AİHM’de Bekleyen Her 100 Başvurudan 35’i Türkiye Aleyhine

AİHM’de (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) bekleyen her 100 başvurudan 35’i Türkiye aleyhine. Rusya’nın payı yüzde 16. Böylece Türkiye ve Rusya’nın payı yüzde 50’yi aşıyor. Ukrayna’nın payı yüzde 12.9; Romanya’nın yüzde 6 ve İtalya ile Yunanistan’ınki ise yüzde 3,6.

Diğer kategorisinde yer alan 37 ülkenin toplam payı ise sadece yüzde 13,2. Öte yandan, Türkiye aleyhine açılan davaların neredeyse tamamı Türk vatandaşları tarafından açıldı. Ancak davaların mutlaka Türk vatandaşları tarafından açılması gerekmiyor.

Uluslararası Demokrasi ve Seçim Yardımı Enstitüsü’nün (IDEA) 2023 yılı raporuna göre Türkiye Hukukun Üstünlüğü kategorisinde 173 ülke arasında 148. sırada. Avrupa’da ise Rusya’nın gerisinde olan Türkiye sadece Belarus’tan daha iyi durumda.

Türkiye’nin hukuk karnesinin zayıflığı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) istatistiklerine de çok net yansıyor. Şubat 2024 sonu itibariyle AİHM’de bekleyen her 100 davadan 35’ini Türk vatandaşlarının yaptığı başvurular oluşturuyor. İkinci sıradaki Rusya için bu oran yüzde 16.

29 Şubat 2024 itibarıyla AİHM’de bekleyen 67 bin 300 dava var. Bunların 23 bin 550’si Türkiye aleyhine yapılan başvurular. Ardından 10 bin 750 başvuru ile Rusya geliyor. Türkiye aleyhine yapılan başvuru sayısı Rusya’ya aleyhine yapılan başvuruların iki katından fazla.

Üçünü sırada 8 bin 700 başvuru ile Ukrayna var. Bu ülkeyi sırasıyla Romanya (4 bin 50), Yunanistan (2 bin 450), İtalya (2 bin 450), Azerbaycan (2 bin 50) ve Polonya (bin 700) takip ediyor.

Yüzdelik olarak paya bakıldığında ise ilk sırada açık ara farkla Türkiye var. AİHM’de bekleyen her 100 başvurudan 35’i Türkiye aleyhine. Rusya’nın payı yüzde 16. Böylece Türkiye ve Rusya’nın payı yüzde 50’yi aşıyor. Ukrayna’nın payı yüzde 12.9; Romanya’nın yüzde 6 ve İtalya ile Yunanistan’ınki ise yüzde 3,6.

Diğer kategorisinde yer alan 37 ülkenin toplam payı ise sadece yüzde 13,2. Öte yandan, Türkiye aleyhine açılan davaların neredeyse tamamı Türk vatandaşları tarafından açıldı. Ancak davaların mutlaka Türk vatandaşları tarafından açılması gerekmiyor.

“Sistematik sorun var”

AİHM; ByLock kullanmak, Bank Asya’da hesabı olmak ve gizli bir tanığın ifadesiyle mahkum olan öğretmen Yüksel Yalçınkaya’nın açtığı davada Türkiye’nin insan hakları ihlalinde bulunduğuna hükmetmişti. AİHM’in gerekçeli kararında “Türkiye’nin, terör suçlarından mahkumiyetlerle ilgili sistematik sorunu ele alması gerektiği” uyarısı yapılmıştı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; davacının avukatı Johan Heymans, AİHM’in bunun sadece Yalçınkaya ile ilgili değil, tüm Türk adalet sistemiyle ilgili bir durum olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti. Binlerce insanın bu durumdan muzdarip olduğunu ve mahkeme önünde hala 8 bin 500 civarında Bylock dosyası bulunduğunu belirten Heymans, yüz binlerce insanın bu ihlalden mağdur olduğuna vurguladı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) cezaevindeki milletvekili Can Atalay ile ilgili kararına uyulmamasına ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vermesi Türkiye’de yargı bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğünü bir kez daha gündeme getirdi.

International IDEA’nın 2023 Demokrasinin Küresel Durumu raporuna göre Türkiye 173 ülke içinde hukukun üstünlüğü alanında 148. sırada yer aldı. Avrupa’da 45 ülke içinde ise Türkiye’nin geçmeyi başardığı tek ülke Belarus oldu.

Paylaşın

Bahçeli, Erdoğan’a Seslendi: Ayrılamazsın

MHP’nin 14’üncü Olağan Büyük Kurultayı’nda konuşan Devlet Bahçeli, yerel seçimleri kastederek “Bu benin son seçimim” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi: Ayrılamazsın, Türk milletini yalnız bırakamazsın. Yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak sizi görmek istiyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Benim için bu bir final. Yasanın verdiği yetkiyle bu seçim son seçimim. Ama buradan çıkacak netice benden sonra gelecek kardeşlerim için bir emanetin devri olacak. Onun için de hazırlıklarımızı buna göre yapıp adımları buna göre atmamız lazım” demişti.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) 14. Olağan Büyük Kurultayı, Ankara Spor Salonu’nda yaptı. Kurultayda “Milli Yükseliş İradesi” isimli yeni parti programı kabul edildi. Ayrıca delegeler genel başkanlık seçimi için oy kullandı. Kurultaya tek aday olarak giren Devlet Bahçeli, 1295 delegenin tamamının oyunu alarak yeniden genel başkan seçildi.

Kurultayda konuşan Devlet Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: “Türk milletinin, ahlak ve yürek gücünün timsali olan sizlerle iftihar ediyorum. Türkiyemizin 81 ilini temsilen bu salonda hazır bulunuyorsunuz. Doğusundan batısından, güneyinden kuzeyine tüm güzellikleriyle, tüm renkleriyle Türkiyemiz hamdolsun buradadır. Her anı mazimizin kayıtlarına geçen hayat yolculuğunda tomurcuk kaygısı taşımayan bir ağacın odun olmaktan başka bir seçeneği yoktur.

Milliyetçi hareketin 55 yıl önce yola çıkarken mutlak suretle tomurcuk derdi vardı. Yeşillenen yapraklarımız kimi zaman sararıp düştü. Bu yaprakların akıbetini rüzgarlar tayin etti. Bazıları kapıyı sert çekip gittiğinden dönmeye yüzleri kalmadı. Bazıları ıssızlığa mahkum oldu. Kimi zaman da sapı gövdemizden ayrılan baltaların darbesine maruz kaldık. Ancak geldiğimiz bu aşamada tıpkı bir çınar gibi Türk milletinin vicdanında kök salmasını başardık.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık mirasını yağmalayan habis güruh, milletimizi mağlup etmek için yanıp tutuşuyor. Bunlar kuyruğa girerek Türk milletinin diriliş azmini kırmanın arayışındalar. Türk demokrasi ve siyaset hayatını kumpaslarla zehirlemenin amacındalar. Türkiye üzerinde kumar oynayan muhalefet partileri, milletimizin mukavemet zırhı olan milli birlik hisarlarını yıkmak için adeta yarışıyorlar.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde hayal kırıklığına uğrayan muhalefet cenahı, birbirini yiyip bitirerek, 31 Mart seçimlerine kara propaganda ile hazırlanıyor. Bu muhalefetin ne söyleyip nasıl göründüğünden daha mühimi görüyorum dediğini idrak edememesidir. Türkiye’de bir muhalefet bozgunu yaşanmaktadır.

Muhalefet iflah olmaz derecede hastadır. Cumhuriyet Halk Partisi, üçüncü dünya ülkelerindeki muhalefet partilerinden çok daha aşağıdadır. Terör örgütü PKK’nın siyasallaşmasını misyon edinen CHP, demlenerek metruk bir tekneyi andıracak şekilde rotasını kaybetmiş, bölücü korsanlar tarafından rehin alınmıştır. Bizi ilgilendiren demlenmiş CHP kanadıyla ülkemize reva görülen haksızlıklar ve güvenlik tehlikelidir. DEM, CHP’yi maalesef dönüştürmekle kalmamış, istikametinden koparmıştır. CHP mayına basmış, siyasi seçenek olmaktan uzaklaşmıştır. Bu partide ayaklar baş, başlar ayaktır.

İstanbul Çekmeköy’de seccade, Ataşehir’de zikirmatik dağıtan, ofislerde utanmadan balya balya para sayan CHP yönetimi ne yapsa beyhudedir zira demlenip PKK’yla kent ittifakı maskesi altında organik bağ kurmasının bedelini 14 gün sonra sandıkta ödeyecektir. Ankara’da PKK ile ittifak yapan vitrin milliyetçilerinin hesabını Türk milleti 14 gün sonra soracaktır.

Dünyanın en büyük Türk kentinin onyıllarını çalan bu kenti Ermenilerin sayan büyükşehir belediyesini sıçrama tahtası gören, CHP’yi Saraçhane’den yöneten malum zat için veda vakti gelmiştir. CHP içindeki kaos ve karmaşanın ülkemizin geneline yayılma ihtimali korkunçtur. Partilerini yönetemeyenlerin, birbirlerine hürmet beslemeyenlerin yerel yönetimlerde millete hizmet etmelerini düşünmek abestir.

Türkiye’nin bir Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır. Türk kökenli kardeşlerimizin sorunlarını konuşmak başka, yapay sorunları konuşmak başkatır. Türk ile Kürt, Alevi ile Sünni arasında uçurumlar oluşturmaya hizmet edenler hainlerin en hainidir. Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne hançer saplayanlar Türk’ün de Kürt’ün de, Alevi’nin de Sünni’nin de düşmanıdır.

“Ayrılamazsın, Türk milletini yalnız bırakamazsın”

Geçenlerde basından öğrendiğim kadarıyla sayın Cumhurbaşkanımızın bir konuşması özellikle sol cenahlarda büyük bir iştah olarak kabul edilmiştir. Buradan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a diyorum; ayrılamazsın, Türk milletini yalnız bırakamazsın. Cumhur İttifakı olarak yanındayız. Yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak size görmek istiyoruz.”

Paylaşın

İstanbul’da Newroz: 31 Mart’ta Hep Birlikte Kazanacağız

Yenikapı’da düzenlenen Newroz kutlamasında konuşan DEM Parti İstanbul eş başkan adayı Murat Çepni, “31 Mart’ta hep birlikte kazanacağız, İstanbul’u biz yöneteceğiz. Yürütülen tartışmalara kulaklarımızı tıkıyor, kendimize bakıyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “DEM Parti en güçlü biçimde başarıyı elde edecek. Dilimizi, kültürümüzü yok sayanlara, işçi sınıfına açlığı reva görenlere, Kürt halkını yok sayanlara en büyük cevabı 31 Mart’ta vereceğiz. Newroz’un coşkusuyla hepinizi selamlıyorum.”

DEM Parti İstanbul eş başkan adayı Meral Danış Beştaş da, “Biz diyoruz ki İmralı kapılarını açın, tecride son verin. Sayın Öcalan özgür olmalı. Newroz özgürlüktür. Diyarbakır’da bize laf söyleyip gelip burada bize şirinlik yapmayın. Bu seçimde kırmızı kart gösteriyoruz. Kendimize oy vereceğiz, partimiz etrafında kenetleneceğimizi  her fırsatta söylüyoruz.

Seçmen değilseniz lütfen seçmen olduğunuz yere gidip oyunuzu kullanın. Çünkü hırsızlık yapıyorlar. Onlar irade hırsızı. Kaçak seçmenlerle Ağrı’yı, Bitlis’i, Siirt’i almaya çalışıyorlar. Ama biz buna izin vermeyeceğiz. Bizim bir ağacımız var. O ağacın etrafında toplanıyor ve diyoruz ki; oyumuz ne size ne ona, oyumuz kendimize” diye konuştu.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Özgür Kadın Hareketi (TJA) ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) tarafından organize edilen Newroz kutlaması için çok sayıda yurttaş İstanbul Yenikapı’da bir araya geldi.

“Rabe dema azadî û serkeftinê ye / Zaman, özgürlük ve zafer zamanıdır! Ayağa Kalk!” sloganıyla yapılan kutlamalara Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Esengül Demir, DEM Parti’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayları Murat Çepni ile Meral Danış Beştaş katıldı.

Miting alanı sarı, kırmızı ve yeşil renklerden oluşan flamalarla süslendi. Polis, alana girişlerde dört farklı arama noktası kurdu. Sabah erken saatlerden itibaren miting alanına gelen yurttaşlar arama noktalarından geçtikten sonra alana alındı.

Barış Anneleri ve Adalet Nöbeti Anneleri, 2024 İstanbul Newrozu’nun ateşini yaktı. DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan Adayları Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni de annelerle birlikte Newroz alanına geldi. Ateşin yakılmasının ardından sahneye çıkan Danış-Beştaş ve Çepni halkların Newroz Bayramını kutlayıp horon oynadı.

Çepni, “Her bijî Kawa’lara. 31 Mart’ta hep birlikte kazanacağız, İstanbul’u biz yöneteceğiz. Yürütülen tartışmalara kulaklarımızı tıkıyor, kendimize bakıyoruz. DEM Parti en güçlü biçimde başarıyı elde edecek. Dilimizi, kültürümüzü yok sayanlara, işçi sınıfına açlığı reva görenlere, Kürt halkını yok sayanlara en büyük cevabı 31 Mart’ta vereceğiz. Newroz’un coşkusuyla hepinizi selamlıyorum” dedi. Çepni, konuşmasını Adnan Yücel’in “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” şiiriyle bitirdi.

Meral Danış Beştaş da konuşmasına Kürtçe başladı. Ardından da Türkçe devam etti. “İstanbul bugün şunu gösterdi. Hepiniz Dehak’a karşı Kawa’sınız. Bugün İstanbul’un Kürtlerin en büyük kenti olduğunu gösterdiniz. Kürt halkı, duruşuyla, diliyle, tarihiyle, mücadelesiyle Dehak’a karşı Kawa olduğunu gösterdi. Tecride ve kentlerimize konulan ablukaya karşı biz büyük bir direniş gösteriyoruz.

Eğer partimizin yanında durursak, arkadaşlarımızı özgürleştireceğiz. Her bir oyunuz Selahattin Demirtaş’ı özgürleştirecek. Sebahat Tuncel’i özgürleştirecek. Figen Yüksekdağ ve Gültan Kışanak’ı özgürleştirecek. Bu coşkunuz, bu duruşunuz, buraya gelmeniz bizi onurlandırdı. Binlerce kez varolun” diye konuştu.

“Newroz zalimlere karşı isyandır”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise konuşmasında şunları söyledi: Bi milyonan insan li stenbolê dijî. DEM Partiyê li Stenbolê emê bikin hêlîna hemû gelan. Êdî dem dema me ye dem dema stenbolê ye. Her bijî Stenbol Newroza we pîroz be.

Merhaba İstanbul; işçinin, emekçinin, kadının, gencin, öğrencinin, engellinin, göçmenin, mültecilerin şehri İstanbul merhaba! Merhaba emeğiyle yaşamı var eden halklarımız, merhaba şu anda bu meydanı dolduran Kürtler, Türkler, Araplar, Ermeniler, Süryaniler, Aleviler, farklı inanç ve etnik grubundan kıymetli arkadaşlarımız, hepiniz hoş geldiniz. Newroz kutlu olsun. Newroz Piroz be. Newroz, zalimlere karşı isyandır.

Newroz Dehak’a karşı devrimci Kawa’nın direnişidir; Kenan Evren faşizmine karşı Mazlum Doğanların, Erdal Erenlerin mücadelesidir. Newroz AKP-MHP iktidarına karşı Hrant Dink’in, Berfo Ana’nın, Cumartesi Annelerinin, Berkin Elvan’ın, Emine Şenyaşar’ın mücadelesidir. Sizler bugün burada genciyle, kadınıyla her milliyet ve inançtan halkımızla birlikte bir kez daha yok olmadığımızı, tükenmediğimizi; aksine güçlendiğimizi, büyüdüğümüzü dosta da düşmana da kanıtladınız. Her biji İstanbul!

Sizlere çok önemli selamlar getirdim. Selahattin Demirtaş’ın, Gültan Kışanak’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Leyla Güven’in, Sabahat Tuncel’in ve cezaevindeki binlerce özgürlük tutsağının selamlarını getirdim. Peki, biz bugün yüzbinlerle bu alanları dolduranlarla cezaevlerine ne diyoruz? Newroza we pîroz be. Her bijî mala we ava be. 112 gündür açlık grevinde olan tutsaklar var.

Cezaevinde faşizme ve zulme karşı direnen, özgürlük ve barış için, tecridi kırmak için açlık grevinde olan yoldaşlara ne diyoruz? Newrozunuz kutlu olsun. Gezi tutsaklarına da emekçilerin, Kürtlerin, ezilenlerin selamlarını gönderiyoruz. İnşallah bu coşkumuz ve kararlılığımızla bir gün bu tecrit sistemini kırarak cezaevindeki yoldaşlarımızı hep birlikte özgürleştireceğiz. Söz veriyor musunuz?

Biliyorsunuz, Türkiye’nin en temel meselelerinden biri Kürt sorunudur. Bu sistem bu sorunu çözmemek için bilerek isteyerek ekonomisini, bütçesini batırdı, yine de çatışma ve silahtan bahsetmekten vazgeçmedi. Bizler de bugün bu alanı dolduran yüzbinlerce insanımızın huzurunda şunu diyoruz: Kürt meselesi diyalogla ve müzakereyle çözülür. Kürt meselesi zulüm politikalarıyla, çatışmalarla, topla tüfekle çözülecek bir mesele değildir.

