Fenerbahçe’den Malatyaspor’a Farklı Tarife

Süper Lig’in son haftasında Fenerbahçe, Malatyaspor ile deplasmanda karşı karşıya geldi. Fenerbahçe, 32. dakikada Serdar Dursun , 57. dakikada Serdar Aziz, 75. dakikada İrfan Can ve 77. ve 88. dakikada Valencia’nın attığı gollerle sahadan 5-0’lık skorla ayrıldı.

Haber Merkezi / Süper Lig’de sezonu 73. puanla ikinci sırada tamamlayan Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi biletini de aldı. Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’ne 2. ön eleme turundan katılacak. Bu turdaki rakip 15 Temmuz’da çekilecek kura çekimiyle belli olacak. İlk maç 19-20 Temmuz’da, rövanş ise 26-27 Temmuz’da oynanacak.

Haftalar önce ligden düşmesi kesinleşen, 23’te Barış Başdaş’ın direkt kırmızı kart görmesiyle maçın büyük bir bölümünü 10 kişi oynayan Malatyaspor ise üst üste 10. mağlubiyetini aldı ve sezonu 20 puanla son sırada tamamladı.

Karşılaşmadan dakikalar

2. dakikada Fenerbahçe’de Serdar Dursun’un indirdiği topta İrfan Can gelişine vurdu, top üst direkten döndü. 4. dakikada Mert Hakan’ın uzun topunda Ferdi sağ kanatta topu kontrol etti ve çizgiye inmek istedi, kaleci Abdulsamed kontrol etti.

5. dakikada İrfan Can’ın sağ kanattan uzak direğe yaptığı ortada Novak kafayı vurdu, top direğin yanından auta çıktı. 8. dakikada Ferdi’nin sağ çaprazdan arka direkteki Serdar Dursun attığı pası son anda kaleci Abdulsamed kornere çeldi.

19. dakikada İrfan’ın ortasında Serdar Dursun kafayı vurdu, kaleci topu kornere çeldi. 21. dakikada sol kanattan açılan ortaya dokunan Serdar Dursun, ceza sahası içerisinde topu ağlara gönderdi, ancak bir önceki pozisyonun faul olması gerekçesiyle gol geçersiz sayıldı. Gol iptalinin ardından yaşanan gerginlikte Malatyaspor’da Barış Başdaş, kırmızı kart görerek oyun dışında kaldı.

27. dakikada Mert Hakan’ın sağ çaprazdan ortasında topun gelişine sert vuran Serdar Dursun, topu üstten auta gönderdi. 30. dakikada Mert Hakan’ın uzaktan vuruşunda kaleciden seken topu Novak tamamlamak istedi, top üst direkten döndü.

32. dakikada sol kanatta son çizgiye inen Rossi penaltı noktasına doğru ortasını yaptı. Serdar Dursun sağ köşeye etkili bir kafa vuruşu yaparak meşin yuvarlağı ağlara gönderdi (0-1). 43. dakikada Serdar Aziz’in hatasında topu kapan Haqi kaleciyle karşı karşıya kaldı, Altay gole izin vermedi.

45+4. dakikada sol çaprazdan ceza alanına giren Haqi Osman’ın vuruşunda top direkten döndü. 55. dakikada serbest vuruşu kullanan Mert Hakan’ın yakın köşeye doğru yaptığı vuruşu Abdulsamed direğin dibinden çıkardı.

57. dakikada Mert Hakan’ın kullandığı kornerde boş pozisyonda kafayı vuran Serdar Aziz, topu ağlara gönderdi (0-2). 75. dakikada sol kanattan Novak topu ceza yayı sol tarafındaki İrfan’a gönderdi. İrfan, penaltı noktasının gerisinden çektiği şutunda top sağ köşeden filelere gitti (0-3).

77. dakikada Tisserand’ın uzun toplu Mert Hakan’a gönderdiği top Valencia’nın önünde kaldı. Bu oyuncunun vuruşunda top ağlarla buluştu (0-4). 85. dakikada Gustavo, uzak mesafeden kaleyi denedi, top savunmaya çarparak direğin yanında auta çıktı.

88. dakikada savunmada topu kapan Arda Kurtulan, ceza sahası içerisinde İrfan’a pasını gönderdi. İrfan bekletmeden topu Valencia’ya gönderdi. Vallencia’nın vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu (0-5).

Paylaşın

Beşiktaş, Sezonu 59 Puanla Tamamladı

Süper Lig 38. ve son hafta maçında Beşiktaş ile Konyaspor karşı karşıya geldi. Vodafone Park’ta oynanan ve hakem Sarper Barış Saka’nın düdük çaldığı maç 1-1 eşitlikle sonuçlandı.

Haber Merkezi / Konyaspor 42. dakikada Rahmanovic ile öne geçti. Beşiktaş’a puanı getiren golü 90+1’de Kenan Karaman getirdi.

Bu sonucun ardından Beşiktaş sezonu 59 puanla tamamladı. Beşiktaş’ın takım kalan maçların sonucuna göre belli olacak. 3. sırayı daha önce garantileyen Konyaspor ise sezonu 68 puanla tamamladı.

Karşılaşmadan dakikalar

7. dakikada Konyaspor gole çok yaklaştı. Sol köşeden ceza sahası içerisine kullanılan top ceza sahası arka alanında boş pozisyondaki Uğurcan’ın önünde kaldı. Genç futbolcu şutunu attı ancak üstten auta çıktı.

10. dakikada Beşiktaş etkili geldi. Konyaspor savunmasının yaptığı pas hatası sonrasında topu önünde bulan Rachid Ghezzal 10 metre topu sürdükten sonra yaklaşık 30 metreden şutunu çekti, kaleci Sehic topu yumruklayarak uzaklaştırdı.

24. dakikada sol kanattan ceza sahasına giren Umut’un pasında çapraz pozisyonda meşin yuvarlağın sahibi olan Nkoudou’nun yerden çektiği sert şut yan ağlarda kaldı.

42. dakikada Rahmanovic kendi yarı sahasından gönderdiği uzun pasta sol kanatta Michalak’ı topla buluşturdu. Bu oyuncunun ceza sahasına girip son çizgiye inmeden arka direğe yaptığı ortaya geriden gelen Rahmanovic, müsait pozisyondaki vuruşuyla takımını öne geçiren golü attı. 0-1

47′ Konyaspor bir kez daha gole çok yaklaştı. Sol kanatta Michalak rakibini geçtikten sonra kaleci Emre ile karşı karşıya kaldı. Polonyalı futbolcu şutunu attı genç kaleci topu çıkararak tehlikeyi önledi.

56. dakikada defansın arkasında sarkan Rahmanovic hızla ceza sahası içine girip kale önünde vuruş yapmak isterken Montero son anda araya girdi ve meşin yuvarlağı kornere gönderdi.

57. dakikada Guilherme’nin sol kanattan ortasında ceza sahası içinde Ahmed Hassan’ın kafa vuruşunda meşin yuvarlak üst direkten oyun alanına döndü.

66. dakikada orta sahada topu kapan Batshuayi ceza sahası dışından şutunu çekti, Sehic gole izin vermedi. 83. dakikada Ghezzal sol taraftan yerden sert bir orta gönderdi. Penaltı noktası bölgesinden Güven Yalçın’ın gelişine vuruşunda top savunmaya çarparak kornere gitti.

90. dakikada Ghezzal’ın soldan kullandığı kornerde Batshuayi’nin ön direkteki kafa vuruşunda, meşin yuvarlak direğe çarparak oyun alanına geri döndü. 90+1. dakikada Beşiktaş’ın beraberlik golü geldi. Ghezzal’ın soldan kullandığı köşe vuruşunda Kenan Karaman meşin yuvarlağı kafayla ağlara gönderdi: 1-1.

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Sarper Barış Saka, Mustafa Sönmez, İbrahim Bozbey

Beşiktaş: Emre Bilgin, Serdar Saatçı, Necip Uysal, Montero, Kenan Karaman, Emirhan İlkhan, Can Bozdoğan (Dk. 68 Atiba), Umut Meraş (Dk. 82 Texeira), N’Koudou (Dk. 60 Batshuayi), Ghezzal, Larin (Dk. 60 Güven Yalçın)

Konyaspor: Sehic, Barış Yardımcı (Dk. 60 Oğulcan Ülgün), Uğurcan Yazğılı, Adil Demirbağ, Guilherme, Soner Dikmen, Rahmanovic (Dk. 71 Endri), Michalak (Dk. 87 Alberk Koç), Hadziahmetovic, Amilton (Dk. 72 Bytyqi), Cikalleshi (Dk. 46 Ahmed Hassan)

Goller: Dk. 42 Rahmanovic (Konyaspor), Dk. 90+1 Kenan Karaman (Beşiktaş)

Paylaşın

Euroleague’de Şampiyon Anadolu Efes

THY Euroleague’de Dörtlü Final’in ilk buluşmasında Olympiakos’u Micic’in son saniye üçlüğüyle deviren Anadolu Efes, İspanyol devi Real Madrid ile karşı karşıya geldi. Stark Arena’da oynanan karşılaşma, Anadolu Efes’in 58-57’lik üstünlüğüyle sonuçlandı ve temsilcimiz THY EuroLeague Kupası’nı müzesine götürdü.

Maçın ilk 2 dakikalık bölümünde iki takımda da savunmalar ön plana çıkarken sayı üretilemedi. Anadolu Efes’in ilk sayısını Micic, faul çizgisinden buldu. Real Madrid ise açılışı Adam Hanga ile yaptı. İlk çeyreğin 5 dakikalık bölümü iki takımın karşılıklı sayıları ile Anadolu Efes’in 7-6’lık üstünlüğü ile geçildi. Tavares’in hücum ribaundları ile boş döndüğü atakları değerlendiren Real Madrid’e Anadolu Efes Micic ve Larkin’in sayıları ile cevap verdi. İlk çeyrek Real Madrid’in 15-14’lük üstünlüğü ile tamamlandı.

Maçın 2. çeyreğine 2 takım da sert savunma ile başladı. çeyreğin 5 dakikalık bölümü karşılıklı basketler ile geçildi. Sonrasında Anadolu Efes’in hücumlarını durduran İspanya temsilcisi, dış şutlarda bulduğu sayılar ile farkı 7’ye kadar çıkardı. Larkin ve Micic ile art arda sayılar bulan ve Real Madrid’e karşılık veren Anadolu Efes devreye 34-29 geride girdi.

Üçüncü çeyrekte iki takım da hücumda üretmekte epey zorlandı. 4 dakika geçilirken Anadolu Efes sadece 2, Real Madrid ise 6 sayı üretti. Anadolu Efes, Micic ve Larkin dışında yan parçalarını devreye sokamazken Real Madrid ise Randolph ve Hanga ile kritik 3 sayı isabetleri bularak en azından nefes aldı. Micic üçüncü çeyreğin ilk 5 dakikasında hiç top kullanmazken Anadolu Efes ritim bulmakta epey zorlandı. Pleiss önce çizgiden sonra da üç sayı çizgisinin gerisinden sayılar üretti ve skoru 40-36’ya getirirken devamında hücum faul yapan Tavares üç’leyerek kenara geldi. Çeyreğin bitimine 40 saniyeden az süre kala Anderson ile Poirier arasındaki pozisyonun ardından Poirier, Anderson’ı iterek düşürdü. İki takım oyuncuları ve koçları da gerilimi düşürmek için devreye girdi. İki basketbolcuya da karşılıklı sportmenlik dışı faul çalındı. Devamında iki takım da hücumları boş geçerken Larkin serbest atış çizgisinden 2’de 0 attı.

Son çeyreğe iki takım da top kayıplarıyla başlarken Tavares dört faulle yeniden kenara gelirken Micic geriye çekilerek 3 sayılık isabeti buldu ve Anadolu Efes’i 43-42 öne geçirdi. Devamında topu kapan Singleton pozisyonu smaç ile bitirdi ve farkı 3’e çıkardı. 2. dakika geride kalırken Larkin 6. ribaundunu aldı ve üçüncü çeyrekte devreye girerek 7 sayı kaydeden Pleiss bir de orta mesafe isabeti bularak skoru 47-44’e getirdi. Real Madrid serbest atışlarıyla skora tutunurken Pleiss bir de hücum ribaundu sonrası gelen 2 sayı ile Anadolu Efes’i 49-47 öne geçirdi. Real Madrid’de ise Llull üç sayı isabetle takımını 50-49 öne geçirdi. Micic boş durumdaki Pleiss’ı bulurken fake sonrası bir isabet daha bulan Pleiss, Anadolu Efes’i yeniden öne geçirdi: 51-50. Micic – Pleiss ikilisi bir kez daha sahneye alarak farkı 3’e çıkardı. Devamında Peck 3 sayı isabetiyle skora dengeyi getirdi. Son bir dakikaya girilirken Pleiss bir kez daha hücum ribaundu ile Anadolu Efes’i önde tuttu: 58-55. 17.2 saniye kala Larkin Yabusele’nin üzerine giderek Real Madrid’e üçüncü faulünü aldırdı. Devamında Larkin’in şutu kaçsa da Singleton topu kaparak şampiyonluğu Anadolu Efes ve Türkiye’ye getirdi!

Salon: Stark Arena

Hakemler: Luigi Lamonica (İtalya), Borys Ryzhyk (Ukrayna), Gytis Vilius (Litvanya)

Real Madrid: Abalde 2, Hanga 5, Deck 5, Yabusele 3, Tavares 14, Taylor 3, Causeur 3, Llull 9, Poirier 5, Randolph 6, Rudy Fernandez 2

Anadolu Efes: Micic 23, Larkin 10, Anderson, Moerman, Pleiss 19, Dunston 2, Bryant, Singleton 4

1. Periyot: 15-14

Devre: 34-29

3. Periyot: 42-40

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Haramilerin Saltanatını Yıkacağız

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na verilen cezanın ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla Bursa’dan İstanbul’a alınan “Milletin Sesi” mitingi Maltepe Sahil Miting Alanı’nda gerçekleştirildi.

Sahneye ilk olarak parti yöneticileri ve milletvekilleri çıktı. Ardından Büyükşehir Belediye Başkanları kitleyi selamladı. Daha sonra Canan Kaftancıoğlu sahneye çıktı. Kaftancıoğlu’nun ardından Gezi Parkı Direnişi sürecinde yaşamını yitirenlerin aileleri ve Gezi Davasında tutuklananların aileleri sahnede yer aldı.  Bu sırada kitleden “Hak hukuk adalet”, “Her yer Taksim her direniş” sloganları yükseldi.

Daha sonra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Hak, hukuk, adalet” sloganları eşliğinde sahneye çıktı. “Kimse umutsuzluğa kapılmasın, haramilerin saltanatı yıkılıyor” diyen Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Hiçkimse umutsuzluğa kapılmasın. Haramilerin saltanatı yıkılıyor. Bu meydanda milyonlarla buluşmuştuk. Az kaldı bu kentin meydanlarında, sokaklarında özgürce kucaklaşacağız. Birileri Türkiye’yi zifiri karanlığa sürüklemek istiyor. İnsanları korkuyla sindirmek istiyor.

Sizi, bu milleti korkutarak bu sistemi ayakta tutmak istiyorlar. O ve Saray’ı giderse kaos olur algısı peşindeler. Evleri basıyorlar, okulları basıyorlar, tweet attılar diye liseli çocukları okullarından alıyorlar. Bebekleri babalarından annelerinden koparıyorlar.

Şimdi bir adım daha atıp partileri kapatmaya hazırlanıyorlar. Saray ve şurekasının elinden düşmeyen bir kelime var: O yasak, bu yasak, şu yasak…

Memleketi uyuşturucu bataklığına çevirdiler. Kadın cinayetleri, işçi cinayetleri, siyasetçilere suikast hazırlıkları. Kullanışlı aparatlarla kavga edeceğiz. Sonuna kadar edeceğiz ve kazanacağız.

Söz veriyorum biz kazanacağız. Ülkemiz ağır bir ekonomik buhranın içinde. Bu hakka hukuka adalete sırt çevirmenin, adaletsiz yönetimin sonucudur. Milyonlarca aile ağır yoksulluk içinde geçinemiyor. Sonuç: Yüzbinlerin tiranlıktan kaçmaya çalışması. En değerlimizi gençlerimizi kaybediyoruz. Gençlerimizin yüzde 70’i yurt dışına gitmek istiyor. 550 bini gitti bile.

Yalanlardan hepimiz bıktık! Ağızlarını açtıklarında yok efendin 2023, 2071, dış güçler, Almanlar, Japonya bizleri kıskanıyor, anlaşmalarda gizli maddeler var. Bunların tamamı yalan, yalan, yalan. Çok uzun süredir söyleyecekleri elle tutulur hiçbir şey kalmadı.

Çok uzun süredir söyleyecekleri elle tutulur hiçbir şey kalmadı. Ama az kaldı, uzun zamandır değişim rüzgarları esiyor. Türkiye değişime hazır. Çiftçimiz, işçisi, memuru, bürokratı, esnafı, sanayicisi, tüccarı, ithalatçısı, turizmcisi, taksicisi bu değişime hazır. Bu değişime gençler hazır, kadınlar hazır. Biz bu değişime hazırız.

“Beşli çetelerin kurduğu düzeni bozacağız”

Kollarımızı sıvayıp hemen çalışmaya başlamak zorundayız. Ekonomiyi yeniden inşa etmek zorundayız. Yolsuzluk yapanların, kul hakkı yiyenlerin kim olduklarına bakmadan kafalarına inmek zorundayız. Sarayın ve fotoğrafçı suç işleri bakanının elinden yetkiyi aldığımızda, hepsinin, bu beşli çetelerin defterini dürmek zorundayız.

‘Beşli çetelerin kurduğu düzeni bozacağız. Bunların düzenine çomak sokacağız. Beşli çetelere ses çıkarmayanlar iyilikte yarışan belediye başkanlarımıza baskı yapıyorlar. Belediye başkanlarımız kumpasları, entrikaları boşa çıkararak halka hizmetlerini sürdürüyorlar.

1 hafta süreyle karanlıkta kaldım biliyorsunuz. Ben neoliberalizme karşıyım, bırakın halkı sömüren sömürsün, piyasa dengesini bulur söylemine karşıyım. Toplumun belleğine yerleşen bu anlayış, iktidar destekli sömürme ve köleleşmeye dönüştü.

İnsanların geçim kaynaklarını korumak için devletin müdahil olması gerektiğine inanıyorum. Vergide indirim istiyorum ama bunu yapabilmek için kamu maliyelerimizin sürdürülebilir temele oturtulması gerektiğine inanıyorum. Mali sorumluluğa inanıyorum. Vatandaştan toplanan verginin hesabının vatandaşa verilmesi gerektiğine inanıyorum.

2 kadın gazeteci, işlerini yaptıkları için tehdit ediliyor. Paramiliterlere, mafyalara, baronlara, kendini derin devlet olarak ilan eden müptezellere, SADAT’a olur da bu onurlu gazetecilerin tırnağına zarar gelirse, siz kendinizi unutun!

Türkiye’ye gelen kaçakların, Afganların ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine geri gönderilmesi gerektiğine inanıyorum. Benim vatan sevgimde sınır namustur anlayışı var. Yol geçen hanına dönen sınırları koruyamayanlar devleti yönetemezler.

8 milyon kişiyi başımıza indirdiler, bu yük taşınamıyor. Gitmek zorundalar, gidecekler. Davul zurnayla, kardeşçe göndereceğiz. Hiçkimse unutmasın. Biz ırkçı değiliz. Irkçılığa karşıyız. Asla bu milletin alnına kara lekenin sürülmesine izin vermeyeceğiz.

Ortadoğu barış ve işbirliği teşkilatını kuracağız, Suriye’ye, Orta Doğu’ya barış getireceğiz. Bizim ilkemiz Atatürk’ün söylediği Yurtta Barış Dünyada Barış ilkesidir.

İnsanlar arasında eşitlik istiyorum; hak eşitliği… Fırsatların eşitliğin istiyorum. Değerle siyaseti yapılsın istiyorum. Demokrasiye saygı, işbirliği değerleri üzerinden var olalım istiyorum. 2 kelimede vücut bulan anlayışı iktidara getirmek için birlikte çalışmak zorundayız.

“İnsanca yaşayacağız, kardeşçe ve hakça bölüşeceğiz”

Dindarı, dinsizi, Türkü, Kürdü, Arabı, sağcısı, solcusu, liberali, milliyetçisi… 84 milyona, herkese; ülke elden gidiyor, birlikte olmak zorundayız, birlikte mücadele etmek zorundayız! Vatan bizim vatanımız, bayrak bizim bayrağımız.

Atatürk’ün önderliğinde kazandığımız Kurtuluş Savaşı gibi, neye inandığımız, geçmişte hangi partiyi desteklediğimiz önemli değil. Eski tartışmaları bir tarafa bırakıp gerçek değişimi sağlamak için birlikte çalışmak zorundayız. Demokrasi ve adalet mücadelesini kimseyi ayırmadan, dışlamadan hep birlikte vermeliyiz. Emekçiler, toplumun tüm kesimleri, iş insanları, esnaf, kadınlar, emekliler, bilim insanları, beyaz yakalılar; insanca yaşayacağız, kardeşçe ve hakça bölüşeceğiz.

Genç muhafazakarlar; bu sorunlar hepimizin sorunu, bir kısımın değil. Bu senin de sorunun. İl Başkanımıza siyaseti yasaklayan zihniyet senin nafakanı kesmek istiyor, seni köleleştiriyor. Sesini yükseleyeceksin, itiraz edeceksin. Aynısı sana da yapılacak. SADAT’çıların toplantılarında sen yoksun. Vatana ihanet suçu işlenirken erkekler oturdu yeni anayasa yazdı, sen orada yoksun ve olmayacaksın. Genç muhafazakar kardeşim, bu seçimde kararsızım diyemezsin. Kayıtsızlık bir cevap değildir, bir sondur. Kayıtsızlık saldırganın dostudur. Saldırgana karşı dik durmalısın, onurlu durmalısın.

Bazıları hala öğretilmiş çaresizlikle bir partinin ve parti liderinin halkını dinlemesini zayıflık gibi algılıyorlar. Bir liderin kibar olmaması gerektiğini söylüyorlar. İyi kalpli olmayı zayıflık gibi gösteriyorlar. Biz birlikte oluyoruz, birlikte iktidar oluyoruz. Ben iktidar olduğumuzda asla değişmeyeceğim, neysem oyum! Kibar olmayı, dinlemeyi, dezavantajlıların derdine koşmayı değişmeyeceğim, inadına koşacağım!

İyi insan olmayı zayıflık olarak gösterenler, bir yüzükle yola çıkanlar bugün milletin celladı haline geldiler. Onlar saraylarda fink atıyorlar, millet ise aç. Kendi celladınızı seçmeyin. Bu bir şov değil, demokrasi arayışı; ciddi olmak zorundayız, ahlaklı olmak zorundayız, vicdanımızı dinlemeliyiz, ahlaki değerleri yüceltmek zorundayız.

“Kendi celladınızı seçmeyin”

Canan Başkan’ın başına gelene ses çıkartacaksın. Genç muhafazakar kadın, senin de başına gelecek. Ey genç muhafazakar kardeşim bu seçimde kararsızım diyemezsin. Kayıtsızlık bir seçim değildir. Bir sondur. Her zaman saldırganın dostudur. Saldırgana karşı dik durmalısın. Onurlu durmalısın.

İktidar olduğumuzda asla değişmeyeceğim. Ben neysem oyum! Nerede durduğumu biliyorsun. Bunu değiştirmek niyetinde değilim.

Bir yüzlükle yola çıkanlar milletin celladı haline geldi! Saraylarda fink atıyorlar, millet aç! Kendi celladınızı seçmeyin. Ahlaklı olmak, ahlaki değerlerimizi yükseltmek zorundayız.

CHP’de geçmişte şöyle yaptı böyle yaptı diyorlar. Evet hatalar oldu. Biz hatalarımızdan ders çıkarmasını bilen bir partiyiz. Allah şahidimizdir ki kendimizi geliştirmek için çok çaba harcıyoruz. Tam anlamıyla mükemmel olmasak da mükemmel bir göreve talibiz. İşsizlere iş sağlamak, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bölgesinde saygın bir ülkeyi yeniden inşa etmek.

Bu söylediklerimize inanıyorsanız, akıllı bir ekonomi yönetimi istiyorsanız, Silivri korkusu olmadan konuşmak istiyorsanız, Harp Akademisi öğrencileri serbest bırakılsın istiyorsanız, eğitime ve sağlığa güzel bir bütçe ayrılsın istiyorsanız, 128 Milyar doların kime satıldığını öğrenmek istiyorsanız, ödediğiniz vergilerin nereye gittiğini öğrenmek istiyorsanız, asgari ücretli açlığa mahkum olmasın istiyorsanız bize katılın. Çocuklarınızın geleceğini düşünüyorsanız bize katılın. Bu ülkeden çalınanları tavizsiz geri alacağıma bir kez daha milletimin huzurunda bir kez daha söz veriyorum!”

Paylaşın

Babacan: Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e Geçeceğiz

Partisinin Gaziantep mitinginde konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Hukuku biz ayağa kaldıracağız. Demokrasimizi biz yükselteceğiz. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçeceğiz. Bu pahalılık, bu yoksulluk, bu baskı dönemi bitecek. Özgür ve zengin bir ülke olacağız.” dedi.

Haber Merkezi / Babacan, konuşmasının devamında, “Sakın unutmayın kardeşlerim. DEVA Partisi varsa umut vardır. DEVA Partisi varsa adalet vardır. Güven bizde. Çözüm bizde. Anahtar bizde. Türkiye’nin demokrasi maratonunu hep beraber koşacağız. Yerle bir ettikleri demokrasimizi hep beraber ayağa kaldıracağız. Umudu hep beraber yükselteceğiz. Heyecanımızı hiçbir zaman yitirmeyeceğiz. Bu iş çözülecek. Az kaldı.” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) ilk mitingini Gaziantep’te düzenledi. Parti lideri Ali Babacan, mitingde konuştu. Babacan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Mitingimizi ulaşımı en zor yere göndermeye çalıştılar. Ne oldu? İşte buradayız. On binler akın akın bu meydana geldi. Ey Beştepe, görüyor musun? Duyuyor musun? Biz dimdik ayaktayız.

DEVA Partisi, kendi adıyla sanıyla, kendi şanıyla namıyla, kendi logosuyla bayrağıyla seçime girecek ve inşallah bu seçimi kazanacak. Hodri meydan. Buradan onlara sesleniyorum: İstediğiniz kadar seçim yasasını değiştirmeye çalışın. İstediğiniz kadar Valilikleri, Belediyeleri maşa olarak kullanıp bizi durdurmaya çalışın. DEVA Partisi’ni engellemeyi ancak rüyanızda görürsünüz.

Valiliğin ve belediyenin çıkardığı engellere karşı DEVA Partili olmasa da bizimle dayanışma içinde olan, demokrasi mücadelemizde bugün yanımızda olan herkese teşekkür ediyorum. Sizler, demokrasi ve atılım yolunda engel tanımadınız. Türkiye’nin demokrasi ve atılım hikayesini sizler yazacaksınız. Tüm Türkiye şahittir bugüne. Bu coşkuya tarih şahittir. Tarihi, sizler yazacaksınız.

“Yurdun dört bir yanından iktidara yürüyoruz”

Sayın Erdoğan; duy burayı. Gaziantep’i, duy. O krizlerin ortağı Bahçeli’yi de al yanına, iyi dinle. DEVA Partisi gümbür gümbür geliyor. Damla damla yurdun dört bir yanından iktidara yürüyoruz. Emaneti teslim almaya geliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin hudutları yol geçen hanına döndü. Milyonlarca insanı, hesapsız kitapsız bu ülkeye aldınız.  Her yerden geliyorlar. Gelmeye de devam ediyorlar.  Daha geçtiğimiz aylarda binlerce Afgan Türkiye’ye giriş yaptı. Hepsi erkek, hepsi genç. Ben hükûmete sordum, yine soruyorum: Yahu arkadaş, siz ya bu ülkenin hudut güvenliğini sağlayamıyorsunuz ya da Amerika ile anlaşıp Taliban rejiminden kaçanları Türkiye’ye yığıyorsunuz. Bunların hangisi doğru? Çıkın söyleyin. Yetmedi, 200.000 Suriyeliye vatandaşlık verdik diyorsunuz. Bu vatandaşlıkları hangi kritere göre veriyorsunuz?

Sayın Erdoğan, bırak millete hikâye anlatmayı. Tek yetkili cumhurbaşkanı olduktan sonra memleket ne hale geldi, sen onu anlat. Şu dört yıllık karnenden bir haber ver. O karnede hayat pahalılığı var mı? Var. Yüksek enflasyon var mı? Var. Son 20 yılın en yüksek enflasyonu, yüzde 150’lerde. Karnede derin yoksulluk var mı? Var. İnsanlar çöpten yemek topluyor. Karnede işsizlik var mı? Var. İşte karne bu. Tek başına tek imzayla yönetilen ülkenin hali bu.

“İçi boş baklava satılıyor, gel Gaziantep sokaklarında bir tur atalım”

“Gaziantep en güzel baklavayı üretiyor fakat Gaziantepli baklavayı yiyemiyor. Bu memlekette içi boş baklava satılmaya başladı. Sayın Erdoğan, gel beraberce Gaziantep’in sokaklarında şöyle bir tur atalım. Tabakhane’de, Cinderesi’nde, Şoför Ali Caddesi’nde, Perilikaya’da, Akyol’da bir gezelim de esnafın, vatandaşın halini gör. Çok değil 1 saat. Boş tost satışları başladı. Benim sanayideki arkadaşım boş tost ile karnını doyuruyor.

Bunlar bazılarının varlığına varlık kattılar, ülkenin kalanını ise yoksulluğun dibine attılar.  İbrahimli’de bir daire olmuş 4 milyon lira, 5 milyon lira. Ama Düztepe’de insanlar ekmek alabilmek için belediyeden kupon sırasına giriyor. Belediye ekmek karnesi dağıtıyor. Yazık günah. Memlekete karne dönemini geri getirdiler.

2002-2008 yılları arasında, petrol fiyatları 20 dolardan 150 dolara çıkarken biz bu ülkede enflasyonu tek haneye düşürdük. İnsan ‘Ali Babacan, zamanında sen bunu nasıl başardın’ diye sormaz mı? ‘Petrol fiyatları 7,5 kat artarken bu enflasyonu nasıl düşürdün, bu ekonomiyi nasıl büyüttün?’ diye sormaz mı? ‘Ben imza atmasaydım yapamazdı’ diyor. Madem hikmet imzada, haydi at o imzayı da enflasyonu düşürüver bakalım.

“Krizin sorumlusu Sayın Erdoğan ve ortaklarıdır”

“Bu krizin sorumlusu; dolar kurunu patlatan Sayın Erdoğan’dır. Sayın Erdoğan ve yanına aldığı ortaklarıdır. Dolar kuru patlamasaydı, benzinin mazotun fiyatı 6-7 liradan en fazla 9-10 liraya çıkardı. Eğer bugün benzin mazot, 8-9 lira değil de 22-23 liraysa, bunun sebebi dolar kurundaki artıştır. Dolar kurundaki artışın sebebi de Sayın Erdoğan’dır.

Bir yanında, her konuşmasında öfke nöbeti geçiren, hakaret etmeden konuşamayan laf üreticisi, krizlerin ortağı Bahçeli. Diğer yanında, 28 Şubatçı Çin muhibi Perinçek. Üçü kafa kafaya verdi, başımıza her türlü krizi açtılar. Bu krizlerin ortağı Bahçeli var ya, 2001 ekonomik krizinde de memleketi mahveden hükûmette de ortaktı. Hatırlayın. Bankaları batırdılar, esnafı borca gömdüler. Bugün Bahçeli hükümete yine ortak ve ülkede yine kriz var.

İhracatçının dövizinin yüzde 40’ına el koyuyorlar. Burada Gaziantep’teki üreticinin, ihracatçının emeği olan dövizi onlardan zorla alıyorlar. Sonra o dövizi ne yapıyorlar? Gidip Merkez Bankası’nın arka kapısında cayır cayır satıyorlar.

Şu ortadan yok edilen meşhur 130 milyar dolar meselesini ilk gündeme getiren genel başkan benim. Bir yıldır soruyorum. Bu dövizi ne yaptınız diyorum. Sayın Erdoğan’dan bir cevap duydunuz mu? Çünkü cevap veremez. Yaptığı doğru olsaydı, hesaptan kaçmazdı. Dahası arka kapıdan döviz satmaya hâlâ devam ediyorlar. Şu son 5 ayda en az 30 milyar dolar daha döviz yaktılar. Yazık günah. Durmak bilmiyor. Madde bağımlılığına döndürdü işi. Zararlı alışkanlık bataklığına girdiler.

“200 lira tedavüle çıktığında 123 dolardı, bugün 12,5 dolar”

“Paramızı pul ettiler, pul. Şu para var ya, şu para 200 lira. Demokrasimizi de ekonomimizi de güçlendirdiğimiz dönemde tedavüle çıkmıştı. O günkü değeri 123 dolardı. Bugün kaç dolar? 12,5 dolar. Hiçe döndü, pula döndü. Memleketi düşürdükleri durumun özeti bu.

Bizim bir Türkiye hedefimiz var. Eksik gedik değil, tam demokratik Türkiye. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan herkesin eşit ve birinci sınıf vatandaş olduğu bir Türkiye. Herkesin insan onuruna yakışır bir hayat yaşayacağı Türkiye.

Ülkemizi asla öfkeye teslim etmeyeceğiz Türkiye’yi barışın, huzurun, özgürlüğün limanına sağ salim yanaştıracağız. Haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik son bulacak. Ayrımcılık, torpil son bulacak. Kamuda mülakatı kaldırıp atacağız. Adaleti biz tesis edeceğiz.

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçeceğiz”

“Hukuku biz ayağa kaldıracağız. Demokrasimizi biz yükselteceğiz. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçeceğiz. Bu pahalılık, bu yoksulluk, bu baskı dönemi bitecek. Özgür ve zengin bir ülke olacağız.

Sakın unutmayın kardeşlerim. DEVA Partisi varsa umut vardır. DEVA Partisi varsa adalet vardır. Güven bizde. Çözüm bizde. Anahtar bizde. Türkiye’nin demokrasi maratonunu hep beraber koşacağız. Yerle bir ettikleri demokrasimizi hep beraber ayağa kaldıracağız. Umudu hep beraber yükselteceğiz. Heyecanımızı hiçbir zaman yitirmeyeceğiz. Bu iş çözülecek. Az kaldı.”

Paylaşın

Suriye: 1 Milyon Suriyeliyi Geri Gönderme Projesini Kabul Etmiyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1 milyon Suriyeliyi güvenli bölgelere göndereceğiz açıklamasına Suriye yönetiminden itiraz geldi. Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin 1 milyon Suriyeli sığınmacıyı Suriye sınırındaki “güvenli bölgelere” geri gönderme projesini kabul etmeyeceklerini bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı, Suriye devlet haber ajansı SANA’ya cuma günü yaptığı açıklamada, “Suriye Arap Cumhuriyeti hükümeti, bu tür oyunları kesinlikle reddediyor.” ifadelerini kullanarak diğer ülkelere Türkiye’yi finanse etmeme çağrısı yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının “Suriye’ye ve Suriye halkı ile topraklarının bütünlüğüne karşı saldırgan oyununu” açığa çıkardığını ileri süren Suriye Dışişleri Bakanlığı, “Asıl amaç sömürgecilik. Güvenli bölge dedikleri aslında etnik temizlik.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayı başlarında “Ülkemizde misafir ettiğimiz 1 milyon Suriyeli kardeşimizin gönüllü geri dönüşünü sağlayacak yeni bir projenin hazırlıkları içindeyiz.” açıklaması yapmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’deki güvenli bölgelere konut, okul, hastane ve ekonomik altyapı kurularak 1 milyon Suriyeli sığınmacının bu bölgelere dönüşünün sağlanacağını söylemişti.

Erdoğan’a göre, 2016 yılından bu yana 500 bin Suriyeli sığınmacı Suriye-Türkiye sınırındaki güvenli bölgelere dönüş yaptı.

Türkiye’de zaman zaman gerilime neden olan sığınmacı konusu siyasetin de gündeminde yer alıyor. Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde sığınmacıları iki yıl içinde göndereceklerini belirtiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, son açıklamasında Suriyelilerin arzu etmeleri halinde vatanlarına dönebileceklerini ancak onları zorla göndermeyeceklerini söylemişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

NASA Evrende ‘Tuhaf Bir Şeyler Yaşandığını’ Gözlemledi

Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Hubble Uzay Teleskobu’ndan elde edilen verilerle evrenin ne kadar hızlı genişlediğini tespit etmeye çalışırken “tuhaf bir şeyler yaşandığını” gözlemledi.

Keşif, araştırmacıların evrenin genişleme hızını ölçmesine yardımcı olması için teleskobun kilometre işaretlerini ayarladığı yaklaşık 30 yıllık maratonun tamamlanmasıyla ilişkili.

Veriler daha kesin hale geldikçe bilim insanları Büyük Patlama’dan hemen sonraki gözlemlerle karşılaştırıldığında, galaksileri ve galaksi kümelerini içeren evrenin bize yakın kısmında meydana gelen genişleme hızında bir “tutarsızlık” keşfetti.

NASA, farkın “başka bir genişleme değeri” öngördüğünü açıkladı. Teleskoptan gelen veriler yepyeni bir fizik anlayışını beraberinde getiren “tuhaf şeyler yaşandığı fikrini” destekliyor. Ancak aradaki farkın kesin nedeni henüz belirlenemedi.

Söz konusu tuhaf durum Uzay Teleskobu Bilim Enstitüsü ve Johns Hopkins Üniversitesi’nden Nobel Ödüllü Adam Riess liderliğindeki bir ekibin kaleme aldığı yeni bir makalede detaylandırıldı.

Teleskoptan alınan veriler hakkında yorum yapan Riess şunları söyledi:

Kusursuz teleskoplardan ve kozmik kilometre işaretlerinden evrenin genişleme hızına dair en kesin ölçüyü alıyorsunuz. Hubble Uzay Teleskobu, bildiğimiz en iyi teknikleri kullanarak bunu yapmak için inşa edildi. Bu muhtemelen Hubble’ın başyapıtı çünkü bu örneklem büyüklüğünü ikiye katlamak Hubble’ın ömrünün 30 yılını daha alacak.

Gökbilimciler şu anda “tuhaf” keşif için bir açıklama sunamasalar da, NASA, bu tür cevaplanmamış soruların, Riess gibi kozmologlar için çalışmayı daha ilgi çekici hale getirdiğini söyledi. Riess ise şu yorumu yaptı:

Aslında, genişleme değerinin özel olarak ne olduğu umurumda değil ama bunu evren hakkında bilgi edinmek için kullanmayı seviyorum.

Bilim insanları evrenin genişleme hızını ölçme girişimlerine Amerikalı astronom Edwin Hubble’ın ölçümleriyle 1920’lerde başladı.

Gökbilimcinin adını taşıyan Hubble Uzay Teleskobu, 1990’dan bu yana kullanılıyor ve bilim insanlarının şimdiye kadarki en uzak yıldız ve galaksilerden bazılarını gözlemlemesine olanak tanıdı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Akşener: Bu Ucube Sitemin Değişmesi Gerekiyor

İYİ Parti Lideri Akşener, katıldığı bir televizyon programında, “Hala başbakanlığa mı talipsiniz?” sorusuna, “Evet. Cumhurbaşkanlığı niyetim yok. Biz 6’lı masada cumhurbaşkanlığına dair bir şey konuşmadık. Partilerimizde de bunu konuşmama kararı aldık. O masada bir tek ben Eylül ayında yine sizin programınızda dedim ki “Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım”. Bunun gerekçesi şu. Cumhurbaşkanı adayı üzerinden o kadar çok konuşuluyor ki… Bu ucube sistem unutuluyor. Bu ucube sistemin değişmesi gerekiyor.” dedi.

Akşener, soruya ilişkin açıklamasının devamında, “Bunu da ancak kendiyle ilgili bir talebi olmayan bir kişi yapabilir birincisi bu. İkincisi de 24 Haziran’da 3 partinin adayı oldu. Orada ikinci tura kalma önceliğimiz olduğu için bir heyecanımız oldu. Birbirimizi incitmedik ama bir heyecanımız oldu ve bu da seçmene yansıdı. Tek adayla gidilmesi hakkımın olduğunu düşünüyorum. O masadan bir aday çıkmalı. Ama o masada bir isim konuşulmadı. Öncelikle parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Bu sistemin nasıl uygulanacağı konuşuldu.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Halk TV’de katıldığı canlı yayında Suat Toktaş’ın sorularını yanıtladı.

“Seçim güvenliği” ile ilgili tartışmalara değinen Akşener, iktidarı kastederek, “Yapmak isteseler de bu milletin iradesi buna izin vermez. Nitekim İstanbul seçimlerinde bunu denediler ama Osmanlı tokadını yediler hem de iki kere. Oyun bozanlık etmek isteyecekler, gitmemek için ellerindeki bütün devlet imkanını kullanacaklar, seçimi kazanmaya yönelik her türlü oyunbozanlığı abidik gubudik her türlü işleri yapmaya kalkışabilirler iktidardan gitmemek üzere” dedi.

“Bu ucube sitemin değişmesi gerekiyor”

“Hala başbakanlığa mı talipsiniz?” sorusuna ise Akşener şu yanıtı verdi:

Evet. Cumhurbaşkanlığı niyetim yok. Biz 6’lı masada cumhurbaşkanlığına dair bir şey konuşmadık. Partilerimizde de bunu konuşmama kararı aldık. O masada bir tek ben Eylül ayında yine sizin programınızda dedim ki “Cumhurbaşkanı adayı olmayacağım”. Bunun gerekçesi şu. Cumhurbaşkanı adayı üzerinden o kadar çok konuşuluyor ki… Bu ucube sistem unutuluyor. Bu ucube sistemin değişmesi gerekiyor. Bunu da ancak kendiyle ilgili bir talebi olmayan bir kişi yapabilir birincisi bu. İkincisi de 24 Haziran’da 3 partinin adayı oldu. Orada ikinci tura kalma önceliğimiz olduğu için bir heyecanımız oldu. Birbirimizi incitmedik ama bir heyecanımız oldu ve bu da seçmene yansıdı. Tek adayla gidilmesi hakkımın olduğunu düşünüyorum. O masadan bir aday çıkmalı. Ama o masada bir isim konuşulmadı. Öncelikle parlamenter sistem üzerinde uzlaştık. Bu sistemin nasıl uygulanacağı konuşuldu.

“Sivillere eğitim veriyorlardı”

“Sayın Kılıçdaroğlu seçim güvenliği endişe ile SADAT’a gitti sizin öyle bir endişeniz var mı?” sorusuna Akşener, “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ana muhalefet partisinin Genel Başkanı tabi kendisi bir takım bilgilere ulaşıyordur. Bu bilgilerin ne olduğunu kendisi ile konuşmadık. Fakat Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu söylemi başta sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere herkes tarafından ciddiye alınmalıdır” dedi.

Akşener, SADAT’ın eğitim kamplarının fotoğraflarının 2018’de kendisine geldiğini vurgulayarak şunları söyledi:

Ben bunu Saygı Öztürk üzerinden paylaştım. Savcı bu konu ile ilgili soruşturma açtı. Bunu biz kazandık. Savcılık bunlar hakkında SADAT’a soruşturma açtı. beni davet etti. Uzun uzun konuştuk. Ben o fotoğrafları gördüm ama almadım. Ama bu fotoğrafların gerçek olduğuna inandım, ifşa ettim.

Fotoğrafları sahibine bıraktım. SADAT, uzun bir süre kamuoyu gündeminden düştü. 2018 seçiminde SADAT iddiasıyla karşılaşmadık. Kemal Bey’in elindeki belge ne, bilmiyorum. Onun ününe gelen belge, çok önemli olmalı. Bu şirket, hangi işle uğraşıyor, kimse bilmiyor. Devletin güvenlik toplantılarından aldığı bilgileri paraya çevirip, çevirmediğini bilmiyoruz. Kılıçdaroğlu’nun söylediği dikkate alınmalı. Gördüğüm fotoğraflarda, erkeklere eğitim yaptırılıyordu. Benim gördüklerim muhtemelen sivillerdi. Saç baş dağınık. Bu kadar söyleyeyim. Epeyce bir fotoğraf gördü.

“İstanbul Havalimanı’nın adını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı yapacağız”

Ataürk Havalimanı’na millet bahçesi yapılaması ile ilgili de yorumlarda bulunan Akşener, “Havalimanı tarifinden çıkarılmak üzere bir millet bahçesi konuluyor. AVM ve ranta açılıyor yani. Uyarıyorum. İYİ parti iktidarında buranın kırılmasında imza atan, buranın kırılması için görev alan, talimatı veren her kim varsa hesap sorulacak. 1 yıllık süreç içerisinde böyle hızlı bir iş yapılmaya karışılıyor, buraya dokunulmaması gerekiyor. İstanbul Havalimanı’nın adını, Gazi Mustafa Kemal Atatürk Havalimanı yapacağız” dedi.

Paylaşın

Demirtaş, En Zayıf Hissettiği Tek Anı Anlattı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın uzun süre basın danışmanlığını üstlenen Zınar Karavil’in kaleme aldığı “Demirtaş’ın Beyaz Sandalyesi” Dipnot Yayınları’ndan çıktı.

Sinemacı ve eski HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in önsözünü, Demirtaş’ın sonsözünü yazdığı kitap, HDP’nin barajı aştığı 7 Haziran 2015 seçimlerinden tutuklanarak cezaevine konulduğu 4 Kasım 2016 aralığında yaşanan dönemi ve cezaevinde yaşadıklarını anlatıyor.

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’ın aktardığı kitapta, eski HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın evinden gözaltına alınıp götürülürken kızları Delal ve Dılda’ya sarıldığı anlara dair detaylar da yer aldı. Küçük kızı Dılda’nın tam kapıdan çıktığı esnada, “Baba gitme” dediğini söyleyen Demirtaş, “Kendimi en zayıf hissettiğim tek an o andı diyebilirim” dedi. Demirtaş, gitmeden kızına tekrar sarılarak “Döneceğim” dediğini aktardı.

Yüksekdağ cebindeki parayı Demirtaş’la bölüştü

Gözaltına alınmasının ardından hakkında tutuklama kararı verilen Demirtaş, cezaevine götürülmeden önceki bir anısını da kitapta anlattı. Diyarbakır Adliyesi’nden tutuklama kararı çıkınca dönemin HDP Eş Başkanı Figen Yüksekdağ’ın cebinden iki tane 200 lira çıkarıp birini kendine verdiğini, üstünde hiç paranın olmadığını söyleyen Demirtaş, “Cezaevindeki ilk gün, kantinden acil ihtiyaçları alabilmek için para gerekiyormuş meğerse. Tabii kendisi deneyimli olduğu için bunu biliyor. Gerçekten de acil ihtiyaçlarımı o 200 lirayla alabildim kantinden” dedi.

Yazar Karavil bu anıya, “Eş başkanlar, paralarını da eşit bir şekilde bölüşmüşlerdi” notunu düştü.

Kitapta Demirtaş’ın Diyarbakır Adliyesi’nde verilen tutuklama kararı sonrası Edirne Cezaevi’ne götürülüş sürecinde yaşadıkları da yer aldı.

Edirne Cezaevi’ne götürüleceğinin son anda kararlaştırıldığını söyleyen Demirtaş yaşananları şöyle anlattı:

“Biz Diyarbakır Adliyesi’nden çıkana kadar, sevk yazımızda Kandıra Cezaevi yazıyordu. Tam adliyeden çıkmak üzereyken TEM Müdür Yardımcısı geldi ve benim yanımda, kâğıdın üzerindeki Kandıra yazısını çizip Edirne yazdı. ‘Ne oldu?’ diye sordum ‘Son anda emir değişti’ dedi. Edirne Cezaevi’nin önünde birkaç dakika, gardiyanların kapıyı açmasını bekledik. Bu arada polisler sürekli demir kapıyı çalıyorlardı. Bir ara ‘İçeride yoklar galiba. Gidelim’ diye espri yaptım. Tam o sırada kapıyı açtılar. Bir anda hayalet görmüş gibi oldular çünkü dediğim gibi, beni beklemiyorlardı. Son derece nazik davranarak işlemlerimi hızla bitirip kalacağım hücreye götürdüler beni. ‘Aç değilim’ dememe rağmen bolca yemek de bıraktılar. Çok yorgundum. On dakika sonra kıyafetlerim üzerimde uykuya daldım.”

2017 yılında 2. Süleymaniye Uluslararası Film Festivali’nde Demirtaş’a Ahmet Kaya Ödülü verilmişti. Cezaevinde bu ödüle değer görülen Demirtaş, Ahmet Kaya’yı kendine çok yakın hissettiğini, Magazin Gazetecileri Derneği gecesinde yaşananlar karşısında sessizce gözyaşı döktüğünü belirterek, “Onu o kadar sahipsiz bırakmamalıydık” diyor. Henüz yayınlanmamış bestelerinin birçoğunu Ahmet Kaya’dan etkilenerek yaptığını söyleyen Demirtaş bir de hayalini anlattı:

“Çıktığımda şayet kendileri de isterlerse Ahmet Kaya’nın kızı Melis ile benim kızlarım Delal ve Dılda ile birlikte bir stüdyoya gitmek ve hep birlikte çalıp söyleyerek bir Ahmet Kaya şarkısı kaydetmek…”

Demirtaş: Cezaevinde çıplak arama yapılmak istendi

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun gündeme getirdiği cezaevlerinde ‘çıplak arama’ ile HDP eski Eş Genel Başkanı Demirtaş da karşılaştı. Sincan Cezaevi’ne götürüldüğünde çıplak arama yapılmak istendiğini söyleyen Demirtaş yaşadıklarını, “Sincan Cezaevi’ne götürüldüğümde çıplak arama yapılmak istendi. Şiddetle karşı çıktım. ‘Siz gidin Cumhurbaşkanınız Adalet Bakanınız gelsin. Eğer onlar ceketimi çıkarmayı başarırlarsa siz de çıplak arama yapabilirsiniz’ dedim. Bunun üzerine ceketimin çıkarılmasından bile vazgeçtiler. Böylece arama yapılmadan sadece x-ray cihazından geçerek cezaevine girdim” sözleriyle aktardı.

Demirtaş tutuklanmasının ardından yargılandığı bazı davalar için duruşmalara uçakla götürülürken de kelepçe zorlamasıyla karşılaştı. Her defasında 30 kadar rütbeli jandarma görevlisinin kendine eşlik ettiğini belirten Demirtaş, yaşadığı bir kelepçe dayatmasıyla ilgili ise şunları anlattı:

“Duruşmaya götürülürken Ankara Esenboğa Havalimanı’nda uçağın arka kapısından indirilmeden önce jandarma komutanı bileklerime kelepçe takmak istedi. Bir baktım aşağıda apronda Anadolu Ajansı ve polis kamerası bekliyor. Bunun üzerine sert tepki gösterdim, uçaktan inmeyeceğimi söyledim. ‘Ya beni yaka paça indirirsiniz kıyamet kopar ya da bırakın kelepçe takmayı koluma dahi girmeyeceksiniz, o şekilde ineceğim uçaktan’ dedim. Gittiler aşağıda epey uzun bir süre tartıştılar ve en son isteğimi kabul etmek zorunda kaldılar. Uçağın merdivenlerinden normal şekilde inip ring aracına bindim.”

”Kelepçe takmaktansa Covid’ten ölmeyi tercih ederiz”

Demirtaş kitapta kelepçe dayatması ile Covid-19 salgını olduğunda bir kez daha karşı karşıya kaldığını anlattı. Aşı için hastaneye götürülmek istendiğinde “Kelepçe takmaktansa Covid’ten ölmeyi tercih ederiz” dediğini ve cezaevine geri döndüğünü söyledi. Demirtaş 15-20 gün sonra kelepçesiz götürülerek aşısını olabildi.

Demirtaş, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kendisiyle ilgili aldığı karara ilişkin muhalefet partilerinin genel başkanlarına hitaben Şubat 2021’de bir mektup gönderdi. Demirtaş mektubunda muhalefete ‘barış ve huzur için birlikte mücadele’ çağrısı yaptı.

Demirtaş’ın mektup gönderdiği liderlerden biri de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ydu. CHP lideri Kılıçdaroğlu sık sık ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ vurgusu yaptığı Demirtaş’a mektubunu şu ifadelerle tamamladı:

“Şefkatinizden ve sıcaklığınızdan mahrum büyüyen ancak eminim ki sizinle gurur duyan kızlarınız Dılda ve Delal’e Kemal Amcaları olarak, aracılığınızla sevgilerimi iletiyorum.”

Paylaşın

İcra Dosyası Sayısı Bir Yılda Yüzde 30 arttı!

Ekonomide yaşanan krizin üstü örtülemiyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Ulusal Yargı Ağı’na (UYAP) sistemine dayanarak yaptığı araştırma ile Türkiye’nin icra haritasını çıkardı.

Tekin’in araştırmasına göre son bir yılda icra dosya sayısı yüzde 30 oranında artarken, icra dairelerinde işlemi devam eden dosya sayısı ise 23 milyon 511 bine ulaştı.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre, 2022’nin ilk 4 ayında icra ve iflas dairelerine toplam 2 milyon 657 bin yeni dosya geldi. Her gün 18 bin yeni dosyanın açıldığının kaydedildiği araştırmada, 16 milyon kişinin yaşadığı İstanbul’da 8,2 milyon icra dosyası olduğu saptandı. Buna göre, nüfusu 4,3 milyon olan İzmir’de 1,6 milyon, Ankara’da 2 milyon ve Antalya’da ise 1 milyona yakın dosya bulunuyor.

İcraya verilen takipteki borçlarının da 28,3 milyar liraya ulaştı

“Vatandaş boğazına kadar borca battı. 81 ilin 81’inde de ağır bir tablo var. Türkiye icralık oldu” diyen Gürsel Tekin, vatandaşların borçlarını vadesinde ödeyemediği için bankalar tarafından icraya verilen takipteki borçlarının da 28,3 milyar liraya ulaştığını açıkladı.

“Bu tablo yıl sonuna doğru daha da kötüleşecek” diyen Tekin şöyle konuştu: Artan enflasyon yüzünden milletin borç ödemeye parası kalmadı. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de sadece 8 milyon icra dosyası vardı. Şimdi ise 3 kat artış var. Halk nefes alamaz hale geldi.

Paylaşın