Ekonomik Güven Endeksi Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ağustos ayı ekonomik güven endeksini açıkladı. Buna göre, ekonomik güven endeksi temmuz ayında 93,4 iken, ağustos ayında yüzde 0,9’luk artışla 94,3 değerini aldı.

TÜİK verilerine göre bir önceki aya göre ağustos ayında tüketici güven endeksi yüzde 6,1 oranında artarak 72,2 değerini, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1,5 oranında artarak 86,3 değerini aldı.

Reel kesim (imalat sanayi) güven endeksi yüzde 1,1 oranında azalarak 101,4 değerini, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 1,3 oranında azalarak 116,2 değerini, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 0,4 oranında azalarak 112,9 değerini aldı.

Endeksin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği gösteriyor. Yüzde 93,4 değerinde veri ise piyasanın hâlâ pozitif bir bakış açısına sahip olmadığını ortaya koyuyor.

Ekonomik güven endeksi nedir ve neden önemlidir?

Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir. Endeks, mevsim etkilerinden arındırılmış tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endekslerinin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.

Ekonomik güven endeksi hesaplamasında, her bir sektörün ağırlığı o sektörün normalleştirilmiş alt endekslerine eşit dağıtılarak uygulanmakta, güven endekslerine doğrudan uygulanmamaktadır. Bu kapsamda tüketici, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörlerine ait toplam 20 alt endeks hesaplamada kullanılmaktadır.

Ekonomik güven endeksinin hesaplamasında kullanılan alt endeksler her ayın ilk iki haftasında derlenen veriler kullanılarak hesaplanmaktadır. Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olması ise genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.

Paylaşın

Siyasi Partilerden Sedat Peker’in İddialarıyla İlgili Suç Duyurusu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Zafer Partisi, organize suç örgütü liderliğiyle suçlanan Sedat Peker’in rüşvet iddialarının araştırılması için suç duyurusu yaptı. Türkiye İşçi Partisi’de (TİP) suç duyurusu yapacaklarını açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), organize suç örgütü liderliğiyle suçlanan Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili Ankara Adliyesinde savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Gerçek Gündemin haberine göre, CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, CHP Grup Başkanvekilleri Engin Özkoç, Engin Altay ve Özgür Özel ile bazı milletvekillerinin suç duyurusunda şu isimlerin soruşturulması istendi:

Ali Fuat Taşkesenlioğlu (eski Bank Asya yöneticisi, eski Halkbank genel müdürü, eski Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı), Zehra Taşkesenlioğlu (AKP Erzurum Milletvekili), Serkan Taranoğlu (Cumhurbaşkanı Danışmanı), Sahil Orakcı (TOBB Deniz Meclisi üyesi, eski Kıyı Emniyeti Genel Müdürü), Orhan Pala (Borsa Gündem Gazetesi sahibi), Burak Taşçı (Hürriyet gazetesi yazarı), Nesrin Kakırman (eski Burdur İl Milli Eğitim Müdürü), Diyarbakırlı Nedim Özbek, Ahmet ve Süleyman isimli şahıslar.

“Nereye uzanırsa uzansın…”

BirGün’ün haberine göre, Muharrem Erkek, adliyenin önünde yaptığı açıklamada, “Cesaretle artık herkesin sivil toplumuyla, basınıyla, siyasetçisiyle, yargısıyla, emniyetiyle yolsuzluk ve rüşvet çarkının üzerine gitmek zorundayız. Ama yargının durumu da içler acısıdır. Yargı, yürütmenin ağır bir tahakkümü altında. Cumhuriyet savcıları harekete geçemiyor. Biz CHP’li vekiller olarak niçin buradayız? Cumhuriyet savcıları resen harekete geçmediği için. Halbuki kanun bu görevi savcılara veriyor. Savcılardan kapsamlı ve etkin bir soruşturma bekliyoruz. Bu iddiaların sonuna kadar takipçisi olacağımızı vurgulamak istiyoruz” dedi.

Yargıya ve cumhuriyet savcılarına seslenen Erkek, “Siz bu yolsuzluk ve rüşvet çarkıyla mücadele edeceksiniz. Nereye uzanırsa uzansın, arkasında kim olursa olsun bütün bu ciddi iddiaların cesaretle üzerine gideceksiniz” diye konuştu.

“Savcıların harekete geçmesi gerekiyordu”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da eski SPK başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu hakkında suç duyurusunda bulundu.

Özdağ, adliye önünde yaptığı açıklamada, “Cumhuriyet savcıları bugüne kadar çoktan harekete geçmesi gerekiyordu. Bugün biz suç duyurusu yapıyoruz. Biz gerçekten takipçisi olacağız. Bundan sonra başka iddialar, başka yolsuzluk kanıtları çıkarsa onların da takipçisi olacağız” dedi.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) bugün Çağlayan’daki İstanbul Adliyesinde Peker’in iddiaları hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

İYİ Parti Lideri Meral Akşener de dünkü açıklamasında altılı masayı oluşturan partilerin iddialar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını duyurdu.

SPK da suç duyurusu yapacak

Sermaye Kurulu Kurulu da kendileri hakkındaki iddialarla ilgili suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.

Ayrıca hakkındaki iddiaları reddeden ve sosyal medya hesabından açıklama yapan Ali Fuat Taşkesenlioğlu, Mine Tozlu Sineren adını göreve başladığı Nisan 2018 sonrası Erzurumlu olması hasebiyle ve onun adına randevu isteyen biri dolayısıyla öğrendiğini aktardı.

