye’yi bu otoriter, popülist rejimin cenderesinden çıkaracaksak CHP’nin tutumunu, iş yapma biçimini, siyaset yapma biçimini değiştirmek zorundayız. Partiyi yeni baştan, kodlarına, ideolojisine, kimliğine, 21. yüzyılın gereklerine uygun bir şekilde yorumlamak zorundayız. Bu kararlı, radikal bir dönüşümü gerektiriyor.

Daha önce de seçim kaybettiniz ama bu kez değişim talepleri daha güçlü görünüyor. Öncelikle seçim neden kaybedildi, sorun aday mıydı, yeterince çalışma yapılmadı mı?

Bu seçimde hepimiz için beklenti çok büyüktü. Kazanacağımıza çok inanmıştık. Çok çaba harcandı, yeni yöntemler denendi. İttifak modeli genişletildi. Bütün bunlar inancı, umudu yükseltti. Anketler iyi görünüyordu. Beklenti çok yüksekti, dolayısıyla kaybedince travma da çok yüksek oldu. Bir kere bunu tespit edelim. Bir, seçimi kaybettik, iki, kaybın travması çok büyük.

Şimdi bundan sonrasına ilişkin yapılması gereken şeyler var. Mesele bir suçlu ya da sorumlu arayışı değil. Sorunu bulup çözme ekseninde sürdürmemiz gerek. Bu çerçevede hepimiz kusurlu olabiliriz; yüzde elli kusurlu, kusursuz olabiliriz. Ama herkesin söylediği bir şey var; hiçbir şey olmamış gibi yürüyemeyiz. Bu süreçte önümüzdeki dönemde yeni yol haritası çizmek lazım. Şimdi bu yol haritası sadece taktiksel sorunları çözme üzerine mi odaklanacak yoksa stratejik olarak parti yeniden mi yapılanacak?

Peki siz nasıl bir yöntem öneriyorsunuz?

Örgüt, kadro, program, söylem, tutum ve anlayış değişikliği. Köklü, esaslı bir değişim yani parti reformu. 2010 yılında Kemal Bey genel başkan olduğunda buna başlamıştık. Ciddi bir dönüşüm, heyecanla başladı. Yürütülen politika, anayasa referandumunda ana kolon haline getirdi CHP’yi. Arkasından yerel seçimlerde bunun esaslı sonucunu aldı. En son bu seçimlerdeki Cumhurbaşkanlığı merkezindeki ittifak o sürecin sonucuydu ve önemlidir. Yani yüzde 48’i bir yerde toplamak önemlidir, ama yetmedi.

2018’deki cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları oylara bakıyoruz, topluyoruz 2023’te aldığımız oy aynı, yüzde 47.8. Hepsini bir noktada toplamak önemli bir başarıdır, ancak yetmez. Yüzde 48’i yüzde 51’e çıkarabilmeliydik, çıkmadı. Bu döneme kadar birçok şey yapıldı ama bu bizi iktidar yapma noktasına taşımadı. Burada değişim, yenilenme kapasitesinin tıkandığını görüyoruz. Bu seçimlerin bize ilk göstermesi gereken şey; değişim kapasitesi tıkanmış artık. Yeniden o kapasiteyi yakalayabilmek lazım. Burada da değişim bir kapasite ikmaliyle değil, yani birilerini takviye ederek değil, yeni kapasite ikmali.

“Değişim öncelikle genel başkanla olmalı”

Değişim için kapasite ikmali nasıl olacak?

Değişimin içeriğini “Örgüt, kadro, program, söylem, anlayış, tutum değişikliği” diye söyledik. Ama değişimin önce bir motoru, heyecanı olması lazım. Bu moral bozukluğunu ortadan kaldıracak bir çıkışa ihtiyaç var. Onun için değişim önce liderlik değişimiyle başlar. Çünkü, büyük değişimler liderlik değişimiyle başlamıştır. 2010 yılında övdüğüm o önemli dönüşüm, liderlik değişimiyle başladı.

Rahmetli Deniz Bey’in davaya çok büyük katkıları oldu. Çok iyi bir siyasetçiydi. Allah rahmet eylesin. Ama o da tıkanmıştı. 2010 yılında Kemal Bey’in gelişi morali, motivasyonu, büyük dönüşümün altyapısını hazırladı. Heyecan olmadan dönüşüm olmaz. Hele de böyle büyük bir travmanın yaşandığı yerde, 13 yıl genel başkanlık yaptıktan sonra… Bir kere değişim öncelikle genel başkanla olmalı.

Bunu söylerken sadece genel başkan değişimini söylemiyorum. Başta genel başkanla birlikte liderlik kadrosunun değişmesi lazım. Ben de dahil. Yani hiç kimse bu süreç içerisindeki sorumluluğunu kenara bırakıp, “şu değişsin, ama ben kalayım” deme hakkına sahip değil. Tekrar görev düşerse tekrar yaparız ama bu bilinçle yaparız.

CHP’nin, 1970’lerdeki değişimi de liderlik değişimiyle oldu. Bir kadro hareketi başladı. Liderlik değişimini sonuçlandırdıktan sonra parti esaslı dönüşümünü sağladı. Deniz Bey’den sonra 2010 yılında Kemal Bey’in gelmesiyle önemli değişiklikleri sağladı, şimdi artık değişim kapasitesinin sonuna geldik. Yeni kapasite imali için önce yeni liderlik ihtiyacı var. Onu bir kere net söylememek, etrafından dolanmak demektir.

Değişim çağrıları sonrası Kemal Bey, Kurultay’ı işaret etti ama açıklamaları yerel seçime kadar partinin başında kalma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Siz nasıl okuyorsunuz?

Siyaset biliminde iktidarın muhafazakarlaşması diye bir durum vardır. Ülkedeki iktidar değil, partilerin içinde de iktidarlar vardır. Parti içindeki iktidarlar uzun süre iktidarda kaldıkları zaman muhafazakarlaşmaya başlarlar. CHP’de de Kemal Bey’in baştaki devrimci liderliği bugün muhafazakarlaşmaya başladı. Biz de o muhafazakarlaşmaya katkıda bulunduk, bir dönem parçası olduk. Ve bugün hepimizin cesaretle bunu görüp bu dönüşüme imkan vermemiz lazım.

Bülent Tezcan’ın açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP MYK Üyelerinin Tamamı İstifa Etti

CHP MYK üyeleri, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun elini rahatlatmak ve yeni yönetimini belirlemesi için istifalarını sundu. MYK’da yeni görevlendirmeler yapılması bekleniyor.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kaybedilmesinin ardından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Merkez Yönetim Kurulu (MYK) Toplantısı, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında Genel Merkez binasında gerçekleştirildi.

Basına kapalı gerçekleştirilen toplantı yaklaşık 4 buçuk saat sürdü. Toplantının ardından henüz açıklama yapılmazken MYK üyelerinin tamamı istifa etti. Kemal Kılıçdaroğlu istifaları onayladı. MYK’da yeni görevlendirmeler yapılması bekleniyor.

Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri

Ahmet Akın, Ali Öztunç, Bülent Kuşoğlu, Bülent Tezcan, Devrim Barış Çelik, Faik Öztrak, Fethi Açıkel, Gamze Akkuş İlgezdi, Gökçe Gökçen, Gülizar Biçer Karaca, Lale Karabıyık, Muharrem Erkek, Oğuz Kaan Salıcı, Selin Sayek Böke, Seyit Torun, Veli Ağbaba, Yüksel Taşkın.

CHP Genel Başkan Yardımcılarından Feti Açıkel toplantıda seçimlerin siyasi sonuçlarına dair sunum yaparken Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik de seçimlerin teknik sonuçlarına dair MYK’ya bilgi verdi.

