CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Edirne’den İktidar Mesajı Verdi

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin Edirne’de düzenlediği grup toplantısında yaptığı konuşmada, iktidara hazır olduklarını ifade ederek, “Tek kişinin iradesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bırakmayacağız. Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Halkın Cumhurbaşkanı olacak. Birilerinin Cumhurbaşkanı olmaz. Yapacak çok işimiz var. Neyi nasıl yapacağımızı çok iyi biliyoruz.” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin konuşmasının devamında, “Altı lider de çok iyi biliyor. Bütün mesele bunun zamanlaması. Bununla ilgili çalışmayı da yapıyoruz. Belli bir yere geldikten sonra kamuoyuyla paylaşacağız. Altı parti farklıyız ama hepimiz bu ülkenin demokratikleşmesini savunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

CHP Lideri, seçildiklerinde ülkeyi Çankaya’dan yöneteceklerini belirterek, “Bizim sarayımız yok. Beyefendiye tahsis edilen 10 tane saray var. Biz, ülkemizi mütevazi Çankaya’dan yönetmek isteriz. Bizim hedefimiz şu, Erdoğan’a da söyledim. Allah aşkına israf haramdır, israf yapma. Bari bir israf genelgesi çıkar. Yetmiyor mu bir uçak sana? Hiçbir Osmanlı padişahına nasip olmamış kadar sarayın var. Ne yapacaksın bu sarayları? Düzelteceğiz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’in tatile girmesinin ardından başladığı grup toplantılarına bu hafta Edirne’de devam etti. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Edirne 8300 yıllık tarihiyle görkemli bir kent. Metrekare başına düşen tarihi eser itibariyle Floransa’dan sonra dünya ikincisi. O nedenle bu kenti bütün dünyaya tanıtmak zorundayız. Türkiye’ye gelen her üç turistten biri Edirne’ye geliyor.

Bugün bir ayçiçeği tarlasına gittik. Çiftçilerle buluştuk, dertlerini kısmen de olsa dinledik. Bir sorunu çözmek istiyorsan sorunu yaşayanı dinleyeceksin. Mazotta sıkıntımız var diyorlar. Gübre de sıkıntımız var diyorlar. İlaçta, tohumda sıkıntı var diyorlar. Ürünü satacağız ya zarar edersek diyorlar. Söyledim, tonunu 16 bin liradan almak zorundadır mevcut iktidar.

Pandemiden sonra tarımın bir stratejik sektör olduğunu bütün dünya öğrendi. Bizi yönetenler tarımı stratejik sektör olduğunu öğrenebildiler mi? Erdoğan iktidarları döneminde 34.5 milyar dolar ayçiçeği ve benzeri ürünlerin ithalatına para verildi.

Trakya topraklarının bölündüğünü de biliyorum. Bu konuda da kaygılar var. Bu bereketli toprakların sanayiye dönüşmemesi lazım. Bu topraklar bizi besleyen topraklar, tarım için korunması lazım.

Akaryakıta zam geldi. Şehirde yaşıyorsanız arabanızı kullanmazsınız. Otobüse, metroya binersiniz. Çiftçi ne yapacak? Tarlaya metroyla mı gidecek? Tarlaya belediye otobüsüyle mi gidecek? Traktörle gidecek. Ona mazotu indirimli vereceksin. KDV’siz ÖTV’siz. Bu konuda Bay Kemal’in sesi var. Açık ve net söylüyorum iktidarımızda çiftçiye mazotu KDV’siz ÖTV’siz kırmızı mazot vereceğiz.

Kadın kardeşlerim için şunu söyleyeyim. Aile Destekleri Sigortasını getireceğiz. Hiçbir evde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Özellikle yoksul ailelerde kadın kardeşlerime söylüyorum. Sizi yaşadığınız evde erkeğe muhtaç etmeyeceğim. Yoksulluğu yenmek için yoksulu afişe etmeyeceksiniz. Sağ elin gördüğünü sol el görmeyecek. İnsanın onurunu koruyacaksınız. Yoksulluk kader değildir. Yoksulluğu yaratan iktidarın politikalarıdır. Aile Destekleri Sigortası, 1971 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin parlamentosu hayata geçireceğine dair söz vermiş. Niçin bugüne kadar hayata geçmedi? Çünkü yoksulluğu kullanıyorlar, istismar ediyorlar. Bu kardeşiniz diyor ki, ister oy verin ister oy vermeyin hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği Türkiye’yi kesinlikle yaratacağız.

“10 tane saray var”

Bizim sarayımız yok. Beyefendiye tahsis edilen 10 tane saray var. Biz, ülkemizi mütevazi Çankaya’dan yönetmek isteriz. Bizim hedefimiz şu, Erdoğan’a da söyledim. Allah aşkına israf haramdır, israf yapma. Bari bir israf genelgesi çıkar. Yetmiyor mu bir uçak sana? Hiçbir Osmanlı padişahına nasip olmamış kadar sarayın var. Ne yapacaksın bu sarayları? Düzelteceğiz.

Bir devletin erdemle, ahlakla yönetilmesi gerektiğini defalarca söyledim. Bir devlet hukukun üstünlüğü ile yönetilir. Baskı, şiddet ile yönetilmez. Her alanda demokrasi istiyoruz. Devleti ahlakla, bilgiyle, birikimle yöneteceksiniz. Şu anda çoklu organ yetmezliği ile karşı karşıyayız. TBMM’ye bakın. Milletvekillerinin büyük bir kısmı milletin değil, sarayın vekili. Saraydan talimat alıp el kaldırıp indiren insanlar milletin sesi olamazlar.

Sarayın talimatını dinleyen savcı hemen alınır süratle Yargıtay üyesi yapılır. Bir tek kararın altına imzası olmadan AYM’ye seçilir. Bay Kemal de bunu yiyecek… Yemezler. Bu kadar yargıç varken birisi paraşütle gelecek niçin? Sezgin Baran Korkmaz’ı talimatla serbest bıraktılar ya onların ödüllendirilmesi lazım. Nereye üye olursan ol sen yargıçlık yapamazsın. Yargıç vicdanıyla karar veren kişidir. KPSS bunun en basit örneğidir. Olay bu kadar büyümese derhal kapatacaklardı. Dünyanın yolsuzluğu var, beşli çeteler malı götürüyor. Görevlendirsene Devlet Denetleme Kurulu’nu. Görevlendiremez oraya, kendisi de bir parçası çünkü.

Tek kişinin iradesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bırakmayacağız. Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. Halkın Cumhurbaşkanı olacak. Birilerinin Cumhurbaşkanı olmaz. Yapacak çok işimiz var. Neyi nasıl yapacağımızı çok iyi biliyoruz. Altı lider de çok iyi biliyor. Bütün mesele bunun zamanlaması. Bununla ilgili çalışmayı da yapıyoruz. Belli bir yere geldikten sonra kamuoyuyla paylaşacağız. Altı parti farklıyız ama hepimiz bu ülkenin demokratikleşmesini savunuyoruz.

