Otomotiv Üretiminde Yılın En Kötü Performansı

Türkiye’de Temmuz ayında 93 bin 659 adet otomotiv üretimi yapıldı. Otomotiv üretimi, Temmuz ayında yıllık bazda yüzde 37,4 artış gösterdi ancak bu yılın rakamlarının gerisinde kaldı. Sektörün toplam üretimi ocak ayından bu yana ilk kez 100 binin altında kaldı.

Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) tarafından açıklanan verilere göre, otomotiv üretimi Temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 37,4 artışla 68 bin 167 adetten 93 bin 659 adete yükseldi. Aynı ayda otomobil üretimi yüzde 41,5 artışla 36 bin 213 adet oldu. Otomotiv pazarı yüzde 11,2 artışla 55 bin 324 adede, otomobil pazarı yüzde 13,0 artışla 41 bin 031 adede geldi.

2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde toplam üretim yüzde 5 artarken, otomobil üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam üretim 742 bin 969 adet, otomobil üretimi ise 434 bin 190 adet düzeyinde gerçekleşti.

Dünya Gazetesi’nin haberine göre, 2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde toplam pazar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 azalarak 430 bin 929 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde otomobil pazarı ise yüzde 8 oranında azaldı ve 319 bin 313 adet olarak gerçekleşti.

Ticari araç grubunda, 2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde üretim yüzde 21, ağır ticari araç grubunda yüzde 25 ve hafif ticari araç grubunda yüzde 20 oranında arttı. 2021 yılı Ocak-Temmuz dönemine göre ticari araç pazarı yüzde 3, hafif ticari araç pazarı yüzde 5 azalırken, ağır ticari araç pazarı yüzde 8 arttı.

2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 3 oranında artarken, otomobil ihracatı ise yüzde 8 oranında azaldı. Bu dönemde, toplam ihracat 526 bin 601 adet, otomobil ihracatı ise 298 bin 333 adet düzeyinde gerçekleşti.

2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı Dolar bazında yüzde 5, Euro bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 arttı. Bu dönemde toplam otomotiv ihracatı 17,6 Milyar $ olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 7 azalarak 5 Milyar $ seviyesinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 3 artarak 4,6 Milyar € seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Yeni Sezonun Şampiyonluk Tahminleri Açıklandı: Fenerbahçe

Uluslararası Spor Araştırmaları Merkezi (CIES), Süper Lig ile Avrupa’nın en büyük 5 liginin de aralarında olduğu 27 ülkenin tahmini şampiyonları ve küme düşme adaylarını açıkladı.

Independent Türkçe’den Mehmet Altunkılıç’ın aktardığına göre, araştırmada takımların son 2 sezondaki performansları, kurulan kadrolar, yapılan transfer harcamaları ve istatistikleri baz alındı.

Rapora göre Süper Lig’in yanı sıra Serie A’da şampiyonlar bu sezon değişirken Bundesliga, Ligue 1, Premier Lig ve La Liga’da geçen sezon yaşanan senaryonun tekrar edeceği ön görülüyor.

“Fenerbahçe, Trabzonspor’u geçerek şampiyon olur”

Bu sezon iddialı kadro kuran ve takımın başına Jorge Jesus’u getiren Fenerbahçe’nin bu sezon Süper Lig’de Trabzonspor’un önünde şampiyonluk ipini göğüsleyeceği öne sürüldü.

Güncel kadrosu 180 milyon euronun üzerindeki sarı-lacivertlilerin en değerli oyuncuları Altay Bayındır, Diego Rossi, Joao Pedro, Attila Szalai ve Ferdi Kadıoğlu.

Fenerbahçe’nin ardından geçen yılın şampiyonu Trabzonspor’un puan tablosunda ikinci sırada yer alacağı tahmin edildi.

126 milyon euro ile ligin en değerli ikinci ekibi olan bordo-mavililerin en pahalı oyuncuları Uğurcan Çakır, Abdülkadir Ömür, Trezeguet ve Anastasios Bakasetas.

CIES’in tahminine göre Valerian Ismael yönetimindeki Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor’un ardından ligi üçüncü sırada bitirirken, Süper Lig’in en değerli ikinci ekibi olan Galatasaray ise 4. basamakta tamamlayacak.

Rapora göre Süper Lig’den küme düşecek takımlar ise İstanbulspor, Ümraniyespor, Giresunspor ve Ankaragücü.

Serie A’da da şampiyon değişiyor

Geçen sezon Milan’ın şampiyon olarak tamamladığı İtalya Serie A’da bu yıl zirvenin sahibinin Inter olacağı öngörüldü.

610 milyon euro ile İtalya’nın en pahalı kadrosuna sahip olan mavi-siyahlı ekipte Lautaro Martinez, Romelu Lukaku, Nicolo Barella, Milan Skriniar ve Alessandro Bastini öne çıkan oyuncular.

Geçen yılın şampiyonu Milan ise bu yıl Inter’in ardından ikinci sırada konumlanıyor.

Inter’den sonra ligdeki en değerli ikinci ekip olan Milan’da Rafael Leao, Theo Hernandez, Tomori ile Tonali en pahalı futbolcular olarak dikkat çekiyor.

Geçen yıl yapılan raporda şampiyonun Inter olacağı öngörülse de zirvenin sahibi Milan olmuştu.

Serie A’da üçüncünün Napoli, dördüncünün ise Juventus’un olacağı ileri sürüyor.

İtalya’da Lecce, Salernitana ve Cremonese ise küme düşecek takımlar.

4 ligde şampiyonlar değişmiyor

CIES’in her yıl gerçekleştirdiği muhtemel şampiyonlar raporunda Premier Lig, La Liga, Ligue 1 ve Bundesliga’da şampiyonlar bu sezon da değişmedi.

Premier Lig’de bu sezon için Manchester City’nin son iki sezonda olduğu gibi bu sezonda zirvede olacağı aktarıldı. Liverpool’un ikinci, Chelsea’nin ise üçüncü olacağı belirtildi.

La Liga’da geçen yılın şampiyonunu doğru tahmin eden CIES, bu yıl da İspanya’da Real Madrid’in şampiyon olacağını tahminlerine ekledi. Atletico Madrid’in ikinci olacağını açıklayan raporda ekonomik sıkıntılarla uğraşan Barcelona’nın üçüncü olacağı savunuluyor.

Almanya’da son 10 yılı zirvede tamamlayan Bayern Münih, bu sezon da favori olarak görünüyor. Borussia Dortmund ikinci, Leipzig üçüncü, Bayer Leverkusen ise dördüncü sırada.

Fransa’da ise son 10 sezonda 8 kez şampiyonluk yaşayan Messi, Neymar ve Mbappe’nin forma giydiği PSG, 2022-23 sezonunda da Ligue 1’in şampiyonluk adayı.

Ligue 1’de Monaco’nun ikinci, Marsilya’nın üçüncü olacağı tahminlere eklendi.

CIES, Premier Lig, Bundesliga, Ligue 1 ve La Liga’da geçen yıl tahminlerinde yanılmamıştı.

Paylaşın

Afganistan’ı Sel Vurdu: En Az 20 Can Kaybı

Afganistan’ın başkenti Kabil yakınlarındaki Logar vilayetinde yaşanan sel felaketinde son 48 saatte en az 20 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Yetkililer ülke genelinde son bir ayda yaşanan sel felaketlerinde en 165 kişinin öldüğünü belirtti. 

Taliban yönetiminin Afet Yönetimi Devlet Bakanlığı Sözcüsü Muhammed Nesim Hakkani pazartesi günü yaptığı açıklamada, son 48 saatte en 20 kişinin hayatını kaybettiğini, 35 kişininse yaralandığını söyledi.

Logar Valisi Mevlevi İnayatullah Şuca önceki gün, sel felaketine cumartesi günü sabah saatlerinde başlayan şiddetli yağışın neden olduğunu açıklamıştı. Şuca, sel nedeniyle 3 binden fazla evin de hasar gördüğünü bildirmişti.

Yetkililer ülke genelinde son bir ayda yaşanan sel felaketlerinde en 165 kişinin öldüğünü belirtti. Deprem ve sel gibi doğal afetlerle mücadelede zorlanan Taliban hükümeti, uluslararası toplumdan yardım çağrısı yapıyor.

Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid sosyal medyada yayınlanan bir videoda, “Uluslararası toplumdan, özellikle de İslam devletleri ve insani yardım kuruluşlarından kurbanlara acilen yardım edilmesini talep ediyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

Taliban’ın yönetimi ele geçirdiği 2021 ağustos ayından bu yana Afganistan, kuraklık, sel ve deprem gibi doğal afetlerle mücadele ediyor. Haziran ayında meydana gelen depremde en az bin kişinin hayatını kaybettiği bildirilmişti.

Paylaşın

Domates Gribi: En Az 82 Çocukta Tespit Edildi

Lancet tıp dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, 26 Temmuz 2022 itibariyle Hindistan’da 82’den fazla çocukta “domates gribi” tespit edildi. Bilim insanları, hastalığa sebep olan virüsün kaynağını araştırıyor.

Hindistan’ın Kerala eyaletinin Kollam şehrinde 6 Mayıs 2022 tarihinde bir çocukta “domates gribi” virüsüne rastlandı.

Lancet haftalık hakemli genel tıp dergisinde Vivek P. Chavda, Kaushika Patel ve Vasso Apostolopoulos imzasıyla yayınlanan araştırmaya göre, 26 Temmuz 2022 tarihi itibariyle toplam dört bölgede beş yaşından küçük 82’den fazla çocukta domates gribi virüsüne rastlandı.

Söz konusu araştırmada, nadir görülen viral bir enfeksiyon olarak tanımlanan ve mevcut durumda hayati tehlike yaratmayan virüsün bazı semptomlarının Kovid 19’a benzediği kaydedildi. Buna göre, her iki virüs de ilk aşamada hastalarda yüksek ateş, yorgunluk ve vücut ağrıları yapıyor.

“Kovid 19 ile bağlantılı değil”

Kovid 19 ile enfekte olan bazı hastalarda ciltte kızarıklık da meydana geldiğini kaydeden araştırmacılar, domates gribine yol açan virüsün Kovid 19’a sebep olan SARS-CoV-2 ile bağlantısı olmadığını belirtti.

Buna göre, domates gribi, viral bir enfeksiyon olmaktan ziyade chikungunya veya dang hummasının sonradan yol açtığı bir etki olabilir. Araştırmacılar, domates gribinin viral bir rahatsızlık olan ve çoğunlukla 1-5 yaş arası çocuklar ile bağışıklık sistemleri zayıf yetişkinler arasında görülen el, ayak ve ağız hastalığının yeni bir varyantı olabileceği ihtimali üzerinde de duruyor.

Yeni bir patojen mi?

Araştırmaya göre, hastalığın ilk semptomları arasında yüksek ateş, ciltte döküntü ve eklemlerde ağrı bulunuyor. Domates gribi de adını hastalık sırasında vücutta çıkan kırmızı döküntülerden alıyor.

Söz konusu kızarıklıklar maymun çiçeği hastalığının ilk döneminde genç kişilerde görülen semptomlara benziyor. Domates gribinin semptomları arasında ayrıca benzer viral enfeksiyonlarda olduğu gibi mide bulantısı, kusma, ishal, dehidrasyon ve eklemlerde şişme de bulunuyor.

Bilim insanları domates gribi olarak adlandırılan rahatsızlığın sivrisinek kaynaklı bir enfeksiyonun etkisi olup olmadığını araştırıyorlar. Bunun tamamen yeni bir patojen olma ihtimali de göz ardı edilmiyor.

Paylaşın

‘Tarımsal Girdi Enflasyonu’ Rekor Tazeledi

Tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE), Haziran’da aylık bazda yüzde 7,92 artarken, yıllık bazda yüzde 134.96 yükseldi. Endekste, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 81,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,89 artış gerçekleşti. Böylece endeks, yıllık bazda yeni bir rekor kırdı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi Haziran 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE), Haziran ayında aylık bazda yüzde 7,92 artarken, yıllık bazda yüzde 134.96 yükseldi. Yıllık artışın yüksek olduğu gruplar yüzde 233,89 ile gübre ve toprak geliştiriciler, yüzde 228,03 ile enerji ve yağlar oldu.

Endekste, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 81,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 70,89 artış gerçekleşti. Böylece endeks, yıllık bazda yeni bir rekor kırdı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 4,57, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 8,33 artış gerçekleşti. Bir önceki yılın aynı ayına göre göre tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksinde yüzde 72,30, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinde yüzde 145,32 artış gerçekleşti.

Yıllık Tarım-GFE’ye göre 7 alt grup daha düşük, 4 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 31,88 ile veteriner harcamaları ve yüzde 46,04 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 233,89 ile gübre ve toprak geliştiriciler ve yüzde 228,03 ile enerji ve yağlar oldu.

Aylık Tarım-GFE’ye göre 10 alt grup daha düşük, 1 alt grup daha yüksek değişim gösterdi. Aylık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 0,13 ile veteriner harcamaları ve yüzde 0,50 ile tohum ve dikim materyali oldu. Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 20,71 ile enerji ve yağlar ve yüzde 7,26 ile hayvan yemi oldu. Bir önceki aya göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 0,27 ile makine bakım masrafları oldu.

Paylaşın

Her Ay 17 Bin Çocuk Suç Mağduru

CHP Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, TÜİK adli istatistik verileri üzerinden çalışma yaptığı ‘suça sürüklenen çocuk raporu’nda, günde 1311, saatte ise 55 çocuğun suçlu ya da suç mağduru olduğunu kaydetti. İlgezdi,” Verilere göre ayda 17 bin 780 çocuk suçun mağduru oldu” dedi.

CHP Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, ‘suça sürüklenen çocuklar’ adı altında hazırladığı raporu kamuoyu ile paylaştı.

Evrensel’den Gamze Kırmızıtaş’ın haberine göre, 2021 yılında 499 bin çocuğun yolunun güvenlik birimlerinden geçtiğini, 5 yılda ise 2 milyon 393 bin çocuğun suçla tanışmış olduğunu ifade eden İlgezdi,  “Günde 1311 çocuk, saatte ise 55 çocuk, suçun ya faili ya da mağduru olmuş. Çocukların suça sürüklenmesinde yanlış politikaların yanı sıra ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin yarattığı baskı da etkili oluyor. Bu krizin aileler üzerinde yarattığı baskı çocuklara aile içi şiddet başta olmak üzere pek çok alanda şiddete ve suça başvurmalarına neden oluyor. Koruyucu ve çocukları destekleyici tedbirler uygulayarak suça karışma ihtimaline engel olmamız gerekiyor” dedi.

Ayda 17 bin çocuk suç mağduru

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, açıklanan TÜİK adli istatistik verileri üzerinden çalışma yaptığı ‘suça sürüklenen çocuk raporu’nda, günde 1311, saatte ise 55 çocuğun suçlu ya da suç mağduru olduğunu kaydetti. Çocuk ile suç kelimesinin yan yana olmasının dahi kabul edilemez olduğunu dile getiren İlgezdi, “TÜİK verilerine güvenilmese dahi veriler korkunç! TÜİK verilerine göre 2017-21 yılları arasında suça sürüklenme nedeni ile 2 milyon 393 bin 325 çocuk güvenlik birimlerine getirildi. 2008 yılında mağdur olarak kolluk kuvvetlerine getirilen çocuk sayısı 44 bin 153 iken, bu sayı yıllar içinde yüzde 371 artarak, 2021 yılında 207 bin 999’a ulaştı. 2017-2021 yılları arasında suç mağduru olan toplam çocuk sayısı ise 1 milyon 66 bin 804 olarak kayıtlara geçti. Verilere göre ayda 17 bin 780 çocuk suçun mağduru oldu” dedi.

AKP iktidarında çocukların, çocukluklarını yaşayamadığına dikkat çeken İlgezdi, “TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2021 yılında güvenlik birimlerine 499 bin 319 çocuğun yolu düşmüş. Çocukların karıştığı olayların yüzde 36.6’sı yaralama, yüzde 27.2’si hırsızlık, yüzde 5.1’i uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak, satmak veya satın almak, yüzde 4.3’ü tehdit, yüzde 3.8’i ise cinsel suçlar olarak kayıtlara geçmiş. Bu suçlarla çocukların yan yana geldiği bir toplumun yarınlarından son derece endişeliyiz. Çocukların toplumsal kaostan etkilenerek suça sürüklendiği gerçeğini başta mevcut iktidar olmak üzere herkes kabul etmeli. Çocuklar suç işlemiyor, suça sürükleniyor! Çünkü çocuk suç nedir bilmez! Çocuk suçu öğrenir, suça sürüklenir, mecbur bırakılır” dedi.

İlgezdi, iktidarın, çocukları karanlığa sürüklediğini ifade ederek şöyle konuştu: “Geleceğimizi emanet ettiğimiz çocuklarımızın yaşadıkları ortada, iktidar giderayak geleceğimizi yok ediyor. Çocukların suça sürüklenmesinde yanlış politikaların yanı sıra ülkenin içinde bulunduğu ekonomik krizin yarattığı baskı da etkili oluyor. Bu krizin aileler üzerinde yarattığı baskı çocukların aile içi şiddet başta olmak üzere pek çok alanda şiddete ve suça başvurmalarına neden oluyor. Çocuklar, hepimizin çocukları. Koruyucu ve çocukları destekleyici tedbirler uygulayarak suça karışma ihtimaline engel olmamız gerekiyor. Ve en önemlisi çocuk suça karıştığı zaman ilgili işlemlerin kolluğun çocuk birimince yerine getirilmesi gerekiyor. Bu durumun ihlali bile birçok yeni suça neden olmaktadır. Çocuklar, karakollara ya da mahalledeki polis merkezlerine götürülmek yerine çocuk birimine götürülmelidir. Eğitim sisteminin çocuğu örgün eğitimde tutamaması ve örgün eğitimdeyken çocukla ilgili etkili bir çalışma yürütülmemesi çocukların suça karışmasında ciddi bir risk oluşturuyor.”

Geçtiğimiz yıl 646 çocuk cinayeti işlendi

İlgezdi’nin paylaştığı rapordan, dikkat çeken diğer çarpıcı ayrıntılar ise şöyle; “Suça sürüklenen çocuk sayısında bir önceki yıla göre yüzde 17 artış yaşanmıştır. 2021 yılında 646 çocuk cinayet işledi. 2 bin 418’i gasp olaylarına karıştı. 48 bin 621’si bir başkasını yaraladı. 36 bin 134’ü hırsızlık yaptı. 6 bin 748’i uyuşturucu kullanmak veya satmak, 4 bin 998’i de cinsel suçlara karıştı. Son beş yılda 22 bin 538 çocuk göçmen kaçakçılığı suçundan kaynaklı güvenlik birimlerine getirildi.  Bir diğer dikkat çeken veri ise sahtecilik suçunu işleyen çocuk sayısı 10 bin 710 oldu. Son 5 Yılda 11 yaş ve altı 527 bin 510 çocuğun güvenlik birimlerine yolunun düştüğü belirtilen raporda, bu sayı toplam çocuk sayısının yüzde 22’si kadar. Yüzde 54.6 ile çocukların en çok suç işleme yaşının 15-17 yaş grubu olduğu görülüyor.”

Paylaşın

Türkiye’nin Risk Primi 800 Baz Puanın Üzerini Test Etti

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) kredi düzenlemesinin ardından Türkiye’nin risk primi ilk işlem gününde 800 baz puanın üzerini test etti. Bu rakam 29 Temmuz’dan bu yana görülen en yüksek seviye olarak kaydedildi.

TCMB, daha önce sinyalini verdiği gibi bazı ticari kredi faizlerini düşürmeyi aynı zamanda ise bu kredilerin büyümesini sınırlandıracak adımları cuma günü açıklamıştı.

Dünya gazetesinin aktardığına göre, geçen haftaki faiz indirimi kararının ardından 18.15’i test eden Dolar/TL, haftaya 18 üzerinde baskı altında kalarak başladı. Dolar/TL, bugün 18.12 civarında işlem görüyor. Euro/TL ise 18.13’ten alıcı buluyor.

Bu seviyeye göre TL’nin dolar karşısındaki değer kaybı Nisan ayından bu yana yüzde 18, yıl başından bu yana yüzde 27 oldu. Geçen yıla göre ise kayıp yüzde 40’ı aştı.

Türkiye’nin kredi risk primi de Temmuz ortasında 900 baz puan ile en yüksek seviyesini kaydederken, 11 Ağustos’ta 650 baz puan ile dip yapmıştı.

Piyasalar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kabine toplantısının ardından vereceği mesajları takip edecek.

Tahvil getirileri sert düşüş kaydetti

Karar sonrası ilk işlem gününde tahvil getirilerinde hızlı geri çekilme izlendi. 2 yıllık tahvil getirisi, Cuma günü son işlemdeki yüzde 17.62’den yüzde 14.02’ye kadar geriledi. Böylece 2 yıllık gösterge tahvil getirisi 360 baz puan düştü.

10 yıllık tahvil getirisi de yüzde 16.93’ten yüzde 14.19’a kadar geriledi. Böylece 10 yıllık gösterge tahvil getirisi 274 baz puan düştü.

Ticari kredi faizlerinin düşmesi bekleniyor

TCMB faiz indirimi ile birlikte sinyalini verdiği kredi aktarım mekanizmasına yönelik makroihtiyati tedbirleri Cuma günü piyasa kapanışı ardından açıkladı.

TCMB’nin kararı öncesi net ihracat gibi alanlardaki ticari kredi maliyeti tek haneye yakın, diğer ticari krediler yüzde 40’a yakın, bireysel krediler ise yüzde 50’ye yakın seyrediyordu. Kararın ardından yüzde 40 olan ticari kredi faizlerinin düşmesi bekleniyor.

Bankacıların hesaplamalarına göre tek haneye yakın kredilere yönelik politika faizi indirimi hariç herhangi bir adım gelmedi. Diğer ticari kredilerde ise yüzde 40 olan faiz oranı belirgin düşürecek, düşürülmemesi halinde ise bunun karşılığında tahvil tutma zorunluluğu geldi.

Ancak bu kredi büyümesi Temmuz sonundan yılsonuna kadar yüzde 10 ile sınırlanması da yüzde 80’e yaklaşan enflasyon ortamında “kolay aşılacağı” için aslında belirgin bir “sınırlama” da yapılmış oldu. Yüzde 50 civarında seyreden bireysel krediler için ise anlamlı bir adım görülmedi.

Reuters’a konuşan üst düzey bir bankacı, “Kredilerde hükümetin istediği alanlar dışındaki ticari kredi faizlerini düşürecek aynı zamanda bu kredilerin büyümesini de sınırlayacak adımlar geldi. Bankalar TCMB’nin istediği her şeyi yapsa bile, ki tamamını yapamazlar, yine de tahvil tutmak zorunda kalacaklar. TCMB, krediler ve tahvil piyasası üzerindeki kontrolünü daha da artırdı” dedi.

Paylaşın

Türkiye, En Çok TikTok Kullanıcısı Olan Dokuzuncu Ülke

‘We Are Social’ platformunun verileri, 26.5 milyon kullanıcıyla Türkiye’nin, en çok TikTok kullanıcısı olan ülkeler listesinde dokuzuncu sırada olduğunu ortaya koydu.

İnternet hizmetleri konusunda araştırmalar yapan ‘We Are Social’ adlı platformun verilerine göre dünya genelinde bir milyardan fazla kullanıcısı olan TikTok’ta Türkiye’den 26.5 milyon kullanıcı bulunuyor.

Türkiye, dünyada en çok TikTok kullanıcısı olan dokuzuncu ülke.

Cumhuriyet’ten Kader Çukay’ın haberine göre uzmanlar TikTok’un uzun süre kullamınında gençlerin üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğunu belirtti.

Çocuk ve ergen psikiyatristi Prof. Dr. Nursu Çakın Memik, sosyal medya platformlarının çocuklar üzerinde zararlı etkilere sahip olduğunu kaydetti:

“Sosyal medyada belirli yaş sınırlamalarının olması gerek. Çünkü risklerle dolu bir mecra. Çocuklar burada olanları gerçekmiş gibi algılıyor. Ünlü olma çabasına girip beğeni ve izlenme sayılarının fazla olmasını istiyor. Bu dönemde mutlaka bir erişkinin kılavuzluğuna ihtiyaç duyarlar.

Sosyal ortamlarda şiddet uygulanınca birey şiddeti normal olarak görmeye başlar. Sonrasında kişi büyüdüğünde şiddet alışkanlık haline gelebilir. Bu nedenle gelecekte şiddet anlamında risk artar. Hem zorbalık hem de mağdur olma durumu sosyal medyayla birlikte artar.”

Paylaşın

Şam’dan Diyalog İçin İlk Şart: Türkiye, Suriye’den Çıkmalı

Ankara ile Şam arasında diyaloğun yeniden başlayacağına dair tartışmalar gündemdeki yerini korurken, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a yakınlığı ile bilinen Suriye Halk Meclisi eski milletvekili Şerif eş-Şehade, Türkiye ile diplomatik görüşmelere ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

Şerif eş-Şehade, Şam ile Ankara arasında diplomatik görüşmelerin başlamasından önce zemin hazırlanması gerektiğini söyledi. Şehade, diyalog için ilk şartın ise Türkiye’nin Suriye’den çıkması olduğunu belirtti. Rudaw TV’den Dilbixwin Dara’ya konuşan eş-Şehade’nin açıklamaları şöyle:

“Türkiye ile Suriye hükumeti arasında istihbarat düzeyinden bağımsız siyasi düzeyde herhangi bir görüşme oldu mu?

İki taraf arasında, Suriye Dışişleri Bakanı (Faysal Mikdad) ile Türkiye Dışişleri Bakanı (Mevlüt Çavuşoğlu) arasındaki (Belgrad’da) “Bağlantısızlar Toplantısı’nda yapılan görüşmenin dışında herhangi bir görüşme olmadı. Şu ana kadar sadece karşılıklı açıklamalar var ve henüz bir görüşmeye dönüşmüş değil. Önümüzdeki dönemde bazı siyasi görüşmelerin olacağını ve bunun da bir çok açıdan olumlu sonuçlar doğuracağını tahmin ediyorum.

Ankara ile Şam arasında diplomatik görüşmeler ne zaman başlayacak?

Bildiğiniz gibi bunun için öncelikle bir takım hazırlıklar yapılmalı. Ölümcül hatalara düşmemek açısından araştırmaya ve bazı açılımlara ihtiyaç var. Ardından siyasi sürece geçiş yapabilmek ve iki arasındaki sorunların çözümüne yol açabilmek için bir kaç ay gibi bir süreye ihtiyaç olacak.

Taraflar arasında diplomatik ilişkilerin başlaması için belirlenen ortak şartlar var mı?

Hepimizin de duyduğu gibi Türk yetkililer sürekli teröre karşı mücadeleye vurgu yapıyor. Erdoğan son günlerde yaptığı bir açıklamada, Suriye ve Türkiye’ye karşı planlar olduğunu ve bu planın aktörlerinin de ABD, koalisyon güçleri ve Demokratik Suriye Güçleri olduğunu söyledi. Biz de bölgede terör olduğunu biliyoruz. IŞİD, Nusra Cephesi ve bütün radikal gruplar da bu terörün birer parçasıdır.

Suriye, Rojava Özerk Yönetimi’ne, DSG’ye, Kürtlere karşı Türkiye ile işbirliği yapmaya hazır mıdır? Çünkü Türkiye’nin amacı bu varlığı ortadan kaldırmak.  

Konu aslında böyle değil. DSG, ABD ile işbirliği yaparak Suriye topraklarının bir parçasını ele geçirmiş durumda. Amaçları küçük bir devlet kurmaktır. DSG kendisini Suriye’ye ait görürse Suriye devleti de onları her açıdan korur, savunur. Ama otonom bir yönetim kurarak Suriye’yi parçalamak isterse o zaman farklı olur. Kendisini Suriyeli gören herkesi korumaya hazırız. İster Kürt olsun, ister Hristiyan. Ama bu çerçeveden çıkar ve ABD ile ortaklık kurar, kendine bağımsız bir devlet kurmak isterse, Türkiye’den bağımsız biz de, Suriye halkı da onlara karşı savaşırız. Ama Suriye’nin yanında olurlarsa Arap, Kürt, yekvücut oluruz.

Türkiye DSG’ye karşı yeni bir savaş veya askeri harekat başlatırsa Suriye Türkiye’yi destekler mi?

Açık ve şeffaf bir şekilde söylüyorum; DSG Suriye hükumetinden ayrılmak ister, devlet ile savaşır ve ABD ile işbirliği yaparak petrol kuyularını ele geçirmeye devam ederse, Suriye hükumeti bunu kabul etmeyecektir. Türkiye ister içinde olsun ister olmasın. Konu açıktır. Suriye’nin yanında olanlar korunacak, savunulacaktır ama Suriye’yi bölmek ve sistemini parçalamak isteyenlere karşı da her türlü mücadele verilecektir.

Suriye hükumeti DSG ve Özerk Yönetim ile anlaşmaya hazır mıdır? Hazırsa şartları nelerdir?

Suriye diyalog ve müzakere için hazırdır. DSG otonomi fikrinden vazgeçerse, onlar da bu toplumun bir parçasıdır, hakları ve görevleri vardır, onlara da diğer tüm Suriye vatandaşları gibi davranılacaktır. Fakat ülkeyi bölmek için ABD ile işbirliği yaparlarsa o artık farklı olur. Kürt kardeşlerimizin bir takım talepleri olabilir ve Suriye hükumeti bunları uygulamak için onlarla müzakereler yapabilir.

Türkiye Suriye topraklarının büyük bölümünü kontrolü altında tutuyor. Suriye’nin buna karşı tavrı nedir?

Bu Türk işgalidir. Türkiye bir an evvel Suriye topraklarının tamamından çıkmalıdır. Türkiye gökyüzünden inmiş bir ilah değil, işgalcidir. Çıkmaz ise Suriye halkı onlara karşı savaşacaktır. Fakat çıkarsa o zaman diyalog olur. Bu nedenle diyalog için yol açılmalıdır. Bunun ilk adımı da Türk kuvvetlerinin İdlib’den, Suriye’nin diğer bölgelerinin tamamından çekilmesidir.”

Paylaşın

“Seçimi Kazanmak İçin Enflasyonun Daha Da Patlamasını Göze Aldılar”

Halk TV yazarı Barış Soydan, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) aldığı kredi ve faiz indirimi kararının enflasyonu “patlatacağını” belirtti. Soydan, “Otomobil, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, çimento, boya, neye ihtiyacınız varsa şimdi alın, çünkü fiyatlar daha da çıldıracak” yorumunu yaptı.

Soydan, bugünkü “Seçimi kazanmak için enflasyonun daha da patlamasını göze aldılar” başlıklı köşe yazısında TCMB’nin kararını şöyle anlattı:

Merkez Bankası Cuma gecesi yayınladığı bir kararla bankaların ticari kredi faizini yüzde 29.3’le sınırladı. Faize açıktan tavan koyarak yapmak “Valla billa serbest piyasaya müdahale etmiyoruz” iddiasına ters olacağı için bunu dolambaçlı bir yoldan yaptılar.

Şöyle: Ticari kredi faizi yüzde 29.38’in üzerindeyse bankalar artık yüzde 90 oranında “menkul kıymet tesis edecekler.” Türkçe meali, 100 liralık kredi verdilerse 90 liralık da devlet tahvili alıp bir kenara koyacaklar. Yani paralarını daha yüksek getirili alanlarda kullanmak yerine enflasyonun çok altında faiz veren tahvillere bağlayacaklar.

Ekonomi yönetimi böylece bir taşla iki kuş vurmayı amaçlıyor. Bir yandan yüksek faizle kredi veren bankaları cezalandırıyor, diğer yandan onları daha fazla devlet tahvili almaya zorluyor.

“Bu kararı Merkez Bankası’nın aldığına inanmadınız herhalde. Bu kararı alan stratejik aklın amacı, seçim öncesinde düşük faizli kredilerle ekonomiyi hormonlu şekilde canlandırmak” diyen Soydan, şöyle devam etti:

Resmi enflasyonun yüzde 80, gerçek enflasyonunun yüzde 140 olduğu bir ülkede kim yüzde 29’la kredi kullanmak istemez ki? Krediyle otomobil alıp otoparka çeksen bir yılda değeri en az yüzde 100 artar. Aldığınız kredinin faizi kaçtı? Yüzde 29. Taş atıp kolunuzu yormadan bir yılda yüzde 70 kazandınız, hangi işte bu kadar kâr var? Daha şimdiden çok sayıda şirketin buna tevessül ettiğini, kamu bankalarının verdiği düşük kredilerle dört-beş araç alıp otoparka çektiklerini herkes biliyor. Otomobil fiyatlarındaki astronomik artışın sebeplerinden biri de bu.

“Çıldıran konut fiyatları akıl almaz seviyelere yükselir”

Bireysel kredilerin faizinde henüz bir indirim yok ama onun da eli kulağındadır. Nitekim eski Ziraat Bankası Genel Müdür Yardımcısı Şenol Babuşçu birkaç gün önce aylık 0.99 faizli konut kredisi için ekonomi yönetimi tarafından çalışmaların başlatıldığını yazdı. Kamu bankaları yüzde 0.99 faizle konut kredisi dağıtırsa ne olur? Talep patlaması yaşanır. Zaten çıldıran konut fiyatlarını akıl almaz seviyelere yükselir.

Merkez Bankası’nın geçtiğimiz hafta yaptığı sürpriz faiz indirimi ve ticari faize getirilen yüzde 29 sınırı AKP’nin seçimi kazanmak için enflasyonu daha da patlatma kararı aldığını gösteriyor. Otomobil, çamaşır makinesi, elektrikli süpürge, çimento, boya, neye ihtiyacınız varsa şimdi alın, çünkü fiyatlar daha da çıldıracak.

“Kemerlerinizi bağlayın, uçuruma gidiyoruz”

Sadece fiyatlar mı? Düşük faizli krediler ithalatı da azdıracak. Şirketler üretim ya da stok amaçlı ara girdi ve hammadde ithalatını artırınca Türkiye’nin cari açığı daha da büyüyecek.

Bir ülkede enflasyon ve cari açık aynı anda artarsa ne olur? Ulusal para değer kaybeder. TL daha da değer kaybedecek, dolar daha da yükselecek.

Ardından olacakları tahmin etmek güç değil: Merkez Bankası dolardaki yükselişi engellemek için döviz satışını hızlandıracak. Bir ödemeler dengesi krizi ihtimali giderek artacak.Kemerlerinizi bağlayın, uçuruma gidiyoruz.

Paylaşın