Türkiye’nin Kısa Vadeli Dış Borcu 175 Milyar Dolar

Ocak sonu itibarıyla Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku, 174,9 milyar dolara geriledi. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku 69,9 milyar doları, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku 58,8 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Borçlu bazında incelendiğinde, kamu sektörünün kısa vadeli borcu 35,7 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu 93,1 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri Gelişmeleri Ocak 2024 raporunu açıkladı.

Buna göre; Ocak sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2023 yıl sonuna göre yüzde 0,2 oranında azalışla 174,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,2 oranında artarak 69,9 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,7 oranında azalarak 58,8 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2023 yıl sonuna göre yüzde 5,0 oranında artarak 13,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 2,3 oranında azalarak 19,5 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 1,4 oranında azalışla 20,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 10,8 oranında artışla 16,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.

Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2023 yıl sonuna göre yüzde 3,4 oranında azalarak 51,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2023 yıl sonuna göre yüzde 3,4 oranında artarak 35,7 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 1,4 oranında azalarak 93,1 milyar dolar oldu.

Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 0,7 oranında artarak 96,2 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 2,3 oranında azalarak 75,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2023 yıl sonunda 1,7 milyar dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2024 Ocak sonu itibarıyla 2,4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 373 milyon dolar olarak gerçekleşti.

2024 Ocak sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 50,5’i dolar, %22,5’i Euro, %10,8’i TL ve %16,2’si diğer döviz cinslerinden oluştu. 2024 Ocak sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 225,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Söz konusu stokun 19,6 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 21,0, Merkez Bankası’nın yüzde 20,5, özel sektörün ise yüzde 58,5 oranında paya sahip olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

Rusya Seçimleri: Putin, Beşinci Kez Devlet Başkanı Seçildi

4 yılı başbakan olmak üzere, 24 yıldır Rusya’yı yöneten Vladimir Putin, beşinci kez aday olduğu devlet başkanlığı seçimini resmi olmayan sonuçlara göre kazandı. Putin, “Ukrayna’da ön cephede savaşanlar” başta olmak üzere Rusya halkına teşekkür etti.

Haber Merkezi / Rusya Merkez Seçim Komisyonu’na dayandırılan haberlere göre, kullanılan oyların yüzde 50’sinin sayılmasının ardından Putin’in oy oranı yüzde 87.34 olarak kaydedildi. Bu sonuca göre 71 yaşındaki Vladimir Putin, yüzde 76,7 oy aldığı 2018 seçimlerine kıyasla bu seçimi yaklaşık on puan artışla kazanmış oldu.

Rusya Merkez Seçim Komisyonu, üç gün süren seçime katılım oranının ise rekor düzey olan yüzde 74’ü aştığını bildirdi. Rusya’nın toplam seçmen sayısı 114 milyon.

Yine sandık çıkış anketlerine göre, pusulada yer alan diğer üç adaydan komünist Nikolai Kharitonov’un yaklaşık yüzde 4,6, Rusya’da parlamentonun alt kanadı olan Duma’nın Başkan Yardımcısı Vladislav Davankov’un yüzde 3,6, milliyetçi Leonid Slutsky’nin de yüzde 2,5 oy aldığı tahmin ediliyor.

Vladimir Putin, devlet başkanlığı görevi 2030’a kadar sürdürecek. Yapılan anayasa değişiklikleri sonucu Putin, altıncı dönem de devlet başkanlığına aday olabilecek.

Putin yaptığı konuşmada Rusya’da demokrasinin Batılı birçok ülkeden daha şeffaf olduğunu söyledi ve ülkede elektronik oy vermeye dikkat çekerek Rusya’da seçim kampanyasının ABD’den daha gelişmiş olduğunu belirtti.

Ukrayna’dan tepki

Rusya saldırılarına karşı uzun süredir direnen Ukrayna ise Putin’in seçim meşruiyetini tanımadığını açıkladı. Uluslararası hukuka aykırı olarak düzenlenen oylamanın yasadışı ve geçersiz olduğunu savunan Ukrayna Dışişleri Bakanlığı uluslararası topluma sonuçları tanımama çağrısında bulundu.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy Putin’in “hiç bir meşruiyeti” olmadığını savundu. Zelenskiy akşam saatlerinde yayınlanan video konuşmasında “Bu seçim sahtekarlığının hiçbir meşruiyeti yoktur ve olamaz” dedi. Ukranya lideri, “Bu şahıs (Putin) Lahey’de sanık sandalyesine oturmalıdır, dünyada yaşama ve dürüstlüğe değer veren herkes bunu görmelidir” diye konuştu.

Ukrayna’da savaş suçu işlediği iddiasıyla Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından Putin hakkında tutuklama emri çıkarılmıştı.

Liderlerden tebrik ve tepkiler

Seçim sürecinin meşruiyetine ilişkin yoğun suçlamalara rağmen, Kremlin lideri Putin yurt dışından ilk tebrikleri de kabul ediyor. Rusya devlet haber ajansı Tass’ın Pazartesi sabahı bildirdiğine göre Nikaragua, Tacikistan ve Venezuela devlet başkanları tebrik mesajları iletti.

Venezeella Devlet Başkanı Nicolás Maduro, “Putin (oyların) yüzde 87’sinden fazlasını alarak kolektif Batı imparatorluğuna karşı savaşı tamamen kazandı” ifadelerini kullandı.

Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega da Putin’in seçimi yeniden kazanmasını, “istikrara ve insanlık için daha iyi bir geleceğe katkıda bulunacak bir zafer” olarak tanımladı. Ortega seçimlerin örnek teşkil ettiğini ve sakin geçtiğini söyledi.

Tacikistan Devlet Başkanı İmamali Rahman ise Putin’in kazanmasını “ikna edici bir zafer” olarak niteledi.

Vladimir Putin’in Rusya’da yeniden devlet başkanı seçilmesine Batılı ülkelerden tepki geldi.

Almanya Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Cerstin Gammelin, Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in Putin’i kutlamayacağını söyledi. Tagesspiegel gazetesine yaptığı açıklamada Gammelin, “Putin’e kutlama mesajı gönderilmeyecek” dedi.

2018 yılında Rusya’da yapılan bir önceki başkanlık seçiminde Cumhurbaşkanı Steinmeier, Vladimir Putin’i tebrik etmişti.

Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada da “Rusya’daki sözde seçimler ne özgür ne de adildir, sonuçlar kimseyi şaşırtmıyor” denildi.

Polonya hükümeti de seçimleri “yasal olmadığı” gerekçesiyle eleştirdi. Açıklamada seçimlerin “ağır baskı altında” ve Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinde uluslararası hukukun ihlal edilerek gerçekleştirildiği savunulundu.

İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron da seçimin özgür ve adil bir ortamda düzenlenmediğini bildirdi. Oylamanın Ukrayna’nın işgal altındaki topraklarında yasadışı bir şekilde yapıldığının altını çizen Cameron, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’ndan (AGİT) uluslararası gözlemcilerin seçimi izlememesini ise eleştirdi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü, Putin’in siyasi rakiplerini cezaevine attırdığını ve diğerlerinin de kendisine karşı seçimde yarışmasını engellediğini söyleyerek seçimlerin özgür ve adil olmadığını belirtti.

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Konut Fiyatları Yüzde 68 Arttı

Konut fiyatları aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 2.3, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 68 arttı. Üç büyük il incelendiğinde, konut fiyatları İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 54.5, 85 .6 ve 70.4 oranların da arttı.

Haber Merkezi / Konut fiyatlarının en çok arttığı iller ise Ağrı, Ardahan Iğdır ve Kars oldu. Bu illerde konut fiyatları yıllık yüzde 103,8 artış gösterdi. Ayrıca, Çankırı, Kastamonu ve Sinop’ta konut fiyatları yüzde 103,7 artarken, Erzurum, Erzincan Bayburt’ta yüzde 98,3 arttı.

Türkiye genelinde ortalama bir konutun metrekare fiyatı 30 bin 900,3 lira olurken, ülke çapında 100 metrekarelik bir konutun fiyatı ortalama 3 milyon 4900 bin lira oldu. 100 metrekarelik bir konutun ortalama fiyatı Ankara’da 2 milyon 437 bin TL, İstanbul’da 4 milyon 512 bin TL, İzmir’de ise 3 milyon 568 bin lira olarak kayıtlara geçti.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 2023 Kasım ayına ilişkin Konut Fiyat Endeksini (KFE) açıkladı.

Buna göre; Türkiye’deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan Konut Fiyat Endeksi, ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 2,3 oranında artarak 1190 seviyesinde gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 68 oranında artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 1,4 oranında artış gösterdi.

İstanbul, Ankara ve İzmir’in konut fiyat endekslerindeki gelişmeler değerlendirildiğinde, 2024 yılı Ocak ayında bir önceki aya göre, sırasıyla yüzde 1,3 2,4 ve 2,8 oranlarında artış gözlemlendi. Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir’de sırasıyla yüzde 54,5 85 6 ve 70,4 oranların da artış gösterdi.

Paylaşın

AK Parti’de İstanbul Hareketliliği: ‘Rantçı Ekip’ Kaybettirecek

31 Mart’ta yapılacak seçimlere sayılı günler kalırken, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) kulisleri, Erdoğan’ın mutlaka alınmasını istediği İstanbul için hareketlendi.

Anketleri değerlendiren parti kurmayları, AK Parti ve MHP’nin ana omurgasını oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın ortak adayı Murat Kurum’un istenen çıkışı yapamadığını belirtiyor.

Parti içinde İstanbul seçimini kazanmak için hazırlanmış farklı stratejilerin olduğu, gelişmelere göre bunların devreye sokulacağı ifade ediliyor.

Cumhuriyet’ten Nagihan Yılkın’ın aktardığına göre; Son haftanın kritik olduğunu söyleyen AK Partililer, cemaatler, STK’ler ve hemşeri derneklerini yakın takibe aldı.

İl örgütü ve genel merkezin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “mutlaka sahada görmek” istediği, Murat Kurum’un ısrarla bunun kendisine zarar vereceği düşüncesinde olduğu ileri sürüldü.

Bazı kurmaylar, 2019 yılında seçimi “rant ekibi” olarak niteledikleri “reisçi ekibin” kaybettirdiği düşüncesinde. Aynı ekibin yine devrede olduğunu belirten AK Partililer, “Bu ekibin ‘her türlü işe’ imza atarak 31 Mart akşamı da seçimi kaybettirebileceğini” değerlendiriyor.

AK Partili kurmayları kaygılandıran bir diğer unsur ise İstanbul’daki Karadenizlilerin, Trabzonlu olan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’dan yana tavır alacak olması.

Paylaşın

Ali Yerlikaya Açıkladı: Üç Suç Örgütü Çökertildi

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, üç ayrı organize suç örgütünün çökertildiğini duyurdu. Yerlikaya, operasyonlarda elebaşlarının da içerisinde bulunduğu 22 suç örgütü şüphelisinin yakalandığını belirtti.

Haber Merkezi / İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabı üzerinden ‘Mahzen-12’ operasyonu hakkında bilgilendirme paylaşımında bulundu. Ali Yerlikaya, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

Van, Gaziantep ve Kırklareli merkezli 4 ilde eş zamanlı olarak Jandarma tarafından düzenlenen “Mahzen-12″ operasyonlarında; Van’da Seyithan Durdu’nun (Düzensiz göçmen Kaçakçısı Organize Suç Örgütü), Gaziantep’te Abdulmuttalip Kurtoğlu’nun (Nitelikli Dolandırıcı Organize Suç Örgütü), Kırklareli’nde Doğan Sabuncu’nun (Nitelikli Dolandırıcı Organize Suç Örgütü) elebaşılığını yaptığı 3 ayrı Organize Suç Örgütü çökertildi.

Operasyonlarda elebaşlarının da içerisinde bulunduğu organize suç örgütü üyesi 22 şüpheli yakalandı.

Van: Van, Saray Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Van İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu; İran üzerinden gelen düzensiz göçmenleri yasa dışı yollardan ülkemize geçişini sağlamaya çalışarak Göçmen Kaçakçılığı suçunu örgütlü olarak işledikleri tespit edilen organize suç örgütü üyesi 7 şüpheli yakalandı.

Gaziantep: Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Gaziantep İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu; Gaziantep ve Adana’da eş zamanlı olarak düzenlenen operasyonlarda; İnternet üzerinden araç satış ilanı vererek, kendileri ile iletişime geçen vatandaşlardan para toplamak suretiyle Bilişim sistemlerini kullanarak nitelikli dolandırıcılık suçunu örgütlü olarak işleyen organize suç örgütü üyesi 10 şüpheli yakalandı.

Kırklareli: Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, Kırklareli İl Jandarma Komutanlığınca yapılan çalışmalar sonucu; Kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtarak Nitelikli Dolandırıcılık suçunu örgütlü olarak işledikleri tespit edilen organize suç örgütü üyesi 5 şüpheli yakalandı.

Operasyonlar sonucu: Çok sayıda dijital materyale, suçtan elde edildiği değerlendirilen çok miktarda altın, döviz ve Türk Lirasına el konuldu.”

Paylaşın

Birleşmiş Milletler: Gazze’de 13 Binden Fazla Çocuk Hayatını Kaybetti

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 164. günü geride kalırken, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, Gazze’de 13 binden fazla çocuğun hayatını kaybettiğini açıkladı.

Haber Merkezi / UNICEF’in açıklamasında birçok bebeğin dengesiz beslenmeyle karşı karşıya olduğu hatta ağlayacak enerjilerinin bile olmadığı kaydedildi.

UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell Amerikan CBS televizyonuna yaptığı açıklamada, “Binlercesi de yaralandı ya da nerede olduklarını belirleyemiyoruz. Enkaz altında da olabilirler. Bu kadar fazla çocuk ölümünü dünyada diğer çatışmalarda görmedik” dedi.

Bebeklerin ağlayacak enerjilerinin bile olmadığını vurgulayan UNICEF İcra Direktörü Russell, yardım için kamyonların Gazze’ye girişiyle ilgili olarak çok büyük bürokratik zorluklar olduğunu da kaydetti.

Uluslararası toplumdan İsrail’e, Gazze’deki can kaybı, açlık krizi ve yardımların bölgeye girişinin engellenmesi konusunda tepkiler artıyor. Bir Birleşmiş Milletler uzmanı bu ay başında İsrail’in “açlık kampanyası” çerçevesinde Gazze’nin gıda sistemini yok etmekte olduğunu belirtmiş, İsrail bunu reddetmişti.

El Şifa Hastanesi’ne gece yarısı saldırısı: Hamas’tan tepki

Öte yandan İsrail ordusu Gazze’nin en büyük hastanesi olan El Şifa Hastanesi’ne Pazartesi sabaha karşı saldırı düzenledi. Gazze kentinin Rimal Mahallesi’nde bulunan hastaneye İsrail tanklarının girdiği ve içeriden silah sesleri geldiği belirtiliyor.

İsrail ordusu sözcüsüyse hastanede “limitli bir bölgede yüksek hassasiyetle” bir operasyon yürütüldüğünü söyledi. İsrail ordusu “üst düzey Hamaslıların hastanede yeniden toplandığını” ve buradan saldırılar düzenlediklerini iddia etti.

İsrail ordusu hastaneye yeniden saldıracağına dair bir uyarıda bulunmamıştı. İsrailli askeri yetkililer operasyon sırasında hastanenin hizmet vermeye devam edebileceğini, doktor ve hastaların tahliyesine gerek olmadığını belirtti.

Gazze Sağlık Bakanlığı ise baskını “uluslararası insani hukukun açıkça çiğnenmesi” olarak niteledi. İsrail saldırılarında evlerini kaybetmiş yüzlerce Filistinli de hastaneye sığınmış durumda.

Gazze Şeridi’ni kontrol eden Hamas, İsrail ordusunun Şifa Hastanesi’ne tanklarla, insansız hava araçlarıyla (İHA) ve silahlarla basarak içeride ateş açmasını, “İsrail’in sağlık sektörünü ortadan kaldırma ve hastaneleri yok etme yönündeki kasıtlı niyetini doğrulayan” savaş suçu olarak nitelendirdi.

Gazze’deki hükümetin medya ofisinin Telegram hesabından konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun, sabahın erken saatlerinden itibaren Şifa Hastanesi’ne tanklar, ağır silahlı askerler ve insansız hava araçlarıyla baskın düzenleyerek hastanenin içinde ateş açmaya başladığı, bunun yaralılar, hastalar ve yerinden edilmiş insanlar arasında korku ve paniğe yol açtığı kaydedildi.

Açıklamada, “İsrail ordusunun Şifa Tıp Kompleksi’ni tank, İHA ve silahlarla basarak içeride ateş açması, İsrail’in sağlık sektörünü ortadan kaldırma ve hastaneleri yok etme yönündeki niyetini doğrulayan savaş suçudur.” ifadesine yer verildi.

Bu durumun hastanedeki binlerce insanın hayatını tehdit ettiği dile getirilen açıklamada, bu yapılanlar “halen çeşitli suçlar ve katliamlar işleyen, sağlık sektörünü ortadan kaldırma, hastaneleri yok etme niyetinde olan” İsrail ordusunun kara siciline eklenen bir savaş suçu olarak nitelendirildi.

“İşgal ordusunun Şifa Tıp Kompleksi’ne baskın yapmasını en güçlü ifadelerle kınıyor ve bunu açık bir savaş suçu, uluslararası hukukun ihlali, uluslararası anlaşmaların ihlali ve insanlığa karşı suç olarak değerlendiriyoruz.” ifadesi kullanılan açıklamada, sağlık personeli, yaralılar, hastalar ve yerinden edilenlerin güvenliği ile yaşamlarından tamamen İsrail, ABD yönetimi ve uluslararası toplum sorumlu tutuldu.

İsrail’i dizginlemek ve sağlık sektörüne, tıbbi kurumlara, hastanelere yönelik saldırılarını, soykırım savaşını durdurmak için uluslararası örgütler ile tüm ülkelere derhal ve acilen müdahale etmeleri çağrısında bulunulan açıklamada, ayrıca “sağlık sektörünü yok etme planı çerçevesinde işlediği bu organize ve planlı suçlarını durdurması için” İsrail’e baskı yapmaları istendi.

Refah’a saldırı ‘felaket olur’ uyarısı

Ayrıca İsrail’in Refah’a saldırma planı uluslararası toplumdan yoğun eleştiriler alıyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve ABD, Refah’a topyekûn bir saldırının felaket olacağı uyarısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus da Cuma günü, İsrail’e çağrı yapıp, “insanlık adına” böyle bir saldırıda bulunmamasını istedi. ABD Başkanı Joe Biden da, Refah saldırısını “kırmızı çizgi” diye tanımladı.

Bütün bunlara karşın, Netanyahu’nun başbakanlık ofisi, Refah’a saldırı planlarını onayladı ve ordunun sivillerin tahliyesine hazırlandığını savundu. İsrail Ordusu, yerlerinden olan Filistinlileri Gazze’nin orta kesimlerindeki “insani adacıklara” taşıyacağını belirtti, ancak bu “adacıkların” neye benzeyeceği ve nasıl işleyeceği net değil.

Taraflar arasındaki ateşkes görüşmelerinin ise Katar’da devam etmesi bekleniyor. Bir İsrail heyeti büyük ihtimalle müzakerelere katılacak, ancak ne zaman ayrılacakları net değil.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a: Kimseyi Sana Ezdirmeyiz

Staj ve çıraklık mağdurlarının Erdoğan’ın Konya’daki mitinginde gözaltına alınmasına ilişkin konuşan Özel, “Staj mağdurları var. Geçmişte staj yapmış, çıraklık yapmış, ödemiş ama sayılmamış. EYT çıkmış emekli olamamış. İş ver çalışayım, iş yok. Bırak emekli olayım, geçmişteki stajını saymıyor. Onların meselesinin sonuna kadar arkasındayız. Yıllarca söyledik, taşerona kadro getirdik, ama dışarıda bırakılanlar var. KİT işçileri var BİT işçileri var, mağdurlar var. Hepsinin sesi olmaya, hepsine sahip çıkmaya sonuna kadar devam edeceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ayrıca ister emekli olsun ister çalışan, ister memur olsun ister işsiz kalan. Kim olursa olsun bugün iktidar onları değil, zenginleri düşünüyor. Garibanları değil, kodamanları düşünüyor. Güvencesizleri değil, limitsiz parası olanları, sınırsız parası olanları, süper zenginleri düşünüyor ve sizleri, halkımızı ezmek istiyor. Buradan, Ceyhan’dan bir kez daha söylüyorum ki, kimseyi sana ezdirmeyiz. Sol, sosyal demokrat bir parti olarak, herkese sahip çıkacağız. Kimseyi ezdirmeyiz. Karıncanın kardeşi var, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisidir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında partisinin Adana’nın Ceyhan ilçesinde düzenlediği halk buluşmasında konuştu. Özel, konuşmasında şunları söyledi:

“Bugün Osmaniye’deydim. Sabahın 10’u, Düziçi meydan dolu. Ramazan, mübarek gün meydan dolu. Düziçi’nden Osmaniye’ye geçtik, saat 11 meydan dolu. Bugün Ceyhan’a geleceğiz, Ramazandır, pazardır, saat erkendir dediler. Dedim ki siz Adana’yı bilmiyorsunuz, siz Ceyhan’ı bilmiyorsunuz. Tayyip Bey’e not veriyorlar 25 bin kişi var, bakıyor 5’le çarpıp söylüyor. Tayyip Bey çarpım defterine güvenme, meydanlara güven meydanlara. Emeklilerin durumu bu kadar kötü değildi. Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücretti.

Tayyip Bey hiç karışmasa, hiç ilişmese, düzeninizi hiç bozmasa bir buçuk asgari ücret bugün 17 bin liradan 26 bin lira yapar. Geldi emekliyi enflasyona ezdirmeyeceğim dedi ama bütün hesabı TÜİK’e göre yaptı. TÜİK ne demek? Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu. TÜİK Tayyip Bey’i üzmüyor ama emekliyi üzüyor. Gerçek enflasyon yüzde 120, TÜİK 68 hesaplıyor. İşin kötüsü bu sene TÜİK 68 demesine rağmen Tayyip Bey son zamda 7 bin 500’ü 10 bin yaptı. Yüzde 33 emekliye yeter dedi, emekliyi perişan etti. Türkiye’de her hesap şaşar. Bir hesap şaşmaz. Altın hesabı şaşmaz. 3 Kasım 2002’de en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün, en düşük emekli maaşı 10 bin lira. Git sarrafa 2 buçuk çeyrek altın alamıyorsun.

Şimdi bir emekli, cebinde bir çeyrek altın olsa, yürürken eve varsa baksa ki kaybetmiş döner gider arar değil mi? Bütün Adana’yı bütün Ceyhan’ı gezer. Yahu değerli büyüklerim; bir emekli değil her emekli, bir sefer değil her ay, bir çeyrek altın değil, 5 buçuk çeyrek altın kaybediyor. Peki, bir çeyrek altın kaybedince düşürdüğün yerde arıyorsun değil mi? Bunu nerede kaybettiniz? Seçim sandığında kaybettiniz, Tayyip Bey gelince kaybettiniz. O gelmeden önce 8 çeyrek altın alıyordunuz. O zaman nerede arayacaksınız? Kaybettiğiniz yerde yani 31 Mart günü nerede arayacaksınız? Sandıkta! 31 Mart günü sandığa gidilecek, kaybedilen altın aranacak.

Altın anlamam, altını kim kaybetmiş ben bulayım, ben boğazıma bakarım diyene de şunu anlatayım: 2015 yılında, hatırlayalım ve selamlayalım. Birisi çıktı dedi ki emekliye iki bayramda birer ikramiye. Kimdi o? Kemal Kılıçdaroğlu. İki bayram birer maaş ikramiye dedik. Önce veremezsin dediler. 7 Haziranı kaybedince 1 Kasıma giderken biz de vereceğiz dediler. Olur dedik. Sonra klasik iş. Verdiği sözü unuttu. 3 yıl, 6 bayram söz verdiği halde ikramiyenizi vermedi. 2018’de seçimlere giderken bayramda emekli ikramiyesi vereceğim dedi, bin lira verdi. Biz itiraz ettik, bir asgari ücret ver niye bin lira veriyorsun dedik. Ama o beğenmediğimiz bin lira o gün 24 kilo kıyma alıyordu, 24 kilo kıyma. İnanmayan gitsin kasaba sorsun. 2018’de kıyma 42 lira ve 24 kilo kıyma alıyordu emeklinin ikramiyesi.

Al 3 bin lirayı git kasaba, kaç kilo kıyma alıyor zorla 6 kilo. Sadece 2018’den 2024 yılına sofradan 18 kilo kıyma kayıp. Ramazan mübarek gün. 30 sahur, 30 iftar ardından bayram sofrası. Emeklinin mutfağından, emeklinin dolabından, emeklinin sofrasından, çocuğunun evladının kursağından 18 kilo kıymayı çaldılar, sırf bayram ikramiyesinden. Yazıklar olsun. Hangi hesabı yaparsan şaşmaz hangi hesabı. Dün akşam şalgama vurdum. 500 bardak şalgam 300 bardağa inmiş. Adana kebabı sorduk, 100 liradan 250 liraya çıkmış. Porsiyon hesabında 75 porsiyondan 40 porsiyona düşmüş. Yani hesabı altına da vursan, kıymaya da vursan, kebaba da vursan, şalgama da vursan hep zarar, hep emekliye hüsran hüsran. Yeter artık.

Ben Tayyip Bey’e dedim ki bir emekli kart çıkartalım, 7 bin lira eksik ödüyorsun ayda asgari ücretten. Hiç olmazsa onu verelim. Dedi olmaz. Elektrik, su, telefon, doğalgaza yüzde 40 indirim verelim, dedi olmaz. Sonra çıktı dedi ki birisi çıkmış dedi, emeklileri bana karşı kışkırtıyor. Yahu Tayyip Erdoğan sen emeklinin cebinden 5 buçuk çeyrek altını, sofrasından 16 kilo kıymayı çalacaksın, sonra emekli çıldırınca Özgür Özel kışkırtıyor diyeceksin. Vallahi de kışkırtacağım, billahi de. Gün gelecek, emeklinin yanında arkasında değil önünde yürüyeceğim. Hakkınızı söke söke alacağım. Söke söke alacağım.

Bu arada sadece sıkıntı emeklide değil. Burası benim memleketimle beraber pamuk üreten, beyaz altın üreten dünyanın en güzel ovası Çukurova. Burada adamı ters diksen, dik çıkar toprak o kadar verimli. Ceyhan, alnının terini toprağa damlatan, o topraktan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun çocuğunun rızkını kazanan, haramdan ve yalandan korkan, kalbinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan mert insanların memleketidir. Çiftçiye 19 liralık mazot geçen sene Mayısta oldu bu yıl 43 lira. Antalya’da konuşuyordum 42’di.

Burdur’da konuşuyordum 41’di. Memleketimde konuşurken 40 liraydı, oldu 43 lira. 9 ayda yüzde 118 zam yapınca, çiftçinin ürününü ekerken, dikerken, sürerken, çapalarken, toplarken, getirirken, götürürken maliyetleri artıyor. Ancak desteklemeler hem zayıf hem eksik hem verilen sözler tutulmuyor. AB diyor ki, 2 lira yatırım yapıyorsa fon veriyorsa 1 lirası tarıma diyor. Ama bizimkiler gayrisafi milli hasılanın, milli gelirin yüzde 1’ini verecekler kanunen. O 283 milyar yapıyor. Bunun 85’ini ödemiş, 178 milyar liranızı vermemiş. Peki, bu parayı kime vermiş? Kur Korumalı Mevduata vermiş. Yani gariban köylüye vermemiş, kodaman zengine vermiş yazıklar olasıca.

Öbür taraftan köprüden geçmeyenin parasını ben öderim, uçmayan uçağın parasını ben öderim demiş, geçiş garantilerine 155 milyar vermiş. Herkese parayı bulmuş, emekliye bulmamış, çiftçiye bulmamış. Adana’dayız. Buradan çiftçilikle uğraşanlara, hayvancılıkla uğraşanlara hatırlatıyorum. Benim partimin genel başkanı, ilk cumhurbaşkanı diyordu ki “çiftçi milletin efendisidir”. Bu sonuncusu, AK Partinin Genel Başkanı diyor ki Adana’da “Al ananı da git” diyor. Şimdi sıra geldi. Sandıkta artık Adana Tayyip Bey’e diyecek ki “Al adayını git artık buradan, al adayını git.

Bakın Ceyhan’da ihtiyacımız olan elbette sosyal demokratların oylarıdır. Ama yetmez. Ceyhan’da iyi insanların, İyi Partililerin, yakasında güneş olanların, gönlünde güneş olanların ya da oradan kopmuş ama gönlünde vatan, millet Atatürk sevgisi olanların oylarına talibiz. Biraz önce 5 yıl İyi Parti’de il başkanlığı yapan büyüğüm geldi, tanıştık. Dedi ki Zeydan Başkanla birlikteyiz. Çünkü biz sizin gibi vatanseveriz, memleketimizi severiz. Eski dosttan düşman olmaz. Bakın Tayyip Bey ittifak ortağına, hem de yabancı değil Necmettin Erbakan hocanın oğluna 9 ay önce methiyeler düzüyordu, elini kaldırıyordu.

Şimdi Yeniden Refah Partisi ittifak dışına çıktı. Diyor ki ip cambazı, gölgemde yürüyor diyor. Bunlar dolandırıcı diyor, bu Zübük diyor. Yahu kardeşim bugün birlikte olursun yarın ayrı olursun. Ama bir sayın genel başkana zübük demek, ip cambazı demek şu demek: Tayyip Bey kimseyle samimi ilişki kurmuyor. Hep çıkar ilişkisi. Bu gün oyu ona verirsen senden iyisi yok. Yarın biraz uzak durursan hemen hainsin, teröristsin, FETÖ’cüsün, zübüksün, cambazsın. Oysa, neler neler duydu bu kulaklar. Ne diyor? Canınız sağ olsun.

Çünkü biz sadece sosyal demokratların değil, milliyetçi demokratların, yalandan ve haramdan korkan muhafazakar demokratların, Türk’ün, Kürt’ün, Laz’ın, Çerkes’in bütün demokratların, herkesin oyuna talibiz, herkesle birlikte yöneteceğiz, hepinize beraber hizmet edeceğiz. O yüzden Cumhuriyet Halk Partisi karşısında Cumhur İttifakının bütün birbirine benzeyen kötü diline, kötü sözüne, tehdidine, deprem bölgesindeki şantajına, oy vermeyene doğalgaz vermem diyecek kadar hem yalana hem taş kalpliliğe karşı bambaşka bir ittifaktadır. İyi insanlarla, güzel insanlarla, memleketin neresinde doğmuş olursa olsun, nereden gelmiş olursa olsun bu ülkenin güzel insanlarıyla, bütün Adanalılarla birlikte biz Adana İttifakıyız, Türkiye İttifakı’yız.

Kendilerine söz verdim, unutturmak yok. Tayyip Bey geldiğinde 80 bin atanamayan öğretmen vardı. Diyordu ki bunları niye atamıyorsun? Madem mezun ediyorsun niye öğrencisiyle kavuşturmuyorsun? Madem tayin etmeyeceksin, neden okuttun diyordu. Şimdi 1 milyon atanmamış öğretmen var. Ve onlara Tayyip Bey diyor ki ‘atanamayan öğretmenler’. Öğretmenin ne kusuru var da atanamamış? Sen atamamışsın, bir de önüne mülakat çıkarmışsın. Geçen seçimde memur alımlarında, öğretmen alımlarında mülakat olmayacak diye söz verdi, mülakatı kaldırıyor. Öğretmenler 80 bin mülakatsız atama istiyor. Onların sesi olacağız, onlara sahip çıkacağız.

Staj mağdurları var. Geçmişte staj yapmış, çıraklık yapmış, ödemiş ama sayılmamış. EYT çıkmış emekli olamamış. İş ver çalışayım, iş yok. Bırak emekli olayım, geçmişteki stajını saymıyor. Onların meselesinin sonuna kadar arkasındayız. Yıllarca söyledik, taşerona kadro getirdik, ama dışarıda bırakılanlar var. KİT işçileri var BİT işçileri var, mağdurlar var. Hepsinin sesi olmaya, hepsine sahip çıkmaya sonuna kadar devam edeceğiz. Ayrıca ister emekli olsun ister çalışan, ister memur olsun ister işsiz kalan.

Kim olursa olsun bugün iktidar onları değil, zenginleri düşünüyor. Garibanları değil, kodamanları düşünüyor. Güvencesizleri değil, limitsiz parası olanları, sınırsız parası olanları, süper zenginleri düşünüyor ve sizleri, halkımızı ezmek istiyor. Buradan, Ceyhan’dan bir kez daha söylüyorum ki, kimseyi sana ezdirmeyiz. Sol, sosyal demokrat bir parti olarak, herkese sahip çıkacağız. Kimseyi ezdirmeyiz. Karıncanın kardeşi var, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisidir.

Bütün Adana’ya, ayırmadan, kayırmadan temiz hizmet etti. Ve bugünlere geldiğinde Adana’da çok büyük bir hüsnükabul gördü. O gün insanların gözündeki umut bugün mutluluk. Ve bundan sonra Adana’da bir dönem daha size hizmet etmeye, Adana’nın yüzünü güldürmeye, yoksuluna, garibanına, canından çok sevdiği hemşehrilerine, sahip çıkmaya, Adana’yı bir marka kent yapmaya, eski günlerine kavuşturmaya, Adana’yı çekim merkezi haline getirmeye, gençlerin yüzünü güldürmeye, bundan sonraki dönemde 5 yıl boyunca size hizmet etmeye geliyor.

Zeydan Başkan’a 31 Martta ikinci kez bu onurlu görevi verecek misiniz? O da sizi seviyor. Biz de ona güveniyor ve inanıyoruz. Kadir Aydar kardeşim. Eğer kabul buyurursanız Ceyhanlılar, O benim size özel emanetim. Özgür Özel’den Ceyhan’a özel rica. Bir mağduriyeti ortadan kaldırın, bir haksızlığı ortadan kaldırın. Yarım kalan bu hikâyeyi bu sefer sandıkta sonlandırın, bu gencin önünü açın. Ben Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak Kadir ne zaman bana ihtiyaç duysa yanında değil, kapı gibi arkasında olacağım. Adana’mızın kıymetli milletvekilleri var. Her birisi bizim için çok değerli. Dördü birlikte koşuyorlar, birlikte çalışıyorlar. Biz her birisine, Müzeyyen başkana, Orhan başkana, Burhan başkana ve Ayhan başkana ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Size de onlara sahip çıktığınız için teşekkür ediyorum. Genç il başkanımız kısa konuştu ama güzel konuştu. Ben gerçekten bu genç başkanımızın emeklerini görüyorum. Ve her birinize Cumhuriyet Halk Partisi’ne, baba evine sahip çıktığınız için teşekkür ediyorum. Türkiye İttifakının renklerini biliyor muyuz? Kırmızı, Beyaz. En büyük Türkiye. Kadir kazanacak Ceyhan kazanacak, Zeydan kazanacak, Adana kazanacak. Türkiye İttifakı kazanacak, Türkiye kazanacak. Hepinizi çok seviyorum. Hepinize inanıyorum, hepinize güveniyorum. Adaylarımızı size, sizi de Allaha emanet ediyorum.”

Paylaşın

Enflasyon Ne Zaman Düşecek? Bakan Şimşek Açıkladı

Ekonomideki son duruma ilişkin açıklamalarda bulunan Mehmet Şimşek, “Enflasyon 3 Temmuz’dan itibaren düşmeye başlayacak. Çünkü çıktı açığı Temmuz’da eksiye dönüyor” dedi ve ekledi:

“Baz etkisi var. Para politikası gecikmeli çalışıyor. Başından beri enflasyon yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlayacak diyoruz. Enlasyonda düşüş trendi başlamış durumda. Bir program var sabırla kararlılıkla uygulayacağız.”

Bakan Şimşek, vergi istisnaları, muafiyatleri ve indirim oranlarını yeniden gözden geçireceklerini açıkladı. Merkez Bankası’nın kur hedefi olmadığını söyleyen Mehmet Şimşek, TL’ye ilişkin ortaya atılan iddiaların amacının seçim öncesiz güvensizlik yaratmak olduğunu ifade etti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kanal 7 televizyonuna ekonomideki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu. Şimşek’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Orta Vadeli Program nedir? Öncelikle onu açıklayalım; bu program üç yıllık bir program. Programın özü dezenflasyon yani enflasyonu tek haneye indirmek. Yani üç yıllık bir program yaptık. Para politikalarını işlevsel hale getirmek için yaptık. Orta Vadeli Programın üç temeli vardır. Sıkı para politikası, sıkı maliye politikası dolayısıyla enflasyon düşecek.

Orta Vadeli Program’da şunu bir şekilde ortaya koymuşuz demişiz ki; istisnaları gözden geçireceğiz. İndirimli KDV oranlarını gözden eçireceğiz, muafiyetleri gözden geçireceğiz. Çok net çizmişiz. Hiçbir ülke siyasi sahiplenme olmadan başarıya ulaşamaz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde bu program hazırlandı.

Bu program Eylül’de açıklandı. 3 temel bileşeni var. 1. Bileşen dezenflasyon yani fiyat istikrarı. Şu an yüksek enflasyon sorunuyla karşı karşıyayız. Dünyada da yüksek ama bizde dalga boy yüksek. İlk olarak tek haneye düşürmeye yönelik bir program.

Bunun için sıkı bir para politikası var. Merkez Bankası’ndaki arkadaşlar işlerini yapıyorlar. Merkez Bankası enflasyonu çapalayacak çerçevede parasal sıkılaşmaya gitti. Şartlar neyi gerektiriyorsa onu yaparlar. Merkez Bankası enflasyonu düşürmek için ne gerekiyorsa yapacak.

Bütçede deprem hariç muazzam bir disiplin sağlandı. Gelirler politikası da bundan sonra beklenen enflasyona göre şekillendirilecek?

Biz bunu programı açıklarlarken söyledik. Enflasyondaki düşüş 2024 yılının ikinci yarısında başlayacak. Enflasyona mayıs ayı dahi yükselmeye devam edecek. Çünkü şubat ayı enflasyonunu hedef alalım. Yüzde 67. Bu şubat 2023 ve 2024 arası enflasyon. Yani son 12 ayın enflasyonu.

Birincisi geçen sene bu ülkede asrın felaketi yaşandı. İnşaat girdilerinde çok büyük bir artış oldu. Aynı sektörde İşçilik maliyetlerinde ciddi bir artış oldu. İnsanlar büyük şehirlere göç etti ve kira fiyatları yükseldi. Bunlar bir kerelik bir şey ama geçen sene temmuz ağustos eylül aylarında yaşandı. Bu önümüzdeki temmuz ağustosta yaşanmayacak.

Geçen sene bir seçim vardı. Gelirler politikası oldukça cömert belirlendi. Bunun da etkisi var. Önümüzde 4 yıl seçim olmayan bir dönem var. Biz burada sadece para politikası üzerinden değil. Enflasyonu kalıcı olarak bir şekilde aşağı çekmek istiyoruz. Enflasyondan en çok etkilenenler sabit gelirliler.

Geçen sene deprem nedeniyle çok büyük bir açıkla karşı karşıyaydık. Dışardan borçlanmak yerine açığı azaltmaya gittik. Bundan dolayı vergi artışlarına gittik. Bunlar doğrudan doğruya enflasyon. 2024’te bunlar olmayacak. Bunlar da tek seferlik etkiler. Enflasyonist yeni vergi olmayacak.

OVP’de çok net bir şekilde vergiler için çerçeve çizdik. Biz KDV genel oranını artırmayacağız, yüzde 20 üst limit. Kurumlar vergisini artırmayacağız. Gelir vergisini artırmayacağız. Çok netiz bu konuda. Ancak istisna muafiyetleri gözden geçireceğiz.

Verimlilik ne durumda bakacağız. Bu sene de bunun için ne gerekiyorsa yapacağız. Sıkılaştırma ise sıkılaştırma, kamu harcamalarını kısma mı… Hepsi yapılacak. Milletimizin bu geçiş döneminde bir fedalardık yapıyor. Kamu da bunu yapacak. Hiçbir bakanlığa personel noktasında emekli olanların harici personel alımına izin vermiyoruz.

“Müdahaleci olacağız”

Kredi politikasında çok net bir şekilde kaynakların tüketime değil üretken alanlara yönlendirme olacak. Müdahaleci olacağız. Altını çiziyorum. Biz kredi politikasında kaynağın tüketime değil kaynağın önce arz yönünü üretime gitmesini sağlayacağız. Bunun için ilave tedbirler alacağız.

Enflasyon 3 Temmuz’dan itibaren düşmeye başlayacak. Çünkü çıktı açığı Temmuz’da eksiye dönüyor. Baz etkisi var. Para politikası gecikmeli çalışıyor. Başından beri enflasyon yılın ikinci yarısından itibaren düşmeye başlayacak diyoruz. Enlasyonda düşüş trendi başlamış durumda. Bir program var sabırla kararlılıkla uygulayacağız.

Çok açık bir şekilde karamsarlık pompalanıyor. Muhalefet oturup projeleriyle, vizyonlarıyla bu yarışı sürdüreceklerine bu türden toplumun geleceğe ilişkin ümitlerini olumsuz etkileyecek yaklaşımlarla seçimi götürmeye çalışıyorlar.

Bu program çalışıyor. Kötümserliğe hiçbir şekilde zemin yoktur. Programın başarısını açıklayayım: Birincisi; ‘bu program uygulamaya geçtikten sonra büyümede dengelenme olacak’ dedik. Geçen sene ikinci çeyreğe gidelim yani program öncesine gittiğimizde iç talip çok hızlı büyüyor.

Büyümeye iç talep yüzde 10 katkı verirken net ihracat -6.3 puan etkiliyor. Yüzde 4’lük büyüme enflasyonist bir büyüme. Üçüncü çeyreğe geldiğimizde iç talebin etkisi 8.6’ya düşüyor. Net ihracat ise -2.3’e düşüyor. Son çeyreğe geldiğimizde iç talebin etkisi 4.6’ya düşüyor.

Net ihracat ise -0.6’ya düşüyor. Yılık ilk çeyreğindeyiz şuanda, elimizde rakam yok. Çok net bir şekilde net ihracatın etkisi artıya döndü. Artık Türkiye dışarıya satarak kısmen büyüyor. İç talep hala iyi ve düzeyde ama giderek daha ılımlı hale gelecek.

Şuanda Ocak ayına kadar olan süreçte 100 dolar borç ödediklerinde program sonrasında 113 dolar bulabiliyorlar. Dolayısıyla; Türkiye’ye para girişi çok ciddi bir şekilde artmış durumda. Özel sektörün bankaların dış kaynağa erişiminde hiçbir sorun yok.

Dış kaynağın maliyeti azaldı. Hazinenin dış kaynak bulmada hiçbir sorunu yok. Daha yeni Euro cinsinden bu sene piyasalara çıktı. 2017’den beri en düşük faiz farkıyla Hazine borçlandı. Bakan ‘borçlanma ile övünüyor’ diyorlar. Ben borçlanma ile niye övüneyim?

Şu anda ilave döviz talebinin bir ekonomik talebi yok ama “Seçim sonrasında kur yükselir para kazanırım” yönlendirmesiyle hareket eden bir kesim var. İhracatçı yurtdışından yüzde 40’lık ihracat gelirini bozdurma kuralı var, onu da geciktiriyor.

Biz kuru tutmuyoruz ki kazanasın. Son 1 yıl içinde dolar kuru enflasyondan daha çok artmış. Türkiye’nin döviz ihracatı artmıyor. Mayıs 2023’e giderseniz yıllık cari açığımız yaklaşık 60 milyar dolar. Şu anda cari açık 37 buçuk milyar dolara inmiş. Mayıs’ta 30 milyar doların altına inecek. Bir yıl sonra Türkiye’nin döviz ihtiyacı yarı yarıya azalacak.”

Paylaşın

Erdoğan, Yeniden Refah’a Yüklendi: Figüranların Tek Görevi…

Konya’da halka seslenen Erdoğan, “Geçen seçimleri hatırlayın birbirlerini yolda görseler selam vermeyecek olanları bir araya getiren işte bu odaktır. Bugün yerel seçimlerin kendine mahsus özelliklerini kullanarak cepheyi biraz daha genişlettiler. CHP yine DEM ile gizli saklı bir iş birliği halinde. Sözde kent uzlaşması adı altında şehirleri ilçeleri belediye meclislerini paylaşıyorlar” dedi ve ekledi:

“Kendi iradesi olmayan DEM yönetimi dışarıdan aldığı emirlere göre hareket ediyor. En çok oyu aldığı illerde bile şehirleri yönetecek değil örgütün emrinden çıkmayacak kukla isimleri aday gösteriyorlar. Yani Kandil’den. CHP ile yaptığı pazarlıkta payına düşen yerlerde ise siyasi tabanı olan değil yine işaret edilen isimleri öne sürdüler. Bu iki partinin kurduğu sinsi oyuna AK Parti’ye kaybettirmek için katılan başka aktörler de var.”

Erdoğan, konuşmasının devamında “Senaryoya asli unsur olarak dahil edilmeyen bu figüranların tek görevi Cumhur İttifakı’nın gücünü zayıflatarak CHP-DEM ittifakının değirmenine su taşımaktadır. CHP’nin kifayetsiz muhterisleri yıllardır laiklik, Atatürkçülük gibi belirli kavramların istismarıyla varlıklarını sürdürmeye başarmışlardır. Şimdi aynı anlayışın farklı bir sürümü ile karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçim çalışmaları kapsamında, partisinin Konya mitinginde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

“Konya vefanın şehridir. Buraya her gelişimde sizlerle büyük bir vefa ve dostluk kucaklaşması yaşıyorum. Girdiğimiz her mücadelede Konya’yı dimdik yanımızda bulduk. Hep Konya ile birlikte yol yürüdük. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nın inşasını da Konya ile birlikte gerçekleştireceğiz… Şimdi emniyetten sordurdum meydanda ne kadar katılım var diye. Yollar hariç evet 110 bin kişi burada. Sizler bu duruşunuzla meselenin sadece seçim ve sandık değil, kutlu bir davayı yüceltmek olduğunu tüm dünyaya gösterdiniz.

Konya’nın 31 Mart’ta da rekor bir oyla belediyecilikte tarih yazacağını ve sancağı da en yükseğe çıkaracağını inanıyorum. Selçuklu başkenti Konya’ya da bu yakışır. Şehirler içinde emsali bulunmayan Konya’ya milli iradeye sahip çıkma konusunda emsalsiz olmak yakışır. Unutmayınız Konya sadece kendi sınırlarından ibaret bir şehir değildir. Nice şehirlere şahlık yapmıştır Konya. Sadece kendisi kalkınmakla gelişmekle kalmadı herkese faydası dokundu… Son deprem felaketinde de gördük ki Konya tüm mazlumlara gönüllerini açtı. Konya Büyükşehir Belediyesi deprem bölgesine çok sayıda destekte bulundu.

Ülkemize yönelik sayısız saldırıların önüne set çektik. Sayısız saldırıyı bertaraf ettik. Ülkemizi siyasi, ekonomik ve askeri olarak geliştirdik. Cumhuriyet tarihi boyunca yaşadığımız demokrasi, hak, özgürlük ihlallerini telafi edecek reformları hayata geçirdik… CHP yine DEM ile gizli saklı bir işbirliği içinde. Bu işbirliğini milletin gözünden kaçırmak için her gün yeni bir ifade buluyorlar. Sözde kent uzlaşması adı altında şehirleri, ilçeleri ve belediye meclislerini paylaşıyorlar. DEM, emirlere göre hareket ediyor, en çok oyu aldığı yerlerde bile örgütün emrinden çıkmayacak kukla isimleri aday gösteriyor, yani nereden, Kandil’den.

Bu iki partinin kurduğu sinsi oyuna Cumhur İttifakı’na kaybettirmek için katılan başka aktörler de var. Onlar da kendilerince bazı kavramlara sığınarak siyasette tırnak tutturmanın peşindeler… Partimizden ayrılıp altılı masaya misafir oldular. Şu anda parlamentoda bile yerleri yok. Hepsinin sonu hüsran oldu. Sırf AK Parti ve Erdoğan husumetiyle siyaset yaptıklarını sananları anlamakta zorlanıyoruz. Sırtını sadece konjonktüre dayamaktan başka sermayesi olmayanların akıbeti, yeni bir konjonktürle silinip gitmektir. “

Paylaşın

Fenerbahçe, Zirve Takibini Sürdürdü

Süper Lig’in 30. hafta karşılaşmasında Trabzonspor ile Fenerbahçe, Trabzon Şehir Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Halil Umut Meler’in yönettiği karşılaşmadan Fenerbahçe, 3-2 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe’ye galibiyeti getiren golleri, 13 ve 45+4. dakikada Fred ve 87. dakikada Michy Batshuayi kaydetti. Trabzonspor’un gollerini ise 63. dakikada Enis Bardhi ve 78. dakikada Trezeguet (p) attı.

Fenerbahçe, bu galibiyet ile puanını 79’a yükseltti. Trabzonspor ise 49 puanda kaldı.

İl Spor Güvenlik Kurulu kararı gereği Fenerbahçe taraftarı tribüne alınmazken, misafir tribününde de ev sahibi taraftarlar yer aldı.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakikada Dzeko’nun ara pasında savunma arkasına sarkan Szymanski kaleye yönelmedi. Polonyalı oyuncunun geriye pasında savunma araya girdi.

7. dakikada Dusan Tadic’in penaltı noktası üzerindeki Dzeko’ya pasında Denwsill rakibinden önce müdahale yaptı. Pozisyonun devamında Tadic’in sol kanattan ortasında İrfan Can Kahveci topa istediği gibi dokunamadı.

13. dakikada Tadic’in pası sonrası uzak mesafede Fred, önüne aldığı topu düzgün bir vuruşla kaleci Uğurcan Çakır’ın solundan filelere gönderdi: 0-1

19. dakikada Szymanski’nin ceza alanı dışından kullandığı serbest atışta, kaleci Uğurcan Çakır tehlikeyi önledi. Dönen topu Tadic tamamlamak istedi ancak meşin yuvarlak üsten auta gitti.

31. dakikada Trezeguet’nin pasında ceza sahası içinde topu alan Visca rakibini geçmek isterken topu ayağından açtı. Top oyun alanının dışına gitti.

37. dakikada Trezeguet’in pasında sol çaprazda Pepe’nin çıkardığı topu, savunmada Ferdi altıpas içinde Enis Destan’dan önce davranarak uzaklaştırdı.

45+4. dakikada Tadic’in soldan pasında ceza alanına giren Fred, yerden bir vuruşla topu kaleci Uğurcan Çakır’ın solundan filelere yolladı: 0-2

55. dakikada Trabzonspor’da kullanılan köşe vuruşunda seken top Edin Visca’da kaldı. Sol ayağıyla kaleyi deneyen Visca isabet sağlayamadı.

60. dakikada ceza sahası içinde topla buluşan Edin Visca kaleye şutunu çekti. Topun önüne kayan Jayden Oosterwolde kritik müdahaleyle golü önledi.

63. dakikada sol kanatta topu alan Denswill, müdahale sonrası yerde kaldı. Trabzonspor sol çaprazdan serbest vuruş kazandı. Serbest vuruşu kullanan Bardhi direkt kaleye vurdu. Direk dibine giden topa Livakovic uzansa da topu çıkarmaya yeterli olmadı: 1-2

78. dakikada ceza sahası içine kullanılan serbest vuruşta Halil Umut Meler, Djiku’nun Denswill’e yaptığı tehlikeli harekete penaltı düdüğünü çaldı. Trezeguet, penaltıda top ve kaleciyi farklı köşelere yolladı: 2-2

86. dakikada İrfan Can’ın ceza sahası içine ortasında Serdar Dursun bomboş pozisyonda kafayı vurdu. Top kaleyi bulmadı.

87. dakikada Tadic’in sol taraftan ortasında Berat Özdemir’in kafasıyla havalanan meşin yuvarlak sağ çaprazda Batshuayi’nin önüne düştü. Kaleci ile karşı karşıya kalan Batshuayi’nin vuruşunda meşin yuvarlak Uğurcan Çakır’ın ayaklarına çarparak filelerle gitti: 2-3

90+6. dakikada Batshuayi’nin ceza sahası dışından sert şutu kaleci Uğurcan Çakır’dan döndü. Dönen topu savunma oyuncuları uzaklaştırdı.

Stat: Trabzon

Hakemler: Halil Umut Meler, Mustafa Emre İyisoy, Kerem Ersoy

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Meunier, Fernandez (Bardhi dk. 46), Denswill, Eren Elmalı, Mendy, Berat Özdemir, Visca, Trezeguet (Fountas dk. 90+5), Pepe, Enis Destan (Umut Bozok dk. 64)

Fenerbahçe: Livakovic, Osayi-Samuel, Serdar Aziz (Oosterwolde dk. 46), Djiku, Ferdi Kadıoğlu, İsmail Yüksek, Fred, İrfan Can Kahveci (Mert Müldür dk. 90+4), Szymanski (Batshuayi dk. 83), Tadic, Dzeko (Serdar Dursun dk. 83)

Goller: Fred (dk. 13 ve 45+4), Batshuayi (dk. 87) (Fenerbahçe), Enis Bardhi (dk. 63), Trezeguet (dk. 78 pen.) (Trabzonspor)

Paylaşın