Türkiye, NATO Zirvesi’ndeki Pazarlıklarda ‘Ağırdan Alacak’

İngiliz Reuters haber ajansı, bu hafta 29-30 Haziran’da Madrid’de düzenlenecek olan NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in birliğe üyeliği konusundaki pazarlıkları “ağırdan alacağını” yazdı.

Türkiye’den ve Batı’dan kaynaklardan edinilen bilgilere dayandırılan habere göre görüşmelerden bu nedenle büyük bir ilerleme beklenmiyor.

Dört kaynağın Reuters’a aktardığına göre Türk müzakereciler kendilerine yabancı müttefikler tarafından dayatılan süreleri dikkate almıyor ve gerekirse aylarca görüşmelere devam etmeye hazırlar.

Konuya yakın bir kişiye göre, NATO yetkilileri ve üç taraf ülke tarafından paylaşılan taslak yazışmada, Türkiye’nin talebinin özellikle İsveç’in, ülkesindeki bazı “Kürt militanları iade etmesi” olduğu belirtiliyor.

İbrahim Kalın’dan dikkat çeken açıklamalar

Öte yandan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Pazar günü Habertürk televizyonunda yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in talebi üzerine zirve öncesinde Madrid’de Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö ve İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ile dörtlü zirvede bir araya geleceğini kamuoyuna duyurmuştu.

Kalın, zirveye hazırlık görüşmeleri için Pazartesi günü Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal ile birlikte Brüksel’e giderek temaslarda bulunacaklarını söyledi.

Bugün Finlandiya Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamada da NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in de katılacağı zirve öncesinde Brüksel’de NATO’nun ev sahipliğinde Fin, İsveçli ve Türk yetkililerin bir araya geleceği bildirildi.

İbrahim Kalın, Habertürk’te yaptığı açıklamada müzakerelerde gelinen noktadan geri adım atmayacaklarını belirterek, görüşmelerde büyük oranda mutabakat sağlandığını, en pürüzlü konuyu ise PKK ve iltisaklı gruplara yönelik yaklaşımın oluşturduğunu kaydetmişti.

Kalın, Suriye’de faaliyet gösteren PKK ile bağlantılı PYD ve YPG gibi yapılar konusunda sadece İsveç ve Finlandiya değil, NATO genelinde de bir yaklaşım değişikliği hedeflediklerini, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliği konusunun İttifak içinde bu konuda daha büyük bir tartışmaya vesile olmasını istediklerini belirtmişti.

Paylaşın

Trafiğe Kaydı Yapılan Taşıt Sayısı Yüzde 5.3 Azaldı

Mayıs ayında 112 bin 709 adet taşıtın trafiğe kaydı yapılırken, trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre yüzde 5.3 azaldı. Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 6,1 azaldı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Motorlu Kara Taşıtları Mayıs 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, mayıs ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 41.4’ünü otomobil, yüzde 40.0’ını motosiklet, yüzde 10.2’sini kamyonet, yüzde 5.8’ini traktör, yüzde 1.9’unu kamyon, yüzde 0.3’ünü minibüs, yüzde 0.3’ünü otobüs ve yüzde 0.1’ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Mayıs ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre, traktörde yüzde 8.3, özel amaçlı taşıtta yüzde 7.3, motosiklette yüzde 3.2 ve minibüste yüzde 2.2 artarken otobüste yüzde 48.7, kamyonda yüzde 22.8, kamyonette yüzde 14.6 ve otomobilde yüzde 10.2 azaldı.

Yüzde 54 otomobil

Mayıs ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı motosiklette yüzde 109.9, minibüste yüzde 49.6, traktörde yüzde 39.6, otomobilde yüzde 21.6, kamyonette yüzde 20.9, özel amaçlı taşıtlarda yüzde 8.4 artarken kamyonda yüzde 2.1 ve otobüste yüzde 0.3 azaldı.

Mayıs ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 54,2’sini otomobil, yüzde 16,3’ünü kamyonet, yüzde 15,0’ını motosiklet, yüzde 8,0’ını traktör, yüzde 3,5’ini kamyon, yüzde 1,9’unu minibüs, yüzde 0,8’ini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Trafikteki toplam taşıt sayısında artış

Mayıs ayında devri yapılan taşıtların yüzde 69,4’ünü otomobil, yüzde 15,7’sini kamyonet, yüzde 7,9’unu motosiklet, yüzde 2,9’unu traktör, yüzde 2,0’ını kamyon, yüzde 1,5’ini minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 6,1 azalarak 472 bin 53 adet olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 6,3 azalarak 16 bin 60 adet oldu. Böylece Ocak-Mayıs döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 455 bin 993 adet artış gerçekleşti.

Araçların yüzde 70’i benzinli

Ocak-Mayıs döneminde trafiğe kaydı yapılan 224 bin 673 adet otomobilin yüzde 70,0’ı benzin, yüzde 16,8’i dizel, yüzde 10,7’si elektrikli veya hibrit olup yüzde 2,5’i LPG yakıtlı. Mayıs ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 13 milyon 928 bin 842 adet otomobilin ise yüzde 37,3’ü dizel, yüzde 35,5’i LPG, yüzde 26,1’i benzin yakıtlı olup, yüzde 0,8’i elektrikli veya hibrit. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,3.

Paylaşın

Demirtaş, Erdoğan’ın İç Ve Dış Politikadaki Duruşunu Yorumladı

Kasım 2016’dan bu yana Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem iç hem dış politikadaki tavırlarını yorumladı.

+Gerçek için kaleme aldığı yazıda esprili bir dil kullanan Demirtaş, “Recep Tayyip Erdoğan’ın en takdir ettiğim yönü ilkeli duruşudur. Koşullar ne olursa olsun, bazı ilkelerinden asla taviz vermiyor. Dik duruşunu bozmuyor. Bu tarzına hayran olmamak mümkün değil” ifadesini kullandı ve ardından şunları kaydetti:

“Mesela ülkede kıyamet bile kopsa muhalefet liderleriyle asla bir araya gelmiyor, onlarla görüşmüyor. Deprem olsa; sel, yangın, heyelan olsa tufan kopsa savaş çıksa ekonomi çökse taziye veya düğün olsa fark etmez, tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor.

HDP dahil hiçbir muhalefet lideriyle yan yana gelmiyor, onları toplu olarak davet edip memleketin sorunlarını konuşmuyor. Dedim ya, adam ilkeli. İlkesinden zırnık taviz vermiyor. Gelin de hayran olmayın.

Mavi Marmara ve Filistinliler

Gerçi Mavi Marmara Katliamı ve Filistinlilere yapılan zulüm nedeniyle İsrail ile sittin sene görüşmem dedikten sonra “Mavi Marmara ile Gazze’ye giderken bana mı sordunuz?” deyip İsrail Cumhurbaşkanı’nı baş tacı ederek ağırlıyor ama o ayrı. HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor. Adam ilkeli, kardeşim.

Mısır ve darbeci Sisi

Ha, bir de Mısır’a askeri darbeyle yönetimi ele geçiren, seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’yi hapiste öldürten darbeci Sisi ile beş yüz sittin sene görüşmem deyip Mısır ile diplomatik görüşmeleri başlatıyor. Yakında Sisi ile bir araya gelecek ama o sayılmaz. HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor ya, ilkeli adam mübarek.

Suudi Arabistan ve Cemal Kaşıkçı

Tamam, Suudi Arabistan ile “ufak” bir cinayet meselesi vardı, Cemal Kaşıkçı’yı konsoloslukta vahşice katledip cenazesini bile yok eden Suudi yönetimine çok sert çıkmıştı. İki bin beş yüz sittin sene görüşmem, kralınız gelse de görüşmem deyip kral gelmeyince mecburen prensle idare edip sarmaş dolaş olmuşluğu vardır ama Allah var, HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor. İlkeli insanın hali bir başka oluyor.

ABD ve Trump

Bir de şu “aptallık yapma” diye mektup yazan Donald Trump vardı. Normalde beş bin sittin sene görüşmemesi beklenirdi fakat acilen bir görüşme ayarlayabilmek için dış işleri bürokrasisini helak etti. Neyse ki görüştü, görüştü. Ancak HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor, görüşmez. Ne yani görüşüp de ilkelerinden taviz mi versin? Siz Erdoğan’ı ne zannediyorsunuz?

Rusya ve Putin

Mesela İdlib’de savaş uçaklarıyla 33 askeri katleden Putin ile on bin sittin sene görüşmemesi beklenirdi ama acilen Moskova’ya gidip Putin’in kapısında dakikalarca bekletildikten sonra görüştü. Bir ara da karşılıklı olarak külahta dondurma yalamışlığı olabilir ama HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle bırakın dondurma yalamayı, buz parmak yemişliği bile yoktur. Olmaz da. Neden olsun ki? Adam ilkeli.

ABD ve Biden

Ermeni Soykırımı’nı tanıyan Joe Biden ile bir araya gelmeden önce “Konuyu gündeme getireceğim” deyip görüşmeden sonra da “Çok şükür gündeme gelmedi” demişliği yok mudur? Yalan söyleyecek halimiz yok, vardır. Lakin HDP dahil tek bir muhalefet lideriyle kıyamet bile kopsa görüşmez. Adam ilkeli, ilkeli. Böyle birine nasıl hayran olunmaz ki?

Daha kimler kimler

Katil dediği Beşar Esad ile alttan görüşmeleri başlatmış durumda. İyi de olur, bir şey dediğimiz yok. Taliban liderleriyle görüşüyor. Hizbullah’ın, daha doğrusu Hizbi kontranın siyasi kanadı Hüda PAR ile görüşüyor. Hollanda’ya, Almanya’ya, Fransa’ya defalarca meydan okudu, hiçbiriyle elli bin sittin sene görüşmez sanıyorduk, görüştü.

İktidar ortağı, cezaevinden saldıkları mafya bozuntusu katillerle, uyuşturucu baronlarıyla görüşüyor; bakanları dolandırıcılarla, çocuk tacizcileriyle, bilimum büyük hırsızlarla görüşüyor ama kendisi HDP ve tek bir muhalefet lideriyle görüşmüyor.

Kürt sorununu konuşmak için Kürtlerin temsilcileriyle; çöken ekonomiyi, biten demokrasiyi, artan kutuplaşmayı konuşmak için HDP dahil muhalefet temsilcileriyle görüşmüyor. Memleket yıkılsa alt üst de olsa görüşmüyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı üç yıldır kendisinden randevu istiyor, görüşmüyor. Yetmiyor, muhalefetin kendi arasında görüşmesine bile dayanamıyor. Ama muhalefet de gerçekten çok ilkesiz (!) davranıyor. Nedir öyle görüşmeler, bir araya gelmeler falan? Yakışıyor mu Allah aşkına?

Dik dur eğilme, bu millet seninle Reis! Sen böyle ilkeli durdukça benim burada gözlerim yaşarıyor. Bir gülme geliyor ki, sorma.”

Paylaşın

İş Dünyası: Kredi Yasağı İhracat Yatırımlarını Baltalar

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) cuma günü aldığı kararla, 15 milyon TL’den fazla nakit döviz varlığı bulunan firmalara, bunun toplam aktiflerin veya bir yıllık satış gelirlerinin yüzde 10’unu aşması durumunda ticari TL kredi vermeyi yasaklaması, iş dünyasında eleştirilere neden oldu.

Kontrollü döviz piyasasına geçiş olarak adlandırılan kararla kredi kullanımının kısıtlanacak olması, özellikle yatırım planlayan ihracatçıları etkileyecek. Liralaşma gerekçesiyle alınan kararın, işletme sermayesi ihtiyacını artıracağı ve yatırımları sekteye uğratacağı belirtiliyor.

Dünya gazetesinden Merve Yiğitcan’ın haberine göre, ihracatta düşüş ile fiyatlarda yukarı yönlü baskı oluşturması, kararın muhtemel sonuçları arasında sıralanıyor.

“Temmuzda KKM dönüşü döviz talebi engellenmek isteniyor”

Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, BDDK’nin aldığı kararın, Merkez Bankası’nın liralaşma stratejisini desteklemeye yönelik önemli adımlardan birisi olarak okunabileceğini söyledi. “Liralaşma çerçevesinde atılan bu adımlar serbest döviz piyasasından gittikçe kontrollü bir döviz piyasasına geçişi de getiriyor” diyen Aslanoğlu, temmuz ayından itibaren şirketlerin kur korumalı mevduat (KKM) dönüşünün döviz talebi yaratma riski bulunduğunu, bu adımın da olası bir talebi kesmeye, hatta daha fazlasını, şirketleri, belirlenen kriterlere göre döviz satmaya iterek döviz arzını artırmaya yönelik bir çaba olarak görülebileceğini anlattı.

“İki konuda açıklık şart”

Uygulamanın bu haliyle çok muğlak olduğu eleştirisini yapan TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayii Meclis Başkanı Yavuz Eroğlu ise şu değerlendirmede bulundu: “Özellikle iki konuda açıklık şart. Birincisi bu uygulama yeni kredi limit başvurularını mı etkileyecek, yoksa firmanın daha önce başvurup edindiği limitin kullandırımı için mi geçerli? Bunun netleştirilmesi lazım. Firmanın belli limiti olduğu halde bu krediyi kullandırmıyorum denirse çok daha büyük etkileri olacak. İkincisi muğlak taraf ise bu hangi kredileri etkileyecek? Sadece ticari krediler mi, yoksa yatırım kredileri de kapsama giriyor mu? Siz yatırım yapıyorsunuz, teşvik belgesi aldınız, makine siparişi verdiniz, ön ödemelerini yaptınız. Ancak yatırımın devamıyla ilgili hesabınızda döviz varsa kredi vermiyoruz mu denecek? Öte yandan yatırım kredileri de kendi içinde ayrılıyor. Bankaların kullandırdığı krediler ile devlet destekli yatırım kredileri var. Ama neyi kapsadığı belli değil. Özellikle bu iki noktada açıklık kazandırılması gerekiyor. Eğer pazartesi günü (Bugün) buna açıklık getirilmezse piyasa kitlenir.”

“Şirketlerin kredi ihtiyacı ciddi boyutta arttı”

Türkiye Makine Federasyonu (MAKFED) Başkanı Adnan Dalgakıran da kararı eleştirerek, “Sanayini çarkları kredilerle dönüyor. Şirketlerin kredi ihtiyaçları ciddi boyutta arttı. Burada bankalar TL limit veriyorlar. Hem döviz arttı, hem enfl asyon var, hem de şirketlerin özellikle ihracatta büyümesi var. Dolayısıyla şirketlerin 2 yıl öncesine göre 3 kat daha fazla limite ihtiyaçları var. Haliyle burada firmalar süreci endişeyle izliyorlar. Ümit ediyoruz ki kredi musluklarında hiçbir sıkıntı olmaz. Yatırım ve ticari kredilerinin etkilenmeyeceğini umut ediyoruz” dedi.

Paylaşın

İktidar, Muhalefeti İki Konuda Tuzağa Çekmeye Çalışıyor

Gazeteci Murat Yetkin, son siyasi gelişmelerin Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP’nin muhalefet partilerini iki konuda tuzağa çekmeye çalıştığını ortaya koyduğunu söyledi. 

“İktidarın muhalefeti çekmeye çalıştığı iki tuzak da yasal konularda; biri orman yangınlarıyla yeniden harlanan idam cezası tartışmaları, diğeriyse Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olup olamayacağı üzerine” diyen Yetkin, yetkinreport.com ‘da yayınlanan yazısında sözlerine şöyle devam etti:

“Muhalefet saflarında ise CHP ile İYİ Parti arasında, eğer bir an önce el atılmazsa büyüme eğilimindeki rekabet ve HDP’nin muhalefet kampanyasının odağına yeniden yasadışı PKK lideri Abdullah Öcalan’ın hapishane koşullarını alması bulunuyor.

Öyle ki aslında bu sorunlar muhalefet partilerinin kendilerine kurduğu tuzak, ya da bindikleri dalı kesme gibi görülebilir.

Gelelim ayrıntılarına.

İktidarın muhalefeti içine çekmeye çalıştığı iki tuzak tartışma da Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın çıkışlarıyla yön değiştirdi. Birincisi, Erdoğan’ın 2023’te yeniden cumhurbaşkanı adayı olmasında sakınca bulunmadığı beyanıydı. Hatta muhalefet konuya yeterince ilgi göstermeyince beyanını tekrarladı.

İdam cezası tartışmaları

Oysa İYİ Partili Aytun Çıray daha Bozdağ’ın bu bahsi açmadan önce, bu tartışmaya girip Erdoğan’ın yeni bir mağduriyet kampanyası başlatmasına yol açmayacaklarını söylemişti. Meral Akşener Erdoğan’ın adaylığının ‘önünü açacaktı’; Altılı Masa Erdoğan’ı sandıkta yenmek istiyordu.

Belli ki Altılı Masanın -Anayasal zeminin el vermesine rağmen- gündeme dahi getirmediği bir konu kaşınmak isteniyordu.

Marmaris’teki orman yangını daha devam ederken MHP lideri Bahçeli ‘idam cezası’ bahsini yeniden açtı. Cumhurbaşkanı Erdoğan da ‘Ağza hoş gelmiyor ama’ diyerek tartışılmasına destek vermişti. Topa İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da girdi. Ancak Adalet Bakanı Bozdağ’ın da tartışmaya yeşil ışık yakması adeta muhalefeti orman yangınları ve sonraki adımda cinsel cinayetler ve terörizm üzerinden istemediği tartışmalara çekmeyi amaçlıyordu. (…)”

Yazının tamamı için TIKLAYINIZ

Paylaşın

BDDK’dan Sınır Getirilen Ticari Krediler İçin 3 Şart

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) geçen cuma duyurduğu TL ticari kredilere ilişkin son düzenlemeyle ilgili yeni bir açıklama yayınladı. Kurum, TL kredi kullanılması için döviz varlığına getirdiği sınırda, ‘bağımsız denetime tabi bir şirket statüsünde olmaması’ durumunda söz konusu şirketin karar kapsamına giremeyeceğini açıkladı. 

BDDK cuma günü TL ticari kredilerde yeni koşullar açıklamış, buna göre döviz varlıklarının TL karşılığı 15 milyon TL’yi aşmayan şirketlere kredi kullanım durumunda döviz varlıklarını 15 milyon TL üzerine çıkarmama şartı ve bu rakam üzeri döviz nakdi varlığı bulunan şirketler için ise bu varlığı aktifinin ya da satış hasılatının yüzde 10’unu aşması durumunda yeni nakdi TL ticari kredi kullanamaması şart getirmişti.

