Fitch Ratings, Türkiye’nin Kredi Notunu Düşürdü

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’nin kredi notunu B+’dan B’ye indirdi. Görünümünü ise “negatif” olarak teyit etti. Bloomberg’in aktardığına göre Fitch’in yaptığı değerlendirmede kredi notunun düşürülmesine ilişkin şu ifadeler yer aldı:

“Artan geriye dönük endeksleme riskleri, liranın ek olarak değer kaybetmesi ve döviz kuru geçişkenliğinin hem hız hem de büyüklük olarak artması nedeniyle yörünge oldukça belirsizliğini koruyor. Fitch, hızlı kredi büyümesinin hızını azaltmaya yönelik seçici makroihtiyati politikaların, makroekonomik ve finansal istikrara yönelik riskleri azaltmadığını düşünmektedir.”

Fitch yayımladığı raporda, TCMB’nin politika faizini, hızla yükselen enflasyona, Ukrayna’daki savaşın emtia piyasaları üzerindeki etkisine ve çoğu gelişmiş ekonomilerde sıkılaşan para politikasına rağmen, Aralık 2021’den bu yana yüzde 14’te tuttuğuna dikkat çekti.

Kuruluş, Türkiye’de yıllık enflasyonun 2022’de ortalama yüzde 71,4’e çıkacağını tahmin ettiklerini, 2023 yılında ise bu oranın yüzde 57’ye gerileyeceğini açıkladı.

Şubat’ta da düşürmüştü

Fitch 12 Şubat’ta aldığı karar ile Türkiye’nin kredi notunu BB-‘den B+’ya indirdiğini, görünümünü ise “negatif” olarak teyit ettiğini açıklamıştı. Fitch bu tarihte yayımladığı raporda, “daha sık ve yoğun politika odaklı” finansal stres dönemlerinin, Türkiye’de yüksek enflasyonu, düşük dış likiditeyi ve zayıf politika güvenilirliği açısından kırılganlıkları artırdığını belirtmişti.

Paylaşın

Türk Tabipleri Birliği Uyardı: Pandemi Bitmedi

Türk Tabipleri Birliği (TTB), yazılı bir açıklama yayınlayarak yetkililerin “pandemi bitti” algısı yaratabilecek tutumlardan kaçınması gerektiğini vurguladı. Açıklamada, yeni dalgaya etki edebilecek güncellenmiş aşıların ekim-kasım aylarında hazır olacağının altı çizilirken, gerekli önlemler alınmadığı takdirde yıkıcı etkiler yaşanacağına dikkat çekildi.

Vaka sayılarındaki yeniden artışla birlikte, TTB tarafından konuya ilişkin “COVID-19 Pandemisi Bitmedi” başlığıyla bir açıklama yapıldı. Haziran ayının ortalarından itibaren başta İstanbul olmak üzere ülke genelinde yeni bir dalganın başladığı ve hızlanarak vaka sayılarını ciddi şekilde arttırdığı belirtilen açıklamada şu sözlere yer verildi:

“Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan 26 Haziran-3 Temmuz haftası için yeni olgu sayısı, günlük ortalama 8 bin 159 olup bir önceki haftanın iki katından daha fazladır. Öte yandan %30-40’ları aşan test pozitiflik oranlarının açıkça gösterdiği üzere gerekenden çok az test yapılmakta olduğu düşünüldüğünde, Avrupa’da benzer nüfus ve varyant profiline sahip ülkelerdeki günlük 80-100 bini aşan sayılar bizim için de geçerli olabilir.”

Aşılama oranı düşük

Yeni varyantların ağır hastalık yapmasını engelleyecek olan ek aşıları yaptırmış olan kişi oranının 18 yaş üstü nüfusta %33, 12 yaş üstü nüfusta ise %11 olduğu vurgulanan açıklamada, kısa sürede milyonlarca insanın hastalanması ve işe gidememesi nedeniyle birçok işkolunda işlerin aksayabileceği belirtildi.

Açıklamada, yeni dalganın başladığı bazı ülkelerde sağlık ve havayolları hizmetlerinde aksamalar görülmesinin altı çizildi. Covid-19’un ölümle sonuçlanmasa bile bazı kişilerde uzun dönemde komplikasyonlara neden olduğu da hatırlatıldı.

Yeni önlemler gerekiyor

TTB, vaka sayılarının azaltılması ve başta aşısız olan küçük yaş grupları ile risk altındaki ileri yaş ve eşzamanlı hastalıkları olan yurttaşların korunması için alınması gereken bir dizi önlem açıkladı:

  • Yetkili makamlar, pandeminin sona erdiği Dünya Sağlık Örgütü tarafından ilan edilmediği sürece “Pandemi bitti” şeklinde algılanabilecek açıklamalar yapmaktan kaçınmalı,
  • Ülkemizde vaka sürveyansının, tüm vakaları saptayabilecek şekilde genişletilmesi, vakalara ait yaş, cinsiyet dağılımları, aşılanma durumları, il ve ilçe verileri, yoğun bakım doluluk oranları, vefat edenlerin ayrıntılı özellikleri açıklanmalı,
  • Yapılmakta olan genomik sürveyansın yaygınlaştırılarak, elde edilen verilerin harekete geçebilmeyi sağlayacak şekilde güncel olarak paylaşılması,
  • Primer aşılama ve ek aşı dozlarının yapılabilmesi için ciddi kampanyalar şeklinde aşılama çalışmalarının yapılması, 12 yaşın altındaki çocuklar için uygun aşıların sağlanarak aşılamanın başlatılması,
  • Toplumda infeksiyonun yayılımını engellemek üzere kapalı alanlarda ve toplu taşıma araçlarında maske kullanım zorunluluğunun yanı sıra, kapalı mekanların havalandırılmasını sağlayacak önlem ve düzenlemelerin hayata geçirilmesi ve pozitiflik saptananların veya temaslıların etkili izolasyonu için HES kodu uygulamasının hızla geri getirilmesi,
  • Yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle artacak insan hareketliliğinin virüsün yayılımını artıracağı ve en riskli grup olan yaşlıların bu yayılımdan doğrudan (ziyaretler nedeniyle) ve ciddi şekilde etkileneceği göz önüne alınarak topluma yönelik bilgilendirme çalışmaları yapılması ve önlemlere uyma çağrısında bulunulması,
  • İnfeksiyon geçirenlerin testlerini yaptırmaları, soğuk algınlığı (solunum yolu infeksiyonu) belirtileri/bulguları olduğu sürece; başkaları ile temas etmemeleri ve maske takmaları, evde kalarak işe gitmemeleri, özellikle kapalı ve kalabalık ortamlardan, yukarda belirtilen riskli kişilerle temastan kaçınarak infeksiyonun yayılımının engellenmesi konusunda katkıda bulunmaları, işverenlerin çalışanlarını bu yönde desteklemeleri böylelikle daha büyük işgücü kayıplarını engellemeleri gereklidir.
Paylaşın

Bilinen En Hızlı Yıldız Keşfedildi

Araştırmacılar bilinen evrendeki en hızlı yıldızı keşfetti. S4716 adı verilen yıldız, Samanyolu galaksimizin merkezindeki Sagittarius A kara deliğinin etrafında, 100 Astronomik Birim (AU, Dünya ile Güneş arasındaki mesafe) uzaklıkta dönüyor.

Yıldız, 100’den fazla yıldızdan oluşan ve özellikle hızlı hareket etmesiyle bilinen bir S kümesinde.

S4716’yı yaklaşık 20 yıl boyunca gözlemleyen bilim insanları, yıldızın 23,5 milyon kilometre çapa sahip süper kütleli kara deliğin etrafında saniyede 8 bin kilometre hızla ilerlediği ve yörüngedeki turunu sadece 4 yılda tamamladığı sonucuna vardı.

Yeni çalışmanın baş yazarı Dr. Florian Peissker, “Bir yıldızın, süper kütleli bir kara deliğin çevresinde, bu kadar yakın ve hızlı bir sabit yörüngede olması tamamen beklenmedik bir şeydi. Bu geleneksel teleskoplarla gözlemlenebilecek sınırı teşkil ediyor” dedi.

S4716’nın yakın mesafeli yörüngesi bilim insanlarının kafasını karıştırmayı sürdürüyor. Çek Cumhuriyeti’nin Brno kentindeki Masaryk Üniversitesi’nden çalışmaya dahil olan astrofizikçi Michael Zajaček, “Yıldızlar kara delik yakınlarında bu kadar kolay oluşamaz. S4716 içe doğru hareket etmek zorunda kalmış, örneğin S kümesindeki diğer yıldızlara ve nesnelere yaklaşmış ve bu da yörüngesinin önemli ölçüde küçülmesine neden olmuş” dedi.

Yıldızı gözlemlemek için toplam 5 teleskopa ihtiyaç duyulmuş. 5 teleskoptan 4’ü daha da doğru ve ayrıntılı gözlemlere imkan tanımak için büyük bir teleskop oluşturacak şekilde birleştirilmiş.

Araştırma, The Astrophysical Journal adlı bilimsel dergide yayımlandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Meral Akşener: Madem Dodurga Büyük Zafer O Zaman Sandığı Getir

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Çankırı’nın Dodurga beldesi seçimleriyle ilgili yorumlarını, “Madem doktor, avukat, kadın cinayetlerini, çocukların gençlerin umutsuzluğunu, ev kadınlarının çaresizliğini, çiftçinin çilesini örtebilecek kadar büyük bir seçim kazandınız, o zaman sandığı getir” sözleriyle değerlendirdi.

Sözcü gazetesi yazarı Deniz Zeyrek, Dodurga’da yapılan seçimi  köşesine taşıyarak, “Sanırsınız, Dodurga Türkiye’nin özeti gibi bir yer ve AK Parti’nin “Dodurga Zaferi”, 2023 yılında yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerin işaret fişeği” yorumunu yaptı.

“AK Parti’deki bu Dodurga Zaferi sevincini dün telefonla görüştüğüm İYİ Parti lideri Meral Akşener’e sordum” diyen Zeyrek, şunları aktardı:

“Kendisi, Konya’da katledilen hekimi, İstanbul’da katledilen avukatı anımsattı ve şöyle dedi:

“Bütün meslek grupları bu kadar acı içindeyken Erdoğan Dodurga zaferi kutluyor. Cumhurbaşkanı Sarayı’na kapatıldığından bu yana bu arkadaş bir paralel evrende yaşıyor. Saray yaşamında ülke gerçeklerini göremiyor. ‘Açım’ diyene ‘ne açı’ diyor. Madem doktor, avukat, kadın cinayetlerini, çocukların gençlerin umutsuzluğunu, ev kadınlarının çaresizliğini, çiftçinin çilesini örtebilecek kadar büyük bir seçim kazandınız, o zaman sandığı getir.”

Oyların yüzde 87,02’sini aldı

Çankırı’nın Orta ilçesine bağlı Dodurga beldesi yapılan belediye başkanlığı seçimini AK Parti ve MHP’nin ortak adayı Hasan Hüseyin Kaşıkçı, oyların yüzde 87,02’sini alarak kazanmıştı. Seçim sonrası Erdoğan: “Geçtiğimiz hafta yapılan Çankırı Dodurga seçimleri, Anadolu irfanının bir göstergesi olarak siyasi tarihimizdeki yerini almıştır” dedi.

Paylaşın

Resmi Gazete’de Yayınlandı: İlaca Yüzde 25 Zam

Resmi Gazete’de yayınlanan karara göre, bugünden itibaren geçerli olmak üzere tüm ilaçlara yüzde 25 zam geldi. Fiyatı düşük kaldığı için üretilmeyen az sayıda ilaç grubuna da ayrıca yüzde 20 zam yapıldı.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yer alan Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Karar’a göre ilaçlara zam yapıldı. Madde 2’ye eklenen geçici bir madde ile, beşeri tıbbi ürünlerine fiyatlandırılmasında kullanılan Türk lirası cinsinden bir avro değerinin, 2022 Temmuz’da yüzde 25 artırıldığı belirtildi.

Konuya ilişkin Sözcü’ye konuşan İstanbul Eczacı Odası Başkanı Pınar Özcan, bu kararın, bugünden itibaren tüm ilaçların yüzde 25 zamlanması anlamına geldiğini anlattı.

Özcan, zam kararının ilaç yokluğu sorununu bir nebze rahatlatabileceğini söyledi. Kararla eczacı karlarında da artışa gidildi. Özcan, bu artışın ilaç fiyatlarından bağımsız, teknik bir alt hesaplama olduğu bilgisini verdi.

Buna göre ilaçların depocuya satış fiyatının 100 TL’ye kadar olan kısmı için eczacı kârı yüzde 25’ten yüzde 28’e, 100-200 TL arasında olan kısmı için yüzde 16’dan yüzde 18’e ve 200 TL üstünde kalan kısmı için yüzde 12’den yüzde 13’e çıkarıldı.

Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı Bloomberg HT’ye konu ile ilgili yaptığı değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Belirtmek isterim ki biz eczacılar olarak ilaç fiyatlarının artışının tarafında olan bir kesim değiliz. Maalesef halkın ilaca ulaşabilirliği konusunda ciddi endişelerimiz vardı ve bugün ki uygulamanın da bunu çözeceğini düşünmüyoruz. Mevcut ilaç fiyat kararnamesi ile yapılan güncellemeler sadece günü kurtarmak adına bir pansuman niteliği taşıyor.

Son zamanlarda hem hammadde fiyatlarında ki hem de üretim maliyetlerinde ki artışlardan dolayı ilaç sanayisinin birçok ilacı üretmediğini ve ithal etmediğini gözlemledik. Bu durum hastaların ilaca erişimine sıkıntı yarattı ve eczacılar ile hastalar karşı karşıya geldi.

Bu kararname sadece ilaç fiyatlarını belirlemiyor, eczacılık kârlılıklarını da belirliyor. Buna karşın, bu hususta ne halk lehine ne eczacı lehine bir iyileştirme olmadığını görüyoruz.

Türkiye’nin bir an önce kura dayalı sistemden vazgeçmesi, yeni bir sistem oluşturması lazım. Eczacıların, ecza depolarının ve sanayicilerin kârlılıklarını belirleyen sistemin tekrar gözden geçirerek, insanların mesleğini devam ettirebileceği bir sisteme dönüştürülmesi lazım.

Fiyat güncellemesinin yılda 2 veya 3 kere yapılarak yıl içerisine yayılmasının, ilaç yokluklarını azaltacağını düşünüyorum. Bunun yanı sıra yerli ilaç sanayiinin güçlendirilmesi, yerli ilaç sanayisinde yeni ilaç moleküllerine yatırım yapılması gerekiyor.

Tabiri caiz ise, biz şu an bir montaj sanayisi gibi çalışıyoruz. Hammadde üretimimiz yok. Ambalaj materyalleri dahil olmak üzere ilacı oluşturan, reçetesini oluşturan hemen hemen her unsur yurtdışından ithal olarak geliyor. Dolayısıyla maliyetlerde ki artışı sadece kura bağlayıp kuru yılda bir kere bir önceki kurun yüzde 60’ını güncellemek Türkiye’deki ilaç sorununu günden güne büyüttü. Şu anda yüzde 80 civarında yeni bulunan moleküller ülkemize giriş yapmıyor, yani bu halkın tedavi hakkının da bir nebze elinden alınmış olması anlamına geliyor.

Türkiye’de 28 bin 700 eczane, halka sağlık hizmeti veriyor. Burdan elde ettiği gelirle yaşıyor ve bunların da birçoğunun kapanma riski var. Dolayısı ile biz halkın ilaç ve sağlık hizmeti alabilmesi için bu kararnameyi hiçbir açıdan olumlu bulmuyoruz.”

Paylaşın

Yeni MHK Başkanı Sabri Çelik Oldu

Mehmet Büyükekşi yönetimindeki Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yeni dönemde Merkez Hakem Kurulu (MHK) için kararını verdi. MHK’nın yeni başkanı Sabri Çelik oldu.

Haber Merkezi / Sabri Çelik başkanlığında oluşturulan MHK’da Murat Ilgaz, Aynur Aysun Akar, Baki Tuncay Akkın, Ahmet İbanoğlu, Aytekin Durmaz, Recep Sürhat Müniroğlu, İsmail Köse, Bülent Gökçü yer alıyor.

Sabri Çelik, 4. kez Merkez Hakem Kurulu Başkanı olarak iş başı yapacak. Çelik daha önce 2004-2005, 2019 ve geçen sezon MHK Başkanı olarak görev yapmıştı.

Bununla beraber Merkez Hakem Kurulu’nda geçen sezonu tamamlayan bazı isimlerin değişeceği öğrenildi. Sabri Çelik, 1959 yılında İstanbul’da doğdu. Uzun yıllar 1. Lig’de hakemlik yapan Sabri Çelik, UEFA organizasyonlarında birçok defa gözlemcilik görevini üstlendi.

Asıl mesleği öğretmenlik olan Sabri Çelik aynı zamanda eski MHK başkanları Bülent Yavuz ve Hilmi Ok dönemlerinde kurul içinde yer aldı.

Büyük hakem tartışmalarının yaşandığı geçen sezon, Ferhat Gündoğdu’nun istifasının ardından geçici olarak başkanlığa getirilen Sabri Çelik, sezonu Merkez Hakem Kurulu Başkanı olarak tamamlamıştı.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Kriz Ortamı 6 Ayda Rahatlar

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Kırşehir’in Kaman ilçesinde ziyaret etti. Pazar yerine giden DEVA Lideri Babacan’la konuşanların gündeminde ekonomi vardı.

Duvar’da yer alan habere göre, Babacan’ı karşılamaya gelen bir kişi “Gençsiniz, zindesiniz. Ekonomiden anlıyorsunuz. Bir ülkede ekonomi şarttır. Bunu başaracağınıza eminim. Ama muhalefetin ‘Gelince hesap soracağız’ söylemine de razı değilim. Bunlar da boş işler” dedi.

Ekonominin durumunun ne zaman düzeleceğine dönük soruya Babacan, “İş başına geldiğimizde altı ayda kriz ortamı rahatlar. Normalleşir. İki senede de enflasyon tek haneye düşer” yanıtını verdi.

DEVA lideri Babacan, bir kişinin “Cumhurbaşkanı’na verdik verdik, ne hale getirdi bizi” sözlerine “Artık yoruldu. Müsait bir yerde indireceğiz. Devam edeceğiz” diye karşılık verdi.

Akaryakıt fiyatlarına tepki gösteren bir kişinin ise Babacan’dan ilginç bir isteği vardı. Arabasının anahtarını çıkartan kişi, “Anahtarı Külliye’ye götürseniz de hediye etseniz. Tayyip ağama verseniz. Bir arabamız var, ona da binemiyoruz” dedi.

“Ben üretim yapıyorum. Benim elimden tutulması lazım” diyen üreticiye Babacan, “Devlet şu anda ‘Sen hiç çalışma. Üretim yapma. Sermayen varsa Kur Korumalı Mevduat hesabına yatır, yan gel yat’ diyor. Şu anda hükûmetin teşviki bu yönde. Türkiye’de çalışan, üreten zarar ediyor” ifadeleriyle karşılık verdi.

‘İlk hafta tek maaşa düşerler’

Babacan’ın pazarda karşılaştığı bir kişinin gündeminde de çoklu maaş tartışmaları vardı. “Bir sürü işsiz varken 10-15 maaş alanları dile getirin” sözlerine üzerine Babacan, “Anında keseriz. İlk bir haftada keseriz. Tek maaşa düşerler” yanıtını verdi.

Babacan ayrıca pazarda karşılaştığı kişinin “Düğün yapacağım yapamıyorum. Böyle olmaz” sözleri üzerine “Şu andaki iktidar bu sorunları çözemez. Bitti. Yapamazlar. Süreleri tamamlanıyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Enflasyon Nasıl Düşer, Alım Gücü Nasıl Yükselir?

Alım gücünün her geçen gün düştüğü Türkiye’de, haziran ayı yıllık enflasyon yüzde 78,62 olarak açıklandı. Bir yandan enflasyon artışı tartışılırken, bir yandan da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun TL kredi kullanımı için döviz mevduatına sınır getirmesinin ardından 16,03’lere inen dolar/TL kuru yeniden 17 liranın üzerini gördü.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, enflasyon artışının küresel piyasadan kaynaklı olduğunu açıkladı ve şimdiye kadar bir dizi önlemin alındığını ve alınmaya da devam edileceğini ifade etti.

Enflasyon artışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında da gündemindeydi. Enflasyonun şubat-mart ile birlikte kontrol altına alınacağını açıklayan Erdoğan, “Kimseyi işsiz bırakmadık, aç bırakmadık, açıkta bırakmadık” ifadelerini kullandı.

‘’Türkiye altı ay öncesine göre daha kötü bir evrede‘’

Peki enflasyon hangi adımlarla düşer ve de alım gücü eriyen hane halkı yüksek enflasyona karşı nasıl korunabilir?

Euronews’e konuşan Ekonomist Doç. Dr. Oğuz Demir, dünya ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’nin altı ay öncesine göre daha kötü bir evrede olduğunu belirtiyor.

Ekonomist Demir, görünende hükümetin enflasyonla bir mücadele içinde olmadığını ve enflasyonla kapsamlı bir mücadelenin şart olduğuna vurgu yapıyor.

‘’Bu yıl aralık ve ocak ayında aylık artış bu kadar yüksek olmayacağı için enflasyon kendiliğinden düşecek deniliyor. Matematiksel olarak bunun gerçekleşmesi için aralık ve ocakta yeni bir kur atağı olması, aylık enflasyonun aralıkta yüzde 13, ocakta yüzde 11’in altında kalması yeterli. Ama bu nasıl bir düşüş diye sorarsınız, kasımda yüzde 90’lara gidecek enflasyonun aralık ve ocakta yüzde 75’lere inmesi anlamına geliyor. Hala yüksek enflasyon dönemlerine göre yüzde 75. Bu bir değişiklik getirmez. Ama hayatımızda bir iyileşme olmuyor’’.

“Hükümet seçime endeksli olarak durgunluğu tercih etti”

Ekonomist Doç. Dr. Oğuz Demir, “Bu saatten sonra bir acı ilaç gerekiyor” diyor fakat bunun seçim sonrasına bırakıldığını ifade ediyor.

Seçimin sonucunun ekonomi açısından önemli olduğunu belirten Demir, hükümetin seçime endeksli olarak ‘durgunluğu’ tercih ettiğini dile getiriyor.

İkinci olarak ise hükümetin mevcut ekonomi modelinin şimdilerde değil, ülkeye para akışının sağlandığı 2010-2011 dönemlerinde denenmesi gerektiğini vurguluyor.

Hükümetin uygulamaya çalıştığı ekonomi paketinin zamanlamasının hatalı olduğunu savunan Oğuz Demir; “Faizi düşürerek ülkede yatırımları, üretimi ve ihracatı arttırmak, fiyatları düşürmek ve de sıcak paraya bağlı kalmamak mantıken doğru ama zamanlama yanlış’’ diyor.

Doç. Dr. Demir, seçim sonrasında enflasyon ile mücadelede döviz artışının durdurulmasının ve ülkeye kısa vadede para akışının sağlanmasının şart olduğu kanaatinde. Aksi durumda yılın son çeyreğinde ciddi bir durgunluk riski ile karşı karşıya kalınabileceğini düşünüyor.

“Ülkeye 2011 yılında paralar yağarken, o paraları inşaata gömmek yerine üretime yatırmalılardı. 2011’de aklınız neredeydi, neden yatırım yapmadınız? Belki bu kadar döviz açığı olmayacaktı. Bu modeli tercih etme hakları var ama ağır ödüyoruz. Bize şu an adı enflasyon olan başka bir ilaç içiriyorlar. Hatta iki ilaç içiriyorlar biri ‘durgunluk’ diğeri ‘enflasyon’. Her ikisi de acı ilaç ama içtiğimiz enflasyon ilacının bizi iyileştirme ihtimali yok. Durgunluk ise tüm dünyadan geliyor. Önümüzde seçim olduğu için ve dünyadan bu durgunluğun geldiğini görmedikleri için bu noktadayız. Bu durgunluk gerçekleşirse ‘Ne yapacağız’ sorusuna bir yanıt yok. Esas önemli nokta burası. Bizim döviz yeniden yükseldiğinde ne yapacağımıza dair bir formülümüz de yok.’’

Ekonomist Doç. Dr. Baki Demirel ise ekonominin istikrarlı büyümediği görüşünde. Halihazırda yoksul enflasyonunun yüzde 90 üzerinde olduğunu hatırlatan Demirel, ücretli kesimin ezildiğini ve hissedilen enflasyonun daha yüksek olduğunu vurguluyor.

Ekonomist, maaliyeti emekçilerin üzerine yıkan reformlar yerine, tekelleşmenin önünü kapatacak mali reformlar, vergi reformları, borç tasviyelerine ihtiyaç olduğunu dile getiriyor.

“Enflasyonun belirlenmesinde yoksulluk ve kur istikrarı önemli bir sorun yaratıyor. Dolayısıyla enflasyona yönelik çözüme ücret-fiyat, ücret-kur ihtilali olarak bakmamak lazım. Kar-fiyat ihtilali özellikle Türkiye’deki emek ekonomisinde enflasyonu besleyen önemli bir faktör. Neler yapılmalı? Ben küresel parasal hiyerarşinin mevcut olduğunu dolayısıyla en tepedeki para birimlerinin arkasındaki Merkez Bankaları faizi arttırırken, hatta bizim rakiplerimiz de faizi arttırırken bizim faizi sabit bırakma çabamız gerçeklikle uyuşmuyor. O nedenle politika faizini arttırmamız gerekiyor. Öteki taraftan aşamalı olarak politika faizini pozitif tarafa taşımak gerekiyor. Enflasyon yüzde 80’e geldi, politika faizimiz yüzde 14. Bu sebeple, faiz artışı gerekiyor. Ama bu yıkıcı olacak o nedenle bunun karşısına genişleyici maliye politikası konulmalı”.

“Yoksulların borçlarından başlayarak çiftçiler, öğrenciler ve esnaf-kurum için adım atılmalı”

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden çıkabileceğini ve sorunlarını çözebileceğini söyleyen Ekonomist Doç. Dr. Baki Demirel, bunun yolunun emekten yana iyi bir makro plan ortaya koymaktan geçtiğini ifade ediyor.

“Ayrıca yine aşamalı olarak sermaye kontrolü düşünülmeli ve ücretlere yüksek zamlar yapılmalı. Hane halkı ve firmaların zorlukları giderilmeli ve de bazı borçlar silinmeli. Yoksulların borçlarından başlayarak çiftçiler, öğrenciler ve esnaf-kurum için adım atılmalı. Bunu yapmak için de bir servet vergisine ihtiyaç var. Yine konut vergisine ihtiyaç var… ‘’

Euronews Fransızca servisine konuşan ekonomist Selçuk Geçer ise merkez bankalarının elinde politika faizi ve rezervler gibi iki önemli silah bulunduğunu ancak bunların zamanında kullanılmaması halinde enflasyonun kontrolden çıkabileceğini söyledi:

“Dünya ülkeleri olması gereken para politikalarını uygulayarak ekonomilerinin bu süreçten en az zararı görmesini sağlamaya çalışıyorlar. Merkez bankalarının elinde fiyat istikrarı için iki önemli silahı bulunuyor bunlar politika faizi ve rezervler. Bu silahları zamanında ve etkin bir şekilde kullanmazsanız enflasyon ve fiyat istikrarı kontrolden çıkar. Nitekim Türkiye 2015’ten beri uyguladığı yanlış para politikaları ile hem bu silahları tüketti hem de enflasyon ve para politikasının kontrolden çıkmasına neden oldu.

Son iki senede uyguladığı yanlış faiz politikası ve kur baskısı ise hem rezervleri çökertti hem de bütçede büyük açıklara neden oldu. Kuru rezervleri satarak tutabileceklerini sandılar. Ama olmadı ve rezervler tükenmesine rağmen kur atakları devam etti. Yüksek kurun yarattığı fiyat artışlarına bir de bütçe açığını kapama çabası ile getirilen aşırı zamlar eklenince ve faiz enflasyon makası açılınca sistem iyice bozuldu. Bu gün faiz silahı kullanılamaz halde. Yüzde 80 enflasyon ve kuru dizginlemek için faizlerin en az yüzde 100 olması gerekiyor. Bu yaklaşık 8600 baz puanlık bir artış demek. Böyle bir artış ise neredeyse imkansız.

Çünkü bu artış tüm pazarı kilitler. Öbür taraftan seçimler yaklaşırken Erdoğan’ın bu tür bir artış yapması politik intihar demek. 100-200 baz puanlar için ise artık çok geç. Yani yanlış para politikaları Türkiye’yi geri dönülemez bir çıkmaza soktu ve tüm dünya sıkılaşırken biz ne yazık ki hiç bir şey yapamıyoruz. Türkiye küresel krizden çok daha kırılgan. Makro dengeler her gün biraz daha bozuluyor ve ekonomik buhran biraz daha derinleşiyor. Kur kırılması, hiper enflasyon ve iflaslar kapıda.”

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Cari Açık Mayıs Ayında 6,47 Milyar Dolar Oldu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Mayıs 2022 Ödemeler Dengesi verilerini yayımladı. Buna göre Cari işlemler hesabı mayısta 6 milyar 468 milyon dolar açık verirken, 12 aylık cari işlemler açığı 29 milyar 444 milyon dolar oldu.

Haber Merkezi / TCMB tarfından paylaşılan verilerde cari açığın dış ticaret açığını yükseltmesine sebep olduğu belirtildi. TCMB verilerinde şu ifadelere yer verildi:

“Bir önceki yılın aynı ayına göre, hizmetler dengesi kaynaklı girişlerin 2.325 milyon ABD doları artarak 3.222 milyon ABD dolarına yükselmesi ve birincil gelir dengesi kaynaklı çıkışların 417 milyon ABD doları azalarak 913 milyon ABD dolarına gerilemesine rağmen, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının 5.699 milyon ABD doları artarak 8.753 milyon ABD dolarına yükselmesi etkili olmuştur.

Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı, bir önceki yılın aynı ayında 1.028 milyon ABD doları açık vermişken, bu ay 388 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler bir önceki yılın aynı ayına göre 1.545 milyon ABD doları artarak 2.097 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Bir önceki yılın aynı ayında 170 milyon ABD doları net giriş kaydeden ikincil gelir dengesi kalemi, bu ayda 24 milyon ABD doları net çıkış kaydetmiştir.

Finans hesabı

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 959 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Portföy yatırımları 4.325 milyon ABD doları tutarında net çıkış kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi ve devlet iç borçlanma senetleri piyasalarında sırasıyla 1.664 milyon ABD doları ve 495 milyon ABD doları net satış yaptığı görülmektedir.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak bankalar 1.852 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmiştir.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 1.280 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 1.056 milyon ABD doları ve Türk Lirası cinsinden 82 milyon ABD doları net artış olmak üzere toplam 1.138 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak; bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 172 milyon ABD doları, 154 milyon ABD doları ve 94 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmiştir.

Resmi rezervlerde bu ay 5.939 milyon ABD doları net azalış gözlenmiştir.

Paylaşın

Yıl Sonu Enflasyon Ve Dolar Beklentisi Daha Da Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) piyasa katılımcıları anketini açıkladı. Buna göre yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 69,94 olurken, dolar beklentisi ise 18,99 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Bir önceki anket döneminde enflasyon beklentisi yüzde 64,59’du. Dolar beklentisi ise bir önceki anket döneminde 18,89 seviyesindeydi. TCMB anketine göre 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde yüzde 40,23 olarak gerçekleşti. 24 ay sonrası enflasyon ise 24,27 oldu.

TCMB’nin yıl sonu faiz beklentisi ise anket katılımcıları tarafından yüzde 14 olarak tahmin edildi. Katılımcıların 2022 yıl sonu büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,5 iken, bu anket döneminde yüzde 3,6 olarak gerçekleşti.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, enflasyon artışının küresel piyasadan kaynaklı olduğunu açıkladı ve şimdiye kadar bir dizi önlemin alındığını ve alınmaya da devam edileceğini ifade etti.

Enflasyon artışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında da gündemindeydi. Enflasyonun şubat-mart ile birlikte kontrol altına alınacağını açıklayan Erdoğan, “Kimseyi işsiz bırakmadık, aç bırakmadık, açıkta bırakmadık” ifadelerini kullandı.

Merkez Bankası (TCMB) Mayıs 2022 Ödemeler Dengesi verilerini yayımladı. Buna göre Cari işlemler hesabı mayısta 6 milyar 468 milyon dolar açık verirken, 12 aylık cari işlemler açığı 29 milyar 444 milyon dolar oldu.

Paylaşın