TTB: Günde 7 Doktor Yurtdışına Gidiyor

Son yıllarda binlerce doktor Türkiye’deki kötü çalışma koşulları ve sağlık sektöründe çözülmeyen problemler nedeniyle farklı ülkelere göç etti. Yurtdışında çalışabilmek için Sağlık Bakanlığı’ndan sicil belgesi isteyen hekimlerin sayısı her geçen yıl artıyor. 2021 yılında 1405 hekim yurtdışına çıkmıştı. Bu yıl sayının çok daha fazla olması bekleniyor.

Türk Tabipler Birliği (TTB) Genel Sekreteri Vedat Bulut, Sağlık Bakanlığı’ndan günlük ortalama 7 hekimin yurtdışına çıkmak için sicil belgesi aldığını söyledi:

“Bu sayı 2022 Mart ayında 213 ile rekor kırdı. Nisan ayında bu sayı 214 oldu. Geçtiğimiz yıl 1405 hekim yurtdışına çıkmıştı. Yıl sonunda 2500 olması bekleniyor. Bunların yüzde 55’i uzman hekim. Bu sayılar sadece yurtdışına göç edenler. Özel sektöre geçenleri sayamıyoruz. O sayıyı sadece Sağlık Bakanlığı biliyor.”

Sahil kesimlerinde durum daha kötü

Sahil kesimlerinde çok daha fazla hekimin istifa etmeye başladığını söyleyen Bulut, bu durumun nedenini şöyle açıklıyor:

“Rotasyon ile görevlendirilen hekim arkadaşların gidecekleri yerde konaklama imkanları yok. Konaklama ücretleri çok pahalı. İnsanlar belirli bir yaşa geldiklerinde sahil kesimlerine gitmek isterlerdi. Şimdi bir telefon mesajı ile görevlendiriliyor. Eskiden kamu yerleri mevcuttu. Onlar da satıldığı için gecelik 500 TL konaklama ücreti ödeyemiyorlar.”

“Parçalanmış yüzlerce doktor ailesi var”

Hekimlerin içinde bulunduğu birçok zor durum olduğunu aktaran Bulut, şöyle devam etti:

“Hekimler üç aylığına görevlendiriliyor. Bir-iki günlük değil. Aileler parçalanıyor. Eşi Adana’da kendisi İstanbul’da görevlendiriliyor. Aile bizi Adana’da birleştirin diyor, Kütahya öneri olarak sunuluyor. Sağlık Bakanlığı hekimleri köle olarak görüyor. Bu son derece hatalı bir tutum. Parçalanmış yüzlerce doktor ailesi var. Bize her gün hekim arkadaşlarımızdan telefonlar geliyor.”

Erdoğan doktorlara seslenmişti

Erdoğan, Mart ayında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Sergi Salonu’nda kadın muhtarlar ile bir araya gelmişti. Bu buluşmada Erdoğan doktorlara, “Açık konuşuyorum; varsın gidiyorlarsa gitsinler, bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı istihdam ederiz” demişti. Erdoğan’ın bu sözlerine, Türk Tabipleri Birliği (TTB) olmak üzere birçok hekim, siyasetçi ve ünlü isim sosyal medyadan yaptıkları paylaşımlar ile tepki göstermişti.

29 Mayıs’ta Ankara’da miting

Hekimler, özlük haklarından sağlıkta şiddete, kötü çalışma koşullarından yurtdışına göçe kadar sorunlarını gündeme taşımak için 29 Mayıs Pazar günü Ankara’da “Emek Bizim Söz Bizim, Sağlık Hepimizin” başlıklı mitingde buluşacak.

Paylaşın

‘Tarımsal Girdi Enflasyonu’nda Rekor Artış

TÜİK’in verilerine göre, Tarım-GFE, martta yıllık bazda yüzde 105,7, aylık bazda yüzde 15,16 artış gösterdi. Geçen yılın aynı ayına göre yükseliş ise yüzde 105,7 oldu. Yıllık bazda en fazla artış yüzde 228,2 ile gübre ve toprak geliştiriciler alt grubunda görüldü.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mart ayına ilişkin Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarım-GFE 2022 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 15,16, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 47,98, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 105,70 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 44,42 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 7,85, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 16,12 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 56,43, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 113,89 artış gerçekleşti.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 31,48 ile veteriner harcamaları ve yüzde 34,54 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 228,20 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 175,39 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 2,73 ile makine bakım masrafları ve yüzde 3,31 ile diğer mal ve hizmetler oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 44,65 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 23,32 ile enerji ve yağlar oldu.

Paylaşın

Meral Akşener: Bu Ülkenin Hak Edilmiş Başbakanı Olacağım

Partisinin ‘100 Bininci Üye Katılım Programı’nda konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Bu aziz milletin helal oylarıyla inşallah birinci parti çıkacağız. Ben de o iktidarın hak edilmiş, pazarlık yok, hak edilmiş birinci çıkmış partisinin elbette hak edilmiş başbakanı olacağım inşallah” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, açıklamasının devamında, “Kurulduğumuz günden beri tuzak üzerine tuzak, iftira üzerine iftira, engel üstüne engel, çengel üstüne çengelle karşılaştık. Vız geldi, tırıs gitti. Dolayısıyla bundan sonra daha da çoğalacak… Bundan sonraki engeller, çengeller, tuzaklar, onlar, bunlar hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Şimdi sizden bir şey istiyorum. Bir, her şehirde 1. parti çıkacağız. İki, seçime hazır olacağız. Üç, seçmenin oyunu namusumuz bileceğiz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Lideri Akşener, “Şu an gözlerinizi kapatın, bu ülkede bu iyi ve cesur insanların iradesi, kararı olmayıp İYİ Parti kurulmamış olsaydı bugün ülkemizde ne konuşuluyor olacaktı? Bugün Türkiye’de bir umut varsa, 13. Cumhurbaşkanı’nın Millet İttifakı’nın adayı olacağına benim gibi herkes inanıyorsa, bu partili cumhurbaşkanlığı sisteminin Türkiye’yi uçurumun eşiğine getirmiş bu sistemin bir seçimde gideceğine inanıyorsa, bu umudu sağlayan sizlersiniz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin İstanbul’daki üye sayısının 100 bine ulaşmasından dolayı Yenikapı’da düzenlenen ‘Omuz Omuza 100.000 Üye’ programına katıldı. Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“‘Ben yurtdışında yaşamak istiyorum. Korkuyorum. Bu ülkede sokakta yürümekten korkuyorum’ diyen genç kızlarımızın, yüreği titreyen o çocuklarımızın, ‘Ben ülkemde kalacağım, ülkemi seviyorum. Ülkemde umudum var, hayallerim var’ demelerini Allah bize sağlamayı nasip etsin.

25 Ekim 2017’de olamaz denileni yapmış, yapılamaz denileni başarmış, iyi ve cesur insanlar. Bir karar verdik ve İstanbul teşkilatımız bir hedef koydu. ‘İstanbul’da 100 bin üyemiz olacak’ dedi. Önce güldüler. Allah’ımıza şükür 100 bin üyeyi geçtik. İstanbul’da yazılı, çizili, nüfusa kayıtlı 100 bin kişilik bir aileyiz.

Bugün burada 32 bin sandık görevlimizin temsilcileri var. Bugün burada mahalle başkanlarımız var. Bugün burada 100 bin üyeyi kapı kapı dolaşıp, İYİ Parti’ye kazandıran teşkilat mensuplarımız var. Allah onlardan razı olsun.

20 Ocak 2020’de arkadaşlarımla birlikte bir karar verdik. İl il, ilçe ilçe, esnaf esnaf bu ülkeyi gezme kararı verdik. Çünkü bir kayıkçı kavgası ile meşgul Türk siyaseti ‘sen bunu dedin, sen şunu dedin’ ama gerçek dertlerin konuşulmadığı, insanların birbirlerini itekleyerek mutlu olduğu ama gerçeğe dair, derde dair, probleme dair hiçbir kelamın edilmediği; dert bilinmediği için de çözümün üretilmediği bir Türkiye’yi değiştireceğiz dedik.

Bugün geldiğimiz noktada 2 buçuk yıl gezdik, dolaştık. Milletimizle el ele verdik. O esnaf dükkanlarında bu ülkenin acı hikayelerini; bu milletin mensubu olmaktan bu memlekette yaşamaktan bize mutluluk veren iyi hikayelerini de dinledik.

Esnafımızın, çiftçimizin, besicilerimizin, atanamayan öğretmenin, EYT’linin, gece tencere kaynatamayacak durumda olan annenin, 92 puanla atanamamış 58 puanla yanındaki arkadaşının atandığını görmüş ve evden dışarıya çıkmak istemeyen 24 yaşındaki gençlerin annelerinin babalarının acılarını şahit olduk. Onlarla ilgili çözümler ürettik, kamuoyunun bilgisine sunduk.

Ve ne kadar kaçmak isteseler de, bugün Türkiye’de somut problemler konuşulabiliyorsa, bugün dertler konuşuluyorsa, bu dertler üzerinden rekabet anlayışı küçük küçük ortaya çıkmışsa, bunun sebebi sizsiniz. Hep beraber yaptığımız yoğun çalışmadır.

Benim ter içindeki fotoğrafımı gösterdiniz. O fotoğraf Ordu’da çekildi. Aynı ter Müsavat Dervişoğlu’nun gömleğinde de vardı. Ona benzer fotoğraflar pek çok yerde çekildi. Ona benzer fotoğrafların benimle beraber çalışan arkadaşlarımızın gömleklerinde de aynı alın terinin var olduğunu bildiğimiz için bugün buradayız.

Allah gayret edenleri, nefsini ezenleri, kul hakkına dikkat edenleri mükafatlandırır. Ama kul hakkına el uzatanları, aç uyuyanlara, ‘Ben açım’ diyenlere hakaret edenleri, ‘Tarlama tohum atamadım’ diyenleri teröristlikle suçlayanları ve saraylardan burnunu uzatmayıp, Türkiye’nin her bir yerini saraydaki şatafatla yaşıyor zannedenleri de önce bu millet helal oylarıyla sandıkta attaya gönderir; elbet Cenabı Hak da bugün olmasa da mahşerde bu kul hakkının hesabını sorar.

Böyle bir Türkiye’den, bugün umut eden, bu ucube sistemi değiştireceğine inanan bir Türkiye’ye; umut içinde ‘Biz bu işi başarırız’ diyen bir Türkiye’ye gelinmişse altını çize çize tekrarlıyorum; bunun sebebi sizsiniz, biziz.

İstanbul’da 100 bin kişilik bir aileyiz. Bu 100 bin kişinin oluşmasıyla ilgili emek sahipleri burada. Türkiye’yi gezdiğimiz dönemde ve hala olduğu gibi; bir de Anlat İstanbul projesi ile her hafta sonu, Türkiye’nin her yerinden seçilmiş milletvekillerimiz, bütün partililerimiz, GİK üyelerimiz, genel başkan yardımcılarımız, kurucularımızın da gelip mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev apartman zili çalmak kaydıyla yaptıkları çalışmanın neticesinde de; iddia ediyorum İstanbul’da birinci parti olacağız.

“Türkiye’de de birinci parti, İstanbul’da da birinci parti olacağız biz”

Ben sizi tanıyorum, ben bizi tanıyorum. 2019 Haziran ayında Antalya’da; ‘Parlamenter sisteme geçeceğiz inşallah’ dedik. Onu dediğimiz zaman ben söyledim, beraberce kararlaştırdık. O zaman hatırlayın anket şirketleri parlamenter sistem adına soru sormuyorlardı.

Yani bu ucube sistemin ilelebet devam edeceğine yönelik bir kanaat oluşmuştu. Bunu özel olarak anlatıyorum. Çok güçlüsünüz, çok güçlüyüz. Bu gücün farkında olmak gerekiyor. Bunu anladığımız zaman Türkiye’de de birinci parti, İstanbul’da da birinci parti olacağız biz.

Bir vaka analizi olarak hatırlatıyorum. İlk defa söyledim. Sonra tekrar tekrar etmeye başladınız. Arkadaşlarıma ‘Biz bunu bir çalışalım’ dedim. Aradan 4 ay geçti, anket şirketleri ‘Parlamenter sisteme dönülsün mü?’, ‘Bu ucube sistemde kalınsın mı?’ diye soru sormaya başladılar.

Bunu duyuran, bu tartıştıran biziz, sadece İYİ Parti. Sonra bu anket şirketlerinin sorularında ‘İyileştirilmiş-Güçlendirilmiş’ adını verdiğimiz bu sistem öne çıkmaya başladı. Muhalefette yer alan siyasi partiler, parlamenter sisteme dair çalışmalar yapmaya başladı. Bu arada Millet İttifakı genişledi ve 6’lı masa ortaya çıktı.

6’lı masada bir araya gelindi, bütün siyasi partilerin yaptığı çalışmalar birleştirildi ve 6’lı masada genel başkanların, genel başkan yardımcılarının oluşturduğu o metin bizim partimizde GİK’ten geçti, milletvekillerinden geçti, il başkanlarından geçti. Hepimiz en ufak teferruatı ile tartıştık, onayladık.

Sonuç olarak o tek metin, partimizin de kararı olarak, o 6’lı masanın sonucu olarak, 28 Şubat günü kamuoyu ile paylaşıldı. Yıl 2019, Antalya, Haziran ayı; yıl 2022, 28 Şubat. 3 yılın sonunda muhalefette bulunan 6 siyasi partinin onayıyla, fikirlerinin birleşmesiyle, güçlendirilmiş parlamenter sisteme geçiş imza altına alınmışsa, bunun anlamı şudur: Siz isterseniz, siz inanırsanız; İstanbul’da birinci parti olmak, Türkiye’de birinci parti olmak hepimiz için çocuk oyuncağıdır.

Unutulmuş bir kavramı hatırlatıp, vatandaşımızı, milletimizi ikna edip ve onun üzerinde ortaklaştık. Bunun ne olduğunu idrak ettiğimiz gün, gerçekten inanarak söylüyorum; bu ülkeyi yönetme ehliyeti bizde var. Bu ülkeyi yönetme hakkını, bu ülkeyi yönetme yetkisini bu aziz millet bize verecektir.

Çalışmak zorundayız. İster 1 yıl sonra ister daha önce yapılacak bir seçime kadar, çalışmak, çalışmak, çalışmak zorundayız. Bu ucube sistemden, bu istibdat sisteminden ülkemizi kurtarmak istiyorsak çalışmak, çalışmak, çalışmak zorundayız. Yorulmamak durumundayız. Yılmamak, yıkılmamak mecburiyetindeyiz. Eğer ‘Bu ucube sistemi de alıp gidecekler’ diyorsak -ki diyoruz, bu irade bizde var. Sandıkta geldiler, sandıkta gidecekler.

1 yılın sonunda bu çalışmamızın neticesinde, bu ülkenin, bu aziz milletin helal oyları ile inşallah birinci parti çıkacağız. Ben de o iktidarın hak edilmiş birinci çıkmış partisinin hak edilmiş başbakanı olacağım inşallah.

Kurulduğumuz günden beri tuzak üzerine tuzak, iftira üzerine iftira, engel üstüne engel, çengel üstüne çengelle karşılaştık. Vız geldi, tırıs gitti. Dolayısıyla bundan sonra daha da çoğalacak… Bundan sonraki engeller, çengeller, tuzaklar, onlar, bunlar hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

“İktidar mızıkçılık yapmak için her şeyi yapıyor”

Şimdi sizden bir şey istiyorum. Bir, her şehirde 1. parti çıkacağız. İki, seçime hazır olacağız. Üç, seçmenin oyunu namusumuz bileceğiz. Sizden bir şey istiyorum. Bir, birinci parti çıkacağız her şehirde ve Türkiye genelinde birinci parti; iki, seçime hazır ve nazır olacağız; üç, seçmenin oyunu namusumuz bileceğiz, namusumuz.

O sandığa atılan oya halel getirtmeyeceğiz. İktidar mızıkçılık yapmak için her şeyi yapıyor. Seçim yapılacak efendiler.

Milli iradeye el uzatanın başına neler geldiğini daha yakın zamanda, İstanbul’da ikinci seçimde İstanbullu belediye seçimlerinde gösterdi. Biz haktan yana hakikatten yana, cesur olarak milletimizin kullandığı oyları namusumuz bilerek, namusumuza emanet olarak kabul edip, sandık başında da seçim süresi içerisinde sandıktaki oylar açılıp ıslak imzalı tutanaklar alınıncaya kadar orada beklemek suretiyle üzerimize düşeni yerine getireceğimize buradan sizin adınıza, hepimiz adına söz veriyorum aziz milletimize.

Şimdi onlar düşünsün. Biz kararlıyız, şimdi onlar düşünsün. Kavga çıkarmak isteyecekler, uymayacaksınız. Kutuplaşma çıkarmak isteyecekler, uymayacaksınız. Biz hedefe ayarlı bir ok gibi o hedefe seçim gününe ve İYİ Partiyi birinci parti etmeye odaklı olacağız.

Yeni üyelerimize sesleniyorum: İYİ parti ailesinin mensuplarısınız. Rozetlerinizi ister yakanızda, ister cebinizde, ister çantanızda taşıyınız. Ama o rozetler sizin kimliğinizdir. Bu partinin mensubu olarak, bulunduğunuz her yerde partimizin politikalarını, iddialarını anlatacaksınız. Partimizi savunacaksınız, iftiraların karşısında iftiraların işlemesine müsaade etmeyeceksiniz.”

Paylaşın

Trabzonspor, Süper Lig’i Mağlubiyetle Bitirdi

Başakşehir, Süper Lig’in 38. ve son haftasında Trabzonspor’u konuk etti. Başakşehir Fatih Terim Stadyumu’nda oynanan mücadeleyi Başakşehir 3-1 kazandı. Bu sonucun ardından Başakşehir puanını 65’e yükseltti ve ligi 4. sırada tamamlayarak UEFA Konferans Ligi’ne katılmaya hak kazandı.

Haber Merkezi / Şampiyon Trabzonspor ise sezonu 81 puanla tamamladı. Turuncu-lacivertlilere galibiyeti getiren golleri 11. dakikada Okaka, 31. dakikada Epureanu ve 42. dakikada Serdar Gürler kaydetti. Bordo-mavililerin tek golünü ise 59. dakikada Nwakaeme attı.

Karşılaşmadan dakikalar

11. dakikada Başakşehir öne geçti. Sağ kanattan Mahmut Tekdemir’in ceza sahasına yaptığı ortada, altı pas önünde müsait durumdaki Okaka kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi (1-0). 21. dakikada ev sahibi takım etkili geldi. Serdar Gürler’in sol kanattan kullandığı kornerde arka direkte Trezeguet kafayı vurdu, meşin yuvarlak az farkla yandan auta çıktı.

31. dakikada ev sahibi ekip farkı 2’ye çıkardı. Serdar Gürler’in sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta arka direkte kafayı vuran Epureanu fileleri havalandırdı (2-0).

42. dakikada Medipol Başakşehir 3. golünü buldu. Ev sahibi ekibin hızlı gelişen atağında Trezeguet’in uzun pasıyla Trabzonspor savunmasının arkasında topla buluşan Serdar, meşin yuvarlağı düzeltti. Siopis’ten de topu kurtaran Serdar’in ceza sahası içinden düzgün vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti (3-0).

47. dakikada Bakasetas’ın kaleyi cepheden gören bir noktadan ceza sahası dışından yerden vuruşunda meşin yuvarlak sağ direkten oyun alanına döndü. 49. dakikada Danijel Aleksic’in ceza yayının içinden gelişine vuruşunda meşin yuvarlak az farkla sağ taraftan dışarıya gitti.

53. dakikada Yusuf Erdoğan’ın ceza sahası dışı solundan vuruşunda kaleci Volkan Babacan meşin yuvarlağı son anda kornere gönderdi. 59. dakikada Edin Visca’nın sağ kanattan ortasında ceza sahası içinde kafalardan seken topu alan Nwakaeme meşin yuvarlağı tamamladı ve ağlara gönderdi (3-1).

Stat: Başakşehir Fatih Terim

Hakemler: Atilla Karaoğlan, Kerem Ersoy, Erdinç Sezertam

Medipol Başakşehir: Volkan Babacan, Caiçara, Duarte, Epureanu, Lima, Tolga Ciğerci (Dk. 62 Berkay Özcan), Mahmut Tekdemir, Serdar Gürler (Dk. 78 Deniz Türüç), Aleksic (Dk. 78 Salih Uçan), Trezeguet (Dk. 90 Ömer Ali Şahiner), Okaka (Dk. 90 Chadli)

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Dorukhan Toköz, Ahmetcan Kaplan, Vitor Hugo (Dk. 46 Hüseyin Türkmen), İsmail Köybaşı (Dk. 46 Yusuf Erdoğan), Siopis (Dk. 83 Koita), Berat Özdemir (Dk. 46 Djaniny), Visca (Dk. 71 Kouassi), Bakasetas, Nwakaeme, Cornelius

Goller: Dk. 11 Okaka, Dk. 31 Epureanu, Dk. 42 Serdar Gürler (Medipol Başakşehir), Dk. 59 Nwakaeme (Trabzonspor)

Paylaşın

82 Kadın Örgütü Ve Yüzlerce Kadından Açıklama: Göçmenlerin Yanındayız

Son dönemde mülteci ve göçmenlere yönelik ırkçı saldırılar ve tehditlerin özellikle “kadınların güvenliği” söylemi kullanılarak yaygınlaştırılmasına karşı çıkan onlarca kadın örgütü ve yüzlerce kadın “Irkçılığın, ayrımcılığın, göçmen düşmanlığının ve körüklenen nefretin değil, göçmenlerin yanındayız” diyerek ortak bir açıklama yayınladı.

Açıklamada Türkiye’de son birkaç haftadır göçmenlere yönelen ırkçı, cinsiyetçi saldırılar ve tehditlerin hızla yükseldiğine vurgu yapıldı ve şöyle denildi:

“Zamanı ve mekanı teyit edilmemiş sosyal medya paylaşımlarıyla, öncesi ve sonrası kopuk videolarla nefret körüklendikçe durum boyut değiştiriyor ve tekil suçlara dair iddialar göçmenleri topyekün hedef göstermek için araçsallaştırılıyor.

Bu tablo, halihazırda bin bir türlü zorlukla boğuşan, iradeleri hiçe sayılan, siyasal iktidarın Avrupa Birliği ile yürüttüğü her müzakerede pazarlık unsuru haline getirilen mülteciler dahil olmak üzere statüsü fark etmeksizin tüm göçmenlerin yaşamlarını içinden çıkılmaz bir ayrımcılık ve şiddet döngüsüne hapsediyor” denildi.

Bu karanlık iklimde; göçmen düşmanlığını, ırkçılığı, nefreti ilke edinerek palazlanan, kadın ve LGBTİ+ düşmanlığı tescillenmiş siyaset esnafları ‘kadınların güvenliğine dair kaygıları’ öne sürerek ırkçılıklarına meşruiyet zemini yaratmaya çalışıyorlar.

“Göçmenler düşman haline getirilemez”

Göçmenlerin ve mültecilerin hedef gösterilmesi, toplumun her kesiminde mevcut sosyo-ekonomik sorunlar karşısında biriken öfkenin yanlış yere kanalize edilmesinin ve siyasal iktidarın sorumluluğunun kamufle edilmesinin yöntemlerinden biri olarak işlev görüyor.

Göç bir insan hakkıdır. Savaşın, yıkımın, emperyalist hayaller uğruna gerçekleştirilen katliamların, erkek şiddetinin, işsizliğin, ekonomik krizin asıl sorumluları gizlenirken, bu politikaların sonucunda içinde bırakıldıkları cendereden zorlukla kurtularak hayatta kalan göçmenler düşman haline getirilemez.

“Erkek şiddeti tırmanıyor”

Mevcut koşullarda en temel haklara bile erişemeyen göçmen-mülteci kadın ve LGBTİ+’lar; kurumsallaşmış ırkçılık ve ayrımcılık nedeniyle maruz kaldıkları taciz, ayrımcılık, sömürü, tehdit, kötü muamele, fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik ve tüm boyutlarıyla erkek şiddeti karşısında herhangi bir makama başvurmaktan ve şikâyetçi olmaktan büsbütün çekinir hale geliyor.

Her savaşın, yükseltilen her düşmanca söylemin ve her tür ırkçı kalkışmanın; yabancı düşmanlığını, kadın düşmanlığını, transfobiyi, homofobiyi, nefreti, erkek şiddetini ve hak gasplarını tırmandırdığını çok iyi biliyoruz.

“Kadınlar şiddete mahkum ediliyor”

Devletin cezasızlık politikasını uygulayan erkek yargı eliyle şiddet failleri aklanıp şiddete maruz bırakılanlar suçlanırken, aynı mahkemelerde hayatlarını savunan kadınlar üst sınırlardan en ağır cezalarla yargılanıyor. Boşanmalar zorlaştırılıp nafaka hakkına göz dikilirken kadınlar içinde yaşadıkları şiddet sarmalına mahkûm ediliyor.

Çocuk istismarına evlilik koşuluyla af getirilerek failleri aklamak için meclise önergeler yağdırılıyor, çocuğun rıza yaşı tartışmaya açılarak istismarı yasalaştırmak için fırsat kollanıyor. LGBTİ+’lar hedef gösterilip nefret yükselirken eğitim, sağlık, barınma ve çalışma haklarına erişmeleri imkânsız hale getiriliyor.

“Hedef gösterenleri teşhir ediyoruz”

İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilerek kazanılmış haklarımız gasp ediliyor. Sınır dışı edilme riski olan göçmen-mülteci kadınlara ve LGBTİ+’lara statü sağlayıp geri göndermeme güvencesi sunan sözleşmenin yürürlükte olmadığı koşullarda hak ihlallerine karşı başvuru mekanizmalarına erişim imkânsız hale geliyor. Koruyucu-önleyici hiçbir tedbir alınmıyor, yasal düzenlemeler uygulanmıyor.

Göçmenleri taciz, tecavüz, istismar ve şiddet faili olarak işaretleyerek hedef gösteren ve yaşadıklarımızı göçmen ve mültecilerin yarattığı sorunlar olarak tarifleyen bu ikiyüzlülüğü teşhir ediyoruz.

“Birlikte yaşamak istiyoruz”

Zira söz konusu ikiyüzlülük, maruz bırakıldığımız sistematik erkek şiddetinin esas nedeni olan erkek egemen sistemi görmezden geliyor ve eşit, özgür, şiddetsiz bir yaşam mücadelemize karşı yürütülen saldırganlığın ayrılmaz bir halkasını oluşturuyor.

Irkçılığa, göçmen ve mülteci düşmanlığına, nefrete geçit vermeden; bedenlerimize, haklarımıza, hayatlarımıza sahip çıkarak hep birlikte özgür, eşit, şiddetsiz bir gelecek inşa etme umudumuzu talan etmeye yönelik bu saldırılara karşı göçmenlerin yanındayız, yan yanayız. Biz varız! Buradayız. Birlikte yaşıyoruz, birlikte yaşamak istiyoruz.”

İmzacılar:

Paylaşın

Sağlık Bakanlığı’ndan ‘Maymun Çiçeği Hastalığı’ Açıklaması

Ateş, döküntü, şiddetli baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, halsizlik ve şişmiş lenf düğümleri gibi belirtileri olan Maymun Çiçeği Virüsü Avrupa’nın ardından ABD’de de etkisini gösterdi. Virüsün kısa sürede bu kadar hızlı yayılması endişe yarattı.

Haber Merkezi / Maymun çiçeği hastalığına ilişkin Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada, şöyle denildi:

Monkeypox, kemirgenler ve primatlar gibi vahşi hayvanlardan kaynaklanan ve bazen insanlara bulaşan zoonotik bir hastalıktır. Ortopoksvirüs ailesine ait olan maymun çiçeği virüsünden kaynaklanır. İnsan vakalarının çoğu, hastalığın endemik olduğu Orta ve Batı Afrika’da görülmüştür. Monkeypox, temas ve solunan büyük damlacıklar yoluyla damlacık maruziyeti ile bulaşabilir.

Hastalık genellikle kendi kendini sınırlar ve semptomlar genellikle 14 ila 21 gün içinde kendiliğinden düzelir. Monkeypox hastalığı ile ilgili gelişmeler DSÖ, Avrupa Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (ECDC) bildirimleri ve Uluslararası Sağlık Tüzüğü (2005) çerçevesinde diğer ülkelerin uluslararası odak noktaları ile bilgi alışverişinde bulunularak Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar ve Erken Uyarı Dairesi Başkanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir. Ülkemizde bugüne kadar vaka görülmemiştir.

Maymun çiçeği hastalığı nedir?

Maymun çiçeği, 1980’li yıllarda tamamen ortadan kalkan çiçek hastalığının daha az bulaşıcı, daha hafif semptomlara neden olan ve daha az ölümcül hastalığa yol açan bir çeşit akraba virüsü.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ/WHO) verileri, bu virüsün ilk Orta ve Batı Afrika’daki tropik yağmur ormanlarında ortaya çıktığını ortaya koyuyor.

Birleşik Krallık Sağlık Güvenliği Ajansı’na (UKHSA) göre, maymun çiçeği insanlar arasında kolayca yayılmayan nadir bir viral enfeksiyon.

DSÖ, bulaşmanın, enfekte hayvanların kan, vücut sıvıları veya deri veya mukoza lezyonları ile doğrudan temas yoluyla gerçekleşebileceği görüşünde.

İlk nerede görüldü?

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi’ne (CDC) göre, hastalık 1958’de maymun kolonilerinde keşfedildi. İnsana bulaşan ilk vaka 1970 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DRC) rapor edildi.

O tarihten bu yana Benin, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Fildişi Sahili, Liberya, Nijerya, Kongo Cumhuriyeti, Sierra Leone ve Güney Sudan’ın da içinde bulunduğu 11 Afrika ülkesinde bu virüs görüldü.

CDC’ye göre, Afrika dışında bildirilen ilk maymun çiçeği salgını, 2003 yılında ABD’de enfekte bir memeli hayvanın ithalatı sonucu ortaya çıktı.

Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) verilerine göre, 2018 ve 2019’da, tümü Nijerya’da yolculuk yapmış ikisi Britanya, biri İsrail’den ve biri Singapur’dan yolcuya maymun çiçeği teşhisi kondu.

Belirtileri ne?

Ateş, döküntü, şiddetli baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, halsizlik ve şişmiş lenf düğümleri, maymun çiçeği ile ilişkili en yaygın belirtiler olarak biliniyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, maymun çiçeği olan hastalarda ateşin başlamasından sonraki 1 ila 3 gün içinde deri döküntüleri görülüyor. Döküntüler daha çok yüzde yoğunlaşırken, yüze ilave olarak, avuç içi ve ayak tabanları, ağız mukozasını, cinsel organları da etkiliyor.

Maymun çiçeğinin kuluçka süresi genellikle 6 ila 13 gün olarak bilinse de DSÖ’ye göre bu süre 5 ila 21 gün arasında değişebiliyor.

Tedavisi var mı?

DSÖ’ye göre, şu anda maymun çiçeği için önerilen özel bir tedavi yok.

Çiçek hastalığına karşı aşılamanın hastalığı önlemede yaklaşık yüzde 85 oranında etkili olduğu tespit edildi. Bu nedenle, ciddi semptomları önlemek için çiçek aşısı yapılmasını öneriliyor.

Maymun çiçeği virüsünün doğal konağı kemirgenlerin yanı sıra ip sincapları, ağaç sincapları, primatlar.

Maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerin çoğu hastalığı hafif atlatıyor. 2003 yılında ABD’de yaşanan yayılmada, 47 kişi hayatını kaybetmişti.

Nasıl bulaşıyor?

Maymun çiçeğinin doğal nedeni henüz tespit edilmedi, ancak kemirgenler en olası kaynak olmasına rağmen, enfekte hayvanlardan az pişmiş et ve diğer hayvansal ürünleri yemenin olası bir risk faktörü olacağı tahmin ediliyor.

DSÖ, bulaşmanın, enfekte hayvanların kan, vücut sıvıları veya deri veya mukoza lezyonları ile doğrudan temas yoluyla gerçekleşebileceği görüşünde.

Dünya Sağlık Örgütü yetkilisi Dr. İbrahim Soce Fall, virüsün endemik olduğu ülkelerde dahi henüz nasıl bulaştığının tam olarak anlaşılamadığını, bulaşma dinamikleri açısından hâlen birçok bilinmez olduğunu açıkladı.

Maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerin çoğu hastalığı hafif atlatsa bile DSÖ’ye göre, bu virüsten ölüm oranı yüzde 11 civarında. Çocuklar ve gençlerde ölüm oranı daha fazla olabiliyor.

Paylaşın

Beşiktaş, Başkanlık Seçiminin Ertelendiğini Duyurdu

Beşiktaş, resmi sitesi üzerinden, bugün yapılan olağan seçimli genel kurul toplantısında yeterli çoğunluk sağlanamadığı için başkanlık seçiminin 29 Mayıs 2022 Pazar günü gerçekleşeceğini duyurdu.

Haber Merkezi / Beşiktaş Jimnastik Kulübü (BJK) tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Kulübümüzün Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nın 22 Mayıs 2022 Pazar günü saat 10.30’da Akatlar Mahallesi, Yıldırım Oğuz Göker Caddesi, Gelincik Sokak, No:1 Beşiktaş / İstanbul adresinde bulunan Beşiktaş JK Akatlar Spor Kompleksi’nde yapılacağı ilan edilmişti. Bugün çoğunluk sağlanamadığı için ikinci ve son toplantı çoğunluğa bakılmaksızın 29 Mayıs 2022 Pazar günü aynı yer ve saate aynı gündemle ertelenmiştir.” ifadeleri yer aldı.

Beşiktaş’ta başkanlık için iki isim aday oldu. Mevcut başkan Ahmet Nur Çebi yeniden aday olurken, Çebi’ye rakip olarak Fuat Çimen adaylığını koydu.

Paylaşın

Bebekler Neden Aniden Ölüyor? Sırrı Çözüldü

Sağlıklı bebeklerin neden aniden öldüğü uzun zamandır gizemini koruyordu. Bir süre önce bebeğini kaybeden Avustralyalı bir araştırmacı anne, bu sırrı çözdü: Ani bebek ölümlerine bir enzim yol açıyor.

Hiç kimse Dr. Carmel Therese Harrington’a, oğlu Damien’in neden bir gece aniden öldüğünü tam olarak açıklayamadı. Olayın geçmişi 29 yıl önceye dayanıyor: Biyokimyager Harrington, o sıralarda ikinci mesleği olan avukatlık yapıyordu ve üç çocuk annesiydi: “Kimse bana makul bir açıklama yapamadı. Sadece bunun bir trajedi olduğunu söylediler. Ama bilim eğitimi almış biri olarak bu açıklama, bana hiç mantıklı gelmedi.”

Bu üzücü olayın üzerinden üç yıl geçti. Sonra benzer bir şoku, en yakın arkadaşlarından biri yaşadı. Teşhis yine aynıydı: Ani bebek ölümü sendromu. Avustralyalı Dr. Carmel Therese Harrington, asıl alanı olan bilimsel araştırmaya geri döndü ve bu sendromun ardındaki gizemin izini sürmeye başladı. Bu amaçla ihtiyaç duyduğu mali kaynağı “crowdfunding” (kitlesel fonlama) yoluyla toplamaya karar verdi.

Hayırseverlerin desteği ile kısa sürede gerekli parayı denkleştiren Dr. Harrington, Sidney’deki Westmead Çocuk Hastanesi’nden bir ekiple birlikte hummalı bir araştırmaya girişti. Azimli ve samimi çabası bir süre sonra meyvesini verdi. Harrington, ani bebek ölümü sendromunun nedenini gerçekten de bulduğuna inanıyordu.

Lancet eBioMedicine” dergisinde yayınlanan makaleye göre, bir enzim bebeklerin beynini bloke ederek tehlike anında ürküp uyanmalarını engelliyor.

Uykuda ölüm

SIDS (Sudden Infant Death Syndrome) olarak da adlandırılan ani bebek ölümü sendromu, adından da anlaşılacağı üzerine herhangi bir uyarı ve hastalık belirtisi olmaksızın, genelde uyku halinde ve ani şekilde meydana geliyor. Normalde uyandırma mekanizması, bebek nefes almayı bıraktığında devreye gererek onu uyandırıyor. Doğal kontrol sistemlerine sahip olan bu mekanizma, kandaki oksijen miktarını sürekli denetliyor. Oksijen yetersizliği olduğunda derhal solunum sistemine sinyal gönderiyor ve uyuyan kişi hemen uyanıyor.

Bugüne kadarki varsayım, ani bebek ölümlerinin bu uyandırma mekanizmadaki bir kusurdan kaynaklandığı şeklindeydi. Ancak Dr. Harrington ve ekibi, beyindeki uyandırma mekanizmasını bloke eden bir enzim tespit etti. Araştırma ekibi, doğumdan birkaç gün önce kan alınan ve daha sonra SIDS nedeniyle vefat eden 60’tan fazla bebeğin verilerini inceleyerek bu sonuca ulaştı. Söz konusu bebekler, öldüklerinde bir hafta ile iki yaş arasındaydı.

Enzim eksikliği beyni bloke ediyor

SIDS kurbanı bebeklerin kurutulmuş kan örneklerini sağlıklı çocuklardan alınan kanlarla karşılaştıran araştırma ekibi, ölen çocuklardaki bütirilkolinesteraz (BChE) enziminin aktivitesinin, yaşayanlara oranla bariz şekilde düşük olduğunu saptadı. Diğer bebek ölümleriyle karşılaştırıldığında da BChE aktiviteleri, ani bebek ölümü sendromundan ölen çocuklarda son derecede düşüktü.

Karaciğer tarafından üretilen BChE enzimi beyindeki iletişimde önemli bir rol oynadığından, Harrington’un ekibi özellikle uyku sırasındaki enzim eksikliği ile ani bebek ölümleri sendromu arasında bir bağlantı olması gerektiği sonucuna vardı. Çünkü bütirilkolinesteraz eksikliği, uzun süreli apneye yani uyku sırasında solunum kesintilerine yol açabiliyor. Apne süresi, enzim kusurunun derecesine bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.

Erken tarama testi hayat kurtarabilir

Eğer Dr. Harrington ve ekibinin bu keşfi başka araştırmalarla da doğrulanırsa, gelecekte pek çok bebeğin hayatı kurtulabilir. Böylece BChE enzimi bir “biyobelirteç” olarak kullanılabilir ve ani bebek ölümü sendromu riski, erken aşamada saptanabilir. Vücut tarafından üretilen, kan veya idrar gibi vücut sıvılarında tespit edilebilen ve spesifik bir süreci, durumu veya hastalığı belirten maddelere “biyobelirteç” adı veriliyor.

Harrington’ın ekibi, yüksek SIDS riskli bebekleri erken bir aşamada tanımlayan ve böylece onları ani bebek ölümü sendromundan koruyan bir tarama testi geliştirmeyi hedefliyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Devlet Hastanelerine Bütçe Yetmedi!

Şehir hastaneleri yüksek maliyet nedeniyle eleştirilirken, devlet bütçesinden yapılması planlanan 10 hastane için yapılması planlanan ihaleler de iptal edildi. İptale yetersiz bütçeler neden oldu. 

Yap-İşlet-Devret yöntemiyle projelendiren şehir hastaneleri yüksek maliyeti ile şirketleri büyütürken, düşük maliyet nedeniyle devletin kendi kaynakları ile yapmayı planladığı 10 hastanesinin ihalesi iptal edildi. İptal gerekçesi ise bütçe yetersizliği oldu. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı maliyet hesabının, ekonomik krizle birlikte aşırı yükselen inşaat maliyetlerinin çok altında kalması kararda etkili oldu.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre her gün değişen fiyatlar yüzünden önlerini göremez hale gelen müteahhitler devletin hazırladığı yaklaşık değerlerle hastanelerin yapılamayacağını idarelere ilettiler.

10 ilde 10 proje iptal

Kamu İhale Bülteni’nde yer alan bilgilere göre Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan ve toplam 2 bin 500 yatak kapasiteli 10 hastanenin ihalesi iptal edildi. Müteahhitlerin yaklaşık değerleri az bulmaları nedeniyle ihaleleri iptal edilen devlet hastaneleri Kars, Bingöl, Şırnak, Manisa, Konya, Kahramanmaraş, Adana, Aydın, Ordu ve İzmir’de yapılacaktı.

Soru önergesi

CHP Balıkesir Milletvekili Dr. Fikret Şahin, ihalesi iptal edilen hastaneler nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) soru önergesi verdi. Şahin, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde, 10 şehirde oluşan hastane ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak alternatif çalışma yürütülüp yürütülmediğini sordu.

Şehir hastaneleri eleştirisi

CHP’li Fikret Şahin, ihaleleri iptal edilen 6 hastanenin 2022 yılı yatırım maliyetinin 3,3 milyar lira olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın bütçe kaynaklarını şehir hastanelerine akıtması yüzünden devlet hastanelerine para bulamadığını ifade etti. Şahin, faaliyetteki 13 şehir hastanesinin kira ve hizmet bedelleri için bu yılki bütçeye 21,5 milyar lira ödenek konulduğunu, ancak dolara endeksli ödemeler yüzünden bütçeye gelecek yükün şimdiden 30.5 milyar liraya çıktığını söyledi.

Paylaşın

CHP’nin ‘Doğu Masası’ Çalışmaları Meyvelerini Vermeye Başladı

CHP’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde örgütsel kapasitesini artırmak ve oylarını yükseltmek için başlattığı Doğu Masası çalışmaları geçen bir yıl içinde ilk meyvelerini üye sayısında vermeye başladı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, CHP’nin Teşkilat biriminden alınan bilgiye göre bu süreçte üye sayıları Ağrı’da yüzde 71, Batman’da yüzde 141, Diyarbakır’da yüzde 117, Mardin’de yüzde 122, Muş’ta yüzde 46, Siirt’te yüzde 49, Bingöl’de yüzde 40, Şanlıurfa’da yüzde 51, Hakkari’de yüzde 71, Şırnak’ta yüzde 123, Van’da yüzde 131 oranında artış gösterdi. Partililer yeni üyelerin büyük bir kısmının, AK Parti’den istifa eden vatandaşlar olduğuna dikkat çekiyor.

DEVA Partisi’nin ‘ikinci’ adayı

İlk mitingini dün Antep’te yapan DEVA’da valilikle yaşanan alan tartışmasının il örgütünü daha fazla motive ettiği ortak görüştü. İl yöneticileri, bu durumun hem kendilerini hem de üyelerini daha da şevkle çalışmaya sevk ettiğini söylüyorlardı. Miting öncesi de birinci gündem buydu. Ancak sohbet bir yerden sonra dönüp dolaşıp yine cumhurbaşkanlığı adaylığına geldi.

Bir il yöneticisi, bu konuda kişisel tercihinin doğal olarak Genel Başkan Ali Babacan olacağını söyledi. Peki, olur da ‘ikinci bir isim’ konuşulması gerekirse? O zaman da artık pek de gündeme gelmeyen bir ismi söyledi: Abdullah Gül. Gül, DEVA’nın kuruluşunda beklenenin aksine mesafeli bir duruş sergilese de parti içinde tamamen gündem dışı kalmamış gibi görünüyor.

CHP’ye 7 ayda 7 bine yakın başvuru: Yarısı iş talebi

CHP’nin Parti Meclisi’ne sunduğu MYK raporuna göre 13 Ekim 2021 – 13 Mayıs 2022 tarihleri arasındaki yaklaşık 7 ayda CHP Yerel Yönetimler birimine ziyaret, telefon, mektup, e-mail yoluyla 7 bin 908 talep ve şikayet konusu iletildi. Bunların 3 bin 847 ile yarıya yakınını iş talebi oluşturuyor. Binin üzerinde kişi sosyal yardım talebinde bulunurken bine yakın kişi de altyapı, yol ve su gibi ihtiyaçların giderilmesini istiyor.

Paylaşın