Firma sahiplerinin farklı kişiler üzerinden randevu talebine cevap vermeyeceğini belirttiğini kaydeden Taşkesenlioğlu, “Bu süreçte yönetim kurulu başkanlığını yaptığı şirketin işlemleriyle ilgili inceleme ve soruşturmalar devam etti. İncelemeler sonucu rapora bağlandıktan sonra, kendisinin de içinde bulunduğu kişiler hakkında Kurul Kararıyla 2 veya 3 suç duyurusu ihbarında bulunuldu” dedi.

Sedat Peker’in rüşvet mekanizması iddialarıyla gündeme gelen Turkuvaz Medya Grubu Başkanvekili Serhat Albayrak da haberler ve iddialar ile ilgili hukuki ve cezai işlemlerin başlatıldığını duyurdu.

Paylaşın

HDP’li Bakırhan: Seçim İttifakı Gibi Bir Derdimiz Yok

HDP öncülüğünde kurulan ‘Emek ve Özgürlük İttifakı’nın sadece seçime yönelik olduğuna dair yapılan eleştirileri değerlendiren HDP’li Bakırhan, ittifakların merkezinde mücadele, dayanışma ve direniş olduğunu vurguladı. Bakırhan, seçimleri de yok saymadıklarını ancak kendilerine dönük bu eleştirilere katılmadıklarını söyledi.

Bakırhan, “Bu ittifak Türkiye’nin en mücadeleci, en direnişçi zemin olacaktır. Bu ittifakı seçimle daraltmak çok gerçekçi ve doğru bir tarif olmaz. Bu zemin içerisinde yer almayan partileri, kurumları saygı ile karşılarız. Ancak hak etmediğimiz eleştirileri de kabul etmeyiz. Bizim seçim ittifakı gibi bir derdimiz yok. Bizim derdimiz Türkiye’nin demokratikleşmesi, geleceği, içeride ve dışarıda Kürt karşıtlığının ortadan kaldırılması, emekçilerin insanca yaşam koşullarının oluşturulması, kadınların katledilmediği, gençlerin nitelikli öğrenim görebildiği demokratik bir Türkiye koşulların oluşturulmasıdır. Bunun için mücadele yürüteceğiz” şeklinde konuştu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) çağrısıyla bir araya gelen Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF) ve Emek Partisi (EMEP), “mücadele ortaklığı” adıyla sürdürdükleri çalışma ve tartışmalar sonuncunda ittifak kararı aldı. 6 parti ve örgüt, 25 Ağustos’ta “Emek ve Özgürlük İttifakı” kurduklarını açıkladı. İttifak, eylül ayının sonuna doğru İstanbul’da bir deklarasyon açıklayacak.

HDP’nin STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Tuncer Bakırhan, ittifakın kuruluşu, yol haritası ve çalışmalarına dair Mezopotamya Ajansı’ndan Berivan Altan’a konuştu.

Bakırhan, ittifak ismi için tartışmalar yürüttüklerine işaret ederek, “İsimler sadece sembolik değil, çok önemlidir. Tarihi belge niteliğindedir. Türkiye’de ciddi bir ekonomik kriz yaşanıyor, insanlar geçinemiyor. Bir avuç sermaye sahibinin, Türkiye’nin artı değerlerini istediği gibi kullandığı ama emekçilerin bundan pay alamadığı bir süreci yaşıyoruz. Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere toplumun ötekileştirilen kesimlerinin özgürlük ve hak arayışları da devam ediyor. Emek ve özgürlük Türkiye halklarının temel talepleridir. Bu ismi seçmemiz tesadüf değildir. İttifakımızın nitelik ve içeriği bu kavramlar etrafında şekilleniyor. Özgürlük ve emek için, talan ve yoksulluk düzeninden kurtulmak için mücadele edeceğiz. Yani geleceği de mücadeleyi de tarif ediyor. Bu isim sadece seçimlerde ve geçici bir birlikteliği değil, gelecekte ortaklaşarak yürümenin de bir zemini olacaktır” ifadelerini kullandı.

İttifak görüşmelerine başladıkları günden bu yana toplumsal muhalefet yapıları, emek-meslek örgütleri ve sendikalarla yoğun temas içerisinde olduklarını ifade eden Bakırhan, deklarasyon metnini kapalı kapılar ardında hazırlamayacaklarını belirtti. Deklarasyonda toplumun mevcut sorunlarını iyi belirleyeceklerini ve çözüm önerilerini de barındıracağını kaydeden Bakırhan, “tarihi bir belge” açıklayacaklarını dile getirdi.

Bakırhan, deklarasyona dair şunları söyledi: “Deklarasyonumuz Türkiye’nin mevcut çıkmazlarını giderecek, ona sahici çözümler üreten, somut tespitlerle öneriler sunacak. Her kelimesi tartışılarak, karşılığının sokakta, toplumda ne anlama geldiği bilinerek hazırlanmış bir deklarasyon olacak. Restorasyoncu, pansumancı bir deklarasyon olmayacak. Tam değişimi, dönüşümü esas alıyoruz. Dar bir sınıfa, inanç grubuna, kesime hitap eden bir durum söz konusu olmayacak. Samsun’dan Kilise, Edirne’den Kars’a kadar coğrafyanın sorunlarını iyi okuyan bir çıkış belgesi sunacağız. Henüz çalışmaları sürüyor. Ara süreci de bütün çevrelerle daha güçlü temaslarla, çalışmalarla yürüteceğiz. Toplumsal muhalefet ile görüşeceğiz. Sorun alanlarının temsilcileriyle bir araya geleceğiz.”

‘Seçim ittifakı gibi bir derdimiz yok’

İttifaklarının sadece seçime yönelik olduğuna dair yapılan eleştirilere de değinen Bakırhan, ittifaklarının merkezinde mücadele, dayanışma ve direniş olduğunu vurguladı. Seçimleri de yok saymadıklarını ancak kendilerine dönük bu eleştirilere katılmadıklarını söyleyen Bakırhan, “Bu ittifak Türkiye’nin en mücadeleci, en direnişçi zemin olacaktır. Bu ittifakı seçimle daraltmak çok gerçekçi ve doğru bir tarif olmaz. Bu zemin içerisinde yer almayan partileri, kurumları saygı ile karşılarız. Ancak hak etmediğimiz eleştirileri de kabul etmeyiz. Bizim seçim ittifakı gibi bir derdimiz yok. Bizim derdimiz Türkiye’nin demokratikleşmesi, geleceği, içeride ve dışarıda Kürt karşıtlığının ortadan kaldırılması, emekçilerin insanca yaşam koşullarının oluşturulması, kadınların katledilmediği, gençlerin nitelikli öğrenim görebildiği demokratik bir Türkiye koşulların oluşturulmasıdır. Bunun için mücadele yürüteceğiz” şeklinde konuştu.

‘Devrimci bir hareketiz’

Türkiye’de sorunların sadece seçimlerle çözülebileceğine inanmadıklarını dile getiren Bakırhan, “Biz devrimci bir hareketiz, bu mevziiyi önemsiyoruz ve halkın, emekçinin, Kürtlerin lehine kullanmaya çalışıyoruz. Bugüne kadar doğru bir şekilde de değerlendirdiğimizi düşünüyorum. Biz de seçilmiş ile bir ilçe yöneticimizin bir farkı yoktur. İkisi de barikatın arkasına geçer, haksızlıklara karşı direnir. Kendisine bahane üretmeye çalışan dost kurumlara çok yoldaşça bir tavsiyede bulunmak istiyorum; Biz zor koşullarda hem teorik hem de pratik bir zeminde mücadele ediyoruz. Bizi sadece seçim odaklı gören sığ tartışmalar yerine, Türkiye sol-sosyalist hareketinin içerisinde bulunduğu bölünmüşlüğü ortak bir mücadele zemininde nasıl buluşturacağımıza yoğunlaşmak ve Türkiye toplumunun beklentilerini ve hayallerini nereye getirdiğimize bakıp eksikliklerimizi gidermeye odaklanmalıyız” şeklinde konuştu.

‘Ezilenin ittifakı olacaktır’

HDP’nin dinamik bir hareket olduğuna dikkati çeken Bakırhan, şunları söyledi: “Yürürken barikat da mevzi de kurarız, direniriz de. Aynı zamanda eksik ve yetmezliklerimizi de görür, giderir ve yolumuza devam ederiz. Mücadeleyi de barikatı da iyi biliriz. Devletin baskılarına karşı yılmadan mücadele etmeyi esas alırız. Şimdi yine yeniden bir yola çıktık. Yaşamın her alanında mücadele ediyoruz. Ezilenler neredeyse biz oradayız. Parlamentoya sıkışmış bir gelenek değiliz. Seçimler önemsizdir demiyoruz, önemsiyoruz. Ancak her şey olmadığını da iyi biliyoruz. Mücadele etmek isteyen, değiştirmek isteyen, yürümek isteyen bir gelenek oluşturmaya çalışıyoruz. Bu mücadele zemini büyüyecektir. Emekçinin, Kürdün, ezilenin ittifakı olacaktır.”

‘Asıl iş Erdoğan sonrası başlıyor’ 

Deklarasyon ilanı ardından kitlesel halk buluşmalarıyla yollarına devam edeceklerini ifade eden Bakırhan, “Tek adama dayalı bir sistemde yaşıyoruz. Karşılığı radikal değişiklikler olmalı. Sadece Erdoğan’ı göndermek yetmiyor. Erdoğan’ın anlayışı 20 yıldır bu ülkenin en ücra köşelerinde kurumsallaşmış, örgütlenmiş durumdadır ve Türkiye’nin ekonomisine, siyasetine, yargısına yön veriyor. Sadece Erdoğan’ın gidişiyle her şeyin düzeleceğine inanan bir parti değiliz. Asıl iş ondan sonra başlıyor. Türkiye’nin gerçek anlamda demokrasiye ihtiyacı var. Türkiye seçimden sonra yeni bir inşa sürecine girmelidir. Kendisini öteki olarak gören ve ötekileştirilen tüm kesimlerin eşit haklar zemininde buluştuğu, bütün yasaların ona göre düzenlediği bir sistemden bahsediyoruz. Bu yeni sistemi, mevcut durumuyla Millet İttifakı’nın karşılaması zor görünüyor. Bütün varlık gerekçesini Erdoğan’ın gidişine bağlayan ama Erdoğan sonrasını net bir şekilde ortaya koyamayan, çözüm önerilerini bilmediğimiz, bir anlayışla karşı karşıyayız” diye konuştu.

Paylaşın

80 Milyon Nüfuslu Türkiye’de Banka Kartı Sayısı 316 Milyon

Bankalararası Kart Merkezi (BKM), temmuz ayı kartlı ödeme verilerini açıkladı. BKM’ye göre, temmuz ayı sonu itibariyle Türkiye’de 92,1 milyon adet kredi kartı, 158,6 milyon adet banka kartı ve 65,4 milyon adet ön ödemeli kart kullanılıyor.

2021 yılının temmuz ayı ile kıyaslandığında kredi kartı adedinde yüzde 15’lik, banka kartı adedinde yüzde 11’lik, ön ödemeli kart adedinde ise yüzde 28’lik artış oldu. Toplam kart sayısı ise 316,1 milyon adede ulaşarak geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artış gösterdi.

Kredi kartına yüklenildi

BKM verilerine bakıldığında, kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlar ile temmuz ayında yapılan toplam ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 109 artarak 316,9 milyar TL oldu. Bu ödemelerin 248,7 milyar TL’si kredi kartları ile yapılırken 62,3 milyar TL’sinde banka kartları, 5,9 milyar TL’sinde ise ön ödemeli kartlar kullanıldı.

Buna göre, kredi kartı ile ödemelerde önceki yılın aynı dönemine göre büyüme oranı yüzde 103, banka kartı ile ödemelerde yüzde 132 olurken ön ödemeli kartlar ile yapılan ödemelerde ise bu oran yüzde 164 olarak gerçekleşti.

Ortalama işlem tutarı 915 lira

Öte yandan MTV’nin ikinci taksitinin ödendiği temmuz ayında, bu ödemeleri de kapsayan ‘kamu-vergi ödemeleri’ alanında, 1 Temmuz-2 Ağustos tarihleri arasında kartlarla 13,9 milyar TL’lik ödeme yapıldı. AA’nın haberine göre, geçen yılın aynı dönemine oranla büyüme yüzde 82, ortalama işlem tutarı 915 TL oldu. Kartlarla yapılan kamu-vergi ödeme tutarının yüzde 66’sında internetten ödeme tercih edildi, yani her 3 TL kartlı kamu-vergi ödemesinin 2 TL’si internetten yapıldı.

Temmuz ayında yabancı kartlarla toplam 44 milyar TL ödeme yapıldı. İşlem başına yapılan kartlı ödeme tutarının ise 965 TL’den 1.628 TL’ye çıktığı görüldü.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Türkiye’den Suriyeli Muhaliflere ‘Ülkeyi Terk Edin’ Çağrısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad arasında görüşme söylentilerinin arttığı dönemde İran basınından dikkat çekici bir iddia geldi.

İran merkezli Tesnim Haber Ajansı’nın haberinde, Türk yetkililerin Türkiye’deki Suriyeli muhaliflerle görüşerek ülkeyi terk etmelerini istediği iddia edildi.

Tesnim’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı habere göre, geçen hafta üst düzey bir Türk yetkilinin Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el-Muslat ile yaptığı görüşmede, Ankara’nın Şam ile ilişkileri yenilemeye tamamen kararlı olduğunu ve Suriye muhalefetinin buna uyum sağlaması gerektiğini söyledi.

İddiaya göre Türk yetkili, Suriyeli muhalif gruplarından (göç için) alternatif bir ülke seçmesini ve Türkiye içindeki tüm siyasal ve medya faaliyetlerini durdurmasını istedi.

Son haftalarda Ankara hükümetine yönelik söylemini değiştiren Suriye muhalefetine bağlı medya, “Türklerin ırkçılığını ve Suriyeli göçmenlere yönelik şiddet eylemlerini” sert bir dille eleştiriyor.

Suriye muhalefetine bağlı medya gruplarının bu davranışı Ankara’nın baskısı sonucu Türkiye’deki yayınlarını durdurmak zorunda kalan Müslüman Kardeşler’in yayın organlarının tutumuna benzediği dikkat çekti.

Bilgi sahibi kaynaklara göre, söz konusu görüşmede Suriyeli muhalif grupları Ankara’nın ülkeyi terk etme emrini kabul etti.

Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) Başkanı Salim el-Muslat’ın, Suudi Arabistan’ı önerdiği belirtildi.

Alternatif ülke için Ürdün’ü teklif eden Suriye Geçici Hükümet Başkanı Abdurrahman Mustafa, grubun faaliyetlerinin Ürdün’de de sınırlı olacağını itiraf etti.

Paylaşın

Mars’ın Tamamen Kızıl Olmadığı Ortaya Çıktı

Yeni bir araştırma Kızıl Gezegen olarak da bilinen Mars’ın tamamen kızıl olmadığını ortaya koydu. Mars’ın popüler tasvirleri, sonsuza uzanan kızıl kayaları çağrıştırıyor.

Ama NASA’nın Perseverance keşif aracı başka bir şey daha buldu: Yeşil bir şey. Bilim insanları Mars’ın Jezero kraterinin göl olduğu zamanlar hakkında bilgi arayan aracın kratere ulaşınca şaşırtıcı kayalar bulduğunu söylüyor.

İlk olarak, bilim insanları, zeminin sadece kraterin göl olduğu dönemde biriken tortul kayaçlardan oluşmadığını tespit edince şaşkınlığa uğradı. Burada volkanik kayaların da yer aldığı ve bunların çoğunlukta olduğu söyleniyor.

Dahası, bu kayalar olivin (magnezyum demir silikattan oluşan mineral -ed.n.) parçalarından oluşuyor. Bu, Hawaii plajlarına koyu yeşil rengini veren peridotun daha çamurlu ve o kadar parlak olmayan bir versiyonu.

Bulgu, gezegene 2020’de varan NASA’nın Mars keşif aracı Perseverance’tan Dünya’ya geri gönderilen ilk verilerin analiziyle elde edilen birçok bulgudan biri.

Bilim insanları, bu yeni çalışmada incelenenlere benzer kayaların Dünya’da bulunabileceğini ama bunların genellikle milyarlarca yıllık rüzgar, su ve Dünya’daki yoğun yaşantılarının geri kalanı tarafından tahrip edildiğini söylüyor. Öte yandan, Mars’taki çevrenin çok farklı olması nedeniyle bozulmadan kalmışlar.

Yeni makalenin araştırmacılarından, Purdue Üniversitesi profesörü Roger Wiens, “Gördüğümüz bu katmanlı volkanik kayaların bugünlerde Dünya’da sahip olduğumuz volkanik kayalardan farklı göründüğünü fark etmeye başladık” dedi.

Dünya’nın varoluşunun ilk dönemlerindeki volkanik kayalara çok benziyorlar.

Bu nedenle bu kayalar bize Dünya’daki yaşamın tarihi ve bir zamanlar Mars’ta yaşamış olabilecek uzaylılar hakkında bilgi verebilir.

Purdue Üniversitesi’ndeki bir başka araştırmacı ve profesör Briony Horgan, “Dünya’da yaşamın ilk nerede ve ne zaman evrimleştiğini daha iyi anlamamış olmamızın nedenlerinden biri, bu kayaların çoğunlukla yok olması; bu nedenle Dünya’daki eski ortamların nasıl olduğunu yeniden canlandırmak gerçekten zor” dedi.

Perseverance’ın Jezero’da dolaştığı kayalar, milyarlarca yıldır yüzeyde oturmuş, onları görmemiz için bizi bekliyor. Mars’ın Güneş Sistemi’nin ilk dönemlerini anlamak için önemli bir laboratuvar olmasının nedenlerinden biri de bu.

Bulguları açıklayan “Mars’ın Jezero kraterindeki bileşim ve yoğunluk açısından tabakalı volkanik arazi” makalesi bilimsel dergi The Science Advances’ta yayımlandı.

Paylaşın

Kaftancıoğlu ‘Diktatör’ Benzetmesi İçin İfade Verdi; TDK’yı İşaret Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu 12 Ağustos’taki bir toplantıda yaptığı konuşmada “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla başlatılan soruşturmada İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ifade verdi.

Kaftancıoğlu, ifadesinde “Türk Dil Kurumu tarafından hazırlanan Güncel Türkçe Sözlükte “Diktatör” kelimesi “Bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış bulunan kimse” olarak tarif edilmiştir. Görüldüğü üzere siyasi terminolojiye ait bir kelime olan diktatör ifadesinin siyasi tartışma içinde eleştirel mahiyette kullanılması gayet tabiidir” dedi.

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin yasama, yürütme ve yargı erklerini tek bir kişi veya parti uhdesinde toplamış olması sonucunda artık kuvvetler ayrılığından ve bunun tabii bir sonucu olarak demokratik bir cumhuriyetten bahsedilemeyeceği kesin olgularla ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullanan Kaftancıoğlu şöyle devam etti;

“Yönetim şeklinin Cumhuriyetten uzaklaşıp, tek başlı bir sisteme doğru evrilmesi karşısında, mevcut sistemin toplum tarafından talep edilmiş olmasının veya sahip olunan yetkilerin demokratik yollarla elde edilmiş olmasının bir kıymeti yoktur.

Bütünüyle sisteme yönelik eleştiriler içeren bir açıklamanın Cumhurbaşkanı’nın kişilik haklarına saldırı teşkil etme imkanı yoktur. Bu bağlamda matufiyet şartı gerçekleşmemiş ifadelerden dolayı hakaret suçunun oluştuğundan bahsedilemez.”

‘Diktatör’ ifadesi

“Öte yandan metin içinde kullandığım diktatör ifadesi küçük düşürme, aşağılama kastıyla kullanılmamıştır. Bu ifadeyi kullanmaktaki amaç, işlemeyen bir sistemi gerekçeleriyle tanımlamak, cumhuriyetin temel kazanımlarını yok sayan bir sistemin demokratik yollarla değiştirilebileceğini ve cumhuriyete işlerlik kazandırılabileceğini vurgulamaktır.

Kaftancıoğlu, soruşturmaya konu olan konuşmasında “Partimize, partimizin ilkelerine, gençliğinize, kendinize ve sizlerin hayallerini hedefleri hâline getiren genel başkanımıza, genel başkanımızın sizlere sunduğu imkanlar ve sizin genel başkanımıza, partimize oluşturduğunuz ve artırdığınız enerjiye güvenerek belki de dünya tarihinde bir ilki başaracağız. Demokrasi yoluyla bir diktatörü bu ülkeden göndereceğiz.’ demişti.

Paylaşın

‘Dış Ticaret Açığı’ Yüzde 147 Arttı

Temmuz ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,4 artarak 18 milyar 551 milyon dolar, ithalat yüzde 41,4 artarak 29 milyar 240 milyon dolar olarak gerçekleşti. Temmuz ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 147 artarak 4 milyar 329 milyon dolardan, 10 milyar 690 milyon dolara yükseldi.

Haber Merkezi / İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Temmuz ayında yüzde 79,1 iken, 2022 Temmuz ayında yüzde 63,4’e geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle hazırlanan “Dış Ticaret İstatistikleri Temmuz 2022” verileri yayınlandı.

Buna göre; İhracat 2022 yılı temmuz ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,4 artarak 18 milyar 551 milyon dolar, ithalat yüzde 41,4 artarak 29 milyar 240 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat ocak-temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,1 artarak 144 milyar 331 milyon dolar, ithalat yüzde 40,7 artarak 206 milyar 508 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, temmuz ayında yüzde7,4 artarak 15 milyar 665 milyon dolardan, 16 milyar 820 milyon dolara yükseldi.

Temmuz ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 19,3 artarak 16 milyar 560 milyon dolardan, 19 milyar 763 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı temmuz ayında 2 milyar 943 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 13,5 artarak 36 milyar 582 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 85,1 oldu.

Dış ticaret açığı yüzde 147,0 arttı

Temmuz ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 147,0 artarak 4 milyar 329 milyon dolardan, 10 milyar 690 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Temmuz ayında yüzde 79,1 iken, 2022 Temmuz ayında yüzde 63,4’e geriledi.

Dış ticaret açığı ocak-temmuz döneminde yüzde 143,7 arttı

Ocak-Temmuz döneminde dış ticaret açığı yüzde 143,7 artarak 25 milyar 510 milyon dolardan, 62 milyar 177 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Ocak-Temmuz döneminde yüzde 82,6 iken, 2022 yılının aynı döneminde yüzde 69,9’a geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, temmuz ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,2, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 2,5, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 2,9 oldu.

Ocak-temmuz döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,0, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,9 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, temmuz ayında ara mallarının payı yüzde 80,5, sermaye mallarının payı yüzde 11,3 ve tüketim mallarının payı yüzde 8,1 oldu.

İthalatta, ocak-temmuz döneminde ara mallarının payı yüzde 81,9, sermaye mallarının payı yüzde 10,5 ve tüketim mallarının payı yüzde 7,6 oldu.

En fazla ihracat Almanya’ya

Temmuz ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 1 milyar 490 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 315 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 15 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 2 milyon dolar ile Irak, 850 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,6’sını oluşturdu.

Ocak-temmuz döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 12 milyar 114 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 9 milyar 938 milyon dolar ile ABD, 7 milyar 501 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 7 milyar 460 milyon dolar ile İtalya ve 7 milyar 355 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,7’sini oluşturdu.

İthalatta ilk sıra Rusya’nın

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Temmuz ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 4 milyar 374 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 804 milyon dolar ile Çin, 1 milyar 779 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 446 milyon dolar ile İsviçre, 1 milyar 389 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,7’sini oluşturdu.

Ocak-Temmuz döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 32 milyar 116 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 23 milyar 887 milyon dolar ile Çin, 13 milyar 279 milyon dolar ile Almanya, 8 milyar 971 milyon dolar ile ABD, 7 milyar 956 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,7’sini oluşturdu.

Paylaşın

2022 MTV Video Müzik Ödülleri Sahiplerini Buldu

MTV Müzik Ödülleri New Jersey’deki Prudential Center’da düzenlenen etkinlikle sahiplerini buldu. Birçok yıldız sahneye çıkarak hem performans sergiledi hem de ödüllerini aldı. Geceye damga vuran isim ise Taylor Swift oldu.

Swift All Too Well isimli şarkının 10 dakikalık klibiyle en büyük ödülü alan Swift , ekim ayında yeni bir albümün çıkacağının da müjdesini verdi. 21 Ekim’de albümü çıkarmaya hazırlanan Swift 10 dakikalık klip hakkında, “Eğer siz olmasaydınız bunu gerçekleştiremezdik” dedi.

‘Yılın Sanatçısı’ ödülünü alan Porto Rikolu sanatçı Bad Bunny konser turunda olmasından ötürü geceye katılamadı.

Ancak bir videoyla salona bağlanan ve teşekkür konuşması yapan 29 yaşındaki şarkıcı, “En başından beri, kültürümü ve dilimi değiştirmeden harika olabileceğime, dünyanın en büyük yıldızlarından biri olabileceğime inandım. Ben Porto Riko’dan Benito Antonio Martinez” ifadelerini kullandı.

‘En İyi Rock’ ödülünü alan Red Hot Chili Peppers, Foo Fighters grubunun hayatını kaybeden bateristi Taylor Hawkins’i andı. ‘Yılın Grubu’ ödülü ise Güney Koreli BTS’e gitti. İtalya’dan çıkan glam rock grubu Maneskin de geceyi ödülle kapattı.

MTV Müzik Ödülleri Kazananları:

Yılın Klibi: Taylor Swift- All Too Well

  • Taylor Swift – “All Too Well”
  • Doja Cat – “Woman”
  • Drake ft. Future & Young Thug – “Way 2 Sexy”  Ed Sheeran – “Shivers”
  • Harry Styles – “As It Was“
  • Lil Nas X, Jack Harlow – “Industry Baby”
  • Olivia Rodrigo – “brutal”

En İyi Yeni Şarkıcı: Dove Cameron

  • Dove Cameron
  • Baby Keem
  • GAYLE
  • LattoMåneskin
  • Seventeen

En İyi Rock: Red Hot Chili Peppers- Black Summer

  • Red Hot Chili Peppers – “Black Summer”
  • Foo Fighters –“Love Dies Young”
  • Jack White – “Taking Me Back”
  • Muse – “Won’t Stand Down”
  • Shinedown – “Planet Zero”
  • Three Days Grace – “So Called Life”

Yılın Sanatçısı: Bad Bunny

  • Bad Bunny
  • Drake
  • Ed Sheeran
  • Harry Styles
  • Jack Harlow
  • Lil Nas X
  • Lizzo

En İyi Yaz Şarkısı: Jack Harlow- First Class

  • Bad Bunny & Chencho Corleone – “Me Porto Bonito”
  • Beyoncé -“Break My Soul”
  • Charlie Puth -“Left And Right”
  • Doja Cat – “Vegas”
  • Future ft. Drake, Tems – “Wait For U”
  • Harry Styles – “Late Night Talking”
  • Kane Brown – “Grand”
  • Latto x Mariah Carey – “Big Energy”
  • Lizzo – “About Damn Time”
  • Marshmello x Khalid- “Numb”
  • Nicki Minaj – “Super Freaky Girl”
  • Nicky Youre, dazy – “Sunroof”
  • Post Malone with Doja Cat – “I Like You”
  • Rosalía – “Bizcochito”
  • Steve Lacy – “Bad Habit”
  • Jack Harlow- First Class

En İyi Hip-hop: Nicki Minaj-Lil Baby- Do We Have a Problem?

  • Eminem & Snoop Dogg – From the D 2 the LBC
  • Future Featuring Drake & Tems – Wait for U
  • Kendrick Lamar – N95
  • Latto – Big Energy
  • Nicki Minaj Featuring Lil Baby – Do We Have a Problem?
  • Pusha T – Diet Coke

En İyi K-pop: Lisa- Lalisa

  • LISA – “LALISA”
  • BTS – “Yet To Come”
  • ITZY – “LOCO”
  • SEVENTEEN – “HOT”
  • Stray Kids – “MANIAC”
  • TWICE – “The Feels”

Yılın Albümü: Harry Styles- Harry’s House

  • Adele- “30”
  • Bad Bunny – “Un Verano Sin Ti”
  • Billie Eilish – “Happier Than Ever”
  • Drake – “Certified Lover Boy”
  • Harry Styles- Harry’s House

En İyi Alternatif: Maneskin- I Wanna Be Your Slave

  • Måneskin – “I WANNA BE YOUR SLAVE”
  • Avril Lavigne ft. blackbear – “Love It When You Hate Me”
  • Imagine Dragons x JID – “Enemy”
  • Machine Gun Kelly ft. WILLOW – “emo girl”  Måneskin – “I WANNA BE YOUR SLAVE”
  • Panic! At The Disco – “Viva Las Vengeance”  Twenty One Pilots  – “Saturday”
  • WILLOW, Avril Lavigne ft. Travis Barker – “G R O W”

Yılın Şarkısı: Billie Eilish- Happier Than Ever

  • Billie Eilish – “Happier Than Ever”  (Katılmadı)
  • Adele – “Easy on Me”
  • Doja Cat – “Woman”
  • Elton John & Dua Lipa – “Cold Heart (PNAU Remix)”
  • Lizzo – “About Damn Time”
  • The Kid LAROI & Justin Bieber – “Stay”

En İyi Pop: Harry Styles- As It Was

  • Billie Eilish – Happier Than Ever
  • Doja Cat – Woman
  • Ed Sheeran – Shivers
  • Harry Styles – As It Was
  • Lizzo – About Damn Time
  • Olivia Rodrigo – Traitor

En İyi R&B: The Weeknd- Out Of Time

  • The Weeknd – “Out Of Time”
  • Alicia Keys – “City of Gods (Part II)”
  • Chlöe – “Have Mercy
  • H.E.R. – “For Anyone”
  • Normani ft. Cardi B – “Wild Side”
  • Summer Walker, SZA & Cardi B – “No Love (Extended Version)”

En İyi Grup: BTS

  • BLACKPINK
  • City Girls
  • Foo Fighters
  • Imagine Dragons
  • Måneskin
  • Red Hot Chili Peppers
  • Silk Sonic
  • BTS

En İyi Latin Şarkı: Anitta – “Envolver”

  • Anitta – “Envolver”
  • Bad Bunny – “Tití Me Preguntó”
  • Becky G X KAROL G – “MAMIII”
  • Daddy Yankee – “REMIX”
  • Farruko – “Pepas”
  • J Balvin & Skrillex – “In Da Getto”

Sosyal Mesaj İçeren En İyi Klip: Lizzo – “About Damn Time”

  • Lizzo – “About Damn Time”
  • Kendrick Lamar –“The Heart Part 5”
  • Latto – “P*ssy”
  • Rina Sawayama – “This Hell”
  • Stromae – “Fils de joie”

En İyi Görüntü Yönetmeni: Harry Styles – “As It Was”

  • Harry Styles – “As It Was”
  • Baby Keem & Kendrick Lamar – “family ties”
  • Camila Cabello ft. Ed Sheeran – “Bam Bam”
  • Kendrick Lamar – “N95”
  • Normani ft. Cardi B – “Wild Side”
  • Taylor Swift — “All Too Well”
Paylaşın

Dokuz Yılda En Az 556 Çocuk Çalışırken Hayatını Kaybetti!

İstanbul Silivri’de bir sitenin inşaatında çalıştığı belirtilen 15 yaşındaki Ali Koç, 6’ncı kattan düşerek hayatını kaybetti. Olay önceki gün Yeni Mahalle Varnalı Caddesi’nde bulunan inşaatta meydana geldi. 15 yaşındaki Ali Koç belirlenemeyen nedenle 6’ncı kattan aşağı düştü.

Haber verilmesi üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Ali Koç, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Koç’un cansız bedeni, otopsi için Adli Tıp Kurumuna götürüldü.

Silivri İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından mühendis Mustafa A., 18 yaşından küçük çocuğu çalıştırmaktan dolayı gözaltına alındı. Mustafa A. emniyetteki işlemlerinin ardından Silivri Adliyesi’ne sevk edildi. Öte yandan inşaat firmasının sorumluları ile belediye görevlilerinin de aralarında bulunduğu bazı kişilerin Silivri Emniyet Müdürlüğü’nde ifadelerine başvurulduğu öğrenildi.

silivirininsesi.com’da yer alan habere göre ise Varnalı Konutları’nın projesi olan inşaat SİYTAŞ ve Saral İnşaat tarafından yapılıyordu.

İşyeri yönetiminin bilgisi var

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanı Ertuğrul Bilir, BirGün’den Asena Tunca‘ya yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Bu iki boyutlu bir sorun. İlki çocukların çalışmak zorunda kalması. Türkiye halen çok sayıda çocuk işçinin çalıştığı ve çocukların çalışmak zorunda kaldığı bir ülke. Sömürge kültürü ve gelir dağılımındaki eşitsizlik çocukları bu duruma getiriyor. Özellikle yoksul ve kırılgan kesimlerdeki çocuklar bu zorunlulukla sıkça karşı karşıya kalıyor. İkinci boyut ise bu çocukların çalıştırılabiliyor olması. İnşaat sektöründe herkes sahaya giremez. Bu son örnekte görünen o ki işyeri yönetiminin bilgisi var ve çocuk işçi çalıştırıyor.”

İş cinayetinin ardından mühendisin gözaltına alındığını aktaran Bilir, “Mühendis aynı zamanda inşaatın müteahhidi veya yönetiminden biri değilse temel kararları mühendis veremez. Esas sorumlu işverendir. Çocuk iş cinayetlerinin de ötesinde yüksekten düşerek yaşamını yitirme hayli yaygın. Sermaye sahipleri olanakları kullanmıyor. İşveren işçiyi kendi dikkatine teslim ediyor. Her gün en az 5-6 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybediyor. Patronlar önlem almıyor, işçileri kaderine terk ediyor. Bundan kurtulmak her düzeyden emekçinin örgütlenmesi ile olacaktır” diye konuştu.

Avrupa’nın en kötüsüyüz

DİSK Dev Yapı İş Denetim Kurulu Üyesi Haydar Baran “Çocuk işçi çalıştırmada Avrupa’da en kötü durumda olan ülke konumundayız. Dünyada ise ilk 10’dayız. Çocuk işçilik oldukça yaygın. Kayıtlı ve kayıt dışı çalışan çocuk işçi sayısı çok fazla. Kayıtlı olmayanlar zaten işyerinde hayalet konumunda. Avrupa’da en fazla iş kazası yaşanan ülke Türkiye” dedi.

“İş cinayetlerinde çalışma koşulları, kayıt dışı çalışma, kar hırsıyla işçinin can güvenliğinin görmezden gelinmesinin yanında en büyük etki sahibi denetim yapmayan devlet organlarıdır” vurgusu yapan Baran, “Sigortasız işçi Türkiye’nin büyük bir sorunu. En yaygın görüldüğü alan ise inşaat. İnşaatlarda sigortalı işçi çok az” diye kaydetti.

Baran, “Kalıp, beton atma, çivi sökme gibi işlemler dahil hepsini çocuklar da yapıyor. Patronun umurunda değil. Çocuk işçi patronun gözünde ucuz işçidir. Asgari ücretin altında, prim derdi olmadan emeği sömürüyorlar” ifadelerini kullandı.

Sermaye ve patron korunuyor

“Emek korunmuyor, sermaye ve patron korunuyor. Bizim devlet yetkililerimiz ucuz işçi çalıştırmakla övünebiliyor. Bu zihniyet değişmedikçe iş cinayetleri değişmez” diyen Baran, “çocuk işçilik hem insani hem ahlaki olarak yasaklanmalıdır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu konuyu çok özel bir çalışmayla gündeme almalıdır. Çocuk işçi çalıştıran patronlara yüklü miktarda yaptırım uygulanmalı. Sorumlu yönetenlerdir” diye kaydetti.

Baran, “Sendikal mücadele mutlaka verilmelidir. Emeğin korunması sağlanmalıdır. Çocuk işçiliği önlemek ve insani koşulları elde etmek için örgütlenmek ve özel bir çabayla mücadele etmek gerekir” dedi.

9 yılda 556 çocuk

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) yayınladığı 2019 yılı raporuna göre, 5-17 yaş arası çocuk işçi sayısı 720 bin. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) 2021 yılı raporuna göre iş cinayetlerinde yaşamını yitiren çocuk sayısı 62 iken, 2022 yılı ilk 7 ayda iş cinayeti sonucu hayatını kaybeden çocuk sayısı 39. İSİG Meclisinin verilerine göre son dokuz yılda en az 556, AKP’li yıllarda en az 811 çocuk çalışırken hayatını kaybetti. İSİG Meclisinin son 9 yılda iş cinayetlerinin iş kollarına göre dağılımına göre tam 57 çocuk inşaat, yol, iş sektöründe çalışırken yaşamını yitirdi.

Paylaşın