HDP Cumhurbaşkanı Adayı Çıkaracak Mı? Sancar Açıkladı

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Bizim önerilerimiz karşılık bulmazsa, Demokrasi İttifakı’nda yer alan bileşenlerle, yurttaşlarla görüşerek bir aday çıkarırız. En az ikinci tura kalmayı hedefleyeceğiz. Herkes şu soruyu kendisine sormalı: HDP’nin adayı Erdoğan ile ikinci tura kalsa kime oy vereceksiniz? Bu soruya açık cevap verilmedikçe bize bu sorunun sorulması etik değil” dedi.

HDP’nin Gemlik Yürüyüşü hakkında konuşan Sancar, ”Bizim çok net bir talebimiz var. Tecrit hukuki değil. İkincisi olarak politik olarak doğru değil. Üçüncüsü de siyasi olarak ortamı bulanıklaştırma durumu ortaya çıkıyor. Biz Öcalan’ın görüşme hakkını gündeme taşımaya çalıştık” ifadelerini kullandı.

AK Parti ve HDP’nin yeni bir çözüm süreci için anlaşacağı yönündeki iddialara yanıt veren Sancar, 2019 Yerel Seçimleri’nde Öcalan’dan gelen mektuba ilişkin de açıklamalarda bulunarak; ”2019 seçimlerinde gönderilen mektup ve açıklamalar doğru okunmadı. O mektup da HDP’ye doğrudan bir çağrı yok. Esasen o mektup ile birlikte avukatlarla gönderdiği mesaj HDP kendi kararını verir. Tartışmaların bu noktaya gelmesinde en çok fayda uman çevrenin iktidar olduğunu uyararak söylüyoruz. Bu tartışmaları bitirmenin basit bir yolu var. Herkes Öcalan’ın avukatları ile görüşmesini talep etsin” ifadeleri ile yanıt verdi.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, T24’de Murat Sabuncu’nun sunduğu programa katıldı. Sancar’ın açıklamaları şöyle:

”HDP iktidara karşı en etkili mücadeleyi veren parti. HDP, siyasetini şeffaf yapıyor. Diğer muhalefet partilerine çağrısını da bir yıla yakın süre önce yaptı. Oradan cevap gelmedi. HDP bunu yapmıyormuş da herkes iktidara karşı mücadele etmiş de HDP’nin olağan şüpheli olması normal. Denklem buradan kurulunca bunun son derece sıkıntılı, yanlış, gerçeğe aykırı olduğunu niye görmüyorlar?

Herkes Kürt sorunu konuşmaya başladı. Niye? Seçim yaklaşıyor diye. Sadece AKP değil. Diğer muhalefet partileri de.

Neden Kürt sorunu bu kadar süre diğer partilerin gündeminde değilken; şimdi herkes bir şeyler söylemeye başladı? Büyük haksızlık ve yanlışlık yapılıyor. Kürtler sadece sayı ve seçmen olarak görülüyor.

AKP’nin seçim döneminde başka manevraları olabiliyor. Fakat muhalefetinde sanki Kürtler sadece seçmenmiş gibi bir hava yaratan yaklaşımı da bu kadar sorunludur.

Biz İYİ Parti hariç partilerle görüşen heyetlerimiz var. Bu görüşmeler pazarlık gibi değil. Bizim istediğimiz seçim süreci başladı. O zaman bütün dünyada olağan olan görüşmeler dışında açık müzakare. Bizin neyi amaçladığımızı kamuoyu bilsin. Diğer partilerin hangi konularda nasıl öneriler yaptığı kamuoyu bilsin istiyoruz. Kapalı kapılar ardından yürüyecek bir süreç değil. Çok kritik bir seçime gidiyoruz.

HDP aday çıkaracak mı?

Yüzde 13’ün üstüne oy almış, anketlere göre daha fazla oy alması muhtemel iddiası olan bir parti ne yapsın? Ne isteniyor HDP’den? Gölgede kalın, desteğinizi verin, sonra Allah kerim mi diyorlar? 100 yıllık kısır döngünün parçası olmamızı talep etmenin etik olarak kabul edilebilir bir tarafı yok. İktidarın HDP’yi dışlama pozisyonuna onay veriyorsanız sizi anlarım.

Diğer partiler bizimle görüşmekten neden kaçıyorlar? Bu algının kendi üzerlerinde yaratabileceği etkilerden korktukları için. Peki hangi cesaretle bu ülkeyi değiştireceksiniz sorusu benim de halkın da hakkı.

Bizim önerilerimiz karşılık bulmazsa, Demokrasi İttifakı’nda yer alan bileşenlerle, yurttaşlarla görüşerek bir aday çıkarırız.

En az ikinci tura kalmayı hedefleyeceğiz. Herkes şu soruyu kendisine sormalı: HDP’nin adayı Erdoğan ile ikinci tura kalsa kime oy vereceksiniz? Bu soruya açık cevap verilmedikçe bize bu sorunun sorulması etik değil.

Biz oturmuş diğer muhalefet partilerinden gelecek cevabı bekliyor değiliz. Ama ortak aday kapısı her zaman açıktır.

Biz hiçbir parti ile isim konuşmuyoruz. Bizim sıraladığımız ilkeler, müzakere başlıkları var. İlla bizim programımız kabul edilsin diye bir dayatmamız yok. Bizim yaklaşımımız ortada. Bunlarla uyuşmayacak isimleri bana niye sorarsınız ki? Gerçekten ortak adayla uzlaşma konusunda istek varsa o zaman kendi içlerinde bu tartışmayı yürütsünler. Sonra bizimle paylaşırlar. Şu isimler var dediklerinde, açık ve doğrudan bu isimlerle ilgili fikirlerimizi o zaman söyleriz.”

Paylaşın

‘Kredi Garanti Fonu’ Limiti 100 Milyar Liraya Çıkıyor

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından kredi garanti kurumlarına aktarılabilecek kaynak sınırı 60 milyar liradan 100 milyar liraya çıkarılıyor. AK Parti, Meclis tatile girmeden önce yeni bir torba teklifi Meclis gündemine getirmeye hazırlanıyor.

Ağırlıklı olarak ekonomiye ilişkin düzenlemelerin yer alması ve 35-40 madde arasında olması beklenen torba kanun teklifinin gelecek hafta Meclis Başkanlığı’na sunulması planlanıyor. Kanun teklifiyle Kredi Garanti Fonu limitinin 60 milyar liradan 100 milyar liraya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeye gidilecek.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, düşük kalan usulsüzlük cezaları yeniden belirlenecek, bazı idari para cezaları da yeniden gözden geçirilerek güncellenecek. Sigorta şirketlerinin teminat vermelerine ilişkin düzenlemelerde torba teklifte yer alacak.

Ağırlıklı olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu düzenlemelerle son halini alması beklenen torba teklifte, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın (MASAK) yetişmiş eleman ihtiyacı karşılanacak. MASAK’ın kamu kurumlarından 100 kişi civarında yetişmiş eleman almasını sağlayacak yasal altyapı oluşturulacak.

Milli Piyango İdaresinin giderlerini karşılamak için ihtiyaç duyduğu kaynağın karşılanmasına dönük düzenlemede torba teklifte yer alacak. Türkiye Varlık Fonuna aktarılan kaynağın yüzde 8’i Milli Piyango İdaresi’ne aktarılacak.
3600 ek gösterge torba teklifle gelecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından detayları açıklanan 3600 ek gösterge düzenlemesi de torba teklifte yer alacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm memurların ek göstergelerinde 600 puanlık artış yapılacağını, birinci derecedeki tüm memur ve emeklilerinin 3600 ek gösterge kapsamına alındığını açıklamıştı.

Genel müdür yardımcılarının ek göstergeleri 3 bin 600’den 4 bin 400’e, şube müdürü seviyesindeki yöneticilerin ek göstergesi 2 bin 200’den 3 bine çıkacak. Ocak 2023 tarihinden geçerli olacak artıştan halen emekli olan kamu görevlileri de yararlanacak.

Öğrenci affı da torba teklife girecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Parti Grup toplantısında Meclise sunacaklarını açıkladığı öğrenci affının da ayrı bir teklif olarak değil torba yasa teklifi ile getirilmesi planlanıyor. Lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerini kapsayacak af düzenlemesi ile çeşitli nedenlerle üniversiteden ayrılanlara belli şartlarla, yeniden eğitimlerine geri dönme imkan sağlanacak. Daha önceki af düzenlemelerinde olduğu gibi terör suçundan ceza alanlar aftan yararlanamayacak.

Paylaşın

AK Parti’de ‘Kabine’ Sancısı Sürüyor

2023 seçimleri öncesinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın kabineye “neşter vuracağı” belirtiliyor. Bu kapsamda geçen haftalarda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin görevden alınacağı gündeme geldi.

Bakan Dönmez’in “görevden alınacağı” iddialarının arkasında ise AK Parti içindeki “atanmış-seçilmiş” tartışması ve “partili vekillerle iletişimsizlik” olduğu kaydediliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre AK Parti kulislerinde, Erdoğan’ın geçen haftaki il başkanları toplantısında kullandığı, “Parti içinde üslubuyla, tavrıyla sıkıntıya yol açan kişiler çıkabilir; bunları geri plana çekip, başka alanda istifade etmeliyiz” sözleriyle “olası kabine değişikliğini” işaret ettiği konuşuluyor.

Erdoğan’ın “doğrudan parti içine mesaj verdiği ve kabine toplantılarında bakanları sık sık “milletvekillerinin taleplerine yanıt verilmesi” için uyardığı” belirtiliyor. AK Parti’nin Kızılcahamam kampında da Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ile AK Partili milletvekilleri arasında yaşanan tartışmaya atıf yapılarak, Erdoğan’ın, bakanlara yönelik talimatlarına karşın, Dönmez ile bakanlık bürokratlarının “AK Partili milletvekillerinin bilgi edinme taleplerine geri dönüş yapmadığı” kaydediliyor.

AK Partililer, geçen aylarda yaşanan elektrik faturalarındaki artış üzerine yaşanan tartışmaları örnek gösteriyor.

“Fatura şikayetleri”

Yüksek faturalar karşısında sahada yurttaşlarla buluşan milletvekillerine, faturaların yükseliği ile ilgili sayısız şikâyet geldiği, o dönem bu şikâyetlerin birçoğunu bakanlığa aktarmada “sıkıntı yaşadıklarını” ifade ediyor.

Elektrikteki KDV’nin yüzde 8’e düşürüldüğü anımsatılarak, “Elektrik faturalarının tartışıldığı dönemde Erdoğan, bir kabine toplantısı sonrası çıktı ve KDV oranlarındaki değişimi kamuoyu ile paylaştı. O dönem sahaya indiğimizde, yurttaşlarımızdan gelen çok sayıda şikâyet vardı. Ancak o dönem maalesef bakanlıktan detaylı bilgi verilemedi. Can alıcı bir konuydu. Bu durum sahada AK Parti’nin elini güçsüzleştirdi” değerlendirmeleri yapılıyor.

Paylaşın

GRECO Türkiye Yolsuzlukla Mücadele Raporu: 12 Madde Yerine Getirilmedi

Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO), Türkiye’ye yapılan ‘yolsuzlukla mücadele’ tavsiyelerini yerine getirip getirmediğini değerlendirildi. Raporda Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) yapısının “bağımsız ve özerk yargıya ilişkin Avrupa standartlarıyla çeliştiği” ifade edildi.

Üçüncü Ara Uyum Raporu’nda Türkiye’de yargının bağımsızlığı ve milletvekilleri açısından “yolsuzluğu önlemeye yönelik ilerleme eksikliği” olduğu kaydedildi.

GRECO, Türkiye’ye yapılan 22  tavsiyeden üçünü “tatmin edici şekilde yerine getirdiğini; geriye kalan tavsiyelerden dokuzunu kısmen yerine getirdiğini, 12’sini ise yerine getirmediğini” belirtti.

“Milletvekilleri, hâkim ve savcılar bakımından yolsuzluğun önlenmesi” başlığını taşıyan Raporda, “milletvekilleriyle ile ilgili olarak, İkinci Ara Uyum Raporu’nun kabul edilmesinden bu yana GRECO tavsiyelerinin yerine getirilmesine yönelik somut herhangi bir gelişme kaydedilmemiştir.” denildi.

Son Değerlendirme Raporu’ndan bu yana “hiçbir gelişme kaydedilmemiş olmasını üzüntüyle karşıladığını” belirten GRECO, “Milletvekillerine Yönelik Etik Davranış İlkeleri Kanun tasarısının, önceki yasama meclisi tarafından incelendiğini ve mevcut yasama meclisinde görüşülmeyi beklediğini” hatırlattı.

HSK uyarısı

Hâkimler ve savcılar ile ilgili olarak, Yargı Etiği Bildirgesi’nin ayrım yapmaksızın hem hâkimleri hem de savcıları kapsadığı belirtilen raporda, “reddi hâkim konusunun Yargın Etiği Bildirgesi’nin dışında bırakıldığı”na dikkat çekildi.

Raporda, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK), yapısı eleştirilerek, “HSK’nın Cumhurbaşkanı ve TBMM tarafından belirlenen üyelerden oluşması ve üyelerin hiçbirinin hâkim ve savcıların kendileri tarafından seçilmiyor olması, bağımsız ve özerk yargıya ilişkin Avrupa standartlarıyla çelişmektedir.” denildi.

Ayrıca, yürütmenin, “yargının işleyişi hususunda, hâkim ve savcı adaylarının seçim ve hizmete alım süreci, adlî makam sahiplerinin görev yerlerinin kendi rızaları dışında değiştirilmesi, disiplin işlemleri ve savcı ve hâkimlerin eğitimi gibi bir dizi kilit konudaki güçlü etkisini sürdürdüğü” ifade edildi.

Raporda GRECO’nun tavsiyelere mevcut uyumun halen “genel anlamda tatmin edici olmadığı” sonucuna vardığı belirtildi.

31 Mart 2023’e kadar süre

GRECO, Türkiye Delegasyon Başkanlığından, en geç 31 Mart 2023 tarihine kadar, kalan tavsiyeleri yerine getirmek üzere alınan tedbirlere ilişkin bir rapor sunmasını istedi.

Ayrıca Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’nden Türkiye Dışişleri Bakanı’na, dikkatini ilgili tavsiyelere uyulmadığına çeken bir mektup göndermesini tavsiyesinde bulundu.

Raporda Ankara’nın GRECO’nun tavsiyeleri “kısmen yerine getirdiği” maddelerden bazıları şöyle sıralanıyor:

  • “GRECO, milletvekillerinin görev ve sorumluluklarıyla uyumlu olmayan yan faaliyetlerin gözden geçirilmesini ve bu faaliyetler sonucunda ortaya çıkabilecek çıkar çatışmalarına çözüm bulmak amacıyla kapsamlı ve uygulanabilir bir yasanın hazırlanmasını tavsiye etmiştir.”
  • “GRECO, tüm hâkim ve savcı adaylarının, kamuoyuna açık ve Avrupa standartlarıyla uyumlu kesin ve nesnel kriterlere dayalı olarak etik davranış ve dürüstlük konularında denetlemeye tâbi olması hususunda tavsiyede bulunmuştur.”
  • “GRECO, çıkar çatışmaları ve dürüstlükle alakalı diğer hususlarda (hediyeler, reddi hâkim, üçüncü tarafla ilişkiler ve gizli bilgilerin ele alınması, vs.) yeterli ölçüde rehberlik sunan uygulamalı örnekler de dâhil olmak üzere hâkimlerin belirli görevleri için etik davranış ilkelerinin belirlenmesini ve (ii) bunların halka açık olmasını ve her sınıftan hâkimin eğitiminde kullanılmasını tavsiye etmiştir.”
  • “GRECO, hâkim ve savcılar için geliştirilen özel hizmet içi eğitimin, bu birbirinden ayrı iki meslek bakımından tesis edilecek etik norm ve davranış kurallarıyla aynı doğrultuda yolsuzluğun önlenmesi ve yargı etiği konularında düzenli eğitimlerin de verilmesi şeklinde genişletilmesini tavsiye etmiştir.”

Türkiye’nin GRECO’nun tavsiyeleri “yerine getirmediği” maddelerden bazıları şu şekilde:

  • “GRECO, milletvekillerinin mal beyanında bulunma rejimine; kuralların ihlal edilmesine karşı etkin, orantılı ve caydırıcı yaptırımlar getirilmesinin yanı sıra mal beyanının doğruluğu ve gerçekliğini teyit eden bir sistemin eklenmesi ve Meclise sunulduktan hemen sonra bu mal beyanlarının içeriğinin kamuoyuna açıklanması (eşler ve bakmakla yükümlü olunan aile üyeleri ile ilgili bilgilerin kamuoyuna açıklanmasına gerek olmadığı anlaşılmıştır) hususlarında tavsiyede bulunmuştur.”
  • “GRECO, yasama dokunulmazlığının kaldırılması sürecinin öncelik sırasına göre ele alınmasının ve milletvekilleri hakkında rüşvet suçlamasıyla yürütülen ceza soruşturmalarının engellenmemesinin sağlanması amacıyla kararlı tedbirlerin alınması hususunda tavsiyede bulunmuştur.”
  • “GRECO, yürütme erkinden ve siyasi etkiden bağımsız olmasına yönelik muhtemel

tehditlerle ilgili olarak Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) bağımsızlığının güçlendirilmesi için kararlı tedbirler alınması hususunda tavsiyede bulunmuştur.”

  • “GRECO, hâkim ve savcı adaylarının seçim ve mesleğe alım süreçleriyle ilgili olarak yargı erkinin müdahilliğinin ve sorumluluğunun önemli ölçüde artırılması hususunda tavsiyede bulunmuştur.”
  • “GRECO, hâkim/savcıların etik davranış ve dürüstlük hususundaki değerlendirmelerinin kamuoyuna açık ve Avrupa standartlarıyla uyumlu kesin ve  nesnel kriterlere dayalı olmasına dair tavsiyede bulunmuştur.”
  • “GRECO, Adalet Bakanının, hâkim ve savcıların görev dokunulmazlıklarının kaldırılabilmesine ilişkin izin verebilme yetkisinin yargıya (örneğin, üst düzey hâkimlerden oluşan bir heyete veya HSYK’ya) devredilmesini ve bu hususun  mevzuatta açık bir şekilde belirtilmesini tavsiye etmiştir.”

“Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu” Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi bünyesinde 1999’da kuruldu.

Türkiye’nin 2004 yılında dahil olduğu GRECO, üye ülkelere yönelik düzenli olarak rapor ve tavsiye kararları hazırlıyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yangınlar Büyüyor, Mücadele Bütçesi Küçülüyor

Muğla’nın Marmaris ilçesi Bördübet mevkisindeki ormanlık alanda Salı günü saat 20.00 civarında başlayan yangın kısa sürede geniş bir alana yayıldı. Gece boyuncu karadan müdahalenin yapıldığı yangına sabah saatlerinden itibaren de 20 helikopter ve 14 uçakla yangına müdahale edildi.

Marmaris’teki yangının öğle saatlerinde kontrol altına alındığı belirtilirken, Fethiye ve Datça’da da sabah saatlerinde yangın çıktı ve kısa sürede söndürüldü. Üç ayrı noktada çıkan orman yangınları, gözlerin bir kez daha alınan ve alınacak olan önlemlere çevrilmesine neden oldu. Geçtiğimiz yıl Ege ve Akdeniz bölgelerinde 500’den fazla noktada çıkan yangınlarda 139 bin hektarlık alan yanmıştı. Bu miktar, Türkiye’nin son 10 yıl içerisinde yaşanan yangınlarda kaybettiği ormanlık alanın yüzde 61.5’ini oluşturdu.

Kurumun bütçedeki payı azalıyor

Peki, Türkiye bu yıl orman yangınlarına hazırlıklı mı? DW Türkçe’den Eray Görgülü Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) faaliyet ve performans raporlarından derlediği bilgilere göre, yangınla mücadeleye yönelik ayrılan kaynağın merkezi bütçedeki payına olan oranının azaldığı göze çarpıyor. 2015 yılında OGM bütçesi için 2 milyar 567 milyon 630 bin TL ayrılmıştı. Bu kaynak, merkezi bütçenin yüzde 0.54’ünü oluşturmuştu. Ancak OGM’ye ayrılan payın merkezi bütçedeki oranı 2015’ten itibaren azalmaya başladı.

2021 yılında OGM bütçesi için 4 milyar 205 milyon 954 bin TL’lik kaynak ayrıldı ancak bu kaynağın merkezi bütçedeki oranı yüzde 0.31’de kaldı. 2022 yılı için OGM’nin bütçesinde yaklaşık yüzde 50’lik artış öngörülse de genel müdürlüğün merkezi bütçe içerisindeki payı yalnızca yüzde 0.35’te kaldı. Böylece aradan geçen yedi yıl içerisinde OGM’nin payı yaklaşık yüzde 35 oranında azalmış oldu. Diğer yandan OGM’nin yangınla mücadele bütçesindeki rakamlar da dikkat çekti. OGM, geçtiğimiz yıl yangınla mücadele için 8.1 milyar TL’lik kaynak harcamıştı. Ancak, bu yıl söz konusu harcama için yalnızca 5.4 milyar TL’lik kaynak ayrıldı.

Özkara: Bıraktığımız yerde olduğumuzu gördük

Uzmanlara göre sahada da eksiklikler bulunuyor. Marmaris’teki yangını değerlendiren Türkiye Ormancılar Derneği Başkanı Hüsrev Özkara, “Marmaris’teki yangın yine geçmişteki yaşanan mega yangınlardaki sıkıntının devam ettiğini gösteriyor. Maalesef geldiğimiz nokta itibarıyla bıraktığımız yerde olduğumuzu gördük” ifadesini kullandı. Özkara, yangına karadan müdahale konusundaki eksikliğe de dikkat çekti.

Genel Müdürlüğün, büyük çoğunluğu orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmak üzere 5 bin işçi alımı için harekete geçtiğini hatırlatan Özkara, halen bu işçilerin eğitimden geçirilip de sahada çalışabilir hale gelemediğine dikkat çekti. Özel sektörle yürütülen taşeron işçi programının da yetersiz kaldığını savunan Özkara, “Yangınla mücadele edecek işçinin tecrübeli olması çok önemli. Bu kişilerin çoğunluğunun da orman köyünde yaşayan insanlardan olması gerekiyor. Bu arkadaşlar, bu duygu ve düşüncelerin içerisinde değilse o tecrübesi yoksa yangında bırakın katkı sağlamalarını, gerçekten olumsuz sonuçları da ortaya çıkabilir” dedi.

“Amfibik uçaklar kullanılamıyor”

Öte yandan havadan müdahale ile ilgili yangın söndürme uçakları bu yıl da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bekir Pakdemirli’nin bakanlığı döneminde Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türk Hava Kurumu (THK) karşı karşıya gelmiş, “uçabilir durumda olmadığı” gerekçesiyle 2019’dan bu yana THK’nın uçakları yangın söndürme faaliyetlerinde kullanılmamıştı. THK Kayyum Heyeti Başkanı Abdullah Kaya, Pazartesi günü yaptığı açıklamada envanterdeki uçaklardan üçünün bakımının tamamlandığını ve Temmuz ayından itibaren kullanılacağını açıkladı.

THK’nın amfibik uçaklarının göl, deniz ve barajlardan su alarak kısa süre içerisinde yangın bölgesine ulaştırabildiğine dikkat çeken Özkara, şu anda yangın bölgesinde amfibik uçak kullanılamamasını eleştirdi. Özkara, bakan ve üst düzey bürokratların bölgeye gitmelerinin de yangın söndürme faaliyetlerini olumsuz etkilediğini öne sürdü. Özkara, “Geçen sene de uyarmıştık. Çok yanlış bir tutum. Oradaki çalışmanın bütünlüğünü bozar. İdari düzenin etkilenmesine, çalışmanın etkilenmesine neden olur” diye konuştu.

Paylaşın

Türkiye İle Suudi Arabistan Arasında ‘Yeni İş Birliği’ Dönemi

Suudi Arabistan Veliahtı ve Başbakan Yardımcısı Prens Muhammed bin Selman bin Abdülaziz Al Saud, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine geldiği Türkiye’de resmi törenle karşılandı.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen törenin ardından Bin Selman ve Erdoğan baş başa görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeyle ilgili iki ülke dışişleri bakanlarının imzasını taşıyan ortak bildiride “yeni bir işbirliği döneminin başlamasına yönelik kararlılık” vurgusu yapıldı.

Açıklamaya göre görüşmede karşılıklı ticaretin geliştirilmesi, kolaylaştırılması ve çeşitlendirilmesi, yatırım fırsatlarının araştırılması ve çeşitli alanlarda somut ortaklıklara dönüştürülmesi için iki ülkenin kamu ve özel sektöründeki iletişimin artırılması ele alındı.,

“2030 Vizyonu’nun sunduğu fırsatlar”

Açıklamada, G20 üyesi iki ülkenin büyük ekonomik potansiyeline ve Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’nun yatırım, ticaret, turizm, kalkınma, sanayi, madencilik, inşaat projeleri, ulaşım-altyapı (müteahhitlik dahil), tarım, gıda güvenliği, sağlık, iletişim-bilgi teknolojisi alanları, medya ve spor alanlarında sunduğu fırsatlara vurgu yapılarak Türkiye-Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) 13 Ekim 2016 tarihli 5. Bakanlar Toplantısı Ortak Beyanatı’na atıfla, Türkiye-KİK Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin önemine işaret edildi.

Taraflar, enerji alanında özellikle petrol ve rafinerisi, petrokimya, enerji verimliliği, elektrik, yenilenebilir enerji, inovasyon, hidrokarbon kaynakları için temiz teknolojiler, hidrojen de dahil olmak üzere düşük karbonlu yakıtlar alanlarında iş birliği yapma beklentilerini; enerji sektörü ve ilgili tedarik zincirlerinin yerelleştirilmesi ve bu alanlarda ilgili projeler geliştirilmesi hususları üzerinde çalışılması arzusunu ifade ettiler.

Yapay zekâ, dijital teknolojiler ve akıllı şehirler alanlarında üretim ve yatırım ortaklıklarının geliştirilmesi ve bu alanlarda faaliyet gösteren özel sektör aktörlerinin iş birliğine teşvik edilmeleri konularında görüş birliğine varılırken iklim değişikliği ve çevre kaynaklı sınamalarla mücadele konusunda da kararlılık vurgusu yapıldı.

Türkiye’den yatırım daveti

Ortak bildiriye göre Türk tarafı, Suudi Arabistan girişimcilik ekosisteminde faaliyet gösteren yatırım fonlarını  Türkiye’deki startup’lara yatırım yapmaya ve onlarla ortaklıklar kurmaya davet etti.

Bilim insanlarının karşılıklı ziyaretleri, KOBİ’ler’in desteklenmesinde iş birliği, savunma alanında iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların etkin hale getirilmesi, adli iş birliğinin geliştirilmesi, turizm, sivil havacılık ve sağlık yatırımlarında iş birliği, üzerinde mutabakat sağlanan konular arasında sayıldı.

Bölgesel konularda istişare ve iş birliği

Ortak açıklamada, “iki ülkenin ve halklarının çıkarları doğrultusunda bölgenin istikrar ve huzurunun güçlendirilmesi için, bölgesel konularda da istişare ve işbirliğinin derinleştirilmesinin kararlaştırıldığı” belirtilerek “Görüşmenin sonunda taraflar, iki ülkenin ve halklarının ortak çıkarlarına katkıda bulunacak ve tüm kesimlere fayda sağlayacak şekilde, bölgenin geleceğine hizmet etmek için tarihi kardeşlik temelinde iş birliğini geliştirerek sürdürme kararlılıklarını vurgulamışlardır” ifadesine yer verildi.

Paylaşın

Elektriğe ‘Kademeli Zam’ Planı

Elektrikte yüzde 30 zam iddiası EPDK tarafından yalanlanırken, şirketlerin Bakan ve EPDK yöneticileriyle görüştüğü doğrulandı. Kaynaklar, kademli şekilde zam planlandığını aktardı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) elektrik fiyatlarına yüzde 30 oranında bir zam olacağı iddiasını yalanlaması üzerine, enerji şirketleriyle yapılan toplantıya hakim kaynaklar, elektrik fiyatlarının tek seferde büyük bir zam yerine yıl içinde kademeli olarak artırılmasının planlandığını söyledi.

T24’ün Bloomberg’ten aktardığı habere göre, ismini vermeyen iki yetkili, elektrik dağıtım şirketlerinin 21 yöneticisinin geçen hafta Enerji Bakanı Fatih Dönmez ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) yöneticileriyle bir araya gelerek sektörün sorunlarını konuştu.

Şirketler şikayetçi

Şirketle toplantıda yetkililere geçen yıl enerji fiyatları dünya genelinde artarken ve TL zayıflarken kayıplarının 20 milyon liraya kadar çıktığını söyledi. Şirketler, bu yıl daha yüksek liste fiyatları koyulmadığında durumun daha da zorlayıcı olacağını söyledi.

EPDK yalanlamıştı

Elektrik fiyatlarında yüzde 30 oranında zam olacağı iddiası üzerine EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz dün yaptığı açıklamada, “Kurumumuzun gündeminde elektrikte herhangi bir tarife değişikliği yok. Vatandaşlarımızın böylesi mesnetsiz haberlere itibar etmemesini rica ediyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

‘Dezenformasyon Teklifi’nin TBMM’de Görüşülmesi Ertelendi

Cumhur İttifakı tarafından Meclis’e getirilen, sosyal medya ve internet haber sitelerine dönük düzenlemeleri içeren kanun teklifinin Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri ertelendi. Gazeteciler teklifi “sansür yasası” olarak niteleyerek geri çekilmesini talep etmişti.

CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, görüşmelerin ertelenmesine dair sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Basın Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik öngören kanun teklifinin TBMM Genel Kurul görüşmeleri, girişimlerimiz sonucu üzerinde parti gruplarının daha fazla müzakere edebilmesi için bu hafta ertelenmiştir” dedi.

Basın örgütlerinden tepki

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş Sendikası, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın çağrısıyla Ankara Ulus’taki Atatürk Anıtı önünde bir araya gelen gazeteciler, AK Parti ve MHP’nin yasa teklifinin geri çekilmesini istedi.

Eylemde söz alan Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, TBMM önünde eylem yapılmasına izin verilmemesini eleştirerek, , “Bizi Meclis’ten uzaklaştırarak sezimizin çıkmayacağını düşünüyorlar. Basın değil, Ulus’a, Fizan’a sürülse sesini duyuracaktır” dedi. Bilgin, yasada basın organlarının kapısına kilit vuracak düzenlemeler olduğunu belirtti:

“Bu yasa temel insan haklarına haberleşme özgürlüğüne, basın özgürlüğüne aykırıdır. Yani anayasaya aykırıdır. Anayasayla güvence altına alınan haklarımıza aykırıdır. Sadece gazetecilerin özgürlüğünü değil tüm toplumun özgürlüğünü engellemektedir. Bu yasa tüm toplumu yazmaktan, eleştirmekten alı koyacaktır. Toplumsal otosansürü tüm ülkeye yayacaktır. Bu eylem tünelden çıkıştaki son yol ayrımıdır. Bu yasada gazeteciler, gazetecilerin görüşleri, basın özgürlüğü yok. Bu yasada susturma var. Biz gazeteciler bu yasanın geri çekilmesini istiyoruz. Yaşasın özgürlük, kahrolsun sansür.”

Dezenformasyonla mücadele gerekçesiyle gündeme getirilen, kamuoyunda ‘sosyal medya yasası’ olarak bilinen Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonunda kabul edildi. Teklifle; ‘gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan’ kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Basın kartı resmi kimlik belgesi olarak kabul edilecek.

Komisyonda kabul edilen teklife göre, yasal zemine kavuşturulmaları amacıyla internet haber siteleri ile basın kartına ilişkin hususlar Basın Kanunu’nun kapsamına alınarak radyo, televizyon, kamu kurum ve kuruluşlarının yürüttükleri enformasyon hizmetlerinde çalışan kamu personelinin basın kartı düzenlenmesi bakımından süreli yayın çalışanları gibi değerlendirileceği öngörülüyor.

Paylaşın

Babacan: Faiz Ne Talimatla Ne De Veliahtla Düşer

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın Türkiye ziyaretini değerlendiren DEVA Partisi Lideri Babacan, “Veliaht prens gelecek, kur ve faiz düşecek. Faiz ne talimatla ne de veliahtla düşer.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık değerlendirme toplantısında konuştu. Babacan’ın gündeminde Suudi Arabistan veliaht prensi Selman’ın Türkiye ziyareti, Meclise sunulan ek bütçe teklifi, dezenformasyon yasası, Pınar Gültekin cinayeti davası, polis intiharları ve DEVA Partili Milletvekili Mustafa Yeneroğlu ile vatandaşların tehdit edilmesi vardı. Babacan şu ifadeleri kullandı:

Hesap ne? Veliaht prens gelecek, kur ve faiz düşecek. Fısıltı… Faiz ne talimatla ne de veliahtla düşer. Güven ortamını oluşturmadan faizi, enflasyonu, döviz kurunu düşüremeyecekler. Bu faiz güvenle düşecek. Güven nasıl oluşturulur? Konuşunca doğruyu söyleyeceksin. Söz verince tutacaksın. Emanete hıyanet etmeyeceksin. Hukukla, adaletle hareket edeceksin. Ehliyetli, liyakatli kadrolarla çalışacaksın. Her kararını istişareyle alacaksın. Şeffaf olacaksın. Her zaman hesap vermeye hazır olacaksın. Bunu yap güveni oluştur.

Bir zamanlar Ezilenlerin gür sesi, suskun dünyanın hür sesi’ diyorlardı. Ne gür ses kaldı ne hür ses. Hiçbir şey yok. Sen ekonomik gücünü kaybedince, Merkez Bankası’nın rezervlerini arka kapıdan yakınca, paraya muhtaç kalınca ne hür ses ne gür ses kalıyor.

Meclise getirilen ek bütçe teklifini Orta Vadeli Programdaki kur varsayımlarını yayınlayarak eleştiren Babacan, Hayal aleminde yaşıyorlar. Bunlar, burunlarının ucunu dahi göremiyorlar. Bir bildiğimiz var, edasıyla ortada dolaşıyorlar ya. İnanın hiçbir şey bildikleri yok. Bu kadar saçmalanamaz’ diye soruyorlar. Hiçbir şey bilmiyorlar” diye konuştu.

En az 400 milyar lira faiz ödemesiyle karşı karşıya olacağız

Bütçedeki faiz giderlerini yıllara göre kıyaslayan görüntüler de gösteren Babacan sözlerini şöyle sürdürdü:

Ek bütçede faiz giderleri için tam 90 milyar lira daha ödenek çıkartmak istiyorlar. Önceki bütçede 240 milyar. Ek bütçe için istedikleri rakam 90 milyar. Yetmedi, bir de Kur Korumalı Mevduat için 40 milyar lira daha koymuşlar. Rakam çıktı mı 370 milyar liraya? Yetmedi. KKM için iki kanaldan ödeme yapılıyor. Merkez Bankası’ndan yapacakları ödeme burada yok. Onu da ekleyin, en az 400 milyar liralık faiz ödemesiyle karşı karşıya olacağız.

Bizim ekonomi yönetiminin başında olduğumuz dönemde devletin faiz gideri 50 milyar civarındaydı. 8 kat arttırmışlar. Bizim dönemimizde faiz lobisi’ diye diye gezinenler vardı. Hazinenin ödediği faiz yüzde 6-7yken, yılda 50 milyar lira faiz ödediğimiz günlerde Erdoğan Bu faizi ödemek vatana ihanettir’ diyordu. 50 milyar ödemek vatana ihanetse, 400 milyar lira ödemeyi nasıl tanımlıyorsunuz? Bir de çıkmış hâlâ faizle mücadeleden bahsediyor.

Tamamen yeni bir suç çeşidi uyduruyorlar. Yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak suçtur’ diyorlar. Sansür yasasını çıkaranlara buradan soruyorum: Enflasyon yüzde 73 buçuktur’ demek mi halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaktır? Yoksa Enflasyon en az yüzde 150’ demek mi? Hangisi doğru? Hangisi halkı yanıltıcı bilgi? Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı’na hakaretten açılmış davalar falan yok’ demişti. Adalet Bakanlığı da En az 35 bin 500 dava açıldı’ diyor. Yanıltıcı bilgi avcıları, hedeflerini öyle çok uzaklarda aramasınlar, Beştepeye baksınlar.

Tweet atanı hapse koymak isteyen ama kadın katillerini de kısa sürede hapisten çıkarma derdinde olan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Pınar Gültekin diri diri yakılarak katledildi. Bizim bu topraklara bir borcumuz var. Kadınları öldüren zihniyeti toprağa gömmeye mecburuz. İktidara gelir gelmez işe, derhal, katilleri cesaretlendiren uygulamaları tersine çevireceğiz. İstanbul Sözleşmesine tekrar dahil olacağız. Kadın cinayeti davalarında, cezaları caydırıcı hale getireceğiz. ‘İyi hal indirimi’ gibi uygulamaları kaldıracağız. Pınarların, Özgecanların, Eminelerin, Münevverlerin hatırasına mutlaka ama mutlaka sahip çıkacağız. Sözümüzdür ve bizim vatandaşlık borcumuzdur.

Ağır çalışma şartları, amirlerin uyguladığı baskı, mobbing, tehdit ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle birçok polis arkadaşımız intihar ediyor.  Hükûmete tekrar soruyorum: Son 5 yılda kaç polis memurumuz intihar etti? İntiharların altında yatan gerçekler neler? Bu nedenleri ortadan kaldırmak için hangi çalışmayı yapıyorsunuz? Emniyet teşkilatımızda üstler astlarına nasıl bir baskı uyguluyor? Polislere psikolojik destek sunmak için, özel rehabilitasyon merkezleri gibi birimler kurmayı düşünüyor musunuz? Polislerin ve ailelerinin mali durumlarını iyileştirmek, sosyal güvenlik hakları için hangi çalışmayı yapıyorsunuz?”

Sayın Şentop, derhal gereken tepkiyi gösterin

DEVA Partisi Milletvekili Mustafa Yeneroğlunun ve vatandaşların tehdit edilmesi üzerine TBMM Başkanı Mustafa Şentopa seslenmeyi sürdüren Babacan şöyle konuştu:

Sayın Şentop, siz Mecliste, sadece bir partinin meclis başkanlığını yapmıyorsunuz. TBMMnin tümünün başkanısınız. 600 milletvekilinin tümünün hukukunu korumak zorundasınız.  Gazi Meclisimizin Başkanlığını üstlenmenin sorumluluğunu taşımak zorundasınız. Başkanı olduğunuz Parlamentonun bir üyesine yapılan hakaret, millete yapılan hakarettir, tüm milletvekillerine yapılan hakarettir, size de yapılan bir hakarettir. Üstelik, siz hukukçu kimliğiyle insanların tanıdığı birisininiz. Derhal çıkın ve gereken tepkiyi gösterin.

Bu olay, ezilen sessiz yığınların desteğiyle iktidara gelen Sayın Erdoğan’ın artık vatandaşa parmak sallayanların’ tarafına geçtiğini gösteriyor. Halka hizmet’ diye başlayan bir siyasi çizginin bugün geldiği yer, kamu gücünü eline geçirenlerin vatandaşa parmak sallamasıdır. Kendisine destek veren bunca insan, bir memur hakkını arayanlara hakaret etsin diye desteğini vermedi. Sayın Erdoğan, çıkın ve Ben artık yola çıkarken olduğum kişi değilim. Yanımda yola beraber çıktıklarımdan kimse kalmadı’ deyin. Çıkın bir özür dileyin.

DEVA Partisi; yarının Türkiyesinin kurucu aktörüdür. Seçimlere tam 20 tane eylem planımızla gireceğiz.  Hani bazıları bol bol koşuyor. Bunların çözüm önerisi yok’ diyorlar. Oturdukları yerden laf ebeliği yapıyorlar.  Bizim her bir eylem planımız, onlara okkalı birer cevaptır. Bu laf ebelerinin gözleri var görmüyorlar, kulakları var duymuyorlar. Biz, sadece seçimlere hazırlanmıyoruz. Seçim sonrasına da hazırlanıyoruz.

Sandık günü geldiğinde, akşam sayımlar tamamlanıp sonuçlar açıklanınca göreceğiz ki inşallah seçimin yıldızı DEVA Partisi olacak. Seçim başarımız; görmezden gelinenlerin, yok sayılanların zaferi olarak tarihe geçecek.”

Paylaşın

Gazeteciler ‘Dezenformasyon Yasası’nı Protesto Etti, Kalem Bıraktı

Aralarında Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, KESK Haber-Sen ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nda bulunduğu basın meslek örgütleri, “dezenformasyon yasası” olarak bilinen ve Basın Kanunu’nda değişiklik öngören kanun teklifini Ankara’da protesto etti, kalem bıraktı.

Basın meslek örgütleri, AK Parti ve MHP imzasıyla Meclis’e sunulan ve Genel Kurul gündemine alınması beklenen “dezenformasyon yasası” teklifini, Ankara’da yaptıkları eylemle protesto etti. Ulus’ta Atatürk heykeli önünde buluşan gazeteciler, yaptıkları açıklamanın ardından kalemlerini Atatürk heykeli önüne bıraktı.

Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş Sendikası, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu ve Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın çağrısıyla Ankara Ulus’taki Atatürk Anıtı önünde bir araya gelen gazeteciler, AK Parti ve MHP’nin yasa teklifinin geri çekilmesini istedi.

Çok sayıda gazetecinin katıldığı eylemde, “özgür basın susturulamaz”, “özgür basın, özgür toplum”, “sansüre hayır” sloganları atıldı ve basın özgürlüğüne vurgu yapan pankartlar taşındı.

Eylemde söz alan Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, TBMM önünde eylem yapılmasına izin verilmemesini eleştirerek, , “Bizi Meclis’ten uzaklaştırarak sezimizin çıkmayacağını düşünüyorlar. Basın değil, Ulus’a, Fizan’a sürülse sesini duyuracaktır” dedi. Bilgin, yasada basın organlarının kapısına kilit vuracak düzenlemeler olduğunu belirtti:

“Bu yasa temel insan haklarına haberleşme özgürlüğüne, basın özgürlüğüne aykırıdır. Yani anayasaya aykırıdır. Anayasayla güvence altına alınan haklarımıza aykırıdır. Sadece gazetecilerin özgürlüğünü değil tüm toplumun özgürlüğünü engellemektedir. Bu yasa tüm toplumu yazmaktan, eleştirmekten alı koyacaktır. Toplumsal otosansürü tüm ülkeye yayacaktır. Bu eylem tünelden çıkıştaki son yol ayrımıdır. Bu yasada gazeteciler, gazetecilerin görüşleri, basın özgürlüğü yok. Bu yasada susturma var. Biz gazeteciler bu yasanın geri çekilmesini istiyoruz. Yaşasın özgürlük, kahrolsun sansür.”

Basın açıklamasının ardından gazeteciler kalemlerini Atatürk Anıtı önüne bıraktı. Eyleme, çok sayıda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ile çok sayıda milletvekili ve siyasi parti temsilcisi de destek verdi.

Paylaşın