Sosyal Medya, Gazze Eylemlerini Nasıl Şekillendirdi?

İsrail’in Hamas’ın eylemlerine yanıt olarak 2023 yılının Ekim ayından itibaren başlattığı askeri saldırılarda, aralarında çok sayıda kadın ve çocuğun da bulunduğu on binlerce Filistinli hayatını kaybetti.

Kurtuluş Aladağ / Sosyal medyanın ortaya çıkışından önce, savaşlar hakkındaki bilgiler büyük ölçüde geleneksel medya kuruluşları tarafından kontrol ediliyordu ve bu kuruluşlar da çoğunlukla hükümet politikaları, şirket çıkarları ve jeopolitik ittifaklardan etkileniyordu.

Sosyal medya çağında, savaşlar hükümet politikaları, şirket çıkarları ve jeopolitik ittifaklardan etkilenen medyanın gözünden izlenmiyor.

Sosyal medya Gazze savaşını hem bir bilgi kaynağı hem de bir propaganda aracı olarak şekillendirdi; kamuoyu algısını etkiledi, ancak sosyal medya dezenformasyon ve sansür tartışmalarıyla da karmaşık bir rol oynadı.

Gerçek zamanlı bilgi ve görseller: X (Eski adı Twitter), Instagram ve TikTok gibi platformlar, çatışmanın görüntülerini, videolarını ve tanıklıklarını hızla yayarak dünya genelinde farkındalığı artırırken, Filistinliler ve İsrailliler, kendi perspektiflerini paylaşarak ana akım medyanın anlatısının sorgulanmasına neden oldular.

Örneğin, Gazze’deki yıkımın videoları viral oldu, ancak dezenformasyon (ör. manipüle edilmiş görüntüler) da yaygınlaştı.

Propaganda ve algı yönetimi: Her iki taraf da sosyal medyayı propaganda için kullanırken, İsrail, IDF’nin resmi hesapları üzerinden operasyonlarını savundu. Filistin yanlısı gruplar ise insan hakları ihlalleri ve sivil kayıpları vurguladı. Hashtag kampanyaları (#FreePalestine, #IsraelUnderAttack) kutuplaşmayı daha da derinleştirdi.

Kamuoyu baskısı: Sosyal medya, özellikle genç nesiller arasında Filistin’e olan desteğini artırdı. ABD ve Avrupa’da yapılan Filistin’e destek protestoları, özellikle X’teki paylaşımlar üzerinden örgütlendi. Ancak, antisemitizm ve İslamofobi suçlamaları da aynı platformlarda yoğun tartışmalara yol açtı.

Sansür tartışmaları: Meta ve X gibi platformlar, Filistin içeriğini kısıtladığı iddialarıyla eleştirildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (2023 raporu), özellikle Meta’nın Filistin yanlısı paylaşımları sistematik olarak kaldırdığını öne sürdü. Bu durum, ifade özgürlüğü tartışmalarını daha da alevlendirdi.

Dezenformasyonun yayılması: Bu platformlar üzerinden sunulan yanlış bilgiler, örneğin sahte ölüm sayıları veya çarpıtılmış videolar, hızla yayılırken, Bellingcat gibi kuruluşlar, görüntüleri veya bilgileri doğrulama çabalarını artırdı.

Paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir