UEFA Süper Kupa Real Madrid’in

Helsinki Olimpiyat Stadı’nda oynanan Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) Süper Kupa finalinde Real Madrid, Eintracht Frankfurt’u 2-0 mağlup ederek, 5. kez kupayı müzesine götürmeyi başardı.

Haber Merkezi / Real Madrid’e galibiyeti ve kupayı getiren golleri 37. dakikada David Alaba ile 65. dakikada Karim Benzema kaydetti.

Maça iyi başlayan Real Madrid, aradığı golü 37. dakikada buldu. Kullanılan korner vuruşunda Benzema topu penaltı noktasının önünde kafayla arka direğe indirdi. Casemiro’nun kafayla içeri çevirdiği topu Alaba ağlara gönderdi ve Real Madrid ilk yarıyı 1-0 önde tamamladı.

İkinci yarıda Alman ekibinin zaman zaman skoru eşitleme çabaları olsa da Real Madrid tecrübesini konuşturarak ikinci golü bulmayı başardı.

Dakikalar 65’i gösterdiğinde Vinicius sol kanatta önündeki alanı iyi değerlendirdi. İçeri katederek topu içeri çevirdi. Penaltı noktasının gerisinde Benzema klasını konuşturarak tek vuruşla topu kaleci Trapp’i yanıltarak ağlara gönderdi.

Real Madrid, 2002, 2014, 2016 ve 2017’den sonra tarihinde 5. kez Süper Kupa’yı müzesine götürdü. Madrid ekibi, 5’er kezle bu kupayı en çok kazanan takımlar Barcelona ve Milan’ı yakaladı.

Öte yandan Real Madrid formasıyla 324. golünü atan Benzema, Raul’ü geride bırakarak kulüp tarihinin en skorer ikinci oyuncusu olmayı başardı.

UEFA Süper Kupa’da, bu iki turnuvanın şampiyonu karşılaşıyor. Kupada son 10 maçın dokuzunu, Şampiyonlar Ligi’nin galibi takım kazandı.

Son 10 yılda hem Avrupa Ligi’ni, hem de UEFA Süper Kupa’yı kazanan tek takım, 2018’de Süper Kupa finalinde Real Madrid’i 4-2 yenen Atletico Madrid olmuştu.

Yarı Otomatik Ofsayt Teknolojisi ilk kez uygulandı

Öte yandan, Yarı Otomatik Ofsayt Teknolojisi (SAOT), UEFA Süper Kupa’da ilk kez uygulandı. Yeni sistem, oyuncu başına 29 farklı vücut noktasını takip edebilen özel kameralar sayesinde çalışıyor.

Paylaşın

Japonya İlk Kez Türkiyeli Bir Kürde Mülteci Statüsü Verdi

Geçen yıl toplamda 74 kişiyi mülteci olarak alan Japonya, ilk kez Türkiyeli bir Kürde mülteci statüsü verdi. Japonya, göç politikası nedeniyle insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler tarafından uzun süredir eleştirilmekte.

Independent Türkçe’nin haberine göre; adı açıklanmayan adamın avukatı Koji Yamada dün yaptığı açıklamada, Sapporo Bölgesel Göç Hizmetleri Dairesi’nin, 28 Temmuz tarihli kararla Türkiye yurttaşı Kürdü mülteci olarak tanıdığını söyledi.

Asya ülkesine 2014’te kaçan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Kürt, aynı yıl mülteci başvurusu yapmış ancak 4 yıl sonra reddedilmişti. Türkiye yurttaşı Kürt 2019’da kararın iptali için dava açmıştı. 2019’da kararın iptali için dava açmıştı.

Sapporo Bölge Mahkemesi davayı reddetse de Sapporo Yüksek Mahkeme mayısta aldığı kararla Türkiye’de ayrılıkçı bir grubunun üyelerine yiyecek sağladığı gerekçesiyle “ordu ve diğerleri tarafından işkence gördüğü” iddia edilen kişinin gönderilmesinin zulüm riski doğuracağına hükmetmişti.

Tokyo itiraz etmeyince karar kesinleşti.

Hükümetten bir kaynak da geçen ay yaptığı açıklamada bu kişiye mülteci statüsü verilmeye hazırlanıldığını ifade etmişti.

Avukatı araçlığıyla yaptığı açıklamada mülteci, “Bu uzun savaşta neredeyse bütün gücümün tükendiğini hissettim. Umarım sağlanan bu adalet başkalarına umut verir” dedi.

Avukat Yamada ise kararın, mülteci konusunda kötü bir karnesi olan Japonya için “son derece büyük bir adım” olduğunu vurguladı.

Göç politikası nedeniyle insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler tarafından uzun süredir eleştirilen Japonya, mülteci kabul etmede elini sıkı tutuyor.

Geçen yıl toplamda 74 kişiyi mülteci olarak alan ülke, başvuruların yalnızca yüzde 1’ini kabul ediyor.

Paylaşın

Akşener, Niğde’den Seslendi: Haram, Zıkkım Olsun

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, esnaf ziyareti için gittiği Niğde’nin Yeşilgölcük beldesinde kendisini bekleyen vatandaşlara seslendi. Akşener, insanları birbirine düşürmekten haz alanların attığı yün yumaklarını ortadan kaldırmak ve vatandaşın dertlerini öğrenip bunlar üzerinden çözüm üretmek için tam iki buçuk yıldır gezdiklerini söyledi.

Yeni bir siyaset anlayışını inşa ettiklerini, seçmenin artık velinimet olduğunu kaydeden Akşener, vatandaşların çırak çıkarıldıklarını anladığını belirtti.

“5-10-11 maaş alan danışmanlar varken, senin çocuğun üniversite mezunu olarak iş bulamıyorsa, 92-86 puanla atanamıyorsa bu işte bir dümen vardır demektir” diyen Akşener, “Bu dümen, bu harami düzenin inşa ettiği bir düzen. Bu dümeni de bu harami düzeni de birlikte yıkacağız inşallah. Helal oylarınızla, demokrasiyle, sandıkta bunların tamamını attaya göndereceğiz inşallah” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, Akşener şöyle devam etti:

“İki rakam vereceğim. Bakın hangi dümenler neticesinde ne haldesiniz. 24 milyar lira, Türk Telekom’dan alındı, Hariri’nin cebine kondu. Hariri, Sayın Erdoğan’ın aile dostu, onu üzmek ayıp olur. Sizi üzdüler, 24 milyar lira Hariri’nin cebine kondu. Ankara’da Ankapark var. Çarpışan otomobillerin çarpışamadığı bir park. Tam 801 milyon dolar harcanmış. Türk parası ile 14 milyar lira. Topla ikisini, 38 milyar lira. Birilerinin cebine girmiş, kimin cebinden çıkmış, hepimizin cebinden çıkmış”

Bu para ile yapılabilecekleri sıralayan Akşener, çiftçi olduğunu söyleyen bir vatandaşın uzattığı elektrik faturasını paylaştı. 60 bin liralık faturayı gören Akşener, “Bunu gördükten sonra zaten konuşmanın anlamı yok. Nasıl ödeyeceksin kardeşim” dedi.

Türk Telekom’un devri ile Ankapark sürecine yeniden değinen Akşener, “Bir ayda 60 bin ama 38 milyar lira gitti. Hepimizin cebinden gitti. Elbet haram zıkkım olsun, zehir zıkkım olsun ama artık ‘dur’ deme vakti geldi de geçti bile. Bundan sonra ‘kaşının altına neden gözün var’ diyenlere hadi oradan diyeceksiniz. 5-10-11 maaş alan danışmanlar, yan gelip yatan danışmanlar, saraylarda oturanlar, 500 milyon dolarlık uçaklarla uçanlar, bir ayda 60 bin lira elektrik faturası gelen bir çiftçi… İşte sözün bittiği yer. O 38 milyar lira ile bunlar olmayabilirdi ama bir Haririler iki tane de müteahhit cebini doldurdu gitti” şeklinde konuştu.

“Haram, zıkkım olsun”

Akşener şunları ekledi:

“Bu harami düzeni bozmak için bir kere herkes oy kullanacak. Bu harami düzeni beraber yıkacağız ama en önemlisi muhteremlere diyeceksiniz ki; ‘Bize üstten bakamazsınız. Ayağımıza geleceksiniz. Karşımızda resmi tazim duracaksınız ve biz sizi tartacağız. Ben asılım aziz Türk milletiyim. Sen vekilsin.’ Seçmenin velinimet olduğu gün bu harami düzen ortadan kalkacaktır. Yazık. Çiftçinin gözyaşı, emeklinin gözyaşı, gencin gözyaşı ve cepleri doldurulan haramiler. Haram olsun, zıkkım olsun.”

Paylaşın

DİSK-AR: Geniş Tanımlı İşsizlik Dar Tanımlı İşsizliğin İki Katı

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından bugün yayımlanan işsizlik verilerine ilişkin İşsizlik ve İstihdamın Görünümü Raporu’nu hazırladı.

Geniş tanımlı işsizliğin dar tanımlı işsizliğin iki katı olduğu, geniş tanımlı işsiz sayısının 7 milyon 607 bin olarak hesaplandığı, geniş tanımlı işsiz sayısının salgın öncesine göre 1 milyon 35 bin arttığı, genç kadın işsizliğinin yüzde 28,3 olduğu vurgulandı.

Rapor şu şekilde özetlendi: “Mevsim etkisinden arındırılmış dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 10,3,mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsizlik oranı (âtıl işgücü) ise yüzde 20,4 seviyesinde gerçekleşti. TÜİK’e göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı (mevsim etkisinden arındırılmış) 2022 Haziran ayında bir önceki aya göre136 bin kişi azalarak 3 milyon 541 bin kişi oldu.

“DİSK-AR tarafından TÜİK verilerinden yararlanarak yapılan hesaplamaya göre mevsim etkisinden arındırılmış geniş tanımlı işsiz sayısı ise Haziran 2022’de 7 milyon 607 bin kişi olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre işsizlik azaldı

TÜİK’e göre Haziran’da işsiz sayısı azaldı. Mayıs’a oranla 136 bin kişi düşerek 3 milyon 541 bin kişi oldu.

Dar tanımlı işsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 10,3 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,5 iken kadınlarda yüzde 13,8 olarak tahmin edildi. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı da (geniş tanımlı işsizlik) bir önceki aya göre 1,7 puan azalarak yüzde 20,4 oldu.

İstihdam edilenlerin sayısı Haziran’da bir önceki aya göre 46 bin kişi azalarak 30 milyon 866 bin kişi, istihdam oranı ise 0,1 puanlık azalış ile yüzde 47,8 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,3 iken kadınlarda yüzde 30,6 olarak gerçekleşti.

İşgücü ise Haziran’da bir önceki aya göre 182 bin kişi azalarak 34 milyon 407 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,4 puanlık azalış ile yüzde 53,2 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,3, kadınlarda ise yüzde 35,5 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre değişim göstermeyerek yüzde 20,4 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 16,3, kadınlarda ise yüzde 27,9 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi de bir önceki aya göre 0,6 saat artarak 44,5 saat olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Vladimir Putin, AK Parti’yi Zafere Taşır Mı?

Karar gazetesi yazarı İbrahim Kahveci, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir yandan Ukrayna tahıl koridoru için aracı olurken diğer yandan Vladimir Putin’le Soçi’de mutabakat arayışlarını değerlendirdi.

Rusya ile ticari ilişkilerin gelişmesi, Kaşıkçı dosyasının Suudi Arabistan’a verilmesi, Akkuyu nükleer santralinde tüm kontrolün Ruslara geçmesi gibi gelişmelerin Türkiye’ye kaynak aktarımı ile bağlantısına değinen Kahveci, Erdoğan’ın seçim kazanmak için attığı bu adımlar karşısında “insan hayret ediyor” diye yazdı.

İbrahim Kahveci’nin Putin AK Parti’ye zafere taşır mı? başlıklı yazısı şöyle:

“Şimdi sormamız gereken soru şu: Acaba oyun kurucu bir rolde miyiz yoksa parasızlıktan oyun mu oynuyoruz?

Soçi zirvesi sonrası tartışmalar daha da artıyor. Ukrayna’ya saldıran işgalci Putin ile anlaşıp yaptırımlar mı deliniyor?

Yoksa bir tarafta Ukrayna ile diğer tarafta Rusya ile çıkarlarımızı korumak için mi çalışılıyor?

Mesela iki ülke ile Türkiye masasında yapılan ‘Tahıl Koridoru’ anlaşması küresel gıda tedarikinde önemli bir adımdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir bakıma küresel gıda krizine önemli bir katkı sunmuş oldu.

Lakin ‘Tahıl Koridoru’ anlaşması doğrudan Türkiye için bir gıda ucuzluğu anlamına gelmiyor. Gelen gemiler Boğazlardan geçip gidiyor…

***

Tahıl Koridoru anlaşması ile oluşan küresel sempati Soçi Zirvesinde varılan mutabakatları da hoş gördürür mü?

Çin ve İran’ın bile temkinli yaklaştığı Rusya ile ticarette bu kadar geniş açılımlarımız bizim için ne ifade ediyor?

Uğur Gürses T24’deki yazısında Merkez Bankası rezervlerinin 26 Temmuz-05 Ağustos arasında 98 milyar 984 milyon dolardan 110 milyar 340 milyon dolara yükselişine dikkat çekiyor. Ortada 11 milyar 356 milyon dolarlık bir rezerv artışı gerçeği var.

Bu paranın nereden gelmiş olabileceği konusunda da tek adres olarak Rusya’ya işaret ediyor.

***

Mersin Akkuyu Nükleer Santralinde ilginç gelişmeler yaşanıyor. Türkiye’nin yüzde 49 hissedarlığı yıllar geçmesine rağmen gerçekleşmiyor. Hatta Rusya tarafı inşaat aşamasındaki Türk şirketinin de işine son verdi.

Basında yer alan haberlere göre Rusya Akkuyu bahanesi ile Türkiye’ye 15 milyar dolar gibi bir kaynak aktaracakmış.

Şimdi durduk yere bu paranın gelmesi ne ifade ediyor?

***

Daha düne kadar şer güç dediğimiz birçok ülke ile sıcak ilişkiler kurmaya başladık. Bu konuda en somut örnek BAE ve S. Arabistan gösterilebilir.

15 Temmuz’un finansörü dediğimiz BAE ve Cemal Kaşıkçı’yı ülkemizde katleden S. Arabistan… Bu can bu bedende olduğu sürece dediğimiz S Arabistan ile karşılıklı ziyaretler gerçekleştirdik.

Hatta yetmedi Kaşıkçı davasını da bir bakıma egemenlik hakkımızdan feragat ederek S Arabistan’a devretmiş olduk.

Gelen haberlere göre SWAP da gelecekmiş.

Sanırım Rusya’dan gelen dövizler gibi…

***

15 Temmuz 2016 hain FETÖ darbe girişimi ardından ilk hamlelerimizden olan “Varlık Barışı” işinde yeni düzenlemeler dün aklımıza geldi.

İnsan hayret ediyor tabii…

Hayret edecek o kadar çok şey var ki aslında… Mesela 2018-2020 döneminde Çin’den 40 milyar dolar gelecek beklentisi ile Uygur Türklerine karşı tavrımız da hayret verici… Ya da bu can bu bedende dedikten sonra S. Arabistan ile Kaşıkçı dosyasına da hayret edebiliriz.

***

Şimdi sormamız gereken soru şu: Acaba oyun kurucu bir rolde miyiz yoksa parasızlıktan oyun mu oynuyoruz?

Rusya ilişkileri de bu çerçevede mi gelişiyor?

***

Döviz durumumuz belli. Ne olduğu belli olmayan bir para politikası düşüncesi ile ülkede ne kadar döviz varsa satıldı. Aslında kasada döviz falan yok. Olanlar tefeci parası gibi düşüneceğimiz swaplar. Bir de milletin bankalardaki dövizinin yüzde 25’i olan karşılık parası.

Sadece swaplar düşülse eksi bakiyedeyiz ama öyle az bir eksi de değil bu.

Dolar son bir yılda 8 liradan 18 liraya geldi. KKM’ye rağmen döviz durmuyor.

KKM ise ayrı bir bela… Sadece bu yıl bu gidişle KKM’ye en az 200 milyar lira ödemede bulunacağız.

Merkez Bankası tarafını da işin içine aldığımızda bu tutar 300 milyar lirayı da geçebilir.

Kısaca acil ama çok acil dövize ihtiyacımız var. Bu ihtiyacımız da öyle az bir döviz değil. En azından seçimleri çıkartmak için 40-50 milyar dolar kaynak bulmamız gerekiyor.

Acaba İşgalci Putin ile giriştiğimiz bu hamleler önümüzdeki seçimde AK Parti’yi kurtarmaya yetecek mi?

Gerçekten çok enteresan bir süreç yaşıyoruz. İzleyip göreceğiz…”

Paylaşın

Çin, Tayvan Çevresindeki Tatbikatlarını Sonlandırdı

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA), Tayvan adası çevresinde başlattığı askeri tatbikatların sona erdiğini duyurdu. PLA Doğu Cephesi Komutanlığı Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Çin’in Tayvan çevresindeki sularda ve hava sahasında yürütülen tatbikatlardaki “görevlerin başarıyla tamamlandığı” ifade edildi.

Tatbikatlarla ilgili bilgi paylaşan PLA, “ordunun müşterek muharebe kabiliyetinin etkin şekilde test edildiğini” aktardı. Tayvan Boğazı’ndaki durumu izleyeceklerini de kaydeden PLA, “muharebeye hazırlık tatbikatlarını düzenli olarak icra edeceklerini” açıkladı.

Çin ve bir asırdan uzun bir süredir “bağımsızlık” ihtilafı yaşadığı Tayvan arasındaki gerilim Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Çin’in karşı çıkmasına rağmen 2 Ağustos 2022’de Tayvan’ı ziyareti ile yeniden yükselmişti.

Bu ziyaret sonrasında 4-7 Ağustos tarihleri arasında Tayvan çevresinde askeri tatbikatlar düzenleyen Çin, bu tarihten sonra da tatbikatlara devam etti. Bunun üzerine Tayvan da 9 ve 11 Ağustos tarihlerinde ülkenin güneyinde gerçek cephane ve mühimmatın kullanılacağı topçu tatbikatları yapacağını ve tatbikatın “savunma amaçlı olduğunu” açıkladı.

Çin’den Tayvan hakkında politika belgesi

Çin’in tatbikatları tamamladığı açıklaması ise bugün sabah saatlerinde Tayvan konusunda bir politika belgesi yayınlamasının ardından geldi.

Belgede Çin ve Tayvan arasında ideolojik ve sosyal farklılıkların tanınması temelinde “barışçı yeniden birleşme” hedefi vurgulanıyordu.

Çin Komünist Partisinin (ÇKP) Tayvan sorunun çözümünü ve Çin’in yeniden birleşmesini “tarihi görev” kabul ettiğinin belirtildiği politika belgesinde, “Barışçı yeniden birleşmeyi sağlamak için tüm samimiyetimizle ve elimizden gelen her çabayı göstereceğiz” ifadesi kullanıldı.

Ne olmuştu?

Çin, bir asırdan uzun süredir “bağımsızlık” anlaşmazlığı yaşadığı Tayvan’a ABD Kongresi’nin alt kanadı olan Temsilciler Meclisi’nin başkanı Nancy Pelosi tarafından yapılacak resmi bir ziyarete karşı çıkıyordu.

Pelosi’nin Nisan ayında COVID-19’a yakalanması sonucu iptal ettiği ve Çin’in tepkisini çeken Tayvan ziyaretini gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceği merak ediliyordu. Bu ihtimalin konuşulduğu günlerde, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ABD Başkanı Joe Biden ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiş ve “Ateşle oynayan kendisini yakar” uyarısını yapmıştı.

Fakat Nancy Pelosi, 2 Ağustos 2022’de yerel saatle 22:20 sularında Tayvan’a geldi ve ertesi gün ülkede bir dizi resmi temasta bulundu.

Tayvan lideri Tsai Ing-wen, 3 Ağustos’taki görüşmelerinde Pelosi’ye Tayvan’daki hükümetin devamı olduğu söylenen Çin Cumhuriyeti’nin “Uğurlu Bulutlar Düzeni” isimli şeref madalyası ve özel şeridini takdim etti.

Çin, Pelosi’nin ziyaretini “ciddi bir provokasyon” olarak değerlendirerek ada çevresinde dört gün sürecek askeri bir tatbikata başladı. Tayvan, tatbikatın başladığı 4 Ağustos’ta bir açıklama yaparak Çin’in tatbikat kapsamında ateşlediği füzelerden 11’inin karasularına düştüğünü duyurdu. Ülke ayrıca “savunma sistemlerinin etkin duruma geçirdiğini” açıkladı.

Tayvan da Çin’in ardından 9-11 Ağustos’ta askeri tatbikat kararı alırken Çin Dışişleri Bakanlığı Nancy Pelosi ve yakın aile üyelerine yaptırım uygulanacağını ve Washington yönetimiyle bazı ikili diyalog ve işbirliği mekanizmalarının durdurulduğunu duyurdu.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Geçtiğimiz Ay “En Sıcak Üçüncü Temmuz Ayı” Olarak Kayıtlara Geçti

Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarının etkili olduğu Temmuz 2022’de dünyanın pek çok bölgesinin şimdiye kadar kayıtlara geçmiş en sıcak üç Temmuz ayından birini yaşadığını açıkladı.

WMO, dün (9 Ağustos) yaptığı açıklamada, Temmuz ayında Avrupa kıtasındaki sıcaklıkların 1991-2020 yılları arasındaki sıcaklık ortalamasından yaklaşık 0,4 santigrat derece daha yüksek olduğunu kaydetti.

Temmuz ayında şiddetli bir sıcak hava dalgası ve orman yangınları ile karşı karşıya kalan güneybatı ve batı Avrupa’da ise Temmuz ayında hava sıcaklığının ortalamanın en fazla üstüne çıktığı yerler oldu.

“Tüm bunlar, soğutucu bir etkisi olması gereken La Niña olayına rağmen gerçekleşti” diyen WMO Sözcüsü Clare Nullis, “Bunu bazı yerlerde görsek de dünyanın her yerinde durum bu değildi” dedi.

Nullis’in açıklamasına göre, Temmuz 2022, Temmuz 2019 ve ondan daha sıcak olan Temmuz 2016’dan sadece biraz daha serindi.

Avrupa’da en sıcak 6. Temmuz

WMO’nun da hatırlattığı üzere, Portekiz, Fransa’nın batısı ve İrlanda’da hava sıcaklıkları Temmuz ayında rekor seviyelere ulaşmış, İngiltere’de hava sıcaklığı ise ilk defa 40 derecenin üzerini görmüştü. Galler ve İskoçya’da da günlük hava sıcaklığı rekorları kırılmıştı.

Temmuz ayında ortalama hava sıcaklığının 25,6 derece olduğu İspanya’da bu yıl en sıcak Temmuz ayını yaşadı. 8-26 Temmuz 2022 arasında etkili olan sıcak hava dalgası ise ülkenin şimdiye kadar yaşadığı en şiddetli ve uzun süreli sıcak hava dalgası olarak kayıtlara geçti.

Avrupa Komisyonu’nun Copernicus İklim Değişikliği Hizmetleri’nin verilerini kullanan WMO, Avrupa’nın en sıcak 6. Temmuz’unu yaşadığını doğruladı.

WMO’nun açıklamasına göre, önce güneyde etkili olan sıcak hava, ardından kıtanın kuzeyine doğru ilerleyerek Almanya ve İskandinavya’nın bazı bölgelerinde de sıcaklıkları yükseltmiş, İsveç’te pek çok bölgede şimdiye kadar görülen en yüksek sıcaklıklar kayıtlara geçmişti.

Buzullar eriyor

Somali Yarımadası’ndan güney Hindistan’a, Orta Asya ve Avustralya’nın pek çok bölgesinde ise sıcaklıklar Temmuz ayında ortalamanın altında seyretti. Gürcistan ve Türkiye de WMO’ya göre genelde daha düşük Temmuz sıcaklıklarının etkili olduğu ülkeler arasındaydı.

WMO’ya göre, Temmuz 2022, Antarktika Deniz buzulunun şimdiye kadar en düşük seviyede olduğu Temmuz ayı oldu. Ortalama seviyeler ile karşılaştırıldığında, buz kütlesi yüzde 7 daha düşüktü.

Kutup Denizi buzulu seviyesi de ortalamaya göre yüzde 4 daha düşüktü. Uydu görüntülerine göre, Temmuz 2022’de kaydedilen buzul seviyesi şimdiye kadar görülen en düşük 12’nci Temmuz buzul seviyesiydi.

Nullis, buzulların “öldürücü bir yaz” yaşadığını söyledi. Alperler’deki buzulların da düşük seviyelerde olduğunu kaydeden Nullis, art arda gelen sıcak hava dalgalarının Avrupa’daki buzullar için kötü haber olduğunu kaydetti.

Paylaşın

Kiralar Son Bir Yılda Yüzde 156 Arttı

Türkiye genelinde kiralar son bir yılda yüzde 156 arttı. Son 4 yıldaki artış ise yüzde 234 oldu. Ortalama kira ücretli 5 bin 361 TL olarak hesaplanırken, İstanbul’un bazı semtlerinde 2+1 bir evin kira fiyatı 20 bin liraya kadar çıkıyor.

Derinleşen ekonomik kriz barınmka krizine de yol açarken, kiralardaki fahiş artışlar nedeniyle yurttaşlar tek başına yaşamak konusunda sorun yaşamaya başladı. Özellikle büyükşehirlerde ev arkadaşı aramak mecburiyetinde olan birçok yurttaş bulunurken, ayrimenkul değerleme platformu Endeksacom’un verilerine göre, Türkiye genelinde kiralar son bir yılda yüzde 156 arttı. verilere göre son 4 yıldaki artış ise yüzde 234 oldu. Ortalama kira ücretli 5 bin 361 TL olarak hesaplanırken, İstanbul’un bazı semtlerinde 2+1 bir evin kira fiyatı 20 bin liraya kadar çıkıyor.

Cumhuriyet’ten Kader Çukay’ın haberine göre İstanbul’a bir yıl önce çalışmak için geldiğini söyleyen Yasemin A., Beyoğlu’ndaki bir dairede 2 ev arkadaşıyla birlikte kaldığını söyledi. Özel sektörde asgari ücretle çalıştığını belirten Yasemin A., “İstanbul gibi bir yerde zorunlu olarak arkadaşlarımla eve çıkmak zorunda kaldım. Önceden kira fiyatımız 2 bin 100 lirayken ev sahibi 4 bin liraya çıkardı. İtiraz ettik ancak bize ‘’Üç kişisiniz, ödersiniz’’ dedi. Tek başıma yaşasam mutfak, kira, faturalar derken elimde hiçbir şey kalmaz. Aileme para göndermek istiyorum ama elimde bir şey kalmıyor. Maddi durumum karşılasa tek başıma eve çıkmak isterim. Çünkü insan bazen yalnız kalmak istiyor” diye konuştu.

‘3. bir arkadaş daha aldık yanımıza’

Bahçelievler’de 2+1 evde 2 arkadaşıyla birlikte yaşayan ve adını vermek istemeyen bir yurttaş da tek başına eve çıkmak istediğini ancak maddi durumunun bunu karşılayamadığını söyledi. 4 yıl önce çalışmak için İstanbul’a geldiğini söyleyen yurttaş, “Arkadaşımla evin ihtiyaçlarını karşılamakta zorluk çektiğimiz için 3. bir arkadaş daha aldık yanımıza” dedi.

İstanbul’da emlakçılık yapan Muhammer Kızılaslan, insanların tek başına 8-9 bin lira kira veremeyip ev arkadaşı aradıklarını belirtti. Kızılaslan artan kiralarla ilgili, “Bekâr ve genelde İstanbul’a çalışmaya gelen insanlar arkadaşlarıyla beraber ev tutup kirayı paylaşıyor. Arkadaşlarıyla anlaşamasalar bile anlaşmak zorunda kalıyorlar. Çünkü kira fiyatları çok yüksek. Kimse yüksek kira ücreti verip tek başına bir evi geçindiremiyor. İstanbul’a tek başına çalışmak için gelen insanlar geldikten sonra sıkıntı yaşıyor. Ucuz kiralık ev bulmaya çalışıyorlar. Mahalle aralarında bodrum katında oturmak zorunda kalan insanlar görüyorum. Daireler o kadar kötü oluyor ki kiralayan kişi sadece uyumak için evine gitmek istiyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Ali Babacan: Bu Ülke Böyle Bir Yönetime Layık Değil

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Uşak’ta partisinin il başkanlığının açılışına katıldı. Burada gündeme dair açıklamalarda bulunan Babacan’ın gündeminde ekonomi ve dış politika vardı.

Türkiye’nin itibarının ancak dış politikada sağlam bir çizgide durmak ve ekonomik güç ile mümkün olabileceğine dikkat çeken Babacan, iktidara, “Sen kimseye sormadan bu ülkenin bizim dönemde birikmiş olan döviz rezervini arka kapıdan gizli saklı boşalt, ondan sonra 3-5 milyar dolar için milletin ayağına git. Yazık günah. Niye bunu gizli saklı yapıyorsun? Niye açık açık yapmıyorsun?” sorularını yöneltti.

“Babacan, son birkaç gündür Rusya’dan 2 milyar dolar gelip gelmediğine ilişkin tartışmaların yürütüldüğüne de dikkat çekerek, “Ülke bunun tartışmasını yaşıyor. İnanın, hicap duyuyorum. Zamanında Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Birliği Bakanlığı yapmış, 11 yıl ekonomisinin başında olan bir kardeşiniz olarak hicap duyuyorum. Rusya’dan gelecek 2 milyar dolara kaldıysa bu ülke yazıklar olsun. Biz buna layık değiliz. Bu ülke böyle bir yönetime layık değil” ifadelerine yer verdi.

DEVA Partisi iktidarında Türkiye’de yeniden güveni tesis edeceklerini, en geç altı ayda kriz ortamını sona erdireceklerine de vurgu yapan Babacan, şunları söyledi: “Bu hükûmet maalesef bizim zamanında tek haneye indirdiğimiz enflasyonu tekrar azdırdı. Enflasyonu tek haneye indirip arkadan da altı sıfır atmıştık. Bu hükûmet bir sıfırı ekledi.

2001-2002 krizini biz kadromuzla beraber çözdük. 2008-2009 krizi çıktı, bana ‘tekrar ekibinle beraber ekonomiye geç’ dediler. Döndük, 6 ayda o krizi çözdük. Eğer seçime kadar bu ülkeyi daha da batırmazlarsa, şartlar bu şekilde devam ederse seçimden sonra evelallah 6 ayda biz bu krizi çözeriz.”

‘Ailem beni okutamayacak’

Üniversite sınav sonuçlarının açıklandığını hatırlatarak, ekonomik sorunlar yaşayan ailelerin varlığına dikkat çeken Babacan, konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Gittiğim çoğu vilayette gençlerimiz şunu söylüyor: ‘Benim puanım yetti, iyi bir üniversiteye aslında kaydolabilirim. Ama ailemin imkânı yok. Maddi imkânlarımız müsait değil. Üniversitede iyi bir bölümü tutturduğum halde ailem beni okutamayacak çünkü tutturduğum üniversite başka şehirde. Orada hayat pahalı’ diyor. Şu krizin, şu siyasi ve ekonomik krizin en büyük ceremesini özellikle de gençlerimiz yaşıyor. Gençler için ayrıca bilgisayar, akıllı telefon, oyun konsolu… Bunların hepsinde vergileri indiriyoruz. Devlet vergiyi sürümden kazanacak. Vergi oranları düşecek, alışveriş çoğalacak.”

Paylaşın

TFF’den ‘Yabancı Kuralı’ Açıklaması: Söz Konusu Değil

Süper Lig’de 21 yabancı uygulamasının söz konusu olmadığını açıklayan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), sahada en fazla 8 yabancı, yedek kulübesinde de en fazla 6 yabancı kuralı devam edecek.

Haber Merkezi / Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yabancı oyuncu kuralı konusunda yeni bir bilgilendirme yazısı yayımladı.

TFF’den yapılan açıklamada “21 yabancı uygulaması söz konusu değildir. Geçtiğimiz sezonki gibi aynı anda sahada en fazla 8 yabancı, yedek kulübesinde de en fazla 6 yabancı futbolcu bulunabilecektir” denildi.

Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“8 Ağustos 2022 tarihinde yayımlanan “Süper Lig Futbolcu Uygunluğu” statüsünde yer alan yabancı uyruklu futbolcu sınırlandırmalarına ilişkin bazı medya organlarında çıkan haberler ve değerlendirmelerle ilgili olarak kamuoyunu bilgilendirme gereği duyulmuştur.

2022-2023 sezonu öncesinde “Süper Lig Futbolcu Uygunluğu” kuralı hakkındaki çalışmalar ve Kulüpler Birliği ile yapılan istişareler sonucunda, 2022-2023 sezonu için 7 yabancı uyruklu futbolcunun sahada aynı anda yer alması kuralı, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sezon da 8 yabancı uyruklu futbolcunun aynı anda sahada olmasına izin verilecek şekilde değiştirilmiştir.

Yönetim Kurulumuzun bu kararı, Kulüpler ve kamuoyu tarafından takdirle karşılanmıştır.

Yine Rezerv Lig uygulamasının başlayacağının da duyurulması ile kulüplerimizin talebini değerlendiren Yönetim Kurulumuz, gerek Rezerv Lig ihtiyaçları gerekse kulüplerimize daha uygun ücretlerle genç oyuncu alıp yetiştirerek ileride bunlardan gelir elde etme şansı tanımak için, U14 dâhil milli takımlarında en az 10 müsabakada oynamış 21 yaş ve altı 3 yabancı uyruklu futbolcu transferine imkân tanımıştır.

Kulüplerimizle ortak yapılan uyumlu çalışmalar neticesinde, 21 yaş ve altı üç yabancıya ilişkin;

– Ülkesinin U21 veya A Milli takımlarında toplamda en az 3 defa oynamış olmak,

– FIFA’nın 23.06.2022 tarihinde ilan ettiği dünya sıralaması listesinde ilk 20 sırada bulunan ülke federasyonlarının en üst veya bir alt liglerinde toplamda 25 maçtan fazla süre almış olmak kriterleri revize edilmiştir.

Dolayısıyla Federasyonumuzun kulüplerimizle ortak çalışmalar sonucunda aldığı karara göre, 21 yabancı uygulaması söz konusu değildir.

Geçtiğimiz sezonki gibi aynı anda sahada en fazla 8 yabancı, bununla birlikte yedek kulübesinde de en fazla 6 yabancı uyruklu futbolcu bulunabilecektir.

Ayrıca Kulüpler Birliği Vakfı ile yapılan mutabakat sonucunda kulüplere; 35 kişilik A Takım listesine 14 yabancı uyruklu futbolcu ve buna ilaveten 21 yaş altı 3 olmak üzere toplamda 17 yabancı uyruklu futbolcuyu yazma hakkı verilmiştir.

Türk Futbolunun marka değerini ve kalitesini yükseltmek hedefiyle görevini sürdüren Türkiye Futbol Federasyonu, futbolun tüm paydaşları ile birlikte bu hedefler doğrultusunda çalışmaya devam edecektir.”

Paylaşın