‘Başkanlık Sistemi’nde Ekonomi Ne Kadar Kötüleşti?

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), 24 Haziran 2018’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Türkiye’de geçilen başkanlık sisteminin ekonomik sonuçlarını ele alan bir rapor hazırladı.

Rapor, başkanlık sisteminin asgari ücret, enflasyon, işsizlik, döviz kuru ve bölüşüm ilişkileri üzerine etkilerini ele alıyor. Rapordan sonuçlar şöyle:

Dolar 4,8 liradan 17,4 liraya çıktı, asgari geriledi

2018 ve 2022 arasında geçen 4 yılda dolar ve euro kurları fırladı. 2018 Haziran’da 4,8 TL olan dolar kuru 2022 Haziran’da 17,4 TL’ye, 2018 Haziran’da 5,5 TL olan Euro ise 2022 Haziran’da 18,3 TL’ye yükseldi.

Başkanlık sistemiyle geçen dört yılda dolar ve Euro kurları 3,5 katına yükselmiş oldu.

Artan döviz kurları sebebiyle asgari ücret döviz cinsinden geriledi. 2018’de 1.603,1 TL olan asgari ücret 2022’de 4.253,4 TL olarak belirlendi. Aradan geçen dört yılda asgari ücret yüzde 156,3 artmış olarak görünse de asgari ücret Euro ve dolar karşısında değer kaybetti. Haziran 2018’de asgari ücret 336,8 dolar iken 2022’de 245 dolara geriledi.

Benzer şekilde Haziran 2018’de 292 euro olan asgari ücret Haziran 2022’de 233 euroya geriledi.  Başkanlık sisteminde asgari ücret 91,8 dolar ve 58,9 euro azaldı.

Asgari ücretlinin milli gelirdeki payı azaldı

Başkanlık sisteminde asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı geriledi. Asgari ücretin kişi başına gayri safi yurt içi hasılaya oranı giderek düşmektedir. 2017’de Kişi Başına GSYH’nin yüzde 53’ü olan asgari ücretin Haziran 2022 itibarıyla yüzde 37 seviyesine gerilediği tahmin edilmektedir.

Resmi enflasyon yüzde 15,4’ten yüzde 73,5’e

Başkanlık sistemi öncesi, Haziran 2018’de TÜFE (enflasyon) yıllık yüzde 15,39 ve gıda enflasyonu ise yüzde 18,89’du.

Seçim sonrası artmaya başlayan fiyatlar, ekonomik kriz ve 2021 sonunda başlayan döviz krizi sonrasında TÜFE 2022 Mayıs’ta yıllık yüzde 73,5 ve gıda enflasyonu ise yüzde 91,63 olarak açıklandı.

Başkanlık döneminde TÜFE yüzde 161 ve gıda enflasyonu yüzde 207 arttı.

Asgari ücret, açlık ve yoksulluk sınırına göre geriledi

2018 Haziran’dan bu yana artan fiyatlar ve hayat pahalılığı sebebiyle alım gücü düştü ve yaşam zorlaştı; açlık ve yoksulluk sınırı yükseldi. 2018 Mayıs’ta açlık sınırı bin 686 TL ve yoksulluk sınırı ise 5 bin 833 TL’ydi. Açlık sınırının asgari ücrete oranı yüzde 95,1, yoksulluk sınırının asgari ücrete oranı ise yüzde 28,8’di.

2022 Mayıs’ta açlık sınırı 5 bin 557 TL ve yoksulluk sınırı ise 19 bin 220 TL oldu. 2022 Mayıs’ta açlık sınırının asgari ücrete oranı yüzde 72,9 ve yoksulluk sınırına oranı yüzde 22,1 oldu.

Böylece başkanlık sisteminde açlık ve yoksulluk sınırı 3,5 katına çıkarken açlık sınırının asgari ücrete oranı 22,2 ve yoksulluk sınırının asgari ücrete oranı 6,7 puan geriledi.

Geniş tanımlı işsiz sayısı 2,6 milyon kişi arttı

Başkanlık sistemi sonrasında işsizlik oranları daha da arttı. Başkanlık seçimi öncesi, Haziran 2018’de dar tanımlı işsiz sayısı 3 milyon 444 bin ve dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 10,7’ydi.

Nisan 2022’de dar tanımlı işsiz sayısı 409 bin artarak 3 milyon 853 bine ve dar tanımlı işsizlik oranı ise 0,6 puan artarak yüzde 11,3’e yükseldi.

Haziran 2018’de 5 milyon 506 bin olan geniş tanımlı işsiz sayısı da Nisan 2022’de 2 milyon 601 bin artarak 8 milyon 107 bin oldu. Böylece geniş tanımlı işsiz sayısı yüzde 47,2 artmış oldu.

Haziran 2018’de yüzde 16,3 olan geniş tanımlı işsizlik oranı ise Haziran 2022’de 5,4 puan artarak yüzde 21,7’ye yükseldi.

Başkanlık sistemi bölüşüm ilişkilerini kötüleştirdi

Başkanlık sisteminde emeğin milli gelir içindeki payı düştü. Ocak, şubat ve mart aylarını içeren 2018 1. çeyreğinde GSYH bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,4 büyümüştü.

2018 1. çeyreğinde GSYH içinde işgücü ödemeleri (emek payı) yüzde 37,8 ve net işletme artığı/karma gelir (sermaye payı) ise yüzde 44,4 oranında paya sahipti.

2022 1. çeyreğinde ise GSYH bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,3 oranında gerçekleşti. 2022 1. çeyrekte emek GSYH’den yüzde 31,5 oranında pay alırken sermayenin payı yüzde 47,6 oldu.

Böylece başkanlık döneminde emeğin büyümeden aldığı pay 6,3 puan azalırken sermayenin aldığı pay 3,2 puan arttı. Başkanlık döneminde gelirin sınıfsal dağılımı kötüleşti. Ülke büyürken işçiler büyümeden payını alamadılar.

Ekonomiye güven

Başkanlık sistemi döneminde tüketici güveninde ciddi bir gerileme yaşandı. Ekonomik kriz, Covid-19 salgını ve artan pahalılık tüketici güven endeksinde çakılmaya sebep oldu. Haziran 2018’de 90,6 olan tüketici güveni Haziran 2022’de 63,4’e geriledi Böylece başkanlık döneminde tüketici güveni yaklaşık 30 puan düştü.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Harami Düzenini Yıkacağım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hizmette 3. Yıl Sunumu”na katıldı. CHP Lideri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun konuşmasının ardından kürsüye çıktı ve açıklamalarda bulundu.

Birgün’de yer alan habere göre; “Bir yola çıktık aydınlık Türkiye için” diyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Belediye başkanlarımızın üzerinde baskı olduğunu biliyorum. Ellerinin kollarının bağlanmak istendiğini biliyorum. Millet iktidarında biz yeni bir hedef ortaya koyacağız. Merkez ile yerel arasında sağlıklı bir denge oluşturacağız. Yeni kaynaklar yaratacağız” ifadelerini kullandı”

Altılı masa açıklaması

Açıklamasında altılı masaya da değinen CHP Lideri, “Evet beraberiz, evet birlikteyiz, evet Millet İttifakı’yız. 6 lider bir aradayız. Ayrı partileriz, doğru. Ayrı programlarımız var, doğru. Hedeflerimiz farklı olabilir ama ortaklaştığımız alanlar var. Demokrasi gibi, adalet gibi, devlette liyakat gibi, kadın erkek eşitliği gibi, hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye gibi… Temel, ana normlarda birlikteyiz. Beraber yapacağız bunları” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: “Ben bazen diyorum ya ‘helalleşme’ diye. Helalleşme; gücü elinde bulunduranın yaptığı haksızlık dolayısıyla kişiden özür dilenmesidir, burada bir yanlış yaptık demesidir. Yoksa tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenlerle oturup helalleşeceğiz diye bir kavram yok. Onun hesabını mutlaka soracağız. Öyle çocuklarına vakıflar kurduracaksın, milyon dolarlarla oynayacaksın, ABD’lerde gökdelenler yapacaksın, Kılıçdaroğlu onları görmeyecek! Göreceğim, hepsini göreceğim! O paraların tamamını Türkiye’ye getireceğim ve halkın hizmetine sunacağım.”

“Bir soygun düzenini, bir harami düzenini yıkacağım. Kararlıyım” diyen Kılıçdaroğlu, “Haramilerin olduğu yerde adalet olmaz, haramilerin olduğu yerde gelir dağılımı dengeli olmaz, haramilerin olduğu yerde halkın hakkı yenir, haramilerin olduğu yerde milyonlarca insan yatağa aç girer. Haramilerin iktidarını yıktığımızda göreceksiniz aydınlık Türkiye’yi, göreceksiniz çağdaş uygarlığı…” ifadelerini kullandı.

“Güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz”

Kılıçdaroğlu, açıklamasını şöyle sonlandırdı: “Asla umutsuzluğa kapılmayın. Hep beraber Türkiye’yi Gazi Mustafa Kemal’in öngördüğü çağdaş uygarlığa ulaştıracağız. Ve birlikte mücadele edeceğiz, birlikte çalışacağız. Doğusu, batısı, kuzeyi, güneyi ayırmadan, kadını erkeği ayırmadan, yaşlısı genci ayırmadan birlikte yapacağız. Güzel bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.”

Paylaşın

HDP’de ‘Cumhurbaşkanı Adayı’ İçin İsimler Tartışılıyor

Kongreye hazırlanan Halkların Demokratik Partisi (HDP), Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile yola devam etmeyi düşünüyor. Seçimlerde ortak aday konusunda “şeffaf müzakere” tutumunu açıklayan HDP’de cumhurbaşkanı adaylığı için de isimler zikredilmeye başlandı.

Berivan Altan’ın Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haberine göre, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 3 Temmuz’da Ankara Spor Salonu’nda gerçekleştireceği 5’inci Büyük Olağan Kongresi çalışmaları sürüyor. Hazırlıkları koordine eden ve yeni dönem kurullarını belirleyecek olan Merkezi Mutabakat Komisyonu hafta içerisinde bir araya geldi. Kongre hazırlık çalışmaları ve Parti Meclisi’ne (PM) yönelik başvuruları ele alan komisyon çalışmalarını hızlandırdı.

Komisyonda mevcut Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile devam etme eğilimi ortaya çıktı. Yanı sıra yeni dönem için başka isimler de tartışıldı. Parti yetkili organları henüz bir karar almadı ancak ağırlıklı görüş Buldan ve Sancar ile yola devam etmesi yönünde.

Daha çok 5’inci Büyük Olağan Kongresi’nde verilecek mesajlar ve HDP’nin Türkiye siyasetinde belirleyici olma gerçekliği üzerinden çalışmalara ağırlık veriliyor. Özellikle seçim politikası, Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki hamleler ve Kürt sorunun demokratik çözüm modeline dair kapsamlı bir çalışma yürütülüyor. Bu kapsamda Merkezi Mutabakat Komisyonu’nun bir ekip oluşturduğu ve bu ekibin kongreye kadar verilecek mesajlara dair çalışacağı öğrenildi. Kongrede seçilecek yeni eşbaşkanların mesajlarına yönelik hummalı bir çalışma başlamış durumda.

Tutuklu siyasetçilerin önerileri alındı

Bu çalışmalar kapsamında önceki dönem Eş Genel Başkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, DBP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel ile Eski Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Gültan Kışanak ile Buldan ve Sancar geçtiğimiz hafta içerisinde tutuldukları cezaevlerinde görüşmeler yaptı. Yeni dönem politikalar, izlenecek siyasete dair tutuklu siyasetçilerle de tartışmalar yürütülerek, öneriler alındı. Tutuklu siyasetçilerin önerileri ve düşünceleri de ilgili kurullara aktarıldı.

HDP’nin kongrede hem iktidarı hem de muhalefeti şaşırtacak mesajlar vereceği de kulislerde konuşulanlar arasında. Bu kapsamda da kongre beklenenden daha çok dikkati çekeceği ifade ediliyor.

Cumhurbaşkanlığı için isimler tartışılıyor

Bir diğer önemli konu ise HDP’nin cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday çıkarıp, çıkarmayacağıydı. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar bu konuda açık, şeffaf bir şekilde müzakereye açık olduklarını söylemiş aynı zamanda alternatif bir aday ihtimaline işaret etmişti. Bu konunun da kongre öncesinde HDP’nin ittifaklarının oluşturulduğu kurullarda tartışılmaya başlandı. Hatta Cumhurbaşkanlığı için bazı isimlerinde tartışıldığı ve bu çerçevede öneriler götürülmesi de konuşuluyor.

HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçimleri için izleyeceği politikada, muhalefetin HDP’ye yönelik baskılarda ve dokunulmazlıkların kaldırılmasında aldığı tutum belirleyici olacak. Muhalefetin HDP ve seçmeninin kabul edemeyeceği bir aday olması halinde Cumhur İttifakı adayı Erdoğan’a karşı alternatif ve güçlü bir isimle Cumhurbaşkanlığı adayı çıkaracağı belirtiliyor.

Paylaşın

AB Sonuç Bildirgesinde Türkiye’ye Yunanistan Uyarısı

Avrupa Birliği (AB) liderlerinin Ukrayna’ya ve Moldova’ya “tam üyelik” statüsü verdikleri tarihi zirvede Türkiye de gündeme geldi. Yunanistan Başbakanı Kriyakos Miçotakis’in Doğu Akdeniz’de Türkiye ile yükselen gerilimi gündeme getirmesi üzerine AB’nin sonuç bildirgesinde Doğu Akdeniz başlığı altında Türkiye konusu da yer aldı.

VOA Türkçe’den Arzu Çakır’ın haberine göre, AB sonuç bildirgesi dış ilişkiler bölümünde, “Doğu Akdeniz” başlığı altında, “AB’nin Türkiye’nin son zamanlarda tekrarlanan eylemlerinden ve açıklamalarından derin endişe duyduğu” belirtilerek, “Türkiye, tüm AB üye devletlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelidir. Avrupa Konseyi, önceki sonuçlarını ve 25 Mart 2021 tarihli deklarasyonu hatırlatarak, Türkiye’nin uluslararası hukuka tam olarak uymasını, Doğu Akdeniz’de bölgesel istikrar adına gerilimleri azaltmasını ve iyi komşuluk ilişkilerini sürdürülebilir bir şekilde geliştirmesini beklemektedir” denildi.

Konuya ilişkin Brüksel’de gazetecilere açıklama yapan Yunanistan Başbakanı Miçotakis, “Atina sonuç bildirgesinde yer alan ifadelerin tamamen arkasındadır. Burada Türkiye’ye açık bir dille AB üyesi ülkelerin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü sorgulamayı bırakması ve uluslararası hukuka uygun biçimde gerilimi düşürme tavrına geri dönmesi için çağrı yapılmıştır” dedi.

Miçotakis, “Umarım Türkiye bu sefer çağrılara kulak verir. Çünkü Doğu Akdeniz’de, son iki ayda, tamamen komşumuz tarafından tırmandırılan gerilimi düşürmenin tek yolu bu” diye konuştu.

Ukrayna’ya destek vurgusu

Sonuç bildirgesinde zirveye damgasını vuran, “Ukrayna’daki durum ile Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın üyelik başvurularına” ilişkin bölümde ise, “Avrupa Konseyi, Ukrayna’nın yanında olduğunu ve Avrupa Birliği’nin insani yardım da dahil olmak üzere genel ekonomik, askeri, sosyal ve mali dayanıklılığı için Ukrayna’ya güçlü destek sağlamaya devam edeceğini bir kez daha teyit eder” denildi.

AB’nin askeri ekonomik, sosyal ve finansal destek vermeye devam edeceği belirtilen açıklamada, “Avrupa Birliği, Ukrayna’nın Rus saldırganlığına karşı doğal meşru savunma hakkını kullanmasına ve toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunmasına yardımcı olmak için daha fazla askeri destek sağlama konusundaki kararlılığını sürdürmektedir. Bu amaçla, Avrupa Konseyi, Konsey’den askeri yardımın daha da artırılması için hızla çalışmasını talep etmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Avrupa Konseyi’nin, 2022’de Ukrayna’ya 9 milyar Euro’luk yeni istisnai makro-finansal yardım sağlamak için Komisyon tarafından yapılacak bir öneriyi not ettiği, Ukrayna’nın yeniden inşaası için AB yardımına ilişkin Komisyonun uluslararası ortaklar, kuruluşlar ve uzmanlarla istişare içinde önerilerini hazırlayarak hızla sunmakla görevlendirdi.

Ukrayna ve Moldova’nın “aday ülke” statüsü bildirgede

Avrupa Konseyi’nin, Ukrayna, Moldova ve Gürcistan’ın Avrupa perspektifini tanıdığı vurgulanan sonuç bildirgesinde, “Bu ülkelerin ve vatandaşlarının geleceği Avrupa Birliği’ndedir. Avrupa Konseyi, Ukrayna ve Moldova Cumhuriyeti’ne aday ülke statüsü vermeye karar verdi. Konsey, gereken koşullar tam olarak karşılandıktan sonra daha fazla eyleme karar verecektir” denildi.

Konseyin, Gürcistan’ın üyelik başvurusuna ilişkin görüşünde de “Gürcistan’a aday ülke statüsü vermeye hazır olduğu”; bu ülkenin üyelik sürecinin ilerlemesinin Kopenhag kriterlerini karşılama konusundaki girişimlerine bağlı olacağı vurgulandı.

Batı Balkanlar

Zirve öncesinde 6 Batı Balkan ülkesiyle bir araya gelen AB liderleri, bu zirvede Bulgaristan vetosuyla uzlaşma sağlanamayınca, sonuç bildirgesinde “AB Konseyi, Batı Balkanlar’ın AB’ye katılım olasılığına tam ve kesin olarak bağlı olduğunu ifade eder ve katılım sürecinin hızlandırılması için çağrıda bulunur” denildi.

Bildiride ayrıca 6 Batı Balkan ülkesi Kuzey Makedonya, Kosova, Bosna Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Arnavutluk’a, özellikle hukukun üstünlüğü, yargı sisteminin bağımsızlığı ve işleyişi ile yolsuzlukla mücadele ile ilgili reformların önemi hatırlatıldı. Bu ülkeler ayrıca azınlıklara mensup kişilerin haklarını ve eşit muameleyi garanti etmeye davet edildi.

Zirvede Sırbistan, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk ile katılım müzakerelerinin hızla başlayabilmesi için, Kuzey Makedonya ile Bulgaristan arasındaki sorunların hızla çözülmesi çağrısı da yapıldı. Özellikle Sırbistan ve Kosova arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesine ilişkin, ikili ve bölgesel anlaşmazlıkların çözümünde somut ilerlemeye duyulan acil ihtiyaç yeniden teyit edildi.

Avrupa Siyasi Topluluğu kurulması

AB liderleri zirvenin gece yarısı süren bölümünde de Fransa Cumhurbaşkanı ve AB dönem Başkanı Emmanuel Macron’un “Avrupa Siyasi Topluluğu” kurulması önerisini tartıştı. Liderler, sonbahardan itibaren, dönem başkanlığını devralacak Çek Cumhuriyeti’nin başkenti Prag’da bu konunun yeniden ele alınması konusunda anlaştı.

Avrupa Siyasi Topluluğu konusu sonuç bildirgesinde “Avrupa Birliği’nin Avrupa’daki ortaklarıyla ilişkileri konusunda stratejik bir tartışma gerçekleştirdiği” belirtilerek, “Bu topluluk ile amaç kıtadaki Avrupa ülkeleri için bir politik işbirliği platformu sağlamaktır. Bu platform, yakın ilişki içinde olduğumuz tüm Avrupa ülkelerini ilgilendirebilir. Avrupa kıtasının güvenliğini, istikrarını ve refahını güçlendirmek için ortak çıkar konularını ele almak için siyasi diyalog ve işbirliğini teşvik etmeyi hedefliyor. Bu çerçeve, genişleme de dahil olmak üzere mevcut AB politikalarının ve araçlarının yerini almayacak ve Avrupa Birliği’nin karar alma özerkliğine tam olarak saygı duyacaktır. Bu ilk görüş alışverişi temelinde, Avrupa Konseyi bu soruya geri dönecektir” ifadeleri yer aldı.

AB liderler zirvesinin ikinci gününde Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın da katılımıyla, enflasyon, enerji krizi ve devlet borçlanma faizlerinin yükselmesi gibi ekonomik konular ele alınacak.

Paylaşın

TÜİK, Ölüm İstatistiğini Bu Yıl Da Erteledi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen yıl olduğu gibi bu yıl da “Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri” raporunu yayımlamayı ertelerken “Hayat Tabloları, 2019-2021” haber bülteninin yayımlanmasının da erteleneceğini duyurdu.

TÜİK verilerin ertelenmesine ilişkin şu açıklamayı yaptı: ‘Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri, 2021’ haber bülteni, istatistiklerin elde edildiği Kurumların idari kayıtlarındaki çalışmaların devam etmesi nedeniyle ertelenmiştir.

Ayrıca, analiz süreçlerinde ölüm istatistiklerinin kullanılacağı 21 Eylül 2022 tarihinde saat 10.00’da yayımlanması planlanan “Hayat Tabloları, 2019-2021” haber bülteninin yayımı da ertelenecektir.”

TÜİK eleştirilerin odağında

TÜİK tarafından açıklanan enflasyon verilerinin diğer kurumlar tarafından oldukça düşük olması, sürekli olarak görev değişimlerinin yaşanması ve son olarak enflasyon verileri arasında karşılaştırma yapılmasını sağlayan madde sepeti verilerinin kaldırması TÜİK’in sık sık eleştirilmesine sebep oluyor.

Diğer bir yandan “Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri” raporunun ve “Hayat Tabloları, 2019-2021” haber bülteninin yayınlanmaması TÜİK üzerinde yeni şüpheler oluşturdu.

Paylaşın

Milleti İttifakı İktidara Gelirse Kim, Hangi Koltuğa Oturacak?

Gazeteci Barış Pehlivan, son yazısında, Millet İttifakı’nda kimlerin hangi koltuğa oturacağının şimdiden belirlendiğini yazdı. Pehlivan, yazısında, oy oranının, koltukların dağılımında etkili olacağını da belirtti.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşe yazısında çarpıcı ifadeler kullandı. “Tam uyumak üzereyken geldi mesaj: “Acaba ilk kararnamede kimler olacak?”” diyen Pehlivan “Neymiş, Millet İttifakı iktidara gelirse kimlerin hangi koltuğa oturacağı şimdiden belirleniyormuş. “Birinci kararname yazılmaya başlanmış bile” diyordu bir bilen.” sözlerin israf etti.

Duyduğu bilginin doğru sayıldığını söyleyen Pehlivan “Altılı masanın oluşturduğu yapılardan en kritiği Kurumsal Reformlar Komisyonu. Bu komisyon AKP iktidarının çürüttüğü devletin yeniden yapılandırılması için yol haritasını belirliyor. Alınan karara göre, seçim sonrası Strateji ve Planlama Teşkilatı’nın kurulması birinci hedef. Yani olası ilk kararnamede bu teşkilatın ilanını göreceğiz.” ifadelerini kullandı.

Bürokraside kimler görevlendirilecek? 

Pehlivan, yazısının devamında “Deniyor ki Millet İttifakı’nda devletin önemli kurumlarına kimlerin atanacağına dair bir plan var. Başta CHP olmak üzere muhalefet cephesinde liste hazırlığı yapanlar bulunuyor.” diyerek şunları aktardı:

Yani Merkez Bankası’ndan TRT’ye, hangi kuruma kimin getirileceğine dair olası isimler tartışılıyor. Hatta bunun için Kemal Kılıçdaroğlu’nun “onurlu bürokrat” dediği ve devlette şu an görev yapan bazı kişilerle görüşmeler de yapılıyor. AKP döneminde suça bulaşmamış, hükümetin değil devletin adamı olmuş isimlerin deneyimlerinden nasıl yararlanılabileceği üzerinde çalışılıyor. Belki haberleri yok ama onların seçim sonrası oluşturulacak yeni yapılanmada görevlerine devam etmesi de planlanıyor.

Dahası, çürüyen devletin nasıl yeniden ayağa kaldırılacağına dair, bizzat çürümeye tanık olan yani devlette aktif olarak çalışan bazı isimlerden destek de alınıyor. Yani Millet İttifakı iktidara gelirse çıkarılacak kanunlar için “içeriden” öneriler geliyor. Kim onlar, diye sorduğumda “Ağırlıklı olarak ekonomi bürokrasisindeki yöneticiler” deniyor.

Kuşku yok ki altılı masadan bir iktidar çıkması kadar hangi partinin ne kadar oy alacağı da önem arz ediyor. Buna göre, seçmenden alınan güç, koltukların dağılımında kimin görüşünün ağırlık kazanacağını da belirleyecek.

Son olarak…

Yüzlerce kişilik değişimden bahsediyorum.

Bir CHP kurmayı, “Biz kazandığımız anda kimin devlette hangi koltuğa oturacağı önceden belirlenecek, yani kaos olmayacak” dedi. Ağırlıklı görüş o isimlerin seçim sonrası açıklanması olsa da Demokrat Parti, “Bazı kritik kadroların seçimden önce ilan edilmesi gerek” diye düşünüyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Dünyanın En Büyük Bakterisi Keşfedildi

Bilim insanları, çıplak gözle de görülebilen dünyanın en büyük bakterisini keşfetti. Keşfedilen bakterinin hücresinin diğer bakterilere oranla alışılmadık bir yapıya sahip olduğu belirtiliyor.

Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı’nda çalışan deniz biyoloğu Jean-Marie Volland, yaklaşık bir insan kirpiği büyüklüğünde olan bakterinin bugüne kadar bilinenlerin en büyüğü olduğunu söyledi. Keşif ile ilgili makale, perşembe günü Science dergisinde yayımlandı.

Thiomargarita magnifica adı verilen bakteri, Fransız Karayipleri’nde su altına gömülü, çürüyen mangrov ağacı yaprakları üzerinde keşfedildi. Tek hücreli bu organizmanın tehlikeli olmadığı ve insanlarda hastalığa yol açmadığı belirtiliyor.

ABD’deki Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı Ortak Genom Enstitüsü’nden Jean-Marie Volland, “Bu bakteriler çoğu bakteriden yaklaşık 5 bin kat daha büyük. Bir perspektife oturtmak gerekirse, biz insanlar için Everest Dağı kadar uzun bir insanla karşılaşmakla eşdeğer” diyor.

Ancak bir santimetre uzunluğundaki T. magnifica, yeryüzündeki en büyük tek hücreli organizma değil. (En büyük tek hücreli organizma, bundan 10 kat daha uzun olan Caulerpa taxifolia adlı bir tür su yosunu)

T. magnifica ilk olarak 2009 yılında Küçük Antiller’deki Guadalup Adası’nda tespit edilmiş, ama bir kenara bırakılmıştı.

Dr. Volland ve meslektaşları yakın zamanda onu ayrıntılı incelediklerinde elde ettikleri önemli bir bulgu, hücrenin içini düzenleme şekliyle ilgiliydi. Bakterilerin DNA’ları normalde hücreyi dolduran sıvı (sitoplazma) içinde serbestçe yüzer.

T. magnifica ise genetik materyali içeren DNA’ları, araştırmacıların Fransızca meyve çekirdeği anlamına gelen pepin adını verdikleri bölmelerde saklıyor.

Bu önemli bir keşif, zira şimdiye kadar DNA’nın zara bağlı bir bölme içinde yer alması, insanlar, diğer hayvanlar ve bitkiler gibi yüksek organizmaların yapı taşları olan ökaryot hücrelerin koruması olarak kabul ediliyordu.

Ayrıca T. magnifica fazla miktarda DNA’ya sahip. Genomundaki tüm “harfler” ya da baz çifti sayıldığında 12 milyona yakın. Ancak her hücrede genomun yarım milyon kopyası olabilir.

Berkeley Enstitüsü’nden Dr. Tanja Woyke T. magnifica’nın “bir insan hücresine kıyasla kendi içinde birkaç kat daha fazla DNA depoladığı anlamına geldiğini” belirtiyor.

Woyke, tüm bu DNA’da, organizmanın büyük boyutunun nedenlerine dair ipuçları olduğunu da söylüyor. Uzama ile ilişkili bazı genlerin kopyalandığı ve normalde bölünmeye dahil olan bazı genlerin eksik olduğu görülüyor.

T. magnifica kemosentetik bir bakteri. Kendisine yakıt sağlamak için ihtiyaç duyduğu şekerleri, mangrov bataklığının tortularındaki çürüyen organik maddelerin ürettiği sülfür bileşiklerini oksitleyerek elde ediyor. Sadece tutunacak sağlam bir şeye ihtiyaç duyuyor.

Antiller Üniversitesi’nden mikrobiyolog Prof. Olivier Gros, “Onları istiridye kabuklarına, yapraklara ve dallara, aynı zamanda cam şişelere, plastik şişelere veya iplere tutunmuş halde buldum” dedi.

Araştırma ekibi bakteriye ilişkin açıklamalarını Science Magazine’in bu haftaki sayısında yayımladı. Araştırmacılar, organizmanın işleyişine dair öğrenecekleri çok şey olduğunu belirtiyor.

ABD Menlo Park’taki Karmaşık Sistemler Araştırma Laboratuvarı’ndan Dr. Shailesh Date, “Bu proje, var olan keşfedilmemiş mikrobiyal çeşitlilik konusunda gerçekten gözlerimizi açtı. Henüz sadece yüzeydeyiz ve kim bilir daha ne ilginç şeyler keşfedeceğiz” diyor.

Paylaşın

İktidar Kulislerinde ‘Seçim’ Hareketliliği

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasaya göre üçüncü kez aday olup olamayacağı tartışılırken, AK Partililer, “Erdoğan adaylığını tartıştırmak istemiyor. Bu nedenle nisan ya da mayıs ayı içinde seçim yapabilirler” değerlendirmesinde bulunuyor.

Muhalefet “kasımda erken seçim”i gündeme getirirken, iktidar kulislerinde seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılacağı konuşuluyor. Meclis’i temmuz ayında çalıştırma kararı alan iktidar, asgari ücretlilerden emeklilere kadar pek çok kesim için maaşlarda iyileştirme vaatleri de vermeye başladı. İktidar kanadından gelen bu hamleler erken seçim tartışmalarını daha da artırdı. CHP kurmayları “Biz başından beri bir erken seçim ihtimalini gündeme getiriyorduk” yorumunu yaptı.

Cumhuriyet’ten Sarp Sağkal’ın haberine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın anayasaya göre üçüncü kez aday olup olamayacağına ilişkin tartışmanın “erken seçimle” ortadan kalkacağını söyleyen partililer, “Erdoğan adaylığını tartıştırmak istemiyor. Bu nedenle nisan ya da mayıs ayı içinde seçim yapabilirler” değerlendirmesinde bulundu.

Nisan ayında TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ve ittifakları etkileyecek şekilde düzenlenen Seçim Yasası’nın da mayısta yapılacak bir seçimde uygulamada olacağına dikkat çeken CHP yöneticileri, “Mayısta bir seçim olursa, yeni geçirdikleri Seçim Yasası da uygulamada oluyor, Erdoğan’ın adaylığı da tartışılmıyor. Bu nedenle büyük bir ihtimalle o dönemde seçim yapabilirler” diye konuştu.

Paylaşın

Milyonlar Borç Batağında

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizle birlikte alım gücü her geçen gün biraz daha düşerken, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) haftalık bülteninde yer alan veriler, milyonlarca yurttaşın krizle birlikte borç bataklığına sürüklendiğini gözler önüne serdi.

Bültene göre bankalara olan borçluluk 1 haftada 52 milyar lira artarken, 6 trilyon 303 milyar 788 milyon liraya yükseldi.

Verilere göre, tüketici kredileri tutarı, 17 Haziran itibarıyla 5 milyar 768 milyon lira artışla 896 milyar 102 milyon liraya çıktı. Söz konusu kredilerin 341 milyar 955 milyon lirası konut, 22 milyar 678 milyon lirası taşıt ve 531 milyar 469 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.

Söz konusu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 8 milyar 454 milyon lira artarak 840 milyar 988 milyon liraya yükseldi. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları 268 milyar 617 milyon lira olarak gerçekleşti. Bireysel kredi kartı alacaklarının 112 milyar 238 milyon lirası taksitli, 156 milyar 379 milyon lirası taksitsiz oldu.

Merkez Bankasının haftalık para ve banka istatistikleri

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından haftalık para ve banka istatistikleri de yayımlandı. Buna göre, bankacılık sektöründeki toplam mevduat 17 Haziran ile biten haftada 132 milyar 801 milyon 677 bin lira artarak 7 trilyon 207 milyar 161 milyon 973 bin liraya yükseldi.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,64 artarak 848 milyar 372 milyon 149 bin lira oldu. Aynı dönemde taksitli ticari krediler yüzde 0,96 artışla 758 milyar 933 milyon 242 bin liraya, kredi kartları bakiyesi yüzde 0,85 yükselişle 403 milyar 236 milyon 802 bin liraya çıktı.

Mevduat bankalarındaki tüketici kredilerinin 312 milyar 998 milyon 929 bin lirası konut, 15 milyar 797 milyon 63 bin lirası taşıt ve 519 milyar 576 milyon 157 bin lirası diğer kredilerden oluştu.

Paylaşın

TFF, Digiturk İle Yayın Hakları Anlaşmasını Uzattı

Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), Süper Lig yayın ihalesinin iptal edildiğini ve mevcut yayıncı kuruluşla sözleşme uzatma yoluna gidildiğini duyurdu. Federasyon yeni ihale yapılmamasına gerekçesi olarak da liglerin başlamasına az bir süre kalmasını gösterdi.

TFF tarafından yapılan açıklamada “Digiturk beIN MEDIA GROUP ile 2 yıllık uzatma sözleşmesi yapılmasına oy birliği ile karar verilmiştir” denildi.

Yapılan yayın ihalesinin iptali için ise şu gerekçe açıklandı:

Paylaşın