Demirtaş Yazdı: Türkiye Partisinden Ne Anlamak Gerek?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Türkiye partisi’ başlıklı yazısında Türkiye partisinden ne anlamak gerektiğini yazdı.

Yazısında “Karadeniz’in fındığından Ege’nin üzümüne, İstanbul’un trafik sorunundan Akdeniz’in turizm sorununa kadar, emeklinin maaşından öğrencinin barınma sorununa kadar, her konuda siyaset yaparak çözüm üreten partilere Türkiye partisi denir” diye seslenen Demirtaş, “Böyle mi gerçekten? Gelin, duruma bakalım ve takdiri size bırakayım” diyor.

Demirtaş’ın Diken’de yayınlanan yazısı şöyle:

“Karadeniz’in fındığından Ege’nin üzümüne, İstanbul’un trafik sorunundan Akdeniz’in turizm sorununa kadar, emeklinin maaşından öğrencinin barınma sorununa kadar, her konuda siyaset yaparak çözüm üreten partilere Türkiye partisi denir.

Böyle mi gerçekten? Gelin, duruma bakalım ve takdiri size bırakayım.

Eğer ki bir siyasi parti, bu topraklarda Kürtlere, Alevilere, Ermenilere yapılan zulümleri, haksızlıkları, hukuksuzlukları dile getirip ayırım yapmaksızın herkesin hakkını savunuyorsa o parti için “Türkiye partisi değildir” deniyor.

Bir parti, devletin vatandaşına çektirdiği acıları, köy yakmaları, faili meçhulleri, işkenceleri dile getirip “Bunlarla yüzleşilmeli, hesaplaşılmalı” diyorsa o parti için “Türkiye partisi değildir” deniyor.

Dış politikadaki yanlışlarda, hükümetin yanında yer almıyorsa bir parti, o partiye “Türkiye partisi değildir” deniyor.

“Son terörist öldürülünceye kadar” değil de “Sorunları kimse kimseyi öldürmeden, konuşarak çözelim” diyorsa yine Türkiye partisi olamıyor, o parti.

Tek dil, tek millet anlayışına karşı çıkıp “Hayır, bu topraklarda farklı diller, kültürler, halklar var, birlikte barış içinde yaşayabilmek için bunların tanınması gerekir” dediğinde bir parti, “Sen Türkiye partisi değilsin” deniyor.

Amma velakin;

Belediyelerden Saray’a, kamu şirketlerinden bakanlıklara kadar her yerde halkın parasını milyon dolarlarla cebe indirerek devleti soyup soğana çevirenlere rahat rahat “Türkiye partisi” deniyor.

“Bu memlekette Türk’ten başka millet, Türkçeden başka dil yoktur” diyenler hayli hayli Türkiye partisi olabiliyor.

“Kürt’ün, Alevi’nin yemeğini yemeyin” diyenler, “Onlardan alışveriş etmeyin” diye bildiri dağıtıp pankart asanlar fazlasıyla Türkiye partisi olabiliyor.

Türkiye’nin bütün kaynaklarını, taşını toprağını bazen Batılı şirketlere, yeri geldiğinde Arap sermayesine peşkeş çekenlere “Türkiye partisi” denebiliyor. Hem de ‘en Türkiye partisi.’

Devleti mafyaya, çetelere teslim edip uyuşturucudan silaha kadar her türlü ahlaksızlığı devlet eliyle örgütleyip trilyonları götürenlere “Türkiye partisi” denmesinde bir sakınca görülmüyor.

Tarımı, hayvancılığı bile bile bitirip ülkeyi dışa bağımlı hale getirenlere, maden için ormanları talan edenlere, altın uğruna derelere siyanür akıtanlara, kadın katliamlarına içten içe oh çekenlere, Soma’da madenci yakınlarını, Galatasaray Meydanı’nda Cumartesi Anneleri’ni tekmeleyenlere “Türkiye partisi” deniyor.

Simdi soruyu doğrudan soralım; Türkiye’yi yağmalayanlar, talan edenler, Cumhuriyet tarihi boyunca devlet adına işlenen bütün suçlara ortak olanlar, sessiz kalanlar Türkiye partisiyse hangi Türkiye’nin partisidirler?

Evet, tam da bu Türkiye’nin partisidirler.

Bu Türkiye’yi yönetmek için kendi arasında kayıkçı kavgası yapan iki çizgi var. Sırayla iktidarı devralıp Türkiye’yi sömürüp tüketip duruyorlar.

İşte biz bu Türkiye’nin partisi değiliz, olmayacağız. Bu nedenle üçüncü yol diyoruz kendimize.

Bizim hedefimizdeki Türkiye’de tüm ezilenler, halklar, inançlar, kimlikler, emekçiler, kadınlar devletin gerçek sahibidirler. Devlet halkın efendisi, gardiyanı, işkencecisi, hırsızı değil, hizmetkarıdır. Tek dilin, tek kimliğin değil, her eşit yurttaşın devletidir.

Bir değil iki Türkiye var.

İlki ırkçıların, soyguncuların, talancıların Türkiye’si.

İkincisiyse halkların, emekçilerin, kadınların Türkiye’si.

Eğer siz birinci Türkiye’nin resmi ideolojisine uymayı, günahlarına ortak olmayı kabul etmiyorsanız Türkiye’nin her yerinde de olsanız, Türkiye’nin tüm sorunlarına çözüm de üretseniz, birileri size asla “Türkiye partisi” demeyecektir.

İkinci yüz yılında Cumhuriyet’i demokratikleştirme iddiasında olan herkesin radikal demokrat çizgiyi içselleştirmesi, Türkiye’nin gerçek ve biricik kurtuluşunun buradan geçtiğini görüp buna göre cesur bir değişime yönelmesi şarttır. Devletin çatlaklarını sıvayla kapatıp üstüne pembe boya çekince onu depreme dayanıklı hale getirmiş olmuyorsunuz.

Biz ikinci Türkiye’yi, Cumhuriyet’in ikinci yüz yılında inşa etmeye çalışan ve bu Türkiye’nin partisi olmaya gayret eden bir siyasi hareketiz. Bizi başka Türkiye partileriyle karıştırmayın sakın.

Biz kim miyiz? Tabii ki Halkların Demokratik Partisi, HDP’den söz ediyorum. Her türlü baskıya rağmen halkın desteğiyle dimdik ayakta olan, iğneyi kendisine batırma olgunluğuna sahip HDP’den.

HDP iğneyi kendisine batırıyor, batırmaya devam da edecek. Ama çuvaldızı da hak edenlerden esirgemeyecek elbette.

Herkes HDP’ye iğneyi görüyor da kocaman çuvaldızı kimse görmüyor nedense. Şimdi biraz da çuvaldız zamanı.”

Paylaşın

Olimpiyat Madalyalı Sporcu, Yıllarca Antrenörünün Cinsel Tacizine Uğradığını Açıkladı

İki Olimpiyat madalyası bulunan Alman dalgıç Jan Hempel, bir belgesel programı için yaptığı açıklamada, 11 yaşından beri antrenörü Werner Langer tarafından cinsel istismara uğradığını söyledi. 

Haber Merkezi / Jan Hempel, Alman yayın kuruluşu ARD  tarafından yayınlanan “Alman Yüzmede Cinsel İstismar” başlıklı belgesel programı için çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Hempel, belgesel için yaptığı açıklamada, 2001 yılında hayatını kaybeden antrenörü Werner Langer tarafından 11 yaşından itibaren 14 yıl boyunca cinsel istismara uğradığını söyledi.

Belgeselin yayınlanmasının ardından DPA Haber Ajansı’na konuşan Hempel, bu durumu neden daha önce açıklamadığına ilişkin ise, Alman Yüzme Federasyonu’nun kendisine, açıklaması durumunda kariyerinin tehlikeye gireceği uyarısında bulunduğunu belirtti ve ekledi: Hedefleri olan bir seviyedeydim ve onlara ulaşmak istedim.

21 Ağustos 1971 doğumlu Jan Hempel 1988, 1992, 1996 ve 2000 Olimpiyatları’nda yarıştı. 1996’da Atlanta’da bireysel 10 metre platformunda gümüş madalya, Sidney 2000’de erkekler 10 metre senkronize platformunda Heiko Meyer ile birlikte bronz madalya kazandı.

Werner Langer, 1997 yılında başka bir sporcunun şikayeti üzerine işten çıkarıldı. Langer, hakkında alınan kararın cinsel taciz suçlamasıyla değil, geçmişte DDR Devlet Güvenlik Bakanlığı için çalıştığı şüphesiyle ilgili olduğu öne sürüldü. Kararın ardından Avusturya Yüzme Federasyonu için çalışan Langer, 2001 yılında intihar etti.

Paylaşın

DEVA – İYİ Parti Arasındaki Gerilim…

Gazeteci İsmail Saymaz, 6 muhalefet partisinin oluşturduğu masada bulunan DEVA Partisi ile İYİ Parti arasında yaşanan gerilimden bahsetti. Saymaz, DEVA Partisi’nin masadan kalkmayacağını aktardı.

Gerilimin kaynağının iki partinin de aynı seçmen kesimine seslenmesinden kaynaklandığını belirten Saymaz’ın bugünkü yazısının “DEVA – İyi Parti gerilimi” başlıklı kısmı şöyle:

İyi Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz, geçen hafta Türkiye’de kötü para politikasının miadı olarak DEVA lideri Ali Babacan’ın Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı olduğu 2011 yılı ve sonrasını gösterdi. Bu tarihte ortodoks ekonomi politikalarından sapıldığını iddia eden Yılmaz, “Ali Bey’in yapabileceğine inansaydım bugün burada olmazdım” dedi.

Yılmaz’ın eleştirisine DEVA Ekonomi Politikaları Başkan Yardımcısı İbrahim Çanakçı’dan yanıt geldi. Çanakçı, “DEVA, testten geçmiş bir kadroya sahip. Akademik olarak değerlendirmiyoruz” dedi.

Tartışma sosyal medyada DEVA ve İyi Partililer arasında sürüyor. Dinecek gibi görünmüyor. Çünkü İyi Parti ve DEVA arasındaki gerilim aynı seçmen kitlesine seslenmelerinden ileri geliyor. İkisi de AK Parti’den uzaklaşan küskünleri hedef kitlesi görüyor. Bu yüzden Akşener ülkücülükten, Babacan muhafazakarlıktan uzaklaşarak, merkez sağda konumlanmak istiyor. Yön aynı olunca hemen her köşe başında karşılaşıyorlar.

Önceki hafta Akşener, Giresun-Ordu ve Samsun’u dolaşırken, Babacan Erzurum’dan başlayarak Artvin dahil altı şehre gitti. Geçen hafta Akşener Niğde-Nevşehir ve Aksaray’dayken, Babacan Yozgat’ta miting yaptı. Kimi DEVA Partililer İyi Parti’nin anketlere müdahale edip oyunu yüksek gösterdiğini ileri sürüyor. Kimileri İyi Parti’nin Kürt sorununu konuşmaktan uzak olduğunu iddia ediyor.

DEVA’nın yakın zamanda tabanında yaptığı araştırmada, yaklaşık yarısının “Kendi başımıza girersek, başarılı oluruz” görüşünü savundu. Ayrılık eğilimi İç Anadolu ve Karadeniz’deki DEVA’lılarda öne çıkıyor. Ancak DEVA yetkilileri Altılı Masa’dan kalkmayacaklarını vurguluyor.

Paylaşın

TÜİK’ten Dikkat Çeken Veriler: Emekçi Enflasyonun Altında Ezildi

TÜİK’in açıkladığı işgücü girdi endeksleri verileri, saatlik ücretlerin resmi enflasyonun çok altında kaldığını gösteriyor. Yüksek enflasyon ücretlerin erimesine yol açarken, resmi gıda enflasyonu haziran ayında yüzde 94 olarak açıklanmıştı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü Girdi Endeksleri II. Çeyrek: Nisan-Haziran 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 5,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 4,4 arttı, inşaat sektöründe yüzde 6,3 azaldı, ticaret-hizmet sektörlerinde ise yüzde 8,4 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 11,5 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 7,6 arttı, inşaat sektöründe yüzde 2,5 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 17,3 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında brüt ücret-maaş endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 74,2 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 69,7, inşaat sektöründe yüzde 53,9 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 80,6 arttı.

İstihdam yüzde 1,7 arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,7 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 1,3 arttı, inşaat sektöründe yüzde 1,3 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 2,5 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,1 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 1,2 arttı, inşaat sektöründe yüzde 0,2 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 3,1 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında brüt ücret-maaş endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 12,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 12,9, inşaat sektöründe yüzde 9,4 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 12,4 arttı.

Saatlik işgücü maliyeti endeksi yıllık yüzde 56,9 arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik işgücü maliyeti endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 56,9 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 58,8, inşaat sektöründe yüzde 58,9 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 54,3 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 56,2 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 57,7, inşaat sektöründe yüzde 57,9 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 53,9 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 60,7 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 65,4, inşaat sektöründe yüzde 64,2, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 56,2 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik işgücü maliyeti endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 9,9 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 11,5, inşaat sektöründe yüzde 9,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 8,9 arttı.

Saatlik kazanç yüzde 10,1 arttı

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 10,1 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 11,5, inşaat sektöründe yüzde 9,7 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 9,0 arttı.

Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik kazanç dışı işgücü maliyeti endeksi, 2022 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 9,3 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 11,1, inşaat sektöründe yüzde 8,9 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 8,1 arttı.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Hazırlıklar Hızlandı: Erken Seçim Önlemleri Alınacak

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Demokrat Parti liderlerinden oluşan altılı masa, dün itibariyle ilk tur toplantılarını tamamladı. 

Liderler, toplantıda baskın seçim olasılığını tartıştı ve olası bir erken seçim kararı halinde izlenecek yöntemlerin netleştirilmesi konusunda görüş birliğine vardı.

T24’ten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre hazırlıkların bir yandan Haziran 2023’e göre şekillendirilmesi diğer yandan olası bir erken seçime de hazırlıklı olunduğunun kamuoyuna gösterilmesi değerlendirildi. Bu kapsamda parti kurmaylarının olası bir erken seçim halinde izlenecek yol haritası konusunda çalışmaları da benimsendi.

Altı partinin ekonomi, göçmen politikası, geçiş dönemi işlemleri konusundaki çalışmaları da sürüyor. Toplantıda bu başlıklarda ortak noktaların netleştirilerek çalışmaların kamuoyuna aktarılması de konuşuldu.

‘İsimler bile hazır’

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne göre cumhurbaşkanının görevinin sonlanmasıyla binin üzerindeki üst düzey bürokratın da görevi sona eriyor. Altılı masada geçiş dönemi işlemleri kapsamında bu pozisyonlara atanacak isimlerin de netleştirilmesi konuşuluyor. Bu konudaki hazırlıkların büyük oranda tamamlandığı öğrenildi.

Bununla birlikte geçiş dönemi kararnameleri konusunda da hazırlık yürütülüyor.

Liderlerin ayrı ayrı temasları olabilir

Toplantının ardından altı liderin yola birlikte devam etme kararlılığı yinelendi. Ancak liderler, yeni seçim düzenlemeleri nedeniyle parlamento seçiminde hangi partilerin birlikte hareket edeceğini de konuşuyor. Bu kapsamda liderlerin ayrı ayrı temaslarının olabileceği de ifade edildi.

Seçim simülasyonları üzerinde de çalışmalar sürüyor. Bu konudaki son çalışmaların ardından partilerin pozisyonlarının netleşmesi bekleniyor.

Paylaşın

Beşiktaş, Fatih Karagümrük’ü Rahat Geçti

Süper Lig’in 3. haftasında Beşiktaş ile Fatih Karagümrük, Vodafone Park’ta karşı karşıya geldi. Karşılaşmayı Beşiktaş 4-1 kazandı. Bu sonucun ardından Beşiktaş puanını 7’ye yükseltti ve maç fazlasıyla 2. sıraya yükseldi. Üçüncü maçından da yenilgiyle ayrılan Fatih Karagümrük ise henüz puanla tanışamadı.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a galibiyeti getiren golleri 17. dakikada Wout Weghorst, 34. dakikada Kevin N’Koudou, 50. dakikada Jackson Muleka ve 90. dakikada Valentin Rosier kaydetti. Fatih Karagümrük’ün tek golü 53. dakikada Mbaye Diagne’den geldi.

Süper Lig’in 4. haftasında Beşiktaş sahasında Sivasspor ile karşılaşacak, Fatih Karagümrük ise Ankaragücü’nü konuk edecek.

Karşılaşmadan dakikalar;

8. dakikada sol taraftan kullanılan köşe vuruşunda arka direkte Saiss topu indirdi, kale çizgisine yakın mesafeden Weghorst’un vuruşunda, meşin yuvarlak yan direkten oyun alanına döndü. Savunma tehlikeyi uzaklaştırdı.

10. dakikada sağ taraftan kullanılan köşe vuruşunda ön direkte Berkay Vardar topu arkaya aşırdı, Muleka’nın vuruşunda meşin yuvarlak bir kez daha yan direğe çarpıp oyun alanında kaldı. Fatih Karagümrük savunması bir tehlikeyi daha savuşturdu.

11. dakikada N’Koudou soldan taşıdığı topu son çizgide ceza alanına gönderdi. Arka direkte Salih Uçan’ın gelişine şutunda, Caner Erkin meşin yuvarlağı çizgiden çıkardı.

17. dakikada N’Koudou, sağ tarafta topu Rosier’e bıraktı. Rosier’in sağ kanattan ceza sahası içine açtığı ortada Weghorst’un kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-0

21. dakikada ceza sahası dışında topu alan Salih Uçan’ın sert şutunda meşin yuvarlak, kaleci Viviano’nun müdahalesi sonrasında direkten oyun alanı içine döndü. Dönen topu tamamlayan Weghorst meşin yuvarlağı ağlara gönderse de ofsayt gerekçesiyle gol geçerlilik kazanmadı.

31. dakikada ceza sahası dışı sol çaprazda topla buluşan Shukurov’ın rakibini çalımlayarak yaptığı vuruşta meşin yuvarlağı kaleci Ersin kornere çeldi.

34. dakikada N’Koudou kendi ceza alanına yakın bir yerden uzun pasla topu Rosier ile buluşturdu. Bu oyuncu rakip alana girdikten sonra meşin yuvarlağı Salih’e bıraktı. Salih’in güzel ortasında rakip ceza alanı içinde topla buluşan N’Koudou’nun çaprazdan vuruşunda top ağlarla buluştu: 2-0

42. dakikada Masuaku’nun soldan yaptığı ortada savunmadan seken topa Muleka kafayla vurdu, kaleci son anda meşin yuvarlağı kontrol etti.

50. dakikada Masuaku’nun sol taraftan kullandığı köşe atışında ceza sahası içinde Muleka’nın kafa vuruşunda top ağlara gitti. 3-0

53. dakikada sol taraftan Caner’in kullandığı köşe vuruşunda ceza sahası içi ön direkte topu alan Diagne’nin şutunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu. 3-1

62. dakikada Masuaku’nun soldan uzun ortasına Weghorst çaprazdan kafayla vurdu, kaleci meşin yuvarlağı kontrol etti.

82. dakikada Kartal Yılmaz’ın savunmanın arkasına attığı topa hareketlenen Muleka’nın aşırtma vuruşunda top üstten dışarı gitti.

86. dakikada Caner Erkin’in ortasında Ersin Destanoğlu’nun kurtarmak istediği top altıpas üstünde boşta kaldı. Yaşanan karambolde son olarak Ricci’nin sert şutunda, Ersin son anda uzanarak ayaklarıyla meşin yuvarlağı uzaklaştırdı.

90. dakikada ceza sahası dışında topu alan Gedson topu sağ taraftaki Kartal’a bıraktı. Kartal’ın ceza sahası içine yerden verdiği pasta Rosier topu ağlara filelere gönderdi. 4-1

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Arda Kardeşler, Serkan Olguncan, Hakan Yemişken

Beşiktaş: Ersin, Rosier, Necip, Saiss, Masuaku (Umut Meraş dk. 90+2) Berkay (Kartal Kayra dk. 46), Salih, Gedson, N’Koudou, Muleka, Weghorst (Cenk Tosun dk. 90+2)

Fatih Karagümrük: Viviano, Biraschi (Salih dk. 13), Dresevic, Burak Bekaroğlu, Caner Erkin, Shukurov, Ozdoev (Ricci dk. 83), Ahmed Musa (Ebrima Colley dk. 63), Borini (Kazım Kazım dk. 82), Levent Mercan (Jimmy Durmaz dk. 63), Diagne

Goller: Weghorst (dk. 17), N’Koudou (dk. 34), Muleka (dk. 50), Rosier (dk. 90) (Beşiktaş), Diagne (dk. 53) (Fatih Karagümrük)

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Ortak Aday Vurgusu!

Altılı masayı oluşturan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı (DP) Gültekin Uysal, Temel Karamollaoğlu’nun ev sahipliğinde, SP Genel Merkezi’nde altıncı kez buluştu.

Haber Merkezi / Toplantı sonrasında yapılan açıklamada, ortak cumhurbaşkanı adayı çıkarma konusunda kararlılık vurgusu yapılarak, “Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı,  hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, herkesin cumhurbaşkanı olacaktır” denildi.

Açıklamada altılı masanın ilk toplantısını yaptığı 12 Şubat’a vurgu yapılarak “Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz” denildi. Liderler bir sonraki toplantının 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezi’nde yapılacağı da duyuruldu.

Açıklamanın tamamı şöyle: 

“Toplumun her bir kesimini ve 85 milyon insanımızı en geniş yelpazede temsil eden altı siyasi parti olarak Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına yaraşır bir Türkiye’yi inşa etmek ve vatandaşlarımızın tüm problemlerine çözüm oluşturmak amacıyla başlattığımız “Liderler Buluşmaları”nın birinci turunu, bugün Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz 6. toplantımızla tamamlıyoruz.

Siyasette istişareyi, nezaketi, centilmenliği ve iş birliğini ilke olarak benimsemiş partilerin Genel Başkanları olarak;

Ülkemizi hızla felakete sürükleyen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin doğal sonuçlarına, yani; ekonomide iflasa, iç ve dış politikada itibarsızlaşmaya, kamu kurum ve kadrolarındaki çürümeye, yaşanan sosyolojik ve psikolojik çöküntüye dur demek için ilk kez 12 Şubat 2022 tarihinde bir araya gelerek ortaya koyduğumuz kararlılığımızla milletimize umut olduk.

O tarihten sonra Türkiye’de artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı anlaşılmış ve milletimiz tarafından “6’lı Masa” olarak adlandırılan iş birliğimiz, kararlılıkla bugünkü aşamasına gelmiştir.

Bilinmelidir ki bugün, 12 Şubat’tan çok daha kararlı ve umutluyuz!

Siyasi iktidarın, ortaklarının, varlıklarını iktidarın varlığına adamış medyanın tüm siyasi mühendisliklerine, çabalarına, hakaretlerine, isnatlarına ve iftiralarına rağmen milletimize umut olmanın verdiği güçle 28 Şubat 2022 tarihinde “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakat Metnimizi” geniş katılımlı bir organizasyonla kamuoyu ile paylaştık.

Kurduğumuz komisyonlarla, ortaya koyduğumuz ilkeleri tek tek hayata geçirme hazırlıklarımızın hukuki ve toplumsal alt yapılarını güçlendirecek adımlar attık.

Bu çerçevede; geçtiğimiz süreç içinde “Temel İlkeler ve Hedefler”, “Seçim Güvenliği” ve “Bazı Ekonomik Kurumların Reformu” komisyonlarının metinlerini kamuoyu ile paylaştık. Diğer komisyon çalışma ve raporlarını da gözden geçirdik.

Ayrıca son toplantımızdan bu yana kamuoyunun gündeminde olan güncel ekonomik, iç ve dış siyasi gelişmeleri de değerlendirdik.

Ortak sorunlarımız karşısında ortak sorumluluklarımızın ağırlığını hepimiz omuzlarımızda hissediyor ve iş birliği kararlılığımızı da bu sorumluluk bilinciyle sürdürüyoruz.

Bugünden itibaren seçim öncesi, seçim dönemi, seçim günü ve seçim sonrası olmak üzere önümüzdeki tüm süreçlerde istişareye önem veren anlayışımızla birlikte yol yürümeye devam etme kararlılığında olduğumuzun altını tekraren çizmek isteriz.

‘Mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecek’

Ülkemizi, hemen her alanda içine sürüklendiği bu krizlerden düzlüğe çıkarana ve her bir insanımızın rahat bir nefes alacağı günleri birlikte kurana dek; mücadelemiz ve iş birliğimiz, hedef ve ilkelerimiz doğrultusunda devam edecektir.

Şu hususu da özellikle kamuoyuna beyan etmek isteriz ki, son dönemlerde yoğunlaşan partilerimize yönelik baskı ve şiddet uygulamaları mücadele kararlığımızı asla sarsamayacaktır.

Milletimizin bunca senedir uğradığı hayal kırıklıklarının farkındayız. Bu hayal kırıklıklarını gidermek üzere insanımızın beklenti ve taleplerini karşılayacak liyakatli kadrolarla ve etkin politikalarla milletimizin karşısına çıkacağız.

Milletimiz emin olsun; ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem “Türkiye Cumhuriyeti’nin 13. Cumhurbaşkanı” hem de sadece bu masa etrafında bir araya gelen siyasi partilere oy verenlerin değil, “Herkesin Cumhurbaşkanı” olacaktır.

Milletimiz müsterih olsun; bu karanlık günlerin bitmesine çok az kaldı.

Bu topraklarda;

  • Toplumsal kutuplaşma son bulacak; toplumsal barış hâkim olacak.
  • Öfke ve nefret dili kaybedecek; nezaket ve karşılıklı saygı kazanacak.
  • Demokrasi ve hukukun üstünlüğü tesis edilecek.
  • Ahlaki yozlaşma ve manevi tahribatın önüne set çekecek etkin politikalar geliştirilecek.
  • Rüşvet, torpil, iltimas gidecek; adalet, dürüstlük ve liyakat gelecek.
  • Hak eden hak ettiğini eksiksiz alacak.
  • İsraf ve hayat pahalılığı son bulacak; üretim esas alınacak.
  • Geniş halk kitlelerinin yoksullaşmasına yol açan bir avuç rantiyeciye kaynak aktarımına son verilecek.

Şimdi, karamsarlığa kapılma zamanı değildir! Zaman, her geçen gün umudu büyütme zamanıdır.

Çünkü biz kazanacağız, Türkiye kazanacak! Biz kazanacağız, 85 milyon insanımız kazanacak!

Bu vesileyle milletimizin özgürlüğü, birliği ve beraberliği önünde hiçbir engelin duramayacağını simgeleyen 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi minnet ve tazimle anıyoruz.

Bu inanç ve kararlılıkla iş birliğimizin çok daha güçlü bir şekilde devam edeceğini ve bir sonraki toplantımızı 2 Ekim 2022 Pazar günü saat 14.00’da CHP Genel Merkezinde gerçekleştireceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız…”

Paylaşın

Mars’ta Yetiştirilmesi Gereken İlk Bitki Belirlendi

Bilim insanları, uzun zamandır Mars’ta mahsul yetiştirmenin uygun yollarını arıyor. ABD’deki Iowa State Üniversitesi’nden araştırmacılar, Mars’ta yetiştirilmesi gereken ilk bitkinin yonca olduğunu belirledi. 

Hakemli bilimsel dergi PLOS One’da 17 Ağustos’ta yayımlanan bulgulara göre yonca, Kızıl Gezegen’de yetiştirilecek diğer bitkiler için gübre görevi görebilir.

Çok uzak olduğu için Mars’ta insanları beslemek çok büyük bir zorluk teşkil ediyor. Gezegenin toprağı da ve suyu da ekinler için uygun değil. Bilim insanları bu yüzden uzun zamandır Mars’ta mahsul yetiştirmenin uygun yollarını arıyor.

Iowa State Üniverwsiesi’nde mikrobiyoloji okuyan Pooja Kasiviswanathan’ın yönettiği bir araştırma ekibiyse yoncanın Mars koşullarına uygun olduğunu belirledi.

Mars toprağına mümkün olan en benzer örneği hazırlayan ekip, yoncanın bu besin açısından fakir gezegende iyi yetişeceğini belirledi.

Ayrıca yoncadan gübre olarak yararlanılınca az bakım gerektiren, hızlı büyüyen ve fazla suya ihtiyaç duymayan şalgam, turp ve marul hazırlanan Mars toprağında başarılı bir şekilde yetiştirildi.

Araştırma ekibi, tatlı su ihtiyacının Mars’taki tuzlu suyun Synechococcus sp. PCC 7002 adlı deniz bakterisiyle arıtılarak karşılanabileceğini düşünüyor.

Öte yandan Kızıl Gezegen’deki toprak, araştırmacıların hazırladığı örnekten farklı olabilir. Yine uzmanlar, çalışmanın bilim insanlarına ve astronotlara umut verici seçenekler sunduğunu belirtti.

Araştırma ekibinde yer alan biyojeokimyager Elizabeth Swanner, “Hazırladığımız Mars toprağında hiçbir besin maddesi değişikliği yapmadan yonca yetiştirebilmemize çok şaşırdım” dedi.

Mikrobiyoloji öğrencisi Kasiviswanathan ise “Bulgularımızın, ileride NASA’nın Mars misyonuna yönelik araştırmalarını desteklemesini umuyorum” diye konuştu.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Rusya Uyarısı

Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus Elitaş, ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede, Adeyemo’nun Rusya’nın Türkiye’yi Batı yaptırımlarını aşmak için kullanmaya çalıştığı uyarısı yaptığı bildirildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo’nun, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Yunus Elitaş ile yaptığı telefon görüşmesinde Rusya-Ukrayna savaşı konu edildi. Reuters’ın haberine göre, ABD’li bakan yardımcısı Elitaş’ı ”Rus kurum ve kişilerin, Ukrayna işgali nedeniyle getirilen Batı yaptırımlarını aşmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştıkları” konusunda uyarıda bulundu.

ABD Hazine Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, iki bakan yardımcısının bir telefon görüşmesi yaptığı ve ikilinin Rusya’ya yönelik yaptırımların uygulanması ve yürürlüğe konmasına yönelik devam eden çabaları ele aldıkları aktarıldı.

Açıklamada “Bakan Yardımcısı Adeyemo, Rus kuruluşlarının ve bireylerinin ABD ve 30 ülke tarafından uygulanan yaptırımlardan kaçınmak için Türkiye’yi kullanmaya çalıştığına dair endişelerini dile getirdi. ABD’nin Türk ekonomisinin başarısına olan ilgisini yineledi ve Hazine’nin bankacılık sektörünün bütünlüğünü korumak için Türkiye Hükümeti ile ortaklığına olan bağlılığını dile getirdi.” ifadeleri kullanıldı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ise, “Ukrayna ve Rusya ile derin ekonomik ve siyasi ilişkilere sahip olunduğunun altını çizen Bakan Yardımcısı Elitaş, devam eden süreç ve yaptırımlar konusunda ise Türkiye’nin konumunun değişmediğini, ancak herhangi bir kurum veya kişi tarafından yaptırımların delinmesine de izin verilmeyeceğini teyit etmiştir. Görüşme kapsamında, bölgenin; barış, huzur ve istikrarını sağlamak için Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde savaşın sonlandırılması hususunda en yoğun gayreti Türkiye’nin harcadığı vurgulanmıştır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” denildi.

Paylaşın

Afganistan’da Yeni İç Savaş Tehlikesi

Geçen hafta Afganistan’ın başkenti Kabil’de yaklaşık 40 kadın, Eğitim Bakanlığı’nın önünde gösteri yaptı. Talepleri “ekmek, iş ve özgürlük”tü. Taliban’ın bu eyleme tepkisi sert oldu. Silahlı muhâfızlar, kalabalığın üzerine rastgele ateş açtı, kaçan kadınları tüfek dipçikleriyle dövdü.

Muhafızların şiddetinden olay yerinde haber yapan gazeteciler de nasibini fazlasıyla aldı. Afganistan’da bir yıl önce Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından ülkedeki kadınların durumu dramatik bir şekilde kötüleşti.

“Batı’nın oyuncağı kadınlar”

Gazeteci ve etnolog Shikiba Babori bu duruma şaşırmıyor.

Babori, DW’ye verdiği mülakatta “Afganistan’daki pek çok erkek, muhatabını ikna etmek için argüman kullanmak yerine hedeflerine ulaşmada silahlı güç kullanmaktan başka bir şey öğrenmemiş” diyor ve ekliyor: Seslerini yükselten kadınlar korkutuluyor, tehdit ediliyor veya öldürülüyor.

Babori, kısa süre önce çıkan “Afgan Kadınları: Siyasetin Oyuncağı” adlı kitabında da dikkat çektiği gibi,Batı’nın da Afgan kadınları oyuncak ve piyon olarak kullandığını savunuyor. Bunun en bariz örneğinin 2001 yılında Afganistan’ın işgalinden önce yaşandığını belirten Babori, “Dönemin ABD hükümeti, yürüttüğü savaş kampanyasında Afgan kadınlarını özgürleştirmek istediğini iddia etmiş, Amerikalı feministler de bunu alkışlamıştı” diyor.

Batı’nın 2021’de Kâbil’den alelacele çekilmesinin ardından bu “kurtuluşun” boş bir vaat olduğunun ortaya çıktığını ve Afganistan’daki kadınların yine kendi başlarının çaresine bakmak zorunda bırakıldığını vurgulayan Babori, daha önce işgali alkışlayan ABD’deki feministlerin, Afgan hemcinslerinin dramı konusunda sessiz kaldığını ifade ediyor.

Afganistan’ın çalkantılı tarihi

Sessiz kalmayan az sayıdaki Batılı politikacıdan biri ise Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock. Geçtiğimiz günlerde Taliban yönetimi altında kadınların ve kız çocuklarının durumunun dayanılmaz olduğunu dile getiren Baerbock, kız çocukları ve kadınların eğitime erişim haklarının engellendiğini ve erkek akrabaları olmadan özgürce hareket edemedikleri için “hapishanede gibi bir hayat” sürdüklerini vurguladı.

Shikiba Babori, Alman Dışişleri Bakanı’nın “acı gerçek” olarak adlandırdığı bu durumun, son 20 yılda pek çok Afgan kadını için “gayet normal” olduğunu söylüyor: Afganistan’ın 34 vilayetinin yarısından fazlasında kadınların güvencesiz olma durumu zaten hiç değişmemişti.

Almanya’ya 1970’li yıllarda göç etmiş olan Kâbil doğumlu Babori, kitabında 1920’lerden bu yana Afganistan’ın tarihsel gelişimine dair aydınlatıcı bir genel bakış sunuyor ve şehirler ile kırsal bölgeler arasındaki farklılıklara dikkat çekiyor: Büyük şehirlerin dışında yaşayan Afgan kadınlarının makus talihine bakarsanız, son 20 yılda sunulan birkaç fırsattan gerçekten yararlanabilen kadın sayısının ne kadar az olduğunu görürsünüz.

Yeni iç savaş tehlikesi

Afgan kökenli DW editörü Waslat Hasrat-Nazimi ise “Afganistan’ın Dişi Aslanları” adlı kitabında, bu fırsatlardan yararlanabilen kadınların bile kendilerini Batı tarafından ortada bırakılmış hissettiğini belirtiyor. Genç yazara göre kadınlar, kendilerine verilen özgürlük sözünün tutulmamasından dolayı hayal kırıklığına uğradı.

Diğer yandan bazıları da savaşın şimdilik sona ermiş olmasından dolayı rahatlamış durumda. Ancak Hasrat-Nazimi bu sükunetin muhtemelen uzun sürmeyeceğini söylüyor: İşlerin daha da kötüye gideceğini, farklı Taliban grupları arasındaki silahlı çatışmaların artacağını ve IŞİD’in yeniden güç kazanacağını tahmin ediyorum.

Bu öngörtyü destekleyen Shikiba Babori, Afganistan’daki en büyük korkunun, Batı’nın ülkeye olan ilgisini kaybedip başka yönlere odaklanması olduğunu kaydediyor. Tıpkı 1989’da Sovyetler Birliği’nin çekilmesinden sonra olduğu gibi. Bilindiği gibi Sovyet işgalini, Afganistan’da vahim bir iç savaş izlemişti.

Feminist dış politika

Babori’ye göre Annalena Baerbock’un feminist dış politika yaklaşımı bir umut ışığı. Babori, NATO ülkelerinin Afgan halkına karşı, özellikle de ülkedeki felaket boyutundaki insanî kriz noktasında sorumlu olduğunu hatırlatıyor:

“Kadınlar kapıdan dışarı çıkamıyor, kızların okula gitmesine izin verilmiyor. İnsanlar para kazanmak için organlarını satıyor. Ebeveynler çocuklarını satıyor. Evde bir boğaz eksilsin diye çocuklarından vazgeçiyorlar. Batı bu konuları sadece belirli olayların yıldönümlerinde gündeme getirmemeli.”

Afganistan’da aileler çocuklarını neden satıyor?

Hem Babori hem de Hasrat-Nazimi, toplumda hak ettikleri değeri görmek için mücadele eden güçlü Afgan kadınlarına umut bağlıyor. Kitabında, Batı dış politikasının hatalarını açıkça betimleyen ama aynı zamanda cesaret veren Hasrat-Nazimi, mücadeleden vazgeçmeyen aktivistleri ve Afganistan tarihindeki kadın ve insan hakları için ilham veren öncüleri yakından tanıtıyor.

Genç yazar, tüm olumsuzluklara rağmen neden umutlu olduğunu şöyle anlatıyor: Afganistan’da kadınlarla konuştuğumda hemen hepsi ağız birliği yapıyor: Şimdi durum farklı olmak zorunda; şimdi bunu kendimiz başarmak zorundayız.

Paylaşın