Elazığ: Meryem Ana Kilisesi

Meryem Ana Kilisesi; Elazığ’ın Merkez İlçesi, Harput Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Harput Kalesi’nin doğusundadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Anadolu’nun en eski kiliselerinden biri olan Meryem Ana Kilisesi, Kızıl Kilise, Süryani Kilisesi ve Yakubi Kilisesi adlarıyla da anılmaktadır. M.S 179 yıllarında inşa edildiği sanılan binanın, ilk olarak kaledeki putperestler tarafından  tapınak olarak kullanıldığı, Süryanilerin  daha sonra burayı kiliseye çevirmiş oldukları düşünülüyor.

Meryem Ana Kilisesi, günümüze kadar ayakta kalmayı başarabilmiş en önemli antik kiliselerimizden biridir.Yaklaşık 20m x 8m boyutlarındaki kilise, Harput’un doğusunda ve kalenin kuzeydoğu köşesine yakın yüksek bir kayanın üzerinde bulunmaktadır. Kilisenin batı duvarını kalenin kaya kütleleri teşkil ettiğinden kilise kalenin kayalıkları içine gömülmüş gibidir.

Kiliseyle ilgili bir rivayete göre; kaledeki hükümdar bir putperestmiş, kalede bulunan sarayından  gizli bir geçitle burada bulunan puthaneye gelip putlara tapıp ibadet edermiş. Başka bir rivayet ise; 1800’lü yıllarda Harput’taki Süryani cemaati, ayin için Kiliseye geldiğinde, içeride bir köpeğin olduğunu görürler.

Kapılarının ve pencerelerinin kapalı olduğu halde, köpeğin içeriye nasıl ve nereden girdiğini merak ederler. Kilise kapılarını kapatıp köpeğin nereden çıkacağını  izlerler. Takip sonucu, kilisenin içinde bir yeraltı tüneline rastlarlar. Bu tünelin ucunun,  Kale içindeki sarayın avlusuna kadar  uzandığını hayretle görürler.

Paylaşın

Elazığ: Demirkapı Hanı

Demirkapı Hanı; Elazığ`ın Alacakaya İlçesine bağlı Çakmakkaya Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yöredeki tek tarihi eser olan Demirkapı Han 2 dönüm arazi üzerinde alanda bulunmaktadır. Demirkapı Hanı, IV. Murat tarafından 1638 yılında Bağdat seferi sırasında yaptırıldı.

Bağdat üzerinden gelip Çakmakkaya köyü üzerinden geçip Gülek Boğazı`ndan Karadeniz`e ulaşan kervanların konaklaması için yaptırılmıştır.

Demirkapı Kervansarayı olarak da adlandırılmaktadır. Üç sahınlı kervansarayın tonozları ve doğusundaki mekanları sağlamdır.

Paylaşın

Elazığ: İmam Efendi Türbesi

İmam Efendi Türbesi; Elazığ’ın Merkez İlçesi, Harput Mahallesi, Meteris Sokağı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Asıl ismi Osman Bedrettin Erzurumi’dir. Halk arasında İmam Efendi ismiyle bilinir. 1858 yılında Erzurum’da dünyaya gelmiştir. İlk derslerini Erzurum’daki hocası Mehmet Tahir Efendiden alır. Dokuz yaşında iken Kur’an-ı Kerim’i ezberler ve hafız olur. Gittiği medresede sarf ve nahiv dersleri alarak Arapçayı öğrenmeye başlar. Arapçayı öğrendikten sonra tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerine yönelir. Palu’da medfun Mahmud Samini Hazretleri’nin halifelerindendir.

1877 Osmanlı – Rus savaşına katılan Osman Bedrettin Hazretlerine bir gün rüyasında hiç tanımadığı bir zat şöyle der:

“Hafız kurban! Ben, seni bekliyorum. Sen de bizi arıyorsun. Sana verilmesi gereken emânetin altında kudret ve kuvvetim azaldı. Gözüm yoldadır. Bu kadar saklanmaya ve naz etmeye sebep nedir? Yeter artık gel bana!” Bu rüyadan sonra merakla, rüya rahmanî mi diye düşünmeye başladı. Kendini davet eden zât kimdi ve nerede idi? Ertesi gün bir rüya daha gördü. Rüyasında dört mübarek zât ile karşılaştı. Bu zâtlar, Behâeddîn Buhârî, Mevlânâ Hâlid-i Bağdadî, Ali Sebdî ve Vehbî-yi Hayyâtî yâni Terzi Baba hazretleri idiler. Ona şöyle buyurdular: “Aradığını Palu’da bulacaksın. Palulu Şeyh Muhammed Sâminî’nin dâvetine icabet et!”

Bu işaret üzerine Palu’ya hareket etti. O yolda iken Muhammed Sâminî hazretleri de dergâhından Palu’ya gidip, beklediği talebenin kendisine gelmekte olduğunu söyleyerek talebeleri ile birlikte karşılamaya çıktı. Karşılaştıkları yerde onu şefkat ve muhabbetle bağrına bastı.

Sonra onu dergâhına götürüp misâfir etti. Fakat Mahmûd Sâminî hazretlerinin tütün içmesi ve rahatsızlığı sebebiyle gözlerinin çapaklanması dikkatini çekmişti ve “bir şeyh nasıl tütün içer, gözleri çapaklı nasıl böyle dolaşır” diye kalbinde şüpheler ve aklında soru işaretleri olduğundan Hâfız Osman Bedreddîn önce inâbeye (tasavvufi olarak şeyhin müridi olup tarikat dersleri almak) yanaşmadı.

Bu nedenle birkaç günlük misafirlikten sonra ayrılmaya niyetlendi. Osman Bedreddin’in kalbindeki ve aklındaki bu karışıklığa neden olan sorulara manevi olarak vâkıf olan Şeyh Samini Hazretleri, ayrılıp gitmeye niyetli Osman Bedreddin hazretlerine soğuk bir kış günü sabahında:

– Hâfız, Evladım! Tütünün imana zararı var mıdır? diye sorar.

İmam Efendi:

– Hayır efendim yoktur.

-Peki gözdeki çapağın abdeste zararı var mıdır?

İmam Efendi bu sorulardan Şeyh Samini hazretlerinin kalp gözünün açık olduğunu anlayarak mahcup bir tavırla:

-Yoktur, efendim! diye cevap verir.

Şeyh Samini Hazretleri “Doğrudur evladım! Hadi bakalım, bugün misafirlerimiz gelecek bahçedeki bağdan misafirlerimiz için biraz üzüm topla, getir! ” der.

İmam Efendi bu isteğe şaşırır. Çünkü üzüm mevsimi değil ve her yer karla kaplıdır fakat yine de bağa gider, karlarının altındaki üzüm bağındaki asmaları yoklar, yaprakları dökülmüş kurumuş asmalardan başka bir şey yoktur. Geri döner ve Şeyh Samini Hazretlerine durumu izah eder.

Şeyh Samini Hazretleri “Evladım, tekrar git bak! Bakan gözle değil, gören gözle bak !” diye söyler.

İmam Efendi tekrar bağa gider ve çok farklı bir manzarayla karşılaşır. Karların altında yaprakları yemyeşil, üzümleri tam olgunlaşmış bir bağ görür. Bu apaçık kerâmet karşısında, eksikliğin şeyhinde değil kendisinde olduğunun idrâkîne varır. İmam Efendi, üzümle doldurduğu sepeti Şeyh Samini Hazretlerine getirir ve af dileyerek Samini Hazretleri’nin müridi olur ve kısa bir süre içinde icazet alır.

İmam Efendi Hazretleri, Harput ve civar ahalisi için gerek eserleri, gerekse sohbet, irşâd, vaaz ve nasîhatleri ile bir feyiz kaynağı olmuştur. Gülzâr-ı Sâminî adındaki mektübâtı ve Gülbün-i irşâd ve Mecâlis-i Samîniyye adındaki beş cild kasideleri vardır. Sohbetleri üç kitab hâlinde “Sohbetname” adında basılmıştır 1924 yılında Harput’ta dar-ı bekaya irtihal etmiştir.

Paylaşın

Elazığ: Alacalı Camii

Alacalı Camii; Elazığ’ın Merkez İlçesi, Harput Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Balak Gazi parkı içinde bulunan Alacalı Cami 1203-1204 Nurettin Artuk Şah’ın babası Hızır zamanında yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, küçük bir yapıdır.

Duvarlar kesme taş ve ağaç hatıllı moloz taştandır. İki renkli taş mimarisi ilginçtir. Mihraba dik iki geniş kemer, ana mekanı üç nefe bölmektedir. Mihrap, mermer mukarnas frizlidir.

Üç bölümlü ahşap tavanın kalem işleri ilginçtir. Geometrik örgü ve yıldız motifleriyle bezeli tavanda al, kara, lacivert renkler kullanılmıştır.

Minaresi giriş kapısının üstündedir. Şerefeye dek siyah -beyaz taşlarla dama biçiminde örülmüştür. 1965′ li yıllarda müze olarak da kullanılmıştır.

Paylaşın

Elazığ: Golan Kaplıcaları

Golan Kaplıcaları; Elazığ’ın Karakoçan İlçesinin batısında Yoğunağaç Köyü’nde Peri Çayı’nın yanı başında yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Şifalı sularıyla kaplıca turizmine hitap etmenin yanı sıra Perisuyu Vadisinin doğal güzellikleri, ekonomik konaklama imkanları, Cafe-Restaurant hizmeti ve canlı müzik gibi olanaklarıda ziyaretçilerine sunmaktadır.

İki kapalı bay ve bayan, iki dönüşümlü yarı açık olmak üzere dört kaplıca havuzu bulunmaktadır. Kaplıca suları tamamen doğal olup kaynağından havuza akmaktadır.

Sıcaklıkları 40 ile 50 derece arasında değişen kaplıca sularının; cilt hastalıkları, romatizmalı hastalıklar, kadın hastalıkları gibi hastalıkların tedavisinde fayda sağladığı söylenmektedir. Kaplıca suları kükürtlü olması nedeniyle antiseptik özellik taşımaktadır.

Tesis 30 apart ve 10 standart oda olmak üzere toplam 120 yatak kapasitesine sahiptir. Ayrıca konaklama yapmaksızın sadece havuz ve restaurant hizmetlerinden faydalanmak isteyen günübirlik konuklara da hizmet sunulmaktadır.

Paylaşın

Elazığ: Belek Gazi Anıtı

Belek Gazi Anıtı; Elazığ’ın Merkez İlçesi, Harput Mahallesi, Ahmet Kabaklı Bulvarı üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür. 

Halk arasında Balak Gazi diye anılan Belek Gazi’nin tam adı Nûrü’d Devle Belek bin Behram Bin Artuk’tur. Selçuklu Sultanı Alparslan’ın Malazgirt savaşındaki ünlü komutanlarından Artuk Bey’in torunudur.

Doğum tarihi bilinmemektedir.Harput’un girişindeki Balak Gazi Parkı’nın üst tarafında yer alan Balak Gazi heykeli, İslam ve Türk tarihine kahramanlıklarıyla damga vurmuş, büyük komutan Belek Gazi’ye aittir. Belek Gazi heykeli, 1965 yılında bu büyük ve saygıdeğer komutanın aziz hatırasına ithafen, heykeltraş Nurettin Orhan’a yaptırılmıştır.

Haçlı ordularıyla yaptığı savaşlarda gösterdiği kahramanlıklar ve cesareti nedeniyle yaşadığı dönemde , İslam dünyası için çok önemli bir ünvan olan Nûrü’d Devle (Devletin Nuru) ünvanı verilmiştir.

Harput ve yöresini 1115 yılında Çubukoğulları’ndan alarak Artukoğulları dönemini başlatmıştır. Belek Gazi, Harput’un en önemli simgelerinden olup, Belek Gazi adı Harput ile özdeşleşmiştir. 1122 yılında Urfa Kontu Josselin’i, Birecik senyörü Galeran ve 1123’te onu kurtarmaya gelen Kudüs Kralı Baudouin’i ve şövalyelerini esir ederek zincire vurdu ve hepsini Harput kalesinde hapsetti.

Büyük Selçuk Sultanı tarafından “Müslüman Orduları Başkumandanı” tayin edildi. Kendisine “Gazi” unvanı verildi. 1124 yılında Suriye’de, Membiç Kalesi’nin kuşatması esnasında kaleden atılan bir okla şehit düşmüştür. Halep’te bulunan Hz İbrahim Makamı’nın yanına defnedilmiştir.

Büyük tarihçi Prof. Mükremin Halil Yinanç diyor ki:

“Balak bütün ömrünü gaza ve cihad içinde geçirmiş, ülkesinde emsalsiz bir sükun ve asayiş temin etmiş, adalet ve kanunu hakim kılmış, dindar ve mütevazi bir emir idi. Ölümü, Müslümanlık ve Türklük için hakiki bir ziya ve musibet olmuş ve mağlup olmaya başlayan Haçlıların yeniden kalkınmalarına sebebiyet vermiştir. Haçlılar böyle korkunç ve galip bir düşmandan kurtuldukları için çok sevinmişlerdir. Balak, yalnız Suriye tarihinde değil, Anadolu tarihinin seyir ve cereyanı üzerinde de tesir icra etmiştir.”

Paylaşın

Elazığ: Cimşit Bey Hamamı

Cimşit Bey Hamamı; Elazığ’ın Merkez İlçesi, Harput Mahallesi, Aslanlı Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Yavuz Sultan Selim Han’ın sipahi beylerinden Cemşit Bey tarafından XVI. asrın ilk yarısında yaptırılmıştır. Soyunma yeri kare plânlı, üzeri kubbe ile örtülü olup, iki kapısı mevcuttur.

Yıkanma yeri Sarahatun Camii’ne dayanır. Dört eyvanlı köşelerde birer kubbeli halvet bulunmaktadır. Restorasyonu yapılan hamam günümüzde kullanılmamaktadır.  Günümüze ulaşan hamamlar ve kalıntıları,  ait oldukları  medeniyetin banyo ve temizlik kültürünü yansıtmaları açısından günümüze ışık tutan çok önemli kültür varlıklarıdır.

Ecdadımızın yüzyıllardır sahip olduğu bu banyo ve temizlik kültürüne,  Avrupa – Batı medeniyeti 19. yüzyılda ancak ulaşabilmiştir. Evliya Çelebi’nin 17. yüzyıldaki Harput seyahatinde  “Kale Hamamı, Cemşid Hamamı bunlar has olan hamamlardır. Yüz yirmi adet hanedan hamamları dahi vardır” diye bahseder.

Paylaşın

Elazığ: Üryan Baba Türbesi

Üryan Baba Türbesi; Elazığ’ın Merkez İlçesi, Harput Mahallesi, Meteris Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Harput’a çıkarken “Kayabaşı” tabir edilen dik kayalıklara varma­dan sağa doğru 100 m. kadar yürüdüğünüzde tepenin Harput’a bakan yamacında defnedilmiştir. Makam bölümünü oluşturan yapı kayalıklar içindeki bir mağaranın türbeye dönüştürülmesi ile meydana getiril­miştir.

Bu kayalıklara Harput’un halkı tarafından eskiden “Tilki Kaya­lıkları” derlerdi. Türbenin hemen yakınında eski bir mezarlık vardır. Üryan Baba Türbesi ile ilgili tarihi kayıtlara baktığımızda burada bir hücre ve mescid bölümünün bulunduğu yazılıdır. 2012 yılında onarılan yapının duvarları kesme taştan yapılmıştır.

İshak Sunguroğlu’nun “Harput Yollarında” adlı eserinin birinci cildinde türbe yanında bulunan mescidin eskiden tekke olarak kullanıldığından bahsedilmiştir. Türbede yatan Üryan Baba’nın kim olduğu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.

Türbe kapısını oluşturan taş bloktaki yazıda “Allah’ın sevgili kullarından İsmail’in torunu, Ömer’in oğlu Hafız Muhammed” şeklinde bir ibare bulunduğu görülmektedir. Türbe mezarın keşfinden sonra Hicri 1278 yılında yapılmıştır. Sandukası giriş kapısından sonra hemen sağda bulunmaktadır.

Paylaşın

Elazığ: Feti Ahmet Baba Türbesi

Feti Ahmet Baba Türbesi; Elazığ’ın Harput Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Halk arasında “Fetahmet Baba” ya da, “Feti Ahmet Baba” gibi isimlerle anılır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Fatih Ahmet Baba ile ilgili “Kaleden dışarı Feth – i Bab Tekkesi, ulu asitandır (dergah, tekke)” diye bahseder.

Özellikle çocuğu olmayan kişilerin veya hamile bayanların çocukları sağlıklı olsun diye gittikleri veya diğer dileklerinin kabulü için en çok ziyaret edilen türbedir. Duaları kabul olan kişiler adadıkları kurbanları da bu türbe yakınında bulunan kurban kesim yerinde keser ve dağıtır.

Bu türbe ziyaretinden sonra çocukları dünyaya gelen aileler, bu türbede medfun bulunan Fatih Ahmed Baba Hazretlerine hürmeten çocuklarının adını erkek olursa adlarını, Fatih Ahmet, Fethi Ahmet, Feti veya Fethi kız olursa Fethiye veya Fetiye bırakırlar ve bu isimler Elazığ genelinde oldukça yaygın ve çoktur.

Harput’un manevi büyüklerinden Beyzâde Hacı Ali Rıza Efendi, Feth Ahmet’in hüviyeti hakkında ihvanı kiramiyle vaki olan keşifleri neticesinde elde edilen hal tercümesinde şöyle söyler:

“Sen bil ki Harput kasabası civarında medfun ve Fatih Ahmet namiyle meşhur olan zat, “Perevat” veya “Parbat” şehrinde Şeyhül Kainat ünvaniyle anılan “Aliyyürremeytani” nin (Ali Ramatani Hazretleri ) talebelerindendir. Kendisi “Belh” de doğmuş, ismi Ahmet, tarikatı “Hacegan”dır. Muhammed Hellacul-Belhi (k.s) vasıtasiyle Hazirati Azizan Hoca Alyiyürremeytani den intisap etmiş, onun ahbab ve yakınlarından on kişi de türbenin üst tarafındaki mezarlıkta medfundurlar. Kendisi sadat-ı kiramdan (Evlad-ı Resul) olup, sağ tarafından yaralanarak şehit düşmüş ve aynı yere defnedilmiştir. Mensup olduğu mezhep Hanefi mezhebi olup, 96 yaşına erişmiştir. Bazı ihvanlarla beraber yaptığımız keşifte böyle zahir (aşikar) olmuştur. Ben fakir Ali Beyzâde ki, Nakşibendî Tarikatının müceddidi Mevlâna Halid’e (Mevlana Halid-i Bağdadi Hazretleri) mensubum. Cenab-ı Hak onu af ve mağfiret etsin ”.

Paylaşın

Elazığ: Beyzade Efendi Türbesi

Beyzade Efendi Türbesi; Elazığ’ın Merkez İlçesi, Harput Mahallesi, Meteris Sokak üzerinde yer almaktadır. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ulaşım mümkündür.

Asıl adı Ali Rıza Efendidir. 1810 yılında Harput’ta dünyaya gelmiştir. 1877 yılında Osmanlı – Rus savaşına katılmıştır. Beyzade Hazretleri 1904 yılında vefat etmiştir.

Harput’un Meteris Mezarlğı denilen yukarı mezarlıkta defnedilmiş olan Beyzade Ali Rıza Efendi’ye vasiyeti nedeniyle türbe yapılmamıştır. Mezarlığın çevresi demir cağlarla çevrilerek aile kabristanı haline getirilmiştir.

Buradaki şahidelerinin tamamı yeşile bo­yanmış olup, üzerlerinde kitabeleri bulunmaktadır. Kabristanın iç kısmının tabanına son yıllarda mermer taşlardan oluşan özel bir düzenleme yapılmıştır.

Paylaşın