Meteoroloji’den Türkiye Geneli İçin Yağış Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi için yağış uyarısında bulundu. MGM, ayrıca, yağışın etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM, tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Ülkemiz genelinin parçalı ve çok bulutlu, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Batı Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu (Ardahan dışında) bölgeleri ile Çorum ve Amasya çevrelerinin yağmur ve sağanak, Akdeniz, Güney Ege ile Güneydoğu Anadolu’nun yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Hava sıcaklıklarının Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında 2 ila 4 derece artacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı, yurt genelinde genellikle mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin edilirken, Rüzgarın Karadeniz kıyıları ile Marmara’da kuzey ve batı, diğer yerlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği bekleniyor.

Kuvvetli yağış uyarısı

Yağışların; Antalya, Isparta, Aydın, Muğla, Tunceli, Muş, Bingöl çevreleri ile Diyarbakır’ın doğusunda yerel olarak kuvvetli olması beklendiğinden meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı (sel, su baskını, ulaşımda aksamalar, vb) dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara ve Ege Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilirken, Ege Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Aydın ve Muğla çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor.

Akdeniz ve İç Anadolu Bölgesi

Akdeniz Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve yer yer gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Antalya ve Isparta çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması beklenirken, İç Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Karadeniz Bölgesi

Batı Karadeniz’in parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin edilirken Orta ve Doğu Karadeniz’in ise, parçalı ve yer çok bulutlu, Çorum ve Amasya çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin (Ardahan dışında) aralıklı yağmur ve sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Tunceli, Bingöl ve Muş çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olması beklenirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yerel olmak üzere sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Diyarbakır’ın doğu kesimlerinde yerel olarak kuvvetli olması bekleniyor.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Cumhurbaşkanı Adaylığı’ Açıklaması

Cumhurbaşkanlığı adaylığına ilişkin önemli açıklamalarda bulunan DEVA Lideri Babacan, “Her partinin başkanı doğal bir başbakan adayı. Eğer öyle olmasa parti neden var. Birliktelik olmaması durumunda Cumhurbaşkanı adayıyım” ifadelerini kullandı.

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Osman Kavala için söylediği ‘Soros artığı’ sözlerinin ardından George Soros’la görüştüğü görsellerin ortaya çıkmasına ilişkin “Erdoğan’ın Soros’la en az iki üç defa yüz yüze görüşmüşlüğü var. Bir tanesinde ben de vardım hatırladığım kadarıyla. ‘Türkiye’ye yatırım yapın’ türü görüşmeler bunlar. O gün öyle, bugün böyle. Sayın Erdoğan’ın tutumunda bir tutarlılık aramayın” dedi.

İttifaklara da ilişkin değerlendirmede bulunan Babacan, “Şu anda bir arayışımız yok bizim. Ancak seçim atmosferine girildiğinde, seçim sayacı çalışmaya başladığında o günkü şartlara göre bir karar vereceğiz.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın ‘Ekonomi durumu çok kötü, size ihtiyaç var’ diyerek kendisine hükümette görev almasını teklif etmesi durumunda vereceği yanıtı çok net açıklayan Babacan,  “Asla. Sayın Erdoğan işin başında olduğu sürece, bu ülkenin ekonomisi düzelmez. Böyle bir şey mümkün değil ve olmaz. Ben değil, 10 tane Nobel ödüllü iktisatçı gelsin, onlar da yapamaz” dedi.

Halk TV’de ‘Liderler Özel Söyleşisi’ programına konuk olan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

DEVA Partisi’nin yayınladığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı videosu için Babacan, “Kucaklayıcı bir siyaset anlayışının çok önemli olduğunu vurgulamaya çalıştık. Birleştiren, buluşturan, farklılıkları zenginlik kabul edip, ülkenin meşru demokratik siyaset zemininde sorunlarına çözüm üretmesi ve yeni bir Türkiye’nin yarınlarının arayışı, böyle okumak mümkün” diye konuştu.

Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yaptığı Atatürk Kültür Merkezi açılış törenine çağrıldığını açıklayarak, “Kültür ve Turizm Bakanlığı beni davet etti. Ancak benim de bir başka programım vardı. Biz davet edildik ama katılamadık” dedi.

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup toplantısında izlettiği ‘linç videosu’ için, “Türkiye’de şu an siyasal şiddet var” dedi. Babacan, Erdoğan’ın videoyu izlettirmesini, “Zihin dünyalarında ne dolaşıyor bilmek çok zor. Ne olursa olsun bunlar hastalıklı yaklaşımlar” diye yorumladı.

Babacan, Erdoğan’ın geçmiş dönemde George Soros ile yaptığı görüşmeleri de tek tek anlattı. Erdoğan ile Soros’un defalarca görüştüğünü ve Erdoğan’ın Türkiye’ye yatırım talebinde bulunduğunu belirten Babacan, o görüşmeleri şöyle anlattı:

Sayın Erdoğan’ın Soros ile en az 2-3 defa yüz yüze görüşmüşlüğü var. En az bir tanesinde ben vardım. Yüz yüze konuştu, Türkiye’ye yatırım için davet ettiği, Türkiye’ye daha çok finansman getirmesiyle ilgili. Tema buydu. ‘Türkiye’ye yatırım yapın, Türkiye’de daha çok iş yapın’ türü görüşmeler bunlar. Bir yatırımcı ve iş insanı olarak, o dönemlerde pek çok uluslararası yatırımcıyla yapılan görüşme gibi Soros’la da görüşmeler oldu. En az bir tanesinde ben vardım.

“O gün işine öyle geliyordu, bugün işine böyle geliyor”

O gün öyle, bugün böyle. İktidarın ve Sayın Erdoğan’ın tutumunda bir tutarlılık aramayın. O gün işine öyle geliyordu, bugün işine böyle geliyor. Hesap soran falan da yok. Bu tutarsızlıkları hatırlatmadıktan sonra daha pervasız bir siyaset yapılabiliyor. Kitlelerin hafızası balık hafızasıdır. Bugün geçerli akçe hangisi, hangi söylem gider, bir hafta da olsa insanların dikkatini nereye çekebiliriz diye söyleyip geçiyor.

2002 yılında çekilen kendisinin de yer aldığı fotoğraf hakkında konuşan Babacan, “Hükümet kurulduktan sonra Kasım 2002’deki bir fotoğraf. Ben ekonomi bakanıydım. Rahmetli Kemal Unakıtan, Abdüllatif Şener ve Erdoğan vardı. O günlerde bu tür görüşmeleri çok yapıyorduk. Türkiye’nin yerli veya uluslararası sermaye ve yatırıma çok ihtiyacı vardı. Türkiye’ye sermaye getirecek kim var kim yoksa yoğun görüşmeler yapılıyordu. Bu görüşmeler Türkiye’de de yurt dışında da yapılıyordu” ifadelerini kullandı. Davos’taki görüşme içinse Babacan, “O görüşme trafiğinde böyle bir görüşme yapılmıştı. Benim olmadığım, fotoğraf karesi alınmayan görüşmeleri de oldu” dedi.

Osman Kavala’nın tutukluluğu hakkında konuşan Babacan, şunları söyledi; Osman Kavala ile ilgili konu gerçekten bir hukuk garabeti. Soruşturma safhasında gizli soruşturmayla yürüyen konular birden bire ortadan çıkıyor ama konu yargıya taşındığı anda dosyalara ulaşmak mümkün. Ulaşılan dosyalarda bizim arkadaşlarımızın gördüğü, delile dayanan bir suç unsuru yok. 3 ayrı konu var. Gezi olaylarıyla ilgili var ve oradan beraat etti. Beraat ettiği gün hiç kimsenin bilmediği dosyadan tutuklandı. Arkasından ‘Bu casusluk yapmış’ dendi. Böyle iddialar.

Açığa çıkan, bizim arkadaşlarımızın incelediği dosyaların hiçbirisinde bir suç unsuru yok. Bunu hem kendi Anayasa Mahkememiz hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de tespit etmiş durumda. ‘Burada suç unsuru taşıyan bir şey yok dolayısıyla derhal beraat edilmesi lazım’ diye. Burada bir şahsi inatlaşma var. Başka bir şey değil. Sayın Erdoğan, bir şekilde bu kişinin serbest bırakılmasını istemiyor. O istemediği için serbest bırakılmıyor. Bunun çok yönlü zararı var Türkiye’ye. Bu olay devam ettiği sürece ‘Türkiye bir hukuk devletidir’ diyemiyorsunuz.

Babacan, Kavala’nın tutukluluğuyla Erdoğan’ın tüm iş dünyasına mesaj verdiğini savundu. Babacan, bu konuda şöyle konuştu: Bir kişi üzerinden bütün iş dünyamıza, bütün düşünürlerimize, bütün sivil toplumumuza bir mesaj veriyor. ‘Bak kardeşim, benim canım sıkılırsa böyle insanı içeri attırırım, kim ne derse desin de çıkartmam’ mesajı veriyor.

Bir kişi üzerinden sisteme mesaj veriyor, bir bakıma korku salıyor. Bir tane görünür vaka herkeste o korku iklimini oluşturuyor. İş dünyası da ‘Biz en iyisi ayağımızı denk alalım, onu kızdıracak bir şey söylemeyelim’ diyor. Ekonomiyi mahvettiler. Siz yine de iş dünyasından güçlü bir ses duyabiliyor musunuz?

“Partinin lideri de iddialı bir liderse doğal bir cumhurbaşkanı adayıdır”

“Cumhurbaşkanlığına aday mısınız?” sorusunu yanıtlayan Babacan, şu cevabı verdi: Şu andaki sistem Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi. Her siyasi partinin genel başkanı doğal olarak bir cumhurbaşkanı adayı şu anda. İddialı bir siyasi partiyseniz, o siyasi partinin lideri de iddialı bir liderse doğal bir cumhurbaşkanı adayı.

Parlamenter sisteme geçildiğindeyse, parlamenter sistemde her partinin genel başkanı doğal bir başbakan adayı. Eğer öyle olmazsa parti niye var? Biz DEVA Partisi’ne oy verecek vatandaşlara sorsak, herhalde beni söyleyecekler. Bu işin tabiatı böyle.

Mevcut sistemde bir ittifak ve ortak cumhurbaşkanı adayı modeli var. 2018 seçimlerinde bunu en azından Cumhur İttifakı uyguladı. AKP ve MHP tek bir adayı gösterdi cumhurbaşkanlığına. Muhalefetteki partilerin her biri kendi adayıyla çıktı. Önümüzdeki seçimde partilerin kimisi tek tek, kimisi ittifak halinde girecektir.

Tek tek veya ittifak halinde girenler belki münferit, belki ortak aday çıkaracaktır. Dolayısıyla bütün bunların nihai kararı seçim atmosferiyle beraber alınır. Benim aday olma ihtimalim de tabi ki var. Hiçbir şey olmazsa, birliktelik olmazsa, ortak adaylık olmazsa, ittifak olmazsa ben doğal Cumhurbaşkanı adayıyım. Parlamenter sisteme geçildikten sonra eğer bir ittifak, eğer bir koalisyon olmazsa tabi ki ben başbakan adayıyım. Gayet doğal.

“Şu anda bir ittifak arayışımız yok bizim”

İttifak arayışı olup olmadığı sorusuna Babacan, şu yanıtı verdi: Şu anda bir arayışımız yok bizim. Ancak seçim atmosferine girildiğinde, seçim sayacı çalışmaya başladığında o günkü şartlara göre bir karar vereceğiz.

Münferit mi gireriz yoksa bugün var olan veya ileride şekillenebilecek bir ittifakın içinde mi oluruz o kararı biz o gün vereceğiz. Bugünden doğru görmüyoruz. İttifak aslında bir seçim ittifakı. Seçim bittikten sonra ittifak hukuki niteliğini kaybediyor. Şu anda hukuken Cumhur İttifakı diye de, Millet İttifakı diye de bir şey yok. Fiili durumu ise aslında biraz koalisyonlara benziyor. Bahçeli ‘bu işten çekiliyorum’ dese o anda biter. Daha önce yapmadığı iş değil.

6 partinin parlamenter sistemi görüşmelerine değinen Babacan, “Bir gündem oluşturuldu. O gündem maddeleri her hafta yapılan toplantılarda sırayla ilerliyor. Bugüne kadar ciddi bir sorun ortaya çıkmadı. Parlamenter sistem isteyen partilerin yaptıkları çalışmaların ortak tek bir çalışma haline gelmesi Türkiye için çok kıymetli” değerlendirmesi yaptı. Babacan, toplantılarda DEVA Partisi’nin önerisini şöyle açıkladı:

Bu 6’lı masa çalışmayı tamamlayınca hemen arkasından geçiş sürecini çalışmaya başlasın, biz bunu önerdik. Yol haritasını çalışmaya başlasın. Önerimize siyasi partiler olumlu bakıyor.

Biz arzu ederiz ki 6 siyasi parti bu geçiş süreci konusunda uzlaşsın. Eğer o geçiş süreci muğlak bırakılırsa, süresi belli olmazsa vatandaşlarımız destek vermek istemeyebilir. Genel başkanlarla yaptığım görüşmelerde bu önerimize aykırı bir cevap almadım. İlk hedef olarak parlamenter sistemle ilgili bir ortak metin çıkarmak.

Eğer parlamenter sistemle ilgili biraz daha detaylarda mutabakat sağlanırsa, bu mutabakat seçimden önce netleşirse, geçiş süreciyle alakalı da net bir tablo ortaya çıkarsa, biz parlamenter sistemle ilgili anayasa oylamasının 6 ay içinde yapılabileceğini düşünüyoruz.

DEVA Partisi olarak bizim tercihimiz seçimlerden önce mümkün olduğunca detaylı bir şekilde hem parlamenter sistem üzerinde mutabık kalmak hem de geçiş süreciyle ilgili mutabık kalmak. Seçimden sonra bu konularda müzakereye gerek kalmaması ve hemen uygulama başlaması.

Madem parlamenter sistem iyi bir şey acele edeceğiz. Niye ayağımızı sürüyelim ki? Madem iyi bir şey, madem hedefliyoruz, niye öyle 2-3 yıl bekliyoruz? Ne oluyor yani? O süre 2-3 yıl olursa bu ne demek? ‘Biz bu eski başkanlık sisteminin yetkilerini kullanalım güç elimize geçmişken, 2-3 sene sonra parlamenter sisteme geçeriz’ bu olmaz.

Madem başkanlık sistemi hızlı restorasyon için gerekli, o zaman hiç vazgeçmeyelim. O tutarlı bir yaklaşım değil. Burada çok hızlı bir şekilde parlamenter sisteme geçmek ve ülkenin sorunlarını bu sistem içerisinde çözmek gerekiyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, parlamenter sisteme geçiş sürecinde ‘bir başkan yardımcısının başbakan gibi çalışabileceği’ yönündeki görüşünü değerlendiren Babacan, şu ifadeleri kullandı:

Her partinin kendi çalışmaları ve tezleri olabilir bu konuda. Bu konular geçiş sürecinin konuları. Bu geçiş sürecinin konuları da partiler arasındaki ortak masada konuşulmalı. CHP’nin ve bizim başka bir teklifimiz olabilir. Eğer buradaki niyet, beraberce, ittifakla, bir ortaklıkla yönetmekse, o zaman o ittifakın ya da ortaklığın taraflarının bunda mutabık kalması lazım.

Eğer bir ittifak olacaksa o zaman ortaklık içerisinde olabilecek partilerin bunları oturup beraber konuşmaları lazım. Cumhurbaşkanı adayının veya adaylarının bu taahüde baştan girmesi ve siyasi taahhütlerle seçime girmek, vatandaşımız için net bir tablo oluşturacaktır. Aksi halde karışık, bilinmeyen, herkesin farklı farklı şeyler söylediği bir tablo olursa, vatandaşlarımız daha iyi bildiği ve anladığı bir seçeneği, belirsiz, muallak, ne olacağı belli olmayan bir tabloya göre tercih edebilir.

Sonra ‘Ne oldu da Sayın Erdoğan bu seçimi kazandı’ diye, nerede hata yaptı diye düşünülür. Bu seçim çok önemli. Bu ülke meselesi. Gençlerimizin, gelecek nesillerin, yarınların meselesi. Bizim dersimizi iyi çalışmamız lazım.

“Erdoğan işin başında olduğu sürece, bu ülkenin ekonomisi düzelmez”

Babacan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Ekonomi durumu çok kötü, size ihtiyaç var’ diyerek kendisine hükümette görev almasını teklif etmesi durumunda vereceği yanıtı çok net açıkladı. Babacan, “”Asla. Sayın Erdoğan işin başında olduğu sürece, bu ülkenin ekonomisi düzelmez. Böyle bir şey mümkün değil ve olmaz. Ben değil, 10 tane Nobel ödüllü iktisatçı gelsin, onlar da yapamaz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Can Kaybı 200’ün Üzerinde

Kovid 19’da son 24 saatte 23 bin 096 yeni vaka tespit edilirken, 203 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Sadece bugünkü vefat sayımız 203. Önlenmesi mümkün ölümler önlenmeli” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 344 bin 163 test yapılırken, 23 bin 096 yeni vaka tespit edildi. 203 kişi hayatını kaybederken, 28 bin 632 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“30 Ekim 2020 İzmir depremi hepimizi sarsmıştı. Depremde 117 insanımız can verdi. Bir anda yıkımlara yol açan bir afet! Kayıpları; hastalığa bağlı, süreci bilinen ölümlerle elbette bir tutulamaz. Ama unutmayın: Sadece bugünkü vefat sayımız 203. Önlenmesi mümkün ölümler önlenmeli”

Aşılamada son durum

Verilerde, aşılamada önde giden illere de yer verildi. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale,  Osmaniye, Eskişehir, Balıkesir, Edirne ve Zonguldak takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Diyarbakır, Siirt, Muş, Mardin, Bingöl, Bitlis, Ağrı ve Bayburt takip etti.

Paylaşın

G20 Zirvesi Roma’da Başladı

Dünyanın en büyük 20 ekonomisinin liderlerinin katıldığı ‘G20 Zirvesi’ İtalya’nın başkenti Roma’da başladı. Zirvede, Kovid 19 salgını, ekonomik toparlanma ve iklim değişikliğiyle mücadele başlıkları öne çıkmakta.

Haber Merkezi / Nuvola Kongre Merkezi’nde dünya liderlerini karşılayan İtalya Başbakanı Mario Draghi, zirveyi, yoksul ülkelere aşı ulaştırılması yönündeki çabaların iki katına çıkarılması gerektiği çağrısıyla açtı.

Draghi, zengin ülkelerde nüfusun yüzde 70’inin, yoksul ülkelerde ise nüfusun sadece yüzde 3’ünün aşı olduğunu vurgulayarak, ahlaki açıdan bunun kabul edilemeyeceğini söyledi. Draghi, işbirliği çağrısında bulunarak, sorunları aşmanın tek yolunun bu olduğunu belirtti.

Toplantıya katılan liderler, kabulün ardından toplu fotoğraf çektirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan fotoğraf çekilirken, Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron’un solunda, Bornayi Sultanı Hassan Bolkiah’ın ise sağında durdu.

Zirvenin, Pazartesi günü Glasgow’da başlayacak olan Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı COP26’nın öncesinde yapılıyor olması da ayrıca dikkat çekti.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres zirve öncesinde yaptığı açıklamada, “Dünyanın iklim felaketine karşı kaygılı olduğunu ve sorunun üstesinden gelmek için daha fazla eyleme ihtiyaç duyulduğunu, bununda ancak güçlü bir siyasi iradeyle mümkün olabileceğini” söyledi. Guterres, açıklamasında ayrıca, “Bu G20 zirvesinin en önemli amacı güveni yeniden tesis etmek olmalıdır” dedi.

İtalyan yetkililer, yaklaşık 5.300 güvenlik personelinin zirvenin yapıldığı bölgede sıkı güvenlik önlemleri aldığını duyurdu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Aday’ İddialarına Yanıt: Millet İttifakı Olarak Karar Vereceğiz

İş dünyasından tanınmış bir ismin cumhurbaşkanı adayı olacağı iddiaları hakkında açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Ben herkese aynı şeyi söylüyorum. Buna Millet İttifakı olarak karar vereceğiz. Ve henüz ve Sayın Meral Akşener ile olsun, görüştüğümüz diğer liderlerle olsun adayın kim olması gerektiği konusunda bir konuşmamız olmadı” dedi.

Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin yaptığı açıklamanın devamında, “Kimseye ‘Sen olmazsın’ ya da ‘Olamazsın’ demiyorum. Çünkü Millet İttifakı olarak belki de bir liderin önerisi o isimlerden birisi olabilir. O yüzden ben ‘olmaz’ deme hakkını tek başıma kendimde görmüyorum” ifadelerini kullandı.

Halk TV programcısı Emin Çapa, cumhurbaşkanlığı adayı için iş dünyasından tanınmış bir ismin CHP lideri Kılıçdaroğlu ile daha sonra da İYİ Parti lideri Meral Akşener ve Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ile görüştüğünü ve Millet İttifakı’ndan ‘yeşil ışık’ aldığını öne sürmüştü.

Konuya ilişkin Gazeteci Murat Yetkin‘e konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, söz konusu iddialara açıklık getirdi.

Kılıçdaroğlu, “Son günlerde iş dünyasından bazı isimlerin sizinle Millet İttifakının cumhurbaşkanlığı adaylığı için görüşme yaptığı ve olumlu izlenim aldıkları yolunda haberler çıkıyor. Adaylık için olumlu görüş verdiğiniz kimse var mı? Varsa kimdir?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Öyle bir şey yok. Doğrusu çok kişi geliyor. İş dünyasından, eski politikacılardan, bürokratlardan, başka kesimlerden… Rapor yazıp getirenler, özgeçmiş bırakanlar oluyor. Böyle bir beklenti var. Sanıyorum diğer liderlere de gidenler var. Ben herkese aynı şeyi söylüyorum. Buna Millet İttifakı olarak karar vereceğiz. Ve henüz ve Sayın Meral Akşener ile olsun, görüştüğümüz diğer liderlerle olsun adayın kim olması gerektiği konusunda bir konuşmamız olmadı.

Kimseye “Sen olmazsın” ya da “Olamazsın” demiyorum. Çünkü Millet İttifakı olarak belki de bir liderin önerisi o isimlerden birisi olabilir. O yüzden ben “olmaz” deme hakkını tek başıma kendimde görmüyorum. İkincisi, böyle bir negatif dil kullanmak benim doğama aykırı. Ama ben kimseye olumlu bir yanıt vermiş de değilim. Defalarca adayı birlikte belirleyeceğimizi söyledim, söylüyorum.

Paylaşın

Meteoroloji’den Kar Yağışı Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM), aralarında Erzurum, Erzincan, Muş, Bingöl, Tunceli ve Bitlis’in bulundu bir çok il için kar yağış uyarısında bulundu. MGM, kar yağışının etkili olacağı yerlerdeki vatandaşlara olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalı çağrısı da yaptı.

Haber Merkezi / MGM tarafından yapılan son değerlendirmelere göre: Yurdun doğu ve güney kesimlerinin yer yer çok bulutlu, Doğu Karadeniz’in doğusu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri ile Ege’nin güney, Akdeniz’in batı kıyıları ve Mersin, Adana çevrelerinin yağışlı, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Erzurum çevreleri ile Erzincan, Muş, Bingöl, Tunceli ve Bitlis’in yüksek kesimlerinde, Van’ın güney ve batısı, Hakkari’nin kuzeyinde karla karışık yağmur ve yer yer kar, diğer yerlerde yağmur ve sağanak şeklinde beklenen yağışların; Bingöl, Muş, Bitlis, Diyarbakır, Şırnak, Batman, Mardin ve Şanlıurfa çevrelerinde yerel kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Gece ve sabah saatlerinde Marmara’nın güneyi, İç Ege, İç Anadolu’nun kuzey ve doğusu ile Karadeniz’in iç kesimlerinde yer yer pus ve sis hadisesi bekleniyor.

Hava sıcaklıklarının kıyı kesimlerde mevsim normallerinin 1-3 derece üzerinde, diğer yerlerde mevsim normalleri civarında seyretmesi beklenmektedir. Rüzgarın ise genellikle iç ve doğu kesimlerde doğu ve güneydoğulu, diğer yerlerde kuzeydoğulu yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Marmara Denizi ve Marmara Bölgesi’nin batısı ile Çanakkale çevrelerinde kuvvetli(30-60 km/saat) esmesi bekleniyor.

Kar yağışı uyarısı

Yapılan son değerlendirmelere göre; sabah saatlerinden itibaren Güneydoğu Anadolu’da görülecek olan sağanak yağışların, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Siirt ve Bitlis çevreleri ile Adıyaman’ın doğu, Elazığ’ın güney ve doğu, Muş ve Bingöl’ün güney ve Mardin’in kuzey ilçelerinde yerel kuvvetli (30-60 kg/m2) olması beklendiğinden meydana gelebilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir.

Kuvvetli rüzgar uyarısı

Rüzgarın; Marmara Denizi ve Marmara Bölgesi’nin batısı ile Çanakkale çevrelerinde kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli (30-60 km/saat) esmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunmalıdır.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

Marmara Bölgesi

Marmara Bölgesi’nin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın, Marmara Denizi ile bölgenin batısı ve Çanakkale çevrelerinde kuzey ve kuzeydoğu yönlerden kuvvetli (30-60 km/saat) esmesi bekleniyor. Bu sabah ve gece saatlerinde bölgenin güneyinde yer yer pus ve sis bekleniyor.

Ege ve Akdeniz Bölgesi

Ege Bölgesi’nin parçalı, yer yer çok bulutlu, zamanla Muğla ve Aydın ile İzmir’in güney çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde yer yer pus ve sis beklenirken, Akdeniz Bölgesi’nin parçalı, yer yer çok bulutlu, batı kıyıları ile Mersin, Adana ve Kahramanmaraş çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

İç Anadolu ve Karadeniz Bölgesi

İç Anadolu Bölgesi’nin z bulutlu, doğusunun parçalı ve çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde kuzey ve doğu kesimlerinde yer yer pus ve sis beklenirken, Batı Karadeniz’in parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Bu sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde yer yer pus ve sis bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz’in ise, parçalı ve çok bulutlu, Bayburt ve Artvin’in iç kesimlerinin yağmur ve karla karışık yağmurlu yükseklerinin yer yer kar yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi

Doğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Erzurum çevreleri ile Erzincan, Muş, Bingöl, Tunceli ve Bitlis’in yüksek kesimleri, Van’ın güney ve batısı, Hakkari’nin kuzeyinde karla karışık yağmur ve kar, diğer yerlerde yağmur ve sağanak şeklinde beklenen yağışların; Bingöl, Muş, Bitlis, Şırnak çevreleri ile Elazığ’ın güney ve doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olacağı tahmin edilirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin parçalı ve çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların Diyarbakır, Siirt, Batman, Mardin ve Şanlıurfa çevreleri ile Adıyaman’ın doğu ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Bakan Koca’dan Uyarı

Kovid 19’da son 24 saatte 24 bin 409 yeni vaka tespit edilirken, 209 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Gebelerde aşılanma oranı maalesef oldukça çok düşük. Bebekler doğmalı, anneler yaşamalı” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 351 bin 373 test yapılırken, 24 bin 409 yeni vaka tespit edildi. 209 kişi hayatını kaybederken, 30 bin 846 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“Gebe ölümleri, 2020’de salgın öncesi yıla göre %52 artmıştı. Bu yılsa geçen yıla oranla %50 daha fazla anne adayını Covid-19 sebebiyle kaybettik. Kaybettiğimiz gebelerin %99’u aşısızdı. Gebelerde aşılanma oranı maalesef oldukça çok düşük. Bebekler doğmalı, anneler yaşamalı”

Bakanlığın açıkladığı 28 Ekim Perşembe gününün verilerine göre, 25 bin 528 vaka tespit edilirken 229 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 354 bin 580 test yapılmış ve 27 bin 651 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İktidara Muğla’dan Yüklendi

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Muğla Büyükşehir Belediyesi Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni ile Muhtarlar, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri buluşmasına katıldı. CHP Lideri Kılıçdaroğlu her iki etkinlikte de yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri buluşmasında yaptığı konuşmada, ”Eğer bir bankanın yönetim kurulu üyeliğine bir güreşçiyi atarsanız ne olur? Bu şuna benzer: ben üniversiteyi bitirdim, iyi de okudun gel bu apandisit ameliyatını yap. Liyakat budur; işi ehline teslim etmek. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri budur” ifadelerini kullandı.

Muğla Büyükşehir Belediyesi Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’nde konuşmada ise Kılıçdaroğlu, ”Terörle mücadele edilecekse bu ülkenin askerleri yapacak. Yabancı askerler değil. Diyorlar ki evet de. Demeyeceğiz. Bu ülkenin topraklarına yabancı askerlerin postalları değmeyecek” dedi.

Kılıçdaroğlu, Muhtarlar, STK Temsilcileri ve Kanaat Önderleri buluşmasında yaptığı açıklamalardan satırbaşları şöyle;

”CHP halkın partisi olma konusunda önemli adımlar attı. Bir siyasi parti ben devletim diyorsa orada demokrasi yoktur. Gelip de devletin bütün kurumları partili yapacağım derse, devlet geriye gider. Liyakat diye bir kavram var. İşi ehline vereceksin. Bu bizim inancımızın da gereğidir.

Eğer bir bankanın yönetim kurulu üyeliğine bir güreşçiyi atarsanız ne olur? Bu şuna benzer: ben üniversiteyi bitirdim, iyi de okudun gel bu apandisit ameliyatını yap. Liyakat budur; işi ehline teslim etmek. Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri budur.

İşi ehline vermezsiniz, devlette çürüme yaşarsınız. Çürümeden çıkmanın yolu işinin ehline teslim etmektir. Kilolarca uyuşturucu geliyor, Derince Limanı’na. Yakalanıyor, kim sorumlusu, belli değil. Bir tek savcı cesaret edip dava açamıyor. Ama fırından biri ekmek çalsın, 50 polis yakalar savcıya götürür.

Zindaşti’yi yakaladılar. Bir gün sonra bir savcı çıktı, serbest bıraktı adam kaçtı gitti. Bir savcı kendi isteğiyle bırakır mı? Bunun ana omurgası, çürüyen siyasettir.

“Vergilerin büyük kısmı Londra’daki bir tefeciye gidecek”

Devleti yönetirken iktidar vatandaştan vergi toplar. Vergisiz tek bir alan var soluduğumuz hava. Musluğu açtığında vergi var. Elektrik düğmesine bastığınızda 5 çeşit vergi ödüyorsunuz. Soru: Benim vergimi nerede kullanıyorsun sen? Neden yoksulluk var? Bu soruların sorulması lazım.

Kaynaklar sınırlıdır ama ihtiyaçlar sınırsızdır. Ne olması lazım: Sınırlı kaynaklarla, sınırsız ihtiyaçlar arasında denge kurmanız lazım. Bunu nerede kurarız, bütçede. Bütçe görüşmeleri yapılıyor. Vergilerin büyük kısmı Londra’daki bir tefeciye gidecek.

Cumhuriyetin 100. yılını bitirmek üzereyiz. Yüz yıl devirdik. Önümüzdeki yüz yıl ne yapacağız? Osmanlı sanayi devrini kaçırdığı için battı. Türkiye böyle bir süreci kaçırırsa o da batacak. Gençler diyorlar ki ben gidiyorum yurt dışına. İyi de memleketi kim büyütecek? En iyi yetişen çocuklarımızı batılılar kaparsa biz nasıl büyüyeceğiz.

İktidarı eleştiriyorum doğru. Ama tavsiyede de bulunuyorum. Kara kış fonunu önerdik. Fransızı, Almanı kuruyor, sen de kursana kardeşim.

Fakirin faturasını bari düşük tut. Bu da olmaz. Niye olmaz? Bütün hizmeti 5’li çeteye yapacaksa ben isyan etmeyip de kim isyan etsin. Çözülmesi lazım bunun. Bu nedenle hepimizin sorumluluğu var. Muhtarlık kurumuna hiç önem verilmedi. Tarihi bir önemi var muhtarlığın. Muhtarları toplarlar, aslansınız kaplansınız dersiniz. O kadar.

Muhtarlarla toplantı yaparken dedim ki, her muhtara bir yardımcı vereceğim. Sonra kıyameti kopardılar. Allah akıl fikir versin. Bizim belediylerimiz muhtarların yanına bir kişiyi veriyor, ama bu doğru değil. Böyle olursa muhtar belediye başkanını eleştiremez. Kamu tahsis etmeli oraya. İsraf yolsuzluk almış başını gidiyor. Türkiye’yi buradan çıkarmamız lazım.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Muğla Büyükşehir Belediyesi Toplu Açılış ve Temel Atma Töreni’nde ise özetle şunları söyledi;

”Yoksul mahallelere pozitif ayrımcılık yapacaksınız. Kreş yapacaksınız. Bir kara kış hepimizi bekliyor. Kara kış için hükümete bir çağrıda bulundum. Vatandaş faturalarını ödeyemeyecek. Hükümete çağrı yaptım: Her şeyden önce bir kara kış fonu kurun. Dünya kadar fonunuz var. Vatandaş en azından bu kışı rahat geçirsin. Bu onların oylarını arttırabilir. Umrumda değil.

“Bana yönelik tehdiler var, hiç umrumda değil”

Muhalefet partisi olarak şunu demek istemiyorum: Batsınlar, vatandaş da oy vermekten vazgeçsin. Böyle bir kolaycılığı kabul etmedim. Cumhuriyetin 98. yıldönümü, hepimize kutlu olsun. Cumhuriyetin ikinci yüz yılına hazırlanacağız. Geçen bir yüzyılda darbeler oldu, gencecek fidanlar, başbakanlar idam edildi. Biz ikinci yüz yıla güçlü bir demokrasi ile girmek istiyoruz.

İkinci yüz yıla kadın erkek eşitliği ile girmek istiyoruz. Gençlerimiz işsiz kalmasın, Türkiye’nin itibari olsun, hiçbir ülkenin devlet başkanı bu ülkenin devlet başkanına ‘aptal olma’ dememeli, bunu istiyoruz. Bana yönelik tehdiler var, hiç umrumda değil.

Bize diyorlar ki sizin dostların kim? Bizim dostlarımız, esnaflar, gençler, çiftçiler… Bütün dostlarıma diyorum ki yarın sandık gelecek, sandığa gideceksiniz. Feriştahları gelse beni yolumdan döndüremezler. Bugün sarayda oturan kişinin büyük sıkıntılar var, biliyorum az kaldı. Çok yakında yolcu edeceğiz.”

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Can Kaybında Korkutan Artış

Kovid 19’da son 24 saatte 25 bin 528 yeni vaka tespit edilirken, 229 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Aşının riski azalttığını biliyoruz. Aşınızı bir an önce yaptırın. Size değer verenler adına, lütfen” dedi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 354 bin 580 test yapılırken, 25 bin 528 yeni vaka tespit edildi. 229 kişi hayatını kaybederken, 27 bin 651 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan açıklama

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı;

“25.528 test pozitif çıktı. Hastalığı ağır geçirenlerden 229 kişi hayatını kaybetti. İkinci doz aşı oranı %75’in altında olan 42 ilimizde aşılanma düşük hızla ilerliyor. Aşının riski azalttığını biliyoruz. Aşınızı bir an önce yaptırın. Size değer verenler adına, lütfen”

Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı 27 Ekim Çarşamba gününe ait verilere göre, 26 bin 896 vaka tespit edilmiş ve 210 kişi hayatını kaybetmişti. Dün, 355 bin 947 test yapılmış ve 30 bin 542 kişi sağlığına kavuşmuştu.

Paylaşın

HDP’li Günay: İktidarın Ezberini Bozduk

HDP Sözcüsü Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, “HDP olarak yürüttüğümüz doğru siyaset, iktidarın ezberini bozuyor, kurdukları oyunları bertaraf ediyor. Öfke nöbetlerine kapılıyorlar. Bu yüzden sabah akşam partimize saldırıyorlar” dedi.

Haber Merkezi / Günay, TBMM’de kabul edilen Irak ve Suriye tezkeresine ilişkinde, “26 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda Suriye’de ve Irak’ta askeri operasyonların 2 yıl daha uzatılmasını öngören tezkere AKP-MHP çoğunluğunun oyları ve İYİ Parti’nin de desteğiyle ne yazık ki kabul edildi. Suriye-Irak Tezkeresi, AKP-MHP savaş koalisyonunun son tezkeresi olacak” ifadelerini kullandı.

HDP Sözcüsü Günay, tezkereye hayır diyen muhalefet partilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede ise, “Türkiye İşçi Partili ile Saadet Partili vekillerinin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi grubunun kendi öncelikleri ve hassasiyetleri çerçevesinde bu tezkereye hayır oyu kullanmalarını önemli, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok kıymetli buluyoruz. İtiraz edilen, karşı çıkılan sadece AKP’nin savaş politikaları değil, savaşla muhalefeti teslim alma anlayışıdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcü Ebru Günay, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tezkere ve sonrasında yürüyen tartışmalara değinen Günay şunları söyledi:

“Bildiğiniz gibi yarın Cumhuriyetin 99’uncu kuruluş yıl dönümü. Ne yazık ki tekçi anlayış ve bu anlayış üzerinden şekillenen inkâr ve imha siyaseti Cumhuriyet için de büyük bir tehlike haline gelmiştir.

Halk iradesinin tanınmadığı, belediyelere, üniversitelere, kurumlara kayyım atandığı, halkın vekillerinin cezaevlerine doldurulduğu, muhalefetin zapturapt altına alındığı, gazetecilerin, aydınların şiddet ve zorla sindirilmeye çalışıldığı rejimin adı Cumhuriyet değil, faşizmdir.

“Demokratik bir Cumhuriyet kurmayı amaçlıyoruz”

Bugün, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dedikleri ucube sistem rejim değişikliğinin en somut göstergesidir. Biz HDP olarak bütün kimliklerin ve farklılıkların özgürce, bir arada, eşit ve ortak bir şekilde yaşadıkları demokratik bir Cumhuriyet kurmayı amaçlıyoruz.

Cumhuriyet demokratikleşmezse, 100’üncü yılında Cumhuriyet’ten geriye bir şey kalmaz. Bu tarihi tespiti ve uyarıyı ilgili bütün taraflara yaparak, geçmişte yaptıkları hatalardan ders çıkarmalarını umuyoruz. Ya Cumhuriyet demokratikleşecek ve güçlenerek varlığını sürdürecek ya da tekleşerek başka ucube ve faşizan sistemlere evrilecek. Cumhuriyeti yaşatmayı amaçlayan herkesin bugün yaşananlardan dersler çıkarmasını umut ediyoruz.

“Kobani zaferini selamlıyoruz”

Değerli arkadaşlar, iki gün sonra 1 Kasım Dünya Kobanî ile Dayanışma Günü ve 2 Kasım Dünya Rojava ile Dayanışma Günü’nü karşılayacağız. Kobanî başta olmak üzere Kuzey Doğu Suriye halklarının IŞİD barbarlığına karşı kazandığı zaferi bir kez daha selamlıyoruz.

IŞİD’e karşı kazanılan zafer sadece Kürt halkının, bölge halklarının zaferi değil, insanlığın bu barbarlığa karşı kazandığı bir zaferdir. IŞİD eliyle palazlandırılan bu saldırganlık ve barbarlık Kürtleri hedef alsa da esas olarak insanlık değerlerini, onurunu hedef aldı. İnsanlığın görüp görebileceği en vahşi yöntemleri 21’inci yüzyılda uyguladı.

Bu vesileyle IŞİD zihniyetini sürdürmeye yönelik yürütülen politikaları, IŞİD’e verilen açık desteği, bugün aynı şekilde yürütülen düşmanlığı da unutmuş değiliz. IŞİD dün başaramadı, onun yarım bıraktığı işi tamamlamaya heves edenler de başaramayacak. IŞİD ile hayal ortaklığı kuranların, düşünce birliği sağlayanların, eylem ittifakında olanların akıbeti de IŞİD’in akıbetinden farklı olmayacak.

IŞİD ile sınır ticareti Kürtlere düşmanlık

Tam da böylesi bir dönemde geçmişten hiç ders almayan AKP-MHP iktidarı Kuzey Doğu Suriye halklarını yeniden hedef almaya, Kürtlere karşı düşmanlık politikalarını derinleştirmeye başladı. Gün geçtikçe güç kaybeden, toplumsal desteğini yitiren iktidar yeni savaş oyunlarıyla ömrünü uzatmaya çalışıyor. Yıllarca IŞİD ile sınır komşuluğu yapmaktan bir kez bile rahatsız olmayan, hatta IŞİD ile sınır ticareti yapan, kapıları açan, TIR’lar dolusu silah gönderen iktidar Kürtler söz konusu olunca her gün tehditlerde bulunuyor.

Bu tezkere iktidarın son tezkeresi olacak

26 Ekim’de Meclis Genel Kurulu’nda Suriye’de ve Irak’ta askeri operasyonların 2 yıl daha uzatılmasını öngören tezkere AKP-MHP çoğunluğunun oyları ve İYİ Parti’nin de desteğiyle ne yazık ki kabul edildi. Suriye-Irak Tezkeresi, AKP-MHP savaş koalisyonunun son tezkeresi olacak. Bu tezkereye evet oyu verenler kendilerini siyasi ve hukuki açıdan büyük bir sorumluluk altına sokarken, 83 milyonluk Türkiye’yi de daha büyük tehlikelerle ve travmalarla karşı karşıya bırakacak.

Geçen yıl kabul edilen tezkerenin hemen sonrasında İdlip’te tek bir hava bombardımanı sonucunda 34 askerin cenazesinin memleketlerine nasıl gönderildiği ve buna karşı AKP-MHP savaş blokunun İdlip’teki saldırı karşısında nasıl çaresiz kaldığını hepimiz hatırlıyoruz. Kürt köylerinin bombalanarak kadın, çocuk demeden sivillerin katledilmesini unutmadık. Demografyanın değiştirilmesinden, bölge halkının mülklerinin yağmalanmasına kadar sayısız savaş suçunun çetelerin desteğiyle sistematik biçimde yürütüldüğünü de unutmadık.

İdlip’ten, Serêkaniyê’ye kadar AKP-MHP Savaş Koalisyonunun köktenci çetelerle birlikte yürüttükleri işgal operasyonları, Suriye’deki siyasi çözüm arayışlarını baltalarken, bölgesel istikrarı tehlikeye atıyor, bölge halklarına kan, gözyaşı dayatıyor. Milyonlarca insanın yeniden mültecileştirilmesi ve bunun da kirli politikalara alet edilmesi tehlikesini doğuruyor. Bu savaş iklimi Türkiye’de de demokratik ilkeleri, normalleşme süreçlerini baltalıyor. Saray’ın baskıcı müdahaleleri altında ülkenin çoğulcu gerçekliğini erozyona uğratarak, halklar arası düşmanlığı körüklüyor.

“Savaş politikaları ülkeyi uçuruma sürükledi”

Bütün bu nedenlerle tarihsel sorumluluğumuz, çözüm ve barışa duyduğumuz inançtan dolayı bir kez daha savaş politikalarına hayır dedik. Biliyoruz ki bu savaş Türkiye halklarının savaşı değil, mesele Türkiye’nin güvenliği, istikrarı, geleceği, bekası değil. Eğer öyle olsaydı sadece son 5 yılda AKP’nin büyük acılara, derin yıkımlara neden olan savaş politikaları ve operasyonları ülkeye istikrar getirirdi. Ama bugün Türkiye 2015 öncesine göre daha büyük bir yıkım, derin bir yoksulluk, daha tehlikeli bir kamplaşma ile karşı karşıyadır.

İşte bu AKP’nin ülkeye dayattığı savaş politikalarının sonucudur. Bu nedenle başından beri dedik ki mesele AKP’nin savaşla, kaosla, düşmanlık ve kutuplaştırma politikalarıyla ömrünü uzatma oyunudur. Ülkeyi yoksulluğa, krizlere, çöküşe sürükleyen iktidarın, kaybettikçe bu halkın evlatlarının canı ve yaşamı üzerinden ömrünü uzatma çabasıdır. Meclis’e sunulan tezkerenin esası da, içeriği de budur. Bu nedenle hem Türkiye halklarını bu oyun karşısında uyardık hem de demokratik kesimlere ve muhalefete iktidarın bu kirli politikalarına alet olmamaları konusunda çağrıda bulunduk.

Kimi muhalif partilerin bütün bu tespitlerimizi paylaştıktan ve sergilenen oyuna dikkat çektikten sonra tezkereye evet oyu vermiş olmaları kendileri açısından hazin bir sonuç, bir ibret vesikasıdır. Ne tarih ne Türkiye halkları bu siyasi riyakârlığı asla unutmayacak.

Muhalefet savaşla kendisinin teslim alınmasına itiraz etti

Türkiye İşçi Partili ile Saadet Partili vekillerinin yanı sıra Cumhuriyet Halk Partisi grubunun kendi öncelikleri ve hassasiyetleri çerçevesinde bu tezkereye hayır oyu kullanmalarını önemli, Türkiye’nin demokratik geleceği açısından çok kıymetli buluyoruz. İtiraz edilen, karşı çıkılan sadece AKP’nin savaş politikaları değil, savaşla muhalefeti teslim alma anlayışıdır.

Aklı ve vicdanı olan hiç kimse, Türkiye’nin bugünkü koşulları açısından bu oyuna ortak olmaz, olamazdı. Kendisini bu oyunun bir parçası haline getirenler de iktidarla aynı akıbeti yaşamaktan kurtulamayacaktır. AKP-MHP koalisyonuna müdahil olan vekiller evet oyu verirken ülke çıkarları için değil, Saray’ın militarist ve şovenist çıkarlarına ortak olmak için evet dediler. Kendi ikballeri uğruna ülkenin ikbalini ve geleceğini hiçe saydılar. Halkımız bütün bu olup biteni görüyor. Bu dönemde alınan tüm taktiksel ve stratejik kararların toplum nezdindeki karşılığı sandığa da yansıyacak halkımız onlara gereken cevabı verecektir.

26 Ekim önemli bir dönüm noktasıdır. Türkiye’de geleceğini savaşta, ölümde, kan ve gözyaşında gören ile buna itiraz ederek, barış, birlikte yaşam anlayışını savunanlar arasında keskin bir mücadele yaşanıyor. Bizim yerimiz bellidir, biz dün de bugün de bundan sonra da barışı savunmaya devam edeceğiz. Savaşla sorunların çözülmediğini 40 yıllık deneyim hepimize gösterdi. Bunu görmek için derin siyasi birikime de gerek yok. Bugün yaşadıklarımız bile sonuç çıkarmak için kafidir. Saray rejiminin ve bu rejimle ikbal peşinde koşanların kişisel ihtirasları ve düşmanlıkları yüzünden Türkiye dış politikasının tepetaklak olduğu bir dönemde AKP-MHP savaş koalisyonu tezkere oylamasını geçirmiş olsa da, derin bir yara aldı.

İktidarın savaş politikalarına koşulsuz ve şartsız destek vermek, onu Türkiye halklarına karşı korkunç suçlar işlemesi konusunda cesaretlendiriyor. Bunu Haziran 2015 seçimlerinden sonra yaşanan sayısız katliamda gördük. O dönemden bu yana AKP-MHP savaş ekonomisi ve yarattıkları ucube Saray rejimi, ülkemizde muhalefet dahil her şeyin yeniden dizayn edilmesini hedeflemektedir.

TBMM’de muhalefetin tutumu, tüm farklılıklarıyla birlikte, sonuçtan bağımsız olarak AKP-MHP savaş koalisyonuna karşı önemli bir cevap olmuştur, topluma umut vermiştir. Önümüzdeki dönem ezber bozan, klasik reflekslerden kaçınan ve iktidarın tuzaklarına düşmeyen bir muhalefet bloğunun kurulması konusunda HDP olarak sorumluluk almaya hazırız. “Muhalefet bloğunu” derken tek çatı altında toplanan bir siyasi oluşumdan değil, farklı muhalif kesimlerin bu ucube rejime karşı asgari müştereklerde hareket etmesini kast ediyoruz. Bu aynı zamanda yüzüncü yılında Cumhuriyeti demokratikleştirme sorumluluğunu da hepimizin omuzlarına yüklemektedir.

AKP-MHP ittifakının Kürtlere düşmanca yaklaştığı artık bir sır değil. Binlerce Kürt siyasetçi tutuklu. Nedeni Kürt sorununun çözümünü istemeleridir. Nedeni anadilinde eğitim talep etmeleri; nedeni yerel demokrasinin güçlenmesini istemeleridir. İktidarın çarpıttığı, kimi şovenist çevrelerin iddia ettiği gibi Türkiye’de bölücülük yapmak için değil aksine yerel demokrasi içinde Türkiye’nin tam demokratikleşmesinin ve birliğinin pekişmesini istiyorlar.

“İktidarın ezberini bozduk”

HDP olarak yürüttüğümüz doğru siyaset, iktidarın ezberini bozuyor, kurdukları oyunları bertaraf ediyor. Öfke nöbetlerine kapılıyorlar. Bu yüzden sabah akşam partimize saldırıyorlar. Bunlar artık iyice şirazeden çıktılar. İktidarın küçük ortağı çıkmış tekrar sağa sola talimat yağdırıyor. Partimizin kapatılması için talimat üzerine talimat veriyor. Önce Saray bu talimata biat etti. Saray’da iddianame hazırlandı, yargı harekete geçti ve kapatma davası açıldı. Şimdi o davayı görecek Anayasa Mahkemesi’ni her gün hedef alıyorlar.

Küçük ortak bir kez daha “Anayasa Mahkemesi’nin kapısına kilit vurula” diye buyurdu! Anladık Anayasa’yı rafa kaldırdınız, katıksız bir faşizan zihniyete sahipsiniz, demokrasinin, hak ve hukukun kırıntısına bile tahammülünüz yok. Bütün kurumları iktidarınızın arpalığına dönüştürdünüz. SADAT’ı paralel orduya, TÜGVA’yı paralel devlete dönüştürdünüz. Zaten hükmü kalmamış AYM ve diğer kurumların da kapısına kilit vurmak istiyorsunuz. Biz bu yaptıklarınıza faşizm deyince de zorunuza gidiyor. Peki faşizm demeyelim de ne diyelim? Aslında bizim bir şey dememize gerek kalmadı, kurdukları rejimin katıksız bir faşizm olduğunu her sözlerinde itiraf ediyorlar.

Bu zihniyet önüne geleni, kendisi gibi düşünmeyeni, Saray’a biat etmeyeni, ülkenin yangın yerine sürüklenmesine gönlü razı olmayanları, çürümeye karşı çıkanları, açız diye isyan edenleri ihanetle, teröristlikle suçluyor. Kavala’ya “Sorosçu”, Demirtaş’a, partimize, milyonlarca insana “terörist” diyecek kadar hadsizleştiler. Öğrencisi, çiftçisi, emekçisi, esnafı, kadını, genci, yazarı, gazetecisi, bunların gözünde terörist! Üstelik bütün dünya bunların IŞİD’e verdiği desteği konuşuyorken, bu destek yüzünden gri listeye alınmışlarken.

Saray’ın kadısı mı oldunuz ne hadle yargıya talimat veriyorsunuz?

Ey hak hukuk bilmez, ülkeyi orman kanunlarıyla yönetmek isteyen hukuk düşmanları siz kim oluyorsunuz da insanları terörist olmakla suçluyorsunuz? Bütün ülkeyi teröristlikle suçlarken haddinizi bileceksiniz. Saray’ın kadısı mı oldunuz, şeyhülislamlığa mı soyundunuz?

Siz ne hakla ve hadle yargıya talimat veriyorsunuz? Sonra da hukuk hatırlatanlarla da gerginlik yaratıp bundan nemalanmaya çalışıyorsunuz. Geçti o dönemler. Hukuk cambazlığınız da, hukuk cellatlığınız da sizi kurtarmaya yetmeyecek. Savaş tamtamlarınız da sizi kurtaramayacak. Gidicisiniz ve gidici olduğunuzu bildiğiniz için de her gün daha fazla şirazeden çıkıyorsunuz, her gün daha büyük bir öfke nöbetine kapılıyorsunuz.

Küçük ortaktan talimat alan Erdoğan, kendi savaş oyunlarına destek vermeyenleri de bizim üzerimizden hedef alıyor. Sayın Erdoğan bizim siyasi anlayışımızda tehdit, şantaj, savaşla ve açlıkla halkı terbiye etme yok. O sizin siyasi anlayışınız. Bizi kendinizle asla karıştırmayın. Bu yüzden bütün imkanlarınıza rağmen siyaseten bizimle baş edemiyorsunuz. Talimatla siyasi ilişki arıyorsanız, kendi ortaklarınızla aranızdaki ilişkiye bakacaksınız.

Bizim kendi ittifaklarımız dışında kimse ile bir ortaklığımız da yok aramızda sizinki gibi düzeysiz bir ilişki de yok. Bakın biz söylemiyoruz; bu ülkede 0.1 oranında oy alan gizli ortaklarınız çıkıp “Erdoğan bizim çizgimize geldi, Türkiye’yi biz yönetiyoruz” diyor. Bahçeli’nin bir dediğini iki etmeyen sensin. Onların gönlünü hoş etmek için dün ak dediğine bugün kara diyorsun. Neredeyse kendini inkar edeceksin. Bütün Türkiye’ye vesayet dayatırken, koltuğunu korumak için Perinçek’in, Bahçeli’nin vesayetine girdin. Ne diyelim Allah hepinizi ıslah etsin.

Bütçe görüşmeleri Plan Bütçe Komisyonu’nda başladı. Saray’ın yandaşa ve savaşa kaynak aktaran bütçesine karşı hazırladığımız halkın bütçesini detaylarıyla paylaştık. Bütçenin, halkın bütçesi, kadınların, gençlerin bütçesi olması için çaba gösteriyoruz. Halkın, gençlerin, emekçilerin bütçesini savunmaya devam edeceğiz. Bu süreci sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.

Paylaşın