Irak, Enerji İhracatında Rotayı Yeniden Çiziyor
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler, Irak’ın petrol ihracatında alternatif güzergâh arayışını hızlandırdı. Bağdat, enerji arz güvenliğini artırmak için Kerkük–Ceyhan başta olmak üzere yeni boru hattı projelerini yeniden gündemine aldı.
Haber Merkezi /Dünya kanıtlanmış petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde 8’ine sahip olan Irak, ekonomisini büyük ölçüde hidrokarbon gelirleri üzerine inşa etmiş durumda. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre ülke kamu gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını petrol sektöründen elde ederken, ihracat gelirlerinin de neredeyse tamamı ham petrol satışlarından sağlanıyor.
Ancak son dönemde Basra Körfezi’nde artan güvenlik riskleri ve Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik gerilimler, Irak’ın uzun yıllardır sürdürdüğü tek çıkış noktasına dayalı ihracat modelinin kırılganlığını yeniden ortaya koydu. Reuters, Bloomberg, S&P Global Commodity Insights, Atlantic Council ve CSIS tarafından yayımlanan analizler, Bağdat yönetiminin enerji ihracatını daha güvenli ve sürdürülebilir hale getirmek amacıyla alternatif güzergâhlara yöneldiğini gösteriyor.
Hürmüz Boğazı Irak’ın En Büyük Kırılganlığı
Irak’ın günlük ham petrol ihracatının büyük bölümü Basra Körfezi’ndeki açık deniz terminalleri üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu nedenle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek herhangi bir güvenlik sorunu ya da deniz trafiğini aksatan gelişme, ülkenin ihracat kapasitesini doğrudan etkiliyor.
Uluslararası Enerji Ajansı ve denizcilik veri şirketi Kpler’in değerlendirmelerine göre Körfez’de yaşanan gerilim dönemlerinde tanker hareketleri yavaşlıyor, sigorta ve navlun maliyetleri artıyor, sevkiyat programlarında ise gecikmeler yaşanıyor.
Atlantic Council ve CSIS analizleri, Irak’ın alternatif ihracat altyapısının sınırlı olması nedeniyle depolama kapasitesinin baskı altında kaldığını ve bazı dönemlerde üretimin geçici olarak azaltılmasının gündeme gelebildiğini ortaya koyuyor.
Bölgedeki diğer büyük üreticiler ise alternatif çıkış hatları sayesinde daha esnek bir ihracat yapısına sahip. Suudi Arabistan, Doğu-Batı Boru Hattı ile Kızıldeniz’deki Yanbu Limanı’na ulaşabilirken, Birleşik Arap Emirlikleri Habshan–Fuceyre Boru Hattı aracılığıyla Hürmüz Boğazı’nı bypass ederek Umman Denizi üzerinden ihracat gerçekleştirebiliyor. Irak ise benzer ölçekte alternatif bir hatta henüz sahip değil.
Kerkük–Ceyhan Hattı Yeniden Ön Planda
Körfez’deki risklerin artmasıyla birlikte dikkatler yeniden Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı’na çevrildi.
Kerkük–Ceyhan Boru Hattı, geçmişte Irak’ın Akdeniz’e açılan en önemli ihracat güzergâhlarından biri olmasına rağmen, Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tahkim süreci, Irak Merkezi Hükümeti ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) arasındaki gelir paylaşımı anlaşmazlıkları ve teknik sorunlar nedeniyle uzun süredir tam kapasiteyle işletilemiyor.
Reuters, Iraq Oil Report ve Bloomberg’in aktardığı bilgilere göre Bağdat, Erbil ve Ankara arasında hattın yeniden devreye alınmasına yönelik diplomatik temaslar sürüyor. Yaklaşık 1,5 milyon varil/gün teorik kapasiteye sahip olan hattın tam anlamıyla faaliyete geçebilmesi için uluslararası petrol şirketlerinin alacakları, üretim paylaşım sözleşmeleri ve hukuki tazminat süreçlerine ilişkin anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması gerekiyor.
