Ünlü Ekonomistten Dolara İlişkin Üç Senaryo: 50 TL Olabilir

Yeniçağ yazarlarından Ekonomist Esfender Korkmaz, bugünkü ‘Dolar nereye kadar?’ başlıklı yazısında, dolar kuruna ilişkin olası üç senaryodan bahsetti. Korkmaz, yazısında, “Türkiye dış borçlarında temerrüde düşerse, dolar kuru bir gecede 50 lira olur” ifadelerini kullandı.

“TL’nin değer kaybının dolar kurunu tetiklediğini” belirten Korkmaz, “Merkez Bankası TÜFE-2003 yılı bazlı reel kur endeksine göre, dolar/TL kuru 17,3476 iken, TL yüzde 49,5 oranında daha düşük değerdedir. Eğer Endeks denge kuru olan 100’de kalsaydı, dolar kuru yaklaşık 9 lira olacaktı. Dolar/TL reel kur endeksinin 100 olarak kalması için, kısaca doların TL enflasyonu eksi dolar enflasyonu kadar artması gerekir. Türkiye’de 2018 kur şoku ve arkasından gelen kur artışları, enflasyon farkından daha yüksek olduğu için, TL aşırı değer kaybetti” dedi.

“Yabancı yatırımcıda Türkiye’den çıkıyor”

“Fed’in faiz artırımının Türkiye’yi daha fazla etkilediğini” belirten Korkmaz, ” Doğrudan yabancı yatırım sermayesi artık gelmiyor. Türkiye’de olanlar da çıkıyor. Söz gelimi eBay yabancı sermayeli şirket de Gitti-Gidiyor’u kapatarak Türkiye pazarından çıkıyor. Doğrudan yabancı yatırım sermayesi gelmediği gibi sıcak para da çıkıyor. Borsada yüzde 66,1 olan yabancı payı yüzde 37,91’e geriledi. Portföy yatırımlarında Ocak-Nisan arasında ilk 4 ayda, 5,5 milyar dolar net çıkış olmuştur. Dahası artık yerli yatırımcı da dış borsalara gidiyor” ifadelerine yer verdi.

“İflas risk pirimi 818 baz puana çıktı”

Korkmaz, “Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken dış borç tutarı, 181,4 milyar dolardır. 2022 cari açığını 50 milyar dolar olarak tahmin ediyorum. Bu şartlarda Türkiye’nin bir yılda 231 milyar dolar dış borç çevirmesi gerekir. Ancak Türkiye’nin uluslararası piyasalarda işlem gören beş yıllık tahvillerinin iflas risk primini gösteren CDS oranı 818 baz puana çıktı. Bu durum dış borçlarda temerrüt riskini artırdı” dedi.

“Dolar 50 lira olur”

“Bu şartlarda yıl sonu dolar kuru belirli şartlar altında tahmin edilebilir” diyen Korkmaz, “Siyasi iktidar, istikrar programı hazırlayıp, IMF’ye giderse veya erken seçim kararı alırsa, dolar kuru 15 liranın altına düşer. Siyasi iktidar hiçbir önlem almazsa ve Türkiye dış borçlarında temerrüde düşerse, dolar kuru bir gecede 50 lira olur. Yıl sonuna kadar, kayıt dışı emanet döviz girişi olursa, dolar kuru 25 liranın altında kalır” dedi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AB Anketi: Türkiye’ye En Olumlu Bakan Ülke Letonya

Avrupa Parlamentosu’nun Avrupa Birliği (AB) genelinde yaptırdığı bir kamuoyu araştırmasında Türkiye’yle ilgili veriler de yer aldı. Anket kapsamında katılımcılara ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Hindistan ve Türkiye’yle ilgili görüşleri de soruldu.

AB üyesi 27 ülkede yaklaşık 27 bin kişiyle Nisan ve Mayıs aylarında yüz yüze görüşülerek yapılan Eurobarometer anketine katılanların yüzde 28’i Türkiye hakkında olumlu görüşe sahip olduğunu söyledi. Yüzde 60’ı olumsuz görüş bildirirken yüzde 12’si de “Bilmiyorum” yanıtını verdi.

Türkiye hakkında en fazla olumlu görüş bildirilen ülke, yüzde 56 ile Letonya oldu. Bu ülkeyi Romanya (yüzde 55), Litvanya (yüzde 52), Hırvatistan (yüzde 52) ve Malta (yüzde 50) takip etti.

En az olumlu görüş bildirilen ülkeyse yüzde 4 ile Yunanistan oldu. Olumlu görüş sahibi katılımcıların oranının en düşük seviyede olduğu diğer ülkeler Kıbrıs Cumhuriyeti (yüzde 9), İsveç (yüzde 12) ve Almanya (yüzde 17) oldu.

Gençler daha pozitif

AB genelinde verilen yanıtlar sosyo-demografik açıdan analiz edildiğinde, genç katılımcıların Türkiye hakkında daha olumlu görüşlere sahip olduğu görüldü. Ankete katılan 55 yaş üstü AB vatandaşlarının sadece yüzde 22’si Türkiye hakkında olumlu görüş bildirirken bu oran 15-24 yaş grubunda yüzde 38 olarak kaydedildi.

Ayrıca AB hakkında olumlu görüş sahibi olan katılımcıların Türkiye’ye de daha olumlu baktığı görüldü. Avrupa Birliği hakkında olumlu görüş bildirenlerin yüzde 31’inin Türkiye hakkında da olumlu düşündüğü ortaya koyulurken, olumsuz görüş bildirenlerin yüzde 23’ü Türkiye hakkında da olumsuz düşündüğünü ifade etti.

Ukrayna savaşıyla ilgili haberleri takip edenler arasındaki Türkiye sempatisi de takip etmeyenlere kıyasla az da olsa yüksek çıktı.

Ukrayna savaşıyla ilgili haberleri takip etmeyenlerin yüzde 31’i Türkiye hakkında olumlu görüş bildirirken takip edenlerin yüzde 27’si olumsuz görüş sahibi olduğunu belirtti.

Rusya ve Çin büyük düşüşte

Yapılan anket, Avrupalıların ABD ve İngiltere hakkında olumlu görüş sahibi olduğuna işaret ederken Rusya ve Çin’le ilgili düşüncelerinin daha da olumsuz bir hâl aldığını gösterdi.

Ankete katılanların yüzde 65’i İngiltere hakkında olumlu görüş bildirdi. ABD hakkında olumlu düşünenlerin oranıysa yüzde 58 çıktı. Aynı anket 2018 yılında Donald Trump ABD Başkanı’yken yapıldığında bu oran yüzde 45’ti. Çin hakkındaki olumlu görüş dört yılda yüzde 36’dan yüzde 22’ye, Rusya hakkındaki olumlu görüş yüzde 30’dan yüzde 10’a geriledi.

Rusya hakkında en fazla olumlu görüş bildirilen ülke Bulgaristan oldu. Bulgarların yüzde 49’u Rusya hakkında olumlu görüş bildirdi. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de bu oranın yüzde 36 olduğu görüldü.

Hindistan’a Türkiye’den daha olumlu bakıyorlar

Ankete bu yıl Türkiye ile beraber eklenen Hindistan hakkında AB genelinde olumlu görüş bildirenlerin oranıysa yüzde 38 oldu.

Hindistan hakkında olumlu görüş sahibi olanların oranının en düşük olduğu ülke yüzde 28 ile Almanya çıktı. En yüksek oransa yüzde 53 ile Hırvatistan’da görüldü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Akşener: Bay Kriz ve Nebati’nin Saçma Sapan Açıklamalarını Dinliyoruz

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Her geçen günü yeni bir zamla açıyor, yeni bir kaygıyla bitiriyoruz. Her geçen haftayı da Bay Kriz ve Nebati bakanın saçma sapan açıklamalarını dinleyerek geçiriyoruz. Geçtiğimiz hafta bütçe verileri açıklandı. Bizde bu vesileyle AK Parti iktidarının kobilerimize, esnaflarımıza, ihtiyaç sahiplerine bakışını bir kez daha görme fırsatı elde ettik.” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i öldüren Cemal Metin Avcı’ya “haksız tahrik” indirimiyle 23 yıl hapis cezası veren mahkeme kararına tepki gösterdi. “Türk yargısı için utanç vesikası” olarak niteledği karar için Akşener, “Bugün Türkiye’de bir psikopatın 14 yıl sonra sokaklarımızda gezebilmesine göz yumuyorlar. Kadın katillerine cesaret veriyorlar. Sapıkları yüreklendiriyorlar. Yuh olsun, yazıklar olsun hepinize” dedi.

Kur Korumalı Mevduat sisteminin maliyetinin 230 milyar lira olacağını belirten İYİ Parti Lideri Akşener, “Bay Kriz’in bütçesinde ülkemizdeki tüm çiftçilere ve öğrencilere ayrılan paranın, KKM sistemine ödenen paradan daha az olduğuna ibretle şahit olduk” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında konuştu. Akşener, şunları söyledi:

“Bugün Türkiye’de bir psikopatın 14 yıl sonra sokaklarımızda gezmesine göz yumuyorlar. Kadın katillerine cesaret veriyorlar. Sapıkları yüreklendiriyorlar. Yuh olsun, yazıklar olsun. Türk yargısı için utanç vesikası olarak anılacak bu kararda onayı olan, imzası bulunan herkesi bugün Allah’a havale ediyorum. Ama yarın iki elim de yakalarında olacak.

Bu karara imza atanlar sizlere sesleniyorum… Bir gün bu katillerin, bu vicdansızların, bu psikopatların sizlerin de çocuklarını, kardeşlerini, eşlerini bulabileceğinin farkına varırsınız. Umarım bir gün o adalet terazisinin size de lazım olabileceğinin farkına varırsınız.

“Çok yorulduk, çok yara aldık, çok can kaybettik”

Bizi yok sayarak, unutturacaklarını sandılar. Bizi yaralayarak, bastıracaklarını sandılar. Bizi öldürerek, eksilteceklerini sandılar. Ama çok yanıldılar. Çünkü her ne kadar, iktidar, kadınları her fırsatta hor görse de, bu kirli zihniyete her fırsatta yol verse de, kadınlara yönelen şiddete her fırsatta göz yumsa da, biz biliyoruz ki artık günleri sayılı. Çok yorulduk, çok yara aldık, çok can kaybettik. Ama artık, çok az kaldı!. O sandık gelecek ve bu kirli zihniyet çekip gidecek. Ve işte o gün geldiğinde yaralarımızı birlikte saracağız.

Adaleti, özgürlüğü ve güveni birlikte sağlayacağız. Ölümleri, tacizleri, tecavüzleri değil, artık başarılarımızı konuşacağız. İYİ Parti iktidarında; İstanbul Sözleşmesi yeniden yaşatacak. Kadınlar yeniden konuşacak. Milletimiz yeniden huzur bulacak. Emin olun, çok az kaldı!

“Bay Kriz ve Nebati bakanın saçma sapan açıklamaları”

Her geçen günü yeni bir zamla açıyor, yeni bir kaygıyla bitiriyoruz. Her geçen haftayı da Bay Kriz ve Nebati bakanın saçma sapan açıklamalarını dinleyerek geçiriyoruz. Geçtiğimiz hafta bütçe verileri açıklandı. Bizde bu vesileyle AK Parti iktidarının kobilerimize, esnaflarımıza, ihtiyaç sahiplerine bakışını bir kez daha görme fırsatı elde ettik.

Bay Kriz’in bütçesinde ülkemizdeki tüm çiftçilere ve öğrencilere ayrılan paranın, Kur Korumalı Mevduat sistemine ödenen paradan daha az olduğuna ibretle şahit olduk. Sözüm ona yeni ekonomi modelinde Türk Lirası çakılmasın diye icat ettiği KKM ucubesi için ödenen para tarıma ve öğrenci burslarına ödenen paranın toplamından daha fazla.

Maalesef bu gidişle KKM sisteminin ülkemize maliyeti 230 milyar lirayı bulacak. Bu parayla ülkemizin birçok problemini rahatlıkla çözmek varken Bay Kriz ve arkadaşları sırf fantastik fikirleri bir gün daha yaşayabilsin diye ülkenin kaynaklarını heba ediyor.

Yaz aylarının gelişiyle birlikte iklim krizinin yol açtığı görüntüleri izliyoruz. Geçen sene yaşadığımız korkunç günlerin, bir daha tekrar etmemesi için dua ediyoruz. Ancak uzmanlar, Akdeniz’den gelen sıcak hava dalgasının Türkiye’yi de etkisi altına alabileceğini söylüyor. Bu durumun yangınlara ve orman yakan hainlere davetiye çıkaracağı aşikar.

Nitekim daha dün akşam Marmaris’ten felaket haberi geldi. Gelen bilgilere göre yine uçak, hazırlık yok. Yine kontrol odası pozları ve bol miktarda hamaset var. Bu nedenle iktidarı bir kez daha uyarmak istiyorum. Geçtiğimiz sene günlerce yüreğimizi yakan, nefesimizi kesen ve canlarımızı alan yangınlarını unutmadık.

“Kepazeliği unutmadık”

13 makam aracınız olmasına rağmen ‘Yangın söndürme uçağımız yok’ diyen kepazeliği unutmadık. Siz de unutmayacaksınız. Ağacına, ormanına, cennet doğamıza sahip çıkan milletimizin nasıl yalnız bırakıldığını unutmadık, siz de unutmayacaksınız. Bu sefer çok daha geç olmadan gereken önlemleri alacaksınız. Bu seferde beceriksizliğiniz, ihmaliniz, hatanız yüzünden aynı felaketi yaşarsak bizimde, milletimizin de iki eli yakanızda olacak.

Paylaşın

EYT’de Beş Aşamalı Yol Haritası Belli Oldu

Milyonlarca memur ve memur emeklisinin merakla beklediği 3600 ek gösterge tamamlanmasıyla birlikte gözler Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesi için yapılacak çalışmaya çevrildi.

Çalışma Bakanı Vedat Bilgin dün yaptığı açıklamasında, “Tüm sosyal meseleleri görev alanı sayıyoruz ve EYT de önümüzde. Çalışmalarımız devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti emekçilerini koruyan sosyal bir devlettir ve bu devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Mynet’in haberine göre EYT ile ilgili birbirinden farklı formüller masada. Kimlerin EYT ile emekli olabileceği belirlenecek. Aşama aşama yapılan planlamayla birlikte aynı şekilde kaynak da bulunacak.

1 – Kimlerin yararlanacağı tespit edilecek

Yasanın çerçevesi oluşturulurken öncelikle kapsam belirlenecek. Böylece kimlerin hak sahibi olacağının tespiti yapılacak. Bu sayede yasa çıkar çıkmaz hemen emeklilik hakkı kazanacakların sayısı da ortaya çıkacak. Genel çerçeveye bakıldığında EYT’li grubu 8 Eylül 1999 öncesinde ilk kez sigortalı olarak çalışmaya başlamış, yıl ve prim şartını tamamlamasına rağmen yaş şartı getirildiği için emekli olamamış sigortalılar oluşturuyor.

Bu tarihten önce sigortalı olanlar için yaş dışında erkeklerde 25, kadınlarda ise 20 yıl sigortalılık süresi şartı var. Ancak bu tarihten önce Emekli Sandığı’na girmiş ya da Bağ-Kur’lu olmuş EYT’liler de mevcut. Bu tarihten önce SSK’lı olmuş şu anda memur olanlar, primi eksik bulunanlar, farklı kurumlardan prim biriktirenler de bulunuyor. Bütün bunlar ayrı ayrı değerlendirilerek kapsamlı bir çalışma yapılacak.

2 – Emeklilik için şartlar belirlenecek

Kapsamın belirlenmesinden sonra emeklilik şartlarının da tespit edilmesi gerekiyor. Primini ve yılını dolduranların başka şarta bakılmaksızın emekli edilmeleri şeklinde bir öneri bulunurken, burada farklı kurumlarda çalışmış (memur, esnaf, Bağ-Kur gibi) kişilerin hangi statüde emekli olacaklarının da tespiti gerekiyor.

3 – Mali boyutu çıkartılacak

Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ın ile ilgili 5 milyon kişi gibi sayılar ortaya atılsa bile kesin bir rakam yok. Ancak farklı kurumlardan sigortalıların olduğu bir yapısı olması dolayısıyla çok sayıda insanı ilgilendiriyor. Bu noktada kapsam belirlendiğinde sayı da ortaya çıkacak. Bu yönüyle kaç kişinin emekli olabileceği ve kaç lira maaş alacağı hesaplanarak konunun mali boyutu da ortaya çıkarılacak. Burada kime hangi şartlarda maaş bağlanacağı da tespit edilecek.

4 – Uygulama usulleri ortaya konulacak

Bu aşamada uygulamayla ilgili kısımların da tespit edilmesi gerekiyor. Yani hak sahiplerinin belirlenmesi, onların emeklilik işlemlerinin usul ve esaslarının tespit edilmesi önem kazanıyor. Mesela, 8 Eylül öncesinde sigortalı olmuş ancak şimdi memur olarak çalışan birisi yasa çıktıktan sonra hangi kurumdan emekli olacak? Bu kişi memurluğa devam etmek istiyorsa EYT’li diye resen emekli mi edilecek? Bu gibi karmaşık soruların da cevap bulması gerekiyor.

5 – Tasarı Meclis’e sunulacak

Bütün çalışmalar tamamlandıktan sonra uygulamanın başlayabilmesi için yasal çalışmanın da yapılması gerekiyor. Bunun için de bir taslak metnin oluşturulması ve bunun TBMM gündemine gelmesi gerekiyor. Meclis’ten geçtikten sonra uygulanması için de yönetmeliklerin çıkarılması gerekiyor. Burada belli bir yaşın üstünde olanlara emeklilik verilmesi gibi bir formül de konuşulurken, kademeli olarak emeklilik hakkının verilmesi de söz konusu olabilecek. Ayrıca Avrupa modelinde olduğu gibi maaş kısıtı ile emeklilik de formüller arasında.

Paylaşın

Tüketici Güveni Endeksi Tarihi Düşük Seviyeye Geriledi

Haziran ayında tüketici güveni bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında azaldı; Mayıs ayında 67,6 olan endeks Haziran ayında 63,4 oldu. Böylelikle endeks tarihinin en düşük seviyesi kaydedildi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksini açıkladı.

Haziran’da tüketici güveni bir önceki aya göre yüzde 6,2 oranında azaldı; Mayıs ayında 67,6 olan endeks Haziran ayında 63,4 oldu. Böylelikle endeks tarihinin en düşük seviyesi kaydedildi.

Tüketici güven endeksinin 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor. Bir önceki tarihi dip 67,3 puan ile geçen Nisan ayında görülmüştü.

Tüketici güven endeksi neden önemli?

Aylık tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülmektedir.

Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi 0-200 aralığında değer alabilmektedir. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu,100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu göstermektedir.

Tüketici eğilimine ilişkin endekslerden, tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimali endeksinin artması iyimser durumu, azalması ise kötümser durumu göstermektedir.

Benzer şekilde tüketici fiyatlarının değişimine ilişkin düşünce ve beklenti endekslerinin artması tüketici fiyatlarında düşüş düşüncesini/beklentisini, azalması ise tüketici fiyatlarında artış düşüncesini/ beklentisini göstermektedir.

İşsiz sayısı beklentisi endeksinin artması işsiz sayısında azalma beklendiğini, endeksin azalması ise işsiz sayısında artış beklendiğini ifade etmektedir.

Paylaşın

Akşener’den Dikkat Çeken Talimat: Tüm İller Hazırlıklı Olsun

İYİ Parti’nin yaptığı 8 saat süren toplantıdan son dakika haberler geldi. İYİ Parti Lideri Akşener, önceki gün partisinin il başkanlarıyla bir araya geldi. Sekiz saat süren basına kapalı toplantıda her il başkanı bölgesindeki çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, projelerden bahsederek il başkanlarından özellikle “gençlik ve kadın” sorunlarına hassasiyet göstermelerini, illerinde hayatına dokunmadıkları hiçbir hanenin kalmamasını istedi.

Cumhuriyet’ten Gamze Kolcu’nun haberine göre; Ekonomiye özel başlık açtığı belirtilen Akşener’in, “En büyük sorun ekonomi, yoksullaşma. Gittiğiniz her yerde, çaldığınız her kapıda ekonomi ile ilgili çözümlerimizi anlatın. Ekonomi ile ilgili kadromuzun bilgi ve tecrübelerinden bahsedin ve sorunları çözecek tek adresin İYİ Parti olduğunu söyleyin. İktidar, ülkenin gerçeklerinden koptu. Adım attığınız her yerde bunlardan bahsedin, yaşam sıkıntısı, yoksullaşma, hayat pahalılığı konularında ekonomi kurmaylarımızdan güç alarak güven verin” ifadelerini kullandığı vurgulandı.

“Seçime hazır olun”

Toplantının en kritik gündem başlıklarını ise “6’lı masa, seçim güvenliği ve erken seçim ihtimali” oluşturdu. Edinilen bilgiye göre, Akşener, 3 Temmuz’da İYİ Parti’nin ev sahipliğinde yapılacak toplantıya ilişkin hazırlıkların sürdüğünü belirtti. Seçim güvenliğinin önemine dikkat çeken Akşener, il başkanlarına mesajını, yenilenen İstanbul seçimleri üzerinden verdi.

Akşener, “ıslak imzalı tutanakların hayati öneme sahip” olduğuna vurgu yaparak, “erken/baskın seçim” ihtimalini anımsattı. Akşener, “Tüm sandıklarda resmi görevlendirmeleri tamamlayın. Olası bir baskın, erken seçim olursa sandık, görev alacak müşahitler gibi uğraşlarla vakit kaybetmeyelim. Tüm iller hazırlıklı olsun” diye konuştu.

“Başbakan olacağım”

İl başkanları toplantıda kamuoyunda da çokça tartışılan 6’lı masanın cumhurbaşkanı adayını gündeme getirdi. “Gönlümüzden geçen cumhurbaşkanı sizsiniz” diyerek Akşener’den adaylık beklediklerini ifade ettiler. İllerdeki saha gezilerinde bu talebin yurttaş tarafında da sıklıkla dile getirildiğini ifade eden il başkanlarına Akşener, “Başbakan olacağım” açıklamasıyla karşılık verdi.

Akşener, “Ben güçlendirilmiş parlamenter sistemde başbakan olacağımı aylar öncesinden açıkladım. Cumhurbaşkanlığı’nı bırakın, partimizi birinci parti yapma hedefimize odaklanın. İYİ Parti seçimlerden birinci parti olarak çıkacak” ifadelerini kullandı.

Akşener’in “söylem” uyarısında da bulunduğu öğrenildi. CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik sözleri nedeniyle tartışma yaratan ve disipline sevk edilen Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral’ı anımsatan Akşener, il başkanlarına “Söylemlerinizde dikkatli olun” talimatı verdi.

Vekillik için ilk istifa

Seçimlerde milletvekili adayı olmak isteyen il başkanlarından istifalarının istenmesi konusunda Akşener, “Partimize faydalı olacaksa yapalım” ifadelerini kullandı. Öte yandan İYİ Parti Eskişehir İl Başkanı Eren Ekmen, görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Paylaşın

TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Erdoğan İmzalı Bu Belge İflasın Resmidir

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ülkede yaşanan ekonomik krize ilişkin “Ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar” yorumunda bulunan Baş, “Türkiye ekonomik olarak büyük bir kriz yaşıyorsa bunun temel nedeni bu iktidarın patrondan, sermayeden, Saray’dan yana ekonomi politikalarında istikrarlı karar almalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Meclis’e sunulan ek bütçe teklifine ilişkin eleştirilerde bulunan Baş, “Bu bütçe halkın bütçesi değil” hatırlatmasında bulunarak, “Öyle öngörüsüz bir iktidarla karşı karşıyayız ki öyle bir zihniyet yönetiyor ki bu ülkeyi, daha bir yıllık bütçe yapmayı beceremiyorlar. Aralık ayının sonunda ocakta yürürlüğe girmek üzere bir bütçe hazırlıyor. 6 ay sonra diyor ki ‘Bitti'” ifadelerini kullandı.

“Büyük bir aldatmacayla karşı karşıyayız” diyerek gazetelerde yer alan ‘ek bütçe’ tarifini eleştiren TİP Genel Başkanı, “Bir trilyon 80 milyar lira ek bütçe isteniyor. Bu ne demek? 6 ay önce burada kabul edilen bütçenin tam yüzde 86’sı kadar ek bütçe istiyor. Böyle ek bütçe mi olur! Ek bütçe, bir açık kalmıştır onu kapatmak istersin… Ama yüzde 86’lık ek bütçe olmaz!” şeklinde konuştu.

Teklifi, ‘iflasın itirafı’ olarak nitelendiren Baş, “Dolayısıyla, Meclis’e gönderilen, komisyondan sonra Genel Kurul’da görüşülmesi planlanan, Recep Tayyip Erdoğan imzası taşıyan bu belge, iflasın itirafıdır. Saray diyor ki ‘Biz iflas ettik. Battık, batırdık. Şimdi kurtarmak için çare arıyoruz, aman bize yardım edin. Bir yıllık bütçeyi 6 ayda yediler yediler, doymadılar…” diye konuştu.

Söz konusu bütçenin emeğiyle yaşayan yurttaşların bütçelerinden karşılanacağını vurgulayan Baş, “Sizin açgözlülüğünüz, hırsızlığınızın, zenginliğinizi doyuramıyoruz. Üste diyorsunuz ki ‘Biraz daha para istiyoruz'” derken, “Bunlar ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar. Taammüden suç işliyorlar. Vatandaşın alın terinden kurulacak, ek değil,  bu koca yeni bütçe nereye harcanacak, biz bunu biliyoruz. Işıldak Bakan, ‘Bizim derdimiz hayat pahalılığı değil, patronların çarklarının dönmesi’ diyor ya. Alacak yoksuldan, patronun çarkı dönecek. Alacak bizim emeğimizden, alın terimizden; Saray’da çevrelenmiş bir avuç haramzadeye, bir avuç yandaşa bu paraları peşkeş çekecekler. Büyük ihtimal giderayak kendi kasalarını da emanet ettikleri Katar’daki hesaplara bir güzellik yapma planı içindeler” ifadelerini kullandı.

Meclis’te gerçekleştirilecek ‘ek bütçe’ görüşmeleri için muhalefete de çağrıda bulunan Baş, “Bu göz göre göre gerçekleşen hırsızlığa, yoksulluğa sessiz kalmayacağız. Açıkça ilan ediyoruz. Bu halkın 3 kuruşunu daha bu haramzadelere vermemek için elimizden gelen ne varsa yapacağız ve bu teklife karşı sonuna kadar direneceğiz. Tüm muhalefet güçlerine de hep birlikte direnme çağrısı yapıyoruz” dedi.

TİP Genel Başkanı, Pınar Gültekin cinayetine ilişkin davada verilen kararları da eleştirirken, HSK kararnamesine de dikkat çekti ve “Yargı nasıl karar veriyor sorusunun bir cevabı, son Hakimler ve Savcılar Kurulu kararnemesi oldu” ifadesini kullandı.

“Dezenformasyon yasa”sına karşı mücadele edeceklerini söyleyen Baş, Diyarbakır’da tutuklanan Kürt gazeteciler ile ilgili TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın inceleme yapmak üzere kentte bulunduğunu ve hazırlanacak raporun kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.

Diyarbakır’da “istismar” suçlamasıyla tutuklanan Cihan Kayaalp ile de fotoğrafı ortaya çıkan Süleyman Soylu’ya tepki gösteren TİP Genel Başkanı, gazeteci Metin Cihan tarafından paylaşılan Nurettin Canikli’ye ilişkin bilgi ve belgeleri de hatırlattı ve açıklama yapılmaması durumunda konuyu her hafta gündeme getireceklerini söyledi.

Baş’ın açıklamaları şöyle:

“Memlekette ekonominin kötü yönetildiğini söylemeye herhalde hiç herek yok. Bütün yurttaşlar markete, pazara, fırına gittiğinde; Saraylıların aldığı ekonomi kararlarının hayatlarını nasıl etkilediğini yaşıyor. Genelde şöyle söyleniyordu. Ne yaptıklarını bilmiyorlar, bunlar cahil, ekonomi bu yüzden kötü. Biz başından bu yana bu yoruma itiraz ediyorduk. İyi niyetli bir biçimde bunu söyleyenleri görüyorduk ama esas olanın, bugün Türkiye’de iktidarda olanların beceriksiz, iş bilmez olmanın ötesinde ne yaptıklarını gayet iyi bilen insanlar olduklarını söylüyorduk.

Tabii o gözleri keskin zekasından çok parlayan Bakan defalarca ifade etti. Ekonomiden patrondan, sermayeden yana bile isteye tercihlerde bulunuyorlar. Dolayısıyla, Türkiye ekonomik olarak büyük bir kriz yaşıyorsa bunun temel nedeni bu iktidarın patrondan, sermayeden, Saray’dan yana ekonomi politikalarında istikrarlı karar almalarıdır.

Elimize yeni bir teklif ulaştı. Dün Meclis’e sunuldu. Bu teklifi Meclis’e gönderenler ek bütçe istiyor. Cumhurbaşkanı’ndan gelen bu teklif onaylanırsa ek bütçe almış olacaklar. Şimdi bunu özellikle bu hafta uzun uzun konuşmak istiyorum. Aralık ayında bütçe görüşmeleri yapıldı.

Nihayetinde tüm itirazlara rağmen o, Meclis’ten onaylanarak geçti. Ne demiştik biz o bütçe tartışılırken. Bir kere ‘Bu bütçe halkın bütçesi değil’ demiştik ve ‘Sadece patronları, Saray’ı yandaşları düşünen bu bütçe aynı zamanda öngörüsüz bir bütçe’ demiştik. ‘Siz, bu bütçeyle, bu kadar öngörüsüzlük hakimken; bu bütçeye, çok uzun olmayan bir zamanda yine geleceksiniz, ek bütçe isteyeceksiniz’ demiştim.

‘Sadece patronlardan yana yaptığınız bu tercih ile gemiyi yüzdürmeniz mümkün değil, ülkeyi iflasa sürüklüyorsunuz’ diye dilimiz döndüğünce anlatmaya çabaladık. Hep şunu söylediler. ‘Öyle bir şey olmayacak, sakın aklınızdan bile geçirmeyin’ Şimdi, dün itibarıyla geçen 6 ay önce muhalefetin söylediği ne varsa hayata geçmiş oldu. Öyle öngörüsüz bir iktidarla karşı karşıyayız ki öyle bir zihniyet yönetiyor ki bu ülkeyi, daha bir yıllık bütçe yapmayı beceremiyorlar. Aralık ayının sonunda ocakta yürürlüğe girmek üzere bir bütçe hazırlıyor. 6 ay sonra diyor ki ‘Bitti.

Değerli yurttaşlar lütfen düşünün. Mahallenizdeki en küçük bakkalı, marketi nalburu, esnafı düşünün. Oraya işletsin diye birisni koymuşsunuz. Size diyor ki ‘Bir yıl içerisinde şu kadar gelir, şu kadar giderim olacak. Benim tahmini bütçem bu’ Ve 6 ay sonra gelip diyor ki ‘Parayı bitirdim, şimdi bana tekrar para verin’ Bu kadar öngörüsüz bir iktidarın bu ülkeyi yönetmesi mümkün değil. Bir kere bunun altını çizelim.

İkincisi, bakın büyük bir aldatmacayla karşı karşıyayız. Bütün gazeteler neredeyse bunu ‘ek bütçe’ diye girdi. Bakın rakamları söyleyeceğim. Bir trilyon 80 milyar lira ek bütçe isteniyor. Bu ne demek? 6 ay önce burada kabul edilen bütçenin tam yüzde 86’sı kadar ek bütçe istiyor. Böyle ek bütçe mi olur! Ek bütçe, bir açık kalmıştır onu kapatmak istersin… Ama yüzde 86’lık ek bütçe olmaz!

‘Bir yıllık bütçeyi 6 ayda yediler yediler, doymadılar…’

Dolayısıyla, Meclis’e gönderilen, komisyondan sonra Genel Kurul’da görüşülmesi planlanan, Recep Tayyip Erdoğan imzası taşıyan bu belge, iflasın itirafıdır. Saray diyor ki ‘Biz iflas ettik. Battık, batırdık. Şimdi kurtarmak için çare arıyoruz, aman bize yardım edin. Bir yıllık bütçeyi 6 ayda yediler yediler, doymadılar… Şimdi ikincisini geçirmek istiyor.

Tüm yurttaşlarımıza bir görev, sorumluluk düşüyor. Daha bir yıllık bütçeyi yönetmeyi beceremeyenler, bu ülkeyi yönetemezler. Bu ülkenin bir gün dahi bu iktidar tarafından yönetilmesi, yıllarca telafisi mümkün olmayan yeni zararlara yol açıyor.

Bütçeyi, gönderdikleri öneriyi inceledik. Diyor ki enflasyon, hesaplayamadık bu işleri. Enflasyon öngördüğümüz gibi olmadı. Dolayısıyla para lazım. Şimdi soru şu. Para yetmedi şuralara harcayacağız diye kalem kalem anlatıyor. Peki, bu bizi neden ilgilendiriyor? Bu parayı nereden toplayacaklar, esas mesele bu. Ek bütçe talebinin bizim açımızdan önemli tartışma başlıklarından bir tanesi bu.

Siz bir bütçe talep ediyorsunuz da, bu parayı nereden toplayacaklar? Biz söyleyelim. Zamlarla toplayacaklar, hayat pahalılığıyla toplayacaklar. Kira kriziyle gırtlağına çöktükleri ülkenin emekçisinden, işçisinden, emeklisinden, doktorundan, mühendisinden… En kısa haliyle söylersek; emeğiyle geçinen milyonlarca yurttaştan toplayacaklar, götürüp o çetelere teslim edecekler.

Bunu (teklifi) gönderme yüzsüzlüğünü gösterenlere soruyoruz. Yetmedi mi? Mazot zammı yetmedi mi, elektrik zammı yetmedi mi, markete gidip tükettiğimiz tüm temel besinlerden aldığınız vergi yetmedi mi, yurttaşın boğazına elinizi soktunuz yetmedi! İnsanların porsiyonları küçülüyor, artık öğün atlamak zorunda kalıyorlar. Bu kürsüden defalarca söyledik. Memlekette çocuklar açlık kaynaklı hastalıklarla boğuşuyor. Doktoru, öğretmeni, mühendisi de artık kirasını ödeyemiyor. İnsanlar en temel haklarından mahrum kalmış. Her ay faturaları ödemeye çalışırken bir taraftan bir dahaki ayın faturasının kabusuyla yaşıyoruz. Sizin açgözlülüğünüz, hırsızlığınızın, zenginliğinizi doyuramıyoruz. Üste diyorsunuz ki ‘Biraz daha para istiyoruz’

Tekrar ediyorum. Bunlar ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar. Taammüden suç işliyorlar. Vatandaşın alın terinden kurulacak, ek değil,  bu koca yeni bütçe nereye harcanacak, biz bunu biliyoruz. Işıldak Bakan, ‘Bizim derdimiz hayat pahalılığı değil, patronların çarklarının dönmesi’ diyor ya. Alacak yoksuldan, patronun çarkı dönecek. Alacak bizim emeğimizden, alın terimizden; Saray’da çevrelenmiş bir avuç haramzadeye, bir avuç yandaşa bu paraları peşkeş çekecekler. Büyük ihtimal giderayak kendi kasalarını da emanet ettikleri Katar’daki hesaplara bir güzellik yapma planı içindeler.

