İlk Çeyrekte 24 Milyar Dolar Müdahale Satışı Yapılmış!

Dolar/TL’de bu hafta itibariyle 4.5 aydır aşılamayan duvar 15 lira sınırı geçildi. En son Aralık 2021’de 18.3 lirayı aşan dolar/TL ardından devreye giren kur korumalı TL mevduat başta olmak üzere önlemlerle gerilemiş bu yıl ise 15 liranın altındaki seyrini sürdürmüştü.

Ancak dış etkiler, yüksek enflasyon, artan döviz ihtiyacıyla kur yönünü yeniden yukarıya çevirmiş görünüyor. Yıl boyunca talebin yüksek olduğu günlerde kamu bankaları ve Merkez Bankası’nın döviz satışı ile dengeleme çabasında olduğunu piyasa uzmanları sık sık tekrarlıyor ancak artık ne kadarlık bir satış yapıldığına dair resmi bir açıklama ise yapılmıyor.

Dünya’dan Şebnem Turhan’ın haberine göre, ekonomist Haluk Bürümcekçi tıpkı 2019 Mart ayında başlayan ve 128 milyar dolara kadar ulaşan rezerv erimesini takip ettiği gibi bu yıl yapılan değişimleri de verilerle ortaya koydu. Bürümcekçi’nin yaptığı hesaplamalara göre bu yılın ilk çeyreğinde yaklaşık 24 milyar dolar müdahale amaçlı satış yapıldı.

Bürümcekçi, rakamların son aylardaki döviz akımlarının önemli bir kısmı Merkez Bankası’na yönlendirilmesine rağmen bununla uyumlu bir toplam ve net rezerv birikimi sağlayamadığını yansıttığına işaret ederek rezervlerin sahiplik durumu açısından da bir iyileşme sağlanamadığını vurguladı.

IMF tanımlı net uluslararası rezerv için hesaplama yapan Bürümcekçi, reeskont kredileri, kur korumalı mevduatta döviz dönüşümü ve ihracat gelirinin belli yüzdesinin alınması başta olmak üzere rezervlere döviz girişi sağlandığını belirterek çıkışların ise KİT’lere satış, swaplar, Hazine işlemleri olduğunu belirtti. İhracat bedellerinin 18 Nisan’a kadar yüzde 25’inin Merkez Bankası’na satış zorunluluğu vardı. 18 Nisan’dan itibaren ise hem hizmet ihracatçıları sisteme dahil edildi hem de oran yüzde 40’a yükseltildi.

İhracat geliri hariç 17.1 milyar dolar artmalıydı

Bürümcekçi’nin hesabına göre reeskont kredilerinden ilk çeyrekte 4.9 milyar dolarlık bir katkı sağlandı rezervlere. KKM’de dövizden dönüşten gelen miktar ise yaklaşık 28.6 milyar dolar seviyesinde. KİT’lere 12.8 milyar dolar döviz satılırken swaplardan 2.4 milyar dolar düşüş, Hazine işlemlerinden ise 1.2 milyar dolarlık azalma var. İhracat bedellerinin yüzde 25’i hariç tutulduğunda uluslararası net rezervlerin 17.1 milyar dolar ilk çeyrekte artması gerekiyordu. Ancak resmi verilere göre artış 7.8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Yani 9.3 milyar dolar daha az artış oldu. Buna Bürümcekçi yaklaşık olarak her ay 5 milyar dolar seviyesinde ihracat bedeli eklendiğinde artışın yaklaşık 32.1 milyar dolar olması gerektiğini yani bunun da 24.3 milyar dolarlık fark yarattığını vurguladı.

Hesap bize yaklaşık olarak 24.3 milyar dolarlık rezervin kamu bankaları eliyle veya Merkez Bankası tarafından döviz piyasalarına müdahale için kullanıldığını gösteriyor. Bürümcekçi bir çok verinin şeffaf olarak açıklanmadığı için hesaplamalarda hata payı olabileceğine de işaret etti. Bürümcekçi, talebin fazla olduğu günlerde karşılamak için satışların yapıldığını dile getirerek bu yapılmasaydı dolar/ TL’deki seviyenin çok daha yüksek olacağını vurguladı.

Paylaşın

Gelir Eşitsizliğinin En Yüksek Olduğu Yer İstanbul

TÜİK’in açıkladığı verilere göre, İstanbul, gelir eşitsizliğinin en yüksek olduğu bölge olurken, Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli, gelir eşitsizliğinin en az olduğu bölge oldu.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması Bölgesel Sonuçları, 2021 verilerini yayımladı. Buna göre, en düşük gelir TRB2 olarak tanımlanan Van, Muş, Bitlis, Hakkari’de gerçekleşti.

Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2021 yılı sonuçlarına ilişkin gelir bilgileri, bir önceki takvim yılı olan 2020 yılını referans alınıyor. Gelir hesaplamalarında; hanehalkı gelirleri, hanehalkı büyüklüğü ve kompozisyonu dikkate alınarak eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine dönüştürülüyor.

Son yapılan araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 2021 yılında 37 bin 400 TL iken, bölgeleri itibarıyla en yüksek olduğu bölge 51 bin 765 TL ile İstanbul bölgesi oldu.

Fert geliri en düşük olan iller: Van, Muş, Bitlis ve Hakkari

Türkiye’de en düşük 20’lik grupta yer alan kişilerin fert geliri ortalama 11 bin 427 lira olurken en yüksek 20’lik grupta yer alan kişilerin ortalama fert geliri 87 bin 366 lira oldu. Bu rakam İstanbul’da en yüksek 20’lik grupta 130 bin 325 liraya çıktı. İstanbul’da en düşük 20’lik grupta yer alan kişilerin ortalama geliri 15 bin 814 lira oldu. Ortalama fert geliri en düşük olan Van, Muş , Bitlis ve Hakkari’de gelir 18 bin 275 lira olarak gerçekleşti.

Bu bölgeyi, 47 bin 595 TL ile İzmir bölgesi ve 46 bin 516 TL ile Ankara izledi. En düşük yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise 18 bin 278 TL ile Van, Muş, Bitlis, Hakkari’de gerçekleşti.

Gelir eşitsizliği en az Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli’de oldu.

P80/P20 oranı, en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik grubun gelirinin en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun gelirine oranı şeklinde hesaplanarak ve oran küçüldükçe gelir eşitsizliği azalıyor.

Son yapılan araştırma sonuçlarına göre P80/P20 oranı Türkiye’de 7,6 iken, bu değerin en düşük olduğu 4,1 ile Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli, 4,3 ile Zonguldak, Karabük, Bartın ve Bursa, Eskişehir, Bilecik oldu.

P80/P20 oranının en yüksek olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri ise 8,2 ile İstanbul, 7,7 ile Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan ve 7,2 ile Adana, Mersin oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli bölgesinde gerçekleşti.

İBBS 2. Düzey bölgelerinin herbiri için eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 50’sine göre hesaplanan yoksulluk sınırına göre, gelire dayalı göreli yoksulluk oranının en yüksek olduğu bölgeler; yüzde 14,4 ile Adana, Mersin, yüzde 13,7 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt ve Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan oldu.

Göreli yoksulluk oranı en düşük olan İBBS 2. Düzey bölgeleri ise yüzde2,2 ile TRB1 (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli), yüzde 6,5 ile TR41 (Bursa, Eskişehir, Bilecik) ve yüzde 7,7 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) olarak hesaplandı.

Paylaşın

Demirtaş: Halk Nefessiz Kalmışken, Aydınlar Aktif Tutum Almalı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, aydın, sanatçı, akademisyen ve gazetecilere yazdığı açık çağrı mektubunda gelecek seçimlerin önemine işaret etti ve aktif tutum alınması çağrısında bulundu.

Selahattin Demirtaş, “Bulunduğunuz yerden sesinizi yükseltmeniz, hiç kimsenin ve hiçbir kesimin dışlanmadan Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında yeniden inşa sürecine dahil edilmesini talep etmeniz çok önemli olacaktır. Ayrıca yaşanan yıkımın yol açtığı tahribatların daha da artmaması için kesintisiz şekilde sürece dahil olmanız, tam demokrasi talebinizi sürekli şekilde görünür kılmanız da çok acil bir toplumsal ihtiyaçtır. Halk bu kadar nefessiz kalmış ve adeta kan ağlıyorken aktif bir tutum almak sizler gibi aydınların tarihsel sorumluluğudur.” dedi.

Bu çerçevede, sivil toplum örgütlerinin ve siyasi parti genel başkanlarının imzasına açılacak bir “Demokrasi Sözleşmesi” yazılabileceğini belirten Demirtaş, “Aydınlar Heyeti” kurulabileceğini, “Bir Hayalimiz Var” adıyla bir konferans düzenlenebileceğini önerdi.

Selahattin Demirtaş, aydın, sanatçı, akademisyen ve gazetecilere bir çağrı mektubu yazdı. Eşi Başak Demirtaş aracılığıyla gönderdiği mektubunun tamamı şöyle;

“Beş yılı aşkın süredir siyasi rehine olarak cezaevinde tutulmama rağmen halka karşı duyduğum sorumluluğun gereği olarak zaman zaman düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşıyorum. Sizinle birlikte, çok sayıda aydın,sanatçı, akademisyen ve gazeteciye gönderdiğim bu mektubu da aynı motivasyonla kaleme alıyorum.

Elbette ki mektubumun bir muhatabı da kendilerine ulaşamadığım tüm değerli demokrat aydınlardır. Değerli arkadaşım, Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu uzun uzun anlatmaya gerek görmüyorum. Yaşananların zaten tanığı, bir yönüyle mağdurusunuz. Bulunduğunuz yerden bir arayış, bir çözüm umudu yaratma çabası içinde olduğunuzdan da eminim. Bununla birlikte, karşımızdaki zorbalığın elinde tuttuğu ve çılgınca kullanmaktan çekinmediği gücün yarattığı tehdidin de farkındayım. Bu durumla baş edebilmek için yürütülen özverili mücadeleleri de görüyor, takdir ediyorum.

Ancak içinde bulunduğumuz kritik sürece ilişkin yeni şeyler söylemenin önemini vurgulamak, bu doğrultudaki düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Elbette hiçbirimizin elinde sihirli değnek yok. Ülkemizin içinde bulunduğu kaos ve sürüklendiği çöküşten çıkışın biricik yolu farklılıklarımızla birlikte, ortak akılla hareket etmektir. Aynı denizde buluşan ayrı nehirler olarak akmak bir zaaf değil, demokrasinin gücü ve güzelliğidir.

‘Türkiye’nin aydınlık ve ortak geleceğine olan inancımız…’

İktidarın en çok çekindiği ve engellemeye çalıştığı şey de budur. Bu nedenle kesintisiz bir kirli propaganda çalışması yürüterek başta HDP olmak üzere tüm muhalif kesimleri düşmanlaştırmaya, kriminalize etmeye çalışıyorlar. Oysa muhalif kesimlerin hiçbiri ne halk ne de Türkiye düşmanıdır. Herkes, hepimiz tüm iyi niyetimizle ülkede yaşanan çöküşü durdurmaya, toplumu felaketten kurtarmaya çalışıyoruz. Kimliklerimiz, inançlarımız, siyasi görüşlerimiz birbirinden farklı olmasına rağmen Türkiye’nin aydınlık ve ortak geleceğine olan inancımız nedeniyle akla en uygun olanda yani demokrasinin temel ilkelerinde buluşmaya çalışıyoruz. Tüm bozma girişimlerine karşın bu doğrultuda önemli ve anlamlı mesafeler de alınmıştır. Bunu görmezden gelmediğimi belirtmeliyim.

Ne var ki gelinen aşamada, giderek büyüyen bir riskin de altını çizmek zorundayım. Muhalefetin farklı şekillerde bir araya gelme girişimleri henüz yeterince toplumsal heyecana, kolektif bir umuda yol açmamış, toplumun çoğunluğunu tatmin edememiştir. Kanımca bunun temel nedeni, köklü bir zihniyet devrimi ve yapısal değişiklikler yerine, genelde iktidar değişimini hedefleyen yetersiz yaklaşımlardır. Muhalefet, bu haliyle bir kısır döngü içindeymiş görüntüsü veriyor. Eski düşünce kalıpları ve yüz yıllık gereksiz korkular ile milliyetçi reaksiyonların rengini verdiği tutumlar hiçbirimize yeni bir yaşam vaat etmiyor.

Temel hedef, taktiksel iş birlikleriyle seçim kazanmaya çalışmak olmamalıdır. Tam tersine asıl hedef, seçimler aracılığıyla Cumhuriyet’i demokrasi temelinde yeniden inşa etmek olmalıdır. Sevgili dostum, 2023 yılında, Cumhuriyet’in ikinci yüz yılına girilirken ne yazık ki bir kez daha Kürtler, Aleviler ve farkli inanç grupları başta olmak üzere önemli toplum kesimlerinin ve sol, sosyalist güçlerin sürecin dışında tutulmaya çalışıldığını gözlemliyorum. Bunun bir nedeni, iktidarın hedefi haline gelmenin yarattıği çekingenlik olsa da asıl nedenin, sorunlara geçmiş kodlarla yaklaşmak olduğu düşüncesindeyim.

Bunca deneyim, sorgulama ve tartışmaya rağmen resmî ideoloji sınırlarının dışında, devletçi ve milliyetçi anlayışın ötesinde yeni bir perspektif ortaya konulamıyor. Oysa Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Kürtler, Aleviler ya da çeşitli inanç grupları ile kimlikler Türkiye’nin ana unsuru, parçası, sahibidir. On milyonlanı bulan nüfuslarıyla eşitliğe, özgürlüğe, hakkaniyetli bir yaklaşıma her halk, her yurttaş kadar layıktırlar. Tüm baskılara ve akıl almaz zorlamalara rağmen Kürtler halen birlikte, yan yana yaşama taraftarıdır. Bugün Türkiye’de iddianameler ve ceza kararları dışındaki tek bir belgede Kürt sözcüğü geçmez.

Yani yirmi milyon Kürt resmiyette yoktur, yüz yıldır üstü çizilmiştir. Bizim de israrla altını çizmemizin nedeni budur. Kürt sorununun çözümünü sırf ben Kürt olduğum için değil, bu sorun çözülemezse ülkeye demokrasinin gelmesi mümkün olamayacağı için çok önemli görüyorum. Hakeza Alevi yurttaşlarımızın, neredeyse devletin tümünden dışlanmış olmaları, Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında yeniden inşa sürecine eşit yurttaşlık talebiyle katılmalarını zorunlu kılmaktadır. 1923’ten sonra 2023’te de Kürtlerin, Alevilerin ve diğer kesimlerin yok sayılmaları demokrasiyi kurmayı imkansız hale getirir.

Zaten böyle bir yaklaşımın kendisi demokrasiye temelden aykırıdır. Kürt sorunu dahil tüm temel demokrasi sorunlarında beklentimiz seçim döneminde nihai çözüm sağlanması değil elbette. Çözüm, bir süreç ve kapsamlı bir demokratikleşme işidir. Ancak daha en baştan ortaya konulacak tutum hem seçimin kaderini belirleyecek hem de seçimler sonrasında gerçek demokrasinin ve büyük barışın önünü açacaktır. Bu anlamıyla Kürt sorunu, demokratik tutum açısından bir turnusol niteliğindedir. Bizler Kürt siyasetçiler olarak sorunlarımızı diyalogla, müzakere yöntemiyle, barış içinde çözmek için gayret ediyoruz.

Eksiklerimizin, hatalarımızın olduğunun farkındayız. Bu çerçevede her zaman özeleştirisel bir tutum sergilemekten hiç geri durmadık. Önemli olan çözümün önünü açmak, demokrasi mücadelesine katkı sunmaktır, derdimiz bir suçlu bulmak, birilerini sorumlu tutmak değildir. Bununla birlikte tüm siyasi kesimlerin geçmişle yüzleşmelerini ve özeleştirisel yaklaşmalarını da bekliyor, bunu önemsiyoruz.

Değerli arkadaşım, ülkemizin içinde bulunduğu koşullarda sizin gibi değerli aydınların, yazarların ve sanatçıların çok önemli bir rol oynayabileceği düşüncesindeyim. Sizler toplumun vicdani, ortak aklı ve hakkaniyetin sesi olarak ülkemizin içinde bulunduğu tıkanıklığın aşılmasına katkı sunabilirsiniz. Tarihi bir fırsatın heba edilmesine engel olabilir, demokrasinin inşasını kolaylaştıracak birlik zeminini yaratabilirsiniz. Olası bir yanlış anlaşılmayı önlemek için belirtmem gerekir ki kastettiğim şey, muhalefetin tek bir ittifakta buluşması değildir.

Toplumsal ve siyasal muhalefetin demokrasi paydasında gönül birliği, söz birliği etmesidir. Bu doğrultuda, bulunduğunuz yerden sesinizi yükseltmeniz, hiç kimsenin ve hiçbir kesimin dışlanmadan Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında yeniden inşa sürecine dahil edilmesini talep etmeniz çok önemli olacaktır. Ayrıca yaşanan yıkımın yol açtığı tahribatların daha da artmaması için kesintisiz şekilde sürece dahil olmanız, tam demokrasi talebinizi sürekli şekilde görünür kılmanız da çok acil bir toplumsal ihtiyaçtır. Halk bu kadar nefessiz kalmış ve adeta kan ağlıyorken aktif bir tutum almak sizler gibi aydınların tarihsel sorumluluğudur.

Elbette neler yapacağınızı, neler yapabileceğinizi en iyi siz bilirsiniz. Ancak yine de öneri sunmam gerekirse yazılarınızla, sosyal medya mesajlarınızla, panel ve söyleşi gibi etkinliklerinizle, yayımlayacağınız deklarasyonlarla, röportaj veya kısa videolarla, belki tüm sivil toplum örgütleri ve siyasi parti genel başkanlarının imzasına açacağınız “Demokrasi Sözleşmesi” gibi aktivitelerle sistemli, örgütlü bir aydın hareketini hayata geçirerek Cumhuriyet’in ikinci yüz yılını demokrasi ile taçlandırmaya çok kıymetli katkılar sunmuş olursunuz.

‘Aydınlar heyeti’ önerisi

Hepimizin hayalindeki aydınlık yarınlara bir adım daha yaklaşılmasını sağlarsınız. Seçim öncesi ve sonrası tüm bu tarihi süreçlerin hem gözlemcisi hem destekçisi hem denetçisi olursunuz. Oluşturacağınız “Aydınlar Heyeti” ile tüm gelişmeleri, siyasi aktörler dışında üçüncü göz olarak yakından takip edersiniz. Ya da “Bir Hayalimiz Var” adıyla bir konferans düzenler ve hepimizi, siyasal ve toplumsal muhalefeti o konferansta, o hayal etrafında buluşturur, birlikte mücadele ve beraber inşa ortamı yaratırsınız. Sizin de paylaştığınıza inandığım ortak hayalimiz olan gelecek Türkiye’sinde teklik değil, çok kültürlülük, çok dillilik var.

Tek adam yerine çoğulculuk var. Emeğin acımasızca sömürüsüne karşı hakça paylaşım var. Kadınlar eşit, özgür ve güçlüdür bizim hayalimizde. Devlet çetelerin yuvası değil, halkın hizmetkarıdır. Yerinden yönetim modelleriyle her yurttaş söz ve karar sahibidir. Bizim hayalimizdeki Türkiye, çiçek bahçesi gibidir ve herkes kendi kimliğiyle, inancıyla, yaşam tarzıyla özgürce yer alır bu bahçede. Hepimizin kendimiz kalarak bir olması vardır.

Tek ırk değil, tek yürek olmaktır hayalimiz. Özgürlükçü laiklik sayesinde inanç özgürlüğü de vardır hayalimizde, dinlere saygı da. Doğa emrimize amade değildir, biz doğanın parçasıyızdır. Silah, çatışma, kan, göz yaşı yoktur; onurlu barıştır hayalimiz.. Hayallerimizi paylaşan herkesle yan yana durabilmeliyiz. Biz bunda kararlıyız. Cesuruz, samimiyiz. Kimsenin kaybetmediği, ötekileştirilmediği, zulüm görmediği yeni bir yaşamdır hayalimiz. Kıymetli dostum, Nasıl bir seçim Süreci yaşayacağımızın, hatta seçimi yaşayıp yaşayamayacağımızın bile belli olmadığı bu olağanüstü dönemde hepimizin tutumu da olağanın üstünde, alışılmışın dışında olmalıdır.

Seçim ve sandık güvenliği dahil tüm konularda sizlerin çağrıları, yönlendirmeleri, yaratacağı motivasyon hayati derecece önemli olacaktır. Bu konularda en aktif tavrı alacağınızdan şüphe duymuyorum. Bu mektubu size, sevgili hayat arkadaşım Başak aracılığıyla ulaştırıyorum. Kendisine ileteceğiniz görüş, öneri ve eleştirilerinizi almaktan büyük mutluluk duyacağımı bilmenizi isterim.

Tarih her birimize onurlu sorumluluklar yüklemişken sizin de cesaret ve kararlılıkla tarihsel rolünüzün gereğini yerine getirmekten bir an olsun çekinmeyeceğinize yürekten inanıyor, eğer varsa ortak hayallerimiz, bunun için tüm olanaklarınızla katkı sunmanızı diliyor, özgür yarınlarda görüşebilmek umuduyla en sıcak selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Hücre arkadaşım ve Diyarbakır halkının yüzde 63 oyuyla belediye başkanı seçilmesine rağmen dört ay içinde görevden alınarak yerine kayyum atanan, yetmezmiş gibi, bir kumpasla hapsedilen Dr. Adnan Selçuk Mızraklı’nın da içten selamını iletiyorum.”

Paylaşın

Hazine’nin Nakit Açığı 66,8 Milyar Liraya Yükseldi

2022 yılının ilk 4 ayında Hazine’nin nakit açığı 66,8 milyar liraya yükseldi. Nakit dengesi, geçen sene nisanda 13,3 milyar lira, ocak-nisan döneminde 2 milyar lira açık vermişti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2022 yılı Nisan ayı “Hazine nakit gerçekleşmeleri” verilerini dün akşam açıkladı. Buna göre, nisanda Hazine nakit dengesi, 43,7 milyar TL açık verdi.

Yılın ilk 4 ayında Hazine’nin nakit açığı 66,8 milyar TL’ye yükseldi. Nakit dengesi, geçen sene nisanda 13,3 milyar TL, ocak-nisan döneminde 2 milyar TL açık vermişti.

Sözcü’nün aktardığına göre nisan ayında Hazine’nin gelirleri 182,1 milyar TL olurken, giderleri 226,4 milyar TL olarak kayıtlara geçti.

2022’de faiz gideri 93 milyar lira oldu

Hazine’nin faiz giderleri nisanda 15,3 milyar TL olurken, yılın ilk 4 ayında toplam faiz gideri 93 milyar TL’ye ulaştı. Faiz ödemeleri geçen sene nisanda 12,7 milyar TL, ocak-nisan döneminde 57,9 milyar TL olmuştu.

Nisanda faiz dışı nakit açığı 29 milyar TL oldu. Yılın ilk 4 ayında faiz dışı denge, 24,5 milyar TL fazla verdi. Net borçlanma ise nisanda 20,7 milyar TL, ocak-nisan döneminde 82,3 milyar TL oldu.

Paylaşın

Erdoğan, 20 İlin Valisini Değiştirdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 ilin valisini değiştirdi. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Valiler Kararnamesi ile 9 ilin valisi görevden alınarak yerlerine yeni vali atandı. 10 ilin valisi ise yer değiştirdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı Valiler Kararnamesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Valiler Kararnamesiyle 10 ilin valisi yer değiştirdi, 9 ile yeni vali atandı. Görevden almalar ve atamalar şöyle;

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı Afyonkarahisar Valisi, İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Nurtaç Arslan Bartın Valisi, Edirne Valisi Ekrem Canalp Batman Valisi, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdür Vekili Erkan Kılıç Bolu Valisi,

Mersin Valisi Ali İhsan Su Diyarbakır Valisi, İller İdaresi Genel Müdürü Hüseyin Kürşat Kırbıyık Edirne Valisi, Malatya Valisi Aydın Baruş Isparta Valisi, Mülkiye müfettişi Tuncay Akkoyun Karaman Valisi, Afyonkarahisar Valisi Gökmen Çiçek Kayseri Valisi,

Çankaya Kaymakamı Hüdayar Mete Buhara Kırşehir Valisi, Mülkiye başmüfettişi Birol Ekici Kırklareli Valisi, Batman Valisi Hulusi Şahin Malatya Valisi, Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan Mersin Valisi, Kağıthane Kaymakamı Mustafa Koç Niğde Valisi, Niğde Valisi Yılmaz Şimşek Sivas Valisi,

Sivas Valisi Salih Ayhan Şanlıurfa Valisi, Kırklareli Valisi Osman Bilgin Şırnak Valisi, Gaziosmanpaşa Kaymakamı Numan Hatipoğlu Tokat Valisi, Teftiş Kurulu Başkanı Turan Ergün Uşak Valisi, Tokat Valisi Ozan Balcı Van Valisi olarak görevlendirildi.

Paylaşın

‘ABD İle Türkiye Arasında Silah Anlaşması’ İddiası

ABD Başkanı Joe Biden’ın NATO müttefiki Türkiye ile F-16 savaş uçakları için donanım ve yazılım güncellemelerini de içeren küçük kapsamlı bir silah anlaşmasının onaylanması amacıyla Kongre’ye gayri resmi yoldan bilgi verdiği iddia edildi.

Paketle ilgili haber ilk olarak bugün Wall Street gazetesinde yer almıştı. Haberi daha sonra Reuters haber ajansı da verdi.

Reuters’a konuşan kaynaklar silah paketinin Ankara’nın mevcut bir talebi olduğunu ve AIM-120 orta menzilli havadan havaya ve sidewinder füzelerin yanı sıra F-16 savaş uçakları için donanım ve yazılım güncellemelerini içerdiğini bildirdi.

Kongre’nin bilgilendirilmesi, Kongre üyelerine ABD müttefiklerini alenen rahatsız etmekten kaçınmak için potansiyel silah satışlarını sessizce sorgulama veya durdurma fırsatı veren gayri resmi bir sürecin parçası.

Reuters’a konuşan bir kaynağa göre paketin 300 milyon dolar değerinde olacağı sanılıyor. Paketin Türkiye’nin geçen Ekim ayında ABD’den talep ettiği ve 40 Lockheed Martin F-16 jeti ile mevcut jetler için 80 modernizasyon kitinin bulunmasını istediği milyarlarca dolarlık silah güncelleme anlaşmasından ayrı olduğu belirtiliyor.

Reuters, Dışişleri Bakanlığı’nın Kongre’ye resmi bilgilendirme yapılmadan kamuoyuna açıklama yapamayacağını söylediğini aktardı.

Dışişleri Bakanlığı’nın bir sözcüsü, ‘‘ABD ve Türkiye uzun süredir devam eden derin savunma bağlarına sahip. Türkiye’nin NATO’daki işbirliği kapasitesini sürdürmesi öncelik olmaya devam ediyor’’ diye konuştu.

Kongre, Türkiye’nin Rusya’dan S-400 savunma sistemleri almasının ardından 2019 yılında Türkiye’yi F-35 savaş uçağı üretim projesinden çıkarma kararı almıştı.

ABD’deki bazı uzmanlara göre, Ukrayna’nın Rusya tarafından işgalinin ardından ABD’nin yeniden Türkiye’ye silah satışına izin vermesi konusunda yeni bir fırsat ortaya çıkabilir.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınayan ve Moskova’nın itirazına rağmen Ukrayna’ya SİHA satan Türkiye’ye karşı ABD’nin silah sevkiyatı konusunda eski katı tutumunu gevşetmesi bekleniyor.

Biden yönetimi bu konuda resmi olarak bir açıklama yapmasa bile ABD Dışişleri Bakanlığı, mart ayında bir grup Kongre üyesine gönderdiği mektupta, Türkiye ile “münasip savunma ticaret bağlarını” savunan bir görüş bildirmişti.

Paylaşın

Ziraat Türkiye Kupası’nda Finalin Adı Belli Oldu

Sivasspor ile Alanyaspor, Ziraat Türkiye Kupası Yarı Final rövanş maçında karşı karşıya geldi. Müsabaka 1-1 beraberlikle sonuçlandı. İlk maçı 2-1 kazanan Sivasspor finale yükseldi ve Kayserispor’un rakibi oldu.

Haber Merkezi / Mücadelenin ilk 45 dakikasında gol sesi çıkmazken perdeyi 78. dakikada Famara Diedhiou açtı ve Alanyaspor 1-0 öne geçerek toplam skora dengeyi getirdi. Sivasspor bu gole 88. dakikada Hakan Arslan’la yanıt verdi ve skor 1-1’e geldi.

Ziraat Türkiye Kupası finali, 26 Mayıs Perşembe günü Sivasspor ile Kayserispor arasında Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanacak.

Karşılaşmadan dakikalar

4. dakikada Uğur Çiftçi sol kanattan kale dibindeki Kayode’ye yerden sert bir orta yaptı, Kayode vurdu, kaleciden seken top yine Kayode’ye çarpıp, ağlarla buluştu. Fakat gol ofsayt gerekçesiyle geçerli sayılmadı.

13. dakikada Efecan sol taraftan ortayı yaptı, ceza alanı sağ çaprazında Eduardo vurdu, top dışarda. 21. dakikada sol kanattan kullandığı köşe vuruşunda Novais yerden ortaladı, ceza alanı içinde Emre Akbaba tekte vurdu fakat çerçeveyi bulamadı.

31. dakikada Eduardo ceza alanı sağ çaprazından vurdu top yandan dışarda. 38. dakikada Gradel ceza sahasına girmeden sol çaprazdan uzak direğe şansını denedi ancak top yandan auta gitti. 40. dakikada Ali Şaşal’dan seken topu Eduarda geriye çıkardı, Candeias vurdu top üstten dışarda.

51. dakikada sol kanatta Uğur Çiftçi, Gradel’i gördü, Gradel ceza alanı çizgisi üzerinde rakibinden sıyrılıp yerden şansını denedi fakat aut. 52. dakikada Eduarda ceza yayının civarından şansını denedi, Ali Şaşal kornere çeliyor topu.

78. dakikada sol kanattan Oğuz Aydın kafasını kaldırdı, ceza alanına baktı, ortasını yaptı ve Diedhiou müthiş yükseldi, yerden sektirerek vurduğu topu ağlara gönderdi. 88. dakikada Gradel korneri kullandı, arka direkte Kayode indirdi, Hakan Arslan tamamladı. 1-1

Stat: Yeni 4 Eylül

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Aleks Taşçıoğlu, Deniz Caner Özaral

Sivasspor: Ali Şaşal, Appindangonye, Caner, Ahmet Uğur, Ulvestad (Cofie dk. 90+9), Hakan, Erdoğan (Sefa dk. 90+7), Fajr (Goutas dk. 90+3), Gradel, Yatabare (Konate dk. 90+3)

Alanyaspor: Marafona, Furkan (Tayfur dk. 60, Oğuz dk. 71), Milinovic (Awazeim dk. 69), Juanfran, Borja, Fer, Novais, Efecan, Emre, Candeias (Efkan dk. 89), Eduardo (Diedhiou dk. 72)

Goller: Hakan (dk. 88) (DG Sivasspor), Diedhiou (dk. 78) (Aytemiz Alanyaspor)

 

 

Paylaşın

‘Konut Paketi’ Yüksek Fiyatlara Çözüm Olmaz

Konut inşaatlarında yavaşlama ve fiyatlarda yıllık yüzde 100’e ulaşan artışların ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan vatandaşları konut sektöründeki dalgalanmalardan korumak amacıyla üç yeni paket açıkladı ancak, sektör temsilcileri tedbirlerin konut fiyatlarını aşağı çekmede başarılı olacağından şüpheli.

T24’ün Reuters’tan aktardığı analize göre, konut sektörüne yönelik yeni paketler sonrası satışlarda artış beklentisi oluştuğu, ancak söz konusu paketlerin fiyatlarda istenen dengelenmeye çözüm olmayacağı belirtildi.

Sektör temsilcileri, yüzde 1’in altındaki kredi faizi imkânının konut piyasasına canlılık getireceğini ve birinci el satışlara yüzde 20 civarında olumlu katkı sağlayabileceğini belirtirken; artan maliyetler, liradaki değer kaybı ve yeni konut arzındaki zayıf seyir nedeniyle kısa vadede konut fiyatlarındaki yükselişin kontrol altına alınmasının ise zor olduğuna dikkat çekiyor.

Hükümet, açıkladığı tedbirler kapsamında konut üreticilerine belli şartlar altında ucuz finansman sağlayarak konut arzını artırmayı ve bu sayede fiyatları dengeye oturtmayı amaçlıyor. Ancak yüzde 40 tamamlanma oranına ulaşmamış projelerin kapsam dışında bırakılması ve yüzde 70 resmi enflasyon ortamında fiyatların bir yıl sabit tutulması şartı, firmaların bundan yararlanmasını, dolayısıyla da düzenlemenin amacına ulaşma şansını azaltıyor.

Öte yandan, paketlerin açıklanmasının hemen ardından konut fiyatlarında ani artışlar yaşandığına yönelik kamuoyunda eleştiriler yükselirken, Maliye Bakanı Nureddin Nebati de Twitter’dan yaptığı açıklamada bazı internet sitelerinde “birtakım fırsatçıların” konut fiyatlarında fahiş artışlar yaptıkları uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Pazartesi günü Kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada, vatandaşları konut sektöründeki arızi dalgalanmadan korumak amacıyla bir dizi tedbiri hayata geçirme kararı aldıklarını belirterek, sektöre yönelik 3 paket açıklamıştı.

Paketlerden ikisi konut alacaklara belli şartlar altında yüzde 1’in altında faizle uzun vadeli kredi imkanı sağlarken; paketlerden biri kapsamında ise inşaat firmalarına belli kriterleri karşılayan konut projelerinin tamamlanması için uzun vadeli finansmana erişim imkanı sunuldu.

Buna göre, asgari yüzde 40’ı tamamlanmış ve yüzde 50’si satılmamış inşaat projelerine, 1 yıl boyunca konut satış fiyatını sabit tutma taahhüdü karşılığında finansman sunulacak.

TCMB verilerine göre, konut fiyat endeksi şubatta bir önceki aya göre yüzde 13.5, bir önceki yılın aynı ayına göre de yüzde 96.4 artış gösterdi. Yeni konutlarda ise fiyat endeksi Türkiye genelinde yıllık yüzde 102.2 artarken; artış oranı İstanbul’da yüzde 114.6, Ankara’da yüzde 119.5 olarak gerçekleşti.

Satışlarda artış beklentisi

Konut sektörüne yönelik projeler geliştiren Babacan Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Babacan, “Faiz oranının yüzde 0.99 olmasıyla, konut ihtiyacı olmayanlar için bile konut büyük bir yatırım aracı olacak. Enflasyon oranının yüzde 70’lerde gittiği bir ortamda yıllık yüzde 12 ile borçlanabilmek büyük imkan” dedi ve ekledi:

“Bu fırsatı kullanmak isteyenlerin yaratacağı taleple satışlarımızın geçen aylara göre en azından yüzde 20-25 oranında artışla başlayıp yukarı doğru gideceğini düşünüyorum.”

Konut alıcılarına yönelik önemli desteğe karşın konut üreticilerine yönelik finansman paketinin ise ihtiyacı karşılamada eksik kaldığını belirten Babacan, yüzde 40 tamamlama şartı nedeniyle birçok projenin kapsam dışında kaldığına dikkat çekti.

Asıl ihtiyaç duyulanın yeni projelere destek verilmesi olduğunu belirten Babacan, ancak bu sayede piyasadaki stok seviyesinin yükseltilerek konut fiyatlarının da dolaylı olarak regüle edilebileceğini söyledi.

Babacan, “Başladığımız 1,000 konutluk yeni projemiz var. İnşaatta yüzde 20 seviyelerinde olduğumuz için bu destekten yararlanamayacağız. Ayrıca çekmecede tuttuğumuz 8-9 proje var. Yeni başlayacak projelere teşvik olsaydı, bu finansman imkanını kullanıp başlayabilirdik. Bizim durumumuzda birçok firma var” dedi ve ekledi:

“Bankadan finansman temin etmek istediğimizde kredi maliyeti yaklaşık yüzde 30 bandında. Öte yandan bankalar zaten Merkez Bankası son dönemde kredilerdeki karşılık tutarını artırıp piyasayı sıkılaştırdığı için kredi verme konusunda çok isteksiz. İnşaat sektörü olarak bankalardan finansman bulamıyoruz. Kendi öz kaynaklarımızla sınırlı şekilde hareket etmeye çalışıyoruz.”

Yüzde 40 bareminin esnetilmesi beklentisi

İstanbul İnşaatçılar Derneği Başkanı Nazmi Durbakayım da yüzde 40 bareminin esnetilmesi beklentisine işaret ederek, “Ruhsatını almış ya da başlamış projeleri içine alacak şekilde genişletilirse çok daha faydalı olur. Hem istihdam hem de üretim anlamında” diye konuştu.

Birçok oyuncunun şartlardan dolayı sektörden çekildiğini belirten Durbakayım, “Bu kararlardan, sektöre uzun yıllarını vermiş ancak son yıllardaki şartlardan dolayı mali yapısı bozulmuş firmaların da faydalanabilmesi adına gereken düzenlemelerin yapılacağını ümit ediyoruz” dedi.

Öte yandan bazı konut üreticileri ise, diğer kriterleri karşılıyor olsalar bile fiyatları 1 yıl boyunca sabit tutma şartının yüksek enflasyon ve maliyet atışı ortamında uygulanabilir olmadığına işaret ediyor.

Konut üreticisi Mint’in Kurucu Ortağı Sefer Altıoğlu, “İnşaat maliyet artışı aylık ortalama yüzde 10’larda. Ucuz krediden faydalanacağım diye örneğin önümüzdeki sekiz ayda görünen kabaca yüzde 80 maliyet artışına nasıl katlanacağım? Bu çok kabul görebilir değil” diye konuştu.

TÜİK verilerine göre, inşaat maliyet endeksi martta bir önceki aya göre yüzde 9.58, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 101.57 artış kaydetti.

Altıoğlu, “Biz bu ortamda yeni projelere girme konusunda iştahlı değiliz. Çünkü birincisi maliyetler henüz öngörülebilir değil. İkincisi maliyet artışları devam ederse bunu satacağımız alım gücü nerede? O soruların cevabı net değil” diye konuştu.

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a ‘Gibi’li Gönderme

Partisinin genel merkezinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan DEVA Lideri Babacan, ekonomi üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirerek ‘Gibi’ dizisinde yer alan bir replikle karşılık verdi.

Haber Merkezi / Babacan, şöyle devam etti: “Sayın Erdoğan ‘Ben ekonomiyi, her şeyi çok iyi biliyorum’ diyor. Etrafında da tek bir bilen yok. E Beştepe’de sağına soluna bakınca haklı tabii. Popüler dizideki repliği şöyle bir hatırlayalım: ‘Kimsenin hiçbir şey bilmediği bir yerde, bir insan her şeyi bilebilir.’ Tüm bu yaşananların sonuçlarını çok yakında görecekler. Seçim günü hep beraber mührü damlaya vurduğumuzda, Beştepe’de birileri yerinden zıplayacak. Tüm dünya DEVA Partisi’ni konuşacak.”

Demokrasi Ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Enflasyonu ve konut paketini değerlendiren Babacan’ın gündeminde partisinin düzenleyeceği ilk miting vardı.

“Daha ilk mitingimizde bize engeller çıkartmaya çalışıyorlar. Mitingimizden korktular. Valilikten talep ettiğimizde onay verdikleri miting alanını, 3 gün sonra alelacele iptal ettiler” diyen Babacan, “Elimizde ilgili yazışmaların hepsi var” dedi ve elindeki evrakları tek tek gösterdi.

DEVA Partisi’nin Gaziantep Demokrasi Meydanı’na yaptığı başvurunun önce onaylandığı evrakı gösteren Babacan, yaşanan süreci şu ifadelerle anlattı:

“Gaziantep’teki mitingimizi Demokrasi Meydanı’nda yapmak için Valilik’ten talepte bulunuyoruz. Tarih 29 Nisan. Gaziantep Valisi kendi el yazısı ile ‘Uygun’ notunu düşüyor. Arkadaşlarımız, 2 Mayıs’ta mitingimizin tarihini ve yapılacağı meydanı tüm Gaziantep’e duyurmaya başlıyor. Bu duyuru, il genelinde büyük ses getiriyor.  Ne oluyorsa, bu duyurudan sonra oluyor. Korku dağları sarıyor. Duyurunun hemen ardından birilerinin elleri ayaklarına dolaşıyor.

Tarih 2 Mayıs. İlk yazının üzerinden 3 gün geçmiş. Aynı evrakta ‘uygun’ ifadesinin yanına ‘değil’ ifadesini eklemişler. Yazı olmuş ‘Uygun değil’. El yazısı aynı kişinin. Ancak kalem farkından ‘değil’ ifadesinin sonradan eklendiğini açık seçik görüyorsunuz. Bizim miting duyurumuzdan yarım saat sonra Valilik’ten ‘O meydan olmuyor’ diye telefon geliyor. Yahu kendi verdiğiniz yazıyı ne oldu da değiştirdiniz? Kimden ne telefon aldınız, nasıl bir baskı gördünüz? Devletin valisi bu hale düşürülür mü? Gelip geçici iktidarların elinde oyuncak edilir mi bir vali?

Demokrasi Meydanı için önce uygun dediler, sonra da evrakta karalama yaparak vazgeçtiler. Bunlar, Demokrasi Meydanı’nda demokrasiyi katlettiler. Cumhurbaşkanı, çıkıp meclis kürsüsünden ‘görevimi tarafsızca yapacağım’ diye yemin edip, daha sonra bir partinin genel başkanı olursa devletin içine düşeceği durum bu olur. Meydan iktidar partisine açık, bize kapalı.

Akılları fikirleri ‘Aman DEVA görülmesin, aman DEVA duyulmasın’. Gaziantep’te talep ettiğimiz dört alanın dördünü de reddettiler. Şimdi de bize, sözüm ona ulaşımı zor, daha önce hiçbir siyasi organizasyonun yapılmadığı bir meydanı uygun görüyorlar. Gaziantep’te yaşayanların bile çoğunun bilmediği, uzun uzun tarif edilmesi gereken bir meydanı bize veriyorlar.

‘Mitingi Fizan’da yapın deseniz yaparız’

Bu iktidar, bizi hedef alarak seçim yasasını değiştirdi. Seçimlere kendi logomuzla gireceğimiz açıkladık, işi bitirdik. Şimdi de ilk mitingimizin yeriyle ilgili zorluklar çıkararak bizi yıldıracaklarını sanıyorlar. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Hodri meydan. Gaziantep’te öyle bir teşkilatımız var ki, bırakın Kalealtı’nı, gidin mitinginizi Fizan’da yapın deseniz bizim teşkilatımız bunu da yapar. DEVA Partisi’ne gönül vermiş vatandaşlarımız da gider katılır.

Demokrasi Meydanı’nda miting yapmamızı engelleyenler, şunu iyi bilsin. Antep’in her yeri anamızın aşı, tandırımızın başıdır. O mitingi verdikleri en ücra köşede bile en geniş katılımla yapacağız. Meydanlarda nutuklar atıp içeride başka işler tuttuğunuzu millet görmüyor sanmayın. Sizin dışınız kalaylı, içiniz vayvaylı olabilir.  Çok şükür, bizim içimiz de kalaylı, dışımız da kalaylı.

Beştepe’ye sesleniyorum. Boşuna valilere baskı yapmakla uğraşmayın. Buyurun işte, ben buradayım. Ne istiyorsanız yüzüme söyleyin. Devletin imkânlarını kullanarak bizi durduramazsınız. Biz 21 Mayıs’ta Antep’teyiz. Gaziantep sokaklarını ‘Demokrasi, Atılım, Derhal, Bugün!’ diye inleteceğiz.

Size en iyi cevabı önce Gaziantep halkı, sonra da tüm Türkiye verecek. Antep’in, Türkiye’nin tüm meydanlarını ‘demokrasi meydanı’ yapacağız. Bundan böyle DEVA Partisi’nin olduğu her meydan Demokrasi Meydanı’dır.  Bütün Gaziantepli hemşerilerimizi şimdiden mitingimize davet ediyorum.”

Babacan’ın gündeminde ekonomi de vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Gibi dizisinde yer alan bir replikle karşılık veren Babacan şöyle devam etti:

“Sayın Erdoğan ‘Ben ekonomiyi, her şeyi çok iyi biliyorum’ diyor. Etrafında da tek bir bilen yok. E Beştepe’de sağına soluna bakınca haklı tabii. Popüler dizideki repliği şöyle bir hatırlayalım: ‘Kimsenin hiçbir şey bilmediği bir yerde, bir insan her şeyi bilebilir.’ Tüm bu yaşananların sonuçlarını çok yakında görecekler. Seçim günü hep beraber mührü damlaya vurduğumuzda, Beştepe’de birileri yerinden zıplayacak. Tüm dünya DEVA Partisi’ni konuşacak.

Bir karşılaştırma yapalım. 2010 yılında İstanbul’da kaç paraya ev satın alınabiliyordu? Gaziosmanpaşa: 100 bin lira. Ataşehir, Ümraniye, Fatih: 140 bin lira. Kadıköy, Şişli: 200 bin lira. Konut kredisi faizlerinin aylık %0,6 olduğu dönemleri yaşadık. Dolar 1 lira 50 kuruş. En düşük memur maaşı 1300 lira. Dolara endeksleyin, en düşük memur maaşının bugün 13 bin lira olması gerekiyor. Orta gelirliler, 5-10 yıllık maaşıyla ev sahibi olabiliyordu.

‘Konut paketine sığmayacak hayalleri gerçekleştirdik’

Sayın Erdoğan konut paketi açıklıyor ya. Biz onun açıkladığı pakete sığmayacak hayalleri gerçekleştirdik. Milletimizin de bundan faydalanmasını sağladık. Bunu bilimle, istişareyle, dürüst ve ehil kadrolarla yaptık. İnsanlar uygun fiyatlara ev sahibi, araba sahibi oldu.

Erdoğan’ın açıkladığı paket, konut fiyatlarını daha da artıracak bir paket. Merkez Bankası para basarsa enflasyon olacağını bilmiyor musunuz? Nitekim paket açıklandığı anda, konut fiyatlarında ciddi bir sıçrama oldu. Satacak kişiler ‘Demek ki enflasyon geliyor’ dedi. Şimdi onlara ‘fırsatçı’ diyorlar. Ya siz hesap kitap bilmezsiniz ama millet biliyor. Merkez Bankası’na parayı bastırdığınızda enflasyon artacağını herkes biliyor. Bunun için fiyatlar artıyor.

Para basma alışkanlığı tam bir hastalık. Uyuşturucu bağımlılığı gibi bir şey. Bu hükûmet tam da bunun içine düştü. O Kur Korumalı Mevduat hesaplarıyla ilgili farkları nereden ödeyecekler? Hazine’den bankalara kâğıt vereceklerini söylüyorlar. O kâğıt para ediyor mu? Etmiyor. Banka o o kâğıdı ne yapacak? Merkez Bankası’na gidip nakit isteyecek. Merkez Bankası o nakdi nereden bulacak? Para basacak. Üç soruda cevabı buluyorsunuz.

‘Paradan altı sıfırı attık, bir sıfırı atmak bir şey değil’

34 sene bu ülke para basmaya alışmış. Onun için kur sürekli artmış. Parada sıfır arkasına sıfır eklenmiş. Paradan altı sıfırı attık. Bir sıfırı atmak bir şey değil. Önemli olan fiyat artışını frenlemek ki vatandaşın satın alma gücü artsın. Bunun da yolu Merkez Bankası’nı bağımsız yapmak.

Korkarım ki arka arkaya aldıkları yanlış kararlar ülkeyi devalüasyon-enflasyon sarmalına sokacak. Biz en geç 6 ayda bu işi toparlarız. En büyük hasar da olsa gelir çözeriz. 2001-2002 krizini de 2008-2009 krizini de biz çözdük. Gene yaparız.

TOKİ’nin eline vermişler bir imar yetkisi, TOKİ olmuş rant üretme mekanizması. TOKİ ‘Ben buranın emsalini değiştirdim, 5 katlı yeri 15 kat yaptım’ diyor ve şehirler ucube oluyor. Kaç şehirde görüyoruz. 5-6 katlı yapılaşmanın yanında sivri sivri TOKİ binaları. TOKİ kendi imar planını kendi yapıyor, değiştiriyor ve rantı dağıtıyor. TOKİ’nin rant kapısı olmasına izin vermeyeceğiz. TOKİ’nin amacı dar gelirli vatandaşa konut edindirmektir. Belediyelere ait sosyal konut stoku oluşturacağız. Uygun koşullu ‘sosyal konut kiralama’ uygulamasını hayata geçireceğiz.”

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Rezervleri 2 Milyar 51 Milyon Dolar Azaldı!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Haftalık Para ve Banka İstatistikleri yayımlandı. Buna göre, 29 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 697 milyon dolar azalışla 65 milyar 398 milyon dolara düştü. Brüt döviz rezervleri, 22 Nisan’da 66 milyar 96 milyon dolar seviyesindeydi.

Haber Merkezi / Söz konusu dönemde altın rezervleri, 1 milyar 353 milyon dolar gerileyerek 42 milyar 820 milyon dolardan 41 milyar 467 milyon dolara indi. Böylece Merkez Bankası’nın toplam rezervleri, 29 Nisan haftasında bir önceki haftaya kıyasla 2 milyar 51 milyon dolar azalarak 108 milyar 916 milyon dolardan 106 milyar 865 milyon dolara geriledi.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın