Özgür Özel’den Meral Akşener’e Yanıt: Canı Sağ Olsun

Meral Akşener’in CHP’yi ve kendisini hedef alan açıklamalarına yanıt veren Özgür Özel, “Dün Meral Hanım birçok şey söyledi. Tek itirazım biz miting yaparken Atatürk’ün partisine yapılan hakaret içerikli afiş idi” dedi ve ekledi:

“Abla diyeceğim dün kızmış bana abla demeyin demiş. Sayın Genel Başkanıma söyleyeceğim şudur. Bize saldırsınlar. Bende kural şu; eski dosttan düşman olmaz. Atatürkçü, centilmen insanlar birbirine çelme takmaz. Birbirine düşmanlık yapmaz. Canı sağ olsun, ablam benim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçimler kapsamında memleketi Manisa Turgutlu’da seçmene seslendi. Özgür Özel’in konuşmasından satır başları:

“Bundan 1,5-2 ay önce mitinglere ilk başladığımızda emekliler büyük acı çekiyorlar burada mı dedim. Meydanın yüzde 20’si buradayız dediler. Emekliler benimle birlikte olursanız sizin sesinizi duyuracağım, hakkınızı mutlaka alacağız dedim. Memleketin korosu en acı şarkıyı söylüyor. ’10 bin lira alıyoruz’ dediler.

AKP iktidara geldiğinde emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü parayla 26 bin lira. Sizin düzeninizi hiç bozmasalar asgari ücret 26 bin lira. Ama onlar TÜİK’e göre düzenleme yapacağız dediler. TÜİK ne demek Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu. İlk Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün sadece 2,5 çeyrek altın alıyor. Emekliler her ay 5,5 çeyrek altın kayıptalar.

Ucuz kıyma için insanlar kuyrukta bekliyor. Karıncalar gibi bir arada durmak, yan yana durmak lazım. Karıncaların isteyip de aşamayacağı engel yoktur. O burnu büyüklere, o kibirlilere sizi karınca gibi ezmeye çalışanlara şunu söylüyorum; karıncayı ezdirmem karıncanın kardeşi var. O da CHP’dir.

4 liralık mazot 19 lira olduğunda isyan ettik. Düzelteceğiz dediler. 19 liralık mazotu 45 liraya çıkardılar. Hakkınızı 5’li çetelere, İliç’teki altın madeninin silinen vergilerine harcıyorlar.

Çiftçinin hakkını alana kadar, üzüm üreticisinin hakkını alana kadar, bundan sonra siz varsanız biz buradayız. Hakkınızı söke söke alacağız… Yandaş kayıran, esnafı, memuru ezdiren, yoksulları bir çare bırakanlara karşı yerel iktidarın yerelden dengeleneceği seçimlerdir. 31 Mart’ta canı yanan herkesi iktidara sarı kart göstermeye davet ediyoruz.

Meral Akşener’in sözlerine yanıt

Dün Meral Hanım birçok şey söyledi. Tek itirazım biz miting yaparken Atatürk’ün partisine yapılan hakaret içerikli afiş idi. Abla diyeceğim dün kızmış bana abla demeyin demiş. Sayın Genel Başkanıma söyleyeceğim şudur. Bize saldırsınlar. Bende kural şu; eski dosttan düşman olmaz. Atatürkçü, centilmen insanlar birbirine çelme takmaz. Birbirine düşmanlık yapmaz. Canı sağ olsun, ablam benim.

Erdoğan, Erbakanla görüşme yapmadı. Erbakan ittifaka yanaşmadı. Tayyip Bey, Fatih Bey’e ne diyor? Zübük diyor, ip cambazı diyor. Depremzedelere bile şantaj yapan kötücül bir akıl vardır. Bizim ittifakımız gücünü milletimizden, renklerini bayrağımızdan alır.”

Paylaşın

Goldman Sachs’tan Dikkat Çeken Enflasyon Ve TL Analizi

Yerel seçimler öncesi son Türkiye raporunu yayınlayan Goldman Sachs, raporunda, “Seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem parasal hem de mali politikanın devamını ve rezervlerin yanı sıra TL’nin üzerindeki baskının da yatışmasını bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

Raporda ayrıca, “Olumsuz baz etkisi nedeniyle de martta enflasyonun yıllık bazda yüzde 68,5’e yükseleceğini tahmin ediyoruz” denildi.

ABD merkezli çok uluslu yatırım bankası Goldman Sachs, 31 Mart Pazar günü gerçekleştirilecek yerel seçimler öncesi son Türkiye raporunu yayınladı.

Raporda, “Seçim sonuçlarından bağımsız olarak hem parasal hem de mali politikanın devamını ve rezervlerin yanı sıra TL’nin üzerindeki baskının da yatışmasını bekliyoruz. Bütçe gelirlerinin uzun dönemli ortalamasına ulaşmasından dolayı seçimlerin ardından geçen yıla benzer vergi artışları beklemiyor ve harcama yönlü baskıların da azalacağını düşünüyoruz” ifadesi kullanıldı.

Yıl sonu enflasyon tahminine de yer verilen raporda, “Enflasyonun mayısta zirveye çıkacağını ve oradan olumlu baz etkileriyle birlikte yıl sonuna kadar yüzde 33’e kadar keskin bir düşüşe başlayacağını tahmin ediyoruz” değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, döviz talebine ilişkin olarak, “Türk halkının seçimlerden sonra TL’nin aşırı değer kaybedeceğine yönelik düşüncelerinden kaynaklı artan döviz talebi var ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) politika faizinde geçen hafta 500 baz puan artışa gitmesinin böyle bir değer kaybı olasılığının düşük olduğuna dair güçlü bir sinyal gönderdiğini düşünüyoruz” ifadesine yer verildi.

“Enflasyon yüzde 68,5’e yükseleceğini tahmin ediyoruz”

Ramazanın bu yıl mart ayına denk gelmesi nedeniyle artan gıda ve hizmet enflasyonuyla birlikte enflasyonun bu dönemde yüksek seyretmeye devam edeceği öngörüsüne yer verilen raporda, “Olumsuz baz etkisi nedeniyle de martta enflasyonun yıllık bazda yüzde 68,5’e yükseleceğini tahmin ediyoruz” denildi.

Raporda, aylık bazda döviz kurundaki zayıflık nedeniyle yükselen çekirdek mal enflasyonuna karşılık diğer Tüketici Fiyat Endeksi alt kalemlerinde yavaşlama beklendiğine işaret edilerek, mevcut enflasyon ortamında ücret artışları ve ramazan ayının enflasyon üzerindeki toplam etkisini hesaplamanın zorluğu nedeniyle tahminler üzerinde bir belirsizlik olduğu kaydedildi.

Paylaşın

Erdoğan, İmamoğlu’nu Hedef Aldı: Ya Sen Nasıl Bir Belediye Başkanısın?

Sultanbeyli’de halka seslenen Erdoğan, “İstanbul’da 30 yıl önce başlattığımız yerel yönetim hamlesi maalesef son 5 yıldır durmuş, hatta ibre tersine dönmüştür. Şehri yönetenler İstanbul’dan başka her şeyle uğraştıkları için devraldıkları sorumlulukları yönetememişlerdir. Büyükşehir Belediyesi’nden ne diyor “tam ileri”, sen tam gaz geri gidiyorsun” dedi ve ekledi:

“Sultanbeyli’yi hiçbir zaman sahiplenmedin ki. Ulaşımıyla, depreme hazırlığıyla İstanbul içler acısı hale gelmiştir. Lazım olduğunda ya tatilde ya cumhurbaşkanı yardımcılığı peşinde ya büyükelçilerle Sarıyer’de balıkta. İstanbul’un yönetimi yarı zamanlı işle olacak değil.  Bu şehir hiç kimsenin atlama taşı, şahsi ihtirasları, oyuncağı, finans kaynağı haline getirilemez.”

Erdoğan, konuşmasının devamında, “İstanbul’a böyle bir zulüm yapılmasına müsaade edemeyiz. Bunun için Yeniden İstanbul diyoruz. Bu şehrin beklentisi ve ihtiyacı çoktur. Ama bazı öncelikleri vardır. Birinci önceliği depreme hazırlıktır. Son dönemde bu konuda bir çaba, proje gördünüz mü? Hayır. Çünkü depreme hazırlık için kullanılması gereken kaynaklar bavul bavul dolar oldu ve bir yere götürülüyor. Depreme hazırlık için gereken vakit DEM’le pazarlıkta, kazanma değil kaybettirme hırsıyla hareket edenleri yemlemekle harcanıyor” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Sultanbeyli Kent Meydanı’nda düzenlenen mitingde halka hitap etti. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şu şekilde: “İlçe belediyemiz hayata geçirdiği projeler, yaptığı eser ve hizmetlerle Sultanbeyli’yi her geçen gün daha da güzelleştirdi ve güzelleştiriyor. Bizim hikayemiz de Sultanbeyli’nin durumuyla farklı değil.

Emperyalistlerin uzantısı vesayetçilere ve darbecilere eyvallah etmediğimiz için üzerimize tuzak üzerine tuzak kuruldu. One Minute diyerek masumlara uygulanan zulme karşı koyduğumuz tavır için ayrımcılığa maruz kaldık. Dünya 5’ten büyüktür diyerek küresel yönetim ve güvenlik sisteminin çarpıklıklarına itiraz ettiğimiz için ambargolara uğradık.

Önce Allah’ın yardımı sonra da Sultanbeyli’den, İstanbul’dan, milletimizden aldığımız güçle hepsinin üstesinden geldik, geliyoruz. Şu anda İstanbul’u yöneten büyükşehir belediye başkanının acaba Sultanbeyli’ye en ufak bir yatırımı oldu mu? Büyükşehir belediyesinden ne diyor? Tam ileri… Ne tam ileri ya? Sen tam gaz geri gidiyorsun. Sultanbeyli’yi bir defa hiçbir zaman kalkıp da sahiplenmedin ki…

Bilim insanları her gün insanları depreme hazırlayın diye ikaz ediyor. Biz işte bu sebeple afet bölgelerindeki gayretli çalışmalarıyla milletimizin gayretini toplayan Murat Kurum kardeşimizi büyükşehir adayı olarak belirledik.

İstanbul’un 2. gündemi artık hayatı çekilmez hale getiren trafiktir. Ya şuraya doğru dürüst otobüs geliyor mu? Devamlı otobüsler ya yanıyor, buradaki ulaşım ne yazık ki yapılmıyor şimdi bütün bunlara karşı inşallah otobüslerimiz, metrobüsler olarak otobüsler olarak, Sultanbeyli yeni bir döneme geçecek. Mevcut yönetim bizden devraldığı metro hatlarını bile yapamadı, trafiği rahatlatacak başka projeler de geliştiremediği için şehir adeta kilitlendi.

Ya bu öyle bir belediye başkanı ki şurada Sancaktepe’de orada metro ile ilgili açış yaptırmadı. Orayı geldi toprakla doldurdu. Ya sen nasıl bir belediye başkanısın? Bunu biliyorsunuz değil mi? Ha ne diyor bir de akıllı belediyecilik tam ileri. Nasıl bir tam ileri? Sabah işe gitmek, akşam işten eve dönmek, bir yerden bir yere seyahat etmek, kayak yapmak. İstanbul sizin bu zevkinizi çekmeye layık mı?

İstanbul tam bir çile şehri haline geldi. Çekmeköy, Sancaktepe, Sultanbeyli metro hattını durak sayılarını yarıya düşürerek sırf açmış olmak için açtılar. Sultanbeyli’ye kadar ilerlemedikleri gibi uyduruk sebeplerle hastane önünden geçecek durakları iptal ettiler.

İstanbul’un diğer bir önemli ihtiyacı vizyonla çalışılmasıdır. Haliç’i biz temizledik. Ayasofya’yı ibadete açtık. İstanbul Havalimanını faaliyete geçirerek Çamlıca Kulesini ve camiini yaparak her iki tarafta pek çok abide eseri şehre kazandırarak bunun ilk adımlarını attık.

Bir de İstanbul’dan uzak tutulması gerekenler var. Yönetimi üzerinde yapılan her türlü kirli pazarlık bu şehri kirletir. İstanbul’u kirli pazarlıklardan uzak tutmak gerekir. Şehir halkına hizmet için tahsis edilen kaynakları yağmalayıp başka amaçlar için deste deste savurmak bu şehri üzer. İstanbul’u üzmemek gerekir. Her semtini sevmeye bir Ömer vakfedilen İstanbul’u işporta pazarına düşürmek bu şehre ihanettir.

Artık bu şehirde belediyecilik, sosyal medyada değil bizzat hayatın içinde yapılacak. Artık bu şehrin insanları, ihtiyaç duyduklarında belediye başkanlarının nerede olduğunu merak etmeyecekler. İşinin başında olduğunu bilecekler. Bir dönem bizim yanımızda oldukları halde şimdi sadece AKP’ye kaybettirerek CHP’ye seçim kazandırmaya çalışanların söylemlerine itibar etmeyeceğiz. Hiçbir iddiası, elle tutulur hiçbir projesi olmayanlarla oyumuzu ziyan etmeyeceğiz.”

“Vatandaşımıza İstanbul’da yaşamanın eziyetini değil mutluluğunu tattırdık”

Erdoğan daha sonra, partisinin Sancaktepe mitingine katıldı. Burada konuşan Erdoğan’ın açıklamalrından satır başları şöyle: Fakir fukarayı daha fazla kollamamız gereken mübarek günlerden geçiyoruz. Dünyanın birçok yerinde kardeşlerimiz sıkıntı çekiyor. İsrail’in zalim hükümeti Gazze’deki kardeşlerimizi vahşice katlediyor. Ellerimizi semayı Gazeli mazlumlar için de açıyoruz. Şimdiye kadar toplam 40 bin tondan fazla yardım malzemesi gönderdik.

Dün de 8. yardım gemimizi Mısır’a sevk ettik. İsrail üzerindeki baskının artırılması için yoğun çaba harcıyoruz. Canilerin hukuk önünde hesap vermesi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Biz Filistin’in yanında dimdik duruyoruz. Türkiye, tüm kurumları ile Filistin halkının yanındadır. AFAD ve Kızılay başkanımız ile görüştüm ve yoğun şekilde bu yardımları ulaştırma gayretinde olduklarını öğrendim.

Erdoğan’ın her türlü bedeli göze alarak verdiği mücadelenin şahidi Filistinli kardeşlerimizin kendileridir. Türkiye Suriye, Somali, Karabağ imtihanını nasıl alnının akı ile verdi ise Gazze imtihanını da verecektir. Filistinliler özgürlüklerine, bağımsız devletine kavuşana kadar durmayacağız. Gazzeli yiğitlere terörist iftirası atanların bize söyleyecekleri tek kelamı olamaz.

Önümüzde yine kritik bir seçim var. Vaatleri unutacak değil verdiği sözü tutacak başkanları seçeceğiz. İlimizin ilçemizin hangi zihniyet tarafından yönetileceğine sandıkta karar vereceğiz. Bir tarafta taş üstüne taş koymayanlar bir tarafta hayalleri gerçeklere dönüştürenler var. Bir tarafta temiz siyasetin temsilcileri diğer tarafta kaynağı karanlık deste deste dolarlarla eurolarla para kulesi üretenler var. Bir tarafta gerçek belediyecilik, diğer tarafta algı belediyeciliği var. Neymiş tam gaz ileri. Tam gaz ileri değil tam aksine tam gaz geri. Bir tarafta milletine hizmet edenler diğer tarafta şehrin sorunlarına çözüm geliştirenler var.

Kırgınlıkla ve öfke ile değil sağduyu ile meseleye yakalayacağız. Oyumuzun gelecek 5 yılı etkileyeceğini aklımızdan çıkarmayacağız. İstanbul’un bir 5 yıl daha kaybetme lüksünün olmadığını biliyoruz. Sancaktepe metro kuyularını dolduranlara yürüyün demeyecek. Sancaktepeli kardeşlerimiz eser ve hizmet siyaseti ile yola devam edilecek. Biz bu aziz şehrin emanetini 30 yıl önce devraldık.

Büyükşehir başkanı olarak 4 buçuk yıl şehrimize hizmet ettik. Dağ gibi birikmiş sorunlara çözüm bulduk. İstanbul’u çöp çamur çukur belasından biz kurtardık. Vatandaşımıza İstanbul’da yaşamanın eziyetini değil mutluluğunu tattırdık. Son 21 yılımız cumhuriyet tarihinin altın devri olarak kayıtlara geçti. Avrasya tünelini, Marmara’yı, Yavuz Selim Köprüsü’nü, Kuzey Marmara’yı kim yaptı.”

Paylaşın

Merkez Bankası Faiz Arttırdı; Kur Neden Düşmüyor?

Şubat ayında politika faizini yüzde 45’te sabit tutan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mart ayında ise politika faizini 500 baz puan birden artırarak yüzde 50’ye yükseltti.

Peki, Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz artırma kararına rağmen rezervler neden artmadı, kur neden düşmedi?

Ekonomim yazarı Burcu Aydın Özüdoğru bu konuyu köşesine taşıdı. Özüdoğru’nun konuyla ilgili yazısı şöyle:

“Bu konuda önemli bir yanlış anlaşılma olduğunu düşünüyorum ve ilk önce, soruya soruyla karşılık vermek istiyorum: Merkez Bankası geçtiğimiz hafta faiz artışına gitmemiş olsaydı bu hafta rezerv ve kur üzerindeki baskı ne durumda olurdu?

Rezervler/kur üzerindeki baskı, bir sonraki Para Politikası Kurulu karar tarihi olan 3 Mayısa kadar sürdürülebilir miydi?

Cevap hayır ise neden Merkez Bankası’nın geçtiğimiz hafta neden 500 (+/-300) puanlık bir faiz artışına gittiğini anlamış olmalıyız. Daha da net anlaşılması için bu kararın sistem üzerinde birikmiş yüksek düzeydeki stresi azaltma konusunda atılan kritik bir karar olduğunun altını çizelim.

Yazıya kur/rezerv/enflasyon patikasında bizleri neler bekliyor sorusuyla devam edelim. Merkez Bankası’ndan gelen faiz artışı gerek TL mevduatları cazip kılma gerekse yurt dışından portföy girişini desteleme adına çok önemli bir karar oldu.

Ancak 22 Mart haftası itibarıyla $284 milyar seviyesinde olan toplam yabancı para ve KKM mevduatların TL varlıklara dönmesi zaman alacaktır. Benzer şekilde yabancıların portföy akımlarının da zaman içinde artan düzeylere ulaşmasını beklemeliyiz.

Turizm kaynaklı döviz girişinin düşük, yabancı para ödeme ihtiyacının yüksek olduğu bir dönemde kur ve rezerv üzerinde hızlı bir iyileşme beklemek gerçekçi olmayacaktır. Ayrıca TL varlıklara olan ilgi döviz kurunu rahatlatacak olacaksa da tarihi dip düzeylere düşen rezervleri (swap ve kamu mevduatları hariç) iyileştirme ihtiyacı, nominal döviz kurundaki değer kaybının izleyen aylarda da devam edeceğini bize söylüyor.

Peki, tek başına Merkez Bankası faiz artışı, yukarıda bahsettiğim zaman içinde liralaşma senaryosu için yeterli mi? Hayır.

Bu senaryonun gerçekleşmesi için ekonomik aktörlerin güveninin tesis edilmesi; dolayısıyla ekonomik ve yapısal politikaların bu süreci desteklemesi gerekiyor.

Bugünlerde IMF Başkanı Georgieva’nın da gündeminde olduğu üzere; kurumsal bağımsızlık, enflasyon ve uzun vadeli sürdürebilir ekonomik büyüme için kritik öneme sahip. IMF ekonomistlerinden L. I. Jacome ve S. Pienknagura (2022) tarafından yapılan çalışmaya göre, bağımsızlık değerlerinin yüksek olduğu ülkelerde hane halklarının enflasyon beklentileri düşük enflasyonu destekliyor.

Dolayısıyla ekonomi politikası konusunda kamuoyu güvenini sağlamak adına ilk önce kurumsal bağımsızlığı ve hesap verebilirliği tesis edecek düzenleme ve uygulamaları hızlı bir şekilde hayata geçirmemiz gerekiyor.

Eş zamanlı olarak, kamu maliyesinin de genişleyici bir çerçeveden çıkarak Merkez Bankasının yürüttüğü para politikasıyla uyumlu bir yapıda yeniden şekillenmesi gerekiyor. Ancak bu hiç de kolay bir süreç değil. Kamu maliyesinin sırtında Kahramanmaraş Merkezli deprem bölgesinin yeniden inşa edilmesi, kamu personeli, sosyal güvenlik sistemi, faiz, başta İstanbul olmak üzere binaların afetlere karşı güçlendirilmesi gibi birçok harcama yükü var.

Maliye politikalarının yanı sıra yapısal politikaların da fiyat istikrarı için önemli olan gıda, tarım, işgücü ve eğitim gibi alanlardaki katılıkları çözmesi gerekiyor. Özetle; belirtiğim tüm bu alanlarda koordineli ve etkin politikaların uygulanması halinde enflasyonun hedefe, rezervlerin de uluslararası kabul gören yeterlilik seviyelerine ulaştığını görebiliriz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AK Parti’de Murat Kurum Ve Turgut Altınok Sorunu

31 Mart Pazar günü yapılacak yerel seçimlere saatler kalırken, iktidarın var gücüyle yüklendiği İstanbul’da, adayları Murat Kurum’la ilgili sempati yaratma sorunu yaşandığı belirtiliyor.

Murat Kurum’un bakanlık geçmişi ve deprem çalışmalarındaki deneyiminin avantaj olacağı hesabı, tam tersine o dönem yapılmayan işlerin veya yanlış verilen kararların ondan sorulmasına dönüştü.

Ankara başka bir hikaye. Zaten AKP adayı Turgut Altınok’un kazanma şansı olmadığı, partide ilk günlerden satın alındı. Ancak Altınok’un tartışmalı kişiliği partiye sadece Ankara’da değil, Türkiye genelinde zarar verdi.

Altınok’un ‘Mülk Allah’ın’ sözünün ardından ortaya çıkan serveti, tüm AKP’li adaylarla ilgili imaj oluşturdu. Siyasi kulislerde, ‘Mülk Allah’ın değil, AKP’lilerinmiş’ göndermelerine neden oldu.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, 31 Mart günü gerçekleşecek yerel seçim öncesi kulislere yansıyanları bugünkü köşe yazısına taşıdı. Babacan, seçime sayılı saatler kala iktidarın masasındaki anket sonuçlarına değindi, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum’un ‘sempati yaratma’ sorunu yaşadığı değerlendirmesi yapıldığını dile getirdi.

Babacan’ın “Son 48 saatin ruh hali’ başlıklı” yazısının ilgili bölümü şöyle: “Son günlerde, iktidar partisinde anket sonuçlarını paylaşma konusundaki heyecanın söndüğünü görürsünüz. AKP’yle çalışan profesyoneller, ‘henüz sonuçlanmadı’ geçiştirmesi içinde. Bunu moral bozukluğuna yoranlar var.

“Murat Kurum’un İstanbul’daki ibresi, yükselmedi”

İktidarın var gücüyle yüklendiği İstanbul’da, adayları Murat Kurum’la ilgili sempati yaratma sorunu yaşandığı belirtiliyor. Bakanlık geçmişi ve deprem çalışmalarındaki deneyiminin avantaj olacağı hesabı, tam tersine o dönem yapılmayan işlerin veya yanlış verilen kararların ondan sorulmasına dönüştü.

Her ne kadar Kurum, ‘yapacaklarıyla’ gündeme gelmeye çalıştıysa da 2009’da Emlak Konut yöneticiliğiyle başlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’yla devam eden 15 yıllık kariyeri boyunca alt yapı ve depremle ilgili sorumluluklarından kaçamadı. Kurum’un İstanbul’daki ibresi, tüm hükümetin desteğine rağmen yükselmedi.

“Turgut Altınok’un kazanma şansı olmadığı…”

Ankara başka bir hikaye. Zaten AKP adayı Turgut Altınok’un kazanma şansı olmadığı, partide ilk günlerden satın alındı. Ancak Altınok’un tartışmalı kişiliği partiye sadece Ankara’da değil, Türkiye genelinde zarar verdi. Altınok’un ‘Mülk Allah’ın’ sözünün ardından ortaya çıkan serveti, tüm AKP’li adaylarla ilgili imaj oluşturdu. Siyasi kulislerde, ‘Mülk Allah’ın değil, AKP’lilerinmiş’ göndermelerine neden oldu.

Bu süreçten sonra AKP yönetiminin CHP adayı Mansur Yavaş’la olan farkı kapatma düşleri de suya düştü. Mal varlığı tartışmalarından önce partide yapılan ilk anketlerde, Yavaş ile Altınok arasında 15 puan olduğu belirtilmiş, birkaç hafta sonra da bu farkın, 11 puana düşürüldüğü savunulmuştu. AKP’liler, bundan daha iyisini düşünemez oldu.