‘TL kredi kullanıp alan şirketler’

Daha önce bankalara, kredilerin amacına uygun olmayan işlemlerin gerçekleştirilmesinde kullanılmasının engellenmesi için ‘azami özenin ‘gösterilmesi yönünde talimatlar verildiği anımsatılan BDDK’nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “Ancak bazı şirketlerin, Döviz borcu ya da döviz yükümlülüğü olmamasına hatta döviz pozisyon fazlası bulunmasına rağmen, TL kredi kullanarak döviz alımı gerçekleştirdikleri ve döviz pozisyonu tuttukları görülmüştür. Yani üretime, istihdama, yatırıma gitmesi gereken uygun koşullu TL ticari kredi kaynakları, gerçek bir ihtiyaç olmadığı halde bazı şirketlerce döviz alımı amacıyla kullanılmaya devam etmektedir.

Bu itibarla, finansal istikrarın güçlendirilmesi ve kaynakların daha verimli ve üretken alanlarda kullanılarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasını ve kredilerin amacına matuf bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla gerekli görülen bir makro ihtiyati tedbir olarak 24.06.2022 tarihli ve 10250 sayılı Kurul Kararı alınmıştır.

Bu çerçevede, Kararın uygulanmasına ilişkin yaşanabilecek tereddütlerin giderilmesi bakımından aşağıdaki açıklamaların yapılmasında fayda görülmüştür:

Karar Kapsamına Dahil Olma Şartları ve Kapsama Dahil Olunmayan Haller:

1. 660 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili düzenlemeler uyarınca bağımsız denetime tabi bir şirket (Şirket) olması,

2. Şirketin YP nakdi varlıklarının (altın dahil, efektif döviz ile bankalardaki YP mevduatın) TL karşılığının 15 milyon TL’nin üzerinde olması,

3. Şirketin YP nakdi varlıkların TL karşılığının; aktif toplamından veya son bir yıllık net satış hasılatından büyük olanının yüzde 10’unu aşması.

Herhangi bir şirketin bu Karar kapsamına girebilmesi yukarıdaki her üç şartın birden sağlanması gerekmektedir.

1. şartın sağlanmaması halinde, yani bir şirketin ilgili mevzuat uyarınca bağımsız denetime tabi bir Şirket statüsünde olmaması durumunda söz konusu şirket bu karar kapsamına girmeyecektir.

1. ve 2. şart sağlanmasına rağmen, Şirketin YP nakdi varlıklarının TL karşılığının, şirketin aktif toplamının ya da son 1 yıllık satış hasılatının (büyük olan baz alınacaktır) yüzde 10’unu aşmaması halinde de kredi kullandırılmasına ilişkin herhangi bir kısıtlama olmayacaktır.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Yakında İktidar Olacağız

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’ın Türkiye’ye ziyaretini eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, kapatılan Cemal Kaşıkçı cinayeti dosyasına dair, “Yakında iktidar olacağız, dosyaların nasıl açıldığını, hesapların nasıl sorulduğunu herkese, bütün dünyaya duyuracağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Mavi Marmara saldırısında vefat eden Çetin Topçuoğlu’nun ailesini İstanbul’da ziyaret etti. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, ziyaretinin ardından gazetecilerin soruların da yanıt vererek açıklama yaptı.

Mavi Marmara saldırısını üzerine konuşan CHP lideri, “Şehitlerimiz var. Şehitlerimizin kanı üzerinden İsrail’le pazarlık yapıldı ve anlaşma zemini arandı. Bunu kabul etmek mümkün değil. Bu dava, bitmiş bir dava değildir. Biz bu davayı kapatmış değiliz. Herkesin hakkını ve hukukunu korumak zorundayız. Siz kendi vatandaşınızın hakkını ve hukukunu korumayacak da ne yapacaksınız?” dedi. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O nedenle geldim, oturduk konuştuk, dertleştik. Olayı anlatan kardeşimiz gözyaşlarını tutamadı. Hala bu acı yaşanıyor. Bunu çözmek zorundayız. Bu konuda biz elimizden geleni yapacağız. Bazı istekleri oldu o isteklerin de takipçisi olacağız Uluslararası sularda eğer bizim insanımız katlediliyor ve bunların hakkı hukuku aranmıyorsa, bir gece yarısı anlaşmayla sözde barış zemini yaratılmak isteniyorsa bunu kabul etmiyoruz. Dolayısıyla bu konu bizim için kapanmış bir konu değildir ve takipçisi olacağız.”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a ilişkin de açıklamalarda bulundu. “Düne kadar her türlü hakareti yaptığınız, her türlü eleştiriyi yaptığınız kişiyle kucaklaşıyorsunuz. Üç beş dolar için, üç beş kuruş için bunu Türkiye Cumhuriyeti devletinin kaldırması mümkün değildir. Bizim kaldırmamız mümkün değildir” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu ülkenin bir itibarı, saygınlığı vardır. Siz nasıl bu ülkenin saygınlığını itibarını üç beş kuruş için yerle bir edersiniz? Türkiye topraklarında bir cinayet işleniyor. Salman buraya gelmeden önce cinayet dosyası da kapatılıyor. Onu da araştıracağız. O dosya da bizim için kapanmış bir dosya değildir. Hiç kimse, ‘gider Türkiye Cumhuriyeti devletinde, bir konsoloslukta insanları öldürürüm, sonrasında üstünü kapatırız, böylece istediğim yerde cinayeti işlerim’ diye hevese kapılmasın. Bu dersi vermezseniz bu hevese kapılanlar olur. Bu dersi vermek zorundayız. Bu da bizim hedeflerimizden bir tanesidir. Türkiye’nin itibarına hiç kimse gölge düşüremez. Erdoğan’la oynuyorlar biliyorum. Aynı kayığa bindiler onu da gayet biliyorum. Aynı kayığa binebilirsin, dosyanın üzerini örtebilirsin ama Allah’ın izniyle yakında iktidar olacağız, dosyaların nasıl açıldığını, hesapların nasıl sorulduğunu, Türkiye’nin itibarının nasıl korunduğunu herkese, bütün dünyaya duyuracağız. Bu ülke itibarlı bir ülkedir. Ülkenin itibarını devleti yöneten birisi ayaklar altına alamaz.”

“O dosya bizim için kapanmış bir dosya değil”

Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’le bir görüşmesinin olup olmayacağı sorulan CHP lideri, “Aslında görüşmek için kendisinden talebim oldu. Fakat baskı altında. Dolayısıyla o görüşme gerçekleşemedi. Medya önünde rahatlıkla şunu söyleyebilirim. Kendisinin de öldürülen nişanlısının da hakkını, hukukunu sonuna kadar arayacağız. O dosya da bizim için kapanmış bir dosya değil” dedi.

Gazetecilerin, “Yunanistan’la gerilim var. Adaların silahlandırılması durumu var. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

“Erdoğan iç politikada üst perdeden konuşur tabii. Atar, tutar, şunu yaparım, bunu yaparım ama… hayatın gerçeğine baktığınızda hiçbir şey yapmayan, eli kolu bağlı, bir anlamda kendisi egemen güçlere teslim olmuş gibi bir havası var. İktidar değişecek. İktidar olacağız. Yunanlılar, Yunan yöneticileri bizim Kuva-i Milliyeci olduğumuzu biliyorlar. Bizim hangi gelenekten geldiğimizi, ülkenin çıkarlarını nasıl koruduğumuzu da gayet iyi biliyorlar. O yöneticiler aynı zamanda rahmetli Ecevit’i de rahmetli Erbakan’ı da çok iyi biliyorlar. Şimdi konuşsunlar. İktidara geldiğimizde o adalardaki silahların ne olacağını biz onlara göstereceğiz.”

Paylaşın

Ek Bütçeden Bakanlıklara 6 Milyar Liralık Enerji Ödeneği

AK Parti iktidarının TBMM’ye sunduğu ek bütçede, 2022 yılının henüz ilk altı ayında elektrik, doğalgaz ve akaryakıta art arda gelen fahiş zamların bakanlıklar ve bakanlıklara bağlı kamu kurum ve kuruluşlarına çıkardığı ek maliyet milyarlarca lira oldu.

Ek bütçede bakanlıklar için “tüketime yönelik mal ve malzeme alım giderleri” tanımıyla akaryakıt, elektrik ve yakacak alımları için ek ödenek tahsis edildi. CHP Enerji Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, ek bütçede bakanlıkların akaryakıt, elektrik ve yakacak için ayrılan ek ödenekleri yaptığı bir çalışmayla derledi. CHP’li Akın’ın çalışmasına göre sadece dokuz bakanlığın ek enerji maliyeti 6 milyar TL’yi geride bıraktı.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; CHP’li Akın’ın enerji maliyeti hakkındaki raporundan öne çıkan tespitler şunlardan oluştu:

“Adalet Bakanlığı’na üç farklı ek ödenekle toplam 1 milyar 754 milyon lira tutarında akaryakıt, elektrik ve yakacak için ek ödenek verildi. Enerji faturalarına gelen fahiş zamlar nedeniyle Dışişleri Bakanlığı’na ise yalnızca 10 milyon lira tutarında ek bütçe ayrıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilen ek bütçede 16 farklı kalemde akaryakıt, elektrik ve yakacak için ek ödenek verildi. Enerji faturalarının Milli Eğitim Bakanlığı’na ek bütçede tahsis edilen ek ödeneğe göre oluşturduğu toplam maliyet tutarı 2 milyar 437 milyon 223 bin lira olarak gerçekleşti.

Sağlık Bakanlığı’nın elektrik, akaryakıt ve yakacak tüketimiyle ilgili yer alan iki ayrı ödeneğinin ek bütçedeki toplam tutarı 667 milyon 491 bin lira oldu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın da ek bütçede enerji zamlarıyla ilgili iki farklı ödeneğinin toplam tutarı 337 milyon 390 bin lira olarak gerçekleşti. Ek bütçede Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın akaryakıt, elektrik ve yakıtla ilgili beş farklı ödeneğinin toplamı ise 513 milyon 416 bin lira olarak hesaplandı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na akaryakıt, elektrik ve yakacak ödeneğiyle ilgili 10 farklı kalemde toplamda 190 milyon 708 lira tutarında ek ödenek ayrıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na enerji zamları nedeniyle tahsis edilen üç farklı ödeneğin toplam tutarı da 29 milyon lira olarak gerçekleşti. Tarım ve Orman Bakanlığı’na enerji zamlarının ardından akaryakıt, yakacak ve elektrik nedeniyle verilen 6 farklı ek ödeneğin toplamı da ek bütçede 364 milyon 608 bin lira oldu.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, AKP iktidarının elektrik, doğalgaz ve akaryakıt zamlarıyla kendi bakanlıklarının da bütçelerini bozduğuna işaret etti. CHP’li Akın, hazırladığı rapor hakkında şunları dile getirdi:

“Yılbaşından bu yana elektrik, doğalgaz ve akaryakıta gelen zamlar nedeniyle vatandaşlar faturalarını ödeyemez duruma geldi. 1 Ocak 2022 tarihinden bugüne kadar elektrik faturaları 2 kez, doğalgaz faturaları 3 kez zamlandı. Akaryakıta ise neredeyse gün aşırı zam geldi. Elektrikte konut tarifesine düşük kademede yüzde 65, yüksek kademede yüzde 151 zam yapılırken doğalgaz konut tarifesine yüzde 120 oranında zam geldi. Akaryakıt ürünlerine ise yılbaşından bu yana benzinde yüzde 210, motorinde yüzde 234 oranında zam yapıldı. Bu fahiş zamlar nedeniyle AK Parti kendi bakanlıklarının bütçelerini de iflas ettirdi.”

Paylaşın

AK Parti’de Değişim Rüzgarları, Kabinede Revizyon Bekleniyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023 seçim kampanyası sürecinde yeni bir vitrinle vatandaşın karşısına çıkmak istediği, bu değişiklikler için ihtiyaç olması hâlinde olağanüstü kongre seçeneğinin de tartışıldığı ileri sürüldü.

Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu’nun haberi şöyle: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, bugüne kadarki ‘en kritik’ seçim olarak nitelendirdiği 2023 seçimleri için AK Parti’de âdeta bir teyakkuz durumu söz konusu.

Seçimi kazanmak için, Cumhurbaşkanı’nın önümüzdeki süreçte önemli ‘manevralar’ yapabileceği belirtiliyor.

Erdoğan Cumhurbaşkanı bir süredir konuşmalarında 2023 seçimlerinin, ‘ülkenin ve milletin kaderi bakımından gerçek anlamda bir yol ayrımını ifade ettiğine ve kritik öneme sahip olduğuna’ vurgu yapıyor. Özellikle ekonomide yaşanan sorunların sandıkta AK Parti’ye olumsuz yansımasının önüne geçilmesi için, Erdoğan’ın ‘yol ayrımı’ olarak gördüğü 2023 seçimlerine giderken, sürpriz adımlar atabileceği belirtiliyor. Bu adımların neler olabileceğine yönelik AK Parti kulislerinde farklı değerlendirmeler yapılıyor.

2023 seçimleri için hazırlıkların sürdüğü AK Parti’de sonbahar aylarında kapsamlı bir kabine ve parti yönetimi değişikliğine gidilebileceği konuşuluyor. Seçim kampanyası sürecinde Cumhurbaşkanı’nın yeni bir vitrinle vatandaşın karşısına çıkmak istediği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.

Olağanüstü kongre iddiası

Parti vitrininde yapılacak değişiklikler için ihtiyaç olması hâlinde olağanüstü kongre seçeneğinin de tartışıldığı belirtiliyor.

AK Parti kulislerinde sonbahar aylarında bir olağanüstü kongre yapılabileceği, bu kongrede 75 üyeden oluşan MKYK’nın yenileneceği ve beraberinde MYK’da da değişikliğe gidileceği konuşuluyor. Kulislerdeki bu senaryolar, AK Parti’ye önümüzdeki süreçte bazı yeni katılımların olacağı, partiye gelecek isimlerin ‘yönetim kadrosuna taşınabilmesi için olağanüstü kongreye ihtiyaç duyulacağı’ iddialarından da kaynaklanıyor.

Mevcut parti yönetiminden isimler ise, olağanüstü kongre seçeneğinin zayıf bir ihtimal olduğunu, ancak MYK’da bir değişiklik yapılacaksa, bu değişikliğin seçim kampanyası başlamadan önce gerçekleşmesinin beklendiğini dile getiriyor.

AK Parti’nin 7. olağan kongresi Mart 2021’de yapılmıştı. AK Parti’nin tüzüğüne göre büyük kongre, önceki kongrenin üzerinden iki yıl geçmeden yeniden yapılamıyor. Ancak Genel Başkanının veya MKYK’nın talebi ile olağanüstü kongreye gidilebiliyor.

Öte yandan, kabine değişiminin de sonbaharda gündeme geleceği, yeni kabinede ‘Siyasi kökenli’ isimlere yer verileceği, ikinci bir Cumhurbaşkanı yardımcısının atanabileceği, konuşulan iddialar arasında.”

Paylaşın

Elektrik Üretim Şirketlerine 3 Yılda 116 Milyar Lira Destek

Şirketlere, milyarlarca liralık piyasa dışı destek ödemesi yapıldı. Elektrik üretim şirketlerine son 10 yılda verilen destekler 133 milyar TL’ye ulaştı. Söz konusu ödemelerin 116 milyar TL’si son 3 yılda gerçekleştirildi.

Emeğiyle yaşayan yurttaşlar başta elektrik olmak üzere enerji faturalarındaki zamlarla daha da yoksullaşırken, elektrik üretim şirketleri ise piyasa faaliyetleri ile elde ettikleri gelirlerin dışında kamu bütçesinden verilen piyasa dışı destekler ve teşviklerle sürekli zenginleşiyor. Söz konusu şirketlere 116 milyar TL’si son 3 yılda olmak üzere 10 yılda toplam 133 milyar TL aktarıldı.

Türkiye’de 80’li yıllarda başlayan elektrik enerjisi sektörünün özelleştirilmesi ve üretimin piyasalaşması, AKP döneminde iktidara yakın bazı çevrelere sermaye transferi araçlarından biri olarak kullanıldı. Bu süreçte şirketlerin Yap-İşlet, Yap-İşlet-Devret, İşletme Hakkı Devri, Varlık Satışı gibi modellerle serbest üretici olarak yeni elektrik santralları yapmaları teşvik edildi. Kamu kurumlarının yatırım yapmalarının da engellendiği bu dönemde şirketlere kamu kaynaklarından sınırsız destekler sunuldu.

Doğrudan transferlerin, maliyet sübvansiyonlarının, vergi muafiyetlerinin, satış fiyatı ve yatırım desteklerinin yanı sıra arazi ve şebeke bağlantısı gibi kaynaklara erişim konusunda da ayrıcalık ve öncelikler sağlandı. Bu şirketlere kamu varlıkları tahsis edildi.

Alım garantisi, ucuz gaz, teşvik

Yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğe ABD Doları, yerli kömürden elektrik üreten santralların üretimlerinin bir bölümüne de TL üzerinden sabit fiyat ile alım garantisi verildi. Bazı elektrik üreticilerinin piyasa ortalama satış fiyatından daha yüksek fiyatlarla elektrik satmaları sağlandı. Bazı santrallar, üretimlerinden bağımsız olarak Kapasite Mekanizması adı altında da milyarlık ödemeler alırken, doğal gaz yakıtlı santrallara maliyetinin altında gaz satıldı, yerli kömür santrallarına çevre izni teşviki verildi.

BirGün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre, özelleştirilen yerli kömür yakıtlı santrallarının halkın sağlığını tehdit edecek şekilde üretimini sürdürmesine göz yumulurken çevre mevzuatına aykırı faaliyetlerini ortadan kaldırmaları için verilen süreler defalarca uzatıldı.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Komisyonu Üyesi Orhan Aytaç, elektrik üretim şirketlerine piyasa fiyatının üzerinde ve piyasa haricindeki ödemelerin ulaştığı büyüklüğü hesapladı.

133 milyar TL piyasa dışı destek ödemesi

Buna göre, 2018-2021 döneminde üretilen elektrik enerjisinin Piyasa Takas Fiyatı (PTF) ile hesaplanan ederi 338,65 milyar TL oldu. 2012-2021 arasındaki 9 yıllık dönemde, 16 milyar TL’si ilk 6 yılda olmak üzere toplam 133,28 milyar TL piyasa dışı destek ödemesi yapıldı.

Son 3 yılda PTF üzeri ödemelerin, Kapasite Mekanizması ödemelerinin ve doğal gaz santrallarına yakıt maliyeti desteğinin karşılığı ise 117,28 milyar TL oldu. Bu tutar üretilen elektrik enerjisinin toplam piyasa büyüklüğünün yüzde 35’ine ulaştı.

Paylaşın