Süper Lig: Trabzonspor, Bir Puana Razı Oldu

Süper Lig’in 29. hafta maçında Alanyaspor ile Trabzonspor, Alanya Stadyumu’nda karşı karşıya geldi. Karşılaşmadan 1 -1 eşitlikle ayrılan Trabzonspor, haftayı bir puanla kapattı.

Haber Merkezi / Trabzonspor’un golünü 58. dakikada Ozan Tufan ve Alanyaspor’un golünü ise 67. dakikada Güven Yalçın kaydetti.

Bu skorun ardından, Trabzonspor puanını 64’e, Alanyaspor ise 33’e yükseltti.

Maç sonrası açıklamalarda bulunan Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, takımının sahada oyunu büyük ölçüde kontrol ettiğini ancak skoru daha iyi yönetemediğini söyledi.

Tekke, özellikle ikinci yarıda buldukları golle öne geçtiklerini ama üstünlüğü koruyamadıklarını belirterek, “oyun olarak iyiydik ama sonucu koruyamadık” mesajını verdi.

Trabzonspor’un daha fazla pozisyon üretmesi gerektiğini vurgulayan Tekke, kaçan fırsatların maçın kaderini belirlediğini ifade etti.

Alanyaspor cephesinde ise João Pereira mücadeleden memnun olduklarını dile getirdi.

Maça istedikleri gibi başlayamadıklarını ancak ikinci yarıda oyuna daha iyi ortak olduklarını söyleyen Pereira, özellikle beraberlik golünden sonra takımın reaksiyonunun önemli olduğunu belirtti.

Pereira, güçlü bir rakibe karşı alınan 1 puanın değerli olduğunu vurgulayarak, takımının pes etmeyen oyun karakterini öne çıkardı.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Mertçe Yarışalım” Çağrısı

Özgür Özel, ara seçim çağrısını yineleyerek iktidarı Anayasa’yı ihlal etmekle suçladı ve Erdoğan’a “mertçe yarışalım” mesajı verdi; emekli ve işçiler için ara zam, yargı bağımsızlığı ve siyasi etik yasası konularında da sert eleştirilerde bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, “ara seçim” talebi kapsamında yürüttüğü siyasi temaslar çerçevesinde Gültekin Uysal ile bir araya geldi. Görüşme, Demokrat Parti Genel Merkezi’nde gerçekleşti. Toplantı sonrası düzenlenen ortak basın açıklamasında Özel, hem ekonomik gelişmelere hem de yargı süreçlerine ilişkin iktidara sert eleştiriler yöneltti.

Konuşmasına Polis Teşkilatı’nın kuruluş yıl dönümünü kutlayarak başlayan Özel, güvenlik güçlerinin özlük haklarına dikkat çekti. Küresel ekonomik dalgalanmaların enerji fiyatlarına etkisine değinen Özel, son zamların özellikle dar gelirli kesimleri zorladığını belirterek, “Bu enflasyon ortamında emekliler ve emekçiler için en kısa sürede ara zam yapılmalıdır” dedi.

Ara seçim tartışması: “Anayasal zorunluluk”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Gündemimizde yok” açıklamasına tepki gösteren Özel, ara seçim konusunun yürütmenin değil, Anayasa’nın belirlediği bir süreç olduğunu vurguladı. Anayasa’nın 78. maddesine atıf yapan Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Erdoğan’ın ‘ara seçim gündemimizde yok’ demesi Anayasa’nın açık hükmünü yok saymaktır. 1960’tan bu yana hiçbir siyasi lider ara seçimden kaçmamıştır. Kendi siyasi yolculuğunu da ara seçimle başlatmış bir isim bugün bunu reddediyor.”

CHP’li belediyelere yönelik yargı süreçlerine de değinen Özel, özellikle Mersin Yenişehir ve İzmir Bornova belediyeleri üzerinden yürütülen işlemleri eleştirdi. Adalet Bakanlığı üzerinden savcılara baskı yapıldığına dair iddialar bulunduğunu söyleyen Özel, yargı bağımsızlığının zedelendiğini savundu.

Bornova Belediye Başkanı’na yönelik tutuklama talebini de eleştiren Özel, “Eğer belediyelerdeki idari sorunlar nedeniyle başkanlar tutuklanacaksa, AK Parti’de benzer durumlar yaşayan çok sayıda isim var” ifadelerini kullandı.

“Siyasi etik yasası” vurgusu

Görüşmede ayrıca “Siyasi Etik Yasası” konusunun da gündeme geldiğini belirten Özel, tüm seçilmişlerin mal varlıklarının şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Açıklamasının sonunda Demokrat Parti heyetine teşekkür eden Özel, “Milletin iradesine güveniyoruz. Gelin, anayasal çerçevede mertçe yarışalım” diyerek seçim çağrısını yineledi.

Paylaşın

DEM Partili Doğan’dan İktidara “Güven” Eleştirisi

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Kürt meselesinde gelinen yeni aşamaya dair AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamalarına sert yanıt verdi: Örgüt kendini feshetti, Ömer Bey’in haberi yok galiba!

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, İlke TV’de katıldığı canlı yayında Türkiye siyasetinin sıcak başlıklarını değerlendirdi. Parti içi kulislerden “yol haritası” tartışmalarına kadar pek çok konuya açıklık getiren Doğan, özellikle çözüm süreci tartışmaları ve tutuklu siyasetçilerin durumu üzerinden hükümete kritik mesajlar gönderdi.

Son günlerde kamuoyunda yer alan “DEM Parti yeniden isim değişikliğine gidiyor” iddialarını kesin bir dille yalanlayan Doğan, partinin kurumsal kimliğine odaklandıklarını belirtti. Kongre sürecinin rutin işleyişinde devam ettiğini hatırlatan Doğan, “Milletvekili grubumuzdan Kadın Meclisimize kadar tüm kurullarımızla toplantı halindeyiz ancak masamızda isim değişikliği gibi bir başlık kesinlikle bulunmuyor” dedi.

Ömer Çelik’e “Fesih” Yanıtı: “Aynı Dilde Israr Güven Sarsıyor”

AKP Sözcüsü Ömer Çelik’in, “Silah bırakma ve örgütün tasfiyesi gerçekleşmeden adımların atılamayacağı” yönündeki açıklamaları, Doğan’ın hedefindeydi. Sürecin yeni bir evreye girdiğini savunan Doğan, Çelik’in söylemlerini “gerçeklikten kopuk” olarak niteledi:

“Örgüt zaten kendini feshetti, galiba Ömer Bey’in bundan haberi yok. Türkiye yeni bir döneme girmişken, AK Parti cephesinde hala eski ve dışlayıcı dilde ısrar edildiğini görüyoruz. Hiçbir şey değişmemiş gibi davranmak, toplumsal barış umudunu zedeliyor ve siyasi güveni sarsıyor.”

“Sürgündeki ve Cezaevindeki Siyasetçiler Dönmeli”

Kürt meselesinin demokratik çözümü için somut bir takvim oluşturulması gerektiğini vurgulayan Ayşegül Doğan, yasal düzenlemelerin hızlandırılması çağrısında bulundu. Doğan, sadece cezaevindekilerin değil, düşünceleri nedeniyle yurt dışında yaşamak zorunda kalan siyasetçilerin de ülkeye dönebilmesi için “ivedi bir yol haritası” gerektiğini ifade etti.

Sürecin sadece söylemle değil, kurumsal adımlarla yürümesi gerektiğini belirten Doğan, sorumluluk paylaşımı konusunda şu vurguları yaptı:

Siyaset Kurumu: Yapıcı ve kucaklayıcı bir dil inşa etmeli.
Meclis Başkanlığı ve Komisyonlar: Çözüm için yasal zemini hazırlamalı.
Güvenlik Bürokrasisi: Demokratikleşme adımlarının önünü açmalı.

Doğan konuşmasını, “Herkesin rolü ve misyonu bellidir. Eğer gerçek bir barış ve çözüm isteniyorsa, siyaset kurumu üzerine düşeni yapmalı ve bu tarihi sorumluluktan kaçmamalıdır,” sözleriyle noktaladı.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan İktidara “Milli İradeye Çöktünüz” Tepkisi

Ekrem İmamoğlu, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin tartışmalı bir operasyonla AKP’ye geçmesine sert tepki gösterdi. İmamoğlu, “Zaman, Türkiye’nin muhafızı olma zamanıdır” diyerek mücadele çağrısı yaptı.

Haber Merkezi / Türkiye siyaseti, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yaşanan yönetim değişimi ve beraberinde gelen hukuk tartışmalarıyla sarsılıyor. Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, sürece dair sessizliğini bozarak iktidara çok sert eleştiriler yöneltti.

İmamoğlu’nun “Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi” sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan mesajda, Bursa’daki görev değişiminin demokratik meşruiyetine vurgu yapıldı. İktidarın hamlesini “milli iradeye çökme” olarak nitelendiren İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin en büyük 4. şehri Bursa’ya da çöktünüz. Milletin iradesine, milli iradeye çöktünüz! Milletimiz; zalimlikte, hukuksuzlukta sınır tanımayan bir aymazlıkla karşı karşıyadır. Demokrasi, adalet ve cumhuriyet kolonları tehdit altındadır. Mücadelemiz büyüktür. Zaman, Türkiye’nin muhafızı olma zamanıdır!”

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan Tarihi Zarar

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 2025 yılına ilişkin bilançosu Resmi Gazete’de yayımlandı. Açıklanan verilere göre Banka, 2025 hesap dönemini 1 trilyon 65 milyar TL zarar ile kapattı.

TCMB’nin 31 Aralık 2025’te sona eren 94. hesap dönemine ilişkin bilançosunda, toplam aktif büyüklüğün yaklaşık 12,4 trilyon TL seviyesine ulaştığı görüldü. Aynı dönemde Banka’nın altın varlıkları 4,8 trilyon TL’ye yaklaşırken, ihtiyat akçesi ise yaklaşık 334 milyon TL olarak kaydedildi.

Açıklanan bilanço verilerine göre TCMB’nin 2025 yılı zararı 1 trilyon 64 milyar 875 milyon TL düzeyinde gerçekleşti. Böylece Banka’nın zararı, son yılların en yüksek seviyelerinden birine ulaştı.

TCMB’nin açıkladığı zarar, küresel merkez bankalarının performansıyla da benzerlik gösterdi. ABD Merkez Bankası (Fed) 2025 yılında üst üste üçüncü kez zarar açıklarken, Avrupa Merkez Bankası da yılı negatif bilanço ile kapattı. Bu tablo, sıkı para politikaları ve yüksek faiz ortamının merkez bankaları üzerinde maliyet baskısı oluşturduğuna işaret ediyor.

Ekonomistler, son dönemde merkez bankalarının zarar açıklamasında artan faiz giderleri, likidite yönetimi kapsamında yapılan ödemeler ve para politikasına yönelik operasyonların etkili olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle yüksek faiz ortamı, merkez bankalarının bilançosunda giderleri artıran temel unsurlar arasında yer alıyor.

Genel görünüm, TCMB’nin 2025 yılında açıkladığı yüksek zararın yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını, küresel ölçekte merkez bankalarının benzer bir finansal baskıyla karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor.

Paylaşın

CHP’li Yenişehir Belediyesi’ne Şafak Operasyonu: 31 Gözaltı

CHP’li Mersin Yenişehir belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında sabah saatlerinde operasyon düzenlendi. Operasyonda çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Farklı kaynaklardan derlenen bilgilere göre operasyon, “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma” ve “irtikap” iddiaları kapsamında başlatıldı. Soruşturma çerçevesinde yaklaşık 30’dan fazla kişi hakkında gözaltı kararı verildi; bu sayı bazı kaynaklara göre 31 olarak açıklandı.

Gözaltına alınanlar arasında belediye başkan yardımcıları, şube müdürleri ve bazı şirket yetkililerinin bulunduğu belirtilirken, operasyon kapsamında belediye binasında detaylı arama yapıldı.

Operasyonun sabah erken saatlerde, polis ekiplerinin belediye binasına gelmesiyle başladığı ve Terörle Mücadele ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele birimlerinin de sürece dahil olduğu aktarıldı.

Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit’in gözaltına alınanlar arasında yer almadığı öğrenildi. Özyiğit, operasyona ilişkin ilk açıklamasında, “Bizim hesap veremeyeceğimiz herhangi bir konu yok” ifadelerini kullandı.

Yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü ve yeni gözaltıların olabileceğini belirtirken, operasyonun son dönemde Türkiye genelinde çeşitli belediyelere yönelik yürütülen yolsuzluk ve ihale soruşturmalarının bir parçası olduğu değerlendiriliyor.

Paylaşın

Sanayi Üretimi Şubat’ta Yükselişini Sürdürdü

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre; Sanayi üretimi, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 2.6, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2.2 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Şubat ayına ilişkin Sanayi Üretim Endeksi verilerini açıkladı. Verilere göre sanayi üretimi, hem yıllık hem de aylık bazda artış kaydederek ekonomideki toparlanma eğilimini sürdürdü.

Şubat ayında sanayi üretimi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,2 oranında arttı. Alt sektörler incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü yıllık bazda yüzde 4,1’lik artışla dikkat çekerken, imalat sanayi sektörü yüzde 2,4 oranında yükseldi. Buna karşılık, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,2 geriledi.

Aylık verilere bakıldığında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Sanayi üretimi bir önceki aya göre yüzde 2,6 artış gösterdi. Bu dönemde imalat sanayi yüzde 3,3 ile en güçlü artışı kaydederken, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü yüzde 0,4 oranında yükseldi. Öte yandan enerji sektöründe düşüş eğilimi sürdü ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü yüzde 3,6 oranında azaldı.

Genel görünüm, sanayi üretimindeki artışta özellikle imalat sektörünün belirleyici olduğunu ortaya koyarken, enerji sektöründeki daralma dikkat çekici bir unsur olarak öne çıktı.

Paylaşın

Ara Seçim Tartışmaları: Muhalefetten Anayasa Çıkışı, İktidardan İstikrar Vurgusu

Muhalefet, Meclis’teki boş sandalyeleri gerekçe göstererek ara seçimi anayasanın emri olarak savunuyor; iktidar ise suni gündem diyerek 2028’e kadar seçim olmayacağını vurguluyor.

Haber Merkezi / Nisan 2026 itibarıyla Türkiye siyasetinin gündemi, Meclis’teki boş sandalyeler üzerinden alevlenen “ara seçim” tartışması oldu. CHP ve İYİ Parti önderliğindeki muhalefet, ara seçimi sadece teknik bir gereklilik değil, aynı zamanda demokratik bir sorumluluk olarak nitelendiriyor.

Öte yandan iktidar cephesi ise seçim taleplerini “suni gündem” olarak değerlendiriyor ve önceliklerinin istikrar ve ekonomik hedefler olduğunu vurguluyor.

CHP lideri Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret ederek ara seçimin “tercih değil, anayasal zorunluluk” olduğunu vurguladı: “Anayasa ‘30 ay geçtikten sonra boşalan vekillikler için ara seçim yapılır’ diyor. Bu bir emir. Meclis Başkanı tarafsız kalamaz, tarafları bir araya getirmeli ya da demokrasiden yana taraf olmalıdır.”

Özel’in bu çıkışı, muhalefetin sandığı demokrasi ve meşruiyet simgesi olarak gördüğünü gösteriyor. İYİ Parti lideri Dervişoğlu da aynı çizgide: “Meşruiyetin tek kaynağı sandıktır. Türkiye’nin yakıcı sorunları varken temsil noktasındaki boşluklar siyasi bir tercihle kapatılamaz.”

Bu mesajlar, muhalefetin yalnızca birkaç koltuk boşluğuna bakmadığını, aynı zamanda Meclis’in temsil yetisinin eksik kalmasının demokratik meşruiyeti zedelediğini düşündüğünü ortaya koyuyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli, muhalefetin çağrılarına net karşı çıkıyor. Erdoğan, ara seçim taleplerini “siyaset mühendisliği” olarak nitelendirerek 2028’e kadar seçim planları olmadığını açıkladı:

“Dışarıdaki ateş çemberi ve içerideki ekonomik mücadelemiz sürerken kimse bize sandık dayatmasın. Suni tartışmalarla milletin vaktini çalmayacağız.”

Bahçeli ise istikrar vurgusunu öne çıkararak muhalefetin talebini “kaos arayışı” olarak yorumladı: “Türkiye’nin önceliği mutfaktaki yangın ve sınır güvenliğidir. Seçim demek duraksama demektir.”

Bu yaklaşım, iktidarın kriz ve güvenlik kaygılarıyla seçim gündeminden uzak durmayı stratejik bir tercih olarak gördüğünü gösteriyor.

DEVA Partisi lideri Ali Babacan, ara seçimi teknik bir gereklilik olarak kabul etmekle birlikte, esas çözümün erken genel seçim olduğunu savunuyor: “Ekonomi yönetimi akıl tutulması yaşıyor. Sadece birkaç koltuk için değil, Türkiye’nin yönetimi için sandık şarttır.”

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ ise Ekim 2026’yı erken seçim için uygun tarih olarak gösterdi ve mevcut ittifakların ülkeyi taşıyamadığını vurguladı. TİP ve Gelecek Partisi temsilcileri de iktidarın seçimden kaçmasının halkın sorunlarını görmezden gelme riski taşıdığını öne sürüyor.

Anayasal Çerçeve

Tartışmanın merkezinde Anayasa’nın 78. maddesi bulunuyor. Buna göre: TBMM üyeliklerinde %5 (yaklaşık 30 milletvekili) boşalma olması durumunda ara seçime gidilmesi gerekiyor.

Ancak boşalan üyelik sayısı bu oranı tutmasa da, bir ilin veya seçim çevresinin temsilcisiz kalması durumunda ara seçim zorunluluğu doğabiliyor.

Muhalefet bu boş koltukları bir “demokrasi sınavı” olarak yorumlarken, iktidar ise seçim gündeminin kapalı kalacağını vurguluyor.

Türkiye siyasetinde ara seçim tartışması, sadece birkaç boş sandalye meselesi değil; aynı zamanda demokratik temsil, siyasi strateji ve iktidar-iktidar dışı güçlerin güç mücadelesi ile ilgili bir meseleye dönüşmüş durumda.

Muhalefet, anayasanın gereğini yerine getirmek ve temsil eksikliğini gidermek isterken, iktidar “istikrar” ve kriz yönetimi gerekçesiyle zaman kazanmayı tercih ediyor. Önümüzdeki aylarda, Ankara’daki “sandık” sesleri muhtemelen yükselmeye devam edecek.

Paylaşın

Özel’den Kurtulmuş’a “Anayasa’dan Taraf Ol” Çağrısı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in erken ve ara seçim çağrılarıyla ısınan Başkent siyaseti, bugün karşılıklı sert ve teknik açıklamalarla yeni bir boyuta taşındı.

Haber Merkezi / TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sürecin anayasal prosedürlerini hatırlatan çıkışına, Özel’den “liderlik ve arabuluculuk” vurgusuyla yanıt geldi.

İlk açıklama TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’tan geldi. Ara seçim taleplerine ilişkin “hukuki set” çeken Kurtulmuş, Meclis Başkanlığı makamının bir noter gibi hareket ettiğini belirterek şunları söyledi:

“Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime gidilebileceği çok nettir ve milletvekili istifalarının kabul şekli açıktır. Bu konuda karar alma yetkisi TBMM’dedir. Ara seçimin nasıl yapılacağı Anayasa ve İç Tüzük’te bellidir. Şartlar yerine geldiğinde bu olur ama karar Genel Kurul’un yetkisindedir. TBMM Başkanlığı’na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır.”

Kurtulmuş’un açıklamalarının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu ziyaret ederek Meclis Başkanı’nın sözlerini değerlendirdi. Özel, Kurtulmuş’un aslında anayasal bir gerçeği dile getirdiğini savunarak süreci şöyle yorumladı:

“Sayın Meclis Başkanı, ara seçimin anayasal bir zorunluluk olduğunu söylüyor; 30 ay şartı sağlanmış durumda. Benim çağrım, Meclis’in tıkandığı noktada ara seçim zorunluluğunu hatırlatmak ve Meclis Başkanı’nı bu süreçte aktif bir rol üstlenmeye davet etmektir. Tarafları bir araya getirin ya da Anayasa’ya uymaktan yana taraf olun.”

Özel, gelecek hafta Kurtulmuş’u ziyaret edeceğini belirterek Meclis Başkanı’nı, partiler arası diyalog ve eşgüdümü sağlamaya çağırdı. Özel’in açıklamaları, Başkent’te ara seçim tartışmalarının önümüzdeki günlerde daha da yoğunlaşacağının işareti olarak değerlendiriliyor.

Paylaşın

Bursa Büyükşehir Belediyesi CHP’den AK Parti’ye Geçti

CHP’den Bursa Belediye Başkanı seçilen Mustafa Bozbey’in tutuklanarak görevden uzaklaştırılmasının ardından boşalan koltuğa, AK Parti’nin adayı Şahin Biba seçildi.

Perşembe günü saat 11.00’de toplanan Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yapılan başkan vekilliği oylamasında, AK Parti Grubu’nun adayı Şahin Biba 61 oy alarak yeni başkan vekili oldu. Böylece Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin yönetimi resmen AK Parti’ye geçmiş oldu.

Şahin Biba’nın adaylığı, partinin meclis çoğunluğunu elinde bulundurması ve CHP’nin başkanvekilliği için aday çıkarmaması sonucunda kesinleşti.

Süreç Nasıl İşledi?

Bursa’da, CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında rüşvet ve örgüt kurma suçlamalarıyla tutuklanmış ve İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılmıştı. Bu gelişme, belediye yönetiminde yeni bir sürecin başlamasına neden oldu.

Bunun üzerine, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Olağanüstü Toplantı’sında başkan vekilliği seçimi gündeme alındı. CHP Meclis Grubu, aday göstermeme kararı alarak sandık başına gitmedi. Üyelerin çoğunluğunu elinde bulunduran Cumhur İttifakı, AK Parti’nin adayı Şahin Biba’yı destekledi.

AK Parti’nin başkan vekili adayı olarak gösterdiği Şahin Biba, Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin oy çokluğuyla yeni yönetici olarak seçildi. Biba, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi olarak görev yapmış, belediye meclisinde AK Parti Grup Sözcülüğü gibi önemli sorumluluklar üstlenmiş bir isim olarak tanınıyor.

Bu gelişme, Bursa’daki yerel siyasette köklü bir değişim olarak değerlendiriliyor. CHP’nin daha önce kazandığı Büyükşehir Belediyesinin yönetiminin, hukuki süreçler sonucunda AK Parti’ye geçmesi, yerel kamuoyu ve siyasi çevrelerce tartışılmaya devam ediyor.

Bursa’da yeni yönetimin kent hizmetleri ve projelerinde nasıl bir yön izleyeceği, önümüzdeki günlerde dikkatle takip edilecek.

Paylaşın