Daha Uzun Yaşıyoruz, Daha Uzun Hastalanıyoruz
Yeni bir araştırma, 1990’dan bu yana yaşam süresi 9,2 yıl uzarken sağlıksız geçirilen sürenin de arttığını ortaya koydu. Uzmanlar, sağlık politikalarının artık yalnızca ömrü uzatmaya değil, sağlıklı yaşam süresini artırmaya odaklanması gerektiğini vurguluyor.
Haber Merkezi / Lancet Public Health dergisinde yayımlanan Küresel Hastalık Yükü (Global Burden of Disease-GBD) araştırması, insanlığın tarihteki en uzun yaşam süresine ulaştığını ortaya koyarken, bu kazanımın beklenen ölçüde sağlıklı yıllara dönüşmediğini gösterdi. Araştırmaya göre insanlar artık daha uzun yaşıyor; ancak bu ek yılların önemli bir bölümünü kronik hastalıklar ve engellilikle mücadele ederek geçiriyor.
1990-2023 dönemini kapsayan araştırma, dünya genelinde ortalama yaşam süresi ile sağlıklı yaşam süresi arasındaki farkın giderek açıldığını ortaya koyuyor. Başka bir ifadeyle, tıptaki gelişmeler yaşam süresini uzatırken, yaşam kalitesini aynı ölçüde artırmakta yetersiz kalıyor.
Küresel Ölçekte Hastalık Açığı Büyüyor
Araştırma, son 33 yılda küresel sağlık göstergelerinde dikkat çekici bir değişim yaşandığını ortaya koyuyor. Dünya genelinde ortalama yaşam süresi 1990 yılında 64,6 yıl iken 2023’te 73,8 yıla yükselerek 9,2 yıllık artış gösterdi. Aynı dönemde sağlıklı yaşam süresi de 55,9 yıldan 63,1 yıla çıkarak 7,2 yıl uzadı. Ancak yaşam süresindeki artış, sağlıklı geçirilen yıllara aynı ölçüde yansımadı.
Araştırmaya göre insanların hastalık veya engellilikle geçirdiği süre 1990 yılında 8,8 yıl iken, 2023 itibarıyla 10,7 yıla yükseldi. Böylece yaşam süresi ile sağlıklı yaşam süresi arasındaki fark, yani “hastalık açığı”, 1,9 yıl daha genişledi. Sağlıksız geçirilen yılların toplam yaşam süresi içindeki payı ise yüzde 13,6’dan yüzde 14,5’e çıktı.
Uzmanlar, bu verilerin insanların yalnızca daha uzun yaşadığını değil, aynı zamanda yaşamlarının daha büyük bir bölümünü kronik hastalıklar, ağrı, engellilik ve uzun süreli sağlık sorunlarıyla geçirmek zorunda kaldığını gösterdiğini belirtiyor. Araştırmaya göre büyüyen hastalık açığı artık yalnızca yaşlılık dönemini değil, yetişkinlik yıllarının önemli bir bölümünü de kapsıyor.
Zengin Ülkelerde Ömür Uzuyor, Hastalık Süresi de Artıyor
Araştırma, yüksek gelirli ülkelerde yaşam süresinin daha uzun olmasına karşın sağlıksız geçirilen yılların da belirgin şekilde arttığını ortaya koydu.
En geniş hastalık açığına sahip ülkeler şöyle sıralandı:
ABD: 14 yıl
Avustralya: 13,9 yıl
Kanada: 13,7 yıl
Sosyo-demografik gelişmişlik düzeyi yüksek ülkelerde yaşam süresindeki artış, sağlıklı geçirilen yıllara aynı oranda yansımıyor. Bölgesel karşılaştırmada ise yüksek gelirli bölgelerde hastalık açığı ortalama 12,7 yıl olarak hesaplanırken, Sahra Altı Afrika’da bu süre 9 yıl ile en düşük seviyede kaldı.
Kadınlar Daha Uzun Yaşıyor, Ancak Daha Fazla Hastalıkla Mücadele Ediyor
Araştırma, kadınların tüm bölgelerde erkeklerden daha uzun yaşadığını; ancak bu ek yılların önemli bir bölümünü sağlık sorunlarıyla geçirdiğini de ortaya koydu.
Buna göre kadınlar ortalama 12,1 yılını, erkekler ise ortalama 9,3 yılını hastalık veya engellilikle geçiriyor.
Washington Üniversitesi Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsü (IHME) araştırmacılarından Catherine Bisignano, bulguları şu sözlerle değerlendirdi:
“Kadınlar dünyanın hemen her yerinde erkeklerden daha uzun yaşıyor, ancak bu ek yılların daha büyük bir bölümünü kalitesiz sağlık koşullarında geçiriyor. Sağlıklı yaşlanmayı sağlamak için engelliliğe yol açan koşulları önlemeye ve bakım hizmetlerini erken aşamada güçlendirmeye odaklanmalıyız.”
Sağlıksız Geçen Yılların Başlıca Nedenleri
Araştırmaya göre dünya genelinde sağlıksız geçirilen yılların yüzde 57,4’ü, ölüm riski yaratmasa da yaşam kalitesini ciddi biçimde düşüren kronik hastalıklardan kaynaklanıyor.
Yaşam kalitesini en fazla etkileyen sağlık sorunları arasında kas ve iskelet sistemi hastalıkları (özellikle bel ağrısı), ruh sağlığı bozuklukları (depresyon ve anksiyete), duyu organı hastalıkları (özellikle yaşa bağlı işitme kaybı), düşmeler ve yaralanmalar ile diğer bulaşıcı olmayan kronik hastalıklar yer alıyor.
Önlenebilir Risk Faktörleri Öne Çıkıyor
Araştırma, sağlıksız geçirilen yılların önemli bölümünün önlenebilir risk faktörlerinden kaynaklandığını da ortaya koydu.
Başlıca risk faktörleri yüksek açlık kan şekeri, yüksek vücut kitle indeksi (obezite), anne ve çocuk yetersiz beslenmesi ile tütün kullanımı olarak sıralanıyor. Düşük ve orta gelirli ülkelerde ise anne-çocuk yetersiz beslenmesi ile hava kirliliği, hastalık yükünü artıran en önemli etkenler arasında yer alıyor.
Uzun Yaşam Değil, Sağlıklı Yaşam Hedeflenmeli
IHME Direktörü Dr. Christopher Murray, sağlık politikalarının yalnızca yaşam süresini uzatmaya odaklanmasının yeterli olmadığını vurguladı.
Murray, “Bulgularımız, gelecekte toplum sağlığında elde edilecek kazanımların insanları yalnızca daha uzun yaşatmakla değil, daha sağlıklı yaşatmakla mümkün olacağını gösteriyor. İlerleme yalnızca yaşam süresiyle değil, ‘sağlıklı yaşam süresi’ ile ölçülmeli. Koruyucu hekimliğe, kronik hastalıkların yönetimine ve uzun dönemli bakım hizmetlerine çok daha fazla yatırım yapılmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Araştırma, sağlık sistemlerinin gelecekteki başarısının yalnızca ortalama yaşam süresini artırmakla değil, insanların hastalıksız ve bağımsız geçirdiği yılları çoğaltmakla ölçüleceğine işaret ediyor. Uzmanlara göre sağlık politikalarının odağı artık “daha uzun yaşam” yerine “daha sağlıklı yaşam” olmalı.





























