DEM Parti’den “Taşıma Seçmen” Tepkisi

Seçimlere ilişkin parti genel merkezinde açıklamalarda bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, taşımalı seçmenlere dikkat çekerek, taşımalı seçmenin irade gaspı ve sandık darbesi olduğunu kaydetti.

Haber Merkezi / Doğan, ayrıca bu meselenin sadece DEM Parti’nin meselesi olmadığına da dikkat çekerek, “Bu yalnızca DEM Parti’nin mevzusu ve meselesi olmamalı, Türkiye’nin bir bölümünde, bir coğrafyada bir halkın oy kullanma hakkı, iradesine sahip çıkma hakkına darbe yapılarak, engellenmeye çalışılıyor” dedi.

Ayşegül Doğan, seçmen kaydırılan merkezleri ve kaydırılan seçmen verilerini paylaşacaklarını belirterek şunları söyledi: “Ağrı Merkez 4 bin 168, Ağrı Taşlıçay 204, Batman Hasankeyf 280, Batman Gercüş 274, Bingöl Adaklı 99, Bitlis Merkez 51, Bitlis Tatvan 726, Dersim Mazgirt, Akpazar 127, Diyarbakır Eğil 1129, Diyarbakır Hazro 797, Diyarbakır Kulp 1929, Elazığ Karakoçan 519, Erzurum Karaçoban 312, Hakkari Çukurca 3 bin 235,

Hakkari Derecik bin 979, Hakkari Yüksekova, Esendere 953, Hakkari Şemdinli 1886, Iğdır Merkez 4 bin 382, Kars Merkez 3 bin 842, Mardin Dargeçit 570, Mardin Savur 978, Mersin Akdeniz 460, Muş Malazgirt 609, Siirt Eruh bin 71, Siirt Kurtalan 688, Siirt Pervari 33, Siirt Merkez 6 bin 328, Şırnak Beytüşşebap 828, Şırnak Güçlükonak 494, Şırnak Merkez 6 bin 541, Şırnak Uludere bin 409. 31 merkezde tespit edebildiğimiz taşımalı seçmen 46 bin 901. ”

“Yalnızca DEM Parti’nin sesi çıkıyor?”

Doğan, kaydıralan seçmenlere tepkisini ise şu sözlerle gösterdi: “Şimdi buna darbe, irade gaspı değil de ne diyelim? Bu ülkenin bir başka coğrafyası gibi, bu ülkeye ait değilmiş gibi davranılan ve böyle muamele edilen bir ayrımcılık yapılıyor demeyelim de ne diyelim? Buna karşı mücadelede ortaklaşamayacaksak ne zaman, nasıl ortaklaşılacak? Buna karşı neden yalnızca DEM Parti’nin sesi çıkıyor?”

Bakın 46 bin 901 kaydırılan toplam seçmen sayısı ve yalnızca 31 merkezde. Ve bu şu ana kadar tespit edilebilen rakam. Şunun bilinmesini isteriz; biz bunun takipçisi olacağız, takipçisiyiz. Bu hukuksuzluklara izin vermeyeceğiz. Hileler DEM Partililerden daha büyük değil, bunu tekrar ediyorum. Başaracağız, kazanacağız, Dolayısıyla oylarınıza sahip çıkın. ”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) oy verme işlemleri sırasında karşılaşılan usulsüzlere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Sosyal medya hesabından açıklama yapan DEM Parti şunları kaydetti:

“Müşahitlerimiz, okul ve sandık görevlilerimiz, milletvekillerimiz ve yöneticilerimizle beraber sandıkların başındayız. Daha önce iktidarın merkezi bir şekilde planladığı sahte seçmen oyununu tespit etmiş ve kamuoyu ile paylaşmıştık. Bugün de sandık başındaki arkadaşlarımız ve oy kullanmaya giden halkımız bu sahte seçmenleri suçüstü yakalamış ve belgelemiştir.

Parti görevlilerimiz iktidar partisinin lehine birden fazla sandıkta oy kullanmaya çalışan devlet görevlilerini tespit etmiş, bu durumu tutanak altına almış ve haklarında suç duyurusunda bulunmuştur. Hiçbir hileye izin vermeyeceğiz. İktidar ne yaparsa yapsın başaramayacak. Halkımızın iradesi ve kararlılığı her türlü hileyi boşa çıkaracaktır. 7’den 70’e herkesi sandıklara gitmeye, iradesine sahip çıkmaya ve sandıkları korumaya çağırıyoruz.”

Paylaşın

Siyasi Parti Liderleri Oylarını Kullandı: Karar Milletin

Oyunu kullandıktan sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Öncelikle bu demokrasi şölenine katkı verenlere teşekkür ediyoruz. Seçim geçmiş süreçlerde elbette siyasi tartışmalar oldu. Dün Bursa’da hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “YSK’yı takip ediyoruz, seçim sorunsuz ilerliyor. Silahlardan uzak durmayı öneriyorum. Taşkınlıktan uzak durulmasını ve bu seçimin kaybedeninin olmadığını hatırlatmak isterim. Seçimin huzur, güven içinde geçmesini temenni ediyorum. Karar milletin, hepimiz bu karara saygılı olacağız.”

31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri için oy verme işlemi sona erdi. Siyasi parti liderleri sandığa giderek oylarını kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile oyunu kullandığı Üsküdar’daki Saffet Çebi Ortaokulu’nda basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Arka arkaya düzenlenen iki seçimin milleti yorduğunu belirten Erdoğan “Bu seçim birbirine yakın bir süreçte yeni bir dönemin başlangıcına vesile olacak. Bir yandan milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimi, diğer taraftan yerel yönetim seçimleri, bunların ülkemizde inşallah yeni bir dönemin, yeni yüzyılın başlangıcına vesile olmasını diliyorum ve milletimize gösterdiği bu sadakat için de şahsım ve tüm partili arkadaşlarım olarak teşekkür ediyorum” diye konuştu.

“Karar milletin, hepimiz bu karara saygılı olacağız”

Oyunu 23 Nisan ulusal Egemenlik İlkokulu’nda kullanan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, basın mensuplarına açıklama yaptı.

“Öncelikle bu demokrasi şölenine katkı verenlere teşekkür ediyoruz. Seçim geçmiş süreçlerde elbette siyasi tartışmalar oldu. Dün Bursa’da hayatını kaybeden vatandaşımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. YSK’yı takip ediyoruz, seçim sorunsuz ilerliyor. Silahlardan uzak durmayı öneriyorum. Taşkınlıktan uzak durulmasını ve bu seçimin kaybedeninin olmadığını hatırlatmak isterim. Seçimin huzur, güven içinde geçmesini temenni ediyorum. Karar milletin, hepimiz bu karara saygılı olacağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları oyunu Adana’da kullandı. Çukurova ilçesinde bulunan Ayşe Atıl İlkokulu’na gelen Hatimoğulları, 1057 numaralı sandıkta oy verdi.

Hatimoğulları çıkışta gazetecilere açıklama yaptı, sonuçların Türkiye ve bütün halklara  hayırlı ve uğurlu olmasını diledi. Hatimoğulları, “Bir kez daha çağrımızı yineliyoruz. Lütfen her yerde gidelim. Oylarımızı kullanalım. Oylarımızı kullanmakla yetinmeyelim. Sandıklarımıza hep birlikte sahip çıkalım” dedi.

Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de, Ankara Anıttepe Ortaokulu’nda oyunu kullandıktan sonra yaptığı açıklamada, “yeni yüzyılın mahalli idareler seçimleri olarak ilkinin gerçekleştirildiğini” vurguladı. Bahçeli, “Bütün siyasi partilerimize, onların değerli adaylarına başarılar diliyorum. Milletimiz için, devletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. İnşallah çok daha güzel günler, çok daha güzel seçimler gerçekleştirilecektir. Şimdiden bütün milletimize teşekkür ediyor, sağlıklar diliyorum” ifadelerini kullandı.

“Her şey iyi olacak”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de ilk kez Ankara’da oy kullandı. Türkiye Emlak Bankası Ortaokulu’nda oyunu kullanan Akşener, “Partisinin her bireyinin iftiralara uğradığı zorlu bir süreçten geçtiklerini” ifade ederek sonuçların kendileri ve Türkiye açısından iyi olacağını düşündüğünü söyledi. “Ankara’da seçim çok ilginç geçecek” diyen Akşener, İstanbul için seçimlere yönelik gelen soruya “Her şey iyi olacak” demekle yetindi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu oyunu Ankara’da Çankaya Lisesi’nde kullandı. Mahalli seçimler vesilesi ile beldelerimizi, ilçelerimizi ve illerimizi kimler yönetecek, belirlemiş olacağız” diyen Karamollaoğlu, “Milletimizin tercihi ve hepimiz de bu seçim sonuçlarına saygı duymak mecburiyetindeyiz” dedi.

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ oyunu Ankara’daki TSK Mehmetçik Vakfı Hafize İhsan Payaza Ortaokulu’nda kullandı. Oyunu kullandıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özdağ, “Umarım sorunsuz bir sayım gerçekleşir ve halkın iradesi tecelli eder” dedi.

Özdağ, “Zafer Partisi olarak bu seçimlerde büyük bir sıçrama yapacağımızı düşünüyoruz. Bunu seçim kampanyası boyunca gördük. Onun için de bu seçimlere büyük bir özveri ve özgüvenle girdik” diye konuştu. İnşallah sandıklar açıldığında da yapmış olduğumuz tespitlerin teyidini göreceğiz” diye konuştu.

Yeniden Refah Partisi lideri Fatih Erbakan ve eşi Beyza Erbakan, ’31 Mart 2024 Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde oy kullanmak için Ankara’nın Çankaya ilçesinde bulunan Dr. Binnaz Ege-Dr. Rıdvan Ege Anadolu Lisesi’ne geldi.

Bir süre sıra bekleyen Erbakan çifti 4491 numaralı sandıkta oylarını kullandı.

Daha sonra basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Fatih Erbakan, şunları söyledi:

“Yoğun geçen bir seçim kampanyası sonrasında bugün biz de vatandaşlık görevimizi eşimle birlikte yerine getirdik. Milli iradenin tecellisi için bu görevi ifa etmiş olduk. Tabii ki bu seçim gününün huzur ve barış içerisinde, olaysız bir şekilde tamamlanmasını temenni ediyoruz.

Sandıklar açıldığında çıkacak sonucun da ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Seçim sonuçlarını orucumuzu açtıktan sonra genel merkezde takip ederiz. İftar saatine kadar konutta oluruz. Ülkemiz, milletimiz, insanımız için hayırlı olsun. İnşallah hayırlı bir sonuç çıkar. Artık değerlendirmeleri akşam seçim sandıkları açıldıktan sonra daha tahsilatlı bir şekilde yaparız.”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan da, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri için Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Ahmet Vefik Paşa İlkokulu’nda oyunu kullandı.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, Çankaya ilçesindeki Özel Şener Çakmak Anadolu Lisesi 4683 numaralı sandıkta, eşi Ülkü İnce ile oy kullandı. İnce, oyunu sandığa attıktan sonra gazetecilere açıklama yaptı.

Seçim günlerinin düğün günü olduğunu belirterek, memlekete hayırlı olmasını dileyen İnce, “Bu düğün meşru; ama adil değil. Seçim sonuçlarını daha şimdiden tanıyoruz; ama adil değil. Bazıları memleketin uçaklarıyla, memleketin helikopterleriyle, hazinenin parasıyla kampanya yaptı. Bazıları da belediyenin parasıyla kampanya yapmış. Yani milletin cebinden millete propaganda yaptılar. Birisi de çoluk çocuğumuzun harçlığından” ifadelerini kullandı.

“Türkiye büyük ve güzel bir ülke”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve eşi Zeynep Babacan, oylarını Bilkent Emlak Bankası Ortaokulu’nda yer alan 4624 nolu sandıkta kullandı.

Çıkışta basın mensuplarına açıklama yapan Babacan, “Bugün gerçekten Türkiye için güzel bir gün. Demokrasimizin işlediği, böylesine zor bir coğrafyada vatandaşlarımızın sandığa yoğun ilgi gösterdiği bir ülkeyiz. Bu da bizi gerçekten mutlu ediyor. Bu seçimlerde özellikle sahada illeri dolaşırken umutsuz vatandaşımızın sayısının çok olduğunu gördüm. Yani sanki sandıkta bir şey değişmiyor. Oy vererek bir şey değiştiremiyoruz hissi bir miktar hakim gibi. Ama öyle değil. Türkiye büyük ve güzel bir ülke. Bu büyük ve güzel ülkenin çok daha güzel yönetilmesi mümkün. Dürüst ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğinde Türkiye’nin bütün sorunlarını aşması mümkün. Dolayısıyla ülkemizden asla umudu kesmeyelim. Demokrasimize sahip çıkalım. Demokrasimize sahip çıkmanın en önemli yolu da sandıkta irademizi millet olarak ortaya koymak” diye konuştu.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve Kocaeli Gebze Belediye Başkan adayı Erkan Baş, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri için oyunu Kadıköy’de kullandı. Kadıköy Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ne gelen Baş, isim listesini kontrol ettikten sonra eşi Gülçin Baş ile 1105 numaralı sandıkta oy verdi. Zarfı atarken basın mensuplarına poz veren Baş, sandık görevlilerine teşekkür ederek eşi ve oğluyla okuldan ayrıldı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde oyunu Eyüpsultan’da Nejat Sabuncu İlkokulu’ndaki 2274 numaralı sandıkta kullandı. Davutoğlu, oyunu kullanmaya eşi Sare Davutoğlu ile birlikte geldi. Gelecek Partisi lideri, “Her birimize düşen en temel sorumluluk bu seçimlerden gerekli dersleri çıkarmak” dedi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 32 bin 782’ye Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 176. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında can kaybı 32 bin 782’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 75 bin 298’e ulaştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, ülkesinin Lübnan merkezli Hizbullah örgütüne yönelik saldırılarını artıracağı ve “kampanyayı genişleteceğini” söyledi.

İsrail’in ‘savunma modundan aktif takip moduna’ geçeceğini belirten Gallant, bir askeri karargahı ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, “İsrail, savunmadan (çıkıp) Hizbullah’ın peşine düşecek. Beyrut’ta, Şam’da ve daha ötede… Örgüt nerede faaliyet gösteriyorsa oralara ulaşacağız.” dedi.

Gallant, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Hizbullah komutanına (Ali Naim) yönelik bir başka başarılı suikastı yakından izlemek ve Lübnan, Suriye ve daha uzak bölgelerdeki suikast ve diğer eylemlere hazırlık amacıyla yürütülen faaliyetler hakkında genel bilgi edinmek üzere Kuzey Komutanlığı’na geldim.

Nerede harekete geçmemiz gerekiyorsa orada harekete geçeceğiz. Lübnan’daki ciddi hasarın sorumlusu Hizbullah’tır ve Hizbullah grubundaki can kayıplarının sorumlusu da bizzat Hasan Nasrallah’tır. Öldürülen 320’den fazla teröristleri var. Lübnan’dan çıkacak her türlü eylemin bedelini ödeteceğiz.”

Analistlere göre Bakan Gallant, bu ifadelerle, Suriye’nin Halep kentinde dün (29 Mart) düzenlenen ve 40’tan fazla kişinin hayatını kaybettiği hava saldırılarına atıfta bulundu. Tel Aviv, cuma günkü saldırının sorumluluğunu üstlenmemiş, yorum da yapmamıştı.

Ancak Şam yönetimi, uluslararası STK’lar ve uluslararası basın, 36’sı Suriye askeri, 6’sı da Hizbullah üyesi en az 42 kişinin öldüğü Halep’teki saldırıyı İsrail’in düzenlediğini bildirmişti. Bir önceki gün de Lübnan’ın güneyinde İsrail ordusuna ait bir insansız hava aracının (İHA) düzenlediği saldırıda Ali Naim isimli üst düzey Hizbullah komutanı öldürülmüştü.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) 7 Ekim’in ardından ilk kez Gazze’de ateşkes talep edilen bir karar pazartesi onaylandı. 14 “evet” ve 1 “çekimser” oyla kabul edilen tasarıyı ABD’nin veto etmemesi, Batı medyasında İsrail’in yalnızlaştığı yönünde yorumlanıyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) en üst düzey mahkemesi Uluslararası Adalet Divanı (UAD) oybirliğiyle, Gazze’deki Filistinlilere temel gıda tedarikini sağlamak ve yayılan kıtlığı durdurmak için gerekli ve etkili tüm önlemleri almasını emretti. UAD yargıçları kararlarında “Mahkeme Gazze’deki Filistinlilerin artık sadece kıtlık riskiyle karşı karşıya olmadığını (…) kıtlığın baş gösterdiğini gözlemlemektedir.” dedi.

Yeni tedbirler Güney Afrika tarafından, İsrail’i Gazze’de devlet öncülüğünde soykırım yapmakla suçlayan ve devam etmekte olan davanın bir parçası olarak talep edildi.

ABD, İsrail’e daha fazla bomba ve savaş uçağı için onay verdi

İsrail hükümetiyle Gazze’ye yönelik ağır bombardıman yüzünden görüş ayrılıkları son dönemde artmasına rağmen ABD’de Başkan Joe Biden yönetimi, Tel Aviv’e 2 bin kiloluk bombalar ve savaş uçağı transferine izin vermeye devam ediyor.

The Washington Post gazetesinin haberine göre, ABD’nin Gazze’nin güneyinde yüz binlerce Filistinli sivilin hayatını tehdit edebilecek olası bir askeri saldırı konusundaki endişelerine rağmen Biden yönetiminin son günlerde milyarlarca dolarlık bomba ve savaş uçağının İsrail’e sevk edilmesine sessizce izin verdiğini yazdı.

Pentagon ve Dışişleri Bakanlığı yetkililerine göre, İsrail’e yönelik yeni silah yardım paketinde bin 800’den fazla 2 bin kiloluk “MK84” tipi bomba ve 500 adet 500 kiloluk “MK82” tipi bomba yer alıyor.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Sandık Başında 3 Kişi Öldü, Onlarca Kişi Yaralandı

Seçim sandıkları doğudaki 32 ilde saat 16.00’da batıdaki 49 ilde ise saat 17.00’de kapandı. Sandıkların kapanmasının ardından Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Ahmet Yener, açıklamalarda bulundu.

Sol Haber’in aktardığına göre; “Oy kullanma süreci bazı münferit olaylar haricinde sorunsuz olarak tamamlanmıştır” diyen Yener’in konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

“Seçimde ülke genelinde 34 siyasi partinin yarıştığı 207 bin 484 sandıkta 61 milyon 441 bin 882 seçmenin oy kullanma süreci bazı münferit olaylar haricinde sorunsuz olarak tamamlanmıştır. Bu olaylar neticesinde yaralananlara acil şifalar diliyoruz, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet yakınlarına baş sağlığı diliyorum.

Radyolar ve her türlü yayın organlarınca saat 18.00’e kadar seçim ve seçim sonuçlarıyla ilgili haber, tahmin ve yorum yapılamayacak, bu yayın organlarında 18.00-21.00 saatleri arasında ancak YSK tarafından seçim ile ilgili verilecek haber ve tebliğler yayımlanabilecek.”

YSK Başkanı Yener’in “münferit” olarak nitelediği olaylarsa şöyle: Zonguldak’ta Ereğli Turgut Reis Ortaokulu’nda bina sorumlusu olarak görev yapan CHP Ereğli Belediye Meclis Üyesi adayı Hüseyin Çakır, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Şanlıurfa’nın Eyyübiye, Bozova, Harran ve Halfeti ilçelerinde muhtarlık seçimi nedeniyle çıkan kavgalarda 2’si silahla olmak üzere 16 kişi yaralandı.

Siirt’in Konacık köyünde muhtar seçimi nedeniyle çıkan taş sopa ve silahlı kavgaya dönüştü. Olayda 1 kişi hayatını kaybederken, 4 kişi de yaralandı.

Sandıkları gezerken yaşanan gerginlik üzerine polisin yakın mesafeden biber gazı sıktığı DEM Parti Mardin Büyükşehir Belediye Eşbakan adayı Devrim Demir, hastaneye kaldırıldı.

Mardin Midyat AKP Belediye Başkan Adayı Veysi Şahin’in beraberindeki kişiler, sandık görevlisini darbetti. Kalp krizi geçirdiği belirtilen sandık görevlisi hastaneye kaldırıldı.

Konya’nın Akşehir ilçesinde, okul bahçesinde müşahitler arasında çıkan kavgada 2 kişi yaralandı.

Bayburt’ta muhtarlık seçimi nedeniyle çıkan kavgada 1 kişi darp sonucu yaralandı.

Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Ağaçlıdere köyünde muhtar adayları arasında kavga çıktı. DEM Parti sandık görevlisi Emin Çelik yaşamını yitirdi.

DEM Parti Sözcüsü Doğan ‘Tespit ettiğimiz kadarıyla 31 merkezde 46 bin taşımalı seçmen var’ dedi. Kars, Iğdır ve Siirt başta olmak üzere birçok ilde binlerce asker ve polisin oy kullanmak için okullara taşındığı görüldü.”

Paylaşın

31 Mart Yerel Seçimleri: Uluslararası Haber Ajansları Seçimi Nasıl Aktardı?

“31 Mart Yerel Seçimleri”nde sandıklar doğudaki 32 ilde saat 16.00’da batıdaki 49 ilde ise saat 17.00’de kapandı. Peki dünyanın başlıca haber ajansları yerel seçimleri okurlarına nasıl aktardı?

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Reuters, Associated Press ve AFP’nin haberlerinde, İstanbul üzerindeki çekişmeye ve yerel seçimin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a desteğin göstergesi olacağına dikkat çekiliyor.

İngiliz haber ajansı Reuters, “Erdoğan Türkiye’deki yerel seçimlerde kilit rakibiyle mücadele ediyor” başlıklı haberinde, seçimin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekrem İmamoğlu’ndan İstanbul’un kontrolünü geri almasına odaklandığını yazdı.

Reuters, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu’nun geçen yılki acı seçim yenilgilerinin ardından muhalefeti yeniden siyasi bir güç haline getirmeyi amaçladığını kaydetti.

“Pazar günkü sonuçlar Erdoğan’ın NATO üyesi Türkiye üzerindeki kontrolünü pekiştirebilir ya da gelişmekte olan bu büyük ekonominin bölünmüş siyasi yapısında değişimin sinyallerini verebilir” diyen Reuters, İmamoğlu’nun kazanmasının, geleceğin ulusal lideri olması yönündeki beklentileri arttırdığını kaydetti.

Reuters’a göre, sonuçların kısmen yüzde 70’e yaklaşan enflasyonun yol açtığı ekonomik sıkıntılar ve hükümetin performansını değerlendiren Kürt ve İslamcı seçmenler tarafından şekillendirilmesi muhtemel.

Erdoğan için “asıl ödül İstanbul” olsa da başkent Ankara’yı da geri kazanmaya çalıştığını belirten Reuters, iki kentin de son 25 yıldır AK Parti ve İslamcı seleflerinin yönetimi altında kaldıktan sonra 2019’da muhalefet tarafından kazanıldığını hatırlattı.

Reuters, Erdoğan’ın aleyhine işleyen faktörlerden birinin, Gazze’deki savaş konusunda İsrail’e karşı sert tutumu ve İslamcı kökenli AK Parti’nin ekonomiyi ele alışından duyulan memnuniyetsizlik nedeniyle Yeni Refah Partisi’ne verilen desteğin artması olduğunu yazdı.

ABD merkezli Associated Press (AP) haber ajansı da Türkiye’nin, yerel seçimde Erdoğan’ın popülaritesini test ettiğini yazdı.

70 yaşındaki Erdoğan’ın doğup büyüdüğü ve 1994 yılında belediye başkanı olarak siyasi kariyerine başladığı 16 milyon nüfuslu İstanbul’u geri almayı hedeflediğini yazan AP, “Türkiye’de seçimlere katılım geleneksel olarak yüksek; ancak bu kez oylama hayat pahalılığı krizinin gölgesinde düzenleniyor” vurgusu yaptı.

AP’nin konuştuğu gözlemciler, hayal kırıklığına uğramış muhalefet destekçilerinin, seçimin bir şeyleri değiştireceğinden şüphe duyarak evde kalmayı tercih etmiş olabileceğini söylüyor.

Ancak haber ajansına göre iktidar partisi destekçileri de birçok kişinin gıda, fatura ve kira ödemelerinde zorlanmasına neden olan ekonomik krizi protesto etmek için sandığa gitmemeyi tercih etmiş olabilir.

Cumhurbaşkanı’nın aile değerlerini ön plana çıkaracak yeni bir anayasayı savunduğunu hatırlatan Associated Press, “(Erdoğan) şu anda yeni bir anayasayı yürürlüğe sokmak için yeterli oya sahip değil. Ancak sandıklardan çıkacak güçlü bir sonuç, gerekli üçte iki çoğunluk için muhalefet kampından bazı muhafazakar, milliyetçi veya İslamcı milletvekillerini ikna etmesini sağlayabilir” değerlendirmesi yaptı.

AP’nin konuştuğu Sabancı Üniversitesi’nde siyaset bilimi doçenti Berk Esen, Erdoğan’ın siyasi mirasını genişletmek ve tanımlamak için “mevcut versiyondan daha muhafazakar” yeni bir anayasa için bastırdığını söyledi.

Fransız haber ajansı AFP de, “Türkiye yerel seçimlerde oy kullanırken en büyük ödül İstanbul” başlığıyla gelişmeleri dünyaya aktardı.

“Gözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefetten koparmayı umduğu ulusal “mücevher” İstanbul’a çevrildi” diyen AFP, seçimin şiddetli enflasyonun ve ciddi devalüasyonun olduğu bir ortamda gerçekleştiğini ve belirsizliğin pek çok seçmenin üzerinde baskı yarattığını söyledi.

Cumhurbaşkanı’nın belediye seçimleri kampanyasını domine ettiğini yazan AFP, “Erdoğan tüm enerjisini kendi adayı için kampanya yürütmeye harcadı ve mitinglerde adını hiç anmadığı İmamoğlu’nun başkanlık hırsıyla yanıp tutuşan ‘yarı zamanlı bir belediye başkanı’ olduğunu defalarca söyledi” diye yazdı.

AFP, “İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunu korumayı başarırsa, 2028’de yapılacak bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iktidar partisinin başlıca rakibi olacak” öngörüsünde bulundu.

Paylaşın

Ekonomik Kriz, Dar Gelirlinin Nefesini Kesti

CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, “Faiz artışları enflasyonu ve dövizin ateşini düşürmediği gibi, diğer taraftan dar gelirlinin nefesini kesiyor. İnsanlar her geçen gün borçlarını ödemekte daha da çok zorlanıyor” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Bolu Milletvekili ve Sanayi ve Ticaret Komisyonu üyesi Türker Ateş, takibe düşen kredi kartı borçlarındaki hızlı artışa dikkat çekti.

Sol Haber’in aktardığına göre; Merkez Bankası’nın faiz artışlarının en çok dar gelirlileri zora soktuğuna dikkat çeken Ateş, “Sadece mart ayında 1,5 milyar liralık kredi kartı borcu, ödenemediği için takibe düştü. Yılbaşından beri takibe düşen kredi kartı borcu 5,8 milyar lirayı aştı” dedi.

Seçimden sonra kredi kartlarına getirilecek kısıtlamaların yoksullaşmayı daha da vahim boyutlara taşıyacağını ifade eden Ateş şöyle konuştu: “İktidar yoldan çıkardığı ekonomiyi, rayına oturtamadıkça işin kolayına kaçıp faturayı dar gelirliye kesmeye kalkıyor.

2023 sonunda 15 milyar 392 milyon lira olan takibe düşen kredi kartı borcu, 21 milyar 247 milyon liraya yükseldi. Sadece 3 ayda 5,8 milyar liralık kredi kartı borcu takibe düştü. Mart ayının ilk üç haftasında takibe düşen kredi kartı borcu 1 milyar 491 milyon lira. Faiz artışları enflasyonu ve dövizin ateşini düşürmediği gibi, diğer taraftan dar gelirlinin nefesini kesiyor. İnsanlar her geçen gün borçlarını ödemekte daha da çok zorlanıyor.”

‘Batık tüketici kredileri yılbaşından beri hızla artıyor’

Sorunun sadece kredi kartlarında olmadığını ifade eden Ateş, tüketici kredilerindeki batık oranının da yılbaşından beri hızla arttığına işaret etti. 2023 yılı sonunda, 29 milyar 443 milyon lira olan takibe düşen tüketici kredilerinin, daha üç ay dolmadan 33 milyar 887 milyon liraya ulaştığını belirten Ateş şunları söyledi:

“Yılbaşından beri daha üç ay geçmeden batık tüketici kredileri 3 milyar 444 milyon lira yükseldi. Faiz artışları enflasyonu ve dövizin ateşini düşürmediği gibi, diğer taraftan dar gelirlinin soluğunu kesiyor.”

Paylaşın

Washington Post: İstanbul’da Kürtlerin Oyları Belirleyici Olabilir

Yarın yapılacak yerel seçimlere sayılı saatler kalırken, seçimlere ilişkin değerlendirmeler dış basında da kendine yer bulmaya devam ediyor. BBC Türkçe’nin aktardığına göre, ABD’nin The Washington Post (WP) gazetesinin “Erdoğan’ın popülerliğini ölçecek Türkiye’deki yerel seçimlerle ilgili bilinmesi gerekenler” başlıklı makalesinde öne çıkarılan başlıklardan biri de Kürt nüfusun oyları oldu.

Suzan Fraser imzalı, 26 Mart tarihli makalede, “Kürt seçmenler İstanbul’daki seçmenlerin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor ve oyları belediye başkanlığı yarışında belirleyici olabilir” ifadelerine yer verildi:

“Artık Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM) olarak bilinen Türkiye’nin Kürt yanlısı partisi, 2019 belediye seçimlerinde İmamoğlu’nu desteklemeyi tercih ederek kazanmasına yardımcı olmuştu. Ancak bu sefer parti, oyları İmamoğlu’ndan uzaklaştırabilecek bir hamleyle kendi adaylarını öne çıkarıyor. Yine de bazı gözlemciler, partinin mevcut belediye başkanını zımnen desteklemek amacıyla kasıtlı olarak iki düşük profilli aday seçtiğini söylüyor.”

Makalede dikkat çekilen bir diğer nokta ise iktidar ve muhalefet arasındaki ‘kampanyaların adaletsizliği’ oldu. Fraser şunları söyledi: “Önceki seçimlerde olduğu gibi Erdoğan, görevde olmanın avantajlarını kullanıyor ve kampanyalarını yürütürken sıklıkla devlet kaynaklarından yararlanıyor… Muhalefete göre, devlet yayın kuruluşu TRT kampanyanın ilk 40 gününde iktidar partisine 32 saat yayın süresi ayırırken, rakiplere 25 dakika ayırdı.

Kampanya sırasında Erdoğan, seçmenlere, eğer devletten hizmet almak istiyorlarsa, iktidar partisinin desteklediği adayları desteklemeleri yönünde üstü kapalı uyarılarda bulundu. Hükümetinin yüksek enflasyonu kontrol altına alma çabalarına rağmen hane halkını bir miktar rahatlatmak için asgari ücreti yüzde 49 oranında artırdı. Türk lider, kampanya mitinglerinde de ülkesinin savunma sanayisindeki başarısını sergilemeye devam etti…”

Öte yandan ABD’nin Foreign Policy dergisinde yayımlanan Türkiye iç ve dış politika uzmanı Doç. Dr. Sinan Ciddi imzalı makale, “Erdoğan’ın partisi ülkenin en büyük şehirlerini geri kazanırsa, bunu Türk siyasetinde büyük değişimler izleyebilir” öngörüsünde bulundu.

Erdoğan’ın görevine devam etmek için galip gelmesi durumunda ‘başka bir anayasa reformu daha gerçekleştirebilir’ diyen makale şu tespitlerle devam etti: “Erdoğan’ın popülaritesinin temelinde uzun zamandır AKP’nin inşaat ruhsatı verme, imar kontrolleri ve partizan destekçilerine kentsel sosyal yardım hizmetleri sağlama becerisi yer alıyor… Yerel seçimler Erdoğan için kritik öneme sahip çünkü bu seçimler ona, cumhurbaşkanının görev süresi sınırlamalarını ve yargı bağımsızlığının geri kalan unsurlarını ortadan kaldıracak yeni bir anayasa arayışına girme şansı verebilir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kazanma şansını da sorgulayan makale, ekonomideki kötü gidişata vurgu yaptı ancak ‘Erdoğan faktörünün’ öne çıktığını söyledi: “Türkiye’de günlük yaşam vatandaşların büyük çoğunluğu için çekilmez durumda.

AKP, 2019’dan bu yana ana muhalefetteki CHP’nin yönettiği İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirleri geri kazanmayı başarabilirse, bu, AKP’nin belediye başkan adaylarının seçmenleri kendi partilerinin daha iyi hizmet sunabileceğine ikna etmesi sayesinde olmayacak… Eğer durum böyle olsaydı beş yıl önce büyükşehirleri CHP’ye kaptırmazlardı. AKP kazanırsa bunun temel iki nedeni olacak: Muhalefet partilerinin beceriksizliği ve Erdoğan faktörü.”

Makale, Erdoğan’ın pek tanınmamış da olsalar adaylarıyla sahneye çıkıp, Türkiye’nin uzay serüveni ya da savunma sektöründeki başarılarından konuşmasının seçmen üzerinde etkili olabileceğini belirtti:

“Bu girişimlerin hiçbiri halkın yaşadığı ekonomik zorlukları ortadan kaldırmıyor ancak Erdoğan’ın (ve buna bağlı olarak özenle seçtiği belediye başkan adaylarının) yalnızca küçük bir yerel makam için çekişen dağınık bir muhalefetten ziyade yönetişim meseleleriyle daha fazla ilgilendiğini gösteriyor. Erdoğan bu mesajı satmayı başarabilirse, AKP de oy çoğunluğunu elde etmeyi başaracaktır ki tek yapması gereken de bu.”

Ciddi, Erdoğan’ın seçimleri kazanması durumunda anayasal reform için destekçilerinin ‘laikliğin kapsamının, tanımın sınırlandırılması gibi uzun süredir arzu edilen hedeflere ulaşmak için güçlü bir ses isteyeceklerini varsaymak doğru olacaktır’ dedi ve ekledi:

“Türkiye’nin Batılı müttefikleri, Erdoğan’ın ülkeyi 2028’e kadar yöneteceği gerçeğini çoktan kabullenmiş durumda. Ancak artık bu ay yapılacak yerel seçimlerden sonra Türkiye demokrasisinin tamamen sönme yoluna girebileceğini düşünmeleri gerekiyor.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Büyük Bir Zafer Kazanacağız

İzmir’de basın mensuplarına açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, yerel seçimlere ilişkin, “Yarın büyük bir zafer kazanacağız. Çok umutluyuz. Geçmişte büyük ittifaklarla sağladığımız başarıyı seçmenin vicdanıyla ve ‘Türkiye İttifakı’ ile başaracağız” dedi ve ekledi:

“Demokrasi hep birilerinin, kendisine ve yandaşlarına kazandırmak; emekçilerin, emeklilerin süründürülmesi değildir. Ben veya herhangi bir adayım bir kişinin bile kalbini kırdıysa özür dileriz. 1 Nisan’da Türkiye demokrasisi çok önemli bir güne adım atacak.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçim öncesi İzmir’de ziyaretlerde bulundu. Balçova Belediyesi’ni ziyaret eden Özel, çıkışta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Sözlerine “Yarın sandıklar açıldığında İzmir’in güneşi sandıklara gelsin” diyerek başlayan Özel, partilerin üst yönetimlerinde oluşmayan ittifakın seçmen nezdinde kurulduğunu belirterek şunları söyledi:

“Yarın büyük bir zafer kazanacağız. Çok umutluyuz. Geçmişte büyük ittifaklarla sağladığımız başarıyı seçmenin vicdanıyla ve ‘Türkiye İttifakı’ ile başaracağız. Demokrasi hep birilerinin, kendisine ve yandaşlarına kazandırmak; emekçilerin, emeklilerin süründürülmesi değildir. Ben veya herhangi bir adayım bir kişinin bile kalbini kırdıysa özür dileriz. 1 Nisan’da Türkiye demokrasisi çok önemli bir güne adım atacak.”

Kampanya dönemindeki eşitsizlikler ve devlet imkanlarının AK Parti adayları lehine kullanılmasına da dikkat çeken Özgür Özel şöyle konuştu:

“Türkiye’de bir partiyi devlet olarak gören anlayış olduğu müddetçe adil bir seçime ortamından bahsedemezsiniz. Devletin bütün imkânları bir parti için seferber edildi. Siyaset yapmayacakları söylenen bakanları siyasete karıştılar. Türkiye’nin her yerinde adaylarımız kendi öz güçleriyle mücadele etti. Devletle millet ne zaman yarıştıysa millet kazanmıştır. Bugün devletle ‘Türkiye İttifakı’ yarışıyor.”

Paylaşın

Almanya’da Ortalama Emekli Maaşı Türkiye’nin Neredeyse 7 Katı

Yerel seçimlere sayılı saatler kalırken, seçimler sonrası ekonomide daha sıkı kemer sıkma politikalarının uygulanacağı tahminleri seçimleri daha da önemli hale getiriyor. 2023 yılı Türkiye’de emekliler için son 20 senedeki en kötü dönem oldu.

Emeklilerin durumu 2024 yılında daha da geriye giderken, Türkiye, Avrupa’da 32 ülke arasında 2021 yılı itibarıyla Euro bazında ortalama emekli maaşlarının en düşük olduğu ikinci ülke. Almanya’da ortalama emekli maaşı Türkiye’nin neredeyse 7 katı. 2012-2021 yılları arasında Avrupa’da ortalama emekli maaşı büyük ölçüde artarken Türkiye’de yüzde 34 düştü.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) “Avrupa’da ve Türkiye’de emeklilerin durumu” başlıklı raporu yayımladı. Prof. Dr. Aziz Çelik editörlüğünde hazırlanan rapora Deniz Beyazbulut ve Zeynep Kandaz katkı verdi. Rapor AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine dayanıyor. Eurostat’ın son güncel verileri 2021 yılını kapsıyor.

Emekli maaşları dört ana kalemden oluşuyor: Yaşlılık aylığı, malullük aylığı, ölüm aylığı ve erken emeklilik ödemesi. Bu gösterge haberimizde “emekli maaşı” olarak adlandırılacak. “Yaşlılık aylığı” ise belirlenen yaşta bir işten emekli olduktan sonra emeklinin gelirini korumak ve desteklemek amacıyla yapılan ödeme. Ortalama maaşlar toplam ödeme miktarının yararlanıcı sayısına bölünmesiyle hesaplandı.

2021 yılında ortalama brüt emekli maaşı Türkiye’de 237 Euro oldu. Türkiye 32 ülke arasında sondan ikinci sırada. Türkiye’den daha düşük olan tek ülke 224 Euro ile Bulgaristan. En yüksek ortalama emekli maaşı ise 2 bin 734 Euro ile Lüksemburg’da.

Bu miktar diğer bazı ülkelerde şöyle: Hollanda (2 bin 3), İtalya (bin 582), Almanya (bin 552), Fransa (bin 485), Yunanistan (bin 26), Macaristan (427) ve Romanya (351).

Almanya’da emekli maaşı Türkiye’dekinin 7 katı

Almanya’da ortalama emekli maaşı Türkiye’dekinin tam 6,5 katı. Bu oran Fransa’da ise 6,3 kat. 2012 yılında Türkiye’de ortalama brüt emekli maaşı 357 Euro idi.

2012-2021 arasında 31 ülkeden 30’unda Euro bazında ortalama brüt emekli maaşı arttı. Türkiye ve Yunanistan’da ise düştü. Yunanistan’da düşüş sadece yüzde 2 olurken Türkiye’de emekli maaşları yüzde 34 geriledi.

En büyük artış yüzde 98 ile Romanya’da gerçekleşti. Maaşlar Almanya’da yüzde 32 yükselirken Fransa’da yüzde 36 arttı. Yaşlılık aylığında ise Türkiye sondan üçüncü durumda. 2021’de Türkiye’de ortalama brüt emekli aylığı 281 Euro oldu. En yüksek aylık ise 2 bin 764 Euro ile Lüksemburg’da gerçekleşti.

Ortalama brüt emekli yaşlılık aylığı diğer ülkelerde şöyle: Avusturya (bin 998), İtalya (bin 660), İspanya (bin 477), Almanya (bin 448), Yunanistan (bin 35) ve Polonya (517). 2012-2021 arasında Euro bazında ortalama brüt emekli aylığı Türkiye’de yüzde 37 geriledi. Türkiye’de 2012 yılında brüt yaşlılık aylığı 447 Euro idi.

Türkiye’de emeklilerin nüfusa oranı artarken emeklilerin milli gelirden aldığı pay ise düşüyor. Emekli maaşlarının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranında Türkiye 36 Avrupa ülkesi içinde sondan ikinci sırada. En düşük emekli ve memur maaşlarının asgari ücrete oranı ise AK Parti iktidarında 2023 yılındaki kadar düşük olmamıştı. 2024’te bu oranların daha da düşmesi bekleniyor.

Ortalama emekli brüt yaşlılık aylığının asgari ücrete oranında da Türkiye alt sırada yer alıyor. Türkiye’de bu oran yüzde 64. Yani, asgari ücretliler 100 lira kazanırken emekliler 64 lira kazanıyor. Türkiye bu alanda 21 ülke içinde sondan dördüncü. En iyi oran yüzde 135 ile Yunanistan; en düşük oran ise yüzde 57 ile Litvanya’da.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Economist’ten ‘İstanbul Seçimleri’ Yorumu: İmamoğlu, Küçük Farkla Önde

31 Mart Pazar günü yapılacak yerel seçimlere sayılı saatler kalırken, seçimlere ilişkin değerlendirmeler dış basında da kendine yer bulmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın önde gelen dergilerinden The Economist, 27 Mart tarihli bir makalede, 31 Mart seçimleriyle ilgili muhalefetin durumunu analiz etti.

Makalede, İYİ Parti’nin yüzde 20’ye yakın oy aldığı 2023 Genel Seçimleri’nden bu yana ‘dağıldığı’ iddia edildi. Yerel seçimlerde ‘kaçınılmaz olarak’ AK Parti’nin ‘ülkenin çoğunluğunda galip geleceğini’ öngören makale, İstanbul’daki yarışın son ana kadar belirsizliğini koruyacağı tahmin etti ve şöyle devam etti:

“Ne İYİ ne de ülkenin ana Kürt bloğu Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM) şehirde kazanma şansı yok. Ancak adaylarının alacağı birkaç puan, görevdeki belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçimi kaybetmesine neden olabilir. CHP’li İmamoğlu anketlerin çoğunda önde ama küçük bir farkla.”

“Seçimlerde önde gidecek olan AKP’nin kağıt üzerinde İstanbul’daki adayı eski Şehircilik Bakanı Murat Kurum olsa da kampanyasına güç veren kişi Erdoğan” diyen The Economist, Erdoğan’ın önündeki en büyük zorluğun ekonomi olduğu tespitine yer de yer verdi.

“Seçim sezonu geleneği olarak, Türkiye’deki kıraathaneler, oylama sona erdiğinde TL’nin ne kadar düşük seviyelere gerileceğine dair sohbetlerle dolup taşıyor. Türkiye’deki yerel seçimler, yağmur kanalları, otobüs seferleri ve iltimas ağlarıyla olduğu kadar ulusal siyasetle de ilgili” diyen The Economist, analizini şöyle sürdürdü:

“İmamoğlu için ikinci bir belediye başkanlığı dönemi, yeni lideri Özgür Özel ile eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sadık partililer arasındaki iç çatışmalarla boğuşan CHP’nin yönetimi devralma yolunda bir basamak olacak. İmamoğlu 2028’de cumhurbaşkanı adayı olabilir.”

Oylamanın Erdoğan’ın ’emeklilik planlarını’ değiştirebileceğini söyleyen makale, İstanbul’da kazanması durumunda ‘kendisi için yeni bir dönemi garantileyecek’ yeni anayasa planlarını cesaretle ilerletebileceğini belirtti.

31 Mart seçimlerinde kötü bir performans göstermesinin İYİ Parti’de ‘liderlik mücadelesine ya da bölünmeye’ zemin hazırlayabileceğini söyleyen The Economist, partiden ayrılanların MHP ya da AK Parti’ye katılabileceğini söyledi. Makale partinin içinden bir kaynağın şu sözlerine de yer verdi:

“Bu insanlar Erdoğan’la rahatlıkla el sıkışabilirler. Halkın desteğine sahip olmayı değil, güce sahip olmayı arzuluyorlar.” Makale, İYİ Parti’nin kıdemli üyelerinden Bilge Yılmaz’dan bir alıntıyla sonra erdi: “‘Muhalefetin yeniden yapılandırılması gerekiyor’ diyor. Kendisi, Erdoğan’ın muhaliflerinin birçoğunun ulusal seçimleri kazanmaktan ziyade yerel düzeyde rant peşinde koştuğundan şikayetçi: ‘Herkesin gitmesi gerekiyor.'”

Haaretz’ten ‘demokrasi’ vurgusu

Öte yandan İsrail merkezli İngilizce yayın yapan Haaretz gazetesinde yerel seçimleri analiz eden The New Turkey and Its Discontents (Yeni Türkiye ve Hoşnutsuzlukları) kitabının yazarı Simon Waldman, “Türkiye’de her seçim yapıldığında ülke anlamlı bir demokrasi olmaktan bir adım daha uzaklaşıyor. Bu hafta sonu yapılacak yerel seçimler kasvetli gidişatı sürdürecek gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’de bir seçim daha Erdoğan’ın iktidarı ele geçirmesi anlamına geliyor” başlıklı, 28 Mart Perşembe tarihli makalede, Hamas’ın 7 Ekim saldırıları sonrasında Gazze’ye savaş açan İsrail’in Türkiye’de bütün siyasi kesimler tarafından sert bir dille eleştirildiği belirtildi.

Waldman’a göre yerel seçimlerin ana konusu İsrail olmaktan uzak ve ‘asıl soru’ ise şu: “Muhalefet, Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) dalkavuklarının 23 yıllık iktidarının ardından elde edebildiği azıcık siyasi gücü bile elinde tutabilecek mi?” CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu’nun geçen haftaki mitingini izlediğini anlatan Waldman, İmamoğlu’nun ‘sözlerini bir enerji ve soğukkanlılık dengesiyle kullanarak kalabalığı heyecanlandırma becerisini’ fark ettiğini söyledi.

Buna karşın İmamoğlu’nu izlemeye gelenlerin sayısının 500 ile sınırlı olduğunu kaydeden Waldman, ‘bu seferki heyecan eksikliğinin’ bir nedeninin ‘İmamoğlu’nun Erdoğan’ın sönük seçimi eski Çevre Bakanı Murat Kurum’a karşı yarışıyor olması nedeniyle aşırı güven’ duyulması olabileceğini belirtti.

Waldman, AKP’nin aday stratejisi, Erdoğan’ın ‘merkezi yönetimle yerel yönetim el ele’ vermesi gerektiği mesajları ve muhalefetteki bölünmüşlük gibi faktörlerin İmamoğlu’nun İstanbul’da kaybetmesiyle sonuçlanabileceğini öngördü. Son dönemde Türkiye’deki yüksek yargı krizini hatırlatan Haaretz makalesinde, Erdoğan’ın ‘son seçimim’ sözlerinin anayasa reformunu gündeme getirmesine de yer verildi.

Waldman, analizini, “Erdoğan daha önce de birçok kez (2007, 2010 ve 2017) anayasayı değiştirmiş ve bağımsız yargının olduğu gerçek bir demokrasinin aksine Türkiye’de anayasanın kendisine tabi olduğunu vurgulamıştı. “Türkiye’de her seçim olduğunda ülke anlamlı bir demokrasi olmaktan bir adım daha uzaklaşıyor. Bu sefer de durum farklı değil” diye bitirdi.

Paylaşın