‘Altılı Masa’dan Kılıçdaroğlu’nun ‘Hazırım’ Sözlerine Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili “Benim ismim üzerinde uzlaşma sağlanırsa, ben hazırım” çıkışı yaptı. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri 6’lı masada yer alan diğer muhalefet partilerince “adaylık için yeşil ışık” olarak değerlendirilip “uzlaşı” vurgusu yapıldı.

6’lı masanın cumhurbaşkanı adayını ne zaman açıklayacağı tartışılırken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ben hazırım” sözleri 6’lı masada yer alan diğer muhalefet partilerinde de yankı buldu.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun aktardığına göre, Kılıçdaroğlu’nun, daha önce 6’lı masada yapılan “uzlaşı” açıklamasına da atıfta bulunduğu değerlendirilirken Saadet Partisi yetkilileri, “Kılıçdaroğlu’nun soruya verdiği yanıt, makul bir yanıt. Bugüne değin Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili adı geçen herkes zaten benzer açıklamalarda bulunuyor. Saadet Partisi olarak da ‘uzlaşıya’ işaret ediyoruz. Eğer masada 6 siyasi partinin lideri Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile ilgili bir uzlaşı sağlarsa, alınan karara saygı duyarız” değerlendirmesinde bulunuyor.

SP’li yetkililer, 6’lı masanın ikinci tur görüşmelerinin 2 Ekim’de, CHP Genel Merkezi’nde başlayacağına da atıfta bulunurak, “Ekimde, masada ortak aday masaya gelir. Liderler tartışırlar, bu isim Kılıçdaroğlu olacaksa Kılıçdaroğlu, başka bir isim olacaksa başka bir isim, her kimse değerlendirilir” yorumunu da yapıyor.

‘Mutabakat sağlanmalı’

DEVA Partisi yetkilileri ise daha önce genel başkan Ali Babacan’ın dile getirdiği “Önceliğimiz mutabakat ve ortak aday” sözlerini anımsatıyor. Partinin 6’lı masada ortak cumhurbaşkanı adayı konusundaki önkoşulunun “geçiş süreci üzerinde mutabakat sağlanması” olduğunun altını çizen DEVA Partili yetkililer, “Daha önce de belirttiğimiz gibi 6 siyasi partiyi öncelikli bir araya getiren en önemli konu güçlendirilmiş parlamenter sistem. Cumhurbaşkanlığı seçimi kazanıldığında ise geçiş süreci nasıl sağlanacak? 6’lı masada bu kararın alınması elzem. Hesap verilebilirlilik ve şeffaflık olması gerek. Bu mutabakat sağlandıktan sonra aday tartışılır” görüşünü dile getiriyor.

Yetkili kurullara işaret

İYİ Partili yetkililer ise Kılıçdaroğlu’nun sözleri sonrasında “partinin yetkili kurullarını” işaret etti. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in adaylık tartışmalarıyla ilgili olarak “Aday olma konusunda bir problem yok, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da dahil olmak üzere” şeklindeki açıklamasına atıfta bulunan yetkililer, “Her zaman önemli konuları yetkili kurullarımızda tartışmışızdır. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu için de partimiz önceden bir değerlendirme yapmak yerine yetkili kurullarda alınan karar doğrultusunda hareket edecektir” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

Orta Vadeli Program Neden Yol Gösterici Değil?

Politika yapıcıların ekonomik tahminleri neden önemlidir? Çünkü ekonomi politikalarının etkileri ancak birkaç yıl içerisinde gözlemlenebilir. Buna karşılık yatırım kararı, harcama kararı, tasarruf kararı alan bireyleri önceden yönlendirebilmeniz gerekir.

Bu nedenle attığınız politika adımlarıyla varmak istediğiniz hedefleri önceden söyleyerek ekonomide ileriye dönük kararların daha etkili alınmasına katkı verirsiniz.

Koç Üniversitesi’nden Prof. Selva Demiralp, Türkiye’de Orta Vadeli Programların neden yol gösterici olamadığını BBC Türkçe’ye değerlendirdi.

Doğru tahmin ve yönlendirmenin önemini bir örnek üzerinden anlatalım. Diyelim ki İstanbul’u geziyorsunuz. Tarihi yarımadayı dolaştıktan sonra metroya yönelip Yenikapı istasyonuna geldiniz. İstasyonda rastgele bir trene atlamazsınız. Önce haritadan gitmek istediğiniz yöne giden trenin hattını belirleyip o hattaki trene binersiniz.

Metro haritası bir nevi “orta vadeli plandır”. Bindiğiniz trenin ileri bir vadede (diyelim yarım saat sonra) nereye varacağına dair size bir bilgi verir.

Hafta sonu hükümet tarafından açıklanan Orta Vadeli Plan (OVP) de benzer bir işleve sahip. Ekonominin parçası olan bireylere uzun vadede bindikleri trenin hangi istikamete gittiğine dair bilgi vermek amacı güdüyor.

Metro örneğinden devam edersek, diyelim ki yolculuktan bir süre sonra bir anons yapılıyor ve trenin güzergahının değiştiği haber veriliyor.

Siz Taksim’e gitme planı yapıp yeşil M2 hattına binseniz de kendinizi kırmızı hattaki Şirinevler’de buluyorsunuz.

Ve yine diyelim ki bu tür anonslar istisnai bir durum olmaktan çıkıp genel uygulamaya dönüşüyor.

O noktada artık metro haritasının ve hatların ileriye yönelik planlama ve bilgilendirme fonksiyonları kalmaz.

Kafa karıştırmanın ötesinde, istediğiniz yere gidemediğinizi fark ettiğinizde artık farklı ulaşım alternatifleri aramaya başlarsınız.

Nasıl ki metro haritasında belirtilen güzergah yolculuğun ortasında değişirse metro haritasının bir fonksiyonu kalmazsa OVP’de verilen tahminler de biz yol aldıkça değişiyorsa bu tür bilgilendirmelerin bir bilgi değeri olmaz.

Şekilde 2021 yılı için önceki OVP’lerde yer alan enflasyon ve büyüme tahminlerinin zaman içinde ne şekilde revize edildiğini ve gerçekleşen değerleri görüyoruz.

1) Uzun vadelere ait tahminler işlevsel değil

2019 ve 2020 OVP’leri itibariyle 2021 yılı için verilen büyüme ve enflasyon rakamları sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 6 olarak sabit tutulmuş. Birkaç sene sonrasına dair tahminler yapılırken “potansiyel büyüme rakamına yakın bir büyüme” ve “enflasyon hedefine yakın bir enflasyon” rakamı koymanın ötesine bir planlama yapılmadığını söyleyebiliriz. Peki bu hedeflere yaklaşmak için bir çaba gösteriliyor mu? İşte esas problem orada başlıyor.

2) Vade kısaldıkça hedef hızla değişiyor

2021 yılına yaklaştıkça bu seneye ait hedeflerin revize edildiğini, büyüme tahmininin potansiyel büyüme oranından, enflasyon tahmininin enflasyon hedefinden hızla uzaklaşmaya başladığını gözlemiyoruz.

Daha da vahimi, 2021 senesinin son çeyreğinde gelen OVP tahminlerinde bile bırakalım uzun vadeyi, dörtte üçü tamamlanmış olan seneye ait tahminde bile ciddi bir yanılma payı olduğunu gözlüyoruz.

Öyle ki, 2021 Eylül ayında yayınlanan OVP (2022-2024 dönemi) o sene için yüzde 9 büyüme öngörürken gerçekleşen büyüme yüzde 11.4, enflasyon tahmini yüzde 16.2 iken gerçekleşen enflasyon yüzde 36 olmuş.

Bir hedef koymak, o hedefe ulaşmak için çaba sarf edildiği zaman anlamlı oluyor. Eğer Yenikapı’da bindiğiniz Taksim treni kendisine çizilmiş olan yeşil hattı takip etmezse Taksim’e varamıyor.

Enflasyon, büyüme ve diğer makroekonomik göstergelere dair birtakım hedefler koyduktan sonra o hedeflere ulaşmak için gerekli politikaları uygulamazsanız bambaşka yerlere savrulabiliyorsunuz.

3) İçsel tutarsızlıklar hedeften sapmayı kaçınılmaz kılıyor

Hedeften sapılmasının önemli bir sebebi kendi içinde tutarlı hedeflerin konulmamasından kaynaklanıyor. Aynı tren hem Taksim’e hem de Esenler’e gidemiyor. Bir tercih yapmanız gerekiyor.

OVP’de yıllardır büyüme ve enflasyon hedeflerinin birbiri ile tutarlı olmadığını görüyoruz. Bir taraftan düşük faiz politikası ile büyümeyi yüksek tutup diğer yandan da enflasyonu düşürebilmek mümkün değil.

Son OVP rakamlarında 2021’deki yüzde 11,4’lük büyümeyi takiben 2022-2025 döneminde potansiyele daha yakın bir büyüme hedefine geçildiğini görüyoruz (yüzde 5-5.5 civarı).

Potansiyel büyüme oranı, bir ekonominin uzun vadeli üretim kapasitesini tam olarak değerlendirdiği zaman elde ettiği büyüme oranıdır.

Uzun vadeli, sürdürülebilir büyüme oranı olarak da bilinir. Potansiyelin üzerinde bir büyüme enflasyonist baskıyı artırır.

Yapılan araştırmalar, Türkiye ekonomisinde 2015 sonrası dönemde verimlilik artışı kaydedilememesi, yatırım iştahının oynak bir seyir izlenmesi nedeniyle potansiyel büyüme oranının yüzde 5’lerden 3’ler seviyesine düştüğüne işaret ediyor.

İşte bu noktada bir tutarsızlık ve bunun sonucunda da 2025 yılına yaklaştıkça kaçınılmaz olan bir revizyonun sinyallerini şimdiden görebiliyoruz.

Tren bir kez daha güzergah değiştirecek gibi görünüyor. Çünkü hem potansiyele yakın (ve hatta potansiyelin üzerinde) büyüyüp hem de enflasyon düşürebilmek kolay değil.

2022 sonu itibariyle muhtemelen yüzde 90’lara doğru revize edilecek enflasyonu üç sene içinde yüzde 11’e düşüreceksek büyüme nasıl yüzde 5’lerde kalacak?

2001 sonrası dönemde merkez bankası bağımsızlığı, sıkı para politikası, sıkı maliye politikası, liyakatli kadrolar, ve yapısal reformların yarattığı güvenle “yüksek büyüme ve dezenflasyon” geldi.

Bu dönemde uygulanan sıkı para politikası enflasyon beklentilerini aşağı çekerken yaratılan öngörü ve güven ile canlanan yatırımlar potansiyel büyümeyi artırdı.

Bu şekilde hem yüksek büyüme hem de dezenflasyon mümkün oldu. 2022 sonrası böyle bir dönüşüm öngörülüyor olabilir mi?

Paylaşın

10 Kişi Kalan Galatasaray Son Nefeste Kazandı

Süper Lig’in 5. haftasında Galatasaray ile Gaziantep FK karşı karşıya geldi. Ali Sami Yen’de oynanan ve hakem Yaşar Kemal Uğurlu’nun yönettiği karşılaşmadan Galatasaray 2-1 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Galatasaray’a galibiyeti getiren golleri 36. dakikada Gomis ve 90+1. dakikada Kitsiou (K.K.) kaydetti. Gaziantep FK’nın tek golünü ise 27. dakikada Sagal attı.

Bu sonucun adından Galatasaray 10 puana yükseldi, Gaziantep FK ise 10 puanda kaldı. Süper Lig’in 6. haftasında Galatasaray deplasmanda Kasımpaşa ile karşılaşacak, Gaziantep FK ise Ümraniyespor’u konuk edecek.

Karşılaşmadan dakikalar

9. dakikada Oliveira’nın ceza sahası dışı sol çaprazdan sert şutunda kaleci Günay yakın direk dibinde yatarak topu kornere çeldi.

11. dakikada Hanousek’in soldan ortasında penaltı noktasına hareketlenen Figueiredo, Nelsson’u geçen meşin yuvarlağa gelişine vurdu ancak top yandan auta gitti.

17. dakikada Van Aanholt’un soldan ortasında altıpasa koşan Gomis’in zor pozisyonda vurduğu top az farkla yandan auta çıktı.

27. dakikada Gaziantep FK hızlı çıktı. Sağ kanatta topla buluşan Mustafa Eskihellaç orta alandaki Maxim’i gördü. Bu futbolcunun pasında soldan ceza sahasına giren Sagal’ın çaprazdan sert şutunda top filelere gitti. 0-1

33. dakikada Abdülkerim’in soldan ceza sahasına gönderdiği ortada savunmanın arkasına hareketlenen Oliveira yakın mesafeden kafayı vurdu ancak kaleci Günay 2 hamlede topu kontrol etti.

36. dakikada sağdan ceza sahasına giren Yunus’un yerden ortasına Abdulkadir Parmak ayak koydu ancak top Hanousek’in omuzundan kale sahasına geri döndü. Bu noktada yükselen Gomis kafayı vurarak topu filelere gönderdi. 1-1

38. dakikada Oliveira’nın ceza sahası dışı sol çaprazdan sağ ayağının içiyle çıkardığı şutta kaleci Günay Güvenç ters elle uçarak soluna giden topu son anda kornere tokatladı.

41. dakikada Galatasaray’ın kullandığı kornerde ceza sahası yayı içinde topu alan Boey, sol ayağıyla sert bir şut çıkardı. Kaleci Günay’ı geçen top yan direğe çarparak auta çıktı.

45. dakikada Abdülkerim’in hava topu mücadelesinde Figueiredo’ya yaptığı müdahale sonrasında Hakem Yaşar Kemal Uğurlu, bu futbolcuya ikinci sarı kartını gösterdi ve Galatasaray 10 kişi kaldı.

56. dakikada Gomis’in ceza sahası yayının gerisinden sert şutunda top üstten auta çıktı.

58. dakikada Yunus Akgün’ün ceza sahası dışı sağ çaprazdan şutunda top yakın direğin yanından auta gitti.

68. dakikada Oliveira’nın yaklaşık 35 metre uzaklıktan kullandığı faulde çok sert giden meşin yuvarlak üst direğe çarparak auta çıktı.

70. dakikada Torreira’nın orta sahada kaptırdığı topla 4’e 2 gelen Gaziantep FK’de top sol kanattaki Sagal’da kaldı. Ceza sahasına giren Şilili futbolcunun aşırtma vuruşunda top auta gitti.

71. dakikada Galatasaray penaltı kazandı. Ceza sahası içinde topla buluşan Mertens, Ertuğrul Ersoy’un müdahalesiyle yerde kalınca hakem Yaşar Kemal Uğurlu penaltı noktasını gösterdi.

73. dakikada topun başına geçen Gomis, penaltıyı kalecinin soluna doğru kullandı ancak Günay Güvenç bu pozisyonda geçit vermedi.

83. dakikada soldan bindiren Patrick van Anholt ceza sahasına ortaladı. Savunmanın arasından yükselen Seferovic’in kafa vuruşunda Günay gole izin vermedi.

83. dakikada Gaziantep FK hızlı çıktı. Ceza sahası içi sol çaprazında topla buluşan Veliu, Nelsson’a çalımını atıp yerden vuruşunu yaptı ancak Muslera topu kontrol etti.

90+1. dakikada Boey’in pasında topla buluşan Yunus’un şutunda kaleci Günay’dan topu Seferovic tamamladı. Meşin yuvarlak bir kez daha Günay’dan dönerken, Kitsiou’ya çarpan top filelere gitti. 2-1

Stat: Ali Sami Yen

Hakemler: Yaşar Kemal Uğurlu, Ali Saygın Ögel, Alpaslan Dedeş

Galatasaray: Muslera, Boey, Nelsson, Abdülkerim, Aanholt, Sergio Oliveira (Berkan Kutlu dk. 76), Torreira (Emre Akbaba dk. 86 ?), Yunus Akgün, Kerem Aktürkoğlu (Emin Bayram dk. 46), Dries Mertens (Barış Alper Yılmaz dk. 76), Gomis (Seferovic dk. 76)

Gaziantep FK: Günay Güvenç, Djilobodji, Ertuğrul, Honousek, Kitsiou, Jevtovic, Maxim, Abdulkadir (Furkan Soyalp dk. 75), Mustafa Eskihellaç (Lazar Markovic dk. 59), Sagal (Veliu dk. 82), Figueiredo (Pekhart dk. 59)

Goller: Sagal (dk. 27) (Gaziantep FK), Gomis (dk. 36), Kitsiou (dk. 90+1 k.k.) (Galatasaray)

Kırmızı kart: Abdülkerim (dk. 44) (Galatasaray)

Paylaşın

Türkiye, Enflasyonda G20 Ülkelerinin Zirvesinde

TÜİK’in ağustos ayı verilerine göre enflasyon, yıllık olarak yüzde 80.21 oldu. Türkiye böylece G20 ülkeleri listesinde zirveye çıktı; G20’de yılların lideri olan Arjantin ise yüzde 69.2 ile ikinci sırada kaldı.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Sözcüsü Serkan Özcan da Türkiye enflasyon verilerini G20 ülkeleriyle kıyasladı.

Özcan, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda “Dünyanın büyük ekonomilerinin enflasyonu aşağıdaki tabloda Onlar yüzde 2.6 ile yzüde 15.1 arasında değişen enflasyonla ‘boğuşuyorken’ bu millet TÜİK’e göre bile yüzde 80’i yaşıyor. Size tavsiyem enflasyonla mücadele konusunda TÜİK’e aşıladığınız azim ve özgüveni biraz da TCMB’ye aşılayın” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayı TÜFE verilerini açıkladı. Buna göre enflasyon, yıllık olarak yüzde 80,21 olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre TÜFE Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 1,46, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 47,85 arttı.

TÜİK verilerine göre bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup yüzde 117 ile ulaştırma oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup ise yüzde 27 ile haberleşme oldu.

Ağustos ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 7 artışla sağlık oldu; onu yüzde 6,5 ile sağlık izledi.

TÜİK tüketici fiyatları verileriyle birlikte üretici enflasyonunu yansıtan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini de yayımladı. Buna göre Ağustos ayında (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 143,75; aylık yüzde 2,41 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 153,28, imalatta yüzde 125,43, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 348,39 ve su temininde yüzde 90,01 artış olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 127,82, dayanıklı tüketim malında yüzde 99,54, dayanıksız tüketim malında yüzde 124,14, enerjide yüzde 303,48 ve sermaye malında yüzde 96,53 artış yaşandı.

ENAG: Enflasyon yıllık yüzde 181,37

Akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise Ağustos ayı itibarıyla yıllık enflasyon oranını yüzde 181,37 olarak açıkladı.

ENAG’a göre Ağustos ayında Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 5,86 arttı. 2022’nin başından bu yana ise bu oran yüzde 91,62 oldu.

İngiliz haber ajansı Reuters tarafından yapılan ankete göre yıllık enflasyonun yüzde 81’i geçmesi bekleniyor. Ekonomistler enflasyonun yıl sonuna doğru yüzde 70’in altına gerilemesini bekliyor.

TÜİK’e göre Temmuz ayında TÜFE yüzde 2,37 artmış ve enflasyon yıllık bazda yüzde 79,6 olmuştu.

Paylaşın

Dondurulmuş Embriyolardan Doğan Çocuklarda Kanser Riski Daha Yüksek

Bilim insanları, donmuş embriyolardan doğan tüp bebeklerinin (IVF) daha yüksek kanser riski altında olduğu sonucuna ulaştı. Geniş kapsamlı bir İskandinav araştırması, donmuş embriyoların kullanımıyla doğan çocukların diğer yöntemlerle doğan çocuklara göre kanser olma riskinin az da olsa artabileceğini gösteriyor.

Gerçekte kansere yakalanmış çocukların sayısı düşük ancak araştırmacılar, embriyoların dondurulup çözülmesinin gelecek nesillerin sağlığını nasıl etkileyebileceği hakkında daha fazla şey öğrenilene kadar kliniklerin “her şeyi dondur” yaklaşımından uzaklaşmaları gerektiğini söylüyorlar.

Avrupa’da yaklaşık 12 çocuktan birinin şu anda tüp bebek (IVF) dahil olmak üzere doğurganlık tedavileri ile doğduğu tahmin ediliyor. Bu yardımcı üreme teknoloji, bir laboratuvarda insan yumurtası ve sperminden embriyoların oluşturulmasına ve üç gün sonra hastanın rahmine transfer edilmesine olanak tanıyor.

Ancak giderek daha sık olarak, IVF embriyolarının hamilelik için implante edilmeden önce birkaç ay veya yıl boyunca dondurulması tercih ediliyor.

8 milyon çocuk 170 bin IVF vakası incelendi

İsveç’teki Göteborg Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, açık erişimli PLOS Medicine dergisinde yayınlanan çalışmaları için Danimarka, Finlandiya, Norveç ve İsveç’teki yaklaşık 8 milyon çocuğun tıbbi verilerini analiz etti.

Bunların 22 bin 630’u donmuş çözülmüş embriyo transferinden sonra doğanlar da dahil olmak üzere 170 bin IVF vakası incelendi.

Araştırma, donmuş ve çözülmüş embriyo transferinden sonra doğan çocukların, taze embriyo transferinden sonra doğan ve herhangi bir doğurganlık tedavisi görmeden doğan çocuklara göre kanser riskinin yaklaşık 1,6 ila 1,7 kat daha yüksek olabileceğini buldu.

Risk bu şekilde görünse de gerçekte oluşan rakamlar binde 2 gibi çok daha az sayıda.

Göteborg Üniversitesi’nde kadın doğum ve jinekoloji profesörü ve araştırmanın ortak yazarlarından Christina Bergh, Euronews Next’e verdiği demeçte, “Aslında bu artış oldukça mütevazı. Bu şekilde doğmuş çocukların çoğu şimdilik sağlıklı” dedi.

Bu neden önemli?

Yine de ekip, donmuş çözülmüş embriyo transferi kullanılarak doğan çocukların sayısı arttığından ve birçok ülkede artık taze embriyo transferlerinden sonra doğan çocukların sayısını aştığından, bulguların dikkate değer olduğunu söylüyor.

Önceki araştırmalar, donmuş embriyo transferlerinden sonra doğan bebeklerin, makrozomi (4 kg’ı aşan doğum ağırlığı) riskinin de yüksek olduğunu ve bunun kendisinin daha yüksek çocukluk kanseri riski ile ilişkili olduğunu gösteriyor.

Bununla birlikte, ’embriyoların dondurulması’ uygulaması ile ‘çocukluk kanseri riski’ arasındaki herhangi bir doğrudan bağlantı üzerine yapılan araştırmalar çelişkili sonuçlar gösteriyor.

Araştırmacılar, bu çelişkilerin  bu tür çalışmaların sınırlı boyutundan kaynaklanabileceğini söylüyor. Çünkü hem çok az çocuk gerçekten kanser geliştiriyor hem de ülkeler arasındaki kanser kayıt uygulamalarında farklılıklar mevcut.

Ancak yeni çalışmanın gücü, yüksek kaliteli sağlık kayıtları ile bilinen dört İskandinav ülkesinde otuz yıl kadar bir süre boyunca doğan popülasyonlara bakarak geniş örneklem büyüklüğüne sahip olması.

Ancak yazarlar, yeni çalışmalarının donmuş embriyo transferlerinin çocuklukta artan kanser riski ile kesin olarak ilişkilendiremeyeceğine de dikkat çekiyor. Verilerin gözlemsel olduğunu ve bunun yanı sıra genetik, ve yaşam tarzı gibi diğer faktörlerin göz ardı edilemeyeceğini belirtiyorlar.

Lösemi ve beyin tümörleri

Bu çalışmada bulunan en yaygın kanser türleri  lösemi ve merkezi sinir sistemi tümörleri oldu.

Ekip, ‘IVFTen sonra doğan çocuklar’ ile ‘spontan gebe kalma’ arasındaki; ‘dondurulmuş embriyo transferi’ ve ‘taze embriyo transferinden sonra’ doğan çocuklar arasındaki ve ‘donmuş embriyo transferinden sonra’ doğan çocuklar ile ‘spontan gebe kalma’ arasındaki kanser risklerini de karşılaştırdı.

Embriyo evresi, anne yaşı, doğum sırası, cinsiyet, doğum ağırlığı ve bebeklerin tek mi yoksa daha fazla sayıda mı olduğu gibi olası değişkenleri de hesaba kattılar.

Analizler; ‘donmuş-çözülmüş embriyo’ transferinden sonra doğan çocukların, ‘taze embriyo’ transferinden sonra doğan ve ‘yardım olmadan doğan’ çocuklara göre daha yüksek kanser riski altında olduğunu gösterdi.

Tek bir grup olarak analiz edildiğinde ise (donmuş-çözülmüş transfer ve taze embriyo transferi dahil) herhangi bir doğrum yardımı türünün kanser riskinde artışa neden olduğu görülmedi.

Çalışma, “Donmuş-çözülmüş embriyo transferi sonrası doğan çocuklarda olası daha yüksek kanser riskinin nedeni bilinmiyor” diyor.

Araştırmacılar, araştırma büyük olmasına rağmen, donmuş-çözülmüş embriyo transferinden sonra doğan ve daha sonra kanser geliştiren çocuk sayısının düşük olması (48 vaka) nedeniyle, bulgularının dikkatle yorumlanması gerektiğini vurguladı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İran, LGBTQ Aktivisti İki Kadını İdama Mahkum Etti

Şii şeriatıyla yönetilen İran’da LGBTQ aktivisti iki kadın idama mahkum edildi. İran’ın hukuk sistemine göre eşcinsel eylemlerde bulunan kişiler idam cezasına çarptırılabiliyor.

İran’da iki lezbiyen kadın “yeryüzünde fesat çıkarmak” ve insan kaçakçılığı yapmak suçlamalarıyla idama mahkum edildi.

İran resmi devlet haber ajansı IRNA’nın haberinde “İnternette yayınlanan haberlerin aksine, mahkumlar genç kadın ve kızları eğitim ve iş fırsatları vaat ederek kandırmış ve ülke dışına kaçırmış, böylece kurbanlarının birçoğunun intihar etmesine neden olmuştur” denildi.

İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları ise bu kişilerin LGBTQ hakları aktivisti ve masum olduklarını ileri sürdü ve Batılı ülkeleri idam cezalarının infazının engellenmesi için devreye girmeye çağırdı.

İran’da ceza kanunundaki en ağır suçlamalardan olan “yeryüzünde fesat çıkarmak”, İranlı yetkililer tarafından İslami ahlakla ilgili olanları da kapsayan geniş bir suç yelpazesine atıfta bulunmak için kullanılıyor.

Mart ayında ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney., eşcinselliği Batı medeniyetinde yaygın olan “ahlaki yoksunluğun” bir parçası olarak tanımlamıştı.

İran’ın LGBTQ hakları konusuna yaklaşımı batılı insan hakları grupları tarafından sık sık eleştiriliyor. İran’ın hukuk sistemine göre eşcinsel eylemlerde bulunan kişiler idam cezasına çarptırılabiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İstanbul’da Yaşamanın Maliyeti 23 Bin 586 TL’ye Yükseldi

İstanbul Planlama Ajansı, üç aylık periyotlarla yayımladığı “İstanbul’da Yaşam Maliyeti Araştırması”nın sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre, ağustos ayında İstanbul’da yaşam maliyeti artış oranı yüzde 5,23 olarak gerçekleşti.

Ağustos ayı değişim oranlarına göre İstanbul’da yaşam maliyetinin yıllık artış oranı yüzde 101,69 oldu. İstanbul’da yaşam maliyetinin yıllık değişim oranı şöyle oldu:

Ağustosta İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam 23 bin 586 TL olarak ölçüldü. İstanbul’da ortalama yaşam maliyeti, geçen aya göre 1.173 TL arttı.

Kentte ortalama yaşam maliyeti ise şöyle oldu:

Ağustos ayında geçen aya göre en çarpıcı fiyat değişimlerinden biri yüzde 34 artışla salça olduğu görüldü.

İstanbul’da enflasyon yüzde 99,9

İstanbul Ticaret Odası (İTO) 2022 Ağustos’a ilişkin İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksini açıkladı. Buna göre, İstanbul’da toptan fiyatlar ağustosta yıllık bazda yüzde 98,09 arttı.

İstanbul’da tüketici fiyatları ise ağustos ayında yıllık bazda yüzde 99,91 oranında arttı ve son 24 yılın zirvesine ulaştı.

İTO verilerine göre Ağustos ayında; İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi aylık yüzde 2,29, toptan fiyatlar yüzde 6,90 arttı.

Yıllık bazda Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 99,91, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 98,09 artış kaydetti.

Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 13,99, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 3,99, ev eşyası harcamalarında yüzde 2,74, gıda harcamalarında yüzde 2,70, konut harcamalarında yüzde 0,82, diğer harcamalarında yüzde 0,06 artış, giyim harcamalarında yüzde -3,16, ulaştırma ve haberleşme harcamalar grubunda yüzde -1,17 azalış izlendi.

Toptan fiyatlarda ise bir önceki aya göre; işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 11,97, gıda maddeleri grubunda yüzde 9,78, madenler grubunda yüzde 6, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 3,26, mensucat grubunda yüzde 2,12, kimyevi maddeler grubunda yüzde 1,58 ve yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 0,44 artış izlendi.

Paylaşın

‘Bakanlık’ Tartışmasına HDP’den Cevap: Bizim Üzerimizden…

Halkların Demokratik Partisi (HDP) kurulduğu günden bugüne kadar hep tartışmaların odağında yer aldı. Çözüm sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile yakınlaşmadan dolayı muhalefet partileri tarafından eleştirildi.

Milli Birlik ve Kardeşlik projesinin akametle sonuçlanması üzerine bu defa da muhalefet, yakın ilişkiler kurmaya çalıştı HDP ile.

Durum böyle olunca bu sefer de AK Parti, HDP üzerinden muhalefete yükleniyor.

HDP ayrı 6 farklı partiyle oluşturulan ittifakta yer almasına rağmen “6’lı masanın yanında yer almakla” eleştiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bundan hareketle “6’lı masanın altında PKK var” diyerek Millet İttifakı’na tepki gösterdi.

HDP sadece iktidar ve muhalefet arasındaki tartışmanın odağında değil, Millet İttifakı’nın içindeki kavganın da konusu oluyor.

CHP’li Gürsel Tekin’in bir televizyon programında HDP’li bir kişinin de bakan olabileceğini söylemesi ittifakın diğer ortağı İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu’nun tepkisine yol açtı.

Ağıralioğlu, Twitter’da yaptığı paylaşımda, “Kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz?” dedi.

İYİ Parti’nin hassasiyetlerine, Genel Başkanlarının ‘Terör örgütünün gölgesinin bile düştüğü yerde olmayız.’ beyanına, asgari ittifak hukukuna ve nezaketine rağmen, kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz? Bu gibi açıklamalar doğru değil ve biz böyle bir şeye asla razı olmayız” ifadelerini kullanan Yavuz Ağıralioğlu, tepkisini şöyle sürdürdü?

“Bu gibi talihsiz beyanatlar sebebiyle bir daha, açıkça şerh edelim ki: PKK’ya terör örgütü diyemeyen ve terörle bağını kopartamayan HDP ile asla yol yürümeyiz. İttifak hukukuna riayet ve karşılıklı saygı için bizim ilkelerimiz ve kırmızı çizgilerimiz dosdoğru anlaşılmalıdır. ”

Tekin ile Ağıralioğlu arasındaki tartışma devam ediyor. Bu konu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dahi soruldu.

Peki HDP üzerinden yürütülen tartışmalara parti temsilcileri nasıl yaklaşıyor?

“Yönetime gelmek en meşru hakkımızdır”

Independent Türkçe’den Abdulhakim Günaydın‘ın haberine göre, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, öncelikle parti olarak böyle bir tartışmanın içinde yer almadıklarını söyledi.

Bir HDP’linin bakan yapılması gibi bir taleplerinin olmadığı gibi yürütülen tartışmanın bir tarafı da olmadıklarını vurgulayan Oluç, “Sayın Gürsel Tekin, görüşünü ifade etmiş ve İYİ Parti’den cevap gelmiş” dedi.

HDP’nin Türkiye’de 7 milyona yakın oy alan anayasa bağlı çalışma yapan bir parti olduğunu belirten Oluç, “Bu partinin seçmenleri ve yöneticileri Türkiye’de yönetime gelmek ve ortak olmak hedefiyle mücadele ediyor. Meşru ve anayasal bir partinin yönetime gelip gelemeyeceğine dair bir tartışmayı yapmak zaten başlı başlına gayri meşru bir durumdur. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bizim böyle bir tartışmamız yok ama bu ülkenin yönetimine gelmek bizim en meşru hakkımızdır” diye konuştu.

“Kimsenin haddine değil”

Bugüne kadar hiçbir biçimde hırsızlığa, yolsuzluğa, usulsüzlüğe bulaşmamış, demokratik siyasetten uzaklaşmamış ve bu konuda kararlı bir duruş sergileyen bir parti üzerinden yürütülen tartışmayı yanlış bulduğunu vurgulayan Saruhan Oluç, şunları söyledi:

“Eğer diğer partiler bugün HDP’nin durumunu tartışacaklarsa önce iktidar partileri kendi durumuna bakmamalılar. Bu ülkeyi nasıl yozlaşmış bir hale getirdiklerine bakmalılar. Muhalefet partileri de seçmenlerin çok önemli bir kısmını nasıl olur da yönetimden dışlarız hesabı içindelerse onlar da aynaya bakmalılar. Hiç kimsenin haddine değildir 7 milyona yakın oy alan bir parti yönetime gelebilir mi, gelemez mi tartışmasını yapmak. Hele Hele sürekli iktidara yeşil ışık yakan, iktidar kapısında ikbal arayışında olan birinin haddi hiç değildir.”

“Polemik yaratarak siyasette var olma gayreti gösteriyorlar”

Yıllardır HDP ve öncülleri partilerde milletvekilliği ve belediye başkanlığı yapan siyasetçi Sırrı Sakık da yürütülen tartışmalara tepkili.

Hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı’nda kendileriyle ilgili tartışmaların yürütüldüğüne dikkati çeken Sakık, “Bizim gündemimizde böyle bir şey yok. Biz bunları ne tartışıyoruz ne konuşuyoruz ama ne hikmetse hem Millet hem de Cumhur İttifakı’nın tek gündemi HDP” ifadelerini kullandı.

Sakık’a göre mevcut iktidar bir gedik açmak için zaman zaman bunu tartışıyor ve konuşuyor.

İki ittifakın da Türkiye’nin geleceğiyle ilgili projeleri olmadığını savunan Sakık, “Polemik üzerinden siyaseti götürmeye çalışıyorlar. Bu şahıslar yeminli Kürt düşmanıdır ve bizim muhatabımız değildirler. Bunların büyük çoğunluğu bizimle var olmaya çalışıyorlar. Başka bir varlık sebebi olmayan şahıslar siyasette faşizmle ayakta durmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yavuz Ağıralioğlu’nun bir ara İYİ Parti Grup Başkanvekili olduğunu, oradan alınıp genel başkan yardımcısı yapıldığı en sonunda bu görevine de son verildiğini anımsatan Sırrı Sakık, “Yani partide yok hükmünde sayılan biri HDP üzerinden polemik yaratarak var olmaya çalışıyor. Siz kimsiniz ki HDP’ye yön vereceksiniz?” diyerek tepkisini gösterdi.

“Kimin sayesinde birisi cumhurbaşkanı, diğeri başbakan olacak?”

“Birileri ‘çıkıyor cumhurbaşkanı’, bir diğer ‘başbakan olacağım’ diyor. Kimin sayesinde olacak?” diyen Sakık, şunları kaydetti:

Siz kimsiniz ki HDP’ye ayar vereceksiniz? Haddinize midir böyle bir şey söylemeye? HDP’nin gündeminde bu tartışmalar yok. HDP şunu söylüyor; bir ortak vatan inşa edilecek ve birlikte yaşayacaksak icazeti sizden değil halkımızdan alırız. 30 yıllık demokratik siyasette merciimiz halk olmuştur. Yeni bir yüzyıl şekilleniyor ve yeni yüzyılda ret, inkar ve asimilasyonu yok edecek bir anlayışa ihtiyaç var. Bunun da mimarı HDP olacak. Bakanlık gibi bir sorunumuz da yok. Asıl sorunumuz Türkiye’nin demokratikleşmesidir, özgürleşmesidir. Biz böyle bakıyoruz. 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin de içinde bulunduğu bir bakanlar kurulu yok muydu? Vardı. Siz kimsiniz, nesiniz? Sizin MHP’den ne farkınız var? Bizim mevcutlarla bir iktidar bloğunda buluşmak gibi bir çabamız olmadı, olamaz. Geçmişten bugüne hiçbir zaman küçük hesaplar içerisinde olmadık, olamayız.

“Absürt ve kabul edilemez bir tartışma”

Türkiye’nin Sesi Partisi kurucusu ve 63. Hükümet’in HDP’li Kalkınma Bakanı eski HDP’li Müslüm Doğan da yürütülen tartışmayı absürt ve kabul edilmez bulduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre kurulmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bir partinin temsilcisinin Bakanlar Kurulu’na uygun bulunmamasının Türkiye için son derece büyük bir kayıp ve ayıp olduğunu söyleyen Doğan, “Bu ülkede gerçek bir demokrasi varsa, iradelerin temsili ve hükümete katılım anlamında bunun normal bir durum olarak kabullenmesi gerekir. Sanki anormal bir durummuş gibi lanse edilmesi son derece yanlıştır” yorumunu yaptı.

“HDP hükümete ortak da olabilir, dışardan destek de verebilir” diyen Doğan, “Anayasa hükümleri gereğince kurulmuş ve 6 milyon civarında oy potansiyeli olan bir partinin hükümete katılımı hiçbir zaman sorun olmamalı” şeklinde konuştu.

Sorun olarak görülmesinin ülke demokrasi ve hukukunu tartışmalı olduğu anlamına geldiğini dile getiren Doğan, “Siyasi partiler kanununa göre kurulmuş bir partinin temsiliyetini nasıl engellersiniz? Ülke Olağanüstü Hal ile mi yönetiliyor veya yönetilecek? İYİ Parti’nin tasavvur ettiği ülke nasıl bir ülke ki HDP’ye yer vermiyor” diye sordu.

“Demokrasiyi içselleştirmediğinizi ortaya koyarsınız”

Siyaset yaparak TBMM’ye girme hakkı elde eden hiçbir partinin hükümette temsil edilmesinin engellenmemesi gerektiğine işaret eden Müslüm Doğan şöyle konuşarak sözlerini tamamladı:

Bu çok sıkıntılı bir tespit. Bence demokrasiyi içselleştiremeyen yapılar için gündem olabilecek bir konu. CHP böyle düşünüyor mu? 6’lı masa böyle bir projeyi ortaya koyabilecek cesareti gösterebilir mi? Doğrusu düşünmüyorum. 6’lı masadan HDP’nin sadece kapalı kapılar ardından var olan desteği söz konusu. Yani ‘açıktan değil kapalı kapılar ardından destek verin ve hükümette yer bulamazsınız, çünkü Türkiye’nin jeopolitiği veya siyasi durumu buna uygun değil’ derseniz o zaman demokrasiyi içselleşmediğinizi ortaya koymuş olursunuz.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Üretici Enflasyonu Yüzde 143,65

Yurt içi üretici enflasyonu, ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,41, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 74,13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 143,75 olarak belirlendi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), Ağustos 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre, Yİ-ÜFE (2003=100) 2022 yılı ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,41, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 74,13, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 143,75 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 105,39 artış gösterdi. Yİ-ÜFE’deki yıllık artış temmuzda 144,61’e çıkarak rekor kırmıştı.

Ağustosta Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 80,2 olarak kaydedilirken, ÜFE-TÜFE makası da 63,55 puana geriledi. Geçtiğimiz ay bu rakam 65 puan seviyesindeydi.

Enerji fiyatlarındaki artış yüzde 303

Sözcü’nün aktardığına göre ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara malında yüzde 127,82, dayanıklı tüketim malında yüzde 99,54, dayanıksız tüketim malında yüzde 124,14, enerjide yüzde 303,48 ve sermaye malında yüzde 96,53 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara malında yüzde 3,20 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 4,55 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 3,69 artış, enerjide yüzde 1,71 azalış ve sermaye malında yüzde 3,03 artış olarak gerçekleşti.

Doğalgazdaki artış yüzde 239

Yıllık en düşük artış; yüzde 56,10 ile giyim eşyası, yüzde 70,64 ile diğer ulaşım araçları, yüzde 78,65 ile temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları alt sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme yüzde 348,39, ham petrol ve doğal gaz yüzde 239,24, kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 233,94 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık en yüksek azalış; yüzde 6,12 ile ham petrol ve doğal gaz, yüzde 5,78 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 2,54 ile ana metaller alt sektörlerinde gerçekleşti. Buna karşılık tütün ürünleri yüzde 14,74, diğer madencilik ve taş ocakçılığı ürünleri yüzde 9,31, temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları yüzde 6,92 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Sanayinin 4 sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 153,28, imalatta yüzde 125,43, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 348,39 ve su temininde yüzde 90,01 artış olarak gerçekleşti.

Sanayinin 4 sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taşocakçılığında yüzde 4,10 artış, imalatta yüzde 2,94 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 1,07 azalış ve su temininde yüzde 4,03 artış olarak gerçekleşti.

Paylaşın

Yunanistan Basını: Seçimlere Kadar Türkiye İle Yüksek Gerilim Bekleniyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumartesi günü Yunanistan’a yönelik yaptığı “Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz. Vakti saati geldiğinde gereğini yaparız” açıklaması komşuda tartışma yaratmaya devam ediyor.

Yunanistan basını, Atina’nın 2023 seçimlerine dek Ankara ile ‘yüksek gerilim’ beklediğini yazdı.

Kathimerini gazetesinin İngilizce yayınında yer verilen haberde, “Hükümet yetkilileri, Türkiye ile en azından Haziran 2023’te düzenlenmesi beklenen parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine dek bir yüksek gerilin dönemine hazır” ifadeleri kullandı.

‘Açıklamalar saçma bulunuyor’

Haberde “Türkiye’nin Yunanistan’ı sık sık yeni bir 1922 ile tehdit ettiği” belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: “Yunanistan hükümeti bu tür çıkışlara kasten yanıt vermemeyi seçti; bu açıklamaları saçma buluyorlar ve iç kamuoyuna yönelik olduğunu düşünüyorlar.”

Yunanistan’ın “Türkiye’nin giderek daha fazla şekilde insansız hava araçları tarafından gerçekleştirilen hava sahası ihlallerinden endişe duyduğu” belirtilen haberde, “En azından Türk güçlerinin teyakkuz seviyesinin yükseltildiğine dair herhangi bir işaret görülmedi” denildi.

Haberde, iki hükümet arasında fazla temas olmadığı ama savunma bakanları Hulusi Akar ile Nikos Panagiotopoulos’ın zaman görüşmeler yaptığı belirtildi.

Ne olmuştu?

Erdoğan’ın hafta sonu Samsun’da katıldığı etkinlikte “Ey Yunan, tarihe bak, tarihe dön, çok daha fazla ileri gidersen bunun bedeli ağır olur. Yunanistan’a tek cümlemiz var, İzmir’i unutma. Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz. Vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya, bir gece ansızın gelebiliriz” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın