EYT İçin Geri Sayım: Konuşulan 5 Formül Ortaya Çıktı

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) sigortalı olduktan sonra ‘oyunun kuralı değiştiği’ için iş hayatına başladığında vaat edilenden daha geç emekli olacak geniş bir kitle. Her siyasi görüşten, meslekten ‘üyesi’ var. 8 Eylül 1999’daki düzenlemeyle emeklilikleri ertelendi.

Düzenleme yapıldığında iktidarda olmayan AKP’nin yönetiminde de geri adım atılmadı. Aksine 31 Mayıs 2006’da çıkarılan 5510 sayılı kanunla nihai emeklilik yaşı 65’e kadar çıkarıldı. Muhalefetin mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin teklifleri reddedildi. Gerekçe olarak, ‘oluşacak mali yük’ gösterildi.

Ekonomik krizin etkisiyle seçmen desteğini önemli ölçüde kaybeden iktidar, son dönemde EYT sorununu yeniden gündeme aldı. Çalışmalarla ilgili milliyet.com.tr’ye açıklamalarda bulunan Sosyal Güvenlik Uzmanı Özgür Kaya şu ifadeleri kullandı:

“Birincisi biliyorsunuz kısmi emeklilik diye tabir ettiğimiz 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar 15 yıllık sigorta süresi ve 3600 günü tamamladıklarında 50 yaşında kadınlar, 55 yaşında erkekler emekli olabiliyordu. Kademeli yaş şartı getirildiği için 23 Mayıs 2014’ten sonra şartları yerine getirenler emekli olabiliyor. Bu durumda erkekler 60 yaş, kadınlar 58 yaşında emekli olabiliyor.

Yani 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olan kadınlar 15 yıllık sigorta süresi ve 3600 günü tamamladıklarında kadınlar 58 erkekler 60 yaşında emekli olabilir.

1. formül

Birincisi 15 yıl 3600 süresini yerine getiren ve 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlarda emeklilikte yaş şartı aranmayacak. Buna biz kısmi emeklilik şartı diyoruz.

2. formül

İkincisi ise 8 Eylül 1999 tarihinden önce sigortalı olanlar arasında kadınlar 20 yıl, erkekler 25 yıl hizmet süresi aranır. Burada maksimum 5 bin 975 gün prim şartı aranmaktaydı. İkinci alternatif olarak üzerinde çalışılan durum şu; erkekler 25 yıl ve 9 bin günü tamamlamış, kadınlar 20 yıl 7 bin 200 günü tamamlamışsa yaş şartına bakılmaksızın emeklilik formülü üzerinde duruluyor.

3. formül

Üçüncüsü biliyorsunuz eskiden 8 Eylül 1999 öncesi sigortalı olanlar 5 bin gün ile 5 bin 975 gün arasın prim ödeme şartı vardı ve yaş şartı yoktu. Burada bir sınırlama getirilmesi söz konusu olabilecek. 50 yaşını tamamlaması formülü duruluyor.

4. formül

Dördüncü olarak da bekleme süresinde indirim formülü üzerinde duruluyor. Ben 50 yaşıma geldim tamamlamam gün sayısı 5 bin 975 ise bu süreyi yaşı doldurana kadar beklemem gerekiyor. Yaşı bekleme süresini yarı yarıya düşürme formülü üzerinde duruluyor.

5. formül

Beşinci formül ise Avrupa modelidir. Bazı Avrupa ülkelerinde böyle bir uygulama var. 67 yaşında emekli olması gerekirken vatandaş 63 yaşında emekli olma talebinde bulunuyor. Burada maaşında belli bir kesinti yapılarak emekli aylığı bağlanıyor.

Mesela 63 yaşında emeklilik isterse 67 yaşına kadar kesintili emeklilik maaşı alıyor. 67’yi doldurduğu taktirde normal emekliliğe geçiyor. Burada puanlama sistemi var ve bu puanlama sistemini yakalamışsa bundan yararlanabilir.

Bu 5 formül üzerinden çalışma yürütülüyor. Bu formüllerden hangisi Türkiye’deki sosyal güvenlik yapısına uygun olursa, sosyal güvenlikte aktif, pasif dengesini bozmayacak ve ilave yük getirmeyecekse bunlardan birisi hayata geçirilecek.

Bu EYT konusu herkesin ağzında herkes bunu konuşuyor. Buna da belli bir formül getirilecek çözüm üretilecek.”

Paylaşın

Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’ndeki Muhtemel Rakibi Belli Oldu

UEFA Avrupa Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Avrupa Konferans Ligi’nde 3. eleme turu kuraları İsviçre’de çekildi. Şampiyonlar Ligi 2. eleme turunda mücadele eden Fenerbahçe’nin muhtemel rakibi belli oldu.

Fenerbahçe, Dinamo Kiev’i elemesi halinde UEFA Şampiyonlar Ligi üçüncü eleme turunda Avusturya’nın Sturm Graz takımıyla karşılaşacak.

Sturm Graz, 1909 yılında, Avusturya‘nın Graz şehrinde kurulmuştur. Kulübün renkleri siya beyazdır ve aynı zamanda kulüp Avusturya futbolunun en başarılı temsilcileri arasında yer almaktadır. Avusturya Bundesliga’da mücadele etmekte olan Sturm Graz, Avusturya’nın en eski kulüplerinden bir tanesidir.

Geçtiğimiz sezonu 5. Sırada bitiren Sturm Graz, Avusturya’nın Avrupa kupalarında en çok maça çıkmış kulübü olarak da kayıtlara geçmiştir. Avusturya Bundesliga’da uzun süredir mücadele eden Sturm Graz, 1998, 1999 ve 2011 yıllarında ciddi başarılar elde etmiştir.

Kulüp bu dönemlerde Avusturya’yı Avrupa kupalarında başarı ile temsil etmiştir. 106 yıl önce kurulmuş olan Sturm Graz, maçlarını 15,400 seyirci kapasiteli UPC-Arena’da oynamaktadır.

Kulübün en büyük rakibi, Grazer AK’dır. Sturm Graz, 1980’lı yıllarda Avrupa kupalarında çeyrek final görmeye başarmıştır. 1981 yılında ilk çeyrek finalini UEFA Kupası’nda yaşayan Sturm Graz burada tek mağlubiyet almıştır o da İngiltere temsilcisi Nottingham Forest’endir.

Fenerbahçe elenirse ne olacak?

Fenerbahçe, Dinamo Kiev’e elenmesi durumunda Şampiyonlar Ligi’ne veda edecek ve yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam edecek.

Bu durumda Avrupa Ligi 3. ön eleme turunda mücadele edecek Fenerbahçe, Sırp ekibi Partizan ya da Çekya temsilcisi Slovacko ile eşleşecek. Bu eşleşme de bugün kura çekiminin ardından belli olacak.

Dinamo Kiev – Fenerbahçe maçı ne zaman, saat kaçta?

Dinamo Kiev – Fenerbahçe maçı 20 Temmuz Çarşamba günü oynanacak. Mücadele TSİ 21.00 başlayacak. Rusya’nın Ukrayna işgali nedeniyle Dinamo Kiev iç saha maçını Polonya’nın Lodz kentinde oynayacak. Karşılaşmanın rövanşı 27 Temmuz Çarşamba günü Ülker Stadı’nda oynanacak.

Paylaşın

Aşırı Sıcaklıklar En Çok Hangi Organlarımıza Zarar Verebilir?

Son yıllarda küresel çapta yaşanan aşırı sıcaklar insan sağlığını da olumsuz yönde etkiliyor. Bir yandan kavurucu sıcaklar yangınlara neden olup binlerce kişilerin evlerini terk etmesine neden olurken diğer yandan da yoğun dumandan dolayı yaşanan hava kirliliği aşırı ısı artışları ile beraber vücudun hayati organlarına zarar verebiliyor.

Bu hastalıklar kanser, felç ve kalp krizi gibi tehlikelere  davetiye çıkarıyor. Vücudun adeta şok olmasına neden olmasına yol açan bu durumlardan en fazla hangi organlarımız zarar görebilir? İşte aşırı sıcaklardan öncelikli olarak korunması gereken gereken dört organ.

1) Deri

Aşırı sıcak günlerde güneş ışınlarına doğrudan maruz kalmak ultraviyole ışınlarının (UV) cilde önemli zararlar vermesine neden olabilir. Vücut ne kadar fazla güneş yanığına maruz kalırsa, kişinin cilt kanserine yakalanma olasılığı da o kadar artar.

2) Beyin

Yapılan son araştırmalar beyin fonksiyonlarının aşırı sıcaklıklarda yavaşladığını ortaya koydu. Net bir şekilde düşünmenin zorlaşmasının yanı sıra muhakeme hataları sayısının arttığı ve bilişsel işlevlerin gerilediği görüldü. Ayrıca aşırı sıcaklıklar nedeniyle kan ile beyin arasındaki bariyerin parçalanabilmesi riskinin artması beyinde protein ve iyon birikmesine neden olarak iltihaplanmalara yol açabilir. Aşırı sıcakların ruh sağlığını da olumsuz etkilediği ve bu tür günlerde kişilerin kendilerini daha sinirli hissedebileceği de uzmanların altını çizdiği diğer önemli bir konu.

New York’ta yakın zamanda yapılan bir araştırma, sıcak günlerde madde bağımlılığı, ruh hali ve anksiyete bozuklukları, şizofreni ve bunama şikayetleri ile hastanelere başvuran kişi sayısında artış olduğunu işaret etti. Diğer bir çalışma ise intihar oranları ile aşırı sıcaklıklar arasında doğru orantı olabileceğini gözler önüne serdi.

3) Akciğerler

Sıcak havanın diğer bir olumsuz etkisi de akciğerlerde yaşanabilir. Yüksek sıcaklıklara genelde durgun hava eşlik eder. Bu tabloya araçlar, enerji santralleri ve fabrikalardan havaya karışan zararlı dumanlar eklendiğinde insan için çok zararlı olan ozon seviyesi yükselir.

2008 yılında yapılan bir çalışma, sıcaklıklarda yaşanacak her bir derecelik artışta ozon kirliliğinin dünya çapında 22 bin kişinin ölümüne neden olacağını ortaya koydu. Kirlilik nedeniyle akciğer fonksiyonlarının azalması astım riskini de yükseltebilir.

4) Kalp

Vücut ısındıkça kan damarları genişler ve bu da kan basıncını düşürür. Beyinde kalp atışı, nefes alma ve kan basıncı gibi hayati süreçleri kontrol eden medulla oblongata, kalbin pompalanan kan miktarını artırmasını ister. Ancak kan basıncı düştüğünde, kalbin kanı vücutta dolaşımını sağlayabilmesi için daha fazla çalışması gerekir, bu nedenle kalp atışı hızlanır.

Kalbin bu süreçte yorulması kalp krizi yaşanmasına neden olabilir.

Uzmanlar, küresel sıcaklıklar arttıkça ölüm oranlarının da artacağını ve bu ölümlerin büyük ölçüde aşırı sıcakların kardiyovasküler sistem üzerinde yarattığı stresten kaynaklanacağını söylüyor.

Ayrıca aşırı miktarda UV, deri hücrelerinin DNA’sına zarar verebileceği gibi hasar arttıkça hücreler kontrol dışı büyümeye başlayabilir ve bu da cilt kanseri ile sonuçlanabilir.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’na Verilen Tazminat Cezası AYM’den Döndü

Anayasa Mahkemesi (AYM), Mehmet Özhaseki’nin Kemal Kılıçdaroğlu’na açtığı davada mahkemenin 12 bin liralık tazminat cezasını bozdu. Yüksek Mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verilen tazminat cezası Anayasa Mahkemesi’nden (AYM) döndü.

AYM’nin kararına göre, Kılıçdaroğlu, 2010’da TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada dönemin Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki’ye yönelik yolsuzluk iddialarını gündeme getirdi. Özhaseki’nin açtığı dava sonunda Kılıçdaroğlu’nun 12 bin lira tazminat ödemesine hükmedildi.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre; temyiz incelemesiyle birlikte karar, 2019’da kesinleşti. Kılıçdaroğlu da kararı AYM’ye taşıdı. Başvuruyu görüşen AYM, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti.

Kılıçdaroğlu’nun, söz konusu konuşmada olaya ilişkin şüphelerini açıkladığı, soruşturma açılması çağrısında bulunduğu aktarılan kararda, “Dava konusu sözler, mahkemeler tarafından olayın koşulları gözetilmeksizin değerlendirme konusu yapılmıştır. Mahkemeler, başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ve dolayısıyla demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olduğunu ikna edici bir şekilde, ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyamamıştır” denildi.

Paylaşın

Canan Kaftancıoğlu Hakkındaki Koruma Kararı Yine Kaldırıldı

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, “İçişleri Bakanlığı, papatya falına çevirdiği koruma tahsisini kaldırmış yine” açıklamasıyla İçişleri Bakanlığı’nın koruma tahsisini kaldırdığını duyurdu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu hakkındaki “koruma kararı” İçişleri Bakanlığı’nca yine kaldırıldı.

Sosyal medya paylaşımında artık tahsis edilse de korumaları kabul etmeyeceğini söyleyen Kaftancıoğlu şunları söyledi:

“İçişleri Bakanlığı, papatya falına çevirdiği koruma tahsisini kaldırmış yine. Baştan söyleyeyim tahsis etseniz de kabul etmeyeceğim artık. Yoğun çalışma tempoma rağmen bir gün bile sızlanmadan işini en iyi şekilde yapanlara sonsuz teşekkür! Devlet akıl, ahlak ve adaletle yönetilir. Çok az kaldı. Devleti babalarının çiftliği gibi gören, görmekle kalmayıp o şekilde yönetenlerden, önce sandıkta sonra hukuk karşısında öyle bir hesap soracağız ki göreceksiniz tüm dünyaya örnek olacak!”

Paylaşın

Merkezi Bütçe, Haziran Ayında 31 Milyar 59 Milyon TL Açık Verdi

Haziran ayında bütçe 31 milyar 59 milyon lira açık verdi. Haziran ayında bütçe giderleri 212,1 milyar TL, gelirleri se 181 milyar TL oldu. Açığın dolar cinsinden karşılığı mevcut kurla 1.77 milyar dolar. Faiz dışı dengede de açık 18,3 milyar TL oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Haziran ayına ilişkin merkezi yönetim bütçe verilerini yayımladı. Buna göre bütçe 31,1 milyar TL açık verdi. Yılın ilk yarısında ise bütçenin 93,6 milyar TL fazla verdiği görüldü.

Bütçe Haziran ayında 31,1 milyar TL’lik açık verdi.

Bir önceki ay bütçede 144 milyar TL’lik fazla kaydedilmişti.

Faiz dışı dengede de 18,3 milyar TL’lik açık izlendi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, Haziran ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 212,1 milyar TL, bütçe gelirleri 181 milyar TL oldu.

Haziran’da bütçe giderlerinin 12,77 milyar TL’sini faiz harcamaları, 199,31 milyar TL’sini ise faiz dışı harcamalar oluşturdu.

Gelirler tarafına bakıldığında ise bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Haziran ayı gerçekleşme oranı 2021 yılında yüzde 8 iken 2022 yılında yüzde 7,1 oldu.

2022 yılı Haziran ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 108,4 oranında artarak 152,64 milyar TL olarak kaydedildi. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2021 yılında yüzde 7,9 iken 2022 yılında yüzde 7 oldu.

Yılın ilk yarısında 93,6 milyar TL’lik fazla

Merkezi yönetim bütçesi 2021 yılı Ocak-Haziran döneminde 32,54 milyar TL açık verirken 2022 yılı Ocak-Haziran döneminde 93,56 milyar TL fazla verdi.

2021 yılı Ocak-Haziran döneminde 58,33 milyar TL faiz dışı fazla verilmişken 2022 yılı Ocak-Haziran döneminde 228,21 milyar TL faiz dışı fazla verildi.

Paylaşın

Tarımda Yıllık Üretici Enflasyonu Yüzde 148,90

Tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) yıllık yüzde 148,90 arttı, aylık bazda ise yüzde 0,66 azaldı. Haziran 2022’de, endekste kapsanan 82 maddeden, 23 maddenin ortalama fiyatında azalış, 56 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşirken, 3 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi, Haziran 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, tarım ürünleri üretici fiyat endeksi (Tarım-ÜFE) yıllık yüzde 148,90 arttı, aylık bazda ise yüzde 0,66 azaldı.

Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla yüzde 277,14 ile lifli bitkiler ve yüzde 184,99 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 64,63 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve yüzde 70,00 ile koyun ve keçi, canlı; bunların işlenmemiş süt ve yapağıları oldu.

Haziran 2022’de, endekste kapsanan 82 maddeden, 23 maddenin ortalama fiyatında azalış, 56 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşirken, 3 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı.

Aylık bazda fiyatı en fazla düşen gruplar sırasıyla, yüzde 23,82 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 21,74 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu.

Aylık artışın yüksek olduğu alt grup ise yüzde 29,01 ile yağlı meyveler ve yüzde 23,11 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Paylaşın

Demirtaş: PKK’nin Türkiye’ye Karşı Silah Bırakmasını İsterim

“HDP Türkiye partisi değil” eleştirilerinden seçim sürecine ve “HDP’nin PKK ile bağı var” iddialarına net olarak yanıt veren eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “PKK’nin Türkiye’ye karşı tümden silah bırakmasını isterim” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, t24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı. Söyleşinin bir kısmı şöyle.

t24’e yazdığınız son yazıda ‘HDP olarak Türkiye açılımı yapmak zorundayız’ dediniz. Türkiye açılımından tam olarak kastınız nedir?

Öncelikle sizi ve Levent Bey’i, yeni dönemde aynı ekranda yeniden görebilmeyi umduğumu belirterek başlamak istiyorum.

HDP’nin programının da politikasının da son derece güçlü ve doğru olduğunu düşünüyorum. Sağ partilerin hiçbiri Türkiye partisi değilken HDP tam bir Türkiye partisidir. Çünkü Türkiye tek bir etnik kimlikten de tek bir inançtan da oluşmuyor. Bu açıdan HDP, temsil yönüyle Türkiye’deki her kesimi kapsıyor.

Türkiye’deki farklı kimlik ve inançları yok sayan ırkçı partiler bile kendilerini Türkiye partisi olarak tanımlıyorlar ve kimse de bunda bir sorun görmüyor. Dolayısıyla asıl Türkiye partisi olmayanlar sağ milliyetçi, ırkçı partilerdir.

Benim HDP için söylediğim, çizgisini daha görünür kılmak için çaba sarf etmesidir. Toplumun önemli bir kesimi bölünme, silah, şiddet, terör korkusu yaşıyor. İktidar da bu korkuları sürekli kaşıyarak öfkeyi HDP’ye yönlendiriyor. Dolayısıyla HDP bir günah keçisine dönüştürülmüş oluyor.

Bu cendereden çıkmak için HDP’nin daha fazla birlik ve barış mesajı vermesi, bu yönlü politikalarını somut ve görünür kılması yerinde olur. Gerekirse her gün birkaç kez, ülkeye iç barışı getireceğimizi, şiddeti kalıcı olarak sonlandıracak politikalarımızı aktarmak, bölünme diye bir gündemimiz olmadığını ikna edici şekilde anlatmak ve tüm toplumu barış, kardeşlik, duyguları etrafında buluşturmak zorundayız.

Bu açılımın parametrelerini netleştirir misiniz? Peki nasıl bir açılım?

İktidar tüm olanaklarıyla HDP’ye yönelik kirli propaganda ve algı çalışması yürütürken bizim yüzümüzü doğrudan halka dönerek niyetimizi, içten düşüncelerimizi bıkmadan ve usanmadan anlatmamız gerekir. “Biz zaten mağduruz, bizi anlamak zorundasınız” deyip yerimizde oturamayız.

Mithat Sancar’ın da son röportajında altını çizdiği gibi; HDP, PKK’nin uzantısı, sözcüsü ya da destekçisi değildir. PKK ile bir bağı yoktur. Bunu Türkiye kamuoyuna anlatabilmemiz gerekir. Demokratik siyaset yürüten bir partinin silahlı bir örgütle bağı olamaz.

Öte yandan, HDP’nin Kürt sorununa bakışı da çözüm önerileri de birçok partiden farklıdır ve en gerçekçi olandır. Bizim çözüm önerimiz askeri operasyon değil, diyalog ve müzakeredir. Diyalog ve müzakerenin yegane çözüm yolu olduğunu da topluma iyi anlatabilmek gerekir. Bu bakış açısı nedeniyle kimse HDP’yi, PKK’nin siyasi uzantısı gibi göremez.

Bu konular Türkiye toplumuna uygun bir dille ve doğru şekilde anlatılamadan siyaset alanını genişletmek mümkün olamıyor.

Tüm bunlarla birlikte, Türkiye’de demokrasinin gelişmesi hepimizin kurtuluşudur. Ekonomik sorunlar başta olmak üzere bütün sorunlarımızı ve Kürt sorununu çözümünü, ancak demokrasiyi büyüterek sağlayabiliriz.

Türkiye’nin yedi bölgesine de bunları tekrar tekrar, kardeşlik duyguları içinde anlatarak halkı kucaklayan politikalar üretmeliyiz.

Bir diğer önemli ifadeniz ‘HDP’nin yaşadığı mağduriyetler, siyasi kararlar alırken duygusal davranma gerekçesi olamaz. Türkiye’de değişim istiyorsak bunu kendimizden başlatma cesaretini göstermek zorundayız. Aksi halde, haklı olmamıza rağmen yeterince inandırıcı olamayız’. Nedir değişmesi gereken?

HDP, demokrasi iddiası en güçlü olan partidir. Dolayısıyla öncelikle parti içi demokrasiyi büyütmek ve kurumsal hale getirmek temel görevimiz olmalı.

Tüm önemli kararlar, tabanda halkın öznesi olduğu bir tartışma süreci işletilerek alınmalı. HDP bunu zaman zaman yapıyor ama daha sık ve yoğun yapılmalı.

İkincisi; tüm milletvekili, belediye başkanı ve belediye meclisi üyesi adayları mutlaka şeffaf ve demokratik bir ön seçimle belirlenmeli. HDP’de, ön seçimden çıkmamış hiçbir aday olmamalı. Bu noktayı, seçimler yaklaştıkça sık sık dile getireceğim.

Yine, bize yönelik saldırılar yoğun ve acımasızdır diye öfke dilini asla kullanmamalıyız, siyasi intikam duygularına kapılmamalıyız. “Bize şunu yaptılar, bunu dediler, o halde biz de sertleşeceğiz” demek yerine demokratik meşru mücadele zemininde kararlılıkla direnmeliyiz.

HDP büyük ve köklü bir partidir. Güçlü bir tabanı, büyük bir halk desteği vardır. Tüm zorlukları da aşabilecek iradeye sahiptir.

Aynı yazıda ‘Siyasetin ve şiddetin bir arada olamayacağını bizim de bildiğimizi, bütün sorunlarımıza Türkiye’nin bütünlüğü içinde çözüm aradığımızı ve onurlu bir barış için ciddiyetle çalıştığımızı tüm Türkiye’ye en uygun dille, söylemle anlatmamız gerekir’ diyorsunuz. Bu cümlenizden yalnızca parmakların tetikten çekilmesi değil silahlara veda da anlaşılıyor. Çağrınızın muhataplarından biri devletse diğeri de PKK’mi? PKK artık silahlara veda demeli mi?

Evet, devlet de PKK de sorunu artık şiddet zemininin dışına çıkarmak zorundadır.

Ben mümkünse PKK’nin Türkiye’ye karşı silahları tümden susturmasını, bırakmasını isterim. Ancak ve ne yazık ki ortada iki temel engel var, bunları da herkesin bilmesi lazım.

İlki, Hükümet askeri operasyon dışında hiçbir seçeneği devreye koymuyor, tartışmıyor, silahta ısrar ediyor. Oysa biz PKK’nin ikna edilmesi gerektiğini savunuyoruz.

Burada da ikinci engel çıkıyor, o da İmralı tecrididir. Çünkü PKK’yi ikna edebilecek kişi Öcalan’dır, onu da yıllardır tecritte tutuyorlar.

Bu engellere rağmen PKK silahlarını susturursa bundan mutlu olurum. Ama deneyimlerimiz, bunun kolay olmadığını gösterdi maalesef.

‘Türkiye sınırlarının içinde ve dışında çatışma durumuna dair en etkili barış kurucu aktör Öcalan’dır’ diye bir yazınız var. İktidarın Öcalan ile görüşerek seçimlere doğru bir ‘avantaj’ yakalamaya çalışacağına dair spekülasyonlar yapılıyor. Nasıl bakıyorsunuz?

Hükümet silahların susması için Öcalan ile görüşürse doğru bir şey yapmış olur. Bu ülkenin evlatlarının canlarını kurtarmak, kimsenin karşı koyacağı bir şey olamaz.

Akan kanın durması AKP’ye oy getirir diye barışa karşı çıkmak ahlaken de siyaseten de yanlış olur. AKP’ye yarayıp yaramayacağını bilemem ama Türkiye toplumuna yarar, herkes nefes alır. Böyle bir durumda HDP seçmeni AKP’ye oy verir mi diye merak ediliyorsa bunun yanıtını ancak sandıkta görebiliriz.

HDP seçmeni tüm gelişmeleri, muhalefetin tutumunu, her şeyi iyice ölçer, biçer ve en doğru kararı verir. Ben, seçmenimize çok güveniyorum.

Sizce Türkiye’nin bugün bir numaralı sorunu Erdoğan’ın seçimde yenilgiye uğratılması mı?

Hayır, değil. Türkiye’nin bir numaralı sorunu ülkede demokrasi olmaması.

Erdoğan’ın gitmesi demokrasiyi otomatikman getirmiyor. Bizim üçüncü yol siyasetimiz tam da budur zaten. Biz AKP ve Erdoğan karşıtlığı ya da Altılı Masa taraftarlığı üzerinden siyaset yapmıyoruz. Sadece köklü, radikal demokrasiyi büyütmeye odaklanmış durumdayız.

Stratejik hedefimiz budur. Geri kalan her hamlemiz bu stratejiye uygun taktiklerdir. Taktiklerimiz değişkenlik gösterebilir ama stratejimiz değişmeyecektir.

Paylaşın

Pasifik’te Heyecan Verici Keşif: Sürpriz Deniz Canlısı Yakalandı

Keşif gemisi Nautilus, Pasifik Okyanusu’nda sıradışı bir keşif yaptı. ABD’nin Hawaii eyaletinin batısındaki Johnston Atolü yakınlarında daha önce gözlemlenmeyen bir deniz dağını inceleyen ekip, deniz teleğiyle (sea pen) karşılaştı.

Nautilus ekibi bu yaratığın Pasifik Okyanusu’nda ilk kez görüldüğünü vurguladı. Deniz telekleri, mercan ve denizanalarını da içeren hayvan şubesi knidlilerin bir üyesi.

Araştırma ekibi, bu cinsin tanımlanan tek türünün Solumbellula monocephalus olduğunun altını çizdi. S. monocephalus’un sadece Atlantik ve Hint okyanuslarında yaşadığı düşünülüyordu.

Uzmanlar, görüntüler üzerinde incelemelerin süreceğini ve bunun Pasifik Okyanusu’ndaki ilk S. monocephalus mu yoksa daha önce görülmeyen bir tür mü olduğunun belirlenmeye çalışılacağını bildirdi.

Videodaki yaratık, suyun 2 bin 994 metre altında görüntülendi. Deniz teleğinin sapının 2 metre olduğu belirlendi. Yaratığın sapında dikenler de var.

Keşif gemisi, ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin desteklediği Ocean Exploration Trust (Okyanus Araştırmaları Vakfı) tarafından işletiliyor.

Ünlü yolcu gemisi Titanic’in ve Alman savaş gemisi Bismarck’ın enkazını keşfeden araştırmacı Robert Ballard’ın yönetiminde olan vakıf, dalgıçların ve kameraların okyanus tabanında gördüklerini canlı yayımlıyor ve izleyicilere okyanus derinliklerine bakma fırsatı sunuyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Mbappe, En Değerliler Listesinde Açık Ara Zirvede

Transfer döneminin başlamasıyla futbolcu değerleri de güncellendi. Mbappe zirvede, Haaland 2. sırada yer aldı. Şubattan bu yana değerini en çok artıran ise Real Madridli Junior oldu. Bellingham, 21 yaş altındaki en değerli isim olarak kayda geçti.

KPMG Football Benchmark ekibi, transfer döneminin başlaması sonrası Temmuz 2022 döneminde futbolcuların değerlerini güncelledi.

Raporda Avrupa’nın en büyük 5 ligi olarak kabul edilen Almanya (Bundesliga), Fransa (Ligue 1), Birleşik Krallık (Premier Lig), İspanya (La Liga) ve İtalya’nın (Serie A) yanı sıra Portekiz, Türkiye, Hollanda gibi ülkelerdeki oyuncular da yer aldı.

Paris Saint-Germain ile yeni sözleşmeye imza atan Kylian Mbappe, en değerli isim oldu. Real Madrid’in genç yıldızı Vinicius Junior, Şubat 2022’den bu yana değerini en çok artıran oyuncu olarak kayda geçti. 21 yaş altı oyuncular klasmanında Borussia Dortmund’da oynayan Jude Bellingham ilk sırada yer aldı.

Mbappe, en değerliler listesinde açık ara zirvede 

2021-22 sezonunun tamamlanmasıyla ismi Real Madrid ile anılan ve herkesin İspanyol ekibine imza atmasını beklediği Kylian Mbappe, PSG ile sözleşme yenileyerek büyük sürprize imza attı.

Yeni kontrat sonrası 230,1 milyon euroya değeri yükselen Mbappe, bu alanda zirvenin sahibi oldu.

Fransız futbolcu, geçen yılın aynı döneminde 175 milyon euro ile yine listenin tepesindeydi.

Mbappe ayrıca CIES’in Haziran 2022 raporunda da 205 milyon euro ile ilk sıraya yerleşmişti.

PSG formasıyla bu sezon 35’i Ligue 1, 8’i UEFA Şampiyonlar Ligi ve 3’ü Fransa Kupası olmak üzere toplam 46 maça çıkan Mbappe, 39 gol ve 26 asistlik performans sergiledi.

Manchester City’nin yeni transferi Haaland ikinci sırada

Menajeri Mino Raiola’nın ani ölümü sonrası geleceği merak edilen oyuncuların başında Erling Haaland geliyordu.

Norveçli yıldız, Borussia Dortmund’dan ayrılarak serbest kalma bedeli 60 milyon euroyu ödeyen Manchester City’ye transfer olarak adından söz ettirdi.

Güncel piyasa değerini 143,8 milyon euroya yükselten Erling Haaland, en pahalı ikinci isim oldu.

Haaland’ın Ağustos 2021 raporundaki değeri 134 milyon euro olarak kayıtlara geçmişti.

Norveçli yıldızın CIES raporundaki market ederi 152,6 milyon euro.

Foden, altyapıdan yetişti, en pahalı 3. oyuncu oldu

Pep Guardiola’nın en önemli silahları arasında yer alan 22 yaşındaki Foden, altyapısından yetiştiği Manchester City ile yükselişini sürdürüyor.

Mbappe ve Haaland’ın ardından listenin üçüncü sırasına yerleşen Foden’a 140,2 milyon euro değer biçiliyor.

Foden’ın geçen yılki market değeri 102 milyon euro olarak gerçekleşmişti.

Büyük Britanyalı sporcu değerini en çok artıran genç futbolcular arasında yer almıştı.

Manchester City’de bu sezon 45 müsabakaya çıkan Foden, 14 gol, 11 asist üretti.

Foden’ın mukavelesi 2023-24 sezonu sonunda tamamlanıyor.

Değerini en çok artıran Vinicius Junior

Real Madrid’in 21 yaşındaki yıldızı Vinicius Junior, Şubat 2022’den bu yana değerini en çok artıran oyuncu olmayı başardı.

Bu sezon Real Madrid’de La Liga ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşayan Junior, söz konusu süreçte değerini 35.5 milyon euro artırarak 135,8 milyon euro ile en pahalı 4. oyuncu konumunda.

Bu alanda Junior’o Milan’lı Rafael Leao izliyor. Şubat ayından bu yana değerini 33,2 milyon euro artıran Leao’nun güncel market değeri 75,7 milyon euro.

Listenin üçüncü sırasında ise yine bir yeni transfer yer alıyor.

Liverpool’un Benfica’dan kadrosuna kattığı Darwin Nunez, değerini 32,3 milyon euro artırdı ve 81,3 milyona ulaştı.

21 yaş altının en değerlisi Jude Bellingham

Avrupa’nın dev kulüplerinde forma giyen 21 yaş altındaki en değerli oyuncular da Football Benchmark’ın raporunda yer buldu.

Borussia Dortmund’un 19 yaşındaki oyuncusu Jude Bellingham 116,2 milyon euro ile gençler arasındaki en değerli isim oldu.

Barcelona’nın 19 yaşındaki yıldızı Pedri, 101,5 milyon ile ikinci sırayı alırken Arsenal’den Bukayo Saka kürsünün üçüncü basamağına çıktı.

Yine Barcelona’dan Ansu Fati 71,6 milyonla dördüncü olurken Bayern Münih’ten Jamal Musiala 69,8 milyonluk değeriyle beşinciliği elde etti.

Listenin 17 yaşındaki en genç oyuncusu Barcelona’dan Gavi, 45,1 milyon market değeriyle 10. sıradan listeye dahil oldu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın