Sadr Taraftarları Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı İşgal Etti: 15 Ölü

Irak’ta aylardır süre giden siyasal kriz yeni bir evreye girdi. Mukteda es-Sadr liderliğindeki Tahran karşıtı Şiilerin Sadr Hareketinin çağrısıyla binlerce gösterici Bağdat’ta Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı işgal etti.

Ordunun göstericileri Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndan çıkartmaya yönelik müdahalesinde 15 kişi öldürüldü, en az 300 kişi de yaralandı. Çatışmaların şiddetlenmesiyle İran, komşusu Irak ile sınır geçişlerini durdurdu.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, gerginliğin yatıştırılması için acil adımların atılması çağrısını yaptı. BM Irak Misyon Temsilciliği’nden yapılan açıklamada da taraflara silahlı çatışma ve şiddetten uzak durmaları çağrısı yapılmıştı.

Beyaz Saray’dan açıklama

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Stratejik İletişim Koordinatörü John Kirby, Irak’taki olayların bir an önce yatıştırılması ve tarafların diyalog kurması çağrısında bulundu.

Kirby, Beyaz Saray muhabirlerine verdiği çevrimiçi brifingde Bağdat’taki çatışmalarla ilgili bir soruya karşılık yaşanan çatışmaları “rahatsız edici” olarak niteledi. Kirby, “Şimdi gerginlik değil, diyalog zamanı. Bu şiddet olaylarının yatıştırılması ve barışçıl göstericilere saygı duyulması çağrısı yapıyoruz.” dedi.

ABD Bağdat Büyükelçiliğinin boşaltıldığı söylentilerini de yalanlayan Kirby, bu aşamada böyle bir şeye gerek olmadığını söyledi.

Dışişleri’nden seyahat uyarısı

Dışişleri Bakanlığı, Irak’a yönelik seyahat uyarısında bulundu. Açıklamada “Bağdat’ta güvenlik durumunun bozulmaya başlaması göz önünde bulundurularak, vatandaşlarımızın zorunlu hâller dışında anılan şehre seyahat etmekten kaçınmaları tavsiye olunmaktadır” ifadeleri yer aldı.

Dışişleri Bakanlığı, halihazırda Irak’ta bulunan Türk vatandaşları için ise “kitlesel gösterilerin gerçekleştirildiği mahallerden uzak durmaları” tavsiyesinde bulundu.

Sadr siyasi işlerden çekildiğini duyurdu

Sadr yanlıları, liderlerinin  “Dünyanın siyasi işlerine müdahaleden nihai olarak istifa ettiğini ve kendisini kapattığını” ilan ettiği Twitter mesajından sonra sokaklara döküldüler.  Sadr mesajında “Babamın mezarı, tarihi eser kurumuyla Sadr ailesinin müzesi hariç tüm kurumları (da) kapatma (ya) karar verdiğini” duyurdu.

Sadr açıklamasında, İran’da yaşayan Iraklı Şii dini mercilerden Ayetullah Kazım Hairi’yi de dün “mercilik görevine son verdiğini” duyurması nedeniyle eleştirdi ve bu kararını kendi iradesiyle almadığını savundu.

Irak’ta halen hareketin şahsen Sadr’a bağlı politbürosu ve birçok siyasi, ekonomik ve askeri kurum var.

Çatışmalar

Sadr yanlıları, başkent Bağdat’ta hükümet binaları ve yabancı misyon temsilciliklerinin yer aldığı yüksek güvenlikli “Yeşil Bölge”de Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı işgal ederken, bir başka Sadr yanlısı grup da aynı alandaki Başbakanlık Binası’na girdi. Daha sonra göstericileri Hükümet Sarayı’ndan dışarı çıkaran güvenlik güçleri, kapıları kapatarak binayı koruma altına aldı.

Yüzlerce gösterici Hükümet Sarayı’nın  bahçesinde eylemlerini sürdürüyor.

Güvenlik güçleri, Yeşil Bölge’nin farklı noktalarında havaya ateş açarak eylemcileri dağıtmaya çalışıyor.

Sadr’ın destekçileri, ülkenin güneyindeki Basra, Necef, Abadan gibi kentlerde de kitleler sokaklara dökülmeye başladı ve hükümet binalarına yöneldi.

“Yeşil Bölge”de güvenlik güçleri, Sadr yanlılarına ateş açarak  bölgeden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bağdat’ta silah sesleri duyulduğu, Sadr yanlılarıyla İran destekli gruplar arasında çatışmalar çıktığı ve yaralıların olduğu bildirildi. Askeri güçler, eylemcileri dağıtmak için göz yaşartıcı bombalar da kullanıyor.

Bağdat’ta sokağa çıkma yasağı 

Protestolar nedeniyle Bağdat’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Irak Ortak Operasyonlar Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, Bağdat’ta bugün saat 15.30 itibarıyla sokağa çıkma yasağı kararı alındığı bildirildi. Komutanlık daha sonra, Bağdat için ilan edilen sokağa çıkma yasağının ülkenin tamamında 19.00’dan itibaren süresiz biçimde uygulanacağını duyurdu.

Yeşil Bölge üzerinde de Irak Hava Kuvvetleri’ne bağlı savaş uçakları uçuşa  başladı. Başbakan Mustafa el-Kazımi, Bakanlar Kurulu’nun haftalık toplantılarını askıya aldığını duyurdu.

Sadr’ın sertleşen iktidar mücadelesi 

Sadr hareketi, Ekim 2021’de yapılan federal seçimlerde Ulusal Meclis’in en büyük grubu olmuştu. Şii imam, Kürt ve Sünni müttefikleriyle birlikte, Çerçeve’yi dışlayacak bir çoğunluk hükümeti oluşturma çağrısıyla yola çıktı.

Ancak sistemin kilidini açacak olan cumhurbaşkanı seçimini başlatmak üzere milletvekillerinin 2/3’ünü Meclis’te toplamayı başaramadı. Irak Anayasası’na göre, hükümetin kurularak işe başlayabilmesi, Meclis’in Başbakana hükümeti kurma görevini verecek olan Cumhurbaşkanı’nı seçmesine bağlı.

Haziran’da, Sadr ve 73 milletvekili, tıkanıklığı kırmak amacıyla istifa etti. Bu, rakip Şii bloku İran yanlısı Koordinasyon Çerçevesi’nin yasama meclisindeki en büyük siyasi grup haline gelmesine yol açtı.

Koordinasyon Çerçevesi’nin eski kabine bakanı Muhammed Şii el-Sudani’yi başbakan olarak aday göstermesi Sadr blokunu kızdırdı ve destekçileri tarafından parlamentonun işgalini tetikledi.

Irak’taki çeşitli siyasi gruplarla bağlantılı silahlı gruplarla Birleşmiş Milletler, gerilimlerin tırmanabileceği konusunda uyardı.

5 Ağustos Çarşamba günü Sadr, parlamentonun feshedilmesi ve yeni seçimlerin yapılması çağrısında bulundu.

6 Ağustos Perşembe günü geç saatlerde yapılan Koordinasyon Çerçevesi, bu fikre açık olduklarını ve potansiyel bir gerilimi düşürmeye işaret ettiğini söyledi. Ancak bu tür müzakereler için “soru üzerinde ulusal bir konsensüs ve güvenli bir ortam sağlanması” ön koşul olduğunu belirterek, parlamento işgalinin sona ermesi gerektiğini de öne sürdü.

Koordinasyon Çerçevesi, Sadr’ın uzun süredir düşmanı olan eski başbakan Nuri el Maliki’nin partisinden ve şimdi güvenlik güçlerine entegre edilmiş İran yanlısı eski bir paramiliter ağ olan Haşdi Şabi’den milletvekillerini içeriyor.

Şii kanaat önderi ve siyasal lider Mukteda es-Sadr’ın binlerce yandaşı 12 Ağustos’ta Cuma namazında lidere bağlılıklarını ve Irak Yüksek Mahkemesi’nin önümüzdeki hafta sonuna kadar parlamentoyu feshetmesi çağrısına desteklerini göstermek için Bağdat’ta parlamento önünde bir araya geldi.

Genel seçimlerden bu yana hükümetin kurulamadığı Irak’taki siyasi liderler, 18 Ağustos’ta ülkedeki siyasi krizi görüşmek üzere bir araya geldi. Meclisin feshi ve erken seçim çağrısı yapan Şii lider Mukteda es-Sadr’ın hareketinden toplantıya katılan olmadı. Yeniden erken seçim yapılabileceği konusunda anlaşmaya varan siyasi liderler, bu sürecin anayasal çerçeveye uygun şekilde olmasını istedi. Toplantıda, anayasal çerçevede bir yol haritası çizilmesi için ulusal diyalog toplantılarına devam kararı da alındı.

23 Ağustos’ta Mukteda es-Sadr yanlılarının Irak Yüksek Yargı Konseyi önünde oturma eylemi başlatmasının ardından Konsey, yargı işlemlerini askıya aldı. Başbakan Kazımi de Mısır ziyaretini yarıda kesip ülkeye dönmeye karar verdi.

Paylaşın

Dişlerin Ağzın İçinde Değil, Dışında Evrimleştiği Kanıtlandı

Bilim insanları uzun süredir dişlerin kökenini tartışıyor. Dişlerin denizlerde yaşayan ilk omurgalıların ağızlarında nasıl ortaya çıktığına dair iki hipotez mevcut: Dıştan içe hipotezi, bu canlıların vücutlarının dış kısmındaki pulların dişlere dönüştüğünü öne sürüyor.

İçten dışa hipotezinde ise bu yapıların ağız boşluğunun derinliklerde şekillenmeye başlayıp sonunda çenelere dönüştüğü savunuluyor.

Penn State Üniversitesi’nden araştırmacılar, hakemli bilimsel dergi Journal of Anatomy’de yayımlanan yeni çalışmalarında “dıştan içe” hipotezini destekleyen kanıtlara ulaştı.

Araştırma ekibi, yaklaşık 65 ila 100 milyon yıl önce Kuzey Amerika’da yaşamış, Latince adı Ischyrhiza mira olan bir testere balığı türüne ait bir fosili inceledi.

Bugünkü testere köpekbalıkları ve testere balıklarına benzer şekilde bu balığın burnunun etrafında da yırtıcıları savuşturmaya ve yiyecek aramaya yarayan, diş benzeri sivri uçlar vardı.

“Rostral diş” adı verilen bu yapıların içini incelemek isteyen araştırmacılar, numuneleri hem enine hem de boyuna keserek ufak parçalara ayırdı ve taramalı elektron mikroskobuyla analiz etti.

Rostral dişler ve pullar arasındaki ilişkiyi anlamaya çalışan ekip, bu yapıların “enameloid” (balıktaki diş minesi benzeri doku) adı verilen sert dış katmanına odaklandı.

Araştırma ekibinde yer alan paleontolog Todd Cook, “Yapı, vücut pullarındaki enameloidinden çok daha karmaşıktı” diye konuştu.

Rostal dişlerdeki bu enameloid kaplamanın büyük ölçüde farklı demetler halinde bir araya gelen “florapatit mikro kristaller” adı verilen bir yapıdan oluştuğu da anlaşıldı.

Bu demetlerden bir kısmı dişin yüzeyine paralel uzanıyordu. Daha derinlerdeki demetler, rastgele düzenlenirken, bir grup da diş yüzeyine dik açıyla duruyordu.

Cook, “Aslında, bu eski testere balığındaki enameloidin genel organizasyonu, modern köpekbalığı dişindeki enameloide benziyordu” ifadelerini kullandı.

Paleontologlar, bu son derece karmaşık yapının dişlerin kökenine ilişkin uzun süredir devam eden tartışmalara önemli bir katkı sağladığını belirtiyor.

Cook, bunu şöyle açıkladı: Bu bulgu, pulların ağzın dışında karmaşık bir diş benzeri enameloid geliştirme kapasitesine sahip olduğunu gösterdiğinden, ‘dıştan içe’ hipotezine doğrudan kanıt sağlıyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Beşiktaş Liderlik Koltuğuna Oturdu

Süper Lig’in 4. haftasında Sivasspor ile Beşiktaş karşı karşıya geldi. Vodafone Park’ta oynanan karşılaşmayı Beşiktaş, 3-1 kazanarak ligde liderlik koltuğuna oturdu.

Haber Merkezi / Beşiktaş’a galibiyeti getiren goller 12 ve 42. dakikalarda Muleka ve 29. dakikada Weghorst’tan geldi. Sivasspor’un tek golünü ise 86. dakikada Seba kaydetti.

Bu sonucun ardından Beşiktaş puanını 10’a yükseltti ve liderliğe yükseldi. Sivasspor ise 2 puanda kaldı. Süper Lig’in 5. haftasında Beşiktaş deplasmanda Ankaragücü ile karşılaşacak, Sivasspor ise Fatih Karagümrük’ü konuk edecek.

Karşılaşmadan dakikalar

8. dakikada sol taraftan Masuaku’nun ortasında Muleka’nın kafa vuruşu direğin hemen yanından auta çıktı.

12. dakikada Nkoudou’nun ceza sahası içine gönderdiği topu Weghorst, Muleka’ya indirdi. Muleka’nın yerden ve sert vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu. 1-0

29. dakikada Rosier’in sağ taraftan açtığı ortaya yükselen Wout Weghorst düzgün bir kafa vuruşu ile topu ağlara gönderdi. 2-0

42. dakikada atak yönüne göre sol taraftan Masuaku ile kullanılan korner sonrası Jackson Muleka’nın vuruşunda meşin yuvarlak filelerle buluştu. 3-0

67. dakikada Beşiktaş’ın kontra atağında Kenan Karaman topu kafayla Rosier’in önüne attı. Topla birlikte hızla rakip kaleye ilerleyen Valentin Rosier’in sert şutunda kaleci Ali Şaşal Vural topu güçlükle çeldi. Atağın devamında Berkay’ın sert şutu üstten auta gitti.

81. dakikada Cenk Tosun’un ceza yayı önünden sert vuruşunda Appindangoye’ye çarpan top, üst direğe de çarparak auta çıktı.

86. dakikada Gradel’in pasında Dia Saba, topu düzeltip çok sert vurdu. Meşin yuvarlak kaleci Ersin’in solundan sağ üst köye yönelerek ağlarla buluştu. 3-1

89. dakikada Sivasspor atağında Yatabare’nin sağ taraftan verdiği pasta N’Jie sert vurdu. Meşin yuvarlak direğin hemen dibinden auta çıktı.

Stat: Vodafone Park

Hakemler: Volkan Bayarslan, Mustafa Emre Eyisoy, Volkan Ahmet Narinç

Beşiktaş: Ersin, Rosier, Necip, Saiss, Masuaku (Umut Meraş dk. 62), Salih Uçan (Berkay Vardar dk. 54), Gedson Fernandes, Muleka (Kenan Karaman dk. 62), Delle Alli (Kerem Kesgin dk. 78), N’Koudou, Weghorst (Cenk Tosun dk. 77)

Sivasspor: Ali Şaşal Vural, Erdoğan Yeşilyurt, Dimitrios Goutas, Caner Osmanpaşa (Appindangoye dk. 46), Uğur Çiftçi, Abdul Keita (Robin Yalçın dk. 46), Fredrik Ulvestad (Dia saba dk. 73), Charisis (Hakan Arslan dk. 46), Yatabare, Gradel, Leke James (Clinton N’Jie dk. 61)

Goller: Jackson Muleka (dk. 12 ve dk. 42), Wout Weghorst (dk. 29) (Beşiktaş), Dia Saba (dk. 86) (Sivasspor)

Paylaşın

Reuters: FED’in Faiz Politikası, Türkiye Ekonomisine Hasar Verecek

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı tarafından bugün yayımlanan bir analize göre, gelişmekte olan ülkeler, ABD Merkez Bankası (FED) Başkanı Jerome Powell’ın geçen hafta sinyalini verdiği uzun süreli yüksek faiz politikası kapsamında en kırılgan ekonomiler konumda.

Haberde, New York merkezli finansal analiz şirketi S&P Global’in, Türkiye ile birlikte Güney Afrika ve Arjantin’de finansal kurumların borç verme riskini yüksek ya da çok yüksek olarak sınıflandırdığı hatırlatıldı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre Cornell Üniversitesi’nden Ekonomi Profesörü Eswar Prasad, “FED’in faiz oranlarını artırması ve (oranların) yüksek kalması Sri Lanka ve Türkiye gibi sınırın eşiğindeki ekonomilere hasar verecektir” dedi.
Prasad, “İki ile üç yıllık bir zaman diliminde işler zorlaşmaya başlayacaktır…FED’in faizleri uzun süre yüksek tutacağı kesinleşirse baskılar hemen hissedilebilir” dedi.

Powell, 26 Ağustos’ta yaptığı konuşmada FED’in büyümeyi kısıtlamak için gerektiği kadar faiz artıracağını ve şu anda bankanın yüzde 2 hedefinin üç katından fazla seyreden enflasyonu düşürmek için oranları “bir süre daha” yüksek tutacağını söylemişti.

ABD’de enflasyon son 40 yılın en yüksek düzeyinde ve henüz zirveyi görmediği düşünülüyor.

S&P Global; Çin, Hindistan ve Endonezya dahil olmak üzere birçok ülkede finansal kurumların kredi riskinin yüksek veya aşırı yüksek olduğunu söylüyor.

New York Üniversitesi Stern İşletme Okulu’ndan Profesör Peter Blair Henry, “FED için kriz zamanı” yorumunu yaptı ve ekledi:
“Son 40 yılın güvenilirliği tehlikede, bu nedenle gelişmekte olan ülkelerde hasara yol açıp açmadığına bakılmadan ne olursa olsun enflasyonu düşüreceklerdir.”

Birçok gelişmekte olan ülke dolar cinsinden borçlanıyor.

FED’in faizleri yükseltmesi, borç alma maliyetlerini yükseltiyor. Buna ek olarak gelişmekte olan ülkelerin risk primini yükselterek borç almasını daha da güçleştiriyor.

‘Enflasyonist baskıyı artıracak’

Yüksek faizin, doların gelişmekte olan ekonomi para birimleri karşısındaki değerini yükselterek ithalat maliyetlerini yukarı çekeceği ve enflasyonist baskıyı artıracağı öngörülüyor.

Haberde Çin ve Hindistan gibi ülkelerin bu baskıdan etkilenmediği ancak Türkiye ve Arjantin gibi daha küçük ülkelerin açıkça bundan mağdur olduğu belirtildi.

IMF baş ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, “Sınırda olan ekonomilerimiz ve düşük gelirli ekonomilerimizde halihazırda reel yatırım getirileri sorunlu ya da sorunluya yakın seviyelere yükselmiş durumda” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

“Düşük gelirli ülkelerin yaklaşık yüzde 60’ı ile gelişmekte ve sınırda olan 20 ülke bu durumda. Hâlâ piyasalara erişimleri var ancak borçlanma koşulları kesinlikle çok kötüleşti.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu: Cami Cemaatine Saldırılar Olabilir

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, seçimlere doğru giderken dini hassasiyetler üzerinden bir provokasyon yapılacağı endişesi taşıdığını açıkladı. Karamollaoğlu, imam hatiplilere yönelik sözleri nedeniyle tutuklanan sanatçı Gülşen’in söylediklerinin tasvip edilemeyeceğini ancak tutuklanma kararının çifte standart olduğunu söyledi.

T24’ten Murat Sabuncu’ya konuşan Karamollaoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme” çağrısının “ülkede barış ve huzurun tesisi açısından önemli olduğunu” vurguladı.

Karamollaoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Bir yerde suç isnadı varsa bunun mutlaka resmi makamlar tarafından incelenmesi ve vatandaşın bilgilendirilmesi icap eder. Yetkili makamların harekete geçmesi icap ederken orada bir kıpırdamanın olmaması, acaba orada iktidar kendisine zarar verecek bazı konularda endişe taşıyor da bundan dolayı mı bu meseleleri gündemine almıyor, kanaatini oluşturuyor.

Aslında savcılar yeri geldiği zaman hükümetten birinin yapmış olduğu kanunsuzluk varsa onu da incelemekle yükümlüdür. Burada başka bir vahim durum meydana geliyor demek ki savcılar hükümetin etkisi altında bundan dolayı harekete geçmiyorlar. Esas üzücü olan da budur. Savcılar bir suç gördüğü zaman bunu adalet mekanizmasına taşımakla mükellef ama bu çalışmıyor.

Gülşen’in tutuklanması

Ben yeni sandım ama 4 ay önce yapılan bir konuşma. Tutuklanmaması gerekirken tutuklanıyor. Gülşen’in ifadesi tasvip edilemez ama tutuklanması çifte standart. Benzer olaylar ilerde artacak diye endişe ediyorum. Yani belli kesimlerin inançlı insanlara yönelik bir takım saldırıları olabilir. Geçmişte yapılanlar olabilir.

AKP hükümetinin ciddi yanlışlıkları var. Ama doğrudan doğruya mensul olanları tenkit edeceğinize İslam’a saldırmaya kalkarsanız bundan büyük gaflet olmaz, AKP’nin lehine de daha mükemmel bir hava oluşmaz. En çok şahit olduğum şey bu husus. Benzer olaylar ilerde artacak diye endişe ediyorum. Yani belli kesimlerin cami cemaatine yönelik bir takım saldırıları olabilir. Geçmişte yapılanlar olabilir. Bir yerde bir hata yapılıyor hatayı yapan değil İslam’a saldırıyor. Bu sefer de camiye giden insan bu saldırıyı kendisine yapılmış olarak görüyor ve onun karşısına çıkıyor. İlerde bu konularda bir provokasyon olmasından korkuyorum.

Ben şu taahhütte bulundum; bugüne kadar kazanılmış bir takım haklar varsa, başörtüsü, imam hatipler gibi buralarda yeniden aksi istikamette adımların atılmasına rıza gösteremeyiz çok açık ve net olarak bunu ifade ediyorum. Kesinlikle olmaz. Geçmişte biz ne zaman gelsek bu konular öne çıktı, biz ayrıldık tam tersi adımlar atıldı. Bu yanlış.

Toplumun belli kesimlerini rencide edecek belli davranış ve adımlara da rıza göstermeyiz. Kadın hakları konusunu sonuna kadar destekleriz ama aynı zamanda biz ailenin toplumun çekirdeği olduğuna ve muhafaza edilmesinin topumun sağlığı yönünden elzem olduğuna inanıyoruz onu da bozacak bir takım girişimler olursa onun da karşısında tavır sergileriz.

“Helalleşme”

Bazıları bizim masada CHP ile bir araya gelmemizi garipsiyor ama bu ilk defa yaşanmış bir hadise değil. Biz barış huzur istiyorsak mutlaka bizden farklı düşünen insanlarla da oturup konuşabilmeliyiz. Kılıçdaroğlu, ‘helalleşme’ ile Ecevit’in bir adım önüne geçti diyebiliriz. Bu söylem Türkiye’de barışın ve huzurun tesisi için çok önemli bir söylem ve adımdır. Kılıçdaroğlu, partisinde de dirençle karşılaşmıştı ama bunu da aştı. Muhafazakarlar CHP’ye oy vermez, kanaati düne nazaran zayıfladı.

Cumhurbaşkanı adayı

Parlamenter sistemde koalisyonlar hep seçimlerden sonra olur. Çünkü bir meclis aritmetiği oluşur. Buna göre de görüşmeler yapılır ama bugün o şansımız yok. Bugün önceden bu ittifakları sağlamaya mecburuz. Bugünkü seçimde seçilecek kişi tam yetkili bir cumhurbaşkanı olacak ancak şifahen biz görüşmelerde onunla bir mutabakat sağlarız ve cumhurbaşkanı adayı kim olacaksa ondan bir taahhüt bekleriz. Cumhurbaşkanı adayı seçimden sonra şu hususlara riayet edeceğim diye yazılı bir taahhütte bulunmalıdır.

Erken seçim ihtimali

Erken seçim mümkün ama zayıf bir ihtimal, böyle bir karar alınırsa bundan sonraki hamlelerimizi biraz daha sıklaştırmamız gerekiyor. Tayyip Beyin kamuoyunu yakından takip ettiğini ve AKP’ye teveccühün durumuna göre bir karar vereceğini düşünüyorum. Tayyip Bey kendisini seçim atmosferine soktu ama alınan kararların vatandaş üzerindeki etkisini ölçüyor, geriye gittiğini görürse erken seçim kararı alabilir. Muhalefetin desteği düşme eğiliminde ise seçimi erken yapmak için bir gerekçe yok. Önümüzdeki aylarda bunu göreceğiz.”

Paylaşın

Fenerbahçe, Bu Sezon Ligdeki İlk Yenilgisini Aldı

Süper Lig’in 4. haftasında Konyaspor ile Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Konyaspor’un stat zeminindeki problem sebebiyle Eskişehir Yeni Stadı’nda oynanan karşılaşmayı Konyaspor 1-0 kazandı.

Haber Merkezi / Konyaspor’a galibiyeti getiren golü 66. dakikada Muhammet Demir kaydetti. Fenerbahçe’de Enner Valencia 22. dakikada doğrudan kırmızı kartla oyun dışında kalırken, Konyaspor’da ise Adil Demirbağ 54. dakikada ikinci sarı karttan kırmızı kart gördü.

Bu sonucun ardından bu sezon ligdeki ilk mağlubiyetini alan Fenerbahçe 7 puanda kaldı, Konyaspor ise 8 puana yükseldi. Süper Lig’in 5. haftasında Fenerbahçe sahasında Kayserispor ile karşılaşacak, Konyaspor ise Giresunspor’a konuk olacak.

Karşılaşmadan dakikalar

15. dakikada Bytyqi’nin sol kanattan ceza sahasına gönderdiği meşin yuvarlağı Muhammet Demir iyi kontrol edemedi ve top auta çıktı.

19. dakikada ceza sahası içerisinde kafayla vuruş yapan Rahmanovic, meşin yuvarlağı ağlarla buluşturamadı.

22. dakikada Enner Valencia, rakibe yaptığı hareketten dolayı direkt kırımızı kart gördü. Fenerbahçe, karşılaşmaya 10 kişi devam ediyor.

33. dakikada sol kanattan topla birlikte ceza sahası içerisine giren Bytyqi’nin şutunda meşin yuvarlak Altay’da kaldı.

43. dakikada Robert Muriç’in sağ kanattan ceza sahasına gönderdiği topu, Ferdi kornere gönderdi.

49. dakikada ceza sahası yayının gerisinden topa vuran İrfan Can’ın şutunda top üstten dışarı çıktı.

50. dakikada Bytyqi’nin sol kanattan açtığı ortada ceza sahası içerisinde topla buluşan Muriç’in şutunda meşin yuvarlak, kaleci Altay’ın ellerinde kaldı.

54. dakikada sağ kanattan ilerleyen Osayi Samuel’e faul yapan Adil, ikinci sarının ardından kırmızı kart gördü. Her iki takım da karşılaşmaya 10 kişi devam ediyor.

55. dakikada Rossi’nin kullandığı serbest vuruşta Szalai, penaltı noktasından topa iyi yükseldi. Szalai’nin kafayla vurduğu meşin yuvarlak üstten dışarı çıktı.

57. dakikada Ferdi’nin ceza sahası dışından çektiği şut, az farkla dışarı çıktı.

66. dakikada sol kanattan topu ceza sahasına gönderen Bytyqi’nin ortasını iyi değerlendiren Muhammet, kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 1-0

78. dakikada Osayi Samuel’in ceza sahasına yerden gönderdiği top, kaleci Sehic’de kaldı.

89. dakikada ceza sahasının gerisinden kazanılan serbest vuruşta topun başına geçen İrfan Can’ın şutu barajda kaldı.

90. dakikada Ferdi’nin ortasına Pedro’nun yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlak az farkla auta çıktı.

90+5 dakikada sol çaprazdan topa sert vuran Ucheuchukwu’nun şutunda meşin yuvarlak direkten döndü.

Stat: Eskişehir Yeni

Hakemler: Arda Kardeşler, Cevdet Kömürcüoğlu, Serkan Ok

Konyaspor: İbrahim Sehic, Ahmet Oğuz, Adil Demirbağ, Francisco Javier Calvo Quesada, Guilherme Haubert Sitya, Amir Hadziahmetovic, Robert Muric (Endri Çekici dk. 64), Soner Dikmen, Amar Rahmanovic (Uğurcan Yazğılı dk. 58), Zymer Bytyqi (Cebrail Karayel dk. 90), Muhammet Demir (Ucheuchukwu Mubiru İkpeazu dk. 90)

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Mauricio Lemos (Serdar Dursun dk. 31), Attila Szalai, Luan Peres Petroni, Ferdi Kadıoğlu, Willian Souza Arao, Miha Zajc (Mert Hakan Yandaş dk. 71), Lincoln Henrique (Osayi Samuel dk. 46), Emre Mor (İrfan Can Kahveci dk. 46), Diego Martin Rossi (Joao Pedro Galvao dk. 71), Enner Valencia

Gol: Muhammet Demir (dk. 66) (Konyaspor)

Kırmızı kartlar: Enner Valencia (dk. 22) (Fenerbahçe), Adil Demirbağ (dk. 54) (Konyaspor)

Paylaşın

Sedat Peker’in İddiaları: Savcılar Neden Harekete Geçmedi, Nasıl Olmalıydı?

Organize suç örgütü liderliğiyle suçlanan Sedat Peker’in, eski SPK Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu ile kardeşi Zehra Taşkesenlioğlu’nun da dahil olduğu bazı isimlerle ilgili dile getirdiği rüşvet iddialarının yankıları sürüyor.

Peker, Ali Fuat Taşkesenlioğlu’nun Marka Yatırım Holding’in sahibi Mine Tozlu Sineren’den 12 milyon TL rüşvet istediğini iddia etmişti.

Peker’in gündemi sarsan iddiaları sonrası CHP, İYİ Parti ve DEVA adı geçen şüpheliler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Yolsuzluk iddialarıyla ilgili en çok merak edilen ve sorulan soru ise savcıların neden harekete geçmediği. Bu konuyu avukat ve hukukçulara sorduk.

Peker’in iddialarıyla ilgili hukuki süreç nasıl işlemeli?

Avukat Veysel Ok, siyasilerin ve sivil toplum kuruluşlarının suç duyurularının savcılık tarafından işleme alınmak zorunda olduğunu söylüyor.

Ok, Twitter gibi kamusal bir alanda belgeleriyle ifşası olan bu olaylar hakkında suç duyurusuna gerek kalmaksızın savcıların şimdiye kadar çoktan adım atması gerektiğini belirtiyor.

Gelinen aşamada savcıların soruşturmayı resen açmayabileceklerini fakat bu soruşturmalar üzerinden açmak zorunda olduklarını ifade eden Avukat Ok, euronews Türkçe’ye yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bundan sonra ya soruşturmayı genişletir, ya takipsizlik kararı verir ya da iddianame hazırlayıp dava açar. Bunları yapmak zorunda. Sonraki adımda ya soruşturma genişletilecek.Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre bir suç tehlikesi söz konusu olduğunda savcılar kendiliğinden soruşturma açma hakkına sahiptir. Ayrıca siyasilerin ve sivil toplum kuruluşlarının yapacakları suç duyurularını da savcılık işleme almak zorunda.”

“Kaldı ki Twitter gibi kamusal alanlarda bir suçun ifşası söz konusuysa artık orada makul şüphe vardır ve bir soruşturma açılması gerekir. Herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın savcıların da yetkisi dahilindedir, Cumhuriyet Savcılarının Twitter üzerinden yayımlanan bu belgelerle ilgili bir soruşturma açması gerekiyor.”

Yargının siyasi iradenin baskısı altında olduğunu savunan Ok, Peker’in son dönemde dile getirdiği iddialarla ilgili belgeleri de yayımlamaya başladığını ve muhalefetin de sessiz kalmasının artık imkansız olduğuna dikkat  çekiyor.

Avukat Ok: CHP ve İYİ Parti’nin seçtiği HSK üyelerinin hiç biri gündemle ilgili değiller

Veysel Ok, her ne kadar yaptırım gücü olmasa da Hâkimler ve Savcılar Kurulu’ndaki muhalif üyelerin de Peker’in iddialarıyla ilgili karşı tavır alabileceğini ancak bu çabayı göstermedikleri eleştirisinde bulunuyor:

“HSK’ya baktığımızda kararlar oy çokluğu ile alınıyor. Bu yüzden oy çokluğuna sahip değiller ancak kendileri kamusal alanda tepkilerini ifade edebilirler. Ama görüyoruz ki CHP ve İYİ Parti’nin seçtiği üyelerin hiç biri gündemle çok fazla ilgili değiller. Resmi Twitter hesaplarından bile açıklama yayımlayabilirler. Toplantıya çağırabilirler HSK’yı yani bir çok imkan var. Çoğunluk olmadıklarından karar alma güçleri elbette yok ama en azından bizi tatmin edecek noktada yetkileri ve güçleri var, ama kullandıklarını görmedim.”

Avukat Aytaç: Etkili bir soruşturma yapılmayacak çünkü uzanacağı yer iktidar

Avukat Kemal Aytaç ise Peker’in iddiaları ile ilgili şimdiye kadar Cumhuriyet Savcılığı tarafından soruşturma başlatılması gerektiğini belirtiyor.

Fakat gelinen aşamada etkili bir soruşturma yürütülebileceğine inanmadığını söyleyen Avukat Aytaç; “Belli ki bu soruşturma açılmayacak çünkü bu soruşturmanın uzanacağı yer iktidar” diyor:

“Ortaya konulan belgeler çok açık ve net. Bir soruşturmanın yapılabilmesi için savcının olayı duyduğunda ve de bir şüpheye düşecek dökümanların ve iddiaların olması gerekir. Şimdi bu ortaya atılan iddialar ve belgeler çok açık.”

“Savcılar eskisi gibi özgürce soruşturma açamıyor, başsavcıların iznine bağlı”

Avukat Aytaç, savcıların özgürce soruşturma açma yetkisinin kısıtlandığını ancak ortaya atılan iddialar sonrası Cumhuriyet Savcılığının şu ana kadar soruşturma açmış olması gerektiğini vurguluyor.

“Bu olay o kadar ortada ki hiç bir partinin suç duyurusuna gerek kalmaksızın Cumhuriyet Savcılığının soruşturma başlatılmalıydı. Ama belli ki bu soruşturma açılmayacak çünkü bu soruşturmanın uzanacağı yer iktidar. Ancak bunca siyasi parti ve kamuoyunun etkili bir biçimde bu olayın üzerine gitmesiyle yalandan bir soruşturma ile olayın üstünü de örtebilirler. Çünkü bu işin ucu başka yerlere gidecek. Şimdiye kadar hiç bir iddiayı da soruşturmamışlardı. Peker’in iddialarıyla ilgili soruşturma açılmazsa da bu siyasi iktidarın gidişi beklenecek. Çünkü bir üst mercii Saray.”

Peker’in ifşalarıyla ilgili hukuki değil siyasi bir süreç yürütüldüğünü düşünen Avukat Aytaç’a göre Türkiye’de uzunca bir süredir yargı mekanizması siyasetin emrinde.

“Ortada siyasi bir karar var, hukuk yok”

Mevcut durumun hukukla açıklanamayacağını savunan Aytaç, şunları söylüyor:

“Türkiye’de uzunca bir süredir hukuk uygulanmıyor, o nedenle mesele hukukçuların değerlendireceği bir konu değil. Bugün yargıçlarımız ve savcılarımız talimat alıyor, yani Saray’ın talimatlarıyla soruşturmalar açılıyor. Ortada hukuk yok. Hukukun olduğu bir ülkede şimdiye kadar bu iddialarla ilgili süreç başlatılırdı. Ama bu saatten sonra toplumun her kesiminin bu kirliliğe karşı tavır alması gerekiyor aksi takdirde biz de kirleneceğiz.”

Ne olmuştu?

Sedat Peker’in kullandığı belirtilen Deli Çavuş adlı hesaptan yapılan paylaşımlarda eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Ali Fuat Tașkesenlioğlu, AK Parti Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu, Cumhurbaşkanı Danışmanı Serkan Taranoğlu ve TOBB üyesi Salih Orakcı’nın rüşvet aldığı iddia edildi.

Yapılan paylaşımlarda Marka Yatırım Holding’in sahibi Mine Tozlu Sineren’den rüşvet istenildiğini gösteren Whatsapp yazışmalarının ekran görüntüleri de paylaşıldı.

Paylaşımlarda Mine Tozlu Sineren’den otomobillerin yanı sıra 2,5 milyon Tl rüşvet istendiği öne sürüldü. Daha önce yaptığı videolu paylaşımlarla gündem olan Sedat Peker, seçime iki ay kala işlenen suçlara dair yeni yayınlar yapacağını belirtiyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Bankaların Net Karı Beş Kattan Fazla Arttı

Bankacılık sektörü yılın ilk 7 ayında 207,8 milyar TL net kâr elde etti. Sektör, geçen yıl aynı dönem 40,2 milyar TL net kâr sağlamıştı. Sektörün net kârı Temmuz’da yıllık yüzde 505 artışla 38,7 milyar TL’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Bankacılık toplam aktifleri temmuz itibarıyla 12,3 trilyon TL oldu. 2021 aynı dönemde bu rakam 6,71 trilyon liraydı. Toplam krediler temmuz itibarıyla 6,51 trilyon liraya yükseldi. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 3,88 trilyon liraydı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Temmuz Ayı Türk Bankacılık Sektörü verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, Temmuz ayında sektörün aktif büyüklüğü 12 trilyon 304 milyar 480 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.

Sektörün aktif toplamı 2021 sonuna göre 3 trilyon 89 milyar 18 milyon lira artış kaydederken, bunun oransal karşılığı yüzde 33,5 oldu. Sektörün net karı Temmuz’da yıllık bazda yüzde 505 artışla 38,7 milyar TL’ye yükseldi. Sektör, geçen yıl aynı dönem 40,2 milyar TL net kar elde etmişti.

Temmuz’da 2021 sonuna kıyasla, sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler yüzde 32,9 artarak 6 trilyon 511 milyar 631 milyon liraya, menkul değerler toplamı yüzde 38,0 yükselerek 2 trilyon 37 milyar 307 milyon liraya çıktı. Bu dönemde, kredilerin takibe dönüşüm oranı da yüzde 2,42 seviyesinde gerçekleşti.

Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat, Temmuz’da 2021 sonuna göre yüzde 40,6 artarak 7 trilyon 457 milyar 718 milyon liraya yükseldi.

Aynı dönemde öz kaynak toplamı yüzde 46,8 artışla 1 trilyon 48 milyar 288 milyon liraya ulaştı. Sektörün Temmuz sonu itibarıyla dönem net karı 207 milyar 860 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 18,02 seviyesinde gerçekleşti.

Paylaşın

Türkiye-Suriye Politikasında Yeni Dönem Ne Anlama Geliyor?

2010 yılının sonlarına doğru Tunus’ta başlayan ve daha sonra kademeli olarak Orta Doğu ülkelerine sıçrayan halk ayaklanmaları bölgedeki bazı otokratik rejimlerin düşmesiyle sonuçlandı. Arap Baharı olarak adlandırılan bu ayaklanmalar Türk dış politikasında da bir kırılma noktası oldu.

Halk ayaklanmalarının Suriye’de de başlaması ve ardından Ankara’nın yaklaşımı iki ülke ilişkilerini kopardı. Suriye savaşı ile birlikte bozulan Ankara-Şam ilişkilerinde bugünlerde yeni bir diplomasi trafiği yaşanıyor.

Ankara’da düzenlenen 13. Büyükelçiler Konferansı’nda konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Suriyeli muhalif gruplar ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad hükümeti arasında uzlaşma çağrısı Ankara-Şam arasında yeni bir trafiğin başlangıcı olarak algılandı.

11 yıl önce başlayan Suriye iç savaşında yaşananları o günlerde ‘vahşet’ olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise yakın zamanda ‘Şam’la yeni bir dönem olur mu?’ sorusuna “Devletler arasında hiçbir zaman siyasi diyalog veya diplomasi kesip atılamaz. Her zaman her an bu tür diyaloglar olur, olmalıdır.” yanıtını verdi.

Türkiye’nin son Şam Büyükelçisi Ömer Önhon, iki ülke arasında başlayan bu diyalog sürecinin önemini ve her iki ülkenin masaya hangi kartlarla oturacağını euronews’e anlattı.

Kritik bir seçim sathına giren Türkiye açısından güvenlik ve göçmen meselesinin görüşmelerin ana çerçevesini oluşturacağını ifade eden Önhon, Suriye kanadında ise topraklarındaki Türk askerlerinin varlığının önemli bir sorun olduğunu söylüyor.

Önhon, 2011 yılından bu yana devam eden Suriye krizinin hem Türkiye hem de bölgenin diğer ülkelerine olumsuz yansımaları ve maliyeti olduğunu dile getirerek başlıyor söze.

O nedenle bu krize bir çözüm bulunmasının, Suriye’de kalıcı bir barış ve istikrarın tesis edilmesinin şart olduğunu ifade ediyor.

Önhon, şimdilerde dillendirilen diyalog süreci öncesinde de özellikle 2012’den bu yana düzenlenen önemli konferanslar, Viyana açıklamaları ya da Astana süreci gibi adımlarla ortaya konulan çabalarla Suriye’deki krize çözüm olunmak istendiğini fakat bunların neticeye bağlanmadığına değiniyor.

Önhon, diyaloğun zamanlamasıyla ilgili olarak Türkiye’de bir yıl içinde yapılacak seçimi işaret ediyor ve Türkiye açısından önemli olan güvenlik ve göçmenler konusuna dikkat çekiyor.

Bu iki meselenin seçim sathına girildiğinde oy kazandıracak veya kaybettirecek iki mesele olduğunu vurgulayan Önhon şu ifadeleri kullandı:

“Son dönemde Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarını hep beraber dinledik. Suriye’deki bir yeni bir evreye girme arzusunun aslında bir tezahürünü görüyoruz. Hani neden şimdi denirse, Türkiye açısından baktığınız zaman önümüzdeki bir sene içinde bir seçim var. Dış politikada da eleştiri konusu olan meseleler var. Son zamanlarda iktidarın aramızda gerginlik olan ülkelerle arayı düzeltme hamleleri yaptığını görüyoruz. Burada da mesele Suriye ile aranın düzeltilmesi olacak. Çünkü Suriye konusu Türk iç siyasetinin hakikaten içinde olan bir konu haline geldi. Yani Suriye kaynaklı sığınmacılar ve güvenlik konusu seçimlerde belki oy kazandırabilecek ama daha çok kaybettirebilecek konular. Bu yükü hafifletmek için hükümetin bir arayış içinde olduğunu düşünüyorum.”

Bununla birlikte Rusya’nın çözümün adresi olarak Suriye’yi göstermesinin de hükümeti bir arayışa ittiğinin altını çizen Önhon; “Bütün bunlar bir araya gelince iktidar da Suriye’de acaba bir şeyler yapmanın veya merkez yönetim ile bir şeyler yapmanın zamanı mı diye bir arayış içinde olunduğunu açıkça görüyoruz” diyor.

Büyükelçi Önhon’a göre Suriye’nin masadaki en önemli talebi Türk askerlerinin ülkeden çekilmesi

“Suriye kanadından yapılan açıklamalarda Türk askerinin ülkeden çekilmesi, onların ‘terörist’ olarak nitelendirdikleri muhalif gruplara Türkiye’nin destek vermemesi gibi bir kaç unsur sıralandı. Fakat meseleye ne taraftan baktığınıza bağlı, Türkiye tarafından bakınca bugün olayların bu noktaya gelmesinin ana sebebi Esad’ın uyguladığı politikalar. Bu ülkede istikrara yönelik bir adım atılacaksa Esad yönetiminin de farklı politikalar izlemesi beklenir taraflar şu aşamada kendi şartlarını dayatırsa bu işin sonucu iyice çıkmaza girer. Çünkü zaten çok zor bir mesele. Fakat halihazırda yapılan açıklamalar normal, burada önemli olan iki tarafın bir şekilde bölge barışı ve istikrarı açısından yararlı olacağına inandığı siyasi iradeyi ortaya koymaları.”

Bununla birlikte Önhon, Türkiye’nin Suriye topraklarında asker bulundurma sebebinin de Suriye’den kaynaklanan güvenlik sorunlarına bağlıyor ve YPG’nin güvenlik boşluğundan kaynaklı Suriye topraklarındaki mevcudiyetinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

“Türk askerinin Suriye toprakları içinde bulunmasının bir sebebi var. O da Suriye’den kaynaklanan güvenlik sorunu. Türkiye’nin YPG saldırıları var. YPG’nin oradaki mevcudiyeti var. Bu oradaki güvenlik boşluğundan kaynaklandı. Eğer yarın öbür gün merkezi hükümet, o güvenlik boşluğunu dolduracak tedbirleri alır ve Türkiye’ye yönelik oradan bir tehdit artık olmazsa, Türk askeri de orada kalmayacaktır. Türk askeri yabancı bir ülke toprağında kalmayacaktır. Çekilecektir. Ama biz niye oradayız? Oradan Türkiye’ye yönelik bir güvenlik tehdidi var ve o tehdidi sınırlarımızın ötesinde karşılamak için oradayız açıkçası.”

Ömer Önhon

YPG’nin Suriye topraklarında Arap nüfusunun çok fazla olduğu bölgelerin yüzde otuzunu elinde tuttuğunu, petrol bölgelerinde hakimiyeti olduğunu ve de önemli tahıl ambarlarının YPG kontrolünde olduğunu ifade eden Önhon, YPG’nin tüm bunların üstüne oturduğunu söylüyor:

“YPG yani PKK’nın oradaki uzantısı olarak kabul ediyoruz. YPG’nin söylemi bugün sadece Türkiye için değil aslında Suriye için de bir tehdit. Her ne kadar ülkenin toprak bütünlüğüne saygı duyuyoruz diyorlarsa da bugün bakıyorsunuz ülkenin Arap nüfusun çok fazla olduğu bölgelerin yüzde otuzunu elinde tutuyor. Bu bölgelerde Suriye halkına ait olan petrol kaynakları var. Ondan sonra tahıl ambarı bu bölgelerde. YPG bunların üstüne oturmuş vaziyette. Bu durum Suriye halkı için de son derece olumsuz bir ortama yol açmıyor mu ? Ülkeye ait servetin üstüne oturuyorlar. Sonra da Suriye’nin geleceğiyle ilgili olarak biz bugünkü yönetimden geriye gidecek hiçbir şeyi kabul etmeyiz filan gibi böyle tek taraflı birtakım açıklamalarda bulunuyorlar. Halbuki Suriye’nin geleceğini yani Suriye halkını oluşturan unsurlardan biri değil, tamamının bir araya gelip kararlaştırılması lazım. Bütün bunlar önümüzdeki dönemde ele alınıp herkesi tatmin edecek şekilde çözüme ulaştırılması gereken konular.”

Türkiye-Suriye görüşmeleri başlarsa Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin geri döneceğine dair oluşan beklentinin de gerçekleşmeyeceği kanaatinde Önhon.

Önhon, elverişli koşullar oluşmadan göçmenlerin Suriye’ye geri dönmeyeceğini belirtiyor:

“Bir kere bu çözümün kaynağı Türkiye’de değil, Suriye’de yani meselenin kaynağında. Şimdi orada eğer sığınmacıların dönüşü için elverişli koşullar oluşturulamazsa sığınmacıların böyle toplu halde oraya dönmesini bekleyemezsiniz. Nedir bu elverişli koşullar? Bir kere güvenlikleri garanti altında olacak, döndüklerinde başlarının üstünde bir çatı olacak, aş olacak, işi olacak, hastane olacak, sağlık ihtiyaçları karşılanacak… Bütün bunlar olmadığı takdirde neden dönsünler? Bir de Türkiye’de hakikaten gayet iyi şekilde bakılıyorlar ve bir çok avantajlara da sahipler.”

Öte yandan Önhon, Suriye’de tüm Suriyelilerin oy kullanabilecekleri bir seçimde yurt dışında Esad’a karşı olan 7 milyon Suriyelinin oy kullanmasını Esad’ın kabul etmeyeceği düşüncesinde.

“İşin öbür tarafı da yurt dışına çıkan bu insanların büyük çoğunluğu kaçmak zorunda kalanlar. Yani duygu olarak Esad’a yakın değiller. Esad’a karşı bilenmişlikleri de var, o da biliyor bu durumu. Zaten Suriye’de durum parlak değil, ekonomi kötü, bir sürü muhalif unsur hala ortada ve gayet faal. Tüm bunların üzerine Esad 7 milyon sığınmacıyı geri getirmek ister mi? Bana göre istemez. Şimdi diyoruz ki yeni anayasa için bütün Suriyelilerin oy kullanabilecekleri bir seçim yapılması gerekiyor. Çok adaylı bir seçim olması gerekiyor başkanı yeniden seçmek için…Şimdi buna bütün Suriyeliler dediğinizde yurtdışındaki 7 milyon Suriyeliyi de katmalısınız. Bu yedi milyonun büyük kısmı Esad’a karşı olan ya da haz etmeyen insanlar. O nedenle Esad, bu insanların da oy kullanacağı bir seçimin yapılması ne derece arzu eder? Bu sebeple oradaki koşullar olgunlaşmadan ve güvenlik koşullarının uygun olduğuna kanaat getirmeden giden olmaz.”

Halihazırda yavaş yavaş ilerleyen bir süreç olsa da atılan adımların ve verilen mesajların ılımlı bir etki yaratacağını düşünen Önhon, 911 kilometre ortak sınırınızın olduğu bir ülkede yaşananları artık görmemenin imkansız olduğu görüşünde.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

Açlık Sınırı 6 Bin 889, Yoksulluk Sınırı 22 Bin 442 Lira

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (Türk-İş) çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay yaptığı “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın Ağustos 2022 sonuçları açıklandı.

Araştırmaya göre, bu ay 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden “açlık sınırı” 6 bin 889 lira oldu.

Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen “yoksulluk sınırı” ise 22 bin 442 lira olarak hesaplandı. Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 8 bin 999 lira olarak belirlendi.

Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 0,73 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 119,11 oldu.

Ağustos ayında süt ve yoğurt fiyatları arttı, peynir fiyatı geriledi. Aylık tabanda dana eti yüzde 6, yumurta yüzde 7 zamlandı. Kuzu etinin fiyatı yüzde 10, balık eti yüzde 12, tavuk eti yüzde 5 azaldı.

Nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimeğin fiyatları geriledi, yeşil mercimek zamlandı. Yağlı tohumlarda fiyat artışı ortalama yüzde 7 olarak tespit edildi.

Bu ay Ankara’da tahıl ürünlerinin tamamının fiyatı arttı. Makarnanın fiyatında bir önceki aya göre yüzde 10’luk artış yaşandı. Pirinç, bulgur, un ve irmik fiyatları da yükseldi, ekmek fiyatı aynı kaldı.

Semt pazarlarında maydanoz, kıvırcık gibi yeşilliklerin fiyatı yükseldi. Pazı, ıspanak gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları ile patates ve kuru soğanın fiyatı aynı kaldı. Domates, biber, salatalık, turp fiyatları düştü, şeftali, kayısı gibi çekirdekli meyvelerin ortalama fiyatı azaldı.

Ayçiçeği yağı ve zeytinyağının fiyatı artarken margarin ve tereyağının fiyatı geriledi, yeşil ve siyah zeytinin fiyatı düştü. Tuzun fiyatı sabit kaldı. Çay yüzde 6, ıhlamur yüzde 32 zamlandı. Şeker, bal, reçel, pekmez ürünlerinin fiyatları da arttı. Salça, yüzde 40 ile bu ay fiyatı en çok artan ürün oldu.

Paylaşın