Uzmanlardan Uyarı: Yüksek Tansiyonu Fazla Düşürmek De Risk Taşıyor
Uzmanlar, özellikle yaşlı bireylerde tansiyonun gereğinden fazla düşürülmesinin baş dönmesi, düşme ve böbrek sorunları gibi ciddi risklere yol açabileceğini belirtiyor.
Haber Merkezi / Son bilimsel veriler, en doğru hedefin tek bir rakam değil, hastaya özel belirlenen tansiyon değeri olduğunu ortaya koyuyor.
“Sessiz katil” olarak bilinen yüksek tansiyon (hipertansiyon), yaş ilerledikçe daha sık görülen ve kontrol altına alınmadığında kalp krizi, felç, kalp yetmezliği ile böbrek hasarına neden olabilen en önemli kronik hastalıklar arasında yer alıyor.
Ancak uzmanlar, tansiyonu düşürmenin de bir sınırı olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle ileri yaşlardaki bireylerde kan basıncının aşırı düşmesi; baş dönmesi, sersemlik, denge kaybı ve bayılmaya yol açabiliyor. Bu durum ise düşmelere bağlı kalça ve diğer kemik kırıkları, hareket kabiliyetinin azalması ve yaşam kalitesinde ciddi kayıplarla sonuçlanabiliyor.
Bu nedenle hekimler, kalp-damar hastalıklarını önlerken aynı zamanda yan etkileri en aza indirecek tansiyon hedefini belirlemeye çalışıyor.
SPRINT Çalışması Tedavi Yaklaşımını Değiştirdi
Uzun yıllar boyunca tıp dünyasında sistolik kan basıncının, yani halk arasında “büyük tansiyon” olarak bilinen değerin 140 mmHg’nin altında tutulması standart tedavi hedefi olarak kabul edildi.
Ancak bu yaklaşım, tıp literatürünün en önemli hipertansiyon araştırmalarından biri olan SPRINT (Systolic Blood Pressure Intervention Trial) ile yeniden değerlendirildi.
Araştırmada, diyabeti bulunmayan ancak kalp-damar hastalığı riski yüksek 50 yaş ve üzerindeki yetişkinler incelendi. Büyük tansiyonu 140 mmHg’nin altında tutulan hastalar ile 120 mmHg’nin altına düşürülen hastalar karşılaştırıldı.
Sonuçlar, tansiyonu 120 mmHg’nin altına indirilen grupta kalp krizi, felç ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin belirgin biçimde azaldığını gösterdi.
Ancak yoğun tedavi uygulanan bu grupta baş dönmesi, ani tansiyon düşüklüğü, bayılma ve böbrek fonksiyon bozuklukları gibi yan etkilerin de daha sık görüldüğü belirlendi.
Tek Bir Hedef Herkes İçin Uygun Değil
SPRINT çalışmasının ardından uzmanlar, özellikle 60 yaş üzerindeki bireylerde herkes için geçerli tek bir “ideal tansiyon değeri” bulunmadığı görüşünde birleşiyor.
Genel sağlık durumu iyi olan birçok yaşlı bireyde sistolik tansiyonun 120-130 mmHg aralığında tutulmasının, kalp ve damar hastalıklarından korunma ile tedavinin olası yan etkileri arasında en dengeli yaklaşımı sunduğu değerlendiriliyor.
Buna karşın diyabet, kronik böbrek hastalığı veya başka ciddi sağlık sorunları bulunan kişilerde tedavi hedefinin yaş, kullanılan ilaçlar ve genel sağlık durumu dikkate alınarak bireysel olarak belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Yaşam Tarzı Değişiklikleri Tedavinin Ayrılmaz Parçası
Uzmanlar, hipertansiyon tedavisinin yalnızca ilaç kullanımından ibaret olmadığını hatırlatıyor.
Tuz tüketiminin azaltılması, sebze, meyve ve liften zengin dengeli bir beslenme düzeni, düzenli fiziksel aktivite, ideal kilonun korunması, sigara ve alkol kullanımından kaçınılması ile kaliteli uyku ve stres yönetimi, kan basıncının kontrol altına alınmasına önemli katkı sağlıyor.
Araştırmalar, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hem kullanılan ilaçların etkinliğini artırdığını hem de kalp-damar hastalıkları riskini azalttığını gösteriyor.
Uzmanlar, hipertansiyon tedavisinde ilaç dozlarının kişinin kendi kararıyla değiştirilmemesi gerektiği konusunda uyarıyor.
Kan basıncının çok yüksek seyretmesi kadar gereğinden fazla düşürülmesi de ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği için tedavi hedefinin düzenli doktor kontrolleriyle belirlenmesi büyük önem taşıyor.
Bilimsel veriler, hipertansiyon tedavisinde başarının yalnızca tansiyonu düşürmekle değil, hastanın yaşına, sağlık durumuna ve yaşam koşullarına uygun, kişiselleştirilmiş bir tedavi planı oluşturmakla mümkün olduğunu ortaya koyuyor.





