Alternatif Koridorlar Enerji Güvenliğinin Merkezinde
Irak’ın enerji ihracatında değerlendirdiği mevcut ve alternatif güzergâhlar; kapasite, maliyet, güvenlik ve siyasi riskler bakımından önemli farklılıklar gösteriyor.
Hâlihazırda ülkenin ana ihracat kapısı olan Basra Körfezi terminalleri, günlük yaklaşık 3,5 milyon varillik sevkiyat kapasitesiyle Irak’ın en büyük ve en düşük maliyetli ihracat altyapısını oluşturuyor. Ancak bu güzergâhın en önemli dezavantajı, ihracatın büyük ölçüde Hürmüz Boğazı’na bağımlı olması. Bölgede yaşanabilecek askeri gerilimler veya deniz trafiğini aksatan gelişmeler, Irak’ın petrol ihracatını doğrudan etkileyebiliyor.
Kerkük–Ceyhan Petrol Boru Hattı ise yaklaşık 1,5 milyon varil/gün teorik kapasitesiyle Irak’ın Akdeniz üzerinden Avrupa pazarlarına ulaşmasını sağlayabilecek en önemli alternatif olarak öne çıkıyor. Mevcut altyapının büyük ölçüde hazır olması nedeniyle kısa vadede devreye alınabilecek en hızlı seçenek olarak değerlendirilen hat, hukuki ve siyasi anlaşmazlıkların çözülmesini bekliyor.
Orta ve uzun vadeli stratejik projeler arasında yer alan Basra–Akabe Petrol Boru Hattı, Irak’ın güneyindeki üretim sahalarını Ürdün’ün Kızıldeniz kıyısındaki Akabe Limanı’na bağlamayı hedefliyor. Günlük 1 ila 2,25 milyon varil taşıma kapasitesi öngörülen proje, Hürmüz Boğazı’nı tamamen devre dışı bırakması nedeniyle enerji güvenliği açısından önemli avantaj sağlıyor. Ancak yaklaşık 18 milyar dolarlık yatırım maliyeti, uzun inşa süresi ve uluslararası finansman ihtiyacı projenin önündeki en önemli engeller arasında gösteriliyor.
Bağdat’ın değerlendirdiği bir diğer seçenek olan Irak–Suriye–Baniyas koridoru ise Akdeniz’e ulaşan en kısa kara bağlantılarından biri olarak kabul ediliyor. Yaklaşık 700 bin varil/gün kapasiteye sahip olabileceği değerlendirilen hattın yeniden faaliyete geçirilmesi, Körfez’e bağımlılığı azaltabilecek bir alternatif oluşturabilir. Buna karşın Suriye’deki güvenlik sorunları, altyapının büyük ölçüde zarar görmüş olması ve uluslararası yaptırımlar nedeniyle bu seçeneğin kısa vadede uygulanabilirliği oldukça düşük görülüyor.
Bağdat İçin Stratejik Dönüşüm
Uluslararası enerji kuruluşları ve düşünce kuruluşlarının ortak değerlendirmesi, Irak’ın uzun vadeli enerji güvenliğinin yalnızca üretim kapasitesini artırmasına değil, ihracat güzergâhlarını çeşitlendirmesine bağlı olduğu yönünde.
Uzmanlar, mevcut koşullarda Kerkük–Ceyhan hattının yeniden tam kapasiteyle devreye alınmasının Irak ekonomisinin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırabilecek en hızlı çözüm olduğunu değerlendiriyor. Buna karşılık Basra–Akabe Projesi, Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltabilecek en stratejik uzun vadeli yatırım olarak öne çıkarken, Baniyas koridorunun ise bölgedeki güvenlik ve siyasi gelişmelere bağlı olarak ilerleyen yıllarda yeniden gündeme gelebileceği ifade ediliyor.
Enerji uzmanlarına göre Irak’ın önümüzdeki dönemde karşı karşıya olduğu temel mesele artık yalnızca daha fazla petrol üretmek değil; ürettiği petrolü küresel pazarlara güvenli, kesintisiz ve farklı güzergâhlar üzerinden ulaştırabilecek bir ihracat altyapısı oluşturmak olacak.





























