Sağlık Bakanlığı: 371 Kozmetik Üründen 302’si ‘Uygunsuz’

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı raporuna göre, 371 kozmetik ürünün yalnızca 69 ürün teknik düzenlemeye uygun. Raporda, 295 kozmetik ürünün teknik düzenlemeye aykırı, 7 tanesinin de güvensiz olduğu belirtildi.

Raporda, güvensiz olduğu tespit edilen 7 üründen 6’sının Türkiye, birinin ise Çin menşeili olduğu ifade edildi.

Halk TV’de yayınlanan habere göre; Sağlık Bakanlığı, kendi internet sitesi üzerinden, Kozmetik Denetim Dairesi Başkanlığı’nın 2022 yılı içinde üçüncü üç aylık dönemde kozmetik ürünleri üzerinde risk analizi yaparak tespit ettiği uygunsuz ürünleri paylaştı.

Rapora göre, 371 kozmetik ürünü üzerinde denetleme yapıldı ve bu denetlemede yalnızca 69 ürünün teknik düzenlemeye uygun olduğu gözlemlendi. 295 kozmetik ürünü teknik düzenlemeye aykırı bulunurken, 7 tanesinin de güvensiz olduğu tespit edildi. Güvensiz olduğu tespit edilen 7 üründen 6’sının Türkiye, birinin ise Çin menşeili olduğu ifade edildi.

Denetim Dairesi Başkanlığı, uygunsuz ve güvensiz ürünlere toplam 773 bin 584 TL para cezası uyguladı. Mevzuat çerçevesinde verilen diğer para cezaları da eklenince kesilen toplam ceza 813 bin 584 TL oldu.

Raporda, çeşitli yargı ve güç makamları tarafından sahte / kaçak / taklit olduğu belirlenen 6 bin 937 parfüm ve deodorantın imha edildiği belirtildi.

Güvensiz olduğu tespit edilen 7 ürün şöyle:

 

Paylaşın

Yap-İşlet-Devret’in Vatandaşa Faturası Ağır Oldu

Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun garanti ödemelerin 2022’den sonra giderek azalacağına ilişkin açıklamalarının aksine 2022’de garanti ödemeleri 2.5 kat birden artacak. 2021 dahil 2025 yılı sonuna kadar yapılacak ödeme ise 438 milyar lirayı aşacak. 2021 hariç ise toplam ödeme 411 milyar TL olacak.

Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM’ye sunulan bütçe yasa teklifine göre, şehir hastanelerine önümüzdeki yıl 18 milyar 954 milyon lira hizmet bedeli, 27 milyar 684 milyon lira da kira bedeli olmak üzere toplam 46 milyar 638 milyon lira ödenecek. Bu hastanelere bu yıl 7.5 milyar hizmet bedeli, 14.1 milyar da kira bedeli olmak üzere 21.6 milyar lira ödeme yapılması bekleniyor. Şehir hastaneleri bu yıla göre gelecek yıl 2.16 kat daha fazla para yutacak. Şehir hastanelerine 2025 yılına kadar yapılacak ödeme 205.6 milyar lirayı bulacak. Sonraki yıllarda da ödemeler artarak devam edecek.

İktidarın ‘cebimizden 5 kuruş çıkmayacak’ diyerek başlattığı dolar garantili yap-işlet-devret modelinin halka faturası katlanarak artıyor. Geçenden de geçmeyenden de, gidenden de gitmeyenden de para alındığı için ismi Deli Dumrul’a çıkan kamu özel işbirliği (KÖİ) kapsamındaki şehir hastanelerinin müteahhitlerine gelecek yıl 46.6 milyar, otoyol, köprü ve tünelleri işleten müteahhitlere de 53.6 milyar lira olmak üzere toplam 100 milyar 288 milyon lira para ödenecek.

2.5 kat artacak

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre bu yılın sonunda şehir hastaneleriyle otoyol, köprü ve tüneller 42 milyar lira para yutacak. Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu’nun garanti ödemelerin 2022’den sonra giderek azalacağına ilişkin açıklamalarının aksine 2022’de garanti ödemeleri 2.5 kat birden artacak. 2021 dahil 2025 yılı sonuna kadar yapılacak ödeme ise 438 milyar lirayı aşacak. 2021 hariç ise toplam ödeme 411 milyar TL olacak.

Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM’ye sunulan bütçe yasa teklifine göre, şehir hastanelerine önümüzdeki yıl 18 milyar 954 milyon lira hizmet bedeli, 27 milyar 684 milyon lira da kira bedeli olmak üzere toplam 46 milyar 638 milyon lira ödenecek. Bu hastanelere bu yıl 7.5 milyar hizmet bedeli, 14.1 milyar da kira bedeli olmak üzere 21.6 milyar lira ödeme yapılması bekleniyor. Şehir hastaneleri bu yıla göre gelecek yıl 2.16 kat daha fazla para yutacak. Şehir hastanelerine 2025 yılına kadar yapılacak ödeme 205.6 milyar lirayı bulacak. Sonraki yıllarda da ödemeler artarak devam edecek.

Otoyollara 53.6 milyar TL

Önümüzdeki yıl köprü, otoyol ve tünelleri işleten müteahhit firmalara 53 milyar 650 milyon TL garanti ödemesi yapılacak. Aşırı pahalı olduğu için sürücülerin kullanmaya cesaret edemediği bu köprü, otoyol ve tünellere bu yıl ise 20 milyar 378 milyon lira ödeme yapılacağı bildirilmişti. Buna göre pahalı yol, köprü ve tünellere gelecek yıl ödenecek garanti parası bu yıla göre 2.6 kat, yani yüzde 163 artmış olacak. 2021’de 14.3 milyar lira aktarılan otoyol, köprü ve tünel müteahhitlerine 2025 yılı sonuna kadar ödenecek tutar ise 233 milyar liraya ulaşacak.

Paylaşın

CHP’den Çarpıcı ‘Amasra’ Raporu: Yanlış Havalandırma Can Kaybını Artırdı

41 madencinin hayatını kaybettiği Bartın’ın Amasra ilçesindeki kazaya ilişkin soruşturma sürerken, Cumhuriyet Halk Partisi de (CHP) kapsamlı bir rapor hazırladı. Hazırlanan raporda, yanlış havalandırma sisteminin can kaybını artırdığı iddia edildi.

DW Türkçe’den Eray Görgülü‘nün aktardığına göre, Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) yapısının da detaylı şekilde ele alındığı raporda kurumun kamu yararı ekseninden çıkartılıp kar-zarar eksenine getirildiği öne sürüldü. 2002’den bu yana 10 maden kazasında 479 işçinin yaşamını yitirdiği söz konusu raporda vurgulanırken, yanıt bekleyen sorulara da yer verildi. Ayrıca madenin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nca kazadan üç gün önce denetlendiği ancak bu denetimin kamuoyuna açıklanmadığına dikkat çekildi.

Kazanın ardından heyet incelemelerde bulundu

Bartın’daki Amasra Kömür Madeni’nde 41 madencinin yaşamını yitirdiği grizu patlamasının ardından CHP heyeti, bölgeye giderek incelemelerde bulunmuştu. Heyette CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlu, Zonguldak Milletvekilleri Ünal Demirtaş ve Deniz Yavuzyılmaz ile Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı yer almıştı.

İncelemelerin ardından CHP, “Amasra Maden Faciası” adlı bir rapor hazırladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın tarafından hazırlanan raporda, facianın oluş şekliyle ilgili değerlendirmelere yer verildi.

Rapora göre madenciler, ailelerine madende ihmal olduğunu, dinamit patlatıldıktan sonra gaz ölçümü yapılmadan madene indiklerini söylüyorlardı. Raporda, ailelerin ifadeleriyle ilgili, “Patlamadan birkaç gün önce işçilere gaz oranı yüksek denilmiş, havalandırma yapılacak diyerek işçilere bir ay izin kullandırılarak madende iş durdurulacağı söylenmiş” denildi.

Yanlış havalandırma can kaybını artırdı

Raporda, havalandırma sistemleri ile ilgili eksikliklere dikkat çekilerek, Sayıştay’ın uyarıları hatırlatıldı. Sayıştay’ın denetim raporunda işletmede etkin bir havalandırmanın yapılmadığına yönelik tespitlerde bulunduğu ve bütün bunların iş güvenliğini etkilediğini vurguladığı ifade edildi. Ayrıca Sayıştay’ın, “Bu tespitler madendeki havalandırma sistemleri ile ilgili zafiyet olabileceğini düşündürmektedir” görüşüne de yer verildi. Dumanın yanlış havalandırma sistemi nedeniyle diğer koridorlardaki madencileri etkilediği belirtilen raporda, bu nedenle kayıpların arttığı da öne sürüldü.

Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 4 Ekim 2022 ile 11 Ekim 2022 tarihleri arasında faciadan yalnızca üç gün önce denetim yapıldığı iddiasına yer verildi. Raporda bu iddia ile ilgili, “İktidar yetkilileri faciadan yaklaşık iki ay önce gerçekleşen denetime atıf yaparken, faciadan üç gün önce gerçekleştirilen denetimle ilgili kamuoyunu aydınlatıcı bir bilgi vermemektedir” ifadesi kullanıldı.

Raporda AKP döneminde yaşanan ölümlü maden kazaları hatırlatılarak, 2002’den bu yana 10 maden kazasında 479 işçinin yaşamını yitirdiği vurgulandı. Ayrıca son beş yılda TTK bünyesindeki beş işletmede toplam 12 bin 966 kaza meydana geldiği, bu kazalarda 12 bin 945 işçi yaralandığı ve 13 işçinin de yaşamını yitirdiği vurgulandı.

“Kurum rant eksenine döndü”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, TTK bünyesindeki diğer maden ocaklarına da dikkat çekti. DW Türkçe’nin sorusunu yanıtlayan Akın, AKP döneminde TTK bünyesindeki beş kuruma toplam yalnızca 677 milyon TL’lik yatırım yapıldığını belirterek, “Kurum başına yıllık 11.2 milyon TL’lik bir yatırım tutarı ortaya çıkıyor. Bu rakam bile TTK’nın yapısının kamu yararından nasıl rant eksenine döndüğünü gösteriyor” dedi. Akın, yetkililerin kazada grizu patlamasına neden olan metan gazının sensör ölçümlerine göre nasıl bir anda ortaya çıktığı konusunda acilen kamuoyunu aydınlatması gerektiğini de belirterek, “AKP her faciada olduğu gibi bu facianın da üstünü örtemeye çalışacaktır ama buna müsaade etmeyeceğiz” dedi.

Öte yandan raporda 26 maddelik alınması gereken önlemler listesi yer aldı. TTK gibi kamu kurumlarının her türlü siyasi baskıdan arındırılması ve madencilik kurallarına göre yönetilmesi gerektiği kaydedildi. Ayrıca tüm madenlerin ILO standartları göz önünde tutularak yeniden denetlenmesi gerektiği de vurgulandı. Raporda, Maden İş Kanunu çıkartılması gerektiği ve madencilik sektörüne yönelik ihtisas mahkemelerinin kurulması gerektiği vurgulandı.

“Yanıt bekleyen sorular”

CHP raporunda ayrıca yanıt bekleyen sorulara da yer verildi. Tüm delillere ne zaman el konulduğu, şüphelilerin ocağa girmesine izin verilip verilmediği ile bugüne kadar neden herhangi bir görevden uzaklaştırma ya da alma işlemi uygulanmadığı soruldu. Raporda ayrıca, “Müessesede metrajına uygun sondaj çalışması en son ne zaman yapılmıştır? Havalandırma sistemleri ne zaman kontrol edilmiştir? Kurum müdürü değişikliğinden sonra bu müesseseden kaç kişi ayrılmıştır? Gelen idari amirler atanırken liyakat ilkeleri göz önünde bulundurulmuş mudur? Metan boşalması neden olmuştur?” sorularına yer verildi.

Paylaşın

Başörtüsü Takmadan Yarışan İranlı Sporcu Elnaz Rekabi, Ev Hapsinde

The Guardian gazetesi, Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen bir şampiyona sırasında son turda başörtüsü olmadan yarışan kaya tırmanışçısı Elnaz Rekabi’nin ev hapsinde olduğunu yazdı.

BBC Farsça servisi, “konuyla ilgili bilgisi olan bir kaynağa” dayandırdığı haberinde, Rekabi’nin “zorla itiraf” için baskı altında olduğunu belirtti.

Başkent Tahran’daki havaalanında protestocularca çiçekler ve sloganlarla karşılanan Rekabi’nin havaalanından eve gitmediğini söyleyen kaynak, “Rekabi, Spor Bakanı Hamid Sajjadi ile görüşene kadar Ulusal Olimpiyat Akademisinde sivil polislerin denetiminde tutuldu” bilgisini paylaştı.

Buna göre, Rekabi söz konusu “zorla itirafı etmemesi halinde ailesinin 100 milyon riyallik (276 bin sterlin) mal varlığına el konulması ile tehdit edildi.”

İran’da protestolar sürerken, Güney Kore’nin başkenti Seul’de düzenlenen Asya Kaya Tırmanma Şampiyonası’nın final ayağında ülkesinde takması zorunlu olan başörtüsü olmadan yarışan İranlı sporcu Elnaz Rekabi’nin bu hareketi söz konusu protestolara destek olarak değerlendirilmişti.

Rekabi’den bu olayın ardından uzun süre haber alınamazken sporcu olayın ardından sosyal medya hesabından bir açıklama yapmış, söz konusu açıklamada, son turda yarışmak üzere planlanandan önce alana çağırılması sebebiyle başörtüsünü takamadığını söylemişti.

ABD’de yaşayan İranlı gazeteci ve aktivist Masih Alinejad, aynı gün yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Havaalanındaki insanlar Rekabi’nin güvenliğinden endişe duyuyor. İnsanların güvenlik görevlilerinin onu nereye götürdüğü hakkında hiçbir fikri yok. Eğer İran devlet kanalı Elnaz’ı zorla itiraf için alırsa, bu İranlılarda mutlaka çok büyük bir öfke yaratacaktır. Uluslararası desteğin ona yardım edeceğini umuyorum” demişti.

İran’da “başörtüsünü düzgün bağlamadığı” gerekçesiyle “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındıktan sonra 16 Eylül’de hayatını kaybeden Jîna Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan protestolar, başta İran’ın başkenti Tahran olmak üzere ülkenin birçok kentinde sürüyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre, Tahran merkezi İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), protestoların başladığı 17 Eylül 2022 tarihinden bu yana 12 bin 450 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.

İran İnsan Hakları Merkezi’nin verilerine göre, sadece başkent Tahran’da dün 3 bin kişi gözaltına alındı. Bu kişilerin 835’i halen gözaltında; gözaltında olanların ise 200’ü üniversite öğrencisi.

Evin Hapishanesinde çıkan yangının ardından tahliye edilen bin 300 kişi ise Büyük Tahran Merkezi Hapishanesine gönderildi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Marşmelov Yoğunluğuna Sahip Gezegen Keşfedildi

Bilim insanları, Dünya’dan yaklaşık 580 ışık yılı uzaklıktaki bir soğuk, kırmızı cüce yıldızın yörüngesinde marşmelov yoğunluğuna sahip bir gezegen keşfetti. Gezegen çözmesi gereken birtakım gizemler barındırıyor.

Bunların en büyüğüyse gezegenin, özellikle de düşük yoğunluğuyla nasıl oluştuğu. Bir açıklama, gezegenin kayalık çekirdeğinde diğer gaz devlerine kıyasla daha az sayıda ağır element bulunması olabilir ki bu da belki gazın birikmesini geciktirmiş ve gezegenin yoğunluğunu azaltmıştır.

Arabacı takımyıldızında, Dünya’dan yaklaşık 580 ışık yılı uzaklıktaki bir soğuk, kırmızı cüce yıldızın yörüngesinde dönen ve TOI-3757 b olarak adlandırılan bu gezegen, şimdiye kadar bulunan en pofuduk gezegen.

150 bin kilometre çapındaki yıldız, Jüpiter’den biraz daha büyük ve her 3,5 günde bir ana yıldızının yörüngesinde dönüyor. Araştırma ekibi TOI-3757 b’nin ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun yaklaşık 4’te birine tekabül eden küp başına 0,27 gram olarak hesapladı. Bu gezegen, yeterince büyük bir küvete yerleştirilse batmazdı.

Kırmızı cüce yıldızlar, en küçük ve en loş “anakol” türüdür. Bu yıldızlar sabit bir oranla, hidrojeni çekirdeklerinde helyuma dönüştürür. Bu yıldızlar Güneş’e kıyasla daha soğuk olsa da güçlü alevlerle patlayabildiği için etraflarında nadiren gezegenler oluşur.

Carnegie Bilim Enstitüsü Earth and Planets Laboratory’den (Dünya ve Gezegenler Laboratuvarı) araştırmacı Shubham Kanodia, “Geleneksel olarak, dev gezegenlerin kızıl cüce yıldızların etrafında zor oluştuğu düşünülür” dedi ve ekledi:

“Bu şimdiye kadar, genelde bu kırmızı cüce yıldızlardan daha uzaktaki dev gezegenleri bulan Doppler incelemelerinden alınan küçük örneklerle incelendi. Bugüne dek yakın gaz gezegenlerini hatasız şekilde bulacak kadar büyük bir gezegen örneğine sahip değildik.”

TOI-3757 b’yle ilgili, bilim insanlarının hâlâ çözmesi gereken birtakım gizemler saklı. Bunların en büyüğüyse gezegenin, özellikle de düşük yoğunluğuyla nasıl oluştuğu. Bir açıklama, gezegenin kayalık çekirdeğinde diğer gaz devlerine kıyasla daha az sayıda ağır element bulunması olabilir ki bu da belki gazın birikmesini geciktirmiş ve gezegenin yoğunluğunu azaltmıştır.

İkinci faktörse gezegenin hafif eliptik yörüngesinin, yıldızına yaklaştığında aşırı derecede ısınmaya yol açması ve gezegenin atmosferini şişirmesi olabilir.

Pennsylvania Eyalet Üniversitesi’nden doktora sonrası araştırmacı Jessica Libby-Roberts, “NASA’nın yeni James Webb Uzay Teleskobu’nu kullanarak bu gezegenin atmosferine yönelik yapılacak gelecekteki olası gözlemler, onun kabarık doğasına ışık tutmayı sağlayabilir” diyor. Araştırma, gökbilimcilerin gezegenlerin neyden ve nasıl oluştuklarını ve yaşanabilir olması muhtemel kayalık dünyaların yaşamı destekleyip destekleyemeyeceklerini anlamalarını sağlayabilir.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Demirtaş’tan “Yalnızlaştırıldı Mı?” Sorusuna Çarpıcı Yanıt

“Yalnızlaştırıldı mı?” sorusuna yanıt veren eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Beni yalnızlaştırmak isteyenler yok mu, var elbette. Zaten bunun için hapiste rehine olarak tutuluyorum. Ancak burada bir tek gün dahi hapis yatmadım. En az dışarıdaki kadar çalışıyorum, en az o kadar yoğunum” dedi ve ekledi:

“Bunun nedeni, çok kalabalık bir kitleyle beraber siyasi mücadele yürütüyor olmamdır. Beni yalnızlaştırmak isteyenlerin girişimlerine, halkımızla birlikte yanıt verdik hep. Dolayısıyla tüm kalbimle ve rahatlıkla söyleyebilirim ki yalnız değilim.”

Yaklaşık 6 yıldır Edirne F tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, FOX TV’de yayınlanan Orta Sayfa programında kendisine yöneltilen sorulara yanıt verdi.

Nevşin Mengü, Çiğdem Toker, Doğan Şentürk, Deniz Zeyrek ve Murat Yetkin tarafından “Demirtaş yalnızlaştırıldı mı?” sorusuna yanıt veren Demirtaş, “Beni yalnızlaştırmak isteyenler yok mu, var elbette. Zaten bunun için hapiste rehine olarak tutuluyorum” dedi.

Demirtaş şunları ifade etti:

“Ben kendimi hiçbir zaman yalnız hissetmedim. Bilakis burada hep kalabalıklar içinde oldum, olmaya da devam ediyorum. Beni yalnızlaştırmak isteyenler yok mu, var elbette. Zaten bunun için hapiste rehine olarak tutuluyorum. Ancak burada bir tek gün dahi hapis yatmadım. En az dışarıdaki kadar çalışıyorum, en az o kadar yoğunum.

Bunun nedeni, çok kalabalık bir kitleyle beraber siyasi mücadele yürütüyor olmamdır. Beni yalnızlaştırmak isteyenlerin girişimlerine, halkımızla birlikte yanıt verdik hep. Dolayısıyla tüm kalbimle ve rahatlıkla söyleyebilirim ki yalnız değilim.”

Paylaşın

BDDK’dan Kredi Kullanımını Sıkılaştıracak Yeni Hamle

Ticari kredi kullanımına yönelik yeni bir sıkılaştırma kararı alan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), kredi kullanabilecek şirketler için daha önce 15 milyon TL olan yabancı para pozisyonu sınırı 10 milyon TL’ye indirildi.

Haber Merkezi / Karar doğrultusunda 1 Kasım’dan itibaren geçerli olacak şekilde müşterilerden yeni beyan ve taahhüt alınacak. Söz konusu uygulama, 1-31 Ekim döneminde ise mevcut hali ile devam edecek.

BDDK’nın kredi piyasasını sıkılaştıracak bu yeni makroihtiyati önleminin Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz indiriminin ardından gelmesi ise dikkat çekti. TCMB, hafta içinde politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 12’den yüzde 10,5’e indirmişti.

BDDK’den yapılan açıklamaya göre, finansal istikrarın güçlendirilmesi ve kaynakların daha verimli kullanılarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına yönelik, koordineli makro ihtiyati adımlar atılmaya devam ediliyor.
Bu doğrultuda alınan Kurul kararı ile bankalar ve finansal kuruluşlar dışındaki bağımsız denetime tabi şirketlerin yabancı para nakdi varlıklarının Türk lirası karşılığının 10 milyon TL’nin üzerinde olması veya yabancı para nakdi varlıklarının aktif toplamından veya son 1 yıllık net satış hasılatından büyük olanının yüzde 5’ini aşması durumunda, söz konusu şirketlere TL cinsinden yeni bir nakdi ticari kredi kullandırılmayacak.

Daha önce yeni nakdi ticari kredi kullandırmama koşulu, 15 milyon TL karşılığı yabancı para nakdi varlığın bulunması veya yabancı para nakdi varlıklarının aktif toplamından veya son 1 yıllık net satış hasılatından büyük olanının yüzde 10’u aşması durumunda geçerli oluyordu.

BDDK’nın aldığı karar şöyle:

“Kurul’un 21.10.2022 tarihli toplantısında, 21.10.2022 tarih ve E-24049440- 010.07.02-65391 sayılı yazı ve eklerinin incelenmesi sonucunda; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 93’üncü maddesine dayanılarak, finansal istikrarın güçlendirilmesine ve kaynakların daha verimli kullanılarak kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına yönelik atılacak koordineli makro ihtiyati adımlar kapsamında alınan 07.07.2022 tarihli ve 10265 sayılı Kurul kararının 1’inci ve 7’nci maddeleri ile anılan kararın Ek-1’inde bulunan beyan ve taahhüt örneğinde belirtilen ‘15 milyon TL’ ve ‘yüzde 10’ eşik değerlerin, söz konusu karar kapsamındaki bankalar ile finansal kiralama, faktoring ve finansman kuruluşları tarafından 1.11.2022 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, aksi yönde bir Kurul kararı alıncaya kadar ‘10 milyon TL’ ve ‘yüzde 5’ olarak uygulanmasına; işbu karar çerçevesinde, 1.11.2022 tarihinden itibaren, 10265 sayılı kararın Ek-1’inde bulunan beyan ve taahhüt örneğinde yer alan ‘30.06.2022’ tarihinin ‘1.11.2022’ olarak değiştirilmesine ve 1.11.2022 itibaren geçerli olacak şekilde müşterilerden yeni beyan ve taahhüt alınmasına; 1.10.2022 ila 31.10.2022 tarihleri arasında, 10265 sayılı kararın işbu karar öncesindeki mevcut hali ile uygulanmasına devam olunmasına; bu kararın kuruluş birliklerine duyurulmasına ve Kurum internet sitesinde yayımlanmasına karar verilmiştir.”

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü: Maymun Çiçeği Vakaları Azalıyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), mayıs ayında dünya genelinde hızla yayılmaya başlayan, temmuz ayında zirveye çıkan maymun çiçeği vakalarının aylardır azalma eğiliminde olduğu ancak ‘zafer ilan’ etmek için henüz erken olduğunu açıkladı.

Maymun çiçeği salgınında 100 ülkede 73 binden fazla vaka tespit edildiğini ve hastalık nedeniyle 29 kişinin öldüğünü duyuran DSÖ, vakaların yüzde 90’nın eşcinsel ilişki yaşayan erkeklerde görüldüğünü kaydetti. Temmuz ayında vaka sayısı zirve yapan hastalığın özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da düzenli şekilde gerilediği belirtildi.

DSÖ açıklamasında, küresel maymun çiçeği vakalarının son 7 günde önceki haftaya göre yüzde 20 düştüğü belirtildi. Ancak Güney Amerika’nın da aralarında bulunduğu bazı bölgelerde vakaların halen artmaya devam ettiği vurgulandı. Peru’da vaka oranının yüzde 7 arttığı kaydedildi.

DSÖ Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus geçen hafta “Yavaşlayan bir salgın en tehlikeli salgın olabilir, çünkü bizi krizin bittiğini düşünmeye ve gardımızı düşürmeye teşvik edebilir” dedi.

AFP’ye konuşan uzmanlar ise vakaların düşmesinin ana nedeninin risk altındaki toplulukların, özellikle erkeklerle ilişki yaşayan erkeklerin davranışlarındaki değişiklik olduğunu, ancak aşılamanın da bir rol oynadığını söyledi.

Maymun çiçeği hastalığı nedir?

Maymun çiçeği, 1980’li yıllarda tamamen ortadan kalkan çiçek hastalığının bir çeşit akraba virüsü.

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi’ne (CDC) göre, hastalık 1958’de maymun kolonilerinde keşfedildi. İnsana bulaşan ilk vaka 1970 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde (DRC) rapor edildi.

O tarihten bu yana Benin, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Fildişi Sahili, Liberya, Nijerya, Kongo Cumhuriyeti, Sierra Leone ve Güney Sudan’ın da içinde bulunduğu 11 Afrika ülkesinde bu virüs görüldü.

Belirtileri ne?

Ateş, döküntü, şiddetli baş ağrısı, sırt ağrısı, kas ağrıları, halsizlik ve şişmiş lenf düğümleri, maymun çiçeği ile ilişkili en yaygın belirtiler.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, maymun çiçeği olan hastalarda ateşin başlamasından sonraki 1 ila 3 gün içinde deri döküntüleri görülüyor. Döküntüler daha çok yüzde yoğunlaşırken, yüze ilave olarak, avuç içi ve ayak tabanları, ağız mukozasını, cinsel organları da etkiliyor.

Maymun çiçeğinin kuluçka süresi genellikle 6 ila 13 gün olarak bilinse de DSÖ’ye göre bu süre 5 ila 21 gün arasında değişebiliyor.

Tedavisi var mı?

DSÖ’ye göre, şu anda maymun çiçeği için önerilen özel bir tedavi yok.

Çiçek hastalığına karşı aşılamanın hastalığı önlemede yaklaşık yüzde 85 oranında etkili olduğu ileri sürüldü.

2003 yılında ABD’de yaşanan yayılmada, 47 kişi hayatını kaybetmişti.

Maymun çiçeği virüsü taşıyan kişilerin çoğu hastalığı hafif atlatsa bile DSÖ’ye göre, bu virüsten ölüm oranı yüzde 11 civarında. Çocuklar ve gençlerde ölüm oranı daha fazla olabiliyor.

Nasıl bulaşıyor?

Dünya Sağlık Örgütü yetkilisi Dr. İbrahim Soce Fall, virüsün endemik olduğu ülkelerde dahi henüz nasıl bulaştığının tam olarak anlaşılamadığını, bulaşma dinamikleri açısından hâlen birçok bilinmez olduğunu açıkladı.

DSÖ bulaşma şekilleri olarak şunları saydı: “Maymun çiçeği döküntüsü olan biri tarafından kullanılan giysilere, çarşaflara veya havlulara dokunmak. Döküntülere ya da kabuklarına dokunmak. Enfekte bir kişinin öksürmesine veya hapşırmasına maruz kalmak.”

Paylaşın

“HDP, Demirtaş’ın Öcalan İle Görüşme Talebini Reddetti” İddiası

6 yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Abdullah Öcalan ile SEGBİS aracılığıyla görüşme talebinde bulunmak için HDP Genel Merkezi’nden izin istediği öğrenildi. Ancak HDP yönetiminin, buna olumlu yanıt vermediği iddia edildi. 

HDP eş genel başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar’ın İmralı Cezaevi’nde Abdullah Öcalan’la görüşme talebiyle Adalet Bakanlığı’na başvurmasının ardından yeni bir iddia ortaya atıldı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın ulaştığı bilgiye göre Selahattin Demirtaş, 7 Ekim’de Adalet Bakanlığı’na Abdullah Öcalan ile görüşme talebinde bulunmak amacıyla HDP Genel Merkezi’nden izin istedi. Demirtaş’ın bu görüşmeyi SEGBİS üzerinde avukat veya ziyaretçi sıfatıyla yapmayı istediği öğrenildi. Ayrıca Demirtaş’ın HDP’ye ilettiği mesajda, bu kapsamda bakanlıktan Abdullah Öcalan üzerindeki “tecridin kaldırılması” ve ailesiyle de görüşmesine izin verilmesini de isteyeceğini bildirdiği ifade edildi.

Ancak edinilen bilgilere göre, HDP yönetimi bu talebe olumlu karşılık vermedi. Bir süre sonra da Sancar ve Buldan’ın Öcalan ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvurması adımı geldi. HDP yetkilileri ise Demirtaş’tan kendilerine böyle bir talep gelmediğini söyledi. Ancak kaynaklar, bu talebin gittiğini ifade ediyor.

Demirtaş ile HDP arasındaki gerginlik

Demirtaş’ın Öcalan ile ne görüşeceği ise şimdilik bilinmiyor. Ancak iddia edilen görüşme talebinin zamanlaması dikkat çekici. HDP ile Demirtaş arasında bir süredir soğukluk ve gerginlik olduğu kamuoyuna yansımıştı. Bu gerginlik, 3 Temmuz’daki HDP Olağan Genel Kurulu’ndan sonra başlamıştı.

Demirtaş, 5 Temmuz günü T24’te yayımlanan “İğneyi kendimize” başlıklı yazısında HDP’ye yönelik üstü kapalı mesajlar vermiş ve partiyi değişim için cesaretli olmamakla eleştirmişti. Demirtaş’ın yine yakın çevresine yargılandığı davada partisinin kendisini yalnız bıraktığını söylediği de belirtiliyor.

Bu gelişmenin ardından 13 Ekim’de HDP’li siyasetçiler Ahmet Türk, Sırrı Süreyya Önder ve Sırrı Sakık, Demirtaş ile görüşmek için Adalet Bakanlığı’na başvurmuştu. Alınan bilgiye göre, bakanlık kapalı görüş için izin verdi. Ancak HDP’liler, görüşmenin “açık görüş” şeklinde yapılmasını istediklerini belirterek bu yönde izin talebini güncelledi. Üç HDP’linin ziyaretinde, Demirtaş ile HDP arasındaki gerginliğin nedenlerinin ele alınması bekleniyor.

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ise bugün Gazete Duvar’a yaptığı açıklamada “Demirtaş’la bizim aramızda fikir farklılıkları olabilir; bu doğru. Fakat aramızdaki temel ayrılık cezaevi duvarlarıdır. Demirtaş’ın asıl amacının parti politikalarına destek vermek olduğunu düşünüyorum” açıklamasını yaptı.

Mersin saldırısından sonra 

Diğer yandan ziyaret talebinin Mersin’de 26 Eylül’de PKK’nın üslendiği ve bir polisin hayatını kaybettiği terör saldırısından sonra gelmesi de dikkat çekti. Demirtaş bu saldırıyı kınarken PKK’dan ise Demirtaş’a sert tepki gelmişti.

Öte yandan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Ocak 2022’de partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, “Edirne’deki, en büyük hesabı İmralı’dakine verecek. Zannediliyor ki her yer şu anda toz pembe. Değil. Onların da kendi içlerinde ayrı bir hesaplaşmaları var. Ve bu hesaplaşmayı da yapacaklar” demişti.

Paylaşın

Dokuz Ayda Kapanan Şirket Sayısında Yüzde 62,7 Arttı

İktidar ekonomide pembe tablolar çizse de açıklanan veriler, iktidarı yalanlıyor. 2022’nin ilk 9 ayında, bir önceki yılın ilk 9 ayına göre kapanan şirket sayısında yüzde 62,7 arttı. Aynı dönemde kurulan şirket sayısı yüzde 23,9 azaldı. 

Haber Merkezi / Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), 2022 yılının ilk 9 ve Eylül ayına ilişkin kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, eylülde kurulan şirket sayısı ağustosa kıyasla yüzde 6,8 artışla 12 bin 193’ten 13 bin 23’e çıktı. Kapanan şirket sayısı ise yüzde 16 artarak 1713’ten 1987’ye yükseldi.

Aynı dönemde kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 18,4 artarken kooperatif sayısı yüzde 11,6 azaldı.

Geçen yılın aynı ayına göre eylülde kurulan şirket sayısı yüzde 27,9, kooperatif sayısı yüzde 27,5, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 12,3 artış gösterdi.

Bu dönemde kapanan şirket sayısında yüzde 25,8 artış olurken gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 8, kooperatif sayısında yüzde 26,2 düşüş meydana geldi.

Geçen ay kurulan 1928 yabancı ortak sermayeli şirketin 135’i Rusya ve 129’u İran ortaklı oldu.

2022’nin ilk 9 ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre kurulan şirket sayısı yüzde 23,9 kurulan kooperatif sayısı yüzde 28,3 artmış olup kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 5,2 azaldı.​

2022’nin ilk 9 ayında, geçen yılın ilk 9 ayına göre kapanan şirket sayısında yüzde 62,7 kapanan kooperatif sayısı yüzde 24,9 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 4,6 artış oldu.

Paylaşın