CHP Parti Meclisi (PM) de Cumartesi günü toplanarak, hem seçim sonuçlarını değerlendirecek, hem de bundan sonraki sürece ilişkin yol haritasını belirleyecek.

CHP’nin yeni MYK’sının da PM toplantısından sonra ve büyük olasılıkla Pazar günü açıklanacağı dile getiriliyor.

CHP’nin Cumartesi günü basına kapalı olarak gerçekleştirilecek Meclis grup toplantısında da yeni grup başkanvekilleri ve TBMM Başkanlık Divanı’nda görev alacak isimler belirlenecek.

CHP MYK ve PM toplantılarında, kongre süreçlerinin de başlatılması bekleniyor. CHP kulislerinde, il ilçe kongrelerinin yaz aylarında tamamlanıp, Eylül-Ekim gibi de 38. Olağan Büyük Kurultay’ın yapılabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Kılıçdaroğlu kritik MYK toplantısı öncesinde CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile bir görüşme gerçekleştirdi. CHP Genel Merkezi’ndeki görüşme bir saate yakın sürdü.

Paylaşın

CHP’den ‘SADAT’ Hakkında Suç Duyurusu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, başkanlığındaki CHP Heyeti, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na SADAT (Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.) hakkında suç duyurusunda bulundu.

Haber Merkezi / Suç duyurusunun ardından Ankara Adliyesi önünde açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan şunları söyledi:

“Paramiliter bir suç örgütü olan SADAT hakkında suç duyurusunda bulunduk. Bunun için Ankara Adliyesi’ndeyiz. Daha önce sayın genel başkanımız yaptığı açıklamalarla da ortaya çıktığı üzere SADAT paramiliter bir yapıdır. Kanunlarımız karşısında paramiliter örgütlenme suçtur. SADAT, paramiliter örgütlenmesiyle Türkiye Cumhuriyeti kanunları çerçevesinde suç işlemek için kurulmuş ve Saray’ın da desteğini arkasına alarak faaliyet yürüten bir suç örgütüdür.

İnternet sitelerinde yaptıkları yayın, açıklama ve ilanlarda açık bir şekilde gayri nizami harp eğitimi ve terör eğitimi verdiklerini ikrar etmektedirler. Verdikleri kurs sonunda mezun olanların sabotaj, terör gibi yetenekleri kazandıklarını açıkça deklare eden suç örgütü ile karşı karşıyayız.

SADAT’ın yetkililerinin yaptığı açıklamalardan anlıyoruz ki SADAT silah ticareti yapmaktadır. Silah ticaretine aracılık yapmaktadır. Bu açıkça suçtur. SADAT bunları yaparken öbür taraftan bir yan kuruluşu olan aynı kişilerin birlikte hareket ettiği ASSAM adlı bir kuruluşun eliyle anayasal düzeni değiştirmek üzere Asrika adı altında bir devlet kurarak anayasal düzeni değiştirme hedefi olduğunu açıkça ifade etmektedir.

SADAT yetkilileri bunu şiddet yoluyla hedeflediklerini açıkça ortaya koymaktadırlar. SADAT bu gücü kimden alıyor? SADAT’ın verdiği bir başka mesaj sandıkta kaybedecekleri iktidarı şiddet yoluyla vermeme konusunda gereğini yapacaklarını söyleyecek kadar pervasızlaşmışlar. Bu sözlerin, girişimlerin, yapıların tamamı suçtur. Herkes biliyor ki SADAT bu amaçla kurulmuş bir örgüttür. Ne yazık ki arkasında saray rejimi vardır.

Savcılığa verdiğimiz dosyada açıkça görülecektir ki terör ve şiddet yoluyla anayasal düzeni değiştirmek ve suç işlemek için örgüt kurmuşlardır. ”

‘Cesur savcılara ihtiyacımız var’

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek ise şunları söyledi: Cesur savcılara ihtiyacımız var. Tüm soruşturmaların, tüm yargılamaların amacı hakikati ortaya çıkarmaktır. Gerçeğin üstünü hiçbir güç örtemez. SADAT’la ilgili başvurumuzu ciddi bir şekilde incelerse, korkmazsa, siyasi iktidarın baskısı altında kendini hissetmese gerçek ortaya çıkacaktır.

Ne olmuştu?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski danışmanı Adnan Tanrıverdi tarafından kurulan SADAT’ın İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan merkezinin kapısına dayanarak, “Önünde bulunduğumuz SADAT paramiliter bir kuruluştur… Burası terörist yetiştiren bir kurumdur. Seçimi gölgeleyecek, seçimin güvenliği sarsacak herhangi bir şey olursa sorumlusu burasıdır ve saraydır” açıklaması yapmıştı.

SADAT, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na 1 milyon lira tazminat davası açtığını duyurmuştu. Dava dilekçesinde Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına yer verilerek “Çok ağır ithamlarda bulunmak suretiyle müvekkil şirketin kişilik hakkına saldırı gerçekleştirilmiştir” denilmişti.

Paylaşın

CHP, Yurt Dışında Yaşayan Seçmenler İçin Harekete Geçti

Yakın zamanda partisinin Almanya ve İsviçre’de çalışmalara katılan CHP’li Tezcan, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere yeni CHP birlikleri kurmaya başladıklarını, var olan birlikleri de daha etkin hale getirmeye çalıştıklarını söyledi. Tezcan, çalışmalarının odağında ise seçmeni “sandıkla buluşturmak” olduğunu ifade etti.

Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, 2012’de yapılan yasal düzenlemeyle, 2014 yılından bu yana bulundukları ülkelerde cumhurbaşkanlığı seçiminde ve genel seçimde oy kullanabiliyor. En fazla seçmenin yaşadığı ülke Almanya.

Siyasi partiler için yurt dışı oylar kritik önemde, zira milletvekili dağılımını değiştirebiliyor. 2018 seçimlerinde, yurt dışından gelen oylarla, bir milletvekilliği İYİ Parti’den CHP’ye, Hatay’da da yine bir milletvekilliği MHP’den AKP’ye geçmişti. 2018 seçimlerin sonuçlarına göre yurt dışı seçmen oylarının dağılımına göre AKP ve HDP’nin ardından üçüncü parti konumundaki CHP, oylarını artırmak için çalışma başlattı.

CHP’nin yurtdışı örgütlenmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, partisinin hazırlıklarını BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a anlattı. Geçtiğimiz günlerde, Almanya ve İsviçre’de bizzat çalışmalara katılan Tezcan, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere yeni CHP birlikleri kurmaya başladıklarını, var olan birlikleri de daha etkin hale getirmeye çalıştıklarını söyledi.

‘Temel problem, oy kullanma oranının düşük olması’

Tezcan, çalışmalarının odağında ise seçmeni “sandıkla buluşturmak” olduğunu söyledi:

“Yurt dışında temel problem oy kullanma oranının düşük olması. Yüzde 50 dolayında. Onun için ‘Seçmen ol’ kampanyası başlatıyoruz. Sandığa gitmeme nedeninin bir kısmı, Türkiye’deki gibi, yani umut olması lazım. Bir kısmı ise seçmen olmakta zorlanıyorlar.

Örneğin, Türkiye’de resmi işlem yaptıkları zaman, ikematgah kaydı yaptırmak zorunda. O zaman yurt içi kütüğünde seçmen kaydı çıkıyor. Yani sadece Türkiye’ye gelip oy kullanabilirler, bu gibi durumlarda gümrüklerde de oy kullanamıyorlar. Askı güncelleme dönemi yetersiz kalıyor. O nedenle biz, şimdiden ‘Seçmen ol’ kampanyası başlatarak, ikametlerini şimdiden yurt dışına taşımalarını teşvik etmek istiyoruz.”

‘Elbise artık dar geliyor’

Sandık güvenliğini sağlamaya dönük eğitim çalışmalarına da başladıklarını anlatan Tezcan, “sandık görevlisi havuzu” oluşturmaya başladıklarını ifade etti. Tezcan, önümüzdeki süreçte, Amerika’da ve bazı Ortadoğu ülkelerinde de “birlik” örgütlenmesine gideceğini belirtti:

“2011 de başladık ilk organizasyonlara. Şu anda artık elbise bize dar geliyor. Sayımız arttı, alan genişledi. Elbiseyi genişletiyoruz, yeni biçime sokuyoruz, onları merkezileştirmemiz gerekiyor. Federatif örgütlenmeye geçiyoruz. Yani şehirlerde bölge birlikleri, ülke genelinde de ülke birlikleri oluşturuyoruz.

‘Sandığa gitmeyenler, gittiklerinde bize oy verecek’

Yurt dışı seçmen profiline ilişkin de bilgi veren Tezcan, Almanya, Fransa, Belçika gibi Türk seçmenin yoğun yaşadığı yerlerde CHP’nin ikinci veya üçüncü parti konumunda olduğunu, İngiltere ve İskandinav ülkelerinde ise birinci olduğunu söyledi.

Önümüzdeki seçime ilişkin hedeflerinin, yurt dışı seçmenin yaşadığı tüm sandıklardan birinci parti çıkmak olduğunu ifade eden Tezcan, bunun için de “seçmeni sandıkla buluşturmak gerektiğine” dikkat çekti:

“Oy oranı söyleyebilecek durumda değiliz henüz. Ama birinci parti olma hedefimiz var. Bunun için katılımı yükseltmemiz lazım. Sandığa gitmeyenler, sandığa gittiğinde, bize oy verecekleri yönünde bir izlenimimiz var. Eğilim öyle. Birliklerimizden gelen veriler de öyle. Biz sandığa taşıyabilsek, o oylar bizim diyor arkadaşlarımız. Onun için ikna edip sandığa götürmemiz önemli, katılımı yükseltmek önemli. Katılım arttığında bizim oylarımız yükselecek.”

‘Seçim bildirgesinde çözüm önerilerimiz yer alacak’

Yurt dışı seçmeni sandığa taşımanın önemli bir yolunun da, yaşadıkları ülkelere ilişkin sorunlarının çözümünü sağlama güvencesi vermek olduğunu belirten Tezcan, bunun için partisinin seçim bildirgesinde yurtdışında yaşayan seçmenin sorunlarını çözmeye dönük somut önerilere de yer vereceklerini söyledi:

“Mesela yaşadıkları ülkelerin kurumlarıyla ilgili sorunlar yaşıyorlar. Bizim Dışişleri Bakanlığı’nın resmi mercilerin daha etkin çalışmasını sağlayacak bir siyaset geliştirmek zorundayız. Sınır kapılarında problem yaşıyorlar, gümrük girişlerinde birikmeler problemler oluyor, giriş kolaylığı sorunları tespit edip öneriler geliştirmemiz gerekiyor.

Emeklilik ve sosyal güvenlikle ilgili ciddi problemleri var. Orada yaşayanların Türkiye’ye geldiklerinde sağlık hizmeti almalarında sıkıntılar yaşıyorlar. Hem yasal düzenleme hem de uygulamada pratik düzenlemelere ihtiyaç var, biz bunları da bir yandan tespit ediyoruz.

Biz ilk seçimde iktidar olacağız. İktidar olduğumuzda, bu vatandaşlarımızın hükümetimiz nezdinde çözülmesi gereken problemlerine ilişkin hangi adımları atacağız? Bir de onların kendi yaşadıkları ülkelerdeki hükümetlerle ilişkilerimizde hangi konuları ön plana çıkaracağız? Bunlar üzerinde çalışıyoruz.”

Paylaşın