Anadolu illerinin durumu da her sohbetin konusu. Tekrar tekrar iller masaya yatırılıyor. AKP’nin alması banko görülen Anadolu illerinde bile oy kaybının yaşanacağı kabul ediliyor. Anadolu’daki oy kayıplarının AKP’nin oylarını yüzde 30-32 bandına çekeceğini iddia edenler var. ‘Seçmen bize ders verecek’ değerlendirmesi yapan AKP’liler bulunuyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Bakan Şimşek Açıkladı: Dünya Bankası’ndan 1,5 Milyar Dolar Kredi Aldık

Türkiye’nin dış kaynak akışına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Türkiye’nin ekonomi yol haritasına duyulan güven, dış kaynak akışının bu yıl da tüm hızıyla sürmesini sağladı” dedi ve ekledi:

“Dünya Bankası ile yürüttüğümüz verimli işbirliği kapsamında 3 ayrı proje finansmanı için 1,5 milyar dolar temin ettik. Söz konusu kaynak, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi amaçları için kullanılacak.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin dış kaynak akışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Dış finansman kuruluşlarından, ülkedeki kurumlara proje finansmanı kapsamında kaynak sağlamaya devam ettiklerini vurgulayan Şimşek, son olarak Avrupa İmar ve Kalkınma Bankasının (EBRD) deprem bölgesi için açıkladığı 1,5 milyar Euroluk finansman paketi kapsamında 500 milyon Euroluk desteğe yönelik mutabakat zaptının imzalandığını anımsattı.

EBRD’nin ardından Dünya Bankasından da 3 proje için destek sağlandığı bilgisini veren Şimşek, “Türkiye’nin ekonomi yol haritasına duyulan güven, dış kaynak akışının bu yıl da tüm hızıyla sürmesini sağladı. Dünya Bankası ile yürüttüğümüz verimli işbirliği kapsamında 3 ayrı proje finansmanı için 1,5 milyar dolar temin ettik. Söz konusu kaynak, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin sağlanması ve işletmelerin yeşil dönüşüm sürecinin desteklenmesi amaçları için kullanılacak.” diye konuştu.

Şimşek, finansmanı Dünya Bankasından sağlanacak yaklaşık 1,5 milyar dolar tutarındaki 3 projenin Bankanın İcra Direktörleri Kurulu tarafından onaylandığına dikkati çekerek söz konusu projelere ilişkin bilgi verdi.

Bu kapsamda ilk olarak Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası AŞ (TKYB) ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası AŞ (TSKB) tarafından yürütülecek “Türkiye Dağıtık Enerji İçin Piyasa Geçişinin Hızlandırılması Projesi” kapsamında TKYB ve TSKB’ye yaklaşık 697 milyon dolar kaynak sağlanacağını belirten Şimşek, “Projeyle şirketlerin güneş panelleri ve batarya yoluyla elektrik depolama sistemlerine yönelik yatırımları desteklenecek. Böylece oluşturulacak ekonomik büyüklüğün 1 milyar doları geçmesi bekleniyor.” ifadesini kullandı.

Şimşek, böylece yenilenebilir enerji yatırımlarının teşvik edilerek Türkiye’nin enerji arz güvenliğinin destekleneceğine dikkati çekerek, “İkinci olarak, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından kalkınma ajansları aracılığıyla yürütülecek ‘Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi’ için yaklaşık 400 milyon dolar tutarında kredi sağlanacak. Projeyle yeşil geçişten olumsuz etkilenmesi beklenen sektörlerin desteklenmesi hedefleniyor.” dedi.

“416,7 milyon dolar kredi sağlanacak”

Bakan Şimşek, son olarak TKYB tarafından yürütülecek “Türkiye Endüstriyel Emisyon Azaltım Projesi” için TKYB’ye 200 milyon Euro ve 200 milyon dolar olmak üzere yaklaşık 416,7 milyon dolar tutarında kredi sağlanacağını bildirdi. Şimşek, şunları kaydetti:

“Projeyle KOBİ’lere uygun koşullu finansman sağlanarak daha yeşil üretim sistemlerine geçişleri desteklenecek. Ülkemizin 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda gerekli enerji dönüşümünün gerçekleştirilmesi, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması ve kapsayıcı yeşil dönüşümün sağlanması için Dünya Bankası ile güçlü işbirliğimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Cari dengeyi gözetirken kaynaklarımızı daha üretken ve verimli alanlara yönlendirmeye devam edeceğiz.”

Öte yandan, Şimşek, geçen yıl uluslararası kuruluşlar, hükümet kuruluşları, ihracat kredi kuruluşları ve ticari kreditörlerden Türkiye’deki çeşitli sektörlere sağlanan dış kaynak tutarının 8,8 milyar dolara ulaştığını belirterek, “Sağlanan bu kaynaklar, hem Türkiye’ye hem de şeffaflık, tutarlılık, hesap verebilirlik ve öngörülebilirlik ilkelerini esas alan programımıza duyulan güvenin bir göstergesidir” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın

İsrail’den Suriye’nin Halep Kentine Hava Saldırıları: En Az 38 Ölü

Savaşın başladığı 2011’den bu yana Suriye’nin farklı kentlerini hedef alan İsrail, son olarak Halep kentinin havalimanı ile şehirde yer alan savunma fabrikalarını hedef aldı.

Saldırılarda, en az 38 kişinin öldüğü, çok sayıda kişi yaralandığı duyuruldu. Kaynakla, ölenler arasında Lübnan Hizbullahı üyelerinin de olduğunu aktardı.

İsrail, Suriye’nin Halep kentine hava saldırıları düzenledi. Reuters’a bilgi veren iki güvenlik kaynağı, bu saldırılarda beş Hizbullah mensubu dâhil 38 kişinin öldüğünü söyledi.

Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ise İsrail’in saldırılarda Hizbullah’a ait roket depolarının yakınlarındaki bir bölgeyi vurduğunu, 36 asker ve altı Hizbullah üyesinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Suriye ordusundaki can kaybının, “İsrail’in bu ülkedeki hedeflere yönelik saldırılarında şu ana kadar kaydedilen en yüksek can kaybı olduğunu” belirtti. Gözlemevi, İsrail’in bu yıl Suriye’ye 26 hava saldırısı düzenlediğini bildirdi.

Halep’te yerel saatle 01.45’te gerçekleştirilen saldırılarla ilgili Şam’dan da açıklama geldi.

Suriye Savunma Bakanlığı, İsrail ve militan grupların Halep’e düzenlediği saldırılarında sivil ve askerlerin hayatını kaybettiğini belirtti.

Bakanlık, İdlib ve Halep kırsalından “terörist örgütlerce” düzenlenen insansız hava aracı saldırılarının Halep kenti ve çevresindeki sivilleri hedef aldığını ifade etti.

Ancak açıklamada ölen asker ya da sivil sayısına ilişkin bilgi verilmedi. Can kayıplarının İsrail saldırılarında mı, yoksa militanlarca düzenlenen saldırılarda mı yaşandığı da netlik kazanmadı.

17 Mart’ta İsrail’e ait savaş uçaklarının Kalamon bölgesindeki birçok noktayı hedef aldığı kaydedilmişti.

İsrail, savaşın başladığı 2011’den bu yana Suriye’de zaman zaman Halep ve Şam’daki havalimanlarına, İran destekli gruplara ve Suriye ordusuna ait askeri noktalara saldırılar düzenliyor.

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: Bizi Tehdit Edenlere Pabuç Bırakmayacağız

Van’da halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Aklımızla alay ediyorlar, yine birkaç gün önce şahlanış dönemini başlattıklarını söylediler. Allah aşkına, Türkiye’de faizin dışında ne şahlandı? Enflasyonun dışında şahlanan bir şey var mı? Yoksulluğun dışında şahlanan bir şey var mı? Baskınız şahlandı, zulmünüz şahlandı” dedi ve ekledi:

Cezaevleri yaparak şahlandınız. Erdoğan ve AKP- MHP iktidarı, emin olun sizden sonra bu halk şahlanacak, demokrasi şahlanacak. Kürt düşmanlığında şahlandılar, Kürt’ü cezaevine atmakta şahlandılar ama bizim için iyi olan, kıymetli olan hiçbir şeyde şahlanmadılar.

“Newroz’daki milyonları gördü, Kürt halkının taleplerini ve iradesini gördü, belki gelir orada biz özeleştiri verir diye düşündük. Özür diler, önümüzdeki dönem için Kürt halkının selamını alır dedik. Diyarbakır’a gelmiş hala bize hakaret, hala tehdit, şantaj. Sen kimi tehdit ediyorsun? Biz Şeyh Saidlerden, Seyid Rızalardan gelen bir partiyiz. Biz Ape Musaların torunlarıyız, Orhan Doğanların yoldaşıyız, Sakinelerin yoldaşlarıyız. Bizim kentimizde, Kürdistan’da bizi tehdit edenlere pabuç bırakır mıyız?”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel seçimler kapsamında partisinin Van’da konuştu. Bakırhan, konuşmasında şunları söyledi:

“Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum, hoş geldiniz. Emin olun her zaman söylüyorum; Kürdistan’ın kalbi Van’dır, Van! Van 31 Mart’ta 14 belediyenin 14’ünü de alarak büyük bir müjde verecek. Değerli Vanlılar; bu dostu sevindiren düşmanı çıldırtan mahşeri kalabalık karşısında iki çok değerli arkadaşımıza selamlarımızı göndermek istiyoruz. Sizin seçtiğiniz, 8 yıldır cezaevinde tutulan Bekir Kaya’ya selam ve sevgilerimizi gönderiyoruz.

Yine sizin evladınız, arkadaşınız, yoldaşınız, 30 yıldır birlikte mücadele ettiğimiz kıymetli vekiliniz Nazmi Gür’e de bugün Van’dan binlerce selam ve sevgi gönderiyoruz. Nazmi Gür ve Bekir Kaya şahsında da Selahattin Demirtaşlara, Gültan Kışanaklara, Leyla Güvenlere, Sebahat Tuncellere, cezaevindeki binlerce yoldaşımıza binlerce selam gönderiyoruz. Şimdi Van’a soruyorum: Selahattinlere, Gültanlara, cezaevindeki binlere 31 Mart’ta 14 belediyenin 14’ünü alarak büyük bir müjde göndermeye var mısın?

Değerli halkımız, bu son seçim mitingimiz. Son miting nerede yapılır? Her parti son mitingini en güçlü olduğu kentte yapar. Biz de Van halkını ne kadar sevdiğimizi, Van halkının ne kadar büyük, coşkulu, onurlu, güçlü bir halk olduğunu göstermek için özellikle Van’da yapıyoruz. Sizler yıllardır bize güç ve destek verdiniz. Bütün baskılara rağmen davanızdan, mücadelenizden vazgeçmediniz. Van halkıyla ne kadar övünsek azdır. Dolayısıyla Dersim adına, Amed adına, Serhat adına, bütün Kürdistan coğrafyası adına Van halkının mücadelesini bir kez daha selamlıyorum. Serkeftin!

Emin olun bütün yanlış hesaplar Kürt halkının toplandığı bu meydanlardan döner. 40 yıldır önce baskıyla ve faili meçhul cinayetlerle sindirmeye çalıştılar. Yetmedi; köylerimizi boşalttılar, köylerimizi yaktılar, yaylalarımızı yasakladılar. Kürt halkının kendi coğrafyasında, köyünde yaşamasına izin vermediler. Ama Van halkı vazgeçti mi? Hayır. Bu sefer de insanlarımızı cezaevlerine doldurdular. Zindanlarla da başaramadılar. Çünkü siz Van halkının, onurlu Kürt halkının mücadelesi bir hakikat mücadelesidir ve haklı bir mücadeledir.

Bu mücadeleyi ne zindanlar ne faili meçhul cinayetler ne zor ne faşizm engelleyemeyecektir. İşte bir kez daha Kürt’ü tanımayanlara, diline “bilinmeyen dil” diyenlere, iradesini zindanlara tıkayanlara diyoruz ki yanlış hesabınız Van’dan döner, bu meydandan döner. Yanlış hesabınız Van Kalesine çarpar paramparça olur. Kürt’ü, Kürt sorununu baskıyla ve zorla bitirmeye çalışan politikanız iflas etmiştir. Çünkü baskılar karşılık bulmuş olsaydı işte bugün bu meydanı on binler doldurmazdı.

Newroz alanında Van 400 bin insanla onurlu davasına ve bayramına sahip çıkmazdı. Bir an önce inkarcı politikalarınızdan vazgeçin! Kürt halkı her zaman barış elini uzatmaya açık bir halktır. Her zaman müzakereye ve diyaloga açık bir halktır. Bu ülkenin ekonomisini, bu ülkenin geleceğini Kürt anadilini konuşmasın diye batırdınız, bitirdiniz. Yazıktır. Türkiye’de insanlar geçinemiyor. Kürt’ü kardeş saysaydınız ve savaşa harcadığınız milyar dolarları emekliler, yoksullar, işsizler için yatırıma dönüştürseydiniz, Türkiye Ortadoğu’nun en gelişmiş ülkesi olurdu.

Ama bunların aklı Kürt düşmanlığındadır. Ve Kürt düşmanlığı var olduğu müddetçe ne yoksulu ne emekliyi ne de emekçiyi düşünüyorlar. İşte bugün Van bir kez daha barışı haykırıyor. Van bir kez daha Kürt meselesinin demokratik yollarla, diyalogla çözülmesini istiyor. Van, dilini ve kültürünü özgürce yaşamak istiyor. Van, iradesinin serbest kalmasını istiyor. Van bu hırsız kayyım düzeninin son bulmasını istiyor.

Sayın Erdoğan sabah akşam DEM Parti’yi konuşacağına bir gün de Saray’dan başını çıkar, bir gün de Saray medyasının dışında bir medyayı izle. Van Valisine, Van’daki bürokratlara da buradan sesleniyorum; bu meydandaki yüz binlerin taleplerini, bu meydanın resmini, bu mitingin görüntüsünü Cumhurbaşkanına gönderin, baksın Kürtler nerede, baksın Kürtlerin iradesi kim, baksın Kürtler ne istiyor. Ama onlar gözlerini kapamış, kulaklarını tıkamış. Varsa DEM Parti yoksa DEM Parti diye bize düşmanlık yapıyor. Başınıza DEM Parti kadar taş düşsün!

“Van, seçimi rekor bir oyla almaya var mı?”

Şimdi kayyımları sizlere anlatmayacağım. Kayyım hırsızlıktır, yolsuzluktur. Kürtlerin diline, kültürüne düşmanlıktır. Kadınlara, gençlere düşmanlıktır. Var mısınız 31 Mart’ta Kürdistan’daki bütün kayyımları Saray’a göndermeye? Kayyımlar çalıp çırptılar, belediyeleri borçlandırdılar. O da yetmedi şimdi belediyenin elindeki mülkiyetleri yandaşlarına peşkeş çekiyorlar. En son sizlere çok ilginç bir şey söyleyeceğim.

Daha dün Batman kayyımı 53 milyon TL’ye gıda kolileri hazırlatmış. Gıda kolilerinin üzerine Batman AKP Belediye Başkan Adayının fotoğrafını yapıştırmış, insanlara dağıtıyor. Allah aşkına, bir belediyenin olanaklarını bir partiye kullandırdığını nerede gördünüz, hangi inançta gördünüz, hangi dinde gördünüz? Kayyım, belediye başkanı değil, o makamı zaten gasp ettiğini çok iyi biliyor. Batman halkının, Van halkının bütçesini AKP’li adaylar için harcıyor. Peki, bunlara gerekli cevabı 31 Mart’ta verecek miyiz?

Halkçı, toplumcu, Kürt’ün ve emekçinin yanında olan belediyecilik anlayışını Van ve bütün ilçelerinde yönetime taşıyacak mıyız? Kayyım Efendi, son 3 günün. İnşallah 1 Nisan’da Van halkı, kadınlar, gençler, melelerimiz, seydalarımız tekrar kendi iradelerine, yönetimlerine kavuşacak. Van, son 3 gün kaldı. Seçimi rekor bir oyla almaya var mısın? Hakkarililer, Şırnaklılar Van’dan daha yüksek oy alacaklarını söylüyorlardı. Eminim ki onlar da rekor oy alacaklar ama Van’ın rekoruna hiçbir kentimiz ulaşamayacaktır.

Recep Tayyip Erdoğan dün demiş ki “Kürtler bizim sayemizde mutluluk ve özgürlük gördü”. Allah aşkına, elinizi vicdanınıza koyun, 22 yıldır tek bir gün rahat uyuyabildik mi? Tek bir gün özgür olabildik mi? Kemal Kurkut’u unuttuk mu? Peki Osman Şiban’ı ve Servet Turgut’u unuttuk mu? Taybet Anayı unuttuk mu? 10 yıldır Kürt halkının iradesine atanan kayyımları unuttuk mu?

Cezaevinde 75 yaşında Hatice Yıldız, benim de akrabam olur, kızına ve arkadaşlarına para gönderdiği için hasta yatağında sedyeyle cezaevine gönderildi. Bu mudur mutluluk? Bu mudur özgürlük? Kürt halkı, Türkiye halkları 22 yıldır sizinle birlikte ne mutludur ne de özgürdür. İnşallah bu halk, Türkiye halkları 31 Mart’ta oylarıyla bu zalim düzene, bu faşizan anlayışa, bu kayyımcı anlayışa kırmızı kart göstererek bir nebze de olsa mutluluk ve özgürlüğü tadacaktır.

“Siz gittiğinizde mutlu ve özgür olacağız”

Sanki uzayda yaşıyor. İnsanlar yoksul, insanlar geçinemiyor. Emekli maaşı 10 bin lira. İnsanlar kirasını ödeyemiyor. Çocuğuna süt alamayan, bez alamayan, mama alamayan bir ülkenin insanları nasıl mutlu olabilir Sayın Erdoğan? Biz mutlu değiliz. Kürtler mutlu değil. Kadınlar hiç mutlu değil. Gençlerin geleceğini çaldınız, umudunu çaldınız. Utanmadan bir de diyorsunuz ki bizimle birlikte Kürtler mutlu ve özgür oldu. Hayır, inşallah siz gittiğinizde Kürtler mutlu ve özgür olacaklardır.

Aklımızla alay ediyorlar, yine birkaç gün önce şahlanış dönemini başlattıklarını söylediler. Allah aşkına, Türkiye’de faizin dışında ne şahlandı? Enflasyonun dışında şahlanan bir şey var mı? Yoksulluğun dışında şahlanan bir şey var mı? Baskınız şahlandı, zulmünüz şahlandı. Cezaevleri yaparak şahlandınız. Erdoğan ve AKP- MHP iktidarı, emin olun sizden sonra bu halk şahlanacak, demokrasi şahlanacak. Kürt düşmanlığında şahlandılar, Kürt’ü cezaevine atmakta şahlandılar ama bizim için iyi olan, kıymetli olan hiçbir şeyde şahlanmadılar.

Newroz’daki milyonları gördü, Kürt halkının taleplerini ve iradesini gördü, belki gelir orada biz özeleştiri verir diye düşündük. Özür diler, önümüzdeki dönem için Kürt halkının selamını alır dedik. Diyarbakır’a gelmiş hala bize hakaret, hala tehdit, şantaj. Sen kimi tehdit ediyorsun? Biz Şeyh Saidlerden, Seyid Rızalardan gelen bir partiyiz. Biz Ape Musaların torunlarıyız, Orhan Doğanların yoldaşıyız, Sakinelerin yoldaşlarıyız. Bizim kentimizde, Kürdistan’da bizi tehdit edenlere pabuç bırakır mıyız?

Kürt sorunu ciddiyet ister, samimiyet ister. Kürtler onurlu bir halktır. Böyle samimiyetsiz, ciddiyetsiz olanlara; Kürdistan coğrafyasında DEM Parti’yi, bizi tehdit eden edenlere ne yapacağız? 31 Mart’ta büyük bir cevap verecek miyiz? Beyefendi şimdi sabah akşam çıkıyor operasyon diyor, teröristan diyor, terörist diyor. Ancak sizler öyle onurlu bir halksınız ki onların savaşçı ve baskıcı politikalarına Newroz’da öyle bir cevap verdiniz ki Ankara’da, Saray’da yapılan hesabın Newrozlarda boşa çıktığını, Newrozlarda bir karşılığı olmadığını ortaya koydunuz.

İnşallah bu birliğimiz, bu heyecanımız, bu moralimiz, bu rengimiz; kadınıyla, genciyle, melesiyle, seydasıyla bugün burada ortaya koyduğumuz bu irade var olduğu sürece emin olun sırtımız yere gelmez. Emin olun bir gün Türkiye’de Kürtler eşit haklara sahip olacaktır. Bir gün Türkiye’de anadilimizi başta parlamento olmak üzere özgürce konuşacağız. Bir gün istediğimiz iradeyi özgürce seçeceğiz. İnsanca, kardeşçe bir arada yaşayacağız.

Değerli halkımız, Van’dan son miting olduğu için bir kez daha seslenmek istiyorum. Sayın Erdoğan; Kürt meselesini çözmeyen çok cumhurbaşkanı gördük, çok başbakan gördük. Ne oldular? Çözüldüler, bittiler, battılar. Kürt meselesini çözmeyen hiçbir parti asla ve kat’a başarıya ulaşmaz. Sizler de Kürt meselesine böyle yaklaştığınız müddetçe en önce 31 Mart’taki yerel seçimlerde sonrasında da yapılacak ilk seçimlerde inşallah dibi göreceksiniz, batacaksınız, biteceksiniz.

Değerli halkımız, şimdi Kürt sorunu anlatmayacağım. Newroz meydanlardaki milyonlar tek yürek, tek ses olarak ne dedi? Kürt meselesi çözülsün dedi. Kürt meselesinin çözümü için İmralı’yı adres gösterdi, Sayın Öcalan Kürt meselesinin muhatabıdır dedi. Yine biz de buradan diyoruz ki; Kürt halkının Newroz alanlarında milyonlarla ortaya koymuş olduğu bu irade doğrudur. Yanındayız, aynı şeyi düşünüyoruz. Savaş yerine, operasyon yerine, top tüfek yerine bir an önce bu ülkenin kaynaklarını çarçur etmemek için İmralı Adası orada, Sayın Öcalan orada. Bu işin muhatabıyla birlikte bir an önce Kürt meselesini diyalogla ve müzakereyle çözelim çağrısını yapıyoruz.

Eminim ki bunlar İstanbul’daki 1 milyonluk Newroz’u gördükten sonra, Batman’ı, Siirt’i ve Van’ı gördükten sonra nasıl büyük hata yaptıklarını gördüler. Bu haklı davayı, bu onurlu davayı kim bitireceğini düşünüyorsa yanılır, bu meydandaki bu halka çarpar. Van Gölü’ne çarpar, Süphan’a çarpar, Ağrı’ya çarpar, Van Kalesi’ne çarpar.

Değerli halkımız, AKP’li ya da diğer başka partilerden aday olup “Ben de Kürt’üm” diyenlere deyin ki Kürt’ün tek bir evi var o da Dem Parti’dir. Kürt’ün tek bir kapısı var deyin. “Ben de Kürt’üm” diyeceksin, Ankara’da JİTEM ittifakıyla, kurt ittifakıyla Kürtlerin karşısında yapılan bu sinsi oyunlara, planlara alet olacaksın. Kürt’ün aşireti de Kürdün kardeşi de ailesi de biziz.

İnşallah 31 Mart’ta belediyeyi tekrar alarak belediyenin olanaklarını halkımıza harcayacağız. Emin olun çocuğuna süt götüremeyen tek bir ailemiz kalmayacak. Susuz, ulaşımsız, altyapısız, yoksul, aç ve açıkta tek bir insanımız kalmayacak. Çünkü bizler belediyenin olanaklarını çalmıyoruz, çarçur etmiyoruz. Sizlere söz veriyoruz; daha huzurlu, daha mutlu, daha gelişmiş, daha refah içerisinde bir Van’ı hep birlikte yaratacağız.

İlk projelerimiz kadın arkadaşlar için olacak. Gençleri uyuşturucu batağından çıkaracağız. Uyuşturucuyu Kürdistan coğrafyasında yaygınlaştıranlara diyoruz ki bu yaptığınız günahı belediyeleri alarak Kürt illerinde ortadan kaldıracağız. İnsanımız barış içerisinde, doğduğu bu topraklardan doyarak yaşayacaktır. Gençlerimiz göç etmeyecektir. Emeklilerimiz size söz veriyoruz; sizi açlığa ve yoksulluğa mahkum eden bu sistem karşısında belediyelerimizin olanakları emeklilerle paylaşılacaktır, yoksullarla paylaşılacaktır. Öğrenciler yurt bulacak, yemek yiyecek. Sizin paranız, sizin kentinize size hizmet olarak harcanacaktır. Biz bunların sözünü veriyoruz, siz de 14’te 14 yapmaya var mısınız?

Emekli yüzyılı dediler, emekliye 1000 TL zam yaptılar. Bir de çıkmışlar diyorlar ki emekliye kaynak yok. Savaşa, topa, tüfeğe kaynak var. Kürdistan coğrafyasının neredeyse yarısı kolluk kuvvetlerinden oluşuyor ama uzman doktora, öğretmene, ataması yapılmayan öğretmen arkadaşlarımıza, emekçiye kaynak yok. İnşallah 31 Mart’ta emekliler, asgari ücretliler, iş arayıp da bulamayan gençler bunlara kaynağın nerede olduğunu gösterecek. Emekçi düşmanı, tarım düşmanı, çiftçi düşmanı bu zihniyeti sandığa gömmeye var mısınız?

Bir tane ırkçı faşist milletvekili çıkmış diyor ki emekliler devletten bir şey beklemesin. Simit satsın, su satsın diyor. İnsan biraz utanır! Bunu söyleyen vatandaş son 1 yılda devletten 11 tane büyük ihale almış. 11 ihale alıyorsun, milyon dolarları cebine indiriyorsun ama 75 yaşındaki emeklilerimize su satmalarını söylüyorsun. İşte bunlar bu kadar kendilerine, kendi servetlerine düşkün insanlardır. Bunlar inançlı değil. Bunlar Müslüman değil. Bunlar bizi düşünmüyor. Bunların başı secdede, elleri semada, akıları hilede hurdada.

“AKP’ye verdiğiniz her oy 3 hilale gidiyor”

AKP’ye verdiğiniz her oy kime gidiyor? Emekliler su simit satsın diyen bu ırkçılara, bu faşistlere, 3 hilale gidiyor. Biraz vicdanı olan hiçbir Kürt oyunu ırkçılığa, faşizme, Kürt’ü yoksa sayan, Şeyh Said’e hakaret eden faşist anlayışa oy vermez. Onun için buradan bir kez daha diğer siyasi partilerde siyaset yapan insanlarımıza çağrı yapıyoruz. Geliyê Zîlan’ı, Roboskî’yi, Taybet Ana’yı, Apê Mûsa’yı hatırlayın ve elinizi vicdanınıza koyun; Kürt’ü katleden, yok sayan, kültürüne, diline düşman bir anlayışa mı yoksa Kürt için mücadele eden, bedel ödeyen Selahattinlere, Gültanlara, Leylalara, Figenlere mi oy vereceksiniz?

Ramazan ayındayız, bu vesileyle hepinizin Ramazan ayını da kutluyorum. İnşallah Ramazan ayındaki bu seçim hırsızlardan ve yalancılardan hesap sorulan, hakkın, hakkaniyetin ve dürüstlüğün kazandığı bir seçim olur. Seçime 3 gün kaldı, ne yapacağız bu 3 günde? Kadın arkadaşlar, lütfen iftardan önce belki olabilir yorgun olabilirsiniz ama iftarınızı açtıktan sonra lütfen ev ev gezin. Çalmadığınız kapı kalmasın, görüşmediğiniz insan kalmasın. Siz haklı bir mücadelenin, hakkaniyetli bir mücadelenin bayrağını yürütüyorsunuz, o yüzden lütfen Van’dan rekor bir oy almak için kadın arkadaşlar seferber olsun.

Gençler, öyle boş oturmak yok. Partimizin bildirilerini, adaylarımızın projelerini alarak kahve kahve, dükkan dükkan, sokak sokak gezmeye var mısınız? Melelerimiz, Seydalarımız, Van’ın inançlı kanaat önderleri, sizlere de büyük işler düşüyor. Bunlar camiyi cumayı bile siyaset aracı haline getirdiler. Lütfen inançlı insanlarımıza ulaşın, kimin haklı kimin haksız olduğunu en iyi siz biliyorsunuz. Allah’ın yarattığı bir kavmi, verdiği bir dili yok sayan bir anlayışa Müslüman diyebilir miyiz? Onun için en çok size iş düşüyor. Sizler bunu her inançlı insanımıza anlatmak zorundasınız.

Kaçak seçmen taşıyorlar Kürdistan’a. Van’da, ilçelerinde oyu olan arkadaşlarımızı sandığa çağırıyoruz. Herkes eline telefonunu alacak. Oyu Van’da olan ama şu an çeşitli sebeplerden dolayı Van’da bulunmayan kardeşlerimizi oy kullanmaya çağırıyorsunuz. Olur da oy kullanmak için gelecek arkadaşların ekonomik durumu iyi olmayabilir. O zaman ne yapsınlar? Hangi ilçede, hangi ilde bulunuyorlarsa il-ilçe örgütlerimize gitsinler. İftardan sonra güzel sıcak kaçak bir DEM’li çaylarını içsinler, otobüs biletlerini alsınlar, oy kullanmaya gelsinler.

Söz veriyor musunuz? Sandığa da sahip çıkın. Bu hırsızlar, bu talancılar oylarımızı da çalıyorlar. Oylara sahip çıkmak için başta kadınlar ve gençler olmak üzere her sandık başında en az 3 kişiyle bulunacak mıyız? Bir söz daha istiyorum. 14’te 14 yapacağız. Sizden rica ediyorum. Sanki 3 ilçemizde biraz böyle öndeyiz ama daha güçlü bir fark atmamız gerekiyor. Son 3 günde daha güçlü yüklenerek Bahçesaray’ı almaya var mısınız? O güzel Gevaş’ı artık alalım, var mısınız?

Muradiye, kahramanların diyarı, mücadelenin diyarı, bizlere dilimizi öğreten Muradiye’yi rekor oyla almaya var mısınız? Eğer sözünüzde durursanız vallahi 14’te 14 yaparsınız. Bahçesaray, Gevaş ve Muradiye’yi diğer 11 belediyemize katacağınıza söz verdiniz. Şimdi değerli halkımız Neslihan Şendal Başkanı çağırıyorum. Abdullah Zeydan’ı zaten biliyorsunuz. Onların şahsında 14 yerleşim yerimizdeki belediye eş başkanlarına sahip çıkacak mısınız? Adaylarımız Ape Musa’nın size emanetidir. Taybet Ana’nın, Selahattinlerin, Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların emanetine sahip çıkacak mısın Van?”

Paylaşın

“Türkiye, Yerel Seçimlerden Sonra ‘Acı İlacı’ İçecek”

Yerel seçimler sonrası Türkiye’yi ekonomide çok zor bir dönemin beklediğini ifade eden ekonomist Güldem Atabay, “Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin o acı reçete karşısına konacak, Türkiye o acı ilacı içecek” dedi.

“Politik olarak ilk üç ayda bu adımlarda geri duruldu ama yerel seçimlerden sonra hem bütçe açığının kapatılması ya da daraltılması hem de enflasyonla mücadelede vergi artışları olduğunu göreceğiz” diyen Atabay’a göre KDV (katma değer vergisi) artışları Bakan Şimşek’in ifade ettiği düşük KDV’li ürünlerin yüzde 18-20 bandına çekilmesi şeklinde gerçekleşecek.

Ekonomistler, seçim sonrası para ve özellikle de maliye politikasında sıkı duruşla beraber kemerlerin sıkılacağını düşünüyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimsek bir süredir enflasyonu düşürmek için iç talebin kuvvetli seyrinin yavaşlatılması gerektiğini söylüyor.

Ekonomist Güldem Atabay, DW Türkçe’den Seda Sezer Bilen‘e yaptığı değerlendirmede yerel seçimler sonrası Türkiye’yi ekonomide “çok zor” bir dönemin beklediğini ifade etti: “Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin o acı reçete karşısına konacak, Türkiye o acı ilacı içecek.”

“Politik olarak ilk üç ayda bu adımlarda geri duruldu ama yerel seçimlerden sonra hem bütçe açığının kapatılması ya da daraltılması hem de enflasyonla mücadelede vergi artışları olduğunu göreceğiz” diyen Atabay’a göre KDV (katma değer vergisi) artışları Bakan Şimşek’in ifade ettiği düşük KDV’li ürünlerin yüzde 18-20 bandına çekilmesi şeklinde gerçekleşecek.

Bakan Şimşek, katıldığı bir programda enflasyonist yeni vergi getirilmeyeceğini, KDV genel oranını, Kurumlar Vergisi’ni ve Gelir Vergisi’ni artırmayacaklarını vurgulayarak “Bu konuda çok netiz. Ama istisnaları, muafiyetleri, indirim oranlarını gözden geçireceğiz” demişti.

Atabay, Şimşek’in bu açıklamasını şöyle yorumladı: “Bunlar nedir, aslında temel tüketim malzemeleri ve temel gıda maddeleri. Biz bunun zaten manşet enflasyonun çok üzerinde seyreden gıda fiyatları enflasyonunu hareketlendirdiğini göreceğiz.”

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ekonomistler tarafından “manşet enflasyon” olarak adlandırılıyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre tüketici enflasyonu Şubat ayında yıllık yüzde 67,07’ye yükseldi. Artışın en yüksek olduğu ana harcama gruplarından biri olan gıda ve alkolsüz içeceklerdeki yıllık artış oranı yüzde 71,12 oldu. Enflasyonun Mayıs ayında yüzde 70 seviyesini aşarak zirve yapması bekleniyor.

“Merkez Bankası’nın faiz artışı etkili”

Londra merkezli Capital Economics’te gelişmekte olan piyasalar kıdemli ekonomisti olan Liam Peach de DW Türkçe’ye seçim sonrasına ilişkin yaptığı değerlendirmede, Merkez Bankası’nın faiz artışının etkili olduğunu ve bankanın seçimden sonra en az bir faiz artırımı daha yapmasını muhtemel gördüğünü, maliye politikasında ise daha fazla önlem alınmasını beklediğini belirtti:

“Mali sıkılaştırma şu ana kadar sınırlı kaldı ve seçimden sonra daha fazlasının yapılması gerekecek. Maliye Bakanı Şimşek büyük vergi artışlarını reddetmiş olsa da KDV oranlarında bazı artışlar yapılması muhtemel. En büyük mali değişiklikler muhtemelen hükümet harcamalarının ve altyapı projelerine yönelik sermaye harcamalarının kısıtlanması yoluyla gelecek.”

Türkiye ekonomisinin geçtiğimiz yıl boyunca aşırı ısınmaya devam ettiğini belirten Peach, “Hükümetin bütçe açığını dizginlemesi ve Merkez Bankası’nın reel faiz oranlarını uzun süre yüksek tutmasıyla bu durumun bu yıl değişeceğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Enflasyonla mücadelede “sıkı para politikası duruşu sürdürülecek” mesajı veren Merkez Bankası yerel seçimlere 10 gün kala 500 baz puanlık faiz artışı yapmıştı. Londra merkezli Bluebay Asset Management kıdemli analisti Timothy Ash de faiz artışına dair değerlendirmesinde bu adımı olumlu bulduğunu belirterek dezenflasyon eğilimine yardımcı olmak için politikanın seçim sonrasında da sıkı kalması gerektiğini kaydetti.

Ash, “Umarım siyasi döngü buna yardımcı olur. Bence Şimşek ve ekibi enflasyon cinini öldüreceklerse zamanın çok önemli olduğunu ve maliye ve para politikasının 2024’te sıkı kalması gerektiğini kabul ediyorlar. Bu da faizlerde daha uzun süre daha yüksek seyir ve maliye politikası açısından daha uzun süre daha derin bütçe kemer sıkma politikaları anlamına geliyor. Eğer bunu yaparlarsa, umut var demektir” dedi.

“Daha orta gelirli, maaşı ile yaşayan ve daha düşük gelir grupları bunu çok ağır hissedecek” diyen Atabay, önlemlerin vatandaşa yansımalarının nasıl olacağını şöyle anlattı: “Bir taraftan kredi kartlarının sınırlandırılmasının kullanımı artırılacak. Maaş artışlarının ayarlamalarının da enflasyona göre yılın ortasında yapılmayacağını düşünürsek bayağı bir nefes alamaz hale geleceğiz, özellikle yaz aylarından sonra. Yılın son çeyreğinde büyük bir ihtimalle bizim stagflasyon dediğimiz yüksek seyreden enflasyon ve durgunlaşmış bir ekonomi ile karşı karşıya geleceğiz ve hayatımız çok zor olacak.”

Geçen Temmuz ayında Resmi Gazete’de yayımlanan kararla genel KDV oranı yüzde 18’den yüzde 20’ye, yüzde 8 indirimli KDV oranı ise yüzde 10’a yükseltilmişti. Ancak 2022 yılında KDV oranı yüzde 8’den yüzde 1’e indirilen et, balık, çay, kahve, peynir, şeker, süt, su, meyve, kuruyemiş gibi temel gıda ürünlerinin KDV oranında değişiklik yapılmamıştı.

TL’de değer kaybı beklentisi hakim

Ekonomistler, Türk Lirasında (TL) değer kaybının da sürebileceği görüşünde birleşiyor. Peach, faiz artışı geçici bir destek sağlasa da TL’de daha fazla değer kaybı beklediğini belirterek “Seçim sonrasında Merkez Bankası’nın rezervlerini yeniden inşa etmesiyle TL’nin değer kaybı biraz daha hızlanabilir. Liranın önümüzdeki yıl içinde dolara karşı 40 seviyesine doğru değer kaybetmesini bekliyoruz, bu da dış rekabet gücünün korunmasına ve yatırımcıların politik iyimserliğinin sürdürülmesine yardımcı olacak” dedi.

Güldem Atabay sene sonu kurda 38 seviyesindeki beklentisini değiştirmediğini söylerken TL’nin seyrinden ve döviz rezerv kaybından endişe duyduğunu belirten Timothy Ash de Türklerin yerel seçimlerin ardından büyük bir devalüasyonun daha yaşanacağı söylemine inanıyor gibi göründüğünü söyledi.

Paylaşın

İki Aylık Dış Ticaret Açığı 13 Milyar Dolar

2024 yılı Ocak – Şubat döneminde ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,5 artarak 41 milyar 78 milyon dolar, ithalat yüzde 16,0 azalarak 54 milyar 33 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Öte yandan şubat ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 artarak 21 milyar 82 milyon dolar, ithalat yüzde 9,2 azalarak 27 milyar 853 milyon dolar oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Şubat 2024 verilerini açıkladı. Buna göre; Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle genel ticaret sistemi kapsamında üretilen geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat şubat ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 artarak 21 milyar 82 milyon dolar, ithalat yüzde 9,2 azalarak 27 milyar 853 milyon dolar oldu.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2024 yılının ilk iki ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,5 artarak 41 milyar 78 milyon dolar, ithalat yüzde 16,0 azalarak 54 milyar 33 milyon dolar oldu.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, şubat ayında yüzde 12,3 artarak 17 milyar 438 milyon dolardan, 19 milyar 589 milyon dolara yükseldi. Şubat ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 5,2 artarak 19 milyar 958 milyon dolardan, 20 milyar 989 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı şubat ayında 1 milyar 400 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 8,5 artarak 40 milyar 578 milyon dolar, söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 93,3 oldu.

Şubat ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 44,2 azalarak 12 milyar 130 milyon dolardan, 6 milyar 771 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Şubat ayında yüzde 60,5 iken, 2024 Şubat ayında yüzde 75,7’ye yükseldi.

2024 yılının ilk iki ayında dış ticaret açığı yüzde 51,0 azalarak 26 milyar 419 milyon dolardan, 12 milyar 955 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın aynı döneminde yüzde 58,9 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 76,0’a yükseldi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, şubat ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,0, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,2, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,4 oldu. Ocak-Şubat döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 93,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,5, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,5 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, şubat ayında ara mallarının payı yüzde 68,8, sermaye mallarının payı yüzde 15,8 ve tüketim mallarının payı yüzde 15,3 oldu. İthalatta, 2024 Ocak-Şubat döneminde ara mallarının payı yüzde 70,9, sermaye mallarının payı yüzde 14,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,0 oldu

İhracatta Almanya, ithalatta Rusya ilk sırada

Şubat ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 722 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 332 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 158 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 73 milyon dolar ile Irak, 1 milyar 66 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,1’ini oluşturdu.

Ocak – Şubat döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 3 milyar 484 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 2 milyar 536 milyon dolar ile ABD, 2 milyar 169 milyon dolar ile Irak, 2 milyar 156 milyon dolar ile İtalya ve 2 milyar 88 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,3’ünü oluşturdu.

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Şubat ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 27 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 434 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 218 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 543 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 337 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 45,1’ini oluşturdu.

2024 yılının ilk iki ayında ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 8 milyar 352 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 6 milyar 327 milyon dolar ile Çin, 4 milyar 135 milyon dolar ile Almanya, 2 milyar 739 milyon dolar ile ABD, 2 milyar 730 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,9’unu oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; Şubat ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 2,1, ithalat yüzde 4,9 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2024 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 10,2 artarken, ithalat yüzde 12,7 azaldı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Şubat ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,0’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 2,7’dir. Ocak-Şubat döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,5’dir. Ocak-Şubat döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,1’dir.

Şubat ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,6’dır. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,5’dir. Ocak-Şubat döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 77,6’dır. Ocak-Şubat döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,1’dir.

Özel ticaret sistemine göre, şubat ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,2 artarak 19 milyar 241 milyon dolar, ithalat yüzde 9,0 azalarak 26 milyar 298 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şubat ayında dış ticaret açığı yüzde 40,7 azalarak 11 milyar 895 milyon dolardan, 7 milyar 57 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2023 Şubat ayında yüzde 58,8 iken, 2024 Şubat ayında yüzde 73,2’e yükseldi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2024 yılının ilk iki ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7,8 artarak 37 milyar 174 milyon dolar, ithalat yüzde 15,9 azalarak 51 milyar 69 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2024 yılının ilk iki ayında dış ticaret açığı yüzde 47,0 azalarak 26 milyar 239 milyon dolardan, 13 milyar 895 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı geçen yılın aynı döneminde yüzde 56,8 iken, 2024 yılının aynı döneminde yüzde 72,8’e yükseldi.

Paylaşın