Kur korumalı mevduat… ‘Faize karşıyım’ diyor, değil mi? Erdoğan ‘faize karşıyım’ diyor. İlk altı ayda yani bu yılın ilk altı ayında felaket bir tablo var; bankaların kârı milyarları buluyor. Bu yılın ilk altı ayında bankaların kârı yüzde 400. Faiz geliyor, banka ne yapar? Para ticareti yapar, kredi verir, faiz uygular karşılığını alır. Eğer bankalar yüzde 400 ilk altı ayda kar elde ediyorsa… Çiftçi yüzde 400 kar elde ettin mi? Hayır. Esnaf, sanayici, ücretli? Hiçbir meslek grubu yüzde 400 kar elde etmedi. Bankacılık hariç. Yüzde 400 kar. Neymiş? Beyefendi faize karşıymış. Ne yapacaksın? Karşı olduğunu söyleyeceksin, birileri malı götürecek. Sadece bu mu? Hayır. Kur korumalı mevduat. ‘Ekonominin kalbine yerleştirilmiş bombadır’ diyorlar. Bomba değil, atom bombası, atom bombası. Dünyanın parası, beyler götürdüler. Bir; parayı yatırıyorsun, Türk lirası yatırıyorsun. İki; sana güvence veriyorlar. Üç; faiz artarsa, ‘hiç merak etme hiç zararın olmayacak dövizle ödeyeceğiz.’ O garantiyi de sana veriyorlar. Vergi? ‘Senden vergi de almayacağım’ diyor.

“Bizim iktidarımızda öyle döviz garantisi falan filan yok”

Buradan kur korumalı mevduat sahiplerine, yani bir avuç kişiye sesleniyorum. Bizim iktidarımızda; sadece ve sadece faizi alacaklar. Öyle döviz garantisi falan filan yok. Türkiye, sömürge bir ülke değil. Birilerinin sömürge alanı da değil. Bu ülkenin hakkını, hukukunu da sömürü etmeyeceğiz kimseye. Paran varsa bankaya yatırsın, kaç lira faiz götürür koyarsın faizini de alırsın.

Kardeşim sonra döneceksin, sanayiciye gideceksin ‘sen stokçuluk yapıyorsun’ diye suç atacaksın. Stokçuluk yapıyorsun dedikleri reel sektörün, 160 milyar dolarlık açığı var. Para ihtiyacı var. Bunların ekonomiden haberleri bile yok. Ekonomi nasıl yönetilir bunu dahi bilmiyorlar. Bir sanayiciye, ‘stokçu’ denir mi Allah aşkına? Adam üretiyor zaten belli bir stoku olmak zorunda. Üretimin ne olduğunu, stokun ne olduğunu bilmiyorlar. Ama stokçuluğu çok iyi biliyorlar. Ülkenin çözülecek çok sorunu var. Ama biz çözeceğiz. Bundan emin olmanızı isterim. Sanayiciler de özellikle katma değeri yüksek ürün ürettikleri sürece hep yanlarında olacağız.

İktidarımızda ilk bir hafta içinde esnafın bankalardan ve esnaf kefalet kooperatiflerinden aldıkları faizleri sileceğiz. Faiz olmayacak, bir sefere mahsus faizleri sileceğiz. Zaten esnaf battı. Yerine koyamıyor zaten esnaf. Bir de faiz var, sürekli takla attırıyor, sürekli borçlar büyüyor, ödeyemiyor.

Çiftçiye de sözüm var. Çiftçilerin de bankalardan ve tarım kredi kooperatiflerinden aldıkları kredilerin faizlerini sileceğiz. Onların da faizi olmayacak. Bir sefere mahsus olarak silinecek. Dolayısıyla kim üretiyorsa, kim emek harcıyorsa onlardan yana politika izlemeye devam edeceğiz.

Başka? Elbette ki kamunun kendi içinde de sorunları var. Örneğin; dünyada hastanesi olmayan tek ordu, bizim ordumuz. Askeri hastaneleri yeniden açacağız. GATA’yı tekrar şanlı ordumuza teslim edeceğiz.

Başka ne yapacağız? Allah nasip ederse sizlerin takdiriyle iktidar olduğumuzda göreceksiniz. Cumhuriyet döneminde kaybettiğimiz bir yer var. Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu yer. Bunlar kendilerini kahraman ilan ediyorlar. Ya türbeyi kaçırıp, o toprağını terk eden adamı kahraman ilan ettiler. Akıl tutulması var. O türbeyi yerine götüreceğiz. Şanlı bayrağımızı oraya dikeceğiz. Hiç kimsenin endişesi olmasın.

Buraya bir parantez açalım. Bahçeli ne diyor bunun için Allah aşkına? Ne diyor Bahçeli? Bana kızıyor. Bizim milliyetçiliğimiz öğrenmek istiyorlarsa rahmetli Ecevit’e bakacaklar. Kıbrıs’a bakacaklar. Akdeniz’e bakacaklar, Akdeniz’in sularına bakacaklar. Sen kim; bizim milliyetçiliğimiz, tartmak, ölçmek kim? Süleyman Şah Türbesi kaçınırken, toprak terk edilirken sesin bile çıkmadı. Parantezi kapatalım.

EYT’liler… Biliyorum, sizin sorununuzu biliyorum. EYT sorununu çözecekse, bir kişi çözer. Onun adı da Bay Kemal. Hiç endişe etmeyin.

“Ceplerini dikeceğim”

O malı götürenlerin ceplerini tamamen dikeceğim. Arayacaklar, cep bile yok. Ceplerini dikeceğim, hiç merak etmeyin. Sakın umutsuzluğa kapılmayın. Ülkemiz en zor koşullarda bile başarıyı yakalamış bir ülke. Olağanüstü bir potansiyelimiz var. Gençlerimiz olağanüstü güzel şeylerin altına imza atıyorlar. Spordan tutun bilime kadar çok şey var, çok güzel şeyler yapılıyor. Üniversitelerimizi mahvettiler biliyorum ama üniversiteleri de ayağa kaldıracağız.

Barış akademisyenlerini derhal bir kararnameyle bir hafta içinde görevlerine iade edeceğiz. Bir üniversitede her türlü düşünce özgürce tartışılmalıdır. Bir örnek vereyim, Orta Çağ’da bir adam çıkmış demiş ki ‘beyler dünya yuvarlaktır.’ ‘Vay sen misin?’ Yakalayıp, doğru engizisyon mahkemesine çıkarmışlar. ‘Sen nasıl milyarlarca insan düz diyor, sen nasıl diyebilirsin, dünya yuvarlaktır.’ Milyonlarca kişi mi haklı, bu bir kişi mi haklı? Dolayısıyla bütün aykırı düşüncelere bizim ihtiyacımız var. Hiçbir aykırı düşünceden korkmamak lazım. Düşündükçe insanoğlu geleceği daha sağlıklı kurgular ve daha sağlıklı oluşturur.

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Devlet Planlama Teşkilatını kapattı. Akıl alacak şey değil. Bir kişi, her şeyi bilince; planlamayı da o biliyor. Dua edin ameliyathaneye girmedi, ya bypass yapmaya kalkarsa ne olacak, o da olabilir.”

Paylaşın

İkim Krizi, Virüslerde “Pandora’nın Kutusunun Açılmasına” Neden Olabilir

İklim krizinin oluşturduğu tehlikeler ile hastalıklar arasındaki ilişkiyi inceleyen yeni bir araştırmaya göre iklim krizi, dünyada patojenik hastalıkların yarısından fazlasını şiddetlendiriyor.

Toplam 10 iklimsel tehlikeyi konu alan araştırmada bu tehlikelerin incelenen 375 hastalıktan 218’ini, yani yüzde 58’ini şiddetlendirdiği tespit edildi.

Araştırmacılar, incelenen hastalıkların yüzde 16’sında ise bazı iklimsel durumların hafiflemeye yol açabileceğini düşünüyor.

Örneğin Covid-19 yayılımının havanın ısınmasıyla azaldığı söylense de yağış ve sel gibi iklim değişikliğinden kaynaklanabilen diğer tehlikelerle tekrar yoğunlaşabileceği ifade ediliyor.

Uzmanlar, iklimsel tehlikelerin patojenik hastalıkları binden fazla farklı yolla etkilediğini söylüyor.

Nature Climate Change adlı bilim dergisinde yayımlanan araştırmanın raporunda iklim krizinden etkilenen patojenik hastalıklar arasında zika, sıtma, dang humması, kolera ve Covid-19 gibi hastalıklar bulunuyor.

ABD’ye bağlı Hawaii adalarının başkenti Honolulu’da bulunan Hawaii Üniversitesi ve Wisconsin eyaletindeki Wisconsin Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan çalışmada iklim krizinin oluşturduğu sıcak hava dalgaları, orman yangınları, aşırı yağışlar ve sellerin hastalıkların bulaşıcılığını artırdığı öne sürülüyor.

Raporda küresel ısınma ve yağış modellerindeki değişimlerin hastalık taşıyan sivri sinek, kene ve pire gibi canlıların sayısında artışa yol açtığı belirtiliyor.

Fırtına ve sellerden dolayı ise çok sayıda insanın yaşadığı yerlerden ayrılmak zorunda kaldığı ve bu insanların mecburen patojenlerin yoğun olduğu bölgelere yerleştiği söyleniyor.

Uzmanlar diğer taraftan da iklim krizinin insanların hastalıklarla mücadelesini zorlaştırdığını ifade ediyor. Örneğin kuraklığın hijyen standartlarında düşüşe neden olduğu ve bu yüzden dizanteri, tifo ve ishal gibi çeşitli hastalıkların meydana geldiği belirtiliyor.

Hawaii Üniversitesi’nde coğrafya alanında araştırmacı olan Camilo Mora, insanlığın “hastalıklarda Pandora’nın kutusunu” açtığını ve henüz gün yüzüne çıkmamış hastalıkların iklim krizinin etkileriyle her an harekete geçebileceğini söylüyor.

Mora, birkaç yıl önce Kolombiya’da mevsim normallerinin dışında yağış yaşanmasının ardından kendisinin de chikungunya virüsüne yakalandığını ve kronik ağrı yaşadığını paylaşıyor.

Araştırmacılar, dün yayımlanan araştırmayı bundan 700 yıldan öncesine dayanan delillerin yer aldığı 70 binden fazla akademik çalışmayı tarayarak gerçekleştirdi.

Dünya Sağlık Örgütü de uyarıyor

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), 2021 yılında yaptığı bir çalışmada iklim krizinin sağlık alanında ve yoksulluğun azaltılması için son 50 yıldır yapılan tüm çalışmaların hiçe sayılmasına neden olacağı konusunda uyardı.

WHO, 2030’dan 2050 yılına kadar sıtma ve ishalin yanı sıra yetersiz beslenme ve ısı stresi gibi hastalıklar nedeniyle normalin 250 bin üstünde kişinin her yıl hayatını kaybedeceğini öngördü.

İklim krizinin dünyada sağlık altyapılarının daha zayıf olduğu bölgeleri yoğun bir şekilde etkilemesi bekleniyor.

Gıda, ulaşım ve enerji alanlarında yapılacak çalışmaların önemini vurgulayan WHO, sera gazı salımlarının bir an önce azaltılması gerektiğini söylüyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Rusya, Ukrayna Üzerinden Avrupa’ya Petrol Sevkiyatını Durdurdu

Rusya’nın komşusu Ukrayna’yı işgaliyle başlayan savaş, 167. gününde devam ediyor. Rusya’nın petrol boru hattı temsilcisi Transneft, Rusya petrolünün Ukrayna üzerinden Avrupa’ya sevkinin durdurulduğunu açıkladı.

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan Transneft, Rusya petrolünü Ukrayna üzerinden Macaristan, Slovakya ve Çekya’ya taşıyan Drujba hattının güney kolu için Ukrtransnafta şirketine ön ödeme yapılmasının gerektiğini, fakat son ödemelerin Transneft’e geri döndüğünü söyledi.

Avrupa Birliği’nin (AB) Ukrayna’nın işgali sebebiyle Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar nedeniyle ödemenin yapılamadığını aktaran Transneft, gerekli ödemenin gerçekleşmemesi üzerine Ukrtransnafta’nın Transneft’e sevkiyat hizmeti sağlamayı durdurduğunu açıkladı.

Buna göre, Rusya petrolünün Ukrayna üzerinden Macaristan, Slovakya ve Çekya’ya sevkiyatı 4 Ağustos itibarıyla durduruldu.

Transneft’ten yapılan açıklamada ayrıca şirketin Drujba hattının diğer kollarındaki sevkiyatının devam ettiği, Belarus üzerinden Polonya ve Almanya yönündeki sevkiyatlarda sorun yaşanmadığı belirtildi.

ABD, anti-radar füzesi gönderdiğini kabul etti

Öte yandan, Ukrayna’ya 1 milyar dolarlık yeni askeri yardım paketi açıklayan ABD, Ukrayna uçaklarının Rusya radar sistemlerini hedef alabilmesi için anti-radar füzeleri gönderdiğini ilk kez kabul etti.

CNN International’ın aktardığına göre, ABD Savunma Bakanlığı Savunma Politikalarından Sorumlu Müsteşarı Colin Kahl, ABD’nin Ukrayna’da kullanılması için “bir miktar” füze gönderdiğini söyledi.

Kahl, ne tür anti-radar füzesinin gönderildiği, kaç adet füzenin sağlandığı veya ne zaman gönderildiğine dair detay vermedi.

Daha önceki askeri yardımlarda söz konusu füzenin gönderildiği açıklanmasa da Kahl, Ukrayna’nın hava kuvvetlerinin güçlü kalmasını sağlamak için pek çok destek sağladıklarını söyledi.

ABD’nin, Ukrayna’ya Sovyet döneminden kalma Mig-29 savaş uçaklarının yedek parçaları gönderdiğine dikkati çeken Kahl, gönderilen füzelerin Rus radarları ve sistemleri üzerinde etkileri olabileceğini kaydetti.

Toplam 9,8 milyar dolarlık askeri yardım

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken da dün (8 Ağustos) yaptığı açıklamada, ABD ordusunun envanterinden Ukrayna’ya verilmek üzere 1 milyar dolarlık silah ve mühimmatın ayrıldığını açıklamıştı.

Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili yazılı açıklamasında, Ağustos 2021’den bu yana ABD’nin Ukrayna’ya 18 defada toplam 9,8 milyar dolarlık silah ve mühimmat sağladığını, en son yapılacak 1 milyar dolarlık yardımın ise tek seferdeki en büyük yardım paketi olacağını kaydetti.

Blinken, açıklamasında şöyle dedi:

“ABD, Rusya’nın saldırganlığına karşı Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasını desteklemek için hayati güvenlik yardımı sağlamada 50’den fazla ülkeden müttefik ve ortakla birlikte hareket ediyor.

“Bu savaş uzadıkça, Ukrayna ordusunun ve halkının cesareti ve gücü daha da belirgin ve olağanüstü hale geliyor.

“Birlikte, Ukrayna ile yakın şekilde istişare etmeye ve savaş alanında fark yaratmak ve Ukrayna’nın müzakere masasındaki nihai konumunu güçlendirmek için dikkatlice ayarlanmış ilave mevcut sistemleri ve yetenekleri artırmaya devam edeceğiz. Ukrayna ile birlik içerisindeyiz.”

2 tahıl gemisi daha Ukrayna’dan hareket etti

Ukrayna, Rusya, Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye’nin 22 Temmuz’da İstanbul’da imzaladığı tahıl koridoru anlaşması ile birlikte Ukrayna limanlarından başlayan tahıl sevkiyatı da devam ediyor.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı, konuyla ilgili bugün yaptığı açıklamada, tahıl taşıyan iki geminin daha Ukrayna’dan ayrıldığını duyurdu.

Bakanlığın açıklamasına göre, Güney Kore’ye 64 bin 720 ton mısır taşıyan Liberya bayraklı “Ocean Lıon” isimli gemi ve İstanbul’a 5 bin 300 ton dökme ayçiçeği küspesi taşıyan Türkiye bayraklı “Rahmi Yağcı” isimli gemi bu sabah Çornomorsk’tan hareket etti.

Gece saatlerinde İstanbul Ahırkapı açıklarına demirleyen dört geminin denetlemesi de ilerleyen saatlerde gerçekleştirilecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Bakan Nebati’den ‘Türkiye IMF’den Borç Aldı’ İddiasına Yalanlama

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, ”Türkiye’nin IMF’den 6,5 milyar dolar borç aldığını” iddia eden İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Prof. Dr. Bilge Yılmaz’a tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Bakan Nebati “”Prof. Dr. Bilge Yılmaz, dün katıldığınız bir yayında Türkiye’nin IMF’den 6.5 milyar dolar borç aldığını iddia etmişsiniz. Ya konuyu bilmiyorsunuz ya da bilip çarpıtıyorsunuz. İki durum da sizin adınıza üzücü” dedi.

“Ben size durumu anlatayım” diyen Bakan şunları kaydetti:

“Uluslararası Para Fonu (IMF) üye ülkeleri desteklemek amacıyla SDR (Special Drawing Rights – Özel Çekme Hakkı) tahsisatı, başka bir ifadeyle koşulsuz rezerv desteği sağlamaktadır.

SDR tahsisatları üye 190 ülkeye kota payları oranında yapılmaktadır Geçtiğimiz yıl; ABD’ye 112,9 milyar ABD doları, Almanya’ya 36 milyar ABD doları, Güney Afrika’ya 4,15 milyar ABD doları tutarında rezerv imkânı sağlanmıştır. Türkiye’ye ise, IMF’deki kota payına karşılık gelmek üzere 6,3 milyar ABD doları tahsis edilmiştir.

IMF ile bu konuda bir anlaşma imzalanmamış ya da program ilişkisine girilmemiştir. Bu imkân, tüm üye ülkelerin kullanımına açılmış bir kaynaktır. Türkiye’nin IMF’den borç aldığına ilişkin açıklamalar gerçek dışıdır.”

İYİ Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Prof. Dr. Bilge Yılmaz, katıldığı bir televizyon programında, Türkiye’nin IMF’den 6.5 milyar dolar borç aldığını iddia etmişti.

Paylaşın

Mars’taki “Uzaylı Yosununun” Sırrı Çözüldü

ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA, Mars’ta ilk kez 12 Temmuz’da ABD uzay ajansının Perseverance keşif aracı tarafından görülen tuhaf, spagetti benzeri bir madde yumağının ne olduğunu tespit etti.

Biyolojik ya da başka bir şekilde uzaylı kökenli olmayan madde, Şubat 2021’de keşif aracını Mars yüzeyine indiren giriş, alçalma ve iniş (EDL) donanımına ait Dacron ağının birbirine dolanmış bir parçası.

Dacron, genellikle yüksek performanslı yelken bezlerinde kullanılan, reçineye gömülü bir tür sentetik elyaftır fakat NASA’nın blog yazısına göre Perseverance keşif aracında muhtemelen termal koruma battaniyesinin bir parçasıydı.

Blogda, “Söz konusu ağ parçası önemli ölçüde çözülme/parçalanma geçirmiş gibi görünüyor, bu da güçlü kuvvetlere maruz kaldığına işaret ediyor” ifadesine yer verildi.

Ağ, Perseverance keşif aracının inişinden arta kalan ve daha sonra keşif aracının yoluna çıkan ilk enkaz parçası değil.

Haziranda Perseverance, bir kaya çıkıntısına takılmış, muhtemelen EDL’deki termal battaniyenin bir parçası olan parlak folyo benzeri bir madde parçası tespit etti. Ve nisanda Perseverance keşif aracıyla birlikte Mars’a inen Ingenuity helikopteri, kendisini ve Perseverance’ı Kızıl Gezegen’in yüzeyine güvenli bir şekilde getiren EDL’den arta kalan koruyucu kabuk ve paraşütün fotoğraflarını çekti.

Çeşitli iniş takımı kalıntıları Mars’a yumuşak bir iniş yapmanın kaçınılmaz bir sonucudur fakat Perseverance görev ekibi için bir zorluk teşkil edebilir.

Perseverance, Mars’ın daha önce ya da halen doğal yaşam formları içerip içermediğini kesin olarak cevaplayabilecek analizler için 2030’larda toplanıp Dünya’ya gönderilmek üzere Mars yüzeyinden kaya ve toprak örneklerini kazarak çıkarmakla görevli.

NASA, Mars’ın herhangi bir Dünya mikrobuyla kirlenmesini önlemek için fırlatmadan önce Perseverance’ı sterilize etmeye özen göstermiş olsa da keşif ekibinin, EDL’den hiçbir maddenin keşif aracı tarafından çıkarılan örneklerin hiçbirine girmediğinden emin olmak için aracın kameralarını kullanması gerekecek.

Blogda, “Örnek toplama ekipleri, geri dönen örnek kasasının bütünlüğünü sağlamak için olası kirlilik kaynaklarını takip etmeyi de sürdürecek” diye belirtildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

7 Ayda 1014 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

İSİG tarafından yayımlanan rapora göre, yılın ilk 7 ayında en az 1014 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Rapora göre, 199 ölümle en fazla iş kazası orman işkolunda oldu. Çalışırken ölen çocuk işçi sayısı 24’e yükseldi.

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, “2022 Yılı İlk Yedi Ay İş Cinayetleri Raporu” ile Temmuz ayı iş cinayeti raporunu açıkladı. Buna göre 2022 yılının ilk yedi ayında en az 1014 işçi hayatını kaybetti. Temmuz ayında 169 işçi hayatını kaybetti.

İSİG verilerine göre;

Temmuz ayında tarım, orman işkolunda 55 iş cinayeti meydana geldi. Böylece bu yıl işkolundaki ölümler 199’a ulaştı. Özellikle mevsimlik tarım işçilerinin çalıştıkları bölgelere ya da tarlaya yolculuğu sırasında uygun olmayan ulaşım araçlarının kullanılması, eskiyen traktörler, işçilerin barınma-dinlenme-temizlik alanlarının yetersizliği, son dönemde kene ısırmaları vb. ölümlerin temel nedenlerini oluşturuyor.

Temmuz ayında 28, bu yıl ise şu ana kadar 192 inşaat işçisi hayatını kaybetti. Dış cephe iskele, çatı, asansör boşluğu vb. yüksekten düşmeler ölümlerin yarıdan fazlasını oluştururken diğer iki temel neden ise ezilme/göçük ile elektrik çarpmaları.

En çok işçi ölümünün meydana geldiği üçüncü işkolu ise taşımacılık. Ölümlerin yüzde 75’ini trafik kazaları oluştururken diğer önemli bir neden ise çalışma koşullarına bağlı kalp krizleri.

Şu ana kadar en az 18 moto kurye ölümü kayıt altına alındı.

Sanayi işkollarında ölümlerin yüzde 25’i metal, madencilik, enerji, tersane/gemi, kimya, tekstil… işkollarında meydana geldi.

İlk 6 ayda çalışırken ölen çocuk sayısı 24 iken sadece Temmuz ayında bu sayı 15 oldu. Ölen çocukların 1/3’ü de 14 yaş ve altında.

İlk 7 ayda 55 mülteci/göçmen işçi ölümü kayıt altına alındı. Bu işçilerden 24 işçi Suriyeli; 12 işçi Afganistanlı; 4 işçi Özbekistanlı; 3 işçi İranlı; 2 işçi Türkmenistanlı, 1’er işçi Azerbaycan, Belaruslu, Endonezyalı, Iraklı, Kuveytli, Rusyalı, Pakistanlı, Sırbistanlı, Ukraynalı ve Yunanistanlı oldu.

2022 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinin aylara göre dağılımı şöyle: Ocak ayında 120, Şubat ayında 109, Mart ayında 122, Nisan ayında 129, Mayıs ayında 176, Haziran ayında 189 ve Temmuz ayında 169 işçi hayatını kaybetti.

2022 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinin istihdam biçimlerine göre dağılımına bakıldığında 867 ücretli (işçi ve memur) ve 147 kendi nam ve hesabına çalışan (çiftçi ve esnaf) hayatını kaybetti. Yani ölenlerin yüzde 86’sını ücretliler yüzde 14’ünü ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturuyor.

2022 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: Tarım, Orman işkolunda 199 emekçi (97 işçi ve 102 çiftçi); İnşaat, Yol işkolunda 192 işçi; Taşımacılık işkolunda 124 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 65 emekçi; Metal işkolunda 62 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 52 işçi; Sağlık, Sosyal Hizmetler işkolunda 46 işçi; Madencilik işkolunda 42 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 40 işçi; Enerji işkolunda 35 işçi; Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 26 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 23 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 21 işçi; Tekstil, Deri işkolunda 19 işçi; Ağaç, Kâğıt işkolunda 12 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 10 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 8 işçi; Basın, Gazetecilik işkolunda 5 işçi; Banka, Finans, Sigorta işkolunda 2 işçi; İletişim işkolunda 1 işçi; işkolu belirlenemeyen 30 işçi hayatını kaybetti.

2022 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Trafik, Servis Kazası nedeniyle 220 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 189 işçi; Yüksekten Düşme nedeniyle 152 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 112 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 50 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 49 işçi; İntihar nedeniyle 49 işçi; Covid-19 nedeniyle 42 işçi; Şiddet nedeniyle 41 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 33 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 15 işçi; Kesilme, Kopma nedeniyle 8 işçi; Diğer nedenlerden dolayı 54 işçi hayatını kaybetti.

2022 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinin cinsiyetlere göre dağılımı şöyle: 68 kadın işçi ve 946 erkek işçi hayatını kaybetti.

Yaş gruplarına göre

2022 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 14 yaş ve altı 14 çocuk işçi, 15-17 yaş arası 25 çocuk/genç işçi, 18-27 yaş arası 148 işçi, 28-50 yaş arası 483 işçi, 51-64 yaş arası 217 işçi, 65 yaş ve üstü 69 işçi, yaşı bilinmeyen 58 işçi hayatını kaybetti.

2022 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinde ölenlerin 27’si (yüzde 2,66) sendikalı işçi, 987’si ise (yüzde 97,34) sendikasız. Sendikalı işçiler metal, kimya, madencilik, sağlık, belediye, iletişim, enerji, taşımacılık ve güvenlik işkollarında çalışıyordu.

2022 yılının ilk yedi ayında en fazla iş cinayetinde ölüm İstanbul’da yaşandı, 136 işçi hayatını kaybetti.

Not: İSİG, iş kazalarını iş cinayetleri olarak değerlendiriyor.

Paylaşın

Çin, Tayvan’a Ne Zaman Ve Nasıl Saldırabilir?

Amerika Birleşik Devletleri Temsilciler (ABD) Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin geçen hafta Tayvan’ı ziyaretinin ardından Çin, adaya yönelik askeri tatbikatlarına hız verdi. Tayvan, Pekin’in bu tatbikatları adayı işgale hazırlanmak ve Asya-Pasifik bölgesindeki statükoyu değiştirmek için kullandığı endişesi taşıdığını belirtti.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping,Tayvan’ın anakara ile birleşimini “Çin ulusunun 2050’deki yeniden canlanma stratejisinin” bir parçası olarak görüyor. Pekin’in önümüzdeki 10 yıl içinde silahlı bir birleşim için hazırlıklarını sürdürdüğü tahmin ediliyor.

Ancak bazı Batılı hükümetler, Çin lideri Şi’nin, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalindeki başarısızlıklarından ders çıkardığını ve bu nedenle Tayvan’ın işgalinin beklenenden daha erken bir tarihe alınabileceğini düşünüyor.

Çin ne zaman saldırabilir?

Diplomatlar ve uluslararası ilişkiler uzmanlarına göre Pekin, Tayvan’ın işgalinde Moskova’nın Ukrayna’yı işgal girişiminden çıkardığı derslere göre hareket edebilir.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat’ta başlattığı işgal girişimine Batılı ülkelerin tepki verme süresinin yaklaşık iki günü bulduğunu belirten kaynaklar, Pekin’in bu süreyi dikkate alacağı düşüncesinde.

Moskova’nın 48 saat içinde Kiev’i ele geçirerek Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenskiy’i devirememesinin Batılı ülkelerin desteğine kapı açtığını belirten uzmanlar Şi’nin bu hatayı terkarlamak istemeyeceğini ve 48 saatlik süre içinde “yıldırım hızıyla” bir saldırı planlayacağını düşünüyor.

Savunma ve güvenik alanında uzmanlaşan Londra merkezli düşünce kuruluşu RUSI uzmanları, İngiliz The Daily Telegraph gazetesine verdikleri görüşte, bu saldırının en erken 2023’te gerçekleşebileceğini öngörüyor.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun “halen evrimleşen bir güç” olduğunu belirten uzmanlar, işgalin başarısız olması halinde Şi’nin, Çin Komünist Partisi liderliğinde üçüncü dönemi kazanmasının zora girme riskini göze almayacağı görüşünde. Liderin seçileceği parti kongresi bu yılın ikinci yarısında yapılacak.

Çin Tayvan’ı nasıl işgal edebilir?

Çin’in Pelosi’nin ziyaretinin ardından bölgede yürüttüğü kapsamlı askeri tatbikatları yakından takip eden uzmanlar Çin’in Tayvan’ı işgali için hangi yolları kullanacağına dair ipuçları arıyor.

Çin’in daha önce görülmemiş “savaş oyunları” donanma ablukasından savaş jetlerinin sortilerine ve Tayvan plajlarına amfibi çıkarmaya kadar birçok yöntemi tatbik ediyor. Uzmanlar Çin’in bütün bu yöntemleri bir arada kullanarak Tayvan’ı topyekün işgal edebileceğini belirtiyor.

Ancak Pekin’in tam tersine aşama aşama gücünü arttırarak Tayvan’ı “bir yılan gibi yavaş yavaş boğmayı” ve Batı’dan topyekün savaş tepkisini çekmeye bir adım kala durmayı tercih edebileceği de olası seçenekler arasında.

Çin’in işgali için kullanabileceği dört seçeneğin avantajları ve dezavantajları?

1 – Çin Tayvan’ı abluka altına alabilir

Çin, dünyanın en büyük mikroçip üreticisi Tayvan’ı finansal, ekonomik ve işlevsel olarak yıpratmayı deneyebilir, Tayvan silahlı güçlerini uzun soluklu ve sürekli yüksek hazırlık seviyesinde tutarak yorabilir.

Çin, Tayvan adasının çevresindeki yedi bölgeye odaklanan tatbikatlarında Tayvan’ın dış dünyayla bağlantısını kesecek gümrük ve uçuşa kapalı bölgeyi hızla oluşturabileceğini gösterdi.

Uluslararası nakliye rotasını etkileyecek bu yöntem itiraza neden olsa da, dirençli bir uluslararası tepki yaratmayabilir.

2- Çin, Matsu ve Kinmen adalarını işgal edebilir

Çin, uzun süredir kendi toprağı olarak gördüğü ve bazıları anakaradan yalnızca 10 kilometre uzaklıktaki bu adaları işgal ederek bölgede kontolü ele geçirebilir.

Tayvan’ın kuzeybatısındaki Matsu adaları ile Tayvan’ın batısındaki Büyük Kinmen Adası’nın işgali Çin’e yalnızca 20 bin asker gibi asgari bir maliyetle Batı’nın tepkisini ölçme fırsatı da verebilir.

Bu adaların işgaline verilecek tepkinin zayıf kalması, tıpkı Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı ilhakı gibi, Çin’e bu adaları ilhak etmek için cesaret verebilir. Bu adaların çok küçük olması sebebiyle birçok ülke tepki verme riskine girmek istemeyebilir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri’nin Tayvan’la yaptığı ilişkiler anlaşması, bu adaları Tayvan’ın bir parçası olarak tanıyan Washington’u müdahaleye zorlayabilir.

Öte yandan, bu adaların işgali Çin’e “sınırlı bir ödül” karşılığında yüksek risk getirebilir.

3 – Çin Tayvan’a havadan ve anakaradan füze atışlarıyla saldırabilir

Çin’in elindeki bir diğer seçenek, Tayvan’ı hava saldırıları ve füze atışlarıyla zayıflatmak ve cezalandırmak olabilir. Çin ilk etapta Tayvan’ın kıyı savunmasını, radar ve havaalanlarını hedef alabilir, ancak müzakere masasında elini güçlü tutmak ve Tayvan halkının birlik içinde savunmaya teşvik etmemek için yoğun nüfuslu kentleri hedef almaktan kaçınabilir.

Bu seçenek her ne kadar askeri gerilimi tırmandırsa da, hedeflerin sınırlı olması uluslararası toplumu büyük bir tepki için kışkırtmayabilir.

Bu senaryoda ABD’nin bölgedeki, özellkle de Japonya’daki güçlerinin hazırlık düzeyini arttırması beklenebilir. Tokyo da ordusunu harekete geçirerek Çin’in balistik füze kapasitesini hedef almaya hazır konuma getirebilir.

RUSI uzmanı Sidharth Kaushal’a göre bu seçenek, her ne kadar Tayvan’da hasar yaratacak ve Batı’nın dikkatini bölgeye yönlendirecek olsa da, Tayvan’ı müzakere masasına zorlayacak bir yöntem değil, dolayısıyla da statükoyu değiştirmeye yetmeyecek.

Bu durumda Çin gerektiğinde tam kapasite tepki vermeye ve topyekün işgale hazırlık yapabilir.

4 – Çin Tayvan Adası’nı tamamen işgal edebilir

Topyekün işgale karar vermesi halinde Çin bu girişimi yaklaşık 110 kilometrelik Tayvan Boğazı boyunca füze ve savaş uçaklarının bombardımanı eşliğinde birliklerini stratejik noktalardan karaya çıkararak başlatabilir.

Çinli savaş gemileri ve denizaltıları, stratejik noktalara mayın döşenmesini önlemek amacıyla Tayvan donanmasını yok etmeye odaklanabilir.

Çin bir yandan Tayvan’ın savunma gücünü hızla alt ederek direncini kırmayı hedeflerken, diğer yandan siber saldırılarla Tayvan’ın iletişim kaynaklarını keserek halkı paniğe sürükleyebilir.

Uzmanlar ve diplomatik kaynaklar, Çin’in, Ukrayna’nın işgalindeki gibi Batı’nın tam teşekküllü tepki vermesine fırsat kalmadan 48 saat içinde işgali başarıya ulaştırmaya çalışacağı görüşünde.

Tam işgal durumunda Tayvan ne yapabilir?

Tayvan ise, ülkenin Çin tarafından işgale uğraması durumunda kentlerde, ormanlarda ve dağlarda gizli ekipmanla kendini savunmaya odaklanabilir.

Sivil güçleri, kıyı gözetleme, tanksavar ve füze savar savunma sistemlerini harekete geçirebilir ve gerilla savaşına yönelebilir.

Keşif uçakları, insansız hava araçları ve mobil radar platformlarıyla kıyıdaki hedefleri tespit ve yok edebilir.

Tam işgal halinde uluslararası tepki ne olur?

Tayvan’ın tam işgali, uluslararası toplumu harekete geçirebilir. ABD, Japonya ve muhtemelen Avustralya bu tepkiye liderlik edebilir.

Hindistan gibi diğer bölgesel güçlerin Çin’e karşı oluşan siyasi, ekonomik ve söylemsel tepkiye destek verebilir, ancak özellikle Hindistan’ın askeri müdahaleye dahil olması beklenmiyor.

RUSI uzmanı Kaushal’a göre “Çin’in ayağına basmaktan çekinen” birçok ülke Çin ile ABD arasında bir konum almaya çalışacak.

(Kaynak: Euronew Türkçe)

Paylaşın

Güney Kore’de Şiddetli Yağış Ve Sel: En Az 8 Ölü

Doğu Asya ülkesi Güney Kore’nin başkenti Seul ve çevresinde meydana gelen aşırı yağış, su baskını ve sellerde sekiz kişi hayatını kaybetti. Seul’ün bazı bölgeleri son 80 yılın en yüksek yağışını aldı.

Seul’de beş kişi yaşamını yitirirken Gyeonggi eyaletinde de üç kişi aşırı yağış ve seller sebebiyle hayatını kaybetti. Başkent Seul’de dört, Gyeonggi eyaletinde kaybolan iki kişiden ise haber alınamıyor.

BBC’nin haberine göre, dün (8 Ağustos) yaşanan ve 14 kişinin yaralandığı sellerde Seul’de pek çok yol sular altında kaldı, metro istasyonlarını su bastı ve Seul ile komşu illerde elektrik kesintileri yaşandı.

Güney Kore Meteoroloji Müdürlüğü’nün verilerine göre, Seul’ün bazı bölgeleri son 80 yılın en yüksek yağışını aldı.

En az 790 kişi tahliye edildi

Yerel medyaya yansıyan haberlere göre, üç yurttaş yaşadıkları yarı bodrum katlarından çıkmaya çalışırken yaşamını yitirdi. Arama kurtarma ekipleri, konuyla ilgili açıklamalarında, sel sularının bel hizasına geldiği sokakta bulunan eve ulaşamadıklarını kaydetti.

Yonhap haber ajansının haberine göre, batıdaki liman kenti Incheon ve Gyeonggi eyaletine bir gecede 10 santimetrenin üzerinde yağmur yağdı.

Seul’ün Dongjak ilçesinde kaydedilen saatte 141,5 milimetrelik yağış ise Güney Kore Meteoroloji Müdürlüğü’nün verilerine göre 1942 yılından bu yana ilçede kaydedilen saatte en yüksek yağış miktarı.

Sağanak yağışların toprak kaymaları ve su baskınlarını tetiklemesi ihtimali nedeniyle çok sayıda yol da kapatıldı.

Yonhap ajansı ayrıca Seul’de en az 163 kişinin yağış ve seller sebebiyle evsiz kaldığını, okul ve kamu binalarına sığındığını yazdı.

İçişleri Bakanlığı, başkent Seul ve çevresindeki kentlerde yaklaşık 800 binanın hasar gördüğünü ve en az 790 kişinin tahliye edildiğini açıkladı. Bakanlık, su baskınları izleme seviyesini “ciddi”ye yükseltti.

Orman Hizmetleri de ülke genelinde 47 şehir ve bölgede toprak kayması uyarıları yayınladı. Yağışların yarına kadar devam etmesi bekleniyor.

Paylaşın

308 İsimden Muhalefete ‘Operasyon’ Çağrısı: Suça Ortak Olmayın

Aralarında akademisyen, gazeteci, yazar, oyuncuların da yer aldığı 308 isim muhalefeti Suriye’ye olası operasyona karşı uyardı.  Ortak açıklamada, “Bu suça ortak olmayın!” çağrısı yapıldı.

Açıklamada, “Irak’ın kuzeyinde sürdürülen, bugüne kadar 40’tan fazla şehide, yüzlerce sivil ölüme, bölge halklarının acılarına mâlolmuş Pençe-Kilit harekâtı yetmiyormuş gibi şimdi de ‘bir akşam ansızın gelebiliriz’ nakaratı eşliğinde hazırlanan Kuzey Suriye/Rojava operasyonunun elinin kulağında olduğu söyleniyor. Bu harekâtın/savaşın hiçbir haklı gerekçesi yoktur. Ülkemizi ‘Suriye’den tehdit eden düşman’ iktidar koalisyonunun yarattığı bahaneden ibarettir. Oralarda; işgale uğramış topraklarını, halklarını, varlıklarını, düzenlerini savunmak için mücadele eden, ölen, öldüren, büyük acılara, yıkımlara uğrayan bir halk var” denildi.

Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İktidar ortaklarının dışında kimsenin bu savaştan bir çıkarı yok. Vatan uğruna değil iktidarın bekası uğruna şehit olan evlatlarımız; yabancı topraklarda savaşmak, ölmek, öldürmek zorunda bırakılan gençlerimiz, askerlerimiz bir yana, bu savaştan Türkiye insanlarının tümünün, 84 milyonun büyük zararı var.

Milyonların açlık sınırında yaşam mücadelesi verdiği; ekmekten barınmaya, çocuklarının eğitiminden sağlığa her alanda büyük güçlüklerle boğuştuğu ülkemizde savaşa silaha yapılan devasa harcamalar 84 milyonun ekonomik sıkıntılarını, gündelik yaşamın güçlüklerini derinleştiriyor. Daha da ötesi, geleceğimizi rehin alıyor, umutları söndürüyor.  Evlatlarımızın sadece canı gitmiyor, gelecekleri de kararıyor.

“6’lı Masa, bugüne kadar güçlü bir ses, güçlü bir ‘hayır’ duymadık sizlerden”

6’lı Masa! Bugüne kadar güçlü bir ses, güçlü bir “hayır” duymadık sizlerden. İktidarın savaşçı siyasetine karşı ses yükseltmezseniz ülkemize, halkımıza olduğu kadar insanlığa karşı işlenen suçlara, dökülen kanlara ortak olacaksınız. Bu iktidarın hiçbir suçuna, özellikle de savaşa ortak olmayın.

Belki vatan haini, terörist, PKK yandaşı, vb. diye suçlanmaktan korktunuz, belki oy kaybetmekten çekindiniz. Bugün vardığımız noktada Erdoğan-Bahçeli ittifakının değirmenine su taşımaktan başka anlamı olmayan suskunluğunuzu terk etmenizi; Suriye’de, Irak’ta sürdürülmekte olan, toprak ilhakı ve algı operasyonu amaçlı savaşa yüksek sesle, açık ve net biçimde hayır deme cesaretini göstermenizi bekliyoruz.

Açıklamada imzası olan isimler şöyle:

A. Haluk Ünal, A. Tuncer Sümer, Abdo Yılmaz, Abdulğafur Doğru, Abdulhakim Daş, Abdulkerim Yakut, Abdullah Demirbaş, Abdülbaki Erdoğmuş, Adnan Gündoğan, Adnan Gürcan, Adnan Şanlı, Ahmet Aykaç, Ahmet Dumlu, Ahmet İnsel, Ahmet Kırım, Ahmet Tüzün, Ahmet Yıldırım, Akın Evren, Aksel Agan, Alaattin Yüksel, Alev Er, Ali Bilen, Ali Haydar Konca, Arif Mardin, Armağan Özel, Asiye Kolçak, Aslan Demir, Aslı Erdoğan, Asuman Bayrak, Atilla Keskin, Attila Durak, Ayetullah Aşiti, Ayhan Ergenç, Aysun Höbek, Ayşe Erzan, Ayşe Öncü, Ayşe Özen, Ayşe Sözeri Cemal, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Şahin, Ayten Gümüşel,

Bahadır Altan, Baise Pirim, Banu Can, Barbaros Şansal, Barış Ulus, Baskın Oran, Beral Madra, Bilal Şadi Oğuz, Binnaz Toprak, Bumin Güneri, Bülend Tuna, Bülent Atamer, Bülent Bilmez, Bülent Erdem, Bülent Tekin, Cabbar Barış, Cahit Mete, Can Dündar, Cavit Kutaniş, Celal Temel, Cemal Satı, Cengiz Arın, Cihangir Balka, Cuma Çoşan, Çağlayan Üçpınar, Çetin Ali Nergis, Çetin Yılmaz,

Dilşa Deniz, Doğan Özgüden, Doğan Özkan, Dursun Bulut, Elif Aytaç, Emine Uşaklıgil, Emre Kutlu, Emsal Orhan, Ender Seren, Enes Atila Pay, Erdal Karayazgan, Erdoğan Aydın, Erdoğan Bayram, Erdoğan Kahyaoğlu, Erol Özkoray, Esra Koç, Esra Mungan, Fatma Akdokur, Fatma Aytaç, Fatma Bostan Ünsal, Fatma Gök, Fatma Mefkure Budak, Faysal Sarıyıldız, Fehim Işık, Fehmi Tek, Ferhat Tunç, Fethiye Çetin, Fevzi Kömürcü, Feyha Karslı, Filiz Kardam, Firdevs Nazan Eroğlu, Fügen Kanadıkırık, Füsun Kaya,

Gaye Boralıoğlu, Gençay Gürsoy, Gönül Ertör, Gülayşe Koçak, Gülden Önal, Gülnur Acar Savran, Gülnur Yılmaz, Gülser Kayır, Gürhan Ertür, Güven Yılmaz, Habib Bektaş, Hacer Ansal, Hacer Eren, Hadi Cin, Hakim Tokmak, Halil Aksoy, Halil Ergün, Halil İbrahim Yenigün, Halis Ertaş, Hamiyet Akkaya, Hanife Yüksel, Harun Toptan, Hasan Cemal, Hasan Ergül, Hasan Fehmi Nemli, Hasip Kaplan, Hayri İnönü, Hikmet Savaş Ektirici, Hüseyin Demirton, Hüseyin Yılmaz, Hüsnü Okçuoğlu,

İbrahim Mutlu, İbrahim Yön, İhsan Direk, İlhan Çelik, İlter Sayın, İnci Tuğsavul, İshak Kocabıyık, İsmail Budak, İsmail Duygulu, İsmail Gönen, İsmet Hüsrevoğlu, Jini Güneş, Kadir Amaç, Kadir Bal, Kahraman Oğuz, Kemal Bilget, Kemal Pekgöz, Kemal Ulaş, Kemal Yüksel, Korkut Akın, Kuvvet Lordoğlu, Lale Mansur, Latif Şimşek, Lezgin Botan, Lütfiye Bozdağ,

M. Emin Eren, M. İhsan Çevik, M. Kemal Parlak, M. Sait Yıldırım, M. Şirin Özel, Mahinur Şahbaz, Mazhar Zümrüt, Mehmet Ali Çoşkun, Mehmet Altun, Mehmet Aslan, Mehmet Hanifi Yangın, Mehmet Kuzu, Mehmet Naci Sürmeli, Mehmet Parlak, Mehmet Uğur, Mehmet Yücel, Melek Erman Köni, Melek Taylan, Melsa Ararat, Menderes İnanç, Meryem Koray, Metin Çakan, Metin V. Bayrak, Mevlut Ülgen, Mihail Vasiliadis, Mukaddes Çelik, Murat Çelikkan, Murat Utku, Murathan Mungan, Mustafa O. Sinemillioğlu, Mübetcel İlhan, Münir Korkmaz,

N. Süleyman Özyalçın, Nafiz Özbek, Nazar Büyüm, Nazmi Algan, Nazmi Paylaşmış, Nebahat Akın, Necip Alişan Bekiranlı, Necmiye Alpay, Nefise Bazoğlu, Nergiz Ovacık, Nesrin Aslan, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Neşe Erdilek, Nevzat Onaran, Nihat Bulut, Nihat Şahbaz, Nil Mutluer, Nilgün Doğançay, Nilgün Yurdalan, Nizamettin Acar, Nur Çiğdem Tezel, Nur Deriş, Nur Sürer, Nuray Tekin, Nurcan Baysal, Nurdan Şahin, Olcay Şimşek, Orhan Alkaya, Orhan Doğançay, Orhan Silier, Osman Kırımlı, Osman Okkan, Oya Akıncı, Oya Baydar, Oya Berk, Ömer Akat, Ömer Ceylan, Ömer Madra

Ragıp Zarakolu, Rahmi Yıldırım, Rakel Dink, Refet Ali Yalçın, Resul Sever, Reşo Son, Reyan Tuvi, Rıza Türmen, Ruhi Örmeci, Saadet Becerikli, Saadet Erkuş, Sabahat Yavuz, Sabahattin Diril, Saime Erkal, Sait Atalay, Salih Zeki Tombak, Salman Kaya, Savaş Erdoğan, Selahatttin Karavul, Sema Bulutsuz, Sema Gülez, Semir Özmen, Semra Eker, Semra Somersan, Sena Kaleli, Serdar Arat, Serdar Keskin, Serdar M. Değirmencioğlu, Serhat Bucak, Servet Demir, Sevgi Binbir, Sevil Peach, Sevim Cengizkan, Shleymun Rhawi, Sibel Yiğitalp, Suat Bozkuş, Suavi, Sultan Tekinarslan, Süleyman Eryılmaz, Süleyman Karataş, Şahika Yüksel, Şanar Yurdatapan, Şebnem Ungan, Şefika Gürbüz, Şenay Feyzioğlu, Şengün Kılıç, Şeref Yıldız, Şükrü Aslan, Şükrü Turhal,

Tacettin Demir, Tahsin Yeşildere, Talat Kırış, Tarık Kayakan, Temel İskit, Toros Korkmaz, Tuna Altınel, Türkan Kentel, Ufuk Daşcan, Umut Anıl Özdoğan, Ülkü Schneider-Gürkan, Ümit Aktaş, Ümit Özdemir, Ünal Karasu, Vehbi Müjdecioğlu, Veysi Tokmak, Viki Çiprut, Yalçın Ergündoğan, Yaprak Zihnioğlu, Yasemin Bektaş, Yavuz Okçuoğlu, Yıldız Tekgönül, Zehra Kabasakal Arat, Zehra Şenoğuz, Zeki Oğuz, Zeki Uzun, Zekiye Güzin Tümer, Zeliha Karınca, Zeynep Atikkan, Zeynep Selimoğlu Akıncı, Ziya Halis

Paylaşın

81 İlin Borç Haritası Ortaya Çıktı

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) ikinci çeyrek Fintürk verileri banka borçlarının 81 ildeki hızlı artışını ortaya koyuyor. Verilere göre Haziran 2022 itibarıyla toplam kredi kartı harcamaları 284 milyar 801 milyon TL’ye ulaşırken, son bir yılda en hızlı artış gösteren il yüzde 107 ile Konya oldu.

Sözcü’de yer alan habere göre, hem pahalılık hem de alım gücünde azalma nedeniyle kullanımın artmasıyla 81 ilde kredi kartlarında ortalama artış hızı yüzde 85 oldu. Kartların hızlı artışı tüm illerde kendini gösterirken en düşük büyüme oranı yüzde 40.46 ile İstanbul’da gözlendi.

Faizi yüksek olmasına karşın kullanımı artan kredili mevduat hesapları ise toplamda 43 milyar 648 milyar TL’ye yükseldi, KMH’ta en fazla artış gösteren il ise yüzde 87.77 büyümeyle Kilis oldu. 81 ilin ortalama artış hızı yüzde 64’ü bulan KMH’da en düşük artış gösteren il yüzde 42.93 ile Nevşehir oldu. 81 ilin ihtiyaç kredisi toplamı da haziran sonu itibarıyla 499 milyar 284 milyon TL olurken, ihtiyaç kredisinde ise en yüksek artış yüzde 36.26 ile İstanbul’da görüldü.

9 kentte batık üç haneli büyüdü

Borçluluk hızla büyürken, ödenemediği için takibe düşen kredilerin tutarı da BDDK’nın takibe atma esnekliğine rağmen hızla arttı. Haziran 2021 – Haziran 2022 tarihlerini kapsayan bir yılda takipteki bireysel krediler yüzde 57.7 artış gösterdi ve 20 milyar 765 milyon liraya ulaştı. BDDK verilerine göre Hakkari’de takibe düşen alacak miktarı 2021 Haziran ayına göre yüzde 129.40 arttı, Şırnak’ta yüzde 122.49, Bingöl’de yüzde 113.57, Bayburt’ta yüzde 112.60, Van’da ise yüzde 110.45 artış yaşandı. Takipteki alacak artışında ise 7 ilde üç haneli büyüme yaşandı.

İhtiyaçta İstanbul öne çıktı, Hakkari geride kaldı

İhtiyaç kredilerinde 81 ilde görülen ortalama artış oranı yüzde 23 oldu. 500 milyar lirayı bulan ihtiyaç kredilerinin en çok arttığı il yüzde 36.27 ile İstanbul oldu. Onu yüzde 32.74 ile Kocaeli, yüzde 32.16 ile Ankara, yüzde 31.02 ile Tekirdağ, yüzde 30.86 ile Gaziantep izledi. En düşük artış yüzde 9.54 yükseliş ile Hakkari’de görüldü.

Paylaşın