Hizbullah Lideri Naim Kasım Öldürüldü Mü?

İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta dün gece düzenlenen hava saldırılarında İran destekli Hizbullah’ın Genel Sekreteri Naim Kasım’ın öldürüldüğünü duyurdu.

Haber Merkezi / Bu açıklama, çatışmaların en yoğun dönemlerinden birinde geldi ve mezkur iddia uluslararası kamuoyunda geniş yankı buldu.

Naim Kasım’ın, 2024’te uzun süren lider Hasan Nasrallah’ın öldürülmesinin ardından Hizbullah’ın en üst düzey yöneticisi olarak atandığı biliniyor. Örgütte yıllardır üst düzey figür olarak yer alan Kasım’ın hedef alındığı iddiası, bölgedeki gerilimi daha da artırdı.

İsrail’in iddiasına karşın şu ana kadar Hizbullah tarafından resmi bir onay gelmedi. Uluslararası haber ajansları, özellikle Reuters dün gece yayımladığı haberinde, söz konusu ölüm iddiasının bağımsız kaynaklarca doğrulanmadığını vurguladı. Bu nedenle Naim Kasım’ın gerçekten öldüğü hâlâ netlik kazanmış değil.

Aynı saatlerde İsrail ordusu ayrıca Naim Kasım’ın yeğeni ve yakın bir danışmanı olarak tanımlanan bir ismin Beyrut’ta öldürüldüğünü de bildirdi. Bu açıklama, haber akışında karışıklığa yol açtı ve gözlemciler iddiaların ayrıntılarına ilişkin belirsizlikten söz ediyorlar.

Bu iddialar, İsrail ile Hizbullah arasında geçen aylarda devam eden gerilimin bir parçası olarak ortaya çıktı. Al Jazeera’nın haberine göre, Lübnan genelinde yürütülen İsrail bombardımanlarında onlarca sivil yaşamını yitirdi ve bölgedeki ateşkes çabaları tehlikeye girdi.

İsrail tarafı, operasyonlarının bir parçası olarak Hizbullah’ın komuta ve kontrol ağlarını hedef aldığını belirtiyor. Bölgedeki sivillerin can kayıplarının yüksek olması ise uluslararası toplumu endişelendiriyor.

Analistler, Naim Kasım’ın öldüğüne dair iddianın doğrulanmasının durumun seyrini önemli ölçüde değiştirebileceğini belirtiyor. Özellikle İran’ın bölgedeki rolü ve Hizbullah’ın konumu düşünüldüğünde, lider kaybının örgüt üzerindeki etkileri derin olabilir.

Ancak şu anda uluslararası ajanslar ve bağımsız kaynaklar kesin bir teyit alamadıklarını dile getiriyor; bu da haberin doğruluk durumunu belirsiz kılıyor.

Paylaşın

CHP’li Bornova Belediyesi’ne Operasyon: Başkan Ömer Eşki Gözaltında

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma çerçevesinde Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki ve belediyeye bağlı üst düzey bazı yöneticiler gözaltına alındı.

Soruşturma, sosyal medyada yayılan ihbar niteliğindeki paylaşımların ardından İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatıldı. İddialara göre, Bornova Belediyesi’nde çalışan olmadığı halde maaş alan bir çalışanın bulunduğu ve kamu kaynaklarının usulsüz şekilde aktarıldığı öne sürüldü.

Savcılık, bu paylaşımları ihbar kabul ederek belediye personeli A.A. ile belediye bünyesindeki bazı yetkililer hakkında resen soruşturma başlattı.

Operasyon kapsamında Başkan Ömer Eşki’nin yanı sıra Bornova Belediyesi İnsan Kaynakları Müdürü ve Halkla İlişkiler biriminden bazı isimlerin de gözaltına alındığı, şüphelilere “nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” gibi suçlamaların yöneltildiği ileri sürüldü.

Soruşturmanın kökeni olarak görülen olayın, CHP’li Uşak Belediyesi’ne yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk dosyasından kaynaklandığına dair işaretler bulunuyor. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın gözaltına alınmasının ardından yürütülen süreçte, Yalım’ın Bornova Belediyesi’nde “yakın arkadaşı” olduğu iddia edilen bir kişinin yüksek maaşla istihdam edildiği iddiaları savcılığı harekete geçirdi.

AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya da soruşturmayla ilgili yaptığı açıklamada, söz konusu personelin hiç çalışmadan belediye bütçesinden yüksek maaş aldığı ve Yalım ile ilişkisi bulunan kişilerle bağlantılı olabileceğini belirtti.

Operasyonun ardından siyasi tartışmalar da alevlendi. CHP cephesinden resmi açıklama gelirken, parti kanadından bu tür süreçlerin “siyasi gündemle ilişkilendirilmemesi” gerektiği ve hukukun kendi süreçlerinde işletilmesi gerektiği vurgulandı. Öte yandan iktidar yanlısı medya ile muhalefet arasındaki tartışmalar, olayın parti politikasına indirgenmeye çalışıldığı iddialarıyla yoğunlaştı.

Sosyal medya üzerinde yayılan tepkilerde ise farklı görüşler öne çıkıyor. Bazı kullanıcılar operasyonu “CHP’li belediyelere yönelik artan yargı süreçlerinin bir parçası” olarak nitelendirirken, diğer kesimler bunun “algı operasyonu” olduğunu savunuyor.

Bornova, İzmir’in en yoğun nüfuslu ilçelerinden biri olarak biliniyor ve uzun süredir Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi altında şekillenen yerel hizmetlerle gündemdeydi. Belediye, altyapı projeleri, sosyal hizmetler ve kentsel gelişim programlarıyla yerel halkın dikkatini çekerken, operasyon bu hizmetlerin gölgesinde tartışma yarattı.

Savcılığın yürüttüğü soruşturma devam ediyor ve gözaltı süreçlerinin ardından olası ifadeler, delil tespitleriyle birlikte yargı sürecinin önümüzdeki günlerde netlik kazanması bekleniyor. Bornova Belediyesi’nden veya ilgili kurumlardan resmi bir açıklama yapılmadı, ancak gelişmelerin takipçisi olunacağı belirtiliyor.

Paylaşın

Reel Getiride Zirve Altının

TÜİK’in Mart 2026 verileri, finansal yatırım araçlarında dengelerin değiştiğini gösterdi. Kısa vadede mevduat faizi sınırlı da olsa reel getiri sağlarken, orta ve uzun vadede külçe altın açık ara öne çıktı; döviz ve BIST 100 ise yatırımcısına kaybettirdi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Mart ayına ilişkin Finansal Yatırım Araçlarının Reel Getiri Oranları verilerini açıkladı. Verilere göre, aylık bazda en yüksek reel getiri, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) ile indirgendiğinde yüzde 0,72, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ile indirgendiğinde ise yüzde 1,08 oranlarıyla mevduat faizi (brüt) oldu.

Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde, yatırım araçlarından Amerikan doları yüzde 1,14, euro yüzde 3,37, devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) yüzde 3,87, külçe altın yüzde 5,01 ve BIST 100 endeksi yüzde 8,77 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise Amerikan doları yüzde 0,79, euro yüzde 3,03, DİBS yüzde 3,53, külçe altın yüzde 4,68 ve BIST 100 endeksi yüzde 8,45 oranlarında değer kaybı yaşadı.

Üç aylık değerlendirmede külçe altın, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 10,03, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,57 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağlayan yatırım aracı olarak öne çıktı. Aynı dönemde euro, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 5,03, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 7,15 oranlarında yatırımcısına en çok kaybettiren yatırım aracı oldu.

Altı aylık değerlendirmede de külçe altın, güçlü performansını sürdürdü. Bu dönemde Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 29,21, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 24,97 oranlarında yatırımcısına en yüksek reel getiri sağladı. Buna karşılık euro, Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 5,14, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 8,26 oranlarında yatırımcısına en fazla kaybettiren yatırım aracı olarak kayıtlara geçti.

Yıllık bazda değerlendirildiğinde de külçe altın, yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sunan araç oldu. Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde yüzde 54,39, TÜFE ile indirgendiğinde ise yüzde 51,10 oranlarında getiri sağlayan altın, diğer yatırım araçlarını geride bıraktı.

Yıllık değerlendirmede Yİ-ÜFE ile indirgendiğinde mevduat faizi (brüt) yüzde 4,20, DİBS yüzde 2,96 ve BIST 100 endeksi yüzde 0,27 oranlarında yatırımcısına reel getiri sağladı. Buna karşılık euro yüzde 0,52 ve Amerikan doları yüzde 7,04 oranlarında yatırımcısına kaybettirdi. TÜFE ile indirgendiğinde ise mevduat faizi (brüt) yüzde 1,98 ve DİBS yüzde 0,76 oranlarında reel getiri sağlarken; BIST 100 endeksi yüzde 1,86, euro yüzde 2,64 ve Amerikan doları yüzde 9,02 oranlarında yatırımcısına kayıp yaşattı.

Açıklanan veriler, kısa vadede mevduat faizinin öne çıktığını, orta ve uzun vadede ise külçe altının yatırımcısına en yüksek reel getiriyi sağlayan araç olmaya devam ettiğini ortaya koydu.

Paylaşın

İnşaatta Maliyet Baskısı Sürüyor

İnşaat sektöründe maliyetlerinde aylık ve yıllık bazda yükseliş sürerken, özellikle malzeme fiyatlarındaki artış dikkat çekti; işçilikteki sınırlı değişime rağmen toplam maliyetler yukarı yönlü seyrini korudu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) İnşaat Maliyet Endeksi, Şubat 2026 verilerini açıkladı. Buna göre inşaat maliyetleri, Şubat ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 1,51 oranında artarken, geçen yılın aynı ayına göre artış oranı yüzde 25,72 olarak kaydedildi.

Aylık bazda incelendiğinde, malzeme endeksi yüzde 2,33 oranında yükselirken, işçilik endeksi yüzde 0,20 artış gösterdi. Yıllık verilerde ise malzeme endeksi yüzde 23,73, işçilik endeksi ise yüzde 29,12 oranında arttı.

Bina inşaatı maliyet endeksi de Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 1,25 oranında artış kaydetti. Yıllık bazda artış oranı yine yüzde 25,72 oldu. Bu alanda malzeme endeksi aylık yüzde 2,08 yükselirken, işçilik endeksi yüzde 0,04 oranında geriledi. Geçen yılın aynı dönemine göre ise malzeme maliyetleri yüzde 23,89, işçilik maliyetleri yüzde 28,74 arttı.

Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi ise aylık bazda yüzde 2,36 oranında artış gösterdi. Yıllık bazda bu kalemde de artış yüzde 25,72 olarak hesaplandı. Aylık değişimde malzeme endeksi yüzde 3,11, işçilik endeksi yüzde 1,03 arttı. Yıllık bazda ise malzeme endeksi yüzde 23,24, işçilik endeksi yüzde 30,46 oranında yükseldi.

Açıklanan veriler, inşaat sektöründe maliyet artışlarının özellikle malzeme kaleminde belirgin şekilde devam ettiğini ortaya koydu.

Paylaşın

ABD – İran Ateşkesi: Kritik Eşik Aşıldı Mı?

ABD ile İran arasında artan askeri gerilim, uluslararası diplomasinin devreye girmesiyle geçici bir ateşkese dönüştü; ancak sahadaki kırılgan denge ve derin görüş ayrılıkları, kalıcı barışın hâlâ uzak olduğunu gösteriyor.

Haber Merkezi / ABD ile İran arasında haftalardır tırmanan gerilim, uluslararası diplomasinin yoğun çabaları sonucu kırılgan bir ateşkesle yeni bir aşamaya geçti. Reuters, BBC ve Al Jazeera gibi uluslararası kaynaklara göre taraflar, doğrudan çatışma riskinin hızla arttığı bir dönemde geri adım atarak geçici bir uzlaşıya yöneldi.

Krizin en kritik anında, başta Pakistan olmak üzere bölgesel ve küresel aktörlerin arabuluculuk girişimleri hız kazandı. Washington ile Tahran arasında dolaylı temaslar yürütülürken, taraflar askeri tırmanmanın kontrol dışına çıkabileceği uyarıları üzerine ateşkese razı oldu.

Uluslararası ajanslara göre anlaşma, özellikle Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı’nda güvenliğin sağlanması şartına dayanıyor. Bu bölge, küresel enerji ticaretinin kalbi olarak görülüyor.

Elde edilen mutabakat, kalıcı bir barıştan çok zaman kazandıran bir ara formül olarak değerlendiriliyor.

Taraflar karşılıklı saldırıları durdurmayı kabul etti
ABD, planlanan askeri operasyonları askıya aldı
İran, bölgedeki gerilimi düşürecek adımlar atacağını bildirdi

Ancak uzmanlara göre anlaşmanın dili kasıtlı olarak esnek bırakıldı. Bu da taraflara geri manevra alanı sağlarken, ateşkesin ne kadar süreceği konusunda belirsizlik yaratıyor.

Uluslararası gözlemciler, ateşkes ilanına rağmen sahada tam bir sakinliğin sağlanamadığını aktarıyor.

Bazı bölgelerde düşük yoğunluklu saldırılar ve karşılıklı suçlamalar sürerken, bu durum ateşkesin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle İran’a yakın gruplar ile İsrail arasındaki gerilim, sürecin en hassas başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Petrol ve Piyasalar Rahatladı

Ateşkes haberi, küresel piyasalarda hızlı bir rahatlama yarattı.

Petrol fiyatları sert yükselişin ardından geri çekildi
Asya ve Avrupa borsalarında toparlanma görüldü
Enerji arzına ilişkin endişeler geçici olarak azaldı

Ekonomi çevreleri, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir kesintinin dünya ekonomisi üzerinde ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor.

Aynı Anlaşma, Farklı Yorumlar

ABD yönetimi ateşkesi gerilimi düşürmeye yönelik stratejik bir adım olarak tanımlarken, İran tarafı bunu kendi koşullarının kabulü şeklinde yorumladı.

Bu farklı söylemler, müzakere sürecinin aslında ne kadar zorlu geçeceğinin sinyalini veriyor. Uluslararası analizlere göre taraflar, kamuoyuna “geri adım atmadıkları” mesajını vermeye çalışıyor.

Diplomatik kaynaklar, önümüzdeki günlerde başlayacak görüşmelerin üç temel başlıkta yoğunlaşacağını belirtiyor:

İran’ın nükleer programı
ABD yaptırımlarının geleceği
Bölgesel askeri varlık ve güvenlik dengesi

Bu başlıklar, yıllardır çözülemeyen yapısal sorunlar olduğu için, kısa vadede kesin bir anlaşmaya varılması zor görünüyor.

Savaş Ertelendi, Barış Hâlâ Uzak

Uluslararası uzmanlara göre mevcut ateşkes, bir çözümden çok daha büyük bir çatışmayı erteleyen bir nefes alma alanı sunuyor.

Tarafların pozisyonları büyük ölçüde korunurken, sahadaki çok aktörlü yapı ve karşılıklı güvensizlik, kalıcı barış ihtimalini zayıflatıyor.

Yine de diplomatik kanalların açık kalması, Orta Doğu’da daha geniş çaplı bir savaşın önlenmesi açısından kritik bir fırsat olarak görülüyor.

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: Hukuk Herkese Eşit İşlemeli

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, yerel yönetimlerdeki hukuksuzluklara, kayyum uygulamalarına ve siyasi etik eksikliğine tepki gösterdi, herkes için eşit hukuk ve Siyasi Etik Yasası çağrısı yaptı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yerel yönetimlerdeki operasyonlar, Orta Doğu’daki güç mücadeleleri ve demokratik çözüm süreci tartışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bakırhan, iktidara güçlü bir “Siyasi Etik Yasası” çağrısı yaptı.

Bakırhan, İçişleri Bakanlığı’nın açıkladığı verileri örnek göstererek yargı uygulamalarındaki çifte standarda dikkat çekti. 31 Mart 2024’ten bu yana açılan 1048 soruşturmanın 472’sinin AK Partili, 217’sinin CHP’li, 78’inin MHP’li ve yalnızca 16’sının DEM Partili belediyeleri kapsadığını belirten Bakırhan, “Partisine göre hukuk uygulanıyor; muhalefet nefes alamıyor, iktidar usulsüzlükten muaf” ifadelerini kullandı.

Yerel seçimlerin ardından yaklaşık 90 belediyede yönetim değiştiğini ve 9 milyon vatandaşın iradesine müdahale edildiğini vurgulayan Bakırhan, bu durumun istikrar değil, güvensizlik ürettiğini söyledi.

Bakırhan, dünyadaki çatışmaları enerji kaynakları, ticaret yolları ve geçitler üzerinden yürütülen bir “dolaşım krizi” olarak tanımladı. Orta Doğu ve İran’daki gelişmelere değinen DEM Parti lideri, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “üç çizgi” analizini hatırlatarak, İsrail çizgisi, İngiltere çizgisi ve demokrasi-ortak yaşam çizgisinin önemine dikkat çekti.

Türkiye’de iç barışın sağlanması gerektiğini belirten Bakırhan, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını, kayyumların kaldırılmasını ve seçilmiş iradenin görev başına gelmesini talep etti.

Ayrıca, siyaset ve bürokraside yolsuzluk ve ayrıcalıklara karşı Siyasi Etik Yasası çağrısı yapan Bakırhan, “Hodri meydan! Kim halkın vergisinden aşırıyorsa peşini bırakmayalım” dedi.

Bakırhan, tüm siyasi partilere de çağrıda bulunarak, “Sandığı, makamı, rantı ve polemiği değil, 86 milyonun geleceğini düşünerek siyasal iklimi normalleştirelim. DEM Parti olarak elimizden geleni yapmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İstanbul’da İsrail Başkonsolosluğu Yakınında Silahlı Saldırı

İstanbul İsrail Başkonsolosluğu yakınında meydana gelen silahlı saldırı sonucu en az bir saldırgan öldürüldü, iki saldırgan yaralandı ve iki polis memuru hafif yaralandı. Olay sonrası bölge güvenlik güçleri tarafından şiddetle kontrol altına alındı.

Haber Merkezi / Güvenlik kaynakları ve görgü tanıkları, yaklaşık 12:15‑12:20 civarında konsolosluk binasının bulunduğu bölge çevresinde yoğun silah sesleri duyulduğunu bildirdi. Olay yerine gelen polis unsurlarının saldırganlarla çatışmaya girdiği belirtildi. Çatışma yaklaşık 10 dakika sürdü ve sonuçta bir saldırgan hayatını kaybetti, iki diğer saldırgan yaralı olarak yakalandı.

İçişleri yetkilileri, saldırganların bölgeye uzun namlulu silahlarla geldiğini, polis güvenlik noktasına ateş açtığını açıkladı. Olay sırasında polisle silahlı çatışmaya giren saldırganların bir kısmının dini temelli bir örgütle bağlantılı olduğuna ilişkin ilk değerlendirmeler yapıldığı belirtildi.

Polis ekipleri, olay yerini kısa sürede ablukaya alarak bölgeyi trafiğe kapattı ve çevredeki binalarda geniş güvenlik önlemleri aldı. Olayla ilgili soruşturma İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “terör eylemi şüphesiyle” başlatıldı.

Yetkililer ve dış kaynaklar, saldırı anında konsolosluk binasında aktif görevli İsrail diplomatik personelinin bulunmadığını açıkladı. 2023’te patlak veren Hamas‑İsrail savaşının ardından İstanbul’daki misyon faaliyetleri büyük ölçüde azaltılmış veya boşaltılmıştı.

Olayın hedefinin doğrudan konsolosluk binası mı yoksa konsolosluk önündeki güvenlik noktasını hedef alan bir saldırı mı olduğu yönündeki değerlendirmeler devam ediyor. Resmî makamlar bu ayrıntılar üzerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Görgü tanıkları, çatışma anına ilişkin kısa videoların sosyal medyada yayıldığını ve polislerin saldırganlarla yoğun silah sesleri arasında karşılık verdiğini aktardı. Emniyet yetkilileri, olayda yaralanan polis memurlarının sağlık durumlarının stabil olduğunu bildirdi.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, saldırıyı kınayarak diplomatik misyonlara yönelik şiddetin uluslararası düzene zarar verdiğini belirtti ve Türk güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesini takdir ettiğini açıkladı.

Olay yerinde geniş çaplı delil çalışması başlatılırken, saldırganların kimlikleri ve eylemlerinin arka planı inceleniyor. İstanbul Emniyeti, saldırı sırasında kullanılan aracın İzmit’ten kiralandığını tespit etti. Yetkililer, soruşturmanın ilerleyen saatlerde daha somut bulgular sunacağını aktardı.

Paylaşın

Bahçeli: Türkiye’nin Birliği Ve Bekası Önceliğimizdir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM grup toplantısında Türkiye’nin birliği, devletin bekası ve milli çıkarların korunmasının ertelenemez bir sorumluluk olduğunu vurguladı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu krizlere karşı milli birlik ve devlet iradesinin önemini vurguladı.

Bahçeli, konuşmasında dünyada değerler sisteminin çöktüğünü, eski büyük anlatıların iflas ettiğini belirterek, “Küresel düzen derinden sarsılmış, eski anlam kodları ortadan kalkmıştır. Yeni egemenlik formları henüz yürürlüğe girmemiştir. Bu kriz ortamında alınacak kararlar, ortak akıl ve sorumluluk çerçevesinde olmalıdır” dedi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına da değinen Bahçeli, “Trump ve Netanyahu tarih dışı bir tutumla telafisi zor bir hata yapmıştır. Küresel örgütlerin krizlere müdahale kabiliyeti azalmış, güçlünün haklı olduğu bir anlayış hakim olmuştur” ifadelerini kullandı. İran halkının direnişinin uluslararası kamuoyunda dikkat çektiğini belirten Bahçeli, Hürmüz Boğazı odaklı çatışmaların enerji krizini ve tedarik zincirlerini olumsuz etkilediğini kaydetti.

Konuşmasında CHP’ye sert eleştiriler yönelten Bahçeli, “CHP sorunların çözümüne katkı sunmak yerine çıkarcı bir tutumla hareket ediyor. Milletin değerlerinden kopmuş, yanlış adreslerde doğruyu arıyor” dedi. MHP’nin yaklaşımını ise “Sorunlardan beslenmeyiz, çözüm üretiriz. Türkiye’nin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğü önceliğimizdir” sözleriyle özetledi.

Bahçeli ayrıca “Terörsüz Türkiye” sürecini de değerlendirdi. “Milli iradenin merkezi olan TBMM’de yapılan çalışmalar büyük olgunluk ve sorumluluk bilinciyle sonuçlanmıştır. Barış, teslimiyet değil; milletin onurunu koruyan, devletin gücünü muhafaza eden bir dengeyi ifade eder” dedi.

Konuşmasının sonunda, Türkiye’nin jeopolitik olarak güçlü bir konumda olduğunu vurgulayan Bahçeli, “Oyalanmaya gerek yoktur. Bu aziz milletin birliğini bozmaya, kardeşliğimizi zedelemeye kimsenin gücü yetmeyecektir” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Paylaşın

Özgür Özel: Demokrasi Tehdit Altında

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyonu ve tutuklamaları sert sözlerle eleştirerek, demokrasiye ve halkın iradesine yönelik tehdidi vurguladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM grup toplantısında Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik operasyon ve belediye başkanlarına yönelik tutuklamaları sert sözlerle eleştirdi. Özel, Mustafa Bozbey’e yönelik suçlamaların temelsiz olduğunu savunarak, “Sadece bir yalancı tanığın ifadelerine dayanarak Mustafa Bozbey’e ve ailesine haysiyet suikastı yaptılar” dedi.

Özel, Bozbey’in tutuklanmasını “Bursa halkının vermediği yetkiyi gasp etme girişimi” olarak nitelendirirken, “Bursa’daki CHP belediyeciliğini kesintiye uğratıp yıllardır kendi yönetimlerinde başarısız oldukları şehirde bir kukla atamak istiyorlar” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında yargı süreçlerine de değinen Özel, Silivri’deki mahkeme koşullarını eleştirerek, “Su yok, yemek yok, tutuklu belediye başkanları ve bürokratlar adeta cezalandırılıyor. Ekrem İmamoğlu ve diğer seçilmiş siyasetçiler hedef alınıyor” dedi. Özel, Adalet Bakanlığı’na seslenerek, “Adam gibi yapacaksın o Adalet Bakanlığını; herkesin huzuru ve güveni sana emanettir” uyarısında bulundu.

Özel, CHP’nin saha çalışmalarına da değinerek, “İstanbul ve 39 ilçede seçmenle birebir temas ediyoruz. Milletin gözünün içine baka baka çalışıyoruz. Bu süreçte hem yerel hem ulusal düzeyde demokrasiye sahip çıkıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bursa ve Aydın Büyükşehir Belediyesi örneklerine atıfta bulunan Özel, “Aydın’ın iradesini çalanları ne kadar kınıyorsak, Bozbey’in direncini o kadar övüyoruz. Belediye başkanlarımız baskılara, tehditlere rağmen halkın iradesini savunuyor” dedi.

Toplantıda Türkiye’nin demokrasiye yönelik tehditlerine de dikkat çeken Özel, “Bu gidişatı durduramazsak demokrasimiz buzdağına çarpacak. Partiler tabela partisine dönüşecek, millet sandıktan umudunu kesecek” uyarısında bulundu. Özel, CHP’nin çoğulculuk ve dayanışma ilkeleriyle hareket ederek bu süreci engellemeye çalışacağını vurguladı.

Özel’in konuşması, yerel yönetimlerdeki operasyonlar ve siyasi tutuklamalara dair sert eleştirilerle öne çıktı. CHP lideri, Türkiye’de demokrasi ve halkın iradesinin korunması için partisinin kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğini ifade etti.

Paylaşın

Otomotiv Satışları Çakıldı

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarı, 2026 yılının ilk çeyreğinde sınırlı daralma sinyalleri verirken, özellikle mart ayında yaşanan gerileme dikkat çekti.

Haber Merkezi / Yılın Ocak-Mart döneminde toplam pazar, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,94 küçülerek 265 bin 398 adet olarak gerçekleşti.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), Mart 2026’ya ilişkin otomobil ve hafif ticari araç satış verilerini açıkladı. Veriler, sektörde özellikle mart ayında belirgin bir daralmaya işaret etti.

Türkiye otomobil ve hafif ticari araç pazarı, 2026 yılının ilk çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,94 küçülerek 265 bin 398 adet olarak gerçekleşti. Bu dönemde otomobil satışları yüzde 5,86 düşüşle 210 bin 688 adede gerilerken, hafif ticari araç pazarı yüzde 4,23 artarak 54 bin 710 adet oldu.

Ancak mart ayında tablo daha da zayıfladı. Toplam otomobil ve hafif ticari araç pazarı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,75 daralarak 101 bin 997 adet seviyesine indi. Otomobil satışları yüzde 13,04 azalışla 79 bin 857 adede gerilerken, hafif ticari araç satışları da yüzde 11,69 düşüşle 22 bin 140 adet oldu.

Buna karşın, mart ayı satışlarının uzun vadeli ortalamaların üzerinde kalması dikkat çekti. Toplam pazar, 10 yıllık mart ayı ortalamasına göre yüzde 23,8 artarken; otomobil pazarı yüzde 24,3, hafif ticari araç pazarı ise yüzde 22,2 büyüme kaydetti.

Segment bazında değerlendirildiğinde, otomobil pazarının yüzde 85’ini düşük vergi dilimindeki A, B ve C segmentleri oluşturdu. C segmenti 114 bin 588 adetle yüzde 54,4 pay alırken, B segmenti 64 bin 155 adetle yüzde 30,5 paya ulaştı.

Gövde tiplerinde SUV modeller açık ara öne çıktı. SUV otomobiller yüzde 62,8 pay ve 132 bin 380 adetle ilk sırada yer alırken, sedan araçlar yüzde 20,5, hatchback modeller ise yüzde 16,4 payla sıralandı.

Motor tipine göre benzinli otomobiller yüzde 42,1 payla liderliğini sürdürürken, hibrit araçlar yüzde 33 payla yükselişini sürdürdü. Elektrikli otomobiller yüzde 18,2 paya ulaşırken, dizel araçların payı yüzde 6,3’e kadar geriledi.

Şanzıman tercihlerinde otomatik vitesli araçlar pazara damga vurdu. Otomatik şanzımanlı otomobiller yüzde 97,3 pay alırken, manuel vitesli araçlar yüzde 2,7’de kaldı.

Hafif ticari araç tarafında ise van tipi araçlar yüzde 75,9 pay ve 41 bin 498 adetle en çok tercih edilen gövde tipi olurken, kamyonetler yüzde 9 payla ikinci sırada yer aldı.

Açıklanan veriler, yılın ilk çeyreğinde sınırlı bir daralma yaşansa da mart ayında talepte sert bir yavaşlama olduğunu ortaya koyarken, pazarın uzun vadeli ortalamaların üzerinde kalması sektörün dirençli yapısını koruduğunu gösterdi.

Paylaşın