Biz; Saray üzerinden kurdukları bu harami çarkının, bu tezgahın; Türkiye’nin emeğinin üzerine çökenlerin işledikleri suçların hesabını sormak zorundayız. Bu göz göre göre gerçekleşen hırsızlığa, yoksulluğa sessiz kalmayacağız. Açıkça ilan ediyoruz. Bu halkın 3 kuruşunu daha bu haramzadelere vermemek için elimizden gelen ne varsa yapacağız ve bu teklife karşı sonuna kadar direneceğiz. Tüm muhalefet güçlerine de hep birlikte direnme çağrısı yapıyoruz.

Kararsız seçmene çağrı

Buradan yurttaşlara da bir çağrı yapmak istiyorum. Şu ek bütçe diyor ki, ‘Ben, yedim yedim yedim, doymadım. Sen daha az ye daha az ye daha az ye, her şeyi ben yiyeceğim. Ve bunun için onay istiyor. Hani kararsız seçmeden söz ediliyor ya, o yurttaşlarımıza seslenmek istiyorum. Alın, size karar vermeniz için bir gerekçe. Boğazınızdan geçecek son lokmaya da göz dikenler var, bu göz dikmeye onay mı verilecek, karşı mı çıkılacak! Herkese bunun üzerinden değerlendirme çağrısı yapıyoruz.

Türkiye İşçi Partisi, emekçilerin hakkını, alın terini korumak için hem komisyon aşamasında hem Genel Kurul’da hem sokakta, emekçilerle birlikte bu bütçeye ‘hayır’ demek konusunda son derece kararlıdır. Bunu şimdiden ilan ediyoruz.

Yargı skandal kararlara imza atmaya devam ediyor. Muğla’da, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’i işkence ederek diri diri yakan Cemal Metin Avcı, sözde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Arkasından, ceza, ‘haksız tahrik’ indirimiyle 23 yıla indirildi. Yatarı 14,5 yıl olarak hesaplanıyor. Bir kadını ‘canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldüren’ bir erkek için yargının uygun gördüğü ceza bu, gerçekten insanın söyleyecek sözü tükeniyor.

Gencecik bir kadını katletmenin, boğarak, henüz hayattayken varile koyup diri diri yakarak, üzerine beton dökerek katletmenin cezası 23 yıl. Lanet olsun sizin adaletinize, insanlığınıza! Lanet olsun sizin öldüren, aklayan, kollayan düzeninize! Kızları diri diri yakılarak katledilen bir anne babanın yüzüne baka baka, o katile bu ödül gibi sözde cezayı verdiniz ya, söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum.

Söz olsun. O kadın katillerine, aklayanlara, kollayanlara, koruyanlara, bu kadın katillerinin iktidar partisine, kadın ve LGBTi+’ların yaşam hakkının güvencesi İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çıkmaya cüret edenlere, asla unutmayacağımzı bir kere daha söylemek istiyoruz. Hiçbirini unutmayacağız. Bu ülkenin gencecik kadınlarını hunharca katledenleri yaratan ve koruyan sizin iktidarınızdır. Sakın bunların unutulacağını düşünmeyin. Sakın bu kararların bozulmayacağını, bu günlerin hesabının sorulmayacağını düşünmeyin.

Rahat nefes alamayın, uykularınız kaçsın. Pınar Gültekin’e, Özgecan Aslan’a, Hande Kader’e, iktidar tarafından korunan erkeklerin katlettiği tüm kadınlara and olsun ki, o adalet arayan annelere ant olsun ki hesaplaşacağız… Bugün Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar, ‘Bu kararı tanımıyoruz’ diyerek sokaklara çıkacaklar, eylemerde olacak. Yaşam, adalet ve özgürlük için mücadelesi için sokaklara çıkan tüm kadınları, LGBTi+’ları selamlıyoruz.

HSK Kararnamesi

Yargı nasıl karar veriyor sorusunun bir cevabı, son Hakimler ve Savcılar Kurulu kararnemesi oldu. 33 ilin başsavcısı, toplamda 5 bin 426 hakim ve savcının görev yeri değişti. Birkaç açıdan önemli buluyoruz. Birincisi, hatırlayacaksınız, çok kısa bir süre önce seçim kurullarının başkanlarının düzenlenmesine dair bir değişiklik yapılmıştı. Birinci sınıfa ayrılmış hakimler arasından kurayla çekilecek denmişti. Büyük ihtimalle, bunu dikkatle gözeten bir HSK kararnamesiyle karşı karşıyayız.

Daha şimdiden gördüğümüz birtakım şeyler var. Kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz. Mesela Gezi Davası’nda muhalefet şerhi düşen İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi, Tokat Turhal’a tayin edilmiş. Kamuda çalışan herkes takdir eder ki ‘sürgün’ diyebiliyoruz. Cumhuriyet gazetesine yönelik soruşturmayı yürüten ve operasyonlara imza atan savcı, Malatya’dan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi üyeliğine atanmış. Ödüllendirilmiş.

İstanbul’da görev yaptığı dönemde Rezza Zarrab’ı tahliye eden Ankara Cumhuriyet Başsavcısı, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcıvekili olmuş. Görev yeri değişen savcılar arasında Kobanê Davası iddianamesini hazırlayan Ankara Cumhuriyet Savcısı, HSK kararnamesince terfi alarak Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili olmuş.  Mesela, çok ilginç. Cemal Kaşıkçı dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesine şerh düşen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi üyesi Nimet Demir, Kahramanmaraş Hakimi olarak sürülmüş. Zaten atama kararından sonra ‘Mesleği bırakmayı düşünüyorum’ demiş.

Bu tablo bize bir şeyi gösteriyor. İktidarın istediği kararları alanlar ödüllendiriliyor, iktidarın istediği kararlara şerh düşen üyeler hakimler, savcılar sürgüne gönderiliyor. Bir parantez içerisinde söyleyelim. ‘Memlekette gençler niye yurt dışına çıkmak istiyor, bu memleketin yetişmiş insan gücü memleketten niye umudunu kesiyor?’ sorusuna verilecek yanıtlardan biri… Böyle bir atama düzeni kurarsanız, böyle bir devlet anlayışı olursa insanlar bu topraklardan umudunu keser, ya kabuğuna çekilir ya yurt dışına gider.

Bu kadar olur diyeceğimiz bir tabloyla karşı karşıyayız. Hatırlayın bu, Kaşıkçı cinayetinin üstünün örtülmesine müsaade etmeyeceğini, gerekirse BM’yi devreye sokacağını söyleyen bir Erdoğan vardı. Yarın Prens Selman Türkiye’ye geliyor. Bunları HSK kararnamesiyle beraber okuduğunuzda, maalesef üzülerek söylüyorum, şöyle bir tablo ile karşı karşıyayız. Kaşıkçı cinayetinin şerh düşen hakimi Maraş’a, Prens Selman, Saray’a… Kurdukları düzenin adı bu. Bu utanç aslında insana yeter…

Ama iktidara yetmiyor. Meclis’i, yargıyı denetim altına almışlar, yürütme zaten ellerinde. Bir de dördüncü kuvvet vardır değil mi ellerinde, medya. (Maske takarak ve işaret ederek) Bu sansür yasası arkadaşlar. Bu, gazetecilerin ağzını bağlama yasası. Sözde dezenformasyonla mücadele edeceklermiş. Yersen! 2022 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre 180 ülke içerisinde 149. sırada yer alan, 2021 yılında 100 binden fazla sosyal medya hesabına inceleme yapılan ülke Türkiye. 2019’da 84 bin 258 Twitter hesabını kapatan, 2021’de binin üzerinde habere mahkeme kararıyla erişim engeli getiren, dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke olarak kayıtlara geçen ülke Türkiye. Daha geçen gün 16 gazeteciyi üstadları olan FETÖ taktikleriyle yani gizli tanık ifadesiyle demir parmaklıklar ardında gönderen ülke Türkiye.

RTÜK’ün, Basın İlan Kurumu’nun, yargının ifade özgürlüğünü her gün iktidar lehine gasbettiği bir ülkede böyle bir yasa çıkıyor. Dezenformasyonla mücadele edeceklermiş! Öyle değil arkadaşlar, gerçek şu. Yenildiler, gidecekler, kazanma şansları yok. Ne yaparsak kazanabiliriz diye düşünüyorlar, en önemli kozları; gerçekleri ne kadar saklayabiliyoruz!

‘Halkın haber alma hakkını hep birlikte savunacağız’

Bunun için çok çaba sarfediyorlar ama emin olsunlar ki daha önce defalarca söyledik; ne yaparlarsa yapsınlar gerçeklerin halka ulaşması için üzerimize düşen her türlü görevi, her türlü sorumluluğu yapacağız. Bu yasaya karşı gazeteciler, meslek örgütleri sokaklara çıkacak. Yanlarında olacağız. Onuruyla mesleğini yapmaya çalışan gazetecilerle dayanışmak için üzerimize düşen her tür sorumluluğa hazırız, buradayız. Halkın ifade özgürlüğünü, halkın haber alma hakkını hep birlikte savunacağız.

Bu vesileyle de bir ek bilgiyi de sizlerle paylaşmak istiyorum. Milletvekilimiz Ahmet Şık, Diyarbakır’da tutuklanan gazetecilerle ilgili süreci incelemek için Diyarbakır’da. Önümüzdeki günlerde Kürt gazetecilerin tutuklanmasıyla ilgili hazırlayacağımız raporu kamuoyuyla paylaşacağız.

Kayyuma direnen Boğaziçi öğrencilerini bir kez daha selamlamak istiyorum. Bu arkadaşlarımıza 5’er ay hapis cezası verildiği haberini aldık. Eylemlere katılmaları ötesinde en önde kol kola girmeleri ceza gerekçesi gösterildi. Bu da memleketin hukuksuzlarına eklenmiş yeni bir örnek.

Bir diğer hukuksuzluk örneği; dün sosyal medyada görüntüleri yansıdı. Van’da gözaltına alınacağı söylenen bir kişi, bir askeri araca bindirilirken… İnanılmaz bir görüntü ile karşı karşıyayız. Kadınlar darbediliyor, onlarca asker havaya ateş açıyorlar. Karşılarında onlara direnen, herhangi bir müdahale eden güç yok ama bu amaç nedir, neyin şovunu yapıyorsunuz, kimi korkutmaya çalışıyorsunuz? İsrail askerlerine döndü, aynı görüntüyü biz de verebiliriz yaklaşımı. Oradaki köylülerle, yurttaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu, süreci takip edeceğimizi söyleyelim.

“Soylu’nun aynaya bakması gerekiyor”

Tabii bütün bunların merkezinde duran isimlerden bir tanesi kamuoyunun ‘suç işleri bakanı’ olarak tanıdığı Soylu. Bu hafta yine bir fotoğrafı çıktı. MHP’nin görevden aldığı Diyarbakır İl Başkanı. Soruşturma haberi erkenden ulaşınca bir görevden alma duyurusu yapıldı, ardından ‘çocuk istismarı’ iddiasıyla tutuklandı bu kişi. Daha önce Meclis gündemine taşınan fotoğrafları vardı Soylu’nun ilgili kişiyle. Bu samimiyet tartışması sorulmuştu kendisine, şimdi tam anlamıyla ‘yavuz hırsız ev sahibi bastırır’ Çocuk istismarcısıyla olan ilişkisinin kendisine sorulacağını beklerken Soylu, çarpıcı bir açıklama yapıyor. Diyor ki, ‘Bizi cinsiyetsizleştirip, LGBTİ yapacaklarmış. Sen çok istriyorsan kendi yakınlarından başla, milletin ahlakıyla neden uğraşıyorsun!

Şimdi saymaya kalksak yetmez; Sezgin Baran Korkmaz’la, Thodex’in sahibiyle, El Nusra ile savaşan 2. Sahil Tümeni içerisinde yer alıp kesik başla poz veren ilçe teşkilatı üyesiyle (Emrah Çelik), 7 aylık hamile kadın ve eşine saldıran baklavacıyla, Esra Hankulu’nun katiliyle, Aleyna Çakır olan bilinen Sema Esen’in katiliyle… Sayısız fotoğrafı olan bir zat Süleyman Soylu; halka ahlak dersi veriyor, memlekette İçişleri’nin başında. Aynaya, bir kendisine bakması gerekiyor.

Son bir uyarı yapmak istiyorum. AKP’nin önemli isimlerinden Nurettin Canikli. Gazeteci dostumuz Metin Cihan, bu dosyaları açıklamaya devam ediyor. Dün yeni bir dosya açıldı, tüm kamuoyunun dikkatine sunuyoruz. Boydak Holding’in soyguncusu Ertunç Laçinel izine ulaşmış Metin Cihan ve bu soygun sürecinde Nurettin Canikli’nin rolünü, payını açıklamış.

Çok ilgin bir şekilde bütün ayrıntılarıyla ortaya dökülen bu yolsuzluklara, bu hırsızlıklara, bu usulsüzlüklere rağmen iktidar cephesinden tık yok. Çıkıp yalanlayamıyorlar bile. Nasıl olsa bunlar halkın duymayacağı şeyler, nasıl olsa insanlara ulaşmayacak! Sosyal medya yasasını da bunlar için çıkarıyorlar, bunları engellemeye çalışıyorlar.

Biz açıkça ifade edelim. Bu halkın en küçük bir değerini çalan, çırpan, hortumlayan, yolsuzluk yapan kim varsa iki elimiz yakasında olur. Dolayısıyla uyarıyorum. Derhal konuyla ilgili soruşturma başlatılmalı. Muhatapları açıklama yapmalı. Eğer onlar açıklama yapmazsa, biz en azından her hafta, burada; gerçekleşen yolsuzlukların, bu çökmelerin, halka ait olması gereken değerlerin kendi kişisel servetine katanları kulaklarından tutup, kamuoyunun önüne çıkartacağız. Takipçisi olacağız. Bunlar unutulur, duyulmaz, garip bir gazetecinin çırpınışlar, kime ulaşacak gibi diye düşünmeyin. Söz konusu olan halkın emeği, halkın alın teri, bu ülkenin değerleri. Bunların gözümüzün önünden çalınmasına, çırpılmasına; yatlar alınmasına, katlar alınmasına, o lüks hayatlar yaşanmasına… Halkın parası üzerinden servet oluşturulmasına izin vermeyeceğimizi de bir kez daha ifade etmiş olalım.”

Paylaşın

Yargıtay 71 Askeri Öğrencinin Müebbet Hapis Cezasını Bozdu, Tahliyeler Başladı

15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili yargılamalarda Sultanbeyli dosyası kapsamında müebbet ağır hapis cezası verilen 71 askeri öğrenci hakkındaki karar Yargıtay tarafından bozuldu.

15 Temmuz’da “darbe girişimi”ne katıldıkları gerekçesiyle 116 Hava Harp Okulu öğrencisi hakkında müebbet hapis cezası verilmişti. Tahliye kararı bu öğrencilerin bir bölümünü kapsıyor.

Avukat Cemil Çiçek, sosyal medya hesabından ‘müebbet alan askeri öğrencilerin dosyasının Yargıtay tarafından bozulduğu bilgisi geldi’ mesajını attı.

Yakınları tutuklu öğrencilerin tahliyesine başlandığını sosyal medyada paylaştılar. 15 Temmuz tutsak ve mağdurlarının durumlarını yakından izleyen HDP milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da gelişmeyi sosyal medya hesabından duyurdu.

Askeri öğrencilere yönelik yargılamaların hukuksuzluğunu savunmasıyla tanınan Melek Çetinkaya da sosyal medyadan cezaevi önünde oğlu Taha Furkan Çetinkaya’nın tahliyesini beklediğini söyleyerek; ‘görmeden inanmam’ ifadelerini kullanmıştı. Çetinkaya sonunda oğluna kavuştu.

15 Temmuz 2016’da darbe girişimine katıldıkları iddiasıyla Hava Harp Okulu öğrencileri hakkında müebbet hapis cezası verilmişti. Karar Yargıtay’da inceleme aşamasındaydı.

Paylaşın

Çiftçinin Kullandığı Mazota Bir Yılda Yüzde 330 Zam Geldi

İklim krizi, yanlış tarım politikaları ve tarım faaliyetlerindeki üretimler için koşulların elverişli olmaması çiftçiyi olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Kuraklığın tarım faaliyetlerine etkisi gün geçtikçe kendini daha yakıcı bir şekilde hissettirirken, her geçen gün artan üretim kalemleri de çiftçiyi ayrıca zora sokuyor.

Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, Türkiye genelinde 52 kentte yaşanan kuraklık sorununu ve çiftçi üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

“Zamlar üreticiyi de tüketiciyi etkiliyor”

Kuraklığın bu yıl, geçen yıla göre daha az ama bölgesel olarak aynı yakıcılıkta devam ettiğini söyleyen İskenderoğlu, mazot zamlarına da dikkat çekerek “Güneydoğu Anadolu bölgesinin bir kısmında kuraklık etkisini sürdürüyor. Bu yıl kuru tarlalarda 350-400 kilo civarında buğday, 100-150 kilo civarında mercimek hasılatı bekliyoruz. Sulu tarlalarda ise 550-650 kilo buğday hasılatı bekliyoruz,” dedi.

İskenderoğlu, geçen yıl ve bu yılın mazot, elektrik, amonyum nitrat ve ilaç fiyatlarını karşılaştırarak şunları söyledi:

“Geçen yıl çiftçinin kullandığı mazot 8 liraydı, şu an ise 29 lira oldu. Bu, yaklaşık olarak yüzde 330 artış demek. Geçen yıl elektriğin kilowattı 0.90 kuruştu; şu an 2,17 kuruş. Yüzde 250 civarında zamlandı elektrik.

“Yüzde 26 azotlu amonyum nitratın bir tonu geçen yıl 1860 liraydı, şu an 7750 lira. Azotlu üre gübresi (mısır için kullanılan) geçen yıl 3,3 liraydı, bugün ise 14 lira. Tarımda en büyük harcama kalemi olan gübreye de fahiş fiyatlarda zam geldi. Yine aynı şekilde tarım ilaçlarına yüzde 150 zam geldi.”

Tarımda tehlike çanları

Çözüm için önerilerde bulunan ve üreticileri uyaran Süleyman İskenderoğlu “Üretici enflasyonu yaklaşık olarak yüzde 400 civarında. Tüketiciler ekmeği yılın sekizinci ayında yaklaşık 7, on ikinci ayında ise 8 liraya alacak. Tarım için ciddi anlamda tehlike çanları çalıyor,” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

“Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı fiyatlarla, piyasadaki fiyatlar arasında ciddi farklar var. TMO bu yıl serbest piyasadan buğday ve arpa alamayacak. Ben buradan çiftçilere bir uyarıda bulunmak istiyorum. Malınızı satmayın, dayanabildiğiniz kadar dayanın, buğday fiyatları yükselecek.”

Adım adım gıda krizi

Piyasada buğday stoğu olmadığının ve adım adım gıda krizine doğru sürüklenildiğinin altını çizen İskenderoğlu, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Bir gıda krizine doğru hızla yaklaştığımızı söylemek gerekiyor ve bunu saklamanın bir anlamı yok. Ülke olarak tedbir almak için çok geç kaldık. Çözüm olarak yarıda kalmış ve tamamlanmasına az kalmış yavru su kanallarının bitirilmesi gerekiyor. Çevreye zarar vermeyen su kanallarının bir an evvel faaliyete geçirilmesi gerekiyor.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Galatasaray’da Domenec Torrent Dönemi Sona Erdi

Geçtiğimiz sezonun devre arasında Galatasaray’ın başına geçen Domenec Torrent’in sözleşmesinin feshedildiği açıklandı. Galatasaray’ın Okan Buruk ile sözleşme imzalaması bekleniyor.

Okan Buruk ile anlaşmaya varan Galatasaray, teknik direktör Domenec Torrent’in sözleşmesinin feshedildiğini açıkladı.

Galatasaray’dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Teknik Direktör Domènec Torrent Font ile yardımcıları Jordi Gris Vila, Jordi Guerrero Costa, Julián Jiménez Serrano ve Ricard Segarra Aragay’ın sözleşmeleri Galatasaray Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. tarafından feshedilmiştir.

Geçtiğimiz sezonun devre arasında 1.5 yıllık sözleşme imzalayarak Galatasaray’ın başına geçen 59 yaşındaki İspanyol teknik adam; sarı-kırmızılı takımın başında çıktığı 18 Süper Lig maçında 7 galibiyet, 4 beraberlik ve 7 mağlubiyet alarak 1.39 puan ortalamasını tutturmuş, tarihinin en kötü sezonlarından birini geçiren sarı-kırmızılı takım ligi 52 puanla 13. sırada tamamlamıştı.

Öte yandan gazetecilere açıklamada bulunan Okan Buruk, “Şu anda sonlanmış bir şey yok. O yüzden bu konuyla ilgili çok fazla konuşmak istemiyorum.” dedi. Galatasaray’ın yarın Okan Buruk ile sözleşme imzalaması bekleniyor.

Paylaşın