Putin: Batı’nın Yaptırımları Dünya Ekonomisi İçin En Büyük Tehdit

Rusya Devlet Başkanı Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Moskova’ya uyguladığı yaptırımların dünya ekonomisi için en büyük tehdit olduğunu söyledi. Putin, Rusya’ya karşı uygulanan yaptırımların Moskova’yı tecrit etmek için beyhude ve saldırgan bir çaba olduğunu, ekonomik savaş ilanı anlamına geldiğini belirtti.

Rusya’nın Vladivostok kentinde düzenlenen Doğu Ekonomik Forumu’nda konuşan Putin günümüzde Asya’nın yükselişe Batı’nın ise düşüşe geçtiğini savundu.

Putin Batı ülkelerini kendi davranış modellerini başka milletlere dayatmak istemekle ve diğer ülkelerin egemenliklerini ihlal etmekle de suçladı.

Doğu Ekonomik Forumu’ndaki konuşmasının ardından yapılan panel tartışmasına katılan Putin, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana Rusya’nın ne kazanıp ne kaybettiği yönündeki bir soruya da “Hiçbir şey kaybetmedik ve hiçbir şey kaybetmeyeceğiz” yanıtını verdi.

Putin sözlerini, “En büyük kazancımız ise egemenliğimizi perçinlemiş olmak,” diyerek sürdürdü.

Rusya lideri Moskova’nın Avrupa’ya gaz akışını durdurarak enerjiyi bir “silah” gibi kullandığı yönündeki eleştirilere de yanıt verdi.

Putin “Rusya’nın enerjiyi silah gibi kullandığını söylüyor. Bu nasıl bir saçmalık. Ne silahı kullanıyormuşuz? İthalatçıların talepleri doğrultusunda istedikleri miktarda arz ediyoruz” dedi.

Putin, ülkesinin 24 Şubat’ta başlattığı ve “özel bir askeri harekat” diye nitelendirdiği Ukrayna’nın işgalini Rusya’nın SSCB’nin yıkıldığı 1991 yılından bu yana devam eden “aşağılanmasını” tersine döndürecek tarihi bir dönüm noktası olarak resmetmeye çalışıyor.

Rusya’nın Ukrayna işgali nedeniyle Batı dünyasıyla arasının açılması, Kremlin’in yüzünü daha çok Asya ülkelerine, özellikle de dünyanın ikinci büyük ekonomisi konumundaki Çin’e çevirmesine yol açtı.

ABD ve müttefikleri Ukrayna’nın işgali nedeniyle Kremlin’e modern tarihinin en ağır yaptırımlarını uygulamaya başladı.

Doğu Ekonomik Forumu’nda yaptığı konuşmada Putin, “Batılı ülkeler tarihin akışını değiştirmek amacıyla yüz yıllar içinde inşa edilmiş olan küresel ekonomik sistemin temellerini baltalıyorlar” dedi ve dolar, euro ve sterline güvenin azaldığını ifade etti.

Doğu Ekonomik Forumu’na katılanlar arasında Çin Komünist Partisi’nin üçüncü ismi Li Zhanshu da bulunuyor.

Putin’in önümüzdeki hafta Özbekistan’da Çin Cumhurbaşkanı Şi Cinping ile bir araya gelmesi bekleniyor. Putin, Çin’in Gazprom’dan satın alacağı gaz için ödemesini Rus rublesi ve Çin yuanı üzerinden yapacağını açıklamıştı.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

ABD’den Türkiye Ve Yunanistan’a Çağrı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan’ı Ege Denizi’nde askerden arındırılmış statüye sahip adalar üzerinden “Bir gece ansızın gelebiliriz’’ sözlerini yinelemesi üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, VOA Türkçe’ye yaptığı yazılı açıklamada, ‘’Yunanistan’ın bu adalar üzerindeki egemenliği sorgulanamaz’’ dedi ve tüm ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

“Rusya’nın egemen bir Avrupa devletini yeniden işgal ettiği bir dönemde, NATO müttefikleri arasındaki gerilimi arttırabilecek açıklamalar bilhassa yararsız’’ ifadelerini kullanan ABD Dışişleri Bakanlığı, tüm tarafları gerilimi daha da arttırabilecek söylem ve eylemlerden kaçınmaya çağırdı.

ABD’nin tüm NATO üyelerini birlikte çalışmaya ve diplomatik çözümlere teşvik ettiğini belirten bakanlık, “NATO müttefiklerimiz Yunanistan ve Türkiye’yi bölgede barış ve güvenliğin korunması ve farklılıkların diplomatik yollarla çözülmesi için birlikte çalışmaya teşvik etmeye devam ediyoruz’’ dedi.

Konu Pentagon’un da gündeminde

Yunanistan-Türkiye gerginliği, ABD Savunma Bakanlığı’nın günlük basın brifinginde de gündeme geldi.

Pentagon Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, “Size söyleyebileceğim şey; Bakan Austin’in geçmişte hem Türk hem de Yunan savunma bakanlarıyla görüştüğü ve yapıcı bir diyalog yoluyla Ege’deki gerilimi azaltmaya yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığıdır” dedi.

‘Yunanistan kendine çeki düzen verme yoluna girdi’

Ankara, Ege adalarının 1923 ve 1947 anlaşmaları uyarınca Yunanistan’a silahlandırmaması koşuluyla verildiğini söylüyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Atina’nın adaları silahlandırmaya devam etmesi halinde, Türkiye’nin bu adalar üzerindeki Yunan egemenliğini sorgulamaya başlayacağını defalarca dile getirmişti.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ise Türkiye’nin Yunanistan’ın adalar üzerindeki egemenliğini sorgulayan tutumunun “saçma” olduğunu söylemişti.

Erdoğan, cumartesi günü Samsun’da TEKNOFEST’te yaptığı açıklamada Yunanistan’ı eleştirerek, “Adaları işgal etmeniz filan bizi bağlamaz. Vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya, bir gece ansızın gelebiliriz” demiş ve “Yunanistan’a bizim tek cümlemiz var: İzmir’i unutma” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan Balkan turunun ilk durağı olan Bosna Hersek’e hareket etmeden önce de, Yunanistan’la yaşanan gerilimle ilgili “Bu kilit atma olayı noktasında hassasiyetimiz kararlılıkla devam ediyor. Yunanistan bunun farkında. Bunun farkında olduğu için kendilerine onlar da bir çekidüzen verme yoluna girmiş vaziyetteler. Bundan sonraki süreçte de Yunanistan Türkiye’yle nasıl bir ilişki içerisinde olacağının herhalde kararını çok daha düşünerek verecektir. Aksi takdirde hep söylediğim gibi yine söylüyorum, bir gece ansızın gidebiliriz” demişti.

Yunanistan ise “aşırı ve yokuş aşağı giden açıklamaların peşine düşmemekte kararlı oldukları” tepkisini paylaşmıştı. Yunan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Tehlikeli bir dönemde ittifakımızın bütünlüğüne kimin dinamit koyduğunu açıkça ortaya koymak için müttefiklerimizi ve ortaklarımızı provokatif açıklamaların içeriği konusunda bilgilendireceğiz” denilmişti.

Avrupa Birliği Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti de, Erdoğan’ın açıklamalarını “kabul edilemez” olarak nitelendirmişti.

Çek Dışişleri Bakanlığı’nın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Hedeflerimizden biri de AB-Türkiye diyaloğunu teşvik etmektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan’a hitaben yaptığı son açıklama gibi, AB’ye üye devletlerin kabul edilemez şekilde tehdit edilmesi bu konuda son derece yararsızdır” denilmişti.

Dışişlerinden tepki

AB Dönem Başkanlığı’ndan gelen bu açıklamaya Ankara tepki göstermişti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç yazılı açıklamasında, “AB Dönem Başkanı sıfatıyla Çekya Dışişleri Bakanlığının ve diğer bazı AB kurumlarının ülkemize dair yaptıkları açıklamaların bizim açımızdan bir anlam ve değeri yoktur. AB’nin üyelik dayanışması gerekçesiyle Yunanistan’a Ege ve Akdeniz ihtilaflarında sorgusuz sualsiz destek vermesi hem AB’nin kendi muktesebatına hem de uluslararası hukuka aykırıdır” ifadelerine yer vermişti.

Paylaşın

Muhalefet, HDP Koridoruna Sıkıştırıldı

Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, muhalefetin HDP üzerinden köşeye sıkıştırıldığını söyledi. Zeyrek, 2023’te yapılması planlanan seçimin ikinci tura kalması durumunda sonucu HDP seçmeninin belirleyeceğini hatırlattı.

Zeyrek, bugünkü köşe yazısında iktidarın muhalefete karşı kullandığı en önemli kozun hep HDP olduğunu söyledi:

Farkında mısınız? İktidarın muhalefete karşı kullandığı en önemli koz HDP oluyor. HDP, televizyon ekranlarında en çok konuşulan ama hiç konuşturulmayan bir parti haline geldi. Herkes HDP’yle ilgili ağır hüküm cümleleri kuruyor, suçlamalar yöneltiyor ama kimse bir HDP’liye dönüp “bu konuda sizin görüşünüz ne” diye sormuyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ekibi ülkede öyle bir popülist milliyetçi hava oluşturdu ki o havanın dışına çıkıldığında kıyamet kopacağı algısı yaratıldı. Nedir o hava? “HDP demek PKK demektir. HDP’yle bir şekilde ilişkilendiğinizde, iş birliği yaptığınızda PKK’yla iş birliği yapmış olursunuz.”

“Bu hava milliyetçi oylarını MHP’ye geri kaptırmak istemeyen İYİ Parti’yi esir almış vaziyette” diye devam eden Sözcü yazarı, şunları yazdı:

CHP, bu cümleye inanmasa da İYİ Parti’nin ve sağcı seçmenin desteğini kaybetme endişesiyle de iktidarın kendisini sıkıştırdığı HDP koridorundan çıkamıyor. Bu politika o kadar işe yarıyor ki “altılı masa”nın en yumuşak karnı HDP haline gelmiş vaziyette. Son olarak CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in ve eski İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın konuşmaları üzerinden bir HDP eksenli CHP-İYİ Parti kavgası yaratılmaya çalışılıyor.

“Kendi görüşleridir, partiyi bağlamaz” denilerek kolayca içinden çıkılabilecek bir polemik, iktidarca kaşınıyor ve büyütülüyor, CHP ve İYİ Parti bu tuzağa düşmeye devam ediyor. Muhalefet de iktidar da ister kabul etsin ister kabul etmesin: Ülkede Cumhur ve Millet İttifakı’nın dışında 6-7 milyon seçmeni olan üçüncü bir ittifak var ve o ittifakın dinamosu HDP’dir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa sonucu HDP seçmeni belirleyecek. HDP seçmeninin oyuna Millet İttifakı adayı kadar Cumhur İttifakı adayı olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da ihtiyaç duyacak ve Erdoğan bunun farkında. İYİ Parti ve CHP’liler HDP’yi öcüleştirip dışlaya dursun, Lice’de Bırkleyn Mağaralarında Feqiye Teyran’ın “Gülistan” türküsünü söyleyip halay çeken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, muhalefeti HDP koridorunda sıkıştırmanın keyfini sürüyordu.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Spor Kulüplerine ‘Defter Tutma Zorunluluğu’ Getirildi

Gençlik ve Spor Bakanlığı ile spor federasyonlarının faaliyetlerine katılmak amacıyla Bakanlığa tescilini yaptıran spor kulüpleri ve üst kuruluşlar, faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde defter tutacaklar.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan spor kulüpleri ve üst kuruluşlar tarafından tutulacak defter ve kayıtlara ilişkin esasları belirleyen yönetmeliğe göre, spor kulüplerine, iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koyma zorunluluğu getirildi. Halka açık spor AŞ’ler sermaye piyasası mevzuatına tabi olacak.

Spor kulüpleri, vergi usul kanununa uygun şekilde işletme hesabı esasına veya bilanço esasına göre defter tutacaklar. Ancak, bünyesinde ticari işletme, iştirak, bağlı ortaklık veya spor AŞ bulunduran veya kamu yararına çalışma statüsü bulunan spor kulüplerinin bilanço esasına göre defter tutmaları zorunlu olacak.

Bu kulüplerin spor faaliyetleri ile ilgili her türlü gelir ve giderleri, Türkiye Muhasebe Standartlarına ve yönetmelikle belirlenen esaslara uygun şekilde hazırlanacak konsolide finansal tablolarında raporlanacak.

Karar ve üye kayıt defterleri, ödüller, beratlar, madalya bilgileri ve benzeri devamlı niteliği haiz kayıtları devamlı surette, hesap ve belgeler, özel kanunlarda belirtilen süreler saklı kalmak üzere, diğer kayıt ve belgeler ise kaydedildikleri defterlerdeki sayı ve tarih düzenine uygun olarak 10 yıl süreyle saklanacak.

Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce spor kulüpleri tarafından kullanılan tasdike tabi defter, kayıt ve belgeler kalan sayfaları bitinceye kadar kullanılmaya devam edilecek.

(Kaynak: Reuters)

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Alevi Açılımını Erdoğan Engelledi

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, katıldığı bir televizyon programında, 2016’daki ‘Alevi açılımı’nı AK Parti’nin seçim beyannamesine koymalarına rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gelirse onaylamam’ diyerek engellediğini söyledi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Halk TV canlı yayınına katılarak Suat Toktaş’ın sorularını yanıtladı.

Gündemi değerlendiren Davutoğlu, ‘Alevilik’ tartışmasına da değindi. “Cumhurbaşkanı adayının Alevi olması sizin için sorun mu?” sorusuna ‘Hayır’ cevabını veren Ahmet Davutoğlu şöyle devam etti:

“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hangi etnik ve mezhebi kökenden, hangi siyasi felsefeyi benimsemiş olurlarsa olsunlar hepsi eşit vatandaştırlar. Bunu böyle ortaya koyduktan sonra… Sayın Kılıçdaroğlu bu konuda kanaatlerini paylaşıyor ama. Her zaman ‘6’lı masada karar vereceğiz’ diyor. Şu ana kadar 6’lı masaya böyle bir talep gelmedi, böyle bir tartışma olmadı.”

Son dönemde cemevi ziyaretlerinin yapıldığını hatırlatan Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, 1 Kasım 2016 seçimleri öncesi seçim beyannamesine eklediklari ‘Alevi Açılımı’nı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın engellendiğini söyledi:

“Alevi toplumumuzla ilgili yapılan açıklamalar, birtakım düzenlemeler. Peki yıllardır neden yapmadınız? Neden 2016’da her şey hazırken ve ben bunu hükümet programına, seçim beyannamesine koymuşken, Sayın Erdoğan bunu neden engelledi?

Alevi açılımını Sayın Erdoğan engelledi, çok açık, herkes bilir bunu. 1 Kasım seçimlerinde beyannamemizde vardı. Bütün Alevi derneklerini toplayarak istişare ederek oraya koyduk bunları.

İlk 3 ayda vaatleri yerine getirdikten sonra reformlar için paketin içindeydi. 2016’nın yazında bu konuyu bitirecektik. Beyannameye koyduk, cumhurbaşkanından geçmesi lazım, yasal düzenleme. Nihayetinde cumhurbaşkanı imzasıyla geçecek bunların hepsi, ‘gelirse onaylamam’ dedi.

Diyanet İşleri Başkanı’nın da Hayrettin Karaman hocanın da açık desteği vardı. Net olarak onların da desteğini alarak gittim, ortak toplantılar da yapıldı. Sünni kanaat önderlerinden herhangi bir engelleme de gelmedi.”

Paylaşın

Memura Emekliye ‘Seçim Zammı’ Göründü

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temmuzdaki maaş zamlarının ardından “Bu bir ara artıştır, asıl tespiti inşallah yılbaşında gerçekleştireceğiz” diyerek işaret ettiği seçim zamları netleşmeye başladı.

AK Parti iktidarı, Orta Vadeli Program’da (OVP) 2023 TÜFE tahminini yüzde 24.9’da tutmasına rağmen 2023 yılı memur maaş ödeneğini yüzde 53.6 oranında artırma kararı aldı.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre Ödeneklerdeki bu büyük artış, memur ve memur emeklilerine, toplu sözleşme zammı ve enflasyon farkının yanı sıra, yılbaşında bir de seçim zammı yapılacağı anlamına geliyor.

İlave seçim zammıyla birlikte yılbaşı zammının yaklaşık yüzde 8+5’lerden yukarı çıkarak yüzde 35’i aşacağı tahmin ediliyor. Memur-Sen’le imzalanan toplu sözleşme gereği memur ve memur emeklilerinin maaş ve aylıklarına 2023’ün Ocak ayında yüzde 8, temmuz ayında da yüzde 6 zam yapılacak.

Yılbaşı zammı yüzde 14

En son temmuzdan bu yana geçen 2 ayda TÜFE yüzde 3.86 arttı. Yılın sonuna kadar olan 4 aylık dönemde enflasyonun aynı şekilde seyretmesi halinde TÜFE ikinci 6 ayın sonunda yaklaşık yüzde 12-13 civarında kalacak. 2022 Temmuz zammı yüzde 7 olduğu için 2023 Ocak’ta yüzde 5 ile 6 civarında da enflasyon farkı ödenecek.

Böylece, memur ve emeklinin yılbaşında alacağı toplam zam yaklaşık yüzde 13-14 olacak. Ancak iktidarın, yüzde 53.6 artırdığı maaş ödeneğinin büyük kısmını yılbaşında kullanarak seçim öncesi zam oranını en az yüzde 30-35’lere çıkarabileceği tahmin ediliyor.

Paylaşın

TİP Başkanı Erkan Baş: Birileri Emeğimizi Çalarak Zenginleşiyor

Hakları için iş bırakan Ağaç ve Peyzaj A.Ş. işçilerini ziyaret eden TİP Başkanı Erkan Baş, burada yaptığı konuşmada, “Bugün Türkiye’nin dört bir yerinde ülkenin içinden geçtiği durumu konuşuyoruz, ekonomik krizi konuşuyoruz, yoksulluğu konuşuyoruz, açlığı konuşuyoruz. Ama burada sizlerin arasında bir şey daha söylemek istiyorum. Evet her gün yoksullaşıyoruz, her gün açlıkla boğuşuyoruz her gün işsizlik tehdidiyle karşı karşıyayız.”

Erkan Baş, konuşmasının devamında, “Çalıştığımızda kuralsız çalışmaya, her tür sömürüye maruz kalıyoruz. Ama hepsinin nedenini biliyoruz. Biz yoksullaşıyoruz çünkü bu ülkede birileri her gün zenginleşiyor, haksız yere zenginleşiyor, emeğimizi çalarak zenginleşiyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de çalışan işçiler, toplu iş sözleşmelerinin yapılmaması ve açlık sınırının altında kalan ücrete çalıştırılmalarına karşı iş bıraktı.

DİSK’e bağlı Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası (BTO-Sen) tarafından Saraçhane Parkı’nda 5 Eylül Pazartesi günü başlatılan iş bırakma eylemine, bugün TİP Genel Başkanı Erkan Baş, HDP İstanbul Milletvekilleri Musa Piroğlu ve Züleyha Gülüm de destek verdi.

Burada konuşan Baş, Ağaç A.Ş. işçilerinin haklı mücadelesinde sonuna kadar yanlarında olacaklarının mesajını vererek “Sizler zaten burada toplanarak, yan yana gelerek, örgütlenerek çok şeyi söylüyorsunuz. Bize düşen sizin yükselttiğiniz o sesin yanında olmak, sizin yükselttiğiniz sesin tüm Türkiye’de duyulmasına yapabiliyorsak bir katkı koymaktır” dedi.

Baş, konuşmasının devamında şu sözleri kaydetti:

“Şunu bilmenizi istiyorum, bizim için dünyada en önemli şey işçi haklarıdır. İşçi sınıfının hakkı, alın teri, emeği bizim kırmızı çizgimizdir. Karşımızda kim olursa olsun ister devlet yetkilileri olsun, ister patronlar olsun, işçi arkadaşlarımız hak mücadelesine girdiyse bizim yanımız işçilerin yanıdır, işçilerin içinde olmaktır.

‘Birileri emeğimizi çalarak zenginleşiyor’

Bugün Türkiye’nin dört bir yerinde ülkenin içinden geçtiği durumu konuşuyoruz, ekonomik krizi konuşuyoruz, yoksulluğu konuşuyoruz, açlığı konuşuyoruz. Ama burada sizlerin arasında bir şey daha söylemek istiyorum. Evet her gün yoksullaşıyoruz, her gün açlıkla boğuşuyoruz her gün işsizlik tehdidiyle karşı karşıyayız. Çalıştığımızda kuralsız çalışmaya, her tür sömürüye maruz kalıyoruz. Ama hepsinin nedenini biliyoruz. Biz yoksullaşıyoruz çünkü bu ülkede birileri her gün zenginleşiyor, haksız yere zenginleşiyor, emeğimizi çalarak zenginleşiyor.

Utanmadan sabah akşam Türkiye büyüyor, ekonomi büyüyor diyorlar. Doğru ama büyüyen sadece onların sarayları, büyüyen sadece onların cepleri, büyüyen sadece bir avuç tefeci bezirgân bu memlekette. Her şeyi yaratan, emekle, alın teriyle bu ülkeyi omuzlarında taşıyan işçilere ise hep kriz hep kriz hep kriz. Yeter kardeşim yeter. Artık bu krizin faturasını işçiler ödemeyecek, emekçiler ödemeyecek. Siz milyonlarınıza milyon katarken şu işçileri düşünüyor muydunuz hiç? Siz her gün zenginleşirken işçiler de zenginleşir diyor muydunuz? Hayır sadece kendisini düşünen bir avuç asalak memleketin tepesine çökmüş bütün zorlukları bütün eziyeti işçiler emekçiler çeksin istiyorlar

Bunu kabul etmeyeceğiz, bunu reddedeceğiz. Nerede olursa olsun, karşımızda kim olursa olsun işçilerin hak mücadelesinde din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, siyasi parti ayrımı gözetmeden sadece ve sadece işçinin alın teri için mücadele edeceğiz. İşçi hakkını alacak çizgisinde buluşacağız. O yüzden sonuna kadar yanınızdayız, her gün yanınızda olacağız. Buradan herkese sesleniyoruz. Sesimizi herkes duysun. İşçi kardeşlerimiz yan yana gelmişler omuz omuza vermişlerse bu mücadelede hakkettiklerini alana kadar elimizden gelen ne varsa yanlarında olmaya devam edeceğiz ve sonunda inanıyoruz; işçiler birleştiğinde işçiler mutlaka kazanacak, patronlar, patronlara dostluk edenler yenilecekler. Biz kazanacağız biz kazanacağız!”

“Biz kazanacağız”

Baş’ın ardından konuşan HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise şu ifadeleri kullandı: “Müthiş bir enerji görüyorum, müthiş bir direniş görüyorum, müthiş bir umut görüyorum yüzlerinizde. Kararlılığınıza hayranım, bütün işçiler böyle bir kararlılık sergilediğinde, ezilenler böyle bir kararlılık sergilediğinde karşımızda kimse durabilir mi?

Biz yan yana durduğumuzda, biz güçlü olarak ‘hakkımızı istiyoruz ve vereceksiniz’ dediğimizde biz kazanacağız.

Biz biliyoruz ki kazandıracak olan şey ezilenlerin, sömürülenlerin, yok sayılanların ortak mücadelesidir. Bu mantıkla, bu akılla hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz. Yanınızda olmaya devam edeceğiz, biz kazanacağız!”

(Kaynak: İleri Haber)

Paylaşın

CHP Kurmayları Kılıçdaroğlu’nun ‘Hazırım’ Çıkışını Değerlendirdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir televizyon programında yaptığı “Altılı masa ismim üzerinde uzlaşırsa hazırım” açıklamasını CHP kurmayları değerlendirdi.

Cumhuriyet’ten Sapr Sağkal‘ın aktardığına göre, adayın açıklanacağı tarihin henüz belli olmadığını söyleyen kurmaylar, “Millet masası son kararı verecektir. Genel başkanımız da yaptığı açıklamada onların kararına saygı duyduklarını söyledi. Bizim birinci önceliğimiz Türkiye’nin temel sorunları, buna karşı çözüm önerileri ve yol haritası. En önemli nokta bu” yorumunu yaptı.

Bir aday açıklaması yapılmadan önce o adayın seçildikten sonra neler yapacağı, yetkilerinin neler olacağı, sistem değişikliğinin nasıl gerçekleşeceği gibi konuların açıklanacağını söyleyen CHP’liler, “Bu masanın asıl konusu Türkiye’nin sorunları. Türkiye bir avuç tefecinin kucağında, ekonomide sıkıntı var. Adaylık en son konuşulacak şey. Birinci öncelik adaylık olursa AKP’den farkımız olmaz. Tek adam rejiminin Türkiye’yi getirdiği nokta belli” dedi.

“Her alanda hazırız”

“CHP, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hazır mı” sorusunu yanıtlayan kurmaylar, şunları söyledi:

“Biz zaten yerel seçim bittikten sonra sahada kalmaya devam ettik. Sadece seçim dönemlerinde değil her zaman çalıştık. Pandemide bile sahadaydık ve Türkiye’nin temel sorunlarının nasıl çözüleceğini anlatıyorduk. Aday kim olursa olsun saha çalışmalarımızda bir değişiklik olmayacak ve bu tempoda devam edecek. CHP her zaman sahada olduğu için hazır. Sandık güvenliğinden projelere kadar hazırız.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında, altılı masanın kendi ismi üzerinde uzlaşması durumunda Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına ilişkin soruya, “Hazırım. Zaten devletin nasıl yönetilmesi gerektiği belli” diye yanıtı vermişti.

Paylaşın

Goldman Sachs’dan Dikkat Çeken Rapor: Piyasa Krizi Küçümsüyor

ABD merkezli çokuluslu yatırım bankası Goldman Sachs, yayınladığı son raporunda, piyasanın içinde bulunulan krizi küçümsediği belirtilerek, “Biz bu krizin 1970’lerdeki petrol krizinden daha derin olacağını öngörüyoruz” ifadelerine yer verdi.

Goldman Sachs analistlerine göre, Avrupalı hane halklarının enerji faturaları tepe yapacakları 2023 ilk çeyreğe kadar 2 trilyon euro artacaklar.

Avrupalı hane halklarının enerji faturaları tepe yaptıklarında Avrupa’nın toplam gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYH) yüzde 15’i civarına ulaşacaklar.

Piyasanın içinde bulunulan krizi küçümsediğini de savunan analistler, “Biz bu krizin 1970’lerdeki petrol krizinden daha derin olacağını öngörüyoruz” ifadelerini kullandılar.

Goldman Sachs raporunda enerji üretimine fiyat sınırı getirilmesi halinde AB’nin enerji faturalarında 650 milyar euro civarında tasarruf olabileceğini de belirtti.

Fitch’ten Euro Bölgesi’ne ‘resesyon’ uyarısı 

Öte yandan Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Kuzey Akım’ üzerinden gaz sevkiyatının durması Euro Bölgesi’nde resesyon olasılığını artırdığı uyarısında bulundu.

Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan açıklamada, Kuzey Akım boru hattının tamamen kapatılmasının 2023’te Eurp Bölgesi Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nda (GSYH) kuruluşun haziran ayında yaptığı tahminlere kıyasla 1.5-2 puanlık düşüşe neden olacağı öngörüldü.

Fitch, haziran ayında yaptığı tahminlerde, Euro Bölgesi ekonomisinin bu yıl yüzde 2.6 ve 2023’te yüzde 2.1 büyümesinin beklendiğini açıklamıştı.

Açıklamada, Kuzey Akım boru hattı üzerinden gaz arzının tamamen durmasının Euro Bölgesi’nde resesyon olasılığını daha da artırdığı kaydedildi.

Rus gazının durmasının etkilerinin Avrupa Birliği (AB) ülkeleri arasında farklılık göstereceği belirtilen açıklamada, Almanya gibi Kuzey Akım boru hattına yüksek bağımlı ve gaz kaynaklarını çeşitlendirmek için düşük seçeneklere sahip olan ülkelerin sınırlı manevra alanına sahip olduğu aktarıldı.

Açıklamada, yüksek doğalgaz fiyatlarının Avrupalı şirketlerin marjları ve nakit akışları üzerindeki baskıyı artırdığına işaret edilerek, bölgedeki gübre ve metal şirketlerinin uluslararası emsallerine kıyasla üretim ve rekabet gücünün azalması riskleriyle karşı karşıya olduğu ifade edildi.

Rus enerji şirketi Gazprom, 2 Eylül’de, Kuzey Akım boru hattından doğalgaz sevkiyatının belirsiz bir süreliğine durdurulduğunu açıklamıştı.

Paylaşın

E-Sigara Şirketi Juul’a 438 Milyon Dolar Ceza

E-sigara şirketi Juul’a, 18 yaş altı gençlere reklam yaptığı gerekçesiyle ABD’de 438,5 milyon dolarlık ceza verildi. Şirket cezayı 6-10 yıl vade ile ödeyecek ve bu gelir tütün kullanımıyla mücadeleye harcanacak.

BBC Türkçe’de yer alan habere göre, Juul’un ABD yargısıyla vardığı uzlaşma gereği 30 eyalette de çeşitli reklam yasakları uygulanacak.

Bunlardan biri de 35 yaş altı kişilerin reklamlarda kullanılamaması olacak. Juul’un ABD’de satışının tamamen yasaklanması da mümkün.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi Haziran’da Juul ürünlerinin sağlığa etkisine dair yeterli veri olmadığı gerekçesiyle satışları yasaklama kararı aldı.

Juul kararı temyize götürdüğü için bu karar henüz uygulamaya konmadı.

Şirkete karşı çeşitli eyaletlerde açılmış bireysel davalar da bulunuyor.

Juul ise 2019 yılında pazarlama stratejilerini değiştirdiklerini ve bu kararın da eski stratejilerine yönelik olduğunu söyledi.

Şirket, yasaklama girişimi hakkında ise, sundukları tüm veriler ve belgeler incelenince bu karardan vazgeçileceğine inandıklarını belirtti.

Juul ABD’de ergenler arasında e-sigara kullanımının patlamasına yol açan şirket olarak gösteriliyordu.

2019’da lise öğrencilerinin çeyreğinden fazlası e-sigara içiyordu.

Öte yandan bu oran sonraki yıllarda azalmaya başladı.

O dönem açılan soruşturmada, 19 yaş altına bu ürünlerin satışı yasak olsa da şirketin ergenlere yönelik pazarlamaya büyük bir önem verdiği ortaya çıkmıştı.

Connecticut Başsavcısı William Tong, “Juul’un utanmazca pazarlama stratejisi nikotin bağımlısı yeni bir nesil yarattı” dedi.

Paylaşın