Erdoğan, Tahran’da Suriye İçin ‘Yeşil Işık’ Arıyor

Rusya, Türkiye ve İran Suriye’de süre giden çatışmayı sona erdirmek hedefiyle 11 yl önce başlatılan ve “Astana barış süreci” olarak adlandırılan müzakerelerin yeni bir evresi olarak Suriye’deki son durumu görüşmek üzere Salı günü İran’ın başkenti Tahran’da bir araya geliyor.

Üç ülke de Suriye’de güç bulunduruyor. Rusya ve İran, Selefi muhaliflere karşı Şam rejimini desteklerken Türkiye isyancıları destekliyor. Salı günkü zirve, Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlerine yönelik yeni bir saldırı başlatma tehdidinin gölgesinde toplanıyor.

Al Monitor’un haberine göre toplantıya ev sahipliği yapan İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi toplantı öncesinde Türkiye’nin Suriye’deki herhangi bir askeri harekatının “bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği” uyarısında bulundu.

Tahran zirvesi, Erdoğan’ın, Şubat’ta Ukrayna’yı işgal kararnamesi yayınlamasından bu yana Putin ile ilk yüz yüze görüşmesi olacak. Erdoğan uzun süredir Putin’le buluşma arzusunu dile getiriyordu.

AFP’ye demeç veren Rus yorumcu Vladimir Sotnikov, Türkiye’nin Suriye’deki istilasını Rusya’nın Ukrayna’daki işgaliyle meşrulaştırmayı hedeflediğini söylüyor.

İran ve Rusya “yeşil ışık” yakacak mı?

Erdoğan Ankara’nın “terörist” olarak gördüğü Kürt gücü YPG ve Kürt-Arap ortak ordusu SDG’yi hedef alıyor. Suriye hükümeti, Türkiye’nin yeni bir saldırı başlatma tehditlerini pek çok kez kınadı.

Carnegie Europe uzmanlarından konuk araştırmacı Sinan Ülgen, Ankara’nın operasyonunu başlatmadan önce Moskova ve İran’ın onayını aradığını söyledi.

Ülgen Ankara’nın özellikle hedef almak istediği Tel Rıfat ve Membiç’in “Rusya’nın kontrolü altında” olduğunu ve Türkiye’nin operasyonu sonuçlandırmak açısından bu bölgede “hava sahasını kendisine açmasını istiyor.” Ülgen’in yorumuna göre Ankara özetle Rusya ve İran’dan “yeşil ışık” istiyor.

Ancak şu ana kadar Rusya ve İran, Ankara’nın önünü açacak bir tutum takınmadılar. Rusya, Türkiye’nin Suriye’ye yönelik bir saldırı başlatmaktan “kaçınacağı” umudunu önceden dile getirmişti.

Geçtiğimiz haftalarda hem Ankara’yı hem de Şam’ı ziyaret eden İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir-Abdullahyan Türkiye’yi ihtiyatlı olmaya çağırdı.

Ancak, İranlı diplomatlar Haziran sonunda Ankara’da “[…] belki özel bir operasyona ihtiyaç duyulabilir olmasını” değerlendirebilecekleri imasında bulunmuşlardı.

Ne var ki, Abdullahyan daha sonra Şam’da yaptığı açıklamada, Türkiye’nin Suriye’deki askeri harekatının “bölgede istikrarsızlaştırıcı bir unsur olacağını” söyledi.

Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) başkomutanı Mazlum Abdi’yse, Rusya ve İran’ı Türkiye’yi dizginlemeye çağırdı vee “Umarız (saldırılar) gerçekleşmez ve Kürtler… Büyük güçler arasındaki görüşmeler sırasında terkedilmez” dedi.

Bu koşullar altında yorumcular Türkiye, Rusya ve İran’ın gerginlikten kaçınma ve Suriye konsundaki görüş farklılıklarını azaltma gayretinde olacaklarını öngörüyorlar.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Bakan Koca: Kovid 19’da Vaka Sayısı 40 Kat Arttı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısının ardından gazetecilerin Kovid 19 pandemisine dair sorularını cevapladı. Koca, Avrupa’daki Kovid 19 dalgasını Türkiye’nin 4-5 hafta önce görmeye başladığını belirtti.

Son dönemde günlük vaka sayısında Almanya, İtalya, Fransa gibi gelişmiş Avrupa ülkelerinde 100 binleri geçen vakaların görüldüğünü ifade eden Koca şunları söyledi:

“Bizde ise giderek artan bir vaka sayısı olduğunu görüyoruz. Vaka sayısının artışıyla birlikte hastane yükü aynı oranda artmıyor. Vaka sayısı artışı şu an günlük 40 katına kadar çıkmış durumda. Hastane yükü ise şu an 3 kat kadar arttı. O anlamda ciddi bir hastane yükümüzün olmadığını çok rahat söyleyebiliriz. Yoğun bakımlarda da bu artışların belirgin ve ciddi olmadığını görüyoruz. Artışın aynı oranda olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”

50+ ve kronik hastalara aşı ve maske çağrısı

Vatandaşların bu dönemde hatırlatıcı güncel dozlarını mutlaka yaptırmalarını, özellikle 50 yaş üstü, kronik hastalığı olan, risk taşıyanların aşıyı uygulamalarını önemsediklerini vurguladı:

“Bir de yine riskli, 50 yaş üstü, kronik hastalığı, ek hastalığı olan kişilerin de kalabalık ortamlarda maskelerini her zaman olduğu gibi takmalarını ısrarla öneriyoruz. Aşı olmak isteyen vatandaşlarımızın TURKOVAC aşısını olmayı önemsemelerini isterim. Yerli aşımız oldukça etkili. Sonuçlarından memnunuz. TURKOVAC tercihinde ve önerisinde hassasiyet gösterelim.

Kalabalık ortamlarda riskli isek maskeyi takmamız gerektiğini, eğer kendimizde üst solunum yolu enfeksiyonu belirtisi mevcut ise başkasına bulaştırmamak için maskeyi zaten takmak gerektiğini biliyoruz. Riskli olan kişilerin eğer bir belirti varsa erken dönemde testlerini yaptırıp, eğer pozitifse o durumda ek hastalığı varsa ilaca başlama durumu söz konusu olabilir. Dolayısıyla elimizde ilacımız var, aşımız var.

“Ağır influenza tablosu gibi gelişiyor”

Kişisel tedbirlere uyarak Kovid’le yaşamayı artık öğrendik. Kovid bitti mi, bitecek mi? Bitmeyecek. Bir influenza gibi düşünün. Zaten son dönemde de belirtileri grip benzeri seyrediyor. Daha çok boğaz ağrısı, burun akıntısı ve ateşle seyrediyor ve beraberinde de kas ağrılarını görüyoruz. Ağır influenza tablosu gibi gelişiyor.

Ama ek hastalığı olanlarda bu belirtiler daha belirgin, hastaneye yatışa kadar giden sonuçlara sebep olabiliyor. Onun için biraz daha dikkatli olmamız lazım.”

Yeni yoğun bakımlar açılmasının söz konusu olup olmadığı sorusu üzerine Koca, “Hayır, şu an yenilerin açılması gibi bir durum yok. Panik havası yok ama biz bundan sonra tedbirlere devam ederek Kovid’le birlikte nasıl yaşamamız gerektiğini biliyoruz. Nerede maske takılması gerektiğini, nerede kendimizi korumamız gerektiğini artık hepimiz biliyoruz. Yeniden kapatma ve benzeri durumlar olmayacak. Aşımız var, ilacımız var, tedbirlere devam” dedi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Konut Satışları Haziran Ayında Yüzde 11.7 Arttı

Türkiye genelinde konut satışları haziran ayında geçen yıla göre yüzde 11.7 artarak 150 bin 509 oldu. Konut satışlarında ilk 3 sırada İstanbul, Ankara ve İzmir ye alırken, son 3 sırada ise Hakkari, Ardahan ve Bayburt yer aldı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Konut Satış İstatistikleri Haziran 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, Türkiye genelinde konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,7 artarak 150 bin 509 oldu. Konut satışlarında İstanbul 27 bin 998 konut satışı ve yüzde 18,6 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 13 bin 303 konut satışı ve yüzde 8,8 pay ile Ankara, 8 bin 243 konut satışı ve yüzde 5,5 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 40 konut ile Hakkari, 44 konut ile Ardahan ve 90 konut ile Bayburt oldu.

Konut satışları Ocak-Haziran döneminde yüzde 31,4 arttı

Konut satışları Ocak-Haziran döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31,4 artışla 726 bin 398 olarak gerçekleşti.

İpotekli konut satışları 40 bin 610 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,6 artış göstererek 40 bin 610 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 27,0 olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran döneminde gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 63,5 artışla 170 bin 317 oldu.

Haziran ayındaki ipotekli satışların, 11 bin 229’u; Ocak-Haziran dönemindeki ipotekli satışların ise 43 bin 114”ü ilk el satış olarak gerçekleşti.

Diğer satış türleri sonucunda 109 bin 899 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde diğer konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 artarak 109 bin 899 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı yüzde 73,0 olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran döneminde gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 23,9 artışla 556 bin 81 oldu.

İlk el konut satış sayısı 44 bin 732 olarak gerçekleşti

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı, Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,6 artarak 44 bin 732 oldu. Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışının payı yüzde 29,7 oldu. İlk el konut satışları Ocak-Haziran döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24,2 artışla 208 bin 451 olarak gerçekleşti.

İkinci el konut satışlarında 105 bin 777 konut el değiştirdi

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,8 artış göstererek 105 bin 777 oldu. Toplam konut satışları içinde ikinci el konut satışının payı yüzde 70,3 oldu. İkinci el konut satışları Ocak-Haziran döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34,6 artışla 517 bin 947 olarak gerçekleşti.

Yabancılara Haziran ayında 8 bin 630 konut satışı gerçekleşti

Yabancılara yapılan konut satışları Haziran ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 81,8 artarak 8 bin 630 oldu. Haziran ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 5,7 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 3 bin 906 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 2 bin 534 konut satışı ile Antalya ve 428 konut satışı ile Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları Ocak-Haziran döneminde ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 72,7 artarak 35 bin 383 oldu.

Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Rusya Federasyonu vatandaşlarına yapıldı

Haziran ayında Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den bin 887 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 987 konut ile İran, 807 konut ile Irak vatandaşları izledi.

Paylaşın

KYK Borçları Kararının Ardından Kılıçdaroğlu: EYT Loading…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın KYK borçlarının faizlerinin silindiğini açıklamasının ardından konuyu ilk gündeme getiren isim olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sıradaki hedefinin EYT olduğunu ima ederek bir paylaşımda bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, KYK kredi borçlarında yalnızca ana paranın tahsil edileceğini duyurdu.

Sosyal medyada konuyu ilk olarak gündeme getiren ve “Gençlere sesleniyorum: Faizli KYK borçlarını ödemeyin! Bir sene içinde iktidara geliyoruz; sözünü verdiğim gibi, sizden sadece ana para talep edilecek, o da iş bulduğunuzda” diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu trend listesine girdi.

Daha sonra bir paylaşım yapan Kılıçdaroğlu, ‘EYT’ ifadeleriyle birlikte ‘loading’ yazılı görsel paylaştı. İngilizce ‘yükleniyor’ anlamına gelen loading ifadesiyle Kılıçdaroğlu, sıradaki hedeflerini Emeklilikte Yaşa Takılanlar olduğunu ima etmiş oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine Toplantısı sonrası yaptığı açıklamada konuya ilişkin şu ifadeleri kullanmıştı:

“Gençlerimizi böyle bir yükün altında bırakamazdık. Haftalar öncesinde çalışmaları başlattık. Kredi geri ödemelerini herhangi bir enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın sadece alınan kredi üzerinden yapılmasını kararlaştırdık.

Yani ara para. Bu uygulamadan hala kredi geri ödemesi yapan bütün gençlerimiz faydalanacak. Toplamda 26 milyar TL bir yükü gençlerimizin üzerinden kaldırmış olduk.”

Paylaşın

Shakhtar Donetsk, FIFA’dan 50 Milyon Euro Talep Etti

Ukrayna’nın Shakhtar Donetsk futbol takımı, geçici transfer kuralları yüzünden zarar ettiği gerekçesiyle Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nden (FIFA) 50 milyon euro talep etti.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali yüzünden yabancı oyuncular ve teknik adamlara, Ukrayna’daki takımlarla ilgili kontratlarını iptal edip, başka takımlarla sözleşme yapma imkanı tanınmıştı.

Bu karar yüzünden parasal açıdan zarar ettiğini ve yeni transferler yapamadığı görüşünü dile getiren Ukrayna takımının, FIFA’nın Tahkim Mahkemesi’ne (CAS) başvurduğu bildirildi.

Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgalinin ardından bu ülkede profesyonel futbol ligi askıya alınmıştı.

Bu karar alınmadan önce ligde lider durumundaki Shakhtar, kadrosunda bulundurduğunu 14 yabancı futbolcudan bir kısmını satıp, gelir elde etmeyi umut ediyordu.

FIFA’nın 21 Haziran’da aldığı karar, Ukrayna’daki yabancı futbolcuların bonservis bedeli olmadan Haziran 2023’e kadar yabancı takımlara transfer olmalarına imkan sağlıyor.

Shakhtar Genel Müdürü Sergei Palkin, FIFA Başkanı Gianni Infantino’a yazdığı mektupta, takımın 50 milyon zarar ettiğini bildirdi.

FIFA’nın geçici kararını Rusya’da top koşturan yabancı futbolcuları ve teknik adamları da etkilediği bildirildi.

CAS geçen hafta Rus takımlarının uluslararası futbol karşılaşmalarından men edilmesi yolundaki kararı onamıştı.

Ukrayna profesyonel birinci liginde 13 kez kupayı kaldırma başarısı gösteren Shakhtar, gelecek sezon Avrupa’daki maçlarında kendi evinde oynayacağı maçlar için Polonya’yı seçmişti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İnsanlık İklim Krizi Nedeniyle ‘Toplu İntiharla’ Karşı Karşıya

Son günlerde Avrupa’yı etkisi altına alan sıcak hava dalgası ve orman yangınları sürüyor. Sıcaklıklar Portekiz’de 47 dereceyi bulurken, İspanya’da 40 dereceyi aştı. Fransa’da süren orman yangınlarıyla 1700 itfaiyeci mücadele ediyor.

Bugün Berlin’de başlayan ve iki gün sürecek Petersberg İklim Diyaloğu Konferansı’na katılan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “Dünyanın yarısı sel, kuraklık, aşırı fırtınalar ve orman yangınlarının yaşanabileceği tehlike bölgelerinde bulunuyor. Hiçbir ülkenin bağışıklığı yok ama buna rağmen fosil yakıt bağımlılığımızı desteklemeye devam ediyoruz” dedi.

İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre konferansa katılan 40’dan fazla çevre ve iklim değişikliği bakanına hitap eden Guterres, “Ya toplu olarak harekete geçeceğiz ya da toplu olarak intihar edeceğiz. Bu bizim elimizde” diye konuştu.

Kalkınma bakanlarına eleştiri

BM Genel Sekreteri konuşmasında, aralarında Dünya Bankası’nın da bulunduğu, yoksul ülkelere yardım amacıyla, zengin ülkelerin vergi mükelleflerinin fonladığı “çok taraflı kalkınma bankalarına” sert eleştiriler yöneltti.

Guterres, bankaların organizasyonunun iklim kriziyle başa çıkmak için gereken fonları sağlamak anlamında yetersiz olduğunu belirtti. Guterres “Çok taraflı kalkınma bankalarının hissedarları olarak kalkınmış ülkelerin, derhal yenilenebilir enerji ve yenilenibilir enerji miktarını artırmak için yapılan yatırımlardan sonuç talep etmesi gerek. Bu bankaların amaca uygun olmalarını talep etmeleri gerek. Eskimiş iş yapma şablonlarını ve politikalarını değiştirip, daha çok risk almalarını talep etmeleri lazım. Kalkınmakta olan ülkelere, ortaklarına güvenebileceklerini gösterelim” dedi.

COP27’ye hazırlık süreci

Petersberg İklim Diyaloğu Konferansı, geçen yıl İskoçya’nın Glasgow kentinde gerçekleştirilen ve iklim değişikliğine karşı alınacak önlemlerin kararlaştırıldığı COP26’nın ardından ve Kasım’da Mısır’da yapılacak COP27 İklim Zirvesi’ne hazırlık olarak gerçekleştiriliyor.

İki günlük konferans için Berlin’de buluşan bakanlar, aşırı hava olaylarını, yükselen gıda va yakıt fiyatlarını ele alacak. Alman hükümeti tarafından 13 yıldır yapılan konferans, Cop27 öncesinde, başlıca ülkelerin bir uzlaşmaya varabilmesi için son fırsatlardan biri.

Cop27’de uzlaşma şansı, Covid-19 salgınından çıkış ve Ukrayna’nın işgaliyle gıda ve yakıt fiyatlarının hükümetleri enflasyon tehdidi ve geçim kriziyle karşı karşıya bıraktığı son aylarda çok azaldı.

COP26 İklim Değişikliği Konferansı’nda dünya liderleri küresel ortalama sıcaklığı sanayi devrimi öncesine kıyasla 1,5 derecede tutma konusunda uzlaşmıştı. Ancak uzmanlar bu hedefe yönelik verilen taahhütlerin hala yetersiz olduğunu söylüyor.

Tüm katılımcı ülkelerin bu yıl sera gazı salımlarını azaltmak ve “net sıfır emisyona” yönelik yol haritalarını çizecek planlarını açıklaması bekleniyordu.

Ancak Guardian’a konuşan Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans, “Bu yönde ülkelerden herhangi yeni bir plan göremiyoruz” dedi. Timmermans, AB’nin iklim değişikliğiyle mücadeleden sorumlu en üst düzey yetkilisi.

Uzmanlar Kasım’da COP27’ye ev sahipliği yapacak Mısır’ın kendi planlarının da yetersiz olduğunu söylüyor.

Son aylarda dünyanın birçok bölgesinde hava sıcaklıkları rekor kırıyor. Mart’ta Hindistan’da 122 yıllık hava sıcaklığı rekoru kırıldı. Aynı dönemde Antarktika bölgesindeki sıcaklık normalin 40 derece üstünde kaydedilirken Kuzey Kutbu’nda sıcaklık da ortalamanın 30 derece üstüne çıktı. İngiltere de bugün sıcaklığın gün içinde 41 dereceyi bulması bekleniyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Stres Altındaki Bitkiler Kendi Ağrı Kesicilerini Üretiyor

Çevredeki tehlikeler nedeniyle stres altına giren bitkilerin kendi aspirinlerini ürettiği kimyasal süreç ayrıntılarıyla ortaya çıkarıldı. Araştırma, hakemli bilimsel dergi Science Advances’ta yayımlandı.

Aspirinin aktif metabolit (metabolizma sonucu ortaya çıkan ara ürünler) maddesi “salisilik asit”in bitkilerde de var olduğu zaten biliniyordu.

Ancak yeni bir araştırmada bilim insanları, bitkilerde bu maddenin üretiminin nasıl düzenlendiğine daha yakından baktı ve söz konusu özel savunma mekanizmasını gözler önüne serdi.

Salisilik asit, insanlar tarafından yüzyıllardır ağrı ve iltihaplanma tedavisi olarak kullanılıyor. Bitkilerdeyse sinyal verme ve patojen savunmasında temel rol oynuyor.

Bilim insanlarına göre kloroplastlarda (fotosentez işleminin gerçekleştirildiği küçük yeşil organeller) ortaya çıkan bu madde, genellikle strese tepki olarak üretiliyor.

Bitkilerin stres altındayken gerçekleştirdiği karmaşık reaksiyon zincirini daha iyi anlamak için Van de Ven ve ekibi, temel stres sinyal yolları değiştirilmiş, yani mutasyona uğramış bitkiler üzerinde biyokimyasal analizler yaptı.

Bulgular, sürecin anahtarının reaktif oksijen türleri (ROS) adlı kimyasallar olduğunu gösterdi.

Çevresel stres, tüm canlı organizmalarda ROS üretimine yol açıyor. Güneş kremi sürmeden Güneş ışığına uzun süre maruz kaldığınızda cildinizde yanıklar oluşması da bu süreçten kaynaklanıyor.

Bitkiler söz konusu olduğunda, bu stres etmenleri zararlı böcekleri, kuraklık ve aşırı ısı olabilir. Bitkilerdeki yüksek ROS seviyeleri öldürücü olabilse de, daha küçük miktarlarda üretimin önemli bir güvenlik işlevi var.

Hakemli bilimsel dergi Science Advances’ta yayımlanan araştırmanın başyazarı Jin-Zheng Wang, bunu şöyle açıklıyor: Ölümcül olmayan seviyelerde ROS, salisilik asit gibi koruyucu hormonların üretimini sağlayan bir mesaj gibi. İki ucu keskin bir kılıç.

Araştırmacılar deneylerinde Latince adı Arabidopsis olan bir bitki türünü inceledi. Bitkide bakteri ve sıtma parazitlerinde de görülen, MEcPP adlı erken uyarı molekülüne odaklanıldı.

İncelemeler, MEcPP molekülünün bitkide biriktikçe, salisilik asit içeren bir kimyasal reaksiyonu tetiklediğini gösterdi.

Böylece bilim insanları bitkilerin stres altında aspirin üretme sürecinin ayrıntılarını keşfetmiş oldu.

Kaliforniya Üniversitesi, Riverside’dan bitki biyoloğu Wilhelmina van de Ven, şu ifadeleri kullandı: Sanki bitkiler, ağrı ve sızılar için ağrı kesici kullanıyor. Tıpkı bizim yaptığımız gibi.

Araştırmacılar, bu deneylerden elde ettikleri bilgileri, mahsullerin direncini artırarak tarıma fayda sağlama amacıyla kullanmak istiyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Yılda 130 Milyon Acil Başvurusu: Sistemin İflasının Göstergesi

Yılda yaklaşık 130 milyon acil başvurusunun olduğu Türkiye’de gerçek acil vakaların sağlık hizmetine erişiminde sıkıntılar yaşandığını belirten hekimler, “Aciller alarm veriyor” dedi.

Birgün’den Sibel Bahçetepe’nin haberine göre; Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu ve Türk Tabipleri Birliği (TTB) Pandemi Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Özgür Karcıoğlu, ülkede acil başvuru sayısının yüksekliğine dikkat çekerek “Türkiye’de günde iki bin ve üzeri acil başvuru alan 10’dan fazla hastane acil servisi bulunmaktadır” dedi.

Prof. Karcıoğlu’na göre sorunun ana sebebi Sağlıkta Dönüşüm Programı ve benzeri müdahalelerle sağlığın ticarileşmesi. Bu durumun sağlıkta şiddeti de körüklediğini kaydeden Karcıoğlu, “Sağlığın ticarileşmesi, ‘müşteri’ye çevrilen halkın da bir şekilde hizmet alabilecekleri tek yer olarak acilleri görmeye alıştırılmalarıdır” değerlendirmesini yaptı.

Prof. Karcıoğlu, polikliniklerde çözülebilecek pek çok konunun acillerde çözülmeye çalışıldığı, bu nedenle acil yüklerinin her geçen gün arttığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

‘Geçerken bir muayene olalım dedik’, ‘çocuk son zamanlarda boy atmıyor, bir bakar mısınız?’, ‘tatildeyim işe geri dönemeyeceğim, bir rapor yazar mısınız?’gibi formule edebileceğim birçok idari durum veya polikliniklerde çözülmesi gereken durumlar acil servislere yönlendirilebilmektedir. Trajikomik olarak görülebilecek bu örnekler, aslında halkın suçlu değil çaresiz olduğunu, sağlık sistemine giriş kapısı olarak acillerden başka boşluk göremediğini göstermektedir. Çözüm için toplum tabanlı kurgulanan aile sağlığı merkezleri, meslek örgütleri ve sendikalarla birlikte geliştirilen bir sağlık sistemi şarttır.

“Acil servislerde dünyada bir yılda nüfusundan fazla hasta bakan tek ülke Türkiye’dir”

Türk Tabipleri Birliği (TTB) İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten ise sağlık sistemindeki çöküşün sorumlusunun hekim ve sağlık çalışanları gibi gösterilmeye çalışıldığını kaydetti.

Ökten “Dünyanın hiçbir ülkesinde polikliniklerde bir hekim 100’den fazla hasta bakamaz, ama bizler bakmak zorunda bırakılıyoruz. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) hastalara en az 20 dakika ayrılması gerektiğini bildirmiştir. Aynı şekilde acil servislere bir günde bin-iki bin hasta gelmez. Şu an acil servislerde dünyada bir yılda nüfusundan fazla hasta bakan tek ülke Türkiye’dir” diye konuştu.

Ökten, acillere bu kadar hasta gelmesinin nedenlerini şöyle özetledi:

Polikliniklerden randevu alamayan ve çok geç randevu verilen hastaların acile başvurarak muayene olmak istemeleri. Çünkü acile başvuran hastaların yüzde 90’ından fazlası acil hasta değil. Biraz bekleyince bu sefer hasta ve yakınları acillerde olay çıkarıyor. Hekim ve sağlık çalışanlarına sözlü veya fiziksel saldırarak, şiddet uyguluyorlar. Normal poliklinik hizmetlerinden katkı payı vs. adı altında ücret kesildiği için, vatandaşlar acilde ücret alınmadığını bildiği için bu sefer acillere başvurarak normalde poliklinikte muayene olması gerekirken acillere başvuruyor. Bir diğer sorun ise basamak veya sevk sisteminin popülist politikalar uğruna terkedilmesidir. Sağlık ocakları sisteminde basamak sistemi vardı. Hasta önce sağlık ocağına uğrar oradan sevk edilirse 2. veya 3. basamak hastanelere gelirdi. Basamak sistemi kaldırıldığı için isteyen istediği hastaneye, istediği hekime gidiyor. Çözüm; en kısa sürede ‘Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nden vazgeçilmelidir. Performans ve döner sermaye sisteminin çalışma barışını bozduğu, eşitsizliklere neden olduğu için vazgeçilmelidir, basamak sistemine tekrar geri dönülmelidir. Aile hekimine gitmeden 2. veya 3. basamağa gidilmemelidir. Koruyucu sağlık sistemlerini önceleyen sisteme geçilmelidir.

“85 milyon bir ülkenin 130 milyona yakın bir acil başvurusunun olması sürdürülebilir bir sağlık sistemi değil”

Türkiye Acil Tıp Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Şehir Hastanesi Acil Tıp Kliniği’nden Prof. Dr. Ayhan Özhasenekler de acil servislerin yoğunluğunun siyasi politikaların sonucu olduğunu söyledi. Özhasenekler, ayrıca ülkede sağlık okur yazarlığının eksikliğine dikkat çekerek, özetle şunları kaydetti:

Poliklinik randevularını uygunsuz kullanmamız acil servislerin uygunsuz kullanılmasına neden oluyor. Sevk sisteminin kaldırılması da acillerin yükünü arttırdı. Birinci basamak koruyucu hekimlik anlayışını uygulanabilir şekilde yaygınlaştırmadığımız sürece insanların gerek acil servislere, gerek büyük hastanelerin polikliniklerine başvurusunu engelleyemeyiz. Başı ağrıyan da, sırtı kaşınan da acil servise başvurabiliyor. Bunların sevk zinciri dahilinde öncelikle aile hekimlerine başvurmaları, uygun görüldüğü takdirde sevk ile ikinci ya da üçüncü basamak sağlık kurumuna sevk edilmeleri acil servis yoğunluğunu azaltacaktır. 85 milyon bir ülkenin 130 milyona yakın bir acil başvurusunun olması sürdürülebilir bir sağlık sistemi değil. Bu sistemin iflasının göstergesi.

Paylaşın

AK Partili Külünk’ten Ekonomi Yönetimine Sert Eleştiriler

AK Parti’nin en yetkili organı olan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi olan Metin Külünk, ekonomi yönetimine sert eleştiriler getirdi. Külünk, ekonomi yönetiminin sokaktaki vatandaşların halinden haberdar olmadığını belirtti.

Sürekli büyüme rakamı açıklamanın bir anlamı olmadığını, bunun sokağa yansımadığını belirten Külünk, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda “betona gömülen paradan vatandaşa bir pay düşmediğini” vurguladı.

“Halkın refahı bürokratların ilgisini çekmiyor”

Külünk’ün ifadeleri şöyle:

Kalkınma göstergelerinin en önemlileri halkın mutluluğu ve refah seviyesidir. Özellikle dar gelir grubu ve orta sınıfın refahı ekonomi yönetiminde temele oturtulmalıdır. Ekonomi bürokratlarının ne hikmetse ilgisini çekmeyen bu alana acilen dokunulmalıdır.

“En çok kazanan ile en az kazanan arasındaki fark 23 kat”

Türkiye’de en az kazanan ile en çok kazanan arasındaki fark 23 kattır. En tepedeki yüzde 10’luk nüfus toplam gelirin yaklaşık yüzde 55’ine sahipken, en alt yüzde 50’lik nüfusun toplam gelirden aldığı pay yüzde 12’lerdedir.

“Ekonomi yönetimi bu tabloyu okumuyor mu?”

En üstteki yüzde 10’luk kesim toplam servetin yüzde 67’sine sahipken, en alttaki yüzde 50’lik nüfus toplam servetin sadece yüzde 4’üne sahiptir. Acaba ekonomi yönetimi bu tabloyu okuyor mu? Bürokratlar bu tablodan haberdar mı?

“Mevcut politika yüzde 10’u mutlu ediyor”

Sürekli büyüme rakamı açıklayarak sokağın gönlünü almak mümkün mü? Çünkü sokağa indiğinizde büyümeyi hissedenlerin çoğunun yüzde 10’luk dilime sahip kesim olduğunu görüyoruz. Mevcut politika ve tercihler alt ve orta gelir grubundan daha çok yüzde 10’u mutlu ediyor.

“15 Temmuz’da sokağa inenlerin kaçı yüzde 10’luk gruptaydı”

Burada dikkat. 15 Temmuzda sokağa inenlerden kaç tanesi yüzde 10’luk gruptaydı? Ak Parti iktidarlarını 20 yıl boyunca omuzunda taşıyan daha çok hangi gruplardı? Büyüme rakamları açıklandığında sokak neden tepkili?

“İnşaat sektörüne kaynak aktarımı minimize edilmeli”

Kamu bankaları acilen asli vazifelerine odaklanmalıdır. Esnaf, sanatkar, KOBİ, çiftçi, öğrenci, işçi, memur gibi kesimlerin ihtiyaçları için kurulmuş olan Kamu bankaları milli kaynakları millet lehine kullandırmalıdır. İnşaat sektörüne kaynak aktarımı minimize edilmelidir.

“Betona gömülen paradan vatandaşa bir pay düşmüyor”

Betona gömülen paradan vatandaşa bir pay düşmüyor. Yüzde 10’luk kesime verilen krediler yüzde 50’lik kesimin refahını artırmıyor. Dar bir elit kesim servetine servet katıyor. Bu düzeni baştan aşağı değiştirmek zorundayız. Sokağı duymayan, sokağı görmeyen teknokrat akıl sorgulanmalıdır.

“Halkın refahına odaklanılmalı”

2023 yolunda ilerlerken en kritik alan olan ekonomide kaynakların betona, holdinglere ve büyük şirketlere akıtılmasının önüne geçilmeli ve halkın refahına odaklanılmalıdır. Türkiye’nin büyüme sorunu yok diyerek bu işin içinden çıkılamaz.

“Geç olmadan…”

Odak noktası halkın sofrası ve geçimi olacak bir politikayı benimsemek ve geç olmadan acilen bunu duyurmak ve uygulamak mecburiyetindeyiz. Unutmayın elit kesimler her devirde yolunu bulur.

“Omurga ne kadar sağlamsa…”

Ancak tabanın büyük kısmını oluşturan dar ve orta gelir grubu Türkiyemizin Sayın CB’mızın Liderliğinde verdiği büyük mücadelenin omurgasıdır. 15 Temmuz mitinglerinde bu omurga dimdik ayakta elitler ise perde arkalarında idiler. Omurga ne kadar sağlam ve sağlıklıysa beden de o kadar sağlam ve sağlıklı olur. Omurgayı ihmal eden teknokratik aklı sorgulamak ve ülkenin kredi kaynaklarını dar ve orta gelir grubuna kanalize edecek düzenlemeleri hayata geçirmeliyiz.

Paylaşın

Süper Lig Kulüpleri Bir ayda 106 Oyuncu Transfer Etti

Süper Lig’de 17 Haziran’da başlayan ve 8 Eylül 2022’de sona erecek Birinci Transfer ve Tescil Dönemi’nde kulüpler bir ayı geride bıraktı. Futbolda yaz ve kış olarak ikiye ayrılan transfer dönemleri ise en yoğun geçen aralıklar.

Bu dönemlerde yazılı, görsel ve sosyal medya da onlarca isim gündeme gelir, bir kısmının transferi gerçekleşirken büyük bölümünün olumsuz olduğu görülür.

Kulüplerin gerçekleştirdikleri transferlerin bazıları gerçekten ihtiyaç olan bölgeye yapılırken, bir kısmının taraftar baskısıyla bazılarının ise rakibin elinden oyuncu kapma amacıyla gerçekleştirildiği biliniyor.

Bu sezon 19 takımla oynanacak ve 36 hafta sürecek Süper Lig’de mücadele edecek kulüpler, şampiyonluk, Avrupa kupaları ve Türkiye Kupası’nda başarı için ter dökecek.

Bu doğrultuda bir yandan 2022-23 sezonu hazırlıklarını sürdüren takımlar, diğer yandan kadrolarını güçlendirmek için transfer çalışmalarına devam ediyor.

Independent Türkçe, Transfermarkt verileri doğrultusunda kulüplerin gerçekleştirdiği transferleri mercek altına aldı.

17 Haziran’da açılan transfer penceresinde Süper Lig’de yer alan 19 kulüpten 17’si kadrolarını 106 oyuncu ile takviye etti. 18 Temmuz 2022 itibariyle henüz iki kulübün resmileşmiş transferi bulunmuyor.

“Dört Büyükler”den 19 takviye

Süper Lig’de “Dört Büyükler” olarak adlandırılan ve en çok şampiyonluk yaşayan takımlar olan Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ile Trabzonspor’un şu ana kadar yaptıkları takviye ise 19’u buldu.

Fenerbahçe transfer döneminde Lincoln Henrique, Bruma, Emre Mor, Joshua King, Tiago Çukur ve Willian Arao ile birlikte 6 ismi takıma dahil etti.

Beşiktaş, Gedson Fernandes, Romain Saiss, Cenk Tosun, Wout Weghorst, Jackson Muleka; Trabzonspor ise Trezeguet, Eren Elmalı, Doğucan Haspolat, Jens Stryger Larsen, Stefani Denswil transferleriyle beşer ismi kadrolarına kattı.

Bonservisle transfer oldular, bedelsiz ayrıldılar: Jovic, Bale, Pogba, Lacazette, Arda Turan…

1 oyuncu, 3 kulüp, 2 transfer… “Transfer çalımı”nda amaç ihtiyaç mı prestij mi?

Avrupa’da 10 yılın transfer bilançosu açıklandı: Manchester United 1 milyar eurodan fazla zarar etti, en çok City harcadı, en çok geliri Chelsea elde etti

Bu sezon transferde sessiz kalan Galatasaray, Abdülkerim Bardakcı, Kazımcan Karataş ve Sergio Oliveira transferlerini resmiyete döktü.

Transferin şampiyonu Adana Demirspor

Geçen yılın sürpriz takımlarından Adana Demirspor, yaz döneminde transferin en hızlı ekibi oldu.

Adana temsilcisi, bir aylık süreçte 12 transfer yaparak bu alanda rekoru elinde bulunduruyor.

Demirspor şu ana kadar Aias Aosman, Kevin Rodrigues, Abdurrahim Dursun, Yusuf Sarı, Ertaç Özbir, Badou Ndiaye, Salih Kavrazlı, Jovan Manev, Henry Onyekuru, Goran Karacic, Ali Yavuz Kol ve Arda Kurtulan’ı kadrosuna kattı.

Konyaspor ile Süper Lig’in yeni ekibi Ankaragücü, Adana Demirspor’un ardından 11’er oyuncuyla anlaşarak ikinci sırayı paylaştı.

Medipol Başakşehir ve Giresunspor sekizer takviyeyle bu ekipleri izlerken, Ümraniyespor 7 oyuncu transferi gerçekleştirdi.

İki kulüpten transfer yok

Hatayspor, Kasımpaşa, Karagümrük ve Gaziantep FK, geride kalan süreçte altışar oyuncuyu kadrosuna kattı.

Transfer döneminin sessiz ekiplerinden Antalyaspor, Alanyaspor ve Sivasspor ise üçer oyuncuyu renklerine bağladı.

2022-23 sezonunda Süper Lig’de mücadele edecek ekiplerden Kayserispor ile yeni çıkan İstanbulspor, henüz transfer yapmayan iki ekip olarak öne çıkıyor.

Paylaşın