Vatandaşlar Yüksek Faize Çalışıyor!

Ekonomik tabloda yaşanan olumsuz gelişmelerle birlikte tüketici kredileri ile kredi kartları kullanımı arttı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen iktidarın “ekonomik yıkım” programı uyguladığını, bunun da bankacılık sektörüne yaradığını söyledi.

Bankaların, bu yıl temmuz ayındaki kârının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 505 oranında artarak 38,7 milyar liraya, 2022 yılının ilk yedi aylık dönemindeki net kârının ise yüzde 417,2 oranında artarak 207,9 milyar liraya kadar tırmandığını belirten CHP’li Başevirgen, “Buna karşılık vatandaşların son 3,5 ayda bankalara olan borçları 187 milyar lira arttı. Bankaların kârı rekor kırarken vatandaşın borcu çığ gibi büyüyor ” dedi.

‘Vatandaşlar yüksek faize çalışıyor’

Toplumun tüketici kredisi ve kredi kartı borçları yüzünden bankacılık sektörüne ödediği faizin ise bu yıl ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 49,4 oranında artarak 95,3 milyar liraya kadar çıktığını söyleyen Başevirgen, “İktidarın faiz indirme masallarına rağmen vatandaşın faiz yükü geçen yıllara göre önemli ölçüde büyüdü. Geçen yıl bu dönemde bankacılık sektörüne ödenen faiz 63,8 milyar liraydı. Vatandaşlar yüksek faize çalışıyor” diye konuştu.

470 bini aştı

Toplumun yüksek enflasyon ve gelir azlığı nedeniyle zorunlu harcamaları için bankaların kapısını çaldığını söyleyen Başevirgen, “Vatandaşlar, gelirlerinin yetmediği zorunlu harcama ve borç ödemelerini yapabilmek için hızla borçlanıyorlar. Son 3,5 ayda vatandaşların bankalara olan borçlarında 187 milyar liralık artış yaşandı” dedi.

Bireylerin bankalara ve finansman şirketlerine olan konut, taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı borcu takiptekiler de dahil 26 Ağustos itibariyle 1 trilyon 299 milyar liraya yükseldiğini söyleyen Başevirgen, “Vatandaşların bu borcunun 976 milyar lirası bireysel kredilerinden, 323 milyar lirası da kredi kartı borç bakiyelerinden kaynaklanıyor. Son hafta tüketici kredilerinde 5,5 milyar liralık, kredi kartı borçlarında ise 11,1 milyar liralık artış yaşandı” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cebinde parası kalmayan vatandaş kredi kartına yükleniyor. Fahiş fiyat artışlarının yarattığı ekonomik sorunlar alım gücü büyük ölçüde azalan tüketicinin yaşamını daha da zora soktu. 5-10 TL tutarındaki alışverişlerde bile kredi kartı kullanılıyor. Kredi kartı borcunu ödeyemeyen kişi sayısı 470 bini, kredi borcu bulunan vatandaş sayısı 36 milyonu aştı. Bankalar rekor kârda, tüketici ise kart ve kredi batağında.”

Paylaşın

Altılı Masa, Kılıçdaroğlu’nun ‘Adaylık’ Mesajını Nasıl yorumlandı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında cumhurbaşkanı adaylığı niyetini bir adım daha ileri taşıyarak “Ben hazırım” mesajı vermesi siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Daha önce de adaylık niyetini dile getiren Kılıçdaroğlu’nun özlerinin, 2 Ekim’de yapılacak ikinci tur toplantı öncesinde 6’lı masaya bir mesaj olup olmadığı tartışılıyor.

CHP’de, aday isminin “Ekim-Kasımda netleşmesi gerektiği” görüşü ağırlık kazansa da, 2 Ekim toplantısında, masadan aday isminin çıkması beklenmiyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, muhalefet kulislerinde, ikinci tur görüşmelerde “aday belirleme usulü”nün netleştirildikten sonra aday isminin açıklanacağı dile getiriliyor.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatıyla bir araya gelen 6 muhalefet partisi, ikinci tur görüşmelere 2 Ekim’de, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak toplantıyla başlayacak.

İlk tur görüşmelerde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, cumhurbaşkanı adayının nitelikleri, seçim güvenliği, iktidara gelinmesi halinde ekonomi ve kamu yönetiminin yapılanmasına ilişkin ilkeler üzerinden yürütüldü.

İkinci tur görüşmelerin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi, parlamento seçimi için ittifak modelleri ve parlamenter sisteme geçiş sürecinin netleştirilmesi gibi somut adımların atılması planlanıyor.

İkinci tur görüşmelere 1 aydan az bir süre kala, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, FOX TV’nin sabah programı “Çalar Saat”te 6’lı masayı işaret ederek, “Üzerimde uzlaşma olursa adaylığa hazırım” açıklaması, siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Bu açıklamanın ardından, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının “kim olacağının” 2 Ekim toplantısında masaya gelip gelmeyeceği de merak konusu oldu.

CHP: Ekim mi, Kasım mı olur ama artık konuşulmalı

CHP kulislerinde, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı son açıklamanın, aslında daha önce de dile getirdiği adaylık niyetinin devamı niteliğinde olduğuna dikkat çekiliyor.

2 Ekim’deki toplantıda doğrudan aday isminin konuşulmasının beklenmemesi gerektiği ifade edilse de, artık aday belirleme sürecinin geciktirilmemesi de isteniyor.

CHP’li bir parti yöneticisi, yeni seçim yasasının yürürlüğe gireceği Nisan ayından itibaren her an seçim olabileceğine işaret ederek artık adayın netleşmesi gerektiğini vurguluyor:

“Aslında Genel Başkan, uzun süredir adaylık konusunda hazır olduğunu söylüyor. Ama şimdi bir adım daha ileri taşımış oldu ve daha net olarak ifade etti. Ama kendi başıma adayım, gibi bir çıkış da yapmıyor, kararı masaya bırakıyor. Bu önemli. Ancak artık Ekim mi olur, Kasım mı olur, aday kim olacak açıklanmalı. Seçim sürecine giriliyor ve bu konuda artık daha geç kalınmamalı.”

İYİ Parti: Önce usul belirlenir

Millet İttifakı’nın diğer büyük ortağı İYİ Parti’de ise Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına temkinli yaklaşılıyor.

Siyasi partilerin, kendi stratejileri doğrultusunda hamleler yapabileceği, sadece Kılıçdaroğlu’nun değil, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun da 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adaylığı konusunda açıklamalar yaptığına dikkat çeken İYİ Parti kurmayları, “Partilerin göstermek istediği adaylara saygı duyulur, ama kararı 6’lı masa verir. Şu anda bizim gündemimizde de, masanın gündeminde de aday kim olacak konusu yok” görüşünü dile getiriyorlar.

İYİ Partililere göre, masaya “aday isminden önce usul” konusu gelecek:

“Aday nasıl olmalı, konusu birinci tur toplantılarla netleşti. Tahmin ediyorum, artık aday belirleme süreci nasıl olmalı konuşulacaktır. Parti liderlerinden birini mi aday yapalım, yoksa adaylık prensiplerine uyan birisini mi tercih edelim, adaylık niyeti olan bir lideri mi aday yapalım? Buna göre tercih yapılabilir. Bunlar yeni bir tecrübe olacak her parti için. Kırmadan, dökmeden bir usul oluşturmak lazım. Ekim, Kasım’da daha çok bu usul netleşir diye tahmin ediyorum. Usul üzerinde anlaşılırsa, isim üzerinde uzlaşı daha kolay olur.”

DEVA Partisi: Liderlere yüz yüze görüşmede açabilir

DEVA Partisi’nde CHP liderinin bu açıklaması, “adaylığını masaya getireceğinin mesajı” olarak yorumlandı.

Kılıçdaroğlu’nun adaylık niyetini, liderlerle “yüz yüze” yapacağı görüşmeler veya “arka kapı diplomasisi” ile nabız yokladıktan sonra masaya getireceğini belirten bir parti yöneticisi, bundan sonra izlenecek yönteme ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kemal Bey adaylığını bir şekilde masaya getireceğini ilan etmiş oldu. Kemal Bey bu niyetini ya doğrudan kendisi ya da partinin arka kapı diplomasisi olarak tanımlanmış unsurları üzerinden yapmazlarsa, partiler bunu kendi kendilerine tartışmazlar. CHP bu konuyu partiler arası diyalog zeminine taşımış değil. Biz de parti olarak olarak hiçbir ortamda bunu konuşmuş değiliz.

“Kemal Bey, liderlerle 2 Ekim öncesinde yapacağı yüz yüze görüşmelerde bu niyetini dile getirebilir. Yani yöntem olarak, masada tartışmaya açmadan önce birebir görüşmeyle adaylığını gündeme getireceğini düşünüyorum. Eğer böyle bir şey olursa, siyasi partiler bunu kendi içlerinde değerlendirir, ondan sonra masada aday ismi konuşup netleşir.”

Saadet Partisi: Masayı işaret etmesi önemli

Saadet Partisi’nde ise Kılıçdaroğlu’nun adaylık açıklamasının doğrudan 2 Ekim toplantısına dönük bir mesaj olarak yorumlanmıyor.

CHP liderinin adaylık niyetini daha önce de dile getirdiğini, ancak bu konudaki karar için yine “6’lı masayı referans” göstermesinin önemli olduğuna işaret ediliyor. CHP lideri’nin 6’lı masaya “basın üzerinden mesaj vermeyeceğini” belirten parti kaynakları, adaylığı düşünen birisinin gazetecilerin bu yöndeki sorularına “Aday değilim” yanıtını da vermeyeceğini ifade ediyorlar.

Parti kaynakları, seçim sürecine girilmeden aday isminin netleşmeyeceği görüşünde:

“Kemal Bey daha önce de söyledi adaylık niyetini. Ama esas önemli olan, masanın kararını işaret etmesi. Bu açıklamalardan bir cümle öne çıkarılacaksa, mutabakata verdiği önem ön plana çıkarılmalı. Aday olma niyeti zaten gizli değil, yadırganacak da bir şey değil. Ama muhalefet, seçim sathı mahalline girilmeden, ne 2 Ekim’de, ne de 2 Kasım’da adayını açıklamaz.”

Paylaşın

Rusya, Kuzey Kore’den Silah Satın Alıyor

ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’ın edindiği gizliliği kaldırılmış istihbarata göre Rusya, Kuzey Kore’den milyonlarca top mermisi ve roket satın aldı. ABD’li bir yetkili, savaş uzadıkça Moskova’nın Kuzey Kore’den daha fazla silah satın almak zorunda kalacağını söyledi.

Bir Amerikan istihbarat raporuna göre, Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’daki savaşta kullanılmak üzere Kuzey Kore’den milyonlarca top mermisi ve roket satın alma sürecinde.

Raporu değerlendiren ve adının gizli kalması şartıyla konuşan bir ABD’li yetkili, Moskova’nın Kuzey Kore’ye yönelmesini, “Rus ordusunun Ukrayna işgalinden ötürü kısmi ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini gösterdiğini” söyledi.

New York Times gazetesinin Washington’daki yetkililere dayandırdığı haberiyle ilgili e-posta yoluyla bilgi veren yetkili, bunu teyit edebileceklerini belirterek, “Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’da cephede kullanmak üzere Kuzey Kore’den milyonlarca roket ve top mermisi satın alma aşamasında” ifadesini kullandı.

Aynı yetkili, alımların Rus ordusunun “kısmen ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle Ukrayna’da ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini” ortaya koyduğunu söyledi. Ancak ABD’li yetkili Rusya’nın izole haldeki Pyongyang’dan ne kadar silah satın almayı planladığına dair detay vermedi.

Bununla birlikte ABD istihbarat yetkilileri, Rusların bundan sonra da Kuzey Kore’den ilave askeri teçhizat satın almak isteyebileceğine inanıyor.

NYT’nin ABD hükümet yetkililerine dayandırdığı habere göre alımlar, Washington öncülüğündeki yaptırımların etkisini göstermeye başladığını ve Rusya’nın, Ukrayna işgalini sürdürme kabiliyetini azalttığını gösteriyor.

Rusya’nın geçen hafta da İran’dan insansız hava araçları satın aldığı bildirildi.

Batı’nın yaptırımlarına maruz kalan İran ve Kuzey Kore, Rusya’nın 24 Şubat’ta Ukrayna’yı işgale başlamasından bu yana Rusya ile ilişkilerini derinleştirmeye çalışıyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Rusya-Ukrayna çatışmasından ABD’yi sorumlu tutup Batı’yı “hegemonik bir politika” izlemekle suçluyor ve Rusya’nın güç kullanımının bu nedenle haklı olduğunu savunuyor.

Geçtiğimiz ay Kuzey Kore, Ukrayna’nın doğusunda bağımsızlığını ilan eden ve Rusya tarafından tanınan Donetsk ve Luhansk Halk Cumhuriyetlerini tanıdığını açıkladı ve Moskova ile “yoldaşça dostluğunu” derinleştirme sözü verdi.

Kuzey Kore resmi medyasına göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin iki ülke arasındaki “kapsamlı ve yapıcı ilişkileri” geliştireceğini söyledi.

İstihbarat raporunda ortaya çıkan yeni silah teslimatlarının ne boyutta olduğu ise belirsizliğini koruyor.

ABD’li bir yetkili, Rusya’nın Kuzey Kore’ye yönelmesinin “Rus ordusunun ihracat kontrolleri ve yaptırımlar nedeniyle Ukrayna’da ciddi tedarik sıkıntısı çekmeye devam ettiğini” gösterdiğini söyledi.

Finlandiyalı düşünce kuruluşu Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’ne göre, geniş kapsamlı ekonomik yaptırımlar Rusya’nın enerji ihracatından elde ettiği gelire fazla zarar vermedi.

Rusya’nın 6 aylık işgal döneminde yükselen fosil yakıt fiyatlarından 158 milyar euro kazandığı ve bunun yarısından fazlasını Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ithalatının oluşturduğu tahmin ediliyor.

İran’dan SİHA’lar

Ancak ABD ve AB, Rusya’nın ordusunu yeniden ikmal etme kabiliyetinin zayıfladığına inanıyor.

Geçen hafta ABD’li yetkililer, İran yapımı insansız hava araçlarının ilk sevkiyatlarının Rusya’ya yapıldığını söyledi.

ABD istihbarat yetkilileri, Rus operatörlerin “Muhacir-6” ve “Şahid” serisi SİHA’lar konusunda eğitim almak üzere İran’a gittiğine inanıyor.

Ancak geçtiğimiz günlerde gazetecilere yaptıkları açıklamada, SİHA’ların birçoğunda teslimattan bu yana mekanik ve teknik sorunlar çıktığını belirttiler.

İran resmi olarak Ukrayna veya Rusya’ya silah tedarik edilidiğini reddetti.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ise Temmuz ayında, Tahran’ın Rusya’ya Ukrayna’daki savaş için yüzlerce SİHA satma planından söz etti.

İngiltere savunma bakanlığı yetkilileri de Rusya’nın önemli “muharebe kayıplarına” uğradığını ve SİHA tedarikini sürdürmekte zorlandığını ve bu durumun muhtemelen daha da kötüleşeceğini kaydetti.

Yetkililer, keşif İHA’larının sınırlılığı nedeniyle Rus komutanların genel durum değerlendirme kabiliyetinin muhtemelen azaldığını ve operasyonlarını giderek daha fazla engellediği değerlendirmesinde bulunuyor.

Paylaşın

TBB ‘Basın Ahlak Esasları’nın İptali İçin Danıştay’a Başvurdu

Türkiye Barolar Birliği (TBB), Basın İlan Kurumu’nun (BİK) Genel Kurulu Kararı ile 6 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Basın Ahlak Esasları’nın yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a dava açtı.

TBB konuyla ilgili yaptığı açıklamada söz konusu esasların, kanuni dayanaktan yoksun olduğunu belirterek “kanunla düzenlenmesi gereken birçok konuda belirsiz ve ölçüsüz, yoruma açık, muğlak düzenleme ve sınırlamalar getirmektedir. Bu haliyle, ifade ve basın özgürlüğünün ihlali sonucunu doğuran söz konusu düzenleme, ilgili kuruluşlar bakımından mahkemeye erişim hakkının sınırlanmasına da neden olmaktadır.” dedi.

Dava konusu düzenlemenin, kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı uygulamalara sebebiyet verebileceğini belirten TBB, esasların kanuni belirlilik ilkesine de aykırılık taşıdığı görüşünü dile getirdi.

TBB dava dilekçesinde dava konusu düzenlemenin dayanağı yasa hükmünün, mevcut yapısal sorununun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmesi ve pilot karar usulünün uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karara da dikkat çekti.

Meslek örgütleri karşı çıkmıştı

Basın Ahlak Esasları’nın yayımlandığı 6 Temmuz’da Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası ortak bir açıklama yaparak Basın İlan Kurumu’nun tepki göstermişti.

Basın meslek örgütleri Basın İlan Kurumu’na keyfi tutumla geniş bir sansür yetkisi verildiğini ifade etmiş “Basın İlan Kurumu tüm yazılı ve dijital medyanın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) olmaya hazırlanıyor” demişti.

28 yıl aradan sonra düzenlendi, içinden sansür çıktı

Basın İlan Kurumu en son 1994’te belirlenen “Basın Ahlak Esasları” 28 yıl aradan sonra 6 Temmuz’da yeniden düzenledi.

1994 tarihli metne, “Suçu ve suçluyu övecek, halkı kin veya düşmanlığa tahrik edecek yayın yapılamaz” ilkesi eklendi. “Terörü özendirecek yayın yapılamaz” ilkesi ise “Terör örgütleri, bunların üyeleri ve olaylar hakkında bilgi ve görsellere, bu örgütleri meşru gösterecek şekilde yer verilemez” şeklinde genişletildi.

Eski metinde “Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur, kendisine verilen sırları ve kaynağını açıklayamaz” ifadesi ile yer alan ilke, “Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur, kendisine verilen sırları ve kaynağını açıklamaya zorlanamaz” ifadesi ile değiştirildi.

“Terörü özendirecek yayın yapılamaz” ilkesi, “Terör örgütleri, bunların üyeleri ve olaylar hakkında bilgi ve görsellere, bu örgütleri meşru gösterecek şekilde yer verilemez” şeklinde genişletildi.

Eski metinde yer alan “Din istismar edilemez” ilkesi, yeni metinde “Din ve dini duygular yahut dinen kutsal sayılan değerler istismar edilemez ve kötüye kullanılamaz” şeklinde değiştirildi.

Eski metinde yer alan “Ahlaka aykırı yayın yapılamaz” ilkesi, “Genel ahlaka aykırı yayın yapılamaz” diye değiştirildi. “Toplumun temeli olan aile yapısını bozmaya yönelik ve ailenin korunmasına aykırı yayın yapılamaz” ve “Türk toplumunun ortak milli ve manevi değerlerini zayıflatmaya yönelik yayın yapılamaz” ilkeleri de yeni metne eklendi.

Paylaşın

OPEC+, Petrol Fiyatların Düşmemesi İçin Üretimi Azaltma Kararı Aldı

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü ve Rusya (OPEC+) dünya ekonomisindeki yavaşlama endişesi karşısında fiyatların düşmemesi için petrol üretimini azaltma kararı aldı. Petrol üreticileri söz konusu kararla ekim ayında üretimi günlük 100 bin varil düşürecek. Bu miktar ekim ayı için küresel talebin yüzde 1’ine denk geliyor.

Üyeler ayrıca istikrarsızlığın sürmesi halinde OPEC lideri Suudi Arabistan’ın bir sonraki toplantının yapılacağı 5 Ekim tarihinden önce gerektiğinde olağanüstü toplantı çağrısı yapması üzerinde anlaştı.

Karar esas olarak OPEC’in petrol fiyatlarında önümüzdeki aylarda yaşanabilecek büyük dalgalanmaları gözlemlerken statükoyu korumasına imkan veriyor.

Dünyanın en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan geçen ay yaptığı açıklamada, yaşanabilecek yüksek fiyat dalgalanmalarına karşı üretimi kesme olasılığına işaret etmişti.

Brent ham petrolün varil başına fiyatı Batı’daki ekonomik yavaşlama ve resesyon korkularıyla 120 dolardan 95 dolara gerilemişti. OPEC+’nın kararı pazartesi günü fiyatları yüzde 4 civarında yükselterek Brent ham petrol fiyatını 96,40 dolara çıkardı.

İran mesajı

Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak OPEC+’nın üretim azaltmasının zayıf küresel ekonomik büyüme beklentilerinin bir yansıması olduğunu kaydetti.

Ancak, 2015 nükleer anlaşmasının yeniden canlanması halinde İran ham petrolünün yeniden piyasalara dönerek arzı arttırma olasılığı da petrol fiyatlarını aşağı çekiyor. Petrol aracı şirketi PVM uzmanı Tamas Varga petrol üretimini azaltma kararında siyasi bir açı bulunduğu ve Suudi Arabistan’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne İran nükleer anlaşmasının canlandırılması konusunda mesaj vermeye çalıştığını düşünüyor.

İran nükleer anlaşmasının yeniden canlandırılması ve karşılığında yaptırımların hafifletilmesi halinde İran’ın arza günde 1 milyon varil eklemesi bekleniyor, bu da küresel tüketimin yüzde 1’ine denk geliyor.

Beyaz Saray’dan pazartesi günü yapılan açıklamada ABD Başkanı Joe Biden’ın enerji arzını ve düşük fiyatları desteklemek için gerekli bütün tedbirleri almayı taahhüt ettiği ifade edildi.

Uzmanlar ne diyor?

Enerji, danışmanlık ve analiz şirketi Energy Aspects uzmanı Matthew Holland Reuters haber ajansına yaptığı değerlendirmede OPEC+’nın “makro ölçekteki ekonomik zayıflığın yarattığı ve uzun süredir devam eden fiyat istikrarsızlığına, düşük ticaret hacmine, Çin’de Covid-19’a karşı yinelenen kapatmalara, olası İran-ABD nükleer anlaşmasına dair belirsizliklere ve Rus petrol fiyatlarına tavan uygulaması getirilmesine karşı” temkinli hareket ettiğini belirtti.

Yatırım bankası ve finansal hizmetler şirketi UBS’ten Giovanni Staunovo “Üretim kesintisi petrol fiyatlarının varil başına 90 doların üzerinde kalması amacına işaret ediyor” dedi.

Siyasi risk danışma danışmanlığı veren Eurasia Group’tan Raad AlKadiri ise “Bu bir niyet göstergesi… Üretim kesintisi kararı ‘bizi hafife almayın’ mesajını esaslı bir şey yapmadan güçlendiriyor” yorumunu yaptı.

Finansal hizmetler şirketi Oanda’dan Craig Erlam ise dünyanın hayat pahalılığı krizi ile karşı karşıya olduğu bugünlerde üretim artışının yeni dostluklar yaratmayacağı görüşünde.

Fiziksel piyasadan gelen işaretler arzın sıkı olduğunu ve Batı, Rus ihracatını yeni yaptırımlarla tehdit ederken, birçok OPEC ülkesinin hedeflenenden daha az ürettiğini gösteriyor

Ukrayna’daki savaş nedeniyle Rusya’dan enerji arzına tavan fiyat uygulaması getirilmesi fikrini destekleyen ülkelere petrol sevkiyatını durduracağını belirtmişti. Rusya, Avrupa’ya yönelik doğal gaz akışını da azaltmayı sürdürüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Nisandan Sonra Seçim Güçlü Olasılık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin seçim gündemine girdiğini belirterek “Öyle ya da böyle erken seçim görünüyor. Yaptıkları son değişikliğin uygulanabilmesi için bir yıl geçmesi gerekiyor ya, nisandan sonra seçim güçlü olasılık” dedi.

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, bugünkü köşe yazısında CHP lideri ile yaptığı görüşmeye yer verdi. Buna göre Kılıçdaroğlu’nun gündeme dair açıklamaları şöyle:

(Abdullah Gül’ün adaylığı) Biz altı lider yeni seçilecek cumhurbaşkanı ile birlikte yapılması gerekenleri konuşuyoruz. Temel konularda mutabıkız. Ancak henüz masada isimlendirme yapmadık. Herkes aday olma hakkına sahiptir. Elbet sayın Gül de… İnsanlar aday olarak görmek istediği kişilerin adını telaffuz edebilir. Bizim 6’lı masada isim değerlendirmemiz yok.

İstanbul, Ankara, öteki belediye başkanlarımız gayet güzel çalışıyorlar. Görevlerinin gereğini yerine getiriyorlar.

(Peker’in iddiaları) Sedat Peker mafya içindeki bir kişi olarak içeriden bilgi veriyor. Zaten mafyatik örgütler bu yolla çökertilir. Savcıların bir şey yapmasına gerek yok. Sedat Peker’in söylediklerini sıralayıp ifade alacaklar. Tek tek kişilerle uğraşmak yerine köklü bir temiz eller operasyonu gerekli. Ancak çarkın içindekiler çarkı temizleyemezler. Burada ana sorun savcılar değil, başsavcılar.

Türkiye seçim atmosferine girdi. Öyle ya da böyle erken seçim görünüyor. Yaptıkları son değişikliğin uygulanabilmesi için bir yıl geçmesi gerekiyor ya, nisandan sonra seçim güçlü olasılık…

Sandık güvenliğini şimdiden örgütlemeye başladık. Kusura bakmasınlar YSK’ye güvenmiyoruz. 81 ildeki sandık sorumlusu belli. İlçe başkanlarımız onları zaman zaman arayıp sağlama yapıyor.

Ekonomi, Nebati olayı falan değil. Onu aştı. Günübirlik yaşıyorlar. Tam bir talan ekonomisine döndü. Giderayak ne bulursak götürelim, diyorlar.

Beşli çete bir ara bizimle diyalog ortamı aramıştı. Artık bıraktılar. Umutlarını yitirmiş olmalılar.

Devlet kurumlarından bize bilgiler gelmeye devam ediyor. Bunları arkadaşlarımız değerlendiriyor. Hemen kullanma amacı da gütmüyoruz.

Helalleşme beklediğimden daha çok karşılık buldu. Tersine helalleşme de söz konusu oluyor. Bize gelip “Geçmişte size çok haksızlık ettik” diyorlar…

Sadece bizde değil dünyada da otoriter yönetimler döneminin sonuna geliniyor. Değişim Türkiye’den başlayacak.

Bu iktidar gidici. Halk bu kararı verdi. Her şey bizim daha fazla güven vermemize bakıyor. Bunun için Anadolu’yu dolaşıyoruz. Muhtarlarla toplantı yaptığımız gün vali de toplantı koyuyor. Ama çoğunlukla bizi tercih ediyorlar.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Hakarete Uğramanın Beyinde ‘Tokat Etkisi Yarattığı’ Keşfedildi

Yapılan yeni bir araştırma, hakarete uğramanın yarattığı şokun güzel gözler karşısında duyulan mutluluktan neden daha etkili olduğunu açıklığa kavuşturdu. Buna göre hakaret içerikli sözlere maruz kalmak beyinde daha fazla aktiviteye neden oluyor.

Hollandalı dil araştırmacısı Marijn Struiksma ve meslektaşlarının yürüttüğü çalışmada beynin hakaretlere, iltifatlara veya nötr sözlere nasıl tepki verdiğine odaklanıldı.

İlk olarak, araştırmaya kaydolan 79 kadın gönüllünün kafa derisine elektrotlar yerleştirildi. Sonra katılımcılar, hayali bir erkek tarafından hakaretlere maruz bırakıldı.

Hakaret içerikli sözlerin katılımcıların zihinleri üzerindeki etkisi, beyindeki elektriksel aktivitenin ölçülmesiyle değerlendirildi.

Benzer şekilde, katılımcıların iltifatlar karşısındaki beyin aktivitesi de elektrotlar aracılığıyla ölçüldü.

Bilimsel dergi Frontiers in Communication’da yayımlanan bulgular, hakaretlerin beyin aktivitesinde iltifatlardan daha büyük bir hareketlilik yarattığını ortaya koydu.

Hakaret karşısında beyin aktiviteleri son derece hızlı ortaya çıktığından, araştırmacılar ağır sözlerin beyinde “tokat etkisi yarattığını” ifade etti.

Dahası hakaretin kime yöneltildiği de dinleyicilerin beyninin ön kısmında meydana gelen bu aktivitede değişikliğe neden olmadı.

Ayrıca saldırgan ifadeler, ne sıklıkla duyulduklarına bakılmaksızın, deney boyunca beynin dikkatini çekmeye devam etti.

Araştırma ekibi, beynin iltifatlara da en azından elektriksel düzeyde istikrarlı bir tepki verdiğini tespit etti.

Deneyde olumlu ifadeler, daha küçük beyin dalgalarını aktifleştirdi. Ancak araştırmacıların beklediğinin aksine bunlar zamanla azalmadı ve bir çeşit doygunluğa ulaştı.

Bulgular, beynin olumsuz olaylara, olumlu deneyimlerden daha fazla odaklanmasının en önemli nedenlerinden birini gözler önüne seriyor.

Öte yandan araştırma ekibi, deneyin çok küçük bir kitle üzerinde yapıldığını ve katılımcıların tamamının kadınlardan oluştuğunu vurguladı. Bu da elde edilen sonuçların ileri araştırmalarla desteklenmesi gerektiği anlamına geliyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: HDP’nin Olduğu Masada Biz Olmayız

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in HDP’ye bakanlık verilebileceği yönündeki sözlerini değerlendirdi. Akşener “Bizim olduğumuz masada HDP olmaz” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, Ankara’da partisinin il başkanlarıyla bir araya geldi. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda il il seçim hazırlıkları ve stratejileri değerlendirildi, bundan sonra atılabilecek adımlar masaya yatırıldı.

Habertürk’ten Mahir Kılıç’ın aktardığına göre toplantıda CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in HDP’ye bakanlık verilebileceği yönündeki sözleri de gündeme geldi. Söz alan birçok il başkanı o sözleri eleştirdi, HDP’nin kırmızı çizgileri olduğunu ifade etti.

İl başkanlarının konuşmasının ardından söz alan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Bizim olduğumuz masada da HDP olmaz. Bu hassasiyetimiz devam edecek. Parti yetkilileri konuyla ilgili, parti hassasiyetleriyle ilgili gerekli açıklamalar yaptı” ifadelerini kullandı.

Gürsel Tekin ne demişti?

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’e katıldığı bir televizyon programında, “İktidar olursanız HDP’ye bakanlık verecek misiniz?” diye soruldu.

Bu soruya karşılık olarak TBMM’de başkan vekillerinin her partiden seçildiğini belirten ve mevcut TBMM Başkanvekilinin HDP milletvekili olduğunu söyleyen Tekin, şöyle konuştu:

“HDP’li başkana elimizi kaldırıyor muyuz? Buna genel başkanlar dahil. ‘Sayın başkanım söz hakkı istiyorum’ Şimdi bunu hak sayacaksınız ama bu ülkeyi yönetmek için bu kabul olmaz…

O zaman seçime sokmayın kardeşim. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman milli irade nerede kaldı. Bu seçmen yarın nasıl oy verecek kendi partisine. Elbette HDP’ye bakanlık verilebilir, her partiye verilebilir.”

Paylaşın

Tarım Kredi Kooperatifleri İndirimi Etkisiz Kaldı

Tüketici Birliği Federasyonu’nun her ay yayımladığı market endeks verilerine göre, ağustosta, Tarım Kredi Kooperatifleri’nde başlayan indirim, diğer marketlere yansımadı. Sadece çamaşır suyunda yüzde 9.68, mercimekte yüzde 9.30 oranında fiyat düşüşü görüldü.

Tüketici Birliği Federasyonu, Ağustos ayı TBF Market Endeksi verilerini açıkladı. Dünya Gazetesi‘nde yer alan habere göre, Tüketici Birliği Federasyonu’nca yapılan açıklamada Tarım Kredi Kooperatifleri’ne bağlı marketlerde yaklaşık 30 üründe yapılan indirimin diğer marketlere yansımadığını görüldü.

İndirim yapılan ürünlerde ise sadece çamaşır suyunda yüzde 9,68, mercimekte ise yüzde 9,30 oranında fiyat düşüşü gerçekleşti. Diğer yandan temmuz ayında 1.264,72 TL’ye dolan market sepetinin ağustos ayında 1.337,62 TL’ye dolduğunu açıklayan Tüketici Birliği Federasyonu, market sepetindeki bir aylık ortalama artışın yüzde 5,49 olduğu açıkladı.

Ocak 2022’den itibaren üç farklı ilde, yedi ayrı markette, paketlenmiş gıda, temizlik ve hijyen ürünlerinden oluşan 37 ürün grubunda yer alan 208 ürün üzerinde yaptıklarını kaydeden Tüketici Birliği Federasyonu Market Endeksi Çalışma Grubu Başkanı Aygül Öner, oluşturdukları TBF Market Endeksi verilerinin sonuçlarını her ay kamuoyu ile paylaştıklarını duyurdu.

Tarım Kredi Kooperatifleri’nde başlayan indirimin, diğer marketlere yansımadığını belirten Aygül Öner, Tarım Kredi Kooperatifleri indiriminin etkisiz kaldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Tarım Kredi Kooperatifleri’ne bağlı marketlerde yaklaşık 30 üründe indirime gidildiğini hatırlatan Aygül Öner, “Bu indirim ile birlikte diğer zincir marketlerde de fiyatların düşeceği öne sürülmüştü. Tarım Kredi Kooperatifleri marketlerinde indirim uygulanan ürün grupları ile TBF Market Endeksi verileri kapsamındaki zincir marketlerdeki ürün fiyatları karşılaştırdığımızda; sadece çamaşır suyunda yüzde 9,68, mercimekte yüzde 9,30 oranında fiyat düşüşünün gerçekleşti. Bulgur, çay, makarna, nohut, süt, şeker, Türk kahvesi ve unda fiyat değişikliği olmadığı. Aksine ayçiçek yağında yüzde 2,90, bulaşık deterjanında yüzde 4,1, çamaşır deterjanında yüzde 10,7, fasulyede yüzde 29,9, peçetede yüzde 10,8, peynirde yüzde 11,1, pirinçte yüzde 16,5, salçada yüzde 22,2, tavukta yüzde 10, yumurtada yüzde 21,5, zeytinde yüzde 25,5 oranında artış gerçekleşti. Bu veriler ışığında, Tarım Kredi Kooperatifleri’ne bağlı marketlerdeki indirimin, sektörün diğer paydaşlarını etkilemediği, zincir marketlerdeki fiyatların aşağı inmesini sağlamadığı görüldü” dedi.

8 aylık fiyat artışı yüzde 182,2

Bu yılın Ocak-Eylül döneminde fiyat artışının yüzde 182,20 olduğunu aktaran Aygül Öner, oranındaki artış baz alınarak yıl sonu için yapılan simülasyonda, Tüketici Birliği Federasyonu Market Endeksindeki artışın yüzde 223,20 civarında olacağı öngörüldüğünü bildirdi.

Paylaşın

Avrupa Ekonomisi Resesyona Mı Giriyor?

Euro Bölgesi durgunluk dönemine girerken, son anketler giderek artan hayat pahalılığı ve tüketicilerin harcama konusundaki temkinli tutumu yüzünden ekonomi üzerindeki kara bulutların her geçen gün artığını ortaya koyuyor.

Uzmanlara ve yine anketlere göre Euro Bölgesi enerji krizi yüzünden beklenenden önce durgunluk dönemine girdi.

Avrupa Merkezi Bankası’nın, Euro Bölgesi için enflasyon kriterini yüzde 2 olarak belirlemesine rağmen, üye ülkelerde bu oran geçen ay 4 misli daha fazla artarak ortalama yüzde 9,1’e çıktı.

Avrupa Merkez Bankası’na faiz artırımı baskısı sürüyor

Euro Bölgesi ekonomik durgunluğa girerken, Avrupa Merkez Bankası faiz oranını agresif bir şekilde artırma baskısıyla karşı karşıya.

Borçlanma maliyetlerindeki artışın, borçlu tüketicilerin sıkıntılarını artırması beklenirken, Reuters’in düzenlediği ankete katılan ekonomi uzmanlarının yaklaşık yarısı Avrupa Merkez Bankası’nın faiz oranlarını bu hafta 75 puan artıracağı tahmininde bulundu.

Ankete katılanların önemli bir kısmı da bu artışın 50 puan civarında olacağı görüşünde.

Bu arada Avrupa Merkez Bankası’nın bu hafta yapacağı toplantıda 75 baz puan faiz artırmasına kesin gözüyle bakılsa da bölgede güçlenen enerji arz sıkıntıları euro/dolar paritesini baskılamayı sürdürüyor.

Bugün 0,9878’le Aralık 2002’den bu yana en düşük seviyeyi gören parite, T.S ile akşam saatlerinde 0,9910’da dengelendi.

Cuma günü, G7 Maliye Bakanlarının, Rus petrolüne tavan fiyatı uygulama planlarını onayladıklarını bildirdi.

Söz konusu gelişmenin ardından Rus enerji şirketi Gazprom, Kuzey Akım boru hattından doğal gaz sevkiyatının belirsiz bir süreliğine durdurulduğunu açıkladı. Bu gelişmelerin, euro/dolar paritesindeki baskılamada önemli rol oynadığı tahmin ediliyor.

Doğal gazda rekor artış sürüyor

Bu arada Avrupa’da ekim vadeli doğal gazın megavat saat fiyatı pazartesi günü en az yüzde 26 artış gösterdi.

Fiyat artışında, Rus enerji şirketi Gazprom’un Kuzey Akım 1 boru hattından Avrupa’ya doğal gaz sevkiyatının durdurulduğunu açıklaması etkili oldu.

Gazprom, Kuzey Akım boru hattındaki gaz akışını 31 Ağustos-2 Eylül’de bakım nedeniyle durduracağını açıklamıştı. Cuma günü şirketten yapılan yeni açıklamada ise hat üzerindeki çalışma nedeniyle gaz akışının belirsiz süreyle kesileceği belirtilmişti.

Ekonomik refahın göstergesi PMI endeksi düşmeye devam ediyor

S&P Global şirketinin yaptığı ve genelde ekonomik refahın ölçüsü olarak değerlendirilen Euro Bölgesi Nihai Bileşik Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) son 18 ayın en düşük seviyesine inerek ağustos ayında temmuz ayına oranla 49.9 puandan 48.9 puana düştü.

Şirketlerle gerçekleştirilen ankete dayanan PMI verisi, Euro Bölgesi ekonomisinin durumuna ve büyümesine ilişkin önemli bir gösterge olarak kabul edilirken, endekste 50 puanın altı ekonomik daralma olarak görülüyor.

“Durgunluk beklenenden önce geldi”

Kanada’daki Royal Bank yöneticisi Peter Schaffrik, Reuters’e yaptığı açıklamada, “PMI endeksi, Euro Bölgesi’nin AB’nin en güçlü ekonomisi Almanya’nın liderliğinde bizim öngördüğümüzden daha önce durgunluğa girdiğini ortaya koyuyor.” diyerek karamsar bir tablo çizdi.

Schaffrik, giderek artan enerji fiyatlarındaki artışa dikkat çekerken, bunun hane halkı harcamaları üzerindeki etkisinin şimdiye kadarki beklentilerden daha fazla olmasının durgunlukla ilgili beklentilerin de öne çekilmesine katkı sağladığı yorumunu yaptı.

Yatırımcı morali derinden sarsıldı

Euro Bölgesi’ndeki bu durgunluk beklentisi, yatırımcı moralini da derinden sarsarken, eylül ayında mayıs 2020’den bu yana en düşük seviyesine geriledi.

AB’nin en büyük ekonomisi Almanya’da hizmet ve imalat sektörü endeksinin son iki aydır daralması, Euro Bölgesi için alarm zillerini çalmasına bir işaret olarak gösteriliyor. Reuters’in araştırmasına göre, yarın açıklanacak ağustos ayı verilerine göre bu daralmanın sürmesi bekleniyor.

Euro Bölgesi’nin ikinci büyük ekonomisi Fransa’da ağustos ayında hizmet sektörü kan kaybetmeye devam etti. Bununla birlikte ülkenin gayri safi yurt içi hasılası 2022’nin ikinci çeyreğinde, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,5 oranında büyüyerek beklentilere paralel geldi. Fransa ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 0,2 oranında daralmıştı.

Gayri safi yurt içi hasıla 2. çeyrekte önceki çeyreğe kıyasla İspanya’da yüzde 1,1, İtalya’da yüzde 1 artış gösterdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın