Edirne: Gazi Turhan Bey Camii ve Türbesi

Gazi Turhan Bey Camii ve Türbesi; Edirne’nin Uzunköprü İlçesine bağlı Kırıkkavak Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Gazi Turhan Bey Türbesi, caminin hemen yanında yer almaktadır. Cami ve türbenin sağlam durumunu gösteren fotoğraflar bulunmuş, bilgi ve belgeler ile röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri onaylanmıştır. Türbe kare planlı ve kübik gövdeli, üzeri sağır ve yüksek kasnakla geçilen bir kubbe ile örtülüdür. Türbe düzgün kesme taşlarla yapılmıştır.

Türbe kapısı ve her cephede yer alan ikişer pencere açıklıkları düz lentolu olup sağır alınlıklı sivri kemerlere sahiptir. Gazi Turhan Bey’in Kırkkavak Köyü’nde cami, türbe, imaret, medrese, hamam ve zaviye yaptırdığı 1454 tarihli vakfiyesinden bilinmektedir. Köyün hemen dışında yer alan külliye hakkında net ve ayrıntılı bir bilgi bulunmamaktadır.

Cami’de yapı malzemesi olarak düzgün kesme taş ve tuğla kullanılmıştır. Beden duvarlarında, minare kaidesinde ve üst örtüde taş ve tuğla örülerek hem almaşık hem de kasetleme tekniği uygulanmıştır. Minare gövdesi ve kemerlerde yapı malzemesi olarak tuğla kullanılmıştır. Kare planlı ve tek kubbeli olarak yapılan cami, kuzeybatı köşesinde yer alan minaresiyle anıtsal bir görünüme sahiptir.

Camide toplamda dört pencere yer almaktadır. Kuzey cephesinin batı ucunda giriş kapısı bulunmaktadır. Tüm cephelerinde ahşap kiriş ve hatıllara ait izler görülmektedir. Kiriş ve hatıl izlerinden, son cemaat yerinin ahşap bir çatı ile kapatılmış olabileceğini anlamaktayız. Güney duvarı ortasında beşgen planlı mihrap nişi yer almaktadır. Bu niş, tamamen alçı ile kaplı olup, beş sıra mukarnaslı kavrasaya sahiptir.

Tek süsleme öğesi olan iki gül rozeti burada yer alır. Dökülen sıvalardan kubbe ve geçişlerde yapı malzemesi olarak tuğla kullanıldığını görmekteyiz. Minaresi, poligonal kaideli, silindirik gövdeli ve tek şerefeli olarak yapılmıştır. Minareye, sivri kemerli bir kapı ve dört merdivenle ulaşılmaktadır. Ayrıca şerefeye ulaşılan merdivenlerin ahşaptan yapıldığını bilmekteyiz. Gazi Turhan Bey’e ait bu külliye kompleksi içerisinde yer alan diğer yapılar günümüze sağlam kalmıştır.

Paylaşın

Edirne: Uzunköprü, Muradiye Camii

Muradiye Camii; Edirne’nin Uzunköprü İlçesi, Değirmenci Mahallesi, Hayrabolu Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Muradiye camisinin ilk yapımında kubbeli olduğununa dair minyatür resimler bulunduğu da belirtilmektedir. Caminin ön, arka ve yan saçak örtüleri düz çatı olarak yapılmıştır. Sağ ön köşede kesme taştan yapılmış tek şerefeli bir minaresi vardır.

Zaman aşımı nedeniyle pek yıkkın duruma gelen camiyi 1621 yılında II.Osman yeniden onartmış, duvarları kendi moloz taşları ile yapılmıştır. Caminin ilk kuruluşundaki durumunu belirten minyatür resimde bahsedilen ortasındaki kubbe bölümü bütünü ile değiştirilmiş, çatı beşik örtü durumuna getirilmiş ve kurşunla kaplanmıştır.

22×19 m. boyutunda, dikdörtgen biçimindeki caminin, bu boyutlara göre duvardan pek alçaktır. Yüksekliği 5.70 metrediCaminin önünde 3.80 X 22.20 metre boyutunda bir sundurması vardır. Sundurmanın çatısı on iki ahşap direk üzerine basmaktadır. Daha sonraki onarımlarda sundurmanın direkleri kaldırılmış, yerine duvar örülmüştür.

Caminin çatısı duvarlar ve iki sütun üzerine oturtulmuştur. Osmanlı dönemi camilerinde yapılmış, dikdörtgen beşik örtülü camilerinin en büyüğüdür. Caminin içinde on iki ahşap direk üzerine oturtulmuş bir harimi vardır.

Ekrem Hakkı Ayverdi, Osmanlı Mimarisinde Çelebi ve II.Murat Devri yapıtında Uzunköprü II.Murat camisinin mihrabı güneyden doğuya 30 derecedir. Oysa Uzunköprü’de caminin kıblesi 34.5 derece olması gerekir diye saptamıştır.

Caminin avlusu ve güneyinde haziresi (mezarlığı) bulunmaktadır. Bu mezarlıklarda Uzunköprü’nün ünlü kişileri gömülüdür. Caminin sol ilerisinde imarete ait aşhane ve medrese bulunmaktaydı. Caminin üç kapısı vardır. Sundurmadan geçen ön giriş kapısı, batı kapısı ve kadınlar kapısı denilen doğu kapısıdır.

Avlusunda da üç kapısı vardır. İkisi batıda biri de doğudadır. Batı üst kapısı üzerinde, Ergene medresesi müderrislerinde Enisü’l-Müsamirin adlı Edirne tarihini yazan Abdurrahman Hibrinin yazmış olduğu Mermer yazıt vardır. Yazıtta, Camiyi II.Murad’ın 1443 yılında yaptırdığı ve II. Osman’ın 1621 yılında onarttığı yazılıdır.

Cami Şadırvanı

Uzunköprü’de Muradiye camisi avlusunda, caminin giriş kapısı karşısında, atalarımızın otağ çadırlarını andıran, üst çatısı piramit biçiminde bir külahla örtülü bir şadırvanımız vardır.

Caminin ayrılmaz bir öğesi olan şadırvan halkın abdest almaları için yapılmış üstü kapalı, çok musluklu bir çeşmedir, ilk yapıldığında suyu Sultan II.Murad’ın Malkoç yöresinden getirttiği su şebekesinden sağlanıyordu. Günümüzde ise kent su şebekesine bağlandığı gibi bir kuyudan santrifüjle de su sağlanabilir durumdadır.

Şadırvan sekizgen prizma biçiminde bir hazinesi ve sekiz muslukludur. Her musluğun önünde, üstü ahşap beton oturma yerleri ve suların etrafa sıçramaması için derince bir yalak vardır, çatısı ilk yapıldığında, sekiz ahşap direk üzerine oturtulmuştu. Yeniden yapılanmasında ise sekiz demirli beton direk kullanıldı. Eski özgün yapısına bağlı kalınarak, hayırsever Sayın Ahmet Akalın tarafından günümüzdeki duruma getirilmiştir.

Paylaşın

Edirne: Aziz Ioannis (Vaftizci Yahya) Kilisesi

Aziz Ioannis (Vaftizci Yahya) Kilisesi; Edirne’nin Uzunköprü İlçesi, Büyük Şehsuvarbey Mahallesi, Gazi Mahmut Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

1875 yılında o dönemde Uzunköprü’de yaşayan Rumlar tarafından Aziz İoannis Prodromos (Vaftizci Yahya) adına yaptırılan Ortodoks kilisesidir. Moloz taştan inşa edilmiş, yer yer süs olarak tuğlalar kullanılmıştır.

Üç nefli (salonlu) bazilika tipindedir. Yarım kubbelidir. Apsis (mihrap) ve çatısı alaturka kiremit ile kaplıdır. Apsis ve salonları yuvarlak kemerli dikdörtgen pencerelidir. Orta nefin duvarları altısı sağda altısı solda olmak üzere 12 Havari’yi tek tek betimleyen freskler ile bezenmiştir.

Yapılış yılı olan 1875’ten Lozan Anlaşması’nda varılan Mübadele (Karşılıklı Yer Değiştirme ) kararı sonucu Rum ahalinin 1924’te bölgeyi terk etmelerine kadar kilisede 17.000 ‘den fazla kişinin vaftiz edildiği bilinmektedir.

Rum ahali giderken çanı da dahil olmak üzere kilise içerisinde bulunan tüm taşınır eşyaları beraberlerinde Yunanistan’a götürmüşlerdir. Kiliseye ait olan büyük çan şu anda İskeçe Kilisesi’nde kullanılmaktadır. Bu tarihten 2011 yılına kadar kilise kullanılmadan atıl bir halde bırakılmıştır.

Uzunköprü Belediyesi tarafından Kasım 2011 tarihinde başlatılan restorasyon çalışmaları 2013 yılında tamamlanmış, eski ihtişamlı görünümüne kavuşturulan tarihi kilise Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da katıldığı büyük bir törenle 11 Mayıs 2013 tarihinde yeniden açılmıştır. Günümüzde kilise Kültür ve Sanat Merkezi olarak hizmet vermektedir.

Paylaşın

Edirne: Uzunköprü, Özgürlük Anıtı

Özgürlük Anıtı; Edirne’nin Uzunköprü İlçesi, Muradiye Camii Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Türk demokrasi tarihinin dönüm noktalarından biri olan II. Meşrutiyet’in ilan edilmesinin anısına yapılmış olan demokrasi anıtıdır. Osmanlı Devleti’nin 23 Temmuz 1908’de ikinci kez ilan ettiği meşrutiyet ile mutlak monarşiden parlamenter rejime geçmesiyle o güne dek görülmemiş bir özgürlükler dönemine girmiştir.

Bu büyük olayın bir ifadesi olarak meşhur Osmanlı aydınlarından ve dönemin Uzunköprü kaymakamı Mazhar Müfit Kansu ile Belediye Başkanı Hafız İsmail Yayalar’ın öncülüğü ve girişimleriyle 11 Aralık 1908’de köprünün ilçeye bakan sol baş tarafına dikilmiştir.

6 m yüksekliğinde olan anıt 2 m2’lik bir zemin üzerine inşa edilmiştir. İlk yapıldığında ön tarafına insanların, sol tarafına ise hayvanların kullanması için iki adet çeşme konulmuştur. Ancak 1938’de bu çeşmeler kaldırılmış ve üzerleri kapatılmıştır.

Fransız İhtilali’nin dört büyük ilkesini ifade eden Hürriyet, Adalet, Eşitlik (Müsavat) ve Kardeşlik (Uhuvvet) sloganları tabletler üzerine yazılarak tüm Türk tarihinin ilk hürriyet ve demokrasi anıtı olan Hürriyet Anıtı’nın dört yüzüne yerleştirilmiştir. 1964 yılındaki köprü restorasyonu sırasında anıt asıl yerinin 1 m soluna taşınmış, bu taşınma işlemi sırasında ise orijinal tabletler kaybolmuştur.

Günümüzde anıt üzerinde bulunan tabletler asılları olmayıp kaybolduktan sonra yaptırılan kopyalarıdır. Unutulmaya yüz tutmuş olan Hürriyet Anıtı yapılan restorasyonla tümüyle yenilenerek yapımından tam 104 yıl sonra 11 Aralık 2012 tarihinde ziyarete açılmıştır.

Paylaşın

Edirne: Geçkinli Köyü Şehitliği

Geçkinli Köyü Şehitliği; Edirne’nin Süloğlu İlçesine bağlı Geçkinli Köyü, Sığır Yolu Mevkii’nde yer almaktadır.

Şehitliğe, şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anıta taş döşeli bir yolla ulaşılır. Anıt, prizma bir kaide üzerine mermer piramidal bir sütun halindedir. Ön cephesinde arapça yazılmış bir kitabesi vardır.

Anıtın dikilmesine neden olan savaşın tarihsel bilgisi şöyledir:

Balkan Savaşı’nda Geçkinli bölgesinde Bulgar ordusuna ait iki tümene karşı 3.Tümenimiz ile birlikte İzmit Redif Tümeni savaşmıştır. Düşmanın Geçkinli Köyü’nün kuzeyindeki höyüğü alma amacı, çatışmanın burada şiddetlenmesine neden olmuş ve birliklerimiz burada pek çok şehit vermiştir.

Paylaşın

Edirne: Tatarlar Köyü Türbesi

Tatarlar Köyü Türbesi; Edirne’nin Süloğlu İlçesi, Tatarlar Köyü, Ayazma Mevkii’nde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Kare planlı ve baldaken türbeler grubuna giren Tatarlar Köyü Türbesi’nin örtüsü, iç mekânı ve taşıyıcı sistemi büyük ölçüde tahrip olmuştur. Kriptası (mezar odası) olan türbenin oturmalığı kaba yonu taş, diğer kısımları ise tuğla ile inşa edilmiştir.

Kare planlı ve tuğla malzemeyle örülmüş ayakların taşıdığı sivri kemerler üzerine binen kasnağa oturan örtü günümüzde mevcut değildir. Ancak mevcut izler ile benzer örnekler türbenin, olasılıkla poligonal kasnak üzerinde yükselen ve pandantiflerle geçilen bir kubbe ile örtülü olduğunu göstermektedir.

Dört sıra kaba yonu taşla örülmüş oturtmalık üzerinde yükselen ve kare planlı tuğla ayaklar üstten, sivri kemerlerle birbirine bağlanmıştır. Tamamen açık olan kemerler de ayaklar gibi tuğla ile örülmüştür. Kemerler, cepheye göre biraz daha içeriden başlamaktadır.

Yapının zemin döşemesi, sandukası, kriptası gibi konularda kesin yargıya varmamızı sağlayacak veriler ne yazık ki yok edilmiştir. Ancak oturtmalığın duvar dokusunda, döşemeye ait olması muhtemel ahşap hatıl ve kemer üzengi noktalarında, kemerleri birbirine bağlayan gergilere ait izler dikkati çekmektedir.

Paylaşın

Edirne: Kara Hızır Baba Türbesi

Kara Hızır Baba Türbesi; Edirne’nin Meriç İlçesine bağlı Nasuhbey Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Karahızır Baba Türbesi Aşçı Mahmut baba ve Nasuh baba isimli iki mezardan oluşmaktadır. Birisi Karahızır babaya diğeri ise Aşçı Mahmut babaya aittir.

Kırklar olarak da bilinir ve Hacı Bektaş’ın müritleri olarak kabul edilirler. Söylenceye göre Trakya Osmanlı Ordularından önce bu kişiler tarafından fethedilmiştir.

Türbenin etrafı asırlık meşe ağaçlarıyla çevrilidir. Yöre halkı mayıs ayının ikinci haftası kara hızır babayı anmak için evden yiyeceklerini alıp buraya gelirler ve tüm aile eş dost toplanır.

İsteyen kurban keser, isteyen dilek ağacına kumaş vs. bağlar. Son zamanlarda dallık sadece çevre köylerden gelenlerle kutlanmamakta olup Trakya’nın en büyük dallığı da denilebilir.

Paylaşın

Edirne: Keşan, Mercan Köprüsü

Mercan Köprüsü; Edirne’nin Keşan İlçesi, Mercan Köyü sınırları içerisinde Sazlıbüvet Deresi üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Çok gözlü bir köprüdür. Üç büyük gözden oluşur ve ortadaki göz diğer gözlere göre daha geniştir. Yay veya diğer adıyla yuvarlak kemerli formdaki köprünün her ayağında birer tane, toplamda dört adet dairesel formda tahliye kemeri mevcuttur.

Memba cephesindeki orta iki ayakta tahliye gözlerinin hemen altından başlayan üçgen sel yaranlar dikkat çekmektedir. Bu sel yaranlar payanda görevi görürler. Köprünün taşıyıcı taş duvarları kemer silmelerinden hafifçe dışa taşkın biçimdedir ve üzerinde korkuluklar yoktur.

Köprü döşemesi kalın toprak tabakasıyla kaplanmıştır. Köprünün korkulukları ise günümüzde mevcut değildir. Eğimi düşük olan köprüde, köprü kemerler silmeleri taş diğer kısımları ise kaba yontma taştan yapılmıştır.

Köprü günümüze kadar ulaşmıştır ve halen onarılsa kullanılabilecek durumdadır.Yıllara meydan okuyan bu eserin onarımı gerekmektedir.Yapım tarihi ve yaptıran hakkında bilği edinemedim.

Paylaşın

Edirne: Keşan, Yel Değirmenleri

Yel Değirmenleri; Edirne’nin Keşan İlçesi yerleşim sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe merkezindeki Yel Değirmenleri, yürüme mesafesindedir.

19. yüzyıldan itibaren, yel değirmenleri Keşan ve çevresi için çok önemli bir ekonomik kaynak olmuştur. 1840 yılında, bir Fransız gezginin yazdıklarına göre, Keşan’da 40 tane yel değirmeni bulunuyordu.

Osmanlı salnamelerine göre de, 19. yüzyıl sonlarında, Keşan nahiyesi ile 3 bucağı ve 41 köyünde toplam 117 tane yel değirmeni bulunmaktaydı.

Yel değirmenlerinin Keşan ve çevresinde bu kadar çok olmasının nedenleri; ticaret yollarının kavşağında yer alması, bölgenin tahıl üretimi için verimli topraklara sahip olması ve rüzgar rejiminin uygun olmasıdır.

Keşan’da, şimdiki Öğretmenevi çevresi ve Atatürk Ortaokulu’nun arka taraflarında yel değirmenleri bulunmaktaydı.

Yel değirmeni işletmek oldukça karlı bir işti. Öğütülen tahılın bir kısmı ”değirmen hakkı” olarak değirmenciye verilirdi. Değirmenleri işletenler de çoğunlukla gayrimüslim kesimdendi.

Paylaşın

Edirne: Hersekzade Ahmet Paşa Camii

Hersekzade Ahmet Paşa Camii; Edirne’nin Keşan İlçesi, Büyük Camii Mahallesi, Hekimbaşı Abdullah Molla Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçları ile ulaşım mümkündür.

Hersekzade Ahmet Paşa Camii, 16. asırdan günümüze ulaşan nadide camilerden bir tanesi. Yolların dili olsa da konuşsa denir ya hani, onu dinlersen sana ne hikayeler anlatacağını gördük İstanbul’dan Keşan’a giderken.

Şirin ilçeye girdiğimiz zaman büyük tabelalar bizi direkt Hersekzade Ahmet Paşa Camii’ne götürdü zaten. Şehrin girişinde yer alan ve ben buradayım diyen bir cami.

Hersekzade Ahmet Paşa, II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim olmak üzere Osmanlı cihan imparatorluğunda önemli savaşlara ve seferlere Anadolu Beylerbeyi olarak katılmış.

Ahmet Paşa’nın Yalova’da bir çiftliği de varmış ve Yavuz Sultan Selim Han Anadolu’dan İstanbul’a geçerken de bu çiftliği dinlenti yeri olarak kullanırmış.

 

Paylaşın