En Değerli Kulüpler Listesinde Süper Lig’den Tek Takım Yer Aldı

Football Benchmark’ın Avrupa kulüplerinin ekonomik olarak değerlendirdiği 2022 raporu yayımlandı. Bu yılla birlikte 7. kez yayımlanan rapora göre Avrupa’daki en değerli kulüpler sıralamasında zirve Real Madrid’in oldu.

NTV’nin aktardığı sıralamada, 3 milyar barajını tek geçen takım Real Madrid olurken rapora göre İspanyol devinin güncel değerinin 3 milyar 184 milyon euro olduğu kaydedildi.

La Liga’da şampiyonluğunu ilan eden ve Şampiyonlar Ligi finalinde Liverpool’la karşılaşacak Real Madrid’i Manchester United ve ezeli rakibi Barcelona takip etti.

Premier Lig’de kötü bir sezonu geride bırakan Manchester United, 2 milyar 883 milyon euro değerleme ile ikinci sırada kendisine yer buldu. Barcelona ise 2 milyar 814 milyon euro ile Avrupa’nın en değerli üçüncü kulübü oldu.

Türkiye’den sadece Galatasaray yer aldı

Açıklanan raporda, en değerli 30 takım arasında Süper Lig’den Galatasaray yer aldı. Önceki rapora göre yüzde 0.3 değer kaybı yaşayan Galatasaray, 344 milyon euro ile 27. sırada yer aldı.

İtalya Serie A’da 11 yıl sonra şampiyonluğunu ilan eden Milan ise yüzde 35 değer kazanarak önceki rapora göre en fazla değer kazanan takım oldu. Milan’ı Şampiyonlar Ligi’nde yarı final oynayan Villareal (yüzde 27) ile birlikte bir diğer Serie A ekibi Atalanta (yüzde 25) takip etti.

3 yeni takım

Bu seneki raporda 3 takım, ilk kez en değerli 30 takım arasında yer aldı. Avrupa Ligi’nde Rangers’ı mağlup ederek şampiyonluğa ulaşan Eintracht Frankfurt, 428 milyon euro ile listeye 23. sıradan dahil oldu.

Avrupa Ligi’nin yarı finalistlerinden West Ham United ise 541 milyon euro ile 16. sıraya yerleşirken bir diğer Premier Lig ekibi Aston Villa, 308 milyon euro ile 30. oldu.

Paylaşın

Açlık Sınırı 6 Bin Lirayı Aştı

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Mayıs ayına ilişkin açlık ve yoksulluk sınırlarını açıkladı. Yapılan söz konusu açıklamaya göre, “açlık sınırı” olarak da adlandırılan, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için aylık gıda harcaması tutarı 6 bin 17 TL’ye yükseldi.

TÜRK-İŞ, açlık sınırının mevcut asgari ücretin bin 764 TL üzerinde olduğuna dikkat çekti. Raporada göre, gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı (yoksulluk sınırı) da 19 bin 602 TL’ye çıktı.

Aralık 2021 verilerine göre açlık sınırı 4 bin 097 TL, yoksulluk sınırı ise 13 bin 348 olarak belirlenmişti. Mayıs 2021 verilerine göre ise açlık sınırı 2 bin 896 TL, yoksulluk sınırı ise 9 bin 434 TL olarak kaydedilmişti.

TÜRK-İŞ tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla yaptığı çalışma, bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti”nin de aylık 7 bin 836,46 TL’ye yükseldiğini ortaya koyuyor.

TÜRK-İŞ: Fiyat artışlarının önü alınamıyor

TÜRK-İŞ’in araştırma ile ilgili resmi internet sayfasından yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:

“Üretim ve tedarik maliyetlerinin artmasıyla arz etkisi ve her gün düşen alım gücünü korumak için öne çekilmiş talep etkisi nedeniyle başta gıdada olmak üzere fiyat artışlarının önü alınamıyor. Bunların ek olarak düşük faiz oranları ve kredi genişlemesi sonucu fiyatlama dengesi bozulan piyasada temel gıda maddeleri ve bazı temel ihtiyaç maddelerinde yapılmış olan KDV indirimleri fiyat artışlarının çok gerisinde kaldı, fakat bunun yanında vergi gelirlerinin düşmesine neden oldu.”

Değerlendirme metninde ayrıca, Türkiye’de enflasyonun yavaşlamadığı, alım gücünün yükselmediği ve Kur Korumalı Mevduata (KKM) rağmen Türk Lirası’nın değer kaybetmeye devam ettiği vurgulanarak, “İşçi, memur, emekli, öğrenci, esnaf nefes alamıyor. Yüksek enflasyon, sürdürülebilir güçlü büyümenin önündeki en büyük engellerden olduğundan işsizliğin büyümesine yol açıyor” denildi.

Paylaşın

İkili Yıldız Sistemlerinin Uzaylılara Ev Sahipliği Yapabileceği Ortaya Çıktı

Bilim insanlarının Dünya benzeri uzaylı yaşam belirtilerini araması için en mantıklı yer Güneş benzeri yıldızlar. Ancak yeni araştırmaların işaret ettiği gibi, evrendeki Güneş benzeri yıldızların neredeyse yarısı barındırdıkları gezegenler için çok farklı bir yıldız ortamı sunabilir.

Evrendeki Güneş benzeri yıldızların yaklaşık yarısı, ev sahibi galaksinin etrafında tek başına uçan tek bir yıldızdan ziyade birbirinin yörüngesinde dönen iki yıldızdan oluşan ikili yıldız sistemlerinde yer alıyor. Ancak birbirinin etrafında dönen iki yıldızın etkileşimi gezegen oluşum sürecini önemli ölçüde değiştirebilir.

Bu, hakemli bilimsel dergi Nature’da pazartesi günü yayımlanan yeni bir çalışmanın bulgusu.

Kopenhag Üniversitesi’ndeki Niels Bohr Enstitüsü’nden bilim insanları tarafından yönetilen bir araştırma ekibi, Şili’deki Atacama Büyük Milimetre/Milimetrealtı Dizisi (ALMA) radyo teleskobunu Dünya’dan yaklaşık 1000 ışık yılı uzaklıktaki bir ikili yıldız sistemi olan NGC 1333 – IRAS2A üzerine eğitti. Bu yıldız sistemi bir gaz ve toz bulutuyla çevrili. Sistem herhangi bir gezegenin oluşması için çok genç olmasına rağmen, bu disk gezegenlerin meydana geldiği oluşum.

Niels Bohr Enstitüsü’nde doktora sonrası araştırmacı ve yeni makalenin ikinci yazarı Rajika Kuruwita yaptığı açıklamada, “Gözlemler yıldızları yakınlaştırmamıza ve toz ve gazın diske doğru nasıl hareket ettiğini incelememize olanak sağlıyor” dedi.

Simülasyonlar bize hangi fiziğin rol oynadığını ve yıldızların gözlemlediğimiz anlık görüntüye kadar nasıl evrimleştiğini ve gelecekteki evrimlerini anlatacak.

Çalışmalar, NGC 1333 – IRAS2A gibi ikili yıldız sistemlerinin periyodik olarak normalden 10 ila 100 kat, muhtemelen her 1000 yılda bir 10 ila 100 yıl boyunca daha parlak hale geleceğini gösteriyor. Araştırmacılar bunun ikiz yıldızların diski bozan kütleçekimsel dansının ve bazı maddelerin yıldızlara düşmesinin bir sonucu olduğuna inanıyor.

Bu da diskin yapısını önemli ölçüde değiştirebilir ve böyle bir yıldız sisteminde herhangi bir öngezegen oluşumunu etkileyebilir.

Kuruwita, açıklamasında, “Düşen madde önemli miktarda ısınmayı tetikleyecek. Isı, yıldızı normalden çok daha parlak hale getirecek” diye konuştu.

Bu patlamalar gaz ve toz diskini parçalayacak. Disk yeniden birikecek olsa da patlamalar daha sonraki gezegen sisteminin yapısını yine de etkileyebilir.

Böyle bir etkinin gezegenlerin doğasını nasıl değiştirebileceği hala görülmeyi bekliyor.

Araştırmacılar, NGC 1333 – IRAS2A gözlemlerine devam etmek için ALMA teleskobuna daha fazla zaman ayırmayı umuyor ancak yeni araçların, özellikle de yakında faaliyete geçecek olan James Webb Uzay Teleskobunun, bilim insanlarını ikili yıldız sistemleri üzerinde daha ayrıntılı çalışmalar yapmaya ve Dünya ötesindeki yaşamın kanıtlarını aramaya teşvik edebileceğine dikkat çekiyor.

Niels Bohr Enstitüsü’nden, çalışmaya öncülük eden projenin lideri Profesör Jes Kristian Jørgensen yaptığı açıklamada, “Sonuç heyecan verici çünkü Dünya dışı yaşam arayışı gelecek yıllarda birkaç yeni, son derece güçlü araçla donatılacak” ifadelerini kullandı. Çalışmanın sonuçları “yaşamın varlığını araştırmak için özellikle ilginç olabilecek yerleri belirleyebilir”.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Altılı Masadan ‘Seçim Güvenliği’ Çalışması

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Gelecek Partisi ve DEVA Partisi temsilcilerinin katıldığı ‘seçim güvenliği komisyonu’ dördüncü defa toplandı.  Son 1 ayda 4 toplantı yapan komisyonun, 2023 seçimleri öncesinde yol haritası da netleşti.

Komisyonun ilk iki toplantısında çalışma grubunun görev alanları ve çalışma yöntemleri belirlenirken, son iki toplantıda çalışmalar 4 ana başlık ile 24 alt maddede toplandı.

Buna göre 4 ana başlık; seçim takvimi açıklanana kadar yapılacak çalışmalar, seçim takvimi açıklandıktan sonra seçime kadar yapılacak çalışmalar, seçim günü yapılacak çalışmalar ve seçim sonrası yapılacak çalışmalar olarak belirlendi.

Gazete Duvar’dan Müzeyyen Yüce’nin haberine göre; seçim öncesi yürütülecek çalışmalar kapsamında, seçmen kütüklerinin oluşumu, seçim kurullarının yapısı, kurul üyeleri, parti temsilcileri, sandık kurullarının başkanları, avukatların belirlenmesi, sandık görevlilerinin eğitimi gibi alt maddeler ele alındı.

Seçim günü yapılacak çalışmalar ise sandık güvenliğini kapsıyor. Buna göre ıslak imzalı tutanaklar, sandık sonuç tutanakları, oy pusulalarının güvenliği üzerinde çalışmalar yürütülecek.

Seçim sonrasında yapılacak çalışmalar ise daha çok itiraz süreçleriyle ilgili olacak. Altılı masanın oluşturduğu komisyon, seçim sonrasında usule aykırılık, itiraz süreçleriyle ilgili aşamalar için planlama yapacak. Komisyon, ilerleyen süreçlerde şu ana kadar belirlediği ana ve ara başlıklar üzerinden çalışmalarını sürdürecek, maddeleri genişletecek.

Komisyonda seçim günü sandık güvenliğini sağlamak, veri akışını ortak bir havuz aracılığıyla takip edecek bir sistem kurmak da gündeme geldi. Altı siyasi parti, bu konuda şu ana kadar hazırladıkları çalışmalarla ilgili sunum yaptı.

Son toplantıda sözkonusu çalışmaların ortak bir program haline getirilmesi kararlaştırıldı. Buna göre altı siyasi partinin veri akışına erişebileceği bir mobil uygulama oluşturulması planlanıyor. Partilerin bilgi işlem sorumluları tarafından altyapısı hazırlanacak olan uygulamayla seçim gecesi sağlıklı veri akışının sağlanması öngörülüyor.

Önümüzdeki günlerde yapılacak toplantılarda konuyla ilgili çalışmalar genişletilecek. Siyasi parti temsilcilerine göre bu seçimde sandık güvenliği hususunda bir şüphe olmayacak.

Paylaşın

AYM: 12 Yaşındaki Çocuğun Vurulmasında ‘Haksız Tahrik’ Uygulanmaz

12 yaşındayken polis kurşunuyla vurulup öldürülen Nihat Kazanhan ile ilgili polislerin yargılandığı davada cezasızlığın sonlanmasına dair olumlu bir karar çıktı. Anayasa Mahkemesi (AYM), çocuğun öldürülmesinde “haksız tahrik” indirimi uygulanamayacağına, yaşam hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Dava yeniden görülecek.

Kararı bianet’e değerlendiren baba Mehmet Emin Kazanhan, “Nihat’ı geri getirmez ama yine de olumlu bir karar. Belki bundan sonra böyle olayların yaşanmaması için bir adım olur. Nihat gibi çok çocuk haksız yere öldürüldü, bu karar gelecekte bunun olmasını engelleyebilir” dedi.

Mehmet Emin Kazanhan, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu da dahil yetkililerin, oğlunun kurşunla vurulduğunu reddettiğini, olay görüntüleri Fox TV’de yayınlanınca gerçeğin ortaya çıktığını söyledi:

“Polislerin silah ateşlemediğini söylediler ama görüntüler çıkınca, çocuğun taş bile atmadığı, polisin kasten vurup öldürdüğü anlaşıldı. Biz istiyoruz ki kanundaki cezası neyse verilsin, taş atan çocuklara uzun yıllar ceza veriliyorken kasten öldürmek cezasız kalmasın… Mahkeme kararı açıkladığında bizimle, aileyle alay edildiği duygusuna kapıldık. AYM kararıyla umarım bu yanlıştan dönülür.”

“Cezasızlık benzer olaylara yol açıyor”

Ailenin avukatı, Şırnak Barosu Başkanı Rojhat Dilsiz de Nihat Kazanhan dosyasının içeriği itibariyle vahim bir dosya olduğunu, yargı sürecinin uzun zaman sürdüğünü belirtti:

“Benzer dosyalarda olduğu gibi, soruşturma ve yargılama süreçlerinde topyekun cezasızlığa yönelik pratiklerle karşılaştık. Olayda delil karartma olduğunu yargı sürecinin en başından itibaren dile getirdik, mahkemede buna dair taleplerimiz oldu. Ancak bu itirazlarımız mahkemece göz önünde bulundurulmadı.

“Bu tür dosyaların neredeyse tümünde cezasızlıkla sonuçlanıyor, bu da devamında benzer olayların yaşanmasına da yol açıyor. Bu dosyada da öyle oldu.”

“İdari mercilerin tamamı yalan söyledi”

Avukat Dilsiz, olayın kamera görüntüleriyle açığa çıktığını söyledi:

“Nihat’ın vurulmasından itibaren Emniyet, Valilik, yetkililerin hepsi silah kullanıldığını inkar eden açıklamalar yaptı. Emniyet olay yerinde o sırada polis birimi olmadığını bile ifade etti. Dönemin Başbakanı Davutoğlu da benzer şekilde çocuğun vurulmasının sözkonusu olmadığını söyledi. İdari mercilerin tamamı yalan söyledi. Mahkemede de bunu dile getirdik.

  • Dönemin Başbakan Ahmet Davutoğlu, olayla ilgili açıklamasında, “Burada net olarak ifade etmek istiyorum; bunun, herhangi bir şekilde emniyet görevlilerimizin kurşunlarıyla öldürülmesi söz konusu değil. Orada ne fiili bir müdahale ne de gaz kullanımı söz konusu oldu” demişti.

“12 yaşındaki çocuğun haksız tahriki mi olur?”

Avukat Rojhat Dilsiz, mahkemenin polislere haksız tahrik indirimi uyguladığını ekledi ve “12 yaşındaki çocuğun nasıl bir haksız tahriki sözkonu olabilir?” diye sordu.

“Buna itirazımızı hem mahkemede hem temyiz süreçlerinde ifade etmiştik ancak kabul edilmedi, dikkate alınmadı. AYM ise kararında, bu olayda haksız tahrik uygulanamayacağını belirtiyor.”

AYM karar verdi, dava yeniden görülecek

AYM’nin gerekçeli kararı henüz yazılmadı. Kısa kararla ilgili Baro Başkanı Dilsiz, sosyal medya hesabından şu bilgilendirmeyi yaptı:

“7 yıl önce Cizre’de 12 yaşındaki Nihat Kazanhan Cizre İlçe emniyet müdürlüğünde görevli bir polis memuru tarafından ateşli silahla kafasına nişan alınarak öldürülmüştü. Gerek valilik, gerek içişleri bakanlığı ve gerekse dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından bu olay yalanlanmış ve ‘Kesinlikle o bölgede görevli herhangi bir polis biriminin olmadığı’ iddia edilmişti. Her nasılsa aradan birkaç gün geçtikten sonra Fox Haber’de bahse konu olaya ilişkin kamera görüntüleri yayınlanmış ve sanık polis memurunun açıkça nişan alınarak 12 yaşındaki Kazanhan’ı öldürdüğü belli olmuştu.

Tüm bu açık deliller ve görüntülere rağmen yerel mahkeme haksız tahrike ilişkin herhangi bir durum olmamasına rağmen haksız tahrik indirimi uygulamış ve neticeten sanığa 13 yıl 4 ay hapis cezası vermiş ve tüm itirazlarımıza rağmen bu ceza Yargıtay tarafından da onaylanmıştı.

Anayasa Mahkemesine götürdüğümüz dosyada verilen karar neticesinde Anayasa Mahkemesi, yaşam hakkının ihlal edildiği ve haksız tahrik indiriminin uygulanamayacağına karar verdi ve davayı yeniden görülmek üzere yerel mahkemeye gönderdi.

Çocuklarımızın yaşam hakkını ihlal eden ve cezasızlık zırhıyla korunacağını düşünen faillerin hakettikleri cezayı eninde sonunda alabileceklerine dair olan umudumuzla…”

Dosya, yaşam hakkının ihlalinin giderilmesi yönünde yeniden yargılama yapılması için Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilecek. AYM Kazanhan ailesine 90 bin lira manevi tazminat verilmesine de hükmetti.

Ne olmuştu?

12 yaşındaki Nihat Kazanhan Şırnak’ın Cizre ilçesinde 14 Ocak 2015’te polisin açtığı ateş sonucu hayatını kaybetti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kazanhan’ın ölümünde polisin sorumluluğu olmadığını iddia etti ancak kısa süre sonra Nihat’ın polislerce öldürüldüğüne dair polis kamerası görüntüleri basın aracılığıyla kamuoyuyla paylaşıldı.

Olay günü görev yapan özel harekat polislerinden H.V. Kazanhan’ın ölümünden sorumlu tutularak 29 Ocak’ta Mardin’de tutuklandı. Aynı polis daha sonra olayla ilgili Cizre Cumhuriyet Savcısı ve Cizre Sulh Ceza Mahkemesi’ne verdiği ifadede Nihat’ı bir başka polisin vurduğunu söyleyince tahliye edildi. Suçlanan diğer polis memuru M.N.G. tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderildi.

Nihat vurulurken olay yerinde bulunan ve tutuklanıp serbest bırakılan polis ve diğer üç polis memuru hakkında da Cizre Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ‘kamu görevlisinin suçu bildirmeme’ suçuyla dava açıldı.

Polis memuru H.V. ifadesinde “biz bu dosyada kimsenin tutuklanmayacağını düşünüyorduk” dedi.

Kazanhan’la ilgili davanın 11 Kasım 2016’da Cizre 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 10. duruşmasında karar verildi.

Tutuklu olarak ‘kasten öldürmekten’ yargılanan polis M.N.B.’ye mahkeme önce ağırlaştırılmış müebbet cezası verdi, daha sonra mahkeme cinayetin olası kast ile işlendiğine hükmederek bu cezayı müebbet hapse indirdi. Ardından ‘haksız tahrik’ indirimi uygulanan ceza 16 yıl hapse dönüştürüldü. Mahkeme heyeti, ‘sanığın duruşmalardaki iyi halini’ göz önüne alarak nihai cezayı 13 yıl 4 ay olarak açıkladı.

Diğer polisler U.İ, G.T, O.Ç. ve H.V. de davada, “kamu personeline suçu bildirmemekten” tutuksuz yargılanıyordu. Bir polis bu suçlamadan mahkum oldu ve hakkında 5 ay hapis cezasına hükmedildi, ceza hükmün açıklanması geri bırakılarak ertelendi. Üç polis ise beraat etti. Yargıtay cezaları onayınca dosya AYM’ye taşındı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

“Önlem Alınmazsa Enflasyon Yüzde 200’e Gider”

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Enflasyon ve Kur Raporu yayınladı. Raporda, enflasyonun resmi verilere göre 3 haneli olması ve yüzde 200’leri bulması olasılığının gittikçe artacağı belirtildi. 

Sözcü’de yer alan Erdoğan Süzer’in haberine göre; halkın yaşadığı gerçek enflasyonu hesaplamaya yönelik çalışmalar yapan ENAG, enflasyonu durdurmak için somut önlem alınmaması halinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) enflasyonunun yüzde 100’leri, ENAG enflasyonunun ise yüzde 200’leri bulabileceğini bildirdi. ENAG, Türkiye’nin 2020 yılında büyümediği, aksine çift haneli küçüldüğü iddiasında da bulundu.

“Halkın reel geliri düştü”

ENAG, yayımladığı Enflasyon ve Kur Raporu’nda, TÜİK’in ekonomiye yönelik yanlış sinyaller vermesi ile Merkez Bankası’nın rezervlerini kaybedip önlenemez boyutta kredibilite kaybına uğramasının, döviz kuru ve enflasyonu yukarı taşıdığını belirtti. TÜİK’in gerçeği yansıtmayan enflasyon ve büyüme verileri yüzünden halkın reel gelirinin düştüğü, bunun da tasarruf/yatırım dengesini bozduğu ifade edilen raporda, bozulan dengelerle ülke iflas risk primi olan CDS oranının 730’lara çıkarak dış borç çevirme ve verimli yatırımları finanse etmeyi zorlaştırdığı belirtildi.

“Ek tedbirlere gidilmeli”

ENAG, Türkiye’nin artık yurtdışından dolar ve euro bazında yüzde 10’ların üzerinde faizle borçlanmak zorunda kalacağına işaret ederken, “Enflasyonun resmi verilere göre 3 haneli olma, ENAGrup ölçümlerine göre de yüzde 200’leri bulma olasılığı gittikçe artmaktadır. Baz etkisine güvenerek enflasyonu aşağı çekme politikasının da bu yükselişe etki etmeyeceği gerçeğiyle karar vericilere enflasyonun ateşini alacak ek tedbirlere gitmelerini tavsiye ederiz” dedi.

“Kur korumalı mevduat sahte ürün”

ENAG, kur korumalı mevduat hesabını (KKMH) “sahte finansal türev ürünü” olarak nitelendirdi. Enflasyon ve Kur Raporu’nda KKMH’nin ödemeler dengesi, döviz kuru ve enflasyonun seyri gibi birçok alanı olumlu değil tam aksine olumsuz etkilediğini belirten ENAG, “Neyin neden korunduğunun pek de anlaşılamadığı bu finansal ürün neden değil, içine düşülen olumsuzlukları biraz ötelemek amacıyla ortaya çıkarılmış bir sonuçtur” denildi.

Paylaşın

CHP, Kılıçdaroğlu’nun Adaylığı İçin Hangi Stratejileri İzliyor?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem masasında yer alan CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA Partisi ve Demokrat Parti lideleri, Pazar günü Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun ev sahipliğinde dördüncü kez bir araya gelecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, seçim güvenliği, geçiş sürecine ilişkin yasal ve anayasal değişiklikler ile geçiş sürecinin temel ilkeleri üzerine çalışan komisyonda yapılan çalışmaların yanı sıra, ittifak seçenekleri ve aday belirleme takvimine ilişkin de görüş alışverişinde bulunulması bekleniyor.

Masada, somut bir ittifak modeli veya aday isminin belirlenmesi beklenmiyor. Ancak, Muhalefet kulislerinde, Kurban Bayramı sonrasında açıklanması güçlü olasılık olarak seslendiriliyor.

6’lı masa toplantılarında ilk tur görüşmeler, Temmuz ayı başında, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun evsahipliğiyle tamamlanacak.

6’lı masanın en kritik konularının başında ise “cumhurbaşkanı adayının kim olacağı” geliyor. Halen Millet İttifakı içinde yer alan ve seçim işbirliği iradesini de bu yönde ortaya koyan CHP ve İYİ Parti kulisleri oldukça hareketli.

CHP, adaylık stratejisi çalışıyor

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı konusunda kararlı görünen CHP yönetimi, stratejisini de “kazanacak aday” olması üzerine kuruyor ve bu konuda kamuoyu anketleri dahil yoğun bir çalışma yürütülüyor.

CHP yöneticileri, Kılıçdaroğlu’nun “ortak aday” olmasına neredeyse kesin gözüyle bakarken, İYİ Parti daha temkinli.

CHP’liler, kendileri dahil, masada yer alan siyasi partilerin “kaç genel müdürlük alacağı, kaç milletvekili çıkaracağının” tartışma konusu olmayacağını, bütün partilerin hedefinin sistemi değiştirmek olduğunu, bu hedef etrafında, birçok alanda sıkıntıların aşılacağı görüşünde.

‘Endişeli olanlar Aleviler ve CHP tabanı’

6’lı masa içinde yer alan siyasi partiler, Kılıçdaroğlu’nun “geçiş sürecini, tarafsız olarak yönetebilecek” olduğu konusunda hemfikir.

Ancak endişeler, CHP liderinin “seçilip seçilemeyeceği” ve özellikle muhafazakar seçmenin CHP’li bir adaya oy verip vermeyeceğinde odaklanıyor.

Kimi yorumcular, Kılıçdaroğlu’nun Alevi kimliği nedeniyle, iktidar tarafından bu durumun aleyhine kullanacağını düşünüyor.

CHP yöneticilerin verdiği bilgiye göre, partiye gelen kamuoyu anketleri tersini söylüyor.

Bu anketlere göre, toplumun büyük kesimi, “kimlik” konusunda bir çekince görmüyor, ancak alevi kesimlerde ve CHP tabanında, “dezavantaj” olacağı endişesini taşıyanlar daha fazla.

CHP’li bir parti yöneticisi, endişenin Kılıçdaroğlu’nun kimliği nedeniyle seçilemeyeceğinden kaynaklandığına işaret ederek, “Aleviler, Kılıçdaroğlu’na oy verir mi, verir. CHP tabanı verir mi verir. Dolayısıyla, biz bunu, adaylığı aleyhine bir durum olarak görmüyoruz” görüşünü dile getiriyor.

İmamoğlu 1 puan önde

CHP, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına olan ilgiyi, hem düzenli olarak kendi yaptırdığı hem de kendilerine gelen kamuoyu anketleri ile ölçmeye çalışıyor.

Kamuoyu anketlerinin büyük bölümünde, Erdoğan’ın seçilme şansı olmadığı savunulurken, farkın yüzde 9’lara kadar çıktığı iddia ediliyor.

Doğu ve Güneydoğu’da Kılıçdaroğlu’na desteğin yüksek olduğu belirtilirken, Türkiye genelinde, İmamoğlu’nun oy oranı, Kılıçdaroğlu’nun 1 puan üzerinde görünüyor.

Ancak, yapılan ölçümlerin İmamoğlu’nun, sonrasında yaptığı açıklamalarla tepkilere neden olan Karadeniz gezisi öncesine ait olduğuna da dikkat çekiliyor.

CHP kaynakları, “6’lı masa Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karar verdiğinde, İmamoğlu ve Mansur Yavaş da çıktı, ‘Genel Başkanımızı destekliyoruz, adayımızdır’ dedi. Bu oyları daha da artırır. O nedenle biz, Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesi halinde seçileceğinden endişe duymuyoruz” yorumunu yapıyor.

‘Aday, bayram sonrası açıklanabilir’

Merak edilen bir başka konu ise adayın “ne zaman” açıklanacağı.

CHP’de bu konuda iki görüş öne çıkıyor.

Bazı parti yöneticileri, “adayın bir an önce açıklanarak, kafa karışıklığına son verilmemesi” gerektiğini savunurken, bir bölüm de adayın yıpratılmaması için “olabildiğince geç” açıklanması gerektiğini savunuyor.

Ancak bu konudaki karar vericinin “6’lı masa olacağına” sık sık vurgu yapılırken, CHP’de, “büyük ihtimalle Kurban Bayramı sonrasında netleşebileceği” görüşü seslendiriliyor.

Kılıçdaroğlu, parti rozetini çıkaracak mı?

Güçlendirilmiş parlamenter sistem önerisinde “tarafsız ve sembolik” bir cumhurbaşkanı tanımlanmasına karşın, sistem değişene kadar seçilen cumhurbaşkanının parti kimliğini bırakıp bırakmayacağı da tartışılıyor.

CHP kurmayları, Kılıçdaroğlu’nun “seçilir seçilmez parti rozetini bırakmaktan yana” olduğunu, ancak seçimden hemen sonra partinin kurultay sürecine girmesinin sıkıntı yaratabileceğine işaret ediyor.

Bazı parti yöneticileri de en azından daha rahat bir sürede kurultayın yapılabilmesi için 5-6 aylık bir süre boyunca genel başkan olarak da kalması gerektiğini savunuyor.

Ayrıca, geçiş sürecinin devamında, parlamenter sisteme geçilmesi halinde bir seçime gidileceğine dikkat çekilerek, “Diyelim ki, İmamoğlu da ‘genel başkan olmak istiyorum,’ dedi ve seçildi. O zaman o da seçimde başbakan adayı olarak yarışacak. Öbür yandan Akşener de ‘başbakan olmak istiyorum,’ diyor. Bütün bu süreçleri çok doğru koordine etmemiz gerekir ve bu da 6’lı masanın işi” deniliyor.

İYİ Parti: Adaylığı, 6’lı masanın ‘evet’ diyeceği şekilde olur; kazanır

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hedefini “başbakanlık” olarak koyarak, cumhurbaşkanlığı adaylığından çekilmesi CHP’nin elini rahatlatmıştı.

Kılıçdaroğlu’nun “dürüst, tarafsız ve geçiş sürecini en iyi yönetecek” isim olduğu İYİ Parti’de genel kabul görüyor.

Ancak, “seçilebilirlik” koşulu, en önemli kriter olarak geçerliliğini sürdürüyor. İYİ Parti kurmayları, aday belirlenirken, sadece anketlere değil, süreci doğru yönetip yönetmeyeceği ve cumhurbaşkanlığını “en fazla farkla” kazanacak aday olmasının da kendileri için ölçü olacağını belirtiyor.

6’lı masada da değerlendirmenin böyle yapılacağı da İYİ Parti tarafında ifade edilen bir diğer konu.

Parti kulislerinde yaygın görüş, Akşener’in Kılıçdaroğlu ile karşılıklı güven ilişkisine karşın, aday belirlenirken, “reel politikaya” uygun davranacağı vurgulanıyor.

Bir parti yöneticisi, Akşener’in baştan beri ortak aday çıkarılmasından yana tavır aldığını anımsatarak, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hangi koşullarda destek verileceği ise şu sözlerle ifade ediyor:

“Kemal bey aday olacaksa, Akşener’in ve masanın ‘evet’ diyeceği şekilde olur. Yani görülür ki kazanacak. Diyelim ki gözükmüyor, o zaman kimse evet demez ve o zaman yeni formüller veya kim kazanacak görünüyorsa, o isim masaya gelir.”

Seçimin kiminle farklı kazanılacağı da İYİ Parti’nin cumhurbaşkanı adaylığı için önemli kriterlerin başında geliyor.

“Ucu ucuna”, yani yüzde 51’le kazanacak adayın seçim sonuçlarına ilişkin tartışmaları da beraberinde getireceğine işaret edilerek, “Adayın potansiyeline bakılır. Demiyoruz ki, yüzde 65 oy alacak olan bir isim aday olsun. Ama mesela yüzde 53’lük bir oy oranı ile seçilmek, ülkeyi rahatlatır, siyaseti dengeler. Adaylık rüzgarı, oy oranını daha yukarı taşıyabilir” görüşü dile getiriliyor.

Akşener nasıl başbakan olacak?

6’lı masada yer alan siyasi partilerin liderlerinin, seçimin kazanılması halinde geçiş süreci hükümetinde nasıl rol alacakları siyasi kulislerde en çok konuşulan konulardan.

Akşener’in hedefini “başbakanlık” olarak açıklaması nedeniyle, “başkanlık sistemi”nde bunun nasıl olacağına ilişkin formüller de tartışılıyor.

İYİ Parti’de bu konuda netleşen görüş, seçimin kazanılması halinde, “fiili parlamenter sistemin” uygulanması yönünde.

Bir parti yöneticisi, öngördükleri sistemi şöyle anlatıyor:

“Mevcut sistemde cumhurbaşkanının yetkilerini bir bölümünü cumhurbaşkanı yardımcısına devredebileceğini öngörüyor. Dolayısıyla seçilecek cumhurbaşkanı da bu şekilde yetkisini devredebilir.

“Zaten önceden yapılmış bir protokol çerçevesinde cumhurbaşkanının yetkileri tanımlanacak. Bu protokole göre anayasa değişiklikleri yapılacak. Tanımlandığı için, bakanlar kurulunun atanması ve yürütme göreviyle ilgili görevlerini, birinci partinin genel başkanına verebilir. Yani koalisyon benzeri bir görev paylaşımı olabilir.”

Paylaşın

Ziraat Türkiye Kupası Sivasspor’un

Kayserispor ile Sivasspor, Ziraat Türkiye Kupası’nın finalinde karşı karşıya geldi. Normal süresi 1-1 sona eren karşılaşmanın uzatma bölümünde Sivasspor, Kayserispor’u 3-2 mağlup ederek kupayı müzesine götürdü.

Haber Merkezi / Sivasspor’a kupayı getiren golleri 60. dakikada Appindangoye, 95. dakikada Max Gradel ve 113. dakikada Moussa Konate atarken, Kayserispor’un gollerini ise 33. dakikada Ramazan Civelek ve 107. dakikada  İlhan Parlak kaydetti.

Ziraat Türkiye Kupası’nı ilk kez kazanan Sivasspor, önümüzdeki sezon UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele etme hakkını kazandı.

Goller;

33. dakikada sol kanattan Lionel Carole’un yaptığı ortada ceza sahası içinde Uğur Çiftçi meşin yuvarlağı kafa ile uzaklaştırdı. Dönen topu alan Ramazan Civelek’in ceza yayının sağından yaptığı sert vuruşta meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-0

60. dakikada orta sahadan Max Gradel’in kullandığı serbest vuruşta ceza sahası içinde Yatabare meşin yuvarlağı kafa indirdi. Kale önünde topla buluşan Appindangoye’nin kaleci Silviu Lung ile karşı karşıya kalıp yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-1

95. dakikada Faycal Fajr’ın pasında sol taraftan defansın arkasına sarkan Max Grandel’in ceza sahası içine girip sağ uzak köşeye yaptığı vuruşta meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 1-2

107. dakikada Majid Hosseini’nin sağ kanattan ortasında ceza sahası içinde iyi yükselen İlhan Parlak kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı filelere gönderdi. 2-2

113. dakikada Faycal Fajr’ın ara pasında ceza sahası içi sağında topu alan Kayode bekletmeden topu içeriye aktardı. Kale önünde Konate vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 2-3

Stat: Atatürk Olimpiyat

Hakemler: Halil Umut Meler, Mustafa Emre Eyisoy, İbrahim Çağlar Uyarcan

Kayserispor: Lung, Onur Bulut, Hosseini, Attamah (Dk. 100 Cardoso), Carole, Kemen (Dk. 100 İlhan Parlak), Ramazan Civelek (Dk. 90+3 İbrahim Akdağ), Bertolacci (Dk. 84 Campanharo), Emrah Başsan, Thiam (Dk. 100 Abdulkadir Parmak), Mustafa Pektemek (Dk. 78 Gavranovic)

Sivasspor: Ali Şaşal Vural, Ahmet Oğuz, Appindangoye, Caner Osmanpaşa, Uğur Çiftçi, Hakan Arslan, Erdoğan Yeşilyurt (Dk. 99 Kayode), Ulvestad (Dk. 120+3 Kerem Atakan Kesgin), Fajr (Dk. 120+3 Ziya Erdal), Gradel (Dk. 117 Goutas), Yatabare (Dk. 111 Konate)

Goller: Dk. 33 Ramazan Civelek, Dk. 107 İlhan Parlak (Kayserispor), Dk. 60 Appindangoye, Dk. 95 Gradel, Dk. 113 Konate (Demir Grup Sivasspor)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: ABD Askeri Tesislerini Kapatmayı Getirsinler, Destekleyeceğiz

NATO tartışmalarına ilişkin açıklamada bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “ABD Yunanistan’ı üslerle doldurdu. Hedefleri net. Türkiye’deki ABD askeri tesislerini kapamayı getirsinler Meclis’e, Kuvayi Milliye ruhuyla destekleyeceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Eğer şartlar içinden çıkılmaz hale bürünürse NATO’dan ayrılmak bile alternatif bir tercih olarak gündeme alınmalıdır. NATO’yla var olmadık, NATO’suz da yok olmayız” sözleriyle ilgili açıklama yaptı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “Bahçeli de NATO’dan çıkmayı önermiş. NATO, Türkiye için gereklidir ancak iktidar olarak ne kadar samimiler görmek isterim. ABD Yunanistan’ı üslerle doldurdu. Hedefleri net. Türkiye’deki ABD askeri tesislerini kapamayı getirsinler Meclis’e, Kuvayi Milliye ruhuyla destekleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yabacı asker bulunmasına karşı olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, “Biz neoliberalizme karşı olduğumuz kadar toprağımızda yabancı askere de karşıyız. Gerekeni yapmaya hazırız. Peki siz hazır mısınız iktidar sahipleri? Bu da sizin samimiyetinizin turnusol kağıdı olsun. CHP hazırdır, bekliyoruz” dedi.

Bahçeli ne demişti?

MHP Lideri Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “NATO ile var olmadık NATO’suz da yok olmayız. Gerekirse NATO’dan ayrılmak bile gündeme alınabilir” demişti.

Paylaşın

MGK: Yapılacak Harekatlar Komşuların Toprak Bütünlüğünü Hedef Almıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında yapılan MGK toplantısından sonra yapılan yazılı açıklamada, yapılacak operasyonların “komşuların toprak bütünlüğünü hedef almadığı” vurgusu yer aldı.

Erdoğan, Suriye’ye olası operasyonun MGK’da görüşüleceğini söylemişti. Erdoğan, “Güney sınırlarımız boyunca 30 kilometre derinliğinde güvenli bölgeler oluşturmak için başlattığımız çalışmaların eksik kalan kısımlarıyla ilgili yeni adımları da atmaya başlıyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Millî Güvenlik Kurulu (MGK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde toplandı. 3 saat süren toplantı sonrası kısa bir açıklama yapıldı. MGK’da yapılan açıklama şu şekilde:

“Güney sınırlarımızda icra edilen ve edilecek harekatların komşularımızın toprak bütünlüğünü hedef almadığı, milli güvenlik ihtiyacının gereği olduğu belirtilmiştir.

Terörizme destek vererek, uluslararası hukuku ihlal eden ülkelere bu tutuma son verme, Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini dikkate alma çağrısında bulunulmuştur.

PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütleri başta olmak üzere, milli birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuş ve ilave tedbirler görüşülmüştür.”

Paylaşın