Kürt meselesi bir yüzyıl daha ret, inkar ve asimilasyon politikalarıyla ötelenemez. Bugün İstanbul’da bu alanda Kürtler ve emekçiler çözümün gücünü, muhatabını, kendi taleplerini net bir şekilde ortaya koydu. İkinci yüzyıl Kürt yüzyılı olacak, demokrasinin yüzyılı olacak, cezaevindeki yoldaşlarımızın özgürleştiği ve Kürt sorununun demokratik yollarla müzakere ve diyalogla çözüldüğü bir yüzyıl olacak. Kürt’ün, Alevi’nin eşit yurttaş olduğu, Kürtçenin resmi statüye kavuştuğu bir yüzyıl olacak.

İkinci yüzyılın barış ve demokrasi yüzyılı olması için hep birlikte elbirliğiyle çalışıp mücadele edecek miyiz? Kürt halkı tarihin başından beri zalimlere karşı mücadele etti, etmeye de devam edecek. Daha birkaç yıl önce bu ülkeyi yöneten AKP-MHP iktidarının temsilcileri ne diyordu? DEM Parti’nin takati kalmadı diyorlardı. Buyurun size takat, buyurun size gençler, buyurun size bütün zulüm politikalarına rağmen dilinden ve kültüründen vazgeçmeyen onurlu Kürt halkı. Aleviler ve emekçiler bu meydanda. Takatimiz de var kudretimiz de var. Bir kez daha bu ülkeyi yönetenlere seslenmek istiyorum: Kürt sorununun çözümünün anahtarı İmralı’dadır.

Sayın Öcalan’ın sunduğu 2013 çözüm iradesinin arkasındayız. Sayın Öcalan, Kürt ve Türk gençlerinin yaşamını yitirmemesi için 2013 yılında bir çözüm deklarasyonu ortaya koydu. Ülkenin ekonomisini bastıran, emekçileri yoksullaştıran, Türkiye’de 40 milyon insanı açlık sınırının altında yaşamaya mahkum eden, ülkenin 3 trilyon dolarını Kürt meselesi çözülmesin diye harcayan bu sisteme bir kez daha çağrı yapıyoruz. 2013 deklarasyonu çok önemlidir, çok kıymetlidir.

Bu ülke halklarını çatıştıracağınıza, kutuplaştıracağınıza; meselenin muhataplarıyla, İmralı’yla diyalog içinde çözelim. Bu Newroz alanında yüzbinlerce insanla birlikte çağrı yapıyoruz. Değerli halkımız, çözümsüz bir yüzyıl daha geçiremeyiz. Bu ülke de kaldıramaz. Ülkenin ekonomisi battı. Bu ülkede gençlerin umudu çalındı. Bu ülke talan edildi, yoksullaştırıldı. Dolayısıyla bu yüzyılda barış içerisinde, insanca, refah içerisinde yaşamak istiyorsak; 2013 yılındaki deklarasyona hükümeti, yönetenleri davet ediyoruz.

Sayın Abdullah Öcalan bir kitabında aynen şöyle söylüyor. “Bizim kavgamız hiçbir ırka, hiçbir dine, hiçbir gruba, hiçbir mezhebe karşı olmaz. Bizim kavgamız haksızlığa, geri bırakılmışlığa, her türlü baskı ve ezilmeye karşı olmuştur”. Bu sözlerin neresi yanlış? Bu sözlere katılmamak için herhangi bir sebep var mı? Bu sözler tam da bugün DEM Parti’nin yapmaya çalıştığını tarif ediyor.

Kadınların, emekçilerin, ekolojistlerin, ezilenlerin, işsizlerin partisi olmaya ve hep birlikte kardeşçe yaşama mücadelesini DEM Parti olarak yürütmeye devam edeceğiz. Hep birlikte tecridi kaldıracağız değil mi? Açlık grevlerindeki arkadaşlarımızı yalnız bırakmayacağız değil mi? İnşallah güzel günler yakın. Güzel günler yaşamak için hep birlikte partimizin yanında duracak mıyız? Bugün anadiline, kimliğine, kültürüne sahip çıkma günüdür.

Bugün savaşa ve sömürüye karşı çıkmanın günüdür. Bugün halkların zulme karşı ortak mücadelesini yükseltmenin zamanıdır. Türk’ü, Kürt’ü, emekçisi ile bu zalimlere karşı, bu zulüm düzenine karşı mücadele etme zamanıdır. Bugün Kürt ulusal birliğini sağlama günüdür. İmralı’daki tecrit sistemini lağvetmenin zamanıdır. Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasının zamanıdır. Siz değerli halkımızı da birlikte mücadele etmeye ve sonuç almaya davet ediyoruz.

Önümüzde bir yerel seçim var. 31 Mart’ta da bu Newroz coşkusuyla hareket edeceğiz. 31 Mart seçimlerini de şu anda burada, Türkiye’nin ve Kürdistan’ın dört bir yanında Newroz kutlamalarına katılan halkımız şekillendirecek, buna eminim. 31 Mart’ta İstanbul’da Amed’de, Dersim’de, Van’da Siirt’te, Kars’ta zafere yürüyeceğiz. 31 Mart’ta kayyımları göndereceğiz. Kayyımlar zalim Dehak’ın temsilcileridir, sömürge valileridir. Ekmeğimize el koyan, yerel yönetimlerin bütçelerini usulsüzlükle boşaltan, Kürt diline ve kültürüne düşman, kadına ve gençliğe düşman bir anlayıştır. Hep birlikte inşallah kayyımları gönderecek miyiz?

Kürt’ü, Türk’ü, Arap’ı, Alevi’si, farklı halklar ve inanç gruplarıyla İstanbul Türkiye’dir. Ama İstanbul hükümet yetkilileri için rant kapısıdır, paradır. Onlar İstanbul’u talan edilecek bir kaynak olarak görüyor. Kentin cefasını siz emekçiler çekin, sefasını biz sürelim diyorlar. Peki, buna evet diyecek miyiz? İstanbul’daki bu harami düzene karşı daha güçlü mücadele edecek miyiz? Bu kentin inşaatlarını biz yapıyoruz, hizmetini biz görüyoruz.

Fabrikalarda, lokantalarda, sokaklarda çalışan bizler değil miyiz? Bu kentin kültürünü ve sanatını büyüten bizleriz. Bu kentin hizmetini ve bilgisini üreten bizler olmamıza rağmen “siz hizmet edin ama yönetmeyin” diyorlar. Sizlere söz veriyoruz hem Türkiye’de hem Kürdistan’da inşallah sizin gücünüzle birlikte her yerde yönetimlerde olacağız, her yerde yöneteceğiz. İstanbul’da da sizlere iki tane pırıl pırıl arkadaşımızı aday olarak getirdik.

İnşallah İstanbul’un her yerinde iradeniz yönetimlere yansıyacak. İstanbul’da alacağınız sonuçlarla cezaevindeki yoldaşlarımıza, sürgündeki halklarımıza, Kürdistan’da gözü burada olan yoldaşlarımıza büyük bir mesaj vermeye var mısınız? İki kıtanın birleştiği tarihi bir kavşaktayız. Bu kenti Edip Solmaz ve Terzi Fikri’nin geleneğiyle yöneteceğiz. Halkçı ve toplumcu, emekçi dostu, gencin dostu, kadın dostu yerel yönetimler anlayışımızı Kürdistan’da olduğu gibi burada da hayata geçireceğimiz günlere az kaldı.

“Sen bırak puşiyi kalpağı da Türkiye’yi kime verdiğinin hesabını ver”

Dün Erdoğan konuşmasında diyor ki “Al puşi, ver kalpak pazarına girdiler”. Şimdi Erdoğan’a sesleniyoruz. Sen bırak puşiyi kalpağı da AKP, Türkiye’nin tapusunu MHP’ye verdi. Türkiye’nin bürokrasisi MHP’de, yargısı MHP’de. Devlet Bahçeli şak diyor, Erdoğan tak diye yerine getiriyor. Sen asıl Türkiye’yi kime verdiğinin, Türkiye’yi kimin yönettiğinin hesabını bu halka ver. Bizim en büyük ittifakımız halklarladır, emekçilerledir, Kürtlerledir, Alevilerledir.

Bu soygunculara, talancılara 31 Mart’ta hep birlikte en güçlü cevabı verecek miyiz? Bunlara en büyük dersi 31 Mart’ta verecek miyiz? O zaman dersimizi çalışalım. Seçimlerden alacağımız sonuçlarla da bizi yok sayanlara, bizi yönetime layık görmeyenlere gerekli dersi verelim. 31 Mart’ta ampulü söndürerek Türkiye’yi Newroz ateşiyle aydınlatmaya var mısınız? Her Bijî. Mala we ava be.

Karşımızda JİTEM ittifakı var. AKP-MHP ittifakının İstanbul çalışmalarına kim destek sunuyor? Tansu Çiller. Elazığ’da AKP’nin seçim çalışmalarını kim yapıyor? Mehmet Ağar. Kimdir Tansu Çiller ile Mehmet Ağar? Halkımızın binlerce evladının faili meçhul cinayete uğradığı dönemin başbakanı ile içişleri bakanı. Şimdi ikisi birlikte AKP-MHP iktidarı için seçim çalışması yürütüyor. Bu JİTEM ittifakına sandıkta gerekli cevabı verecek miyiz?

Kürdistan’daki mezarları tahrip ettiler. 300’e yakın insanımızın cenazelerini Kürdistan’daki mezarlıklardan çıkardılar ve Kilyos’ta kaldırımın altına gömdüler. İşte AKP ve MHP’nin gerçek yüzü budur. Kilyos’ta kaldırımların altında olan Kürtlerin cenazeleridir. Kilyos’ta başka ne yapıyorlar? JİTEM ittifakının başbakanı olan Tansu Çillere arsa veriyorlar, rant veriyorlar. Boşuna bunlara JİTEM ittifakı demedik. JİTEM ittifakına en güçlü cevabı verecek miyiz?

Bunların başı seccadede, elleri semada ama aklı haramda hilededir. Kürdistan’da birçok belediyemizi elimizden almak için şimdi de kaçak ve haram seçmen taşıyorlar. Peki bu kaçak ve haram seçmenlere karşı ne yapacağız? Kürdistan’da oyu olan her arkadaşımızı kesinlikle sandıklara göndereceğiz. Her haram seçmene karşı 2 tane helal oyu göndermeye var mısınız? Eğer gidecek durumu olmayan arkadaşlarınız varsa en yakın il ve ilçe örgütlerimize uğrasınlar, otobüs biletlerini alsınlar. Kürdistan’da bu kayyımcı anlayışı, Kürt’ün dilini ve kültürünü ret eden bu anlayışı yenmek için oyu olanlar sandıklarına gitsin.

Ayrıca sandıklara sahip çıkacağız. Her oyun, cezaevlerindeki yoldaşların alınteri olduğu bilinciyle sandıkları boş bırakmayacağız. 31 Mart’ta ağaç gördüğünüz yerin altına mühür basacaksınız. Bizi ilgilendiren DEM Parti’nin ağacı, gerisi boş. 1 aydır Kürdistan’da il il, ilçe ilçe dolaşıyorum. Gençlerin ve kadınların alanları doldurduğu böylesine dinamik, pırıl pırıl bir kitleyi bugüne kadar hiçbir yerde görmedim. Sağ olun, var olun. Bizlere büyük bir güç verdiniz. Stenbol DEM dema te ye DEM dema Kurda ye, DEM dema Kurda ye, dema hevalên jinan, dema jinan e. Hun her hebîn Stenbol.

Az kaldı bu haramileri göndermeye, kayyımcı zihniyeti sandığa gömmeye. Tekrar bu ülkede gençlerin umutlanacağı, çözümün kapısının aralanacağı, cezaevlerindeki arkadaşlarımızın özgürlüklerine kavuşacağı günlere az kaldı. 31 Mart’ta buradan Kars’a, Siirt’e, Batman’a, Dersim’e, Kürdistan’ın dört bir yanına büyük bir müjde göndermeye var mısınız? Sizlere Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni’yi emanet ediyorum. Emanetinize sahip çıkın. Hun her hebin mala we ava. Ji me hemûyan re serkeftin serkeftin.”

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Kumpaslar Kurmaya Çalışıyorlar

Katıldığı bir açılış töreninde konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bizim belediyecilik ve hizmet anlayışımızla başa çıkamayacaklarını görenler şimdi yine her seçimde önce alışık olduğumuz tavırlarıyla bir kısım türlü türlü hileler ya da kumpaslar kurmaya çalışıyorlar” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Kabataş Transfer Merkezi 1. Etap Açılış Töreni’nde konuştu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İmamoğlu’nun konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Muhteşem bir şehirde yaşıyoruz. Her köşesi, her noktası adım adım, karış karış, ince ince dantel işler gibi, nadide bir esere dokunur gibi davranmanız gereken ve bunu hissederek iş üretmeniz gereken bir şehir. Umarım her birimiz bu şehre layık davranarak yaşayanlar olalım.

Hem tarihi yarım adaya bakarken Fatih Sultan Mehmet’i, hem Dolmabahçe’ye bakarken bu şehri işgalden kurtarıp bize hediye eden Mustafa Kemal Atatürk’ü buradan minnetle anmak, önlerinde saygıyla eğilmek hepimizin boynunun borcu.

Bizi bu göreve layık gördüğünüz günden bu yana elimizden geleni yalnız bu şehrin belediye başkanı değil muhafızı olma duygusuyla işimizi yapıyoruz. Bizim belediyecilik ve hizmet anlayışımızla başa çıkamayacaklarını görenler şimdi yine her seçimde önce alışık olduğumuz tavırlarıyla bir kısım türlü türlü hileler ya da kumpaslar kurmaya çalışıyorlar. Olsun varsın çalışsınlar, herkesin ilgi alanı var. Bizim ilgi alanımıza girmiyor, onların ilgi alanı böyle. Yapacak bir şey yok.

2019 seçiminde kocaman bir vaat setim vardı. Çok çalışmıştık. 3 ayda olağanüstü bir set çalışmıştık. Yüzlerce akademik kimlik, yüzlerce siyasi insan öyle bir akış sağlamıştık ve öyle sağlam bir koordinasyon kurmuştuk ki muhteşem bir çalışma ortaya çıkmıştı. Gündüz seçim kampanyası, akşam 7 saat, 6 saat gece yarılarına kadar insanlarla beraber o vaat dizinin neler olduğuna birlikte karar verme sistemini kurmak muhteşemdi.

Bu kadar detaylı bir oran vermeyecektim ama artık veriyorum. Yüzde 87’sini bu beş yıla sığdırmanın gururunu taşıyorum. Yüzde 87 önemli bir başarı. Nadiren doğru konuşan rakibim bile bu hakkı teslim etti. Bence yıllar geçecek bu yüzde 87 ile anılacak sadece. Bu seçimden ona bir tek bu kalacak. Allah’ı var o yüzde 87’sini yaptı dedi biliyorsunuz. Teşekkür ederim kendisine.

Televizyonlara, canlı yayınlara katılıyorum. 200 sayfalık vaat setimden en az bilinen bir tanesini, hatta hatırlıyorum işte sosyal tesislerde haftada bir gün şu yapılacak demişsiniz, o kadar detay yazmışız ki. Canlı yayında bana soruyorlar. Bende de birileri gibi ‘yaptım’ diyip geçiştiren bir ruh hali yok. Sonradan zaten yapıp yapmadığımı, bilmiyorum o an da hatırlamayabilirim. Açıkça ben rakiplerime de benzemem emin olmak isterim. ‘Hatırlamıyorum, kontrol edip size bilgi vereyim’ diyorum. Bu gayet insani, dopruy bir hamle olduğunu, cevap olduğunu düşünüyorum. Vay efendim ‘İmamoğlu’ hatırlamıyor. Yüzlerce vaatten birini hatırlamıyor…

“Onlara bakıp hem çok mutlu oluyorum hem de eğleniyorum”

Onlara öyle bir etki bıraktım ki demek ki, her şeyi hatırladığımda şok oluyorlar ya ‘İmamoğlu bunu niye hatırlamadı’ diye vahlanıyorlar. Hani gençlerin deyişi var ya ‘ben şok’ onlar da şok oluyorlar tabi buunu görünce. Tabii üç gündür tepiniyorlar bunun üzerinde. Çok da eğlenceli açıkçası. Onlar zannediyor ki, İmamoğlu kızıyor. Vallahi hiç kızmıyorum. Onlara bakıp hem çok mutlu oluyorum hem de eğleniyorum. Beni beş yıllık icraatlerimizle eleştiremeyenlerin ‘hatırlamadım’ dedim diye zıp zıp zıplamalarıyla gülmekten kırılıyorum. Ne mutlu bana ne mutlu tüm yol arkadaşlarıma.

Biz önemli bir algıyı değiştirdik. Önceden çalıyor ama çalışıyor böyle bir algı vardı biz bunu yerle bir ettik. Milletimiz artık şunu diyor; hem çalmıyor hem de çalışıyor. O yüzden şaşkınlar anlayamıyorlar. Bunu da da yerleştireceğiz… Değerli hemşehrilerim, iradenizin yok sayılmasına adaletsizliğe hukukun demokrasinin askıya alınma girişimlerine karşı muhafızlık yaptığımızı bu şehir çok iyi biliyor.

Önümüzdeki dönemde vitesi daha da arttıracağız. Bizi artık izleyemeyecekler, izlemekten vazgeçecekler. Çünkü biz ufuk çizgisini geçeceğiz bizi göremeyecekler. O kadar geriye kalacaklar. Enerjimizi ve gücümüzü daha da büyüteceğiz. 5 yıldaki yönetimin 25 yılda yapıldığından çok daha fazla iş yapması bize şöyle bir hedef koyuyor; 10 yılda 50 yıla bedel iş yapan belediyeciliği bu şehre yansıtacağız. Ama daha çok da bu şehrin başını belalardan koruyacağız. Bu şehrin başına bir bela gelmesini, ihanet gelmesini engelleyeceğiz.”

Paylaşın

Yoksul Sayısında Patlama: Sosyal Yardım Alanlar 5 Yılda 7 Katına Çıktı

2023 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de 4 milyon 989 bin 456 hane, yani 19 milyon 957 bin 824 kişi sosyal yardımdan yararlanıyor. Böylelikle ülke nüfusunun 4’te 1’i sosyal yardımlarla ayakta duruyor.

2018’de sosyal yardımlara 43 milyar lira ödenirken, 2019’da bu tutar 55 milyar, 2020’de 69 milyar, 2021’de 97.8 milyar lira oldu. 2022’de 151.9 milyar, 2023’te ise 305.9 milyar TL’ye yükseldi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2023 yılı faaliyet raporu yayınlandı. Rapora göre son beş yılda sosyal yardım alan kişi sayısında patlama oldu. 2018’de sosyal yardımlara 43 milyar lira ödenirken, beşinci yılın sonunda rakam yedi katına çıktı.

2019’da bu tutar 55 milyar, 2020’de 69 milyar, 2021’de 97.8 milyar lira oldu. 2022’de 151.9 milyar, 2023’te ise 305.9 milyar TL’ye yükseldi.

Sosyal yardım alan hane sayısı da 2018’de 3 milyon 494 bin 932 oldu. 2021’de ise 4 milyon 419 bin 286 hane sosyal yardım aldı.

Sözcü’de yer alan habere göre; 2023 yılı sonu itibarıyla Türkiye’de 4 milyon 989 bin 456 hane, yani 19 milyon 957 bin 824 kişi sosyal yardımdan yararlanıyor. Böylelikle ülke nüfusunun 4’te 1’i sosyal yardımlarla ayakta duruyor.

2023’de gıda yardımı yapılan 957 bin 164 hane ve burada yaşayan 3 milyon 509 bin 427 kişi vardı. 1.21 milyar TL gıda yardımı yapıldı. Bu sayı 2022’de 3 milyon 472 bin 939 kişi ve 936 bin 683 haneye çıktı.

Yoksul vatandaşlara yapılan elektrik tüketim desteğinde de artış oldu. 2019’da 1 milyon 343 bin 109 hane elektrik yardımı aldı. Bu sayı 2020’de 1 milyon 659 bin 448 haneye çıktı. 2021 yılında 1 milyon 792 bin 200 oldu.

2022’de ise hane sayısı 2 milyon 719 bin 745’e yükseldi. 2023 sonu itibarıyla 4 milyon 378 bin 839 haneye elektrik desteği verildi ve 8,67 milyar lira kaynak aktarıldı.

Paylaşın

Hatimoğulları: Kürt Sorunu Bir Statü Sorunudur Ve Çözülmelidir

Van’daki Newroz kutlamalarında konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Kürt sorunu bir statü sorunudur ve çözülmelidir, hem de derhal çözülmelidir. Kürt sorunu 4 parça Kürdistan’da statü sorunudur ve 4 parça Kürdistan’da çözülmelidir. Bu topraklardaki, Türkiye’deki tekçi ve ırkçı anlayış halkların zenginliklerini, farklılıklarını, kültürlerini, dillerini yok ediyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Halkların barış içinde kendi dilleri ve inançlarıyla barışçıl ve demokratik bir zeminde birlikte ve kardeşçe yaşayabilecekleri bir demokratik ortamın inşası derhal gerçekleştirilmelidir. Bütün bunlar anayasal güvence altına alınmalıdır. Bizler demokratik anayasa için çalışmaya hazırız. bunu dün de söyledik bugün de bu meydanda bir kez daha söylüyoruz. Anadilinde eğitimden korkmayın. Anadilinde eğitim bir ülkeyi bölmez, ülkeyi daha çok birbirine bağlar, halkları daha çok birbirine bağlar. Burada bu talebimizi tekrarlıyoruz. Anadilde eğitim haktır ve anayasal güvenceye alınmalıdır.”

Hatimoğulları, konuşmasının devamında, “Karadeniz’den Amed’e, Akdeniz ve Marmara’dan Serhad’a kadar hep birlikte dayanışarak barış ve kardeşlik içinde zaten yaşıyoruz. Bu faşist ve otoriter diktatörlere bir kez daha diyoruz ki gölge etmeyin başka ihsan istemez. Halklar barış içinde, kardeşlik içinde pekala yaşayabiliyor. Silahların susması, çatışmaların bitmesi ve diyaloğun başlaması barışın esasıdır.

Kürt sorunu için zaten çok geç kalınmış. Kırk yıldır savaşların ve çatışmaların çözemediği Kürt sorunu için önerimiz budur. Barış naif bir durum değildir. Barış emeksiz gelmez, mücadelesiz gelmez. İşte Kürt halkı ve onunla ittifak halinde olan halklar ve demokrasi güçleri olarak mücadelemizi onurlu bir barış için hep beraber yürütüyoruz. Barış demeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Van’da Newroz kutlamaları tarihi Van Kalesi eteklerinde gerçekleşti. Miting alanı sarı, kırmızı ve yeşil renklerden oluşan flamalarla süslendi. Polis, alana girişlerde arama noktaları kurdu. Sabah erken saatlerden itibaren miting alanına gelen yurttaşlar arama noktalarından geçtikten sonra alana alındı.

Koma Aryen’in konseri ile başlayan kutlamalarda, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır konuşma yaptı.

Bir kayyımcı oya karşı 2 oy”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: Merheba Wanê, silav jinên delal, ciwanên delal, dayikên delal hûn bi xêr hatin, li ser seran li ser çavan hatin. Ehlen ve sehlen. Newroz pîroz be. Selam olsun Newroz ateşini bedeniyle harlayanlara; selam olsun Newroz ateşini Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da bütün halklarla ezilenlerle, sömürülenlerin mücadelesiyle birleştirenlere. Selam olsun zalim Dehaklara karşı mücadele eden Demirci Kawalara; selam olsun bedeniyle mücadeleyi Newroz ateşiyle harlayan Mazlumlara. Binlerce selam olsun!

Biraz önce burada Sayın Öcalan’ın 2013’teki o çok önemli Newroz mesajı okundu. O mesajdaki iki cümleyi tekrardan hatırlatmak istiyorum. “Son iki yüzyılda fetih savaşları, batılı emperyalist müdahaleler, baskıcı ve inkarcı anlayışlar Arabi, Türki, Kurdî, Farisî toplulukları ulus devletçiklere, sanal sınırlara, suni problemlere gark etmeye çalışmıştır.” Bütün Türkiye halklarının kültürünü dile getirerek şöyle devam etmişti: “Halay, delilo, horon, zeybek hepsi hısım akraba”.

Türkiye’de, Kürdistan’da, Anadolu ve Mezopotamya topraklarında, Ortadoğu’da bütün farklılıklarımızla bir arada yaşamanın mesajıdır bu. Farklı dilleri konuşuyoruz, evet; farklı inançlara ve mezheplere sahibiz, evet. DEM Parti olarak, demokratik bir cumhuriyetin inşasına inananlar olarak, bu topraklarda yaşayan 72 millete aynı nazarla bakan insanlar olarak, tıpkı Sayın Öcalan’ın dediği gibi ortak ve eşit yaşamı kurana dek mücadelemizi sürdüreceğiz.

Değerli Van halkı; buradan o kadar güzel, o kadar görkemli görünüyorsunuz ki; sizler bu inançla bu alanları hınca hınç doldurduğunuz sürece, demokrasiye ve eşitliğe sahip çıktığınız sürece Ankara’dan, Saray’dan faşizm yaymaya çalışanlar Kürdistan’a “teröristan” diyemez! O Saray’daki şahıs Van’da yaptığı konuşmasında bizleri kastederek, Van halkını, Kürt halkını, DEM Parti’de mücadele eden halkları, DEM Parti’deki devrimci sosyalist insanları kast ederek “puşinizi kalpaklarla değiştirdiniz” diyor. Kocaman bir yalan! Gelsin Saray’daki de şu Newroz meydanını görsün. Her yörenin kıyafetinin ve Kürtçenin nasıl korunduğunu, Kürtlerin kültürlerini nasıl koruduğunu gelsin o zatı muhterem şu Newroz alanında görsün. Her bijî Wan, her bijî Wan!

Bakın biraz önce Sayın Öcalan’ın çok kıymetli 2013 mesajından bahsettik. O mesaj barış içeriyordu. O mesaj Türkiye halklarının ortak yaşamını savunuyordu. 2013’teki o mesajı 2024’te bütün sorumlular, bütün muhataplar duysun istiyoruz. Bir kez daha Van’dan bunu söylüyoruz. Türkiye’de bu mücadeleye destek veren bütün demokrasi güçleri duysun istiyoruz.

Ve elini Kürt sorununun demokratik çözümü için taşın altına koyması gereken iktidarıyla, muhalefetiyle, devlet organlarıyla herkes şu taleplerimizi bir kez daha duysun: Kürt sorunu bir statü sorunudur ve çözülmelidir, hem de derhal çözülmelidir. Kürt sorunu 4 parça Kürdistan’da statü sorunudur ve 4 parça Kürdistan’da çözülmelidir. Bu topraklardaki, Türkiye’deki tekçi ve ırkçı anlayış halkların zenginliklerini, farklılıklarını, kültürlerini, dillerini yok ediyor.

Halkların barış içinde kendi dilleri ve inançlarıyla barışçıl ve demokratik bir zeminde birlikte ve kardeşçe yaşayabilecekleri bir demokratik ortamın inşası derhal gerçekleştirilmelidir. Bütün bunlar anayasal güvence altına alınmalıdır. Bizler demokratik anayasa için çalışmaya hazırız. bunu dün de söyledik bugün de bu meydanda bir kez daha söylüyoruz. Anadilinde eğitimden korkmayın. Anadilinde eğitim bir ülkeyi bölmez, ülkeyi daha çok birbirine bağlar, halkları daha çok birbirine bağlar. Burada bu talebimizi tekrarlıyoruz. Anadilde eğitim haktır ve anayasal güvenceye alınmalıdır.

Karadeniz’den Amed’e, Akdeniz ve Marmara’dan Serhad’a kadar hep birlikte dayanışarak barış ve kardeşlik içinde zaten yaşıyoruz. Bu faşist ve otoriter diktatörlere bir kez daha diyoruz ki gölge etmeyin başka ihsan istemez. Halklar barış içinde, kardeşlik içinde pekala yaşayabiliyor. Silahların susması, çatışmaların bitmesi ve diyaloğun başlaması barışın esasıdır. Kürt sorunu için zaten çok geç kalınmış. Kırk yıldır savaşların ve çatışmaların çözemediği Kürt sorunu için önerimiz budur. Barış naif bir durum değildir. Barış emeksiz gelmez, mücadelesiz gelmez. İşte Kürt halkı ve onunla ittifak halinde olan halklar ve demokrasi güçleri olarak mücadelemizi onurlu bir barış için hep beraber yürütüyoruz. Barış demeye devam edeceğiz.

Bu mesajı sadece biz bu alandan vermeyelim. Siz değerli halkımız bu meydandan bütün dünyaya duyuracak şekilde, bu sorunların çözülmesi için bu ülke ve coğrafyada barışın inşa edilmesine var mıyız hep beraber? Evet, barışa her zamankinden daha çok ihtiyacımız olan bir dönemden geçiyoruz. Bir yandan 4 parça Kürdistan’da devam eden sorunlar ve Kürt halkına çektirilen acılar, Kürt halkını Rojava’da İHA-SİHA’larla vuranlar var; bir yandan Filistin’i işgal eden İsrail, Ukrayna’yı işgal eden Rusya, Ermenistan-Azerbaycan savaşı var.

Şimdi Kızıldeniz’in tamamında birçok ülkenin savaş gemisi namlularını Ortadoğu halklarına çevirmiş durumda. En büyük ihtiyacımız enternasyonalist bir barış hareketini hep beraber örmektir. Bizlere çizilmiş olan suni sınırları asla kabul etmeden, el ele tutuşarak mücadele eden, direnen enternasyonalist barış hareketini hep beraber kuracağız, barış demeye devam edeceğiz.

Seçimlere sayılı günler kaldı. Bizler seçimlerde 8 Mart’ın ruhuyla, Newroz’un ruhuyla büyük bir zafer elde etmek üzere yola koyulduk, çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kürt’e savaş açanlara, bölgeyi bir savaş ve ateş topuna çevirenlere, yurttaşa açlık dayatanlara, kadınlara ölümü ve erkek şiddetini dayatanlara bizler 31 Mart’ta çok büyük bir ders vereceğiz. Halklara ve inançlara düşmanlık besleyenlere, Ankara’da Kürtçeyi yasaklayıp gelip burada seçim propagandası için Kürtçe müzik çalanlara, Kürtçeyi araçsallaştıranlara en güzel yanıtı siz değerli halkımız 31 Mart’ta sandıkta vereceksiniz.

Kürdistan ve Türkiye’de birçok devrimcinin, sosyalistin, yurtseverin, aydının, yazarın, gazetecinin kanını döken, yargısız infazlara imza atan Hizbulkontra ve JİTEM ittifakı gelmiş Kürdistan’da sözüm ona siyaset yapmaya çalışıyor. Erdoğan şimdi JİTEM ittifakına, Hizbulkontra’ya sarılmış. Onlara 31 Mart’ta en büyük dersi hep beraber verecek miyiz? Bunun için hep birlikte seferberlik ruhuyla çalışalım.

Halkın iradesini çalan, Kürt’ün seçme ve seçilme hakkını elinden alan AKP kayyımcı zihniyeti şimdi başka taktikle aynı zihniyeti sürdürmeye çalışıyor. Bu kayyımcı zihniyetin şu an yapmaya çalıştığı seçmen kaydırma. Birçok yerden asker ve polisi seçmen olarak kaydırarak bizim belediyelerimizi sözüm ona seçimle elimizden almaya kalkışacaklar. Peki, bizler bir kayyımcı oya karşı 2 oy getirmeye var mıyız? İşte bu, bizim 31 Mart’taki zafer işaretimizin bir kez daha alanları ve meydanları doldurmasıdır.

Bir kayyımcı oya karşı 2 oy! Bunun için sizden özel bir ricamız var. Kaydırdıkları oyları boşa düşürmenin iki yolu var. Birincisi bugüne kadar bize hiç oy vermemiş ailelerimize gitmek ve neden DEM Parti’ye oy vermeleri gerektiğini anlatmak. İkincisi ise oyu Van’da olan kendisi başka kentte bulunan insanlarımız var. DEM Parti olarak, hangi kentte olursa olsunlar oy kullanmaları için seçmenleri taşıyacağız. Bunun için siz değerli halkımızdan ricamız eş dost akraba kim varsa arayıp onlara en yakın DEM Parti binasına gitmelerini söylemeniz.

Seçimlerde bizler bu kayyımcı anlayışı göndereceğiz. Sandıkları korumak ve biraz önce bahsettiğimiz çalışmalar dahil bir seferberlik ruhuyla seçim çalışmalarımızı yapmalıyız. İmralı tecridinin ortadan kalkması için, Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması için, kendimizi ve kentimizi kayyımcı zihniyetten kurtarmak ve yeniden inşa etmek için yapmalıyız. Şu anda cezaevinde tutuklu bulunan Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Ayla Akat Ata, Gültan Kışanak ve Selahattin Demirtaş için bizler bu çalışmaları yapacağız. Değerli halkımız, vermek istediğimiz mesajları siz bizden çok daha iyi veriyorsunuz bu meydanlardan. Sağ olun, var olun. Sözlerimi şairin dizeleriyle bitireceğim:

“Bütün mevsimler tutsak düşse de yangına, her bahar Dicle’yi emzirir dağlar. / Bahar Dicle’nin dağları kucakladığı yerde başlar. / Yangındır gayrı, bir uçtan bir uca sarılmış yeşile sarıya kırmızıya / Dağlar damar olmuş akar memleketimin yüreğine, bugün keskin bıçak ağzı olsa da gökyüzü bahar düşmüştür vatanıma. /Mavi arguvan dalları fışkırmıştır topraktan, can yürümüştür dağlara. / Ne durursun ana görmisen mi karedir her yandan / Ne durursun ana tilili çek, çek tilili.”

Finalimiz alkışlar zılgıtlar ve tilili eşliğinde barış için, zafer için, kardeşlik ve adalet için olsun. Sağ olun, var olun.”

Paylaşın

Kasımpaşa’da Gol Düellosu: Galatasaray Kazanmasını Bildi

Süper Lig’in 30. hafta karşılaşmasında Kasımpaşa ile Galatasaray, Recep Tayyip Erdoğan Stadı’nda karşı karşıya geldi. Hakem Atilla Karaoğlan’ın yönettiği maçtan Galatasaray, 4-3 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’a galibiyeti getiren golleri, 27. dakikada Mertens, 48 ve 83. dakikada Mauro Icardi, 90. dakikada Carlos Vinicius kaydetti. Kasımpaşa’nın gollerini ise, 34. dakikada Mauro Icardi (K.K), 57. dakikada Aytaç Kara ve 77. dakikada Nuno Da Costa attı.

Galatasaray, bu galibiyet ile puanını 81’e çıkardı. Kasımpaşa ise 43 puanda kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakikada Köhn’ün kullandığı taç atışında sol kanattan topla ilerleyen Kerem Aktürkoğlu’nun içeri çevirdiği topa ceza sahası içinde Mertens vuruşunu yaptı ve kaleci Gianniotis meşin yuvarlağı ayaklarıyla uzaklaştırdı.

16. dakikada sağ taraftan kullanılan taç atışında topla buluşan Winck, ceza sahası dışı sağ çapraza kadar getirdiği topa Gökhan Gül’ün yaptığı vuruşta meşin yuvarlak uzak kale direğine çarpıp, oyun alanına döndü.

26. dakikada Aytaç Kara’nın sol taraftan kullandığı kornerde ön direkte savunmanın uzaklaştırdığı topa ceza sahası dışı sol çaprazdan Yasin Özcan’ın sert vuruşunda meşin yuvarlak az farkla üstten auta çıktı.

27. dakikada kaleci Muslera’nın uzun pasında topla buluşan Barış Alper, geri çekip verdiği pasta ceza sahası dışı sağ tarafından Mertens, sağ ayağıyla uzak köşeye yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı filelerle buluşturdu. 0-1

34. dakikada sol taraftan Aytaç Kara’nın kullandığı kornerde Porozo’nun altıpas çizgisi üzerinde yaptığı kafa vuruşu sonrası Mauro Icardi’ye çarpan top kaleye yöneldi. Torreira’nın müdahalesi yeterli olmazken, meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-1

48. dakikada sağ taraftan Mertens’in kullandığı serbest vuruşta ön direkte Mauro Icardi’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak uzak köşeden ağlara gitti. 1-2

50. dakikada gelişen Kasımpaşa atağında Galatasaray ceza sahasına giren Da Costa, Hajradinovic’e pasını verdi. Bu oyuncunun yerden şutunda Muslera sağına uzanıp topu kontrol etti.

57. dakikada Da Costa’nın pasıyla topla buluşan Aytaç Kara, Galatasaray kalesini cepheden gördüğü pozisyonda uzaktan yaptığı vuruşla fileleri havalandırdı: 2-2.

65. dakikada sağ kanattan gelişen Galatasaray atağında Barış Alper Yılmaz’ın altı pas içine yaptığı ortayı kaleci Gianniotis ceza sahası dışına yumrukladı. Kerem Demirbay’ın topun gelişine sert şutunda kaleci Gianniotis yaptığı kurtarışla gole izin vermedi.

77. dakikada sol kanattan ceza sahasına giren Ben Ounes’in altı pas önüne gönderdiği topu Da Costa ağlara yolladı: 3-2.

79. dakikada savunmadan atılan uzun topla Kasımpaşa ceza sahasına giren Zaha, Winck ile girdiği mücadele sonrasında yerde kaldı. Hakem Atilla Karaoğlan penaltı kararını verirken, Winck’e de kırmızı kartını gösterdi. 81. dakikada Galatasaray’da penaltıyı kullanmak için Icardi topun başına geçti. Icardi’nin kullandığı atışta sağına uzanan kaleci Gianniotis penaltıyı kurtardı.

83. dakikada Ziyech’in sağ kanattan penaltı noktası üzerine yaptığı ortada Icardi kafa vuruşuyla fileleri havalandırdı: 3-3.

90. dakikada sol kanattan Köhn’ün yaptığı ortayı arka direkte Vinicius kafa ile Icardi’ye indirdi. Icardi’nin dönerek şutunda top yan direkten döndü. Boşta kalan meşin yuvarlağı önünde bulan Vinicius topu ağlara yolladı: 3-4.

Stat: Recep Tayyip Erdoğan

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Cevdet Kömürcüoğlu, Abdullah Bora Özkara

Kasımpaşa: Gianniotis, Winck, Omeruo, Porozo, Yasin Özcan (Yunus Emre Gedik dk. 90), Gökhan Gül, Fall, Hajradinovic, Aytaç Kara, Ben Ouanes, Nuno Da Costa

Galatasaray: Muslera, Kaan Ayhan (Ziyech dk. 74), Nelsson, Berkan Kutlu, Köhn, Torreira (Tete dk. 89), Kerem Demirbay, Barış Alper, Mertens (Carlos Vinicius dk. 89), Kerem Aktürkoğlu (Zaha dk. 63), Icardi

Goller: Mauro Icardi (dk. 34 K.K.), Aytaç Kara (dk. 57), Nuno Da Costa (dk. 77) (Kasımpaşa), Mertens (dk. 27), Mauro Icardi (dk. 48 ve 83), Carlos Vinicius (dk. 90) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Winck (dk. 79) (Kasımpaşa)

Paylaşın

Yeniden Refah Lideri Erbakan’dan ‘Aday Çekme’ Tepkisi: Ne Münasebet

Van’da halka seslenen Yeniden Refah Partisi Lideri Fatih Erbakan, “Yeniden Refah adayını geri çekecekmiş de bize destek olacakmış. Ne münasebet. Herkes çalışacak, herkes millete kendisini anlatacak, hizmet yarışına girecek ve milletimiz özgür iradesiyle kimi istiyorsa onu seçecek” dedi ve ekledi:

“Kimse kimseye kazandırmak veya kaybettirmek mecburiyetinde değil. Herkes kendi gücüyle gelecek. Yeniden Refah, ‘ahlaklı belediyecilik’ şiarıyla seçimlere giriyor ve inşallah milletimizin teveccühüyle gelecek. Bu ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacak. Biz hiçbir şekilde hiçbir seçim bölgesinde adaylarımızı çekme gibi bir durum söz konusu değil.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, yerel seçimler kapsamında partisinin Van’da düzenlediği mitingde açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’dan Kadir Cesur’un aktardığına göre; Konuşmasında, eski Başbakan Necmettin Erbakan’ın, “Türk’ü Kürt’ten, Kürt’ü Türk’ten ayırırsan ortada ne Türk kalır ne de Kürt kalır. Ama Türk ve Kürt bir olursa karşısında ne Amerika ne de İsrail durabilir” sözlerini hatırlatan Erbakan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Onun bu sözleri sadece sözde kalmadı. Yapmış olduğu fabrikalar, hizmetler sadece Van’da değil, Cizre’de azot sanayi, Diyarbakır’da Türkiye Elektromekanik Sanayi (TEMSAN), Ergani’de çimento fabrikası, Muş’ta şeker fabrikası, bu bölgede üretime yönelik işsizliğin önlenmesine yönelik bir çivi çakılmışsa bunun altında Erbakan Hocamızın milli görüşün imzası var.”

Necmettin Erbakan döneminde 200’den fazla sanayi tesisinin temelinin atıldığını ve 70’ten fazlasının engellemelere rağmen hizmete sokulduğunu söyleyen Erbakan, “Bugüne kadar o hamleler darbelerle, engellemelerle akamete uğratılmasaydı bugün Van’ın da Diyarbakır’ın da Bingöl’ün, Bitlis’in, Muş’un da Hakkari’nin de ne halde olacağını gelin siz düşünün” şeklinde konuştu.

Erbakan, Yeniden Refah’ın üye sayısının 475 bine ulaştığını da açıkladı ve “Bugün Türkiye’de bu hızla büyüyen başka bir parti yok. Günde 2 bin 500, ayda 75 bin üye ve adım adım geldik 500 bine dayandık. Cenabı Allah bereketini arttırsın. Millet Yeniden Refah diyor. Meydanlar, caddeler, sokaklar Yeniden Refah diyor” dedi.

“Adaylarımızı çekme gibi bir durum söz konusu değil”

İktidar partisinin oylarının kartopu gibi eridiğini söyleyen Fatih Erbakan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeniden Refah adayını geri çekecekmiş de bize destek olacakmış. Ne münasebet. Herkes çalışacak, herkes millete kendisini anlatacak, hizmet yarışına girecek ve milletimiz özgür iradesiyle kimi istiyorsa onu seçecek. Kimse kimseye kazandırmak veya kaybettirmek mecburiyetinde değil. Herkes kendi gücüyle gelecek. Yeniden Refah, ‘ahlaklı belediyecilik’ şiarıyla seçimlere giriyor ve inşallah milletimizin teveccühüyle gelecek. Bu ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacak. Biz hiçbir şekilde hiçbir seçim bölgesinde adaylarımızı çekme gibi bir durum söz konusu değil.”

Fatih Erbakan konuşmasında, gıda fiyatlarındaki pahalılığı da dikkat çekti; çay, hurma ve çeyrek pide hesabı yaptı: “Bir tane kaliteli Medine hurmasının tanesi 15 TL’den başlıyor. Şimdi biz 15 liralık hurmayı bir tarafa bırakalım da tanesi 8 lira olan hurmadan yiyecek olsak, iftarda 4 kişilik bir aile kişi başı 3 tane hurma yiyecek. Çay içecek, su içecek ve arkasından da çeyrek pide yiyecek.

Sahurda da aynısını yiyecek. Dört kişilik bir ailenin aylık maaliyeti 11 bin TL’ye dayanıyor. Hesap ortada. Emekli maaşı 10 bin TL, asgari ücret 17 bin TL. Bunun içinde çorba yok, pilav yok, makarna yok, tatlı yok, baklava yok, börek yok, zeytin yok, yoğurt yok, süt yok, hiçbir şey yok. Milyonlarca emekliyi ve asgari ücretliyi açlık grevine mahkûm etmişsiniz. Bunlar açlık grevi gıdaları. Açlık grevinde bile, yoğun bakıma kaldırılmasın diye bir miktar şeker ve su veriyorlar zaten.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 31 Bin 112’ye Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 162. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 63 artarak 31 bin 553’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 73 bin 546’ya çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Gazze Şeridi’nde iki yaşın altındaki her üç çocuktan birinin (yüzde 31) akut yetersiz beslenme sorunu yaşadığını ve bu oranın Ocak ayındakinin iki katı olduğunu duyurdu.

UNICEF, savaş ve devam eden tedarik kısıtlamaları nedeniyle açlıktan ölen çocukların oranının çok sert bir şekilde arttığı ve daha önce görülmemiş seviyelere ulaştığı uyarısında bulundu.

UNICEF’in açıklamasında, son haftalarda abluka altındaki Gazze Şeridi’nin kuzeyinde en az 23 çocuğun yetersiz beslenme ve susuzluktan öldüğüne dair haberlere dikkat çekildi. UNICEF ayrıca, Gazze’deki Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çatışmaların başladığı günden bu yana yaklaşık 13 bin 450 çocuk ve gencin hayatını kaybettiğini belirtti.

UNICEF Direktörü Catherine Russell gelişmeyi şoke edici olarak nitelendirdi ve yardım malzemeleri sadece birkaç kilometre uzaktayken, çocukların durumunun her geçen gün daha da kötüye gittiğini kaydetti. Russell, “Hayat kurtaran yardım sağlama çabalarımız gereksiz kısıtlamalarla engelleniyor ve bunlar çocukların hayatlarına mal oluyor” dedi.

BM kuruluşları Aralık ayından bu yana Gazze Şeridi’nde kıtlık uyarısında bulunuyor. UNICEF’e göre, çocuklar için akut bir beslenme acil durumunun tanımlanabileceği koşullar Ocak ayından itibaren hakim oldu. Çocukların hayatını kurtarmak için tek şansın acil bir insanî ateşkesin olduğunu söyleyen Russell bölgede daha fazla sınır kapısından geçişlere izin verilmesi çağrısında bulundu.

Öte yandan İsrail, Gazze’de ateşkes ve rehinelerin serbest bırakılması için yeni görüşmeler yapmak üzere Katar’a bir heyet göndereceğini açıklayarak, Hamas’ın uzun zamandır beklenen karşı teklifini reddetmesine rağmen ateşkes umutlarını canlı tuttu.

Müzakereciler, Müslümanlar’ın kutsal ayı Ramazan’a yetişecek bir ateşkes anlaşmasına varamadılar. Ancak ABD ve Arap arabulucular, İsrail’in Refah’a saldırısını engellemek ve kitlesel açlığı önlemek için insani yardımın girmesine izin verecek bir anlaşmaya varmaya hala kararlılar.

Paylaşın

Beşiktaş, Üst Üste Üçüncü Maçından Da Mağlubiyetle Ayrıldı

Süper Lig’in 30. hafta karşılaşmasında Beşiktaş ile Antalyaspor, İnönü Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Hakem Burak Pakkan’ın yönettiği karşılaşmadan Antalyaspor, 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Antalyaspor’a galibiyeti getiren golleri 5. dakikada Bünyamin Balcı, 38. dakikada Adam Buksa kaydetti. Beşiktaş’ın tek golünü ise 46. dakikada Ernest Muçi attı.

Antalyaspor, bu galibiyet ile puanını 41’e yükseltti. Bu sezon 12. yenilgisini yaşayan Beşiktaş, 46 puanda kaldı.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakikada ceza yayı önünde topla buluşan Safuri, rakibinden sıyrılarak ceza sahası içine verdiği ara pasta Bünyamin bekletmeden yaptığı sert vuruşta topu filelere gönderdi (0-1). 17. dakikada orta yuvarlakta topla buluşan Safuri, rakip yarı alanı geçerek ceza yayı sağından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak az farkla üstten dışarı gitti.

26. dakikada Svensson’un sağ taraftan gönderdiği uzun çapraz pasını sol çizgiye yakın bölgede şık bir şekilde önüne alan Semih Kılıçsoy çaprazdan ceza sahasına girdi. Siyah-beyazlı oyuncu dar açısına rağmen ayağının dışıyla şutunu çekti, kaleci son anda üstüne gelen topu kornere çeldi.

32. dakikada Amartey’den aldığı topla sol çaprazdan ceza sahasına giren Semih Kılıçsoy, rakibinden sıyrılarak yaptığı vuruşta top yan ağlarda kaldı. 37. dakikada Antalyaspor, VAR incelemesi sonrası penaltı kazandı. Gedson Fernandes’in ceza sahası içinde Bahadır Öztürk’ü formasından çekmesi üzerine yapılan incelemede hakem penaltıya hükmetti.

38. dakikada penaltı atışını kullanan Adam Buksa’nın vuruşunda kaleci Mert Günok’un ayaklarıyla müdahalesine rağmen top filelere gitti (0-2). 44. dakikada Emrecan’ın sol kanattan yerden pasında Amartey, ceza sahası içinden yaptığı vuruşta top az farkla üstten dışarı gitti.

46. dakikada Muleka’nın ceza sahasına havadan pasında Bahadır Öztürk’ün kafayla uzaklaştırmak istediği topu kontrol eden Rashica’nın içeri çevirdiği topla penaltı noktasında buluşan Muçi’nin bekletmeden vuruşunda, meşin yuvarlak filelerle buluştu (1-2).

75. dakikada Rashica’nın pasında topla buluşan Muleka, ceza sahası sağ çaprazdan sol ayağıyla uzak direğe yaptığı vuruşta top az farkla dışarı gitti.

78. dakikada Aboubakar’ın savunmanın arkasına pasında Naldo’nun ayağının kayması üzerine topu kontrol eden Muçi’nin sol çaprazdan yaptığı vuruşta kaleci Leite meşin yuvarlağı çeldi. Dönen topla buluşan Aboubakar’ın ceza yayı içinden şutunda meşin yuvarlak bu kez Erdoğan Yeşilyurt’tan döndü. Son olarak Muleka’nın ceza sahası içi sağ çaprazdan yaptığı vuruşta kaleci Leite topu iki hamlede kontrol etti.

90+5. dakikada Rashica’nın sağ taraftan kullandığı köşe vuruşunda ileri çıkan kaleci Mert’in kafa vuruşunda Naldo’dan seken topu savunma uzaklaştırdı. VAR uyarısıyla kenara gelerek pozisyonu izleyen hakem Burak Pakkan, Naldo’nun elle oynadığını belirleyerek penaltı noktasını gösterdi.

90+11. dakikada Rashica’nın kullandığı penaltı vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. Ancak hakem Burak Pakkan, vuruştan önce denge kaybı yaşayan Kosovalı futbolcunun iki ayağıyla da topa temas etmesi nedeniyle golü geçersiz saydı.

Stat: İnönü

Hakemler: Burak Pakkan, İbrahim Çağlar Uyarcan, Serkan Çimen

Beşiktaş: Mert Günok, Jonas Svensson, Joe Worrall, Omar Colley, Emrecan Terzi, Daniel Amartey (Jackson Muleka dk. 46), Milot Rashica, Ernest Muçi, Gedson Fernandes, Cenk Tosun (Vincent Aboubakar dk. 60) , Semih Kılıçsoy

Antalyaspor: Helton Leite, Bünyamin Balcı (Naldo dk. 46), Veysel Sarı, Bahadır Öztürk (Ömer Toprak dk. 84), Erdoğan Yeşilyurt, Jakub Kaluzinski, Van de Streek, Dario Saric (Erdal Rakip dk. 90), Ramzi Safuri (Ufuk Akyol dk. 76), Sam Larsson (Zymer Bytyqi dk. 90), Adam Buksa

Goller: Ernest Muçi (dk. 46) (Beşiktaş), Bünyamin Balcı (dk. 5), Adam Buksa (dk. 38 pen.) (Antalyaspor)

Paylaşın