Küresel Isınma: Buzulların Erimesi Salgınlara Neden Olabilir Mi?

Küresel ısınmanın sürdüğü ortamda bilim insanları, iklim değişikliğinin yeni virüsler ve dolayısıyla gelecekte patlak vermesi olası salgınlar üzerinde nasıl bir rol oynadığını anlamaya çalışıyor. Yeni yayınlanan bir araştırma, Arktik bölgesinde buzulların erimesinden etkilenen göllerde virüslerin farklı canlılara bulaşabildiğini ortaya koydu. Buna rağmen, Arktik bölgesinde salgın riski düşük.

Northumbria Üniversitesi’nde çevre mikrobiyolojisi alanında çalışan David Pearce, viral yayılma olaylarının pandemilere yol açması riskinin “gözden kaybolan derecede düşük” olduğunu vurguladı. Pearce, insanları etkileyebilecek bir virüs için ihtiyaç olan biyolojik koşulların Arktik bölgesinde mevcut olmadığını vurguladı.

Kutup ekosistemi alanında çalışmalar yürüten Pearce, “Ben derin buzulaltı göllerinden gelen suyu hiç tedirgin olmadan içiyorum çünkü buradaki herhangi bir şeyin daha önce insan vücudu ile karşılaşmış olması veya bir insan vücudunda yaşama adapte olabilme ihtimali son derece düşük” diye konuştu.

Son yirmi yılda yaşanan epidemilerin bir kısmı “viral yayılma”, yani bir virüsün yeni bir taşıyıcıya sürdürülebilir biçimde bulaşması sonucu meydana geldi. Koronavirüs pandemisinin yanı sıra SARS, MERS ve H1N1 salgınları, virüsün hayvanlardan insanlara geçmesi sonucu doğan kamu sağlığı krizlerine birkaç örnek.

Nature Communications adlı bir bilim dergisinde 2018 yılında yayınlanan bir araştırma, Arktik bölgesindeki en büyük göl olan Hazan Gölü yakınlarında, küresel ısınmanın buzulların kitlesel biçimde erimesine yol açtığını ortaya koymuş, bunun da “buzulların erimesi sonucu oluşan sular, çökelti, organik karbon ve atıklarda 10 kat artışa” yol açtığı belirlenmişti.

19 Ekim tarihinde yayımlanan başka bir bilimsel çalışmanın bulgularına göre ise bilim insanları, viral yayılma olaylarının Arktik bölgesinin yüksek kısımlarında halihazırda gerçekleşmeye başlamış olabileceğini gösterdi. Söz konusu bölge, dünya tarihinde buzulların en hızlı biçimde eridiği bölge olma özelliğini taşıyor.

Gölde kapsamlı araştırma

Araştırma kapsamında Kanada’daki Ottawa Üniversitesi’nden araştırmacılar, Kuzey Kutup dairesinin kuzey kısmında bulunan gölde, boşta salınan çökelti örnekleri ve gölün tabanından toprak numunesi topladı. Söz konusu numunelerden DNA ve RNA çıkarsaması yapan araştırmacılar, gölde ne tür virüs ve virüs taşıyıcıların mevcut olduğu sorusuna yanıt aradı. Daha sonra bu virüsler ve taşıyıcılar için “hayat ağaçları” yaratan bilim insanları, bunların ne tür spesifik genetik özellikler taşıdıklarını belgeledi.

Bu “hayat ağaçları” sayesinde gölün farklı kısımlarından topladıkları numuneler arasında genetik açıdan benzerlikler olup olmadığını belirleyen bilim insanları, bir yayılma olayının gerçekleşip gerçekleşmediğini anlamaya çalıştı.

Buzul erimesinden etkilenen gölden topladıkları numuneler arasında büyük farklar olduğunu tespit eden araştırmacılar, bu çerçevede göldeki viral yayılma riskinin yüksek olduğu sonucuna vardı. Dolayısıyla araştırmanın bulguları, buzul erimesinin gerçekleştiği yerlerde viral yayılmanın, yani bir virüsün farklı organizmalara bulaşması olgusunun meydana gelmesi riskinin mevcut olduğunu ve hatta bunun halihazırda gerçekleşmeye başlamış olabileceğini ortaya koyuyor.

Pandemi riski düşük

Araştırmayı yürüten bilim insanları, viral yayılma riskinin doğrudan pandemi riskiyle aynı anlama gelmediğine dikkat çekti. Araştırmacılar, yüksek Arktik bölgesinde pandemi benzeri olguların meydana gelme riskinin, “virüsler ve ‘köprü vektörleri’ eş zamanlı olarak aynı yerde bulunmadığı için” düşük olduğuna vurgu yaptı. ‘Köprü vektörleri’, yeni virüslerin insanlara bulaşmasına neden olan organizmalara verilen ad.

Öte yandan araştırmacılar, iklim değişikliğinin türleri ve yaşam alanlarını etkilemeyi sürdüreceğini ve bunun sonucunda da viral yayılmaya vesile olabilecek yeni vektörlerin ortaya çıkabileceğine vurgu yaptı. Ancak bu tür bir olayın gerçekleşmekte olduğuna dair henüz bir ibare yok.

Northumbria Üniversitesi’nde çevre mikrobiyolojisi alanında çalışan David Pearce, viral yayılma olaylarının pandemilere yol açması riskinin “gözden kaybolan derecede düşük” olduğunu vurguladı. Pearce, insanları etkileyebilecek bir virüs için ihtiyaç olan biyolojik koşulların Arktik bölgesinde mevcut olmadığını vurguladı.

Kutup ekosistemi alanında çalışmalar yürüten Pearce, “Ben derin buzulaltı göllerinden gelen suyu hiç tedirgin olmadan içiyorum çünkü buradaki herhangi bir şeyin daha önce insan vücudu ile karşılaşmış olması veya bir insan vücudunda yaşama adapte olabilme ihtimali son derece düşük” diye konuştu.

“İklim değişikliği pandemi riskini artırıyor”

Sydney Üniversitesi’nde evrim biyolojisi ve viroloji alanında çalışan Edward Holmes, “İklim değişikliğinin pandemi riskini artırdığına yüzde yüz katılıyorum. Ancak bunun, eriyen buzulların pandemi riski doğurduğu anlamına geldiğini düşünmek saçmalık” değerlendirmesinde bulundu.

Holmes, “Araştırma kapsamında bulunan virüslerin hiçbiri, insanlara veya hatta memelilere bulaşabilecek türden değil. Bunların büyük çoğunluğu, bitki veya mantar virüsleri. Nitekim dünyanın her yerinde alacağınız her numune böyledir” diye konuştu.

Pearce, pandemilerin Arktik gibi bölgeler yerine nüfusun daha yoğun olduğu bölgelerde ortaya çıkma riskinin çok daha yüksek olduğuna dikkat çekti:

“Pandemiye yol açmaya yatkın virüsler, normalde yüksek biyoçeşitlilik ve insanlarla yakın etkileşim içerisindeki hayvan yoğunluğunun yüksek olduğu yerlerden gelir. Yaşanan iklim değişikliğine rağmen, bunun Arktik’in yüksek kısımlarında gerçekleşme olasılığı çok düşük. Beni tropikal ve subtropikal bölgeler daha çok endişelendiriyor.”

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’ın ‘Referandum’ Çağrısına İYİ Parti’den ‘Seçim’ Yanıtı

İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başörtüsü için “referanduma götürelim, millet karar versin” çağrısına, “Milletimiz bugün bir referandum değil, derhal seçim sandığını beklediğine inanıyoruz” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya’da Battalgazi Devlet Hastanesi, Hekimhan Tünelleri, Kuru Kayısı Lisanslı Depo ve Borsası ile Yapımı Tamamlanan Diğer Projelerin Toplu Açılış Töreni’nde konuştu.

Başörtüsü tartışmalarına değinen Erdoğan, “referanduma gitme” çağrısı yaptı. Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“CHP Genel Başkanı milletimizin kabuk bağlamış, başörtüsü tartışmasını yeniden açtı. Bu tartışma vesilesiyle milletimizin sahip olduğu tüm haklar gibi başörtüsü özgürlüğünü de hazmedemeyenlerin yüzlerindeki sahte maskenin aralandığını gördük. Biz kadınlarımızı başı açık veya kapalı diye sınıflandırmadık. Birileri bunu aşabilmiş değil.

Başörtüsü özgürlüğünü anayasa güvencesi altına alalım. Bakalım gelebilecek mi? Biz hazırlıkları yaptık. Bu anayasa değişikliğini Meclis’e göndereceğiz. Maksat tüm milletimiz bunu görsün. Yandaşlarını da tanısın, altılı masayı da tanısın.

Hayati bir diğer konu olan sapkın akımların dayatmalarına karşı bir anayasa değişikliğini hazırladık. Meclis’e sunulan teklif kabul edilirse Türkiye için önemli bir kazanım olur. Aksi yönde bir durum olursa ülkemizi sivil, özgürlükçü anayasaya kavuşturma mücadelemizi seçimden sonra sürdüreceğiz. Hadi sıkıyorsa bu işi referanduma götürelim. Bu işin kararını millet versin.”

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu açıklamasına sosyal medyadan cevap verdi.

Zorlu, Erdoğan’ın yeni anayasaya için referandum çağrısına, “Milletimizin zor ve çetin günler yaşadığı bugünlerde kapanmış tartışmaların siyasi saiklerle yeniden gündeme getirilmesi çabasının ülkemize bir kazanç getirmeyeceğine inanıyoruz. Bu doğrultuda milletimizin bugün bir referandum değil, derhal seçim sandığını beklediğine inanıyoruz” karşılığını verdi.

“Var mı sende o cesaret?”

Öte yandan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başörtüsüyle ilgili yaptığı referandum çağrısına yanıt verdi.

Sosyal medya hesabından cevap veren Kılıçdaroğlu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ı kastederek, “Ne oldu, çakma Orban’lık mı yapacaksın Erdoğan? Burası Türkiye, Macaristan değil.

Kanun teklifini destekle, ne referandumu… Kaçmazsan bu iş çözülür; erkekler kadınların giyim kuşamını konuşamaz hale gelir. Var mı sende o cesaret?” dedi.

Paylaşın

Avrupa Polis Teşkilatı Europol: Avrupa’yı Kokain Dalgası Vuruyor

Avrupa Polis Teşkilatı Europol İletişim Direktörü Ja Op Gen Ooorth, son dört yılda Batı Avrupa’da her yıl rekor miktarda kokain ele geçirildiğini belirterek, “2021’de en az 240 ton kokaine el konuldu. Yani piyasada çok fazla kokain var” dedi.

Birleşmiş Milletler, koka ekimi ve üretimindeki artışı temel olarak “bölgesel kırılganlık”, “artan küresel talep” ve bu ticaretten kazanç sağlayan “silahlı aktörlerin varlığına” bağlıyor.

Europol İletişim Direktörü Ja Op Gen Ooorth Hollanda’nın Amsterdam şehrinde düzenlediği basın toplantısında çeşitli organize suç şebekelerinin düşünülenden daha iyi bir şekilde organize olduğunu ve şiddete gözle görülür şekilde daha fazla başvurduğunu belirtti.

“Son dört yılda Batı Avrupa’da her yıl rekor miktarda kokain ele geçirildi” diyen İletişim Şefi, “2021’de en az 240 ton kokaine el konuldu. Yani piyasada çok fazla kokain var” açıklamasında bulundu.

Kokain kaçakçılığının Avrupa’da yılda 5,7 milyar euro gelir yarattığını belirten Europol, mayıs ayında yayınladığı raporunda kokain ve metamfetamin kaçakçılığının kıta genelinde “şiddeti körüklediğini ve pazarın hızla büyüdüğünü” belirtmişti.

Europol ile İspanyol güvenlik güçlerinin ortak çalışması sonrası ülkede büyük bir uyuşturucu şebekesine darbe vurulmuştu. Çoğunlukla Suriye’den geldiği belirtilen kişiler tarafından yönetilen örgütün kokain ve esrar satışı sayesinde yılda yaklaşık 300 milyon euro kara para akladığı tahmin ediliyor.

Kokainin menşei Güney Amerika

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi’nin son raporuna göre dünyanın en büyük kokain üreticisi, konumundaki Kolombiya’da 2021’de 204 bin hektar koka tarlası tespit edildi. Bu alanın 2020’ye kıyasla yüzde 43 oranında arttığı raporun vurguladığı konuların başında geliyor. Kolombiya’nın ardından Peru ve Bolivya’da da kokain üretiminin hızla arttığının altı çiziliyor.

Koka tarlalarının artması aynı zamanda kokain üretiminin de artması anlamına geliyor. Dünyanın en büyük kokain tüketicisi olan Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’ya taşınan kokain miktarı bin 10 tondan bin 400 tona yükseldi.

Birleşmiş Milletler, koka ekimi ve üretimindeki artışı temel olarak “bölgesel kırılganlık”, “artan küresel talep” ve bu ticaretten kazanç sağlayan “silahlı aktörlerin varlığına” bağlıyor.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Başörtüsü’ İçin Referandum Çağrısı; Kılıçdaroğlu’ndan Yanıt

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başörtüsü için “referanduma götürelim, millet karar versin” çağrısına CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Kanun teklifini destekle, ne referandumu… Kaçmazsan bu iş çözülür” şeklinde yanıt verdi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malatya’da Battalgazi Devlet Hastanesi, Hekimhan Tünelleri, Kuru Kayısı Lisanslı Depo ve Borsası ile Yapımı Tamamlanan Diğer Projelerin Toplu Açılış Töreni’nde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na seslendi ve “Ya aday olup bizim karşımıza çık ya da adayın kimse onu bilelim” dedi. Başörtüsü tartışmalarına da değinen Erdoğan, “referanduma gitme” çağrısı yaptı. Erdoğan’ın konuya ilişkin açıklaması şöyle:

“CHP Genel Başkanı milletimizin kabuk bağlamış, başörtüsü tartışmasını yeniden açtı. Bu tartışma vesilesiyle milletimizin sahip olduğu tüm haklar gibi başörtüsü özgürlüğünü de hazmedemeyenlerin yüzlerindeki sahte maskenin aralandığını gördük. Biz kadınlarımızı başı açık veya kapalı diye sınıflandırmadık. Birileri bunu aşabilmiş değil.

Başörtüsü özgürlüğünü anayasa güvencesi altına alalım. Bakalım gelebilecek mi? Biz hazırlıkları yaptık. Bu anayasa değişikliğini Meclis’e göndereceğiz. Maksat tüm milletimiz bunu görsün. Yandaşlarını da tanısın, altılı masayı da tanısın.

Hayati bir diğer konu olan sapkın akımların dayatmalarına karşı bir anayasa değişikliğini hazırladık. Meclis’e sunulan teklif kabul edilirse Türkiye için önemli bir kazanım olur. Aksi yönde bir durum olursa ülkemizi sivil, özgürlükçü anayasaya kavuşturma mücadelemizi seçimden sonra sürdüreceğiz. Hadi sıkıyorsa bu işi referanduma götürelim. Bu işin kararını millet versin.”

“Var mı sende o cesaret?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başörtüsüyle ilgili yaptığı referandum çağrısına yanıt verdi.

Sosyal medya hesabından cevap veren Kılıçdaroğlu, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ı kastederek, “Ne oldu, çakma Orban’lık mı yapacaksın Erdoğan? Burası Türkiye, Macaristan değil.

Kanun teklifini destekle, ne referandumu… Kaçmazsan bu iş çözülür; erkekler kadınların giyim kuşamını konuşamaz hale gelir. Var mı sende o cesaret?” dedi.

Paylaşın

Tek Golle Kazanan Fenerbahçe, Liderliğe Yükseldi

Süper Lig’in 11. haftasında Fenerbahçe ile Başakşehirspor, Şükrü Saraçoğlu’nda karşı karşıya geldi. Zirve yarışını yakından ilgilendiren mücadelede Fenerbahçe, Rossi’nin golüyle sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / Fenerbahçe, bu sonuçla Süper Lig’de puanını 23’e çıkardı ve liderliğe yükseldi. Başakşehirspor ise 20 puanda kaldı.

Fenerbahçe ile Başakşehirspor arasında 2007-2008 sezonundan bu yana oynanan 29 maçta Fenerbahçe 15, Başakşehirspor ise 11 galibiyet elde etti. Üç müsabaka ise berabere sonuçlandı. Bu maçlarda Fenerbahçe 40 gol atarken, Başakşehirspor ise 32 kez fileleri havalandırdı.

Karşılaşmadan dakikalar

5. dakikada Migeul Crespo’nun sol kanattan ortasında arka direkte iyi yükselen Enner Valencia’nın kafa vuruşunda top kalenin üzerinden dışarıya gitti.

19. dakikada Medipol Başakşehir atağında sağ kanatta topu alan Traore’nin topla ilerleyip ceza sahası içine girip müsait pozisyonda yaptığı vuruşta top kalenin yanından dışarı çıktı.

21. dakikada paslaşmalar sonrası ceza sahası sağ çaprazında topla buluşan Batshuayi’nin çalımların ardından yerden içeri gönderdiği ve hiçbir sarı-lacivertli oyuncunun dokunamadığı top, taç çizgisine yöneldi.

31. dakikada İrfan Can Kahveci, Lucas Biglia’dan sıyrılıp, ceza yayından yaptığı plase vuruşta kaleci Volkan Babacan topu kornere çeldi.

32. dakikada Ferdi Kadıoğlu’nun sol kanattan ortasında ceza sahası içinde Michy Batshuayi’nin kafa vuruşunda kaleci Volkan Babacan topu kornere çeldi.

37. dakikada sol kanatta İrfan Can Kahveci’nin pasında topla buluşan Lincoln Henrique’nin ortasına Valencia iyi yükseldi. Bu oyuncunun kafa vuruşunda, meşin yuvarlak defansa çarparak kornere çıktı.

42. dakikada Migeul Crespo’nun sağ kanattan kullandığı serbest vuruşta arka direkte Gustavo Henrique’nin indirdiği topla kale önünde buluşan Serdar Aziz’in vuruşunda top dışarıya çıktı.

49. dakikada Medipol Başakşehir atağında Stefano Okaka’nın pasında sağ kanatta topu alan Bertrand Traore’nin ceza yayının sağından vuruşunda top kalenin üzerinden dışarıya gitti.

70. dakikada Crespo’nun ceza sahası dışından sol çaprazdan kullandığı serbest atışta arka direkte iyi yükselen Serdar Aziz kafayla topu içeri çevirdi. Arao’nun kafa vuruşunda, meşin yuvarlak defanstan döndü.

79. dakikada Willian Arao’nun ceza yayının sağından uzak köşeye vuruşunda top dışarı gitti.

82. dakikada Emre Mor’un pasında ceza sahası içinin solunda topla buluşan Lincoln’un çaprazdan vuruşunda Leo Duarte son anda topu kornere gönderdi.

84. dakikada Willian Arao’nun pasında topu alan Diego Rossi’nin ceza yayının solundan yaptığı plase vuruşta meşin yuvarlak ağlara gitti. 1-0

90+3. dakikada sağ kanattan Philippe Keny’nin ortasında ceza sahası içinde topu alan Danijel Aleksic’in vuruşunda kaleci Altay Bayındır meşin yuvarlağı kornere gönderdi.

Stat: Şükrü Saraçoğlu

Hakemler: Zorbay Küçük, Mustafa Emre Eyisoy, Kemal Yılmaz

Fenerbahçe: Altay Bayındır, Serdar Aziz, Gustavo Henrique, Szalai, Ferdi Kadıoğlu (Dk. 90+1 Osayi-Samuel), Lincoln Henrique, İsmail Yüksek (Dk. 68 Arao), Crespo, İrfan Can Kahveci (Dk. 74 Emre Mor), Valencia (Dk. 74 Pedro), Batshuayi (Dk. 74 Rossi)

Başakşehirspor: Volkan Babacan, Ömer Ali Şahiner, Mahmut Tekdemir, Duarte, Hasan Ali Kaldırım, Biglia, Deniz Türüç (Dk. 87 Szysz), Berkay Özcan (Dk. 87 Keny), Traore (Dk. 80 Aleksic), Serdar Gürler (Dk. 60 Münir), Okaka

Gol: Dk. 84 Rossi (Fenerbahçe)

Paylaşın

Trabzonspor Kazanmasını Bildi

Süper Lig’in 11. haftasında Trabzonspor ile Sivasspor, Şenol Güneş Spor Kompleksi’nde karşı karşıya geldi. Trabzonspor, karşılaşmanın 9. dakikasında Marek Hamsik’in attığı golle sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Haber Merkezi / 2 maçlık aradan sonra galibiyet sevinci yaşayan Trabzonspor, puanını 21’e çıkardı. Sivasspor ise 10 puanda kaldı.

Sahasında 592 gündür mağlup olmayan Trabzonspor, ligde sahasındaki yenilmezlik serisini de 30 maça taşıdı.

Karşılaşmadan dakikalar

9. dakikada Bakasetas’ın şutunda savunmadan dönen topu ceza yayı üzerinden Hamsik, düzgün bir vuruşla kaleci Ali Şaşal Vural’ın solundan filelere gönderdi: 1-0

15.dakikada Mua N’jie’nin sağ taraftan ceza sahası içine ortasında Yatabare’nin kafa vuruşunda top Uğurcan Çakır’da kaldı. 17. dakikada Njie’nin uzak mesafeden şutunda, kaleci Uğurcan Çakır’ı geçen top üst direkten oyun alanına döndü.

21.dakikada Dia Sabi’a’nın pasıyla kaleci ile karşı karşı kalan Mua N’jie’nin vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Uğurcan Çakır ayaklarından döndü.

30. dakikada Yatabare’nin ceza alanı sağ çaprazından şutunda kaleci Uğurcan Çakır, yatarak topu çelmeyi başardı.

49. dakikada Gbamin’in pasında ceza sahası çizgisine yakın yerde topla buluşan Gomez’in yerden vuruşunda kaleci Ali Şaşal, sağına gitmekte olan meşin yuvarlağa müdahale ederek tehlikeyi önledi.

52. dakikada Erdoğan Yeşilyurt’un ceza alanı dışından şutunda, kaleci Uğurcan Çakır, yatarak topu çeldi. 60. dakikada Dia Sabi’A’nın ortasında Yatabare’nin kafa vuruşunda meşin yuvarlak kaleci Uğurcan Çakır’ın solunda auta çıktı.

65. dakikada Hakan Arslan’ın ceza sahası içine ortasında Yatabare’nin kafa vuruşunda top kaleci Uğurcan Çakır’da kaldı.

71. dakikada Bartra’nın uzak mesafeden şutunda kaleci Ali Şaşal Vural, güçlükle tehlikeyi önledi. 87. dakikada Bardhi’nin kullandığı serbest atışta, kaleci Ali Şaşal Vural, güçlükle topu kornere çeldi.

Stat: Şenol Güneş Spor Kompleksi

Hakemler: Abdulkadir Bitigen, Serkan Ok, Kamil Çetin

Trabzonspor: Uğurcan Çakır, Larsen, Bartra, Hugo, Eren Elmalı, Gbamin, Hamsik (Bardhi dk.74), Bakasetas (Siopis dk.74), Trezeguet (Doğucan Haspolat dk. 90), Umut Bozok (Abdulkadir Ömür dk.57), Gomez

Sivasspor: Ali Şaşal, Murat Paluli (Gradel dk. 63), Goutas, Caner Osmanpaşa, Uğur Çiftçi, Hakan Arslan, Charisis (Keita dk. 63), Mua N’je (Angielski dk. 84), Dia Sabi’A, Erdoğan Yeşilyurt (Alaaddin Okumuş dk. 88), Yatabare

Gol: Hamsik (dk. 9) (Trabzonspor)

Paylaşın

İran’da Şiddetli Protestolar; Ülkenin Güneydoğusu Karıştı

İran’da “başörtüsünü düzgün bağlamadığı” gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Jîna Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestolar devam ederken, ülkenin güneydoğusunda şiddetli protestolar patlak verdi. İran devlet medyası, göstericilerin bankalara saldırdığını bildirdi.

Protestolar, İran’da üst düzey bir din adamının ülke genelinde göstericilere karşı sert önlemler alınması çağrısında bulunmasının ardından başladı.

İl Emniyet Müdürü Ahmad Taheri’nin resmi haber ajansı IRNA’ya yaptığı açıklamaya göre, bugün Zahidan kentinde göstericilerin taş atması ve bankalara saldırmasının ardından polis “isyancı” olarak tanımladığı en az 57 kişiyi gözaltına aldı.

Devlet televizyonu 300 kadar protestocunun Cuma namazından sonra kentte yürüyüşe geçtiğini duyurdu; camları kırılmış banka ve dükkanları gösterdi.

Sosyal medyada yayınlanan videolarda binlerce protestocunun Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’e atfen “Diktatöre ölüm” ve protestoları bastırmak için yaygın olarak kullanılan Besic milislerine atfen “Besiclere ölüm” sloganları attığı iddia edildi. Reuters haber ajansı bu videoları doğrulayamadı.

Zahidan, İran’ın Beluç azınlığına evsahipliği yapan ve huzursuzluğa sahne olan güneydoğu eyaleti Sistan ve Belucistan’ın başkenti. Uluslararası Af Örgütü, güvenlik güçlerinin 30 Eylül’de Zahidan’da Cuma namazı sonrasında gerçekleştirdiği şiddetli müdahalede en az 66 kişiyi öldürdüğünü açıklamıştı.

Pakistan ve Afganistan sınırındaki Sistan ve Belucistan, Şii ağırlıklı hükümete karşı Sünni Müslüman militanların yuvası olarak biliniyor.

Tahran’da sertlik yanlısı din adamı Ahmed Hatemi, “Yargı, ulusa ihanet eden ve düşmanın değirmenine su taşıyan isyancılara öyle bir muamele etmelidir ki, başkaları bir daha isyan etmeye heveslenmesin” dedi.

İran devlet medyasına göre bir Cuma namazı hutbesinde konuşan Hatemi,”Kandırılmış çocuklara bir hafta sokakta kalırlarsa rejimin düşeceğini söylediler. Rüya görmeye devam edin!” diye konuştu.

İran, olaylardan “yabancı düşmanlarla” bağlantılı “haydutları” sorumlu tutuyor.

Ülke çapındaki protestolar, 1979 devriminden bu yana İran’ın dini yöneticilerine karşı en cesur meydan okumalardan birine dönüştü. Protestocular İslam Cumhuriyeti’nin yıkılması çağrısında bulunsa da protestolar sistemi devirmeye yakın görünmüyor.

Sosyal medyada yayınlanan ve kuzeybatıdaki Tebriz’den olduğu söylenen videolarda protestocuların bugün kendilerini dağıtmak için göz yaşartıcı kullanan çevik kuvvet polisine “Utanç verici!” diye bağırdıkları görülüyor.

İran’ın en kalabalık altıncı şehri olan Tebriz’de çok sayıda Azeri etnik azınlık yaşıyor.

Aktivist haber ajansı HRANA yaptığı bir paylaşımda olaylarda 32’si çocuk olmak üzere 244 protestocunun öldüğünü bildirdi.

Ajans, düne kadar 114 şehir ve kasaba ile 81 üniversitede düzenlenen protestolarda 28 güvenlik gücü mensubunun öldürüldüğünü ve 12 bin 500’den fazla kişinin tutuklandığını belirtti.

Bu arada Amerikalı haber kanalı CNN, Beyaz Saray’ın milyarder Elon Musk ile SpaceX’in uydu internet hizmeti Starlink’in İran’da kurulması konusunda görüşmeler yaptığını bildirdi.

Uydu tabanlı geniş bant hizmeti, İranlılar’ın internete ve bazı sosyal medya platformlarına erişim konusunda hükümetin getirdiği kısıtlamaları aşmalarına yardımcı olabilir. İranlı aktivistler, kısıtlamalar nedeniyle protesto videolarının geciktiğini söylüyor.

Almanya da İran için bir seyahat uyarısı yayınlayarak, özellikle çifte uyruklular için keyfi olarak tutuklanma ve uzun hapis cezalarına çarptırılma riskinin bulunduğunu kaydetti. Bugünkü duyuru, Berlin’in geçen ay şiddetle karşı çıktığı İran seyahati için uyarı seviyesini yükseltti.

İki gün önce Fars haber ajansı, güvenlik güçlerinin protestolara katıldıkları gerekçesiyle aralarında Amerikan, İngiliz ve Fransız vatandaşlarının da bulunduğu 14 yabancıyı tutukladığını duyurmuştu.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan İktidara “Siyaset Zenginleşme Aracı Değildir” Tepkisi

Partisinin düzenlediği “Belediye Başkanları Çalıştayı” açılışında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Siyaset zenginleşme aracı değildir. Halka hizmet için gelir, zenginleşmek için gelmez oraya. Bu anlayışı değiştirmek zorundayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir yüzyılı devirdik. Bir yüzyılın bize bıraktığı miras nedir? Komşularımıza bakalım hepsiyle kavgalıyız. Yeni bir anlayış, yeni bir ufuk. Ahlaki temelde yükselen bir anlayışı kast ediyorum. Erdemden, irfandan, bilgiden, birikimden bahsediyorum. Üniversiteleri bilgi üretmeyen bir ülkenin büyüme şansı yoktur. Teknolojinin gelişmediği bir ülkede siz dünyada rekabet edemezsiniz. Dolayısıyla her birimizin oturup düşünmesi lazım. Eğer bir siyasetçi söz veriyorsa yerine getirmesi lazım. Yerine getirmiyorsa halkın önüne çıktığı zaman hangi gerekçe ile yerine getirmediğini oturup anlatması lazım”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Sivas’ta gerçekleştirdiği Belediye Başkanları Çalıştayı’nın açılışında konuştu.  Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın işletilmesinin yılan hikayesine döndüğünü savunan Kılıçdaroğlu, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“Kendi kaderimizi belirleyeceksek, daha huzurlu bir Türkiye’de yaşayacaksak yeni bir anlayışın egemen olması lazım. Siyaset zenginleşme aracı değildir. Halka hizmet için gelir, zenginleşmek için gelmez oraya. Bu anlayışı değiştirmek zorundayız. Bir yüzyılı devirdik. Bir yüzyılın bize bıraktığı miras nedir? Komşularımıza bakalım hepsiyle kavgalıyız. Yeni bir anlayış, yeni bir ufuk. Ahlaki temelde yükselen bir anlayışı kast ediyorum.

Erdemden, irfandan, bilgiden, birikimden bahsediyorum. Üniversiteleri bilgi üretmeyen bir ülkenin büyüme şansı yoktur. Teknolojinin gelişmediği bir ülkede siz dünyada rekabet edemezsiniz. Dolayısıyla her birimizin oturup düşünmesi lazım. Eğer bir siyasetçi söz veriyorsa yerine getirmesi lazım. Yerine getirmiyorsa halkın önüne çıktığı zaman hangi gerekçe ile yerine getirmediğini oturup anlatması lazım.

Karadeniz’in Sivas üzerinden Anadolu’ya bağlayacak olan iki tünel söz verdiler, aradan yıllar geçti hala açılmadı. Niye açılmadı? Bunların Sivas’ı sevdiği falan yok. Sivas’ı çantada keklik görüyorlar. Sivaslı çantada keklik değildir. Bu tünellerin yapımına 2016’da başlanmış açılacağı söylenmiş 2021’de hala açılmıyor. Türkiye’de en çok köye sahip il Sivas. 1233 köyü var.

Sivas Merkez’de, Divriği’de, Hafik’te, Yıldızeli’nde 22 okulu yıkıyorlar yeni okul yapacağız diye. Bir okulun temeli bile atılmamış. Önünüze bir AK Partili veya MHP’li vekil gelirse, ‘Kemal Kılıçdaroğlu yapamadığınız 22 okulu temelini de biz atacağız, okulu da yapacağız. 6 ay içinde tamamını teslim edeceğiz’ dedi deyin. İki yıldır yapamıyorlar. Okul ya bu okul. Bir iktidar okul yapmaktan vazgeçmişse, Türkiye’yi orta çağ karanlığına sürükleyeceğim demektir.

Hızlı Tren sözü verdiler 2019’da gelecek diye. Nerede bu? Açık ve net söylüyorum. Bunlar sizden oy almak için yalan söylüyorlar, yalan. Bu kadar yalanın da arkasından gitmeyin. Niye yaptılar diye engel olan mı var? Sivaslı kardeşimin sorması lazım. Bir de benden oy istemeye geliyorsun demesi lazım.

Var olan iktidar sizi ayrı bir yere koyuyor. Sizi düşman gibi görüyor, nasıl engellerim diyor. Bütün belediye başkanı arkadaşlarım bütün şeyleri aşarak halka hizmet ediyor. Bütün engelleri aşıp, halka hizmet etme konusunda olağanüstü çaba harcayan belediye başkanlarımız Türkiye Cumhuriyeti tarihinde yerel yönetimlerde tarih yazıyorlar. Ekmeği olmayan ekmek, sütü olmayana süt, parası olmayana para, kirasını ödeyemeyene kira, her türlü yardım yapıldı. Aslında iktidarın oturup CHP’li belediyelere teşekkür etmesi lazım. ‘Sizin sayenizde bu ülkede derin bir yoksulluk çok fazla hissedilmiyor’ demesi lazım.

20 yılda yurt sorununu çözemediler. Kreş hizmetleri yoksul belediyelerden başlayarak bol miktarda kreş yapın. Eğitim destekleri var. Ayrıca kentlerde yaşamanın bir başka önemli noktası. Park, yeşil alan görmek isterler. Yeşil alan hizmetleri konusunda başkanlarımız önemli adımlar attılar. Yenilebilir enerji konusunda 57 belediyemiz hayata geçirdi, 19 belediyemiz de atıklardan enerji üreterek olabildiğince kendi maliyetlerini düşürmeye çalıyor.

Kadın yöneticide ciddi bir artış var. 1317 olan kadın yönetici sayısı 2010’a çıktı. Raylı sistemler konusunda da bütün engellemelere rağmen 11 raylı sistem hayata geçirildi. Belediyelerimiz tarafından 39 bin 572 üreticiye 4 bin 100 ton katı ve sıvı gübre desteğinde bulunuldu. İktidarın yapamadığını yapıyoruz. İktidarın beceremediğini beceriyoruz. Çiftçiyi perişan ettiler. Çiftçiyi perişan etmekten kurtarıyoruz ama bizim belediyelerimizin olduğu yerlerde.”

Paylaşın

TÜİK’in Bütçesi 1,2 Milyar TL’ye Yükseltildi: Yüzde 112’lik Artış

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bütçesi, 586 milyon TL’den, 1,2 milyar TL’ye yükseltildi. Böylece, TÜİK’in bütçe ödeneklerindeki bir yıllık artış yüzde 112 oldu. Kurumun mal ve hizmet alım harcamaları ödeneği de yüzde 165 artırıldı.

2022’ye 586 milyon TL ödenekle başlayan TÜİK, 2023’te bir milyar 244 milyon TL ödeneğe sahip olacak. Kurumun 2024 ödeneği bir milyar 500 milyon TL, 2025 ödeneği ise bir milyar 722 milyon TL olarak hesaplandı.

TÜİK’in bütçe ödeneklerindeki bir yıllık artış yüzde 112 oldu. Bu yıl 586 milyon TL olan bütçe, 1,2 milyar TL’ye çıktı. Kurumun mal ve hizmet alım harcamaları ödeneği de yüzde 165 arttı.

Açıkladığı enflasyon rakamları ile güvenilirliği konusunda kamuoyunda tartışmalara neden olan Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bütçesi, gelecek yıl için yüzde 112 artırıldı.

TÜİK 2023 Yılı Bütçe Teklifi, kurumun yüksek tutarlı hizmet alımlarına imza atacağını da ortaya koydu. TÜİK Bütçe Teklifi’ne göre, 2022’ye 586 milyon TL ödenekle başlayan TÜİK, 2023’te bir milyar 244 milyon TL ödeneğe sahip olacak. Kurumun 2024 ödeneği bir milyar 500 milyon TL, 2025 ödeneği ise bir milyar 722 milyon TL olarak hesaplandı.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre; 2022’de mal ve hizmet alım kalemi için 49 milyon TL ödenek alan TÜİK, 2023’te aynı harcama kalemi için yüzde 165 artışla 132 milyon TL alacak. Mal ve hizmet alımlarına 2024 yılında 155 milyon TL, 2025 yılında da 172 milyon TL harcanacak.

Her kalemde artış

TÜİK’in gelecek yılki bütçesinin büyük çoğunluğu personele gidecek. Buna göre, bu yıl 428 milyon TL’lik ödenek ayrılan personel gideri kalemi için 2023’te 882 milyon TL, 2024’te bir milyar 63 milyon TL ve 2025’te bir milyar 224 milyon TL olacak. TÜİK’in 2022 için 2 milyon 417 bin TL harcanan kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan transferler kalemi, gelecek yıl 5 milyon 618 bin TL’ye yükselecek.

2022 yılı için sermaye transferleri kaleminin içerisinde yer alan “mamul mal alımı” harcamasını 15 milyon 945 bin TL olarak belirleyen TÜİK, 2023’te bu rakamı ikiye katlayacak. Bütçe teklifine göre “mamul mal alımı” kalemine gelecek yıl 39 milyon 193 bin TL, 2024’te 38 milyon 205 bin TL ve 2025’te 46 milyon 516 bin TL harcanacak.

Paylaşın

HDP’li Mithat Sancar: Nüfus Mühendisliğinin Temelinde Irkçılık Yatıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Çocuk önemli. Bak PKK’nın 5 tane 10 tane 15 tane var” sözlerini eleştiren HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “O sözler anlık bir ifade, boş bulunmanın sonucu dile gelmiş birkaç cümleden ibaret görülemez. Bu, devletin inkarcı, asimilasyoncu politikalarının temelinde yatan bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu anlayış en teknik ve hafif tabirle nüfus mühendisliği olarak adlandırılabilir. Nüfus mühendisliği ülkede asimilasyoncu politikaları inkarı ve imhayı yerleştirmenin bir aracı olarak kullanılagelmiştir. Bu politikaların temelinde yatan da ırkçılıktır.” dedi ve ekledi:

“Buduncuları hatırlayın. Kürtleri nüfus olarak, kitle olarak, toplum olarak nasıl ırkçı bir anlayışla hedef aldılarsa, bugün AK Parti Genel Başkanı’nın ağzından dökülen cümleler de aynı anlama gelmektedir. Bizim mücadelemizin çok boyutlu olduğunu bu anlayışı tüm Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle birlikte gözler önüne serip aşmayı sorumluluğuyla karşı karşıya olduğumuzu iyi bilmemiz gerekiyor.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin il eşbaşkanları toplantısının açılışında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Partilileri Kürtçe selamladıktan sonra konuşmasına başlayan Sancar, daha önce 2022 yılının final yılı olacağını söylediklerini hatırlatarak, bu dönemin bir yol ayrımı olduğunu vurguladı. “Özgürlüğe, demokrasiye, barışa giden yolu mu inşa edeceğiz? Yoksa otoriter, despotik yönetimin daha da güçlenmesinin zeminimi güçlenecek?” diyen Sancar, bunu belirleyecek olanın toplumsal ve siyasi mücadele olduğunu söyledi.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, seçim gündemine de değinen Sancar, “Seçimler gündemde ve önemli. Hayati nitelikte ve kritik önemde. Seçim sadece oy kullanmaktan ibaret değildir. Seçimler aynı zamanda toplumsal ve siyasal mücadelelerin önemli bir mecrasıdır. Bizler seçimi toplumsal mücadelenin bir zemini ve mecrası olarak görüyoruz ama aynı zamanda halkla buluşmanın, örgütlülüğümüzü güçlendirmenin önemli bir imkanı olarak değerlendiriyoruz” dedi.

AK Parti’nin tekçi, yasakçı, sömürücü bir iktidar düzeni olduğunu kaydeden Sancar’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu düzenin inşa etmekte olduğu bir rejim gerçekliğiyle karşı karşıyayız. Bu rejimi istersiniz otoriteliği yerleştirme hedefiyle hareket eden bir rejim olarak tanımlayın, isterseniz faşizmi yerleştirme planının hedefi olarak tanımlayın, fark etmiyor sonuçta rejimi Türkiye’nin bütün halklarına baskı, zulüm, talan, sömürü dışında vadettiği hiçbir şey yoktur. Bu düzenin ve rejimin tepesindeki iktidarı ayakta tutan en önemli sütun hep vurguladığımız gibi çatışma ve savaş politikalarıdır. Sömürüyü de baskıyı ve zulmü de bu politikalar üzerine kurmaktadır. Savaş politikalarına karşı çıkmak önümüzde demokrasiyi, barışı, emeği ve özgürlüğü savunmanın temel şartıdır.

“Savaş politikaları bir kara delik gibidir”

Savaş politikalarının bu ülkede başta Kürt sorunu olmak üzere bütün toplumsal alanlarda nasıl büyük yaralar açtığına on yıllardır tanıklık ediyoruz. Bu yaralar savaş politikaları derinleştikçe büyüyor, acılar yaygınlaşıyor, yoksulluk ülkenin her tarafını sarıyor. Savaşla sömürü, savaşla acı, savaşla yara arasında doğrudan bağlantıyı göremezsek bu bütünlüğü esas alan bir mücadele hattı kuramazsak, bu iktidarı değiştirmek de kolay olmayacak, bu rejimden kurtulmak da kolay olmayacaktır. Savaş politikaları bir kara delik gibidir.

Kara delik insan canını, insanların enerjisini ülkenin kaynaklarını ve geleceğini yutan büyük bir tuzaktır. Aynı zamanda ülkenin devlet eliyle çeteleşmelere teslim edilmesinin zeminini güçlendiren bir alandır. Bu yüzden savaşa politikalarına karşı çıkmayı demokrasi ve barış, emek ve demokrasi mücadelesinin temeli olarak görüyoruz. Savaş politikaları yaygınlaştıkça her türlü kötülüğün yaygınlaştığını dünya tarihi bize sayısız örnekle göstermektedir. Savaş politikaları aynı zamanda ırkçılığı aynı zamanda suçları da beraberinde getirir. Ayrışmayı, kutuplaşmayı, sömürüyü derinleştirir. Son zamanlarda yaşadığımız birkaç olay bunu açıkça gözler önüne sermektir.

AK Parti Genel Başkanı’nın geçen gün çocuk sayısıyla ilgili söylediği sözler bunun çarpıcı bir örneğidir. O sözler anlık bir ifade, boş bulunmanın sonucu dile gelmiş birkaç cümleden ibaret görülemez. Bu, devletin inkarcı, asimilasyoncu politikalarının temelinde yatan bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu anlayış en teknik ve hafif tabirle nüfus mühendisliği olarak adlandırılabilir.

Nüfus mühendisliği ülkede asimilasyoncu politikaları inkarı ve imhayı yerleştirmenin bir aracı olarak kullanılagelmiştir. Bu politikaların temelinde yatan da ırkçılıktır. Buduncuları hatırlayın. Kürtleri nüfus olarak, kitle olarak, toplum olarak nasıl ırkçı bir anlayışla hedef aldılarsa, bugün AK Parti Genel Başkanı’nın ağzından dökülen cümleler de aynı anlama gelmektedir. Bizim mücadelemizin çok boyutlu olduğunu bu anlayışı tüm Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle birlikte gözler önüne serip aşmayı sorumluluğuyla karşı karşıya olduğumuzu iyi bilmemiz gerekiyor.

Aynı zamanda savaş politikalarıyla oluşan kara deliğin yarattığı vahim sonuçlar başka bir tartışmada da gündem geliyor. Bu da kimyasal silah kullanımı iddialarıdır. Ortada haberler ve önemli iddialar var. Bu iddialar yüzeysel açıklamalarla, tehditlerle geçiştirilemez. Bunların mutlaka bağımsız heyetlerce incelenmesi ve bu konudaki hakikatin ortaya çıkarılması gerekir.

Eğer bunların da üstü örtülür, geçiştirilirse bu ülkede savaş politikaları daha da derinleşecek, toplumsal yaralar daha da büyüyecek, sömürü düzeni daha da kökleşecektir. Bu düzenin değiştirmenin en önemli mücadele araçlarından biri hakikatin peşinde koşmaktır. Bütün bunlar için Türkiye halklarını bu belalardan kurtarmak için ısrarla Kürt sorununda demokratik çözümü savunuyoruz. Demokratik çözümün yolu da müzakere ve diyalogdan geçer.

“İktidar, İmralı üzerinden çeşitli manipülasyonlar yapmak istiyor”

Diyalog ve müzakere siyaset zemininden işleyecek en doğru çözüm yöntemidir. Bunu başarabilirsek ülkeyi bu beladan kurtarmayı başaracağız. HDP olarak üzerimize düşen sorumluluğu her alanda yerine getirmeye hazır olduğumuzu defalarca söyledik. Mücadelemizi de, politikalarımızı da bu hedefe göre belirliyoruz.

Yakın zamanda Eşbaşkanım Pervin Buldan’la beraber İmralı’ya açık ziyaret ve görüşme talebinde bulunduk. Talebimiz açık arkadaşlar, bizler barışın ve çözümün yolunu açacak böyle bir görüşmenin savaş politikalarını durdurmak bakımından büyük önem taşıdığını düşünüyoruz, buna inanıyoruz. Bu talebimizin bir sebebi daha var. İktidar İmralı üzerinden çeşitli manipülasyonlar yapmak istiyor.  Bu manipülasyonların çeşitli çevrelerde spekülasyon döngüsü yarattığını da görüyoruz.

HDP şeffaf politika yürütmeyi esas almış bir partidir. Bizler diyoruz ki bütün bu manipülasyonların ve spekülasyonların önünü almanın temel yolu tecridin sona ermesidir. Ayrıca bu hem evrensel hem iç hukukun bir gereğidir. Bizler çözüm için, barışın yolunu açmak için bu dönemde her türlü manipülasyon ve spekülasyonun önüne geçmek için bu görüşme talebinde bulunduk. Şimdi Adalet Bakanlığı’ndan cevap bekliyoruz.

Hatırlayacaksınız, bundan birkaç hafta önce bütün muhalefet partilerine heyetler oluşturarak İmralı’da görüşme yapma talebinde bulunmalarının en doğru yol olduğunu belirtmiştik. Şimdi bizler bu talebi kendi kurullarımızda tartışarak bir başvuruya dönüştürdük. Savaş politikalarına karşı barışın ve çözümün yolunu açmak HDP’nin varoluş sebebidir.

“Bu ittifakı genişletmemiz ve büyütmemiz gerekiyor”

Seçimler yaklaşıyor ve seçimlerin hangi çerçevede önem taşıdığını da belirttim. Bizler parlamento seçimlerine ‘ittifaklarımızla gireceğiz’ dedik. En geniş demokrasi ittifakını kurmak bizim kongre kararımızdır, partimizin en yüksek karar organının bize verdiği bir talimattır. Biz bu talimatın gereğini yerine getirmek için çalışmaları 2020’den beri sürdürüyoruz. Şimdi bunu Emek ve Özgürlük İttifakı’yla somutlaştırdık. Bu ittifak demokrasi ittifakımızın önemli bir adımı ve çok değerli bir sonucudur. Bununla yetinemeyiz. Bu ittifakı genişletmemiz ve büyütmemiz gerekiyor.

Türkiye’nin çözüm gücü haline getirmemiz gerekiyor. Bu ittifakı diğer bütün ezilenlerin, sömürülenlerin, dışlananların, mazlum ve mağdur edilenlerin birlikteliğine dönüşmek gibi bir yükümlülük ve sorumlulukla karşı karşıyayız. Bunu yapabilmemiz için de mahallelerden başlayarak her alanda bütün demokrasi güçleriyle ilişkilerimizi güçlendirmek ve bu ilişkileri geliştirecek yeni yöntemler yaratmak gibi bir görevimiz de var. Bu görev en çok sizlere düşüyor. İttifakları demokrasi mücadele ortaklığını ancak yerelde titiz ve yoğun bir çalışmayla etkili bir güç haline getirebiliriz. Bunu başarabilirsek geleceği, önümüzdeki dönemi yani geleceği, demokrasi ve barış emek ve özgürlük üzerine inşa edecek en önemli güç merkezini en etkili aktörü de yaratmış olacağız.

“Her alanda mücadeleyi en geniş birlikteliklerle yürütmek en önemli görevdir”

HDP bu hedefin başlıca aktörü olma görevinin sorumluluğunun bilincindedir. Kürt sorununda demokratik çözüm, Türkiye’nin bütününde demokrasi, emek, özgürlük ve barış mücadelesi bizlerin hiçbir şart altında taviz vermeyeceği asla savsaklamayacağı bir hedeftir. Baskılar devam ediyor. Devam edecek. Bu iktidar zayıfladıkça güç kaybettikçe, baskı ve zulüm yöntemlerini yoğunlaştıracaktır. Tarihteki bütün örnekler bize bunu anlatıyor. Hangi iktidar halk desteğini yitirmeye başlamışsa, baskıyı ve zulmü arttırır. Baskıyı ve zorbalığı yükseltmek güçlülüğün değil, zayıflığın göstergesidir. Ama iktidar zayıflıyor diye oturup bekleyecek kendi kendine kaybetmesini bir şekilde varsayacak naifliğe de hiç sahip değiliz. Güçlü bir tecrübemiz, büyük bir birikimimiz mücadeleden acılardan bedellerden yoğrulmuş bir emelimiz var. O nedenle her alanda mücadeleyi en geniş birlikteliklerle yürütmek en önemli görevdir diyoruz. Bugün bu başlıkların hepsini sizlerle tartışacağız.

Altını çizmek istediğim bir husus daha var. Parti mekanizmalarımız işliyor. Eksiklerimiz olabilir ama bu parti kendi hukukunu iç işleyişini titizlikle gözeten, bu hukuku çoğulculuk, katılımcılık üzerine kurmuş bir partidir. Farklı bileşenler ve bireylerden oluşan dünyada örneği az görülecek bir partiyiz. Görüş farklılıklarımız olabilir, farklı fikirler taşıyabiliriz belirli konularda ama tartışmalarla bunu bir mutabakata dönüştürmeyi becerecek birikime ve tecrübeye sahibiz. Bu kadar farklı kesimi, bileşeni, fikri bir araya getiren bir parti, bu kadar büyük saldırılara rağmen ayakta durmakla kalmayıp güçleniyor ise bu yöntemler sayesindedir.

Yani her türlü tartışmayı yürütürüz kendi içimizde ve bu tartışmalardan bir mutabakat ortaya çıkarırız. Bu mutabakata sadakat partimizi bir arada tutan, büyüten ve şimdi çözüm adresi haline getiren en önemli erdemimiz ve özelliğimizdir. Mutabakata bağlılık kadar, mekanizmaların işleyişini gözetmek mekanizmaları, partinin seçilmiş organlarını ve temsili iradesini her şart altında sahiplenmek partimizin en önemli özelliğidir. Bu konularda sizlerin yerel de yapacağı çalışmalar bu özelliklerimizi bu avantajlı ve erdemli yanımızı daha da görünür kılacak ve güçlendirecektir. Birliğimiz en büyük servetimizdir. Farklılıklarımız ise zenginliğimizdir. Bu ikisini bir arada yürüttüğümüz taktirde gelecek dönemi inşa edecek temel güç haline gelmemiz önünde hiçbir engel yoktur.

“Cegerxwîn emek ve özgürlük şairidir”

Konuşmamın sonunda Kürt dilinin büyük emekçisi, emek ve özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden enternasyonalizmi şiar edinmiş büyük bir ismi anacağım. Cegerxwîn’in bugün 38’inci ölüm yıldönümü. Pek çok şiiri var bunlar şarkı da yapıldı. Bana sorarsanız mesela onun divanları ve onun şiirlerinden yapılan şarkılar anadilim Arapça’nın yanı sıra Kürtçe’yi çocukken öğrenmeme çok büyük katkı sağlamıştır. Ama Cegerxwîn aynı zamanda emek ve özgürlük şairidir. Kısaca kimlik ve haysiyet, emek ve özgürlük barış ve birlik mücadelesinin büyük sembolü çok değerli bir ozandır. Ondan sadece bir dize aktaracağım.

Bi çepik û lûlandin

Bi devken û xweditî

Hemû bijên bi hev re

Bijî bijî yekitî.

Alkış ve sevinç sesleriyle hep beraber haykırın deyin yaşasın birlik. Bu olursa olsun mutlaka kazanacağız. Kazanacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Bu inancı bütün yerellere yaymak ve yerleştirmek en başta siz emekçi kardeşlerimizin görevidir.”

Paylaşın