Trabzonspor’u Eleyen Kayserispor, Kupada İlk Finalist

Ziraat Türkiye Kupası’nda Kayserispor ile Trabzonspor karşı karşıya geldi. Büyükşehir Belediyesi Kadir Has Stadyumu’nda oynanan mücadeleyi Kayserispor, 4-2’lik skorla kazandı. Kayserispor, bu sonuçla Ziraat Türkiye Kupası’nda finale yükseldi.

Haber Merkezi / Kayserispor’u finale taşıyan golleri 48. ve 90 +5. dakikada Emrah, 59. dakikada Hosseini, 90. dakikada Thiam atarken, Trabzonspor’un gollerini 3. dakikada Nwakaeme ve 82. dakikada Bakasetas attı. Kayserispor’un finaldeki rakibi ise Demir Grup Sivasspor – Alanyaspor eşleşmesinde tur atlayan taraf olacak. Sivasspor, ilk maçı deplasmanda 2-1 kazanmıştı.

Karşılaşmadan dakikalar

1. dakikada maça çok hızlı başlayan Trabzonspor, henüz ilk dakikada penaltı kazandı. Penaltıda topun başına geçen Nwakaeme, kaleci Lung’u ters köşeye yatırdı ve meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. İlk maçı evinde 1-0 kazanan Fırtına, rövanşta büyük bir avantaj yakaladı (0-1).

5. dakikada Kayserispor’un sağ kanattan kullandığı kornerde kalesinden ayrılan Uğurcan Çakır, topa dokunamadı. Milli eldiveni geçen topa kafa vuruşunu yapan Mustafa Pektemek, çerçeveyi bulamadı. 8. dakikada ev sahibi, beraberlik golüne çok yaklaştı. Sol kanattan ceza sahasına giren Thiam’ın çaprazdan attığı şutta top Uğurcan’dan döndü.

16. dakikada Attamah’ın ortasında Mame Thiam topu indirdi ancak kaleci Uğurcan topun kontrolünü sağladı. 26. dakikada Ramazan Civelek’in sağ kanattan yaptığı ortaya hareketlenen ve müsait durumda topla buluşan Mustafa Pektemek’in vuruşunda top auta çıktı.

31. dakikada Trabzonspor’da Edin Visca’nın sağ çağrazdan attığı şutta top Silviu Lung’dan oyun alanına döndü. 41. dakikada Kayserispor’da Kemen, Trabzonspor’un hızlı hücumunda Cornelius’a yaptığı faul nedeniyle sarı kart gördü. 45. dakikada Bertolacci’nin sağ kanattan yaptığı ortaya hareketlenen Attamah’ın ceza sahası içerisinde yaptığı kafa vuruşunda top üstten auta çıktı.

48. dakikada ceza sahası içerisinde topla buluşan Emrah, önünü boşaltarak şutunu çekti. Savunmaya çarparak kaleci Uğurcan’ı yanıltan top ağlarla buluştu (1-1).

52. dakikada Bertolacci’nin sol kanttan içeri gönderdiği topa dokunan Thiam’ın vuruşunda meşin yuvarlak yan ağlarda kaldı. 59. dakikada Bertolacci’nin sol kanattan kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içerisinde topla buluşan Hosseini’nin vuruşunda top üst direğe çarparak ağlarla buluştu (2-1).

68. dakikada Bertolacci’nin ceza sahasına yaptığı ortaya yükselen Emrah’ın kafa vuruşu yan direğe çarparak oyun alanına geri döndü. Dönen topu önünde bulan Thiam bekletmeden vurdu, çizgi üzerinde savunmaya çarpan top kornere gitti.

82. dakikada Cornelius’un pasıyla ceza sahasında topla buluşan Yusuf’un vuruşunda kaleci Lung topuçizgiden çıkardı. Dönen topu önünde bulan Bakasetas, takımına beraberliği getiren golü kaydetti (2-2).

90. dakikada Emrah’ın ceza sahası içerisinde yerde kalması sonucu kazanılan penaltı atışını kullanan Thiam, kaleci ve topu farklı köşelere gönderdi (3-2). 90+5. dakikada sağ kanatta topu alan Emrah, ceza sahası ön çizgisi üzerinden şutunu çekti. Savunmaya çarpan meşin yuvarlak filelerle buluştu (4-2).

Stat: Kadir Has

Hakemler: Halil Umut Meler, Cevdet Kömürcüoğlu, Murat Tuğberk Curbay

Kayserispor: Lung, Onur, Hosseini, Ramazan (Abdulkadir dk. 88), Carole, Attamah, İbrahim (Emrah dk. 46), Kemen, Bertolacci, Thiam, Mustafa (Mane dk. 70)

Trabzonspor: Uğurcan, Dorukhan, Ahmetcan (Serkan dk. 84), Hugo, Puchacz (Djaniny dk. 70), Hamsik, Visca, Abdülkadir, Bakasetas, Nwakaeme (Yusuf dk. 46), Cornelius

Goller: Emrah (dk. 48 ve 90 +5), Hosseini (dk. 59), Thiam (dk. 90 pen.) (Kayserispor), Nwakaeme (dk. 3 pen.), Bakasetas (dk. 82) (Trabzonspor)

Paylaşın

Seçimlere Girme Yeterliliğine Sahip Parti Sayısı 27’ye Yükseldi

Adalet Partisi (AP), Memleket Partisi (MP) ve Türkiye Değişim Partisi’nin (TDP) seçime katılabilme şartlarını yerine getirmesiyle birlikte, gelecek seçimlere katılabilecek parti sayısı 27’ye yükseldi.

İYİ Parti Yüksek Seçim Kurulu temsilcisi Mustafa Tolga Öztürk, Twitter hesabından seçime girebilecek parti sayısını paylaştı. Öztürk, Adalet Partisi, Memleket Partisi ve Türkiye Değişim Partisi’nin seçimlere girebilme şartlarını yerine getirdiğini belirterek, “Seçime girme yeterliliğine sahip parti sayısı 27 ye yükseldi” dedi.

Öztürk, “Çankırı İli Dodurga Belediye Başkanlığı ve Meclis Üyeliği Seçimine katılabilecek partiler” notuyla seçime girebilecek partilerin listesini de yayımladı. Öztürk’ün paylaşımı şöyle:

“Son yayınlanan seçime katılma yeterliliğine sahip partilere Adalet Partisi,Memleket Partisi ve Türkiye Değişim Partisi eklendi. Seçime girme yeterliliğine sahip parti sayısı 27 ye yükseldi. Çankırı İli Dodurga Belediye Başkanlığı ve Meclis Üyeliği Seçimine katılabilecek partiler.”

Paylaşın

NASA ‘Tersine Dönmüş’ Bir Kara Delik Keşfetti

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), 236 milyon ışık yılı uzaklıktaki bir kara deliğin kendiliğinden ters dönmüş olabileceğini tespit etti. Kozmik cismin manyetik alanının görünüşte tersine dönmesi ekibin uzak galakside “nadir ve gizemli bir patlama” tespit etmesine ön ayak oldu.

Maryland Üniversitesi, Baltimore County ve NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden araştırmacı bilim insanı Sibasish Laha, “Görünür ve ultraviyole ışıktaki hızlı değişiklikler buna benzer birkaç düzine galakside görülmüştü” ifadelerini kullandı: Fakat bu, diğer dalga boyları parlarken X-ışınlarının tamamen kaybolduğunu gördüğümüz ilk vaka.

Gökbilimciler Mart 2018’de, 1ES 1927 +654 adlı bir galaksinin yaklaşık 100 kat parlak bir hal aldığını fark etmiş ve daha fazla araştırmanın sonucunda patlamanın 2017’nin sonunda başladığı ortaya çıkmıştı. NASA’nın üç teleskoplu uzay gözlemevi Neil Gehrels Swift Gözlemevi, galaksinin emisyonunun 12 kat arttığını ama kesintisiz biçimde azalmakta olduğunu tespit etmişti. Bu da daha önce gözlemlenmemiş bir zirveye işaret ediyordu. Haziranda ise yüksek enerjili salım ortadan kalkmıştı.

Kanarya Adaları Astrofizik Enstitüsü’nden (IAC), araştırmanın ortak yazarı José Acosta-Pulido, “Bu galaksinin tuhaf patlama olayını araştırmak ve işin içindeki olası fiziksel süreçleri anlamaya çalışmak çok heyecan vericiydi” dedi.

Çoğu büyük galaksinin merkezinde Güneş’in kütlesinden milyonlarca ya da milyarlarca kat daha büyük bir kütleye sahip süper kütleli kara delikler yer alıyor. Madde bunların içine düştüğünde bir yığılma diski haline gelecek şekilde düzleşiyor. Malzeme ısınıyor ve bilim insanları tarafından tespit edilebilen görünür UV ve X-ışını ışımaları yayıyor.

Kara deliğin yakınında, korona adı verilen aşırı sıcak parçacıklardan oluşan bir bulut daha yüksek enerjili X-ışınları üretiyor, bu emisyonların parlaklığı kendisine doğru ne kadar malzeme aktığına bağlı oluyor.

Yine IAC’de çalışan, araştırmanın ortak yazarı Josefa Becerra González, “Önceki bir yorumda patlamanın kara deliğe çok yakın bir noktadan geçen ve parçalanarak gaz akışını bozan bir yıldız tarafından tetiklendiği öne sürülmüştü” ifadelerini kullandı: Biz böyle bir olayın bu patlamadan daha hızlı sönümleneceğini ortaya koyuyoruz.

Gökbilimciler koronanın kara deliğin manyetik alanı tarafından yaratıldığına ve sürdürüldüğüne inanıyor, dolayısıyla herhangi bir manyetik değişim X-ışını özelliklerini etkileyebilir.

Colorado Boulder Üniversitesi’nde astrofizik ve gezegen bilimleri bölümünde profesör ve araştırmanın ortak yazarı Mitchell Begelman,”Kuzey kutbunun güneye, güney kutbunun kuzeye döndüğü bir manyetik ters dönüş gözlemlere en iyi uyan açıklama” ifadelerini kullandı. Begelman “Alan başlangıçta yığılma diskinin dış kenarlarında zayıflıyor; görünür ve UV ışıkta daha fazla ısınma ve parlamaya yol açıyor” diye açıkladı.

Ters dönüş devam ettikçe, manyetik alan yeni bir yönelimle yavaş yavaş güçlenmeden önce, koronayı destekleyemeyecek kadar zayıf bir hale geliyor. 4 ay sonra X-ışınlarının yeniden ortaya çıkması da ters dönmenin tamamlandığına işaret ediyor.

Laha’nın liderliğindeki araştırmanın bulgularının açıklandığı bir makale, The Astrophysical Journal’da yayımlanmak üzere kabul edildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Şampiyonlar Ligi’ndeki Takım Sayısı 36’ya Yükseliyor

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği’nin (UEFA) onayladığı yeni değişikliklere göre Şampiyonlar Ligi’ndeki takım sayısı, 2024-2025 sezonundan itibaren 32’den 36’ya çıkacak.

Yeni formatta, her bir takım 10 haftalık bir periyotta sekizer maç oynayacak. Ek dört takımın ikisi, UEFA klüpler turnuvasında en iyi performans gösteren ülkelerden seçilecek.

UEFA Başkanı Aleksander Ceferin, değişikliklerin “tüm kulüplerin katılım rüyasının devam etmesi anlamına geldiğini” söyledi.

Daha önce yapılan teklifteki, iki kulübün Avrupa şampiyonalarında gösterdiği tarihi başarıya göre belirlenmesi önerisi reddedildi. Bu teklifte, iki takım kulüplerin katsayılarına göre belirlenecekti.

Ancak karşıtları, bunun geleneksel “büyük” kulüplerin işine yarayacağını, kötü bir sezon geçirseler bile bir güvenlik ağına sahip olacağını söylüyordu.

Orijinal planlara kıyasla bir başka değişiklik de, grup aşamasındaki altı maçın 10’a değil, sekize çıkartılması oldu.

UEFA Başkanı Ceferin “UEFA bugün, sporun temel değerlerine saygı duymaya ve açık turnuvaların başlıca prensibine, sportif kaliteye göre turnuvalara girilmesine, dayanışma temelli Avrupa spor modelinin değerlerine tamamen bağlı olduğunu net bir şekilde gösterdi” dedi.

Ceferin, yeni formatın UEFA İcra Komitesi tarafından, Avrupa ligleri ve federasyonlarıyla uzlaşarak oybirliğiyle kabul edildiğini belirtti.

Yeni format nasıl işleyecek?

Şu andaki formatta, dört takımlı sekiz gruba bölünen takımlar kendi evlerinde ve deplasmanda altı maç yapıyor.

Her bir gruptaki ilk iki sıradaki takımlar eleme usulüne dönülen son 16 karşılaşmalarından itibaren hem kendi evlerinde hem de deplasmanda rakipleriyle maç yapıyor. Son olarak da final, önceden belirlenen tarafsız bir yerde tek maç üzerinden oynanıyor.

Yeni formatta, bütün takımların yer alacağı tek bir ligle turnuvaya başlanacak. Her bir kulüp, farklı rakiplere karşı dördü kendi evinde, dördü de deplasmanda sekiz maç yapacak.

Ligi ilk sekiz sırada tamamlayacak takımlar, birbirleriyle eleme usülü karşılaşacaklar. Dokuzuncu sıradan 24’üncü sıraya kadar olan takımlarsa, tur atlamak için birbirleriyle iki maç eleme usülü play-off mücadelesi verecekler.

UEFA benzer değişikliklerin Avrupa Ligi’nde (Lig aşamasında sekiz maç) ve Avrupa Konferans Ligi’nde de (Lig aşamasında altı maç) yapılacağını ve her iki turnuvanın da lig aşamasına 36 takımın katılacağını bildirdi.

Paylaşın

2050’ye Kadar 1,2 Milyar İnsan ‘İklim Mültecisi’ Olabilir

İklim değişikliği sebebiyle büyük kitlesel nüfus hareketleri bekleniyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) göre, 2008’den beri yaklaşık 21,5 milyon insan sel, fırtına, orman yangınları ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim değişikliğine bağlı afetler nedeniyle zorla yerinden edildi.

İklim değişikliği tehdidi küresel olarak artarken, yaşam koşulları yeryüzündeki tüm canlılar için daha da tehlikeli hale geliyor. Uluslararası Çevre Ortaklığı’na (IEP) göre iklim değişikliği ve afetler nedeniyle 2050 yılına kadar küresel olarak 1,2 milyar insanın göçe sürükleneceği tahmin ediliyor.

Kasım 2020’de Honduras, Guatemala ve El Salvador’u vuran kasırgalarda, insanlar sağanak yağışlar ve toprak kaymaları nedeniyle evlerini ve geçim kaynaklarını kaybetti. Bu bölgedeki insanlar sınırı geçerek Meksika’ya akın etti ve ardından da Amerika Birleşik Devletleri’ne yöneldi.

İklim mültecileri kimdir?

Görece yeni bir kavram olan iklim mülteciliğine dair merak edilen soruları Avukat Arif Ali Cangı, bianet’ten Tuğçe Yılmaz’ın sorularını yanıtladı.

“İklim mültecisi” olarak tanımlanan insanların uluslararası hukuk tarafından tanınan bir statüleri olmadığına değinen Cangı, şunları kaydetti:

“İklim mültecisi kavramı, iklim değişikliği ve çevre felaketleri nedeniyle yurdunu terk etmek zorunda olan insanları tanımlıyor. Ancak hukuksal bir güvence olması açısından hâlâ iklim değişikliği nedeniyle göç etmek zorunda kalanların uluslararası hukukça tanınan bir statüleri yok. Kavramın doğrudan çevresel tahribatla ilişkisi kurularak uluslararası gündeme girmesi, 1985 BM Çevre Programı’nda (UNEP) Essam El-Hinnawi’nin bir yazısı ile oldu.

El-Hinnawi, iklim mültecilerini, ‘Varlığını tehlikeye atan veya yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen belirgin bir çevresel bozulma (doğal süreçler ve/veya insanlar tarafından tetiklenen) nedeniyle geçici veya kalıcı olarak geleneksel yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalan insanlar,’ olarak tanımladı.”

Mültecilik statüsüne dair bilgi veren Cangı, şunları ekledi: “Zorunlu olarak ülkelerinden göç eden insanların yurttaşlık durumunu tesis eden mültecilik statüsü, 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Ek Protokol düzenledi.

Cenevre Sözleşmesi ve ek protokolüne göre ‘ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve bu ülkenin korumasından yararlanamayan ya da söz konusu korku nedeniyle yararlanmak istemeyen, yahut zulüm korkusu nedeniyle ülkesine geri dönmek istemeyen kişi’ olarak tanımlanmaktadır.”

Sığınma hakkı tanınmaması ciddi bir hukuki sorun

İklim değişikliği nedeniyle göçe zorlananlara mülteci statüsü verilmemesinin ciddi bir hukuksal sorun olduğuna işaret eden Cangı, ülkelerin iklim krizine yönelik politikalarında samimiler ise bu konuda da adım atmaları gerektiğini söylüyor. Cangı, devamında ise şu ifadeleri kullandı;

“İklimsel ve ekolojik yıkımları yaşamak zorunda kalan insanların yaşam hakkı tehdit altında olduğu için iklim değişikliğinin ve çevresel yıkımların insanların yaşamlarına kast eden bir zulüm olduğu aşikâr. İklim değişikliği zulümse, zulmün faili kimlerdir? Buna yol açanlar, dönemsel kârları için dünyayı yaşanmaz hale getirenler, bu politikaların uygulayıcılarıdır.

Bir yandan iklim krizinin varlığını kabul edip, önlemek için niyetler, taahhütlerde bulunup, diğer yandan önlenmemesi sonucunda sağlıklı yaşamaları mümkün olmayan ve yurtlarından göçmek zorunda kalan insanlara sığınma hakkı tanınmaması, günümüz yöneticilerinin ayıbıdır.”

İklimin değil, düzenin değişmesi gerekiyor

Cangı, iklimi değil sistemi değiştirmenin gerekliliğine dikkat çekerek ise şunları kaydetti:

“Bu yaklaşım aynı zamanda iklim krizini önlemeye yönelik sözlerin, niyetlerin koca koca yalanlardan ibaret olduğunu gösteriyor. Yapılması gereken iklim krizini önleyecek adımlar atmak, örneğin öncelikle fosil yakıt endüstrisinden vazgeçmek ve ne pahasına olursa olsun büyüme, kalkınma çılgınlığına son vermek olmalıdır.

İnsanın doğanın bir parçası olduğunu kabul edip, tüm yaşamımızın doğaya uyumlu hale getirilmesinden başka yol yok. Bu da ciddi bir zihniyet ve politikalar değişikliğini, kapitalist endüstriyalizm düzen değişikliğini gerektiriyor.”

Paylaşın

‘Gezi Davası’ Tutuklamalarına İtiraz Reddedildi

Gezi Davasında Osman Kavala’yla birlikte Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Tayfun Kahraman’a çıkan mahkumiyetten sonra tutuklanmalarına yapılan itiraza ret geldi.

Gezi 8’lisinin avukatları, bir üst mahkeme olan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesine dilekçe sunarak müvekkilleri hakkındaki tutuklama kararına itiraz etti.

İtirazı değerlendiren 14. Ağır Ceza Mahkemesi, talebin oy birliğiyle reddine karar verdi. Kararda, sanıkların tutuklanmaları kararında usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı kaydedildi.

Ret kararı veren mahkemenin başkanı Akın Gürlek

Gezi 8’lisinin itirazına ret kararı veren İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti başkanı daha önce çok kez verdiği kararlarla gündeme gelen Akın Gürlek.

Eylül 2018’de İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’nden ataması yapıldı. Son yıllarda birçok önemli siyasi davaya baktı.

Sözcü yazarlarını örgüte yardım suçundan mahkum eden mahkemenin başkanıydı. HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı örgüt propagandasından 4 yıl 8 aya, Sırrı Süreyya Önder’i 3 yıl 6 aya mahkum etti.

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlara 159 yıldan fazla cezaya hükmetti.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nu sosyal medya paylaşımları nedeniyle 9 yıl 8 ay hapisle cezalandırdı. Gazeteci Can Dündar’ı kaçak ilan ederek gayrimenkullerine el koyma kararı verdi.

Cumhuriyet eski muhabiri Canan Coşkun’a ‘terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterdiği’ gerekçesiyle 2 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’yı 2,5 yıl hapisle cezalandıran isim de oydu.

Enis Berberoğlu hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan bir karara imza atan da Akın Gürlek’ti.

Bu kararın sonrasında Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), “AYM kararlarına uymayan terfi edemez” şeklindeki kendi ilkesini ihlal ederek Akın Gürlek’i birinci sınıf hakim yaptı.

Gürlek hakkındaki şikayetlere de soruşturma açmadı. Aksine ‘birinci sınıf hakim olan’ Gürlek’in AYM ve Yargıtay üyesi olarak atanmasının önü açıldı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AYM kararına uymayan Akın Gürlek’i “Yeni Zekeriya Öz” olmakla da suçladı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a Çok Sert ‘Sığınmacı’ Yanıtı

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Suriyeli göçmenler ilgili olarak “Kapımız açık onlara, ev sahipliği yapmaya devam edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sert sözlerle yanıt vererek, “‘Dünya beşten büyüktür’ diye yeri gelince üfürüyorsun. Ama Birleşmiş Milletler’e gidip çözüm isteyemedin, bir mektup dahi yazamadın” dedi. 

Haber Merkezi / Suriyelilerin geri gönderilmesi konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, “Şunu yapacağız; İran’dan gelenleri doğru İran’a göndereceğiz, onda sorun yok. Ama Suriyeli sığınmacıları, kendi bölgelerine göndereceğiz, yolunu köprüsünü yapıp; tabii parasını da onlar verecekler. Avrupalılar verecekler. Kendi ülkelerinde huzur içinde yaşamak istiyorsan Ortadoğu’ya yönünü döndüreceksin. Yollar, okullar yapılacak, can güvenliği sağlanacak. BM gerekirse devreye girecek. Ve bunu biz yapacağız” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Devletinin yönetimini bir kişinin iradesine bağlarsanız o ülke sorunlardan bir türlü kurtulamaz. İki alanın Türkiye’de şahsileştirildiğini görüyoruz. Bunu hiçbir vatandaşımın unutmamasını istiyorum. Ekonomiyi şahsileştirdik, dış politikayı şahsileştirdik. Ekonomide bir kişi ‘ben ne dersem o doğrudur’ dedi. Dolar aldı başını gidiyor, faiz aldı başını gidiyor problem üzerine problem açıklıyorlar ama bir kişi programı. Her açıklanan proglamla ekonomi biraz daha kötüye gidiyor.

Çünkü ‘ben ekonomistim’ diyen kişinin ekonominin e’sinden anlamadığını hep beraber gördük. Devlet akılla, bilgiyle, birikimle, adaletle, liyakatle yönetilirdi. Gelişmenin 21. yüzyıldaki tanımı küçük ayrıntılarda iş bölümüne giden ülke gelişmiş ülkedir. Her alanın uzmanı var ve her alan giderek kendi içinde yeni alanlar oluşturuyor. Dış politika şahsileştirildi. Bir tehlike daha var. Dış politikayı egemen güçlerin talebiyle yapmaya kalktığınızda çok daha derin sorunlar yaratıyorsunuz.

“Suriyeli konusunda çok iddialıyım”

Suriye konusu ve sığınmacılar. Bu konuda iddialıyım. Partimiz çok iddialı. En ciddi çalışan, en tutarlı söylemde bulunan 2011 tarihinden bu yana en tutarlı söylemleri dillendiren tek partinin adı CHP’dir. Biz, komşumuzda olan bir savaşın bize yansımalarının tehlikeli boyutlarını her ortamda dile getirdik. Egemen güçlerin talebi üzerine bizi suçladılar. Bugün tarih ‘CHP doğruları söylemiş’ diyor. Şimdi kısa bir tarihsel süreç vereceğim. Hep unutuyoruz.

Suriye yönetimi ile savaştan hemen sonra Eylül 2011’de temasa geçtik. ‘Yanlış yapıyorsunuz. İç savaş tehlikeli’ dedik. Aralık 2011 ile muhalefet ile temasa geçtik ‘uzlaşın’ dedik. Bunları iktidar sahipleri yapmazken biz ülkemizi düşündük. Oradaki çocukları, kadınları düşündük. Savaşın acımasızlığını düşündük. Nisan 2012’de TBMM’ye bir genel görüşme önergesi verdik. Bunların tamamını reddettiler.

2011’den Mayıs 2022’ye kadar 91 Meclis araştırma önergesi verdi CHP. Beyler parlamentoya gelip bilgi dahi vermiyorlardı. Bu kadar kibirle devlet yönetilmez. 336 soru önergesi verildi. 432 soru önergesine bugüne kadar hala cevap verilmedi. Ne diyorlardı? ‘Tek adam rejimi olursa her şey çok hızlı olacak’ diyorlardı. 432 soru önergesine bugüne kadar cevap dahi verilmemiştir. Ne söyleyeceklerini bilmiyorlar. Böyle bir devlet yönetimi hiç olmadı Türkiye’de.

24 Ağustos 2012’de Erdoğan’a bir mektup yazdım. Mektupta, ‘Sayın başbakan, komşu Suriye’deki gelişmeler ülkemizin başta güvenliği olmak üzere ekonomisi, sosyal huzuru, turizm ve taşımacılık alanları dahil çok geniş kapsamda artarak olumsuz etki yapmaya devam etmektedir. Lütfen hükümet olarak uluslararası bir Suriye Konferansı toplayın’ diyorum. Olmadı. Olmadı ama Erdoğan 5 Eylül 2012’de ‘Emevi Camisinde namazımızı kılacağız’ dedi. Devlet yönetimindeki şahsileşmeyi görüyor musunuz? Bu anlayış Türkiye’yi bugünkü hale getirdi. Beyefendi Emevi Camisi’nde namaz kılacaktı 3 milyon 600 bin Suriyeli Türkiye’ye geldi. Şu yanlışa bakar mısınız? Utanır insan biraz.

2013’de ‘Kabahat Suriyeli de değil sınırı kontrol edemeyen hükümettedir’ dedim. Kabahat sınır kavramını yok edende. Onlar yönetiyor ülkeyi ben yönetmiyorum ki. Şubat 2013’de Sosyalist Enternasyonal üyesiyiz malum. Dedik ki mutlaka bir Suriye Çalışma Grubu oluşturun dedik. Bunların yapamadığını yapmaya çalıştık. Ana muhalefet olduğumuz halde yapmaya çalıştık. Biz ülkemizi seviyoruz. Yetmedi ben Mart 2013’de BM Genel Sekreteri’ne ayrıca bir mektup göndererek olaylara dikkatini çektim. Savaşın bitmesi gerektiğini söyledim. Erdoğan yapamıyor bakın ama biz söylüyoruz. Yeri gelince üfürüyorsun ‘Dünya beşten büyüktür’ diye. Bir mektup yazamadın mı sen? BM’ye gidemedin mi sen? Orada Suriye’yi masaya yatıramadın mı sen? Yatıramadı. Niçin? Patrondan izin alamadığı için. Emperyal güçten izin alamadığı için.

“Akdeniz sığınmacı mezarlığına döndü”

Eylül 2013’de ‘Sınırlar bir ülkenin namusudur’ diyorum. Sınırdan kimin girip çıktığı belli değil. 900 km sınır kontrolsüz vaziyette. İnsanlar geliyorlar ellerinde silahlarla, terör estiriyorlar Türkiye’de. Göç dalgası geldi. Akdeniz bir sığınmacı mezarlığına döndü. Bir çocuk bedeninin dalgalarla kıyıya vurduğu fotoğrafı hiçbirimiz unutmadık. O fotoğrafın sorumlusu Erdoğan’dır. Geri Kabul Anlaşmasını yapmayın, yanlış dedik.

16 Aralık 2013’den bir süre sonra bu anlaşmayı AB ile imzaladılar. Sığınmacılar için Türkiye artık Avrupa’nın hapishanesi olacak, o hale getirdiler. İçişleri Bakanı geçen gün açıklama yapıyor. ‘AB Türkiye’nin göçmen deposu olmasını istiyor’ diyor. Günaydın beyefendi günaydın. Geri Kabul Anlaşması başımıza bela oldu diye neden söyleyemiyorsun?

2016 Haziran’da Göç ve göçmen sorunlarını inceleme komisyonu ve mülteciler konusunda bir komisyon kurduk. Akademisyenler, sivil toplum örgütlerinin katılımıyla bu konuyu masaya yatırdık. Tutarlı bir rapor hazırladık ve kamuoyu ile paylaştık.

Bir süre sonra ABD desteğini Türkiye’den çekti. 5 Aralık 2017’de Erdoğan, ‘Ya biz Özgür Suriye Ordusu’nu ey Amerika seninle birlikte kurduk ya. Bunun adımını senden önceki Obama yönetimiyle beraber kurduk’ diyor. Emperyal güçler ateşi elleriyle tutmazlar maşa kullanırlar. Emperyal güçlerin Orta Doğu’daki maşası Recep Tayyip Erdoğan’dır.

“Son sırada bile lider olamazsın sen”

“15 Şubat 2018 dönemin başbakanı Binali Yıldırım tweet atıyor. ‘3.5 milyon Suriyeliyi ağırlıyor, ihtiyaçlarını karşılıyoruz ve onların Avrupa’ya gelmesinin önüne geçiyoruz. Bunu yaparken terör örgütlerinin Avrupa’ya yayılmasının da önüne geçiyoruz’ diyor. Bu ülkenin başbakanı biz sizin korumalığınıza soyunduk diyor. Akıl var mı? Aklın, vicdanın kabul edeceği bir olay mı bu? 11 Mayıs 2013 Reyhanlı’da bir patlama oldu. 53 vatandaşımız hayatını kaybetti. Sorumlusu kim? Günahı kimin boynuna? Suriye’yi bu hale getirenler kim? Anne babalara bu sivil şehitler nedeniyle ne kadar ödeniyor biliyor musunuz? 270 lira ödeniyor. ‘Ben dünya lideriyim’ diyor ya en son sırada bile lider olamazsın sen.

2019’da Suriyeliler ile ilgili 2 rapor hazırladık. Suriyeliler bugün emeği sömürülen insanlar olarak aramızda duruyor. Bunu da itiraf ediyorlar. Acı olanı bu zaten. Devleti yönetenler itiraf ediyorlar. İçişleri Bakanı işverenlere kızıyor. ‘Fabrikanda çalıştır, sömür, sigortasını yatırma. Sonra ne olacak bu Suriyeliler’ diyor. Vicdanlı iş sahibi ile vicdansızı ayırmak lazım. Sen açıkça diyorsun ki Suriyelileri kaçak çalıştırıyoruz, emeklerini sömürüyoruz diyorsun. Bunu İçişleri Bakanı olarak dünyaya ilan ediyorsun. Kaçak çalışmayı engellemesi gereken iktidar kaçak çalışıyorlar diyor.

16 Eylül 2021’de bir rapor daha paylaştık. 8 Ekim 2021 bunların yapamadığını yaptık. Ben ‘2 yıl içinde davulla zurnayla kendi ülkelerine gidecekler’ diyordum. Defalarca söyleyince nasıl göndereceksin gel bize anlat dediler. Hangi önlemleri alacağımızı, Suriye ile ilişkileri düzelteceğimizi, BM’yi de davet edeceğimizi, yollarınızı, kreşlerini, okullarını yapacağımızı anlattık. Bunlar olursa biz gideriz dediler. Biz ana muhalefet partisiyiz, iktidar değiliz. Hala uslanmış değiller, yalan söylüyorlar. ‘İstanbul’a sığınmacı almıyoruz’ diyorlar. 5 Mayıs’ta diyorlar. A Haber dahil medyada 1-6 Mayıs arası İstanbul’da 2 bin 117 kaçak göçmen yakalandı. E hani almıyordunuz?

‘Sınırlarımız Cumhuriyet tarihinin en güvenli dönemini yaşıyor’ diyorlar. Lafa bakın. 7 Mayıs 2022 Van Gölü’nde 61 kaçak göçmen boğularak öldü. Van Gölü de göçmen mezarlığına dönmüş durumda. E hani sınırlarımız güvenliydi? Temel sorun ne? Devleti şahsileştirmek demek Dışişleri Bakanlığını tamamen devre dışı bırakmak demektir. Eğer dış politikada siz devletin bürokratlarını tamamen devre dışı bırakıp sarayda oturup bir avuç kişiyle dış politikayı oluştursanız ve sadece emperyal güçlerin talimatlarla görev yaparsanız ülke bu hale gelir. Ülkeyi bu halden kurtaracak olan partinin adı CHP’dir”

Paylaşın

RTÜK’ten Televizyonlara ‘Gezi Davası’ Cezası

Radyo Televizon Üst Kurulu (RTÜK), CHP Geup Başkanvekili Özgür Özel ile TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın ifadelerini canlı yayından veren KRT, TELE1, Halk TV ve Flash Haber’e para cezası verdi.

Haber Merkezi / Kararı sosyal medya hesabından duyuran RTÜK’ün Üst Kurul Üyesi Okan Konuralp, Özel ile Şık’ın ifadeleri hakkında, “Değerlendirmeleri, ifade özgürlüğü ile yasama sorumsuzluğunun güvencesi altındadır” dedi.

Kararı bir sansür hamlesi olarak değerlendiren Konuralp, “Milletvekilleri açısından bu yönüyle ihlal yaratan karar, TV’ler açısından da basın özgürlüğü ihlali ve sansür hamlesidir. Uzman raporlarında, mevcut iktidarın ve mahkeme heyetinin itibarının zedelendiği iddiasının da bulunması ayrı bir garabettir” dedi.

Gezi Davası’nda tutuklananlar hakkında “İtibarlı özgürlükleri yakındır. Çünkü demokrasi kazanacak; şüphemiz olmasın!” diyen Okan Konuralp, kararın oy çokluğu ile alındığını da aktardı.

Kararı RTÜK Üst Kurulu Üyesi İlhan Taşcı da sosyal medya hesabından duyurdu. Taşcı şunları söyledi:

”RTÜK, TİP Mvekili Ahmet Şık ve CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in Gezi davası sonrasındaki açıklamalarla “iktidarı küçük düşürme ve aşağılama” savıyla Flash, HalkTV, Tele1 ve KRT’ye oyçokluğuyla %3 para cezası verdi.RTÜK’ün bugünkü cezaları gösterdi ki; milletvekilerinin söyledikleri birilerince beğenilmediğinde kanallar cezalandırılarak bu isimlerin yayınlara çıkarılmaması hedefleniyor. Amaç kimse gerçekleri duymasın, bilmesin! Medyaya baskı siyasilerin açıklamalarına kadar uzandı.”

Ne olmuştu?

Geçtiğimiz haftalarda açıklanan Gezi davası kararlarına tepki gösteren CHP’li Özel, Çağlayan Adliyesi önünde yaptığı açıklamada, ”Bu saray rejiminin korkak efendileri tir tir titreyecek. And olsun ki bu kumpası kuranlardan, beraat etmiş Gezi’yi yeni yargılama talimatı verenlerden hesap soracağız. And olsun ki Soma’nın da Gezi’nin de AK Parti’nin zulmettiği herkesin hesabını teker teker soracağız. Birisi masum insanları, çevreci insanları, aydın insanları mahkum etmeye çalıştı. Onların üzerine kapanan mahkeme kapıları, cezaevi kapıları onları mahkum edemez. Gezi özgürdür, Kavala özgürdür. Tarih önünde Recep Tayyip Erdoğan hesap verecektir. And olsun, and olsun, and olsun” ifadelerini kullanmıştı.

Özel’in sözleri AKP’yi kızdırırken; bugün de Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Üyesi İlhan Taşcı, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel için RTÜK yönetiminin talimatla özel rapor düzenlediğini açıklamıştı.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: YÖK’ü Kapatacağız

Yükseköğretim eylem planını açıklayan DEVA Lideri Babacan, iktidarları döneminde Yükseköğretim Kurulu’nu (YÖK) kapatacaklarını söyledi. Babacan, üniversite rektörlerini mütevelli heyetlerinin seçeceğini ve üniversiteye giriş sınav sisteminin de değiştirileceğini dile getirdi.

Haber Merkezi / DEVA Lideri Babacan, açıkladığı plan kapsamında kampüslerin halka açılacağını belirtirken, “Akademisyenlerin ifade özgürlüğü ve siyaset yapmalarının önündeki engeller kaldırılacak” dedi.

DEVA Partisi, seçimlerden sonraki 90 ve 360 günde yapacaklarını taahhüt ettiği eylem planlarına bir yenisini daha ekledi. Genel Başkan Ali Babacan, Ankara Bilkent Otel’de düzenlenen basın toplantısıyla partisinin 50 maddeden oluşan Yükseköğretim Eylem Planı’nı duyurdu. “Yeni üniversite, yükselen Türkiye” sloganıyla hazırlanan yedinci eylem planının ayrıntılarını DEVA Partisi Eğitim Politikaları Başkanı Prof. Dr. Mustafa Ergen paylaştı.

Babacan, tanıtım töreninde yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Her eylem planını ortaya koyduğumuzda bir kez daha anlıyoruz ki DEVA Partisi’nin işin içinde, işin başında olmadığı hiçbir iktidar bu ülkenin sorunlarını çözmek için hazır değildir.

‘Türkiye dünyaya bilgi ihraç edecek’

Üniversite yükseköğretim sisteminde yapacağımız atılım, önümüzdeki on yıllara damgasını vuracak. Türkiye, dünyaya bilgi ihraç edecek. En değerli hazineyi, bilgiyi Türkiye’de üreteceğiz.

‘Öncelikle fırsat eşitliğini sağlayacağız’

Son yıllarda eğitimde fırsat eşitliğini tamamen yitirdik. Öncelikle fırsat eşitliğini sağlayacağız. Sistem, emek verenin arkasında duracak.

‘YÖK’ü kapatacağız’

Yükseköğretimde aşırı merkeziyetçiliğe son vereceğiz. YÖK’ü kapatacağız. YÖK’ün kapatılması, sadece partimizin programında yer alan bir husus olarak kalmadı. Altı partinin ortak anayasa değişikliği metninde de mutabakat hususu olarak yer aldı.

‘Rektör seçimlerini mütevelli heyetlerine bırakacağız’

Cumhurbaşkanı’nın üniversitelere kafasına estiği gibi rektör atamasını engelleyeceğiz. Bu sorunu kökünden çözeceğiz. ‘Bunun siyasi görüşü nedir, bize yakın mıdır?’ diye bir şey yok. Rektör seçimlerini, mütevelli heyetlerine bırakacağız. Ayrıca rektörleri de performans denetimine tabi tutacağız.

‘Üniversitelerin kendi geleneklerini oluşturmasını önemsiyoruz’

Son yıllarda üniversite kapılarında kolluğun cübbeleri ezdiği, kapılara kelepçe vurulduğu çirkin görüntülerle karşılaştık. Başta Boğaziçi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi olmak üzere tüm köklü eğitim kurumlarımız çok yıprandı. Biat beklentisi o kadar kötü etkiliyor ki… Üniversitelerin zaman içinde kendi özgün kimliğini ve geleneklerini oluşturmasını çok önemsiyoruz. Devletin işi üniversiteyle, öğrenciyle, akademisyenle kavga etmek değildir. Biz akademik özgürlüklerin sözcüsü olacağız. Akademisyenlerin ifade özgürlüğü ve siyaset yapmaları önündeki engelleri kaldıracağız.

‘ARGE teşviklerine ulaşmayı kolaylaştıracağız’

Akademisyenlerin ARGE teşviklerine ulaşmasını kolaylaştıracağız. Bilimsel faaliyetin önünde hiçbir engel bırakmayacağız. Türkiye’yi bilgi üreten kurumlarımızın niteliğini yükselterek kanatlandırabileceğimizi çok iyi biliyoruz.

‘Eğitim hayatı ile çalışma hayatı arasında uyum şart’

Eğitim alanında yapacağımız atılımın Türkiye’yi orta gelir tuzağından çıkarmak için elzem olduğunu biliyoruz. Eğitim hayatı ile çalışma hayatı arasındaki uyumun şart olduğunun farkındayız. Ülkemizin kalkınma hedefleri ile üniversite sistemini tam uyumlu hale getirmek zorundayız.

‘Bizim insanlarımız BionTech aşısını Türkiye’de bulamadı’

Bizim insanlarımız BionTech aşısını buldular ama bunu Türkiye’de yapamadılar. Kendilerini özgür gördükleri, kaynaklara daha rahat ulaşabildikleri, üretenin daha çok ödüllendirildiği bir ülkede bu aşıyı geliştirebildiler. Gurur duyarız ama niye Türkiye’de olmadı? Çünkü baskı iklimi buna müsaade etmiyor. Bunu gerçekleştireceğiz, çalışanın önünü açacağız.

‘Üniversiteleri pek çok alanda geliştirmek için seferber edeceğiz’

Üniversitelerimizi; elektrikli araç, 5G teknolojisi, yeni nesil savunma sanayi ve oyun sektörü gibi pek çok alanda geliştirmek için seferber edeceğiz. Üniversitelerin dijital yetkinliklerini, araştırma ve geliştirme kapasitelerini arttıracağız. Üniversite araştırmalarından çıkacak derin teknolojiler için girişimcilik fonlarının kurulmasına katkı vereceğiz.

‘Üniversiteye giriş sınav sistemini değiştireceğiz’

Üniversiteye giriş sınav sistemini değiştireceğiz. Yeni sistemde üniversiteye girişi esnek ve stresini azaltan bir hale getireceğiz. Tasarlayacağımız yeni sistemde; çoklu sınav, açık uçlu sorular, öğretmen notu, yetenek ve öğrenci başarısı gibi belirleyici hususları ekleyeceğiz. Üniversite sınavlarını yılda birkaç defa yapacağız.

‘Öğrencilerin barınma sorunlarını çözeceğiz’

Üniversiteyi kazanan öğrencilerin barınma sorunlarını çözeceğiz. İhtiyaç sahibi üniversite öğrencilerine devlet yurtlarında ücretsiz veya kredili kalma imkânı sağlayacağız. Devlet yurtlarının sayısını artıracağız. Bağış yoluyla ve yatırım bütçesiyle üniversite içinde yurt yapılmasını kolaylaştıracağız. KYK kredi ve burslarının dağıtım kriterlerini şeffaf hale getireceğiz.

‘Üniversiteler hayat boyu eğitim verecek’

DEVA Partisi iktidarında üniversiteler, işsiz yetiştiren kurumlar olmayacak. Üniversiteler hayat boyu eğitim verecek. Bu amaçla üniversite bünyesinde yeniden beceri edindirme programları açacağız. Vatandaşlarımız, hayatının hangi evresinde olursa olsun üniversiteye gidip çağın ihtiyacı olan eğitimi alabilecek. Bugün çok geçerli olarak bildiğiniz meslekler 10 sene sonra geçerliliğini yitirebiliyor. İnsanların meslek değiştirmelerinin önünü açmak ve imkânını sunmak zorundayız. Mesleklerinde kendisini geliştirmek isteyen vatandaşlarımız da bu programlardan faydalanacak.

‘Kampüsler halka açılacak’

Üniversite kampüslerinin kapısını halka açacağız. Ders veren öğretim üyelerinin rızası dahilinde, vatandaşlarımızın üniversitelerde derslere katılmasına izin vereceğiz. İşletmeyse işletme, mühendislikse mühendislik, sosyal bilimse sosyal bilim. Kampüsler halka açılacak.”

Prof. Ergen: ‘Dünya, teknoloji ve girişimcilik temelinde’

Eylem planının asıl amacının “hızlı koşanın daha hızlı koşabileceği bir üniversite sistemi” olduğunu vurgulayan DEVA Partisi Eğitim Politikaları Başkanı Mustafa Ergen ise şu ifadeleri kullandı:

“Teknoloji ve girişimcilik temelli dünyaya bizi üniversitelerin etrafında yaratılan ekosistem getiriyor. Bu ekosistem yepyeni bir ekonomiyi beraberinde getiriyor. İstanbul’da 70’ten fazla, Ankara’da 19’dan fazla üniversite var. Doğru bir sistemle bu sinerjiyi yükseltebiliriz.

‘Üniversitelerde üretilen bilginin ticarileşmesi gerekiyor’

Üniversitelerde üretilen bilginin ticarileşmesi gerekiyor. Üniversite akarsu gibidir. Öğrenci gelir, yetiştirirsiniz ve bilgi öğrenciyle beraber gider. Bunların bir yerde birikmesi gerekiyor. Piyasa şartlarında ticari bir şekilde yer bulabilmesi, ayakta kalabilmesi, pazarlanabilmesi ve büyümesi gerekiyor.

‘Rektör bariz bir memnuniyetsizlik yaratıyorsa geri çağrılmalı’

Mütevelli heyetleri kurmak için senatoyu görevlendireceğiz. Senato kurduğu heyeti akademisyenlere onaylatacak. Rektör üniversitenin dokusuna uymuyorsa, akademisyenler ve öğrenciler tarafından çok bariz bir memnuniyetsizlik yaratıyorsa o rektör geri çağrılmalıdır. Mütevelli heyetleri görevleri görevlerini iyi yapmıyorlarsa, demokratik meşruiyet çerçevesinde görevden alınabilmeli.

Akademik Hedef, Planlama, Proje ve Finansman Ajansı kurulacak

Akademik Hedef, Planlama, Proje ve Finansman Ajansı kurmak istiyoruz. Bir yandan ülkenin uzun vadeli vizyonu çerçevesinde akademik projeleri ortaya koyacak, öte yandan üniversitelerin altyapısını ilerletmek için finansman sağlayacak. Bu süreç bize işlevsiz, öğrencisiz ve akademisyensiz üniversite ve bölümlerin doğal yollardan işlevli hale gelmesini veya kapanmasını beraberinde getirecek.”

Paylaşın

Ekonomist Demirtaş’tan Müjde Yorumu: Her Şeyi Daha Berbat Yaparsınız

Prof. Dr. Özgür Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dün akşam konut satışlarına ilişkin açıkladığı 3 ayrı krediye tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Prof. Dr. Demirtaş, “Açıklanan resmi enflasyonun yüzde 70 olduğu, ucuz krediyle şişirilen ev fiyatlarından insanların yandığı bir ortamda, siz kalkıp yüzde 0.99 faizle bedavaya çuval çuval TL dağıtırsanız, her şeyi daha da berbat yaparsınız” dedi. Demirtaş, “Daha yanlış bir politika düşünemiyorum” diye konuştu.

Erdoğan açıklamıştı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün akşam yaptığı açıklamada konut satışlarına ilişkin 3 ayrı paket açıklamıştı. Bunların ilki, ilk kez konut alacakların, 2 milyon liraya kadar değere sahip birinci el satın almaları için, 10 yıla kadar vadeli ve aylık yüzde 0,99 faizle kredi verilmesi idi.

İkinci paket birinci ve ikinci el konutları da kapsarken, üçüncü paket ise, inşaat sektörüne yönelik. Mayıs itibarıyla asgari yüzde 50’si satılmamış inşaat projeleri için 20 milyar liralık bir kaynak ayrıldı.

Detaylar belli oldu

Erdoğan’ın duyurduğu konut sektörüne ilişkin destek paketleriyle ilgili detayları da belli oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile istişareler doğrultusunda “İlk evim Konut Finansman Paketi”, “Genişletilmiş Konut Finansman Paketi”, “İnşaat Sektörüne Özel Kredi Garanti Paketi” olmak üzere 3 çözüm paketi oluşturdu. Konuya ilişkin ayrıntıları Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati sosyal medya hesabından paylaştı.

“İlk evim Konut Finansman Paketi” çerçevesinde, kamu bankalarınca, ilk ve tek konutunu alacak vatandaşlara yönelik olarak, birinci el konutlarda uygulanmak üzere, 2 milyon lira değerine kadar konutlar için, 10 yıla kadar vadeli, aylık yüzde 0,99 faizli konut kredisi sağlanacak.

“Genişletilmiş Konut Finansman Paketi” ile de kamu bankalarınca, birinci ve ikinci el konutları da kapsayacak biçimde, konut değerinin en az yüzde 50’si 1 Nisan 2022 tarihinden önce açılmış döviz tevdiat hesaplarının (DTH) yahut hurda altının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına (TCMB) satımı ile karşılanması şartıyla, 2 milyon lira değerine kadar konutlar için 10 yıla kadar vadeli, aylık yüzde 0,89 faizli konut kredisi sağlanacak.

“İnşaat Sektörüne Özel Kredi Garanti Paketi” ile de 1 Mayıs 2022 tarihi itibarıyla asgari yüzde 40’ı tamamlanmış ve yüzde 50’si satılmamış inşaat projesi sahibi KOBİ ve KOBİ dışı inşaat şirketlerinin tamamlanmayan inşaatlarını tamamlamaları hedefleniyor. Söz konusu finansman paketi için 20 milyar lira kaynak ayrıldı.

Paylaşın