Uluslararası Adalet Divanı’ndan Dikkat Çeken “Gazze Şeridi” Kararı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 175. günü geride kalırken, Uluslararası Adalet Divanı, İsrail ordusunun, Gazze’de acilen ihtiyaç duyulan insani yardımın ulaştırılmasını engellememek dahil, Soykırım Sözleşmesi kapsamında “korunan grup” olan Filistinlilerin haklarını ihlal etmeyeceğinin güvence altına alınmasını istedi.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölü sayısı son 24 saatte 62 daha artarak 32 bin 552’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 74 bin 980’e ulaştı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler’in (BM) en üst düzey mahkemesi Uluslararası Adalet Divanı (UAD) oybirliğiyle, Gazze’deki Filistinlilere temel gıda tedarikini sağlamak ve yayılan kıtlığı durdurmak için gerekli ve etkili tüm önlemleri almasını emretti. UAD yargıçları kararlarında “Mahkeme Gazze’deki Filistinlilerin artık sadece kıtlık riskiyle karşı karşıya olmadığını (…) kıtlığın baş gösterdiğini gözlemlemektedir.” dedi.

Yeni tedbirler Güney Afrika tarafından, İsrail’i Gazze’de devlet öncülüğünde soykırım yapmakla suçlayan ve devam etmekte olan davanın bir parçası olarak talep edildi.

“Karara bir yürütme mekanizması eşlik etmeli”

Hamas, Uluslararası Adalet Divanının kararının ardından yazılı açıklama yaptı: “UAD’nin, Gazze’ye yardım girişini öngören kararının ölü bir mektup olarak kalmaması için açlığı sivillere karşı bir silah olarak kullanan faşist işgale bu kararı bir an önce hayata geçirme zorunluluğunu getirecek uluslararası toplum tarafından dayatılan bir yürütme mekanizması eşlik etmeli.”

Karara rağmen İsrail’İn Filistin halkına yönelik “acımasız soykırım savaşını” sürdürdüğü açıklandı: “İsrail, tüm uluslararası kararları görmezden gelmeye devam ediyor. Bu davranış, Gazze Şeridi’nde çocuklara ve savunmasız sivillere karşı işlenen tüm suçlara ortak olan ABD yönetiminin kendisine sağladığı kılıf sayesinde bu terör örgütünün hukukun ve sorumluluğun üstündeymiş gibi davrandığını teyit etmektedir.”

İsrail’den yorum gelmedi

Gazze’ye insani yardımların karadan, havadan ve gemilerle Akdeniz kıyısından erişimini genişletmek için çaba sarf ettiğini belirten İsrail’den karara ilişkin bir yorum gelmedi.

İsrail ordusu, bir haftadan uzun bir süre önce Gazze’deki Şifa Hastane kompleksine saldırdıktan sonra çevresinde operasyon yapmaya devam ettiğini bildirdi. Açıklamada ordunun yaklaşık 200 silahlı kişiyi öldürdüğü ve operasyonun başlangıcından bu yana “sivillere, hastalara, sağlık ekiplerine ve tıbbi ekipmana zarar gelmesini önlediği” belirtildi.

Güney Afrika kararı memnuniyetle karşıladı

Güney Afrika Perşembe günkü kararı memnuniyetle karşılayarak “önemli” olarak nitelendirdi. Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, “Filistinlilerin ölümlerinin sadece bombardıman ve kara saldırılarından değil, aynı zamanda hastalık ve açlıktan da kaynaklandığı gerçeği, grubun var olma hakkının korunması gerektiğine işaret ediyor” dedi.

Bu ayın başlarında, Güney Afrika’nın daha fazla önlem talebine yazılı bir yanıt veren İsrail, Güney Afrika’nın iddialarının “tamamen asılsız”, “Soykırım Sözleşmesi’nin ve Mahkeme’nin kendisinin istismarı” olduğu görüşünü savunmuştu.

Savaşın ilk günlerinde Gazze’ye açılan sınır kapılarını kapatan İsrail bir süre sonra insani yardım malzemelerinin girişine izin vermeye başladı. İsrailli yetkililer, Gazze’ye girmesine izin verilen insani yardım miktarına herhangi bir kısıtlama getirmediklerini söylüyor ve BM’yi teslimatları düzgün bir şekilde organize edememekle suçluyor.

BM ve uluslararası yardım grupları ise, teslimatların İsrail’in askeri kısıtlamaları, devam eden çatışmalar nedeniyle engellendiğini söylüyor.

Uluslararası Af Örgütü: UAD, kıtlığın başladığının altını çiziyor

Divan’ın yeni tedbir kararlarına ilişkin Af Örgütünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “UAD’nin Güney Afrika tarafından başlatılan soykırım davasında aldığı ek tedbir kararları, Divan’ın son kararından bu yana koşulların feci şekilde kötüleşmeye devam ettiğini ve işgal altındaki Gazze’deki Filistinliler için tehdidin arttığını vurguluyor” dendi.

İsrail’in Divan’ın açıkladığı hükümlere uymadığı belirtilen açıklamada, “UAD, Gazze’deki Filistinlilerin artık kıtlıkla karşı karşıya olmadığını, kıtlığın başladığının altını çiziyor” değerlendirmesi yer aldı. Açıklamada UAD’nin hükümlerinin başka ülkelere de mesaj verdiği, tüm ülkelerin UAD kararlarının tamamen uygulandığından emin olması gerektiği vurgulandı.

Tüm ülkelerin Gazze’deki katliamı önlemek için elinden geleni yapması ve İsrail üzerindeki etkisini kullanması gerektiği kaydedilen açıklamada, “Acil ateşkes, Gazzelilerin acılarını dindirecek ve UAD kararlarının uygulanmasına imkan verecek en önemli çözüm olmaya devam etmektedir” dendi.

Açıklamada ateşkes çağrısı yapmayan UAD hakimlerinin Divan kararlarının uygulanması için İsrail’in askeri operasyonlarını durdurmasının gerekli olduğu yönünde açıklamalar yaptığına işaret edildi.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan YSK Ve TRT’ye Sert Tepki

Ekrem İmamoğlu, bütün bakanların İstanbul’a gelerek AKP’nin adayı Murat Kurum’a destek vermesini eleştirerek, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) süreci yönetilemediğini söyledi.

TRT’nin objektif bir yayıncılık yapmadığını da vurgulayan Ekrem İmamoğlu, “TRT’de 5 yılda Ekrem İmamoğlu için arşiv araştırması yapın. Kötüleyici, karalayıcı olmayan haber bulamazlar. Bu nasıl yayıncılık” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, yerel seçimlere 2 gün kala NOW TV canlı yayınına konuk oldu.

Ekrem İmamoğlu, bütün bakanların İstanbul’a gelerek AKP’nin adayı Murat Kurum’a destek vermesini eleştirdi. İmamoğlu, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) sürecin yönetilemediğini söyledi. İmamoğlu, “YSK izliyor, bunların YSK’yi ilgilendiren yönleri var” dedi.

TRT’nin objektif bir yayıncılık yapmadığını da vurgulayan Ekrem İmamoğlu, “TRT’de 5 yılda Ekrem İmamoğlu için arşiv araştırması yapın. Kötüleyici, karalayıcı olmayan haber bulamazlar. Bu nasıl yayıncılık” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, iktidar için “Bu seçim farklı seçim çünkü İstanbul’u malları olarak görüyorlar. Bakanlık her metroyu sahipleniyor. Herhalde Sayın Kurum’u oraya güvenlik şefi olarak atayacaklar” dedi.

Murat Kurum’a köfteci yanıtı

Murat Kurum’un ‘Ancak köfteci olur’ sözlerini tekrar gündeme taşıyan İmamoğlu, şöyle konuştu:

“Hamallık da yaptım, köfte de sattım, kasada da durdum. Trabzon’a gidip Akçaabat köftesi yapmayı öğrendim. ‘Azıcık esnaf ol’ derler. Keşke İstanbul’da esnaflığın ne kadar önemli olduğunu öğrense. 21 yaşında İstanbul’un ilk Akçaabat köftecisini açtım. Esnaflık bazen öğretmenlik, bilim insanı kadar önemlidir. Abidir, abladır.”

İlçe adaylarının tamamının özgeçmişine hakim olduğunu da belirten İmamoğlu, “39 ilçe adayımıza gönül rahatlığıyla vatandaşlarımız oy verebilir. 39 ilçede meclis üyelerimize ve tabii ki Ekrem İmamoğlu’na da oy istiyoruz” dedi.

İmamoğlu, AK Parti seçmenlerinin de kendi partilerine bu seçimde ‘ders vermesi gerektiğini’ belirtti:

“Milletin AK Parti’ye ve Erdoğan’a oy vermesine rağmen onlara sorumluluklarını hatırlatacağını düşünüyorum. AK Parti kendisine oy verenlerin beklentilerini karşılayamıyor. Bu yüzden AK Partili dostlarımızın da İstanbul’da AK Parti’ye oy vermemesi lazım.”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Hizmet Üretici Enflasyonu Yüzde 83,02

Hizmet üretici enflasyonu, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,94, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,64, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 83,02 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 77,02 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Hizmet üretici enflasyonu, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2,94, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 18,64, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 83,02 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 77,02 arttı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 76,49, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 90,16, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 87,64, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 76,70, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 87,23, idari ve destek hizmetlerde yüzde 94,52 arttı.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 1,77, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 4,63, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 6,88, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 0,88, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 2,01, idari ve destek hizmetlerde yüzde 3,69 arttı.

Paylaşın

Erbakan, Partisinin İstanbul’da Adayını Çekme Şartlarını Açıkladı

Hatay’da halka seslenen Yeniden Refah Lideri Fatih Erbakan, “İktidar İsrail’le ticareti sonlandırdığını ilan etsin, İsrail’e ihracatı kestiğini ilan etsin, Malatya’da İsrail’i korumak için kurulan Kürecik Radar Üssü’nü kapattığını ilan etsin ve emekli maaşını 20 bin TL’ye çıkardığını ilan etsin, biz bugün İstanbul adayımızı çekmeye hazırız” dedi ve ekledi:

“Alın bakalım, size hodri meydan. Şimdi bu adımları atın, hiçbir beklentimiz olmadan adayımızı çekmeye hazırız ama maalesef böyle bir adım atacağınızla ilgili de hiçbir ümidimiz yok. Zaten atacak olan insan 7 Ekim’den beri yaşanan bu katliam, bu vahşet karşısında şimdiye kadar çoktan Yeniden Refah Partisi’nin çağrısını bile beklemeden adım atmış olurdu.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, yerel seçimler kapsamında partisinin Hatay’ın Antakya ilçesi Yavuz Sultan Selim Caddesi’nde düzenlediği mitinge katıldı. Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Burada konuşan Fatih Erbakan, “Milli Görüş’ün başka partiye kazandırmak için seçime girmeyeceğini” söyledi.

Erbakan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yeniden Refah, neden İstanbul’da CHP’ye kazandırıyor? Biz bunlara defalarca anlattık. Sizin bu mantığınızla gidecek olursak; o zaman İstanbul’da DEM Parti, AK Parti ye kazandırmak için seçimlere giriyor. Böyle mantık olur mu Allah aşkına? Siz diyorsunuz ki Yeniden Refah CHP’ye kazandırır.

“Böyle seçim mi olur? Böyle demokrasi, böyle sistem mi olur?”

Bu mantıkla giderseniz Kandil’le iş tuttuğunu ifade ettiğiniz DEM Parti de AK Parti’ye seçimleri kazandırmak için giriyor. İYİ Parti de AK Parti’ye seçimleri kazandırmak için giriyor. Bu mantıkla giderseniz o zaman sadece iki parti seçime girsin, diğer partiler girmesin. Anket yapılsın, en yüksek oy alan iki parti girsin. Çünkü diğer partilerin hepsi ya birine kazandırmak ya da kaybettirmek için seçime giriyor. Böyle seçim mi olur? Böyle demokrasi, böyle sistem mi olur?

Bütün bunlara rağmen Hatay’dan sesleniyoruz. Ey troller, bizim şartlarımız belli. İktidar İsrail’le ticareti sonlandırdığını ilan etsin, İsrail’e ihracatı kestiğini ilan etsin, Malatya’da İsrail’i korumak için kurulan Kürecik Radar Üssü’nü kapattığını ilan etsin ve emekli maaşını 20 bin TL’ye çıkardığını ilan etsin, biz bugün İstanbul adayımızı çekmeye hazırız.

Alın bakalım, size hodri meydan. Şimdi bu adımları atın, hiçbir beklentimiz olmadan adayımızı çekmeye hazırız ama maalesef böyle bir adım atacağınızla ilgili de hiçbir ümidimiz yok. Zaten atacak olan insan 7 Ekim’den beri yaşanan bu katliam, bu vahşet karşısında şimdiye kadar çoktan Yeniden Refah Partisi’nin çağrısını bile beklemeden adım atmış olurdu.”

Necmettin Erbakan’ın, 42 yıllık siyasi hayatı boyunca Milli Görüş’ün adayını, başka bir parti lehine çekmediğini savunan Erbakan, “Bazı zavallı tipler çıkmış, ‘Erbakan hoca olsaydı, adayını çekerdi’ diyor. Milli Görüş’ün, başka parti kazansın diye aday çıkarmadığını gördünüz mü” diye konuştu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Swap Hariç Net Rezervi Eksi 65,1 Milyar Dolar

Merkez Bankası’nın (TCMB), swap hariç net rezervi eksi 65,1 milyar dolara yükseldi. Öte yandan Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları ise 2,28 trilyon liraya geriledi.

Haber Merkezi / Ayrıca, tüketici kredileri, 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira olurken, taksitli ticari krediler  1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükseldi. Kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 mart ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre, Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 123,8 milyar dolar, net rezervi ise 15,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın swap hariç net rezervleri ise eksi 65,1 milyar dolar oldu.

Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları aynı hafta 7,2 milyar TL düşüşle 2,28 trilyon TL’ye geldi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında geçen hafta yaşanan düşüş Ekim ayından bu yana kaydedilen en yavaş gerileme oldu.

Ayrıca, bankalarındaki tüketici kredileri, 22 mart ile biten haftada 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira oldu. Taksitli ticari krediler 1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükselirken, kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 399 milyar 271 milyon 701 bin lirası konut, 69 milyar 444 milyon 184 bin lirası taşıt ve 1 trilyon 53 milyar 463 milyon 931 bin lirası diğer kredilerden oluştu.

Paylaşın

Erdoğan: Temmuz’da Emekli Maaşlarını Masaya Yatıracağız

Bursa’da halka seslenen Erdoğan, “Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini artırdık. Ayrıca 5 bin lira ödemede bulunduk. Temmuzda yılın ilk 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını masaya yatıracağız” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Bursa mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Bu şehir ecdadımızın medeniyet anlayışımızın bir örneğidir. Bursa bu vasfını hiç yitirmedi. Bir ayağımızı ülkemize sabitleyip, diğeriyle tüm dünyaya sesimizi taşıyoruz. Bursa nasıl Balkanlardan Kafkaslara kucak açmışsa, biz de bu coğrafyalarla bağlarımızı daima güçlendiriyoruz.

Bursa nasıl sanayi ve tarımla dünyaya nam saldıysa biz de ekonomi ve diplomaside aynı kucaklayıcılığı sergiliyoruz. 14-28 Mayıs seçimlerinde milletvekilliğinde yüzde 52, Cumhurbaşkanlığında yüzde 55 oranındaki desteğiniz için şükranlarımı sunuyorum.

Türkiye Yüzyılı şehirlerimizin inşasını Bursa’nın yol arkadaşlığıyla yapmak istiyoruz. Bursa emeğin, alınterinin, üretimin şehridir. Bursa yatırıma bakar, esere bakar, hizmete bakar, projeye bakar. Bursa icraata bakar. Türkiye Yüzyılı yolculuğumuzda bizi en iyi anlayacak olan Bursa’dır.

Bursa sadece sahip olduğu maddi imkanların değil, özgürlüğün kıymetini de çok iyi bilir. Çanakkale’de tarihi istiklal mücadelemizde en büyük desteği veren şehir yine bu şehirdir. Milletimiz işgal altında kalan Bursa için karalar bağlamıştır.

Gazze’de oluk oluk akan Müslüman kanı karşısında kör, sağır kesilenler, yarın bizim başımıza benzer bir felaket gelse aynısını yapacaklar. Rusya’yla aramızın açıldığı, terör örgütlerinin sınırlarımıza dayandığı dönemde Batılı devletler hava savunma sistemlerini alıp götürmüşlerdi.

“Her dönemde yeni araçlar, yeni argümanlar, taktikler devreye giriyor”

Güven ve istikrar iklimimizi bozmak için yıllardır ülkemizde etki edebildikleri her kesimi hareketlendirmeye çalıştılar. Her seçim döneminde aynı senaryoyu devreye soktular. Milletimizle bir olup tüm bu oyunları bozduk. Kimi tuzakları sandıkta hüsrana uğrattık, kimi tuzakları sokakta bertaraf ettik, kimi tuzakları askeri harekâtlarımızla durdurduk. Her dönemde yeni araçlar, yeni argümanlar, taktikler devreye giriyor.

Önümüzde bizi yine zorlu bir süreç bekliyor. Bu toprakları vatan yapmak için verdiğimiz uğraşları, vatanımızı elde tutmak için de sürdürmek zorundayız. Ülkemiz muhalefetinin anlamadığı hakikat budur. Ülkenin ve milletin uzun vadeli çıkarlarının altına dinamit döşemekten çekinmiyorlar. PKK’ya, FETÖ’ye göz kırpıyorlar. Her türlü hırsızlığa, arsızlığa yol veriyorlar. Siyasi vizyon, proje, icraat yok. Her türlü istismar, entrika, kirli pazarlık kol geziyor.

“CHP’li faşist yöneticiler…”

CHP, DEM’le neyin karşılığı karanlık ittifaklar kuruyor. Saklamak için kırk takla atıyorlar. CHP’li faşist yöneticiler ‘Kapıdan giremezsiniz’ diye bunları her gün tokatlıyor. Ortada hak, hukuk, değer, prensip namına bir şey kalmadı. Bize karşı ortalığı ayağa kaldıranlar, CHP’nin yanında uslu kediye döndü. CHP’nin içine düştüğü tutarsızlık, kirlenmişlik hali utanç verici. Valiz, çantalar dolusu dolarlar, eurolar. Darbe güzellemelerini saymıyorum.

Avrupa’sından, ABD’sine herkesin kontrol altına almaya çalıştığı enflasyonla biz de mücadele ediyoruz. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini artırdık. Ayrıca 5 bin lira ödemede bulunduk. Temmuzda yılın ilk 6 ayındaki enflasyona göre emekli maaşlarını masaya yatıracağız. Memurlara ek gösterge uygulamasını genişleterek düzenlemenin hazırlıkları tamamlandı. Küçük esnafların prim gün sayısı için de çalışıyoruz.”

Paylaşın

Taliban, Kadınların Hayatını Cehenneme Çevirmeye Kararlı: Kırbaçlayacağız, Taşlayacağız

2021 yılında Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban’ın Lideri Heybetullah Ahundzade, “Yakında zina cezasını uygulayacağız ve kadınları alenen taşlayacağız; kadınları alenen kırbaçlayacağız” dedi ve ekledi:

“Allah’ın dinini sürdürmeyi ve bu dünyada şeriatı uygulamayı hedefliyoruz. Amacımız sadece Kabil ve vilayetleri kontrol etmek değil; aksine şeriatı aktif olarak uygulamaya kararlıyız”

Cumhuriyet’in Amu TV’den aktardığına göre, Taliban’ın Lideri Heybetullah Ahundzade, Afganistan’da şeriat yasalarının yürürlüğe girmesiyle kadınların “taşlanma ve dayakla karşı karşıya kalabileceğini” söyledi.

Ahundzade, “Şimdi pratik olarak şeriatı uygulayacağız, Allah’ın hükümlerini uygulayacağız” dedi. “Zina yapan kadınları halk önünde taşlayacaklarını” belirten Ahundzade, şunları kaydetti:

“Yakında zina cezasını uygulayacağız ve kadınları alenen taşlayacağız; kadınları alenen kırbaçlayacağız. Bu eylemler sizin demokrasinize aykırıdır ve bunları tartışacaksınız. Ayrıca insanlık için savaştığınızı iddia ediyorsunuz; ben de aynısını iddia ediyorum.”

Ahunzade, “insanlık için savaşlarının” Allah adına olduğunu ileri sürerek, “Allah’ın dinini sürdürmeyi ve bu dünyada şeriatı uygulamayı hedefliyoruz. Amacımız sadece Kabil ve vilayetleri kontrol etmek değil; aksine şeriatı aktif olarak uygulamaya kararlıyız” diye konuştu.

Taliban ve Afganistan

Taliban Afganistan’da yönetimi elinde bulunduran Diyubendi İslamcı hareket ve askeri organizasyondur. Kendilerine Afganistan İslam Emirliği demekte olup ülke içinde bir savaş (veya cihat) sürdürmüştür.

İslam şeriatını yayma amacıyla Molla Muhammed Ömer tarafından 1994 yılında kurulan Taliban’ın 2016’dan beri lideri Mevlevi Hibetullah Ahundzade’dir.

Taliban, 1996’dan 2001’e kadar, Afganistan’ın kabaca dörtte üçüne hükmetmiş ve kendilerine göre yorumladıkları şeriatı uygulamıştır. 1994 yılında Afgan İç Savaşı’nın önde gelen gruplarından biri olarak ortaya çıkmıştı ve büyük ölçüde Afganistan’ın doğu ve güneyindeki Peştun bölgelerindeki geleneksel İslami okullarda (medreselerde) eğitim görmüş ve Sovyet-Afgan Savaşı’nda savaşmış öğrencilerden (talebe) oluşmaktaydı.

Muhammed Ömer’in önderliğindeki hareket, Mücahid liderlerinden aldığı güçle Afganistan’ın çoğu bölgesine yayıldı. 1996’da totaliter Afganistan İslam Emirliği kuruldu ve Afganistan’ın başkenti Kandahar’a transfer edildi. 11 Eylül saldırılarının ardından Aralık 2001’de Amerikan liderliğindeki Afganistan işgaliyle devrilene kadar ülkenin çoğunu kontrol etti.

En etkin dönemlerinde, Taliban hükûmeti diplomatik olarak yalnızca Pakistan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından tanındı. Grup daha sonra Afganistan Savaşı’nda Amerikan destekli Hamid Karzai yönetimine ve NATO liderliğindeki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü’ne karşı bir direniş hareketi olarak yeniden bir araya geldi.

Taliban, birçok Afgan’a uygulanan sert muameleyle sonuçlanan şeriat yorumu nedeniyle uluslararası alanda kınandı. 1996’dan 2001’e kadar olan iktidarları sırasında, Taliban ve müttefikleri Afgan sivillere karşı katliamlar gerçekleştirdi, açlıktan ölmek üzere olan 160.000 sivile Birleşmiş Milletler’in gıda tedarikini engelledi ve yakıp yıkma taktiği uyarınca geniş ve verimli toprakları yakarak on binlerce evi yok etti.

Taliban, Afganistan’ı kontrol ederken, insanları veya diğer canlıları tasvir eden resimler ve filmler ile def haricinde bir enstrümanın kullanıldığı müziği yasakladı, kadınların okula gitmesini engelledi, kadınların sağlık hizmetleri dışındaki işlerde çalışmasını yasakladı (erkek doktorların kadınları görmesi de yasaklandığı için) ve kadınların dışarıda bir erkek akraba ile dolaşmalarını ve burka giymelerini zorunlu kıldı.

Belirli kuralları çiğneyen kadınlar alenen kırbaçlandı veya idam edildi. Dini ve etnik azınlıklar, Taliban yönetimi altında ağır bir şekilde ayrımcılığa uğradı. Birleşmiş Milletler’e göre, 2010’da Afgan sivil ölümlerinin %76’sından, 2011 ve 2012’de ise %80’inden Taliban ve müttefikleri sorumluydu. Kültürel soykırıma da girişen Taliban, Bamyan’ın 1500 yıllık Buda heykelleri de dahil olmak üzere çok sayıda anıtı yok etmiştir.

Taliban’ın ideolojisi; Diyubendi köktendinciliği ve militan İslamcılığın, Peştunvali olarak bilinen Peştun sosyal ve kültürel normlarıyla birleştirilmesine dayanan “yeni” bir şeriat hukuku biçimi olarak tanımlanmıştır.

Uluslararası topluluklar ve Afgan hükûmeti; sıklıkla Pakistan’ın Servislerarası İstihbarat’ını ve ordusunu; kuruluşunda, iktidarda oldukları süre boyunca ve direniş süreci boyunca Taliban’a destek sağlamakla suçlamıştır. Pakistan ise 11 Eylül saldırılarından sonra gruba yönelik tüm desteğini kestiğini belirtmiştir. 2001 yılında, El Kaide lideri Usame bin Ladin komutasındaki 2.500 Arap’ın Taliban için savaştığı bildirilmiştir.

2020’nin Şubat ayında Trump yönetimi, 1 Mayıs 2021 itibarıyla tüm Amerikan güçlerinin Afganistan’dan çekileceğine dair Taliban ile anlaşma imzaladı. Karşılığında Taliban, El Kaide gibi terörist gruplarıyla bağlantısını kesecek, şiddeti azaltacak ve Amerika destekli Afgan hükûmetiyle müzakere edecekti. Her iki taraf da bu anlaşmanın şartlarını tam olarak yerine getirmese de, çekilme başladı.

15 Ağustos 2021’de Kabil’in düşmesiyle Taliban, Afganistan yönetimine tekrar sahip oldu.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 32 Bin 552’ye Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 174. günü geride kalırken, Gazze’de İsrail saldırılarında ölü sayısı son 24 saatte 62 daha artarak 32 bin 552’ye yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralı sayısı ise 74 bin 980’e ulaştı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Hamas, başta Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) olmak üzere tüm uluslararası yargı kurumlarını ve Birleşmiş Milletleri, Filistin halkının sistematik olarak öldürülmesini durdurmak için acilen harekete geçmeye çağırdı:

“Al Jazeera’de yayınlanan ve işgal devleti askerlerinin beyaz bayrak taşıyan iki silahsız genç sivili soğukkanlılıkla öldürmesi ve ardından bu iğrenç suçu gizlemek için vücutlarını buldozerle sürüklemesi şeklindeki suçunu belgeleyen görüntüler, katil siyonist faşistlerin işlediği suçların boyutunun bir başka kanıtıdır.”

Hamas, İsrail’in Gazze Şeridi’nde “Filistin halkına yönelik vahşi bir soykırım savaşı” yürüttüğünü belirtti: “Başta UCM olmak üzere tüm uluslararası yargı kurumlarını ve Birleşmiş Milletleri, halkımızın sistematik olarak öldürülmesini durdurmak için acilen harekete geçmeye, çocuklara ve savunmasız sivillere karşı işledikleri suçlardan dolayı bu haydut rejim ile onun terörist savaş suçlusu liderlerinden hesap sormak için gerekli tedbirleri almaya çağırıyoruz.”

Katar merkezli Al Jazeera kanalında önceki gün yayınlanan görüntülerde, İsrail askerlerinin, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki evlerine dönmeye çalışan iki Filistinliyi ateş açarak öldürdüğü yer aldı. Haberde, İsrail askerlerinin, iki Filistinliyi buldozerlerle sürükleyerek kuma gömdüğü aktarıldı.

Ayrıca Birleşmiş Milletler (BM) Sözcüsü Stephane Dujarric, Gazze’deki duruma ilişkin soruları yanıtladı. Sahadaki insani yardım çalışanlarından edindikleri bilgiyi aktaran Dujarric, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) İşgal Altındaki Filistin Topraklarındaki İnsani İşler Koordinatörü Andrea de Domenico’nun Gazze’nin kuzeyinde kısmen hizmet veren 4 hastaneden birine gittiğini belirtti.

De Domenico’nun aktardığı bilgiye göre hastaneye her gün yaklaşık yetersiz beslenmiş 15 çocuk vakasının geldiğini ifade eden Dujarric, çocukların hayatını kurtarmak için kesintisiz insani yardım sevkiyatının gerçekleşmesi gerektiğinin altını çizdi.

Dujarric, Dünya Gıda Programına (WFP) göre Gazze’nin kuzeyinin yaklaşık yüzde 70’inin korkunç boyutta açlıkla karşı karşıya olduğunu belirtmesine rağmen buraya insani yardımın engellenmeye devam ettiğini dile getirdi. WFP’nin bu ay Gazze’nin kuzeyine sadece 11 konvoy yardım gönderebildiğini aktaran Dujarric, kıtlığın önüne geçebilmek için günlük sevkiyatın gerekli olduğunu vurguladı.

Dujarric, temel sorunun, yeterli gıdanın girememesi ve giren gıdanın dağıtımına ilişkin sıkıntıların devam etmesi olduğunu söyledi. Gazze genelinde güvenlik, İsrailli yetkililerle işbirliği eksikliği, yetersiz yakıt ve kamyon sayısına ilişkin sorunların sürdüğüne işaret eden Dujarric, “Yardım dağıtabilmek için çok büyük sorunlarla uğraşıyoruz” dedi.

Dujarric, BM Güvenlik Konseyinde 24 Mart’ta kabul edilen ve Gazze’de acilen ateşkes talep edilen kararın uygulanması gerektiğini belirterek, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve yetkililerin en başından beri ateşkes mesajı verdiğini hatırlattı.

Gazze’de çatışmalar devam ediyor

Ayrıca Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) Gazze’de ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını kabul etmişti. Karar, Amerika’nın çekimser kalmasıyla kabul edilebilmişti.

Güvenlik Konseyi (BMGK) kararına rağmen Gazze’de çatışmalar devam ediyor. Görgü tanıkları İsrail savaş uçaklarının Refah’ı bombaladığını, Han Yunus ve Gazze merkezindeki hastaneler çevresinde şiddetli çatışmaların olduğunu belirtiyor.

Gazze yakınındaki İsrail kasabalarında da roket uyarı sirenleri çalıyor. Bütün bu gelişmeler yaşanırken bir yandan da İsrail ve Hamas’ın temsilcileri Katar’da arabulucular aracılığıyla ateşkes müzakesi yürütüyor. Görüşmelere Katar ve Mısır arabuluculuk yapıyor.

Mossad’dan yetkililer müzakereler için Doha’da. Mossad ekibinin bir kısmının ise istişarelerde bulunmak için İsrail’e döndüğü belirtiliyor. İsrail, dolaylı ateşkes müzakerelerinde Hamas’ı hayali isteklerde bulunmakla suçluyor.

1 milyondan fazla Gazzeli, bölgenin güneyindeki Refah’a sığınmış durumda. İsrail Refah’a hareket başlatacağını belirtirken, Amerika ve uluslararası toplum, sivillerin can güvenliği için bir plan olmadan bunun yapılmasına karşı çıkıyor.

Paylaşın

Kur Korumalı Mevduat Hesapları 2,28 Trilyon Liraya Geriledi

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları ise 2,28 trilyon liraya geriledi. Öte yandan Merkez Bankası’nın (TCMB), swap hariç net rezervi eksi 65,1 milyar dolara yükseldi.

Haber Merkezi / Ayrıca, tüketici kredileri, 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira olurken, taksitli ticari krediler  1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükseldi. Kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesapları aynı hafta 7,2 milyar TL düşüşle 2,28 trilyon TL’ye geldi.

Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarında geçen hafta yaşanan düşüş Ekim ayından bu yana kaydedilen en yavaş gerileme oldu.

Öte yandan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 mart ile biten haftaya ilişkin para ve banka istatistiklerini yayınladı.

Buna göre, Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 123,8 milyar dolar, net rezervi ise 15,2 milyar dolar seviyesine geriledi. Bankanın swap hariç net rezervleri ise eksi 65,1 milyar dolar oldu.

Ayrıca, bankalarındaki tüketici kredileri, 22 mart ile biten haftada 1 trilyon 522 milyar 179 milyon 816 bin lira oldu. Taksitli ticari krediler 1 trilyon 438 milyar 4 milyon 168 bin liraya yükselirken, kredi kartları bakiyesi ise 1 trilyon 754 milyar 731 milyon 217 bin liraya çıktı.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 399 milyar 271 milyon 701 bin lirası konut, 69 milyar 444 milyon 184 bin lirası taşıt ve 1 trilyon 53 milyar 463 milyon 931 bin lirası diğer kredilerden oluştu.

Paylaşın

Türkiye’de Halkın Yüzde 71’inin Serveti 10 Bin Dolardan Az

Yetişkin nüfusun sahip olduğu servet dağılımına bakıldığında Türkiye’de halkın büyük bir bölümünün çok az servete sahip olduğu ortaya çıkıyor. 2022 yılında Türkiye’de halkın yüzde 71’inin 10 bin dolardan az serveti bulunuyor.

Türkiye’de 10 bin-100 bin dolar serveti bulunan yetişkinlerin oranı yüzde 27. Yetişkinlerin yüzde 2’sinin ise 100 bin-1 milyon dolar arasında serveti bulunuyor. 1 milyon dolardan fazla serveti bulunanların oranı yüzde 0,1.

İsviçreli Credit Suisse ve UBS tarafından yayımlanan verilere göre Türkiye’de servet dağılımı oldukça adaletsiz. Bunun birçok göstergesi var. İlki servet dağılımı eşitsizliği gini katsayısı. 0 mutlak eşitliği gösterirken bu sayı büyüdükçe eşitsizlik artıyor.

Bu kriterde Türkiye 34 Avrupa ülkesi içinde üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye’nin katsayısı 80,2. İlk sıradaki İsveç’te bu oran 87,4 iken ikinci sıradaki Letonya’da 80,4.

Servet dağılımı adaletsizliğinin en düşük olduğu ülke ise 50,8 puan ile Slovakya. Ardından Belçika (59,6), Malta (60,9) ve Slovenya (64,4) geliyor.

Gelir dağılımı, demokratik değerler ve mutluluk gibi birçok alanda dünyada ve Avrupa’da en iyi ülkeler arasında bulunan Nordik ülkelerindeki servet dağılımı adaletsizliği de dikkat çekiyor.

İlk sıradaki İsveç’in yanı sıra diğer İskandinav ülkeleri de ortalamanın üstünde yer alıyor. AB’nin “Dört Büyükler”i arasında ise Almanya servet adaletsizliğin en yüksek olduğu ülke.

Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim servetin yüzde 40’ına sahip

Rapora göre en zenginlerin servetten aldıkları paya bakıldığında en büyük dengesizlik Türkiye’de. Türkiye’de en zengin yüzde 1’lik kesim servetin yüzde 39,5’ine sahip. Bu alanda 21 Avrupa ülkesi içinde ilk sırada.

En zengin yüzde 1’lik kesimin servetinin en düşük olduğu ülke ise yüzde 13,5 ile Belçika. Diğer bazı ülkelerde bu pay şöyle: Almanya (yüzde 30,4), Yunanistan (yüzde 25), Fransa (yüzde 21,1) ve İngiltere (yüzde 20,6).

En zengin yüzde 5 ve yüzde 10’luk kesimlerin servetten aldığı paya bakıldığında ise Türkiye İsveç’in ardından ikinci sırada. Bu alanlarda eşitsizliğin en düşük olduğu ülke yine Belçika.

Türkiye’de en zengin yüzde 5’lik kesim servetin yüzde 59,2’isine sahip. En zengin yüzde 10’luk kesim ise servetin yüzde 69,8’ine sahip.

Türkiye’de halkın ne kadar serveti var?
Yetişkin nüfusun sahip olduğu servet dağılımına bakıldığında Türkiye’nin halkın büyük bir bölümünün çok az servete sahip olduğu ortaya çıkıyor. Servet dağılımı dilimleri şöyle:

10 bin dolardan az
10 bin-100 bin dolar arası
100 bin-1 milyon dolar arası
1 milyon dolardan fazla

Buna göre 2022 yılında Türkiye’de halkın yüzde 71’inin 10 bin dolardan az serveti bulunuyor.

10 bin dolardan az servete sahip yetişkinler sıralamasında Türkiye açık ara zirvede yer alıyor. Bu dilimde ikinci sıradaki Sırbistan’da bu oran yüzde 40. Almanya’da ise bu oran yüzde 10 ile en düşük seviyede.

Türkiye’de 10 bin-100 bin dolar serveti bulunan yetişkinlerin oranı yüzde 27. Yetişkinlerin yüzde 2’sinin ise 100 bin-1 milyon dolar arasında serveti bulunuyor. 1 milyon dolardan fazla serveti bulunanların oranı yüzde 0,1.

1 milyondan dolardan fazla servete sahip yetişkin oranında İzlanda yüzde 21 ile zirvede. Almanya’da yetişkinlerin yüzde 3,9’unun 1 milyon dolardan fazla serveti var.

Rapora göre yetişkin başına düşen servette ise Türkiye hem ortalama hem de ortanca göstergelerinde açık ara son sırada yer alıyor. Türkiye’de yetişkinlerin ortalama serveti 16,7 bin Euro. Hemen üstündeki Bosna-Hersek’te ise servet miktarı 31,9 bin Euro.

Zirvede ise 650,7 bin Euro ile İsviçre var. İskandinav ülkelerinde de yetişkin başına düşen servet oldukça yüksek. Bu miktar diğer bazı ülkelerde şöyle: Fransa 296,5 bin; Almanya 243,3 bin ve Yunanistan 100,4 bin.

Yetişkin başına düşen ortanca servet daha adil bir kıyaslamaya imkan tanıyor. Ortanca, küçükten büyüğe doğru sıralandığında ortada kalan sayı. Ülkeler arasındaki fark ortanca servette azalsa bile Türkiye 35 ülke arasında yine açık ara son sırada bulunuyor.

Buna göre Türkiye’de yetişkin başına düşen ortanca servet sadece 5,2 bin Euro. Türkiye’nin hemen üstündeki Sırbistan’da ise bu miktar Türkiye’dekinin tam üç katı: 15,6 bin Euro. Zirvede ise 392,4 bin euro ile İzlanda var. Almanya’da ise bu miktar 63,4 bin Euro.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın